Rahip Modu (Monk Mode) – Gelişim

Bir önceki yazıda, bu sürece başlamadan önce hayatında düzenlemen gereken şeyleri anlatmıştım. Aslında bunlar, asıl gelişimi sağlaman için kendine zaman ayırabilmeni sağlayacak, motivasyonunu ve ilgini odaklamanı kolaylaştıracak örneklerdi. Ama tabiki süreç bundan ibaret değil. Gelelim işin uygulama kısmına. Sana acı, ter ve gözyaşı öneriyorum.

İşin teorik kısmıyla başlayalım: insan beyni motivasyonu geri bildirimler ile kazanır. Yani bir eylemi yaptığında, olumlu sonuçlarını gördükçe, o eylemi yapmaya daha da motive olur. Amacımız hayatında bu döngü ile pozitif alışkanlıklar kazanman. Yani, bir eylemi yapıp, olumlu sonuçlarını görmen ve bu eyleme devam ederek kazanım miktarını arttırman.

Başlamadan önce bunun öyle 1-2 haftalık bir süreç olmayacağını kabullenmende fayda var. Minimum 3 ay hatta benim tavsiyem yaklaşık 6 ay kadar bu modda kalmalı ve kendini geliştirmelisin. Peki bu nasıl olacak?

Sürecin 3 ana etmeni var: İç Gözlem, İzolasyon ve İlerleme. Bu üç İ’yi hayatının ortasına koyman gerekiyor.

İç Gözlem

İç gözlem, kendini analiz etmen, artı ve eksilerini anlayıp kabullenmen demek. Bu yola çıkan insanların yaptığı en büyük hatlardan biri, kendini yanlış değerlendirip, olduğundan iyi ya da kötü olduğunu varsaymak oluyor. Zayıflıklarını yenebilmek için önce onları kabul etmen gerek. Bunu yaparken de biraz acımasız olmakta fayda var.

Zayıflıkları da ikiye ayırmak gerekiyor. Birincisi değiştiremeyeceğin şeyler. Boyun kısaysa, vücudunda garip gözüken bir yer varsa önce onları kabullenmekle başla. Tyrion reis’in GoT’da ettiği çok sevdiğim bir sözü var:

Ne olduğunu asla unutma, çünkü dünya unutmayacak. Onu kendi gücün haline getir ki asla senin zayıflığın olmasın. Üstüne bir zırh gibi giy ve kimse seni yaralamak için kullanamasın.

Peki bu neden önemli? Kadınlardan yiyeceğiniz shit test‘lerin büyük bir kısmı buradan gelecek. Kadınlar bu konularda erkeklere göre çok daha acımasız canlılar. “Ya senin de boyun kısaymış”, “Babam yaşındasın”, “Senin biraz saçın mı az?” gibi cümlelerin sana dokunamaması lazım. Hatta bu cümleler üzerinden şaka yaparak atağa geçebiliyor olman lazım. Bunları kendin kabullenmeden, asla bu duygusal stabilliğe ulaşamazsın.

Diğer bir konu ise geliştirebileceklerin. Fazla kilon varsa, saçın başın yeterince düzgün değilse, kültürel birikiminin iyi değilse, doğru düzgün bir hobin yoksa otur itiraf et. Ortaya çıkan sonuç bir enkaz gibi gözükebilir, hatta gözükmeli de. Çünkü erkek egosu kendini 2 şekilde doğrular: ya birşeyi yapmaya ihtiyacın olmadığını ya da uğraşmaya gerek olmayacak kadar iyi olduğunu düşünürsün. Sokakta kaslı bir adam gördüğünde kafandan “amaan ne gerek var bu kadar uğraşmaya ben iyiyim böyle” diyorsun ya, değilsin. Ya da birsürü konuda bilgi sahibi bir adam gördüğünde “abi o kadarına da gerek yok, abartmış herif” diyorsun ya, gerek var. Bu süreç seni toplumdaki en seçkin %10 erkek birey arasına sokmaya çalışıyor. “Gerek yok” cümlesini hayatından çıkarmaya alış.

İzolasyon

Aslında bu konudan önceki yazıda bir miktar bahsetmiştim. Genel olarak hayatındaki insanları gözden geçirmen, zaman harcadığın boş aktiviteleri bırakman lazım. Ancak tabiki süreç bundan daha fazlasını gerektiriyor.

Bu konuda sosyal izolasyon konusu önemli, çünkü fazla abartırsan insan ilişkilerini zedeleyebilirsin. Sosyal becerilerini geliştirmek de bu sürecin bir parçası. Ancak burada en önemli nokta, planlı olabilmek. Spor yapacağın bir gün arkadaşların “hadi dışarı çıkıp 2 bira içelim” derse neyin öncelikli olduğunu unutmayacaksın. O gün için normal planın spor yapmaksa gidip o sporu yapacaksın. Ya da ne bileyim o akşamı kendi kendine dil öğrenmek için çalışma süresi olarak ayırdıysan, o planı bozmayacaksın. Daha önce de söylediğim gibi bu sürecin en zor kısmı disiplin, bu disiplini kazanabildiğin sürece başarısız olma ihtimalin yok.

Kadınlar konusunda ise, tavsiyem ilk 3 ay ilişki, buluşma gibi şeylerden uzak durman. Bunlar hem vakit ve para harcayan şeyler, hem de olası bir olumsuzluk, bu süreçte kurmaya çalıştığımız geri bildirim mekanizmasını da kötü yönde etkileyebilir. 3 ay boyunca bu hayat tarzını uyguladıktan sonra, yine bu süreçte edindiğin alışkanlıkları bırakmadan kadınlarla buluşmaya başlayabilirsin. Ama bir üst paragrafta belirttiğim disiplin konusu burada da sonuna kadar (hatta daha sert bir şekilde) geçerli. Herhangi bir kadın için, bu disiplini yumuşatmak yok.

İlerleme

Bundan önceki 2 madde, bu sürecin psikolojik zorluğuydu. Burada iş hem psikolojik hem de fiziksel bir hal alıyor. Şimdi sosyal hayatımızı, alışkanlıklarımızı düzenleyerek kazandığımız zamanı yararlı bir şekilde harcama zamanı.

Bu noktada ne yapacağın konusunda aslında yüzlerce seçeneğin var. Tavsiyem, kendinde farkettiğin zayıflıkları gidermekle başlaman. Bu hem cinsel pazar değerini arttırmak için hem de özgüvenini yerine getirmen için daha hızlı sonuç almanı sağlayacaktır.

Monk mode için bence olmazsa olmaz 2 konu var:

  • Spor: Düzenli spor alışkanlığı kazanmak zorundasın. Haftada minimum 3 gün spor salonuna gidip, ağırlık çalış. Öyle yarım yamalak da yapma, internette bir sürü vücut geliştirme programı var, bak araştır ve kendine uygun olanını uygulamaya başla. Sana vaadettiğim acı ve terin büyük bir kısmı burada saklı. Özellikle ilk birkaç hafta, spor salonu kavramını kurana, bu yazıyı yazıp seni bu yola sokan bana, kas kavramının ortaya çıkmasına sebep olan tüm canlılara küfredecek kadar canın yanabilir. İşte ilk testin bu, burada ya bu süreci bırakıp eski hayatına geri dönebilir, ya da gerçekten kendini geliştirmek için acıya katlanıp erkek olmayı öğrenirsin.

Spor konusunda, kesinlikle ve kesinlikle ağırlık çalış. Kas kütlen ile seni beğenecek kadın sayısı arasında çok ciddi bir ilişki var. Koşmak, yüzmek v.s. gibi sporlar sana çok da fayda sağlamayacaktır. Bunların yıllar içerinde sağlayacağı faydayı, ağırlık çalışarak 6 ay içerisinde alman mümkün. Tabi bu demek değil ki, 6 ay ağırlık çalış sonra bırak. Zaten bu 6 ay içerisinde bunu yapmaya bağımlı olup istesen de bırakamayacaksın.

  •  Meditasyon: Bu ağırlık kaldırmaya göre çok daha kolay ancak çok daha düzenli yapılması gereken bir alışkanlık. Meditasyon, beyin kimyanı düzenleyen, duygusal olarak stabilleşmeni sağlayan, zekanı arttıran hayatında elde edebileceğin en kolay ve yararlı alışkanlıklardan biri. İnternet ortamında nasıl yapacağına dair çeşitli kaynaklar mevcut. Yakın zamanda ben de bir yazı ekleyeceğim.

Meditasyon ile ilgili yaşayabileceğin tek bir zorluk var, o da her gün yapmak. Dedik ya bu süreç sana pozitif alışkanlıklar kazandırmayı amaçlıyor, bu yüzden bu mereti de her gün, mümkünse aynı saatte yapman lazım. Yatmadan önce, ya da uyandığında maksimum 10 dakikanı alacak bir alışkanlık bu.

Peki bunlar haricinde neler yapabilirsin?

  • İlgini çeken konularda araştırma veya bilimsel yayınları okuyabilirsin
  • Bir dövüş sporu öğrenebilirsin (tavsiye ederim)
  • Dil öğrenebilirsin ki bu Türkiye gibi bir yerde seni diğer insanların önüne çok çabuk geçirir
  • Yemek yapmayı öğrenebilirsin, ki bunu bilmiyorsan kesinlikle öğren. Kendine yetebilen bir insan olabilmen için sahip olman gereken özelliklerden biri bu
  • Müzik enstrümanı öğrenebilirsin
  • Eğer öğrenciysen, derslerine odaklanıp notlarını yukarı çek. Bu opsiyonel değil.

Liste böyle uzar gider. Ancak burada konu bu yazıda defalarca tekrarladığım gibi, başladığın bir işi hayat tarzı haline getirebilmekte. Müzik enstrümanı öğreniyorsan, kendine bir hedef koy. Her hafta haftada 10 saat çalışacağım ben bunun üzerine diye, ve her hafta bu hedefini tuttur. Hatta baktın bunu yapmak hoşuna gitmeye başladı, hedefini 12 saate çıkar.

İnsanların genel tutumu, “hmm iyiymiş ben buna haftaya başlarım” oluyor. Hayır kardeşim, haftaya başlama. Yarın da başlama. Şuan başla. Otur düşün, planını yap ve bir daha geri dönme.

Peki bu süreci ne zaman bitirmelisin? O da bir sonraki yazının konusu olacak. Ayrıca yazı fazla uzadığı için, rahip modu sürecindeki sosyal gelişim kısmını ayrı bir yazı olarak ekleyeceğim.

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Hank Moody

Ekşisözlük: @stormshadow

4 thoughts on “Rahip Modu (Monk Mode) – Gelişim”

  1. ocak 2016 da ayrıldım, terkedildim. 11 yıl süren uzun bir ilişki idi. saçlarım dökülmüştü o dönem. ‘toppik’ denen bir zımbırtı var, onu kullanmaya başladım. 1 yıl kadar bu ürünü kullandım. ben de inanılmaz bir özgüvensizlik yarattı. ürünü kullanmadığım zaman kendimi tanıyamıyordum. tabi, bir gün de kurtulmak da mümkün değildi, işe gittiğimde “noldu lan bir günde saçlarına” sorusu gelebilirdi.
    kelliği kabul ettim. işten ayrıldım, 1 ay spora asıldım (alt yapı var ) kaslarımı tekrar çıkarttım. saçlarımın yanlarını kazıtıp üstte ki seyrek bölgeyi 2-3 numara bıraktım. tekrar aynı sektörde başka bir işe başladım. tüm arkadaşlarım bu tarzımla daha yakışıklı/karızmatik olduğumu söylüyor. etrafımda ki kadınların ilgisinden anlıyorum bunu. üzerime amcık atıyorlar desem yeridir. ama prenses aramıyorum ben 😉
    Hocamızın yazdıkları çok doğru. ne olduğunuzu asla unutmayın…

    1. Abi tabii ilk başta acı veriyor ama 11 sene beraber olup evlenmediğin için (zira öyle olsa bir de boşanma ve nafaka ile uğraşacaktın) seni tebrik ederim. Dalga geçmiyorum. O kadar uzun süreli ilişki, çocuk yoksa çekilecek çile değil. Üstüne biz şahsen bizi daha genç kızlara yelken açmak için kendiliğinden bırakıp giden hanımları seviyoruz. 11 sene deyince kızımız seni tam senin cinsel pazar değerin artarken, kendisininki azalırken serbest bırakmış 😀

      Saç konusu ilginç. Bunu dert eden kadınlar var, yok değil. Ama bunu dert eden erkek sayısı, kadın sayısından daha fazla. Hem geçenlerde bir yerde gördüm aslında insanoğlu saçsızlığa evriliyormuş ve siz saçı dökülenler evrimsel olarak bizim gibi saçı pek dökülmeyenlere göre daha ilerde imişssiniz. Bana pek mantıklı geldi. Yani hatunlar sizin genlerinizi gelecek nesle aktarsa daha iyi eder.

      Senin hikayen ilginç, daha ayrıntılı olarak, konuk yazar sıfatı ile sitemizde yayınlayabiliriz eğer paylaşmak istersen. Burda amacımız bilgiyi ve tecrübeyi başkaları ile paylaşmak.

  2. 6 aydır spor yapıyorum fakat işin sadece sporla yürümediğini anladım etrafımda herkes sevisiyor ve bir ben yalnız isin ilginc yani yakisikliyimdir ve utangac cekingen derken araştırmaya koyuldum 1 ay olmustur tabi ilk rastladığım TCMA sitesi ve şimdi bu sayfadayim iyikide denk geldim önceden tabak sanatını yapardım tabak sanatı olduğunu bilmeden askerden önceki halim simdikinden daha iyi askerdeyken tabi darbe üstüne darbe yıkıldım derken bir kızla tanıştım 5 yıl ayrılmalı barismali sürdü gecen gun yine mesaj atti hic taviz vermedim bütün saygınlığını kaybettim ozguvenim alt üst oldu yeni yeni uyanıyorum sanki yeni doğmuş gibiyim artık anlıyorum etrafımda olan herşeyi kadınların hareketini şuan sadece gelişmek öğrenmek istiyorum kendim için başarmak için çok teşekkürler admin sizin gibi insanlar olmasa hapis hayatı yaşamışım resmen şimdi anlıyorum gözümde canlanıyor yaptığım o ezik hareketler insanların çerçeve olayını olsun kadınların oyunları şimdi daha iyi anlıyorum köle olduğumu bunlar benim zayifliklarim cok kizardim kendime kızmıyorum artık çünkü bir şans daha verdim böyle olması gerekmiş ya hiç uyanamasaydim 7 ay onceki benle aramda daglar kadar fark var ve ben bu farki dahada ileriye tasicam spor yapmakla başlamak tavsiye ederim belki başlamasaydım bu araştırmalara koyulamicaktim kör bi şekilde yaşamaya devam etcektim bir önceki yazında yapılmaması gerekenlerin hepsini yapıyordum masturbasyonu yeni yaptım duştan çıktım bi kaç yazı okuyayım dedim erkekadam.org dan sonra alt yazılı film izlemeyi düşünüyordum hatta bugünden itibaren rahip modundayim admin takipteyim yazılarının devamını özenle ve uygulayarak geçircem cok samimi bir sekilde başarılarınızın devamı dileğiyle teşekkürler

    1. Selam, yorum için teşekkürler 🙂

      Dediğim gibi olayın spor harici de çok ciddi yönleri var. Rahip modu sürecinde sosyal gelişim için ayrıca bir post yazacağım ancak bu hafta iş güç sebebiyle vakit bulamadım, hafta sonuna kaldı gibi. Utangaçlık da aşılabilir birşey, zaten kendi kabuğundan biraz çıkmayı başardığında dünyanın aslında o kadar da kötü ve zor bir yer olmadığını anlamaya başlıyor insan. Süreç için de bol şans hocam, kolay olmayacak ama sonucuna değecek.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *