Biyolojik determinizm ve kırmızı hap

Sitenin yorumlar bölümünde, biyolojik determinizm konusunda oldukça fazla yorum görüyorum. Şu aşağıdaki yorum en son gelen ve bu yazıya örnek olsun diye koyuyorum. Yoksa sadece yorumu bırakana cevaben yazmıyorum :

Sitedeki yazıların çoğu hatta redpill in neredeyse tamamı temel olarak biyolojiyi alır, ve neredeyse sitedeki her yazıda en az bir kere geçen arzunun dinamiği ya da saf-doğal cinsel çekim biyolojiden ve onun üstüne inşa edilen sosyal dinamiklerden kaynaklanır(feminizm yapay bir sosyal dinamik olduğundan gerçekte bi boka yaramıyor gibi). Dolayısıyla bu adamların bu çekimde ve saf arzu dinamiğinde yeri yok, sağlıklı hiç bir kadın bu adamlar beni döllesin demeyecek. Biyolojinin acıması yok ki.

Feministlerin ve genel olarak şu an akademiyi, görsel sanatları ve yüksek kültürü elinde tutan neo-marksistlerin en büyük hatası biyolojiyi tamamen gözardı edip herşeyin tamamen bir sosyal yapı olduğunu sanmalarıdır. Mesela geçen sene Jordan Peterson karşısına çıkan bir profesör (!) aynen şöyle demişti “biyolojik seks ile cinsiyet arasında hiçbir ilişki yoktur, bu 40 yıldır da bilimsel konsensustur”.  Yani XY ya da XX kromozomları ile doğmanızın sizin kadın mı erkek mi olacağınıza etkisi yüzde sıfırdır, bu tercihin 100%ü sizin yetiştirilişinizden gelir gibi bir abuklukla konuşuyordu.

Aynı hatayı red pill camiasında ters uçta yapanlar var. Tamamen biyolojik determinizme savrulup “birader genetiğin iyi değilse ne yaparsan yap bittin” demeye getiriyorlar. Biz bu sitede biyoloji hep ihmal edildiği için onu vurgulasak da aynı hatayı yapmıyoruz / yapmayalım.

Evrimsel psikoloji alanında çalışan bilimadamı Gad Saad (namı diğer Gad Father)’ın dediği gibi bir davranışta hem biyoloji hem de sosyal yapılar rol oynar. Sonuç davranışın neresi hangisinden kaynaklanır gösteremezsin. Buna örnek olarak kek yapımını verir. Kekin içinde yumurta, un, şeker, kakao, vs … olsa da sonuç ürünün neresinde un, neresinde yumurta var, parmağını koyup gösteremezsin. Bunun içinde hiç un yok diyen adama unu gösteremezsin. Ama un vardır ve kekin analizi ile ispatlanabilir.

Genetik önemli ama kıçını yırtarak ağırlık kaldıracak disiplin daha önemli. Fotoğraftaki iki adam da Chris Patt

Alfa’nın kökeni yazısında da belirttiğimiz gibi saf arzu yaratan maskülinitenin genetik kökleri kadar sosyal kökleri de var. Genetiği iyi (yakışıklı) adamların bu konuda önde olduğu gerçek. Özellikle de erkeklerin erkek adam değil de daha çok oğlan çocuğu olduğu 13 – 20 (şimdilerde neredeyse 25) yaş arasında. Ama maskülinitenin en önemli öğesi olan duygusal güç erkeğin disiplin, cesaret, ataklık, çalışkanlık, vs … gibi şeylerle oğlan çocukluğundan erkek adamlığa geçerken kazandığı bir şey ve bunun içinde sosyolojinin payı yüksek. Genetiğin payı az olsa da kadınlarda saf arzu yaratan bir şey bu.

Bunu, bu gibi sitelerde kadın – erkek dinamiğinin gerçekliğini anlayıp, disiplinli bir şekilde çalıştıktan sonra kadınlarda saf arzu yaratabilmeye başlayan erkekler onaylayacaktır (gerçi orada da genetik var. Son yapılan araştırmalara göre, unutturmayın onu da bulup linkleyeyim, bir kişi yeni bir ortama konulduğunda, ona adapte olurken DNA’sında daha önce tamamen uyuyan bölgeler aktif hale geçip yeni proteinler üretiyor! Yani örneğin daha sosyal ve dışa dönük olduğunuzda biyolojiniz ve davranışlarınız beraber değişiyor. NOT : Bir insanın DNA dizgisinin sadece 8.2%si aktif. Diğer 91 – 92%si ise ‘uykuda’ ve neden orada olduğu yaptığı belli değil).

Biyolojinin acıması yok ki derken doğru söylüyorsun ama biyolojik determinizme düşmeyin. Öncelikle herhangi bir evrimsel psikologla konuşursanız size ilk söyleyeceği şey şu olacak : genetiğin davranışa etkisi rastlantısaldır (probabilistic), deterministik değildir.

Disiplini, duygusal gücü ve cesareti, görünüşün önüne koyun. İnanın bana bunlarda yetkin olan erkeğe isterse hiçbir kadın dönüp bakmasın mühim değil. Böyle bir erkek, hergün başka kadına atlayan ama bu üçüne sahip olmayan adamdan daha iyidir, daha mutlu ve doyumlu yaşayabilir.

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

43 thoughts on “Biyolojik determinizm ve kırmızı hap”

  1. Abi seks konusunda hiç makale yok. Nasıl daha geç boşalabileceğimiz konusunda özellikle tavsiyelerini merak ediyorum. Saygılar:)

  2. ben de bir kitapta duygu durumlarımızın genetiğimize işlediğini, bir şekilde çocuğumuza aktardığımızı okumuştum. mesela hayatının büyük çoğunluğunun keder içinde geçiren birisinin çocuğunun da genelde depresif olması gibi. tabii ne kadarı doğru bilmiyorum. sonuçta bilim tarihini düşünecek olursak genetik çok yeni bir çalışma alanı.

  3. Bu blog da bilim konuşulması kadar beni mutlu eden bir şey yoktur. Rica ediyorum evrimsel psikoloji olsun, paleonöroloji olsun içeriklerde bu tür bilimlere yer verilmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Bu arada bilimsel bir rapordan bahsettiniz:
    “Son yapılan araştırmalara göre, unutturmayın onu da bulup linkleyeyim, bir kişi yeni bir ortama konulduğunda, ona adapte olurken DNA’sında daha önce tamamen uyuyan bölgeler aktif hale geçip yeni proteinler üretiyor! Yani örneğin daha sosyal ve dışa dönük olduğunuzda biyolojiniz ve davranışlarınız beraber değişiyor. NOT : Bir insanın DNA dizgisinin sadece 8.2%si aktif. Diğer 91 – 92%si ise ‘uykuda’ ve neden orada olduğu yaptığı belli değil).”

    Bunun kaynağı nedir merak ettim? Lütfen bu tür bilgilere yer verirken kaynakta belirtiniz. Normal de veriyorsunuz biliyorum fakat bu gibi önemli bir bilgi için altına düşülmemesi önemli bir sorumsuzluk yetisinden kaynaklanıyor.

      1. Evrim kuramında olsun, gerekse bilimin kendisinde olsun koyu bir determinizm yoktur. Eğilim ve süreklilik vardır. Bilim bunun sonucunda bu olur diye bir kesinlikte vermez. Orada olma potansiyeli (kuvve) vardır ve de istatiksel veriler vardır. Latince buna “ceteris paribus” yani Türkçeye çevirirsek “Normal şartlar altında” anlamına gelir. Burası Ok. Bizler Milyonlarca yıl hayatta kalma başarısı gösteren bir organizma zincirinin son halkasıyız. Eğer Doğa da koyu bir determinizm olsaydı, yaşamanın ne kadar anlamsız olduğu gerçeğiyle karşılaştırdık, ki bu insanın beyin yapısıyla ters örtüşen bir durum. İnsan doğa da ki olayları ve uyaranları bir anlam örgüsüne sokar ve yaşamını bu şekilde idame ettirir. Öbür türlü anlamsızlık içinde boğulup en sonunda intihar eşiğine gelebilir. Bizler dış uyaranlara karşı verdiğimiz seçimler sonucunda buraya kadar gelebildik. Eğer bizler hayatımız boyunca bir şeylerin ters ve yanlış gittiğininin farkına varmasaydık şuan ki manosphere camiasının içinde bir anlam arayışı içinde olur muyduk? İşte bu yüzden buradayız. Dolayısıyla buna ek olarak söylemek istediklerim, beyin de sürekli (sayısını tam olarak hatırlamıyorum) nörol ağ yapısı (sinapslar) değişiyor ve yanılmıyorsam nöronlar yenilenmiyor bilgisi de son zamanlarda çürütüldü. Sizlere son olarak tavsiyem dostlarım, son zamanlara damgasını vuran bir kitap var: David Burns – İyi Hissetmek (bu kitabı okumadan cidden ölmeyiniz, normalde bu tür klişe cümleleri kurmayı sevmem) Düşünceler, duygu durumunu, duygu durumu ise davranışlarınızı belirliyor. Ondan dolayı ne ve nasıl düşündüğünüzü iyi gözlemleyin.

        Son not kendim için: Şu PMO belasından kurtulamadım Mahmut, yaklaşık 10 senedir bununla mücadele verdim ama hala üstesinden gelemedim. Yardımcı olmaya çalışanlara açığım. 🙂

        1. Bence nofapa gerek yok. PMO’yu sadece MO yapıp haftada 3’e indirmek yeterli.

          PMO seks olmasına rağmen mi var, yoksa seks yok mu?

          1. Aslında porno da izlemiyorum, ifşa dedikleri sitelerde genelde takılıyorum. Türk kızlarının o hallerde olması ben de zihinsel orgazm ve fizyolojik orgazm yaratıyor. Birde sıkıntılı dönemlerden geçiyorum belki bunun da bir etkisi de olabilir. Fakat şu da var, boşalma sonra ne zaman oksitosin hormonu salgılasam, biliyorum ki sonra betaca davranışlar göstereceğim fakat fişten çekildiğim için kırmızı hap camiasında öğrendiğim bilgiler ve kendi kişisel araştırdığım bilgiler doğrultusunda hareket ediyorum. Yani bu hatamı bir nevi kapatmaya çalışıyorum. Sosyal ortamlarda Başat bir karakter gösteriyorum. Kendimce böyle bir strateji geliştirdim. En son 1 ay önce bir kızla beraber oldum ama sekse ulaşım konusunda biliyorsun Türkiye de ki durumu. Ne yazık ki ben de cinsel anlamda eğitim almamış olarak yetişen bir mavi haplı olarak geldim buraya. Ondan dolayı beni anca sen anlarsın ve bilirsin. 😀

          2. Amatör porno yani 🙂

            Eskort giren eve PMO girmez derler. Bir süre haftada bir mesela. Maddi imkanın varsa kısa sürede düzelirsin. Ben bir “ahlaksız Mahmut” olarak daha gençken iki üç ay seks yoksa “porno izleyip elimi sikeceğime” diye girerdim o olaya.

            Yaş 27 üstü ise uzun süreli ilişki de iyi bir alternatif.

          3. Abi, peki sadece MO ile haftada 1 veya 3 mastürbasyonun testesterona etkisi olmaz mı düşürmez mi yani?

          4. Mastürbasyon testosteronu önemli ölçüde düşürmez. MO’nun problemi boşalma sonrası testosteron etkisini nötralize eden bir hormon salgılaması ama daha da önemlisi sekse alternatif haline gelmesi. Haftada 1 – 3 MO ile bir şey olmaz. Amma velakin seks testosteron arttıran bir şey. Sürekli mastürbasyon sekse engel oluyorsa o zaman testosteron seviyesinde artış sağlayamazsın.

          5. Uzun süre pornoya maruz kaldıysanız bir süre mastürbasyondan da uzak kalmanız iyi olacaktır. çünkü porno sahneleriyle dolan beyniniz siz gözlerinizi kapadığınızda bile size bir film çekecek. o yüzden üç ay PMO’dan uzak kalmak en doğrusu.

            Ama Erkek Adam’a katılıyorum. Eğer maddi imkanın varsa mastürbasyonu eskortla değiştirebilirsin. Onda bir sakınca yok.

        2. Genç ve kırmızı hapını almak için eczane arayan bir kardeşiniz olarak PMOya karşı en büyük tavsiye spordur benim için. Şuan her hafta süreci sıfırlayan bir sınav öğrencisi olduğum için tavsiye vermem ne kadar doğru bilemem ama geçen yıl bu işe başladığımda bir kaç deneme sonra 80leri görmüştüm. Sürekli o civarlarda sıfırlıyor tekrar başladığımda yine oralara çıkıyordum. Çünkü haftada 4 gün ağırlık ve kondisyon çalışıyordum. O tempoya ve disipline sahip birisi bununla rahatlıkla mücadele edebiliyor. Bir de yorgunluk faktörü var tabiki..

        3. Markidos hakli. Ben de spora basladigimda porno tamamen bitti ve masturbasyon haftada 2’ye indi. Haftada 4 gun spora gidiyorum. Aklinda bulunsun. Belki denemek isteyebilirsin.

    1. Bunu yazacağım. Bu çok devrimsel bir buluş. Ben bunu araştırmasından okumuştum onu bulmam lazım. Bir de karşıt araştırma var mı bakmadım. Temel olarak dediği, genetiğinizin değişmesi için doğa sadece ölüm – hayatta kalma ile seçim yapmıyor, birey yaşarken de onun genlerini değiştirebiliyor.

      1. Hocam gerçekten doğru bir deney gibi gözüküyor.(kendi açımdan) Çünkü lise yıllarımda içine kapanık, konuşmaz, hatta sınıf partilerinde bile bir köşede takılırdım. Mezun olunca dershane, kafeler, arkadaş ortamları, dışarıdaki elemanların ısrarlarıyla 1 senem dışarıda geçti ve ciddi anlamda kendimi tanıyamıyordum. Bir cümle kuracakken 10 defa düşünen ben dışarı ortamında(özellikle yakın arkadaşlar arası) susmak nedir bilmezdim. Neyseki bu şoklanmayı bu sene kendimi keşfederek azaltmayı başardım ama hala farklı ortamlarda farklı bir havaya büründüğümü hissediyorum. Deney benim yaşadığım gibi bir şey üzerine ise çok değerli bir bilgi olur. Mutlaka değerlendirilmeli.

  4. Cesaret fazlasıyla var, disiplin için çabalıyorum ancak duygusal güç anlamında belki de dünyadaki en zayıf insan olabilirim. Duygusal gücümüzü nasıl artırabiliriz? Duygularım beynimi kontrol ediyor aksini sağlayamıyorum.

  5. Konuyla ne kadar ilgili bilmiyorum ama, bu konuda yardıma gerçekten ihtiyacım var. Ben, üniversite öğrencisiyim ama kız arkadaşım üniversiteye hazırlanıyordu bu yıl ve konuşmalarımızdan, görüşmelerimize kadar her şey sınırlıydı. Ne yazık ki ona ilişkinin başından beri duygusal yatırım yaptığım için bu benim canımı sıkıyordu, son zamanlarda küçücük sebeplerden kavga etmeye başladım bu yüzden ve benden ayrılmak istedi. Sınava 3 ayı kaldığını, artık üzülmek istemediğini, birbirimize iyi gelmediğini söyleyip terk etti beni. Daha da kötüsü ben hala pişman olup bana geri donmesini istiyor olmam. Sırf bu yüzden fotoğraflarımızı ne whatsapp’dan, ne de instagram’dan silemiyorum. Ve bu zamana kadar yazdığınız her şeyi yalayıp yutmuş ama bunları uygulamaya geçiremeyecek kadar güçsüz biriyim.

    1. Uzun ilişki+Mezuniyet= Ayrılık formülü var. Şİmdi bırakmasa bile iş hayatına geçişte ayrılırdınız.(ha ayrılmayanlarda var onlarda evlenip boşanıyor 🙂

      Kırmızı hapı yalamış yutmuş olman senin avantajına. Bu yaşadığın travma ve yalnızlık süreci hayatındaki hedefleri tekrardan göz önüne getirmene sebebiyet verecektir. Cpden 30ta başlıyor zaten aslında seni saldığı için sevinmen gerek. Ama işin içinde geçmiş yatırımlar ve duygusal zamanlar, bağlılık vs olunca 2 kat zor oluyor bu aşamayı atlatman. Birkaç ay yalnız kalmanı ve böyle bir tecrübe yaşaman gerektiğini kabul et. Zaten kızlar sürekli yenileniyor. Hayatımın aşkı, evleneceğim kadın gitti dersin bir süre sonra aynı senin durumunda olan veya çok masum gözüken(belkide masum olan) bir kız çıkacak ve onunla yoluna devam ediceksin. Bunlar klasik senaryolar arkadaşım. Her erkeğin başına gelebiliyor ama atlatmayı başarırsan duygusal güç kartınıda kapmayı başarırsın gibime geliyor.
      Arkadaşlarınla vakit geçir, içini dök vs birkaç ay veya birkaç hafta sonra(iyileşme süren yaptığın yatırıma bağlı) umudunu kesmeye başlayacaksınki aslında bu senin büyük bir sınavdan aldığın sonuç olacak. Ya psikolojini bozar, kızı hep hatırlar ve bir parçan kırılmış yaşarsın yada böyle bir ilişkiyi atlatmayı başarmış, her zaman yenileri olduğunu kabul etmiş ve umursamaz, kendi menfaatlerini düşünen, duygusallığa sadece gerektiğinde yer veren, kırmızı hapın acı gerçeklerini sindirmeye başlamış bir erkek olarak olarak devam edersin.

  6. Ne kadar doğru düşünüyorum bilmiyorum ama bu durumu sürekli dile getiren arkadaşların hatunlar karşısında kompleksli olduğu hissine kapılıyorum. Sürekli “genetiğin kötüyse kaybedensin” ifadesini dile getiren kişiler kendi benliklerinin sahip olmadığı şeyleri dışa vuruyorlar bana göre. Ya da şey de olabilir: “Genetiğim bok gibi, kaybeden olduğumu düşünüyorum Mahmut abi gel bana teselli ver.”

    1. O arkadaş o yorumda “genetiğin kötüyse kaybedensin” demiyor yalnız. O yorum “korku oyunun 12 seviyesi” makalesinde yorumlarda örnek verilen 3 genetik defektli adamın durumu hakkında yapılmıştı. Yorum şunu diyor aslında; bu adamlar bizim bahsettiğimiz saf cinsel arzuyu yaratamazlar çünkü biyoloji normalde buna müsaade etmez. Bu adamların o evlilikleri ve çocukları yapabilmesi başka parametrelerden kaynaklanır, o kadınların bu adamların yanında kalmak için motivasyonu başkadır. Zaten araştırırsan hepsinin belli bir şöhret, ün kazandıktan sonra evlendiğini görebilirsin ondan önce kaç sevgilileri oldu meçhul. Zira en başta bu adamların maskülenliğin temel direklerinden olan bolluk zihniyetini yaratabilmesi mümkün değil pek, kadına “zaten sen olmasan birlikte olabileceğim onlarca kadın var” izlenimini veremez, kadın da farkında büyük ihtimalle bunun. Çerçeveniz(frame) ya da duygusal sarsılmazlığınız genetik handikaplarınızın göz ardı edilebilirliğini arttırır, kolunuz bacağınız eksik değilse, vücut bütünlüğün tamsa çok bariz sıradışı ya da korkunç bir vücudun yoksa zaten neden yok bahane için. Ancak bu adamların durumunda biyoloji kadına “dur!” der, ama başka motivasyonlarla kadın yine birlikte olabilir. Beynimiz 15.000 yıl önceki beynimizle hala neredeyse tıpatıp aynı çünkü, bir grup insanı şu an tamamen izole bir adaya bıraksan 15.000 yıl önceki şekilde davranacaktır.

      1. Yorum şunu diyor aslında; bu adamlar bizim bahsettiğimiz saf cinsel arzuyu yaratamazlar çünkü biyoloji normalde buna müsaade etmez.

        Adami görmeden işi genetiğe bağlamak hatalı. Genetik olarak God mode’da olan ama örneğin kötü bir anne tarafından iğdiş edilen bir erkekse de başına bunlat gelebilir.

      2. Genel olarak düşüncem bu şekilde olduğu için böyle yazdım. Yoksa amacım tek bir yorumu değerlendirmek değildi.

  7. Hocam merhaba.
    Arşive baktiğimda Mart 2017 den onceki yazılarinızı bulamıyorum. Daha öncesine nasıl ulasabilirim?

  8. 10. Sınıfa gidiyordum sınıftan bir kız vardı. Sürekli bakıyordu ozamanlar şuan olduğum kadar özgüvenli değildim.Kızla ne zaman normal sohbet etmeye çalışsam sürekli tersliyordu.Ne desem zıt bir şey söylüyordu.Sürekli laf atıyordu filan sonra bu kafamda yer edinmeye başladı.Üzerine düşündüm tersledikçe üzerine gittim.Gurur meselesi olmuştu bir tek bu kız beni tersliyordu.Ödev sormak için arkamı dönüyordum yazmış olmasına rağmen yazmadım vs. kısa cevaplar veriyordu.Ben de ya sabır çekip önüme dönüyordum.Ama bu sürekli bana bakmaya devam ediyor. Bir gün yaklaşıyor kendini kaybediyor. Ertesi gün daha soğuk davranıyor derken.Ben internete girdim ve aratmaya başladım. Karşıma tcma çıktı.Utangaç bir insandım bu yazılar sayesinde üzerine gittim.Tahtada konuşmak bana zor geliyordu. Ama bunun üzerine gittim öyle bir yazı okumasam şuan ki özgüvene sahip olucağımı düşünmüyorum.Beni gazlayan bir yazı olmuştu sosyal fobim vardı üzerine gittim sınıf önünde ilk kez şarkı söylediğim zamanı hatırlıyorum dizlerim zangır zangır titriyor ama ben bağırıyorum.Sürekli üzerine gittim bugünde okul önümde şarkı söyledim nerden nereye gelmişim sınıfın önünde tahtaya çıkmaya utanan ben okul önünde şarkı söylüyordum.Halen daha özgüvenim gelişiyor bugün şarkı söylerken o kız ve arkadaşı birbirini dürtüp garip bir biçimde beni işaret edip konuşuyorlardı.Şimdi ben bu kızın bana ilgisi tam yok iken sınıftan bir çoçukla alfa beta omega terimlerini yeni duymuş konuşuyorduk.Sonra gittik o kızlara sorduk filan o kızda okumuş gelmiş koyu feminist ve o günden sonra sıçtığımı hissettim.Neyse aradan zaman geçti kız sürekli bakıyor bu arada bende inanılmaz değişme var.Ben arkadaşla sohbet ederken bu arka sıramda oturuyordu. Bizi dinliyordu döndüm dedim biraz konaşalım mı? Mı sorusu olmadı bunu bu blogdan öğrendim oda hayır dedi.Ve o efsane shit test yüzünde küçümser bir ifade var ben neden diye sordum istemiyorum dedi ben de tamam deyip basketbol oynamaya gittim.ilk reddimi yemiştim. Bu arkamda oturuyor duyuyorum ilk gün neden çoçuğa baktım ki muhabbetleri dönüyordu.Diğer kızlar bu çoçuk bu cesareti nerden buldu gibisinden sohbet dönüyordu. Sonra buna arkadaşı pişmanmısın dedi oda evet dedi bilerek arkamda konuşuyorlar.Sonra bu bana çok baktı bu sene de bakıyor ama çoktan nextlemiştim benim için tecrübe olmuştu.O hayır cevabını duyduğumdan beri emin olduğum kızdan artık dışarda daygame olsun filan ondan sonra çok kıza yürüdüm. Artık hayır cevabı koymuyordu.Deneyimler birike birike mükemmeliğe ulaşıyordum.Karşımdan gelen kızın saçını arkaya atması utangaç bakışlar atması filan artık aşmıştım.Şuan bu olaylar karşısında çok rahatım deneyimler=özgüven.Hertürlü olaydan pozitif çıkarımlar yapıyorum artık.Oğlan çoçuğuydum artık adam olduğumu düşünüyorum.Hergün bakım vs. Özgüven filan kh yi özümsediğimden beri doğal bir karimam oldu.Kızlar gözüme ilgiyle bakıyorlar benden hoşlanıp hoşlanmadığını 1 dkya çözüyorum.Nasıl bir erkeğin kur yapacağını çözdüm.Sırtımın yere geliceğini düşünmüyorum bu da benim gelişim dönemim.Yani o kız beni mükemmel olmaya itti.O günden sonra sürekli araştırıyorum.Kızın suratından pişmanlığını görebiliyorum.Baya uzun oldu yorumlar yapabilirsiniz.Mahmud abimin yorumlarını merak ediyorum.

  9. Bu eğlenen ustalık hakkında sorum var. Biz bu eğlenen modumuzu kızın her söylediğine karşı mı kullanacağız yoksa ara sıra mı? Bunun zamanlaması var mı?

    1. ara sıra
      sürekli kullanamazsın
      bu kendi yorumum biz burda baktığın zaman her aşamada dengeyi öğreniyoruz dikkat ederseniz bi yerde denge sağlanamadığı zaman ipler kopuyo ama denge sağlanırsa başarılı oluyoruz, o yüzden denge koşulu aklınızda bulunursa durumla daha rahat adapte olabilirsiniz
      her zaman eğlenen ustalıkta dengeyi bozar

      1. Peki bunun bir oranı var mı? Altın oran bunun için geçerli olabilir mi? Mesela 3 kez normal konuşup 2 kez eğlenen usta şeklinde konulmak gibi?

        1. Bu olayın bi oranı falan yok , bunlar hesaplanarak yapılacak şeyler değil . Arkadaşın dediği gibi denge önemli . O anda sana mantıklı geleni yap . Kız gereksiz bi şekilde ciddi cevap vermen gereken bi soru sormuşsa eğlenen ustalık yaparsın . Çünkü sen de fark edersin o bir shit testtir .
          Hangi cevabı vereceğinin bi önemi yok , kız duruşunu görmek istiyor . Olur da dersler aile gibi konular açılırsa çok uzun uzadıya cevap vermeden konuşulur onlar .

          Bunlar benim naçizane görüşlerim , fazla eğlenen ustalığın dozunu kaçırınca fazla ciddiyetsiz ,hayatı kaale almayan bi tip imajı veriyorsun karşıya , tarafımca denenmiştir.
          Oldu da yanlış bir şey dediysem erkek adam düzeltsin .

          1. Aynen. Erkek olarak milimetrik oranlar peşindeyiz ama dünya böyle çalışmıyor. Bazen eğlenen ustalığı fazla kaçırırsın ama hatunun tepkilerinden bunu sezersin zaten. Önemli olan hiç özür dilemeden ve çaktırmadan dengeyi bulmak.

            Bir de her kız için denge farklıdır.

  10. Hocam girdiğim her ortamda liseden üniye kadar ve halada bu böyle, güzel olmayan ve genel olarak başı kapalı bacılarımız bana vuruluyor(özellikle kapalılar yılların içlerine attıkları azgınlıkları dışavuruyolar hayret ediyorum.) Güzel olanlardan da ilgi görüyordum ancak açılmıyorlardı, çirkin olanlar özellikle kapalı olanlar cesaretlice açılıyorlar. Tip olarak ortalamanın bi tık üstü bir Türk erkeği tipine sahibim ve alfa olmasamda TRP’i almadan önce de asla beta tanımına uymuyordum. Habersiz mgtow denilebilir belki. Geç te olsa haftanın 3 günü tüm vücut olarak ağırlık kaldırmaya başladım ancak yanlış deadliftten dolayı kalçamı sakatladım. Maddi durumum eh işte ve ailemle yaşıyorum.
    Din iman işlerine sorgulamalarım dolayısıyla yıllardır uzağım ancak gel görki tam bir başörtülü bacı mıknatısıyım ve bundan hiç hoşlanmıyorum.

  11. Basit bir kural var. Genlerin bok gibiyse o kadar fazla çabalayacak çalışacaksın.

    Uzun boylu,yakışıklı,kaslı adamın çıplak hali senin çıplak halinden iyiyse farkı kapatmak için iyi giyin,parfüm ve saç kesimin iyi olsun.

    Ne kadar handikapın varsa o kadar çok çabalayacaksın evrimsel stresin bu. Kısa boylu,çok zayıf veya şişko, tipsiz,fakir vs isen 10 kat 50 kat fazla çabalayacaksın. Diğer erkeklerden daha sosyal daha karizmatik vs olmayı öğreniceksin yoksa rekabette elenir gidersin.

  12. Disiplin yetmiyor hocam! Sabah 6.30da uyan, ders çalış, okula git, dersi pürdikkat dinle, bu sırada şekerden uzak dur. Akşam spora git, ne hikmetse bütün sülale sizin eve gelsin. Tatlılara dayanamayıp bütün testosteronun anasını sik. ders de çalışama.
    İlk 100 hedefliyordum ama bu disiplinle ilk 10000’e zor girerim. Gücümüzü artıracak ne var, nasıl daha disiplinli olabilirim mahmut hocam!

      1. şu sınavın önemini bir idrak edebilseler ileride rahat rahat hem spor yapacaklar hem kızlarla gezip tozacaklar ama sınav stresinden midir nedir bu dönemde akıllarına ders dışında her şey geliyor. özellikle üç aylık süreç için konuşuyorum, sınava konsantre olsunlar rahip modundalarsa buna göre ayarlasınlar sınavdan sonra testosteronu da basarlar benchi de basarlar.

  13. Selamlar, site inanılmaz bir kaynak olma yolunda ilerliyor. Ben de zaman zaman daygame hakkında yazılar yazmayı düşünüyorum ama tam oturtamıyorum çünkü çok raslantısal bir iş, daygame’nin çok ciddi bir tecrübe gerektirdiğini biliyorum ama işi cümleye döküp “bilgi” kıvamına getirmeye başladığımda tavsiyeler sıradanlaşıp önemini yitiriyor.
    Belki siteye katkı amaçlı saha raporlarımdan yazarım, tabii siz de yayınlarsanız:)

  14. “Disiplini, duygusal gücü ve cesareti, görünüşün önüne koyun. İnanın bana bunlarda yetkin olan erkeğe isterse hiçbir kadın dönüp bakmasın mühim değil. Böyle bir erkek, hergün başka kadına atlayan ama bu üçüne sahip olmayan adamdan daha iyidir, daha mutlu ve doyumlu yaşayabilir.”

    Şu kısım her erkeğin hayatına adapte etmesi gereken kafa yapısıdır. Bana sorarsanız The Red Pill denilen olayın özü yukarıda alıntıladığım paragraftır. Tabi burası kadın – erkek ilişkileri bazlı bir kırmızı hap sitesi ama bence kadın – erkek ilişkileri, yukarıdaki paragraftaki kafa yapısının ardından 2.planda gelmesi gerekir. Tabi bu kadınlara sırt çevirmeye bir bahane olarak algılanmamalı.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *