Nasıl Mutlu Olunur?

Mutluluk ne zaman ne düşündüğünüz, ne söylediğiniz ve uyum için ne yaptığınızdır. “ –

Mahatma Gandhi

Birisi bana gençken şu an yazmak üzere olduğum şeyi anlatsa idi, hayatım şu an tamamen farklı olurdu. Geçenlerde, hayatımın bazı ciddi noktalarını ortaya çıkarmak için hayatımın bazı mücadelelerini açığa çıkarmanın gerekli olduğunu hissettiğim bir mesaj aldım. Benim cevabım, soruyu ele almak için sarfettiğim uzun çaba yüzünden uzadı ve sonuç olarak bu makale doğdu.

Soru: Nasıl mutlu olurum?

Mutluluk, kendiniz hakkında olumlu düşünme ayrıcalığı kazanmanızdan ( evet kazanılması gerekir) gelir. İnsanlar çoğu kez mutsuzlar çünkü disiplinsiz oldukları için kendilerine kızgınlar ya da olmaları gerektiğine inandıkları kadar hızlı bir başarı gösteremedikleri için kızgınlar ( hırs ve başarı uyumsuzluğu).

Hayatımda birçok kez üzüldüm ve bu, iki karakter hatasından kaynaklanıyordu.

– Öz Disiplin Eksikliği:

Öz disiplin hiçbir zaman bana kolayca gelmedi çünkü dikkat sürem berbattı ve iyi bir şekilde yetiştirilmemiştim. Bir çocuk olarak istediğim her haltı yapmama izin verildiğinden büyüyünce öz disiplini gelişmemiş bir yetişkine dönüştüm. Eğitim(sizlik)im her zaman en az dirençte yükümlülüklerimi yerine getirmem anlamına geliyordu.

Elbette çocuklarını adam akıllı yetiştirmeyen ebeveynlere sahip olmak kötü bir şey ama kendi hatalarınızdan dolayı onları suçlamak size hiçbir başarı elde ettirmez. Bir yetişkin olarak kendinizi disiplinize etmek için sorumluluk almanız gerekir.

Neden Disiplin Çok Önemli?

Eğer herhangi bir değere sahip bir adam olmak istiyorsanız öz disiplin önemlidir. Eğer disiplin sizde eksikse, en başta yapmanız gereken şey bunun üzerinde çalışmaktır. Bunun yerini dolduracak başka bir şey yoktur.

Dışarda size özgüven sahibi olmayı vadederek cebinizdeki parayı almaya çalışan dandik seminerler ve kitaplardan milyonlarcası vardır. Bunların %99.9’u mantıksızdır. P. T. Barnum’un dediği gibi,

“ her dakika başarısız biri doğar. “

Gerçek: Ancak sen kendini özgüvenli yapabilirsin.

Disiplinli insanlar özgüvenli insanlardır (bu aynı zamanda her zaman egoistlerdir anlamına gelmez) çünkü yaptıkları şeyden gurur duyarlar. Bir işe giriştiğinizde çabaladığınızı bilmenin yan ürünlerinden biri kıvançtır.  Kıvanç, özgüvene dönüşür. Özgüvense cazibeye… Bu bir döngüdür ama her şey disiplinle başlar, her şey. Disiplin, başarının köküdür, 3’ün 9’un kökü olduğu gibi. Eğer doğanın büyülü şekilde kutsadığı, doğuştan özgüveni olan biri değilseniz, özgüveni şöyle elde edersiniz:

Aşırı Analitik Olma:

Doğal olarak analiz felcine yatkınım çünkü analitik (sorgulamacı) bir doğam var. Önemli miktarda öz disipline sahip olmayı başardığınızda kendinizi bir şeyleri ertelerken yakalayıp harekete geçmek için kendinizi zorlarsınız.

Yapmanız gerekenleri ertelemenin dışında fazlasıyla analitik olmanın diğer problemi, dünyadaki tüm ( çok fazla, hergün, her yerde) olumsuzlukları görmenizdir. Eğer dikkat etmezseniz bu sizi büsbütün boğabilir.

Eğer entelektüelseniz, analitik beceriniz hayata olumsuz bir filtre uygular çünkü alaycılığa, çok düşünmeye ve hareketsizliğe yatkın hale gelirsiniz. Bu özellikler depresyonun kaynağıdır ve depresyon verimliliği mahveder. Sanırım az önce gelmiş geçmiş tüm zeki kaybedenleri tanılmadım : çok bilen ama çok az kayda değer iş yapan.

Gençliklerinde onlara yardım edecek sağlam rehberleri olmayan çoğu erkek gibi benim de kendi yolumu kendim bulmam gerekti. Düzenden yoksun ve dürtülerine göre hareket eden biriydim. Üç hafta öncesinden sınavlara çalışıp rahat etmek yerine çalışmaya sınavın hemen öncesinde başlardım. Anlamlı bir hobi edinmek, dil öğrenmek, enstüriman çalmak, spor yapmak ya da savaş sanatını öğrenmek yerine arkadaşlarla (kendim gibi dümensiz, ortalama insanlarla) aylaklık ederdik. ( ya da zamanı dolduracak bir şey yapardık). Bu, kendi çocuklarımın yapmasına asla izin vermeyeceğim bir hatadır.

Değerli olduğumu anlamam için çok zaman kaybetmem gerekti çünkü amacı olmayan bir ezik olduğunuzda ne kendinize ne de zamanınıza önem verirsiniz. Zamanınızı sürekli anlamsızca ziyan etmenin yollarını ararsınız çünkü hiçbir amacınız yoktur. Amaçların olsa bile onları gerçeğe çevirmek için disiplinden gelen ve onları gerçeğe dönüştürmek için gerekli olan dürtüden yoksunsunuzdur.

Ben de büyük hayaller kuran ama harekete geçmeyen adamlardan biriydim. Ve tekrar eden umursamazlık yüzünden çok mantıksız bir korku kök saldı. Ben momentumu kaybedene kadar hareketsizlik korkuyu besledi ve momentum olmaksızın depresyon riski altındasınızdır. Einstein’in sözüyle:

“ Hayat, bisiklete binmek gibidir. Dengenizi korumak için hareket etmeye devam etmeniz gerekir. “

Her zaman ne yapmam gerektiğini biliyordum. Kimse gelip bana “sen salaksın” demedi ama zeka yeterli değildir. Zeka sizi karakter eksikliklerinize karşı bağışıklı kılmaz, size iş ahlakı vermez (disiplin verir) ve mutluluğunuzu tehdit eder (aşırı uyaran yüklenmesi). Hayata meydan okuyup mücadele eden aptal bir adam hayatın meyvelerini, hayatı kenardan öylece izleyen zeki bir adama göre çok çok daha fazla yer.

Benim tembelliğim beni mutsuz etti. Kendi konfor alanımın mahkumu oldum.

İç gözlem yaparak, şu ana kadar yazdığım şeylerin hepsinin farkına vardım. Sorgulamacı yapımın bana bir faydası oldu : kendi üzerimde psikanaliz yaptım ve neden – sonuç ilişkilerini ortaya çıkardım. Güçsüzlüğüm bir güç haline geldi. Bunun yanı sıra kırmızı haptan öğrendiklerim, kendimi yeniden programlamam için gerekli zihniyet değişimini sağladı.

Mutsuzdum çünkü potansiyelimi kullanmadığımı biliyordum. Mutsuzluğumun kaynağı, kendi olabileceğimin en iyisi olmamamdan dolayı dolayı kendime duyduğum kızgınlık ve hoşnutsuzluktu. Olduğum kişiyle olmak istediğim kişi arasında uçurum çok büyüktü. Fakat çok uzun bir süre  sıkıntılarımın ve ara ara gelen depresyon ataklarının kaynağının bu olduğunun bilincinde değildim.

Kırmızı hapı keşfetmeniz harika bir şey ama kendi kafanızda takılı kaldıysanız ve disiplin eksikliğiniz varsa okumanın ötesine geçemezsiniz. Ve hayatınız iyiye gitmeyince de, eğer bunun nedenini anlayacak kadar uyanık değilseniz, bu başarısızlığı kendi sorunsuzluğunuza değil, kırmızı hapa yüklersiniz.

Kırmızı hap hayatınızı tamir etmeyecek. Zira kırmızı hap sadece bir alet çantasıdır. O nasıl kullandığınız, hayatınızı gurur duyacağınız bir şeye dönüştürüp dönüştürmemenize karar verecektir. Derler ya “ İyi bir zanaatkar asla sahip olduğu aletleri suçlamaz.” Kırmızı hap sadece bir alet çantasıdır. Bilmek yeterli değildir, “yapmak”, harekete geçmek gereklidir. Ve yenildiğiniz yerde, kendi yenilginizin sorumluluğunu almanız gerekir.  Eğer hayata yaklaşımınızı değiştirmediğiniz için kırmızı hap sizin için çalışmıyorsa, bu sizin suçunuz, başka kimsenin değil.

Kaslanmak için, ağırlık kaldırmak zorundasınız. Para kazanmak için kıçınızı yırtarak çalışmak zorundasınız. Hatun yapmak için hatuna yaklaşmak zorundasınız. ( ya da kaslı fotoğraflarınızı Tinder’a koymak zorundasınız. ) Sanırım ne demeye çalıştığımız anladınız. Bilgi, uygulanmadığı sürece anlamsızdır. Eğer tüm bu makale içinden sadece bir sözü kendinizi tekrar edecekseniz, o söz budur. Eğer yeni şeyler yapmaktan korkuyorsanız, siz de benim geçmişte olduğum gibi konfor alanınızın kölesisiniz demektir. Ve hergün sıklıkla gözlemlediğim çekingen vücut dili bir şeye işaret ediyorsa, korkarım çoğunuz bu durumdasınız. Bundan sessizce utanıyorsunuzdur.

Peki ama mutluluğu nasıl bulurum? Ben kendime rağmen kendimi kabul ettim. İnsanlar sıçtıklarının farkına vararak mutluluğu bulurlar. Mutsuz olmaktaki sorun üretkenliğinizi ve sosyalliğinizi yok etmesidir. Zavallı insanlar, hiçbir şeyde bir anlam göremeyen nihilist insanlardır. Hayatlarını geliştirebilecekleri insanları etkileyemezler çünkü düşük enerjileri onları itici yapar.

Eğer mutsuzsan iyi uyuyamazsın ve bir şeyler yapacak enerjin olmaz. Sosyalleşmek ya da sosyal etkileşimleri baltalarsın çünkü enerjin diptedir. Tüm dünya angarya gelir ve bu olduğunda kendin için istediğin yaşamı inşa edemezsin.

Bu ilk adımın, mutsuzluğun üstesinden gelmek için önemli olduğunu gördüm. Tekrar söylememe izin verin.

Kendime rağmen kendimi kabul ettim. Bir kaybeden olduğum için kendimi hırpalamayı bıraktım ve olmak istediğim kişi olabilme yolunda yapabildiklerim için kendimi kutlamaya başladım.

Hırsımın dayattığı komik derecede yüksek standartlarda bir başarıya sahip olmasam bile, elimden gelenin en iyisini yaptığım sürece elimde olanı ve kim olduğumu kabul ettim. Zira en iyiniz sahip olduğunuz tek şeydir ve kendinizden en iyinizi aşan şeyler beklemek, sürekli kaçan bir havucu kovalamaya benzer.

Hergün biraz daha az boktan olma yolunda yürümekten zevk alıyorum. Baskıyı, mücadeleyi ve itiş kakışı seviyorum. Bir yere ulaşabilmek için zaten sevmek zorundasınız. Eğer elimden gelenin en iyisi yetersiz ise öyle olsun. Başka bir şey denerim. Kusurlu olmakla bir sorunum yok.

Yenilgiyi, hayatın değişmez bir parçası olarak kabul ediyorum.Yeterince iyi olmadığın için yenilmek, yeterince iyi olmamaktan korktuğundan yenilmekten daha iyidir. Her şey, pes etmekten iyidir. Winston Churchill şöyle der:

“Asla pes etme. Asla, asla, asla… Büyük ya da küçük olsun, önemli ya da önemsiz olsun, iyiye olan inanç ve onur dışında bir şeye boyun eğmeyin. Asla güce teslim olmayın: Asla düşmanın görünüşte ezici gücüne teslim olmayın. “

Hırs eğer bir şeyi başaramadığınız için sizi üzmeye yarıyorsa, tamamen faydasızdır. Hırs (amaçlar) teşvik edilmeye ihtiyaç duyar. ( bir ezik olmamak için) Birçok insan, amaç edinmenin mutluluk getireceğini düşünür ve ilk başarında öyle de olur ama sürmez. Sürekli mutluluk, kendini kabul etmekte yatar. Mutluluğun diğer tüm formları geçicidir.

Yaptığım zekice şeylerden biri, korkularımı kendime karşı kullanmamdı. Bir zamanlar beni mahkum eden korku, şu an beni harekete geçiren şey. Korkularımdan kurtulmadım,  sadece onları tersine çevirdim. Konfor alanımdan çıkma korkusunun potansiyelimi yok etmesine izin vermek yerine, kaybeden olma korkumu harekete geçme motivasyonu olarak kullandım ve bir zamanlar kaçındığım şeyleri yapmaya başladım. Çatışmaya girmekten ya da garip bir sosyal duruma düşmekten çok ziyade, kaybeden olmaktan korkuyorum. Korkmak bende işe yarıyor. Benim işime yarıyor.

Birçok insan bir ya da iki sebepten mutsuz (muhtemelen ikisi birden sebep) :

– Onlar, en iyi kaynaklarını, zamanlarını boşa harcayan sersemler. Eğer bir ay tembellik yaparsan mutlu olabilirsin çünkü anın keyfini yaşarsın ama bir ay, iki ay geçerse geriye bakıp şuanki halinle eski halini kıyaslarsan daha iyi biri olmayacaksın hatta daha kötüsü olacaksın. Bu seni sarsacak. Acınası bir halde olacaksın çünkü hayal kırıklığına uğrayacaksın.

– Onların tutkuları, kişiliklerinin çok ötesinde ve statü eksiklikleri onlara nefes bile alamayacak kadar baskı yapıyor. Yüzlerindeki güneş, burunlarındaki hava gibi basit şeylerin bile tadını çıkaramıyorlar.

Ben her ikisinden de etkilendim. Siz de bunlardan birinden etkilenebilirsiniz. Hiçbirinden etkilenmiyorsan ama hala mutsuzsun isen zehirli insanlar ile çevrilisin ya da yalnızsındır.

Eğer mutsuzsan ama kaybeden değilsen:

Eğer başarılıysanız ama hala mutsuzsanız, başarılı ama hiçbir başarı ile yetinemeyen birisinizdir. Hırslarınız sizi mahvediyor. Bu tatminsizlik, hayatın tadına varmak yerine daima bir şeyleri yetiştirmeye çalışan biri olduğunuzu gösterir.

Buradaki problem, oraya ulaştığınızda bunun yeterli olmayacağıdır çünkü mutlu olmayı öğrenmemişsinizdir. Eğer paranız, bağımsızlığınız, iyi bir vücudunuz, yüksek IQ’nuz/ yeteneğiniz ve iyi bir işiniz olursa hala acınasısınızdır çünkü kendinizi kabul etmeyi öğrenmemişsinizdir. Başarı sorun değildir. Ona bolca sahipsinizdir. Sorun, kendinizi kabul edememeniz.

Bir insan, elinden gelen şeyleri kabul etmelidir. Bu, tembel olma anlamına gelmez. Siz insansınız, günün her dakikası %100 üretken olamazsınız. Kusursuz değilsiniz, başarılısınız ama kusursuz değilsiniz. Eğer kendinize insanüstü standartlar dayatırsanız daima kendinizden nefret edersiniz ( amacınızı gerçekleştirmiş olsanız bile). Bu yüzden özünde mutsuz olursunuz. Zayıflıklarınız için kendinizi affedin ve onlara sahip olduğunuz için kendinizden nefret etmek yerine bunların üstesinden gelin.

Başarılı olursanız ve kendinizle barışıksanız ama hala mutsuzsanız, muhtemelen yalnız ya da korkunç tiplerle çevrilisinizdir.

İyi arkadaşlar edinin. İyi arkadaşlar, hayatın boktanlığını azaltırlar. Her şey iyi bir dostla güzeldir. Yalnızlık, tembellik kadar zayıflatıcı olabilir. Eğer yalnızlığa düşkünseniz sizi tam keşiş moduna girmeye karşı uyarıyorum. Bu sizi daha kötü yapar. Sosyalleşmek ve kendinize gelmek için 2 gün ayırın.

Birçok adam, doğru kadını bulmak için hayatını harcarken iyi dostluklar bir ömür sürer. Bir kadın nadiren hayat boyudur. Gerçek arkadaşlar sizin ilgi alanınızı önemser. Kadınlarsa kendi ilgi alanlarını önemser. Gerçek dostlar nadirdir. Birçok insan sizden ne alacağını ya da sizi nasıl kullanacağını düşünür. Gerçek bir arkadaş, sizin ilerlemenizi önemseyen, kan bağınızın olmadığı bir aile üyesidir ve zor zamanlarınızda sizin yanınızdadır.
Onlar sizin problemlerinizi önemser mi? İhtiyacınız olduğunda size zaman ayırırlar mı? Hayır mı? Öyleyse onlar dostunuz değildir. Adı ne olursa olsun, diğerleri sadece tanıdıktır.

Kaynak: How to be happy?

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Sonsuzluk ve Bir Gün

Sonsuzluk ve Bir gün, Türkçe kırmızı hap camiasının en bilinen ve takip edilen yazarlarından biri. Kendisini buradan olduğu gibi twitter hesabından (@sonsuzluk_vbg) ve Ekşi Sözlükten (@sonsuzluk ve bir gun) takip edebilirsiniz.

94 thoughts on “Nasıl Mutlu Olunur?”

  1. Hocam bir sorum var kızla buluşmadayken eğer telefonla çok ilgileniyorsa ona telefonu kapat mı demeliyiz yoksa bizde mi telefonla uğraşmalıyız yada başka siz ne öneririniz aklımda bir süredir var çok merak ettim

    1. Mahmut Abi’yi Güzin Abi yaptınız harbiden. Bu siteyi baştan sona okumuş, hatta yarısını okumuş adam bile bunun cevabını kendi verebilir. Hazıra konmayın

      1. Ama bi ara mahmut abi evine gelen kız telefonla çok ilgilenince bir şey söylemeden evden çıktığını sonra tekrar geldiğini kızında anladığını söylemişti. Ama buluşmada öyle bi seçeneğim yok mahmut abi akıl verirsen çok sevinirim 😅

        1. Çok karşılaşılabilecek bir olay. Normalde bu kızların çoğu ya shit test atıyordur ya da kendileri heyecanlı olduklarından heyecanlarını saklamak için telefona gömülür. Bunu varsayıp sarsılmadan 5 – 10 dakika muhabbeti kurmaya devam edersin. Şu kız mesela :

          Neyse kızla buluştuk. Kızın ilk tepkisi, mesajlaşmanın tam tersi inanılmaz soğuktu. Oturup yemek yemeye başladığımızda elinde telefon mesajlaşıyordu ki, farkında olmasa da arkasındaki panelden gördüğüm kadarıyla tinder açıktı.

          Bu soğukluk ise nükleer shit testti. İstifimi bozmadım. Kızın güzelliği ile ilgili 2 – 5 saniye afallamıştım ama onu da çaktırmadım. Klasik “kadın 70% konuşur – erkek 30%” kanunu ile kızı konuşturmaya başladım. Sorular sorarak. İki ciddi bir flört soru ile.

          Kız biraz açılınca, yukarı bara çıkmadan önce ara yoklama muhabbetini açtım.

          Saha Raporu – 30luk abi, 20lik iki hatun, iki farklı oyun, iki farklı sonuç

          Fakat bazı kızlar öküzdür. Türkiye’de öküz erkek kadar öküz kız vardır. Böyle davranan bir kızı sözel uyarmak bence her zaman “bana ilgi göster” yalvarmasıdır. Kıza ne diye şans vereceksin, sen ödül değil misin? Bu kızlardan biri ile karşılaştığında yani kız muhabbete girmiyorsa, kendi tolerans seviyene göre (5 dk falan iyidir, max 10 dakika) şöyle yaparsın : kıza “izninle” der tuvalete gidiyor gibi kalkarsın, çaktırmadan hesabı ödersin ve çeker gidersin. Kızı okuldan falan tanıyor olsan bile. Bir daha da iletişime geçmezsin.

          Kız sana nerdesin diye mesaj atarsa, “ben çıktım, hesabı da ödedim” dersin. Kız sebep sorarsa “seninle mesajlaşmak daha zevkli, gerçek hayatta çok sıkıcısın” falan dersin. Kız sana hesap sormaya ya da utandırmaya kalkarsa da engellersin.

          Daha önce burada yorumlarda aynen bu şekilde masada bıraktığım bir kızdan bahsetmiştim. Burada amaç kıza ders vermek değil ya da kıza cooluk yapıp kızı dize getirmek de değil. Bunlar daha önce bahsettiğim gibi kızı merkeze koyan hareketler. Amaç kendinizi gereksiz zaman kaybından kurtarmak. Böyle yapmak kaba bir hareket gibi görünebilir ama karşınızda zaten incelik göstermeye gerek olmayan bir insan var.

  2. Selam arkadaşlar ve saygıdeğer abilerim;
    Bir lise son sınıf öğrencisi olarak bulunuyorum. Redpill’e kız gözüyle bakmayı sevmesem de soracağım konu kızlar ile alakalı. Okullar açılalı 4 gün kadar oldu. İlk gün sınavdı. Orada gördüğüm bir kızın dış görünüşü hoşuma gitti. (HB6.5 gibi)Neyse MGTOW damarlarıma işlemişti yazın ondan amann salla deyip geçtim. 2. Gün kızı tekrar gördüm bir kız arkadaşımın arkadaşıymış. Onla beraberken kız merhaba dedi tanıştık kino yu iyi kullandım. 5 dakika içinde yalnız kaldık. Orada bi an heyecan yapmam sonucu açılışım pek verimli geçmedi. Daha sonra 2 gün merhabadan ileriye gitmedim. Bugün yanına gidip bi 5 dakika civarı sohbet ettim. Yarın da numarasını almayı planlıyorum ama naaıl alacağımı bilemedim. Sizin cevaplarınızı bekliyorum. Şimdiye kadar almamamın sebebi ise 3. Günden lisede çok y*vş*k pozisyonuna düşme riskim vardı.
    Bir de başka bir sorum da kızın yanında bildiğim her şeyi unutuyorum resmen. Her dediğini shit test görüyorum. Genel mizacım ciddidir. Bu yüzden fazla dalgaya almıyorum. Bir de mavi hap kalıntıları var kız sürekli aklımda yer ediyor. Cevaplarınızı merakla ve hevesle bekliyorum…

  3. Mutlu olmazsanız her işinizde bir düşüş yaşanır. Kendimizi sevmeyi öğrenmeliyiz.

    NoFap bu mutluluk olayına ilaç gibi gelir. 3 aylık,6 aylık ve 1 yıllık süreler arasında (ne kadar bağımlı olduğunuza bağlı) her işten zevk alıyor olacaksınız.

    1. İlk başta saçma geliyor ama deneyince göreceksin
      Günde 1 kez fap yapan birisi olmama rağmen düzenli spor yaptığım için odaklanma sorunum ciddi anlamda çözüldü, testesteronu boostladığı için çekingenlik de “ESKİYE GÖRE” fazla duymuyorum.
      Çektiğin acı dopamin RESEPTÖRÜ üretimini uyarıyor
      Bir süre sonra her şeyden zevk almaya başlıyorsun
      Tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak misali 😀
      Tamam son örneği unut aheheheeh

    2. Hayır TRİSTAN HAYIR

      YAPTIĞIN SPOR FİTNESS İSE REKABET OLMADIĞINDAN TESTO SEVİYEN VE HIRSIN ARTMAYACAKTIR ÇOK FAZLA

      HEM REKABET HEM LİFTİNG SPORU YAPMAN LAZIM…

    3. Soruyu soruş şeklin biraz sorunlu. Spor yapmak, mental açıdan birçok şeyi düzeltecek ve en önemlisi başarı için gerekli hormonal ve zihinsel temeli oluşturacaktır. Yeterli değil ama gereklidir. Ön koşuldur ama yeter koşul değildir. Ama eğer hiç spor yapmıyorsan, seni şu anki ruh halinden ve hormonal dengenden fersah fersah yukarı taşır.

    4. Ben boks yaptığım zamanlar hayatım daha düzenliydi. Sıkı antrenmanlar , hiçbir şeyin beleşe kazanilmadigini öğretiyor. Özellikle boks , bir iki yumruk yiyince zihni açılıyor insanın 🙂

    5. Uzun süredir vücut geliştirme ile uğraşan birisi olarak söyleyebilirim ki, en bitik hissettiğim zamanlarda bile o salona kendimi atıp 2 saat spru yapip çıkınca ruh halime pozitif yönde etkiyordu..Sade bu yetmez tabi üzerindeki baskıya neden olan birçok şeyi aşmak için bolca okumak şart, kasları antrenman yapmayınca pasifize olduğu gibi zihninide asla boş bırakmaman gerek, popüler kültür kitaplarından bahsetmiyorum tabi nitelikli felsefi, psikoloji vs.vs..

  4. Son bir senedir her açıdan kendimi geliştirmeye uğraşıyorum, bir yılda vücudum herkül gibi oldu ders başarım katlandı özgüvenim çok arttı . Yalnız bu motivasyonu reddedildikten sonra kazandım. İnsan bazı şeylerin kötü gittiğini olumsuz sonuçla karşılaşmadan farkedemiyor benim açımdan çok uyandırıcı oldu 🙂 . Hala o kıza karşı bariz bi oneitis durumu var ortada ama red pill saçma hareketler yapmamı engelledi iletişimi tamamen kesmiştim. Bu kadar zaman sonra yine o kızı bulup bak ne kaçırdın demek istiyorum 😀 esas demek istediğim bu oneitis zihniyeti de gelişim için güzel bir motivasyon sebebi oluyor tam gevşeklik yapacağın sırada kötü sonuçlardan kaçınmak adına insanı tekrar harekete geçiriyor.

  5. Yazı için çok teşekkürler. Tam anlamıyla mükemmel. Tam ihtiyacım olan yazı. Bende şu sorun var ki ; battı balık yan gider anlayışı. Disiplini bir kez bozunca devamını getiriyorum ve kendimden insan üstü bir disiplin bekliyorum makine gibi olmayı bekliyorum. Bu yazıyı defalarca okuyacağım. Bugün boş bir kağıt alıp kendi kendime yazarak teker teker sorunlarımı tespit edeceğim. Titizlikle … Beni engelleyen seyler ne hepsini tespit Edip hayatımdan uzaklaştırıracağım.

  6. Ben özgüvensiz bir insandım her korkumun üzerine gittim.Tahtaya çıkıp şarkı söylersem heyecandan ne yaparım diye düşünmeye başladığımda düşünce akışını kestim ve harekete geçtim.Kızlardada aynı şuan özgüvenim nirvana halen daha artıyor.Sabahları dershaneye gidiyorum.Öğlen arkadaşlarla kafa dağıtmak için kızlara yürüyoruz.ikindi spora gidiyorum.Gelince ders çalışıyorum.İnstadan gelen kızın dmsini görüp biraz geç cevap vereyim dedim.Yorgunluktan unutmuşum.Özgüvensiz halimle hiçbir insanı etkileyemezdim.Şimdi her konuştuğum tekrar konuşayım diye ağzımın içine bakıyor.Bu yolda küçük başarılarımı kutladım.Artık kızlara yürümek heyecan yaratmıyor.Özgüven insanın kafasında bitiyor kendi zincirlerini kendi kırması gerek.(Sevgilisi olan hatunlar neden abaza abaza beni kesiyor.)Tipiniz yaşınız giydiğiniz kıyafetin hiçbir önemi yok özgüveniniz olsun sikmediğiniz delik kalmaz.İnsan güçtür tek tabanca takılmayın.Sürü bulun ve liderlik edin.

  7. Harika bir yazı olmuş.Yazıyı okurken, bahsedilen birçok durumdan kendimin de muzdarip olduğumu farkettim.Umarım bu tarz yazıların devamı gelir…

  8. Arkadaşlar ve abilerim tavsiyeye ihtiyacım var.

    Redpill ile yeni tanıştım sayılır.Geçen sene keşfettim ve araştırdım ama hiç uygulamadım.Bu sene tekrar karşıma çıktı ve en baştan tekrardan öğrendim her şeyi.Tam süreyi bilmiyorum ama en az 7-8 ay olmuştur.Bundan önce 2 ilişkim oldu ama ikisi de aşırı ilgi sonucu mesajlarıma cevap vermemeye başlamalarıyla bitti.Red pill öğretisini denediğim ilk kızla güzel bir ilişkiye başladım ama oneitis olmaya başladığını farkedince ayrıldım.Daha sonra bir kızla tanıştım çok ilgim yoktu ama onun ablası ve benim abim yakın olduğu için sürekli aynı ortamda bulunmaya başladık.Bizimkilerin bizi sevgili yapma çabalarına çok takmadım ama kız ilk mesajı attı.Saçma bir şey sordu ama niyeti belliydi.Ben de cevap verdim ve konuşmaya başladık ama kıza ilgim olmadığı için konuşmalarımız da çok iyi değildi.Kıza bir bacım demediğim kaldı.Buna rağmen kızın ilgisi herkes tarafından fark ediliyordu.Bir gün ben mesaj attım ve cevap gelmedi.O günden beri görüşmedik.Ben bu kızı geri döndürebilmek için nasıl bir yol izlemeliyim? Şimdi düşününce fena değilmiş.Tabaklarıma eklemek istiyorum.Biraz uzun oldu ama yardımcı olursanız çok sevinirim.Şimdiden teşekkürler.

  9. Ben inanıyorum ki bütün olay parada arkadaşlar. Parası olmayan hiç alfa taklidi felan yapmasın, kızı alıp bir starbucks’a gidemiyorsan, bir yemek için nusrete götüremiyorsan hiç erkeğim diye gezme. Erkek adam okur, iyi işe girer yada yaptığı işte en iyisidir öylelikle çok para kazanır! Ortamda onun sözü geçer! Alfa budur yaptığı işte sınıfının en iyisidir. iyi adam olmak eziklerin işidir, onlar ancak korkak gibi gülümser! Efendi derler ama höt dedimi kekelemeye başlar!

    Para varsa protein yersin, para verir spora gidersin! kendini geliştirmek için aracılar kullanırsın! çevren de olur eğitimin de olur, istediğin ayarı verirsin! Bu toplumda alfa dediğin yüzde üç falandır!

    Okulda bile bunu bilirsiniz sınıfta çalışkansanız ailenizin parası varsa, düzgün giyinebiliyorsanız şekilseniz kızlar sizi sosyal statünüz sayesinde tercih edecektir!

    Alfa taklidi yapanın alfalığı nusrete kadardır!!

    Fakir fukara ailelerin ağzında sağlam dişi olmayan fakir ağzı kokmuş, çocukları evlatları alfa taklidi yapsa ne olur?

    Hayat nedir ? Sekstir! en iyi seks nerededir? ya en pahalı kadınlarda ya da paranın gücünü görünce çözülen, yumoş gibi yumuşacık güzel maviş gözlü kadınlardadır!!

    Kadınlar ne konuşur biliyor musunuz? sizin malınızı mülkünüzü konuşur! onlar aslında gücü seçmenin yanında çok da içten pazarlıklı canlılardır, onlara çok da insan gibi davranmanıza gerek yok! hayatının kadınını arayan eziklere de sözüm şudur, hep kendiniz için yaşayın bir kadın 28 yaşına geldiğinde patates gibi olur hele Türk kızları hepten bitik!! Hiç salona giden kaslı kadın gördünüz mü?
    Türk kadını diyet yapar, cacık gibi ham vücuduyla güzel olduğunu sanıp instagrama resim atar!

    Alfa demek kendi moral koduna göre yaşayan adam demektir! Hep tetikte yaşar hırslıdır! Bir bünyede bir çok elementin meydana gelmesiyle oluşur, bazı meziyetler yoksa alfalık da yoktur, alfa taklidi vardır!

    Mahmut ne dediğimi iyi anlayacaktır hatta abarttığımı düşünecektir ama gerçek budur ve inanmak istemeyen de yine kendini kandıran bir eziktir!

    1. Tamam arkadaşlar. Benden bu kadar. Tüm erkekliğini paraya bağlamış kaybeden çok gördüm ama erkekliğini Salt Bae’ye bağlamış adam geldi son noktayı koydu. Sitenin anahtarını elemana devredip yoluma gidiyorum 😀

      Siz erkekliğini paraya bağlayan adamlar erkekliğinizi paraya bağlamaya devam edin. Bir de kendini kandıran ezik diyor ya :DDD

      Söyle bakalım Reis, sen ayda kaç para kazanıyorsun?

      1. Mahmut Abi cevaplarsan sevinirim bu durumu daha önce sanırım soran olmamıştır.

        Flörtleşme aşamasında yani yeni tanıştığın bir kızla aynı ortamdasın. Samimisin kinolara falan havada uçuyor. Vites hep ileri ve ili ler ardı ardına geliyor.
        Bir olay oluyor kızın canını yakacak bir hareket oluyor sen istemsizce yapıyorsun hata sende. Diyelim ki ayağına bastın yanlışlıkla ve kızın canı yandı. Sana hakaret etmeye başlıyor. ‘salak, mal,…. vs’ burda onu canı yanmış küçük bir kız gibi mi görmeli yoksa ortamı terk mi etmeli?
        Ortamı terk edersek herşeye hemen sinirlenen adam gibi gözükürüz gibi geliyor bana. Bu durumda kız duygularımızı yani bizi sinirlendirme duygusunu ele geçirmiş olur kontrol bizden çıkar gibi. Küçük bir kız gibi görmek, ortamda durmak sakinleşmesini beklemek daha makul gibi bu konuda kafam karıştı sen ne diyorsun bu duruma ?

        1. Copy – paste ile spam mi yapıyorsun? Daha önce de sordun bu soruyu, orada cevap verdim. Teorik sorular bunlar. Hergün düzenli olarak yeniye yazıya yapıştırdıkların çöpe gidiyor.

      2. Hocam aylık gelirim yok ama
        Alfayım
        Hatta baya baya kuyruklusundan

        Reis e sorum olacaktı da

        Her para kazanan zengin Alfa mıdır

      3. Normalde farklı bakmaya çalışırım ama ben de bişey bulamadım:) Paranın bir erkeği 3-0, 4-0 önde başlattığı bariz ama işin temelinde para yok, anlatmaktan dilimizde tüy bitti. Nusret konusunda da freudyen sayılabilecek cümleler yazmış. Sahi, niye Nusret?

        Bir de paranın yanında belli seviyede kimlik ve özgüven de lazımdı galiba. Kadın anlayışım dört teker orospularından ibaret olsaydı, bunu doğru bulurdum. Anthony Bourdain gibi parayla oynayan ve en yüksek statülere gelebilmiş bir adam bile oneitis hastalığından canına kıydı. Kadındaki saf arzuyu parayla alabileceğini düşünmek, kadına yatırım yapan “eziklerin” harcadıkları paranın karşılığını alamaması ve sonradan kendi kendine ettiği pazarlığı sorgulamasına benziyor.

        Nusret önemli ama. Kızı Nusret’e götürürseniz shit test de gelmiyormuş, kesin bilgi.

          1. Bu nasıl bir yazı amına koyayım kahkaha atarak okudum. Bence arkadaş dalga geçiyor.

            Kızı nusrete götüremeyen kendine erkek demesin.

          2. Valla su dolar alip basini gitmeden once gittigimde adam basi 300 TL yediydik. ocakbasi gibi yesem 700tlye rahat cikardi o zaman. Ama ben ne kadar para o kadar alfa ölçeğinde apex alfa olduğumdan bana koymaz. Harem götürsem koymaz.

            Bence dana etini çok şahane yapıyor.

            Depremin Richteri varsa KHnin Nusreti var artik.

        1. Ben bir adım ileriye götüreyim. Kızı yemeğe Nusr-et’e, ordan çıkıp eğlenmek için Papermoon’a, gece de Akmerkez’in üstündeki rezidansa götüremeyen erkek toptur, gaydir, nonoştur.

      4. Argümanın yok tabi değil mi? Hemen beni salt bae’ye bağla ve işin içinden sıyrıl!!

        Bu ülkede özellikle hep zengin kodamanın istediği olur!!! Ben nusret kırosundan değil o restorana giden daimi müşterilerden bahsediyorum. Nusret Şahenk’in desteğiyle o restoranlar zincirini açmıştır yoksa bildiğin ilkokul terk kasaptan fazlası değildir. Sende dediklerimi kabul edecek yürek ve dürüstlük olsaydı böyle küçük adam işi cevap yazmazdın!

        İnternette bile farkedersin savcılar, hekimler, pilotlar, iş adamları, politikacılar forum köşelerinde bloglarda sürünmez onlar iyi para kazanır, reel hayatta söz söyler ve dedikleri yapılır! akşam da evine d ve f segment araçlarıyla gider, mala vurur siz de gider anca onların bıraktığı kırıntılar içinde bir parça bifteği ararsınız.. Bu site fakir fukaranın züğürt tesellisinden başka bir şey değil!

  10. mahmut abi ve arkadaslar;
    girdiginiz mekanda garsonun hosgeldiniz dememesi,onunuze cay koyarken “buyrun” dememesi, boşu alirken afiyet olsun dememesi zorunuza gider mi.

      1. gun icinde ufak tefek 10-15 sey yasiyorum, mutlu oluyorum. 1tane olumsuzluk modumu yariya dusuruyor. kucuk gormeyi nasil basariyorsunuz

        1. Hayda sen ciddisin? Böyle şeyleri fark etmeyiz bile. Eğer bu kadar ufak şeylere takılıyorsan duygusal zayıflığın üstünde çalışman lazım. Bahsettiğin şey anormal. Yani bizim değil senin cevaplaman lazım : bu kadar küçük şeyleri büyük görmeyi nasıl başarıyorsun?

        2. Söylediğin şey bana eziklik gibi geldi. Siteyi okudun mu sen hiç? Okumadıysan Psikoloji bölümündeki yazıları oku, çerçeve ve alfa davranışları ile ilgili yazıları da okuyup içselleştir. Kendini bu kadar küçük görmeye gerek yok.

  11. Çok iyi bir yazı. Bu sitede okuduğum en iyi yazılardan birisi. Yazının ilk kısımları benimle tamamiyle uyuşuyor.

    Bir erkek rol modelinin olmaması yüzünden acı çeken erkeklere bir umut ışığısınız. Tabi göre bilene.

    16 yaşındayım ve üniversite sınavıma 1 yıl var. Kırmızı hap ile 5 ay önce tanıştığım için çok şanslıyım. Tüm bu yazılar en büyük sorunlarım olan disiplinsizlik, sorumsuzluk ve bu ikisinin getirdiği diğer sorunları çözmeme çok yardımcı oldu.

    “Aşırı Analitik Olma:

    Doğal olarak analiz felcine yatkınım çünkü analitik (sorgulamacı) bir doğam var. Önemli miktarda öz disipline sahip olmayı başardığınızda kendinizi bir şeyleri ertelerken yakalayıp harekete geçmek için kendinizi zorlarsınız.

    Yapmanız gerekenleri ertelemenin dışında fazlasıyla analitik olmanın diğer problemi, dünyadaki tüm ( çok fazla, hergün, her yerde) olumsuzlukları görmenizdir. Eğer dikkat etmezseniz bu sizi büsbütün boğabilir.

    Eğer entelektüelseniz, analitik beceriniz hayata olumsuz bir filtre uygular çünkü alaycılığa, çok düşünmeye ve hareketsizliğe yatkın hale gelirsiniz. Bu özellikler depresyonun kaynağıdır ve depresyon verimliliği mahveder.”

    İşte bu kısım tamamiyle beni yanımsatıyor. 2 yıl süren ara ara depresyonlarımın nedeninin bu olduğunu biliyordum. Bu da daha da emin olmama yardımcı oldu.

    Sonsuzluk ve Bir Gün-e yazıyı çevirdiği için teşekkür ediyorum. Mahmut abi ve diğer yazarlar, çeviri yapanlar, adminler artık her neyse, ailemin bana vermediği/veremediği terbiyeyi bana kazandırdı. Hepinize teşekkür ederim.

  12. 20’s men – the quest for power, the decade for empire

    Bu yazıyı çevirmek istiyorum illimitable men sitesinden. Ne düşünüyorsunuz (link atınca spam uyarısı veriyor)

      1. Farkettim, anadiline hakim gayet efektif kullanabilen biri. Sevdiğim bir profesörüm, ben hazırlıktayken bana mesleğimde başarılı olmam için ingilizceyi ortalama bir İngiliz, Amerikalı’dan çok daha iyi kullanmam gerektiğini söylemişti. O yüzden istiyorum İllimitable men çevirilerini. 😀

    1. ‘Yoklama çekmek’ . Zarf atmak genelde kadınlardan geliyorsa hep olumlu olarak düşünülüyor. Yoklama çekmek daha uyumlu gibi.

    2. Bence shit testin turkcedeki hafif karsiligi trip atmak.Kadın iplemedigi adama trip atmaz ya umursamaz ya kucuk düşürür.İpledigi adamın dogru olduğunu anlamak icinde test eder triple.

      1. Trip atmak ile shit test alakasız. Daha doğrusu trip shit testlerin bir çeşidi. Shit test çok daha bilinçsiz bir hareket.

  13. Mahmut abi selam. Sevgili materyali olan bir kızla haftasonu için ortak bir plan yaptık. Kız ertesi gün hiçbirşey olmamış gibi farklı bir planı olduğunu söyledi. Herhangi bir sinir belirtisi göstermedim sadece “dün gece benimle plan yaptın şimdi farklı bir planın olduğunu söylüyorsun, istediğini yapabilirsin’’ gibisinden birşey söyledim. Acaba bu bir shit test mi ? Kızla bir süre herhangi bir aktivite yapmama kararı aldım cezalandırmak amacıyla fakat bu süreçte nasıl davranmalı hatuna, ilgiyi çekmek mi gerekir yoksa normalde nasıl davranıyorsam o şekilde davranıp herhangi bir plana dahil etmemek mi ?

    1. Sitem ederek kendi ayağına sıkmışsın zaten. Hiç bir şey olmamış gibi davran. Tez zamanda yeni bir plan yap. Eğer gelmezse ya da ekerse next.

  14. Benim tek sorunum hedonist sularda yüzmem Alkole, kadına, uyuşturucuya aşırı yatkın olmam bunu engelleme eğiliminde tabii ki buluyorum ama yine de çok yatkın olmam biraz da içine sokuyor beni. Maceraya olan yatkınlığım yüzünden az kalsın ölüyordum gecenin köründe beni bir adamın öldürmesi hikayesi mi, kendime meydan okuyup kalbimin duracağı yükseklikten suya atlamam mı (dengemi kaybedip yanlış açıda düşseydim ölüydüm) ya da hayatı sadece somut şeyler üzerinden tam bir materyalist olarak yürümem mi -bunun pek sağlıklı mı ya da sağlıksız mı olduğunu bilmiyorum ama hayatta yapmak istediğin şeyin daha çok kız sikip daha çok içki içip daha çok dünyayı gezip daha çok tüketmek ve sorumluluk almaktan çekinmek (aptalları yönetmek pek bana cazip gelmiyor) olduğunu düşünürsem pek sağlıklı değil- yine de garip biçimde çok mutluyum çok eğleniyorum fakat içten içe daha farklı şeyler de yapmak istiyor gibiyim.

        1. Modern insanın en büyük problemi hayatının ikinci yarısını düşünmemesidir.

          Senin gibi birkaç lise arkadaşım vardı. Biri 30 yaşında öldü, diğerleri doğduğum ufak ilçede kahvehanede işsiz takılıyorlar. Senin gibi çocukların problemi, yaşadığınız hayatın gittiği cehennemi kafanızda canlandıramamanız.

          http://erkekadam.org/2017/12/18/nasil-disiplinli-olunur/

          30undan sonra ne yapacağını düşünmeden yaşarsan 30unda cehennemde yaşamaya başlarsın. Sirozdan gidersin sonra. Bunlar olan şeyler. Böyle adamları git gör ve ona göre karar ver.

  15. mahmut abi bir sorum var arkadaşlar sizede içinden çıkamadım bi türlü o yüzden soruyorum. ben çalıştığım işyerinde iki seneye yakındır çalışıyorum. şirketin servis arabası diye verdiği araç biraz küçük. şimdi şirkete çaycı bi abi aldılar mecbur büyük diye yer vermek zorunda kalıyoruz. ben ofiste bilgisayar başında çalışıyorum. benden 6-7 ay sonra işe giren ve benden 5-6 yaş küçük adamlar var. servis arabasında da bi çeşit hiyerarşik oturma planı var. yeni çaycıda gelince bi kişi arabanın en arkasındaki bagaj boşluğunda kalıyor. araba da bu ticari dacialardan. müdür de thranduil geçsin arkaya demiş. bi de servis arabasından en erken ben iniyorum beş dakika falan sürüyor servisten ineceğim yer. diğerleri daha sonra iniyor. baktım bu sonradan gelen ve yaşları benden küçük olan adamlar geçip oturmuşlar benim de zoruma gitti bu durum. ben arkada gitmem dedim ve kendi imknlarımla işe gidip geliyorum. evdekilerle bu yüzdn tartıştım bana beş dakikalık yolu mu problem ediyosun dediler. bende arkada gitmeyi yediremiyorum hem o adamlar kardeşm yaşında hemde benden çok sonra girdiler o işyerine. arkaya geçip oturursam ezilmiş ve taviz vermiş gibi hissediyorum, işyerinde herhangi bir vasfım yokmuş gibiyim artık. diğerleri de müdürün bu kararından sonra benim vasıfsız ve gözden çıkarılabilir biri olduğumu sanıyor biliyorum. arkada oturursam işyerindekilere tavizmi vermiş olurum çünkü bugünde mangal yapıldı ve sinir olduğum için gidip yanlarına oturmadım. evdekilerde işyerindekilerle ayrılık yaşarsam orada fzla çalışamayacağımı söylediler ve tartıştk. ama bunuda kendime saygısızlıkmış gibi görüyorum çoğu işyerinde beyaz yakalı adamların önceliği var. diğer oturan aadamlarsa üretim kısmından. sizce ne yapmalıyım

    1. Servis oturma hiyerarşisi şirket şemasında mı var yoksa kıçından uydurduğun bir şey mi? Bence kıç kaynaklı. Bu kadar önemsiz şeylere takman ciddi (omega) seviyesi zayıflık ya da Cihan Arançman yollu ruh bozukluğuna işaret eder bence. Beyaz yakalı önceliği gibi boktan hiyerarşiler falan. Şunu yazmaya utanmamışsın asıl o garip olay.

      1. servis oturma şeması yazılı olan birşey değil ama ordakiler arasında yazılı olmayan kural gibi. niye kıçımdan uydurayımki abi ayrıca önemsiz gibi görünüyo evet ama aynısı sana olsa sen ne yapardın beyaz yakalıların önceliği yokmu sen çalıştığın yerde aynısı olsa ne yapardın içinden çıkamadığım için yazdım sadece

        1. Ben olsam müdüre ben erken iniyorum önde oturabilir miyim der eğer oturamazsam da çenemi kapar arkada oturur olayı unuturdum. Statün ve egon bir servis sırasıyla sarsılıyorsa zaten pek yoklarmış demektir.

          1. anlattığınıza göre bunun kişisel alanla alakası yokmu peki taviz vermek olmuyormu bu. böyle ufak şeyler küçük ama mide bulandıracak birşey bence. ilerde işyerinde kimseye bi iş yaptıramamam demek olmazmı. otorite kurarken böyle şeyleri düşünmek gerektiğini söylemiştiniz statü ve ego buna bağlıysa nasıl kazanılır peki ayrıca ben sarsmadım müdür bunu söyledi ve orda varsa da ufak yetkimide sıfırladı. omegayla ilgili bi kaç birşey okudum ve hoşuma gitmedi cevaplarını dikkate alıcam mahmut abi

          2. otorite kurarken böyle şeyleri düşünmek gerektiğini söylemiştiniz …

            Nerede söyledim bir hatırlatsana. Ben böyle çocukluklarla uğraşmam genelde.

            Şirket orası, ne alaka? Müdüre gidip soracaksın, izin vermiyorsa yapacak bir şey yok. Sen alakasız uyarlama yapmışsın. Müdürünle otorite çatışmasına böyle şeyler yüzünden girmek alfalık değil aptallıktır.

            Bu arada bu tür şeylerden nem kapan ve iş arkadaşlarına trip atan zihin yapısından kurtulmazsan istersen şoförün yanında otur şirkette otorite kuramazsın. Otorite 90% kalifikasyon + mevki + ilişkiler ağından gelir.

  16. Bende ErkekAdam sitesine yeni denk geldim. Önce YouTube kanalınızı gördüm ve videolar çok hoşuma gitti sonra siteye geldim.

    Kendimi tanıtmam gerekirse 19 yaşında, 182 boylarında 70 kilo biriyim.

    Şu ana kadar tam olarak sevgili diyebileceğim bir kız hiç bir zaman olmadı nedenini hiç bilmiyorum 😀
    Sitede yazılanları okudum bazı bana mantıksız gelen noktalar dışında çok doğru şeyler yazıyor, çevirip buraya aktaran herkesin emeğine sağlık.

    Bu sene üniversiteye geçtim, İşletme bölümü kazandım ingilizce. Ortama girdiğimde nasıl davranmalıyım ne yapmalıyım hiç bilmiyorum kızlarla çok bir tecrübem olmadı, asosyal değilim ama genelde çevrem hep erkek oldu. İnsanlarla pek bir iletişim sıkıntım yok ama nedense kızlarla konuşurken normal biriyle konuşuyormuş gibi hissedemiyorum yani öyle bir ruh hali oluşuyor ki sanki bir hata yapsam kızı kaybedeceğim diye 3 düşün 1 yaz/konuş modunda ilerliyorum sanırım hep de bundan dolayı başarısız oluyorum.

    Yardım ve tavsiyelerinize açığım, şimdiden teşekkürler 🙂

    1. Bence Turkiyede bir erkegin 18 19 yasina kadar kiz arkadasi olmamasi normaldir. Unide ilk sene kotudur. Zira kizlar genelde buyuk sinif erkeklere bakarlar.

      Bu sitede utangacligi aşma yazısına bak. Sadece uniye bakma. 18 yaş ve üstü liseliler de sana ideal kız arkadaş.

      Kizlarla rahat olmayi defalarca siçmadan öğrenemesin. Sen siteyi baştan bir oku.

  17. Merhaba
    Sizlere önemli bi konu hakkında danışmak istiyorum.

    Çevremize geçmişte verdiğimiz imajdan nasıl kurtuluruz?
    Demek istediğim, benim gibi eskiden ezilen ve pasif, blue pill li iken birden kendine önem veren, özgüvenli ve egolu birisine dönüşen birisi nasıl çevresindeki imajı değiştirir?
    Soruyorum çünkü ben şuan tam da bu durumdayım

    1. Çevrene imaj vermeyi hala düşündüğün sürece (çevreni zihinsel merkezin yaptığın sürece) çevrene ezik ve pasif imajı vermeye devam edersin. Çevrene imaj vermeyi düşünürken özgüvenli ve egolu biri (tipik ezik fantazisidir bu egolu olayı) gibi davranmaya çalıştığın sürece daha da ezik ve pasif imajı çizersin.

      Sen kendine, kendi işine / derslerine, sağlığına, hedeflerine odaklanıp aylarca hatta belki yıllarca çok çalışarak ve başararak kendine güven, statü ve kişilik kazanırsın. Çevren senin ne olduğunu görür ve ona göre davranır. Sen de bu arada çevreni pek takmazsın.

      Görünmek, imaj çizmek

      Sihirli ilaç istiyorsunuz. Aylarca ve yıllarca çabalamadan bir şeyler değişsin istiyorsunuz. Öyle bir hap yok. Burada hiç yok.

  18. Yusuf bence zayıf değilsiniz sadece insanların ne düşüneceğini çok önemsiyorsunuz. Kendin başkalarından daha değerlisin hakkını ver derim.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *