Alfanın Kökeni

Rational okuru Jeremiah oldukça sık sorulan bir soruyla gelmiş:

“Rollo. Benim sorum şu : alfa özelliklerinin genetik mi yoksa öğrenilmiş mi olduğunu düşünüyorsun? Modern erkeklerin yüzde kaçı sence alfa özellikleri gösteriyor ve bu erkeklerin yüzde kaçı bu özelliklere hep sahipti ve yüzde kaçı sonradan öğrendi? Feminizm tüm erkekleri ilk süt dişleri çıktıktan itibaren yatırmış sikiyorken hala “doğal” alfaların olduğuna inanmak çok zor.

Daha önce de belirttiğim gibi alfa “özü” öyle çoğu erkeğin kendi anlayışına göre kavradığı gibi öznel bir kavram değil. Bu mütevazi blog yazarına göre “alfa” bir zihin yapısı, demografi değil. Erkek camiası belki sonsuza kadar alfayı alfa yapan özellikler nedir diye tartışacak ama bana göre çoğunlukla, alfa zihin yapısının etkisi üzerinde hemen herkes hemfikir.

Bunu aklımızda tutalım ama bana göre bir erkek alfa mı doğar yoksa alfa zihin yapısına sonradan mı şekillenir sorusu oldukça güzel bir soru.

Aslında bu, psikolojinin birçok düşünce akımına sokuşturduğu klasik “doğuştan mı, öğrenilmiş mi?” sorusu.  Bir özellik kalıtsal, biyolojik, çevresel etkilerle mi şekillenir yoksa öğrenilmiş, sosyal doktrin ile empoze edilmiş ya da kültürün dayattığı birşey midir? Ve tabii aynı şekilde klasik bir başka çekişme de bazı insanların herşeyin sadece bir taraftan etkilendiğini söylemesi, her özelliğin az ya da çok iki taraftan da etkilenmesine rağmen.

Tomassi okulu psikoloji sağlam bir şekilde davranışçılık üzerine otursa da, dışsal etkenlerin içsel eğilimleri sonradan modifiye edebileceğini göz önüne almak önemli.

Bunları göz önünde bulundurarak Alfanın kökeni hakkında benim perspektifim şu :biyoloji Alfa’nın başlangıç noktasını belirliyor, bu noktadan sonra ona ne olacağını ise erkeğin çevresi belirliyor. Daha iyi bir kelime bulamadığım için “alfa enerjisi” diyeceğim, çeşitli derecelerde ve biyolojik olarak erkeğin başlangıç paketinde belirlenen birşey; buradan itibaren, sosyal geri besleme ile bu enerji erkeğin yetiştirilişi sırasında ya rafine edilip geliştiriliyor ya da erkeğin sosyal çevresi tarafından kısıtlanıp bastırılıyor.

Ben sanat okulunda iken üzerimde en çok etkisi olan öğretmenlerimden biri bana şöyle demişti : “iki tip sanatçı vardır : doğuştan gelen bir içsel sanatçı ruhu ile ödüllendirilenler ve bu doğuştan gelen sanatçılığa sahip olmayan ama sanat için büyük bir tutku besleyerek sanatlarında iyi olanlar. Gerçek üstadlar, doğal yetenek ile tutkudan gelen itkiyi birleştirebilen insanlardır.” Bütün yaratıcılık gerektiren çalışmalarında bu modeli referans aldım ama bu modelin sanat dışına da uygulanabileceğini düşünüyorum.

Kendini Yetiştirmiş Alfa

Roosh’un Doğal Yetenek Miti yazısında, “Alfalığı Öğrenme Teorisi” konusunda mükemmel bir analiz var. Burada anlatılmak istenen, Alfa davranışlarının ve sonuçta kadınlarla başarıya etkisinin, deneye yanıla öğrenilen bir davranışlar kümesi olduğu.

Doğal yeteneğin ne olduğu konusunda beni hemfikir olmaya zorlarsanız, doğal yetenek bir seks dahisidir derim – herhangi bir oyun eğitimi olmamasına rağmen diğer erkeklerden çok daha fazla sayıda kadınla beraber olabilen biridir. 12 DVDlik setleri ya da bir düzine erkekle beraber PUA seminerlerini izlememiş bir erkek. Bu erkeğe bakıp, “bu adam otomatik olarak hatun götürüyor, adam hatun götürmek için doğmuş!”

Ama durum böyle değil. Bu işin kitabını okumamış olması onun oyununu çok sayıda kadın üzerinde deneyerek sizin gibi deneye yanıla öğrenmediği anlamına gelmez. Bu onun avranışlarının farkında olmadan ve davranışlarını özellikle ayarlamadan hareket ve taktiklerini adım adım geliştirmediği anlamına gelmez. O da sizin gibi denedi ve yanıldı, neyin çalışıp neyin çalışmadığını anlamak için o da sizin gibi yürümelerinin sonuçlarını değerlendirdi.

“Doğal yetenek” yürüme verilerini Excel’e girecek kadar takıntı yapmamış olabilir, ama o da ne yaptığının bilincinde idi. O da çekiciliğin ardındaki mekanizmayı anlayan ve bunu isteğine göre açıp kapayabilen biri. O da kadınlardan pozitif tepki alan espri anlayışını ve hikaye anlatma sanatını öğrendi. Onunla ilgili en son söyleyebileceğiniz şey, onun dünyaya otomatik olarak kadın sikme yeteneği ile doğduğu.

Roosh’un burada araştırdığı şey temel davranışsal psikoloji terimi – makro-psikolojik dinamiklerden mikro-psikolojik şemalar, maksatlı ya da bilinçaltında, çıkarımsal deneme yanılma yönetimi ile geliştirilir. Farkında olsanız da olmasanız da,  herkesin belli ölçüde bir Oyunu vardır. Bildiğiniz her erkeğin, kendisine bir kadınla cinsel ilişkiye gitmeye yardımcı olduğuna inandığı davranışsal ve zihinsel tavırları vardır. En kötü mavi haplı betanın bile bir kadınla nasıl birlikte olabilineceğine dair bir fikri vardır.

Bu Oyun protatipi, sizin anaokulunda karşı cinsle ilk etkileşime girdiğiniz 5 yaşınızdan, kırmızı hapı keşfettiğiniz güne kadar sürekli deneme – yanılma yönetimi halindeydi. Ve siz resmi Oyunu adapte ettikten sonra öğrendiğiniz yeni bilgilerle eski davranışlarınızı ve zihinsel yapınızı modifiye etmeye devam edeceksiniz. Aslına bakarsanız, PUA camiası, erkek camiası (manosphere)  ve onların türlü türlü permitasyonları en ham halleri ile bu davranış modifikasyonu için deneme – yanılma deneyi ve bilgi geribeslemesi temelli bir meta – çabadır.

Bazıları için bu öğrenme süreci diğerlerine göre daha kolaydır. Yine Roosh’dan :

Onun sizin aklınızı başınızdan alma sebebi genetik değil, sizden çok önce olaya başlamış olması. Özel bazı nedenlerle seks oyunu dünyasına sizden yıllar önce atlamış olması; etrafının kikirdeyen öğrenci kızlarla çevrili olduğu bir zamanda başladığı için şanslı olması. Siz daha ilk yürümenizi yaparken o çoktan yüzlerce kadın üzerinde oyununu pratik etmişti.

Bu yazdıklarıyla davranışsal bakış açısından hemfikir olsam da, bu nokta benim Roosh’un teorisinden ayrılmaya başladığım yer. Alfa bir erkeğin Alfa statüsüne gelişiminde, herşeyi tamamen öğrenilmiş davranışa indirgeyemeyeceğimiz kadar çok biyolojik ve çevresel belirleyici var. En basit ve gözlemlenebilir şey, genetik olarak daha yakışıklı ve fiziksel olarak daha arzulanır bir erkeğin Alfa Oyunu geliştirme fırsatları, olarak daha az yakışıklı ve seksi bir erkeğin eline geçen fırsatlardan istatistiki olarak çok daha fazla olacaktır. Teoride, avantajlı fiziksel özelliklere sahip bir erkek , davranışları gözden geçirip çıkarım yapmaya “daha erken başlamış” olacaktır zira bu erkek, onun fiziksel özelliklerine doğal olarak çekilen kadınlar tarafından daha sık cesaretlendirilecektir.

Ne yazık ki tüm bunlar, davranış geliştirme sürecinin izole bir ortamda geliştiğini varsayıyor. Erkeğin Alfa statüsü davranışları gelişimini destekleyen ya da köstekleyen (kelimenin gerçek anlamı ile) bir dünya dolusu çevresel faktör ve değişken var. Roosh buna değinmiş:

Bu noktada şunu söyleyebilirsiniz, “ama böyle doğuştan yetenekler var. Mozart mesela!”

Çağdaşları ile karşılaştırırsak, Mozart’ın olağanüstü şeyler başarmış biri olduğunu kimse inkar edemez. Ama onun gelişim sürecinin de zamanı için oldukça olağanüstü olduğu unutulur. Mozart, müzik eğitimine 4 yaşından önce başlamıştı, aynı zamanda yetenekli bir besteci olan babası, ünlü bir müzik öğretmeni idi ve keman kullanımı hakkında ilk kitaplardan birini yazmıştı. Dünyaca ünlü diğer besteciler gibi Mozart’da uzman olarak doğmamıştı, uzmana dönüşmüştü.

Bu örnekte doğal ve doğuştan yetenek yok değil ama çevrenin bir insanın davranışsal gelişimini ve sonunda kişiliğini geliştirecek ya da kısıtlayacak şekilde bir rol oynadığını göstermesi açısından iyi bir örnek. Mozart örneğinde bir başarı öyküsü görüyoruz (bir sanat üstadı); doğal bir yeteneğin dış faktörlerce desteklenerek cesaretlendirildiği ve tam potansiyeline ulaştığı bir örnek. Mozart doğal yetenek ve ideal çevre konusunda doğru karışım idi ve bu da ona “erken başlama” avantajını verdi.

Jeremiah, “feminizm tüm erkekleri ilk süt dişleri çıktıktan itibaren yatırmış sikiyorken hala “doğal” alfaların olduğuna inanmak çok zor” diye ağlıyor ve tabii ki bu da Alfa statüsü geliştirmeyi köstekleyen, negatif bir çevreye örnek. Örnek çok ama davranış psikolojisi açısından feminizasyonu, feminen buyruğa daha iyi uymaları için erkeklerin doğal dürtü ve eğilimlerinin planlı uygulanan davranış modifikasyonları ile törpülenmesi olarak görebiliriz. Erkekler, herşeyi kapsayan fem – merkezli gerçeklikte sosyalleştikçe, “doğal alfayı” aykırılık olarak görmeye başlarız.  İçinde bulunduğumuz meta-çevreye rağmen bu adamlar, içsel bir yetenek ya da dışsal bir gelişim ile bir şekilde kendilerini Alfa haline geliştirmeyi başarmışlardır.

Doğal Alfa

Corey Worthington’u Alfalığın zirvesine örnek gösterdiğimde birçok kişi benim kredibilitemi sorgulamıştı. Alfanın “erkeklerin bilge lideri” anlamına gelmesi gerektiğini düşünen erkekler, anlaşılır şekilde, Corey’in umursamaz Alfa kasıntılarından rencide olmuştu. Başında da belirttiğim gibi “Alfa Özellikleri” tartışmasının biteceği yok ama hem erkek camiasında hem de psikolojide, muhtemelen testosteron ile ateşlenen ve kendini insan erkeklerinde gösteren bir Alfa dürtüsü mevcut.

Kimsenin 5 yaşında sağlıklı bir oğlan çocuğuna nasıl Alfa davranmasını öğretmesine gerek yok, o bunu kendi başına kavrayabilir. Çeşitli durumlarda bu minik Alfalar çevrelerini keşfetmeye, risk almaya, neyin çalışıp neyin çalışmadığını denemeye, sonuçları kendisine zarar verecek ya da kendisini yok edecek olsa da çalıştığını düşündüğü şeyleri uygulamaya isteklidirler. Bu kendisini tek teker bisiklet sürme denemeleri ya da babasının bilgisayarını kurcalama olarak gösterebilir, ama bu ham ve rasyonel olmayan özgüven, Alfa kasıntıları, çeşitli derecelerde de olsa erkek olmanın kendine has bir durumudur.

Yetişkinlerin yapabilme kapasitesi olan soyut düşünce ile engellenmemiş bir oğlan çocuğu (bu kapasite 3 yaşından 21 yaşına kadar gelişir) Alfadır ve hep öyle olacaktır. O, kimseyi takmayan bir Alfadır ve onun içindeki Alfayı dize getirip onu acınası bir betaya çevirmek ve varlığını garanti altına almak için feminen buyruk, bir dünya sosyal koşullamanın bastırmasına ihtiyaç duyar. Tam da bu nedenle dünyanın Alpha Buda /Corey Worthingtonlarının ham, sorumsuz, bastırılamaz, vurdum duymaz Alfa enerjisi bizi bu kadar rencide eder.

Tüm Oyun teorisi, PUA teknikleri, hatta feminene hizmet eden “Adam Ol” çığlıkları ya da erkeğin Alfa erkek davranışını ve kafa yapısını taklit etmesini teşvik eden diğer şeyler, aslında altan alta bir erkeği, 5 yaşındayken sahip olduğu Alfa enerjisine geri döndürmek amacındadır.

Çeviri : The Origin of Alpha

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

14 thoughts on “Alfanın Kökeni”

  1. Anladiğim kadariyla alfanin çesitleri var.Alfalar iyi de olabilir kötü de.Toplum için yararli işler yapip alfa da olunabilir.Mustafa Kemal Atatürk bence iyi ve vizyonlu bir alfaydi.Her alfa corey gibi boş beleş insan olacak diye bir kaide yok.

  2. Genetik olarak şanslı olmak çok önemli kişisel gelişimde .Geçmişte şişman , ezik , bazı egoist züppelerin dalga geçmeye çalıştığı birisiydim.
    Onlardan bazı konularda başarılı olduğum veya fiziksel açıdan daha tehditkar olduğum için bunları yaptıklarını hiç düşünmezdim ama zamanla farkettim ki hepsi kıskançlık ve ego .Baştan sona kendimi yeniledim fakat ergenlik zamanı böyle az buçuk tipi olan yada parası olan elemanlar benden çok daha fazla yol kattettiler kız ilşkileri, sosyal ortam falan .Şimdi zamanla geliştiriyorum kendimi ama onlar benden 1-0 önden başladı bunlara .Ben lisede ders çalışırken onlar sinemada 20. kızla yiyişiyordu ama şimdi onların durumu çok sikko yerlerde devam ederken , ben onlardan daha iyi seviyedeyim onlara denk gelirsem ama bir yumruk atmak isterim burunlarının üstüne😀

  3. İyi günler.
    23 senesini beta kalıbının özeti olarak geçirmiş bir bireyim. Yaklaşık yedi ay önce kırmızı hap denilen bu felsefe ile karşılaştım. Halihazırda devam eden ilişkimi çok olumlu etkiledi bu felsefe ile karşılaşmam. Kendime değer vermeye başladım. Başta karşımdaki kadın, bilhassa ben, daha çok erkek olduğumu hissetmeye başladım. Sorun çıkarsa da çözsem mantığına girdim, sorumluluk alma gücüm arttı.
    Fakat bir sıkıntı var.
    Başta ilişkimi iyi etkilediği, kendimi iyi hissetirdiği için kızgınlık durumu oluşmadı ama son zamanlarda karşı cinse karşı aşırı bir kızgınlık durumu oluştu bende. Doğalarından dolayı kızgınlık duyuyorum, etrafımdaki karşı cinslerle sürekli dalga geçiyorum. Üstüne üstlük bunu kız arkadaşıma da yansıtmaya başladım. Arada anlamsız çıkışlar ve kızgınlıklar yaşıyorum. Sağlıklı bir durum değil, mavin hapın etkisi mi bilmiyorum. Öneriniz var mı ?

    1. Hocam bu insanlığın doğasının kadın payına düşen kısmı. O nedenle kadınlara kızmak gerçekten saçma. İkincisi, kadınların içindeki bu doğal dürtü olmasa bugün hepimiz akşamları mağaralarda ateş başında oturuyorduk.

      Abi Allah aşkına ciğeri beş para etmez dark triad serseriyi efendi ve iyi bir bilgisayar mühendisine tercih etmenin neresi bizi mağaradan çıkardı diyebilirsin. Ama unutma, 250 bin yıllık serüvenin son 5 bin yılı hariç olan 245 bin yılda, o dark triad adamların saldırganlığı, av yeteneği ve acımasızca diğer büyük memeli türlerini (insan türleri de dahil) yok etmesi sayesinde hayatta kaldık, onları öne çıkaran algoritmaları evrimle hemen silemezsin.

      Doğa kanunu bu, kadına insan türünün genetik bütünlüğünü koruma, erkeğe genetik çeşitliliğini sağlama işi düşmüş.

    2. Maalesef o saçma “gerçek aşk” disney masalı vari propoganda o kadar güçlü ki, ona uymayan şeylere öfke besliyoruz.

      Kızgınlık aşaması kısa süren ve normal bir aşama.

      Erkek olmak doğada değiştiremeyeceğin şeyleri kabul etmek ve ona göre yaşamak demek. Kızgınlık gibi duygusal tepkiler henüz tam olgunlaşmana zaman var demektir.

  4. Sonum ciddi manada MGTOW. Bu kadar içten pazarlıklı, yalancı bir cinse neden manevi dahi olsa yatırım yapar ki insan ? Sen güçsüz kalınca, düşene bir tekmede sen vur misali sırtından hançerlemeyeceği ne mağlum ? 22 yıldır gözlerim hakikaten kapalıymış. Etrafımda namuslusu, namussuzu tüm kadınlarda hipergamiyi, solipsizmi, briffault kanunu görmüşüm ama beta hayat bakış açısı nedeniyle hep gerçek aşkı aramışım. Geçen yıllarıma üzülüyorum. Benden küçük arkadaşlar bu hataya düşmesinler, sürekli kendilerini geliştirsinler.

      1. Haklısınız. Kızgınlık, kabullenememekten geliyor daha çok. Bir an önce atlatıp kendimi geliştirmeye devam etmem gerekiyor.

      2. karşı cinse herhangi bir kızgınlık ya da nefretim yok fakat modern dünyanın getirmiş olduğu bir takım feminist baskıların kaymağını çok güzel yiyorlar. ben bunu gözlemledim. yani anlatmak istediğim doğalarında olan davranış biçimlerini bir tık uyanıklığa daha kaçarak erkekler üzerinde tam egemen bir yapıya sahip olmak istemeleri. kh’ın böyle bir dönemin içine girdiğimiz an’da ortaya çıkması isabet oldu. eminim birçok erkek kendine şu soruyu sormuştur; “toplumsal yükler hep erkekteyken, birçok sorumluluğu erkek üstleniyorken neden erkekler kendilerini daha baskı altında yalnız buluyorlar?” bir anlamda 250,000 yıllık serüvene dayanan bir düzen yapısı saçma sapan bir ideolojinin ürünü olarak ortaya çıkan feminizm ile hiçe sayılarak yok edilmek isteniyor. kaotik düşünceler sistem de çarpıklığı meydana getirir ve sorunlara sebebiyet verir. üzerinde yüzbinlerce kez deneme-yanılma ile geliştirilen bir disiplini hiçe saymak gerizekâlılıktan başka bir şey değildir.

  5. “Hahahahahahaha…
    Altına sıçtın, değil mi ölü adam ?
    Yolculuk nasıldı ha ?
    Değişimi gördün değil mi kanka ?
    Dediğim gibi…
    Alfa…
    Alfa, tüm kuralları değiştiriyor.
    Hissettin onu, değil mi ?
    Betaların ne kadar aşağılık saldırılarda bulunduğunu da gördün…
    Ahahahahaha…
    Ölü adam, seni bitirmek için yapıyorlar bunu.
    Benimle alakası yok, beni etkileyemeyeceklerini biliyorlar.
    Amaçları sensin.
    Sadece, sen…
    Seni parçalayacaklar ölü adam…
    Evet, seni dostum ; seni…
    Bu hayatta ya alfa olursun, ya da sikilirsin ölü adam…
    Bunu gördün, değil mi ?
    Gördün değil mi ölü adam ?
    Bağırarak söyle, gördün mü ?
    Ben de öyle tahmin etmiştim, gördün tabii ki…
    Ben mi ?
    Benimki sadece sana potansiyelini, yapabileceklerini, elit grubumla yapabileceklerini gösterdim.
    Hahahaha…
    Altın sıçtın, değil mi ölü adam ?
    Hayatın değişmeyecek,
    Yolunu bulamayacaksın,
    Alfanla hiç tanışamayacaksın,
    Sandın öyle mi ?
    Pes etmeyi düşündün, değil mi ölü adam ?
    Belki de normal kalman gerektiğini düşündün ; fakat seni bir şey durdurdu, o nedenle elenenlerden olmadın.
    Kim durdurdu seni ölü adam, kim yaptı bunu ?
    Bana neden güveniyorsun ölü adam ?
    Belki de söyledikleri doğruydu, belki de hepinizi kandıran ve gereğinden fazla zeki bir betayım.
    Sen güvenmiyorsun…
    Alfalar, birbirini tanır.
    Bana o güveniyor ölü adam, ben onunla konuştum…
    O bana güveniyor, sen de güveniyorsun ; çünkü sen o’sun…
    Sadece ondan koparıldın, anla bunu.
    Altına sıçtın, değil mi ölü adam ?
    Çünkü beni kaçırdığında tüm bu harikalar diyarının sona ereceğini ruhunun derinliklerinde biliyordun.
    Fakat ben bunu yapmalıydım kanka…
    Sen…
    Sen oradaydın ve hemen önümde harcanıyordun.
    Seni gözümün önünde öldürüyorlardı.
    Alfa…
    Alfa, tüm kuralları değiştiriyor.
    O, o bir silah…
    O bir dost…
    O sensin…
    Neler yapabileceğini gördün, değil mi ?
    Beta sürüsünü alt ettin, alfayı geri getirdin.
    Hahahaha…
    Altına sıçtın, değil mi ölü adam ?
    Beta sürüsünü alt edip, alfayı döndürmeye gücü yeten sen, yeri geldi bir dişinin önünde altına sıçtın.
    Bunun değişmesi için burada değil misin ölü adam ?
    Yoksa beta tarafında bana güvenmemen için baskı mı yapıyor ?
    Halen bunun basit bir ”qız tavlama technique xd xd” olduğunu mu düşünüyorsun ?
    Senin yeniden doğmandan bahsediyorum ölü adam…
    Anladın, değil mi kanka ?
    Yeniden, doğuş…
    Aynen öyle…
    Değişmek istemiyor musun ölü adam ?
    Onlar kandırıldığını söylerken, neden bağıramadın bunu onlara ?
    Hahahahaha…
    Betalar nasıl elendi ama ?
    Elenmediler ; halen takipteler…
    Ve hayatın boyunca sadece arkandan gelebilecekler.
    Seni vazgeçirmeye çalıştıranlar oldu, değil mi ?
    Seni bıraktığımı mı sandın ölü adam ?
    Ahahahahaha…
    Altına sıçtın, değil mi ?
    Alfa olduğunu göstermek nasıl bir his ?
    Senin ve işgal edilmiş olanı geri almak nasıl bir his ?
    Ahahahahahaha…
    Bana olan güvenin kırıldı, değil mi ölü adam ?
    Alfana güvenin kırıldı, öyle mi ölü adam ?
    Peki kim kurtaracak seni bu bataktan ?
    Seni kurtaracak olmasam, neden çamur atsınlar bana ölü adam ?
    Ahahahahaha…
    Altına sıçtın, değil mi ölü adam ?
    Bana atılan çamurlar, sana ve alfana yapılan saldırılar seni buna zorladı.
    Galip geldin ama, değil mi ?
    Yoksa galip gelmen gereken daha büyük olaylar mı var ?
    Misalen, güvenmek gibi…
    Kendine, bana, zor gününde seninle savaşan kardeşlerine güvenmek…
    Ahahahaha…
    Altın sıçtın, değil mi ölü adam ?
    Alfanı sana vermem, hayatını sana vermem…
    Bunların seni korkutmadığını söyleme.
    Bu kadar korkunç bir mükemmellik…
    Ahahahahahaha…
    Fakat alfa kanka…
    My7 haklıydı.
    Alfa, tüm kuralları değiştiriyor.
    İçine girdiler…
    Dişiler, içine girdi.
    Senden benliğini çaldılar betaların yardımıyla…
    Yapacakların bunlarla mı sınırlı ?
    Sen bu musun ?
    Buna mı inanıyorsun ?
    Ahahahahahahaha…
    Ölü adam…
    Ölüsün.
    Asla fazlası değilsin.
    Hareket eden bir ölü, değil mi ?
    Ahahahahaha…
    Bana güvenmeden asla fazlası olamayacaksın ölü adam…
    Çünkü ben, senim.
    Ben, senin hayallerin, isteklerin, hırsın, gücün, sevgin, her şeyinim…
    Onları istemek suç değil elbette…
    Peki önünü kesmek isteyenler ?
    Onlar ?
    Onlar suçlu mu ?
    Ahahahahahaha…
    Altına sıçtın, değil mi ?
    Ölü adam…
    Çıldırdığımı düşünüyorsun, değil mi ?
    Yarı deli konuştuğumu düşünüyorsun.
    Fakat dışarı baktığında mantıklı konuşanların eline verdiklerini görebilirsin.
    Hem de dişiler tarafından…
    Onlar mı kaybeden, yoksa ben mi kazananım ?
    Onlar kaybedense, nasıl onların konuşmaları mantıklı olabilir ?
    Ahahahahaha…
    Kafan karıştı, değil mi ölü adam ?
    Benim kafam da karışmıştı.
    Fakat, ben bitirdim.
    Ben artık, tükettim.
    Ama sen…
    Sende hala tabu kırıntıları var.
    Sen…
    Son umutsun.
    Benim son umudumsun.
    Kendinin son umudusun.
    Herkesin son umudusun.
    Sen…
    Sen başarabilirsin.
    Sen, bunu başlatabilirsin.
    Sen…
    Alfayı sana verdim, hayatını sana verdim.
    Değişim seni güçlü yaptı.
    Betaları püskürttün, alfanı geri getirdin ; hayatının kalanında yapacağın gibi…
    Fakat bilmediğin bir şey var: Daha, yeni başladık…
    Eğlence yeni başladı.
    Parti yeni başladı.
    Alfan, yeni başladı…
    Ya alfa ol, ya da tuzla buz ol…
    Ahahahaha…
    İtiraf etmeliyim ki, seni neredeyse öldürüyorlardı ölü adam…
    Seni istemiyorlar, anla bunu.
    Fakat ben…
    Ben ve diğer kardeşlerin istiyoruz.
    Aramızda ego yok, basitlikler yok…
    Zehrini akıttın, değil mi ölü adam ?
    Seni engelleyen özelliklerini saçtın kenara…
    Şimdi, o diğer pencereden harikalar diyarı’na tekrar sok kafanı.
    Alpha’ya geri dön.
    Seni ”sen” yapacak olana geri dön.
    Çünkü, o geri döndü.
    Senin için…
    Evet, sadece senin için…
    İnanması güç, değil mi ?
    Ahahahaha…
    Seninle işim bittiğinde inanması güç olan birçok şeyi yapacaksın, buna alış…
    Değişimi gördün değil mi kanka ?
    Dediğim gibi…
    Alfa…
    Alfa, tüm kuralları değiştiriyor.
    Sadece ona güven.”

    1. aptal mısınız ? hala şu boş işleri, boş yazıları, temeli olmayan motivasyon yazılarını bir yerlere yapıştırmaktan bıkmadınız mı?

  6. Hocam gayet güzel yazı ellerinize sağlık

    Hocam şu inci sözlükteki “bunu çok sık yapmam” ve “buraya gel çok şey kazanacaksın” yazısını okuyup yorumlar mısınız? Özellikle bunu çok sık yapmam ı okuyup yorumlayın, o herif doğru mu yoksa yanlış mı merak ediyorum

  7. Basit bir mantıkla düşünürsek,kadınların doğuştan gelen özelliklerinin varolmasına karşın erkeklerin doğuştan gelen hiçbir özelliği yok diyor bu yazı..
    Erkekler sadece,öğrenerek bir yerlere gelebilir,yada birşeyler yapabilir diyor..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *