Kendinin Tanrısı Ol, Kendini Yarat!

İnsan kendi düşüncelerinin ürünüdür.

Ne düşünürse o olur.

 — Mahatma Gandhi —

Özgüven çekim alanı oluşturur, bunun farkına vardık değil mi? Özgüven etrafınızdakilerin saygısını, hayranlığını ve ilgisini kazandırır. Zorlu çocukluk dönemi, pek iyi olmayan dış görünüş, boş banka hesabı, siktiri boktan araba, hatta cüzdanın kombineli müşterisi toplu taşıma kartı, azalan saç, olmayan stil, amaçsızca yapılmış kıyafet kombinleri erkekleri korkak fareye dönüştürür. Unuttuğumuz bir şey var; Duygularımızı, algılarımızı, hislerimizi, dış görünüşümüzü biz kontrol ederiz. Hayatımızı ideal formuna kavuşturmak için zihnimizi yeniden programlamak mümkün. Her birimiz inançlarımız, algılarımız, eylem ve tepkilerimiz, düşünce ve duygularımız aracılığıyla kendi kişisel gerçeklik deneyimimizi yaratırız. Bunun neticesi yaratıcı potansiyelimizin sınırsız olmasıdır. 

Geçmişe dayalı sınırlayıcı inançların yerine bugün ve geleceğe dair sınırsız inançlar koymak oldukça mühim. 

Dünya siz ne düşünürseniz odur. Düşüncelerinizi değiştirin, dünyanızı değiştirin.

Gördüğünüz ayrımlar, sınırlayıcı zihnin ortaya koyduğu keyfi baskılardır. Kendinizle, başkalarıyla ve Tanrı ile aranızda hiçbir sınır yoktur.

Sizi görmezden gelen bir kadına, sürekli bu olaya odaklanarak gününüzü mahvetme gücü vermeyin. Enerji dikkatin odaklandığı yere yönelir.

Şu anda sizi engelleyen hiçbir geçmiş deneyim yoktur. Dün dünde kalmıştır. Geleceğin tohumlarını atmak ise elinizdedir.

Güç insanın içindedir, değişim istiyorsanız bunu yapacak ilahi güç yine sizsiniz. Kutsal bir müdahale bekliyorsanız, aklınıza yönelin.

Siz izin vermedikçe kimse kaderiniz ve siz üzerinde söz sahibi olamaz. Aileniz, arkadaşlarınız, patronunuz, eski sevgiliniz değil suçlu arıyorsanız aynada gördüğünüz kişidir. 

Hayatınızı kolaylaştıran şeyler yapın. Etkinlik hakikatin ölçüsüdür.

Negatif bir tutumu pozitife dönüştürmenin en basit yolu, ortaya çıkan negatif düşüncelerin farkına varmak ve onları bilinçli bir şekilde pozitif düşüncelerle değiştirmektir. Bilinçaltınızdaki sınırlayıcı etkenleri değiştirmek, alışkanlıklarınızı değiştirmekten geçer. Ses ve Postür Egzersizlerinde bilinçaltınızda bunu sıkıştırmaya çalıştım. Tam şu an değindiğimiz konu; Alışkanlıklarınızı değiştirmek. Beyin pırtlarının farkına varmak ve yok etmek, eğri ve kambur duruşunuzu düzeltmek gibi küçük alışkanlıklarınızın farkına varmak ve değiştirmek ile aslında bu konuyla tanıştınız. Odağımız şu; Kötü bir alışkanlığın farkına var ve onu görmezden gelmek yerine değiştir. Bilinçaltınız size yardım etmek istiyor fakat bazen iyi bir eğitim almamış bilinçaltı sizi yarı yolda bırakıyor. Bir gerçek var ki; “Bilinçaltınız asla sizin aleyhinize olan bir şeyi yapmaz.” Bilinçaltınızla iletişim kurarak motivasyonlarınızı anlayabilir ve olumsuz olanları değiştirebilirsiniz. 

Örneklendirmek gerekirse; Kendinizi bilinçaltınızın duygusal tepkileriyle özdeşleştirmekten vazgeçin. Yeni bir duygu ile karşılaştığınızda onun amacını ve çıkış noktasını belirleyin. “Bu duygu nereden geldi? Neden şu anda bunu hissediyorum?” Duygularınızın kaynağını keşfetmeniz için makul bir yöntem. Bahsettiğim konuyu kavrayabilmek için iradenin gücünü anlamak mühimdir. Amaçsız hedefler anlamsızken bir hedefe sahip olmak her amaca anlam verir. Yaşamınızı geliştirmek için aklınızı kullanarak kadınlarla başarıyı yakalamak için kaçınılmaz bir bileşen olan özgüveninizi güçlendirebilirsiniz. “Her şeyde bir iyilik bulmaya çalışın eğer bulamıyorsanız iyilik katmanın bir yolunu bulun”

Kaynak : Mastering Your Hidden Self – Serge K. King

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Dante

Dante, Türkiye’de Pick up Artist kavramını irdeleyen ve bunu kendi hayatında pratikleştiren bir yazar. Kendisini buradan olduğu gibi Twitter hesabından (askdante) takip edebilirsiniz.

53 thoughts on “Kendinin Tanrısı Ol, Kendini Yarat!”

  1. Yazıyı en önemliler arasında buluyorum çünkü ara sıra beni yoklayan bilinçaltı sesimin yazıya dökülmüş hali.

    1. Siteye ilk kez yorum atacağım bundan dolayı en yeni post’a yorum atmaya karar verdim, aklıma gelen soruları bugünden itibaren alakalı alakasız postlar altına yazacağım bunun için kusura bakmayın. Lise sondayım on yedi yaşındayım ve bir mavi hap travmasıyla kırmızı hapı öğrendim ve buradan okuduğum yazılar kadarıyla kilo verip görünüşümü değiştirdim (malûm okullar yeni açıldı ve kız erkek beni tanıyan kişiler kilo vermişsin karizma olmuşsun gibi seyler söylüyor) bu kadar bilgiden sonra soruma gelecek olursam: lisede kimseyle flörtlesemedim lakin sonradan kendimi takdir ettiğim bir harekette bulundum (friendzone’a girmeden kıza hoşlandığımı söyledim) herhangi bir kızla nasıl flörtlesebilirim, herhangi bir kızın bana shit test yapıp yapmadığını nasıl anlarım ? Kısa bir sorum daha var bu da sıra arkadaşım okulun popüler kızlarından biri ve beta erkeklere aşırı alışmış egoist bir kız ve bu kız da kendi yapabileceği işleri bana yaptırıyor (suyunun kapağını açmak gibi.) Ben siktiri nasıl çekebilirim olay çıkarmak istemiyorum çünkü etrafta hem kızın betasi hem de benim açığımı arayan eski hoşlandığım kızın arkadaşları var yani herhangi bir tartışma benim taslanmam şeklinde bitecek tavsiyelerinizi bekliyorum.

      1. Senden birşey istediğinde yüzüne boş boş bak ve yapma. Israr ederse dalga geç ve de “senin elin ayağın tutmuyor mu” de. Olay çıkarırsa da çıkarsın. Sana bir şey yaptıramayınca olay çıkaracak kadar manyak mı? Kızla sıra arkadaşı olmasaydın keşke. Değiştirme şansın yok mu?

        Kızın betasının tepkisi veya eski hoşlandığın ne haltsa artık onun fedaileri yüzünden siniyorsan da sindiğinle kal, kuzu kuzu devam et.

    1. Think and grow rich’in torunları. Yakın arkadaşım baya sıfırdan milyon dolarlık şirket sahibi oldu. Deli gibi satış yaparak başardı bunu. Hala satış seminerlerine gider acaba yeni birşey öğrenebilir miyim diye. Bunun yanında maddi güce kavuşmak sizi bambaşka biri yapmaz. Banka hesabı ya da havalı spor arabaya, saça başa kaldıysa özgüven, çok yanlış yerden bakılıyor demektir.

  2. Konu yine kadınlara geldi sonunda. Eminim ki şu yazı bir çok okur tarafından oneitisleri ile birlikte olmak için bir “B Planı” olarak okunuyordur.

    Zaten pick up muhabbetinin de sorunu burada bence. Kendi hayatları ile ilgili değer yaratmanın altında sürekli kadınların arzusunu kazanma güdüsü var ve bu tehlikeli(Sanırım Rollo Tomassi de bu şekilde düşünüyordu nerede okudum hatırlamıyorum)
    Yanlış anlaşılmak istemem burada Dante’yi ya da herhangi kimseyi hedef almak gibi bir derdim yok. Ama kendi hayatımızın disiplinini ele alırken aklımızın bir köşesinde bile olsa kadınları düşünüp bilinçaltımızda bunu ödül olarak değerlendirdiğimizde bütün samimiyetimizi kaybediyoruz ve işler istediğimiz gibi gitmediğinde (hayat bu, olabiliyor) mutsuz oluyoruz. Dolayısıyla alt metininizde ödül ya da başkalarına bağlı bir değişiklik olmamalı. Sadece olabildiğin en iyi erkek adam ol.

    1. Ödül olarak kadınları düşünmek kendi başına problem değil aslında. Sonuçta neden olmasın, gerçekten zevkli ödüller. Ama sorun şu ki kafasındaki oneitis kavramından kurtulamamış biri için bu ödül eninde sonunda tek bir kadına dönüşür. Bir diğer ve asıl sorun da kadınların ya da daha doğrusu cinsel başarının sonuç olmasıdır. İnsan statü – para – duygusal güç alanlarında başarılı olunca cinsel başarı bunun sonucu olarak gelir zaten. Ama hedef kadınlarla başarı statü – para – duygusal güç getirmez. Kadınlar adamı tatmin ederken adamın gerekli birikimi yapmaya gerek görmemesi onu ilerde başarısız yapar.

    2. İşbu sebeple Pick Up’ı bıraktım. Tam anlamıyla sahaya çıkıp, kadınların ilgi ve alakalarına yönelik hareket etmekten kaçınıyorum. Daha içe dönük, daha kendim odaklı ve daha güç dengesini koruyabilmeye dayalı yaşıyorum. Yorum gerçekten hoş ve yapılması ve yapılmaması gerekenleri gayet iyi belirtiyor.

    1. Ne kadar da ağzınızdan çıkanın anlamını bile bilmeyen ya da kontrol edemeyen mantık fakiri insanlarsınız ya. Olur, hayatta şansları bal gibi olur. Sanki 40ına dayanmış ve böyle adamları görmüş biri değil de çocuk var burada.

      Fakirsen, hayata çok geride başlarsın, beslenmen yüzünden bile bir sürü problemin olur. Ve zengin birine hiçbir zaman yetişemezsin. Küçük bir şehirde memur çocuğu olarak büyüyen benim asla İstanbul zengini bir adamın hayat standardına ulaşamayacağım gibi. Onun, ABD’deki zenginlerin kıyısından geçemeyeceği gibi. Vs … Ama çalışan, zeki bir çocuk hayatta bir alanda çok başarılı olabilir ve kadınlar da zaten gelir. Türkiye gerçekten hiyerarşide yükselme yolları yolsuzluklarla dolu bir ülke ve insanlar da oldukça tembel olunca reel olarak gerçekten de yükselmek imkansız gibi.

      Senin gibi yenik psikolojide düşünen adamların çoğunlukta olması aslında çalışmaya niyetli adamlar için büyük fırsat. Burası Kore olsa mesela çok fazla adamlar rekabet edeceksin ama Türkiye’de rekabet az.
      Ne kadar da ağzınızdan çıkanın anlamını bile bilmeyen ya da kontrol edemeyen mantık fakiri insanlarsınız ya. Olur, hayatta şansları bal gibi olur. Sanki 40ına dayanmış ve böyle adamları görmüş biri değil de çocuk var burada.

      Fakirsen, hayata çok geride başlarsın, beslenmen yüzünden bile bir sürü problemin olur. Ve zengin birine hiçbir zaman yetişemezsin. Küçük bir şehirde memur çocuğu olarak büyüyen benim asla İstanbul zengini bir adamın hayat standardına ulaşamayacağım gibi. Onun, ABD’deki zenginlerin kıyısından geçemeyeceği gibi. Vs … Ama çalışan, zeki bir çocuk hayatta bir alanda çok başarılı olabilir ve kadınlar da zaten gelir. Türkiye gerçekten hiyerarşide yükselme yolları yolsuzluklarla dolu bir ülke ve insanlar da oldukça tembel olunca reel olarak gerçekten de yükselmek imkansız gibi.

      Senin gibi yenik psikolojide düşünen adamların çoğunlukta olması aslında çalışmaya niyetli adamlar için büyük fırsat. Burası Kore olsa mesela çok fazla adamlar rekabet edeceksin ama Türkiye’de rekabet az.

      1. Ben Türkiye de yükselmenin çok kolay olduğunu düşünüyorum kimsenin birşeyleri değiştirmek gibi bir derdi yok en azından kendi meslek dalımda. En ufak bir fark yaratma çabasında ileri çıkıyorsun

  3. Bu yazı en önemli yazılardan biridir benim için, her gün düzenli nefes meditasyonu yapmanızı tavsiye ederim, duygularınızı yönetebilirsiniz

  4. Belki testosteron seviyemi gerektiği noktaya yükseltemedim, belki fiziğime sağlığıma gerekli özeni göstermedim, belki maddi gücüme gerekli yatırımı yapmıyorum, belki irademi disiplinimi sağlayamıyorum..

    Ama artık eskisi gibi değilim. Bunun maddesel kanıtlarını görüyorum. Artık daha çok saygı görüyorum. Artık insanlara gereksiz taviz vermiyorum, özellikle kızlara. Artık kızlara dilenci gibi bakmıyorum. Boynumu bükmüyor, gözlerimi kaçırmıyorum. Artık ne diyebilirim diye düşünmüyorum, içimden gelmiyorsa hiçbir şey demiyorum ve buna üzülmüyorum. Artık ne düşündü şimdi benim hakkımda demiyorum. Gereksiz itifat etmiyor, muhtaç gibi gülümsemiyorum. Beğenmediğim şeye beğenmedim diyorum. Ben kızlara değil, kızlar bana daha dikkatli davranıyor.

    Yazıları okuyorum. Bazılarını kaydediyor, arada bir tekrar okuyorum. İçselleştiriyorum. Daha 1 ay olmadı ve bu seviyeyi asla küçümsemiyorum çünkü geldiğim yeri biliyorum.

    saygılar.

    1. Öyle sadece 1 ayda gördüğün değişim sana öyle geliyordur. Aylarca bazen 1 – 2 yıl devam etmeden hemen gözle görülür bir değişim nasıl olacak ki? Sabırlı ol zira 1 – 2 ayda değişmek istersen bir yerde salarsın kesin.

      1. Abi dediğim gibi daha önce yaptığım şeyleri (Gereksiz itifat etmiyor, muhtaç gibi….) Şu an yapmıyorum ki bunlar tercihen yapılmayabilen şeyler. Gördüğüm değişim bundan dolayı.

        Aslında dürüst olmak gerekirse; sıçıp batırmazsam kızlar beğeniyor. İlk izlenim konusunda şanslıyım (tip, kültür, gizemlilik, farklılık)
        Eksik olan kısımlar ise; statü, para, çekingenlik (gittikçe azalıyor ve soğukluk, ilgisizlik gibi algılanıyor) cesaret, güç v.s

        Not: Kendim hakkında söylediğim olumlu şeyler benim düşüncelerim değil. Genel olarak duyduklarım.

  5. 80 milyonluk ülkede rekabet nasil az olabiliyo aceba ? Erkek nufusu da malesef fazla. Yani disarda bir suru rakip var. %20 lik zengin kesim herseyin en iyisine sahip. %80 de onlarin artiklariyla yasiyor.en az Birkac milyon dolarin yoksa da %20 nin icine giremessin.

    1. Kapitalizmden zerre anlamıyorsun. Artıklarla yaşamak ne komik bir laftır? Türkiyeyi nasıl zengin sanıyorsun da milyon dolarla 20% içine giremiyorsun? 20%si birkaç milyon doları olan ülkede GDP nasıl 8000 USD? Kaç yaşındasın sen? 😀

      1. Öyle deme Mahmut Abi “Eğonomi Çoh Eyi” deyip Cuma namazından sonra bizim siteye doluşanlar var. Türkiye çok zengin, dış mihraklar falan.

        1. Valla dış mihrak ya da Saylonlular farketmez. Neden ayrı konu. Kış geliyor hazır olun. Ha gelmezse hazır olmanin zararı olmaz. Gelirse hazırlıksız yakalanırsanız işiniz zor.

  6. Beyler size bir şey sormam lazım. Bugün kütüphaneye ders çalışmaya giderken yolda kapalı bir kız beni durdurdu. Heyecandan nefes nefese kalmış bir şekilde konuşmaya başladı. Heyecandan nasıl söyleyeceğini bilemediğini, doğru yorumlayıp yorumlamadığından emin olmadığını, işte ikimiz arasında bişey var gibi geldiğini söyledi. Ben de sanki onu ilk kez görüyormuşum gibi hissettiğimi hiç tanımadığınmı söyledim. Kız bir iki cümle bir şey daha söyledi ben tam kimsin necisin bizim dönem miydin diye tam soramadan ben sorumun cevabını aldım iyi günler diyerek döndü gitti. İşte eq düşüklüğü kızı bi durdurup da geri döndürmedim kütüphaneye yürümeye devam ettim 😀 şimdi bi düşünüyorum da güzel bi kız sayılırdı daha önceden hiç farketmemiş olsam da. Esasen amacım bu kızla bir ilişki değil ama tecrübe tecrübedir diyerek bi girişimde bulunmayı planlıyorum. Bi yol yordam gösterirseniz memnun olurum

      1. Haha çok yüksek ihtimal. En iyisi bildiğim yoldan pratiğe devam etmek. Yalnız esas sormak istediğim bizim kıza yürüdüğümüz durumlar değil de tam tersi kızın bize yürüdüğü durumdaki tavır nasıl olmalı? Ben bundan önce böyle bi kaç fırsatı kızdan daha istekli davranarak perişan etmiştim. Yalnız bu kadar denemeye rağmen ideal tavrı öğrenemedim. Yani kızı biz mi davet edicez yine bi taraflara yoksa o erkek biz kız rolune mi bürünücez napıcaz 😀 en iyisi klasik yol böyle alternatif senaryolar hiç iş bilmez pozisyonuna düşürüyor beni

          1. Bu arada bu olay bir tıp fakültesinim kampüsünde oldu. O kampüste her çeşit hasta dolaştığı için paranoid şizofreni tahminin çok makul gözüktü bi anda 😀

  7. Mahmut Abi senin bu türde yazılar yazmanı can-ı gönülden istiyorum. Çünkü sen yaratıcı yazabiliyor aynı zamanda okuyanın içinde çalışma arzusunu tetikliyorsun.

  8. Dolarin onlemez yukselisine atifta bulunmak icin milyon dolar ornegine verdim. yanlis bilmiyorsam Turkiyede banka hesabinda 1 milyon tl ve uzeri olan herkes varlikli kategorisinde degenlendiriliyor. Bir suredir Kapitalizm uzerine arastirma yapiyorum. Bizim solcularin anlattigi kadar canavar mi vs diye merak edip arastirmaya basladim Bu yuzden ne dusunuyorsunuz diye sordum. Ogretmenim. ekonomist degilim.

    1. Kapitalizm bir sürü aksaklığı olsa da şimdiye kadar icat edilmiş en iyi zenginlik ve refah yaratma sistemi. Ama bu tartışmanın yeri burası değil.

      Hayır rakamlar da öyle gizli falan değil. Türkiye’de 2018de 145000 milyoner var. Türkiye’de 20 milyon aile olsa nüfusun yüzde 1’inden az. Türkiye’nin 20%sini milyoner görürsen sonra yanlış bilgi üzerinden yenilmişlik yaratman çok kolay.

      1. Yastık altı, kayıtdışıları katarsan bu sayı 2 katına çıksa bile %2 eder. Türkiye orta gelir tuzağında bir ülke imkanı yok %2-3’ünden fazlasının varlıklı olmasının.

    1. Sen karar ver (İngiltere’deki GSYIH’nın logaritmik ölçekte çizimi – 1700 ve 1800lü yıllar bankalar ve fabrikaların simultane ortaya çıktığı, kapitalizmin hakim olduğu yıllar):

      Kapitalizm bireyin kendi refahı için yaptığı dvranışlardan oluşur ama ürettiği katma değer tüm toplum için faydalıdır.

  9. Şu anda öyle bilinse de Abd dahil dnyanın hiçbir yerinde kapitalizm diye birşey de yok aslında, Kroniler yani yandaş kapitalizmi denen olaydaan bahsedebiliriz ancak ki; yandaş kapitalizminin ya da solcuların diline pelesenk olmuş “kopotolozm sovoş çokortoyo” goygoyunun esas sorumlusu merkkantilizm’in de kapitalizm dediğimiz şeyle bir alakası yok aslında, dolayısıyla; evet Mahmut bey haklı bunu konuşmanın yeri burası değil ama; bir ülke gram kapitalizme yaklaşmışsa orada hepimiz için (kafasını kullanana) kendini ve ekonomik durumunu geliştirme fırsatı vardır.

  10. Evet baktigimiz zaman torpilin varsa biyerlere gelebiliyorsun Türkiye de. Torpilsiz biyerlere gelen varsa da, bu insanlar bi elin 5 parmağını geçmez.

    1. Verisiz ve tamamen atmasyon konusuyorsun.Su dedigin de googledan 10 dklik aramayla yalanlanir da Turkiye nufusunun 1%i bile milyoner degilken tepe 20%ye girmek icin milyoner olmak gerektigine inanan adam buna da inanmaya devam etsin.

    2. Turkiyede torpil olayi yok demiyorum ozellikle sizin gibi devlet memurlari icinde. Ama kendi yenilmisliginizi ve umutsuzlugunuzu genele yansitmayin. Tek bir veriye bile dayanmadan inanilan binlerce solcu ya da sagci zirva var bu memlekette. Cogu da insanin kendi kendini igdis etmesi uzerine kurulu.

    1. Mor hapı niye anlamaya çalışalım ki ? Kısaca kırmızı hapı almış ama mavi hap kuruntularından kurtulamamış kişi mor haplıdır.

  11. Sen ne kadar calisip cabalsanda. torpilli olan adamlar hep en iyi yerleri akrabalari sayesinde kapacaklar. Doğal seçilim onlarin yaninda.

    1. Dediğim gibi mantıklı bir bütünlük içinde veya veriye dayanarak değil, sol hurafelerle konuşuyorsun. Az önce “hiçbir yere gelemez” diyorsun sonra biraz sıkıştırınca “en iyi yerlere gelemez” diyorsun. Mantık açısından en iyi yerler, tek iyi yerler değildir. En iyi yerler harici yerler, hiçbir yer değildir. Siyah – beyaz düşünce dışına çıkamayan bir kafan var.

      Sen bir devlet memuru olarak, gerçekten de torpilin işlediği ve torpil olmadan ya da iktidara yakın olmadan bir yere gelinemeyen bir ortamdasın. Her yeri öyle sanıyorsun. Sen kendin torpilsiz iyi yere gelmenin zor olduğu bir yeri seçtin. Sen kendini bahsettiğin şeylerin olduğu dünyaya kendin getirmişsin.Özelde işler öyle siyah – beyaz değil.

      Bir de Türkiye’de son dönemde umutsuzluktan olsa gerek çok yaygın bir körlük var. Ya milyoner, en tepede olacaksın ya da senin hayatın ya da bulunduğun yer önemsizdir. Saçmalık! Benim Ferrari’si olan ve başından Batı Avrupa’da doğmuş, zengin yaşamış ve iyi üniversitede okumuş Genel Müdürüm gibi değilsem, küçük bir ilçede memur çocuğu olarak doğmuş, üniversiteyi Türkiye’de okumuş ve asla onun konumunda olmayacak, onun gibi kazanamayacak biri olarak ben kendimi hiç saymalıyım. Katettiğim onca yola, tepe 3% içinde kazanmama rağmen. Boşa uğraştım, keşke doğduğum ilçede, birçok arkadaşım gibi boşverip yatsaydım !?!? Komik bile değil. Yazık. Size yazık. Sizin yetiştirdiğiniz çocuklara yazık.

      Bu dediklerimin hiç biri torpil ya da yandaşlık yok demek değil. Bugün devletle ilişikli birçok yerde tepe kademelere çıkış sekülerleri bırak dindar ama yandaş olmayanlara bile kapalı. Bu nedenle zaten nitelikli beyin göçü artarak devam ediyor. Ama çalışan ve zeki bir çocukların önlerini kendi başarısızlılarınla kesme (öğretmen olduğun için söylüyorum). Zeki ve çalışkan biri, güzel bir yere gelir. Kafanızı sadece bu memleketle sınırlamayın. Burada olmaz, çıkar ABD’de ya da Avrupa’da gelir.

      Bu sayı az diye itiraz etmeye kalkma. Sen tamamen “olmaz, şansı sıfır, mümkün değiller”le konuşıyorsun. Kimse bunun kolay olduğunu söylemedi. Ama ne imkansız ne de disiplinli çalışan adam için çok zayıf ihtimalli şeyler.

    2. Her toplumun bir evrimi vardır. Önemli olan evrimi ne kadar çabuk içselleştirdiği, gerekli önlemleri aldığı ve ileriye (yani uygarlığa, muasır medeniyetler seviyesine) ne tür reflekslerle ulaşmaya çalışmasıdır. Uygarlık, bilim demektir, çaba demektir, üretmek demektir, ter, gözyaşı demektir. Batı bunu yüzyıllar önce rönesansla, dini kuralları toplumu dizayn etmesinin önüne geçmekle başardılar.

      Hala niye en parlak üniversitelerin en parlak öğrencileri yurtdışında çalışmaya gidiyor. Sırf geçen yıl 250 bin civarı en nitelikli insan içleri kan ağlaya ağlaya gitti. Neden? Çünkü bugün ülkemizde maalesef bilim,üretim, araştırma ve geliştirme sıfır. Bizim evrimimiz de bugünleri yaşamamızmış. Önünde sonunda yaşanacaktı, siz gençlerin dönemine denk geldi.

      Bütün bunlara rağmen hemen pes etmek yok. Dişinle, tırnağınla alacaksın hakkını, gerekirse koparacaksın (mecazi anlamda). O vasıfsız insanlar, sen ortama girince bilginden, görgünden, maskülen halinden, rahat tavrından huzursuzluk duyacaklar.

      Doğal seçilim asıl böyle bir şey işte, en iradesiz, mental olarak en zayıf olan dert yanar, yarıştan çekilir. Never give up dostum.

      Burada o kadar kaliteli yazılar yayınlanıyor ki maalesef hala anlamamakta ısrar eden arkadaşlar var. Her biri başyapıt olan yazı okunmuyor, direkt “abi 17 yaşındayım, şu kız şöyle baktı, şöyle dedi” diye anlatıyor. 17 yaşında çocuğun taktiğe, tavsiyeye ne ihtiyacı var? Çocuksun daha ya, o gözünde büyüttüğü kız da çocuk.
      Sanki dünyanın merkezi. Mahmut üstad da tüm iyi niyetiyle her yazılana yanıt veriyor.

      Kendinizi geliştirin, kaliteli insan olun, farkındalığınız olsun. Varlığınız, yokluğunuz belli olsun. İyi erkek olayım diye uğraşmayın, erkek olmakta iyi olun.

      Daha yazılacak o kadar çok şey var ama şimdilik bu kadar yeter dostum. Sakın karamsar olma, daima pozitif ol, inan pozitif enerjini hemen alıyor insanlar. Dolayısıyla onlar da sana pozitif enerji veriyor.

      Selamlar.

  12. Politik dogruculuk yapiyormuşum gibi konuştun. Torpilsiz bi yerlere gelemessin sözü karanlik bi kafa yapisi gibi görükebilir. Ama ben hayal satmak yerine bunu tercih ederim. %3 lük erkek dilimi ne demek bilmiyorum. İngilizce öğrenerek, beyazyakali olarak badybulding ve cilt maskesi yaparak bu dilimin içine girmek icin yeterliyse tebrik ederim. Bravo.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *