Her betaya bir eş

Hipergami üzerine birkaç not yazısında feminizm ve cinsel devrim sonrası bir geçiş döneminde yaşadığımızdan bahsetmiştim. Bunu biraz açmak istiyorum zira bu konu biraz ağır ama önemli.

Bugün kökleri yaklaşık 10,000 yıl önce, avcı – toplayıcı toplumdan tarım toplumuna geçiş döneminde olan bir medeniyetin içinde yaşıyoruz. Bu medeniyetin temel taşı, hemen hemen her erkeğin ve kadının bire bir eşleşip kurduğu aile kurumu. Fakat anatomik olarak modern insanın (homo sapiens sapiens) 250,000 yıllık tarihi (hatta homo sapiens öncesi homonoidleri de katarsan 2 milyon yıllık tarihi) içinde çok kısa bir dönem bu 10,000 yıllık medeniyet. Ondan öncesi uzun bir avcı – toplayıcı toplum dönemi.

Genetik araştırmalara göre içinde yaşadığımız medeniyet öncesinde, kadınların 80%si genlerini gelecek nesillere aktarabilmişken, erkeklerin sadece 40%si genlerini gelecek nesillere aktarabilmiş. Erkek egemenlik hiyerarşisinin tepe 20%sine alfa erkek, onun altındaki 60%ye beta erkek dersek, kabaca betaların büyük çoğunluğu ve omegaların (erkek egemenlik hiyerarşisinin kaybeden 20%lik tabanı) tamamı çiftleşme potansiyeli bulamamış. Burdan tabii bariz sonuç olarak tepedeki azınlık birçok kadına sahipken, tabandaki çoğunluk hiçbir kadınla birlikte olamamış diyebiliriz. Yine görünen o ki kadınlar çağlar boyunca bir alfanın hareminde, onun birden fazla kadınından biri olmayı, kendine adanmış bir betanın kadını olmaya tercih etmişler.

Modern medeniyete sahip toplumların, daha doğal ama ilkel toplumlara üstünlüğü de işte tam bu noktadaki inovasyonları. Goriller, şempanzeler ve ilkel insan toplulukları üzerinde yapılan çalışmalar gösteriyor ki erkekler çok-eşli ve önüne gelenle yatmaya meyilli. Bu şaşırtıcı değil ama aynı araştırmalar dişilerin de tek-eşli değil hipergamik olduklarını gösteriyor. Bir kadın belli bir zamanda sadece bir erkekle birlikte belki ama erkeklerin egemenlik hiyerarşisindeki yerleri dalgalandıkça, piramidin altına doğru düşen erkeği bırakıp, yukarısına çıkan erkeğe gitmek gibi bir eğilimleri var. Bu arada şimdiye kadar “neden tek-eşli ilişkiye girmeyi ilk isteyen kadın olmasına rağmen genelde ilk çıkmayı isteyen de kadın” diye sorduysanız, işte cevabınız.

Neyse, modern medeniyetin şehirler ve ordular kurmak gibi misyonları için her erkeğin toplumda bir yatırımı ve o topluma hayatının önemli bir kısmını harcaması için bir nedeni olması lazım. Avcı – toplayıcı toplumda kadınsız kalan betaların böyle bir motivasyonu hiç olmamış. Neden olsun ki? Bir kadın ve çocuklarına kaynak sağlamak gibi bir derdi olmayan avcı – toplayıcı betanın, artı-değer üretecek bir aktiviteye girmesinin, kendisi için hiçbir anlamı yok.

Tarım toplumu sonrası medeniyet bu sorunu, kadınların hipergamisini bastırarak ve onları betalardan biri ile hayat boyu aile kurumuna girmeye zorlayarak çözmüş. Bütün bu namus, bekaret, kızı babanın kocaya vermesi vs. gibi toplumsal sözleşmeler “her betaya bir kadın” stratejisini gerçekleştirmek için var. DNA testi öncesi erkeklerin bir aile kurmasını ve kurdukları ailede yetiştirdikleri çocuğun kendisine ait olduğuna mümkün olduğunca emin olmasını sağlayan toplumsal gelenekler bunlar. Böylece oluşan çekirdek aile, betaların toplumda bir yatırımının olmasını ve onların hayatlarının önemli kısmını topluma harcamasını sağlamış. Bütün erkeklerini topluma artı – değer üretir hale getiren medeniyetlerin, erkeklerin yüzde 60nını toplum için kılını kıpırdatacak nedeni olmayan ilkel toplumları alaşağı etmesi şaşırtıcı değil.

Feminist cinsel devrimin yukarıda bahsedilen toplumsal sosyal geleneği yıkması sonucunda olan eski, tarım öncesi cinsel etkinliğe (doğal hipergami) dönüş başladı ve yazının başında bahsettiğim geçiş ve kargaşa döneminden kastım bu. Bu sosyal geleneğin yıkılması yanlış birşey mi doğru birşey mi ayrı konu. Hipergaminin örneğin, yanlış veya doğru değil, nötr bir doğa kanunu olduğunu belirttik. Ama burada ciddi birkaç yanlış var, bugün erkeklerin canını yakan ve bizim de sık sık konu ettiğimiz :

(a) Bir kadını, evliliği bitirmeye karşı baskı altında tutan sosyal gelenek çözülürken, bir erkeği tek-eşli ilişkiye girmeye zorlayan (hala adam olamadın, çocuk gibisin vs. gibi utandırma taktikleri ile) sosyal gelenek baskısının pek bir değişime uğramamış olması.

(b) Eski toplumsal gelenekte kadınlar alfa siker beta öder denkleminin ilkini feda ederek, ikincisini uzun dönemli garanti altına alıyordu. Yeni düzende feminist propoganda kadınların kabaca 30’una kadar alfa sikerin tadını çıkarmasına, 30unda bekleyen bir betayı öder konumunda bağlamasına ve sonra nafaka kanunları ile betayı hayat boyu öder halde tutup yine alfa siker moduna geçmesine olanak veriyor. Bu propogandanın temel ayağı ise bekleyen betalar yetiştirmek. Burda bir taşla vurulan iki kuşu görmemek elde değil : hem kadınların doğal hipergamiye dönmesine olanak veriyor, hem de olaydan bir haber bekleyen betaların hala toplum için artı-değer üretme motivasyonu (ve böylece mesela ciddi vergi ve nafaka ödeyerek sayısı hızla artan bekar annelere de bakacak şekilde) korunuyor.

The Red Pill (Kırmızı hap) hareketi işte erkeklerin karşı karşıya olduğu bu eşitliksiz duruma tepki olarak ortaya çıktı. Olay sadece hayat boyu 3 kadınla yattım bunu 10’a nasıl katlarım, eski sevgilim Jale’yi nasıl tekrar elde ederim olayı değil yani.

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

12 thoughts on “Her betaya bir eş”

  1. Evrimsel psikoloji hipotezleri üzerine felsefe inşaa etmişsin ancak evrimsel psikolojinin sahte bilim kategorisinde olduğu ve bilim camiasında ciddiye alınmadığını bilmiyorsun.Bilim felsefesi okumaları yaparsan bilimsel metot problemi ve bilim-sahte bilim ayrımını öğrenirsin.

    Avcı toplayıcılar hakkında bilinen pek az şey var. Yani hipotezler test edilebilir ve gözlemlenebilir değil. O yüzden de ortada bir çok teori var. Bazıları komünal yaşamları var diyip savunuyor diğeri rekabet var vs. diye.

    Şimdi diyorsun ki betalar avcı toplayıcı hayatta seks yapamadılar ve nesilleri devam etmedi? Ahahahahaahah.

    1. Alfa erkek harem besleyecek kaynağa sabit değil. O kadınları ve onlardan olacak çocukları tek başına beslemesi mümkün değil. Ayrıca bu alfa dediklerin tek başına avlanmıyor. Basit avlar bile zaman alıyor ve yeterli et sürekli sağlanmıyordu. Yani alfanın betalara ihtiyacı var.

    2. Alfa harem kurduysa betalar oturup izledi mi? Teorin öylesine saçma ki betaların nesli devam ettirmek için çabalamadığına inanıyorsun. Eğer betalar (çoğunluk) üremeye erişemiyorsa alfayı öldürüp ondan olan tüm bebekleri de öldürürlerdi. Alfanın kadınlarına tecavüz ederlerdi genleri aktarmak için.

    3. Alfa diğer erkeklere kadın bırakmazsa betalar ona itaat etmezdi. Alfanın bir gücü yok bir gruba karşı. İnsanlar da grupsal hareketler yaygındır yani alfa-beta ayırımı insanlar için saçma ama yine de buna göre açıkladım.

    %80 aktardı %40 aktardı olayı ise palavra çünkü ölüm oranları ve doğum oranları hastalıklar vs dahil edildiğinde basit bir genelleme oluyor. Okuduklarını daha şüpheci şekilde değerlendirmelisin.

    Eğer kadınlar erkeklerin %20 kadarını seçiyorsa o zaman bu bilgileri yaymaman lazım ne kadar az alfa o kadar çok kadın demek. Sonuçta betaların %100 kadarı alfa olsa ee kadınların da %20 kadarı güzel yine olay karışıyor. %10 Erkek %20 güzel hatunları kapsa %90 erkeğe güzel hatun düşmüyor😂

    Evrimsel psikolojinin söylediklerini pek ciddiye almamak gerek çünkü öğreteceği yeni bişey yok. Hele ki onu temel alıp ideoloji inşa etmek nedir

    1. Ooo, bir adet evrimsel psikoloji sahte bilimdir insanı damladı sonunda 🙂 Evrimi nedense boyundan aşağısında çalışan ama iş beyne ve psikolojiye gelince çalışmıyor sanan bir sürü bilimadamı olduğu doğru ama evrimsel psikoloji ciddiye alınmayan sözde bilimdir ne demek yahu?

      Senin yazdığın (1), (2) ve (3) olayı bugünkü kuyruksuz maymunlarda (ape) gözlemlenen birşey değil, büyük oranda da spekülasyon. Onlar avlanmıyor deme, şempanzeler mesela avlanıyor.

      Beta alfa mevzuu biraz daha karmaşık hocam. Gereğinden çok daha fazla sayıda erkek beta öder kısmına beyni yıkanmışcasına gönüllü dalıyor. Gereğinden çok fazla sayıda erkeğin de maskülanite ve kadınlar konusunda oldukça kafası karışık durumda.

      Hatunlar alfaları arzular demek hep onlara düşer demek değil. Erkeklere de bıraksan sadece kadınların tepe 20%sini arzuluyoruz, elimizde olsa HB8 altıyla yatmayız. Ama arzumuz ayrı, gerçek ayrı.

      1. Eğer gorillere bakarsan onlarda harem şeklinde eşleşmeler görülür ancak o kadar çok erkek diğerleri tarafından öldürülür ki avantaj dezavantaja dönüşür. Hem baskın goril hem de ondan olan çocuklar öldürülür.

        İnsanlarda tarih öncesi dönemde alfa-beta olayı olduysa bile buna betaları nasıl razı ettiler? Yani hayat koşulları zor,ömür kısa ve üreme zor(kadınlar doğum da ölüyor fazlasıyla). Bu durum da alfayı öldürüp sürekli haremlerin el değiştirdiği bir çatışma alanına döner. insan dişisi kızışma dönemini de belli etmez hiç bir ipucu yoktur. Yani insan dişi kızışma belirtileri gösteriyordu önceden ama burada belki de kan gövdeyi götürdü.

        Ayrıca ben kadının geçmişte seçme hakkı olduğuna inanmıyorum bunu doğrulayan bir veri yok.Bence erkekler seçiyordu kadınları ve güçlerini de bu alanda kullandılar. İş alfa beta diyerek açıklanamaz. Erkekler çok kolay gruplaşıp savaşabilirler. Yani betalar oturup alfanın kadınları inletmelerini dinlediğini düşünüyorsan yanılıyorsun. Tarihsel dönemde çok eşlilik pek mümkün değil çünkü kaynak az ve bakım zor. Tarım devriminin getirdiği sınıfsallıkla alakalı haremler. O yüzden basit açıklamalar hatalı. Böyle bişeye beta denilen kalabalık niye izin versin ki? erkekler bu tür konularda tehlikelidir tecavüzün doğasında bile grup tecavüzü %90 oranında. o yüzden bu tür etkenleri hesaba katarsan eşleşmenin normal olduğunu fark edersin.

        1. Bildiğim kadarıyla şempanze gruplarında gözlemlendiğine göre tiranlık ile yönetmeye kalkan alfalar bahsettiğin gibi çürük bir muzdan hastalandığı anda köşede sinsice o anı bekleyen birkaç beta tarafından parçalanarak öldürülüyorlar. Fakat aynı şekilde kumpasın sırf alfa daha çok dişi ile çiftleşiyor diye çiftleşemeyen betalarca kurulduğuna dair bir araştırma okumadım.
          Burdaki mekanizmayı anlamak zor değil. Diğer birçok memelinin aksine kuyruksuz maymunların alfaları (örneğin şempanzelerin) en güçlü ve gözüpek birey değil. En çok sosyal ilişki ağı kuran, destekçi sağlayan bireyler. Kısaca şempanze alfası sadece kaba güçle orda değil hatta çoğu zaman grupta ondan daha genç ve güçlü erkekler var. Şempanze alfası gruba sağladığı çıkarlar ile orda.
          Çiftleşememek bir problem ama iyi bir alfanın sağladığı diğer olanaklar (iyi organizasyon ile diğer şempanze gruplarına göre mıntıkanın korunması, güvenlik, adil yiyecek / av paylaşımı, vs …) daha iyiyse neden alfa alaşağı edilsin ki? Bunu orangutanlarda görüyoruz mesela. Sadece alfa erkek yanak çıkarıyor ve betalarda yanak çıkmıyor ama betalar alfayı her en zayıf anında öldürmüyorlar. Güvenlik ihtiyacı, hayatta kalma dürtüsü, özellikle de dış dünyanın acımasız ortamında, genlerini sonraki nesle aktarma dürtüsünden daha baskın olmalı.

          İnsan dişisinin cinsel seçim yaptığı oldukça bilinen birşey değil mi? Çiftleşme sonrası çocuğun yetiştirilmesinde en çok sorumluluk alacak cinsin, seçilimi yapıyor olması bilinen bir gerçek. Örneğin bazı kuş türlerinde erkekler çocuğa daha fazla bkıyor ve bu türlerde seçimi erkekler yapıyor. Örneğin Evolution of Human Mate Choice adlı makaleden şu alıntıya bakarsak :

          “Uzun süreli ilişkilerin geliştiği primatlarda dişiler genelde dominant erkekleri eş olarak seçerler. Diğer erkeklere nazaran dominant erkekler türdeşlerden gelen tehlikelere karşı daha iyi koruma sağladığı gibi (örneğin aynı türün diğer bireyleri) çoğunlukla daha kaliteli yiyecek kaynaklarına da erişim sağlarlar (Smuts, 1985).
          ….
          Gerçek seçimler – Birçok kültürde kadınların eş seçimi akrabalarının çoğunlukla kendileri ile çelişen seçimleri nedeniyle karmaşıklaşır. (Daly & Wilson, 1983; Flinn, 1988b). Kenya’da yaşayan Kipsigis kabilesi bu konuda bir örnek sağlıyor. (Borgerhoff Mulder, 1988, 1990). Genç kadının kiminle evleneceği Teknik olarak tamamen ailesinin seçimi ama çoğu durumda ebeveynlerin seçimleri kadının tercihlerinden etkileniyor. Bu birlikte yapılan kararı en çok etkileyen faktör erkeğin kadına ve çocuklarına ne kadar toprak sunabileceği.” – Sayfa 30

          Avcı toplayıcı gruplarla ilgili bilginin kısıtlı olduğu konusunda hem fikirim ama ilkel kabileler ve kuyruksuz maymun (ape) gruplarında harem cok sik gozlenen birşey. Harem için materyal kaynaklara gerek olmadığı insan toplumlarında da gözlemlenmiş birşey. Özellikle aşağıdaki örnek, avcı – toplayıcı toplumlar hakkında en iyi ipucu veren araştırmalardan biri :

          “Materyal kaynakların birikmediği toplumlarda bile kadınların eş seçimleri erkeğin sosyal statüsüne göre yapılıyor, Venezuella’da yaşayan Yanomamo Yerlilerinde örneklendiği gibi. Yanomamolar diğer köylere sıklıkla yaptıkları saldırılarla meşhurlar. Bu koşullarda, politik pazarlık konusunda yetenekli ya da korkusuz savaşçı olan erkekler diğer erkeklerden maddiyat olarak farklı durumda olmasalar bile onlara göre daha yüksek statülüler (Hames 1996). Bu yüksek statülü erkeklerin diğer erkeklerden daha fazla karıları var ama diğer kabile üyelerinden sürekli yiyecek haracı alıyorlar (Hames 1996). Bunun net sonucu, bu erkeklerle evlenen Yanomamo kadınlarının ve çocuklarının tek eşli olan diğer kadınlar ve çocuklarına göre daha iyi beslenmesi ve kötü beslenme durumuna daha az düşmesi ve diğer kabile üyelerince daha saygılı davranılması. Tabii ki bu kadınların büyük çoğunluğu yüksek statülü erkeklerinin tek eşi olmak isterlerdi ama kocalarının daha fazla kadınla birlikte olma arzusu nedeniyle bu mümkün değil.” – Evolution of Human Mate Choice – Sayfa 30.

          Bence tarih öncesi çok eşliliğin mümkün olup olmadığı konusunda yanılıyorsun.

          Bu beta kalabalığının olaya izin vermesi konusundaki sorunun cevabı, bu tür piramitlerin sosyal baskı ile tepeden inme değil, biyolojik yapılar olması. Egemenlik hiyerarşileri 350 milyon yıllık bir biyolojik olgu. Bir avı paylaşan kurtlardan, istakozlara kadar birçok canlıda var (çoğunlukla sosyal canlılarda var). Yani bir geyik devrildiğinde, o geyiğin alfadan omegaya sırası ile yenilmesi, kıt kaynakların grubun içinde en az iç savaşla paylaşılması için evrimleşmiş bir yapı, sadece alfanın sosyal baskı ve tehdit ile koruduğu bir yapı değil.

          1. Hipotezlerin çoğu test edilebilir değil bu onların yanlışlanabilirlik ilkesiyle çelişiyor. O yüzden bilimsel bir değeri yok.

            1. İnsanlarla diğer primat türlerini kıyaslamak kadar aptalca hatalar olamaz çünkü insan alet geliştirmeyle var olabilmiş bir tür ve beyin fonksiyonlarının kapasitesi diğerlerinden çok fazla.

            2. İnsanlar gruplaşmakta ve grupsal iletişimi geliştirmekte fazlasıyla iyiler. İnsanlarda alfaya itaat etme geni tarzı bir saçmalık yok. Şempanzelerde olduğu düşünülüyor ancak insanın politik yaşamında öldürülen milyonlarca lider var.

            3. Alfa beta hipergamisi öyle mantıksız ki %20-80 oranı tamamen piyasa ekonomisinden araklanmış ama uygulamada işler böyle gitmiyor.

            Şimdi %20 alfa %80 beta varsaydığımızda alfa oranı genetik olarak artmalı sonuçta bu üreme stratejisi yani alfalar döl aktarmada daha başarılı çok eşli dersek betalığın zamanla tükenmesi gerekir ancak bakıyoruz ki betalarda üreme konusunda başarılı eee o zaman ne anlamı var alfa betanın amaç nesil devam ettirmekse?

            İnsanda genler ahtapotlardan bile az gen var 10.000 tane olduğu düşünülüyor. İşin garibi genler pasifleşiyor artan oranlarda. akıllı telefonlar bile genleri değiştiriyor.

            Diğer hatan ise kadınların erkekleri genetik bilgiye göre seçtiğine inanıyor olman. X oldu x yapanlar hayatta kaldı diğerleri öldü o yüzden kadınlar x seçer diyorsun.
            Bu 20.yy biliminin bir hatası “genetik determinizm” ırkçı fikirler bile buradan çıkıyordu ancak şimdi kadın seçimlerini genetiğe indirgeyip bu değişemez kesin kanun gibi anlatıyorsun. İnsan kültürel birikimi, farkındalığı,zekası,kişisel zevkleri,kültür,inançlar,hayat tecrübesini işin içine katmıyorsun. Kadın alfa seçer çünkü geninde var gibi genetik determinizm saçmalığına inanıyorsun.

            Bir diğer hatan ise insan doğasına kültürü,inançları,alet kullanımını,gelenek görenekleri katmaman aslında bunların hepsi insan doğası tanımının içerisinde kültürden ve çevreden soyutlayarak insan düşünemezsin.

            Madem her şeyi genetiğe indirgiyoruz bende siyah sevme geni, mutluluk geni, viski sevme geni de var.

            Dedelerim viski seviyordu ve bu genetik olarak aktarıldı bende o yüzden vodka yerine viski seviyorum. bu tıpkı kadınların uzun erkek sevmeleriyle aynı😂

            Bilimsel metotta “YANLIŞLANABİLİRLİK İLKESİNİ” iyi öğrenmen gerekiyor.

            Bir önermenin yanlışlanabilmesi için zorunlu neden içermesi ve açıklama ortadan kalkınca fenomenin açıklanamaz hale gelmesi gerekiyor.

            Yani kadınlar süsleniyor çünkü en iyi döle sahip erkeği arıyor demek saçmadır çünkü açıklamayı kadınlar süsleniyor çünkü diğer kadınlardan daha iyi olmaktan zevk alabiliyora çevirebiliriz.

            Ya da kadınlar zayıf olmaya takıntılı çünkü bu doğurganlık belirtisi bu yüzden erkeklere çekici geliyor diyebiliriz ama kadınlar zayıf olmakla “bak benim besleyen bir avcım” yok demekte istiyor olabilir. O yüzden evrimsel psikoloji”just-so stories” ve sahte bilimden ötesi değil.

          2. Hocam böyle ukala ukala öğren möğren yazmadan önce biraz okuduğunu anlasana. Benim yazdıklarımdan kadınlar sadece gene göre seçiyor diye bir çıkarım yapmışsın ama biz burda bu seçilimin kültürel olarak başarılı (culturally successful) olmaya göre olduğunu savunuyoruz. Ha gene göre seçim de var örneğin Terli T-Shirt Deneyi.

            İnsanlarda alfaya itaat etme geni çıkarımın ayrı bir saçmalık. Egemenlik hiyerarşisinin biyolojik kökleri var diyoruz, ordan onu çıkarmışsın nedense.

            Ben burada biyolojiye daha fazla vurgu yaptım ama insan doğasına kültürel birikimi katmıyor değilim. Nature – Nurture ikileminde sadece nurture var, nature yok diyen aptal postmodernistlerin yaptığı hatayı öbür uçta yapıp da herşey sadece biyolojiktir demiyorum ben.

            Genetik determinizmde uç noktalara gitmenin 20. yüzyıldaki gibi eugenics korkunçluğuna kayma ihtimalinin farkındayım ama sırf bu nedenle yığınla veriyi göz ardı edemem. Survival of the fittest’ı strongest anlayanlar yüzünden evrim teorisini çöpe atmak kadar aptalca birşey yok.

            Tekrar ediyorum, okuduğunu pek anlamamışsın, herşeyi genetiğe indirmiyorum. Yazdıklarım gayet nurture ve nature içeriyor. Sen arguman geliştirmek için öyle algılıyorsun. O nedenle senin siyah, beyaz, dedemin içki zevki geni gibi şeyler saçma kaçmış.

            Evrimsel psikolojinin fizik, kimya gibi bilimlerden ziyade ekonomiye ve paleontolojiye daha yakın olması onu sözde bilim yapmaz. Geriye dönük bilimlerin hepsinde olduğu gibi hard data toplamak zor ve deney yapma olanakların kısıtlı. Şimdi iyi dinle burayı, yanlışlanabilirlik ilkesi konusunda ders vermeden önce, evrimsel psikoloji teorileri geleceğe yönelik (yanlışlanabilir) tahminler yapabilir ve bu nedenle de gerçek bilimdir. Evet geçmiş davranışlar fosil bırakmaz ve evet proxy kullanmak gerekebilir (cross species analysis gibi) ama bunlar paleontoloji ve astrophysics gibi bilimler için de geçerlidir ve onlara sözde bilim demiyoruz.

            Senin gibi güya bilimadamlarının ekonomiye, astrofiziğe ve paleontolojiye değil de evrimsel psikolojiye sözde bilim demesinin sebebi, kafanızdaki ideoloji ile örtüşmemesi olmasın?

    2. Güzel kardeşim avcı toplayıcı derken maymundan bahsetmiyor insandan bahsediyor. Avcı toplayıcı toplumda alfa dediğin adamın elinde 20 tane adam olur toplanıp avlanırlar en büyük payı alır. 2 kuruşluk aklına evrim yazısını görüp ooo bu kesin yanlıştır deyip atlamışsın

  2. Postmodernizimle alakam yok. Evrimsel psikoloji ve diğer bir çok psikoloji çalışması zaten pek ciddiye alınan bilimsel yönleri olan şeyler değiller.

    Evrimsel psikoloji kolayca hikaye anlatan ve sebeplerini açıklamakta sıkıntıları olan bir alan. İnsan kapasitesi herşeye sahip ancak nereye bakmak istediğinle alakalı. İnsanlarda sadakati,şiddeti,tecavüzü vs herşeyi bulabilirsin ve teoriyi doğrulayabilirsin.

    Teorinin doğrulanması fazlasıyla kolay ve çıkarsamalarla herşeyi açıklamak basitleşiyor. Survival of the fittest amaç bozunumuna uğramıştır. En büyük hata herşeyin fayda sağlayacak şekilde evrimleştiğine dair inançtır. Bir çok saçma hobi,davranışlar vs evrimsel açıdan anlaşılamaz. Evrimsel psikoloji işin içine çok nature katıyor bunun oranı %10-20 lerde kalan bir temel olmalı.

    Postmodernist aptalların nurture algısına da asla katılmadım onlar logic’i bile reddeden yeni marksist solun zımbırtıları.

    Benim eleştirilerim genellemelerin mantıksal hataları.

    En basiti madem erkeklerin %20 kadarı kadınların %80 kadarını elde ediyor. Burada bu değişmez varsaydığımızda bu bilgilerin tamamen gizli kalması gerekir çünkü ne kadar çok erkek öğrenirse rekabet artar. Sonuçta güzel kadın sayısı %20 kadar falan. Eee %100alfa olsa herkes yine bişey değişmeyecek?

    Bir diğeri betalık ve alfalık Saçmalığı çünkü betalar da başarılı amaca ulaşmak açısından. Senin beta eleştirilerin haksız olur çünkü üremeyi başarmışlar ve dandik genlerini aktarabilmişlerdir.

    1. Biyolojinin sadece 10 – 20% gibi bir oranda olduğu fikrine katılmıyorum. Biyoloji, özellikle hormonların nasıl çalıştığı ile ilgili bilgimiz arttığı için, çok daha fazla etkili görünüyor.

      Bu bilgilerin öğrenilmesi ile rekabetin artmasının neresinde mantık hatası var. Sanırım beni yanlış anladığın bir yer var. Kadınların yüzde 80ini erkeklerin yüzde 20sini arzular demek, kadınların yüzde 80iyle erkeklerin yüzde 20si yatıyor demek değil. Arzu ediyorsun diye hop senin oluyor diye birşey yok. Ortada dürtü var, action için ise şartlar lazım. Tam burda bizim uyarmaya çalıştığımız, ortalama bir modern betanın bu dürtüden bir haber, ruh ikizi ile “sonsuza kadar mutlu yaşadılar” masallarına bulanmış olması.

      Manosphere’de zaten beta hiç kadını olmayan erkek anlamında kullanılmaz. Beta hayat boyunca 6 kadına kadar partneri olabilen erkeklerdir genelde (tutucu gelenek ile bu sayının kısıtlanmasını dışarda tutarsak). Hiç kadını olmayanlara omega derler diyeceğim de ortamı daha da karıştırmayayım. Betaların alfalara göre cinsel olarak ve erkek egemenlik hiyerarşisinde daha altta olması onların tamamen kadınsızlığa mahkum olmaları anlamına gelmez. Burada yine dürtünün yanına kültür giriyor.

      Yani şu zihin jimnastiğini düşün : Karşımda 8/10 ve 6/10 iki kadın var diyelim. Erkeğin evrimsel dürtüsü çocuk yapmak için 8/10u seçme eğilimindedir. Bu dürtümün farkındayım. Ama illa seç birini deseler hangisini seçerim? Diyelim ki 8/10 kadın’ın IQ 95, 6/10 kadının IQ 135. Biyolojim 8/10 diye bağırır zira o seçimi yapan kısım zekanın 95 ile 135 olması arasındaki farkın görece marjinal olduğu milyonlarca yılda evrimleşmiş. Oysa bugünkü karmaşık toplumda o fark inanılmaz önemli. Çocukların IQları ebeveynlerinden miras gelen ve çevrenin süper etkilemediği birşey (yani arttırmak için, yoksa çevre IQyu azaltabilir). Ben diğer herşey eşit ise 6/10u seçerdim.

      Üremeyi başaran betalar var. Bunun nedeni sanırım tek hemfikir olduğumuz çevre – doğa etkisinin beraber işliyor olması. Yani hapishaneler alfa dürtülerini kontrol edemeyen seksi erkeklerle dolu. İşin içinde çevre (ve medeniyet de var ki) adam hapisten çıkınca beyaz yakalı kadınlar kucağına atlamak için birbiri ile yarışmıyor.

      Günümüz toplumunda özellikle çevre önemli. 10 – 20% kadar az değil ama. Mark Zuckerberg’e bak. Betalığın kitabını yazmış biri ama şimdiki karısı olmasa kadınsız kalır mıydı, sanmam.

      Bence geleneksel toplumlarda eş seçimininde çevre / kültür, biyolojiye basıyor. Ama günümüz toplumunda biyoloji ağır basıyor.

  3. Çekilinbenbilimadamıyım’ın üzerinde durduğu bir konuyu gözden kaçırıyorsun. Hiçbir çıkarın olmadığı halde bunları neden öğretiyorsun ya da Red Pill hareketi neden var. Madem erkekler arasında bir rekabet var: o zaman neden omega ve beta erkekleri uyandırma çabasındasın/çabasındasınız? Bu siteyi takip ettiğimden beri aklıma yatmayan soru bu.

    1. Selam. Bunu daha önce başka yorumlarda yazdım. Bu güzel bir soru aslında.

      “Betaları / omegaları uyandırırsanız rekabet artar, böyle yaparak kendinizle çelişmiyor musunuz” sorusu sıkça sorulan bir soru. Doğrudur, rekabet artabilir belki ama eğer bu beta / omega erkekler uyanmazsa etrafta beraber olacak “kadın” sayısı daha hızlı azalacak. Erkekler feminenleştikçe, kadınlar erkekleşiyor ya da daha değişik, gerçekten kokuşmuş kişilikler kazanıyorlar. Bugün Batı Avrupa ve Amerikada ortalama bir 20lik eğer plaj topu figürüne sahip değilse bile kadın gibi değil erkek gibi davrandığından, büyük konuşmayayım ben bir daha Amerikalı ya da Batı Avrupalı bir kadınla yatmam gibi geliyor. Bu ülkelerdeki birçok erkek de aynı şeyi hissediyor. Tabii bu “erkekleşmiş” kadınlar artık cinsel olarak çekici olmadıklarını kabul edecek değiller, “erkekler, zeki, başarılı kadınlardan korkuyor” diye kendilerini kandırıyorlar.Türkiye de bu konuda maalesef Asya ve Doğu Avrupaya göre daha ileri durumda olsa da henüz tam anlamıyla bozulmuş değil. Bu şekilde bozulursa arkadaşım rekabet olmayacak belki ama ortada şöyle feminen kadın da pek kalmayacak.

      İkincisi, erkeklerin hızla artan oranlarda omegalaşması / betalaşması, toplum için de tehlikeli bir gidişat. Kırmızı hap gibi hareketler olmazsa çoğunluğun gideceği yer MGTOW ya da black pill (biri sormuş bunu, erkeklerin nihilizmin dibine vurup, bu toplum batar abi ben elimi eteğimi herşeyden çekeyim). Burası ise çok düşük doğum oranları ve dışardan gelecek saldırılara karşı zayıf bir toplum demek.

      Cinsel pazar değeri olarak betaları çok yersek de, bugünkü modern toplum onların sırtında yükseliyor. Sizin şu son 20 senede hayatınızı kolaylaştıran her teknoloji (akıllı telefonlar, hızlı internet, youtube, daha verimli uçaklar, vs. vs. ) bu beta erkekler tarafından geliştirildi. Feminen yetiştiriliş ile hatunlara cinsel olarak görünmez olduklarından bu betaların yığınlar halinde toplumdaki rollerinden çekilmesi hiç iyi bir gidişat değil.

      Ve son olarak, belki ilerde bire bir danışmanlığa başlarım, emeklilik işim olarak kırmızı hap koçluğu yapar para kazanırım. Yani hiç de çıkarım yok değil.

      1. Özellikle türk erkeklerinin istedikleri şey hayatlarını düzene koymak, bir şeyler sahibi olmak değil “sikiş” sana kırmızı hap koçluğu yap bana diye gelen adamların hepsi, am üstün de ceviz kırabilecekmiyim diye gelecek. Hayatımı düzene sokabilecek miyim diye değil.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *