Stanford marshmallow deneyi

Stanford marshmallow deneyi, 1060 ve 70lerde o zaman Stanford Üniversitesinde profesör olan psikolog Walter Mischel tarafından tatminin ertelenmesi (delayed gratification) üzerine yapılan deney serisinin adıdır. Bu deneylerde, çocuklar bir odaya alınıyorlar ve önlerine küçük bir şekerleme konuluyor. Deneyi yapan yetişkin çocuğa şimdi çıkıp kısa süre sonra geri geleceğini, eğer kendisi geri gelene kadar o şekerlemeyi yememiş olursa kendisine 2 şekerleme vereceğini söylüyor. Daha sonra da çocuğu odada şekerleme ile yalnız bırakıp 15 dakikalığına gidiyor. Ödül bazı deneylerde marshmallow (lokuma benzeyen ama daha yumuşak bir şekerleme)  bazen de kurabiye oluyor.

Bu çocuklar daha sonra 1980lerin sonu ve 1990ların başında takip ediliyorlar ve bir çocuğun o şekerlemeyi yemeden bekleme süresi ile hayatta başarısı arasında direkt bağlantı bulunuyor (SAT sonuçları, eğitimde çıktıkları seviyeler, BMI (şişmanlık ölçüsü) gibi değerler dikkate alınıyor).

Deney aslında Trinidad adasında daha önce yine Walter Mischel tarafından yapılan bir başka deneyden esinlenmiş. Dr. Mischel burada farklı etnik grupların pervasızlık, öz kontrol ve hayattan zevk alma gibi alanlarda birbiri ile çelişen sterotiplere sahip olduğunu gözlemlemiş. Sonra da Trinidad taşrasında yaşları 7 ile 9 arasında değişen, etnik olarak Afrika kökenli ve Doğu Hindistan kökenli kız ve erkek çocuklar arasında bir deney yapmış. Çocuklara bugün 1 sentlik küçük bir şekerleme almak ile bir hafta sonra 10 sentlik şekerleme alma arasında tercih yapmaları istenmiş. Mischel, deney sonucunda Doğu Hindistanlı çocukların Afrika kökenli çocuklara göre çok çok daha fazla oranda tatmini erteleyebildiklerini gözlemlemiş. Yaş da önemli bir etken iken deneyi yüksek sosyal statülü ya da düşük sosyal statülü çocuklar arasında yapmanın sonuçları değiştirmediğini görmüş. Bakın işte sıkı durun burası önemli (Warren Farrell’ın kulakları çınlasın) : Afrikalı çocukların önemli bir kısmının babasız büyüdüğünü (Doğu Hindistanlı çocuklardan sadece birinin evinde babası yokmuş) ve evde babanın olmasının tatmini erteleyebilme ile çok sağlam bir ilişkisi olduğunu gözlemlemiş. Babalı ailelerden gelen çocuklar daha üstün tatmin erteleme kabiliyeti gösteriyorlarmış.

Mischel ABD’de deneyleri 4 – 6 yaş arası çocuklar üzerinde yapmış. Hazzı erteleyebilen çocukların bunun için kendileri ile savaşını gözlemlemiş. Bazı çocuklar şekeri görmemek için gözlerini kapamak, oyalanmak için sıraya ayağıyla vurmak, saçları ile oynamak vs… gibi şeyler yaparak kendileri ile savaşırken bazı çocuklar ise deneyi yapan kişi odayı terk eder etmez şekerlemeyi mideye indiriyormuş.

600 adet çocuktan çok az bir kısmı şekerlemeyi hemen mideye indirmiş. Çocukların üçte biri ikinci şekerlemeyi alabilecek şekilde şekere dokunmamış. Yaş, hazzın ertelenmesini belirleyen önemli bir faktör olarak bulunmuş.

İlk deneyin amacı sadece haz kontrolünün hangi yaşta ortaya çıktığını bulmak. Fakat 80lerin sonunda Michiel bu çocuklar acaba şimdi ne yapıyorlar diye bakmaya başlamış ve artık birer yetişkin olan çocukların hayat başarıları ile deney sonuçları arasında hiç beklemediği bir bağlantı olduğunu görmüş!

Sonuçlar çok şaşırtıcı değil. Jordan Peterson – Başarı, fedakarlık, çalışmak ve hazzın ertelenmesi yazısında belirtildiği gibi “başarılı olanlarımız hazzı / ödülü erteleyebilenlerimizdir”. Bir insanın hayatta başarılı olabilmesi için yapması gereken her şey, o an haz veren bir şeyin ertelenmesini gerektirir :

  • Sabah düzenli olarak 8’de işte olabilmek için saat 6’da uykunun hazzının bırakılması gereklidir.
  • Oturup ders çalışmak, gym’e gitmek, gelecek haftaki toplantıya hazırlanmak vs … için, TV izlemek, oyun oynamak, chatleşmek, vs … gibi hemen elinin altında olan hazların bırakılması gerekmektedir.
  • Kilolu birinin kilo vermesi için, hemen bir pastaneden alabileceği pastayı almayıp, pastanın hazzını ne zaman olacağı belirsiz bir zamana ertelemesi gerekir.
Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

62 thoughts on “Stanford marshmallow deneyi”

  1. Biraz iyi alışkanlıklar edinmeye başlayınca eskiden haz veren şeyler artık o kadar da çekici gelmiyor. Gözlemim bu yönde en azından

    1. Haklisin. 3 senedir cips yemiyorum kolayi 3 seneden daha fazladir icmiyorum pek de cekici gelmiyor bana

      Eskiden nefret ettigim sade sodayi iciyorum 2 senedir, cips yerine de kuruyemislerle abartmadan idare ediyorum

  2. Mahmut abi hazzın ertelenmesinin sonuçlarının güzel olduğunu hepimiz biliyoruz benim sorum da hazzın ertelenmesi ile ilgili. Benim inancıma göre bu dünyada evlilik dışı cinsel ilişki ertelenmeli, dolayısıyla zinadan kaçınıyorum, çok fazla iradeli olamasam da buna dikkat ediyorum. Yaptığım şeyin doğruluğu yanlışlığını tartışmayacam. Senin bizim gibi dindar erkeklere kadınlar konusunda önerin ne olur? İdeal eş seçme ile ilgili paylaşımların var ama daha detaylı bir şekilde bu konuyu ele alabilir misin? (Dindar denince akla aşırı tutucu bir dindarlık gelmesin bu derece dindar değilim)

    1. eğer yakın bir zamanda evleneceksen olabilir aksi halde uzun süre cinsel perhiz ilişkilerde çok tahrip edici oluyor Sexual Tension (cinsel tansiyon veya gerilim diye de çevirebiliriz ) yaşama ihtimaliniz yüksek.Sağlıklı çiftlerde cinsellik olmazsa olmaz.Benim bunu çevremde gözlemlediğim tüm çiftlerde bu durum bu şekilde gereksiz bir asabiyet ve gerginlik oluyor halbuki bir sikişseler rahatlayacaklar.Ben senin yerinde olsam yakın bir zamanda evlenmeyeceksem uzun bir ilişkiye girmem.

      1. Şu an mevcut bir ilişkim yok, evlenme niyetiyle yakınlaşacağım birini çok fazla deneyimim olmadan nasıl daha iyi tanırım diye sordum.

        1. İslami kesim evliliklerde en büyük risk altında.
          İslam, kadın hipergamisinden erkeği 3 araçla koruyordu:
          1- İslam bir kadınla evliliği tavsiye etse de dört kadına kadar izin veriyordu. Tarih boyu Türk Müslümanlar çoğunlukla tek eşli yaşasalar da, istedikleri zaman bir başkasıyla (günah olmadan, yasal suç sayılmadan ve ayıplanmadan) evlenebilme ihtimalleri: erkeğe bir nevi tabak çevirme veya korku evresi sağlama imkanı verirken kadını ise frenleme fonksiyonu görüyordu.
          2- Cariye ile cinsel ilişki serbest olduğu için evli veya bekar erkek, bir kadını oneitis etmek ihtimali ile pek karşılaşmazlardı. Herkesin cariyesi olmasa bile, ihtimali bile yeterdi.
          3- Boşanma, erkeğe tanınmış ve sözlü bir hak idi. Boş ol, kelimesi kadının dul olması için yeterdi. Toplumda ayıplanmak, bir adının iki olması, kadın ve ailesi (hatta sülalesi) için bir ayıp idi. Nafaka ise 4 aydır. Sınırsız süreli nafaka gibi işler azdırıcı işler İslamda yoktur. Boşanmış kadının sorumluluğu baba, erkek kardeş, erkek çocuk veya amca gibi ailelere veriliyordu. Bu yönde alınmış bir ömür nafaka kararları vardır şeri mahkemelerde. Evlilik bir sözleşme ve birlikte yaşama akdi ise bu ahit, bir ömür değil; iki özgür insanın nikah bağı süresini aşmayan bir sözleşme idi.
          Gelelim bugüne. Dini inancı nedeniyle kızlarla yatmayan, hatta çıkmayan velhasıl onları tanımayan bir dindar erkek, kadınları hiç tanıyamadığı gibi üstelik tabak çevirme gibi şeyleri de bilmiyor. Annelerin devri bittiği ve çekirdek ailelerin çağı başladığı için kadını ev içinde dizginleyip eğiten bir otorite de yok maalesef. Geleneksel aile ve erkeğe saygılı toplum düzeni bittiği için kadınlar eşitlik sözleri ile büyüdüler. İslami kesim de bundan nasibini fazlasıyla aldı. Dindar erkekten; İslami her ahlaki meziyetleri görmek isteyen kız tarafı, utanmadan zamanın getirdiği israfları (şatafatlı düğün, giysi, takı, adetler…) ister oldular. İslami bir evlilik içinde kendisine ‘ahlaklı ol, kafanı bile kaldırıp karından başkasına bakma’ denilen erkek adam, tecrübeli bir annesi yardımı olmadan, başka bir nikah opsiyonu veya tehdidi olmadan bir kadının insafına terk edilmiş durumdadır artık.
          Üstelik her işte “Din, İslam, ahlak” diyen kadın tarafı; 2 noktada İslamın öngördüğü düzenin dışına _utanmadan, sıkılmadan, dini bir kaygı veya korku duymadan_ çıkabilip erkeğin hayatını mahvedebiliyorlar:
          1- İslamda evin reisi erkek iken, onun rızası olmadan kadının çok şeyi yapamayacak olmasına rapmen, dindar görünen kadınlarda artık bu hassasiyet yok gibidir.
          2- İslami her şey aile içinde erkekten beklenirken, erkek buna zorlanırken hatta günümüz laik yasalarına aykırı bile olsa bunlar erkeğe dayatılırken, dindar kadınlar da nikah bağının bozulması için dava açabiliyorlar, İslamın hiçbir devrinde görülmeyen BİR ÖMÜR NAFAKA, mal paylaşımı, çocuk hakkı talebinde bulunup bunu ele geçirebiliyorlar. Bu davalarda bu dindar kesimin İslamın reddettiği yalan ifade gibi şeylerden de kaçındıkları mevzusu tartışmaya açıktır. İslami kesim kadınları; gerek evlilik birliği içinde gerekse evlilik birliği öncesinde, bir tarih boyunca, yabancı bir erkekten sözlü bir muhabbetten bile kaçınırlar iken şimdi ne haldeler. Bunu neden söylüyorum. Son zamanlarda gazete, Tv gibi yerlerde örtülü kadınların da aldattıkları, başkasına kaçtıkları, başka bir sevgili ile eşini öldürdükleri gibi haberler sıkça yer alır oldu. Hadi bunları geçtik, dırdır da bir ‘erkeği kendine layık görmeme’ veya buna benzer ‘bir shit test’ ise dindar erkeğin bunların üstesinden gelecek imkan ve tecrübeleri veya yasal koruması hani nerdedir!
          Olan bizim dindar erkeğe oluyor. Belki ileride ne yapılmalıyı dilim döndüğü kadar anlatırım.

          1. Bakın ilmihal kitabında ne diyor:
            Evlenen erkeğin evlilik birliği içinde kadının ihtiyaçlarını almasına da nafaka denir. Boşandıktan sonra bir müddet bu ihtiyacı için para ödemesine de nafaka denir. Türkler çoğunlukla Hanefi mezhebinde oldukları için Osmanlıda vs Devlet mahkemeleei buna göre hüküm vermişlerdi.
            Tam İlmihal kitabından alıntı yapayım size:
            “Erkeğin; hanımı zengin olsa bile, bunun nafakasını vermek, kocası üzerine farzdır. Nafaka, nikâhtan sonra hemen farz olur. Erkek ve hanımı fakirseler, fakir nafakası verir. Zenginseler, zengin nafakası vermesi gerekir. İkisinden biri zengin olup, öteki fakirse, orta hal nafakası verir.

            Örf ve âdete göre, kadına gereken gıda, elbise ve ev eşyasının hepsi, nafakaya dâhil olur. Erkek bunları getirir. Kadın kendi malını kullanmaya zorlanamaz. Kullanırsa, erkek bunların parasını hanımına öder. Her şeyi erkeğin getirmesi gerekir. Kadını, çalışıp kazanmaya zorlamak haramdır.
            Kadın zenginse
            Sual: Kadın zengin olsa, malı olsa, yine kocasının ona nafaka vermesi gerekir mi?
            CEVAP
            Evet, kadın kendi malını kullanmaya zorlanamaz. Kadın mecbur kalır da kullanırsa, kocası bunların parasını hanımına ödemek zorundadır.
            Kızın nafakası
            Sual: Evli olmayan kadının nafakasını kim verir?
            CEVAP
            Kız olsun, dul olsun, evli olmayan fakir kadına babası bakmaya mecburdur. Babası yoksa veya fakirse, zengin akrabası bakar. Bunlar da yoksa veya bakamazlarsa devlet maaş bağlar.
            Boşanan kadına nafaka
            Sual: Boşanan kadına, kocası ne zamana kadar nafaka verir?
            CEVAP
            İddet bitene kadar nafaka vermesi farzdır. İddet zamanı bitince artık dinen nafaka verilmez. Fakat büluğa ermemiş erkek çocuğu veya evlenmemiş kız çocuğu da varsa, onların nafakasını vermeye devam eder.
            Boşanan Kadına Ne zamana kadar Nafaka ödenir?
            Cevap: Talak iddetinde, iddet bitinceye kadar nafakasını alır.
            Hayz(adet) görmeyen kadın, boşanınca üç ay iddet bekler.
            Hayz görüyorsa, ilk temizlik başından, üçüncü hayzın sonuna kadar beklemesi gerekir.
            Sual: Nafaka ne demektir? Neler nafaka sınıfına girer?
            CEVAP
            Nafaka, insanın yaşayabilmesi için gerekli şey demektir. Bu da, yiyecek, giyecek ve evdir. Yani mutfak masrafı, ev kirası, giyim ve ev eşyası masrafıdır. Bu masraflar, zamana, hâle, örf ve âdete göre değişir.
            Erkek ve kız çocuk
            Sual: Kız ve erkek çocuğa, ne zamana kadar nafaka verilir?
            CEVAP
            Erkek çocuğa, büluğa erinceye kadar nafaka verilir. Kız çocuklara, evleninceye kadar ve büluğa ermiş hasta oğula, iyi oluncaya kadar babası bakar. Bunlar zenginse, kendi mallarıyla bakılır.
            Fakir oğula bakmak
            Sual: Zengin baba, dinî ilimleri tahsil eden akıl baliğ ve fakir oğluna bakmaya mecbur mudur?
            CEVAP
            Evet.”

        2. (Bence) sen kendin imkansız tanıyamazsın. Görücü usülü sizi kurtarmaz. Görücü usulünü tamamlayan 7 şey daha vardı eskiden. Herkesin birbirini tanıması, toplumun ve ailenin ahlaki yapısının varlığı ve eğitim ile aktarılması , 13-15 yaş gibi erken evlilikler, mahalle baskısı, boşanma hakkının erkeğe verilmesi, erkek egemen toplum ve alınan kızın kaynana ve geniş aile içinde eğitilmesi. Bu zincir kırıldı. Bugün 30 yaşına gelmiş, sonradan örtünmüş ve şehirde yaşayan bir kızın geçmişi ne belli, eğitimi ne, erkeğe sadakati ne olarak görmekte, hipergamisini inancının hangi boyutu dizginleyecek, aile baskısı ile mi dindar görünüyor.. Bunları araştırıp sorup bulmanız çok zor. Yine de dindar bir insan olarak sorup araştırmaya çalışın.
          Çok soracaksınız aile olarak. Tek yolu bu. Komşusuna, mahallelisine, arkadaşına, memursa amirine, çalışıyorsa patronuna kadar soracaksınız. Kızın o beğenmediğiniz akrabalarından biri bile size tüyo verebilir. Çok kişiye soracaksınız bu bir. Bu aşamada kırmızı _hadi_ gerekmiyor diyelim.
          İkincisi: Bu bilgi toplama işini yapmanız sizi yüzde 25 kurtarır. “Kız çok sevgili değiştirirdi, ailesi sana uymaz…” gibi somut şeylerde hemen vazgeçmeniz gerekir. Bu sizi yüzde yüz korur. Ama karışık, sıradan, çelişkili bilgiler geliyorsa ne olacak. İşte bu topladığınız bilgileri yorumlayaibilmeniz gerekir. İşte burada yine kırmızı hapa veya kırmızı haplı birine ihyacınız olacaktır. Örnek verip ete kemiğe büründüreyim:
          Kızın olumlu bir baba figürü olmaması (daddy issue gibi), evde annenin sözü geçmesi, kızın istediği üniversiteyi ailesine rağmen seçmesi ve bu sitede çokça bulunabilecek tehlike işaretleri yani kırmızı işaretler.

          1. Görücü usulü eski bir dünyanın olmazsa olmaz bir şartı ve realitesi idi. Görücü usulü bir makine olsa idi, bunun olmazsa olmaz parçaları var idi. Bunlardan biri veya birkaçı olmadan da görücü usülü olabilir ama amacına yani erkeğin mutluluğuna hizmet etmez. Bakın görücü usulünün parçaları nelerdir:
            -Kızın ve erkeğin bir cinsel deneyim hatta bir gönül macerası bile yaşamadan çok erken yaşlarda başgöz edilmeleri. İlk cinsel deneyim, ilk heyecan, ilk hatıralar nerede bugünküler nerede.
            – Halkın tamamına yakınının kırsalda veya dar şehir muhitlerinde yaşamaları. Herkes birbirini tanırdı.
            Mahalle baskısı da yüksekti.
            – Doğuştan hatta anne babayı da içine alan bir ahlak eğitimi vardı.
            – Geniş aile yani kaynana, kayınbabalar gelinin asıl ailesi idiler. Kız gittiği evde ne görürse ona uyardı. Cep tel.i alıp her hareketinde ailesinden akıl almazdı.
            – İslamda boşanmanın kolaylaştırılmış olması, boşanmayı imkansıza yakın zorlaştırıyordu. Tıpkı bugün boşanmanın zorlaştırılmasının, boşanmaları arttırdığı gibi. Boşanma kolay olduğu için kadın hataya düşmemeye çalışır idi.
            Bugün görücü usulünü savunmuyorum. Kötü de görmüyorum. Sadece tespit.

          2. Kızın istediği üniversiteyi ailesine rağmen seçmesi mi kırmızı alarm?
            Demiş arkadaşın biri.
            Biz dindar biri için tespitlerde bulunuyoruz. Kızla görücü usulü evlenmek isteyen, çıkma dahil bir kızla ilişki yaşamak istemeyen ve buna rağmen kızın dindarlığından, erdemliliğinden emin olmak isteyen bir erkek adama söylüyoruruz bu yazdıklarımızı.
            Kızın, ailesiyle zıtlaşıp bir üniversite bölümüne gitmesi kırmızı alarmdir bence. En azından dindar bir erkeğe bu bilgi çok fikir verebilir.

      2. İnançlı bir kadın olarak size şu tavsiyeleri verebilirim. Öncelikle inancınızı sorgulayın. Örneğin ben namaz filan kıldığını bildiğim ve potansiyel eş olarak gördüğüm erkeğe “Hiç Kuran çevirisi okudun mu?” diye bi soru sormam. “Kaç farklı çeviri okudun ve Kuranı anlamak için hangi yolları kullanıyorsun?” gibi sorular sorarım. Çünkü müslümanım diyorsa okumuş olmalı! İnternette Arapçanın dilbigisi yapısı ve Kuranda geçen sözcüklerin kökleri ile filan alakalı birçok site var. Hiç değilse birkaç kitap/makale/blog/prof. adı falan sayabilmeli. “Kuran, İslam, müslüman, Allah” gibi kavramların Arapçadaki sözcük anlamlarını sorarım. Çetrefilli konular hakkındaki fikirlerini tartışırım. Kısacası gerçekten inançlı ve bilgili olup olmadığını öğrenmek isterim. Sanırım bunlar bir tür shit test oluyor. Ayrıca evrimsel biyoloji, nöroloji, toplumbilim filan biliyor mu, ayetler hakkında yorum yapabiliyor mu bunlara bakarım. Çünkü yanlızca Kuran araştırması yapmak Kuranı anlamaya yetmiyor bunu gördüm. Ben bakireysem erkek de bakir olmalı diye düşünüyorum. Ancak günümüz toplumu ve imkanlarını düşündüğümde bakir/e kalmanın tek anlamlı sebebi din gibi görünüyor. Bu yüzden kız bulamadığı için bakir kalmış, öyle gördüğü için inanan ve hocaların çoğuyla aynı düşünen bir erkek bence çekici değildir. Fakat kız bulabilecekken inancı gereği araya mesafe koyan ve değişik fikirleri olan bir erkek bence çok çekicidir. Bu da çerçeve oluyor. Bu arada Kuran hayatımıza ilkeler ve sınırlar koyar ancak çok ayrıntıcı da değildir. Bu yüzden farklı farklı yorumlanabilir ve evrensel olur. Evlilik dışı cinsellik her devir ve kültürde haramdır ve zinaya yaklaşma der ama bir erkek ve kadının odada yalnız kalamaması, el-göz zinası, haremlik selamlık, kadının peçe takması filan kültürlerin yorumudur. Yani kız arkadaşınız olabilir, elini tutabilirsiniz, başbaşa kalabilirsiniz ama aradaki mesafeyi korumak zorundasınız. Şehvet olmamalı. Bir de günümüzde İslami Feminizm var. Kuranı yıllarca erkekler yorumladı ve Kuran ayetleri rahatlıkla eğilip bükülebildiği için kadının boşanma hakkı, eğitim hakkı, şahitliği filan elinden alındı. Reşit olmadan evlendirildi. Günümüzdeyse ayetler feminist bakış açısıyla yorumlanabiliyor ve bunlar bazen sıkıntılı da oluyor. Yani iş tersine dönmüş durumda. Bana kalırsa Kuran her ne kadar erkeğe hitap etse de her iki tarafın da hakkını çok iyi koruyor ve ideal bir toplum sunuyor. Sanıldığı kadar erkek egemen değil ve kadını da göklere çıkarmıyor. Eş adayı gördüğünüz kişinin ayetleri nasıl yorumladığını, dine nasıl yaklaştığını filan sorgulamalısınız. Ama önce kendinizi!

        1. İnançlı bir kadın derken, inançtan kasıt neye vurgu yapılıyor burada acaba? Hayır yani bir inançsız vardır bir de inançlı vardır. Zaten inançlıysan inançlı bir kadın olarak vurgu yapmak ne demektir? Ehl-i sünnet veya dindar bir müslüman kadın demek varken, inançlı dediğinde modern ve karizma bir kadın mı oluyorsun? Bir de Türkçe dilinde paragraf nedir, nasıl kullanılır? Bunu öğrenirsen iyi olur. Ayrıca senin bu sitede ne işin var? Madem giriyorsun ne diye yorum panelini kullanıyorsun anlamadım? Yazılan yorumlarda yana yana dini bir konu arıyordun sanırım. Bunun için dini forumlar bloglar var, oralara gidip yazabilirsin. Ama madem buraya yazdın cevap verelim.

          Namaz filan derken o ne demek mesela? Dinin direği olan bir ibadet adına konuşurken “namaz filan” demek de ne demek? Böyle saygısızlık olur mu? Bir erkeğe Kur’ân-ı Kerîm’i okudun mu? diye soruyorsan bu neden meal-çeviri sorusu oluyor? Kur’ân-ı Kerîm’i arapçasından okudun mu? diye soracaksın. Hadi diyelim meal soruyorsun. Tefsirli yani açıklamalı meal neden değil?

          Sen ne hakla islâmi bir konuda karşı kişiye sorduklarına “shit test” diyorsun? İslâm dininde böyle test falan olmaz. Vilayete kadı ataması mı yapıyorsun da testten geçiriyorsun? Şu yalan dünyanın burjuva kurallarını islâmiyete karıştırma. Git testini bu sitede yer alan konulara göre yap.

          Hadis-i şerifler demiyorsun da evrimsel biyoloji, nöroloji, toplumbilim gibi insan ürünü olan şeyleri söylüyorsun. Halbuki Kur’ân-ı Kerîm’i anlamak için hadis-i şerifler gereklidir. Test ettiğin erkek nöroloji bilse ne olacak anlamadım? Bunun islâm diniyle alakası nedir? Neyse alıntı-cevapla devam edeyim.

          “Yanlızca Kuran araştırması yapmak Kuranı anlamaya yetmiyor bunu gördüm.”

          Cümlelerinin neresinden tutsan elinde kalıyor. Kuran derken neyi kuran? Binayı kuran mı? Bilgisaraya program kuran mı? Kuran veya Kuranı demeyeceksin. Kur’ân, Kur’ân-ı diyeceksin. Önce inandığın kitaba saygı göster. Kur’ân-ı Kerîm’i anlamak, yorumlamak için de en az 15 tane ilîm sahibi olmakla oluyor. Bu işler öyle sandığın kadar kolay değil haberin olsun.

          “Kız bulamadığı için bakir kalmış, öyle gördüğü için inanan ve hocaların çoğuyla aynı düşünen bir erkek bence çekici değildir”

          Nereden biliyorsun kız bulamadığını? Hocalarla alakası ne? Bunların erkeği çekici yapmamakla alakası ne? Cinsellik illa kız bulunca mı yapılan bir aktivite? Yani bir erkeğin cinsellik yaşaması için kız bulması mı gerekiyor? Troll müsün nesin anlamadım ama ağır saçmalamışsın şu cümlendeki gibi:

          “Kız bulabilecekken inancı gereği araya mesafe koyan ve değişik fikirleri olan bir erkek bence çok çekicidir. Bu da çerçeve oluyor.”

          Böyle bir erkek anında terk edilir. Hele hele 21.yüzyıl dünyasında uydu erkek olmaktan öteye gitmez. Çekici falan da olmaz. Çünkü kız bulamayacak veya bakirlikten kurtulamayacak erkek yoktur. Bir de değişik fikir neymiş acaba? Mesela nelermiş o değişik fikirler. Demek ki neymiş, böyle değişik fikirleri olan erkek çerçeveymiş. Değişik fikirleri olmayan erkek de sana göre çerçevesiz bir tabloya benziyor demek ki.

          “Bu arada Kuran hayatımıza ilkeler ve sınırlar koyar ancak çok ayrıntıcı da değildir. Bu yüzden farklı farklı yorumlanabilir ve evrensel olur.”

          Yanlış biliyorsun. Kur’ân-ı Kerîm, milyarlarca kar tanesinin elde toplanıp sıkıştırılarak bir yuvarlak hale getirilmiş bir kartopu gibidir. Yani içindeki her ayetin hayal bile edemeyeceğin kadar açıklaması vardır. Ayrıntı dediğin şey, onun yanında görünmez bile. Herkesin onu anlayamayacağı gibi, herkes kafasına göre de yorumlayamaz. Kur’ân zaten evsenseldir. Yine ağır bir saçmalama daha:

          “Ama bir erkek ve kadının odada yalnız kalamaması, el-göz zinası, haremlik selamlık, kadının peçe takması filan kültürlerin yorumudur. Yani kız arkadaşınız olabilir, elini tutabilirsiniz, başbaşa kalabilirsiniz ama aradaki mesafeyi korumak zorundasınız. Şehvet olmamalı.”

          Ya kusura bakma ama sen kimsin ki kafana göre fetva veriyorsun? Alim misin nesin sen? Lafa bak elinden tutabilirsin başbaşa kalabilirsin yok ya? Çay kahve de içelim mi? Peçe kültür falan değildir. Kur’ân-ı Kerîm’de bununla ilgili ayet bile varken, hadis varken, bu kesin bir hükümken sen neye göre kültürdür diyorsun? Peçenin hükmü de dışarıda fitne varsa takılması gerekir, yoksa gerekmez. İslâma göre nikahsız bir erkek ve bir kadın beraber olunca, üçüncü kişi şeytandır. Bu durumda aradaki mesafeyi koruyabilmen için kalabalık içinde olman gerekir. Başbaşa kaldığında şehvet zaten olur yani. Öyle sandığın gibi bir şeyleri koruyamazsın ve bir ağır saçmalama daha:

          “Bir de günümüzde İslami Feminizm var. Kuranı yıllarca erkekler yorumladı ve Kuran ayetleri rahatlıkla eğilip bükülebildiği için kadının boşanma hakkı, eğitim hakkı, şahitliği filan elinden alındı. Reşit olmadan evlendirildi. Günümüzdeyse ayetler feminist bakış açısıyla yorumlanabiliyor ve bunlar bazen sıkıntılı da oluyor. Yani iş tersine dönmüş durumda. Bana kalırsa Kuran her ne kadar erkeğe hitap etse de her iki tarafın da hakkını çok iyi koruyor ve ideal bir toplum sunuyor. Sanıldığı kadar erkek egemen değil ve kadını da göklere çıkarmıyor.”

          İslami Feminizm diye bir şey yok. Batının kokuşmuş pisliği feminizmi İslâm dinine karıştırma. İslâmda hiçbir zaman böyle bir şey olmadı. Ayetlere “eğip”, “bükmek” diye vurgu yaparak saygısızlıkta, basiretsizlikte tavan yapmışsın. Acaba işte bu yüzden bu işi hep erkekler yapıyor olmasın sakın? Reşit yaşı Türkiye’ye göre 18 ama reşit yaşı 15 olan ülkeler de var ve bu ülkeler Avrupa ülkeleri yani Hristiyan ülkeler. Avrupa’da, ABD’de 12-13 yaşında ilk cinselliğini yaşayan kızlar varken, sen hangi reşit olmaktan söz ediyorsun?

          Ayetleri yalnızca İslâm alimleri yorumlayabilir ki, zaten ayetler tefsir olarak açıklanmış durumdalar. Feministler gitsin Katolik kilisesini, çocuklara taciz eden papaları, 12-13 yaşında ilk cinselliğini yaşayan Avrupa’lı çocukları yorumlasın daha isabetli olur. İslâm dini, feminist bozuntularının ağzına yorum olarak düşecek kadar basit bir din değil. Buna çapları da yetmez. İslâmda erkek egemendir. Öyle olmasa binlerce harbe giden atların sırtında kadınlar olurdu. İstanbul’dan at sırtına binip taaaa Viyana’ya kadar giden Kanuni Sultan Süleyman değil de bir kadın olurdu. Burada erkeğin güçlü olduğunu, egemen olduğunu ve otoriter olduğunu görüyoruz ama bütün bunlar islâmda kadın köle demek de değildir. En ağır ve en zor şeylerin yükü erkeğin sırtındadır. Kadınlar da sultan olmuşlardır ama evlerinin sultanı olmuşlardır. Senin gibi (veya diğerleri gibi) plazada çalışan beyaz yakalı plaza sultanı kadın değil.

          Allah sana da bize de hepimize hidayet versin.

          Şu dindar bir kadın arayan erkeğe sesleniyorum. Hocam böyle bir kadın denk gelirse, derhal next tuşuna bas. İncil’i kendi çıkarlarına göre değiştiren rahiplerle bu reformcuların arasında hiçbir fark yok. İslâmı bütünüyle kabul eden biri olmalı. Zaten tek tek de yazdık bunları. Ona göre de hareket edersin.

          Ama yine de bir tavsiye daha vereyim. Karşında bir kadın düşün, İslâmı bütünüyle kabul ediyor, her şeyiyle inanıyor ve bunu önemle vurgulayıp, “İslâmı bütünüyle kabul ediyorum böyle iman ettim. Bir günah işlediğimde yaptığımın haram olduğunu biliyorum ama nefsime yenik düşüyorum.” diyorsa, işte onu kaçırma.

          Çünkü her şeye inanıp haram olduğunu bilerek günah işleyen ve günahkar olanla, işine gelene inanıp işine gelmediğine inanmayıp, saygısız ve basiretsizce konuşan, utanmadan kafasına göre “şunu bunu yapabilirsin” diye fetva vermeye kalkıp küfre düşen biri aynı değildir. Yine de seçim senin. Ama artık 21.yüzyılda olduğumuzu unutma. Şimdi tesettürlü olup instagram’da boy boy fotoğraf paylaşan kızlar var. Aslında daha neler neler var da, neyse yeter bu kadar. Allah hayırlısını versin.

          1. Hay eline sağlık be usta. Süper yazmışsın. Döktürmüşsün adeta. Şu siteye neden kadınlar geliyor anlamıyorum.

            Şu üstte saçmalayan kız eminim yeni nesil türbanlı, dar giyinen, bütün vücut hatları belli olan, aşırı yoğun makyaj yapan ve fosur fosur sigara içen bir kızdır. Adım kadar eminim buna.

            Buraya gelmiş kendince artistlik yapıyor. Aldı ayarını…

          2. Feminizm İslama uygun diyen, cicili bicili örtülmüş, yüzü gözü boyalı kadın; sizi erkek olduğunuza, erkek doğduğunuza pişman edebilecek kapasitededirler.
            Next de yetmez. Tuş takımını çöpe atın ve kaçın oradan.

    2. Sexual tension’dan daha önemli bir sorun var. O da evliliğinin asla yürümeyecek olması

      1/Evlendiğin zaman karının seni ciddiye alma ihtimali çok düşük. Çünkü kadınlar düşük skorlu erkekleri bile beğenmezken skorsuz erkeği asla beğenmez. Dini sebeplerle uzak durduğunu söyleyebilirsin ama sonuçta skorsuz olman erkek olarak kendini ispatlayamadığın anlamına gelir.

      2/Bu iş tecrübe işidir. Öncelikle az sayıda seks partnerin olursa pair bond problemi yaşarsın partnerine bağlı olursun. Bu da mavi haplı gibi davranmana yol açabilir. Kadınlara karşı frame’ini koruyamazsın. Bir erkeğin başına gelebilecek en kötü şey skorsuzluk. Oneitis bile yapabilirsin.

      3/Bu game olayında bazı şeyler, kendin tecrübe etmen lazım. Kendin tecrübe etmediysen uygulamada başarısız olursun.

      Artık eskisi gibi değil işler. Eskiden her erkek seksten uzaktı. Bu devirde işler değişti.

    3. Burada yazılan haz cinsel haz değil. Uykunun, yemeğin, oyun oynamanın ya da miskinliğin verdiği haz. Öncelikle senin sorunun burada yazan konuyla zerre alakası yok.

      Öncelikle paylaşımlarımı yanlış anlamışsın. İdeal eş denilen şey yoktur ben de asla o anlamda kullanmam. Kırmızı alarmlar yani evlenilmeyecek kadın vardır. Bunların olmadığı kadın daha az risklidir.

      Öncelikle dini inancı yüzünden tabak çevirmeyen, evlilikten önce ilişki yaşamayan bir erkeğe diyeceğim şey, bunları yapmamaya devam edin. İlla tabak çevirmek ya da ilişki yaşamak zorunda değilsiniz. Bunlar size bazı gerekli kadın idare etme tecrübesinden uzak tutacak yani dezavantajınız var ama ben şahsen inandığım şeyle çelişen şeyi yapmamayı tercih ederdim. Am için inandığım şeyden vazgeçeceksem kadın kuklası olurum bence.

      Fakat kırmızı hapın maskülenite, dominantlık ile ilgili her adımı sizin için de geçerli. Ben şahsen geleneksel ve İslam inancına (ya da aslında Hristiyan da pek farklı değil) göre yaşayan birine mümkünse 30 – 32 yaş arasına kadar evlenmesini, görücü usulü evlenmeye sıcak bakmasını, evlendiği kızla ilgili kişilik özelliklerini tanımak için hemen evlenmemesini kalmasını, kızı her yönden göze batmayacak şekilde araştırmasını ve eğer kırmızı alarm görüyorlarsa cesaretli olup evlenmekten vazgeçmesini ama eğer problem yoksa evlenmesini tavsiye edeceğim.

      Burada ise çelişki var. Evlenmeden seks yapmayan adama 33 yaşına kadar bakir kal diyorum. Bu da kötü. Ama erkek gerçekten de gençken doğru seçim yapamıyor. Görücü usulü burada devreye girebilir. Yani erkenden evlenmek ama kızın seçimine aileni de kaymak. Fakat sürece annen 100% dahil olacak ve Türk annesi bu konuda enteresandır. Mümkünse babanı daha fazla devreye sokup babandan sürekli görüş al.

      Biz Akdeniz ülkesiyiz ve akdeniz ailelerinin temel problemi kadının o ya da bu şekilde ev içi kararları neredeyse tek başına alıp erkeği ev işlerinden kovmasıdır. Dışarda erkek egemendir içerde kadın. Çoğu baba dede yaşına gelmeden evden kahvehaneye kovulmuştur. Babanızı sürece daha fazla dahil edin.

      Asla oneitis ya da aşk meşk şeylerine kapılmayın. Görücü usulü (ben sıcak bakıyorum) veya kendiniz bulun, dini inancın ya da mahalle baskısının kadının hipergamisini bastırmasına bel bağlamayın. Bu devirde “görücü usulü dini inancı sağlam bir kız aldım o zaman hadi erkekliğin performans yüküne geerek yok ben yan gelip yatayım” derseniz yanarsınız. Hatun sizi erkek olarak hor görmeye başladı mı aldatır ya da bir nedenden dolayı aldatamazsa size dırdır ile hayatı zehir eder.

      Bugün kadınlara medyadan yapılan bombardıman yüzünden erkek kadının gelenekle bastırılma potansiyeline bel bağlayıp mavi haplı yaşayamaz. Umutmayın ki ideal kadın ya da eş yoktur. Kadının ilişkide davranışı büyük oranda sizin maskülenitenize bağlıdır. Ama maskülenler kralı olsan bile risk her zaman ordadır. Riski azaltabilirsin, yok edemezsin.

      1. Mahmut Abi , dindar yada gelenekselciler için görücü usulü evliliğe nasıl olumlu bakıyorsun halen anlamıyorum
        Adam 30-35 yaşına kadar kadın eli değmemiş , kadınlar hakkında zerre pratik bilgisi olmadan evlenmeye kalkarsa hayatının hatasını yapar
        Annesi seçmeye kalksa kızı nereden bilecek geçmişte nasıl bir halt olduğunu

        Hemen evlen diyorsun ama kızların muhteşem rol yeteneği burada devreye girecektir
        Masum melek görünüp evlilik sonrası adamın hayatın sikmeyeceğinin garantisi yok

        Flört yok sevgili olmak yok , isteme nişan evlilik öyle mi?
        Bu kadar hızlı olmaya çalışmak kızın işine gelecektir

        Erkek dindar olabilir süper iyi niyetli olabilir
        Aile babası olma hayali ile yıllarını tüketmiş olabilir

        Ama her şeyi bir kenara bırakıp süreci erkeğin kendisi yönetmelidir

        Slutluklarını birkaç yakın arkadaşının dışında kimsenin bilmediği hatta onların bile bilmediği kaçamakları olan bir kızı , Anne baba yada süper çöp çatan Ayten Teyze anlayamaz ki.

        Görücü usulü evlilik eskiden etkili olabilirdi ama şimdilerde hele ki sosyal medya denen zehir olduğu müddetçe KOCAMAN BİR KUMARDAN ÖTEYE GİTMEYECEKTİR

        1. Gorucu iyi uygulaniginda yine genc bir erkegin kendi basina seciminden iyi. Evet artik hicbir sey eskisi gibi guvenli degil. Ama 33 yasina kadar abazan kalmak ile risk almak arasindaki secimi birey yapsin.

          kirmizi hap hicbir zaman riski sifirlama ile ilgili olmadi. alabilecegin riski bilmek ve bilincli almakla ilgili oldu.

        2. Bir de hic inkar etmeyin. asil sosyal medya ortaminda bunlari saklamak zor. cogu kadin kirmizi alarmlarini super saklayabildigi icin dgil bunlara tamamen kor erkek bulabildikeri icin sapsal mavi hapli kafesleyebiliyorlar. ben ailelerin hala genc erkekten ustun secim yapabilecegini gordum. daha dogrusu flortun kadinin ne olugunu anlamak acisindan tek yarari erkgin kendi tecrubesi ama flort etmeyen adamin elinde gorucu haric ne var?

          1. Yağlı kapı bulunca kadınlar o sosyal medyalarını öyle bir yok eder ki aklımız şaşar

            Mavi haplı kafesleme mevzusu gerçekten doğru
            Mesela arkadaşım eski sevgilisine mesaj atmış nişanlıyken , kızın nişanlısı bizim arkadaşı arayıp demiş ki
            “Onu geçmişiyle kabul ettim , lütfen daha arama vs. “

            Gerçekten de slut bit geçmişi olan kızı tanımak , kırmızı alarmları bulmak ve nextlemek erkeğin işidir hocam

            Bak mesela benim yakınım vardı
            Adam 30 yaşında evlenmeyecem hayatımı yaşayacam diyordu ailesi onu zorla görücü usulü evlendirdi uzaktan efendi temiz kız olduğunu bildiğini biriyle

            Kız bunların hayatını sikti
            Şuan erkek ailesiyle görüşmüyor bile amk

            Erkek de zaten mavi haplı pek kadınlarla işi olmayan bir tipti

            Teorik okuyup kızlardan uzak kalmak , ilerde MUTLU BİR EVLİLİK SAĞLAMAZ
            SAĞLAMAYAZ

            Zaten erkek ben dindarım ben iyiyim ben namusluyum dese bile 30 yaşındaki erkekle 30 yaşındaki kadının cinsel geçmişi ASLA ASLA aynı değildir

            Sen uzaktan seyrederken ne filmler dönmüştür bilemeyeceksin

            En iyisi tecrübe ileri ileri ileri

          2. Valla en iyisi Türkmenistan,S.Arabistan,Nepal tarzı Turkiyeden daha muhafazakar yerlerden kız almak.

        3. peki evlilik oncesi cinsel iliski istemeyen muhafazakar bir adama tavsiyen nedir? Cinselliksiz iliski ile kadin davranislari hakkinda tecrubelenmek harici bir.fikrim yok.

          1. Toplum,aile bizden muhafazakar olmamızı istiyorsa o zaman gerekli şartları da oluşturmak zorunda.Eskiden muhafazakarlık beklenmesi makuldu ,çünkü 20 yaşında askerden döndükten sonra bir kadınla beraber olabiliyordun.Ama şimdi 30lu yaşlara kadar şartlar senin evlenmene müsade etmeyecek(Üniversite,askerlik bitsin işe gir öyle evlen) ve sende bu yaşa kadar bakir kalmanı bekleyecekler.Olacak şey değil.Doğaya aykırı.Ya Bizi 20ye varmadan evlendirsinler yada 30 una kadar bakir olmamızı beklemesinler 🙂 Olaya tam vakıf değilim aklınızı karıştırmak istemem ama din insanların yaşamını şekillendirirken zaman ve mekana göre kural değişikliğine gidebiliyor biliyorum.Mesela Adem ve Havva dan sonra insanlar nasıl türedi.Dünyaya başka insan gönderilmediğine göre ensest yoluylamı türediler.Eee hani ensest yasaktı demek şartlara göre kurallar değiştirilebiliyor mu ?Bunu sadece din yapmıyor.Tüm toplumsal olgular hayatın devamı üzerine.Mesela Cumhuriyetin ilk yıllarında evlilik yaşı resmi olarak 15e kadar indirilmişti hatta bazı durumlarda 14e kadar.14 yaş evlilik için çok küçük bir yaş değil mi ? O zaman ki devlet yönetimi muhafazakar olsaydı anlardım muhafazakar değildi.Ee olum devlet çocuk evliliğine niye izin veriyordu.tadammm .Çok acı ama Gerçek.Kurallar şartlara göre şekillenebiliyor.O zaman ki savaş koşulları sonrası nufüs için kurallar değişti.Ama günümüzde çocuk evliliği isteyenin ağzına sıçıyorlar niye çünkü günümüz şartları buna gerek görmüyor.Olması gereken de bu.Bence muhafazakrlıkta bir güncellemeye gitmeli böyle olmuyor.Sokakta sevişen muhafazakar insanları görmek istemiyorum.Çünkü hayat amaçlarına ters.Toplum insanları inançlarına aykırı hareket etmek zorunda bırakmamalı ..bunun orta yolu ne ? Sanırım kendimi anlatamadım.

          2. Dindar Bir arkadaşım vardı
            Baktım sevgili yapmış kız da muhafazakar bir tip ama ikisini görseniz ezop masalları amk

            “Nasıl sevgili oldunuz olm dindar insanlarsınız siz “ dedim
            Bana cevabı

            “Evlenme teklifi ettim ona “ dedi

            Alakaya bakın ya
            Sudan bir sebeple ayrılacaklar yine kızın sevgilileri olmaya devam edecek erkek de dindar mindar ayağına yine kapalılarla takılacak belki de bu işleri bırakıp dine dönecek ama adam yolunu bulmuş yok evlenme teklifi yok sevgili YALAN AMK

            Beyler ciddiyim bu devirde orta anadolunu köyünden de getirseniz köydeki gençlerin geçmişini bilemezsiniz ki bilseniz bile O HİPERGAMİYİ tecrübesizlikle azdırırsınız amk
            Erkekadamda konuşuldu bu konu defalarca.

            Beyler önce tecrübe TECRÜBE

            Siktiğimin kuralları ezik yolunacak kaz üretmekten başka bir halta yaramıyor

            Hele ki bu devirde ahlak din çoğu şeyin içi boşaltıldı

            Kazığı hiç ummadığımız yerden yememiz çok olası

      2. Teşekkür ederim cevabın için abi ama bir noktayı düzeltmem lazım çok tutucu değilim diye bahsetmiştim, yani hiç sevgilim olmayacak gibi bir durum değil ama salt cinsellik için ya da biraz çıkıp bırakayım şeklinde sevgilim olsun istemem elbette bir ilişkiye başladığım kişi ile hemen uzun ilişki kararı veririm diye de bir durum söz konusu değil. Yani belki sayı az olur ama hiç olmaz değil

        1. Sevgilin olana kadar tabak çevireceksin o zaman. Sevgilini de uzun süreli yapacaksın. Biz burada kırmızı hapın sadece MGTOW olmadığını, kırmızı hapla MGTOW, uzun süreli ilişki ya da evlilik seçiminin erkeğe kaldığını belirttik. Kızları sikip atmayı başka yerlerde tavsiye ediyorlar. Burada değil. Ama uzun süreli ilişki istiyorsan acısına da katlamacaksın. Duygusal yatırımı dengeli yapmayı öğrenmek zaman alır. Ben belli bir yaşa kadar ilişkide olduğun kadına çok ciddi bakmama taraftarıyım. İlk 2 – 3 ilişkisini erkek, erkek olamayarak kaybeder. Bunlara yatırım konusunda dikkatli olun.

  3. Merhabalar Mahmut hocam

    Dün gece bir çeviri yapıp atmıştım. Gözden kaçırdınız maillerin arasında vs diye buradan da bir kontrol etmek istedim görüp görmediğinizi 🙂

  4. Hocam, eski sevgilim geçen aradı (aradan 9 ay falan geçmişti ayrılalı) kahve içelim dedi. Tamam dedim gittim. İş yerinden birisiyle 3 ay civarı görüştüğünü söyledi, “sadece bir defa diyerek” küçümsedi. Ayrılmışlar, çünkü çocuk onu kısıtlayacakmış falan.
    Ne hesap sordum, ne “neden?” diye sordum. “Beni bir daha arama” dedim. Hocam, 15 gün falan oldu bu muhabbet geçeli. Psikolojik olarak kendimi güçsüz ve isteksiz hissediyorum. Eski yazılarınızdan da oneitis hastalığını yaşadığımı farkettim. Yani ne kız ne hayat çok da umrumda değil şu an için. Her kadının aldatma potansiyelinin yüksek olduğunu (en masumunun dahil) bilmek, egoma müthiş zarar verdi. Bu acıyı çekiyorum “nasıl yapar bana bunu” tarzı şeyler.

    1. Eski sevgilinle buluşarak büyük hata etmişsin. Eski sevgilinizle buluşmayın bile. Böyle ters bir hareket yapınca psikolojin zayıflar tabii.

      Bu arada kusura bakmada seninle buluşmak isteyip sana seni ilişki sırasında aldattığını söyleyen hatundan kurtulduğuna dua et. Ne oneitisi oğlum? Oneitis dediğin en azından kişinin kafasındaki meleğe karşı olur, orospudan oneitis olmaz.

      Her kadının aldatma potansiyeli vardır, her kadının yüksek değildir. Ama kadın erkeği aldattığında “nasıl yapar bunu” demenin bir manası yok. Her erkeğin başına gelebilir ve çoğu erkeğin başına geliyor.

      Senin egoma müthiş zarar verdiği dediğin şey aslında yetişkin bir erkek olarak çoktan içinden atmış olman gereken küçük oğlanın zırıltısı. “Bana nasıl yapar, benim gibi dünyanın merkezine yapılır mı bu, uaagggghhhgghhhh” diye zırlayan veledin acı çekmesi. At o veledi içinden. O oğlanla daha fazla yürüyemezsin.

      İçindeki ana kuzusunu öldürmüş yetişkin bir erkek ile öldürememiş yarı yetişkin erkek arasındaki fark budur? Bugün beni kız arkadaşım aldatsa “nasıl yapar bunu” aklımdan geçmez. Ben kimim lan. Diğerleri gibi sıradan, ölümlü bir erkeğim. Hayat bu. Adamın 3 yaşındaki çocuğunu gözünün önünde beyin kanserinden öldüren ve adamı çaresizce izlemek zorunda bırakan hayat kevaşenin tekinin sana boynuz takmasına mı neden olmayacak?

      Bu fırsatı o zırlayan oğlan çocuğunu öldürmek için kullan. Merak etme, hepimizde vardı o velet ve hepimiz eninde sonunda onu ödürdük. Çoğu erkek için ancak bu tür bir kadın – erkek ilişkisi acısı fırsat oluyor. Senin eline de fırsat geçmiş. Değerlendir.

      1. Hocam, tahliliniz ve tavsiyelerinin için çok çok teşekkür ederim.

        Sadece bir düzeltme yapmak istiyorum. İlişkimiz sırasında aldatmadı. Bizim ayrı kaldığımız 9 ay içerisindeki zaman diliminde, iş yerine 3 ay geçici bir eleman gelmiş ve dışarıda da sadece bir kez görüşmüşler. Bana dediğine göre çocuk bunu kısıtlayacakmış, bu da onun hoşuna gitmemiş tabi. Bana “çıtayı o kadar yükselttin ki” dedi, dünya görüşü, metaya önem vermemem, kısıtlamalar yapmama falan”

        Bana bunları anlattıktan sonra da ayrılmaya yakın “beni bir daha arama” dedim. Benle de ayrılırken elimi tuttu, geri çekmedim, ağladı. Elimi omzuna attım, hiç bir şey demedim. Kızı her yerden engelledim. Telefon, mesaj (spama attım), whatsapp, facebook. Başka da kullandığım bir şey yok. Olsa yine engellerdim.

        Teorik olarak verdiğiniz bilgilerin yanı sıra, pratikte de hayatın ve özellikle kızların güvenilmez olduğunu tecrübe etmiş oldum. Dediğiniz gibi fırsatı en iyi şekilde değerlendireceğim sayenizde hocam. Söz veriyorum.

        Ayrıca hocam, şu hayatın acı olduğunu, sızlanmanın da bir taka yaramadığını, spesifik olarak hayat deneyimlerimizde bize rehberlik ettiğiniz ve gelişimimiz için de verdiğiniz onca desteğiniz için de ayrıca müteşekkirim.

      2. Kırmızı hap veya Alfalık, toplumu kadın cinayetlerinden de korur. Mavi hap kafası, kadını el değmemiş çiçek ve yere inmiş melek seviyesinde tutar. Mavi haplı erkek, o tek kadını oneitis eder ve kainatta o benim için yaratılmış, falan der. Mavi haplı erkek, kendi egosuna da çok yatırım etmiştir ve yüzüstü bırakılmayı zor kabullenir. Mavi haplı Betamız, duygu kontrolünü bilmediği için kendine hakim olamaz. Yine bu tip erkeklerimiz, kadına duygusal veya maddi yatırımı haddinden fazla yapıp belki de yıllarını bir kadına vermiştir.
        Sonuç: Evlenseniz bile kadın sizin malınız değil. Boşanmak da normaldir. Kaldı ki bir sevgili, size ait olacak. Ne alaka. Siz bile anne babanızın malı değilken, bir gün çekip gitme hakkınız varken kadın gibi hipergamisi olan bir varlık, sizin eski sevgiliniz kategorisine dünden iner. Ne var bunda. Bunu anlamayan Mavi haplı Beta kafası erkekten kadına veya kendine zarar verme her an beklenebilir. Dikkat derim. Eski sevgili bir kadının size verebileceği hiçbir şey yoktur. Sizn ona verebileceğiniz şey ise onu rahat bırakmaktır. Ha bir gün sizi ararsa. Merak, kediyi öldürendir. Kedidir kedi, deyin geçin. İlle de kıza bir zarar verecekseniz bu merak onlara yeter. Şairin dediği gibi “İyi insanlar, beyaz atlarına binip gittiler.”

  5. Mahmut abi ben bugun bi kizi optum kiz kendini geri çekti ve gerizekali vs gibi sozler soyledi. Ozur dilerim dedim bende. Boyle tepki vericegini tahmin edemedim. Sonra beraber yuruduk o evine ben evime. Dusunceni merak ediyorum.

    1. Kızı öptümden başlarsan ne düşüneyim? Özür dilemekle hata etmişsin. Geri çekilip biriey demeyecektin. Ya da en fazla “tamam bir daha olmaz” falan diyecektin. Özür dilediğin zaman zor toparlarsın.

      Şimdiki gençliğin sorunlarından en büyüğü uçlarda gezinmesi. Ya hiçbir şey yazmadan yorum bekliyorlar ya da destan yazıp. Bunun bir ortası var.

  6. Konuyla alakasız ama bi soru sormak istiyorum.
    Benim sorunum,çok zor sinirleniyorum. Bu aslında iyi bir şey fakat ben bana bi haksızlık yapıldığında bazen (her zaman değil tabi) gayet relax davranıp hiç sinirlenmiyorum ve karşılık vermiyorum,bu da hem beni içten içe kahrediyor hem de statümü düşürüyor

    Bunu nasıl aşabilirim?

    1. Anlattığın şey zor sinirlenmekten ziyade gerektiği zaman sinirlenmeye cesareti olmamak gibi duruyor. Öncelikle sorunu doğru tanımlamalısın.

    2. İnsana verilmiş bütün duygular ve tepkiler, insanın kendisini ifade etmesi, keşfetmesi veya koruması içindir. “Korku, sinirlenme, nefret, sevgi, gülme, panik, merak, içe kapanma, heyecan, ağlama, üzülme, reddetme, pes etme, inat, öldürme dahil…”
      Bunlardan her birinin yeri ve zamanı vardır. Bunlar yaşamak içindir. Bunlarla yaşanır. Bunlardan hiçbiri boşuna değildir. Hiçbiri de kötü değildir. Kötü olan: bunların haksız yere veya ölçüsüz kullanılmasıdır. Gerektiği zaman bu duygularla hareket etmek, sizin var olduğunuzu gösterir.
      Tepksizlik taşlara ve ölülere mahsustur. Size zamanında duygularınızı bastırmak, belli etmemek öğretilmiş olabilir. Belki yatatılış itibariyle sakinsinizdir. Ama yine de kızmalısınız. Bu, sizi korur. Bazı insanlar ilmi siyaset gereği hislerini saklayıp daha sonraya erteleyebilirler. Ya da konjoktür gereği tepkilerini saklayıp zor durumdan kurtulabilirler. Bunlar kendini üst disiplin ve kontrol sistemleridir. Sizinki bunlardan biri değil ise, insani bir vasfınızı yitirmişsiniz, demektir. Tekrar kazanmanız gerekecektir. Bunun yolu yaşam enerjinizi ve isteğini tazelemeniz gerekir. Bir amaç edinerek işe başlayın. Bazen insanlar, kendileri için değil sahip oldukları için kızarlar. Birisi, çocuğuna, eşyasına veya hayvanına hatta inançlarına bir şey yapmaya veya dil uzatmaya kalktığında sinirlenirler. Bunları edinin veya bunlarla vakit geçirin. Kendinizi yavaş yavaş bulduğunuzu göreceksiniz. Bence her şeye sürekli kızmak ile hiç kızamamak da aynı madolyonun ters yüzüdür. Belki, kızmaya cesaretiniz yoktur. Bu, ezilmenize neden olabilir. Kendinizi bedenen, sosyal çevre, bilgi ve beceri açısından geliştirmek özgüven sahibi olmanıza yardımcı olabilir. Ya da kızma katsayınız yüksektir. Bu sefer, ani patlama ile karşılaşabilirsiniz. Yumuşak atın tekmesi pektir, atasözünde olduğu gibi. Bu, fıtrata ait bir özellik olduğu için bunu değiştiremezsiniz. Bu özelliğinizi eğitmeniz gerekmektedir. İnsan, kendi tepki, inanç,;duygu, düşünce ve hayallerine bile ket vuracak, yön verecek mükemmmel bir canlıdır. Bu yönüyle iradesi her şeye hükmedecek kadar güçlüdür. Bunu bilin yeter. Kendine gücü yeten, kendini tanıyan, disiplin sahibi bir insan önce kendine hükmedebilirse kadınlara hatta çevresindekilere de bu duygusal gücüyle asıl ve gerçek değerini gösterebilir.

      1. Hocam çok güzeldi gerçekten. Buradan anladığım kadarıyla kendimi daha çok geliştirmeli ve kendimi bu hissiyatı kazanmak için eğitmeliyim. Doğru mu?

        1. İster kendinizi eğitin ister sizi bir başkası eğitsin. Hepsi de olur.
          Kızmamak aslında tasavvufta bir makamdır. Buraya gelmek için bazen 40 gün, bazen 40 yıl çile çekilirmiş. Ölü gibi olmak, toprak gibi münzevi olmak hedeflenirmiş. Bu hale gelmek, bir nevi disiplin ile olurmuş.
          Yunus ne demiş: Dövene elsiz, sövene dilsiz, derviş gönülsüz gerek.
          Ama biz derviş değiliz. Bir de şöyle bir şey var. Hayatta Alfa olmak demek, içindeki yani nefsindeki tehlikeli yönleri yok etmek değil, onları kontrol altına alıp erdem sahibi olmak demektir. İstediğin anda kızacak, öldürecek, perişan edecek bir ruhun ve bedenin olacak ve sen bunu yüksek disiplin ile eğitip içinde saklayabileceksin ve nazik olacaksın. İşte insanlar bu nezakete saygı duyarlar.
          Yoksa; kızamayan, zarar veremeyen bir insan, masum tavşan gibi ciddiye alınmaz. Aynı mutasavıflar der ki: “Biri üstadınıza laf söylediğinde kızmalısınız. Köpek bile sahibine laf edilince hırlar.”
          Yani kızmak, en üstün dava adamlarında bile yok edilen değil, perdelenen bir tabi tepkidir.
          Dediğim gibi hayatta değerleriniz olsun. Kendinizi geliştirin ve eğitin. Hemen başlayın.

          1. Çok iyi anladım hocam, çok teşekkür ederim.

            Mutavasıflara gerçekten hayret ediyorum, çok bilge insanlar şimdiki din alimleri veya öyle olduklarını iddia eden gibi değiller

  7. Dostlar selam. Burada anlayamadigim ya da yanlis anlamis olabilecegim bir mevzu var. hazzin ertelenmesi bir sure sonra hissizlik yaratmaz mi ? Yani onumdeki sekeri cesitli nedenlerden oturu yemedim. Bu bir sure sonra o sekere karsi hissizlik yaratmaz mi ? Standart hayattan ornek vermem gerekirse : Akademik kariyer hedefimde ilerlemek istiyorum. Bunun icin son 2 senedir ciddi anlamda kadin meselesine iliskin hicbir sey yapmadim. Hep oteledim. Fakar suan geldigimiz noktada oteleme olayina ben adapte oldum. Yani harekete gecmiyorum. Bu mesele ile ilgili bende bir hissizlik durumu olustu. Not: bu sure zarfinda sadece bir iliskim oldu ki bu da kendiliginden gelismisti. Kisa bir sure sonra ayrilmistik zaten.

    1. Hocam bilimsel açıdan tahmin yürütmek istiyorum:

      Bir şeyle uğraştığımızda o yönle alakalı nöronlar(sinir hücreleri)dallanıp budaklanıyor.Gelişiyor yani.Uğraşmadıkça da zayıflıyor.Sizin durum bu yönde olmuş olabilir.İlk kıvılcımı verirseniz zamanla gelişecektir diye düşünüyorum.

      Ancak hazzı ertelemek hazzı bırakmak değildir.Sadece erteleyip “sonra” dersin.Yani bence abi önceliklerinizi bilip o yönde hareket etmek çok güzel ancak diğer aktiviteleri de tamamen bırakmayın derim.Erteleyin ya da dozunda günlük hayatınızda devam edin.Şahsi fikrim

  8. Mahmut abi,kadinlarla olan oyunumda,etkilesimim de sira sevisme/sekse geldiginde sekse kadar gecen surede gerek bu sitede gerek diger sitelerde ve az da olsa edindigim tecrubelerle oyunumu gelistirdim . Muhtaclik yok,next var,testleri gecmek var,cerceve korunuyo ama is sekse gelince yani en onemli yerde cuvalliyorum . Kizin hemen ustune atlama,kiza egilme,opusurken sanki su ask dizilerindeki ilk opusme sahnesindeki gibi agir arkada duygusal fon muzigi esliginde yavas opusuyorum hadi o asamayi gectim betalasmaya basliyorum,sert
    vahsi,dominant olamiyorum,hadi biraz da ilerledik is sekse dogru gidince kiz acaba simdi onu domaltip,ya da sakso cektirmeye baslasam bana kizar mi degerim duser mi diye cekingenlik basliyo halbuki yanima seks yapmaya geldikleri ortada ama ben bunu sanki 10 yillik iliskimiz varmis bozulmus geri tekrar birlesmisiz gibi agir sekilde yapiyorum ve o an yatakda gercek bir erkek,dominant olamadigim icin sanki yatakda 2 lezbiyen sevisiyomus gibi oluyo ve bu durum cok canimi sikmaya basladi abi yemin ediyorum erkeksiligimi sorgular oldum ,kizlara karsi yine ayni hatayi yapicam diye yurumeye cekiniyorum cunku dogru durust sikemedikden sonra hic bi anlami yok . Ne diyosun buna 🤔🤔 ?

    1. Rahat bırak bence biraz kendini abi.Seks sırasında düşünmekten çok zevk almaya bak derim.Şunu şöyle yapsam böyle yapsamla olmuyor bu işler bir yerde salmak lazım.İçindeki erkeğin rahatça ortaya çıkabilmesi için.Şahsi fikrim.

    2. Bir de her erkeğin sekste sert mi olması lazım yani her erkek sert midir yatakta özünde?

      Bir de Mahmut Abi’nin görüşünü almak lazım

    3. Vahşi olmaya gerek yok ama domaltmaktan ya da saksodan çekinmek uç noktalar … Önce kolaydan başla. Bir dahaki seferde kızı bir doggye geçir bak ne oluyor. Bir de misyonerde hatuna 5 orgazm veriyorsan yemişim vahşisini yahşisini.

      Kadınlar dozunda sertliği severler. Örneğin ben doggy esnasında spanking sevmeyenini görmedim. Ama her chocking seks vs … ilk sikişmede yapmaya çekinebileceğin şeyler olabilir.

      Fakat şunu da söyleyeyim yatakta çekingenliğinden ziyade buna neden olan psikolojik zayıflığın nedir onu bulsan iyi olur. Başka yerde de ayağına bağ olur bu.

  9. Ya bu sabah erken kalkma olayını hala başaramadım taktiği olan var mı bu konuda?Yapsam çok şey değişecek ama olmuyor kalksam bile geri uyku bastırıyor uyuyorum.

    1. Erken kalkmanın sırrı aynı saatte yatabilmekten geçiyor, yatma saatini 12 civarına çekip her gün aynı saatte yatarsan hem uyku kaliten hem de kalkış saatin çok gelişir.
      Kapkaranlık ve hava alan oda da önemli. Göz kapalı bile olsa gelen ışığı anlıyor ve melatonin salınımı tamamen duruyor. TV, cep telefonu görmemen lazım uyurken.

    1. Eğer kıskançlık sizi kıskanma yönündeyse önce konuşarak halletmeye çalışın derim derdi neymiş öğrenin.Konuşmanıza rağmen devam ediyorsa ki eder çoğunluğu alay edip siklemeyin kendi kendine debelenip dursun.Dayak atın falan demiyorum değmez çünkü gider annesinin eteğine sarılır falan başınız ağrır.Görmezden gelmek en etkili yaralayıcı silahlardan birisidir.Şahsi fikrim

      1. Beni kıskanma yönünde oluyor genelde.. Benden yaşça büyüklerde de gorebiliyorum.. Hakaret işittiğim de oluyor.. Sürekli gelişen bir karakterim var. (İlk kez kendimi bu kadar acikliyorum 😀).. Analitik düşünen biriyim..

    1. Dediğim gibi takmamak en doğrusu olur.Öbür türlü baş ağrıtır bu insanlar.Ya da diyorsan ki abi ben takıyorum o zaman sinirlenmeyeceksin.Cidden bu çok önemli faktör sinirlenmek günümüz dünyasında sanırım insanların bilinçaltında güçsüzlük görüntüsü uyandırıyor.Çok çok ağır bir şey olmadıkça sinirlenmek doğru değil bu yönde hepimizin kendini geliştirmesi lazım.Sakin bir şekilde (analitik düşünüyorum demişsin öyleyse sözlerin de akıllıca olacaktır) laflarınla şakayla karışık ezeceksin.O zaman susar kıskanmayı bırakır ya senden bir şey öğrenmeye çalışır ya da kıskançlığına yenilip senden uzaklaşır.Yine de dediğim gibi konuşmak ilk önce yapılacak şeydir eğer işe yaramazsa bunları yapabilirsin.Tabi bir de hiç bahsetmedim iletişimi kes demiyorum.Çünkü bu tür insanlar her yerde var iletişimi kesip uzaklaşmak yerine bu insanları fırsat olarak görüp kendini geliştirmek en iyisi.Yine de eğer istemezsen iletişimi de kesebilirsin o an çok yoğun olduğun dönemler olur mesela arkadaşlığı kesersin olur biter senin kararın bir erkek olarak hayatına sen de yön vereceksin.Şahsi fikrim.

  10. En ciddi sorunum bilgisayar oyunlarıydı, yıllar önce günde 14-15 saatimi harcadığım zamanlar olmuştu. Daha sonra geçen senenin başlarında azalttım ve tamamen kestim. 1-2 gün kaytarma dışında, biraz da yoğunluktan dolayı oynamaya hiç vaktim olmadı. Uzun aradan sonra geçen ay oynamayı çok sevdiğim bir oyunu 10-15 dakika oynadıktan sonra ciddi ciddi sıkıldığımı fark ettim ve geri sildim. Şimdi hayatında bilgisayar oyunları %0 olan birisiyim, ilgimi başka şeylere dağıttım. Sanırım biraz da bu yazıdaki konuyla ilgili bir durum.

  11. mahmut ben üniversiteden yeni mezun oldum üniversitede kızlar konusunda iyiydim kız konusunda sıkıntım olmadı ancak şöyle bir sıkıntım var şimdi şehir dışından ailemin yanına döndüm iş bulma evreleri askerlik filan gibi zor süreçlerden geçicem ancak ailem akrabamız olan bir kızla evlenip yurt dışına gitmemi istyor malum türkiyenin son senelerdeki ekonomik durumu.Ben açıkcası bir kaç sene ailemle yaşayıp daha sonra bekar evine çıkıp hayatıma devam etmek isiyorum aklımda 30-35 den önce evlenmek gibi bir şey yok ancak yinede ne yapmalıyım bi danışmak istedim bi soru gibi de olmadı 🙂 sadece görüşlerinizi almak istedim

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *