Dark Triad’ı Anlamak- Genel Bir Bakış- 3. bölüm- Psikopati

Psikopati, kendinizi Dark Triad olma konusunda eğitememe sebebinizdir. Psikopati, beyninizin davranışsal seçimlerini suçluluk ve pişmanlık ile nasıl bağladığıdır. Bu, sizin gayri ahlaki bir eylemi durdurmak için vücudunuzun geliştirdiği bir yöntemdir. Eğer gayri ahlaki seçimlerinizde suçluluk ve rahatsızlık hissetmezseniz, böyle bir eylem gerçekleştirme olasılığınız on kat artar. Dahası, eğer böyle davranışlardan haz alırsanız bu ahlaksız olma konusunda ( sadistik zevkler, suçla kar elde etme vs. ) size yardım eder.

Psikopati, Dark Triad bireylerin genelde ilişkilerindeki gayri ahlaki eylemlerinde hiçbir çekince göstermemesi olarak tanımlanır çünkü kötü şeyler yaparken empati,suçluluk ya da pişmanlık hissetmezler. Bu, haksız modern dünyanın engebelerinde bir tür beceri olarak algılanır, fakat tıbbi olarak bir ruhsal bozukluk olarak tanımlanır.

Genellikle yeni ve saf Red Pill takipçileri ” Stoacılık ve zen meditasyonu ile bunu da yapabilirim” diye düşünürler. Stoacılık ile psikopati arasındaki fark, stoacılığın baskılama ve herhangi bir eylemden sonra ya da eylemden önce açığa çıkan duyguların bastırılması veya kendi kendine kontrol edilmesidir. Bu, gerilim, isteklilik veya kaygı gibi kendini kontrol etme yeteneğini engelleyen güçlü duyguları ortaya çıkaran zararlı duyguların bastırılmasıdır. Diğer yandan, psikopatinin nörolojik olarak beynin duygusal alanıyla davranış/ seçim alanından sorumlu bölgeleri arasında zayıf bir bağlantı vardır. Bu ( bireylerin beynine bağlı olarak) gayri ahlaki bir şey yaptıklarında hiçbir şey hissetmedikleri ya da çok az şey hissettikleri anlamına gelir. Bastıracakları bir şeyleri yoktur. Bu onlar için duyarsızlaştırma meselesi değil, daha çok başkalarının duygularını önemsememe sorunudur. Bu kabiliyet yoksunluğunun büyüklüğü şaibeli seçimleri takip eder.

Bu suçlu hissetme ya da korku eksikliği, kişisel tercihlerinin sonucu olarak Dark Triad için harika bir kaynaktır. ( korkusuzluk gücü) Bu, kadınları karanlık üçlü erkeklere bağlayan insanları acımasızca sömürme becerisidir. Psikopati, makyavelist bileşenle çok yakından bağlantılıdır ama O, psikopatik unsurun öngörülemezliği ve özerkliği, bu bireylere kadınları bağlayan şeydir, kendiliğindenlik ve dürtüsellik elektriktir. Onları cezbeden şeydir budur.

Sürekli yükselen ve düşen psikopatiler, kadının dramasının beslendiği şeydir. Psikopati, makyavelizmin ulaştırma çekirdeğidir, doğallığıdır, cesaretidir, hilesidir. Taktiksel manevra yürütmek için bir kremdir. Bununla birlikte, psikopati kontrolden çıktığında ve kendini bağımsız olarak ortaya koyduğunda (Dark Triad kişi öfkelerini yitirirse), Makyavelist unsurdan tamamen mantıksız ve ayrıdır, muhtemelen makyavelizm’in unsurlarını kullanır, fakat aslında doğası gereği önceden tasarlanmamıştır. Bunu şöyle biliyor olabilirsiniz: ” Birileri aklını kaybediyor. ”

Psikopati, klinik ve zihinsel bir durumdur. Psikopatiye yakalanan insanların anormal nörolojik yapıları vardır. Kişisel kararlılığın ufak miktarda beyin hasarı alması, psikolojik araştırmayla sonuçlanır. Psikopatiye sahipmiş gibi davranıp diğerlerini bir dereceye kadar kandırabilirsiniz ama nörolojik olarak onlardan biri olamazsınız. Hala hareketlerinizin duygusal sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalırsınız. Bu yüzden bu çabalar sizi olmak istediğiniz şey değil, bir taklitçi yapacaktır.

Dark Triad insanlar çok güçlü bireylerdir. Hem toplum için hem de kendileri için zararlıdırlar. Kişilik özellikleri bakımından aşırı şekilde dengesiz insanlardır. Kendi olumsuz yönlerini anlayacak yapıda olsalar bile bunu değiştirme eğilimde değildirler. Onlar daha çok olumsuz yönleriyle ve bu yönlerinin olmadığını diğer insanlara kabul ettirmekle ilgilenirler. Tam tersine, aksi yönde söz etseler bile en derin kusurlarıyla barış içinde görünmektedirler.

Dark Triad kişinin psikolojik özelliğinden dolayı, özellikle gelişim evrelerinde ya da genetik olarak ortaya çıkan bir şey olduğu için kişi tam olarak dark Triad olamaz. Dark triad bireyler tedavi edilemezler. Bunlar ömürleri boyunca aynı kalırlar. Taklit edilebilirler. Onlardan biri olamazsınız ama eğitimle onlardan biri ” gibi” görünebilirsiniz. Bir kişi sınır çizgisini veya alt-klinik olarak karanlık üçlü niteliklerini gösterebilir ve bu blogun amacı ve konusu da budur.

Kaynak: https://illimitablemen.com/2013/11/17/understanding-the-dark-triad/

Çeviri: SVBG

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Sonsuzluk ve Bir Gün

Sonsuzluk ve Bir gün, Türkçe kırmızı hap camiasının en bilinen ve takip edilen yazarlarından biri. Kendisini buradan olduğu gibi twitter hesabından (@sonsuzluk_vbg) ve Ekşi Sözlükten (@sonsuzluk ve bir gun) takip edebilirsiniz.

39 thoughts on “Dark Triad’ı Anlamak- Genel Bir Bakış- 3. bölüm- Psikopati”

  1. Elimde psikopati ile güzel bir kaynak var. Bir ara gizlipsikopat adlı bir site vardı, örneklerle anlatıyordu, hepsini indirmiştim, site yöneticileri veya buraya özet eklemek isteyen olursa gönderirim. Mail yeter.

    1. Akşam uyumadan atarım size. Site resmi mailine de atarım. Önce bilgisayardan bir bulmam lazım. Bu konu ile ilgili elimde çok kitap var. Hatta bu konuyla ilgili meşhur psikiyatrist Mazhar Osman’ın bir sözü var:Kanunlar bunlar için yapılır.”
      Şimdiden iddia ediyorum. Bu kırmızı hap hayatınıza ne kattıysa bu bilgiler de katacak.

    2. Arkadaşlar maillerinize gönderdim.
      gizlipsikopat.com
      Bu site, çok tutuldu ülkede. Şimdi kapanmış ilginç. Kendi alanında tekti. Üniversitelerimizin psikoloji ve psikiyatri bölümlerinin haberdar olmadığı şeyleri anlatıyordu. Her 10 kişiden birinin psikopat veya diğer adıyla sosyapat olduğu araştırmalarla sabit olduğu anlatılıyor. özellikle kapitalist sistemde Devlet Başkanlarının bile belki tamamı psikopat tahmini yapılmış. CEO’ların falan komple psikopat olduğu anlatılmış.
      Beyinde bir empati merkezi merkezinin olduğu, araştırmalara göre bu psikopatların bu merkezinin doğuştan bir bozukluk ile çalışmadığı; bunun için musluğu sökmek ile bir insanın veya hayvanın gözünü oymak arasında onlar açısından bir fark olmadığı, çünkü insanlara dur diyen vicdanın bu empati ile olduğu falan anlatılıyor. Oysa bu insanlarda bu empati yeteneği yoktur.
      Ben eşimden boşandığımı ssöylemiştim. Sanırım benim başıma da bunlardan biri musallat oldu. Yani bizim hipergamiyi veya piç erkekleri suçladığımız çok yerde bu erkek ve kadınların ortak karakteri sorunu değil, fizyolojik bir zihinsel bozukluk sorunla karşı karşıyayız demektir.
      Piç erkek 10 ise, Dark triad 100 ise, Sosyat 1000 belki 10000
      Site mailine de gönderdim. ben bu word sayfalarından ardı ardına yazı serisi bekliyorum. Yine da karar adminlerindir.

      Bakın bir kaç paragraf ekleyeyim buraya:
      Psikopatlar, insanları büyüleyen, onları kendi istedikleri şekilde yöneten, yaşamda acımasızca kendilerine bir yol açan ve bunu yaparken de, en ufak bir suçluluk ya da pişmanlık duymadan arkalarında kırık kalpler, yıkılmış beklentiler ve boşalmış cüzdanlardan oluşan geniş bir iz bırakan toplumsal yırtıcılardır. Dehşete düşen kurban çaresizce sorar ‘Kim bu insanlar?’
      Genellikle psikopatların, manşetlerde yer alan, hapishaneleri dolduran akli dengesi bozuk suçlular olduğunu sanırız. Oysa bütün psikopatlar katil değildir. Onlar daha çok, SİZİN DE tanıdığınız, hayatın içinde aşırı bir özgüvenle -fakat vicdansızca- yollarına devam eden erkekler ve kadınlardır.
      ‘Onları bu hale getiren nedir?’ ‘Kendimizi onlardan nasıl koruyabiliriz?’”
      Robert D. Hare, “Vicdansızlar”
      Psikopati, yalan söyleme, başkalarını sömürme, başı bozukluk, sorumsuzluk, kibir, rasgele ve çoklu cinsel ilişkiler, düşük irade kontrolü ve empati ve pişmanlık-suçluluk duygularının yokluğuyla örneklenen, B tipi kişilik bozuklukları arasında en tehlikeli kişilik bozukluğudur. Bu tehlike, psikopatik kişinin “normal görünme” yeteneğinin son derece gelişmiş olmasında ve başarılı şekilde sosyalleşerek kendini gizleyebilmesindedir.
      Çoğunlukla sosyal çevreleri geniş, sevilen, saygı gören insanlardır. Saldırgan yapılarının aksine, sevecen, yumuşak, iyi huylu, kendinden başka kimseye zararı olmayan bir insan gibi görünebilirler. Yeterli yakınlık yoksa gerçek kişiliklerini görmek pek mümkün değildir. Dışarıya çok farklı bir kişilik/persona sergileyen psikopatlar, en fazla zararı üzerlerinde kontrol sağlayabilecekleri kadar yakınlarında olan insanlara verirler. Aile içinde psikopatlar, kimi aile bireyleriyle iyi ilişkiler sürdürürken kimilerini kurbanlaştırabilir. Bazen ailenin diğer üyelerinin bu eziyet edici ilişkiden haberi bile olmaz.
      Genel inanışın aksine çok az psikopat doğrudan saldırıda bulunur ve hapse girmesine neden olacak “açık” suçlar işler. Seri cinayet, cinayet, adam yaralama, tecavüz, şiddet, dolandırıcılık gibi suçları doğrudan işleyerek hapse giren psikopatlara “başarısız psikopat” denir ve psikopatların yalnızca %10’unu böyledir. Pek çok psikopat hiç şiddet içeren eylemde bulunmaz ama hepsi yakınlarındaki insanlara sistemli olarak psikolojik istismarda bulunur, maddi-manevi büyük zararlar verir. Ne yazık ki yaptıklarının farkındadırlar ve bundan zevk alırlar.
      Önünde sonunda çoğu aptalca bir sebeple, aptalca bir hata yaparak deşifre olur ama nedenini kimse anlayamaz. Zaman zaman görünürde her şeye sahip (iyi bir aile, eğitim, meslek gibi) ve saygın insanların şoke edici bir suç haberiyle karşılaşırız. Bu kişiler çok muhtemelen o zamana kadar kendilerini başarıyla kamufle etmiş gizli psikopatlardır.
      Psikopatik bireylerin beyinlerindeki empati merkezi bozuktur ve sevgi temelli ilişkiler kurma yetenekleri yoktur. Aile yapısı, sosyal ve maddi olanaklar kişilik yapısını etkiler. Örneğin çarpık bir aile yapısı içinde, çocuklukta taciz ve istismar edilmiş, eğitim olanağı olmamış bir psikopatın yetişkinliğinde adli suçlar işlemesi büyük ihtimaldir. Diğer yandan iyi bir aile yapısı ve olanaklar içinde büyüyen psikopatlar sosyalleşmeyi, gizlenmeyi, suçlarını sadece yakınlarındaki insanlar üzerinden dolaylı ve gizli işlemeyi öğrenir. Herhalükarda psikopatlar zarar verir. Aynı aileden yetişmiş kardeş hatta ikiz kardeş örneklerine bakıldığında psikopatinin gelişimsel sebepleri şüphelidir. Bunun yanında başarılı psikopat da -belki çok basit bir hedef için- tüm kazanımlarını tehlikeye atacak şekilde suçun bir adım gerisindedir. Psikopatların irade kontrolü son derece zayıftır.
      Psikopatlar sosyal kurallardan muaftır. Bu sosyal kuralları anlamadıkları anlamına gelmiyor. Aksine çok iyi anladıkları için başarıyla gizlenirler. Doğruyu ve yanlışı bilirler, özgür iradeleriyle seçim yaparlar ancak seçimleri her zaman kendi kurallarına göredir. Her ne kadar çoğu zaman (belki yıllarca) öyleymiş gibi davranabilseler de, psikopatlar deli değildir. Bilinçli hareket ederler, hak etme duyguları çok güçlüdür. Herkesten üstün, bir çeşit deha oldukları inancını taşırlar. Bağ kuramazlar; onlarla ilişkide olan herkes (çocukları ve aileleri dahil) “kurban”dır. İnsanlarla ilişkileri sadece “fayda” üzerine kuruludur; eğer fayda sağlayamayacaklarını bilirlerse ya da yeni fayda imkanları buldularsa kurbanlarını duygusuzca terk ederler.
      Onlar için her şey güç elde etmek, hakimiyet kurmak ve oyun kazanmak üzerine kuruludur. Zarar vermek, yani “kazanmak” için bizim akıl dışı bulacağımız, gereksiz, saçma ve bazen karmaşık, bazen basit oyunlar oynarlar. Bir psikopat “kaybederek kazanır”. Sözgelimi çoğunlukla insanlar iyi bir ilişkinin, aile bağlarının, arkadaşlığın kıymetini bilir, kaybetmemek için çaba gösterir veya hataları sonucu bunları kaybettiğinde üzüntü duyarlar. Oysa psikopatlar tam da bu değerleri yıkmak için kasıtlı bir çalışma halindedir. Onlar için sevginin ve bağın kıymeti yoktur; bir kişiyi yıkmak-yok etmek, oyunu kazanmak demektir. Kaybettikleri bağ için üzüntü duymazlar. Kurdukları oyunun kontrolünü kaybederlerse (örneğin kurbanı oyun sona ermeden maskenin altındakini keşfederse) hissedecekleri tek şey güç kaybı nedeniyle öfke ve hayalkırıklığıdır.
      İnsan ilişkilerindeki olumlu yönleri küçümserler; insanları, hatta hayvanları “eşya” gibi görürler. Doğrusu ortalama akıl sağlığına sahip bir kişinin bir eşyayla kurduğu bağ kadarını bile bir insanla kuramazlar. Yaptıkları hiçbir şeyden dolayı suçlu hissetmez ve pişman olmazlar. Fakat yakayı sıyırmak için öyleymiş gibi davranabilirler. Diğer kişilik bozukluklarından farklı olarak kendileriyle ilgili hiçbir iç rahatsızlıkları yoktur. Bu nedenle tedavi olmaları da imkansıza yakındır.
      Psikopati, güncel DSM’de (*) Antisosyal Kişilik Bozukluğu çatısında açıklanmaktadır. Fakat psikopati uzmanları bu bozukluğun kendine ait özellikleri olduğununu, bu konuda yeterli bulgu elde edildiğini ve DSM’de bağımsız bir kişilik bozukluğu olarak yer alması gerektiğini iddia eder. Onlara göre Antisosyal Kişilik Bozukluğu gelişimsel faktörler ve travmalara; psikopati ise, daha çok, biyolojik faktörlere bağlıdır .
      “Çok az sayıda istisna (sayılmazsa), psikoterapinin, pskinalazi, grup terapisi, danışan odaklı terapi ve psikodrama gibi geleneksel biçimlerinin, psikopatinin tedavisinde etkisiz kaldıkları ortaya çıkmıştır. Psikocerrahi, elektroşok tedavisi ve çeşitli ilaçlar gibi biyolojik tedaviler de psikoterapiden daha iyi sonuçlar vermemiştir.
      Literatürdeki bilimsel çalışmalar konuyu genellikle, “Hiçbir etkili tedavi bulunamamıştır” ya da “Hiçbir şey işe yaramaz” gibi tek cümlelik bir sonuçla bağlamaktadır.
      Ne var ki (…), psikopatların toplum üzerindeki geniş çaplı etkisini azaltma yöntemleri aramayı sürdürmemiz çok önemlidir.” (Robert Hare, Vicdansızlar)
      Psikopatlarla ilgili okuduğum yüzlerce sayfa bilgi arasında herhalde en azı tedaviyle ilgili olanıydı. Kıssadan hisse: Psikopatlar üzerinde başarılı olduğu bilinen hiçbir tedavi yok. Bunun öncelikli sebebi psikopatiyi yaratan sebeplerin henüz tam olarak bilinmiyor oluşu.
      Psikopatlara vicdan kazandırılamaz, empati, sevgi, bağlılık duymaları sağlanamaz, boşluk-sıkıntı duyguları giderilemez fakat bunlardan kaynaklı zararlı davranışları kontrol altına alınabilir. Kimi zaman antidepresanların, antipsikotiklerin yatıştırıcı ve dürtüsel davranışları kontrol altına alıcı etkileri tespit edilmiştir. Davranışsal tedaviye yönelik terapi çalışmaları ise ancak çok genç yaşlardan itibaren bir ölçüde etkili olabilmektedir. Ne yazık ki yetişkin bir psikopatın karakteri kemikleşmiş olduğu için, kontrol sağlamaya yönelik tedaviler de başarıya ulaşmamıştır.

      1. Site hala yayında hocam.

        Site açılmıyorsa VPN ile açabilirsiniz.

        Azıcık araştırın gençler, her şeyi istemeyin. Araştırırken yeni bir şeyler bulacaksınız yararlanacağınız.

        Selamlar herkese.

  2. Siz siktir edin dark triadı. Ne bi hitlersiniz ne bi tayyip, ne bi cengizhansınız ne de bi trump. Bu adamlar dehşet güçlü olsalar bile dark triad ın %1 lik şanslı kısmı. Kalan (yaşayan) %99 ya hapiste ya da kendini dizginleyip karı hoplatmayı başarabilmiş. Siz özgüvenli, dominant ve başarılı olmaya bakın, gerisini düşünmeyin, olaylara karışmayın.

    1. çok haklısın ergenler psikopatlığa hayran olmaya ve özenmeye çok meyilli.Psikopatlardaki umursamazlığa cesarete ve saldırgan kişiliğe imrenmeleri doğal çünkü zor şartlarda avantaj olabilen bir beceri ancak günümüzde (yazıda bahsettiğinin aksine) sıkı toplumsal ilişkiler ağının olduğu, hukukla ve çeşitli toplumsal yapılarla uyumsuz bireyleri bastırmaya ,sindirmeye ve gerekirse tecrit edip toplumdan dışlayarak bu insanları pasifize eden bir sistem var.Eskisine oranla daha sıkı denetim imkanları var erkin elinde artık.Bu insanların özenilecek bir yanı yok zaten nüfusta bu kadar az olmasının sebebi muhtemelen evrimsel süreçte zaman içinde toplumun bireyleri tarafından elimine edilmiş olmasından kaynakı (tabi bunun nedeni araştırılmalı ben şuan akıl yürütüyorum sadece).Yani günümüzde başarılı olmak ve bir yerlere gelmek güçlü olmak için psikopat olmaktan ziyade duygusal beceriler önem taşır, empati kurmak gibi ,empati kurmayı ahlaki ödev olmasından dolayı değil her zaman için karşındakini anlayıp ona göre hamle yapabilme imkanı verdiği için seni 1 adım öne taşıdığı için gerekli bir beceridir psikopatlarda bu yeti olmadığı için bu tarz toplum uyumsuz ve kayıtsız bireyler hiç bir yerde tutunamaz ve yükselemez.Tabi bunun istisnaları vardır ama siyasi figürler verirken hep acımasız , gaddar örnekler gösterilir ancak bu insanların da aslında psikopat olduğuna dair klinik veri yok elimizde bildiğim kadarıyla mao, stalin, hitler , cengiz hanın beynine mr çekilmedi sadece tahmin yürütüyoruz buna dair.

      1. Bahsettiğin eliminasyonun nedeni modern insanın (Homo Sapiens’in) evrimsel bir avantajının ayağına bağ olmaları. Homo Neardenthal insanların neslinin tükenmesi ile ilgili belgesellerde görürsünüz bunu. Neardenthal bireyler Sapiens bireylere göre çok daha güçlü ve akıllılar. Ama Neardenthal grupları birkaç düzineyi geçemiyorlarken Sapiens grupları yüzlere hatta binlere çıkabiliyor. Sapiens geniş coğrafyalarda ticaret de yapabiliyor. Kısacası bireyleri doğanın standartlarında oldukça zayıf ve savunmasız olan Sapiens’in gücü çok büyük gruplar halinde birlik olabilmeleri. Dark Triad bireyler bu birliği sabote eden adamlar. Grubun zayıf halkaları.

        Bugün ergenler dark triadı marifet sayarlar ama mesela dark triad adamlar her türlü anlamlı insan gruplarını sabote ederler. Ve bu nedenle de önemli bir kısmı toplumdan hapise tıkılacak kadar dışlanırlar (daha doğrusu normal işlerde tutunamadıklarından kriminal işlere bulaşırlar).

        Narsisist, herkesle dalaşmayı marifet sayan, takımı gereksizce domine etmeye çalışan, takımın iş yapışını sabote eden adamlar ne kadar uzman ve zeki olurlarsa olsunlar hep işten kovulurlar. Bu adamların gidişi hiçbir zaman kayıp olmaz. İstisna bazı süper nitelikli olanları hariç çoğu hiyerarşide yükselemez bile.

        Bir ara red pill eleştirileri yazmayı planlıyorum. Red Pillcilerin önemli bir kısmı evrimsel psikolojiyi ağızlarından düşürmüyorlar ama homo sapiensin en bariz gücü olan güven üzerine bağlantı kurma kısmını es geçip bireysel güce ve ben merkezciliğe aşırı anlam yüklüyorlar.

        Örneğin çoğu erkeğin gözünde alfa, betaları sindiren ve gerekirse tokat manyağı yapan bir zorba olarak canlanıyor. Oysa böyle bir erkek ve çocukları hayatta kalamazlar. 3 tane omeganın bir araya gelip Mr. Barbar Alfayı tuzağa düşürmesi yeter. Bunu şempanzelerde gözlüyorlar mesela. Ara ara zorba bir alfa sürünün başına geçiyor ve bir süre sürüdeki betaları zorbalıkla yönetiyor. Sonra bir gün bir bozuk muz yeyip halsiz düştüğünde 3 – 4 beta bir araya gelip zorba alfayı parçalara ayırıyorlar. Oysa sürüyü bağlantılar, ödüller ve cezalar, ittifaklar ile yöneten alfa şempanze hasta düştüğünde genelde böyle bir süikastla karşılaşmıyor.

        1. Hocam çıkardığım kadarıyla dark triad üstünlük değil, kendini bir bok sanma hastalığı, bir zayıflık. Eğer dark triadsanız ve 2 metre yapılı bi adama bulaşırsanız kemiklerinizi kırar orada, alfalık, ergen hayalleri beyaz ışıklarla beraber gözünüzün önünden geçer :))

          Hocam bozuk muza anırdım.

  3. Arkadaşlar çok özür konu dışı ama 36 yaşından sonra elektro gitar öğrenip çalmaya karar verdim.Gitar konusunda hiç bir fikrim yok. Nasıl bir gitar alınır? nasıl ve nereden başlanılır? Cevap bulamadığım sorular.
    Malum şansımıza dolarda aldı başını gitti letgo veya sahibinden de 2.el bakıyorum.Ama tabi bi boktan çakmadığım için anca bakmakla kalıyor.Elektro gitar konusunda tecrübeli arkadaşlar bana bu konuda yardımcı olabilirse sevinirim.Şu an öncelik gitar ve amfi seçimi.Mesela az önce letgo da bulunduğum bölgede cort kx5(500tl) gözüme takıldı temiz e benziyor.Mesela bu alınır mı?

    1. Gitar derin bir mevzu ve en az 2-3 yıla (yeteneğe ve isteğe bağlı tabii bu süre) yaymak lazım bunu. Sana tavsiyem önce ucuz bi klasik gitarla başla ve grliştikten sonra iyi bir klasik gitar al, sonra iyi bir elektro al. Ama illa ben elektro alıcam diyosan ikinci el 500-1000 lira arası, sıfırı 2-3k olan temiz bir elektro al. Bunun yanınada başlangıçlık amfi al. Sonrasıda sende.

      1. Klasik iyi bir gitara ulaşmaya çalışın benim görüşüm. Şimdilerde fiyatlar 3 katına çıkmış vaziyette. ikinci el piyasasına bakın. Klasik gitar daha kompakt bir alet, çook uzun senelerinizi alır keşfetmek. Klasiğe nazaran elektrikli gitardan çok kısa sürede anlamlı, kulağa hoş gelen sesler çıkartabilirsiniz ama otomatik vites araba gibi tat vermez hobi olarak ilgilenecekseniz. sürekli teori çalışmadıkça kendinizi tazelemedikçe aynı gamlar içinde hapsolursunuz, buna çalışan insan sayısı %1’i geçmez o yüzden diyorum kalıplara takılırsınız diye. ve bence tuşe geliştirmek, çoklu sesleri algılayabilmek çok daha önemli, bu da çıplak sesi olan bir klasikte ya da akustikte olur en sağlıklı. Transistörlü ucuz bir amfiyle bu sesleri algılayamazsınız. Elektrikli gitarı gün içinde sürekli elinize alıp pratik yapmazsınız her aklınıza estiğinde ama bir akustik klasik gitar elinize gün içinde çok defa denk gelir. antreman yapmak, yeni melodiler keşfetmek çoğu zaman elektrikli gitar üzerinde vuku bulmaz. Akustik gitarda melodi aklına gelir hemen metal ya da caz bir parça olarak düzenlersin örneğin. Çalınabilecek gerçek anlamda elektrikli bir gitar 4 bin liradan başlıyor şuan benim sıfırları. Klasik gitarlar da benzer fiyatlarda. O bahsettiğiniz gitarı almanızı tavsiye etmem. Toplam bütçe ne? Çalmak istediğiniz tarz ne? Elektro gitar alacağınızı farzederek soruyorum blues?rock?metal?

        1. Toplam bütçe 2000-2500 civarı.Tarz olarak eskiden metal dinlerdim ama şimdi yaş itibari ile eskisi kadar kafam sarmıyor.Blues-rock a kaydım daha çok.İradeli insanımdır bir şeye başlarsam sonunu getirmeden bırakmam.Kendim de bir yandan internet de gitarla ilgili herşeyi araştırıyorum.Tek dezavantajım çevremde beni yönlendirebilecek bir arkadaşımın olmaması.O yüzden buraya yazma ihtiyacı duydum.Ha bu arada jackson js22r nasıldır?2. el 700 tl ye buldum.

    2. Öncelikle sıradan bir gitar klasik gitar al. Pena vuruşları, el kıvraklığı günde 1 -2 saat çalışmayla 10 -12 ayda oturur. Bir kursa da gidebilirsin, youtube’da gitar çalma dersleri, pratikleri çok var. Oradan da takip edebilirsin.

      Daha sonra elektro gitar al, o zamana kadar hevesin kaçmadıysa doğru yoldasın demektir. Kolay gelsin.

      Ben de bas gitar çalıyorum, bütün gençlere tavsiye ediyorum, mutlaka bir enstrüman çalmayı öğrenin.

      Selamlar herkese.

  4. Kendiniz araştırma yapmadan mahmud abi haklısın yüzde 500 gel bir sakso çekem modunda gezerseniz sizden bir sikim olmaz.

    1. bana mı diyorsun ? eğer bana diyorsan benim yazımın altına atsana yazını.Ayrıca yalakalık değil yaptığım banane mahmut abiden şundan bundan mahmut abi yazmasa başkası da yazsa aynısını yazardım çünkü söylediklerini yerinde ve isabetli buldum her boku eleştirmek mi lazım illa senin dangalak kafa yapınla

  5. Millet fakirlikten kafayı sıyırıp yada birilerinden darbe yiyip duyarsız oluyor, psikopatlığın nedeni bu sanırım.

  6. @SVBG
    Yazdığın makaleleri anlamak gerçekten çok güç basit sade anlaşılır şekilde yazsan günlük konuşma diliyle. Niye bu kadar anlaması zor bir makale yazıyorsun. Biraz daha anlaşılır ol SVBG paylaşımların güzel ama anlaması çok zor.

  7. alfalığa antropoloji dışında tarihsel ve sosyolojik açıdan da yaklaşım yapılabilir. Mesela Max Weber’in egemenlik tarzları incelenebilir, ya da nietzche nin iktidar-üst insan yazıları.

    Tarihe mal olmuş liderlere baktığımızda hepsinin rahatça alfa olduğunu söylüyoruz. Cengiz Han, Attila, Sezar, Atatürk, Hitler, Mussolini. Alfa olmak lider olma kapasitesini barındırıyor. Lider olmak da zeka, karakter bunun yanın da risk alma ve cesarette ister.

  8. Hiçbirimiz dark triad ya da tetrad degiliz arkadaslar genetik bir durum bu kirmizi hap temellerini saglam ogrenmek her gun gelisim tabak cevirmek spor gelir ve oyun bize istedigimizi verecektir . Mahmut hocama saygi ve sevgiler gerekli herseyi usenmeden yaziyor.

  9. Doğduğumdan beri psikopatım ama ağır düzeyde değil optimum düzeyde… Aradaki farkı anlamak ve bir psikopat gibi yaşamak istiyorsanız. Twitterda beni takip edebilirsiniz. Bildiklerimi, hissettiklerimi ve makaleleri sizlerle paylaşıyorum. İngilizceleri ceviriyorum. Aslında kendimi göstermeyi seviyorum.
    Twitter: @TestorDT

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *