İçinizdeki betayı öldürmek – I

Rational okuru Paul muhtemelen en çok tavsiyem istenen konuda kendisine yol göstermemi istemiş.

“Bütün blogunu okudum ve benim en büyük problemim şu : içimdeki betayı nasıl öldüreceğim? Her yattığım kıza, hatta her takıldığım kıza, karşı duygular geliştirdim. Tek gecelik bir ilişki yaşadığım hatta erkek arkadaşını benimle aldatan kız için bile. Sanki hiç öz kontrolüm yok gibi yani yattığı her erkek için acı çeken kız gibiyim.

Bu soruya kesin bir cevabımın olmasını çok isterdim Paul. Adım – adım betalıktan kurtulun programı geliştirebilmiş olsa idim, tüm erkeklerin takip ederek içlerindeki betayı öldürebilecekleri bir şablonum olsa idi, hayal edemeyeceğim kadar zengin olabilirdim. Alfa Buda hakkında dediğim gibi, eğer alfa özünü şişeleyip satabilse idim hayatım kurtulurdu. Gerçek şu ki bu sorunun basit bir cevabı yok zira her erkeğin durumu kendine özel. Tabii ki erkeklerin problemlerinin ortak kaynakları ve Feminen Matrix sınırları içinde çalışır bir cinsel strateji kurma çabalarında (beta oyunu) ortak zihin yapıları var. Ama bu zihinsel şemaları uygulamada ve bu şemalardan kurtulmak için ihtiyaçları olan reform yolunda her erkek farklı bir vaka.

Ben Oyunun hakettiği gibi ciddiye alınmamasının temel sebeplerinden birinin bu olduğunu düşünüyorum -kendi öz analinizi yapmak ve sonra da bu analize göre kendinizi baştan yaratmak oldukça büyük bir iş. Geçen 10 yılın PUA gurularının ve oyun yarı tanrılarının şarlatan satıcılar gibi ucuz görünmesinin sebeplerinden biri, bu kişilerin her erkeğin kaçınılmaz olan içindeki betayı öldürme gerekliliği konusunda ihtiyaçları olan kişiselleşmeyi göz önünde bulundurmamalarıdır. Bu seminerlerde PUAların değinmekren kaçındıkları şey zira sizin başarınız, sonuçta başarıyı nasıl ölçtüğünüz, tamamen size bağlı.

Daha önce hayalinizde görmediğiniz kızlarla birlikte olma fikri PUA DVDleri sattırabilir; kişiliğinizin iç işleyişini değiştirmek ise çok daha zor bir iştir. Bir kitapçının self-help (kişisel gelişim) bölümüne baktı ve bu konuda neden bu kadar çok kitap basıldığını düşündü iseniz, tamamen aynı dinamik nedeniyle – bir kişinin hayatında temel bir değişim yapmaya etki etmek çok az kişinin gerekli sabır ve sebata sahip olduğu ciddi çaba gerektirir.

Bunu aklımızda tutarak demem gerekli ki senin içinde elimde bir yol haritası yok maalesef – elinde böyle bir harita olduğunu söyleyen herkes sana birşeyler kakalamaya çalışıyor -ama, sana doğru yönü göstermeye çalışacağım. Neyin çalışıp neyin çalışmayacağını sana ben söyleyemem, bunu ancak sen kendin bulabilirsin. Ama unutma, kendini değiştirmek, zaman alan bir süreçtir. İçsel oyunlarını dönüştürme konusunda çok zorlanmayan erkekler bile, bu hala devam eden bir süreçtir. Ben kendimi alt rütbe bir alfa olarak tanımlamayı arzu ediyorum (Roissy’nin ölçü yöntemleri ile) ama bu ara ara daha aşağı kaymadığım anlamına gelmez. Süreç derken de kastettiğim bu; her shit testi geçebilecek şekilde kurşun geçirmez biri olmayacaksın ama hatalarından ders alıp kendini bir dahaki sefer için ayarlamaya teşvik edileceksin. Artık alfa olduğunun farkına vardığın büyük an gibi birşey yok, oyunu tamamen içselleştirdiğin bir nokta da yok. Oyunun üstadıdır sertifikası da almayacaksın. Ama düşünceni değiştirebilirsin ve hep doğru yönde yürüyebilirsin.

Bilmek savaşmanın yarısıdır

Eğer içselleştirmenin gerçekten bir ilk adımı varsa bu kendinizi eğitmektir. Bu aslında en zor işlerden biri. Eğer benim blogumu okuyorsanız, ya da en azından ucundan da olsa Oyun konseptine aşina iseniz, bu size gayet kolay görünecek ama unutmayın, hala fişe takılı olan koca bir dünya dolusu insan var. Bu erkeklerin sadece küçük bir yüzdesi Oyunu ve pozitif masküliniteyi dikkate alacak ve bunların da çok az bir kısmı bunda bir değer görecek. Bizim perspektifimizden olay oldukça apaçık : kitapları / blogları okuruz, konseptlere aşina oluruz, çalışacağını düşündüğümüz şeyleri alırız, fikirleri deneriz, bunların geçerliliğini gözden geçiririz ve bir fikri ya içselleştirir ya da çöpe atarız. Fakat fişten çekilmiş için apaçık olan şey, fişe takılı için “dine küfretme” gibi algılanır.

“Eğitiminiz” fişten çekildiğinizde bitmez. Aslında yeni bir zihin yapısını içselleştirmek fişten çekilen için çok daha önemli zira siz bunu pratiğe döküyorsunuz. Birçok erkeğe söylüyorum, bir kez hapı yuttunuz mu geri dönüş yok. Oyunu keşfeden ve sosyal yeteneklerden yoksun olmak ya da PUA tekniklerinin hayallerindeki kadını sikmek için uygulanabilecek sihirli formül olduğuna kendilerini inandırdıklarından uygulamayı başaramayan birçok erkek, daha önceki cinsiyetler arası dinamik cahili oldukları rahat kabuğa dönmek isterler. Ve bunu yapmaya çalışırlarsa geri dönüş olmadığını keşfederler. Sosyal etkileşimler, feminizasyon, normal diye kabul etmeye koşullandıkları kaybeden taraf olma – bütün bunlar onlara incelikle kaçındıkları gerçeği hatırlatıp durur ve onlar da bundan nefret ederler. Ve bu gerçeğe düşman kesilirler.

Bunu buraya ekliyorum zira bu pozitif masküliniteyi içselleştirmek için dönüşen erkekleri bekleyen gerçek bir tehlike. Aynı şekilde artık Oyun gerçeklerine ve fişten çekilmişim gerçekliğine daha duyarlı hale geldiniz (ya da gelmeniz gerekir). Burada eskiden normal saydığınız şeylerden uzaklaşacaksınız. Buna kolay bir örnek popüler medyadaki kadın erkek ilişkileri ile alakalı şeylere kafa yormak. Bir şarkı duyacaksınız, bir dizi izleyeceksiniz veya bir konuşmaya kulak misafiri olacaksınız ve temel varsayımları feminen önceliği tarafından domine edilmiş bir kültür ile çevrili olduğunuzu farkedeceksiniz. Yeni zihin yapısını içselleştirmek ve ya da eski zihin yapısına yeniden dönmek açısından bütün bunların içinde kendi pozisyonunuzu anlamanız önemli

Değişimi uygulamak

Yeni gerçeklik olarak algıladığınız şeyi uygulamanızın hayati olduğunu söylememe gerek yok. Öğrendiğiniz teorileri internetten çıkıp sahada test etmeniz lazım. Bu klüplerde kızlara yazmak, karınıza karşı tavrınızı değiştirmek ya da hatta iş yerindeki bir kadınla iletişiminizi değiştirmek anlamına gelebilir, tamamen size kalmış. Değişimi uygulamanın en zor tarafı, sizi daha önceden tanıyan kişilerin “yeni” sizi sorgulamalarının şoku olacak. Eğer yeni bir şehre taşınıp, yeni sosyal çevre edinirken piç alfa rolünü oynamaya başlasanız böyle bir derdiniz olmayacaktı. Ama sizi yıllardır bilen insanların gözünün önünde böyle bir değişim yaptığınızda, “olmadığı biri olmaya çalışan sahte biri” etiketini yiyeceksiniz.

İnsanların öngörülebilirliğe ihtiyaçları var – bu onlara diğerleri üzerinde belli bir kontrol hissi verir. Kendinizi değiştirdiğinizde, ya da kişiliğiniz bir dış etmen tarafından değiştirildiğinde, bu öngörülebilirliğe karşı bir tehdittir ve buna karşı mantıki tepki diğerlerinin dizi eski yerinize itmeye çalışmasıdır. Utandırma, kadınların başvurduğu doğal bir taktik, ama itki her zaman sizi yeniden kendi çerçevelerinin içine doğru olacaktır. Ve aslında diğerlerinin tehdit olarak algıladığı şey, yeni sizin çerçeve sarsıcı olmanızdır. Bunu bir kere ve ağır bir şekilde yaparsanız insanlar bunun sizin kişiliğinizin  daha önce “yanmış” olmaya karşı gerçekçi olmayan bir tepkisi olduğunu iddia edeceklerdir. Bunu ince bir zeka ile zamana yayarak yapın, insanlar değişimin gerçek olduğunu kabul etmeye daha istekli olacaklardır. Her zaman değişim talep edin ama bunun hemen olmasını talep etmeyin.

Bunu unutmayın zira arkadaşlarınız sizin dönüşüm sürecinizdeki en büyük şüphe kaynağı olacaklardır. Kötü niyetli olmayabilirler, ama anlamanız gereken şu ki, bu niyet normallik arzusunda geliyor, sizin için en iyisini istediklerinden değil. Eski bir kadın arkadaşınızın sizi ilk defa “hayvan” olarak tanımladığı an, sistem için bir şoktur. Eski benliğiniz alttan alta durumu düzeltmek isteyecektir ama bunu hakaret olarak algılama dürtünüze karşı koymanız lazım. “Evet, hayvanım” diye övünmek, bütün önceki hayatınız başkalarını kızdırmamak / gücendirmemek, hele de sikmek istediğiniz hatunları, üzerine kurulduğu için çok zor gelecektir. İçinizdeki beta için bu mantığa aykırı bir hareket. Size ne kadar sadist gelirse gelsin, beraber olmak istediğiniz kadınları dolaylı olarak kızdırma kapasiteniz, sizi bol bol ödüllendirecek. Fakat içinizdeki beta ile yeni yeni ortaya çıkan alfa arasındaki çelişki, uzlaştırması en zor çatışma olacak. Çoğu erkeğin dönüşüm esnasında çuvalladığı nokta burasıdır ve bunun sebebi de temel olarak bu erkeklerin duygularını kontrol edebilme pratiklerinin olmamasıdır.

Devamı : İçinizdeki betayı öldürmek – II

Çeviri : Kill The Beta

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

38 thoughts on “İçinizdeki betayı öldürmek – I”

    1. Bir VHS oynatıcı olabilir mi?

      Bence tek yolu var. Vicdanı öldürmek. Bağlılık geliştirmemenin tek yolu bu bence. Empatisiz olmak,”üzülür mü” diye düşünmemek…

      1. Betamax oynatıcı. VHS, betayı öldürmeden önce, beta vardı 🙂

        Beta olma ile vicdanı neden eşleştiriyorsun? Ne alakası var?

        1. Demek daha eski. Abi epey yaşlısın demek ki.

          Neden mi? Bana göre vicdan acıma ile paralel ilerliyor. Bu alfalar vicdansız demek değil ancak gerçek bir erkeğin acıma duygusunun alındığını düşünüyorum.

          Ve bence ifademde bir yerde hata var. Tartışmaya açık bir konu.

          1. Gerçek bir erkeğin acıma duygusu alınmaz. Sadece başkasının çıkarı için kendini harcama duygusu alınır. Betanın sürekli acıma ya da doğru olanı yapma duygusu ile içine girdiği durum kendi zamanını ve kaynaklarını, aynı fedakarlığı kendisine yapmayacak insanlar için harcamaktır.

  1. “Sahte” damgası yemekten de erkekler biraz çekiniyor ki bu betalığın hala bir yerlerde durduğuna alamet. Açıkçası şöyle özet geçmiş: Değişimi bodoslama yapmayın, yavaş yavaş, ufak ufak verin. Anlık şiddetli değişimler, feminen odaklı toplumda çok şiddetli sonuçlara ve tepkilere yol açabilir. Yin-Yang gibi aslında: Her insanın içinde bir iyi, bir de kötü köpek vardır. Hangisini daha çok beslerseniz, o kazanır. Burada da, değişim geçiren erkeklerin içinde savaşmaya başlayan bir beta ve bir alfa mevcut oluyor. Siz hangisini beslerseniz, o baskın çıkacak, özeti bu:)

    Windows 95’li ilk IBM makinalarından galiba bu. Eğer doğruysa iyi hatırlıyorum:)

  2. Arkadaşlar bu yazıyı kesinlikle üç kez okuyun.
    Tam oturmadıysa dördüncü kez okuyun.
    İyi özümseyin.
    Değişimin anahtarı içimizdeki savaşı yenebilmekte.
    Tristan’ın belirttiği gibi “Yin-Yang gibi aslında: Her insanın içinde bir iyi, bir de kötü köpek vardır. Hangisini daha çok beslerseniz, o kazanır. “

  3. Çok gerçekçi bir yazı. Kırmızı hapı yuttum artık hepsi diz çökecek sanmasın kimse. Doğuştan piç değilseniz öyle hemen değişemezsiniz. Hele yirmili yaşlarda hormonlarınız deli gibi etkili üzerinizde, yanlış olduğunu bile bile hatalar yaparsınız, kontrolü çok zordur. Hele de kız gerçekten güzelse öyle hap map zor çalışır, gözünüzün bebeğinden anlar ne mal olduğunuzu. Ama bir de o güzelliği görmezden gelmeyi başarıp rahat davranırsanız (hiç kolay değil) biraz da dalganızı geçerseniz o kadar da kolaydır işte. Bu kız çok güzel ve eğlenceli, bu işi ilişkiye çevireyim gibi düşüncelere dalarsanız çuvallarsınız. Aşk filmlerde olur gerçek hayatta öyle birşey yok. Bir de gençlikte kızdan ayrılmak zordur. Sebebi de senden sonra başkası sikecek korkusu (sanırım evrimsel bir kodlamadan dolayı, başkasının çocuğunu doğuracak endişesi?). O korku varsa içinde zaten sen varken de skerler merak etme. Yani pısırık değilsindir, tipin iyidir vs. ama böyle detaylarda takılırsan ben beta değildim mk niye böyle oldu şimdi diye ağlarsın. Çok uzatmayayım sonuçta teori ve pratik çok farklıdır. Doğruyu bilirsiniz ama eyleme geçince o bilgi buharlaşabilir. Ayrıca birisi kırk tane doğru sayar arada bir yanlış bilgi verir o kırk doğru bir yerinizde patlar dikkatli olun.

    1. Bence tamamen hatalısın .20 li yaşlar ergenlik gibi değil hayatı daha iyi anlayabileceğimiz zamanlar .Eğer bazı şeyleri kırmızı haplar uygulayabilirsen zaten Karşına Kate Upton çıksa bile kendini dizginlersin.
      Kırmızı hapı biraz hafife almışsın

      1. Sene itibariyle 30’lu yaşlara adım atmış ihtiyar bir abiniz olarak konuşuyorum: hasan burada haklı kardeşim. Yaş ilerledikçe anlıyorsun bazı şeyleri.

        1. Katılıyorum daha fazla zaman daha fazla tecrübeyi doğurur.Burda yaşamış etmiş abilerimizin söylediklerini analiz etmek gerekir.20’li yaşlar tam tersi cinselliğin fazla olduğu yaşlara denk geliyor. Şuan 30’luk abilerimiz bildikleri şeylerle 20 li yaşlarına geri dönseydi kim bilir neler yaparladı 😀 Zaten onlarda herşeyin zamanında yapılması gerektiğini zamanı geçtiğinde farkedilen şeylerin pek bir değeri kalmadığını bilirler. KH yı yeni yutmuş, özelliklede bizim gibi 20ler daha tecrübesiztir ve işi sentezleyebilmek için zamana ve bilgiye ihtiyacı vardır.

    2. Kırmızı hap olmasa bile bir kadını sırf fiziksel olarak güzel diye tepeye koymak, belki ciğeri beş para etmeyecek bir insanı sırf güzel diye tanrıçalaştırmak çok kötü birşey.

      Güzellikten etkilenmek güçlü bir arketip duygu (bu sitede Jordan Peterson’un “reddedilme korkusu nasıl aşılır” videosunda bunu anlatıyor) ama kurtulmak mümkün.

  4. Bence sen hormonları fazla hafife almışsın. İleride göreceksin aradaki farkı. Kırmızı hapın ne olduğunu tam olarak biliyorum. Gerçeğin ta kendisi olduğunu biliyorum. Her bir hücremle biliyorum.

  5. Bana göre burdan çıkmanın yolu eskiden tam onların istediği gibiydim ne değişti demek…asla ve asla basaracagım bu değişimi gözüyle bakmamak duruma..hatta burdan kendine ekmek çıkarmaya çalışmamak..ancak böyle başarılır

  6. Burada yorum bırakan bütün arkadaşlarım okursanız sevinirim şunu anlatmak isterim..kuzenim var dayımın kızı ilkokul öğretmeni zamanında dedikki bu çocuk sana yaramaz alfa piç yok ben onu seviyorum dedi dinlemedi!bu alfa bunu evlenicez diye her türlü kullandı maddi manevi yıkıma uğrattı ve bıraktı yüzüstu..kuzen hasta oldu öldü bitti onun için..bizde efendi dürüst birini önerdik yok olmaz dedi yani beta istemiyorum muhabbeti..şimdi bu alfanın yanı kız dolu instagramda felan bizim kuzen daha hala onunla nasıl diyaloğa girerim derdinde şaşmamak mümkün değil..!bu alfa da para falanda yok arkadaşlar içki kadınlarla boy boy resimler falan vs..bana göre formül kaybetme korkusu olmaması ve alfa piçlik..iyi niyet falanda asla olmamalı olay budur..

    1. Kuzenin alfa dul olmuş maalesef. O önerdiğiniz efendi çocuğu da Allah kurtarmış.

      İyi erkekler alfa davranış göstermekten korkup bu davranışları kötülükmüş gibi düşünerek kendilerini kandırırken meydan bu tip dark triad işe beş para etmez alfalara kalıyor.

      Bazı sitelerde bu tip alfalardan olun tavsiyesi yapılır ama ben bunu tavsiye etmeyeceğim. Bu tipe yakın adamlar 20lerimizde bizden daha fazla hatun götürürdü ama şimdi çoğu beş parasız, yaşadığı şehre hapis ve muhtemelen de genç yaşta siroz veya kanser adayı olarak yaşıyorlar.

  7. Hocam özgüvenimin biraz artmasıyla dilim açıldı ve daha rahatım fakat sallar bir yapıya dönüştüm konuşuyorum sürekli ve ot bok ne varsa gülüyorum ve arkadaşlarımla daha çok vakit geçirip daha çok eğleniyorum.

    Buraya kadar normal görünsede bunun tamamen “maskülinliğimden” yediğini düşünüyorum. Zira bu aktif davranışlarıma dur demem mantıksız olur fakat bunu masküliniteyle harmanlıyamıyorum. Bunun için tavsiye önerir misiniz?

    1. Mahmut kardesim uzun zamandir aklimin kosesinde duran soruna tercuman olmussun. Mahmut’un degindigi konuda ben de tavsiyelerinize acigim. Faydali olabilecegini dusundugunuz fikirlerinizi paylasin arkadaslar..

        1. Ben bu soruyu anlamadım. Maskülinite bu Kadirizm değil. Dışa dönük, aktif ve eğlenceli olmaya engeli nedir?

  8. İçindeki betayı öldürmek benim gibi annesiyle büyümüş erkekler için gerçekleştirmesi korkunç zorlu bir şey. Anneyle büyümek bir kadınlara “iyi” davranmak için şartlandırılmış bir pavlov köpeğine dönüştürüyor. Her ne zaman güzel bir kıza aptal gibi gülümsesem, benden bir şey istediklerinde komut almış gibi yapsam, ters tepki aldığımda hemen gardım düşse, tüm bu problemleri gün sonunda fark ettiğimde deliye dönüyorum. TRP öncesi bunun farkında bile değildim. Şunu özellikle belirtmek isterim ki TRP farkındalığı çok sert bir şey. İnsan bir kere gördüğünü daha da görmezden gelemiyor ama değişimi başaramadıkça insana daha da koyuyor. Özellikle anneyle büyümüş erkeklere ne tavsiye edersiniz?

    1. Hocam anneyle büyümüş erkek derken evde baba yok değil mi? Sana ilginç birşey söyleyeceğim.Baba aileyle olsa bile (yani ölmemiş ya da boşanmamış) hemen hemen yok gibi. Türk ailesinin temel problemlerinden biri, babanın çocuğun gelişiminde hiç rol almaması.

      Benim annem ve babam beraberler ve babam her akşam eve gelirdi ama babamın benim erkek olarak gelişimimde hiç rolü olmadı. O nedenle annemle baş başaydım. Kime sorduysam da durum aynı idi.

      Fakat tabii şunu da söylemek lazım : baba bir erkeğin gelişiminde rol almasa da evde durarak annenin üstünde otorite olduğundan, erkek en azından kadının tüm ruhsal buhranlarını ergen başına çekmek zorunda değil. Evde baba yoksa erkek çocuk yetişkin bir kadının tüm buhranları ile de uğraşıyor.

      Yine de Akdeniz ülkelerinde her erkeğin KH açısından sorunu, annelerin oğullar üzerinde fazla etkili olması.

      1. Pink Floyd’un Mother şarkısı tam da bunu anlatır. Sistem bunun üzerine kurulu, sadece bizim gibi ülkelere has değil. Ana kuzusu, motherboy vs. boşuna söylenmemiş. İşin kötüsü hiçbirimiz ana kuzusu olduğumuzu kabul etmedik. Şanslı azınlık dışında büyük çoğunluk bu şekilde yetişti. Sorunun ana kaynağı bu zaten. Bunu tedavi etmeden yürüme yöntemleri de doğru çalışmaz. Ayrıca hayat karı kızdan ibaret değil çok güzel belirtmişsiniz. Hayatını ciddi pompayla geçirmiş ama şimdi dımdızlak ortada yaşayan insanlar tanıyorum. Asla hayatınızın merkezine kadınları koymayın. Erkek olarak gelişmeniz hiç bitmeyecek, sürekli olgunlaşacaksınız, son nefesinize kadar. İhtiyacınız olan en önemli şey disiplin. Kırmızı hapa gelince önce annenizin ördüğü duvarları yıkın, eğer bir kadın ona ihtiyacınız olduğunu hissederse sizden koşarak kaçar. Evrimsel gerçek, kadının erkeğe bir çok açıdan ihtiyacı var. Erkeğin ise tek ihtiyacı seks. Bırakın o size yürüsün, o çabalasın.

      1. şimdi okudum ve diyebilirim ki bu konu önceden haberim olan ve içselleştirdiğim bir nokta.

        annem babam boşanmıştı ve dediğiniz gibi bu olmamış olsaydı bile babanın etkisizliği sebebiyle pek bir şey değişmeyebilirdi.

        aşmaya çalıştığım şeyi daha da açayım; beğendiğim bir kadının karşısında sesim farkında olmadan inceliyor, vücut dilim dostane-talepkar arasında bir şekle bürünüyor. seksi bir kızla sohbetim ilerlerken o insana alışıp kendimi biraz rahat hissetmeye başladıktan sonra kıkır kıkır gülmeye başlayıp kendimi salıyorum. gevşeyip frame kaybediyorum. bunların her an farkında olmak ve düzeltmek için zihinsel mücadele vermem gerekiyor. dedim ya şartlandırılmış evcil hayvan gibi. alçaltıcı bir ifade ama çoğu erkeğin durumunu özetlediğine inanıyorum.

        kadına müşteri hizmetleri personelinin sikko kibar tavrıyla yaklaşmama neden olan zihin yapısını kırmak için tavsiye istiyorum diyebilirim. yeni bir frame inşa edip kişiliğimde kalıcı olana dek onu ölümüne savunmadan bu yerleşmiş beta tavırlarım değişmeyecek.

    1. Benden naçizane bir tavsiye; o çağda kızlar ilişki falan düşünmezler, öyleymiş gibi yaparlar ama bu bir oyundur. Cinselliği tanıma ve eyleme geçme yaşlarıdır. Eğlenmeye bakın ve aranızdaki ilişkiyi ciddiye almayın. Kızlar erken olgunlaşır ve o yaşlarda sizden öndeler dikkat edin tufalara gelme ihtimaliniz yüksek (piç dahi olsan öyle). Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise, onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır der Schopenhauer amca. Siz sürekli gelişeceksiniz kıymetini bilin.

        1. Bu sitede hazine gibi bilgiler veriliyor zaten. Ben daha çok uyarı mahiyetinde yorum yaptım. Maksadım göz korkutmak ya da güven sarsmak değil, gençlerin uyanık kalmasını sağlamak. Gençlikte uyandım lan artık dersiniz sonra biri çıkar mışıl mışıl uyutur yine. Ortalama kent delikanlısının durumu vahim gerçekten. Erkeklik sert olmayı gerektirir en başta, yediğin yumrukları (shit tests) savuşturamazsın başka türlü. Bu açıdan varoş çocukları çok daha şanslı çünkü sert olamazlarsa ayakta kalamayacaklarını küçük yaştan itibaren biliyorlar. El bebek gül bebek kent çocuğu 20lerinde yavaş yavaş fark etmeye başlıyor. Sonra karşısına bir kız çıkıyor onunla ilgilenen, bilinçaltı “aa ne güsel, tıpkı annem gibi” diyor ve bilinç salıyor kendini. Sonrası en iyi ihtimal ağlama (terkedilme), en kötüsü, boktanlığını görmezden gelmeye çalıştığın ama sonunda kayışın koptuğu bir evlilik. En erken 28, normalde 30 yaşından önce evliliği düşünmeyin, o yaşlardan önce her boku bildiğinizi sanırsınız ama bir bok bildiğiniz yoktur, size zaman tünelinin diğer ucundan (geleceğe dönüşteki, genç haline spor almanağını veren moruk biff tannen gibi) sesleniyorum. The red pill farkındalıktır (sadece karı kız değil konu). Dünya size şarkılarla, filmlerle, siyasetle, romanlarla, eğitimle farklı gösterilir (matrix). Bu bombarduman hiç durmaz, o yüzden bir noktada güvenli bölgeye (bok çukuru) kaçma eğilimi gösterirsiniz (uyuma). Ama öyle bir noktaya gelirsiniz ki skerim artık dersiniz (bkz. the truman show, american beauty). Heh işte bu noktaya 30 undan önce gelemezsiniz, doğaya kafa tutmaya kalkmayın. Trp’yi, bu siteyi takip edin (çünkü bu sizi uyanık tutacak) ve gençliğin tadını çıkarın ki zaten çıkaracaksınız hiç şüpheniz olmasın.

          1. Varoşta ya da köyde yaşayan ve erken yaşta ezilmiş adamların da aileleri ile ilgili kronik problemleri oluyor. Bahsettiğin gibi, karşılarına çıkan ilk kızda (belki hepsinde) anneden alınamayan anne sevgisi ve şefkati aranıyor (Oidipus kompleksini bi okuyun). Şiddet olayları da bu safhadan sonra patlak veriyor. Tüm olay frame control.

          2. Tristan, anne figürüne bağlılıktan kurtulmanın çözüm olduğunu düşünüyorum. Çocukluğundan çık da uyan arkadaşım! Jean-Jacques Rousseau bunu kastetmiş olabilir mi, bence öyle.

  9. Rollo Tomassi’nin yazıları çok sağlam bir kaynak olarak kullanılabilir. Bu blogdan sürekli çeviriler bekliyorum. Rollo bu işin doktrinini yazmış bana göre.

    1. Rollo’nun yazılarını çevirmeye devam edeceğim. Keşke vaktim olsa da konuk olduğu podcastları çevirsem. Onlarda tüm yazılarını özetliyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *