Kırmızı hap mantığı : İyi Çocuklar

Bazı erkekler, hayatı sürekli toplum yararına davranışları için onay bekleyerek oldukça öngörülebilir bir kalıpta yaşarlar. Ana-babalarının, öğretmenlerinin ve diğer büyüklerinin sözünden çıkmazlar ve de büyüdüklerinde hepimizin aşina olduğu ve birçok erkeğin tuzağına düştüğü o bilindik anlatıları takip ederler. Üniversitedeki zamanım boyunca çoğunlukla mühendislik, yönetim ve muhasebe gibi öngörülebilir ve güvenli alanlarda diploma peşinde koşan ve bu diplomayı aldıktan sonra da hayatları boyunca bu alanlarda çalışmayı planlayan bu tip erkeklerle çokça karşılaştım. Üniversiteden önceki hayatları da en iyi notları alarak, müfredat dışı aktiviteleri arttırarak ve mükemmel devamlılıklarını koruyarak en iyi üniversiteye girmeye çalışarak geçmiştir.

Birçoğunun hemen hemen şöyle özetleyebileceğimiz hayat planları vardır : iyi bir üniversiteye git, iyi notları al, en tepedeki firmalardan birinde staj yap, mezun ol, bu firma ile çalışmaya başla, kariyer basamaklarını tırman, çok güzel bir eş ile ödüllendiril, 2 – 4 çocuk yap ve çok güzel bir evin olsun.  Bu hedef onların motivasyonudur ve hergün bu planı gerçekleştirmek için vargüçleri ile çalışırlar. Ama planlar gerçek hayatla karşılaştığında, çok az plan uygulanabilir kalır.

Mike Tyson’un zamanında dediği gibi “ağzının ortasına yumruğu yiyene kadar herkesin bir planı vardır.”

Bu tip erkeklerin çoğunlukla karşılaştığı sorun, kendi yollarını çizeceklerine büyürken kendilerine sunulan anlatıları kabul edip hayatlarını yıllar hatta on yıllar boyunca süper egolarının yönetmesine izin vermeleri. “İyi çocuklar” dünyanın içsel bir etiği olduğuna, sosyal anlatının hayatı iyi yaşamanın yöntemini ortaya döktüğüne ve bir erkeğin bu anlatıya göre yaşaması durumunda ise iyi davranışlarının ödüllendirileceğine inanmışlardır. Bu dünya görüşü “karma” kavramında özetlenir. İyi şeyler iyi insanların başına gelir, kötü şeyler kötü insanların.

Sosyal uyumlu davranış

Muhtemelen en çok bilinen anlatı, erkeğin içinde yaşadığı sosyal grubun yararına olan anlatı. Örneğin erkeğin çok çalışan ve vergi veren bir vatandaş olarak topluma faydalı olması. Anlatı, erkeğin toplumun ihtiyacı olan ürünleri üretmesinin yanında maaşının da kamu – sosyal ürünlerinin satın alınmasında kullanılmasına yarıyor. Kendisi bu ürünleri kullanmasa bile. Bu sosyal ürünlerin amacı sosyal grubun toplam mutluluğunu arttırmak ve ideal bir dünyada, bu erkek vergi olarak ödediği parayı gerçekten kendi mutluluğunu arttırmak için de kullanabilir.

Yukarıdaki namuslu işçi ile hayatını suç ile kazanan bir erkeği ele alırsanız, önceki hem yasalara uyarar hem de yasa uygulayıcısı kurumları vergi verip destekler. İkincisi ise toplum düzenine zararlıdır zira hem yasalara uymaz hem de yasa uygulayıcı kamu kurumlarını besleyen vergiyi vermez.

Bu nedenle de sosyal anlatı toplum yararına davranışlar üzerinedir. Çocukların dua etmesi, sebze yemesi, otoriteyi dinlemesi ve kurallara uyması beklenir. Sosyal anlatı en yalın hali ile ahlaki bir hayatın nasıl sürdürüleceğine dair el kitabıdır. Ve bu el kitabını izleyen “iyi çocuklar” bu iyiliklerinin karşılığını alacaktır.  Açıkça anti – sosyal davranışları özendiren bir toplum uzun ömürlü olmacaktır zira temel sosyal sözleşme, sosyal bir grup olarak organize olmanın avantajları üzerine kuruludur.

Cinsiyetler arasındaki dinamik

“İyi çocuklar” çoğunlukla, kendilerine çocukluktan beridir yedirilen cinsiyetler arası anlatıları satın almış klasik beta erkeklerdir. Bu anlatılar tarih boyunca toplum yararına olan anlatılarla aynı amaca hizmet etmiştir. Zira toplum yararına olan bir cinsiyetler arası dinamik gerçekten vardır.  Atalarımız aile kurumunun ve biraz daha büyük ölçekte kabile kurumunun  herhangi bir insan grubunun temeli olduğunu keşfetmişlerdir.  Bir şekilde herhangi bir ülkeyi alıp parçalarına böldüğünüzde, en küçük temel birim olarak aileye ulaşırsınız. Toplum yararına olan cinsiyetler arası dinamik, aile kurumunun temelidir ve tarih boyunca cesaretlendirip ödüllendirilmiştir.

Bu tür toplum yararına olan cinsiyetler arası davranışlar çoğu dinin merkezinde yer alan prensipleri de içerir : sadakat, aldatmamak, onur ve görev kavramları ile  beraber erkeklerin çoğunun bir eşe ve çocuklara sahip olabileceği ve geleceğe yatırımlarının toplum tarafından garantilendiği bir sosyal düzen. Sonuçta, erkeğin karısını ve çocuklarını beslemek gibi bir görevi olduğu bilinir ve bu ödev erkeğe dayatılır. Aynı şekilde erkeğin iş gücü karşılığında, kadını ve çocuklarının onun liderliğini takip etmesi de bilinir ve ödev olarak kadına ve çocuklara dayatılır. Bir erkek bir kadınla evlenmek istediğinde, kadına teklif etmeden önce babasının iznini alır ve eğer izin verilir ise kadın baba evinden koca evine taşınır.

Bu düzen gelecek ailelerin istikrarlı olmasını sağlamış ve tarafların hepsinin yararına işlemiştir zira iki tarafın ailesi de işin içinde ağırlık taşımaktadır. Fakat birinci dalga feminizm ile beraber tarihten kopmaya başladıkça, feminizm geri besleme mekanizmalarına artarak işlemeye ve dramatik değişimler yaratmaya başladı. Öncelikle, boşanma eskiye göre çok daha yaygın birşey haline geldi. Önce kadın ve erkekler eğer belli koşullar meydana gelmişse boşanmaya başladılar. Bunu kusura dayalı olmayan boşanma takip etti. Yani “boşanmak istiyorum” diyenin diğerinde kusur göstermesine gerek kalmadı. Cinsel özgürlük kadının bir veya iki uzun süreli ilişkisi var diye defolu sayılmamasından bugün manosphere’de ” atlıkarıncada hoplamaya(*) ve bekar anneler salgınına geldik (**).

Ama “iyi çocuklar”a anlatılan masallar ise neredeyse hiç değişmedi. Ruh ikizi miti günümüz kültüründe “Disney Masalı” denilen ve “sonsuza dek mutlu oldular” mesajı içeren anlatı ile hala pazarlanıyor. Bu mit, kadını melek statüsüne çıkaran oneitis’in ve aynı zamanda “doğru” kadınla evlenmenin doyumlu bir hayatın anahtarı olduğu fikrinin de temeli.

Adam ol” anlatısı da değişti : Eski düzende erkeğin karısının ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılaması beklenirdi ve anlatıya göre erkek kendi çıkarını en sona koyarak emeği ve sorumluluğu ile bunu gerçekleştirirdi. Geçmişte bir erkeğin karısının ve çocuklarının sorumluluğunu alması beklenirdi ve bunun karşılığında ise evin reisi olurdu. “İyi çocuklar”a günümüzde de pazarlanan anlatı bu ama gerçekler çok değişti. Koca, popüler kültürde karısının hayallerini gerçekleştirmekten başka işe yaramayan bir komedinin figürü haline geldi.

Doğa, eğitim ve ödüller

Günümüzün “Biyoloji mi sosyal yapı mı” tartışmasının çoğunlukla görmezden geldiği şey, toplumun kendisinin bir yapı olduğu. İnsanların üreme, kaynak biriktirme, kan bağına sadakat, beslenme ve güvenlik gibi dürtüleri toplum olmadan da varolabilir ama toplum bu dürtülerden bağımsız olarak varolamaz. Çoğu dürtü gibi bu dürtüler de pozitif kazanımlar için sömürülebilirler  ya da uygarlıkların yok olmasına neden olabilirler. Bu nedenle bahsi geçen dürtüleri toplum yararına olacak şekilde dizginleyen, kontrol eden ve yönlendiren mekanizmalar gereklidir ki birçok sosyal anlatının doğumu bu nedenledir.

Ahlak, bu anlatıların temelini oluşturan ve davranışları, düşünceleri ve aksiyonları iyi ya da kötü diye ayıran bir sosyal yapıdır.  Doğa acımasızdır ve bulunduğu çevreye adapte olma yolu ile en güçlü organizmaların ve genlerin hayatta kalmasına izin verir. İhtiyacı olan birşey artık çevresinde bulunmayan organizma ya adapte olur ya da yok olur. Diğer organizmalara karşı az da olsa avantajı olan organizma, evrim oyununda diğerlerini yavaş yavaş yener.

Doğa “adil” olmaya çalışmaz zira temelinde “rekabet” vardır. Evrimin gözünden rekabet edemeyen organizma ya da gen kümeleri kötüdür ve rekabet edebilen genler veya organizmalar iyidir.  Evrim sürekli mutasyonlarla ve değişimlerle deney yapar.

Buna karşın insan ahlak sistemleri “adalet” üzerine kuruludur. Fakat adalet ve adil insan kavramlarıdır, doğal kavramlar değildirler. Her ne kadar insan bebeklerinin çok erken yaşlardan itibaren adalet duygusuna sahip olduklarını gözlemleyebilsek de, bu muhtemelen bizim sosyal bir hayvan olmamızı sağlayan yapının bir parçasıdır ve girdiler (fırsat eşitliği) üzerine değil daha çok çıktılar (paylaşma eşitliği) üzerine bir eşitliğe dayanır.

İnsan ahlak sisteminlerine bakarsak, ana sistemlerin ödev, sonuçlar ve ahlak olduğunu görürüz. “İyi çocuklar” en fazla birincisine odaklanır. Bu sistemde iyilikler ödüllendirilir ve bunun muhtemelen en bariz örneği Hristiyanlıkta iyiliklerin cennete bir yer olarak ödüllendirilecek olmasıdır. Bu, kişinin arzuladığı şekilde ödüllendirilme beklentisi ile, belli bir şekilde davrandığı tipik teşvik teorisidir. Bu, karılarına “daha fazla seks için ne yapmalıyım” diye soran evli erkeklerin dinamiğinin temelidir.

Fakat, bu ahlak görüşü doğanın gerçekliğine karşıdır. Doğa niyeti takmaz, sonuçlara bakar. Bir genetik küme artı mı eksi mi sonuçlar doğurur diye bakar.

Özet ve sonuç

İyi çocukların” dünyaya ışık tutmak üzere içselleştirdiği anlatının kendisi yanlış olmayabilir. Sadece geçmişte bir zaman diliminde toplumun insanlardan beklediği davranışlar ile bu davranışları ödüllendirip cezalandıran kurumlar arasında bir bölünme olmuştur. Toplum Skinnercidir (Burrhus Frederic Skinner) : toplum yararına davranışları teşvik etmek için anlatıları devreye sokarken, “iyi” davranışı daha da teşvik etmek için ödül ve cezalar koyar.

İyileşmekte olan mavi haplı erkeklerle genel olarak mavi haplı erkeklerin temel problemi “herşeyi doğru yaptım ama vaadedilen ödülleri neden alamadım” şeklinde özetlenebilir. Birçok mavi haplı, herşeyi kendilerine belletilen mavi hap anlatısının kitabına göre yapmış olmalarına rağmen, piç kötü çocukların daha fazla seks ile ödüllendirildiğine şahit oldukları için uyanmaya başlarlar. Çalışkan, sorumlu ve sadık işçiler olmalarına rağmen, kendilerinden yıllar sonra işe başlayan Psikopat Patrick’in köşe ofisi kapması, mükemmel bir eş ve baba olmalarına rağmen, karılarının süpriz bir boşanma davası açması ile karşılaşırlar.

En temel seviyede bu etki – tepki hipotezine indirgenebilir. “İyi çocuklar” toplumun kendilerini inandırarak yetiştirdiği anlatılara göre davranırlarsa, iyi işlerle, iyi evliliklerle ve iyi hayatlarla ödüllendirilecekleri hipotezini takip ederler.  Fakat bu etki – tepki ilişkisini yöneten sosyal mekanizma çoktan daha ilkel, tartışmasız bir şekilde doğaya daha yakın bir forma dönüşmüştür. Bu nedenle iyi çocukların hipotezi hata vermektedir. Zira Batı toplumu çoktan ahlak temelli olmaktan sonuç temelli olmaya değişmiştir.

Bunun anlamı, ödül ve cezaların artık kuralları takip etme temeline göre değil de aksiyonların sonuçlarına göre dağıtılıyor olduğudur. Statünün, değerin ve diğer ödüllerin “iyi” olana göre değil de “ne işe yarıyorsa ona göre” dağıtıldığı bir topluma dönüştük. Sonuçta eğer kuralları takip etmenin sonuçları istediğin gibi olmuyorsa, kuralları takip etmenin mantığı nedir?

Çeviri : The Red Pill Logic : Good Boys

(*) cock carousel – yarrak atlı karıncası ki Türkçe’de kucaktan kucağa hoplamaye denk gelen bir kavram. Bazı kadınların 20lerinde kötü çocukların kucağından kucağına atlamasını belirtir.

(**) Single mom – Batıda çok yaygın olan ve kadınların sağlayıcı iyi çocukları pas geçmesini sağlayan mekanizma. Kadın kötü çocuktan hamile kalır ve doğurur. Çocuğuna iyi çocukların ödediği vergileri kendisine aktaran devlet yardımlarıyla bakar ya da aç bir betaya ara ara vererek baktırır. Burada single mom kocası ölmüş veya terk etmiş kadınları değil, serserilerden sorumsuzca evlilik dışı hamile kalan kadınları belirtir.

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

12 thoughts on “Kırmızı hap mantığı : İyi Çocuklar”

  1. Yazının son kısmına kadar çok dar bir açı ile konuyu ele aldığını düşünüyorum. Skinner alıntısına kadar olan kısımda çalışmak ve modern hayatın pratiklerine uyum içinde devam etmek sığ bir şeymiş gibi anlatılıyor. Elbette erkeğin zincirlerini kırarak kendini gerçekleştirmesi lazım. Fakat, günümüz toplumunda çok fazla çalışmadan başarı yakalamak kolay değil. Erkek hem ideallerini gerçekleştirmek için çok çalışmalı ve kendisine yatırım yapmalıdır bu başarıyı sağlamak için. Yazınızda bu konuya karşı olduğunuzu düşünmüyorum ama önemli olmadığı vurgusunu içinde bulunduruyor bence. Bir erkeğin mutlu olması için hipergamisini yükseltmesi kendisine yapabileceği en büyük iyiliklerden biri sonuçta kimse topluma faydalı olmak için çalışmıyor kendi bencil yönlerini doyurmak buradaki yapıtaşı. Bu yüzden tek başında çalışmanın yanında kendine yatıram yapması (Red Pill bilmesi veya Foucault bilmesi gibi) kendi ve başkalarının hayatına katacağı bir değer için uğraşması sağlam bir temel oluşmasını sağlar. Bu yazıyıda yazmamın sebebi sitede birbiri ile çelişkili çok fazla yazı ile karşılaşmam, tabi ki birden fazla yazar var ve aynı düşünce yapısını beklemiyorum ama kendi içinde çelişen yazarlar dışarıya pek fazla güven vermiyor. Lütfen bu işi daha kaliteli yapmayı düşünüyorsanız ayrıntılara daha fazla bakmanız lazım. Severek takip ediyoruz, iyi çalışmalar.

    1. Hocam Red Pill ile Foucault denen işe yaramaz herifi yan yana andın ya 😀 Ben tüm Foucault kitaplarımı sahaflara vermiştim. Şimdiki aklım olsa yakardım ki başka beyinleri zehirlemesin.

      Bu yazıyıda yazmamın sebebi sitede birbiri ile çelişkili çok fazla yazı ile karşılaşmam …

      Bu mecburen olacak zira farklı yazılar çeviriyoruz ve yazarın fikrini kendimize göre eğip bükmeden çeviriyoruz. O nedenle çelişkiden kaçamayız.

      Bu arada bu yazıda katılmadığım şeyler var. Evrimin acımasız mekanizması ile sosyal yapı arasında sanki hiç basamak yokmuş gibi yazıyor. Black Label Logic, Illimitable Man kadar olmasa da bana göre fazla Machiavellist. Bunu da yazacağım yorumlara. Ama dediğim gibi, kırmızı hap külliyatını birbiri ile illa aynı fikirde olmayan adamların önemli yazılarını çevirerek Türkçe’ye kazandırmaya çalışıyoruz. Bu yazıları kendi fikrimize göre sansürlemedikçe çelişki kaçınılmaz.

      1. Mahmut, emeğine sağlık hocam. Ancak bu yazı da dahil olmak üzere sanki yazılar/çeviriler kısır döngüye girdi gibi… Yeni bir bilgiye erişemiyorum sanki bu ara…

        “Siktirtme tezini, anti-tezin ne?” dersen eğer (‘Fuko’ was here 😀) film örneği üzerinden inceleme yazısı ve örneği belki faydalı olabilir. Mesela ben Alfie (2004) ve İklimler (2006) filmlerini herkesin bulup izlemesini öneriyorum. (Aynı zamanda da Kültür-Sanat katkısı)

        Tabii bu yazı yine de “Hipergaminin umrunda değil” ve “Arzunun dinamiği” gibi KH’nin amentülerine yeni sekme açtırdı 😀 onun için bile övgüye değer.

      2. Buradaki eleştirilere ben de katılıyorum. Her şeyden öte modern hayat pratiklerini uygulamak, sizi bir soy boy’a çevirmiyorsa sıkıntılı bir durum değil. Oturup ben bana dayatılan sisteme karşı çıkacam diye zafere giden her şey mübahtır diye davranışa sınır koymamak hem kendin için hem de seni sevenler için sıkıntı yaratacaktır. (annen-baban-kardeşlerin)
        Erkek ister mavi haplı olsun ister kırmızı haplı onurlu olmadır.

        1. Burada bahsettiğim onur efendi ahlakına sahip olmak bu arada. Beta erkek köle ahlakına sahiptir. Dünyadaki bütün ezikler köle ahlakına sahiptir. Efendi ahlakına sahip olan ise yöneten, karar alan risk alan risk almanın cezasını çekebilen kendi yolu olandır.

  2. İyilik yaptığı için iyilik beklemek çok aptalca.Aklıma hep Benjamin Franklinin bahsettiği konu gelir.Kısaca şöyle “yaranmaya çalışan değersizdir ilişkiye yatırım yaparak elde tutmaya çalışır vs.”

    Tamam iyilik yap ama karşılık bekleme millete yaranmak sevimli görünmek için yamulmaya gerek yok.Siz de bilirsiniz ki A kişisi vardır çevresine para yedirmeyen , çıkarcı,oyunu iyi olan bir piçtir ve millet onu çok sever, insanlar halen onlar için “ amaa çok iyi biri aslında” der.B kişisi vardır fedakarlık yapar herkes için iyi olur ama arkadan “ Taşak oğlanı” “Saftirik” yaftasından kurtulamaz.Skeptico bunla ilgili yazmıştı.
    İyi çocuk olmak bir erkekte HAYATINI SİKMENİN EN İYİ YOLUDUR.
    Seni aramayanı arama sorma
    Bir Bayramda da insanları arama,bırak onlar seni arasın
    Geri çekil…
    Bak sen onlarda ne kadarsın onlar sende ne kadar amk
    Sevgi aşk yalan
    Senin yanında kendini iyi hisseden biri sana iyi davranır bu içten gelen bir karşılık ödeme şeklidir.
    Biraz zıtlaş sınırlarını koru gör bakalım tavırlarını…
    Milletin peşinden koşma , insanların peşinden koştuğun şeyin peşinden koş.Sen ona sahip olunca insanlar sana gelecektir

    İnsanlara çok güç verilmesi hatadır
    Sonunda kontrolü yitirip zarar vereceklerdir
    Yeni bir ortama taşınınca neden erkekler kolay kolay samimiyet kuramazlar sizce ?
    Erkek hiyerarşisi ,dominantlık çerçeve savaşıdır.
    Çevremizde bizden daha üst seviyede olanların gücünden çekiniriz
    Ya savaş açarız yada yanında yer alırız
    isyan da ederiz kaybeden tarafta olunca
    İyi çocuk olmak bunca şeyin kendine değmeyeceğini sana mavi hap ideasıdır
    .

  3. Hocam güzel bir çeviri olmuş, elinize sağlık. Çeviriye Aristo’nun Politika adlı eserinden bir iki ekleme yapayım.

    ”bir ailenin yönetilmesi, âdeta evde bir krallık erkidir.” diyor Aristoteles. Ailenin devletin en küçük birimi olduğundan ve ailelerin köyleri, köylerin devleti (polis) oluşturduğundan bahseder. Aileyi krallıkla özdeşleştirdiğimiz de hiyerarşik sırada en önde gelen erkeğin yani babanın veya dedenin diğer aile fertleri üzerinde mutlak tahakkümünün olduğunu görürüz. Böyle bir yapının insanlık tarihinin en başından beri süregelen doğal aile yapısı olduğu aşikar. Sanayileşmenin etkisiyle ve özellikle geçtiğimiz yüzyılda aile düzeninde gerek kanunen gerek sosyal olarak vuku bulan değişimler sağlıklı bir aile ortamını yok etmiştir.

    Böyle bir düzen içerisinde aile kurmak isteyen erkeğin görevi ilk olarak Aristo’nun da bahsettiği aile içi hiyerarşik düzeni kabul ettirebileceği bir kadınla birlik kurmasıdır. Ne yazık ki günümüzde bu olgu kanunen engellendiği için sadece fiilen, de facto olarak kabul ettirilebilir. Bunun için de erkeğin hipergaminin farkında olması çok önemli. Bir kadının sağlıklı aile düzeni içerisinde hayatını sürdürmesi için eşi olan erkeğin hipergami bilinciyle kadını tahakküm altına alması şarttır. Bilinçli olan erkek, kurduğu aile düzeniyle kadının kendi belirlediği çizgilerden çıkmasını önler. Tahakküm altına alınan kadın doğası gereği erkeğe itaat eder. Böylece erkeğin aileye kaynak sağladığı, kadının ise ev içerisindeki temel görevlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiği, bu ortaklıktan doğan çocukların ise mutlu ve huzurlu bir aile ortamında büyüyerek gelecekte topluma ve kendilerine yararlı bireyler olmaları sağlanır.

    Sonuç olarak; iyi çocuk da olsa kötü çocuk da, hipergami bilinciyle eskilerin bozulmamış aile yapısına dayalı bir evlilik hayatı kurmak günümüzde zor olsa bile hala mümkündür.

  4. Red pill mantığına ters meslek grupları var mıdır ? Mesela iyi çocuğun mühendislik okuyup para kazanmayı hedeflemesinde ters bir şey var mı ?

    1. Kırmızı hapın birinci mantığı: Ön plana kendini koymandır, eğer mühendisliği severek yapıyorsan bundan daha güzel ne vardır?
      Kendimden örnek vereyim; Yazılımcıyım(mühendis), 1. sınıftım 1 kere bilinçsizce oyun denedim başarısız olup baya da saygı toplamıştım cesaretimden dolayı. Sonra sınıfta bir nevi savaş çıktı gözümde; bilenler susarken, boş konuşanlar biliyormuş gibi yapıyordu bana da çok itici geliyordu zaten sınıfta da bilirsiniz hemen gruplaşmalar vs. başlıyor klasik. Ben anti-sosyal bir insanım kabul ediyorum; boş boş her gün kafede takılıp bir gün bala göte hatun düşmesi her zaman itici gelmiştir, onun yerinde hedefimde ilerlemeliydim zaten sınıf bu tutumumdan dolayı çoğu bana sırt dönmüştü ilk dönem. Ben de bölümümü sevdiğim için ve hayallerimin peşinde kulak asmadan gerekirse asosyal yaşantımla devam ettim. İlk dönemden güzel bir ortalama ve üstten ders almamla insanların, kızların tavırları bariz şekilde değişmişti. Bunun ödülünü Erasmus programında 1 sene partileyerek çıkarttım. Ama ordayken içimi yiyip bitiren şey şu olmuştu; Hatun, eğlence çok güzel; ama bölümümle ilgili kendime ne kattım? Bunun acısını da yazın kendimi geliştirerek çıkartacağım.

    2. Black Label Logic’in ana mesajı hoşuma gitti ama mesleklerle ilgili dediklerine çok takılmayın. Mühendislik ya da muhasebe Red Pill mantığına ters meslek grupları değil. Burada eleştirilen bu meslek gruplarına gelenlerin genelde sahip olduğu kafa yapısı sanırım.

      Bence tam tersi, eğer girişimci falan olmayacaksanız kesinlikle bu tür geçerli mesleklerde okumalısınız. Ama bu meslekleri memur zihniyeti ile yaşamak ve toplumun kendisine çizdiği efendi adam rolünü yerine getirmek için liman kabul eden kafada olmayın. Önce kendiniz için kazanın. Kendi yolunuzu çizin. Örneğin mezun ol – evlen – çocuk yap – ev al – diye gitmeyin mesela. mezun ol – bekar yaşa – ev al – araba al – 33 yaşında evlen ya da hiç evlenme gibi kendi isteklerinize ve çıkarınıza uygun uyarlayın. Kendi planınız olsun.

  5. Erkek tabiki de basmaklar cikip hipergamiyi yukselticek. Iyi universitede buyuk sirket iyi pozizyon bunun neresi mavip hap ? Bu sitede gordugum en celiskili ve sig yazi.

    1. Yanlış anlamışsın. Mavi hap olan iyi universitede büyük şirkette ve iyi pozisyonda çalışmak değil bu çalışmanın motivasyonu : hala eski düzenin “sen bu kadar çalıştıktan sonra zamanını ve kaynaklarını bir kadına ve çocuklarına harcayacaksın ve biz de sana bu sorumluluğun ve fedakarlığın karşısında o kadının ve çocukların otoritesini kabul ettiği erkek, ailenin reisi olmayı vaadediyoruz”. Ama yeni düzende erkeklerin çok çalıştıktan sonra zamanını ve kaynaklarını bir kadına ve çocuklarına harcaması; sorumlu ve fedakar olması bekleniyor ama karşılığında hiçbir otorite verilmiyor.

      Ben kazak erkeğim ve karıma otoritemi gösteririm diyebilirsin. Ama o tamamen kadının insiyatifinde. Bir kadın eğer isterse tek bir boşanma avukatı ve erkeği düzmek üzere kurulmuş aile hukuku kanunları ile otoriteni kıçına sokar. Olay bu. Erkeğin otoritesi devlet eliyle bastırılıyor zaten.

      Yazının ana fikri mavi haplının hala çok çalışıp oneitisini bekleyerek ve o oneitisi bulunca onun için fedakarlık yaparak ödüllendirileceğini sanması. Toplumda bir koca ve baba olarak saygı göreceğini düşünmesi. Oysa kadınlar artık erkekten çok şey beklemeyi ama onlara özellikle birşey vermemeyi öğrenirken, kadının üstündeki tüm sorumluluklar kalkarken, kadın seni kusursuz boşayıp çocukları alıp gidebilirken, evli ve çocuklu adam komedi malzemesi iken böyle bir hayal erkeği hüsrana uğratır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *