Evli ve mavi haplı

Dün Ekşi Sözlükte kadın siniri ile mücadele başlığında bulunan aşağıdaki entryi görüp (adam siler falan diye buraya tamamını taşıdım), bir tweet attım.

Olay evlilik hayatı ile ilgili ve yazar 40 yaşında. Bu sitenin okurlarının yarısı (48%) 25 yaş ve altında, yüzde 40’ı da 35 yaş ve altı. Bu nedenle çoğunuz daha evlilikten uzaksınız fakat yazıyı mutlaka okuyun ve mavi hap mentalitesi ile evliliğe girerseniz başınıza ne geleceğini görün.

Okumadan önce uyarayım, “eş baskısı nedeniyle acun’un programlarını izlemekten kurdeşen olan arkadaşım var” kısmından itibaren olay dramadan korku filmine dönüyor  :

gençken insan uğraşıyor ediyor durum düzelsin diye ama kırk yaşına gelince hiç çekilmiyor arkadaş.

hanım diyor ki beni sen delirtiyorsun, sana o yüzden bağırıyorum; tamam da arkadaş, benim de öfkelendiğim zamanlar oluyor, bugüne kadar hiç sesimi yükseltmedim sana, saygımızı kaybetmeyelim diye tek kelime argo söz kullanmadım, bu nasıl oluyor? tasvip etmediğim birşey olunca, kılıçdaroğlu modunda “doğru bulmuyorum” diyorum ama tüm evliliğimiz boyunca hiç bir falsom olmamasına rağmen, mesleki kurstan tanıştığım bir bayan sabah whatsapp’tan bir kitap indirimi ile ilgili mesaj atınca benim ne zamparalığım kalıyor, o günahsız kızın ne orospuluğu; kursa hatun bulmaya gitmekle suçlanıyorum, evde sabahın köründe bağırış çağırış kıyamet kopuyor; ağzımı açıp bir şey söylemeye kalksam “zeytinyağı gibi üste çıkmakla” suçlanıyorum; bu nasıl oluyor?

perşembe gecesi evde, cuma sabahı beşe kadar çalışmış, hazırlanıp sekiz uçağı ile antalya’ya gidip duruşmalara girmiş öğleden sonra ankara’ya dönüp toplantıya katılmış, oradan zorunlu bir yemekli çalışmanın ardından gece onbirde yorgun argın eve girmişim; ayağımda on sekiz saattir aynı çorap daha dururken “ben evde çok sıkıldım, bunaldım” diye trip atıp, kavga çıkartmak neden?

bu başlığın ilk entrysi çok doğru; ben dahil biz erkeklerin çok kusuru, günahı vardır elbette; kadına şiddet hiçbir şekilde kabul edilemez ama kadının erkeğe şiddetinin de konuşulması lazım.

çevremde iyi eğitimli, sosyal durumu düzgün arkadaşlarıma bakıyorum; efendi adamların ağzına ediyor kadınlar; buradan elbette kadına kötü davranılsın mesajı çıkmasın ama bir kadın, erkeği eline geçirdi mi kedinin, yumakla oynadığı gibi oynamaktan çekinmiyor arkadaş; hele bir de evlilik olursa önce arkadaşlarından, sonra ailesinden koparmaya, yerine kendi ailesi ve arkadaşlarını koymaya çalışıyor; akşam evde erkeğin istediği dizi bile izlenmiyor; eş baskısı nedeniyle acun’un programlarını izlemekten kurdeşen olan arkadaşım var; karşı çıkmaya kalktığında karısı öyle bir kıyameti koparttı ki çocukcağız sırf ağzının tadı kaçmasın diye yıllardır hafta içi hemen her gece aptal programlardan kendisi aptallaştı.

ortalama türk kızı ve kadınının, evlilik ile tavan yapan, bir erkek ile birlikte olduğunda neler yapması gerektiğine dair çok kötü hazırlanmış bir ön programı var; sevgililik, nişanlılık ve evlilik, kadın için mülkiyet ilişkisi üzerinden yürüyor; erkeği sahiplenmek, onun hayatını sahiplenmek, dünyasını onunla sınırlamak, öyle ki ne kendisi ne de erkek için nefes alacak en ufak bir boşluk bırakmamak; herşeyi birlikte yapmaya çalışmak, erkeğe bir mahremiyet alanı bırakmamak; saat başı arayıp kontrol etmek; sosyal medya hesabı açtırmamak, açtığı varsa sürekli kimlerle arkadaş olduğu ve paylaştıklarını takip etmek (bu arada kendisi ınstagram başta bir yığın sosyal medya sitesinde fink atmak) erkeğin, arkadaşları ile birlikte arada bir vakit geçirmesine engel olmak, es kaza program yapmışlarsa sürekli arayıp mesaj atarak trollemek; sürekli bitmez bir ilgi beklentisinde olmak, yoksa trip atmak; çok mu yazdım? bence az bile.

bizde ne erkek çağdaş bir birey olabiliyor ne kadın maalesef; birey olamayan erkek, kadına fiziksel şiddet uyguluyor, birey olamayan kadın da erkeğe psikolojik şiddet; ikisi de kabul edilebilir şey değil ve özellikle kırk yaşında hiç çekilmiyor.

Eğer evli bir erkekseniz ve evlilik hayatınız buna yakın ise, sizin acilen Skeptico’nun Dırdır serisi yazılarını okumanız lazım. Evlenmeye hazırlanan her erkeğe kitapçık olarak basılıp verilmeli o seri.

Daha önce bir yerde söyledim, Matrix’ten kırmızı hap ile uyandığınızda kendinizi bulabileceğiniz en zor ve acı pozisyon, mavi hapla evlenmiş ve yıllarınızı evli ve mavi haplı geçirmiş biri olarak kendinizi bulduğunuz pozisyondur. Fakat bu pozisyon ne kadar zor olsa da, 60 yaşında bir mavi haplı dede olmaktan daha iyidir.

akşam evde erkeğin istediği dizi bile izlenmiyor; eş baskısı nedeniyle acun’un programlarını izlemekten kurdeşen olan arkadaşım var; karşı çıkmaya kalktığında karısı öyle bir kıyameti koparttı ki çocukcağız sırf ağzının tadı kaçmasın diye yıllardır hafta içi hemen her gece aptal programlardan kendisi aptallaştı.

Şunu okuyana kadar beni en çok şaşırtan erkek, karısı kendisi ile seks yapmadığı halde, hala ona mükemmel bir kadın diyen ve yana yana o kadını tekrar kendisi ile yatmaya nasıl ikna edeceğim diye araştıran erkek tipi idi. Geçenlerde Bettina Arndt‘ın ICMI 2017 Keynote konuşmasını dinliyordum. Kadının Avustralyalı evli erkeklerin seksiz evliliklerinin dramını gösteren kitabını okuyan bir Arjantinli gazeteci, Arndt’ı arayıp şöyle sormuş :

“Avustralyalı erkeklere inanamıyorum. Bizde böyle birşey olsa o erkek hemen kendisine bir metres bulur”.

Bu seksiz evlilik benim başıma gelmedi ama benim böyle bir problemim olsa, hiç düşünmeden karıyı boşama işlemlerini başlatır ve bu arada da gider dışarda seks yapmaya başlardım. Sonuçta Türk Yasalarında seksizlik boşanma sebebi olarak sayılıyor. Ama bu erkeklerin derdi yasa değil zaten, ONEitis ve mavi hap.

Hadi televizyonu kaptırdın diyelim ama yukarıdaki erkeği, hiç sesini çıkarmadan anahtarlarını alıp akşam dışarı çıkmaktan alıkoyan nedir onu da anlamak da zor. Kadın kıyameti koparıyor ne demek? Ya tamam, Türkiye Tekvando Şampiyonu gibi bir kadınla evlisinizdir, kapıya yönelirken uçan tekme ile yere serilir, koltukta kendinize gelirsiniz anlarım. Ama yüzde 99umuz, yanılıp şaşırıp fiske vursa idik yeri öpecek kadınlarla evliyiz. Yani sırf bağırıp çağırma ile duran adam, aşırı mavi haplıdır.

 

Eskiden bu erkeklere kılıbık denirdi ve sayıca azlardı. Sanki şimdi norm bu adamlar olmaya başladı. Bill Burr’un yukarıdaki videoda dediği gibi, bu yazıda yazdığın duruma gelmek için ne yaptın sen arkadaş!

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

32 thoughts on “Evli ve mavi haplı”

  1. Güzel post. Dikkatimi çeken nokta, Arjantinli adamın “metres” bulma muhabbetiydi. Güney Amerika kültüründe maskülenlik hala var. Latin toplumlarının hepsinde var aslında. Medeniyet süsüyle iğdiş edilmiş fazla “modern” ülkeler ve yerlerde böyle durumlar daha yaygın. Kırmızı Hap ile CPD’min yükselişe geçeceği yaşların hemen arefesinde tanışmam benim avantajıma oldu.

  2. Abi yazı çok iyi çok üzücü. Adam hasta olmuş la olan hastalık nedir la? Bir kadın için hasta mı olunur?

    Biri acilen bu adamları kolundan tutup sizlerin ofisine, koçluğuna falan götürmeli.

    Bir de demişsin ya sekssizlik boşanma sebebi diye. Bunda nafaka ödenir mi? Açıkçası ben evlenirsem nafaka ödemekten korkuyorum. Tükürdüğüm hukuk sistemi benim boşadığım eli ayağı tutan karıya neden para ödetiyor?

    Bir de nişan döneminde seks yoksa dışarıda seks ne kadar doğru? Sonuçta o kıza hazırlanmak için.

    1. Hank’in sözlükte hesabı var, adama dırdır linkini gönderdik.

      Nafaka, bu hayattan iyidir. Bu tür erkeklerin çoğu nafakadan değil, mavi haptan saplanır bu hayata.

      Nişan – seks olayı ahlakla falan ilgili. Ben doğru ya da yanlış desem bir hükmü yok.

      1. Bu nafakadan kurtulmanın bir yolu yok mu ? Yani eli ayağı tutan bir insan nasıl sadaka gibi nafaka bekler ben hiç anlamıyorum. Biliyorum çok yazıldı çizildi sizinde artık cevap vermekten canınız sıkıldı…Ama boşan al nafakayı hayatını yaşa oh ne güzel ya… Bu hukuk sistemi sadece bizim ülkemizde mi geçerli anlamıyorum. Bakın evli değilim ama böyle yazıları okudukça insan cidden yediremiyor gururuna ya.

        1. Heryerde böyle. En kötüsü 6 ay evli kalıp bu nafakayı ömür boyu alanlar. Aslında bildiğim kadarıyla feminizmin aşırı olduğu yerlerde erkekler de aynı şekilde nafaka alabiliyor. Bence ikisi de soygun.

        2. Bu devirde anne babaya bile evlatları bir ömür bakamıyor. Demişler ya, “1 baba 10 evlada bakar da; 10 evlat bir babaya bakamaz.”
          Hatta bir anne baba bile evladına bir ömür bakma yükümlülüğü yoktur.
          Oysa bir kıza nikah kıydın diye; onunla 1 gün bile evli olsan, çocuğun da olmasa (olsa kaç yazar) senden ona bir ömür aylık düzenli para ödemen bekleniyor.
          Ve her kadın, feminist olsun olmasın hepsi, bunu kabul ediyor. Oysa bir ömür bizimle eşit olduklarını, bize ihtiyaçları olmadıklarını, çalışıp ayakları üstünde durabileceklerini, böyle onurlu, böyle güçlü, böyle akıllı olduklarını söylüyorlardı.
          Hepsinin mahkemelerde yalan olduğu, sahte karakter oldukları ve aslına rücu ettikleri; nafaka taleplerinde ve bunu da bir ömür yata yata yemelerinden belli. Buna “Hayır, elin adamı benim babam bile değil, neden bana baksın ki diyecek kadın varsa, (erdem sahibidir bile demiyorum ne alaka) normal bir insan oğlu bayandır. Nerede öylesi?!.
          Buradan anlayın kadın milletinin ne olduğunu.
          Feminizmin niyetinin; kadını korumak, onları çalışma hayatı içinde tutmak ve erkeğe karşı ispatlamak olmadığı böyle her davada tekrar tekrar ispatlanmış oluyor. Bunların gerçek niyeti: Erkekleri ezerek kadın erkek dengesini yok etmek, kadınları yalan ifadelerle sahtekarlığa teşvik etmek, kadınları sahipsiz bırakmak, kadın ve erkekleri karşı cinsten soğutmak, kadınları beleş kazanarak yatmaya teşvik etmek, (en büyüğü ve kötüsü de bu) erkekleri evlilikten soğutarak aileyi kurdurmayarak nikahsız birlikteliğe zorlayıp nikahsız bie toplum oluşturmak (AB, ABD ve diğer toplumlar tam bu aşamadalar), kadını görünüşte koca şiddetine ve ama asıl baba disiplinine karşı, kadına (ergenliğe giriş olan 12’den itibaren) böylelikle cinsel özgürlüğü vermek ve onların ideal ve herşeyiyle temiz anne olma, aile olma dürtü ve kapasitelerini yok etmek…
          Buna hayır diyen kadın pek yok. Dünyada biraz İslami camia buna direniyordu ama nafaka balı onları da baştan çıkarmış gibi. Buna tüm dünyanın artık kendisinden pek başkası bulunmayan Beta erkekleri tam destek veriyor. En azından susarak.
          Bu ortamda evlenen erkeğin aklı eksiktir. Bu sitede bile çocuk için mecbur kalabiliriz, havası esmektedir.
          Feminizm, asıl tuzağı çocuk üzerinden kuruyor. O davaların baş aktörü çocuk olacak. Eşiniz, sokakta grup seks yapsa çocuğa nafaka diye eşinize dolaylı para vereceksiniz. Çocuk için çalışacak, karınızın, iş hayatının ve toplumun derdine katlanacak, bolca vergi ödeyecek ve gerekirse mahkemelerde sürünecek ve sırf çocuk annesi diye kadınınızın her durumda haklı bulunmasına şahit olacaksınız. Bir boşanmada karşı taraf suçlu da olsa çocuğunuz sizden alınacak. Para ödediğiniz çocuğunuzu icra ile dahi pek göremeyeceksiniz. Devlet, sözde buna bir dur diyecekmiş. Her köşe başını Feministler ve beyaz şovalyeler tutmuş; o iş zor.
          İster aile içinde olsun, ister aile dışında, çocuğunuz bir kız gibi yetişecek. Erkek çocuğunuz, oyun bağımlısı, anneye bağımlı bir Beta erkek, kızınız ise özgürlük delisi bir feminist kadın olarak progranlanacak da buna ağzınızı açamayacaksınız. Yaşlılılığınızda da muhtemelen yanınızda olmayacaklar da. Tıpkı anneleri gibi. Sizi yaşlı ve yanlız erkek olarak korkutanlar, her durumda hedeflerine ulaşacaklar. Malım , mülküm bari çocuğuma kalır diyorsanız. O iş de yaş. Zaten çoğunu onlara harcamış ve daha ölmeden bağışlamış olacaksınız. Bir nankörlük ile karşılaşmanız ise pek büyük bir ihtimal. Size kalan küçük yaşlarda çocuk sevmek olacak. Anası bırakırsa tabi. Çalışmaktan zaman bulursanız tabi.
          Bu yazdıklarım ve sitede böyle yazılar emsalsiz bir kaynak, tespit ve uyarıdır. Ağzı yanan milyonlar ve yanacak on milyonlar, bunları hiçbir zaman duyacak nasipte olmayacaklar maalesef.
          Ama bu olanlar ve öngörülerim, zaten böyle olsun diye, PLANLI BİR İHANET’in işidir. Feminizm belasının yani.

  3. Öncelikle merhaba sizlere ufak bir mevzu danismak isterim. Olay aşağıda yazıyor fakat başka bir yere yazmıştım ordan kopyalayıp yazdım burdaki çoğu kişiden de yaşça küçüğüm saygıda kusur olmasın 🙂

    Beyler size bir vaka çalışması sunucam şimdi bakalım siz benim düşündüklerim dışında ne gibi çıkarımlar yapıcaksınız
    Öncelikle hatun kişisi 160 boylarında sarışın yeşil gözlü gayet güzel fiziğe sahip bir ateş parçası. Aynı okulda okuyoruz kız 12 ben 11.sinifim ( -_-) bu kız bana ufaktan bakıyor yakışıklı çocuk falan diyor işte önceki olaylar çok uzun. Bir haftadır telefonla günde en aşağı 1.5 2 saat konuşuyorduk ve oyunumu gayet iyi oynuyodum. Bu kalitede bir kızın karşısında ipleri elimde tutmak gerçekten ben oluyorum dememe neden oldu. Neyse geçen akşamlarda bir ara telefonda konuşurken bana \’Biz şimdi neyiz?\’ sorusunu yöneltti. Ben de sabah zaten erken kalkıp Fizik çalışmam gerektiğini ve bu muhabbetin uzayacagini, Perşembe okul çıkışı buluştuğumuzda konuşmanın daha iyi olacağını düşündüm. Şunu da belirtiyim o ana kadar yuzyuze konuşmadık. Bu sadece tek bir kelime istiyorum falan diye diretince \’biz insanız diyip kapattım\’. Arayınca da açmadım heururjxhdhhdbxvdhdyhd. Tabi hanım kızımız bana tavır aldı. Ben de yaptığım şeyin biraz fazla umursamamaya girdiğini düşündüğüm için biraz alttan almaya karar verdim ama kız beni engellemiş. İşte allem ettim kallem ettim.bi şekilde buluşma ayarladım. Ama küs olmamıza rağmen daha doğru tavır almasına rağmen 4.5 saat telefonda konuştuk. Kız benim onu hiç sallamadigimi kendisini bir deneyim olarak gördüğümü orda burda \’bak ben böyle bir kızla konuşuyorum\’ diye hava atmak için konuştuğumu falan söyledi. Kısmen öyle ama en azından birlikte olmak istiyodum. Kıza ben bunları perşembe günü solicem ama naz da yapıyor. Bir naz ki bir naz ki o nazi çekmek üstün bir sabır ve azim ister. İnandırmak için seni seviyorum bile dedim ama dersleri araya sokunca boynumdan kıldan ince dedim saldım kızı.
    Sizce ne gibi yanlışlarım olmuştur
    NOT: Kızla isim bitti çıkarım yapmak amacıyla yazdım

    1. Aynı okulda okumanıza rağmen telefonda uzun uzun konuşmak. Ya buluşacaksın ya da iki üç günde bir konuşacaksın. İnsanız esprisinden sonra açmaman.en az 3 ay çıkmadığın kıza seni seviyorum demek çok ciddi hata zaten.

  4. Bu yazıda konu olan vatandaş bence karısını bir güzel araştırsın. Mesleki deneyimlerime dayanarak söylüyorum ki kadının hayatında %90 başka bir adam var. Hiç sorunu kendisinde aramasın.

    1. Üstüne bir de seks hayatı kuru ise bir dedektif şart. Zaten yazıda linklediğim “Vaka Çalışması – Karım benimle cinsel ilişkiye girmek istemiyor” yazısındaki ikinci vaka (ve muhtemelen birinci vaka da) aldatan kadının maskeleme şirreti.

  5. Şunların kepazelikleri, doğru ve dürüst olamamaları… Çıkıp insan gibi bir şeyi söylememeleri ve aldatmaları, sinire kesmeleri…

    Yaşasın MGTOW ulan…

    1. Bunları bil ama sonarın da hep açık olmalı. Radar demedim bak, özellikle “sonar” dedim. Çünkü sonar derinden gider, sessizdir:) Ben de çok karamsar düşünürdüm, geçende yazdığım tabak çevirme deneyimim bana aslında ne olduğumu ve pazardaki değerimi anlamama yardımcı oldu. Tabii ki de kurtuluşa ermiyorsun; ama ben kendi adıma biraz daha kapıyı araladım. Çünkü yobaz yatağında değil, İstanbul’un göbeğinde oldukça bohem bir mekanda kendimi test ettim. Sonuçlar etkileyiciydi. Neyin ne olduğunu bil. Hipergamiyi aklından çıkarma. Olumsuz da düşünme.

  6. Benim hala inanamadığım şey, insanların televizyon izleyebiliyor oluşu, hele hele Acun’un yarışma programları. Nasıl oturup ciddi ciddi izleyebiliyorlar anlayamıyorum.

    Dırdır serisinin tamamını okudum, ama böyle bir kadın modelinde işe yarayabileceğine inanmıyorum. Erkek kaya gibi ağırlığını ortaya koydu, kadının dalgaları işe yaramamaya başladı. Şimdi kadın erkeğin ağırlığından etkilenip uslanacak mı, ağlayıp zırlamayı kesecek mi?

    Daha kötü bir senaryo aklıma geliyor. Mesela artık kendi şımarıklığı işlemeyince işi boşanmaya götürüp erkeği ömrünün sonuna kadar nafakaya bağlamaya kalkabilir. Sonuçta artık kendi istedikleri olmuyor, neden evliliğe devam etsin ki? Dikkatten kaçmaması gereken şey; bu kumanda tartışmasının aslında gerçek bir ” tartışma ”, bir anlaşmazlık, bir uyumsuzluk olması.

    Dediğiniz gibi, arkadaş şu anda Kırmızı Hap’ı alsa, herhalde Matrix’in en boktan yerinde uyanır. Çok yanlış bir eş seçimine benziyor. Halden ve laftan anlamayan, empati yapamayan bir kadın…

    ——–

    Tamam, kadınlar böyledir diyelim, bütün bu şımarıklıklarına ve terbiyesizliklerine böyle bir kılıf bulalım, ama bu neyi değiştiriyor ki? Skeptico’nun blogunu okumaya başladığımda evlilik için ” bu iş zormuş ama yaparım lan bunu ” diyordum. En azından bir erkek olarak artık neleri yapmam gerektiğini şöyle böyle biliyordum.

    Ama burayı okumaya başladığımdan beri ters yönde düşünmeye başladım kadınlar için. Erkeğe anlaşılmaz sinyaller gönderirler, erkek anladığında ”her nedense” soğuk davranırlar, bir gün yaklaşırlar öbür gün uzaklaşırlar, buluşma sırasında gerçek anlamda kusursuz davranmak zorundasın, en ufak hatada biletini keserler, mesajlara yanıt vermezler, verirlerse geç verirler, vs vs yaz yaz bitmiyor. Bütün bu engelleri aşıp işi yatağa taşımaya bir adım kalmışken ” Son Dakika Direnci ” ile karşılaşırsın yetmiyormuş gibi. Bütün bunları yaparken, kadının hoşuna gitmeyen bir anda tacizci sıfatını alnınıza damgalama riski ile karşı karşıya olduğumuzdan bahsetmeme gerek var mı? Türk kızının extra olumsuz özelliklerinden hiç bahsetmiyorum bile. Türk kızı rererö demek tamam yanlış bir yaklaşım olabilir ama birazcık da olsa rererö olduklarını kabul etmemiz lazım.

    Bu blogda, kadınların erkeklere uyguladıkları shit test örneklerini okudukça ” Vay arkadaş, insan insana bunu yapar mı be… ” diyorum. Daha da kötüsü; bütün evlilik problemlerinde, feminist ve TRP tayfası beraber, bir şekilde suçun erkekte bulunuyor olması.

    Kadın erkeği aldatır, erkek kadını artık tatmin etmiyor denir.
    Kadın evde erkeğe nefretini kusar, erkek hipergamiyi tatmin edemiyor denir.
    Kadın buluşmaya geç gelir, hatta gelmediği olur, saçma mekanlara gitmek ister, erkeğin sırtına vurup ” bu işler böyle aslanım, oyunun kuralları bunlar ” denir vs vs, sayısız örneği var.

    Neden çıkıp bunların biraz da kadının suçu olduğunu söylemiyoruz? Evlenmesine rağmen erkeği aldatan kadın, suç nasıl kocanın oluyor? Kadının sorumsuzca davranmasından neden kimse bahsetmiyor? Kadın buluşmada yüz bin tane problem çıkarınca neden oyunun kuralları oluyor da kadının terbiyesizliği olmuyor? Kadın evde şımarıkça davranınca neden erkek sünepe oluyor da kadın çocuklukla suçlanmıyor?

    Oyunun kuralları buysa öyle oyunun amk ben.

    ———-

    En kötüsü ise şu : Benim yolum MGTOW gibi duruyor, ama MGTOW hakkında bu blogda yazanlardan çok Skeptico’nun yazdıkları daha mantıklı geliyor. Yani eninde sonunda bir kadınla evlenmem lazım, uzun vadede (70 yıl falan) yalnız kalmak erkeğe geri dönülmez zararlar verir. Ama bu kadar çok problem çıkaran kadınlar ile nasıl anlaşacağım bilmiyorum. Blogun neredeyse tamamını okudum, ve artık kadınlarla bırak evlenmeyi, tek gecelik ilişki bile saçma geliyor.

    1. Söylediklerini sayfada henüz birkaç post varken yazmıştım ama sonra “erkek olacaksın kardeşim, beynin yıkandı, ondan böylesin. oyun bu. kadın doğasına göre oynuyor. ortam bu. istiyosan oyuna göre oynayacaksın” tadında cevaplar aldım. kadının içindeki kötü ve art niyeti tabir ederken kullandığım “orospuluk” kelimesi yüzünden kadın düşmanına evriliyodum. benim de açıklamak istediğim konu buydu. ama yine de böyle olumsuz düşünme. tedbirini al. MGTOW olup, rahip moduna girmek, insanda ciddi değişimlere yol açabiliyor.

    2. Rollo Tomassi bir yerde kırmızı hap farkındalığı kazanan erkeklerin çoğu, ne yaparsan yap MGTOWa kayacak demişti diye hatırlıyorum.

      Bu blogda biz evliliğe karşı değiliz.

      http://erkekadam.org/2017/10/06/evlenmek-tam-bir-kumar-midir/

      Eğer siteye yeni geldi isen öfke aşamasındasın. Tristan’ın dediği gibi geçici bir aşama bu. Matrixten yeni çıktı isen şu ana kadar kadın – erkek ilişki dinamiğini sana çok ağır gelecek. Bu aşamada MGTOWu maskülin benliğini geliştirmek için kullan kendini porno veya video oyunu gibi bağımlılıklara salmak için bahane olarak değil. Sonuçta hayatında kadın olsun ya da olmasın, başarılı olmak için maskülin olman lazım.

    3. Son cümleyi okudum , sana tavsiyem umutsuzluğa düşmemelisin.Kadınların %99’u shit test yapan akılsızlar olsa da çok küçük bir kısım sağlıklı ilişkiler kurabileceğin ve seni törpülemeye çalışmayacak tiplerdir. Kendini geliştirmelisin flört konusunda. Beta dişileri shit test yapan dişilerdir. Bunlarla sadece sohbet edip dilediğine göre taşak geçip eğlenebilirsin. Amaç zaten flört yeteneğini geliştirip en kaliteli dişiler elde etmek. Shit test yapan dişileri direk siktir edin çünkü cinsellikten başka hiçbir boka yaramaz bu kevaşeler. Sadece sizin ruh sağlığınızı bozup betalaştırmaya programlandılar bu yüzden. Az da olsa akıl kırıntısı olan kişi demek istedikleri mi anlar zaten. Evrimsel programlamanın dışına çıkan akıllı ve mükemmel dişiler elde etmek amaç . Gerisi bu yolda eğlenilecek basit tipler. Manipüle edilmeleri de çok kolaydır akılsız oldukları için. Konuyu çok dağıttım yazma yeteneğim düşük bu yüzden ama umarım anlarsın demek istediklerimi.

  7. Uzun zamandır elimde olan fakat hiç göz atmadığım, bugün göz atmaya karar verdiğim bir kitap var elimde. Gerçi PDF versiyonu var fakat olsun. Kitabın ismi “Erkek Tavlama Kılavuzu”, Funda Aksoy isimli bir kadın tarafından yazılmış.

    Kitapta kadının hemcinslerine verdiği şu tavsiye dikkatimi çekti;

    “Zeki bir kadın için evlilik bulunmaz bir nimettir. Kadın bu aracı kullanarak her şeyi yapabilir ve haklı çıkar. Bir kere evlendiniz mi erkeğe istediğinizi yapabilirsiniz. Hele de bir ya da iki çocuk yaptıysanız (daha fazlası ileride oluşabilecek potansiyel talipleri önleyebileceği gibi formunuzu da korumayı engeller). İmza atıldığı anda bir köleye sahipsiniz. Nasıl kullanacağınız ise tamamen size kalmış. Artık tapusu sizdedir. Boşanmak istemezseniz onu sürüm sürüm süründürür yine de boşanmazsınız. Ya da artık onu istemiyorsunuz ve boşanmaya karar verdiniz. Bunun anlamı zengin bir dul olacağınızdır. Çünkü hele de çocuğunuz varsa onun elindeki avucundakini alıp dımdızlak bırakabilirsiniz.”

    Gerçekten bu sözler Kırmızı Hap’ın kadınlar hakkında iddia ettiği şeylerin ne kadar da doğru olduğunu kanıtlar nitelikte.

    Buradaki herkesin bu kitaba bir göz atmasını isterim. Dileyenler için PDF dosyasını mail’den atabilirim.

    1. Hahaha, “Hipergaminin Seyir Defteri” lan bu 😀

      “Çin bilgeliğinin kadınlar için 5 altın kuralı vardır;

      1 – Ev işlerinde ve zor işlerde sana yardım edecek, aynı zamanda iyi işi olan bir adam bulman önemlidir.
      2 – Esprili, hoşsohbet ve seni güldürmesini bilen bir adam bulman önemlidir.
      3 – Güvenebileceğin ve sana hiç yalan söylemeyecek bir adam bulman önemlidir.
      4 – Yatakta çok iyi olan ve seninle aşk yapmayı seven bir adam bulman önemlidir.
      5 – Bu dört adamın birbirlerini tanımamaları önemlidir.

      İyiymiş … 1 alfa siker 3 beta öder olmuş bu.

  8. Bu boktan toplumun boktan zihniyeti yüzünden erkeğe suç yükleniyor Altanus. Çok kötü bir toplumda yaşıyoruz. Ne yaparsan yap yaranamıyorsun. Bahsettiğin örneklerde olduğu gibi zarara dahi uğrasan, mağdur dahi olsan sende suç buluyorlar. Ataerkil toplummuş. Ataerkil toplum erkeği ezmek için kurulmuş bir sistem. Bu memlekette göte göt denir. Haklısın yazdıklarında.

    Tristan söylediklerin hep aklımda olan şeyler. Ancak İdealizm yazısında yazdığım yorum halen geçerli. Bunca mücadeleye değer mi diye soruyorum. Ne için? Kadın için. Bunların evrimsel mekanizmasına tüküreyim ben. Böyle solipsist, narsist bir canlı…

    Hepimizin korkusu hadi hepimizin olmasa da yüksek çoğunluğun korkusu yaş 40-50 olup da bekar olunca ayıplanmak değil mi beyler? Hastalıklı bir toplumda yaşıyoruz, isteyen evlenmeyebilir bu işlere efor sarf etmek istemeyebilir. Ancak el aleme dert oluyor. “El alem ne der” diye hareket etmiyoruz tabii ki. Ancak hepimiz 15-20 milyonluk nerdeyse bir ülke haline gelmiş İstanbul gibi kim kime dum duma yerde de yaşamıyoruz. Aramızda eminim nüfusu 300bini geçmeyen kasabadan bozma ilde yaşayanlar bile vardır. Her neyse konu bu değil.

    Zor arkadaşlar. Yaşam enerjisini bu kadar emen bir şey daha yok. Kendinize yatırım yapın, zengin olmak, statüyü, bilinç seviyesini yükseltmek amacımız olmalı.

    Yazacak çok şey var da mecal kalmıyor bazen.

    Keşke Türkiye’de yargı reformu başlasa. Keşke medeni hukuk sil baştan yazılsa ve erkeklerin de hakkı gözetilse. Ancak görünen o ki korkarım tam tersi olacak.

    Bir imzayla hayatı kaymamalı bir erkeğin. Lanet olsun.

    1. Hocam bu adamın derdi yasa falan değil. Şu cehennem hayatına ya sevgiden ya da toplumun kendisinden beklentisinden saplanmıştır, boşanırsam karı beni siker diye düşündüğünden değil. Bu karının şirretini 1 ay ses kaydı yaparsın sonra gider iyi bir avukatla boşanma davası açarsın. Bu arada hesapları ayırırsın finansını düzenler ve yaşayacağın evi ayarlarsın. Evrakları yemek masasına evin anahtarlarını üstüne bir notla koyar (not avukata gösterilmeli) evi terk edersin. Birkaç ay sürer. Ondan sonra bak bakalım mahkeme nasıl gidiyor.

      Bu herifler maaşlarının yüzde 10u ile yaşarlar. Boşanmak nafaka ne olursa olsun bu adamlar için cepte daha fazla para demek.

  9. Feministlere göre böyle kadınlar güçlü kadın ama kadınlar erkekler tarafından dizginlenmezse – gerçi yıllarca din veya ahlak tarafından dizginlediler -de , kadın zıvanadan çıkıyor.Şuan adamın bilmediği daha çok şey olabilir .O kadar üzülüyorum ki bu durumda olan bir tanıdığım da var .Çocuklar babayı zerre iplemiyor baba kendi halinde karısının ona bağırdığı bir insan…
    .Evde sözü geçen, baskın kocasının ağzına sıçan bir kadın, daha alfa bir erkek gördüğünde kendini onun kollarına bırakır ve pişmanlık duymaz yani demez ki CANIM KOCAM BENİ NE KADAR SEVİYOR BANA İSTEDİĞİM ÖZGÜRLÜĞÜ VE GÜCÜ VERDİ ARTIK ONUNLA DAHA MUTLU VE HUZURLU BİR HAYAT YAŞARIZ BUNDAN BÖYLE .Böyle bir annenin etkisinde büyüyen çocuklar pısırık ezik oluyor (İSTİSNALAR VAR ELBET) Baba figürü çok önemli…
    Ayrıca Selah çok güzel yazmışsın gerçekten 👏🏻

  10. Hipergami tüm kadınlar için geçerli midir? Bir kadın her zaman kendisinden statü olarak yüksek olan erkeği mi tercih eder? Her zaman aldatır mı? Ya da illa aldatması mı gerekir? Mesela evli olup da kendi parasını kazanan, erkeğine muhtaç olmayan fakat yine de kocasına sadık olan kadınlar yok mudur? Bu kadınlara karşı olan bakış açımız ne olmalı?

  11. Bu adam avukat değil mi ? Boşansa kurtulsa ya diyeceğim ama o da hukuk sistemini bildiği için boşanamıyor olabilir. Yada çocuklarımı var.

  12. Konuyla alakasız

    Hocam özgüven dugusu tavan yapmış fakat kızlara yürümeyi, nasıl yaklaşacağını bilmeyen bir erkek alfa mıdır yoksa beta mı? Veya erkekler illa alfa-beta-omega üçlemesinden birisi midir?

    Bu tarz soruları sormamın sebebi bu karakterlerin gözümde daha netleşmesi, daha iyi analiz etme isteğimdir.

  13. Harika yazı.Okurken çok güldüm.Ben ortamda ki en baskın kişi olamayınca dahi rahatsız oluyorum ve sorumluluk almaya çalışıyorum.Nedeni kırmızı hap mı bilemem.Ama eskiden bu dürtüyü çok nadir hissederdim.

  14. Arkadaşlar ben de yorumlarda olduğu gibi birçoğunuz gibi düşünmekteyim ve gerçekten kadınların %95’i değer verilmeyi, düşünmeyi ve sevilmeyi haketmiyor. Bu noktada kırmızı hap ve erkeğin gerçek bir erkek gibi olması cok önemli, yoksa onların kocişi olmak işten bile değil. Aklı olan erkek evlenmek için acele etmez, bağlanmaz, sevmez, en iyi aday karşısına çıkana kadar bekler. Çünkü kadınların çok ama çok azı erkeğin en önemli kaynakları olan zaman ve emeği hakedebilir. Dikkat edin, dikkat edelim!

    Ayrıca işin hukuki boyutunda evlilik sözleşmesi yapılabilir. Aslına bakılırsa başlı başına evlenmek kolay mı? Boşuna yaptığınız bir evliliğin ülkemizdeki maliyetini düşünün… (Düğün, nişan, takı, hediyeler, ev ve eşyalar gibi.)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *