Kırmızı hap – Toksik feminene karşı erkeklerin tepkisi

Kırmızı hapa neomaskülinite ismini Roosh V kırmızı hapı bulan benim diye atladığı sırada koymaya kalktı diye hatırlıyorum ve isim çok tutmadı. Paul Joseph Watson’ın videoda neomaskülinite dediği şey, bildiğiniz kırmızı hap. Yorumlarda “keşke gerek olmasaydı” havasına katılmıyorum zira oyun, kendini geliştirmek vs. hep lazım. Fakat yine de olayı özetleme açısından iyi bir video (Türkçe alt yazılı).

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

2 thoughts on “Kırmızı hap – Toksik feminene karşı erkeklerin tepkisi”

  1. Tüm anlatılanlara sitenizdeki yazılar sayesinde bir yabancı değil, bilincinde olan birisi olarak katıldım. Yaklaşık bir yıldır The Red Pill üzerine araştırmalar yapıp, uygulamalara devem etsem de erkekadam.org tüm bildiklerimi güzel bir şekilde sıraya koyan bir site oldu. Sitedeki tüm yazıları okumayı bitirdim ve her attığınız yazıyı da anında özümseyerek okuyorum. Emekleriniz için çok teşekkürler sevgili çükdaşlarım.
    Kendinize çok iyi bakın, sesimiz az çıksa da buralarda ciddi bir şekilde var olan bizleri unutmayın.

  2. Zehirli Kadınlık
    “Sevilay Çelenk , Gazete Duvar’da, erkekler hakkında yine atıp tutmuş. Tuhaf kelimeler icat edip “ay ama okuduğunuzu da anlamıyorsunuz ki, ben zehirli erkeklikten söz ettim” filan diye yine, hep olduğu gibi, üste çıkabilir. Ama yazının başlığında “erkekler” diyor yani…
    Meseleyi muhtemelen biliyorsunuz —ben Çelenk’in yazısından öğrendim— Gilette bir reklam yapmış, erkekleri efendi olmaya davet etmiş. Egard da reklama reklamla karşılık vermiş. Çelenk de buradan beynelmilel bir meselenin, erkeklik-kadınlık mevzuunun röntgenini çekmiş. Peki, Çelenk’in yazısını okuyunca ne görüyoruz? Gilette konuşsun, Egardsussun. Erkekler, erkekler hakkında konuşacaklarsa, Gilette’in konuştuğu gibi konuşsunlar. Nokta.
    Nasıl bu kadar pervasız olunabiliyor? Çünkü kadınlar —daha doğrusu zehirli kadınlık bütün kadınlar adına— ne kadar şirretleşebileceğini uzun süredir sergiliyor ve ağzını açanı doğduğuna pişman edebiliyor. Bu asimetrik zeminde de Çelenk gibiler, evrensel doğrulardan söz ediyor gibi —akıllarına değil— ağızlarına geleni söyleyebiliyorlar.
    Neymiş?
    Gilette reklamında şiddet uygulayan erkeği yine bir erkek, başka bir erkek durduruyormuş. Çelenk hanım da, tıpkı Gilette reklamını yapan hanımefendi gibi, erkekler hakkında değil, zehirli erkeklik hakkında konuşuyormuş. Ay ama şiddetin de müdafaa edilebilir bir yanı var mı şekerim!
    Ben, Gilette reklamını yapan kadının ve onun üzerinden bize, hepimize parmak sallayan Sevilay Çelenk’in ham hayallerini zedelemeyi de göze alarak söyleyeyim: Zehirli erkeklik diye bir şey yok. Hani kavgayı ayıran o erkek var ya, bir başka konjonktürde, başka şartlarda, başka bir kavganın kavgacısı olur. Öyle zehirli erkeklik, zehirsiz erkeklik filan gibi özler yok. Erkeklik zehirlidir —tıpkı kadınlık gibi. Yani mesela, son derece zararsız bir kadın bir psikiyatra ihtiyaç duyup kendisine bir doktor bulduğunda, bir süre sonra doktora âşık olup, onun evli barklı olduğuna bakmadan, şeytani tuzaklar kurup adamı baştan çıkarmaya çalışan bir fettan haline gelebilir. Eğer doktorda bir güç görmüşse… Sonra adamdan bıktığında —veya karşılık görmediğinde— “ama beni taciz etti” diye yaygaraya verebilir. Aynı kadın.
    Sizi hayal kırıklığına uğratabilir ama… Her erkek öyledir —yani zehirli ve zehirsiz davranabilirlikleri aynı anda kendinde taşır ve filanca durumda zehirli, falanca şartta da zehirsiz davranabilir— ve her kadın da… Her erkeğin aklını başından alacak kadınlar, her kadının aklını başından alacak erkekler var.
    ***
    Kadın dediğin, kavgayı ayıranı değil, kavgaya girip kazananı seçer. Erkek kavgaları bu yüzden çıkıyor, kadınlar tarafından seçilen olmak için. Erdoğan’ın seçmenleri arasındaki kadın oranı, Kılıçdaroğlu’nun seçmenleri arasındakinden çok yüksek. Kılıçdaroğlu’nun kadın seçmenleri de, işte partideki rakiplerini bertaraf ettiği için. Şiddet dediğin, bugünkü hukuk terimleriyle tarif edildiğinde, ağırlıklı olarak erkek işidir, evet. Savaşa gidip birbirlerini öldürenler genellikle erkek. Ama onları “haydi aslanım” diye arkadan ittirenler, teşvik edenler kadınlar —anneleri, eşleri, yavukluları. Ortada bir suç varsa yani, bu, kadınlı erkekli bütün insanlığın suçu.
    Ortada bir suç var mı, bahsi diğer. Ama herhangi bir mevzuu eşit düzlemde tartışmaya yanaşmamak da—burada teferruatına girmek istemediğim bileşenleriyle birlikte ele alındığında— şiddet olarak tarif edilebilir ve bu şiddet ağırlıklı olarak kadın şiddetidir. Bilmem kaç yıl önce, gözüne beyaz atlı prens gibi görünmüş, yatağına girmek için can attığın adamı baştan çıkaracaksın, yatağa atacaksın. Sonra, yıllar sonra, “ama statüsünü kullanarak bana tecavüz etti” diye… Kadınların —yani zehirli kadınların— etrafı yangın yerine çevirmesini, adamın kendisini müdafaa etme imkânlarının ortadan kalkmasını fırsat bilip…
    Yaygara yapmadan konuşmaya var mısınız? Yaygara yapmadan! Şirretlikle karşınızdakini susturmaya kalkmadan!
    Ne varmış Egard’ın reklamında? “Vurun kırın, tecavüz edin” filan manasına gelebilecek herhangi bir şey var mı? “Erkekler için de dünya kolay değil” denmesine bile tahammülünüz yok. Sonra politik doğrulukmuş da… Filan da, falan da…
    Geçiniz.
    Kadınlığı bilmem de, insanlığı fena halde zehirlediniz. Eğleniyor musunuz bari?”

    http://politikapolitik.com/zehirli-kadinlik/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *