The Red Pill öğretisinin pratiği – Önce kendine odaklanmak

The Red Pill öğretisi her ne kadar sadece karı-kız olayı ile kısıtlı sanılsa da öğretinin asıl odak konusu bir erkeğin pozitif erkeklik temelli olarak kendini geliştirmesi. Her ne kadar bu öğretiye ilk defa gelenlerin büyük bir kısmı entellektüel meraktan değil kadın – erkek ilişkilerinde başarısızlıktan ve taze bir kuyruk acısından burda olsa da, eğer ilk kızgınlığı ve burada ve diğer camialarda okuduklarının şokunu aşabilirlerse olayın aslında kendini geliştirme ile alakasını göreceklerdir. Kadınlar aslında erkeklerin başarılarını veya başarısızlıklarını ölçen barometreler olduğundan bu ikisi alakalıdır ve asıl temel kendini geliştirmektir.

Birinci olarak, ikinci olarak, , üçüncü olarak vs. vs. kendinize odaklanın. Sonra kadınları düşünün.

Neyse, ilk giriş ne olursa olsun bir süre sonra asıl soru eski kız arkadaşımı nasıl geri kazanırım gibi saçma sapan şeylerden hayatımı iyiye doğru değiştirmek için ne yapabilirime döner (dönmeli, dönmüyorsa okuduğunuzdan bir bok anlamıyorsunuz demektir).

Burada çok sayıda temel ilke ve felsefe yazısı var ama bu yazı çok pratik olarak ne yapmalı sorusuna cevap verecek. Bunun cevabı basit. The Red Pill’in kırmızı hapını düşünce gücüyle yutamazsınız. Yapmanız gereken ve yapmadınız mı bir türlü kırmızı haplı olamadığınız şeyler var. Bunlar olmadan da skor yaparsınız ama hem kasmanız gerekir hem de kalıcı başarı zor olur.

Birincisi ve en önemlisi ağırlık kaldırmak. Eğer halihazırda spor yapmıyorsanız hemen spor salonuna yazılın. Eğer düzensiz yapıyorsanız düzenli hale getirin. Haftada en az 3 – 4 kere. Ağırlık kaldırın, kardiyoya asıl amaç değil. Evet şişmansanız zayıflamanız lazım ama spor salonunun asıl verdiği şey adeleler değil testosteron. Televizyon başında patatese dönüşme dürtüsünü bastırıp sizi erkek egemenlik hiyerarşisine tırmanmaya itecek dürtü testasteron ile gelecek ve testasteron ise ağırlık kaldırma ile. Bu bir ayda olacak birşey değil ama altı aya kalmaz etkisini göreceksiniz. Testasteron ve fiziksel güç duruşunuza, sesinize (derin ve erkeksi ses = güçlü ciğerler) ve en önemlisi de enerjinize yansıyacak.

İkincisi, iyi ve sağlıklı beslenin ve iyi uyuyun. Sabahlara kadar parti yapmak, hamburgerle beslenmek ve bira fıçısına düşmek 20lerin ilk yıllarına kadar yapılabilir ama sonrasında tamamen erkekliğinizden yer. Testosteron seviyelerinin 80lerden beridir her yıl 1% düşmesinin en güçlü şüphelisi boktan beslenme alışkanlığı (fast food, şeker ağırlıklı beslenme, gazlı içecekler, vs.). Alkolü azaltın, bırakmasanız bile. Kola falan yok. Günde 8 – 9 saat uyuyun. Sebze ve meyve ağırlıklı tüketin ve hazır gıdayı azaltın.

Üçüncüsü, eğer çalışmıyorsanız, kendinize bir iş edinin. Eğer boktan bir işiniz varsa daha iyisini bulun. Eğer işiniz iyi ise ve siz bir süredir yükselmiyorsanız, işte yükselmenin yollarını arayın. Dışarı çıkıp iş yapan insanlarla tanışın. O arkadaşlarla okeye dönerken hep tartıştığınız ve ara ara sizi yoklayan girişimci fikrinizi deneyin. Kendi hakettiğinizi düşündüğünüz işi ararken işsiz gezmeyin, başka bir iş yapın. Eğer öğrenci iseniz ve hala yapmadı iseniz part-time iş yapın. Bilmiyorsanız İngilizce öğrenin (Türkiye’de kariyer tabanlı erkek egemenlik hiyerarşisinde tepe %20ye çıkarsınız). Bilgisayarı geliştirin. Verimli çalışmayı öğrenin. Erkek adama bulunduğu pozisyon yetmez, yükselmek ve işinizi iyi yapmak için dürtün kendinizi. Yayılıp yatmak testasteron düşmanıdır.

Dördüncüsü, tanımadığınız insanlarla konuşun. Starbucks kuyruğunda, spor salonunda, yolda sokakta, eğer ciddi bir iş yapmıyorsanız ve yapmıyorlarsa insanlarla iki çift laf edin. Arkadaş edinmeye veya kıza yürümeye çalışmayın. Sadece kızlarla konuşmayın, sadece güzel kızlarla da konuşmayın. Herkesle iki çift muhabbet etmeye hevesiniz olsun.

Beşincisi, iş dışında ciddi bir hobi edinin. Gitar çalmayı mı öğrenirsiniz, şiir klübüne mi gidersiniz o sizin bileceğiniz iş (gitardan daha çok kız çıkar). Ye, iç, çalış, sıç, TV izle, oyun oyna, seviş, yattan başka birşey yapmanız lazım.

Altıncısı, “oyunu” öğrenin ve uygulayın. Buna başlamak için fit, başarılı ve yakışıklı olmayı beklemeyin. Kadınlarla iletişim ve ilk tanışmadan yatağa gitmek (1) sağlam sinir ve serinkanlılık gerektirir zira reddedilme oranı başarılı ataktan daha fazladır ve (2) pratik ister. Bunun için oyunu uygulamak ve geliştirmek, daha da önemlisi kendi micazınıza kalibre etmek önemli. Zengin, yakışıklı ve başarılı da olsanız, eğer kadınlar konusunda tutuksanız elinize kuvvet yaşarsınız (ha paraya gelecek kadın her zaman bulunur ama bunlar sizden hoşlandıklarından değil para için gelir).

 

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

9 thoughts on “The Red Pill öğretisinin pratiği – Önce kendine odaklanmak”

  1. red pillin kisa ve bireysel fayda olarak en onemli yazilarindan hayret ki yorum yok. direk kizlarla ilgili olmadigindan olsa gerek. bir insan sadece sunlari yapsa zaten DAHA IYI biri olacak sunu okuyun ya.
    sihirli hap falan istiyorsaniz iste sihirli hap yukarda yaziyor bunlari yapin.

  2. ” olayın aslında kendini geliştirme ile alakasını göreceklerdir. ”
    “eski kız arkadaşımı nasıl geri kazanırım gibi saçma sapan şeylerden hayatımı iyiye doğru değiştirmek için ne yapabilirime döner .”
    bu yazıyı okuduğum günü hatırlıyorum, bir de şuan geldiğim yeri..

  3. Yazıları okurken gerek yorumlarda gerek başlıklarda muhabbetin ve sarf ettiğin kelimeler gayet iyi Mahmut abi “ağzı iyi laf yapıyor” diyorum kendi kendime . Böyle bir özellik nasıl geliştirilebilir ?

    1. Basit.

      İnternette, tvde, ağzı iyi laf yapanları dikkatle incele. Ama normal bir şekilde izle. İzlerken farkına var. Sırf bunu anlamak için izleme. Esasında her an her mecrada bir şeyleri takip ederken bir şeylerin farkına varabilir insan.

      Konuşurken tarzı nasıl, diğer insanlara yaklaışımı ne durumda gibi soruları kafanda kurarak neticeyi görebilirsin.

      Ha ağzın nasıl iyi laf yapar? Çok çok zor olacak biliyorum ama merak ettiğin konuların/alanların sayısı fazla olmalı ve bu alanlarla ilgili merakının en üst seviyede olduğu zamanlarda bulabildiğin kadar kitabı okumakla bu işi çözersin. Okuduğun şeyleri insanlarla sohbetinde hemen kullanmaya çalışacağını düşünme. Belki okuduğun bir şeyi yıllar sonra kullanabilecek bir ortam bulacaksın. Bu iş zaman alacak bir şey.

      Ama güzel muhabbet etmek daha kısa süren bir pratik gerektirir. Kitapla falan yorulmazsın 🙂

      O da nasıl olur güncel dizi/film/kitap/magazin/teknoloji konularında iyi takip yaparak…

  4. 8-9 saat uyku fazla değil mi?Bu süreyi azaltıp kişisel gelişime zaman ayırsak daha uygun olmaz mı?

    1. 8 normal 9 max. Minimum 7. Burada daha önce biri buçuk saat uyumak (örneğin 7.5 saat) daha faydalı demişti.

    2. beyler her insanın uyku ihtiyacı farklıdır. arada uçurumlar bile olabilir. kendinizi gözlemleyin ihtiyacınızı belirleyip ona göre ayarlayın. şu 1.5 katları konusu doğru olsa bile ortalama veya yaklaşık anlamındadır o. zaten ona göre ayarlamak mantıksız. toplam yeterli süreyi belirleseniz yeter. bunu da en iyi kendiniz bilirsiniz okuyan arkadaşlara duyrulur

  5. Uyku bilişsel yeteneklerinin artmasında çok önemli bir yere sahip ve ayrıca fiziksel olarak gelişmen için de uyku çok önemli. Yani az uyuyarak kazanacağın bir zaman yok her işin verimsiz olur.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *