Bir boşanma hikayesi

Ben de boşandım. 3 ay evli kaldım. 5.gün 5.gece.düğün, gelinliğe kadar masraflar için neler harcadım neler.

Bu yazıyı ibret alın diye erinmeden şu saatte uzun uzun yazdım. Evlenmeyin diyemem ama güzel ülkemin erkeklerini ne beklemektedir, aşağıdaki yazımı(başıma getirilenleri) okumadan anlayamazsınız ve anlamadan evlenmeniz bir facia olur. Siteden bu yazıyı ayrı bir başlıkta yayınlamasını erkeklerimizin iyiliği için istiyorum. Karar kendilerinin.

Başlıyorum:

Neyse anlaşamadık ve ben dava açtım. Dava 1 yıl sürdü ve kızın boşanmak istemiyorum, beyanıyla davam reddedildi ve 3 sene ayrı yaşama verdi Mahkeme. Bu davada bende ya da kadında bir kusur tespiti yapılmadı.
Bu karardan 3 ay sonra kız tarafı bu sefer bana boşanma davası açtı. Ve dava 1 yıl sürdü. Kadın tarafının açtığı bu davada ben boşanmayı kabul ettim. 2 taraf da boşanmayı istediğinde hakime düşen, boşanmaya hükmetmek oldu. Gelelim nafaka ve diğer şeylere.

Ben de kusur bulunamadı ve bunun için kadının manevi tazminat isteği reddedildi. Ama komik bir gerekçe ile maddi tazminata hükmedildim. Boşanmadan dolayı kadının maddi kayıpları oluşmuş, aynen böyle diyordu gerekçe. Ben yargıtaya bile itiraz ettim. Kadın kendi dava açtı ve boşanmayı istedi. Kendi dava açıp da boşanmadan dolayı maddi kayıp da ne oluyormuş, falan dedim ama temyizim reddedildi.

Gelelim nafakaya. Nafaka yükümlüsü oldum. Peki kusur tespiti yapılmadan nasıl nafaka yükümlüsü oldu. Sıkı durun aynen şu gerekçeyle:

“Erkek tarafı reddedilen boşanma davası açmakla kusurlu taraf haline gelmiştir. Bunun için nafaka ödemesine…”

Hani 1.davayı ben açmıştım ya. 2. Davayı kadın açmıştı ya. O 1. Davam reddedildi ya, mahkeme onu kastediyor.

Yargıtaya başvurdum. Her dava bağımsızdır, dedim. 1. Davam reddedildiyse kadın tarafı 2. Davayı açmasaydı, dedim. Hem 1. Davayı reddettiren ve 3 yıl ayrı yaşama ve eşini (beni) ikna hakkı kazanan kadın tarafı(eşim), yeni 1 tek kusur bile isnat etmeden neden 1 ay sonra dava açtı, dedim.

Neyse reddedildim.

Gelelim takı ve çeyize. Karşı taraf bir liste sundu mahkemeye. Annesi ve kardeşini tanık gösterdi. Hakim anneye sordu. 102 madde olan bu çeyizler hakkında ne diyorsun. Annesi aynen katılıyorum, bu çeyizleri biz erkek evine verdik, dedi. Hakim yaz dedi katipe, annesi listeye aynen tanıklık etti. İtiraz ettim o an. Bu listede bir çatal takımına 700 tl denmiş. Böyle marka ve sayılar tek tek belirtilmiş ve fiyatlar fahiş. Madem annesi bunları tek tek eliyle yerleştirmiş ise, listeyi aynen katılıyorum diyeceğine eliyle koyduklarını saysın, dedim. 1 tek ördekçioğlu tencere seti, diyebildi. Ama mahkeme o listeyi benden aynen istedi. Ağzım açık kaldı.

Takı konusunda da öyle oldu. Kızla ayrılık günümüzde tartıştık ve kız çekti gitti. Hastaneye gitmiş sakinleştirici almış. İşte bu ilaçlar ve hastaneye gitmesi takı meselesinde bana karşı kullanıldı. Kıza demişim ki ben evden gidiyorum, ben gelmeye evden gitmiş ol. Kız da ben evde yokken beni beklemiş ve benim gelmeyeceğimi anlayınca psikolojisi bozulmuş ve evden ayrılmış ve takıları alamamış. Ben de daha önceki 2 boşanma davasında bana kusur tespit edilmemesini bu takı davasında delil olarak sundum. Eğer bir kusurum olsa idi, kovma gibi bir kusur tespiti yapılırdı ve ben manevi tazminata hükmedilirdim. Karşı taraf ise kusurlu olduğum tespit edildiğini ve nafaka yükümlüsü olmama hükmedildiğimi, söylediler. Ben de nafaka yükümlüsü olmam, davayı benim açmam ve bu davanın reddedilmesi gerekçesiyle olduğunu söyledim. Üstelik hem bu davalarda hem öncekilerde karşı taraf yani kız tarafın 2 şahidi olduğunu; biri kızın annesi biri de kızın (eşim yani) kardeşi.

Sonuç altınların faiziyle iadesi.

Eşimin avulatı haber salmış. Boşuna yargıtaya verip para harcamasın, kadın her durumda haklı, kız istese 8 değil 16 bilezik bile isteyebilirdi, demiş.
Avulatları haklı, dedim ve temyiz etmedim.

Ha unutmadan söyleyeyim. 1. Davada 3 ay süren ekonomik araştırna yapıldı. Ben öğretmenim ve kız çalışmıyor. O gün için benim maaşım 1830 tl falan. 500 tl tedbir nafakası (dava bitene kadar bağlanan nafaka) bağlandı. Ve davaya devam ara kararı alındı. 3.5 aylık nafaka 1800 ediyordu. Diyelim mahkeme bugün 15.00’te bu tedbir nafakası ara kararını verdi ya. Yarın sabah 08.30’de beni icraya verdiler. 1800 tl oldu bir gecede 3500 falan. Avukatları aynı zamanda icra vekili olduğu için 1500 tl vekil ücreti, icra mahkeme masrafı falan eklediler.

Neyse 1. Davam reddedildi ve davayı kaybettiğim için 400 tl 3 yıl ayrı yaşama nafakası artı mahkeme masrafları artı karşı tarafın vekalet ücretine hükmedildim. Yine ertesi gün sabah icraya verildim. Önceki icra 1. İcra dairesinde ise bu icra 3. İcra dairesinde açıldı. Ve maaşıma haciz geldi. Eğer önceki icra dairesine bir dilekçe verselerdi otomatikmen maaşa icra gelirdi ama vekilleri tekrar vekalet ücreti alamazdı ve ben tekrar icra mahkemesi masrafı ödemezdim. Bir de 1 gün beklemeden nafakayı ödemiyor diye maaaşıma haciz ile beni okulda rezil etmek istediler.

2. Davamız açıldı demiştim. Onda da tedbir nafakası bağlandı. O davanın da bir sonu oldu. Her defasında beni farklı bir icra dairesinden dava ettiler. Ve her defasında hem asıl Aile mahkemesinde hem 1 gün sonra açılan farklı icra dairelerinden vekalet ücreti ve mahkeme masrafları ödedim. Hakime şikayet ettim bu durumu. Oralı bile olmadı, avukatları söz aldı. Bizim yasal hakkımız dedi. Bir şey diyemedim. Kızın ailesinin fabrikası var dedim. Kız nasıl baba evine sığınır kabul edilsin ki dedim. Vekilleri; kızın ailesinin maddi durumu mahkemenin konusu değil, dedi. Öyleymiş sustum. Azarlandıklarımı hiç saymıyorum. Kendimi yıllarca davadan davaya düşmüş yargılanan bir suçlu terörist gibi hissettim hep. Vekiller benim gibileri bekliyor ki yolsun. Neyse…

Hatta maddi tazminat 18000 tl bağlandı ya bunu da farklı dairede icraya verdiler. 1 gecede 23 bin tl oldu bu para. Vekalet, masraflar… falan. Ödeyemeyeceğimi beyan ettim. Maaşıma haciz geldi. O günkü maaşımın 4’te 1′ olan 500 tlye hükmettiler. Tam 36 ay boyunca ayda 500 tl kesildi. Toplamda 18 bin tl kesilmiş oldu. 18 binin 23 bin tl olması yetti mi icra dairesine gittim. Kalan ne kadar dedim. 18000 tl kaldı dediler. 18 bin tl, 36 ayda toplam 18 bin tl kesilmesine rağmen nasıl 18 bin tl kalır dedim. Müdüre kadar hesaplattım. Doğru 18 bin tl kalmış. Faizler, karşı tarafın avukatının bir kaç bahane ile itiraz dilekçeleri dolayısıyla vekil ücretleri katlamış gitmiş.

Neyse bu arada başka ile ve okula tayinim çıktı. Vekilleri tekrar dilekçe vermiş. Ek.ücretlerime de haciz geldi. Haftada 30 saat.derse giriyordum. Hafta sonları kurs açmıştım. Sınav ücretleri dahil her şeye icra geldi. Maaşımın dörtte biri artı tüm ek ödemeler. Yeri geldi ayda 2800 tl kesildi. 5 ayda 11700 tl daha kesildi. Tekrar icraya gittim. Ne kadar borcum kaldı, dedim. 16700 tl kalmış. 18 bin kalmıştı nasıl olur da 5 ayda 11700 ödememe rağmen 16700 kalır dedim. Memurun biri dedi ki: Bu şekilde bitmez bu borç. Toplu kapat. Nerden nasıl bulursan bul, dedi.

Neyse buldum buluşturdum kapattım.

İşte bundan 15 gün sonra da takı ve çeyize 40 bin tl geldi. Aman maaaş haciz gelmesin diye karşı tarafa haber saldım. İcraya vermeyin de peşin ödeyeyim dedim. Peşin deyince ve ayaklarına düşünce tamam dediler. Kredi çektim. Nisan 2018de 40 bin tl Halk bankasından maaş müşterilere özel indirimli çektim. Faizle birlikte 57 bin tl. 48 ay taksitle ayda 1200.

Şu an Temmuz 2018’dayız. Şimdi olsa o altınlar falan 60 bin Tl ederdi.

Faizde yükseldi. 28 bin falan ediyor. 88 bin toplam. Ayda 2000 tl falan ederdi. İyi ki bu güne kalmamış. Zaten bankalar 50 bin tlden fazla tüketici kredisi vermiyorlar. Tam 6 yıla yakın davalar nedeniyle elde avuçta bir şey kalmamıştı. Mecbur maaşıma ve ek ücretlerimin tamamına icra gelirdi. Tahminim ayda 2000 tl kıza öderdim. Ve 10 seneden aşağı da bitmezdi.
Çocuk da yok. 3 ay evlilik. Ve kusur tespiti yapılmadı.

Ben hikaye olsun diye anlatmadım bunları. İlk defa burada hikayemi anlattım. Evet bu site bunların hem yeri hem bu anlattıklarım için tam sırası.

Maalesef Türkiye tüm diğer ülkelerden daha kötü durumda. AB ve ABD’de hemen hemen nafakalar kalktı. 1 yıl evliliğe 1 yıl nafaka falan kesiliyor. Daha benim çocuk da olmadı. Bu hikayeye iştirak nafakası, icra ile alınan çocuk, gösterilmeyen çocuklar falan da eklemedim.

Hakimler çok değişti. Biri bana acıdı. Toplu nafaka kesti. O zaman 9000 tl idi. Karşı taraf toplu para diye sanırım itiraz etmedi. Yıllarca belki bir ömür ödemekten kurtuldum. Her erkek benim kadar şanslı değildir. 2 güne 10 yıldır ödeyenleri duyuyoruz basın yayında. Kadın evlense veya nikahsız yaşasa ya da sevgili edinse erkek tarafın haberi bile olmaz. Olsa bile ispatlaması lazım. Zina bile artık suç değil. Polis kimsenin evini basmaz. Ahlak polisi bitti o dönemler. Kimse de (özellikle kadınlarda) vicdan kalmadı.

İlginç mahkemeler ve feminist basın hatta tamamı Beta olan erkeklerimiz kadını yalan söylemez,ahlak abidesi melekler olarak görüyor.

Avrupada yine evlilik kurumu bitmiş. Bizdeki evli erkeğin rezilliği kimesede yok. Bizim Türkiyede hala bekara ev verilmeme,adam yerine konulmama ve utandırma hala yaygın ve güçlü.

Türkiyede hala düğünü erkek yapar, takı kadınındır, eşya erkeğin sırtında.

Erkek ve evlilik.

Yok ya.

İkinci Bölüm : Bir Boşanma Hikayesi – Tehlike Sinyalleri

Konuk Yazar : Metin Bey

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

33 thoughts on “Bir boşanma hikayesi”

  1. Bence burada olan sadece feminizm değil. Feminizm dünya uygarlıklarının erkeğe nasıl baktığını daha çıplak bir halde ortaya çıkardı : harcanacak kişi.

    Aslına bakarsanız, bence ataerkil sistem tam olarak budur. Erkek egemen sistem değil, çok az sayıda erkeğin egemen ve diğer tüm erkeklerin sistem, kadınlar ve çocuklar için harcanabilir olduğu sistemdir. Black Pigeon Speak’in tanımı doğru :

    “Erkekler harcanabilir, kadınlar korunacak ve çocuklar ise toplumun en önemli ve merkezi grubu. ”

    Çocuklar için erkek harcanabilir olacak ve kadınlar da hipergami dürtülerinden vazgeçecek. Erkekler binlerce yıldır harcanabilir olduklarından (bakmayın siz kendilerini grupları için feda eden erkeklerin heykelini diktiklerine, o grup o erkeklere normal zamanda zerre değer vermez). Sistemin bu kadar hızlı erkeklerin aleyhine dönmesinin nedenlerinden biri de bu. Erkekler zaten böyle harcanabilir görülürken mahkemede kadın için harcamak zaten toplumların geninde var.

    1. Feminizm, ataerkil sistemi kadınların ezildiği, erkeklerin çıkarına çalışan bir düzen olarak kamuoyunu troller. Oysa ki ataerkil sistem sadece belirli bir sınıfın (azınlığın) diğer bütün erkekleri ezmesi ve sömürmesi üzerine kurulmuştur ve bunu yaparken kadınları erkeğe karşı kullanır. Bunu anlamak çok önemli. Bu durumu reddeden kadınlar çok az sayıda da olsa var. Eş seçerken kadını buna göre sınamak gerek ki yine de aldanma ihtimali hep var. Uygun bulduğunuz kadın evlendikten sonra şeytana dönüşebilir, öyle alfalık falan da sökmez doğduğunuza pişman edebilir.

    2. Kadınların korunacak olmasının nedeni çocuklar. Kadınlar büyük bir küstahlıkla kendilerinin daha değerli olduklarını sanıyor ama kadınlar çocuk merkezli olmaktan çıktıkça bu ayrıcalıkları yok oluyor.

  2. Bu hikayenin ibretlik olması için şu soruyu sormam lazım : bu kızın böyle olacağını evlenmeden önce hiç göremedin mi yoksa mavi hap yüzünden görsen bile erkek olarak doğru olanı yapıp evlendin mi? Varsa ne tür özellikleri kırmızı alarmdı.

    Beni yanlış anlama. Asıl sorunun kötü bir kadın ve aileye erkeği düdüklemesi için sınırsız güç veren yasalar sorun. Hikayene bakıp evlenmeyecek adamlar için olay orada bitiyor zira boşanma ve boşanma tecavüzünden korunmanın en etkili yolu hiç evlenmemek.

    Ama hal evlenmek isteyenler için önemli şeylerden biri bu tür kırmızı alarmları öğrenmek. Örneğin senin hikayende 2 tane var :

    1) Sen öğretmensin kadın çalışmıyor. Burada bazılarının sandığının aksine çalışan kadının adamı böyle düdükleme şansı çalışmayana göre daha az. Ben çalışmayan kadınla evlenmezdim.

    2) 5 gün 5 gece düğün ve bir sürü masraf. Böyle şatafatlı düğün isteyen aile ve kızdan uzak durmak lazım. Bir kına yaparsın, nikah ve ardından da mütevazi bir düğün. 1800 TL maaşla 5 gün 5 gece düğün yapmamak lazım. Takı, düğün büyüklüğü, davetliler (kendi tarafından çok çağırıp da senin tarafı kafaya takmama), vs … konularında rahatsız eden kadınlardan uzak durmak lazım. Bırakın onlar da kızkurusu kalsın ya da başka bir mavi haplıyı ağlarına düşürsün.

    Benim eski hatun düğün konusunda çok kırmızı alarm vermişti. Ben kazaklık yapıp hiçbirini kabul etmemeyi marifet saydım (örneğin düğünü mütevazi bir bahçede küçük bir grupla yapmak, tek taş almamak gibi) ama asıl yapmam gereken hatunu terk etmekmiş. Zira hatun erkek benim eşeğim, binerim sırtına vururum kırbacı mantığında ise onunla sevgili iken istediğin kazaklığı yapsan da evlenince devletin senin kafana silah dayadığını bildiğinden sessizce sabredebiliyor.

  3. April 5, 2018 at 8:39 pm
    Bazı şeyleri ayıramıyorum. bir insan hem piç hem dominant olamaz mı ?
    Ben eğlenceli biriyim gülmeyi seviyorum kahkaha atmayı.
    Dominant olmak için bunlardan vazgeçip bana saygı duysunlar diye rol mü yapacağım. inanın ayrımını yapamıyorum. hem eğlenceli hem kendim gibi hem saygı duyulan olamaz mıyım ? Saygıya da muhtaç değilim de saygısızlıkların minimum seviyesini istiyorum ulaşamaz mıyım bu şekilde ?

    Dominantlık hakkınızda ki yazınız da xox tarafından sorulmuş bir soru.
    Cevabını ben de merak ediyorum. Teşekkürler.

    1. Cevabı o yazının içinde. O yazıda yazan liderlik, egemenlik gibi şeylerle eğlenen biri olma arasında ne tezat var? Kahkaha atmayı ve gülmeyi seven bir erkek neden “buluşmak ister misin, ne zaman müsait olursun” yerine “perşembe Kadıköy’de starbucksta buluşalım” diyemesin?

      Ama şu var. Kadınlarda çok gülmeyi ve kahkahayı erkeklikle iliştirmeyen ve tam tersi feminen sayan bir mekanizma var. Ben koymadım oraya, koyana kız. İster beğen ister beğenme böyle birşey var.

      1. Bu çok gülen erkek feminendirde kaltak idealizmi, siktir edin gülmek istiyorsanız gülün, sikmek istiyorsanız sikin.

        Karakterinde gülmek varsa değiştiremezsin, karakteri zaten değiştiremezsin.

        Devam.

  4. İbretlik bir hikaye gerçekten. Geçmiş olsun Metin Bey.

    Değinmek istediğim iki husus var;

    “Erkek tarafı reddedilen boşanma davası açmakla kusurlu taraf haline gelmiştir. Bunun için nafaka ödemesine…” Bu hükme dikkat. Şimdi ülkemizde hakim ve savcıların çoğunun erkek olduğu malum. Bazı durumlarda hakimler kanun hükümlerine ek olarak kendi vicdan ve kanaatlerine göre de hareket edebiliyorlar diye biliyorum, peki bu tip boşanma davalarında neden hiç göremiyoruz bunu ? Hukuk konusunda bilgisi olan okurlar varsa aydınlatsın lütfen.

    Anlattığınız hikayede evlilik öncesinden ve boşanma sebeplerinden hiç bahsetmemişsiniz. Mahmut abinin dediği gibi o kısımlarda kesinlikle belli alarmlar verilmiştir sizin gözden kaçırdığınız.

    Tekrar geçmiş olsun.

  5. Ben avukatım ve burada yazılanlar yüzde yüz doğru. kesinlikle evlenmeyin, aklı başında hiçbir erkek evlenmemeli. Bekara ev yok vs gibi muameleler azaldı diye düşünüyorum. Evlenmeniz için hiçbir mantıklı sebep yok. Öğretmensin memur adama herkes ev de verir işin hazır ne diye kaşınırsın anlamam ki 🙂
    Neyse hocam yine iyi kurtulmuşsun çok daha beterlerini gördüm. Ve işin garip tarafı bu meseleleri kadın meslektaşlarla konuşunca haklı olduğumu söylüyorlar. Neyse ki biz boşanma davası almıyoruz. Kafam rahat

    1. Hocam avukatım diyorsun, bu kararları veren hakimler neden böyle kararlar veriyorlar?
      Neden kimse çıkıp da bu saçmalık da ne böyle demiyor?

  6. Çok üzüldüm, resmen rezillik. Kadın yasaların saçmalığından faydalanarak resmen dolandırıcılık yapmış. Aile bakanlarımız her seferinde kadın ve feminist oluyor. Bu olay bir an önce bitmeli. Doğru düzgün aklı başında erkek bir aile bakanına ihtiyacımız var.

  7. Ilerde Türkiyeye same sex marriage gelirse biz heteroseksüeller de gay kardeşlerimiz gibi erkek erkeğe evleniriz. Mantık evliliği. Taşıyıcı annelerden çocuk yaparız. Dırdır yok. Boşanmada kadın kayırılıp nafaka tecacüzü yok. Kafamıza göre sevgililerimiz olur.

    Gaylere var da bize yoğgh mi?

  8. Poligami yapak beyler :d

    Şaka bir yana, Hikayenizi okurken cidden üzüldüm saygıdeğer mmeslektaşım, umarım herşey geride kalmıştır.

  9. Çok ağırmış ya 🙁
    Bizimkiler hala beni “evlendiremedikleri” için kara kara düşünüyor..evet yaşım 30 a dayandı..ama evlenmek istemiyorum..çünkü iş hayatı konusunda istediğim seviyeye gelmem için en az 2 yıl var..
    Banane evlenmem 😀

  10. Öncelikle geçmiş olsun, benzer vakaları daha önce de sıkça duyup okumuşluğum var o yüzden çok da şaşırmadım.

    Bakın şu hikayede olan şeyler, kırmızı hap veya hipergami gibi kavramların çok çok ötesinde kalan şeyler. Vandallık, sanırım bu durumu en iyi açıklayan tanım olurdu.

    Benim anlamadığım kısım, yasalar kadınları medeni düzlemde böylesine kayırıp, çifte standart yapıyorsa, ne diye her boka ötmeye devam ediyorlar?

    Hayvan gibi vergi veren bir ülkeyiz. Yakında aldığımız nefesten vergi kesilecek, yakındır. Aynı o hesap, boşanma davalarında erkek normalden hızlı nefes alsa, bunu da delil olarak gösterirler amk.

    Tekrar geçmiş olsun.

    1. Sağol.
      Kadınlar bu geldikleri duruma rağmen mutsuzlar bence. Erkeklerle yarıştıkları için mutsuzlar, iş hayatında oldukları için mutsuzlar, doğaları gereği erken yaşta bir aile sıcaklığı bulamadıkları ellerine bebelerini alıp kendilerini ona feda edemedikleri için mutsuzlar.
      Erkekleri şebek etmelerine rağmen mutsuzlar. Ve neden mutsuz olduklarını bile bilmiyorlar. Olsa olsa erkeklerin suçu ve düzeni deyip daha fazla hak ve maddiyat peşinde koşarak mutlu olabileceklerini sanıyorlar.
      Oysa duvara toslama yaklaştıkça daha da mutsuz olacaklar.
      Ve o peşinde koştukları boşanma onları yakalayınca, menepoza girince, yalnız kalınca veya bir kaç terbiye edemedikleri çocukların derdiyle yaşlılık belirtilerine düşünce… Bu mutsuzluğun yerini yıkılma ve facia alacak. Bunu hissettikleri için daha da mutsuz oluyorlar. Kısır döngü yani.
      İşte feministler, bu son döneme ait bir fikir bile belirtemiyorlar.
      Tek sermayeleri kadın olmak. Kadınlık; güzellik, annelik ve zeka demek, diyorlar ya. 40 yaşında ne annelik, ne güzellik hatta ne de kadınlık kalıyor. Erkeklerin işine yaramaz hale geliyorlar.
      İşte bunu düşünmek istemeseler de erkenden hisertip kinleri artıyor. Her kadın memur veya babadan zengin olup ilerisini garantileyemediği için ve de iş hayatıda güzellik ve gençlikleri sonrası tutunamayacaklarını fark ettikleri sebebiyle kendilerini nafaka güvencesine itiyorlar. Evlenip koca güvencesi daha iyidir ama bunda sonsuz tavizler vermleri lazım. Kavga ve kocayı baskı altına almak bile erkekten çok erkeksilik gereklidir. Bu bile kadını yıpratır. Gözleri yemiyor. Ya da 40′ ından sonra çocuk yapamaz hale gelip erkeklerin görmezden geldiği sokak kedileri haline geliyorlar. Tek gecelik için bile değmez şeyler yani.
      Ben aşağılamıyorum kadın milletini. Onlara feministlerin biçtiği kefen bu işte.

  11. Para kazanılır. Geçti gitti bitti. Kurtuldum ama TR’nin geleceği karanlık. Kadınlarımız okumuyor, temelden meslek eğitimi almıyor. ABD ve gelişmiş ülkelerde 18 yaşında tüm kadınlar ayakları üstünde duruyor ve hipergamileri de işliyor. Bizde ise hipergami tavan yapmış gidiyor. HB8’lık kadın için adam vuruluyor. Ama kadınlarımız meslek sahibi değiller. Devlet ve.kadının ailesi bunlara bakamaz. Bizde çalışan nüfus ancak emeklileri besler. Bu iş kesinti ile de olmayacak bir gün. Babalarının maaşlarını alan bekar ve dul bayanlar Maliye’ ye artan yükler ekliyorlar.
    Devletimiz hangi birine baksın. Engellisi, yaşlısı, emeklisi… derken iş çığrından çıktı. Hem emekliye bir ömür maaş ver. Sonra arkasında kalan kızına bir ömür maaş ver. Gelişmiş ülkeler onca kapitalist sistemle, pazar ve sermaye ve de vergiyle duvara toslamak üzere. Üstelik oralarda yetim maaşı 18’de biter. Biz ayrıca vergi de toplayamayan, sürekli vergi affı ile vergi vermemeyi özendiren, elindekileri de özelleştiren bir garip devlet olduk.
    Erkeğin sırtına kadını yüklemekten başka yapacak bir şeyimiz yok. Ya evlilikle, ya nafaka vs. ile de ya da kesinti ile ücretliler; bu on milyonlarca atıl kalmış, çalışamayan, erkek mesleklerini geçtim de bırakın geleneksel kadın işlerini artık ev işinde bile bir halta yaramayan Türk kadınlarını yüklenmek zorundalar.
    Boşanmazsan çekeceksin.
    Tamam anladım da bizim ülkemizde sakat bir kapital sistem var. AB gibi veya ABD gibi meslek edindirme sistemimiz yok. Uluslararası pazarlara satacağımız üretim ekonomimiz yok. Kadın iş gücünü geçtik erkek nüfusu bile işsiz. Asgari ücret 300 dolar seviyesinde. Sermaye yok. Vergi toplanamıyor.
    Ne s..m diye kadın erkek eşitliği, feminizm yapıp da bunca ücretli erkeğin başını yakıyorsunuz.
    Boşanma toplu tecavüzü diyeyim buna… Bunu yaşamış veya buna tanıklık etmiş erkekler kiminle evlenmeyecek? Kadınlarla… Sonunda kim zararlı çıkar sizce.
    Geçen nafaka ödeyen erkekler bir açıklama yaptılar. Sayıları milyonları bulmuş. Bunlardan daha çok kızgın ise 2. Evliliğini yapmış bazı boşanmış erkeklerin yeni kadınları.
    Kocamız, diyorlar, senelerce başka bir kadına nafaka ödüyor. Biz de kadınız, bir maaş ile geçinemiyoruz. Çoluk çocuğumuza acıyın…
    İşte gerçek evlilik bu. Feminist toplum evliliği kutsallaştırıyor ama aynı zamanda boşanmayı teşvik edip kolaylaştırıyor. Anlayın tuzağı.
    Ve bu tuzaklar iş adamlarına, işsizlere vs. değil ücretlilere kuruluyor.

  12. Cok üzüldüm okurken icim darlandı resmen.Gelmis gecmis olsun diyelim ve bu hikayeden ders cikaralim. Son zamanlarda bosanma ile ilgili cok yazi gelmeye basladi 23 yasindayim henüz ama gercekten yarin evlenicekmis gibi bir korku sardi bedenimi. Oysa televizyonlarda , sosyal medyada bunlar hic lanse edilmiyor.Her sey cok iyi cok hoşmuşcasina yayinlar yazilar mavi hap dusunceleri sentezleniyor ama burada gerceklerle yuzlesiyoruz.Bir taraftan iyi bir taraftan kötü bizler icin ne kadar ders cikarip temkinli olursak biz erkeklerin faydasina.Bu yasalarla nasil baş edecegiz , bu kadini putlastiran yasalar , düzenlemelerin önüne gecip ne zaman erkekler özgür olabilicek bilemiyorum acikcasi gelecekten biraz umutsuzum.Hakkimizda hayırlısı olsun diyelim …

    1. Düzelmez daha da kötüye gider.
      Aklı olan evlenmez. Benim ağzım yandığı için demiyorum. Bu evlilikte riski en aza indirseniz bile ne kadınınız ne de çocuğunuz tatmin olmayacaktır. Bu işin yaşlılığı da var. Bir ömür hizmetçi olacaksınız.
      Ha hayatta yalnız kalmak mı istemiyorsunuz.
      Bu nesil, siz ebeveynleri taşıyamaz zaten. Herkes iş güç kuracak, evlenecek ve bir eve başını sokacak. 5 çocuğunuz da olsa sonunuz huzurevi olur. Yani bir çeşit yalnızlık. Boşuna sizi yaşlı ve yalnız erkek olmakla korkutmasınlar.
      Geriye kaldı bir tek şey. Çocuk sevmek için evlenmek ve ona maddi bir şeyler bırakmak. Götürüsü ve getirisi eşitlendi bu işin. Bunu Mahmut daha iyi anlatır bence.

      1. Abi kırmızı hap ya da mavi hap her ne ise.
        Alfa ya da beta…
        Bu konuları sentezleyip islama baktığımda erkek egemen toplumu yani olması gereken düzeni görüyorum aslında.
        Bence toplumumuzun bu hale gelmesinin temel sebebi %99 unun ahlaksızlaşmasından kaynaklanıyor.
        Hani en kötü karar bile belirsizlikten iyidir.
        Fakat toplumuzda belirsizlik hakim.
        Geçmişimizden gelen bir ahlak düzeni vardı. Ama bizim cahil halkımızın modernleşmeyi-batılılaşmayı çok yanlış yorumlamasından dolayı tam bir kaos ortamı oluştu.
        İnsanlar içinde yatan Allah korkusunu bastırmak için İslama kılıf uydurup yeni bir düzen yaratmaya çalışıyor. Tamamiyle bir karmaşa.
        İslam nettir. Yaratıcı nettir ve kesin hükümlere sahiptir.
        (Belirtmek isterim : Yaratıcıya inanıp inanmamayı konuşmuyorum anlatmak istediğim şey toplum düzenimiz yani düzensizliğimiz.)
        İşte içinde bulunduğumuz toplum böyle bir toplum.
        Kimsenin ne olduğu belli değil.
        20 yaşındayım ve gözlemlediğim iletişim kurduğun insanların çoğu bipolar.
        Bir saniyede ruh halleri hayata bakış açıları değişiyor. Ne olduklarını ve ne yapmak istedikşerini bile bilmiyorlar.
        Aynen bu.
        Neyse ben artık yolumu çiziyorum hayatımda gelgit olsun istemiyorum. Böyle bir toplumda ne kadar dalgama ve keyfime bakarsam o kadar iyiyim.
        Saygılar…

  13. Yemin ediyorum okurken kalbim sikisti. Birazdan kiz arkadasim gelecek 5 dk once libidom tavandi su anda kizin suratini goresim gelmiyor (konu onunla alakasi olmasa dahi.) Vay amk diyorum. Benim basima gelse avukata da kiza da sikar efendi gibi yatardim. Nasilsa 4 senede bir af cikiyor ulkede.

    1. Hocam benim 5 – 6 yakın arkadaşım boşandı en çok ben öpüldüm o da şu hikaye yanında hiçbir şey değil. Diğerlerinin hatunlar nafaka bile almadı. Türkiyede hatunlar hala çocuğun babasını devlet gücü ile ezmenin çocuk için kötü olacağının farkında ya da çevre ayıplar.

      Her kadın bunu yapmaz ama her kadının buna hakkı var. Mesele bu. Gaspı serbest bıraksan her erkek hirsizlik yapmaz ama sorun yapabilecek psikopatları teşvik etmek.

      Ama Metin’in dediği doğru. Kadınlar ve medya evli kadını böyle şeyler yapmaya gazlıyor. Risk var ve artıyor.

  14. Benim hikayemde bazı şeyleri anlayabiliriz. Ama bazı şeyler elinin bağlanıp tecavüz edilmek gibi.
    Kadın haklı anladık. Her zaman haklı anladık. O zaman bunca davaya ne gerek. Neden celse celse dolandım. Yargıtaylar ve icralar dahil 8 davaya ve tahminim 30 celseye katılıp vekil tutup yüzlerce sayfa cevap dilekçesi yazıp bilirkişi isteyip vekil atayıp 6 yıl bekledim. Bunca para ödedim.
    Ödediğim para 130 milyarı geçti. Bunun yarısından çoğu mahkeme masrafları artı icra dosyları falan.
    Benim de bir psikolojim var. Devletime canım feda dedim. Her celseye inançla katıldım. Umutla kanun ve ictihatları okudum. Vekilleri dinledim. Gece yarılarına kadar delilleri inceleyip dilekçe yazdım. Tanıkları davalardan davalara taşıdım. Hakimler her geldiğinde ayakta karşıladım. Devletime olan hürmetim ve adalete olan kıldan ince boynum nedeniyle hep hakim hanım ve hakim beylere “Evet efendim. Bir şey diyebilirim sayın Hakim…” diye konuştum.
    İşimden defalarca izin aldım. Yargıtay süreçlerini aylarca bekledim.
    Ne buldum karşılığında.
    Hakimlerin azarlamalarını. Bana efendim de, hocam deme sert ikazlarını, bir dilekçeyi 60 sayfa yazmışsın, bu kadar dosyayı kim okuyacak serzenişlerini dinledim. Okuldan izin alıp öğrencilerimi bırakıp saat 9’da olan davam için soğuk adliye koridorlarında bekledim. Heyet bilmem kaçta geldi. Beni iyi tanıyan mübaşire soru sorsan azarladı, saat 12 oldu mu “Hakimin işi var. Öğleden sonra gelecek demedik mi” sözü üzerine öğleden sonra ise “bilirkişi raporu gelmemiş, 15 gün sonra gel.” sözünü işitip git gelleri gördüm.
    Sonra 1. Boşanma davası açmakla kızın açtığı 2. Boşanma davasında nafaka yükümlüsü oldum.
    Hakim nafaka kesti bir gün geçmeden icraya verildim. 18 bin tl 24 saat geçmeden 23 bin tl oldu. Her davada hatta her ara kararda başıma bu getirildi. Bir ilin 1. İcra dairesinde dosya açık iken 3. Ve 4. İcra dairelerinden başka kararlar için ayrı ayrı hacizler geldi. Her icra davası vekalet ücreti demekti.
    Kadın kendi boşanma davası açıp da “Evlilik birliğinin bozulmasından kaynaklanan maddi menfaatlerinin bozulması nedenyle erkeğin maddi tazminat ödemesine hükmedilmesi” kararı da ne oluyor.
    Bu icraların farklı daireden açılmasını ve bu tazminatı hakime şikayet ettiğimde mahkemenin kararını sorgulamakla azarlanmam.
    Benim babam ben bunlara yüz milyardan fazla para ödeyeyim diye mi okuttu.
    Kadın haklıysa her zaman haklı olsun.
    Ne gerek var bunca davaya, paraya, emeğe, delile, dilekçeye, zamana ve faize. Kadın davayı açsın ve bedeli kessin. Maaşa haciz gelsin yeter.
    6 sene sonuç bekledim evlenemedim. Biri var dediklerinde “Dur davalar bitsin de bakarız.” dedim. Yaşıö 37 oldu. Ama Devlet yeni ecvleneceklere kredileri kolaylaştırıp çeyiz desteği verecekmiş. Aman yeni evlilerin de canı yanmasın sakın.
    Beni Devlete karşı zannetmeyin. Türkiye’ye candan bağlıyım. Devletime her şey için minnettarım ama sadece kendim adına değil olan ve olacak tüm ailelerin başına getirlenler için şikayetçi ve kırgınım.

  15. hocam çok üzüldüm okurken. allah beterin de korusun derler ya öyle diyorum bende.

    bizim memlekette damat adayı; asker,polis,memur olunca kızını yamamak için elinden geleni yapıyor aileler. hiç uyarmadılar mı seni.? böyle bir kız/aile bunun sinyallerini daha önceden vermiş olmalıydı. görememişsin demek ki, kız çok güzeldi belki. belki hiç o kadar güzelini düşünmemiş, hayal bile etmemiştin. onu kaybetmek istemedin vs vs.. geçmiş olsun, canın soğulsun ..

    1. Sağol.
      Maalesef böyle şeyler yaşadık.
      Kimseyi suçlamak erkek adama yakışmaz. Suç tamamen benim. Mavi haplıydım. Göremedim, gördüysem de kendi kararımı kendim veremedim. Şu next ve rütbe düşürme işini bilsem yine yeterdi.
      Kızın nişanlılıkta hatta daha öncesinde her ciddi saçmalığında bir rütbe düşürse idim – 50 ederdi.

  16. Merhaba,
    Çocuk sahibi olmak için evlenmek gerekiyor. Bu ikilemi nasıl çözeceğiz?
    Not: Evlilik dışı çocuk sahibi olmayı çocuk açısından doğru bulmuyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *