Askerlik

Askerlik konusunda bir süredir yazmayı düşünüyordum. Dün skepticonun şu aşağıdaki tweeti ile başlayan seriye yorum yazdım ama burada bir yazıda tavsiyelerimi vereyim :

Baştan belirteyim, yorumları “zorunlu askerlik mi profesyonel ordu mu” tartışmasına çevirmeyin. Konu o değil. Konu memleketin nüfusunun üniversite mezunu küçük bir kısmının lüksü olan erteleme : askerlik zorunlu iken gitmeli mi ertelemeli mi? Yoksa çoğunuz ya eninde sonunda gideceksiniz ya da bedelli yapana kadar erteleyeceksiniz.

Askerliği ertelemek çoğu erkek için akıllıca değil. 6 aylık bir askerliği ertelemek için 20lerinde yıllarını hayata tam atılamadan ya da boşa yaptığı masterlarda heba eden çok adam gördüm. Sonunda bekledikleri bedelli çıksa da, kayıpları çok yüksek (üstüne az para da olmayan bedelli ücretini ekleyin). Skeptico’nun devamında dediği gibi çoğunuzun 6 ayı bu kayba değmez. Üniversiteyi uzatmadan bitirmek, hemen askere gidip sonrasında hayata tam atılmak, üniversite okuyan bir erkeğin ilk hedefi olmalı. Ben tabii bunlardan sonra hemen ev – evlilik – araba yapın demeyeceğim. Hayatınızı yaşayın. Kendinizi geliştirin. Üniversite günleri sanki hayatın en güzel günleri gibi görünebilir ama hayata tam atıldığınız ve kendi paranızı kazandığınız günler kadar güzel değiller.

Yani “abi askere gideyim mi” sorusunun cevabı “evet, en kısa zamanda ve ilk fırsatta git.” Benim şimdiki aklım olsa ve mümkünse üniversite bitince verilen 1 yıl tecili kaldırır giderdim.

Burada bir parantez açayım. Üniversiteye çocukluklarının uzatmaları gibi bakan ve üniversiteyi uzatarak hayata atılmayı erteleyen azımsanamayacak sayıda erkek var. Bu erkeklerin askerliği erteleme sebepleri de genelde bu hayata atılma korkusunun uzantısı. Motivasyonunuz bu mu değil mi bilmeniz şart. Eğer bu erkeklerden biri iseniz, maalesef büyümeyi erteleyemezsiniz ve bugün yaşadığınız bu uzatmalar gelecekteki hayatınızı (başta geliriniz olmak üzere) kötü etkiler.

Askerliğini yapan her erkeğin bildiği gibi Türkiye’de askerde tamamen angarya iş yapıyorsunuz. 70%si mıntıka temizliği, paspas, bitmek bilmez sayımlar, patates soymak (evet patates soymak), vs … ile geçiyor. Askeri anlamda öğrendiğiniz şey kısıtlı.

Fakat bu askerliğin faydasız bir şey olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle rahat gündelik hayatınızdan çıkıp bambaşka ve görece zorlu bir ortama geçmek çoğu erkek için ihtiyaç duyduğu ama farkında olmadığı bir ara. Ama bu dönemi şikayet etmek yerine kullanmayı seçmeniz lazım. Ben şahsen şikayet etmekle meşgul olduğumdan tam olarak kullanamadım.

Günümüzde fiziksel aktivite zor bulunan bir şey. Askerde ise fiziksel aktivite bolca var. Eğer hareketsizliğin ruh öldürücü kapanına düşmüşseniz bu dönem çok yararlı olacaktır.

Disiplin, erken kalkmak ve bağımlılık problemleriniz varsa (örneğin internet, oyun, porno, alkol, vs …) bunlara ani bir darbe vurmak için de askerlik ideal bir dönem. Özellikle burada yazılan disiplin tavsiyelerini uygulayamıyorsanız ve eğer askerliği de erteliyorsanız, bir an önce askere gidin. Gündelik hayatınızdan bu şekilde uzaklaşmak çoğu sorununuza ölümcül darbe vurmak için ideal ortamı yaratacaktır. Hergün sabahın köründe kalkacak, bir sürü fiziksel aktiviteyi ve işi isteseniz de istemesenizde yapmak zorunda kalacaksınız. Cep telefonu ve internet olmadığından buralardaki bağımlılıklarınız devam edemeyecek.

Skeptico şöyle yazmış :

Bugün ana kucağından inip, okulda öğretmen kucağında oturup sonra karısının kucağına oturuyor erkekler.
Ailede bir trajedi (hastalık, iflas vs) yoksa en büyük derdi top oynarken düşüp dizini kanatmak.

Doğru. Askerlik bu açıdan hala erkeği olgunlaştırma potansiteline sahip bir yer. Orada emir – komuta zinciri çoğu ana kuzusuna dünyanın merkezinin kendileri olmadığını gösterecektir.

Askerlik “en verimli çağımızda…” diye başlayan itirazlarla reddediliyor.
Gerçekten en verimli çağınız 20li yaşların başı mı?
Hakikaten mi yani?
Bundan sonrası yokuş aşağı mı? 20li yılların başında bir bok bilmiyosunuz olm. Daha çocuksunuz hala.

Maalesef bu da doğru. 20leriniz, özellikle de başları en verimli çağınız falan değiller. En verimli çağlarınız 30larınız.

Askerliği bedelli yapanlar o 6-12 ayda çok merak ediyorum “verimli” denebilecek ne yaptılar?
Rahatları bozulmamış olmak “verimli” mi gerçekten?
Öyle bişey yok.

Yurt dışında yaşayarak bedelli askerlik yapanları saymazsak benim bildiğim ve bedelli askerlik ile kurtardıkları 6 ayı verimli harcayan bir tek kişi var. O da ciddi işadamı idi. Diğer hepsinin temel motivasyonu ya rahatının bozulmaması idi ya da askerliği ertelerken kurdukları aileden 6 ay kopmamak. Üstüne, o bedelli askerliği beklerken hayata yarım yamalak atılarak yıllarını verimsiz geçirdiler.

Son olarak da askerliğin en sevdiğim yanı, başka hiçbir koşulda bir arada bulunmayacak yüzlerce kişinin aynı koğuşta yaşaması. Çok enteresan bir deneyim. Bir kamyon şoförü, işportacı, kaçakçı, kaymakam ve boğaziçi mezunu bilgisayar programcısı ranzamın çevresinden ilk aklıma gelen elemanlar. Nasıl bir fildişi kulede yaşadığınızı anlıyorsunuz, çok şey öğreniyorsunuz.

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

57 thoughts on “Askerlik”

  1. Okuldan mezun olduktan sonra saçma sapan antimilitarist duygular nedeniyle iki yıllık uzatma hakkımı son gününe kadar kullandım sonra bir gün evede işsiz güçsüz ve parasız otururken dedim ki, ulan bugün bedelli çıksa nasıl ödeyeceksin hadi kredi çektin değer mi bunca saçmalığa?o hafta tecilimi bozdurdum, ve inanır mısınız meslekçi asteğmen denilen askerlik denk geldi bana 12 ay boyunca hem 4 bin lira maaş aldım hem de komutan olarak askerliğimi yaptım.
    Askerlik süresinde kiminle telefonda konuşsam mutlu olmama çok şaşırıyordu, ve döndüğümde eskiden beni muhattap almayan ya da benim kişiğim nedeniyle ezik davrandığım kişilere karşı askerliğin bana vermiş olduğu komutan sıfatıyla hayatıma devam ettiğim için hala bu sitede sayfalarca yazdığımız adam gibi adam moduna girip hayatımı bu şekilde devam ettiriyorum. En önemli olay da şu oldu, asla ve asla tembellik yapıp hiçbir şeyi ertelemiyorum bunu bana askerlik yaptı yani askerliğe erkekadam.org’un hayata uygulanmış hali diyeiblirsiniz gençler.
    Bazen de diyorum düz er olarak yapsaydım askerliğimi nasıl olurdu diye onu da benimle aynı kafada olan en yakın dostum sayesinde öğrendim ondan da duyduğum cümleler aynı adam oldum be keşke daha önce gelseydim şu askerliğe.

    Benden size tavsiye dostlar gerçekten ama gerçekten çok öenmli bir işiniz yoksa hani yatalak bir anne babanız eşiniz vs. keisnlikle gidin evli olsanız bile gidin 6 ay o kadar hızlı geçiyor ki üzülüyorsunuz ve 6 ya da 12 ayın sonunda keşke bitmese diyorsunuz.
    Çarşı izinlerine çıkmayan askerler vardı, 4. .5. ayın ortasında dışarısı güzel değil komutanım diyerek.

    Bu arada askerliği yaptığım yer Türkiye’nin en zorlu yerlerinden birisinde ölüm tehlikesi de olan bir yerdi ve erkek olmayı bir adım daha fazla hissetiiğimiz için şu an insanların aptal dertlerini dinleyince gerçekten gülüyorsun ve güzel tarafı onlara dair bakışın ve sunduğum çözümler harika oluyor.

    Hepinize sevgiler gençler.

    1. Benzer şeyleri ben de yaşadım. Antimilitarizmden ziyade bir nedensen dolayı askere gidersem kaçıracağım bir sürü şey olacağına inanıp master ile askerliği uzatıyordum. Neyseki çok uzatmadım. Birgün ne yapıyorsun böyle hayata yarım yamalak atılmış vaziyette kaç yıl geçireceksin deyip askere gittim.

      Ben de aktif ve zor bir coğrafyada askerlik yaptım ve gittiğimin ilk ayı çok pişman oldum 😀 Ama sonra keşke hemen gitseymişim dedim zira asker bitince iyi bir iş buldum ve hayatımın en güzel dönemi başladı (bekar, kendi kiralık evinde yaşayan ve iyi para kazanan insan).

  2. Abi 24 yaşındayım asker kaçağıyım. Bir işim var çok iyi gidiyor. Müzik kovalıyorum bir yandan yakında albüm çıkacak. 2 senelik okudum. Askere gidersem bunların sekteye uğrayacağını düşünüyorum. Sen olsan gider miydin yoksa bedelli mi kovalardın, tavsiyen nedir? Rahatımın bozulmaması değil isteğim. Birşeyler yoluna girmişken ara vermek istemiyorum. Bir de ailemin kredi borcu taksitlerini ödüyorum. Ve maaşımda haciz var dörtte birini kesiyorlar ayrıca. CEO ile konuştum direkt, gitme askere önün çok açık 3 sene sonra hayatın çok başka olacak diyor. Harbiden de destek oluyor sağolsun. Sen ne dersin?

    1. Senin durumun zor, bu duruma.düşmemek lazım. Asker kaçağını eskiden bir çevirmede askere alıyorlardı. Şimdi ne yapıyorlar? 3 sene sonra işe ve sorumluluğa daha da gömülü olacaksın yani o zaman daha kolay olmayacak. Bedelliye mahkum olmuşsun.

  3. hocam ben 27 yaşındayım. kpssye hazırlanıyorum borçlar falan da var o yüzden 1 buçuk yıl daha var tecilin bitmesine. o süre zarfında memurluğu kazanıp borçları sıfırlamayı planlıyorum. ondan sonra gidicem. sormak istediğim şey şu: çok mu geç kaldım ? bir de erteleme sebebimde bi mantıksızlık var mı ?

    1. Senin bu durumun ilerde işlerin nasıl arap saçına döneceğine iyi bir örnek. Bayağı geç kalmışsın ama senin durumunda tecili beklemek mantıklı. Fakat askerlik yapmamışsın, sorunsuz memuriyete alıyorlar mı?

      1. Alıyorlar. Tecilli olmasi yeterli. Ha sorun çıkarsa bile sınavdan aldigim puan ile 2 yıl boyunca tercih yapma hakkım olacak. Üniversite mezunu olduğum için kısa dönem yapar gelirim 2. Tercih dönemi memurluğa gene atanirim. Maksat sınavdan iyi puan çekmek.

  4. Bende daha bu sene harp okulunu, intibak kampında bıraktım. Biraz pişmanım ama açık söylemek gerekirse kalan ömrümü asker olarak geçirmek istemezdim. Ayrıca evet gerçekten zor ve disiplinli ama bir noktadan sonra sıradan gelmeye başlıyor her şey.

    1. Farkındayım, bahsetmek istediğim şey 6 aylık süreç daima bedelli beklemekten iyi değildir. Bedelliyi beklerken geçen süreyi nasıl kullandığına göre değişir.

      1. 2014’te doldar 2 TL iken bedelli 18,000 TL idi ki o zaman 36,000’den başlamıştı ve iyileştirilmişti. Geçmişte daha pahalı idi. Şimdi fiyat hakkında bir söylem var mı bilmem ama, Dolar 4 lira olduğundan tahminim 36,000 TL olur. Ciddi para. Ama bundan daha fazla maliyetli olanı ertelemek için yapılan verimsizlikler. Şimdi değişti mi bilmem ama 10 yıl önce çoğu ciddi iş askerliğini yapmış olmanı isterdi ve askerliği erteleyenler potansiyellerinin altında çalışırlardı. Çakma mastera harcadıkları para ve zaman da cabası.

        Ve tekrar edeceğim, o alışkanlığımı bırakamıyorum, şu disiplini sağlayamıyorum diyenler için en kestirme çözüm, normal hayat akışlarını kesintiye uğratmaktır. Elinde askerlik olanlar için askerlik dönemi bu kesinti fırsatı olabilir.

  5. Kesinlikle katılmıyorum. Askerlik dediğin şey, 6 ayını bir hiç uğruna feda etmektir. Benim kendi iç disiplinimi sağlamam için 6 ay angarya iş yapmam gerekmiyor.

    “Askerlik “en verimli çağımızda…” diye başlayan itirazlarla reddediliyor.
    Gerçekten en verimli çağınız 20li yaşların başı mı?
    Hakikaten mi yani?
    Bundan sonrası yokuş aşağı mı? 20li yılların başında bir bok bilmiyosunuz olm. Daha çocuksunuz hala.”

    Yirmili yaşlarındaki adamların çoğu çocuk doğru ama bu onların suçu değil, onları birey olarak yetiştirmek yerine yavru olarak yetiştiren Türk toplumunun bozuk aile yapısının suçudur. Üstüne bir de zaten o yirmili yaşlarındaki adam kendini geliştirmeyen, hayatında 50 sayfa kitap okumamış cahilin tekiyse o adamı askerlik de kurtarmaz. Bir şeyi tavsiye ederken herkesi aynı kefeye koymamalıyız. 20’li yaşlarında olup da olgunluk ve entelektüel bilgi birikimi, donanımı üst düzey olan çok erkek var. Herkesi sokaktaki sıradan erkekler gibi zannetmemek lazım. Ha askerde gerçekten bir şeyler öğrensek, olur tamam diyeceğim ama o da yok, yukarıda kendin söylemişsin. Zorunlu askerlik denilen şey kendini geliştirmiş, kültürlü, birikimli, entelektüel seviyesi yüksek bir erkek için saçmalıktan ve vakit kaybından başka bir şey değildir.

    1. Benim kendi iç disiplinimi sağlamam için 6 ay angarya iş yapmam gerekmiyor.

      Rollo Ustanın dediği gibi ( bkz. Senin Derdin Ne?), “küresel sonuçlara ulaşmak için olayları kişiselleştirmek. Kendi deneyiminizin başka herkesin çerçevesini tanımlayacağını düşünmek sadece bir bencillik abidesi değil aynı zamanda istisnaların kuralı tanımladığını göremeyen ve miyop bir bakış açısıdır” ve feminen fabrika ayarıdır.

      Bir miktar ad hominem yapıyorum farkındayım ama feminen bencillik öyle kabak gibi ortada ki değinmeden edemedim. Askerlik sana daha maskülin olma konusunda yardımcı olabilir sanki.

      1. Evet, baya ad hominem olmuş bu yorumun. Hiç bir argüman içermiyor. Alıntı yaptığın yazının da benim yazdığım yorumla veya askerlik konusundaki tutumumla hiçbir alakası yok.

        “Askerlik sana daha maskülin olma konusunda yardımcı olabilir sanki.”

        Mahmut kusura bakma ama maskülenliğimle ilgili bu son cümleni ciddiye alamadım. Denedim ama olmadı 😀

        1. Alıntı yaptığım yazının senin yazdığınla alakası yok ama yaptığınla alakası büyük. Klasik feminen bencillik gösterip “benim kişisel tecrübem genelin çerçevesini tanımlar” mantığı ile girmişsin. Senin “kendi iç disiplinini sağlaman için 6 ay angarya iş yapman gerekmemesi” bizi ilgilendirmez ve ya da en azından başkalarını tanımlamaz. Zaten on binlerce erkeğin kendi tecrübesi ile çelişen bir şey söylemişsin.

          Argümanını ise özellikle es geçiyorum zira bu yazıyı “zorunlu askerlik iyi mi kötü mü” ye çekmeyin diye başından yazdım. Konunun bununla alakası yok. Zorunlu askerlik veri iken ne yapılsa iyidir ile alakalı.

      2. Ha eğer demek istediğin şey, sen askerlik konusunda bu şekilde düşünüyorsun diye diğerlerine de tavsiye etmiyorsun demek ise ben kendi durumumla ilgili olan askerlik yorumumu yazdım. Yoksa diğerlerinin askerlik yapıp yapmaması beni ilgilendirmez istiyorlarsa 10. kattan atlasınlar banane :D. Herkesin hayatı kendinedir.

  6. Gençlerin liseden itibaren ailesinden uzakta okuması gerektiğini düşünüyorum.Askerlik kadar zor olmasa da ayakları üstünde durmaları gerektiğini anlamış olacaklardır.Dizinde ağlayacak bir ana yok saygısızlık yapacak bir baba yok.
    Hayatın çetin şartları var bunları yerine getirmesi gerekiyor.

    Keşke jocko gibi Türk emekli özel kuvvetler askeri gençlere disiplin , başarı gibi konularda yazsa da gençlere örnek olunsa…
    Jocko yu o kadar örnek alıyor ki amerikalı gençler bizde durum nasıl olur tahmin edemiyorum

        1. Jocko gibi özel şirketlere liderlik eğitiminden başlayıp kitap yazmaya gitse biri, paraya para demez. Topluma da çok faydası dokunur.

          1. Araştırdığım bazı emekli özel kuvvet ve sat askerleri var aslında ama onlar da Motivasyon , ekip ruhu, dayanışma gibi danışmanlık veren şirketlerde çalışıyorlar.
            Özel olarak tanınan ve isim yapacak biri henüz yok

          2. Serdar Kılıç’ı takip ediyorum ben. Asker değil bildiğim kadarı ile ama o adam da one man army kesinlikle. Çok şey öğreniyorum konuşmalarından. Tavsiye ederim.

    1. Ali Türkşen, Atak Akademi. Duydunuz ya da araştırdınız mı hiç? İnternette bazı eğitim videoları vardı.

      1. Aynen duydum takip ediyorum onu.
        Hatta bir ara tüyap fuarında kadının biri fotoğraf çektirmişti Ali Türkşenl paylaşım notu olarak da
        “Gerçek bir Alfa “ diye yazmıştı
        Açıkçası ben de öyle düşünüyordum ama kadının bunları söylemesi ilginç geldi

        1. ali türkşen’e alfa demelerinin sebebi siyasi. aynı olayı ümit özdağ’a da söylüyorlar. iyi parti’nin dikkat çeken kurucularından oldukları için.

  7. Bir “erkek” anne-eş dengesini nasıl kurar?
    Tanıdığım birisi bu yüzden annesinden(80 yaşında, alzheimer) kurtulmaya çalışıyor. Karısı ona “kardeşin hiç bizim çocukları paylaşmıyor”dedi diye kız kardeşini azarlıyordu. Anlamadığım, bunlar köyde büyümüş, etrafında hala alfa kaynayan insanlar. Nasıl böyle betalaştırdı medya onları anlayamadım.

  8. Askerlik denince aklıma şu efsane gelir:

    http://www.incisozluk.com.tr/w/1995-şırnak-askerlik-hikayemi-anlatıyorum/sahibi/1/

    Gerçek askerlik bu adamın yazdığı işte. İnsanın ağır şartlar altında neler başarabildiğinin, potansiyelinin zirvesini çok iyi yansıtıyor.

    “Bazen otobüsü kaçırır, 30 dakika civarı yürümek zorunda kaldığım için söverdim. Fakat o dağda terörist kovalarken ki +10 Saat yürüyüşten sonra HİÇ SÖVMEDIM beyler. Nimet gibi geldi 30 dakika yürüyüş”

    Hikayeyi 4 sene önce okumuş olsamda BU TARZ bir cümle olduğunu hatırlıyorum. Özetle şuan bize zor gelen şeylerin aslında hiç zor olmadığını(yataktan kalkmak,30 dakika yürüyüş,erken uyanmak) ASIL ZORLUĞU henüz daha yaşamadığımızı ibretlik bir biçimde yansıtıyor.

    Beslenme-Yaşama-Barınma gibi temel ihtiyaçlarının riske girmesi ve insanın bunları kaybetmemek için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Daha da önemlisi; Asıl mücadele gücümüzün ve potansiyelimizin tamamının bu kaybetmeme savaşın da ortaya çıkacağını gösteriyor bu hikaye. ASLA YAPAMAM denilen şeylerin, nasıl sike sike yapıldığını yansıtıyor. Güzel bir hikaye, tavsiye ederim herkese. İrade-Sabır-Azim-Başarı-Mücadele gibi erkeği erkek yapan bütün kavramların barındığı ve gizli gizli altta yattığı bir hikaye.

    Günümüz askerliğine gelirsek..

    Öncelikle insanoğlunun doğasında askerlik diye bir kavram yok.

    Medeniyetin; daha doğrusu KAPİTALİST beyinlerin değersiz erkekleri sömürmek, fiziksel gücünden faydalanmak, planlarına giden yolda küçük bi piyon yapmak için ÇIKARDIKLARI ve “vatan sevgisi,vatan görevi” gibi DİSNEY MASALLARI ile yaptığı BEYİN YIKAMASI sonucu özellikle Fakir-Orta Hâlli erkeklere dayatılan bi oyundan ibaret.

    Daha ayrıntılı incelersek; Zeki olan devletin başında ki adamlar plan yapar. Herhangi bir operasyonda tahminen kaç kişinin öleceğini bile bilebilirler. Ardından planlarının gerçekleşmesi için kuklalar,piyonlar lazımdır; Gidip SAVAŞIP ölmesi gereken.

    Bunu da “benim planım için savaş ve öl” diyerek yapamazlar. Adama orada ölmenin ÇOK KUTSAL (bkz:şehitlik) bir şey olduğunu İSPATLAMAK zorundalar. Ölürse cennete gideceğini, hatta aslında ölmediğini; ölümsüzleştiğini (bkz:şehitler ölmez vatan bölünmez) inandırmak zorundalar.

    Bunu düşüncelerin içselleşmesi için ise çocukluktan itibaren okullarda andımız,istiklal marşı okutulur. Vatan sevgisi aşılanır. Askerlik kutsal gösterilir.

    “ölmen topluma fayda sağlayacak, vatanı kurtaracaksın, vatanı sevmelisin,toprak kutsaldır ” tarzı masallar ile beyin yıkayarak açık biçimde manipülasyon uygulanıyor yetişen her erkeğe. Gerçek ise bu vatanın herhangi bir kutsallığı veya toprak için kanımızı akıtmamıza falan gerek yok.

    Bu bir seçim: Toplum huzurlu olsun diye kendini canını feda etmek veya kişi kendisi huzurlu olsun diye toplumu siklememek. İkisi arasında yapılacak bir seçim. Sistem ise bize disney masalları ile birinci seçeneği pompalar.

    Disney masalına kanmayan erkeklerinde olabileceğini düşündükleri için ZORUNLU yapmışlar askerliği. Kaçarın yok, senden sike sike faydalanmak istiyorlar.

    Özetle askerliğin ortaya çıkış amacı değerli beyinlere sahip insanların, değersiz beyine sahip olan ancak fiziksel gücünden faydalınabilecek insanları KULLANABİLMESİ için ortaya çıkan bi kurum.

    İnsanın varoluşu ile beraber gelmedi, sonradan insan eliyle tasarlandı askerlik. Ve insan elinin olduğu her şeyde tabiki bir çıkar vardır.

    Öncelikle bunların farkında olalım. Ancak günümüzde yapılan askerlik 1995’de ki gibi değil evet. Yeni giden erlerin eğitilip savaşa yollandigi ve canının riske girdiği bir kurumda değil; YANI EN AZINDAN RİSKLI BÖLGELERDE YAPMIYORSANIZ TABII Kİ. Eğer can tehlikesi yoksa yapılacak iş postta yazıldığı üzere patates soymak falan.

    Bu yazının ana fikri “erkekliğin 7 ölümcül günahı”nın (iradesizlik,korkaklık,rahatlık,disiplinsizlik …vesaire.) pençesine düşmüş erkeklerin gitmesi ve BU ÖZELLİKLERİ kazanması.

    Evet, askerlik bu açıdan faydalı olacaktır size.

    Ancak askerliğin temelinde beyin gücüyle devlete fayda sağlayamayan bir erkeğin fiziksel gücüyle fayda sağlamak olduğunu BİLİN. Kapitalizmin oğullarından biridir askerlik. Kapitalizmde en üstteki zeki adama bir faydanız olmak zorunda. Yoksa o zeki adam disney masallarıyla sizin beyninizi yıkayarak gidip bi dağ başında ölmenizi sağlayabilir. Eğer beyninizle sisteme,o adama fayda sağlayabiliyorsanız fiziksel gücünüzden-caninizdan çok beyninizi sömürmeye çalışır bu seferde sistem.

    Benim kişisel tavsiyem ise şudur:

    Irade,disiplin gibi özelliklere zaten ERKEK olduğunuz için sahip olmalisıniz. Askerdekilerin çoğu BOŞ insan. Bi baltaya sap olamamış kitle. Bunlarla boş boş muhattap olacaksınız. Olumlu olan özellikler size kazandırılsa bile fazlasıyla boş muhabbet ile beyninizin sikileceğinden emin olun. O sebeple benim tavsiyem bu özellikleri MONK MODUNA girerek kendiniz kazanmaya çalışın. Zaten bu da bi nevi askerliktir. Askerliğe bedelli dalgasindan falan gitmezseniz neka güzel neka güzel. Ama giderseniz bile zaten bu özellikler sizde olduğu için askerde zorlanmayacaksınız ve statünüz artacak. Yani benim tavsiyem askerlik Ancak ZORUNLU olursa gidilmeli. En son seçenek olmalı. Zaten disiplinli bi adamın askerde ekstradan kazanacağı bir şey yok. Tam tersine IQ seviyesini düşürerek gelir.

    6 ay 1 sene GIBI BIR SüRE PATATES SOYMAK VE TEMIZLIK YAPMAK yerine yeni dil oğrenirsiniz, dünyayı gezersiniz, müzik aleti ogrenirsiniz, vücut yaparsınız, bilmem kaç tane kitap bitirirsiniz, sosyal cevrenizi genisletirsiniz daha neler neler. Sırf disiplin için o kadar zahmete gerek yok. Kendiniz kazanın ve askere gitmeyin olay bu.

    Benim düşüncelerim bunlar.

    1. askerlik insanın doğasında yok mu? ahahahahahahahahahhahaha. teknoloji bu kadar gelişmemişken imparatorluklar nasıl genişliyordu? çiçek toplayarak mı? askerlik=savaş=insanın doğasında olan bir durum. son 50 senede bu iş ekonomiye,tanklara,insansız hava uçaklarına evrildi. ayrıca her ülkede askerlik zorunlu değil.
      disney masalı ile askerliğin alakası bile yok. sende yeni nesil liberaller gibi konuşmuşsun. ”orduya ihtiyacımız yok,askerlik tükaka,devlet faşizmi” gibi kelimeleri kullanmayı unutmuşsun ama. 😀

      1. “de bruyne”

        BAK BİRADER.

        Seni hem bilgisizliğinle, hem cahilliğinle utandırır; üstüne bir de CÜMLELERİMLE SAĞLI SOLLU DÖVERİM.

        Bu tatmin etmezse -ki zor tatmin olan biriyim- daha kötüsünü buraya yazmama gerek yok. Fazlasıyla sinirli bi hâlime denk geldiğin için kendini şanssız say.

        BANA DÜZGÜN BİR USLÜP KULLAN!

        Yazdığın yorumu baz alarak; OKUDUĞUNU ANLAMAYAN BİR İNSAN OLDUĞUNU tespit ettim, o yüzden tekrar yazacağım.

        BANA DÜZGÜN BİR USLÜP KULLANACAKSIN.

        Anladın mı?

        ANLA.

        Konuşurken dili ağzından dışarı sarkan, tükürükleri dışarı fırlayan liseli gibi; “ahahahahaah xdxdxd salağa bak lan ne diyor qweqweqwe” diye GEVELEME.

        Kast ettiğim uslüp; “Bence yanlış düşünüyorsun, askerlik şöyle şöyle sebeplerden dolayı” İŞTE BU.

        Şu attığın yorumu ciddiye alasım, cevap veresim gelmiyor. Çocukluk akıyor. Saygısızlık akıyor. Yaşın her kaç ise ya YAŞININ ADAMI OL, Ya da benle konuşurken BEYİN YAŞINI OLGUN Bir insanın seviyesine çıkar ve öyle KONUŞ-YORUM AT.

        İKİNCİSİ, ben insan doğası derken “nefes almak” gibi bir ihtiyaçtan bahsediyorum. Hani insan “askerlik yapmak zorundasın” DİYE DOĞMUYOR ANASININ KARNINDAN. Doğa bize “yaşamaya devam et” , “üre” demiş fakat üçüncü bir komut olarak “doğduğun toplumda askerlik yap” DEMEMİŞ. Kast ettiğim şey bu. Bundan nasıl onu çıkardın? Ben diyorum ki, ASKERLİK İNSAN ELİYLE OLUŞTURULMUŞ BİR SİSTEMDİR. Nefes alma ihtiyacı gibi “yapmak zorunda olarak” DOĞMAMIŞ. Sonradan insanların “çıkar” amaçlı oluşturduğu bir sistem bu.

        – “askerlik=savaş=insanın doğasında olan bir durum.”

        Askerlik eşittir savaş yazarken beynin mi durdu da öyle yazdın? Bu kadar saçma bir tez ile nasıl o çok bilmiş uslübuyla karı gibi kahkaha atarak yazmayı becerdin anlatsana biraz? (Bunları işitmeyi sonuna kadar hak ettiğine emin olabilirsin.)

        Senin burada kast ettiğin şey “insanın yaşam mücadelesi, hayatta kalması için verdiği ve vermesi savaş”. Bunu KAST ETMEYE ÇALIŞIYORSUN. Ancak bunun EŞİTTİRİ (=) DOĞANIN Bize “yaşamaya devam et” diye koyduğu kural. Bu kuraldan ötürü hayatla devamlı bir mücadele-savaş içerisindeyiz. Bunun EŞİTİ ASKERLİK DEĞİL.

        Çünkü askerlikte insan kendi hayatı, kendi yaşamı için savaşmıyor. O insan zaten temel ihtiyaçlarını yerine getiriyor, geçmişten örnek vereyim benim peder 21 yaşına kadar köyde gayet mutlu-mesut tarlasında-işinde gücünde-ineğinde-sütünde-ailesiyle vesaire yaşayıp gidiyordu. Onun hayatla verdiği mücadele-savaş buydu. Hayat ona karnını doyurmayı ve üremeyi emretmişti. Bu iki içgüdü yönetiyordu hayatını. Birinci kuralı yerine getirmek için her gün saatlerce koyunlarla uğraşıyordu, savaş budur. Diğer erkeklerle mücadele ederek köyün en güzel kızının gönlünü çalmaya çalışıyordu, al sana savaş. 21 YAŞINA GELİNCE ANİDEN BİR İÇGÜDÜ BASTIRIP ONA “KALK VE ASKERE GİT, ŞU ŞEHİRİN ŞU İLİNDE GÜNDE BİLMEM KAÇ SAAT NÖBET TUT.” DEMEDİ! Bunu diyen bir “sistem” vardı ona. ANCAK BUNU ONA DİYEN BİR İÇGÜDÜ FALAN DEĞİLDİ. YANİ İNSAN DOĞASINDA BELLİ BİR YAŞA GELİNCE KALKIP ASKERE GİTMEK FALAN YOK! Benim askerlikten kastım insanın yaşam mücadelesi vermesi-savaşması falan değil. Ki zaten günümüzde yapılan askerliğin (er boyutunda) SAVAŞLA uzaktan yakından âlakası yok, orası ayrı mevzu. Askerlik “yapılması gerekir mi?” BU ÇOK BAŞKA BİR KONU. Ancak benim bahsettiğim şey; ASKERLİK Diye bir olay insanın varoluşunda-fıtratında artık her ne sikimde ise yoktur. İnsan eliyle çıkarılmıştır. VE İNSAN ELİYLE ÇIKARILAN HER ŞEY BİR ÇIKAR ÜSTÜNEDİR.

        GÜÇLÜ-TEPEDEKİ insan onu manipüle etmiş ve kendisinin ve çevresinin rahat yaşamı için onu SAVAŞTIRIYOR. Bu manipülasyon duygusal veya zorla yapılıyor. Örneğin; Osmanlı zamanında insanları bu savaşa itmek için şu manipülasyon politikası uygulanıyordu :

        – İSLAMIN EGEMENLİĞİNİ Yayıyoruz. Allah yolunda yapıyoruz bunu, cihad ediyoruz. Bunu yapmazsak cehenneme gideriz. Allah bizi yarattı, bu ona borcumuz. Ayrıca şehit olmak çok yüce bir şey, cennete gideceğiz. (DUYGUSAL MANİPÜLASYON,KANDIRMACA) Askere gitmeyen toplumdan dışlanmalıdır, askere gitmeyen vatan borcunu-Allaha olan borcunu ödememiştir, askere gidip gelmeyen daha erkek değildir vesaire. Sosyal toplumdan dışlatmak ile korkutuyor bunu yapmayanları, “yalnız” kalırsın diyor, “sürüye uyacaksın” diyor. Utandırma taktikleri uygularız diyor.

        Buna kanmayana,manipülasyon yemeyene uygulanana ise; manipülasyon demeye gerek yok artık zira zorla götürüyorlar gitmek istemeyeni askere. Duygusal olarak kanmayan ve askere gitmek istemeyen, hayatından gayet memnun olan kişiye “gah siktirgit askere, düşmanlarımız var. vatan borcu amq, Ülkeyi ele geçirirler, yaşayamayız” falan diye sikiyolar. Ülkeyi ele geçirecek olan karşıdaki düşman askerler de, karşı tarafın GÜÇLÜ ADAMLARI-SİSTEMİ tarafından manipüle edilmiş veya zorla askere getirilmiş kitle. Savaşan piyonlar arasında fark yok sadece renkleri farklı, onları yöneten şah ve vezirlerin arasında da fark yok; Bi taraftaki siyah vezir ve şah, diğer taraftaki beyaz vezir ve şah. Bu vezir ve şahların bindiği arabaların,yaşadığı lüks hayatın devam etmesi için ise kaynak gerekiyor. Bu piyonları kaynak için önden sürüp kutsal bir şey uğruna öldüğüne inandırıp kendileri gökdelenin kaçıncı binasında karıya bilmem kaçıncı postayı atıyorlar. Günümüzde zenginlerin, siyasi liderlerin çocuğunun kaçının askere gittiğine bak sonra gel konuş. Osmanlı sınırları genişlerken PADİŞAHLAR EN ÖNDE GİDİP Kelle kesmiyordu, böyle biliyorsan da YALAN OLDUĞUNA EMİN OLABİLİRSİN. Önden sürdüğü piyonlar gidip ölüyordu. Padişah muhtemelen lüks atlı arabasının içindeydi. Temel mantık bu heriflerin açgözlülüğü,bitmeyen egosu yüzünden insanlara gaz verip oraya buraya sürmesi. Veya bu heriflerinde cidden dine inanıp “bunu yapmak zorunda” olduğu konusuna kendisini inandırmış olması.

        Bugün Türkiye’de yapılan askerliğin savaş ile herhangi bir âlakası var mı sence? Biraz eğitim, ardından temizlik+yemek pişirme falan. Nerde savaş ya göremiyorum amk? İyiki de yok, o insan orda savaşırken diğer insan kulüpte vodkasını yudumluyor. Burda Mahmut Abi askere gidip savaşın ölün diye gidin demiyor zaten, sınırları genişletin diye de gidin demiyor. Dediği şey gidin ve biraz acıya maruz kalarak disiplini öğrenin, insanları tanıyın.

        Ben de dedim ki askerlik şu ve şu açılardan ÇIKAR AMAÇLI oynan bir oyundur. Doğanızda böyle bir şey yok, disiplini kendinizi zorlayarak kendiniz kazanın. Gidip SİSTEME-BAŞTAKİ ADAMA zihniyle bir fayda sağlayamadığı için fiziksel gücüyle fayda sağlayan, zihnini kullanamayan 5 para etmez heriflerin ağız kokusunu çekmeyin. %20’lik kesimdeki zengin insanlar için bilmem hangi dağın başında boşa gebermeyin. Doğduğunuz toprağa BORÇLU olmanız BİRER DİSNEY MASALI. Dünyadaki bütün savaşlar ise şu %20’lik kesimin açgözlülüğünden doğar. Bir İNSANIN DAHA ÇOK YEMESİ için diğer insan daha az yemek veya ölmek zorundadır. Bir insan benzini keyfi amaçla eğlence amaçlı kullanıp bitirdiği için bir piyonun gidip benzin kazanmak için ölmesi gerekmektedir.

        Dünyadaki kaynakların dağılımı eşit yapılsa aç insan kalmayacağını düşünenlerdenim. Savaş falan bunlar hep BİR KESİMİN BİTMEYEN HIRSINDAN DOLAYI.

        İnsanlar “yönetilmeye” muhtaç mıdır? “SİSTEM” gerekli midir? “Askerlik olmasa ne olur?” Bunlar daha derin konular siktir et.

        Askerlik insan doğasında falan yok. Askerliğin “savaş” ile uzaktan yakından alakası yok. İnsanın vermesi gereken tek savaş hayatta kalma savaşıdır, bir başkasının DAHA ÇOK ve rahat karı sikip, daha çok benzin yakması için petrol kazanma uğrunda ÖLME AMACI DEĞİL. ASKERLİK İKİNCİ AMACA Hizmet için “zeki-tepedeki” adamlar tarafından çıkarılmıştır. Ve insanların “kullanılmasından” ibarettir.

        Senin cevabın daha kısaydı ancak ben daha fazla yazdım. Askerlik ve savaş kavramlarını karıştırmışsın, insan doğasının gerektirdiklerini de düşünmemişsin. Neyse. CEVAP VERECEKSEN USLÜBUNA DİKKAT ET.

        1. Birader yazını okumadım. Yazının daha en başından böyle sik kırığı gibi konuştuğun için boşu boşuna yazdın o kadar yazıyı. Sen üslubunu duzelteceksin ben değil. Bu arada çok korktuğumu söylemiş miydim? 🙁 Laflara bak amk. Anladın mı ANLA. 😀

          1. (Okudu, cevap bulamadı. Hangi bahaneyle kaçiyim diye düşündü: “Dur biraz daha taşak geçmeye çalişiyim sonra okumadım diyip direksiyonu sağa kırıp yoluma devam ediyim.”) Yolun açık olsun.

  9. Ben de tecil etmiştim ama 18 aydan 12 aya düştüğü zamanlardı. Askerlik kısaldı, 1-1.5 sene kadar sigortasız çalıştım ve o dönemki oneitis’e “eeeeh eytere bea” çekip, tecilimi bozmuştum. Acemilik, ustalıktan çok daha iyiydi (İstanbul – Küçükyalı / Kenan Evren Kışlası) ustalıksa, acemilikteki yabancı dil sınavından sonra çok sevdiğim MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün ebedi istirahatgahı olan ANITKABİR’di. 50 ağır gramer sorusundan 45’ini doğru yapmıştım.

    Acemiliğim 21 gün sürdü, kamuflajı da bir tek orada giyebildim. İyi bilgisayar kullanabildiğim için hizmet kıtasına yazıcı olmuştum. Takım elbise içinde, taş gibi turistlerin arasında askerlik yapmıştım. Büyükelçiler, kraliyet aileleri, devlet başkanları ve devlet erkanından çok önemli kimseler gördüm, bazılarıyla konuşma fırsatım da oldu. Ben normal askerlik disiplininin yanında bunları da çok önemli kazanım olarak görüyorum. Skeptico’ya bu tweetin altına sormuştum gerçi ama,

    Anlattıklarım da saylanır mı Mahmut abi?:)

  10. bu yazıya yüzde yüz katılmıyorum fazla genelleme olmuş,

    herkesi anadoludan yeni gelmiş, gözü açılmamış safi gözüyle görmemek lazım

    bedelli bekliyeceğiz ona çare yok 5oooo deseler yine bugün kredi çeker veririm, benim için vakit kaybından başka bir şey değil

  11. Askerlik icin kâğıt geldiğinde oturup elinizdeki imkanları değerlendirmek lazım. Ben oturup bir hesap yaptım. Askerlik benden ne alır, bana ne verir.
    Elbetteki işin disiplin kısmı ve yeni bir macera kısmı var. Kimileri için vatan borcu da ağır basıyor.
    Ben gitmemeyi tercih ettim, çünkü önüme çıkan imkanlar bana askerlikte geçireceğim vakitten daha cazip geldi. Hem maddi hemde manevi olarak.
    Yurtdışında çalışıp 2 dil öğrendim. Iyi paralarda kazanıp kendi isimin sahibi oldum. Ekonomik olarak özgür olmak herşeyden önemli olmalı. Paraya tapmaliyiz demiyorum. Para bir araçtır. Sadece onu kontrol edebilmek lazım.

    Aynı zamanda iş ortagim olan kuzenim askerlik yapti ve herzaman bana “her erkeğin o ortamda bulunması lazim” der. Gerçektende askerlik yaptıktan sonra çok daha oturaklı bir insan oldu.

    Burada önemli olan askerliği doğru tartmak. Eğer askerlik hedeflerinizin önünde duruyor ve yapmazsanız hedeflerinize ulasamayacaginizi biliyorsanız hic zaman kaybetmeyin. Ertelemenin hic yararı olmaz. Ama eğer askerlik yapmadan herşey zaten iyiyse zaten iyidir. Boşa zaman kaybetmeye gerek yok.

    1. Yurt dışı imkanı farklı. Yurt dışında 3 sene kalınca otomatik bedelli yapıyorsun ve o da sanırım 1,000 EUR gibi bir şeydi. Ama bunlar istisna. Çoğu erkek için askerliği ertelemenin eksisi, artısını geçiyor. Üstelik bahsettiğim gibi askerlik iyi bir fiziksel yük ve disiplin deneyimi.

      İyi bir disiplin için daha kısa ve etkili başka aktiviteler de yok değil. Örneğin dağcılık klüpleri. Dağlarda 1 haftalık bir kamp – tırmanış, insanın hayatına çok şey katıyor. Hem fiziksel aktivite, hem de disiplin için çok iyi. Ben 20lerimde yaptım ve çok yararını gördüm.

  12. Sadece yurtdışı değil. Mesela bir mekatronik mühendisi askerlikte kendine birşey katamaz. Onun için bir eziyet dönemi bile olabilir. Ama askerlik için krediler almak ve 15 ay askerlik yerine 10 yıl borç ödemek hic akıllıca degil)

    1. Hocam mekatronik mühendisinin diğer üniversite mezunlarından ne farkı var? Katar, o da katar, sosyoloji okuyan da katar. Ne kadar iddialı konuşuyorsunuz hiçbir şey katamaz diye. 6 ay orduda fiziksel işe koşulacaksın, sabahın köründe tüfekli – tüfeksiz hareket yapacaksın, yüzlerce değişik insanla muhatap olacaksın ki bir daha hayatında böyle ortam bulamazsın. Ama 0% katacak. Katacağı şeye değmez falan deyin bari. Böyle konuşanların bir kısmı askerlik bile yapmamış üstelik.

      Sadece fiziksel artısı yeter. Benim bölükteki kısa dönemler 5 – 15 kilo arası daha zayıf ve daha kaslı döndük askerden. 3 tane barfiks çekemeyen adam 15 barfiks çeker hale geldi.

      Ha tabii erkek askere gitti mi onca olumsuz şeye takıp 6 ay boyunca ağlak ağlak gün sayarsa, her bir şeyi küçümser ve kötülerse mümkündür, 6 AY HİÇBİR ŞEY KAZANMADAN dönebilir. O kafada adama hiçbir yer hiçbir şey katamaz o da ayrı.

      Bu arada mühendislik okuyan adamların çoğu nerd sünepeler olduğu için (ben de mühendislik okudum, biliyorum), memleketin daha maskülin üniversite okumamış kesimi ile 6 ay emin ol bu adamlara ciddi şeyler katar. Öyle uslu ve efendi çocuklarla bir ömür geçirmeden önce daha kaba saba ama maskülin sosyal ilişkileri olan 300 kişi ile aynı koğuşta 6 ay geçirmek adamı sertleştirir. Oradaki en fazla lise mezunu çocukların çoğuna kattığının 5 katı şey katar mesela.

      1. Sana katılıyorum. Lakin çoğu insan senin dediğin gibi gidip o disiplinden ve fiziksel yüklemeden sağlam çıkamıyor. Öyle olsa askerden dönen herkes disiplin abidesi hayatta başarılı birer birey, tabiri caizse Erkek Adam olurdu. Oraya gidip sağlam dönen ve kendine birşey katabilmiş olanlarda çok büyük bir orana tekabül etmiyor. Bu tarzda bir askerlik sadece bir ayıklama mekanizması olabilir. Gerçek alfaları ve alfa potansiyeli olanları diğerlerinden “o ortamda” ayırır.

        Tabii ki seninde dediğin gibi soylediklerim imkanlar dahilinde olabilecek şeyler ama, ben kişilere göre yaklaşım olmasından yanayım.

        Toplumlar herzaman gruplasma egilimi gösterir. Askerlik ortamında aynı şekilde grupların alfaları biraraya gelip “dedeler” “ust devreler’ vs. Olacaklar, geriye kalan kesimi “erkek shit testleri” ve baskıyla ayıklayıp içlerinden kendilerine bir uydu alt grup yaratacaklar. Geriye kalanlarda ezilip gidecekler.

        1. Bunun en büyük sebeplerinden birisi de zaten askerliği bu şekilde disiplin için kullanmaya niyet etmemek. Niyet önemli bir şey. Yoksa askere gidip de oradan döner dönmez salan çok. Önemli olan bu zorunlu süreçte şikayetten ziyade disiplini içselleştirmeye odaklanmak. Subaylardan gelen disiplini değil. Hayatında cep telefonu, porno, mastürbasyon, kızlar, video oyunları, geç yatmak, alkol, vs … olmadığı için açılan geniş alanda, fiziksel iş ve askerliğin diğer zorlukları ile ortaya çıkan durumu sağlam ve en iyi geçirmekten ortaya çıkacak disiplinden bahsediyorum.

          Askerlikte bahsettiğin “geriye kalanlar ezilir” reelde rastlamayacağın bir şey. Elbette arada ezilenler ve tepeye çıkanlar var ama grubun geneli içinde öyle alfa tepe ve ezilen betalar falan gibi bir durum ortaya çıkmaz. Bir kere emir altında olunan yerde kimse kimseye alfalık taslayamaz.

          İkincisi ise askerlik gibi belli bir kader ortaklığına girilen yerlerde, insan erkekleri birbirlerini ezmeye değil, iş birliği yapmaya meyillidir. Bu birçok çalışmada ortaya çıkan ve reel hayatta da bol bol görebileceğin bir davranış. Örneğin yazılım geliştiren bir şirkette bile rastlarsın. Piyasaya çıkacak ürünü beraber geliştiren ve çoğu erkek olan grup, ortak amacı benimsedikten sonra tam bir işbirliğine girer. Birbirinin ayağını kaydırmaya, tepeye çıkmaya falan çalışmaz. 300 – 500 kişilik koğuşta tek kavga çıkmadan her şeyin tıkır tıkır işlemesi sadece askeri emir – komuta zincirine bağlı değil.

          Unutmadan söyleyeyim, “tüfenk geldi mertlik bozuldu”. Herkesin elinde silah olan ortamda öyle alfa ezer, beta ezilir fantazmalarına, ancak IQsu düşük, canına susamış alfa bozuntuları girer. Girerse de gününü görür. Birliği bozan beyinsiz hiçbir şey olmasa subaylarca hizaya getirilir.

          1. Mahmut abi) sen askerliği nerede yaptın? Turkiyede denizci olup hic deniz görmeyen askerler var.( Bkz. Deniz kuvvetleri komutanlığı/Ankara) 6 yıl boyunca babamin işleri gereği Tugay komutanlığına tatlı pasta servisi yaptık ve bu dönem boyunca askerler çarşı izinlerinde pastaneyi doldururlardi. O yüzden bilgilerime ve kulaklarıma dayanarak söylüyorum, askerlerin %30-40 ı sadece belli başlı donemlerde atış talimi dışında silah görmezler. O yüzden herkesin elinde silah yok.
            Neyse benim amacım kimsenin fikrini değiştirmek değil, sadece fikir vermek. Şimdi bize sinirlenir siteyi falan kapatırsın. Aman ha. Ne yaparız biz sensiz.

          2. Güneydoğu sınırda yaptım. Sınırda silahlar dolu / yarıdoludur. Ya da eskiden öyle idi.

  13. gerçeklikten uzak, çarpıtılmış, olaya çok uzak birisi tarafından yazılmış bir yazı. lojman kültüründen gelen, hayatı askerler arasında geçmiş herkes bunu bilir. kısa dönem-maaşlı askerlik yapanlar da lütfen boş yapmasın.

    1. Böyle tepkiler geleceğini tahmin ediyordum. Bazı konularda insan neyin ne olduğunu yaşla anlıyor. 1992 doğumlu birinin fikirleri ile karar verilecek şeyler değil bunlar. 1992 gibi bilmeden, anlamadan konuşanların yorumları fazla ciddiye almayın. Zorunlu askerlikten bahsediyoruz adam lojman, profesyonel asker diye girmiş.

      1. o lojmanlarda kaç er gördüm biliyor musun? veya içlerinde yetiştiğim subaylar neler anlatıyorlar? senin üç beş ayın askerlikte geçtiyse ben bir ömürlük olay biliyorum askerlerle ilgili. askerlik gidip kendinizi geliştireceğiniz bir tür okul değil. vatan hizmeti diye yapıyorsanız yapın ama anksiyeteniz geçsin diye gidecek olursanız… neyse ben bir şey demiyorum.

  14. abi ısrarla anlamak istemiyorsun. kısa dönem askerlik yapmışsın. üstelik giderken ruh sağlığın ve motivasyonun yerindeymiş. gelmişsin buraya kafası kırık, duygusal olarak çökmüş, bağımlılıkları olan çocuklara askerliğe gidin diyorsun. ben de diyorum ki erinden subayına kadar bir sürü askerle tanıştım. yaşadıklarına bazen gözlerimle şahit oldum. komutanın kızı sınavdan düşük not aldığı için azarlanan askerden, traşı beğenmediği için berbere ana avrat severek adamcağızın saçlarını kırpan komutan gördü bu gözler. daha neler neler. bu insanların anlattıkları ve yaşadıkları sizin dediklerinizden çok farklı. yaşadıkları çok farklı.

    askerliği çekilir yapan tek şey vatan aşkıdır. vatan aşkından başka bir sebeple gitmek isteyen üzülür.

    1. Israrla anlamak istemiyorsun diye saçmalayıp durma. Kısa dönem askerlik yaptım tabii ve kısa dönem askerlik yapacaklara tavsiye veriyorum. Diğerlerinin erteleme lüksü var mı ki? Gelmiş bir de “kısa dönem askerlik yapmışsın” yazıyorsun? Eee, evet öyle yaptım ?!?!

      Sanki kısa dönem illa laylaylom askerlik gibi konuşma. Tamam kısa dönemde hakarete uğramıyorsun (ki bu da senin yazdıklarını bu yazının hedef kitlesi için geçersiz kılıyor) ama kolay bir askerlik de değil. Üstelik psikolojik sorunu olan azınlık ile buraya gelen ve bağımlılık, duygusal zayıflık derdi olanları bir tutma. Kafası kırığa falan öğüt vermiyorum ben.

      Hayat size ana kuzusu gibi davranmayacak, yeri gelince astsubayın attığı tokat gibi girecek. Aynen rütbeli tokatı gibi, suratınızın ortasına yiyeceksiniz ve karşılığında cevap da veremeden öyle sineye çekeceksiniz. Zorluklar insanı olgunlaştırır ve günümüz erkeğinin, özellikle okumuşunun hayatı fazla yumuşak, fiziksel çabadan uzak. Askerlik bu açıdan iyi fırsat.

      Aynen dediğim gibi çıktı. 1992’nin bu konuda zerre tecrübesi yok. Yazıyı ve hedef kitlesini zaten hiç anlamamış. Uçta örnekler vererek genelleme yapmaya çalışıyor. Vatan aşkı olan, askerliği peygamber ocağı gören zaten gider. Askerliğin çekilir olmaması zaten en büyük yararı.

  15. Askerliğin genel olarak göz ardı edilen veya ısrarla ettirilmek istenen de bir tarafı var. Ki bu tarafı anlatmaya bile çalışsanız çevrenizdeki insanlardan çok ciddi bir baskı görürsünüz. Kabul etmek istemezler.

    Askerlik çevrenizdeki insanları tanımanız için çok güzel bir fırsattır. Hoşlandığınız kızın, sizden hoşlanan kızın, arkadaşlarınızın, ailenizin vs. size nasıl baktığını, sizin nasıl birisi olduğunuzu düşündüklerini vs. çok güzel görürsünüz askerlik sürecinde.

    Askerliğini yapan her insan az çok bilir ki, askerde telefonla konuşmak çok önemlidir. Çünkü medeniyet ile tek bağınız o olur genelde. Çarşı izninde bile hala askersinizdir. Sivil olduğunuz tek yer o telefondur. İşte genelde bu noktada çevrenizi tanımak için çok güzel fırsatınız olur. Bir bakın bakalım sizin o stresli anınızda çevrenizdeki insanlar ne kadar sizi düşünüyor veya size destek olmak yerine tuhaf triplere mi giriyorlar.

  16. Bu askerlik konusu birazda şans işi yani düştüğünüz yerle de alakalı.
    Kimisi ufak rahat bir karakola düşer götü göbeği büyütür gelir,kimi doğuda kelle koltuk da gezer ,kimi de benim gibi sürgün yerine düşüp her gün bi sürü hapçı otçu kendini jiletle doğrayan adamla uğraşır.
    Hatırlıyorum da ilk hafta ağlamamak için kendimi zor tutuğum zamanlar olmuştu:))Tabi bir de ozamnlar betanın dibi olduğumuzdan telefon kulubeleri önünde it gibi bekleyip eski sevgiller yoklanır sığınacak bir liman aranırdı.Hiç birinden yüz bulamayıp acı gerçek suratımıza tokat gibi çarpardı.Ulen ne salakmışız diyorum şu an kendime.
    Askerlik bittikten sonra aşırı derecede dağınık ve rahat olan ben her gün düzenli erken kalkıp yatağımı ve odamı toplayan bir insan haline gelmiştim ve farklı yörelerden bir sürü insan tanıdım.
    O yüzden gideceklerin çalışıyor ve iyi kazandıkları bir işi varsa kar-zarar analizi yapıp ona göre karar vermelerini tavisye ederim.Giderseniz de benim yaptığım gibi eski sevgilileri yoklamayın:))

  17. Klinik psikolojide “gönüllü maruz kalma,rahatsızlık” denilen bir egzersiz terapisi var.Bu terapide, kendimizi kasten bizi rahatsız eden durumlara sokup ve kendimizi eğitmek amacıyla rahat bölgemizden çıkıp özsaygımızı kazanıyoruz. Aşağıda örnek verdiklerim gibi birçok “gönüllü rahatsızlık” egzersizi var.

    -Sabahları egzersiz yapmak
    -Bir gün boyunca aç kalmak
    -Yerde yatmak
    -Soğuk duş almak……

    Tüm bu şeyler sizin rahatlıkla olan ilişkinizi değiştiriyor. Bir kez rahatlama ihtiyacınızı aştığınızda, hayat daha kolay hale geliyor inanin. Hedeflerinizi belirlemek ve onlara sadık kalmaniz çok daha kolaylaşiyor. Bu egzersizlerin en buyuk faydasida çoğu insan “rahatsız olma” konusunda şikayet etmeye başladığında, siz etmeyeceksiniz. Kendinizi tam anlamıyla bir asker gibi eğiteceksiniz. Bu metot sizi hayata karşı güçlü kılacaktır.
    Sonuç olarak, hayat size elbet zarar verecektir. Siz de fırtınaların üstesinden gelmek için hem fiziksel hem de mental olarak hazır olmalısınız.İşte tam olarak bu yüzden askere gitmenizi tavsiye ediyoruz.Askerligi çok sevdiğimizden degil.Çünkü askerlik
    unuttugumuz erkekligi yasamak icin halihazirda en iyi rahatsizlik.Elbette fiziksel ve psikolojik bir suru sorun yasayacaksiniz.Ki amacimiz bu.Konfor alaninizdan uzaklasip güclenmek.Bu zorluklarin ustunden gelerek erkek olmayi hatirlayacaksiniz.Belki arkadaslarinizin alaylarina maruz kalacaksiniz belki saatlerce bos bos ayakta bir o yana bir bu yana amacsizca yollanacak veya nobet tutacaksiniz.Ama tüm bunlarin size saglayacagi fayda paha biçilmez.Herkesin dertleri var herkes mızmızlanırken siz bunu bırakıp adam olun.Anadolunun bir cok yerinde askerlik bir erkek olma ritueli olarak görülüyor.Askere gidince ‘erkek adam’ oldun deniliyor.Siz genede askere gidecegime bedelli yaparım diyorsaniz(ayda asgari 2-3 bin kazaniyorum 6 ayda da bedelli param çıkıyor,askere gidecegime çalışırım diyebilirsiniz) veya daha erkek adam olmak icin daha iyi alternatiflerim var diyorsanız onu yapın.Ama halihazirda askerlik erkek adam olmak icin en iyi secenek.Zamanınız, imkanınız varsa gönüllü olarak bushcraft(dogada hayatta kalma..)kamplari veya erkeklerin çalıştığı insaat..tarzi bir yerde gönüllü olarak çalışın.

  18. Kusura bakmayın ama askerlik konusunda sizin gibi düşünüyorum. Çünkü askerlik konusunda dini referans alıyorum ve şu sistemde ve düzende de askerlik yapmayı düşünmüyorum. Ama askerlik yapmak istemememin sebebi keyfi değil. İlla ki dediğiniz faydaları da vardır askerliğin ama ben dini düşüncelerimden dolayı askerlik yapmayacağım.

  19. Herkese merhaba, yaşım 21 yaklaşık 1 ay sonra gümrük yani Uluslararası lojistik bölümünü bitiriyorum ve ağustos 31’e kadar 3 yıl daha vakti olan tecilimi bozdurup askere gideyim diyorum. Şu anda işe girersem istediğim maaşı askerlik olmadığı için alamayacağım sizce gitmem mantıklı mı?
    İkincisi ise asteğmen olarak başvurmak istiyorum uzun dönem yazarak. Bir kaç tane emekli asker tanıdığım gümrük okuduğum için sınır kapılarında veya gümrük yerlerinde asteğmen olarak çıkması yüksek dediler. Çıkma şansı böylemi ve önerir misiniz asteğmen olarak yapmamı acaba? Şimdiden teşekkürler

    1. Gitmen mantikli. Bedelliyi bekleyene kadar gider bitirirsin. Askere gitmeyip potansiyel maasinin altinda calismanin bir anlami yok.

  20. Askerlik, betalar için bir korku kaynağı bunu anlayabiliyorum.

    Şahsen kendimi bildim bileli alfaydım, spor geçmişi ve takım kaptanlıkları da bunu pekiştirdi.

    Her ne kadar askere gittiğimde aktif spor yapmıyor olsam da (koçluk yapıyordum) komutanlardan istisnasız çok iyi tepkiler aldım.

    Böyle olunca zaten hiç bir tuvalet temizliği, patates vs yapmadım. Sorun yapamamak değil ama o görevler asla bana düşmedi.

    Daha acemiler arasındaki ilk günde, kısa dönemlere yani bize ait bir kamyon yatak gelmişti. Henüz kamuflaj vs yok bizde. Millet mal gibi duruyor, çıktım kamyona “hadi beyler bunları bize indirtecekler zaten başlayalım” dedim. Şöför asker çocuk da “doğru diyo abi size geldi bunlar” dedi.

    Bir kaç kişi el attı, 15 kişi duruyor. 20-30 kişi başka tarafta zaten… Sonra ben o duranlar da “hadi abicim” diye sardım. Uzaktakilere de gönderdim birini gelip el atsınlar diye. Herkes katılmadı tabi, inciler dökülür ya o hesap… Sonra komutanlar geldi, camdan izliyorlarmış.
    +Sen necisin?
    -Antrenörüm
    +Tamam işte adamı bulduk
    -…?
    +Seni kıdemli yaptık bundan sonra.
    -İyi birşey mi?
    +Ona kendin karar verirsin artık.

    Ve evet iyi birşey oldu, çok yoruldum ama hiç saçma sapan bulaşık wc vs yapmadım. Acemilik sonunda bordo bereden dönme yaşlıca tabur komutanı “bu adama dua edin yoksa sizin işiniz zordu” dediğinde başta anlamadım da astsubaylar şaşırmışlar. Bizim abinin herhangi birine iyi birşey söylemeye en yakın olduğu zamanmış meğersem 🙂 Zaten ondan sonra beni sınır karakoluna gönderdiler, bütün kıdemliler Oraya gidiyormuş genelde malum en riskli aksiyonlu yer orasıydı. Pek çok şey oldu da zaten…

    Velhasıl askerlik, adamına göre güzel eğlenceli birşey. Sitede yazılanları biraz uygulayan bir genç, kesinlikle zorlanmayacaktır.

  21. Bazen bilerek saçma şeyler yazıp Neymin açıklama yapmasını istiyorum. Adam çok uzun yazıyor ve yazdığı her şey benim zihnimi açıyor. Bilincimde big bangler yaratıyor. Sanki kendimi daha fazla geliştirmiş halim gibi. Bu adamla tanışmam gereeek.. Birbirimize çok şey katabiliriz. Bu da acı böyle mal insan yoğunluğundan kendin gibi olan nadirlerle tanışamamak da acı aq

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *