Enchiridion – Stoacı Felsefe ve Yaşama Rehberi – Bölüm I.

İnsanlar kendi düşüncelerini kontrol edemedikleri için acılar çekiyorlar. Stoik düşünürlerin argümanı olan bu cümle ne kadar doğru?

Kendi yetersizliklerini geliştirmeye çalışmaktansa, bu eksikliği kapatmaya çalışmaktansa, içindeki uyumsuzluk üzerinde uzmanlaşmaktansa diğer insanları, maddi durumumuzu veya içinde bulunduğumuz toplumu eleştirebiliyoruz.

İnsanlar olarak sadece bize has bir özelliğe sahibiz. Biz düşünerek üzülebiliyor ve sevinebiliyoruz. Huzurlu bir ortamı alevler içine veya bizi kavuran alevleri serin bir yaz akşamına çevirebiliyoruz. Genellikle ilk seçenek daha sık karşımıza çıkmakta değil mi?

You must be one person, either good or bad. You must either work on your ruling principle, or work on externals, practice the art either of what is inside or of what is outside, that is, play the role either of a philosopher or of a non-philosopher. (Epictetus, Enchiridion)

Epiktetos’a göre bir seçeneğimiz var. Ya çoğunluğun yolundan gideceğiz ve hayatımızı sosyal statü ve materyalistik şeyler uğruna heba edeceğiz ya da “filozof” yolundan ilerleyeceğiz. Epiktetos’un zamanında filozofluk bir yaşam metodu idi. Özellikle Stoa felsefesi için bunu söyleyebiliriz. Şuan ise felsefe için aynı şeyi söyleyebilir miyiz emin değilim. Ancak bahsettiği yol hala geçerliliğini korumakta. Filozof Epiktetos’a göre yaşama sanatında ustalaşmış kişi idi ve Stoacılara göre bir kişinin zihninde ustalaşmasını gerektiriyordu. Bu yola girmek isteyenlerin hayatta bir başarıya sahip olması gerektiğini düşündü filozoflar. Bu sayede hayatta bazı şeylerin kontrolümüz dışında olduğu kavranabilecekti. 

Eğer mutluluğumuzu bizim olmayan ve kontrol edemeyeceğimiz şeylere bağlarsak (para, güzellik, sosyal statü, gençlik hatta sağlık) acı çekmemiz kaçınılmaz olacaktır.

“Canımızı sıkan şeyler olaylar değil ancak bizim onlara bakış açımız” yazdı Epiktetos.

Peki başka şeylere bağladığımız mutluluğumuzu nasıl alacağız?

Epiktetos küçük başlamamız gerektiğini yazmış.

Begin therefore with little things. A little oil is spilled, a little wine is stolen: say, “This is the price of tranquility; this is the price of not being upset. (Epictetus, Enchiridion)

Kendimizi toplum onayından bağımsız hale getirmek sırada adım olmalı, sonraki adım ise değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabul etmektir yazmış Epiktetos.

Konuyu birkaç bölümde ele alacağız, partlar ilerleyen günlerde tamamlanacaktır.

  1. Gücümüzün yettiği şeyler vardır, gücümüzün yetmediği şeyler vardır. Gücümüzün yettiği şeyler fikirlerimiz, amaçlarımız, arzuladıklarımız, kaçındıklarımızdır; kısacası bize bağlı şeylerdir. Gücümüzün yetmediği şeyler ise bedenimiz, mülkümüz, itibarımız, makamımızdır; kısacası tamamen bize bağlı olmayan şeylerdir.Gücümüzün yettiği şeyler, doğaları gereği özgürdür, kısıtlanmamıştır, engelsizdir; ama irademizin dışında olanlar zayıftır, zincirlidir, engellenebilir, ve başkalarına bağımlıdır. O yüzden eğer doğası gereği zincirli olan bir şeyi özgür sayarsan, başkasına bağlı olanı senindir sanırsan, tökezlersin, pişman olursun, huzursuz olursun, tanrıları ve insanları suçlarsın. Ama yalnızca senin iradene bağlı olanın sana ait olduğunu, başkasının iradesine bağlı olanın da ona ait olduğunu anlarsan kimse seni zorlayamaz, kimse seni kısıtlayamaz. Kimsede kabahat bulmaz, kimseyi itham etmezsin. İsteğinin dışında hiç bir şey yapmazsın, kimse seni incitemez, hiç düşmanın olmaz, çünkü hiç bir şeyin sana zarar vermesi mümkün olmaz.

Böyle büyük hedeflere yöneldiğinde, onlara ulaşmak için olağanüstü gayret göstermen gerektiğini hatırla. Bazı şeylerden tamamen vazgeçmen, bazılarını da geçici olarak terketmen gerekecektir. Güç ve servet peşinde koşarken bir yandan da bu hedeflere ulaşmaya çalışırsan başarısız olabilirsin, çünkü içindeki arzu öbür taraftadır; bu sebeple de, sana özgürlük ve tatmin getirebilecek yegane şeylere ulaşmanın mümkün olmayacağı kesindir. Karşına çıkan rahatsız edici görüntülere “Sen sadece bir görüntüsün ve gerçek değilsin” diye karşılık vermeye kendini alıştır. Sonra onu kurallarınla incele, öncelikle de şu kuralla: “Bu gücümün yettiği bir şey mi, yoksa gücümün dışında mı?” Eğer gücünün dışında kalıyorsa, “bu benim için bir hiçtir” demeye hazır ol.

  1. Arzunun peşinden gittiğinde, arzu edilen şeye ulaşmayı beklersin. İstemediğin bir şeyden kaçındığında ise o şeyden uzak kalabilmeyi umarsın. Ancak, arzu ettiği nesneye ulaşamayan kişi hayal kırıklığına uğrar. Kaçınmak istediği şeyden kurtulamayan kişi ise mutsuz olur. Öyleyse sadece, doğal kabiliyetine aykırı şeylerden kaçınmaya çalış, çünkü kontrolün altında olan şey sadece odur. O zaman uzak durmak istediğin hiç bir şey sana uğrayamaz. Ama kaçınmak istediğin şey hastalık, ölüm, veya fakirlikse sefil olursun, çünkü bunları engellemek senin elinde değildir. O halde, gücünün yetmediği hiç bir şeyden kaçınmaya çalışma; kaçındığın şey gücümüzün yettiği doğamıza aykırı giden şeyler olsun. Şu an için, arzularını tamamen bastır, çünkü kontrolün altında olmayan şeyleri arzuladığında hayal kırıklığına uğraman kaçınılmazdır. Kontrolün altında olan ve arzulamakta haklı olduğun şeylerin ise hiç birine henüz ulaşabilir durumda değilsin. Bir şeyi elde etmek veya ondan kaçınmak gerektiğinde atacağın adımlar küçük, ölçülü ve dikkatli olsun.
  1. En basit nesnelerden başlayarak, güzel bulduğun, işine yarayan veya çok sevdiğin bir nesneye karşı kendine şunu sor: “Doğası nedir?” Bir bardağı çok seviyorsan, onun sadece bir bardak olduğunu düşün. Böylece düşüp kırılmasına dayanabilirsin. Çocuğuna veya karına sarılırken bir ölümlüye sarıldığını düşün. Böylece onların ölümüne katlanabilirsin.
  1. Bir işe girişeceğin zaman, işin doğasının ne olduğunu önceden düşün. Hamama gideceksen, hamamda olan bitenleri gözünde canlandır: Bazıları etrafa su sıçratır, bazısı itişir kakışır, bazıları sövüp sayar, bazıları da hırsızlık yapar. Bu işe emniyetle başlamak için kendine şöyle de: “Hamama gideceğim ve zihnimi doğaya uyumlu halde tutacağım.” Her türlü eylemde aynı şekilde davran. Böylece, mesela hamamda bir terslikle karşılaşmaya hazır olursun: “Arzu ettiğim şey sadece banyo yapmak değil, aynı zamanda zihnimi doğaya uyumlu halde tutmak; ama olanlara kafamı takarsam bunu yapamam.”

Devam edecek..

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Dante

Dante, Türkiye’de Pick up Artist kavramını irdeleyen ve bunu kendi hayatında pratikleştiren bir yazar. Kendisini buradan olduğu gibi Twitter hesabından (askdante) takip edebilirsiniz.

29 thoughts on “Enchiridion – Stoacı Felsefe ve Yaşama Rehberi – Bölüm I.”

  1. Duyguları tamamen kontrol altına alıp psikopati seviyesinde hissizleşmek mümkün müdür Dante?

    Darktriad olduğunu bilen biri olarak soruyorum

    1. Birinin gerçekten psikopat olması için kişilik gelişiminin yaklaşık 3 yaş evresinde ciddi istismar, ilgisizlik, kötü muamele, fiziksel şiddet gibi şeylere maruz kalması gerekiyor. 3-5 yaş arası rötuşlanıp iyice üzerimize oturan kişilik örgütlenmelerimiz hayatımız boyunca bizimle kalıyor. Sonradan sadece birbirine çok yakın olan (aslında aynı spekturumda yer alan) kişilik örgütlenmeleri arasında bir geçiş söz konusu olabiliyor. Örnek: Borderline=>Narsisizm=>Psikopati veya Histerik=>Histrionik. Yoksa Bağımlı kişilik=>Narsisizm, Depresif Mazoşist kişilik=>Histerik gibi değişimler kıçınızı yirtsanız da mümkün değil.
      Psikopatiyle aynı spekturumu paylaşan kişilik örgütlenmesi Narsisistik kişiliktir. Bu yaşinizda (ki 7 yaşından sonra mümkün değil) ne yaparsanız yapın, psikopatideki duygusal yoksunluğu elde edemezsiniz.

      Hele hele blue pill geçmişi olan birinin sonradan dark triad olabileceğine götümle gülerim ancak. 7 yaşından sonra kimse gerçek dark triad olamaz, anca böyle RP bloglarında makyavelizm yazıları paylaşır. Bu dark triad güzellemelerinin hepsi eskiden Oneitis’ine tapan blue pill’lerin bir uçtan diğer uca savrularak RP’in dark triadına tapmasından başka birşey değil. Hatta kendimce kullandığım bir kısa yol var: Biri ne kadar çok dark triad’a tapıyorsa (okuyorsa, hayransa ves.) o kadar derin bir blue pill geçmişi olduğunu düşünüyorum otomatikman.

      Bir de psikopatların en son okuyacakları şey RP blogu 😀

      1. Psikopatların bir açıdan benzetmesini yaptım tabi ki sonradan darktriad biri olmak mümkün değil

        Ayrıca blue pill ile darktriad eğrisi gerçekten de doğru

  2. Abi konu dışı Rus kızları hakkında ne düşünüyorsun? Gerçekten güzellik olsun karakter ve davranış olsun Türk kızlarından çok ayrılar insan şaşırıyor. Türk kızlarının yüzüne bakamaz oldum Rusyaya yerleşmeyi düşünüyorum ciddi ciddi.

      1. Abi daha kendimi geliştirme aşamasındayım Rahip Moduna yeni giriş yaptım sayılır hayatıma genel anlamda çeki düzen vermeye çalışıyorum. Genel olarak veya kızlarla ilgili verebileceğin tavsiyen var mı?

  3. Stoa felsefesi sosyal statüye çok önem vermez. Her ne kadar TRP birçok konuda Stoa felsefesinden kaynak alsa da uyuşmadıkları bir nokta da burası.
    Yalnız şöyle de güzel ve tuhaf bir nokta var :
    Stoa felsefesi kişinin kendi doğasına en uygun biçimde yaşamasını, ölçülü olmasını, zevklerden uzak durup iradesini kontrol altında tutmasını öğütler. İyi de zaten bunu yapan bireyin ister istemez sosyal statüsü yükseliyor:)

  4. Bu stoacılık asında duygusal yetkinlikten mi bahsediyor.Fiziksel,sosyal koşulların her an değişebileceğini bunlarla baş etmek için stabile yakın en az etkilenen bir ruh haline sahip olmamizi öğütlüyor.Hedonik adaptasyon(Hazza uyum) denilen insan yaşamında ki durumlara duygusal olarak alışıyor ya mesela bugün piyango kazanan adam başlangıçta cok mutlu oluyor ama belli bir sure sonra kronik mutluluk eşiğine tekrar geri geliyor ya Stoa’caılar da ne oluyorsa zaten bu kronik esige geri doneceksiniz zaten onun icin mudahale edemeyeceginiz gucunuzun yetmedigi durumlar icin uzulmeyi birakin diyor sanırım

  5. Beyler bazen Mahmut Abiye oyle sorular soruyorsunuz ki yeni kh almis yillarin agir beta ve asosyal mavi hapli tipleri bile redpill forumlarinda boyle sacma sorular sormuyor 🙂

  6. Bir daha langırt oynama. Artırıyorum kazanacağından emin olmadığın hiçbir konu üzerine iddiaya girme. Ve mümkünse yukarıda paylaşılanları oku.

    1. Kazanacağından emin olmadığın hiçbirşey üzerine iddaaya girmezsen seni tanıyanlar seninle bi süre sonra hiçbirşey üzerine iddaaya girmez. Yeterince cesur davranamaz. Bu aynı zamanda %100 emin olmadığın kıza yürüme de demek oluyor aslında ki problemli bi bakış açısı.
      Sadece %100 emin olduğu oyunları oynamak tipik bi narsisist bakış açısı.

      1. Stoacı felsefe ve Yaşama rehberi gibi bir başlığın altında ilişki doktorculuğu oynamak? Söylediklerinizin bizde farkındayız.

  7. Statümüz neden gücümüzün dışında onu anlamadım. Çok çalışıp yüksek makam mevkilere gelebiliriz mesela. Yoksa olayı yanlış mı anladım ?

  8. “Özgürlük, kim olduğumuzu keşfetmekte ya da saptamakta değil, bizi tanımlayıp sınıflandırmış bulunan tüm kurumlara başkaldırıda yatar.”
    M.Foucault
    Yanlış anlaşılmasın sistem düşmanı veya anarşizm yanlısı birisi değilim.Ama sistem dışına çıkmanın başarı getirdiği bir gerçek.Topluma kendini kabul ettirmeye uğraşan ve hayatının önemli bir bölümünü buna harcayan,aynı zamanda düşünceleri üzerinde sahiplik kuramayan,örneklere bağlı yaşayan insanlar hayatlarının çalındığının farkında bile değil.
    ”Ne acı, örneklere göre yaşayanlara! Yaşam onlarla değil. Bir örneğe göre yaşıyorsanız, o örneğin hayatını yaşıyorsunuz demektir, oysa sizin hayatınızı sizden başka kim yaşayabilir? O zaman kendinizi yaşayın. Yol göstericiler devrildi, önümüzde aydınlanmamış yollar var. Aç gözlülük yapıp yabancı tarlaların meyvelerini silip süpürmeyin. Size yararlı olacak her şeyi veren bereketli toprağın kendiniz olduğunu bilmiyor musunuz? Kırmızı Kitap, Carl Gustav Jung (Sayfa 102)”

    Tabi sistemin ve toplumun işleyişi stabilizeye dayalı.Bu stabilize ise yine sistemin bize sunduğu örneklerle sağlanmakta.Ama en azından sistemi kişisel çıkarlarımız için kullanmalı ve her şeyin üstüne basa basa ilerlemeliyiz.Hedefinize ulaşmak için bir çok şeyden feragat edecekseniz.Üstüne basacagınız kişiler belki de arkadaşlarınız,çevreniz vs olacak.Ama doğru yaşamanın anahtarı kararlarda yatıyor.Bu kararı acilen vermek zorunda olan bir çok insan görüyorum.

    İşin acı tarafı insanın daha doğmadan önce hayatı belli bir skalada belirlenmiş oluyor.Ben çoğu kişinin kendi seçimleriyle ve hayatıyla yaşadığını düşünmüyorum.
    Paulo Coelho’nun çok güzel bir sözü var:
    ”Yaşamak, kararlar verip sonuçlarına katlanmak demektir.”
    Paulo’nun da dediği gibi kararlar alıp sonuçlarına katlanmak lazım.Ama kaç kişi doyurucu kararlar alıyor?Şuan yaptığınız düşüncesizliklerin bedelini çekmek kolay (eğer farkındalığa sahip degilseniz).Sonuçta 20lerini oyunla geçirmiş ve sanal gerçeklige gömülmüş bireyler muhtemelen hayatlarının sonraki 20 yılını da bu kafa yapısıyla ve hedonizmle geçirecekler.Sorun bu farkındalığa sahipken bir şeyler yapmamak.Bunun bedelini inanın ödeyemezsiniz.Bir süre sonra geç kalmışlığın pişmanlığı altında kemiklerinizin çatırdamasını duyacak hale geleceksiniz.Devamında ise bu pişmanlık ve geç kalma hissiyatının yaratmış olduğu anksiyete ile yine harekete geçemeyecek, potansiyelini mahvetmiş birisi olarak hayatınıza devam edeceksiniz.
    ”Havlayan bir köpek, uyuyan bir aslandan daha çok işe yarar.”
    Washington Irving
    Eminim havlamaya devam etmek hepimizin en son isteyeceği şeydir.

    Birçoğumuz kırmızı hapa aşağılık kompleksi ile geldik.Kadınlar,hayat,saygı,güç.Temel olarak eksikliğini çektiğimiz noktalar.Size tavsiyem ilk önce kim olduğunuza ve ne istediğinize karar vermeniz.

    Velakin üzücü olan ise toplum onayından kendimizi soyutlamazsak ,kısaca bagımsız bir kişilik oluşturmazsak bu kararları almakta da bir o kadar zorlanacağız.Yapacağınız ilk iş ekonomik bagımsızlık edinmek olsun.Hoşuma giden bir deyiş var ” tedariksiz sıçmaya giden domala domala taş ararmış”
    Ekonomik bagımsızlıgı elde etmeden bu yollara girmek tedariksiz sıçmaya gitmekle eşdeğer.-
    Tabii liseli arkadaşları ayrı tutuyorum-.Ki ekonomik bagımsızlığı kazanmak gücümüzün yettiği şeyler kategorisine giren bir şey.Öğrenciysen part time çalış,çalışıyorsan daha fazla kazan.Bunlar zaten yazıldı..Kısaca ilk önce harekete geçmelisin.Daha sonrasında ise adımlara ve hedefinize baglı kalarak ilerlemelisin.Başarısız olmaktan asla korkma.Asıl korkacağın şey denememiş olmak olsun.

    Neyse fazla uzatmak istemiyorum.İşten geldim ve uyumam lazım.Yazıyı da tek seferde yazdığım için imla,anlatım bozuklukları ve dallı budaklı ilerleme için kusura bakmayın
    -Rhodes

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *