Ölümcül ONEitis belirtisi – Bir kızla ilgili kısa öykü yazarak tavsiye istemek

Bize mail atan herkese tek tek yazıyorum ama bunu bir yazı olarak yazma zamanı geldi. Zaten bugün biri TheRedPill redditte de yazmış.

Daha önce Bir Sonraki yazımızda belirtmiştik, e-posta adresimize çok sayıda tavsiye e-postası alıyoruz. Orda da temel problemi belirtmiştik ama bugün TheRedPill’de yazıyı görünce bir kez daha tekrarlamak istedim :

Bunlarda konu ne olursa olsun, ortak problemi görmek hiç zor değil : paragraflarca yazı sadece bir kız ile ilgili! Bu kız eski kız arkadaş ya da hedefte olan ve iş atıp – iş atmadığı anlaşılamayan bir hatun kişi. Maillerde bu kız ile maili atan erkek arasındaki iletişimin ayrıntıları ve nerede hata yaptıklarına dair sorular var ama hatanın kendisi zaten bu tek kadına bu kadar saplanmak. Bu o kadar yaygın ki bir tavsiye isteği aldığımızda genelde uzun olan bu mailde ilk yaptığımız detayları okumaktan ziyade yazan kaç kadından bahsediyor oluyor. Tahmin edebileceğiniz gibi bu sayı her zaman “bir”. O özel kadın tabii ki.

Maillerin pratik olarak hali hep şöyle :

Hey Erkek Adam, yazıları beğenerek okuyorum. Bir kızla / tabakla ilgili tavsiyelerine ihtiyacım olacak. Ben bu ONEitis hastalığından kurtuldum (ya da bu anlamda bir ön garanti) ama bak şu konuya bir el atıver.

Buradan itibaren ise bu tabakla ilgili aşağı kaydıra kaydıra bana karpal tünel sendromu kazandırmaya aday paragraflarca yazı.

Bu paragrafları üşenmeyip okuyorum ama arada başka bir aday kız var mı umuduyla (şimdiye kadar rastlanmadı). Ayrıntılar, kız şunu dedi, ben şunu dedimler, vs … önemli değil. Burada sorun bariz : ONEitis. Hem de ileri seviye.

Bir kadınla ilgili başka bir erkeğe danışırken paragraflarca yazabiliyorsanız bu kadın en güçlüsünden ONEitisdir (evet tabak mabak değildir). Kafanızda ONEitis olan bir kadınla, eğer kız halihazırda sizinle yatmıyor ise, başarı şansınız yok denecek kadar azdır, onun ne dediği, ne demediği, sizin ne yaptığınız ya da ne yapmadığınız hiç önemli değildir. Eğer halihazırda sizin kız arkadaşınız ise de boynuz is coming. Zira ONEitis hastalığından müzdarip iseniz, kontrol sizde değildir, kızdadır. Kadınlar kontrolü kendilerine bırakan erkeği küçümserler ve bu güç dengesinde iken sizin burdan iş çıkarmak ya da ilişkiyi elinizde tutmak için yapabileceğiniz birşey olamaz.

Bir kadınla ilgili başka bir erkeğe danışırken paragraflarca yazabiliyorsanız bu kadın en güçlüsünden ONEitisdir. Kontrol sizde değil kızdadır. Kız sizi kontrol etmektedir. Bu kadar basit, kabul edin bunu. Kontrolü elinde olan hiçbir erkek bir kadınla ilgili kısa öykü kategorisinde yazı yazamaz. Kontrol kızda iken de bizim size tavsiye yazmamızın, hatta aranızda ne oldu okumamızın yararı da yok.

Bir kadınla ilgili başka bir erkeğe danışırken paragraflarca yazabiliyorsanız bu kadın en güçlüsünden ONEitisdir. Dediğiniz herşey, yaptığınız her hareket, onun etrafında dönmektedir ve onun çıkarları için sizin kendinizi feda etmeniz, onu tepede bir kaideye tanrıça heykeli gibi oturturken, önünde diz çökmenizdir. Bu durumda kendi çıkarınıza olan herşey size vicdan azabı çektirir, kendi kafanızda sizi “cennetten düşmüş bir meleğe zarar veren bir iblis” konumuna getirir.

Bu nedenle, eğer elinize klavye alıp bir hatunla ilgili tavsiye için bize e-posta yazdığınızda, sayfayı aşağı kaydırmamız gerekecek ufak çaplı bir öykü yazdıysanız, gönder tuşuna basmadan önce bir düşünün.

Bir kadınla ilgili başka bir erkeğe danışırken paragraflarca yazabiliyorsanız bu kadın en güçlüsünden ONEitisdir. Bu kadının kafanızdaki yeri, siz ne kadar itiraf edemeseniz de aşağıdaki gibidir. Kızın önündeki duruşunuz, ses tonunuz, vücut diliniz ve hatta feromonlarınız buna göre olacaktır ve kadının bilinç altının bunu kavramaması mümkün değil.

ONEitis öyle güçlü bir kapı bekçisidir ki, şunu aşarsanız, Matrix’ten yüzde 60 çıkarsınız. Abartmıyorum. Bütün sorunlarınızın kaynağı bu, sizinle yanılıp şaşırıp yakın ilişkiye geçen her hatuna çölde su muamelesi yapmanız.

Peki abi iyi, güzel diyorsun da, bu ONEitis’ten nasıl kurtulacağız? Bundan üç şekilde kurtulabilirsiniz ancak :

1 – ONEitis ardı ONEitis gider, her birinden tokadı yer akıllanmazsınız ve birgün bir ONEitis öyle bir tokat koyar ki, hayatınız kayar ve kurtulursunuz. Ama bu ağır durum size pahalıya patlayabilir ki bazı erkekler bu olayı beklediği için hayatlarını kaybediyorlar (daha da kötüsü zavallı kadına da zarar verebiliyorlar).

2 – Bir dahaki sefere ONEitisiniz olduğunda, onu sırf bu nedenle terk edin. Evet, bir kadını sırf siz onu ONEitis mertebesine çıkardınız diye terk edin. O içinizde size resmen işkence eden “ama ya bu farklıysa, ya bu özelse, ya bu kız gelecekte çocuklarımın anası ise, ya hayatımın kadını buysa, vs …” kısım var ya, “kız öyle pat diye sırf ONEitis diye bırakılır mı” diyen. İşte o kısım sizin dostunuz değil. Matrix’in pili olun diye kafanıza yerleştirilmiş kapı bekçisi program o, her “önce ben sonra başkası” diye çekip gitmek istediğinizde arı kovanı gibi kafanızı siken. Ona iyi bakın. O sizin dostunuz değil. Sizin çıkışınızın önündeki ilk ve en güçlü bekçi o. Onu küçümseyemezsiniz, muhtemelen 5,000 yaşında bir sosyal program o. O kadar antik,  o kadar köklü. Onu yenmenin benim bildiğim tek yolu, ONEitis’i bırakıp gitmek. Kafanızın içinde önce kadını düşünen programa rağmen, kadını bıraktığınızda; belki de gelecekteki çocuklarınızın anası olacak kadına sırtınızı dönüp gittiğinizde, o program çok ciddi sarsılıyor ve bir süre sonra da yıkılıyor.

3. Dışarı çıkıp oyun oynayın ve 4 – 5 hatunla yatın. Bakın bakalım o hatun ONEitis olarak kalıyor mu?

Yani, bize o maili atmayın. Tavsiyemiz belli. ONEitis olmuş kızı, hele hele hayatınızda daha önce hiçbir kadından vazgeçmedi iseniz, orada bırakın. Bu, sizin içinizdeki betaya öldürücü darbeyi vurmak için ayağınıza gelmiş inanılmaz bir fırsat. Elinizin tersi ile itmeyin.

Soru : Ama abi kızı bırakmasak da, onu ONEitis yapmayı bıraksak?

Cevap : Bir kızı ONEitis yapmayı bırakmanın bizim bildiğimiz tek etkili yolu, o kızı bırakmaktır. Öbür türlüsü muhtemelen hatunu ONEitis tutma bahanesi. Biz kaç aydır birçok arkadaşla ONEitisleri ile gelişmeyi izliyoruz. Senaryo hep aynı. İlk mektupta kısa öykü yarışmasına aday bir yazı = ONEitis. Bırak o kızı tabak çevir ya da başkasına bak diye cevabımız. Sonrasında kız adamı terk edene kadar adamın bize “ama abi bak şöyle de oldu …” maili ve bizim ısrarla “bırak o kızı” cevabımız.

Soru : Ama abi ben bu ONEitis ile evliyim!

Cevap : Sen göndere bas bahtsız kardeşim, senin durum farklı.

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

22 thoughts on “Ölümcül ONEitis belirtisi – Bir kızla ilgili kısa öykü yazarak tavsiye istemek”

  1. Daha önce de defalarca bahsedildiği gibi, hapın sindiriminin en zorlu kısmı burası sanırım. Tavsiyeler alınıyor, mantığın temeli bir şekilde kavranıyor bu yeni hayata atılıyor kişi. Fakat, hayatına entegre etmeye çalıştığı, bir nevi deneme yanılma yaparak kendi mantığına da oturması gereken bu öğretiyi ne yazık ki tek denek ya da eski denekler üzerinde uygulama gafletinde bulunuyor. Bu zorlu sınavın baraj kısmı burasıdır diye düşünüyorum.

    1. Evet en zor kisim bu zira hastaligin, hadi tutucu bir hesap yapalim, yuzde 50si bu. Kotusu, bu zihniyete bir kere girdin mi, ne yaparsan yap beta sinyalleri yayarak yapacagin icin kotu sonuc verecek (karsindaki hatun bir sekilde kendini alternatifi olmayan biri hissetmiyorsa). Yani boyle bir mailde “abi sunu sunu yaptim, yanlis mi yaptim” sorusu anlamli degil. O seylerin aynisini alfa sinyalleri ile yapsa eleman muhtemelen daha iyi sonuc alacak ve emin ol sonuc kotu olunca degil iyi olunca saha raporu olarak yazacak.

      Bu sitede bu konuyla ilgili en defalarca okunacak yazi su : Kırmızı Haplı Çocuk – Mavi Haplı Çocuk

  2. Kolay gelsin Erkek Adam, seni sözlükte adını hatırlamadığım biri sayesinde keşfettim. Senden önce Skeptico’yu takip ediyordum, onun sayesinde kendime bazı konularda çeki düzen verdim, fakat sözlüğe üye olmadığım için kendisine kişisel olarak ulaşamadım. Senin yazılardan da iyi şeyler öğrendim ikiniz aynı paralelde gidiyorsunuz. Yoğun olduğumdan dolayı kızlarla çok seyrek görüşebiliyorum bundan ötürü tavlama becerilerim biraz sönük. Roosh ve benzeri PUA’ların yazılarını okuyorum ama onların tavsiyeleri genelde türk sosyolojik yapılarından çok uzak kalıyor. Senden ricam, Türkiye’nin sosyolojik yapısı çerçevesi içinde nasıl tavlama taktikleri uygulayabiliriz? Malum yerli kızlarımızın psikolojik yapısı belli. Benim çevrem ortalama muhafazakar bir çevre bu çerçevede kızlara yaklaşırken nasıl bir yol izlemeliyim, nasıl giyinmeli, konuşmalı, neler söylemeliyim ayrıntıları ile yazar mısınız? Çok teşekkür ediyorum!

    1. Bir kıza yaklaşma konusunda ortalama muhafazakar çevrede değişen birşey yok. Ben yıllar önce kuzenlerimde gözlemlemiştim, onlar muhafazakarlar ve muhafazakar kız istiyorlardı. Yaklaştıkları kızların kapalı olması haricinde yaklaşmada bir fark yok. Giyim iyi olacak, sesine dikkat edeceksin, falan … Bunlar farklı değil. Sadece skor olayı farklı olmalı, yani daha yavaş gitmeli.

      Aslına bakarsan muhafazakar çevrede kızlar farklı değildir, çevre farklı olduğundan “slut shield” (kolay kadın görünmeme savunması) daha güçlüdür. O nedenle mesela arkadaşlarının önünde yaklaşmaman lazımdır.

  3. Post ile alakasız olacak ama alfa görmüş bir kadına nasıl davranılmalı? Bu konuda detaylı bir mail attım adresinize ama bu konularda deneyimli arkadaşların görüşlerini de almak isterim.

  4. En az bir kere Oneitis’inden sağlam tokat yemeyen adam hala hayallerde yaşamaya devam eder. Ben kendi adıma yaşadım. Hayatımı sikmediyse de, psikolojimi belki de geri dönülemeyecek şekilde darmadağın etti. Geri dönüp baktığımda uyanış için ona teşekkür etmeyi bile aklımdan geçirdiğim oluyor.

  5. Erkek adam, blogun cok guzel. 44 yasindayim, milyon dolra yakin yillik gelirim var, dunyanin en muthesem sehirlerinden brinde yasiyorum. 35 yasina kadar zavalli bir beta-providerdim. ve salak gibi evlendim ondan once. Karim seksi bana silah olarak kullandi, ayda bir sekse eyavllah diyordum. isin en ilginci evlenmeden once izmir’de beta olmama ragmen onlarca fuck buddy’im vardi. Evlendim ne olduysa hadim oldum. Surekli karimin ailesinin eveinde vs vs.

    Daha sonra amerikaya tasindik, giderek gelrim artmaya basladi, ama halen am-salak bir betaydim. Hatun ne isterse yapiyorum, helen seks yok. Gittim mercedes jip aldim yok. kendime convertible BMW aldim yok. Bir tane de cokcuk var ayrilamiyorsun.

    Sonra bir gun Los Angeles ta arkadalaslarla oturuyoruz, bir baktim herkesin sevgilisi karisi agzinin icine bakiyor. Bu arada gittigimiz yerler oyle zincir restoran falan degil. baya baya binlerce dolar hesap odeyip cikiyoruz. Kendime baktim salagin tekiyim. O sirada 190 boyunda turk bir hatun muhendis, oradaki birinin nisanlisi, alenen yazmaya basladi. ben tabi uzak duruyorum evliyim diye. hatun olayi ileri goturdu. uzun lafin kisasi, ben bu hatunu ertesi gun bir penthouse a goturdum ve sabaha kadar sevistik. Ben tabi gene am salak oldugum icin buna asik oldum. Ve o bendeki betayi farkedip beni siktir etti.

    Bu beni uyandirdi bir anda. Bunu calistigimiz yerdeki firlama cocuklara anlattim. Biri GAME diye bir kitap verdi, oburu redditten red pill bolumunu gosterdi. Butun hayatim degisti.

    Karimi artik istemiyorum, ama bir bebek daha oldu arada. onunla seks tende zevk almiyorum.
    Istedigim an istedigim kadini ayarlayip, yatip birakabilirim. cep telefonum mesajlarla ve ciplak resimlerle dolu. her gun kadin bombardimani altindayim.

    O 190’lik hatun istedigimde yasadigim sehire ucup geliyor, striptizci hatunlarla beraber bir otele kapaniyoruz, filmlerde gordugun hersey var, bir birinin memesinden kokain ceken hatunlara kadar.

    AMA VE COK BUYUK BIR AMA….

    Turkiye’ye geldigimde universitede asik oldugum ve ONEITISolan bir hatin vardi. erkek arkadasindan ayrilmis bir iki ay once, bizde gidip ictik, sonra Istanbul Hilton a kapandik. Bir ay boyunca belkide 5000 dolar sadece otele verdik. Hayatimda yasadigim en iyi seks ti hatun 44 yasinda olmasina ragmen.
    Benim am salakligim geri dondu. Salak gibi asik oldum. ve ONENITiSgeri geldi.

    Amerikaya geri dondum. Tabi gitmeden onunla sarildik agladik vs vs. dedik mutlaka beraber olacagiz. o da is icabi gelip gidiyor. benim ayda bir hafta sonu gelmem cok kolay, business bilet kac para. yas ilerleyince boyle avantajlari var hayatin.

    Super planlar yapildi vs vs. ama ben farkettim bunun arkadaslari vs ne isin var evli adamla diye baya konusmuslar. ben bun farkedince kenra cekip acik acik konustum herseyi. sonucta beraber devam etmeye karar verdik.

    Bundan bir ay once beni arayip ayrilmak istedigini soyledi. Ikimizde gozyaslarina bogulduk. yalvar yakar devam vs vs. olaylar ayni genelde herkeste.

    bu arada ben ogrendim ki eski erkek arkadasi biriyle evlenmek icin bun terketmis. ama simdi geri donmee calisiyor. yani bir suru engel vs vs.

    SOnuc olarak iki gun sen benim askimsin hayatimsin diye ariyor, uc gun soguk. tabi bu beni cok kotu etkiliyor. bir suru isimgucum var.adamlar o kadar parayi yakisikli oldugum icin vermiyor.

    Simdi onumuzdeki ay turkiyede bulusmaya karar verdik. ben istanbulda olmaz orasi senin mekanin. gidip izmirde bulusacagiz dedim. o ucak biletini aldi. ancak tek bir sarti var, ayri odalarda kalacagiz. Ben ok dedim, odesin izmir hiltonun parasini.

    Benim konustugum kisiler hepsi diyorki, hatunlar dahil; sen cok kontolu ele vermissin. gittiginde ne kadar ayri oda vs derse desin sen buna atlarsin. Ancak kontrolu nasil ele alacagimi bilmiyorum, zira duygularim piclik yapmami engelliyor ve kaybetme korkusu yasiyorum.

    Bunu asmak icin bu hafta iki kadinla yattim, hayatinda gorebilecegin en guzel hatunlar, iki saat yetti her biri icin. kizin bir turk tu. Sen X diye bir hatunu sayikladin bana sarilip dedi.ben o benim sevgilimdi dedim. sen fuck buddyimsin. yani benim durum kotu. ogleden sonra cok kizgin oluyorum ona ama sabahlari cok kotu uyaniyorum.

    Ben ona bir gun yazmassam ogleden sonra mutlaka mesaj geliyor.

    Benim istegim, izmirde soyle uc gece bunu guzelce kadin oldugunu hissettireyim, sonra kontrolu ele alma frame mine girmek istiyorum. Tavsiyelerin varmi nasil yavasca turkiyeye gitmeden insiyatifi elime alabilirim ? orada hayal kirikligi yasamak istemiyorum. tam bir ay surem var. bir sicak bir soguk, sinir oldum. bana diyor zaten bir sana ask doluyorum bir kendimi tutuyorum vs vs. en so dediki sen bu kadar bana vakit ayiriyorsun ama bana cok ilig veriyorsun diye. ben anladim nasil bir am salak oldugumu. ya birde hatun 40in uzerinde yani.

    baska kadainlara yaptigimi buna yapsam olay bitecek.

    Tavsiylerini bekliyorum

    1. Abi selam. Simdi yazacaklarimi muhtemelen sen de biliyorsun. Bu kadinla insiyatifi ele alayim, baskalari ile yaptigimi buna yapayim rahatlayacagim gibi dusunceler bahane. Onlari kaybetmekten korkmuyorsun, kaybetsen umrunda degil hatta zaten onlarla bagin bile yok. O yuzden onlari pump and dump yapabiliyorsun. Bu kadin ise bahsettigin gibi oneitis ve kaybetme korkun yuzunden diger kadinlarla yaptigin seyleri bununla yapamayacaksin.

      Kadin erkek iliskilerinde oldukca yararli varsayimlardan biri, bir sicak bir soguk kadinin birden fazla erkek idare ettigini varsaymaktir.

      Tavsiye : Bu kadini hemen simdi birak. Bir erkegin amaci kendi hayatinin insiyatifini eline almaktir senin ise hayatinin insiyatifini bu kadin almis. Baska tum basarilarina ragmen anlattigin kotu olma hissi bunu gosteriyor.

      “Benim istegim, izmirde soyle uc gece bunu guzelce kadin oldugunu hissettireyim, sonra kontrolu ele alma frame mine girmek istiyorum.” Bahane bu. Icindeki betanin hayatta kalma taktigi. Zira hayatinin kadini bir oneitisi oylece birakip gitmek, icindeki betayi hizlica oldurmenin en guclu yoludur. Icindeki betanin sana duygusal santaj yapmasinin, “hehe kadini elde edemiyorsun ondan kaciyorsun” diye gururuna oynamasinin nedeni budur.

      Oneitisi olan herkese ayni seyi soyluyorum : bu buyuk bir firsat. O oneitisi hemen simdi birakin, hayatinizda bir kere “beta aski” ile bagli oldugunuz bir guya kartanesinden ayrilin. Bu sizin icinizdeki betayi oldurur, hayatinizin insiyatifini elinize verir. Bu bir alfa davranisidir ayni zamanda.

      “baska kadinlara yaptigimi buna yapsam olay bitecek” demissin. Dogru bu. Baska kadinlara yaptigin / yapabilecegin gibi bu kadina “bir daha gorusmeyelim” dersen ve iletisimi kesersen bu is bitecek.

      Morpheus’un Neo’ya kirmizi hapi vermeden once dedigi “unutma, sana sadece gercegi vadediyorum” lafi onemli. Kirmizi hap “abi sunu sunu yap, gider Izmirde 3 gun ruya gibi birsey yasarsin sonra frame’ e girersin” gibi masallar vaadetmez. Sadece gercekligi vaadeder. Gerceklik de boyle oksimoron seyler icermez. Bu senin dedigin aynen alkoligin “su uc gun alkolun dibine vurayim sonra birakiyorum” mantigi.

      Tabii sen bu kadini birakmak istemiyorsun. Bu kadini kaybetmekten korkarken alfa olmak istiyorsun. Mumkun degil. Kaybetmekten korkmayi birak : terket.

  6. Daha önceleri hayatımda uzun ve sağlıklı bir ilişkim var (üniversitede). O ilişkimden sonra (kızı ben terk ettim) hayatıma başkası girdi ve maalesef zaman içinde ONEitis oldu. Sizin yazılarınız var ya! Siz bu işi sökmüşsünüz. Her gün sizi okuyorum. Almanya’da yaşayan bir Türküm bu arada. Sizin sayenizde ilişki dinamiklerini yavaş yavaş öğrenmeye başlıyorum. Ve şu an hayatımda ONEitis biri var. İlişki 3 ay önce bitti aslında, ondan sonra The Red Pill’i keşfettim. İlişkimizin bitmesine ve belki de kızın başka ilişkisinin başlamasına rağmen (bu konuda bilgim yok ama kızlar boş durmazlar bilirsiniz) hâlâ ONEitis hislerim ara ara kabarıyor. Bu The Blue Pill’den kalan hislerin birden yok olmasını beklemek doğru değil tabii ama zamanla hepsini tamamen yeneceğime inanıyorum ben! Sizlerin sayesinde.
    Çok teşekkürler! Hep aktif olun. Hep yazın. Sizin sayenizde aptalca bilgilerle büyümüş ve ilişki ile belki de bazı toplumsal konulardan mahvolmuş bir erkek nesli kendini yine toparlayacak!

    1. Teşekkürler. Erkeklerin bu tavsiyeleri kullanabilmesi çok güzel. Bizim zamanımızda böyle tavsiyeler veren abierimiz yoktu. Sizin bahaneniz yok 🙂

      Ben bir kez kız arkadaşımdan ayrıldığımda abi bildiğim bir hıyar “sen yeterince romantik olamamışsındır” diye saatlerce uğraşıp benim ağzımdan şiir yazmıştı. Bana da yalvar yakar şiiri kıza msktupla gönderttirmişti … Hatırladıkça utanırım. Hem kendi adıma hem onun adına 😀

  7. Şunu da eklemek istiyorum: Bu ONEitis 2 senedir hayatımdaydı ve 3 ay önce ayrıldık. Çoook kötü boynuzlandım. Aldatılma falan değil. Başka erkekle olması falan da değil. Bi düşün; bana 1 hafta önce “seninle gelecekte yuva kurmazsam kimle kuracam ki, olacaksa ancak seninle olur” diyen hatun, beni 1 hafta önce başka kızlardan kıskandığını bana açık açık söyleyen hatun; bir hafta sonra aniden “ben düşündüm de, seni tam olarak sevemiyorum ve bu işi artık uzatmanın alemi yok blablabla…..” demeye başladı. Çok kötü boynuz yedin. Evet akla hemen “başka biri hayatında vardı veya aniden girdi” diye şeyler geliyor. Benden ayrıldıktan bi süre sonra başka bir erkekle konuştuğu haberini aldım ama o erkekle sadece konuştular ve hemen bitti (eskiden tanıdığı biriydi zaten). Yani beni o an biri için terk etmedi. O benim için ONEitis’di (hâlâ öyle bile diyebiliriz, yenmeye çalışıyorum) ve ONEitis olduğu için ona karşı SON DERECE betaydım. Başka kızlar peşimde köpek gibiyken, sadece bu ONEitis olandan bir türlü istediğim tepkileri doyurucu bir şekilde alamıyordum. Çünkü diğer kızlar zerre umrumda değildi. Mesaj atmışlar, buluşmaya gelecekler veya gelmeyecekler vs.. Zerre hiçbir şeyleri umrumda değildi. Bu sebeple de bu diğer kızların hepsi bana ölüyordu adeta, ki hâlâ öyleler. Ve bu sözünü ettiğim kızlar, ONEitis olan kızdan güzellik, boy, kariyer olarak bile çoook üstte olan kişiler. ONEitis olan kız yüz güzelliği olan ve boy olarak kısa boylu (153 cm), kariyer olarak da başarısız biri. Fakat önemi var mı? Sonuçta benim gibi bir adam için o bir ONEitis ve o da bunun farkında. Hatta bir gün bir arkadaşına şu sözü kullanmış:
    “Beni Onur kadar seven ne gördüm ne de duydum, Leyla ile Mecnun var ya, o bile Onur’un yanında çook çooook az kalır”. Bi düşünün ONEitis’in seviyesini ve kızın bana sonunda neden “Tschüss” dediğini.
    Umarım atlatırım bu durumu. Hâlâ ve hâlâ, özellikle de alkol aldığımda ONEitis duygularım kabarıyor ve bazen yalnızken ağlıyorum bile onunla fotoğraflarımıza bakıp. Acınası bir durum biliyorum. Ama yenmek istiyorum bunu. Sizin tavsiyeleriniz ve benim istediğim ile de yeneceğime inanıyorum.
    Teşekkürler!

    1. Kızı kafandan atıp fotoğraflarına bakıp ağlamayı bırakmayacaksın. Kızın fotoğraflarına bakıp ağlamayı bırakıp kızı kafandan atacaksın. Davranışlarını kontrol edebilirsin, edemem falan yok. Gerekirse çocuk gibi “düşünmeyeceğim, bakmayacağım” diye kas kendini, düşünme ve bakma. Duyguların takip edecek.

      Çoğu insanın unutamama sebebi duygularını değiştirmeye çalışmak ama o değişim olana kadar loser davranışlara devam etmek. İnsan makinesi öyle çalışmıyor. Davranışlar değişirse duygular takip eder.

  8. Site yöneticileri! Hepiniz! Lütfen bakın!
    Almanya’da yaşıyorum. Saat burada şu an 5.18 ve uyuyamadım. Neden? Aşağıdaki mesajlarıma bakarsanız eski sevgilimden bahsetmiştim. O orospu hakkında yeni şeyler öğrendim bugün. Bu yüzden de bugün işe gitmiyorum, izin aldım.
    The Red Pill’de yazan sizler! Siz! Bakın ve iyi okuyun! Siz var ya! A harfinden Z harfine kadar her bir nanometrede haklısınız! Amk var ya! Uyuyamıyorum. Aşağıda yaklaşık 3-4 aydır ayrıldığımdan bahsetmiştim ve sevgilimin hayatına yeni biri girmedi eminim demiştim. Bugün ne öğrendim biliyor musunuz? Orospunun hayatından benden önce de biri olduğunu ve onunla ilişki kesinleşince beni terk ettiğini. Bunu, onun çok yakın bir arkadaşından öğrendim. O da da benim çok yakın bir kız arkadaşım. Hatta ve hatta, tam şu dakikalarda, pazartesinden beri o adamla birlikte oteldeler. Sevgililer günü için 1 haftalık otel tatili yapıyorlar. Ben burada onu özlerken, onu düşleyip sikilirken! Siz çoook haklısınız The Red Pill’ciler. Size bok atan herkesin anasını sikeyim, herkes orospu çocuğu.
    ASIL BOMBAYA GELİYİM Mİ? Ben 26 yaşındayım, avukatım ve çok güzel bir kariyerim var Almanya’da. Kız arkadaşım 21 yaşında, 22 yaşında olmak üzere. Peki kimle beraber sizce ha? Orospu! Kimle sizce? LİSEDEN ÖĞRETMENİYLE! Adam 41 yaşında! O adamla gençler! Ben ilişkideki orospu sevgilime karşı son derece betaydım, o kadar mükemmel kariyerim olmasına rağmen. Peşimde bir sürü kız olmasına rağmen. Bu orospu eski sevgilimin boyu 153, ben 182 boyundayım. Yüzü güzel ancak boy olarak hemen hemen cüce denecek düzeyde. Ama beni sikip geçti. Bu orospu kız öğretmeniyle konuşmalarını ara ara atardı bana. Onu görünce heyecanlandığını, ona çok saygısı olduğunu vs. söylerdi. Ben bir kere abarttığını düşünüp “sence de abartmıyor musun, öğretmen adam, samimiyetiniz çok fazla” dedim. Kavga çıkardı. İçin kara vs. diye. GÜVENMEYİN LAN GÜVENMEYİN! Hepsi orospu! Asla yapmaz diyenlerdendim. Bakın sonuca. Üstelik adam evli amk! Onunla şu an! Ciddi de düşünüyorlarmış bir de. Evleneceklermiş. Adamın çocukları yok ilk eşinden. Eski sevgilim demiş ki “bu adam çocuklarımın babası olur”. Orospuya bakar mısınız! İnanamıyorum arkadaşlar şoktayım! Ben bugünden sonra kadın düşmanıyım. Bütün kadınların dünyasını sikeyim. Hepsi orospu. Orospu değil dediklerinizin orospuluklarını yakalamamışsınızdır. Bu öyle bir kızdı ki, “ASLAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA YAPMAZ İMKANSIZ” denebilecek olanlarlandı. Sevgilisi üstelik saf Alman. Kız da benim gibi Almanya doğumlu Türk. Orospu!
    2.si şok ise; bu adamla aynı yaşta 2.öğretmeni vardı. O kadındı ve onunla da samimiydi. O kadın bu adamı seviyordu ve benim eski orospu sevgilim ikisinin arasını yapmaya çalışıyordu. Ara sıra bana da gönderirdi gelişmeleri. O kadın öğretmeniyle de AŞIRI SAMİMİ ve ona rağmen adamla şu an. Peki bu neye kanıt? Yine Kırmızı Hap’a. Kırmızı Hap diyor ki REKABET YARATIN! Kadın denen orospu mahlukatlar rekabet severler. Benim orospu eski sevgilim de, öğretmenini rakip olarak görmüş demek ki. Ve Kırmızı Hap der ki “kadınlar saygı duymadıkları adamları sevmezler”. Ben toplumda o kadar saygı gören bir adam iken, orospu sevgilime olan mavi hap tavırlarım yüzünden eziğin tekiydim. Ama bana her seferinde bu adama olan saygısından bahsederdi, öğretmenine. Onu ne kadar üstün gördüğüne vs.. 41 yaşında lan adam 41! Kız arkadaşım 21 daha! Orospu orospu! Bugünden sonra kadın düşmanıyım. Red Pillci olmaktan ziyade KADIN DÜŞMANIYIM! Kadın denen orospu mahlukatların dünyasını geçmişini geleceğini sikeyim! Özür dilerim bu kadar sert konuştuğum içim ama içimden geçenleri az bile yansıttım.
    Düşünün ya, tam şu an, bu saniyelerde, dokunmaya bile kıyamadığım (ama gene de aramızda çok şey oldu) bu orospu kadın, tam bu saniyelerde o adamla otelde uyuyor! OROSPU! OROSPU!!!!!!!! Kafayı yiycem. Özür dilerim sizlerden böylesine küfür dolu mail yüzünden ama siz var ya siz! YERDEN ALLAHIN YANINA KADAR HAKLISINIZ. YAZIN YAZIN YAZIN DA BU BENİM GİBİ ESKİ BEYİNSİZ ERKEK MİLLETİ UYANSIN DA BU OROSPU KADINLARIN DÜNYASINI SİKEBİLSİN ARTIK!

    1. Hocam geçmiş olsun. Madem yerden göğe kadar haklısınız diyorsun, şimdi diyeceklerimde de haklı olduğumu kabul etmeni istiyorum.

      Farkında mısınız bilmem ama biz burda kadınlardan çok erkekleri eleştiriyoruz. Zira senin anlattığın tip hikayede bu kızın yaptıklarına bakıp kıza kırk bin kere büyük harflerle OROSPU diyebilir, hayatını kadın milletine düşman geçirebilirsin. Kendi tercihin ve aslına bakarsan en kolay yol da bu (acısız değil, kolay).

      Aşağıdakileri seni bunalıma sokmak için değil, her erkeğin şu ya da bu şekilde başına gelen bu anı fırsata çevirmen ve ders alman için yazıyorum. Biraz da okurlar için saha çalışması olur, ders niyetine. Evet bu senin sanırım ilk ONEitis tekmen, geç de yaşamışsın o yüzden öfke çok olur. Unutma, olgun ve maskülin olup da geçmişinde böyle bir ONEitis tekmesi olmayan adam yoktur. Ben olmayanı bilmiyorum. Senin neyin fazla ki sende olmayacak 🙂

      Skeptico’nun terk edilmek yazısını da tavsiye ederim. 26 yaşında, 183 boyunda, oldukça iyi meslek sahibi bir adam olarak bu dersi de alırsan, bir daha sırtın kolay kolay yere gelmez.

      Daha önceki yorumlarında defalarca kızı ONEitis yapıp betalaştığını belirtmiştin :

      O benim için ONEitis’di (hâlâ öyle bile diyebiliriz, yenmeye çalışıyorum) ve ONEitis olduğu için ona karşı SON DERECE betaydım. Başka kızlar peşimde köpek gibiyken, sadece bu ONEitis olandan bir türlü istediğim tepkileri doyurucu bir şekilde alamıyordum. Çünkü diğer kızlar zerre umrumda değildi. Mesaj atmışlar, buluşmaya gelecekler veya gelmeyecekler vs.. Zerre hiçbir şeyleri umrumda değildi. Bu sebeple de bu diğer kızların hepsi bana ölüyordu adeta, ki hâlâ öyleler. Ve bu sözünü ettiğim kızlar, ONEitis olan kızdan güzellik, boy, kariyer olarak bile çoook üstte olan kişiler. ONEitis olan kız yüz güzelliği olan ve boy olarak kısa boylu (153 cm), kariyer olarak da başarısız biri. Fakat önemi var mı? Sonuçta benim gibi bir adam için o bir ONEitis ve o da bunun farkında. Hatta bir gün bir arkadaşına şu sözü kullanmış:
      “Beni Onur kadar seven ne gördüm ne de duydum, Leyla ile Mecnun var ya, o bile Onur’un yanında çook çooook az kalır”.

      Hocam şimdi düşün. Kız 22 yaşında. Sen çıkmaya başladıktan sonra 2 sene içinde yaydı ve 200 kiloya çıktı diyelim. Beraber iken her tarafından jel kütlesi gibi yağ akıyor. Ve birden karşına 22 yaşında seni arzulayan bir afet çıktı. Senle beraber olmak istiyor. Terkettin kızı ve bunun suçlusu sen mi olurdun kız mı?

      Kızın başına bu gelmiş. Sen istediğin boyda, tipte ve kariyerde ol. Kadın için aslolan maskülinitedir. Maskülitenin feminen ONEitis betasına evrilmesi, kadının 200 kiloluk bir kara balinasına evrilmesine denktir. Maskülinite bu kadar önemli! Eğer daha maskülin isen 41 yaşında evli bir erkek bile olsan 26 yaşında genç ama masküliniteyi komple salmış bir çocuğun kızını kaparsın. Zira 41 yaşında maskülin bir erkek 22 yaşında bir afete denktir, 26 yaşında oneitisci erkek ise 41 yaşında 200 kilo bir kadına.

      İncecik iken aldığı sevgilisi 200 kilo olsa da ona sadık kalan erkeğe şimdi bir şey demeyeceğim ama bu yüzden zavallı kadını terk ederse de adama OROSPU ÇOCUĞU demeye dilim varmaz. Bunun dengi bir durumla karşılaşan ve erkeği terk eden kıza da OROSPU demeye dilim varmıyor.

      Neyse, para, tip, yaş ve sosyal statü, maskülin davranış yanında hiçtir. Sen bunu çok acı yoldan öğrendin. Şansına, bunu evli bir erkek olarak öğrenmedin, daha çok genç bir yaşta öğrendin.

      ŞİMDİ MADEM HAKLIYIZ bize şunu derken inan : Bundan dersini al, 3 – 4 aya kalmaz bir yetişkin bir erkek olarak gayet iyi bir hayata devam edersin. Bundan önce bir oğlan çocuğu idin ve bu da senin erkekliğe geçiş rituelin. Maalesef çoğu genç erkeğin erkekliğe geçiş ritueli daha geç yaşlarda ve hep bu tür bir ONEitis felaketi ile oluyor.

      Sana daha önce yazdığım tavsiye hala geçerli. Kız seni terk ettikten sonra manastır rahibesi olmuş, 41 yaşında kart zampara ile otele kapanmış falan farketmez. Ha kızın fotosuna bakıp arabesk müzik eşliğinde ağlamışsın, ha kızı sürekli kafanda OROSPU diye evirip çevirmişsin. Aynı şey, ikisi de kıza çakılı kalmaktır. Kızı düşünmeyi (olumlu veya olumsuz bırak). Gerekirse çocuk gibi “düşünmeyeceğim, bakmayacağım” diye kas kendini, düşünme ve bakma. Duyguların takip edecek. Çoğu insanın unutamama sebebi duygularını değiştirmeye çalışmak ama o değişim olana kadar loser davranışlara devam etmek. İnsan makinesi öyle çalışmıyor. Davranışlar değişirse duygular takip eder. Duygularım değişsin de davranışlarım düzelir diye bekleyenler zaten yıllarca aşk acısı çekiyor.

      İzin aldığın iyi olmuş. Ama kızı OROSPU olarak bile düşünmeyi bırakırsan, 1 – 2 aya geçer. Evet bu senin sanırım ilk ONEitis tekmen, geç de yaşamışsın o yüzden biraz zaman alır. Unutma, olgun ve maskülin olup da geçmişinde böyle bir ONEitis tekmesi olmayan adam yoktur. Senin neyin fazla ki sende olmayacak 🙂

    2. Özdeyiş #35 – “Erkekler çocukluk döneminde gördükleri sevgi ve şefkatin büyüdükçe azaldığının farkına varır. Kadınlar ise böyle bir sevgi kaybına uğramaz. Hal böyleyken erkek bir daha asla cömertçe sevilmeyeceğini acı da olsa anlar. Erkek biraz sevgi elde etmek için çokça sevmek zorundadır. Annesinin cömert sevgisini daima özler. Kız arkadaşında da bunu bulamaz, zaten kızlar da böyle bir erkeği zayıf bulacağı için o sevgiyi vermekten kaçınır. Kırmızı hapın en acı yudumu bu olsa gerek.” — Kırmızı Hapın 50 Tonu

      Ve Aşk Hiyerarşisi :

      Erkek doğasının aptallığı, kadının anaç içgüdülerinin özüyle ilgili sadakatin, romantik aşk için de ulaşılır olduğuna dair inançtır. Erkek budala bir şekilde, annesi kendisini nasıl sevdi ise idealleştirdiği kız arkadaşının da kendisini öyle seveceğine inanır. Kadınların çocuklarını nasıl sevdiklerini gözlemleyerek kadınların büyük bir sevgi kapasitesine sahip olduğunu çıkarır. Bu doğrudur, kadınların büyük bir sevgi kapasitesi vardır. Ama maalesef bu büyük sevgi sadece çocuklarına reserve edilmiştir ve erkeklerinin ulaşımına açık değildir. Bu nedenle erkeğin kadın aşkı konusundaki ideali gerçekçi değildir.
      Erkek arzuladığı sevginin özünde annelik ile ilgili olduğunun ve kendisi için hissedilemeyeceğinin farkında değildir. Doğa burada erkeğin psikolojisi üzerinde acımasız bir oyun oynar. Erkeğe çocukluğunda saf ve yüksek kaliteli bir sevgi verir. Erkeğe, ilerde kadınlar için standart sandığı bir kadın aşkı şeması öğretir. Annesinin sevgisi ile, koşulsuz sadakatın, soylu karakterin, nazikliğin, fedakarlığın ve güvenin kadın doğasının özü olduğunu öğrenir. Bu nedenle çocukluktan erkekliğe adım atarken şu mantıksal çıkarımda bulunur: eğer “iyi bir adam” olursa, aşık olduğu kadın tarafından annesinden öğrendiği şekilde sevilmeyi bekleyebilir. Annesi de iyi niyetli ama oldukça yanlış bir şekilde bu oğlunun bu düşüncesini onaylar. Oysa bu şeytani bir yalandır ama henüz kalbi kırılmamış erkek bunun farkında değildir. Erkek, kadının sevgisinin değişmez olduğunu sanar. Onun çocuğu için olan sevgisinin, kendisi için olan sevgisinden oldukça farklı olduğunu bilmez.
      Eğer erkek maskülin davranmayı bırakıp bu “benliğine” geri dönerse, kadının arzusunu dolaysız bir şekilde uyandıran şeyi ortadan kaldırır ve bununla beraber kadının arzusu da hızlıca sönmeye başlar.
      Bazı erkekler de bunu, kadının testini geçip erkek arkadaş olduktan sonra, kadının ilişki içinde daha yumuşak, daha duyarlı ve daha eşitlikçi bir erkek isteyeceğini düşünerek yaparlar. Böyle düşünmelerinin sebebi, kadının onları böyle bir erkek olmaya zorlamalarıdır. Fakat eğer erkek, kadının zorlamalarına kanmadan Erkek Adam olmayı sürdürürse, kadını memnun edecek iken, zorlamaları kabul ederse, kadın bunu boyun eğme olarak algılayacak ve yaptığı seçimin doğruluğundan kuşku duyacaktır. Tekrar edeyim: ilişki içinde Erkek Adam olmaya devam ederseniz, kadın ne kadar doğru bir tercih yaptığını düşünerek mutlu olacaktır. Eğer salarsanız, kadın yanlış bir tercih yaptığını düşünerek pişman olacaktır.
      Yani erkek, bu sevgi sadece çocuklara ayrılmış iken çocuk gibi sevilmeyi arzular. Kafasındaki aşk tipinin anne sevgisi olmasına rağmen romantik sevgi olduğuna inanır. Bu tip bir erkek ikisi arasındaki ayrımı yapacak tecrübeye sahip değildir. Ve onun için trajedi, kadınların erkekleri çocuklar gibi sevemeyeceğini öğrenmektir. Annelik bağının doğasında olan koşulsuz sadakat, çiftleşmek için biraraya gelen iki insanın arasındaki bağda yoktur. Çoğu erkek bunun farkında değildir. Bir kadın tarafından acımasızca ters köşeye yatırılana kadar saf ve erdemli bir aşk ile severler. Burada sorun bu trajik anın olup olmayacağı değil, ne zaman olacağıdır. Eğer şanslılarsa kendilerini bu blog ya da benzeri bir yerde bulurlar.

      Kırmızı hapın en acı dozu bu. Bunu o ya da bu şekilde yutmadan büyünmüyor maalesef.

      1. Bakın hayatta aylık yüzbin tl üstü zenginlik herkese nasip olmuyor değil mi ama var herkesin zenginliği farklı ya da sen ayda beş bin kazanırsın bir diğeri hiç bir şeysizdir her insanın sahip olduğu güzellikler farklı farklı .
        Her kadına bazı olağanüstü güzel kadınların güzelliği nasip olmuyor ama az da olsa var , bazılarının gençliği ve diriliği uzun sürerken bazıları çabuk yaşlanıyor .
        Bir çoklarının çocuğu oluyor ama bazıları ne yapsa çocukları olmuyor onlar için çocuk kavramı hiç olmayabiliyor .
        Afrika’da bazı ülkeler hayatları boyunca tek bir ürünle besleniyor başka bir şey görmeden ölüyorlar onlar görmüyor diye başka başka yiyecekleri inkar edemezler .
        Aşk var ama bu tamamen Allahtan . Allah verirse olur yoksa yok.
        Zorlamaya gerek yok . Zaten gerçek aşk karşılıklı olandır .
        Ayrıca red pill ahlaki çöküntüde ileri boyutta olan Amerika’dan çıkma bir akım,
        Ve onların aşk anlayışını anlamak istiyorsanız filmlerine bakın .
        Bildiğin aşk yok.
        Yani aşk dedikleri /sandıkları şey hiç bir şey değil.
        O anlamda bırak aşk yok falan desinler . Çünkü onların aşk dedikleri şey zaten aşk falan değil .

        Hormonların yönetemediği hiç bir durum yok . Gece zifiri karanlık melatonin hormonunu üretmeye sebeptir, oksitosin Doğum yapan kadının dayanılmaz acı çekmesini ve Doğumdan sonra da bebeği sevmesini sağlayan hormondur.

        Bu yüzden sıra aşka gelince hormon bu diyemezsin.
        Aşk kalpte yanan bir kordur ve elle tutulur gözle görülür derecede gözlerinde parlaklık sebebi hatta , teninde tazelik sebebi olabilir .

        Yani kimseye arayın bulun demiyorum çünkü o sizi bulmazsa siz onu bulamazsınız .
        Fakat dinleyecek bir kaç kişi de olsa tavsiyem en azından varlığını inkar etmeyin .
        Var ama nadir emin olun nadir .
        Herkes te olacak diye bir şey yok .

        1. Ayrıca red pill ahlaki çöküntüde ileri boyutta olan Amerika’dan çıkma bir akım … Bayılıyorum ben bu bizim toplumu ABD’den ya da Avrupa’dan daha ahlaklı sanan Türkün Türke propogandası kafasına. Hiç haber de mi izlemiyorsunuz? Sabah programlarında dönenleri hiç mi görmüyorsunuz?

          Bizim kendi kültürümüz bir kere Allah aşkından daha fazla kadın – erkek aşkına dalan Mecnunların hayatının nasıl darmadağın olduğunu anlatan ibretlik hikayelerle dolu. Hayatını hak yolunda ya da en azından toplum içinde harcamak yerine o çok nadir oneitisini aramak için heba edenleri yermek ve erkekleri bu sapkın yola karşı uyarmak için anlatılırdı o şiirler (tabii ki alt metninde aşk – tensel değil ilahi aşk – nasıl zor yollardan geçmeyi gerektirir de vardı). O nedenle de bir tek aşk hikayesi yok ki adamın hayatı mahvolmasın, hiçbir şey kazanmadan ölüp gitmesin. Leyla İle Mecnun (Mecnun adamın ismi değil, köylülerin taktığı lakap ve içine cin kaçmış deli demek), Ferhat ile Şirin vs … Bizim kültürümüz böyle oneitis denilen sapkınlıkları doğru olarak yerer. Eskiden bu öyküler ibretlik anlatılırmış. Sonra son 200 yıl içinde Batıda şekillenmiş romantizmin dolması aşk – meşk saçmalıkları ile kutsal hikayelere dönmüş.

          Sen Doğu toplumunun yıllarının birikimi olan tensel aşkın zararları ile ilgili söylenceleri bünyenden atıp Batı kaynaklı romantizm akımının aşk masallarını sorgulamadan içselleştirmişsin gelip burda red pill ABD kaynaklı diye saz çalıyorsun.

          Komik.

          1. Aşk var ama bu tamamen Allahtan . Allah verirse olur yoksa yok.
            Zorlamaya gerek yok . Zaten gerçek aşk karşılıklı olandır .
            Yazmıştım .

            Güzel cevap
            .
            Fakat dediğim zaten şu ;
            Kimse aramasın veya beklemesin seni bulursa bulur bulmazsa bulmaz. Bulursa da zaten karşılıklı olandır.

            Aşk var diye peşine düşmeye sürüklenmeye gerek yok .

            Evlilik içinde zamanla kadın erkek arasında büyük bir sevgi kadın da derin bir bağlılık oluşabilir bu da var . Evlilikte oluşan sevgi çok daha güvenli ve güzel .

            Yani illa ki aniden çarpan bir şeyi bekleyin bekleyelim demiyorum . Doğru da değil zaten yani kalbi bir şey üstelik (bu yüzden ) rastlamak ta zor .

            Peki bu nasıl ifade edilmeli ki peşine düşülüp beklenilmesin?
            Yok mu denilsin?
            Var yani . Rastlarsan görmezden gel mi diyelim .
            Sadece en fazla arama işine bak dersin . Zamanla sevmek diye bir şey de var .
            Tanımadığın etmediğin birine aniden tutulmak tehlikeli ve acıtır gibi .

  9. Sevilmeye ve onaylanmaya olan ihtiyacı kısabildiğin kadar kısmak, hatta mümkünse ortadan kaldırmak, herhalde erkek adam olarak yapabileceğin en sıkı hareket.

  10. Selam, ONEitis konusunda kafam biraz karışık, yani neyin tam olarak ONEitis olarak tanımlandığını anlamadım.

    Şimdi kendimden örnek vermem gerekirse, Bir süre flört ettiğim, aynı arkadaş çevremden olan bir kız var. Bana karşı cok ilgiliydi fakat ben klasik beta davranışlarıyla işin içine sıçtım. En son kıza acildim bile. Ben kıza açılırken sanki bunları hiç yapmamı istemiyormuş, hayal kırıklığına uğramış bir havası vardı. Neyse gayet moralimi bozacak cümlelerle beni reddetti doğal olarak. Ben de bir daha ona mesaj atmayacağımi falan söylerek orada bitirdim. 1 ay kadar iletişimi tamamen kestim. Bundan sonraki ilerleme de bana daha yakın olmaya başlaması falan. Ben yine hep çerçevemi korumaya çalıştım.

    Yani sorum şu ben bu kızla bir sey yaşamadım. Bu kız benim ONEitis’im kategorisine girer mi? Aklıma geldiği zamanlar oluyor. Kesinlikle uydu erkek olmadım bu süre zarfında. Içimde bu kıza karşı kendimi kanıtlama isteği duyuyorum. Yapmalı miyim? Yoksa geride mi bırakmalıyım?

    Birde soyle bir paradoks var. Bu kızın varlığı, kendimi geliştirmem icin bana büyük bir motivasyon oluyor. Sebebini bilmiyorum ama bırakırsam o motivasyonu kaybecekmisim gibi hissediyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *