İyi çocuk olmak – Acıların çocuğu olmanın şaşmaz formülü (2)

İyi çocuk olmak – Acıların çocuğu olmanın şaşmaz formülü (1) yazımızda iyi çocuk olmanın kadınlar tarafından genelde güçsüzlük ve acizlikle eşdeğer algılandığından ve bunun da aslında hatunların kötü kalpli olmalarından ziyade zorunluluktan (evrimsel baskı) olduğundan bahsettik.

İyi / efendi çocuk olmanın bir erkek için felaket ve dominant, alfa erkek olmanın daha iyi olmasının başka bir nedeni daha var. Kadınlar sadece seksi, maskülen erkekleri çekici bulmakla kalmaz, bilinçaltı tarafından eğer varsa iyi çocuk için besleyebileceği duygulardan da şüphe duymaya zorlanır. Deli saçması gibi değil mi? Değil, sebebi de şu : İyi çocuklar farkında olmadan kadının içinde kendilerine karşı bir direnç oluştururlar.

Eğer bir erkek bir kadına iyi çocuk modunda davranıyorsa, bu kadın nadiren de olsa bu erkeğe karşı ilgi duysa bile, kadın içindeki “arzu”yu arzu olarak değil, “borç” ya da “suçluluk duygusu” olarak algılayacaktır. Kadın içindeki duyguları bu erkeğe birşeyler borçlu olduğu için ya da onun için üzüldüğünden hissettiğini sanacaktır. Daha başka bir deyişle içindeki duyguları arzu olarak algılamayacaktır.

Bunun tersine birçok kadın için piç herifin “piç”liği, onun seksiliğinin kanıtı olarak algılanacaktır. Burada piç heriflerin doğru yaptıkları şey, kadını etkilemeye çalışmamalarıdır ki kadın tarafından genelde “o kadar seksi ki etkilemeye bile çalışmıyor” olarak algılanır. Zira etkilememeye çalışmak genelde erkeğin başka opsiyonları olduğuna işaret eder ki kadının hayalgücünü ve rekabet kaygısını azdırır. Zaten iyi çocuğun kaybettiği şey “iyi kalp” değildir (hepimiz biliyoruz ki bir erkek iyi çocuk oyununu kötü çocuk gibi kadının donunun içine girmek için taktik olarak kullanır), kadını etkilemeye çalışarak ona “benim senden başka opsiyonum yok, zira bana bakan başka kadın yok” mesajı vermesidir.

Kadın, erkeğin seksi olduğunu düşündüğünde suçluluk, borçluluk ve acıma duygusu olmadan kendini erkeğe açabilir. Ve hissettiği şeyi de cinsel arzu olarak algılar.

Piç erkek davranışı devam ettikçe kadının hayalgücü ve arzusu kamçılanır. Kendi arzusu gerçek olmalıdır zira bu adam çok arzu edili biridir. Zira bu adam muhtaç değildir, demek ki başka kadınları elde edebilecek biridir. Ve başka kadınlar elde etmeden, elde edilmelidir. Kadının temel içgüdüsü bu kadar şaha kalktığı için de piç erkeğin kötü davranışları es geçilir.

Kadının arzusunu arttıran bir başka şeyde, kötü çocuğu çevresindeki diğer erkeklerle karşılaştırmasıdır. O erkeklerin çoğu kendisinin kıçını yalamaktadır, kendini yatağa atmak için iyi çocukçuluk oynayan “çocuk”lardır. Maalesef işini bilen bir alfa, kadının sadece hayalgücünü değil, çevresindeki betaları da acımasızca kaldıraç olarak kullanır.

Burada aktif olan psikolojik kavram bilişsel uyumsuzluk (cognitive resonance). İnsanın kafasında çatışan fikirlerden ve duygulardan kaçma eğilimi. İyi çocuk olarak yapılan şeyler genelde hediyeler vermek, destek olmak vs. gibi hareketler olduğundan ister istemez borçluluk hissettirecektir. Erkek bir de sürekli etkilemeye çalışarak ister istemez kadına “senden başka alternatifim yok” mesajı verirse acıma duygusu da yaratır. Erkeği görünce arzu duysa bile bir kadın aynı anda acıma ve borçluluk duyguları da çıkacağından, erkekten rahatsız olacaktır (bilişsel uyumsuzluk).

Bir kadının arzu hissi ile çatışacak duygular yaratmamak için ilişkinin özellikle başlarında ona hediyeler almak, sürekli işlerini halletmek (ödev yardımı gibi), iltifat etmek (özellikle fiziksel güzelliğine ki buna kaşlar, gözler gibi size zararsız görünen iltifatlar da dahil) ve sürekli duygusal destek olmak gibi davranışlardan uzak durmalısınız.

Aslına bakarsanız, herşeyi kendi kurallarınızla yapacağınızı ona göstermeniz lazım. Onu öpmenizi isterse örneğin, öpmeyin. Tartışma da yaratmayın. “Sana sarılmayı bitirmedim” daha gibi birşey söyleyin. Sonra onu öpersiniz ya da öpmezsiniz size kalmış. Kadınlar kontrolü elinde tutan erkeklerden hoşlanır ve kontrolün sizde olduğunu görmeyi arzular.

Bu ilkeyi her zaman uygulamanız lazım. Çok fazla gülümsemek bile kadında, ondan onay bekliyorsunuz izlenimi uyandırır.

Kıç Yalamamaya Giriş (Kıç Yalamama 101)

Seni Seviyorum = Kendini topuğundan vurmak

Çok güzelsin = Kendini iki topuğundan da vurmak

Allah aşkına (ya da inancınız neyse), yeni tanıştığınız bir kıza (yeni = 3 aydan az süredir) asla seni seviyorum demeyin! Bir kadına “çok güzelsin” ya da onun türevleri (“gözlerin çok güzel” gibi) söylemeyin. Çekici bir kadın bu “seni seviyorum”, “çok güzelsin” gibi kıç yalama türevlerini o kadar çok duymuştur ki bu kelimeler tek başına otomatik olarak erkeği diğer “ezik beta” ların kategorisine atar.

En az 3 aydır beraber olmadığınız bir kadına seni seviyorum demek sizi aptal ve aciz gösterir. Hiç itiraz etmeyin (a) bu kadar süre beraber olduğunuz kişiyi sevecek kadar tanıyamazsınız, (b) kadın bunu cinsel arzudan söylediğinizin 100% farkındadır ve (c) en kötüsü de kadın kontrolün kendisinde olduğunu anlar. Bu sözcükler aranızdaki ilişkiyi sizin lehinize şekillendirecek pozitif cinsel gerilimi de söndürür.

Tabii bu birkaç ay tanıştıktan sonra sürekli seni seviyorum demeye ve hatuna sürekli iltifat etmeye başlayın anlamına gelmiyor. Bu tür şeyler kıç yalamaktır ve sizi ezik gösterir. Siz ne kadar aslında kıç yalamaktan değil de ona olan saf sevginizden böyle yapıyorum deyip dursanız da (ki yalan), bu davranış kadının hayatındaki ezik erkekler tarafından o kadar çok yapılan birşeydir ki sizi o kategorinin içine atar.

Bu tür bir mesafeyi her aşamada korumanız ve “muhtaç” izlenimi vermemeniz lazım. Mesela barda bir kadınla tanıştığınızda tüm vücudunuzu ona dönmeyin. Konuşurken kadın size yeterince ilgi gösterene kadar sadece başınız ona dönük olsa yeterlidir.

Bir kadına onun etkisi altına girmediğinizi göstermenizin en kolay yolları sürekli gülümsememek, kadın sizinle konuştu diye çok heyecanlanmamak, ona ilginizi aşırı odaklamamak, ukala – eğlenceli ruh halinde onunla sürekli şakalaşmak gibi şeylerdir. Bunları doğal olarak yapamıyorsanız muhtemelen opsiyonlarınız olmadığı içindir (bkz tabak çevirmek).

 

 

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

4 thoughts on “İyi çocuk olmak – Acıların çocuğu olmanın şaşmaz formülü (2)”

  1. Yine güzel bir yazı, tebrikler 🙂 Bu yazıyı okuyunca aklıma adını hatırlamadığım bir efekt geldi. Bu efekt şunu anlatıyor: Bir insan gülünce beyni serotonin salgılar , beyni serotonin salgılayınca da güler . Yani kimyadaki çift yönlü bir tepkime gibi neden sonuca, sonuç nedene sebep olur. Eğer bir erkek kadınsız ise kendisine azcık ilgi gösteren bir kadına iltifat ederek, her dediğini yaparak onu elde etmeye çalışır. Tersi:Eğer bir erkek kadına iltifat ediyor, çok ilgi gösteriyorsa demek ki kadın açlığı var, ona muhtaç. Kadınlar bilinçaltı düzeyde bu çift yönlü tepkime prensibini bilirler, zaten kadınların çekim mekanizması büyük oranda bilinçaltı genetik hafızadan beslenir.

  2. Bir filmde izledim. Çocuk liseden beri bir kızı seviyor ama açılamıyor. Ama kıza belli etmesine rağmen kız ona hep kız arkadaşı gibi ancak sıcak davranıyor. Çocuk çok içine kapanık ve on yıldan fazla bu kızı bekliyor. Kız ile 30’lu yaşların ortalarında tekrar karşılaşıyorlar ve kız onun kendisine olan aşkını anlıyor. Tabii bu arada esas (!) oğlanımız kıza çok iyilikler ediyor. Filmin sonunda kız ona sarılıyor ve film bitiyor.
    Bu filmi de gelmiş geçmil en iyi aşk filmi diye gösteriyorlar.
    Mutlu son yani. Sonsuza kadar mutlu oldu çocuk.
    Kız bu arada alfa dul olmuştur. Gençliğinin sonundadır. Soran kim. Çocuğun 10 veya 20 yılı gitti feminist yapımcıların neyine. Çocuğun filmin sonunda kızı kaptığı da mechul. Biz betaların hayal gücünde sabredersen esas kızı en sonunda kaparsın, hayali oluştu ya yeter herhalde.

    1. Bu işte yeni toplum senaryosu. 20lerinde kadınlarca reddedilen adamın, 30larında kadınları kapması. Bu da “bekledin ama değdi” ya da “sonunda kazanan sen olacaksın” diye pazarlanıyor.

      Biz betaların hayal gücünde sabredersen esas kızı en sonunda kaparsın, hayali oluştu ya yeter herhalde.

      İşin kötüsü, bu olan bir senaryo. Yani gerçekleşiyor. Benim neslim sosyal medya varken evlilik çağına geçen ilk nesil ve herhalde üniversite ve lise tayfasının tamamını sosyal medyadan gözlemleyen ilk nesil. Facebookta defalarca “lan bu kız bu oğlanla mı evlenmiş” diye şaşakaldım. Bildiğin eskiden burnundan kıl aldırmayan dilberin 30larında göbekli, kel ama iş güç sahibi betayı kapaması. O betanın suratındaki “sizinle eğlendi ama gerçeği gördü ve benimle evlendi” zafer sırıtışı. 20lerinde bir çocuk, tüm 20lerinde abazan iken iyi bir iş sahibi olursa, 30larında birden bire değere bindiğini görecek. 22 yaşında yüzüne bakmayan bir kız birden bire hidayete erip “aslında ne kadar körmüşüm, mutluluk yanı başımdaymış” diye erkeği kapatacak. 35ine kadar evlenmezsem seninle evlenirim mekanizması.

      Ama şu da var ki, bu hayal toz pembe değil. 30larında bir betayı kapatacağına feminist propoganda ile emin olmuş, hep daha iyisini arayan çok tanıdığım kadın var ki, 35ini bekar ve çocuksuz geçiyor. Zira erkekler o kadar da aptal değil ve olanı da uyanmaya başladı.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *