Çağdaş Evlilik

Vaka Çalışması – Neden boşandım / Boşanan adam yazısından sonra aklıma esti, eski erkekadam.com’dan internette geriye kalan yazılar var mı diye araştırmaya başladım. Şu aşağıdaki yazıyı buldum. Yazının en az bir 15 yaşında olması lazım. Muhtemelen 2000 yılı civarında yazılmış. Yazarı kadın :

Çağdaş evlilikle ilgili güzel yazılar görüyorum gazetelerde ve dergilerde, bu konuyu bir de ben irdeleyeyim dedim. Yıllardan beri kadın erkek ilişkilerinin, kadının toplumda değişen rolüyle nasıl etkilendiği yolunda bir sürü laf ettik, dinledik. Sosyologlar, çalışma hayatına kadının girmesiyle eşler arasında eşitliğin nasıl sağlanacağını, yuvada demokrasinin nasıl hakim olacağını anlatıp durdular.

Öyle ya, buna kim karşı gelebilirdi ki, evin dışında eşit sorumluluk, karşılıklı paylaşım, bireysel olarak kendi başına ayakta durabilen bireylerin bir araya gelmesiyle daha da sağlamlaşmış geleneksel tavırları yok sayan bir çağdaş yuvaya? İşte ülkemizi geleceğe taşıyacak çağdaş kadınlar ve onların yetiştireceği sağlıklı çocuklar böyle bir ortamdan çıkmazdı da nerden çıkardı?

Kendimi ve yaşıtlarımı bir dizi Amerikan filmiyle pompalanan bu çağdaş evlilik oyununda buldum. Ben ve okuldan arkadaşlarım hepimiz üniversite mezunu, dil falan bilen iyi şirketlerde işe girmiş, gelecek vaat eden, modern görünümlü eşi ve arkadaşları ile her tür konuda tartışabilen, açık fikirli insanlardık. Kocalarımızın da bizden aşağı kalır yanı yoktu. İyi okullar, iyi meslekler, alınan ödüller, kaliteli hobiler ve bu adamlarla yapılan annelerimizin evliliğine benzemeyen evlilikler.

Hatta “Siz hala annenizin margarinini mi kullanıyorsunuz?” diyen o reklamın tutulma sebebi bu yeni çağdaş Türk aile modeline olan inançla ilgiliydi. O zayıf, genç ve “educated” görünen kızın eski evli kadınlarla hiç benzerliği var mıydı? Yapılan yemekler bile bu çağdaş evliliğe uygundu. Piliç roti yapılırdı ama yaprak sarma geleneksel durumu temsil ettiği yapılmazdı. Çok zor olduğu için değil inanın bana, lazanyadan daha kolaydır yaprak sarma yapmak. Ama çağdaş evlilikteki kadın kendine bu kadar “domestic” bir görünüm veren ve annesine benzeten sembol haline gelmiş bu yemeği yapmayı ret eder, tatlı eksi soslu tavuk ve spagetti yapıp kocasının önüne koyar durmadan. Yada dolma isteyen kocasını annesinde yemesi gerektiği konusunda ikna eder. Ev kadınlığı sebebiyle boş olan saatleri oyalayan bu yemek aynı zamanda kocaya olan hizmetin ve özeninde göstergesi olduğundan olsa olsa annede yenir. Erkek de karısının haklı bularak annesini yağlamaya gider. Anne hakikaten güzel yapamıyor kimse senin gibi der ve aksamdan artanları da evine götürür annesinin isteği ile. Bu çağdaş adam, artan sarmaları karısına yedirdikten sonra bulaşıkları makineye dizer. Karısı Cosmopolitan’ı okurken o da bilgisayarda briç oynar uluslararası rakipleriyle.

Yarınki toplantıları sebebiyle şöyle bir grafiklere bakarak huzur içinde yatmaya gidilir. Pazar olmadığı için sevişmek için uygun zaman değildir. Zaten önemli bir toplantı öncesi bu tip bir hareket gereksizdir. Her ikisinin de içlerinde güzel bir huzur vardır, ne göbekleri çıkmıştır anne babaları gibi ne de onların hayatına benzer yaşantıları vardır. Karşılıklı olarak arkadaşlarla girilen en sıkı fıkı pozlar ve belden aşağı esprilere çağdaşlığın verdiği genişlik ile gevrek gevrek gülümsenir sonra. Tüm bu olanlar arkadaşlara “evlilikte eşlerin kendilerine ait özel alanlarının olması ve her şeyi paylaşmak zorunda olmamak” konusunda ne kadar ilerleme gösterildiğine dair kanıt olarak söylenir. Eve altyazısız orijinal cd’ler dvd’ler alınır, film en detayına kadar irdelenir yönetmenin becerisi ile kameranın yeri falan konusunda bir sürü sanatsal tartışma yapılır da erkek gibi davranmayan bir erkeğin evdeki yeri konusunda konuşulmaz.

Annesini üzen babası gibi davranmamak konusunda ufak tefek şeyler düşünmüş olan bu erkek iyi bir işi, şık takım elbiseleri, güzel bir arabası olsun diye Anadolu liseleri sınavından bu yana devamlı test edilmektedir. Test edile edile sınanmayı ve kendini beğendirmeyi bir görev kabul etmiş bu erkek işe giderken eline harçlık vermeyeceği, kendi arabasını kullanan, bakımlı, kariyer sahibi ve Kant’ın Estetiği üzerine konuşacağı bir kadın hayal eder. Bu kadın da onunla benzer dönemlerde kolej sınavlarına girmiş ve basarıyla çıkmış biri olmalıdır. Kızın hangi okuldan mezun olduğu, o okulun kaç taban puanla öğrenci aldığı ve kaç dil bildiği hangi şirkette çalıştığı eş dost arasında çok önemlidir. Beraberce çok elit insanlardan oluşmuş bir çevrenin içine giriverir bu çağdaş çift. Cici karısına annesinden çok farklı özellikleri sebebiyle saygıda ve sevgide kusur etmez bu çağdaş erkek. Evdeki demokrasi havası sürsün diye her bir şeyin kararını beraber verirler. Hatta bir müddet sonra bu zavallı erkek iplerin tamamen kadının eline geçtiğini fark edemez bile. Yanlış bir şey aldığında evde yediği azarı aklında tutup, daha sonra donunu bile karısına aldırır. Sen seç sevgilim der. Ben iyisini beceremiyorum. Yılların ezilmişliği ile zaten bu fırsatı beklemiş olan bu hırslı kadını ise artık tutabilene aşk olsun. Ergenlikte “Ben annemin çektiklerini çekmeyeceğim” diyen söylevler, evlenince “Seni sünepe, beceriksiz ve kişiliksiz adam”a dönüşür. Annesinin babasına söylemeye cüret edemediği tüm lafları o iyi eğitilmiş çağdaş kocasına söyleyiverir. Zavallı hale getirdiği adamın kibarca bu zavallılığı kabulleniş şekili daha da midesini bulandırır ama zayıfı ezmenin verdiği hazla devam eder. Nasılsa tüm kontrol ondadır. “İki kişilik topluluklarda demokrasi olmaz” fikrine ulaşılması fazla zaman almaz. Ama erkek bunca yıldır o kadar törpülenmiş ve geleneksel yapıdan o kadar uzaklaştırılmıştır ki karısına karsı gelmeye cüret edemez. Annesinin karnındaki o huzurlu günlere kadar geri dönmek ister. Ama karısı göndermez. Çünkü akşama lunalı modern tarifler yapılmalı hatta yemek sonrası benzer familyadan arkadaşlarla “in” mekanlarda tatilde hangi ülkeye gitmeli diye fikir alışverişi yapılmalıdır. Dışarı çıkarken dekolte giyen karısına bu kıyafeti nasıl da yakışmıştır ve nasılda herkes ona bakmaktadır. Ve adamın yerinde olmak istemektedir. Karısıyla gurur duymalı ve onun kaprislerine boyun eğmelidir. Çok yanlış yaparsa zaten karısı ondan daha çok kazanan birini buluverir. Kendisi de şirkete aldığı yeni gencecik sekreter kızla erkeklik oyununu oynar . Zaten kendini erkek diye yutturacağı bir tek bu gözü açılmadık eğitimsiz kızlar kalmıştır. Karısıyla uğraşıp niye kimsenin huzurunu kaçırsın ki… Yaptığı üç yanlış karısı tarafından bir doğruyu götürebilir. Böyle düşüne düşüne, cinsel organları dışında kadından hiç bir farkı kalmamıştır. Kendi evriminin karısına doğru olduğunu görmez. Nitekim yıllarca alınan ortak eğitim erkeklerde var olan bir çok baskın özelliği törpülemiş, kadınlardakini ise sivriltmiş ve cinsleri karşılıklı olarak birbirine benzetmiştir.

Ben önceki yazımda ne kadar erkeklere benzediğimi söylediysem de çevremdeki erkeklerin nerdeyse hepsini de kadınlaşmış buluyorum. Termosifonu onarmaya gelen tesisatçı dışında erkek gibi davranan erkek yok şu sıra (bakınız termosifoncu fantezisi). Doğum günlerini parti yapıp kutlayan, manikür yaptırarak bakımlı görünen, rejim yapan bir erkek grubu var. Öğle yemeklerinde hep beraber light salata yediğim, marka kıyafetler alan, spor salonuna gidip step yapan, meyve kokteyli içen, yüzündeki sivilce için dertlenen solaryuma giden, karısını, kız arkadaşını günde üç kez arayıp hesap veren çok iyi eğitilmiş erkeklerle dolu ortalık. Bahsettiklerim gay falan değil, baya erkek iste. Hatta cuma aksamı Vogue’dan kaç karı kaldırdığından ve götürüp düdüklediğinden bahseden harbi erkekler bunlar ama o kadar yontulmuşlar ki. Asian fantasy sitelerine girip, Pamela Anderson’un silikonlu memelerini “download edip”, dil bilen hatunlarla ingilizce düzüşen test çocukları bunlar. Yurdumun fizyonomisinden türlü kozmetik hilelerle uzaklaşmaya çalışan, kafayı en çok nasıl göründüğüne, kaç para kazandığına ve arabasının markasına takmış bu grup erkekler, babalarının erkek özelliklerinden ne kadar farklı hale geldiklerini maalesef gururla anlatırlar.

Bizim babalarımız gibi görünen erkeklerin genç versiyonları bugün daha alt sosyo-ekonomik seviyede. Ya babamız yaşındaki adamlarla çıkacağız. Bir çok kadın bunu neden yapıyor bilmem anladınız mı? Ya da daha alt sosyoekonomik seviyeden erkelerle yaşayacağız. Adam gibi adamlara ulaşmanın yolu bizim plazalardan ve in mekanlardan geçmiyor… Hiç boşuna barlardan cafeler’den veya bilmem ne şirket yemeklerinden bir adam gibi adam bulurum sanmayın. Bozun musluğu, çağırın bir tesisatçı ya da bir tüpçü. Şansınız varsa aradığınız gibi olabilir. O musluğu onarırken siz de ona fırından yeni çıkmış kurabiyeler ikram ederek kendinizi daha kadın gibi hissedebilirsiniz.

Karar sizin. Ben 30 yılın sonunda anladım ki, erkeğin az yontulmuşu makbuldür. Yontuldukça kadına benzer.

Kaynak : erkekadam.com

Yazar : Ayşe Tekin

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Erkek Adam

Sitenin 30luk abisi ve admini. Üşengeçliğinden admin hesabından yaza yaza rumuzu erkekadam kaldı. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

15 thoughts on “Çağdaş Evlilik”

  1. 2000 yılında daha ortada kırmızı hap diye bir şey yokken yazarın böyle detaylı şekilde ve kırmızı haplada bu kadar örtüşen bir yazı olması ağzımı açık bıraktı.

    1. Çok teşekkürler! Şöyle bir saat gezindikten sonra anladım ki ben bayağı seçici hatırlıyorum bu siteyi 😀 Yani oldukça mavi haplı şeyler de varmış.

  2. Ben yazıyla alakasız bir meseleyi sormak istiyorum. bi kaç ay önce bi kızla tanıştım kursta. Kız olabilecek bütün sinyalleri veriyordu ama pek ilgili değildim açıkçası. Sonra mesaj atıp bir hamle yaptı.Bi kaç kez kurs dışında “makul bi sebeple” fakülteye ziyarete geldi geldiğinde de biraz oturup görüştük 🙂 En son ben bunu dışarı çağırdım kabul etti tabi, bi günü komple beraber geçirdik. Nasıl olduysa oldu ben bu durumdan kızın ilgisini kaybetmeyi başardım ama artık kız hoşuma gitmeye başladı sürekli aklıma gelip duruyor. Eskisi gibi hiç umurumda değilmiş gibi davranamıyorum. Sormak istediğim mesele bu fırsatı kendi tecrübesizliğim ve sosyal yeteneksizliğim yüzünden kaçırdığımı kabul edip önümdeki fırsatlara mı bakmalıyım yoksa düzelme potansiyeli var mı ?

    1. Hocam kızı oneitis yapmışsın, arkadaş kalalıma doğru koşar adım gidiyorsun. Kızla tüm ilişkiyi kes, diğer kızlarla konuş gez dolaş hatta mümkünse seviş, bu kızın tekrar sana gelmesini bekle. Gelirse de kendine güvenen ve kırmayacak şekilde alaycı tavırlarla konuşarak kızı kendine çek. Yoksa sonun aşk acısı benden söylemesi.

      1. Katılıyorum. Uzaktan seni beğenen kızı iletişim başlayınca soğuttu isen, yeni bir kızla uğraşmak bu kızla uğraşmaktan çok daha az enerji ister. En uygun çözüm bu kızı bırakmak ve eğer kendi gelirse uğraşmak. Bu arada hep kızı düşünürsen kız geri gelirse olayı batırırsın. Kızı bırakır gibi yapma, kızı kafandan at.

    2. Oneitis meselesi tam olarak doğru maalesef. Geri dönme ihtimalini yine de yüksek buluyorum ama şuanki beklentim geri dönse bile hiç devam etmemek çünkü ilk başta bişeyler öğrenmeye çalışırken yüz çeşit hata yaptım 😀 burdan düzgün bi hale çevirmek gereğinden fazla emek ister. Kendi gelirse uğraşmak sizce mantıklı mı çünkü ilk baştaki hale dönme potansiyeli yüksek aynı şey tekrar edip durmasın

      1. Dstm bence kıza mavi hap tekniklerinden birini yaptıysan salla gitsin. Dönsün yada dönmesin artık seni az çok analiz etmiştir. Başlarda hata yapılınca ilişki ileriye değil sürekli geriye gider. Onetious yapmadım onu diyorsan zaten işin daha kolay. Kız dönerse sende alfa takınırsan köpeğin olur gibi geliyor ama bence salla gitsin. Hatalarını ve yanlışlarını göstermeyeceğin, seni sadece alfa olarak gören başka bir kızla ilişkiye başlaman daha hayırlı.

  3. Hocam maillere cevap alamadığımız için buradan yazdım da
    Youtube da SEALFİT diye bir sayfa var
    Asker özgüven , Mental toughness gibi önemli şeylerin paylaşımlarını emekli bir amerikalı asker anlatıyor
    Çevirilerini yapabilirseniz çok iyi olur 😀

  4. Bir erkeğin rejim yapmasına, cilt bakımına ya da güzel saç kesimine gitmesine, kaliteli ve marka kıyafetler giymesine karşı bir argüman var; bunu doğru bulmuyorum bence kadının hoşuna gitmeyen bunların göze sokarcasına ve feminem yapılıyor olması. Oysa ki iyi bir vücut, temiz bir yüz, yakışıklı bir surat vb için (vajina sulandıran nitelikler) bu metroseksel şeyleri yapabiliriz zaten önemli olan bunları yaparken ne kadar maksulen görülebildiğin ya da gözükemiyorsan ne kadar iyi sakladığın bence (sivilce kremini evde sür alışverişini tek başına ya da erkek arkadaşınla yap, rejim yaparken mağara adamı gibi ye[paleo diyeti vs])

    Ayrıca meyveli smoothie içmeme ya sa salata tüketmeme karışacak kadının alnını karışlarım 🙂

  5. “Herkes evlenir…
    Evlilik, kutsal bir yolla hayatları bağlamak ve ölüm onları sikişmekten alıkoyuncaya kadar sikişmek için verilen bir izindir.
    Toplumun, ”ileride, karını gece bağırta bağırta sikmenin sonucu hamile kaldığını görürsek, bunu evliyken yaptığın için takdir ederiz” deme şeklidir.
    İşin aslı, evlilik olgusu, devlet tarafından insanları daha iyi takip edebilmek, daha rahat ve daha yüksek meblağlarda vergi alabilmek, üretilen sisteme daha fazla organik atık koymak ve çemberin daha iyi işlemesini sağlamak için oluşturulmuş bir sera yöntemidir.
    Bu sera yöntemi sonucu, dişiler ve erkekler doğar…
    Güzel olanları daima ben alırım, artıklar size kalır ; fakat konumuz şuan bu değil…
    Rastgele seçim sonucu, çocuğun doğuştan bir beta-omega olacağı bilinemez…
    Alfa olarak doğanlar, çok özel bir soya, binlerce yıldır değişmeyen bir kana sahip yüce bir soyağacına sahip olanlardır.
    Ve günümüzde, bu şekilde kalabilen sadece tek bir soy kalmıştır.
    Fakat elbette…
    Aciz bir beta yahut çekingen bir omega olarak fırtlamış amına kodumununun yaşam formu, zamanla bir alfadan etkilenerek onu taklit etmeye başlayacaktır.
    Yapamayacaktır…
    Fakat, deneyecektir.
    Sonuna kadar, alfayı taklit etmeye çalışacak ve daha da küçüldüğünü farketmeden, yalnız bir şekilde geberip gidecektir.
    Doğanın, değişmez kanunu budur.
    Alfa, her şeyi alır…
    Alfa olmak, lider olmak da değildir.
    Alfa olmak, kutsal ve yüce bir öğretidir ; basit insan bağlamlarıyla yahut kelimeleriyle ifade edilemez.
    Kendin tatman gerekir ve malesef, ben sana yardım etmeden, kardeşlerinle beraber olduğunu ve mükemmel bir uyumla çalıştığınızı varsayarsak, varabileceğin en yüksek nokta, bir omega-alfa olmaktır.
    Atalarımız, alfa olarak doğar, yaşar, savaşır, sevişir ve ölürlerdi.
    Dişi bilinçaltlarının uyanması sonucu, yeni doğan yavrularına aktardıkları beta ve dişi öğretileri, zayıf bünyelerde yeşerdi ve onların da genlerini aktarması sonucu, kutsal soylar bozulmaya başladı.
    Evet…
    Hayatının birçok safhasında, hatta sen gelmeden on binlerce yıl önceki safhalarda dahi sikiliyordun.
    Bunu tersine çevireceğim…
    Bunu sana garanti ediyorum.
    Çünkü, her şey plana dahil ve mükemmel işliyor.
    Açık olmak gerekirse, hiçbir şey bu blogdan sonra eskisi gibi olmadı…
    Yaklaşık 5.000 civarı olan çıraklar, bu blogla birlikte çok daha yüksek sayılara ulaştılar…
    Ve hepsinin, yüksek yetenekli-zeki-güçlü-sadık-güvenilir omegalar olduğunu biliyorsun.
    Bu bir ordu değil…
    Bu bir Kardeşlik…
    Bir ütopya…
    Ben insanlara, ne duygusal zekaları ne de IQ’ları onlara yetmeyen basit sistem parçalarını itip, tam olarak onlar kadar yaratıcı ve zeki olan kardeşlerini sundum.
    Bu, gelişmeleri ve atalarının onlara genleri yoluyla miras bıraktığı alfa yeteneklerini açmaya başladı.
    Elbette ben olmadan, bir yerde tıkanacaklar ; buraya asla lafım yok.
    Fakat, onları bırakmıyorum…
    Gücü, Kardeşlik’in gücünü ve yapabileceklerini gördükten sonra ; hiçbiri eski basit insanlara dönüşemediler.
    Onlar çok büyük işler yaptılar ve beraber çalışarak, sıfır maliyetle, hayallerinde dahi göremeyeceğin kadar büyük paralar kazandılar.
    Ve bunu, sadece birliklerinden ve benim liderliğimden gelen enerjiyle yaptılar.
    Çıraklarımın %95 gibi bir kısmı, tek bir bakışta dahi bir dişiyi titretecek ve içindeki azgın fahişeyi dışarı vuracak kadar alfa yeteneklerine hakim oldular…
    Bu, gerçekten güzel…
    Kürtaj yasası da, bunun ardından çıktı zaten zaaaaaa”

  6. Manosphere dünyasının bir parçası olan bu sitede bir kadına sonuna kadar hak vereceğim hiç aklıma gelmezdi. İliklerine kadar doğru yazmış.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *