Jordan Peterson : Yeni neslin hiç sahip olmadığı baba figürü

Toronto Üniversitesi Psikoloji Profesörü Jordan Peterson ilk olarak Kasım 2016’da görece önemsiz görünen bir yasa tasarısına muhalefeti ile gündeme geldi. Kendilerini herhangi bir cinsiyete ait görmeyen transeksüellerin, karşılarındaki kişiden kendilerine cinsiyet nötr zamirlerle hitap etmelerini talep etmelerini sağlayan ve karşılarındaki kişi bunu reddederse yasal yaptırımlar öngören bu yasaya muhalefeti ile  Social Justice Warrior‘ler (SJW) tarafından transfobik ve gerikafalı ilan edilse de, kafası biraz çalışan büyük bir kitleye asıl derdinin ifade özgürlüğü olduğunu anlatmayı başardı. Daha da önemlisi 1 yıldan kısa bir sürede internette yüzbinlerce takipçisi olan önemli bir figür haline geldi.

Peterson’un takipçilerinin 90%si erkek. Peterson popülaritesini, genç erkeklerin hiç duymadıkları, ama eksikliğini derinden hissettikleri bir mesajı olmasına bağlıyor. Zira Peterson’u asıl meşhur eden Bill C-16 olsa da, internette en çok paylaşılan videoları genelde daha önceki yıllarda kayda aldığı ders kayıtlarından. Peterson’u erkekler arasında bu kadar meşhur eden şey, erkeklerin babalarından duymaları gereken ama artık hiç duymadıkları mesajları veriyor olması.

Peterson insanlara geçmişleri ile hesaplaşmaları, hayatlarının akışını ellerine almaları, bir sorumluluk almaları ve geleceklerini planlamalarını öğütlüyor. Bunlar kaba hatları ile hiç duyulmamış şeyler değil ama Peterson bu mesajları hem çok iyi detaylandırıyor, hem de mitolojik ve dini hikayelerle aralarındaki ilişkiyi çok iyi kuruyor. Tam bir Carl Jung takipçisi olan Peterson, insanların tam bir birey olmalarının kendi karanlık tarafları ile de temasa geçmeleri ile (Jung’un shadow kavramı) mümkün olabileceğini de anlatıyor.

Aşağıda, Jordan Peterson’un temel mesajını kısaca özetlediği bir video var.

 

Peterson’ın mesajını kabaca özetlersek :

“Hayat ızdırap dolu. Bu bir gerçek. Peki bu gerçek tartışmasız iken yapılabilecek en doğru şey nedir? Hayat ne yaparsak yapalım, ızdırap dolu deyip koyvermek mi? Hayır zira bu yöntemin tek sağlayacağı, eninde sonunda hayatı gereğinden çok daha fazla ızdırap ile doldurmak. Yapılması gereken doğru şey, hayatı gereksiz tüm ızdıraplardan mümkün olduğunca arındırmak. Bunun için ise sorumluluk almak, hayatı sürekli sizi yutmaya çalışan kaosa kaptırmamak için bilinçli bir çaba göstermek.

Bir planınız yoksa bile en iyi başlangıç, önce yanlıştan uzaklaşmak. Tamamen sizin kendi tasfirinizle yanlıştan. Doğru ve iyi olanı tasfir etmek zor olsa da hemen herkes yanlış olanı tasfir edebilir. Bunun için sizin kendi düşüncelerinizle ;

  • yanlış / kötü olduğunu bildiğiniz halde yaptığınız şeyleri teker teker bırakın (sigara, porno, alkol, yan gelip yatmak, fazla internet, vs.)
  • doğru / iyi olduğunu bildiğiniz halde yapmadığınız şeyleri yapmaya başlayın (spor yapmak, daha düzenli çalışmak, odanızı toplamak, vs.)

Bunları yaparken de kendinize, her istediğinizi yaptırabileceğiniz bir köle gibi davranmaya çalışmayın. Ters tepecektir. Kendinizle pazarlık yaparak ilerleyin. Örneğin, yarın 3 saat ders çalışacağım ve sonra kendimi tembellikle ödüllendireceğim gibi. En küçük ve kolay şeylerden başlayıp, zamanla daha zor şeyleri yapmaya başlayın(ve yapmayı bırakın).

Kendi geçmişinizle hesaplaşın, geleceğinizi hedefleyin. Bunun için düşünmeniz gerek ama insanlar sadece konuşarak ve yazarak düşünebilirler (Peterson’a göre konuşmadan ve yazmadan yaptığınız ve sizin düşünce sandığınız şeyler başkalarının sözlerinin papağan gibi tekrarlanmasından başka birşey değil). Bu nedenle, geçmişinizi yazarak önemli ve sizi rahatsız eden deneyimler ile hesaplaşın. Geleceğinizi yazarak da (a) hem bir hedef koyun (b) hem de hayatı kendi akışına bırakırsanız olabilecek en kötü geleceği betimleyerek kaçmanız gereken “cehennem”i tarif edin (psikolojik olarak hedefe koşmanın en iyi yolu hem sizi o hedefe çeken bir ödül hem de kaçacağınız bir ceza tasfir etmek).

Sorumluluk alın. Bu bir iş ve bir aile olabilir ama bir erkek hem iş hem de aile sorumluluğu almalı. Sorumluluk almak hem hayata anlam katacak, hem de kaçınılmaz olan ızdırabtan sizi koruyacaktır.

 

Toronto Üniversitesi Psikoloji Profesörü Jordan Peterson,  ilkin Social Justice Warrior‘larla (SJW) girdiği başarılı mücadele ile gündeme gelse de, genç erkeklerin hiç duymadıkları, ama eksikliğini derinden hissettikleri sorumluluk ve hayatına yön verme mesajları ile kısa zamanda erkek popülasyonu tarafından yoğun takip edilen biri haline geldi. Peterson’u erkekler arasında bu kadar meşhur eden şey, erkeklerin babalarından duymaları gereken ama artık hiç duymadıkları mesajları veriyor olması. 12 Rules for Life: An Antidote to Chaos adlı kitabı Ocak 2018'de piyasaya çıkacak olan Peterson'un Maps of Meaning: The Architecture of Belief  adlı bir kitabı da mevcut. Jordan Peterson'un Türkçe çevirilerini burada Jordan Peterson Türkçe etiketinden takip edebilirsiniz.
Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

4 thoughts on “Jordan Peterson : Yeni neslin hiç sahip olmadığı baba figürü”

  1. Şüphesiz blogun en güzel ve en harekete geçirici yazılarından birisi.
    Yazıda söylenenleri yapmak ise bizim sorumluluğumuz ve şu an itibariyle gerçekleştireceğim.
    Yazı için teşekkürler…

  2. Güçlü babalar, güçlü nesiller doğuracak. Bu güne kadar bize çocuğu anne şekillendirir diye dikte edildi hep. Aldandığımızı düşünüyorum. Zira baba hem annesi hem de çocuğu şekillendirebilir. Burda şekillendirmek güç ve zorbalık ile bir kalıba sokmak değil, onlardan en doğru potansiyelleri ortaya çıkarmaktır. Baba bunu yapabilir.

  3. Video, insani düşünmeye yönlendiriyor gercekten.
    Bunun disinda baba figürü ile söylemek istediğim birkaç söz var.
    Elbette ki anne ve baba birlikte büyütmeli ve çocuğun karakterine beraber yön vermeliler;- annelerin eğitimini de küçük gördüğünüzü hissediyorum yazıları okudukça-, fakat babaların, özellikle de Türk babaların kacindiklari fiziksel emek harcamak.
    Annelerin erkek çocukları zayıf yetiştirdiklerini düşünüyorsunuz, ama lütfen kendinize dürüst olun, bir ebeveyn olarak çocuğun hem beslenmesini, hem uykusunu, hem hijyenini, hem zihni gelişimini desteklemeyi görev edinseydi babalar, annelerin cikardigindan daha iyi bir is çıkarabilirler miydi? Yoksa çoktan, ama annesini istiyor bu, modu ile olay yerinden uzaklaşmayı mi tercih ederlerdi? Burdaki yorumlara baktigimda, bizler alfa erkekler degiliz ve olamadık, çünkü babalarimiz betaydı, annelerimiz onları beta yapmişti, bizi de zaten öyle büyüttüler, arkaplanını okuyorum genel olarak.
    Sucu digerlerine atmak bir alfa davranisi olamaz, degil mi:)
    Bu yorumumdan bagimsiz olarak, babalar dünyaya getirdikleri bireylerin günlük -nerdeyse angarya niteliğindeki- uyku düzeni, beslenme, yıkanma, kitap okuma gibi faaliyetlerde eşit oranda yer alsalar, ya da bunların bazilarini sadece kendileri üstlenseler, bu esnada, annelerin veremedigini düşündükleri o alfa davranislari da erkek çocuklarına verebilirler.
    .
    Ve, bu mesajı kaç kisi okuyacak bilmiyorum, ama burda israrla altı çizilen bir durumun aksini ifade etmek istiyorum.
    Kadinlar da aşık oluyor, seviyor, güveniyor, vefa ve şükran duyuyor, üzülüyor ve kalpleri kırılsa da yollarına devam ediyorlar; çünkü hayat sadece beta erkekler icin degil, herkes icin zor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *