Evlilik: Mayınlı arazide yürüme

Yargıtaydan çıkan son karara göre düğünde takılan altınların ve paraların geline ait olduğu kesinleşti.

2016’dan beri üzerinde çalışılan süresiz nafakanın kaldırılması konusunda hala bir gelişme yok.

Boşanan erkek, hukuki anlamda kusursuz olsa bile kadına tazminat veriyor.

Boşanan erkek, kadınla aynı statüde olup aynı parayı kazansa bile çocuğu olmadığı halde kadına süresiz nafaka veriyor. Süresiz!

Kadın nafaka ücretinin arttırılması için mahkeme başvurabiliyor ve erkek bu parayı ödemezse hapis yatıyor.

Kadın %90 ihtimalle çocuğun velayetini alıyor ve eğer istemezse çocuğu babasına göstermeyebiliyor.

Yasalar ve hukukçular açıkça kadına pozifif ayrımcılık tanımaya yönelik çalışıyor. Mağdur olan taraf erkekmiş, çocukmuş bunun hiçbir önemi yok. Nafaka kadının hayat sigortası. Çalışmadan beleş hayat sürmesi için ayrılmış fon.

Günümüzde kadınlar için evlenip boşanmış olmak evli olmaktan çok daha avantajlı. Kadınlar bunun farkında. Hatta bir kısmı, çocuklarını yalnız büyütmek için can atıyor. Bu durumda o çocuğun sağlıklı bir şekilde büyümesini bekleyebilir misiniz?

Kadınların sorumluluk almaktan muaf tutulduğu, erkeğin sürekli suçlamalara maruz kaldığı bir dönemde evlenmek ne kadar mantıklı?

Evlendiğiniz kadının sizden daha iyisini bulduğunda çekip gitmemek için hiçbir sebebi yok. Yasalar, ahlak, düşünce yapısı, her şey kadının üstünlüğüne göre inşa edilmiş.

Malesef günümüzde evliliğin mayınlı arazide yürümekten hiçbir farkı yok. Size düşen, mantıklı kararlar verip pişman olacağınız şeyleri yapmamak.

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Sonsuzluk ve Bir Gün

Sonsuzluk ve Bir gün, Türkçe kırmızı hap camiasının en bilinen ve takip edilen yazarlarından biri. Kendisini buradan olduğu gibi twitter hesabından (@sonsuzluk_vbg) ve Ekşi Sözlükten (@sonsuzluk ve bir gun) takip edebilirsiniz.

33 thoughts on “Evlilik: Mayınlı arazide yürüme”

  1. Pek çok erkek artık sadece çocuk için evleniyor zaten. Çocuk sahibi olma opsiyonu olmasa evliliğin bir anlamı yok. O şartta da zaten şununla karşılaşıyorsunuz; bekar olup çocuğa nafaka verdiğinizde vereceğiniz para evliyken harcayacağınızdan çok daha az.

  2. Kanunda “anlaşma yoksa” diye bir dipnot kısmı var.Bunun manası şu ” Eğer ki anlaşmayı reddeden bir kadınla evlenecek kadar salaksan o takıları . . vereceksin.” Yoksa erkeğin hakkını korumak için yazılmış bir ek madde değil o.Her iki taraf tarafından evlenmeden önce imzalanmış anlaşmaların hakim tarafından sallanmadığını da gördü bu gözler.

  3. Bu nafaka olayını bazı kadınlar bile saçma ve adaletsiz buluyor. Ben evliyim mesela ve eşime az önce bu yazıyı sesli olarak okudum. Resmen adaletsizlik ve saçmalık dedi. Geçenlerde bir post ile karşılaştım nette ve bir kız, kocasından boşandığını ve aylık 1500 TL nafaka aldığını söylemiş. Bi de utanmadan bir erkekle daha evlenip boşanırsa, ikinci bir maaş bağlanır mı bağlanmaz mı diye sormuş.

    1. Eğer betaysan merak etme kadın o saçma bulduğu “saçma” sistemi bal gibi senin götüne sokacak.

      Kadınlar, duygusal olarak karşıdakini ele geçirirler, erkek gibi fiziksel değil.

      Bazı kadınlar alenen damga yememek için mış gibi yaparlar, en ufak hatada…

      Gözünü aç biraz

      1. Kardeşim nafakanın betalıkla ne alakası var? Benim tanıdığımın ablası da aldatıldı ve boşandı. Gözü nafakada falan da olmadı. Para da almıyor. İstemedi. Konunun betayla alfayla alakası yok. Bu tamamen kadının karakterine bağlı olan bir şey. Her evliliğin sonu aynı olacak diye bir kaide de yok. Evliliğe karşı olan önyargınızı anlıyorum, fakat sorun evlilik değil. Asıl sorun evlenmek için doğru insanı bulamamak. Red Pill felsefesine sahip bir erkek, kendisi gibi mantıklı ve olgun bir dişiyle evlenirse, evlilik hayatı zulüm olmayacaktır. En azından diğer erkeklerin çektiği sıkıntıları, yediği shit testleri nasıl karşılaması gerektiğini bilip ilişkiye ona yöre yön verecektir.

        1. Bu paragtafta her düşünce yanlış ve her olay nevi şahsıma münhasırdır. Ben böyle okudum. Doğru kişi yok doğru hareket var. Belki doğruya en yakın vardır.

    2. @JJEAX Eşinin böyle söylediğine bakma onlar her zaman böyle insaflı anlayışlı konuşurlar. Örnek veriyorum yarın bir anlaşmazlık çıkıp ayrılacağı zaman kadın senin ona bu okuduğun yazıyı okuyup aynısını sana yapmaya çalışacak unutma. Onlar hiç bir zaman oh biz kadınlara ne güzel ayrıcalıklar var demez sesli olarak, bunu içlerinden sinsice söylerler ama sana ne saçma bir şey böyle olmaz derler. Yani eşinin bu dediğine kanma sonra seni de burda bir şeyler anlatırken bulmayalım.

  4. Nasıl insanlarla berabersiniz siz …
    Siz bozuk olmalısınız ki çevreniz de bozuk .
    Kızkardeşim bir yıl evli kaldı sonra eşi onu ilaçlarını kullanmayıp atak geçirdiği için bipolar olduğu için boşadı .
    Adam çok zengindi evi, iyi bir arabası vardı .iyi bir insan olduğunu düşünüyorum uyumsuz bir evlilik mutsuz ve umutsuzluğa düşmüş olabilir sabredemeyebilir hakkıdır.
    Ama anne ve babam avukatın telkinlerine rağmen sadece islama göre alınması gereken neyse onu almayı uygun bulundu -hiç bir şekilde kanunlara uygun bir boşanma olması talep olunmadı.

    Dünya sizin olsun .

    Kadınlar da sizin , mal sever kadınlar için mal da sizin .

    Yolunu şaşırmış bir grup kırmızı haplı .
    Allahtan korkan kadın değerlidir Allahtan korkan erkek te değerlidir .
    Hangisi Allah’a daha yakın ve Allah’ korkusu daha büyük ise işte o en üstündür .

    1. Evet kardeşim. Evlenirken Allah rızasını gözardı edip, İslami ilkeleri umursamayıp, tamamen cinselliği odak alarak hareket edince, sonuç olarak sapkın kadınların elinde hayatın mahvoluyor. Bu, dünyevileşme (sekülerizm)’in handikapıdır.
      Benim annem senelerce dayak yedi pederden. Ama hiç bir zaman boşanmayı bırak, öyle bir laf bile evde geçmedi.

    2. @Sıratul

      Burda vurgulanan şey kimin nasıl insan olduğu değil de, yasaların adaletsizlik üzerine tasarlanmış olması.

      Yasaların; evli bir kadının, erkeği sikip sikmeyeceğini tamamen kadının ahlâkına ve tercihine bırakması.

      Birinden süresiz nafaka almak A kadınının ahlakina göre
      gayet şerefli/onurlu/adaletli bir hareket iken, B kadınının ahlakina göre tamamen ahlâksız bir davranış. Mevzu ise yasaların “süresiz nafaka” gibi bir belayı erkeklerin başına getirme yetkisini, kadınların tercihine ve karakterlerine bırakması.

      Yasalar, kadınlar hâlen eski dönemlerde ki gibi evinde oturuyor çocuklarına bakıyor ve kocasından başka bir gelir kaynağı yok gibi davranıyor.

      Kadınlar da iş hayatına girdi. Devlet, “Baba beni okula gönder.” kampanyaları düzenleye düzenleye kendi isteğiyle veya sırf batı medeniyetine olan özentiliklerinden dolayı kadınların eski hayat gayesi olan “Doğ-Evlen-Çocuk Doğur-Çocuklarına bak ve evinle ilgilen” döngüsünü bozarak, “Doğ-İş bul-Kariyer yap-Evlen veya evlenme, evlenirsen bile iş, çocuk bakımından önemli.” Bu tarz bir döngü ve yeni bir kafa yapısı yarattı, yaratmaya çalışılıyor.

      Eski Türk toplumu ile şuan güncel Türk toplumu arasında kültür-yetişme-ahlâki değerler-din gibi birçok açıdan devasa farklar var.

      Kızlar, annelerine “Anne sen bu babamın şu yaptığına nasıl katlandın zamanın da, ben olsam derhal ayrılırdım.” Diyor. Halbuki o kadın sadece kendi çıkarları için değil, seni ve senin babasız kalma ihtimalinin zararlarini düşünerek ayrilmamışti, ayrilsaydi şuan ki “sen” çok farklı biriydin. Onun ahlâki değerleri, çocuğunu kendinden önemli gördüğü için böyle bir şey yapmasına izin vermiyordu. Senin, ahlâk kavramın farklı yeni nesil kız.

      Kafalara itinayla empoze edilen “Güçlü ve Kendi ayakları üzerinde duran kadın” algısı, kadınları bir açıdan özgürleştirse de diğer açıdan altyazılı olarak “Kocanıza güvenmeyin, çocuğunuz olsa bile işinizi terk etmeyin. Ayrılırsa ne yapacaksınız” mesajı veriyor. Bu mesajın üstüne, “yine de ayrilirsan, süresiz nafaka var raad ol.” Diyor.

      Sorun en temelinde AHLÂKIN bozulması, insanların insanlara güveni kalmadı. Çocuğu için işinden ayrılan kadın,olur da kocasıyla ayrilirsa, kocasinin bu fedakârlıği görüp tamamen ahlaki açıdan, yasalar olmasa bile , sırf çocuğu ve çocuğunun annesi olduğu için o kadına maddi destek vermesi gerekirDİ. Yani güzel ahlâk açısından düşünürsek böyle OLMALIYDI. Bu durumun oluşmasında, senin bahsettiğin “Allah korkusu” kavramının da rolü büyük. İslam dini, eski nesili bu dünyada “Nafaka,hapis vb” gibi cezalar ile korkutmasa da, onlara adaletsizlik yaparlar ise “yanma korkusu, Allah’ın azabından korkma” gibi korkular vererek insanları “iyi insan” olma yolunda terbiye ediyordu. Hiçbir yasa olmasa bile bir erkek, sırf “Allah korkusu” yüzünden dediğini yapabilirdi. Toplumu düzenleyen islam dini adlı bonus değer, dinsizlerin “Güzel ahlâk için, din ve Allah korkusuna gerek yok” propagandaları ile etkisini yitiriyor. İyi insan olmak veya olmamak için artık tek ölçü; insanin kendi İRADESI/Tercihleri oluveriyor. Kimse ise kimsenin iradesine ve ahlakina güvenerek hareket edemez.

      Yasalar ile korku vererek bozulan ahlâk kavramını düzenlemeye çalışıyorlar,okullarda “iyi insan olun” eğitimi ile ahlâkı düzenlemeye çalışıyorlar. Din adlı değer, artık bu konuda kullanilmıyor. En önemsiz ders “din kültürü ve ahlâk bilgisi” olmuş durumda. “Sonsuz güçte bir varlığın” korkusunu insanlarin zihninden çekiyorlar. “Öldukten sonra hesap” zihniyeti de insanlardan alınıyor, bu korku alınınca insan sadece yasalara odaklanıyor. Hâlbuki yasalardan ustalıkla bir suç işlerse kaçabilir veya zengin bir herifse, hâkimi satın alıp yasayı biraz esneterek tutuksuz yargılanabilir. Ancak üzerinde bir din korkusu olsa idi “hesap vermekten kaçamayacagim, ölünce %100 hesap vereceğim ve Allah’a ne sunarsam sunayım, onlara karşılık beni serbest bırakmaz ve azap eder” algısı olacaktı. Ne cezadan kaçabilecekti, ne de rüşvet verebilecekti. Bu ekstra korkuyu insanlardan çekmeye çalışanlar, iyi bir bok yediklerini sansalar da KÖTÜ olaylarda payı olduklarını unutmamalılar.

      Sonuca gelirsek, dediklerinde haklısın. “Allah korkusu” kavramı olmayan kadın ile evlilik de kadının adaletsizlik yapmamasi için tek şansınız onun “Güzel bir ahlâka” din olmaksızın sahip olma ihtimali. Bu ihtimal kimine göre yüksek kimine göre düşük.

      “adaletsizlik yaparsam,yanarım”şeklinde derinden korkusu olan bir kadinla evlenmek ise EN MANTIKLI evlilik olur. Ayrıca bu korkuya sahip kadin, muhtemelen evlilik dışı ilişkiye de “korku” sebebiyle girmemiş, duyguları yıpranmamiş ve fiziken de folloş olmamıştır. Ateist-feminist-özgürlükçü-Güçlü kadin manipülasyonuna maruz kalmış bir kadindan katlarca kez iyidir.

      Islam dini, toplumu gayet iyi düzenliyor. Dinsizlerin, bu değeri alıp insanları tamamen “özgür ” bırakma çabası, zannettikleri kadar iyi bir şey değil. “Özgür” insan tehlikeli insandır. Özgür insan kararlarini değiştirmekte de özgürdür, onun iradesine güvenerek hareket etmek çok zordur. Bunu görüp çilesini çektikten sonra, hepsi tek tek dini arar olmaya başlayacak.

  5. Hocam yakıştı mı şimdi size bu?
    “Kadın %90 ihtimalle çocuğun velayetini alıyor ve eğer istemezse çocuğu babasına göstermeyebiliyor.”yalan
    Çünkü : https://m.haberturk.com/gundem/haber/1257676-cocugunu-gostermeyen-ebeveyne-para-cezasi-geliyor

    “2016’dan beri üzerinde çalışılan süresiz nafakanın kaldırılması konusunda hala bir gelişme yok.”
    Yalan
    Çünkü : http://m.hurriyet.com.tr/gundem/nafakaya-5-yil-siniri-40808387

    http://m.hurriyet.com.tr/gundem/bakanlik-devreye-girdi-muebbet-nafakaya-cozum-geliyor-40806073
    Ülkemizde birkaç istisna dışında büyük problem yaşayan yok diye bılıyorum
    Buradan ogrendıklerım gerçekten çok faydalı bilgiler, arada böyle paylaşımlar oluyor lutfen bunlara mahal vermeyin. Bir de bu yazıda mavi haplı kokusu aldım.:D

    1. Medyaya mı inanıyosun? Kanunda 18 yaş altı evlenmek suç geçen fotoğrafçı damadın burnunu kırmıştı gelin 15 yaşında olduğu için

    2. Paylaştığın haberler geliyor diyor, çalışılıyor diyor, kesin geldi demiyor. Faraziyeler üzerinden paylaşım yaparak yanlış algı yapıyorsun.

      Aslında hepimiz biliyoruz, bu konu devamlı ötelenecek, çözüm bulunmayacak. Medyada mağdur kadın pompalanması çok yoğun. Mağdur olan erkekler, bir gün evli kalıp ömür boyu nafaka veren haberler özellikle verilmiyor. Yıllarca çocuğunu göremeyen, sesine hasret kalan binlerce baba var. Çocuk en güçlü silah çünkü.

      Yazı çok güzel yerlere değinmiş. Kadınlarımız evlenince format değiştiriyor, içinden başka bir canavar çıkıyor. Bir an önce boşanmak için can atanlar var.

      Evlilikte sadece anne kutsanıyor, baba etkisiz eleman gibi empoze ediliyor. Oysa çocuk için baba daha önemli bir figür. Çocuk için bir rol model. Kararları alması, sorumluluk alması, evi maddi olarak yönlendirmesi,ufak tamiratlar yapması çok önemli. Erkek çocuk, doğrudan mavi hapa yönlendiriliyor. Kız çocuk için baba ileride devamlı aranan bir figür oluyor.

      Bu yazdıklarım genellemedir, boşanmış ailelerde mutlu olan çok çocuk da vardır. Boşanmak bir noktada çözüm, kurtuluştur. Ancak egolu kadın veya erkek farketmez, kimse artık tahammül edemiyor. Ben olsam ben de etmem.

      24 yıllık evli, kırmızı haplı, son kararları veren, evi yöneten bir arkadaşınız olarak yazıyorum. Evlilik yan gelip yatma yeri değildir. Hala body yapıyorum, kendime bakıyorum, inisiyatif alıyorum, inanın eşiniz de sizin bu halinizle yanınızda bulunmaktan, hizmet etmekten mutluluk duyuyor.

      Biraz konunun dışına çıktım kusura bakmayın.

      Herkese selamlar.

  6. Çocuk yapmak için evlenmek özünde insanın soyunu devam ettirme isteğinden kaynaklanıyor, eskiden öyleydi ama artık soyu devam ettirme isteğinin zamanımıza göre ilkel bir istek olduğunu düşünüyorum, ulan çok mu değerli genlerin var; çok mu yakışıklı-güzelsin ya da zeki misin, nadir bulunan mavi gözün falan mı var da genlerini aktarmaya çalışıyorsun anlamıyorum ki… Ülke nüfusu zaten kalabalık. Eğer özenle yetişirip geliştirip hayırlı bir evlat yapmayacaksanız çocuk yapmayın.

        1. Şaka mı bu? Giyinme ne amk, hayat bilgisi dersi bilgisi mi sunuyorsun? Hayatta kalmak denir ona hayatından şüphen yoksa üreme gelir sonrasında? Hatta onu geç savaş durumlarında çocuk doğum oranları genelde artar. Neden? Çünkü insanlar stres ve yaşam tehditi altında oldukları zaman nesilleri tükenmesin diye üremeye çalışırlar.

    1. Bu sitede çocuk konusunda senin gibi doğru tespit eden yok.
      En kırmızı haplılar bile çocuk fikrine esir oluyor.

  7. Mahmut abi sen evlilik sözleşmesi yaptınmı? Veya bize yapmayı tavsiye eedermisin çünkü kadın malın yarısınıda alıp götürüyor!

  8. Türkiye’de evlilik sözleşmelerinin bir geçerliliği yok. Kanunen bir hükmü yok. İmzalansa bile bir boka yaramıyor.

  9. Çocuktan daha ziyade, yaşlandığımızda sevebileceğimiz sıcak bir yuva, torun..vs için evlenilebilir belki. Ama açıkçası çocuk istemeyi de anlamıyorum. Büyüt, uğraş, didin ve gitsin birisiyle evlensin, sonra belki de yüzüne bile bakmayacak biri olsun. Değer mi uğraşmaya. Bu arada ekonomik sıkıntıları, sağlık sorunları, başına bir şey gelir mi kaygısı, geleceğine dair binlerce soru işaretlerini daha hic saymadım bile.

    1. Yaşlılıkta bu nesil yanınızda olmayacak. Evlenseniz de evlenmeseniz de yaşlı ve yalnız olmanız büyük ihtimal.

  10. Bakın, burada bence en önemli şey, hatta kırmızı hap ve karşı cinsle ilgili tüm konuların ardında yatan şey belli. Çoğu farkında olan, ama mavi hapı henüz atamamış bireylerde, (bunlara zaman zaman ben de dahilim) aslında asıl sorun, uçanla kaçana atlayan, alemlerin fucker’ı olmak falan değil. Kadınlar tarafından tercih edilmemek. Hatta evliliğe değer görülmemek. Erkeklerin çoğu, evliliği tercihen “istememeyi” istiyor. Yani, “evlenmek istemiyorum ve benim tercihim. ama istesem de çoğu kız benimle evlenebilir” durumunu hissedebilmek. Bekar olan herkes bunu iyi kötü düşünüyordur. TR’de otuza yaklaşmış erkeklerin muhafazakar yerlerde artık itin götüne sokulması durumu da var. İşyerinde sırf evli ve çocuklu olmadığım için ve “daha rahat” olduğum için angarya işler arasıra bana kitlenebiliyor. Ne evlilikmiş amk.

  11. Sıratürl gibi gerçeklikten yalıtılmış arkadddaşlar olaya duygusal veya yakınlarının yaşadıkları olaylar çerçevesinden bakabiliyor, ama dünyanın binbir türlü hali var deyimini asla unutmamak lazım.

    Bir de demekki sizin çevreniz çok bozuk falan, saçmalamayın.

  12. Ben de boşandım. 3 ay evli kaldım. 5.gün 5.gece.düğün, gelinliğe kadar masraflar için neler harcadım neler.
    Bu yazıyı ibret alın diye erinmeden şu saatte uzun uzun yazdım. Evlenmeyin diyemem ama güzel ülkemin erkeklerini ne beklemektedir, aşağıdaki yazımı(başıma getirilenleri) okumadan anlayamazsınız ve anlamadan evlenmeniz bir facia olur. Siteden bu yazıyı ayrı bir başlıkta yayınlamasını erkeklerimizin iyiliği için istiyorum. Karar kendilerinin.
    Başlıyorum:
    Neyse anlaşamadık ve ben dava açtım. Dava 1 yıl sürdü ve kızın boşanmak istemiyorum, beyanıyla davam reddedildi ve 3 sene ayrı yaşama verdi Mahkeme. Bu davada bende ya da kadında bir kusur tespiti yapılmadı.
    Bu karardan 3 ay sonra kız tarafı bu sefer bana boşanma davası açtı. Ve dava 1 yıl sürdü. Kadın tarafının açtığı bu davada ben boşanmayı kabul ettim. 2 taraf da boşanmayı istediğinde hakime düşen, boşanmaya hükmetmek oldu. Gelelim nafaka ve diğer şeylere.
    Ben de kusur bulunamadı ve bunun için kadının manevi tazminat isteği reddedildi. Ama komik bir gerekçe ile maddi tazminata hükmedildim. Boşanmadan dolayı kadının maddi kayıpları oluşmuş, aynen böyle diyordu gerekçe. Ben yargıtaya bile itiraz ettim. Kadın kendi dava açtı ve boşanmayı istedi. Kendi dava açıp da boşanmadan dolayı maddi kayıp da ne oluyormuş, falan dedim ama temyizim reddedildi.
    Gelelim nafakaya. Nafaka yükümlüsü oldum. Peki kusur tespiti yapılmadan nasıl nafaka yükümlüsü oldu. Sıkı durun aynen şu gerekçeyle:
    “Erkek tarafı reddedilen boşanma davası açmakla kusurlu taraf haline gelmiştir. Bunun için nafaka ödemesine…”
    Hani 1.davayı ben açmıştım ya. 2. Davayı kadın açmıştı ya. O 1. Davam reddedildi ya, mahkeme onu kastediyor.
    Yargıtaya başvurdum. Her dava bağımsızdır, dedim. 1. Davam reddedildiyse kadın tarafı 2. Davayı açmasaydı, dedim. Hem 1. Davayı reddettiren ve 3 yıl ayrı yaşama ve eşini (beni) ikna hakkı kazanan kadın tarafı(eşim), yeni 1 tek kusur bile isnat etmeden neden 1 ay sonra dava açtı, dedim.
    Neyse reddedildim.
    Gelelim takı ve çeyize. Karşı taraf bir liste sundu mahkemeye. Annesi ve kardeşini tanık gösterdi. Hakim anneye sordu. 102 madde olan bu çeyizler hakkında ne diyorsun. Annesi aynen katılıyorum, bu çeyizleri biz erkek evine verdik, dedi. Hakim yaz dedi katipe, annesi listeye aynen tanıklık etti. İtiraz ettim o an. Bu listede bir çatal takımına 700 tl denmiş. Böyle marka ve sayılar tek tek belirtilmiş ve fiyatlar fahiş. Madem annesi bunları tek tek eliyle yerleştirmiş ise, listeyi aynen katılıyorum diyeceğine eliyle koyduklarını saysın, dedim. 1 tek ördekçioğlu tencere seti, diyebildi. Ama mahkeme o listeyi benden aynen istedi. Ağzım açık kaldı.
    Takı konusunda da öyle oldu. Kızla ayrılık günümüzde tartıştık ve kız çekti gitti. Hastaneye gitmiş sakinleştirici almış. İşte bu ilaçlar ve hastaneye gitmesi takı meselesinde bana karşı kullanıldı. Kıza demişim ki ben evden gidiyorum, ben gelmeye evden gitmiş ol. Kız da ben evde yokken beni beklemiş ve benim gelmeyeceğimi anlayınca psikolojisi bozulmuş ve evden ayrılmış ve takıları alamamış. Ben de daha önceki 2 boşanma davasında bana kusur tespit edilmemesini bu takı davasında delil olarak sundum. Eğer bir kusurum olsa idi, kovma gibi bir kusur tespiti yapılırdı ve ben manevi tazminata hükmedilirdim. Karşı taraf ise kusurlu olduğum tespit edildiğini ve nafaka yükümlüsü olmama hükmedildiğimi, söylediler. Ben de nafaka yükümlüsü olmam, davayı benim açmam ve bu davanın reddedilmesi gerekçesiyle olduğunu söyledim. Üstelik hem bu davalarda hem öncekilerde karşı taraf yani kız tarafın 2 şahidi olduğunu; biri kızın annesi biri de kızın (eşim yani) kardeşi.
    Sonuç altınların faiziyle iadesi.
    Eşimin avulatı haber salmış. Boşuna yargıtaya verip para harcamasın, kadın her durumda haklı, kız istese 8 değil 16 bilezik bile isteyebilirdi, demiş.
    Avulatları haklı, dedim ve temyiz etmedim.
    Ha unutmadan söyleyeyim. 1. Davada 3 ay süren ekonomik araştırna yapıldı. Ben öğretmenim ve kız çalışmıyor. O gün için benim maaşım 1830 tl falan. 500 tl tedbir nafakası (dava bitene kadar bağlanan nafaka) bağlandı. Ve davaya devam ara kararı alındı. 3.5 aylık nafaka 1800 ediyordu. Diyelim mahkeme bugün 15.00’te bu tedbir nafakası ara kararını verdi ya. Yarın sabah 08.30’de beni icraya verdiler. 1800 tl oldu bir gecede 3500 falan. Avukatları aynı zamanda icra vekili olduğu için 1500 tl vekil ücreti, icra mahkeme masrafı falan eklediler.
    Neyse 1. Davam reddedildi ve davayı kaybettiğim için 400 tl 3 yıl ayrı yaşama nafakası artı mahkeme masrafları artı karşı tarafın vekalet ücretine hükmedildim. Yine ertesi gün sabah icraya verildim. Önceki icra 1. İcra dairesinde ise bu icra 3. İcra dairesinde açıldı. Ve maaşıma haciz geldi. Eğer önceki icra dairesine bir dilekçe verselerdi otomatikmen maaşa icra gelirdi ama vekilleri tekrar vekalet ücreti alamazdı ve ben tekrar icra mahkemesi masrafı ödemezdim. Bir de 1 gün beklemeden nafakayı ödemiyor diye maaaşıma haciz ile beni okulda rezil etmek istediler.
    2. Davamız açıldı demiştim. Onda da tedbir nafakası bağlandı. O davanın da bir sonu oldu. Her defasında beni farklı bir icra dairesinden dava ettiler. Ve her defasında hem asıl Aile mahkemesinde hem 1 gün sonra açılan farklı icra dairelerinden vekalet ücreti ve mahkeme masrafları ödedim. Hakime şikayet ettim bu durumu. Oralı bile olmadı, avukatları söz aldı. Bizim yasal hakkımız dedi. Bir şey diyemedim. Kızın ailesinin fabrikası var dedim. Kız nasıl baba evine sığınır kabul edilsin ki dedim. Vekilleri; kızın ailesinin maddi durumu mahkemenin konusu değil, dedi. Öyleymiş sustum. Azarlandıklarımı hiç saymıyorum. Kendimi yıllarca davadan davaya düşmüş yargılanan bir suçlu terörist gibi hissettim hep. Vekiller benim gibileri bekliyor ki yolsun. Neyse…
    Hatta maddi tazminat 18000 tl bağlandı ya bunu da farklı dairede icraya verdiler. 1 gecede 23 bin tl oldu bu para. Vekalet, masraflar… falan. Ödeyemeyeceğimi beyan ettim. Maaşıma haciz geldi. O günkü maaşımın 4’te 1′ olan 500 tlye hükmettiler. Tam 36 ay boyunca ayda 500 tl kesildi. Toplamda 18 bin tl kesilmiş oldu. 18 binin 23 bin tl olması yetti mi icra dairesine gittim. Kalan ne kadar dedim. 18000 tl kaldı dediler. 18 bin tl, 36 ayda toplam 18 bin tl kesilmesine rağmen nasıl 18 bin tl kalır dedim. Müdüre kadar hesaplattım. Doğru 18 bin tl kalmış. Faizler, karşı tarafın avukatının bir kaç bahane ile itiraz dilekçeleri dolayısıyla vekil ücretleri katlamış gitmiş.
    Neyse bu arada başka ile ve okula tayinim çıktı. Vekilleri tekrar dilekçe vermiş. Ek.ücretlerime de haciz geldi. Haftada 30 saat.derse giriyordum. Hafta sonları kurs açmıştım. Sınav ücretleri dahil her şeye icra geldi. Maaşımın dörtte biri artı tüm ek ödemeler. Yeri geldi ayda 2800 tl kesildi. 5 ayda 11700 tl daha kesildi. Tekrar icraya gittim. Ne kadar borcum kaldı, dedim. 16700 tl kalmış. 18 bin kalmıştı nasıl olur da 5 ayda 11700 ödememe rağmen 16700 kalır dedim. Memurun biri dedi ki: Bu şekilde bitmez bu borç. Toplu kapat. Nerden nasıl bulursan bul, dedi.
    Neyse buldum buluşturdum kapattım.
    İşte bundam 15 gün sonra da takı ve çeyize 40 bin tl geldi. Aman maaaş haciz gelmesin diye karşı tarafa haber saldım. İcraya vermeyin de peşin ödeyeyim dedim. Peşin deyince ve ayaklarına düşünce tamam dediler. Kredi çektim. Nisan 2018de 40 bin tl Halk bankasından maaş müşterilere özel indirimli çektim. Faizle birlikte 57 bin tl. 48 ay taksitle ayda 1200.
    Şu an Temmuz 2018’dayız. Şimdi olsa o altınlar falan 60 bin Tl ederdi. Faizde yükseldi. 28 bin falan ediyor. 88 bin toplam. Ayda 2000 tl falan ederdi. İyi ki bu güne kalmamış. Zaten bankalar 50 bin tlden fazla tüketici kredisi vermiyorlar. Tam 6 yıla yakın davalar nedeniyle elde avuçta bir şey kalmamıştı. Mecbur maaşıma ve ek ücretlerimin tamamına icra gelirdi. Tahminim ayda 2000 tl kıza öderdim. Ve 10 seneden aşağı da bitmezdi.
    Çocuk da yok. 3 ay evlilik. Ve kusur tespiti yapılmadı.
    Ben hikaye olsun diye anlatmadım bunları. İlk defa burada hikayemi anlattım. Evet bu site bunların hem yeri hem bu anlattıklarım için tam sırası.
    Maalesef Türkiye tüm diğer ülkelerden daha kötü durumda. AB ve ABD’de hemen hemen nafakalar kalktı. 1 yıl evliliğe 1 yıl nafaka falan kesiliyor. Daha benim çocuk da olmadı. Bu hikayeye iştirak nafakası, icra ile alınan çocuk, gösterilmeyen çocuklar falan da eklemedim.
    Hakimler çok değişti. Biri bana acıdı. Toplu nafaka kesti. O zaman 9000 tl idi. Karşı taraf toplu para diye sanırım itiraz etmedi. Yıllarca belki bir ömür ödemekten kurtuldum. Her erkek benim kadar şanslı değildir. 2 güne 10 yıldır ödeyenleri duyuyoruz basın yayında. Kadın evlense veya nikahsız yaşasa ya da sevgili edinse erkek tarafın haberi bile olmaz. Olsa bile ispatlaması lazım. Zina bile artık suç değil. Polis kimsenin evini basmaz. Ahlak polisi bitti o dönemler. Kimse de (özellikle kadınlarda) vicdan kalmadı.
    İlginç mahkemeler ve feminist basın hatta tamamı Beta olan erkeklerimiz kadını yalan söylemez,ahlak abidesi melekler olarak görüyor.
    Avrupada yine.evlilik kurumu.bitmiş. Bizdeki evli erkeğin rezilliği kimeede yok. Bizim Türkiyede hala bekara ev verilmeme,adam yerine konulmama ve utandırma hala yaygın ve güçlü.
    Türkiyede hala düğünü erkek yapar, takı kadınındır, eşya erkeğin sırtında.
    Erkek ve evlilik.
    Yok ya.

    1. Kolay kolay bir şeye şaşırmam şu yaşıma rağmen, evliliğede çok var.

      Ama ağzım açık kaldı, sinirim hopladı.

      Kadın olsaydım duygu fırtınasından yazdığınıza aşık olmuştum.

      Gerçi hoş, kadın olsaydım tek hoşuma gitmesi duygu fırtınası olmazdı ya.

      Pes anasını satayım.

    2. @Metin Bey allah yardımcın olsun bari bundan sonra kadınlara gerektiği gibi davranda bundan sonra siken sen ol. Bu yazının paylaşılması lazım erkeklerin gözü açılması için.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *