Sıfırlanmak

Geçen hafta çoğu erkeğin hayatlarının bir noktasında karşılaşmayı bekleyebilecekleri yeni bir kavramdan bahsettim. “Sıfırlanmak” kavramı,  bir erkeğin hayatı boyunca elde ettiği statünün, finansal varlığının, itibarının, profesyonel ve kişisel gelişiminin, duygusal yatırımının ve diğer şeylerin silinmesidir. Bu kavramı bu yazıda biraz daha ayrıntılandırmak istiyorum zira birçok erkeğin bu kavramı yanlış anladığını düşünüyorum.

Kırmızı hap farkındalığına sahip bir erkeğin bu farkındalığının bir parçası olarak, hayatının birden fazla noktasında kendisini yeniden inşaa etme işi ile başbaşa kalacağının bilincinde olması gerektiğini düşünüyorum. Yenilgi, reddedilmek ve hayal kırıklığı başınıza gelecek ve bunlar erkeğin hayatının birer parçası. Ve bunlar başınıza geldiğinde yeniden ayağa kalkmanın erkek olmanın bir ölçüsü olduğunu söylemekten övünüyoruz. Ama benim bahsettiğim, bazı zamanlarda hayatınızı sil baştan yeniden inşaa etmek zorunda kalacağınız.

Eninde sonunda sıfırlanacaksınız, ve bununla nasıl başa çıkacağınız, geçici yenilgilerle başa çıkmanızdan çok daha farklı bir şey. Bu sıfırlanma ile başa çıkmayı daha da zorlaştıran şey, size o zamana kadar yaptığınız yatırımın başkaları tarafından da takdir gören ve gerçekten değer verilen bir yatırım olduğunu söyleyen mavi hap koşullanmanız. Hayatınızın o anında anlamanız gereken şey, en zor yollardan öğrendiğiniz gerçekler ile kendinizi yeniden ve çok daha iyi bir şekilde inşaa etme umudunuz olduğudur.

Geçen hafta belirttiğim gibi, bunu bir çeşit erkek mağduriyeti ya da bir erkeğin hayatından fazlaca şikayet etmesi olarak görmek çok kolay. Empati, özellikle erkekler arasında, her zaman az bulunan bir şey olmuştur. Ne kadar hasta olduğum, işimin ne kadar kötü gittiği ya da ne kadar az uyku uyuyabildiğim gibi konularda 3 ya da daha fazla erkeğin olduğu bir grupta ağzımı açmamam gerektiğini zor yolda öğrendim. Zira size garanti ederim diğerlerinden birinin kesin kanser hastalığı, lağım çukurunda çalışmaktan hallice bir işi ya da amansız bir uykusuzluk hastalığı  vardır.  Erkek olarak maskülenitemizin ölçüsü her zaman hayatın ters giden alanlarını nasıl kabul edip ona adapte olmamız olmuştur. Bu nedenle bir adamın hayatının bir anında tamamen sıfırlanacağımı söylemem, erkeklerin hayatlarının ne kadar zor olduğundan yakınmam olarak algılanır. Bizden beklenen yumruğu çenemize yedikten sonra ağlayıp sızlamadan daha fazla yumruk için ayağa kalkmaktır.

Erkekler hayatın kendileri için ne kadar zor olduğu ve bunun nasıl da iyi üstesinden geldikleri konusunda birbirleri ile rekabete bile gireceklerdir. Diğerleri ise zaten erkeğin hayatının zorluklarını duymak bile istemeyeceklerdir. Bazıları ise erkeklerin benlik algılarını başkalarının – özellikle kadınların – fikirlerine bakarak inşaa etmekle yanlış yaptıklarını söyleyip geçeceklerdir.

İlk ikisini halletmek kolay. Erkekler genellikle birbirleri ile rekabet halindedir, bu sadece sosyal arka planda devam eden bir şey olarak algılansa bile. Bu kıran kırana bir rekabet olmak zorunda değildir, arkadaşça rekabet bile eninde sonunda rekabettir.

Erkekler duruma göre elbette birbirlerine sempati göstereceklerdir ama erkeklerin bu rekabetçi doğası yine de hem kazananlar hem de kaybedenler tarafından iögüdüsel seviyede farkında olunan bir şeydir. Grup dışındaki erkekler bunun grup içindeki erkeklere göre daha farkında olacaktır (kan bağı birlikteliği evrimleşmiş bir adaptasyondur) ama grup içinde bile erkek egemenlik hiyerarşisi olacaktır. Bu hiyerarşilerin nasıl kurulduğu sosyal ve çevresel etkilere bağlıdır ama bu hiyerarşilerin varolduğunun kabulu bile feminen – öncelikli toplum düzeninin erkeklerden kendi kendilerine saklamalarını istediği bir şeydir.

Değeri Nitelendirmek

Rekabet varolan bir şey ama erkeğin hayat beklentilerini, kendi başarı ve başarısızlık kriterlerini dışsal bazı değerlendiricilere bağlama fikri üzerine yazmak istiyorum. Sosyal etkiler, ailesel etkiler ve bir erkeğin kadınların kendisinden beklediğini düşündüğü şeylere göre bir kadınla yakınlaşmayı ve üremeyi başarıyla gerçekleştirme hakkında (çoğunlukla koşullanmış) bilinçaltı anlayışı çok ateşli bir tartışma konusudur. Bir erkek eğer hayatının belli aşamalarında sıfırlanmış ise, bu “sıfırlanma” sadece erkeğin kişisel bütünlüğünü ve yatırımını mavi hapın kumdan zemini üzerine inşaa etmesinin sonucu mudur?

MGTOWcular yanlışım varsa düzeltebilirler ama benim anladığım kadarıyla bu, erkeklerin kendi yoluna gitmelerinin temel prensiplerinden biridir – kadınların hipergami standartlarına göre erkeğin değerini belirlemelerini reddetmek. Bunu anlamakla birlikle birlikte erkeğin kendi kişisel değerini belirlemesinde kadın milletinin ona verdiği değerlendirmelerden daha fazlasının olduğunu düşünüyorum.

Kırmızı Hap farkındalığına sahip bir erkeğin bir parçası oldukları Oyunu anlama ve kendi kişisel değerlerini önceki mavi hap yanılgılarından koparak bu oyuna göre yeniden hesaplamaları zorunluluğu gizli saklı bir şey değil. Bu nedenle ben kendisini eski ideallerinin fişinden çeken her erkeğin çeşitli derecelerde de olsa kendi yoluna gittiğini (men goes their own way – MGTOW) ama meselenin bu yeni farkındalıkla nereye gittiği ve kendi içinde nasıl bir değer yarattığı olduğuna inanıyorum. Yeni bir özdeğer algısı yaratıp inşaa ederken bile bir erkeğin bu değeri kaybetme ihtimali vardır – o değeri nasıl ölçtüğünden bağımsız olarak.

Boşanmış bir erkek için “kırmızı hapın farkında” olup olmamasından ve kendi kuralları ile yaşayıp yaşamamasından bağımsız olarak, çocuklarının velayetini ve hayatları üzerindeki etkisini kaybetmesi, sıfırlanmak anlamına gelebilir. Kendi kişisel değerimizin, biz onu nasıl ölçersek ölçelim ve nasıl değerlendirilmesi gerektiğini düşünürsek düşünelim sıfırlanabilecek yanları vardır. Her zaman söylediğim gibi, bir kadın erkeğin hayatına yoldaş olmalıdır ve asla onun hayatının odağı olmamalıdır. Fakat bu tür bir ilişkide bile hala silinebilecek bir dürtüsel değer vardır ve kadınların, ailenin, iş arkadaşlarının, bundan etkilenmesi bunu değiştirmez.

“Sırf sen bir şeyin kıymetinin başkaları tarafından bilineceğini düşünüyorsun diye başkaları onun kıymetini bilecek diye bir şey yok ve sen böyle düşündüğün için, o şeyi kaybettiğinde her şeyi kaybedebilirsin” demek kolay.

III. Önceliğin kendi misyonun olmalı, kadının değil

Esas oğlanın kendisini tamamlayan kadına ilanı aşk ettiği tüm o romantik klişeleri unutun. Bunun her fırsatta aksini iddia etmelerine rağmen kadınlar bir erkeğin “herşeyi” ya da varlığının merkezi olmayı istemezler. Tam tersine değerli bir erkeğin hayat amacına itaat etmeyi arzularlar, o erkeğin amacını gerçekleştirmesine yardım eden dişil güç olmak ve o erkeğin gösterdiği yolu takip etmek isterler. Bir kadının bütünlüğüne saygı gösterin ve ona “benim herşeyimsin” diye yalan söylemeyin. O sizin “herşeyiniz” değil, ve eğer öyle ise, yakında öyle olmayacak merak etmeyin.

Yukarıdaki, Roissy’nin Amcığın 16 Buyruğu eserindeki üçüncü buyruk. Bu yazı ile alakalı zira erkeklerin çoğunluğunun kendi kişisel yatırımlarını değerlendirirken hangi ölçüleri önceliklendirdiklerini gösteriyor. Kırmızı hap farkındalığı olan bir erkeğin mavi hapın fişine takılı ve en basit kırmızı hap prensiplerinden bile bihaber bir erkeğe sinirlenmesi çok kolaydır. Çoğu erkeğin hala boğazına kadar mavi haplı olduğu  ve içinde yaşadıkları gerçeklikle ilgili hatalı olduklarını söylediğinizde sizinle sonuna kadar savaşacakları gerçeğini unutmak da kolay. Mavi haplı erkeklerin, mavi hap sonunda kendilerini mahvedecek olsa bile, mavi hapın sağladığı güven duygusuna ihtiyaçları vardır.

Daha da önemlisi, geçen haftaki yazıda belirttiğim intihar oranları, hayat boyunca ruhlarına işlenmiş mavi hap koşullanmasına göre kendi değerlerini inşaa etmiş erkeklere dayanıyor. Karşı karşıya oldukları durum bu ve daha fazla erkek fişten çekilene kadar da bu acı gerçek hüküm sürmeye devam edecek. Kırmızı haplı erkekler diğerlerini fişten çekmeye çalışırken bize direnen çekim gücü budur. Olay bir erkeğin daha iyi sikiş sayısı elde etmesi değil, olay erkeğin hayatını kurtarmak ile alakalı.

Son yazıda dediğim gibi, kayın biraderim hayat  boyu her hırsını kurban edip doğru olanı yaparak takdir göreceğini düşündüğü için sonunda intihar etti. Mavi hap kelime anlamıyla ölümü oldu. Hayatının merkezi yaptığı Oneitisi olmadan yaşayamayacağına o kadar inandırılmıştı ki, o merkezi kaybettiğinde, gerçekten yaşamaya devam edemedi. Trajik olan ise onun hikayesi, aynı nedenlerle ölen binlerce erkeğin hikayesinden biri. Erkekler için tehlikeli bir çağda yaşıyoruz. Mavi hap eskisine göre çok daha büyük bir yük zira günümüzde erkeklere varlarını yoklarını bu bu koşullanmaya yatırmaları öğretiliyor.

Erkeklerin kendi öz değerlerini bu yanlış ideoloji üzerinden inşaa ettikleri bariz görünür bir olay. Ve evet, kendimizi zihin merkezimize koymalıyız ve hayatımız içimizdeki betayı öldürmeye ve kişisel yatırımımızın mavi haplı ölçülere göre değerlendirileceğini sanmamıza neden olan idealist ümitleri çöpe atmalıyız.  Mor haplı “hayat koçları”na sıcak bakmama nedenlerimden biri, bir türlü kurtulamadıkları bu tehlikeli bir değer sistemine bağlı olmaları.

Erkekler hayatlarında birden fazla kere sıfırlanacaklar ama eğer erkek mavi hapın değer sistemine göre kendi değerini ölçen biri ise intihar istatistiklerinde bir rakam olacaktır. Trajik olan ise bu erkekler başka söyleyecek bir şey bulamadıklarından “sen aşarsın bunları aslanım” ve pozitif düşünce mantraları söyleyen kalabalığın içinde, bu yanlış değerlendirme ile sonlarına yürüyecek olmaları.

Çeviri : Zeroed Out

Rollo Tomassi : Kırmızı Hap camiasının en önemli figürlerinden biri olan Rollo Tomassi'nin The Rational Male kitabı her erkeğin okuması gereken başucu eseri. Oldukça popüler olan The Rational Male bloğunun da sahibi de olan Rollo, The Rational Male - Preventive Medicine (Volume 2) ve The Rational Male - Positive Masculinity: Positive Masculinity (Volume 3) adlı kitapları ile ilk kitabındaki fikirleri daha da geliştirdi. Rollo Tomassi'yi burada Rollo Tomassi etiketinde de takip edebilirsiniz.
Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

39 thoughts on “Sıfırlanmak”

  1. Bu yazının altına yazılan “abi konuyla alakasız ama bir kız var …” gibi alakasız soruları / yorumları silinecektir. Sorularınızı ilgili olduğu bir yazının altına yazın.

  2. sıfırlamayı birkaç yerde mavi hala bağlamışlar ama bence yanılıyoruz.Kazadan bir yanlış anlaşılmaya kadar birçok sebep olabilir ve çok kötü.
    Babam hukukçu idi iftira ve birkaç kişisiyle ters gitmesi yüzünden ergenekon ile hayatımız sıfırlandı.
    sıfırlamak güzel bir şey değil bir yerlerde iyi bir kayınvalide ve babamızım olması ikinci bir yam iş yapabilmemiz 7 ay hapse girme durumunda ailenize bakabilecek bir güç.
    siz içeride iken dışarıda kalan avukat gibi bir ton işi halledebilecek eş dost olmalı
    Her şeyi kadın odaklı düşünmeyelim diyoruz ama anti mavihap odaklı düşünüyor çoğumuz,bu da daha sonra gene kadın odaklı düşünmek oluyor.

    şahsen jordanp gibi isimler dışında kalan kendince dark red pill olan tipler farkında olmadan cinsellik bundan dolaylı olarak da kadın odaklı düşünüyor.Onların yazıları da daha sonra yeni olanlara direkt kadın odaklı yansıyor
    yanlış mi düşünüyorum eksiklerim var mi?

  3. Bir inşa aşamasında temele yerleştirilecek en gerekli malzemelerden biri de, değişime karşı doğru bir bakış açısı yerleştirmek.

  4. “Diğerleri ise zaten erkeğin hayatının zorluklarını duymak bile istemeyeceklerdir”

    Kendimizle anlattığımız çoğu şeyin karşımızdaki kişi tarafından umursanmadığı farkettiğim zamanlardan beri artık ben de duygusuzum

    Dert anlattığınız genelinde insanlar çoğu şeye çözüm bulamayacaklardır
    Üstüne saygısızlığa kapı aralancaktır

    Zayıflık göstergesi = Şikayet Etmek

    Çoğu insan iyi bir dinleyici değil.Genellikle aralarında ortak konu yok çoğu insanda .Karşındaki insanı dinlemiyorlar bile

    —“Az önce gelirken araba çarptı birisine böyle şöyle oldu vs “ dersiniz
    Karşınızdaki insan da
    Saçma bir şekilde kendi yaşadığı olaya girip anlatıyorsa
    Ve bunu farklı olaylarda sürekli yapıyorsa narsist/aşağılık kompleksi olan biriyle yapıyorsunuz demektir
    Denemesi bedava —

    Dale Carnegie kitaplarında yazar bu
    “Karşındakini dinlemek”
    Saygısını kazanmak , yönetmek , yok etmek vs her şey için .

    “Karşısındakini dinlemek”

    Bir olay olabilir anlık
    Hemen kendi dünyasından bahsedip kendi olaylarından konuya girerler
    Hep bir ego savaşları

    Robert Greene kitapları yada başarılı kişisel gelişim kitaplarını incelediğimizde “başımdan öyle bir olay geçti bakın şu böyle , benim tecrübelerim şöyle “ gibi öğüt vermediklerini görürsünüz
    (Kendi tecrübelerini genel frameye uydurmak a verilen bir ad vardı şun hatırlayamadım)

    Olayları kendilerinin olmadığı tarafsız bir şekilde anlatıp yorumu karşıdakine bırakarak daha iyi izlenim bırakırlar

    Ek olarak
    İş hayatına girmeden , parasal anlamda iş yapabilecekleri bir yere girmek çok önemli değil mi Mahmut Abi ?

    Herkes kendini kurtarmaya çalışıyor
    Her türlü oyun manipülasyonla daha erken mücadale etmeyi öğrenmek çol faydalı olabilir

    Kendini ön plana alıp, çıkarları yöneterek insanlara/olaylara hükmetmek gerçekten çok önemli ve bu beceri çokça tecrübe gerektiriyor
    Esnaf çocukları bu anlamda hep 1-0 daha önde Memur Çocuklarına göre

    Son olarak
    Yazının ilk yarısına kadarki kısmı ;
    Kadılar hakkında yazılıyor hep bu nasıl trp diyenler !! dikkatli okusun

  5. Mavi hap ideallerine gore kendimize en uygun kadini bulup onu mutlu etmeye calismaliyiz !
    Evli erkek psikolojisini merak ediyorum.
    Hayatinin onemli bi donemi boyunca bir kadini mennun etmeye calismak !
    Bu erkekler gercekten mutlu mu ?
    Peki soruyorum size
    10 bin tl kazanan evli, muhtemelen 2 cocuklu adam mi ?
    Yoksa ayda 5 bin tl kazanan bekar bi kac partnerli adam mi daha mutludur ?

    1. 10 bin tl kazanan evli, muhtemelen 2 cocuklu ve mutlu adam da bulursun, mutsuz da. 5 bin tl kazanan bekar bi kac partnerli mutlu adam da bulursun, mutsuz da. Bu dediklerin mutluluğu ya da doyumu tanımlayan kriterler değil.

      Ama MGTOW içinde evli ve çocuklu olmayı otomatik olarak mutsuzluk ve betalık tanımlayan ciddi bir kesim var ki yanlıştır bu. Aile babası, kendi iradesi ile ve risklerini bilerek evliliğe girmiş bir alfa erkek olabilir. Bekar ve birden fazla partnere sahip partner ise mavi haplı ve mutsuz bir alfa olabilir.

    2. Sınıf öğretmeni mavi hap ideallerine göre evlilik yaparsan max. 2/2,5 yıl sonra evlendiğin kadın senin ağzına sıçar. Denemesi bedava. Saygıdan öttürmedikçe çevrendeki insanları herkes ağzına sıçar. Saygı duymadıkça çevrendeki insanlara hayat ağzına sıçar. Sen kimsin bilmiyorum zırt diye bir yorum atıyorsunda merak ediyorum sendeki kafayı saygı seviyesini, v.sde, v.s

    3. Evlilikte bir kadın
      sürekli peşinde ve sürekli seni her anlamda mutlu etmeye doyuma ulaştırmaya çalışan, ilgi gösteren ve senin ilgine ihtiyacını da ,
      dikkatini olumlu anlamda çekecek hareketleri ile belli eden taraf ta olabilir .
      Evliliğin kendini tek bir kadına adamak diye algılanmasını en ufak bir anlamıyorum doğrusu.
      Neden bir kadının sana adaması olarak hiç bir yerde görmüyorum.
      Şikayet merkezi olduğu için mi buralar .

      Nasıl bir kültürel yapı ve toplumsal ilşkiler içindesiniz ben böyle bir şey nadir görüyorum .
      O adam da zaten eziklerin Eziği olursa ancak.

      1. Ben 80lerde erkeklerin sümerbank pijamalarla bahçede ya da kapı önünde rakı içtiği tek katlı derme çatma evlerle dolu bir mahallede büyüdüm. Mantığa göre bu adamların da 80%i beta olmalı ama hiç belli etmiyorlardı. Bugünden geriye bakınca hepsi sanki maskülenitenin kitabını yazacak adamlara benziyor. Aralarından biri azıcık mavi haplı diyebileceğimiz eğilimde olsa “kılıbık” diye dalga geçilirdi. Pavyon olayı tabii ki vardı ama bunlar böyle gidip dışarda kadın avlayan, karılarını aldatan adamlar değildiler ama kendilerini karılarına falan da adamış değillerdi.

        1988 dünya kupasını hatırlıyorum da. 30 senede o kupayı izleyen adamlardan 2018 mavi haplılarına nasıl geldik?

    4. Hocam, neden mavi hapa göre evlilik yapacaksın? Öyle bir kural mı var?

      Evlilik konusuna yavaş yavaş girmeye başlayalım öyleyse.

      25 yıllık evli bir erkeğim, eşim öğretim görevlisi, bir oğlum var kendisi doktor. En başından beri senin ilkeleri olan bir erkek olduğunu hissettirmen lazım, her şeyi dert etmemen ya da belli etmenen lazım. Sorunlara karşı kafanda planların olması ve bunları asla paylaşmaman lazım. Her durumda alternatif hareket tarzların olması lazım.

      Asla olumsuz yönlerini, zayıflıklarını, zaaflarını eşine göstermemen, hissettirmemen lazım. Çünkü kadın milleti en zayıf anında onu öyle bir evirip çevirip çakıyor ki feleğin şaşıyor. Seni en fazla nasıl yaralar o şekilde çakıyor.

      Eğer kaliteli bir erkeksen evde bulunman bile yeter. Hiç bir şey yapma, koltukta kestirdiğin zaman bir uyanmışsın üstün örtülmüş, çayın hemen gelmiş. Ufak tefek onarımlar, aksaklıklar olduğu zaman eşin, çocuğun, onun mutlaka senin tarafından halledileceğini bilirler.

      Beraber bir yerlere gittiğinizde senin yanında olmak onları mutlu eder, sen de bunu hissedersin. Bir karar vermeleri gereken durumlarda mutlaka senin fikrini sorarlar, alma dediğin şeylere dönüp bakmazlar bile.

      Son kararları sen alırsın ama onlar almış gibi hissettirirsin.

      Tüm para konuları sana devredilir yavaş yavaş. Bütün yatırımları sen yaparsın, harcadıkları her şeyi mutlaka sana söylerler, söylemek zorunda hissederler hatta. Eşimin maaş kartı bile bende, benim ne aldığım, verdiğim asla sorulmaz çünkü en iyisini yapacağımı bilirler.

      Senden habersiz bir yere gitmezler ben bir şey söylemediğim halde. Mutlaka söylemek zorunda hissederler.

      Bütün bunlar zorla olmaz, yavaş yavaş kendiliğinden olur. Sen adam gibi adam, erkek gibi erkek olursan olur.

      Kendimizi salma lüksümüz yok, göt, göbek büyütmek yok, devamlı pc başında oyun oynamak yok. Yani patates olma lüksün yok. Ben 54 yaşındayım ve her gün salona gidip ağırlık kaldırıyorum. Gerçi yıllardır spor salonuna gidiyorum.

      Çok konuşmayacaksın, gerektiği kadar konuşup susacaksın. Sen konuşurken boş konuşmadığın için herkes seni dinleyecek.

      Spor yapacaksın, okuyacaksın (okumuş olmak için değil, gerçekten okuyacaksın), enstrüman çalmayı öğreneceksin, çalacaksın. En az bir yabancı dil öğreneceksin. Giyim kuşamınla, oturup kalkmanla, hareketlerinle gerçek bir erkek, gerçek bir adam olduğunu her girdiğin ortamda hissettireceksin. Yani kaliteli erkek dedikleri zaman seni örnek gösterecekler.

      Bunları yapmak için çok kasmaya gerek yok, sadece erkek ol, adam ol yeter. Varlığın da yokluğun da hissedilecek.

      İnan, bunları yapıyorsan eşin etrafında dört dönüyor ve bundan mutlu oluyor.

      Selamlar herkese.

      1. Dediklerinize sonuna kadar katiliyorum.Bu yasta bu bilincte olup göt göbek salmayan kro tipli bir adama dönüşmek yerine bu bilincte olmanız hem örnek alınası hem bizlerin gelecekteki aynası rolünü üstleniyor.Böyle yaşca tecrubeli insanlarin yorumunu / tecrubelerini okumak bana hep azim veriyor..

        1. Teşekkür ediyorum dostum.

          Herkes “abi bi kız var” modunda. İnsanlarda biraz farkındalık yaratmak için çabalıyorum. En zoru kaliteli erkek, kaliteli insan olmak.

          Selamlar dostum.

  6. Ben bunları hak etmiyorum. Siz de bunları hak etmiyorsunuz? Peki bunları kim hak ediyor?

    Her şey yolunda mı? Kendini nasıl hissediyorsun?

    Mark Manson un Ustalık gerektiren kafaya takmama sanatı kitabının 9. bölüm Ölümün Aydınlık Tarafı Sayfa 188 özellikle okumanızı tavsiye ediyorum.

  7. Hayatinin onemli bi donemi boyunca bir kadini mennun etmeye calismak !

    Bazı yerlerde tek bir kadına hayatını adamak falan yazıyor .

    Bu nasıl bir evlilik algısıdır kim öğretti bunu size babalarınız amcalarınız hepsi kadınlara mı adamış kendini nerden öğrendiniz .

    1. Evlilikte olan şey sadece başka kadınlarla yatmayacağın ve kadını koruyup kollayacağın konusunda söz veriyorsun. Onun harici enerjini işine, kendine, çocuklarına ve karına en azından eşit ayırabilirsin. Aynen güzel söyledin, babalarımız – amcalarımız da tek kadınla beraberlerdi ama hayatları o kadına adalı değildi. Yeni icat oldu bu “adama” olayı.

  8. Gençler burası ekşi sözlük değil. İçine sıfırlanmak kelimesi koydunuz diye karı – kız sorularınız yazıyla alakalı olmuyor. Üşenmeyin arayın alakalı bir yazı, sorun altında.

  9. Onetis kirintilari hala icimde direnmeye calisiyo. Ne zaman ‘masum’ yuzlu biraz da feninen bi kiz gorsem onunla sevgililik hayalleri kurabiliyorum. Kizin msumlugu beni cekiyo adeta. fakattt Redpili yanlisla aldiktan sonra.
    O masum yuzlu kizin grup sex deneyimini ogrensem inananin sasirmam artik. Redpillin bana kattiklari.

    1. Hayal kurmaya direnin. Gerekirse çocuk gibi “düşünmeyeceğim düşünmeyeceğim” diye kasarak direnin. Ne kadar hayal kurarsanız o kadar yatırım yapıp elinizi zayıflatırsınız. Karşınızdaki hatun ne masum melek ne de porno yıldızı. çoğunlukla sıradan bir insan.

  10. Tam bir şeyleri yoluna koyuyorsun sonra bir bakmışın yol bitmiş.
    Zor gelir ama bil ki iyi gelir. Hep zor gelmeler değil mi iyi gelmeler. Zor olsun ki güzel olsun. Ne demişti üstad (ları) kerimcan durmaz; çok büyük ya zorlamaaaaa girmiyoooo.
    Hayat bazen çapımıza göre büyük oluyor.

    Sıfırlanmanın mümkün olduğunu düşünmüyorum. Sadece kendimizi sorguya çekip (bizim adımıza başkaları yapıyor biz de müsaade ediyoruz) nerelerde hata yaptığımız yüzümüze çarpıldığında gerçekleri hazmedip hazmedemediğimiz ile karşı karşıya kalıyoruz.
    GELİŞTİRİLEBİLEN (değerli ve lazım olanı görebilme isteği) ÇERÇEVE ihtiyacımız olan bu.

    Allah’ım ne olur artık güzel şeyler olsun. Bir güzellikte yeter aslında. Hiç olmazsa gü olsun. Sadece g olsa da yeter. Hiç mi yok? (Arabesk versiyon 18:9)
    Hayatım boyunca verdiğim değerin karşılığını bekledim. Zaman geçtikçe anladım ki bu tamamen benim geri zekalı olmamla alakalı. (Gerçeklik versiyon 1:4)

    1. Allah’in tarlasını sürüp hergün sulayıp gübrelemeyen ve yabani otları temizlemeyen ama sürekli dua eden çiftçiye ürün verdiği görülmemiştir.

  11. Gerçekten çok büyük bir adam bu. Daha önce sıfırlanmış 30 yaşından sonra kendini yeniden inşa etmek zorunda olan biri olarak tüylerim diken diken okudum yazıyı. Keşke imkan olsa da Mehmet pişkinin intihar notunu yorumlatabilsek rolloya

    1. Mehmet pişkini gerçekten sıfırlayan ne idi? Burada bahsedilen boşanma tecavüzü, iflas veya daha sanal olsa da 10 yıllık oneitis eşin terk etmesi gibi hadiseler.

  12. Sıfırlanmanın her zaman için mümkün olduğunu düşünmüyorum. Bu konuda zamanında tecavüz iftirası ile hapis yatmış Steve Titus isimli adamı örnek gösterebilirim. Elemanımız, bir kadının kendisine tecavüz eden adama çok benzediği sebebiyle iftiraya uğruyor. 1 yıl hapis yatıyor ve ardından suçsuzluğu ispat ediliyor, hapisten çıktıktan 1 yıl sonra ise strese bağlı kalp krizinden ölüyor. Bu adamın tüm bu stresi yaşaması önlenemez bir şey. Neticede karısını, işini, servetini kaybetmiş ve tüm bunları “Sıfırlaması” çoğu zaman mümkün olmuyor.

  13. Hayat bir mücadeleden ibarettir. Sıfırlanmak ta var alıp başımı gitmek te. Çocuklar özellikle de erkek çocuklar bu zihniyetle yetiştirilmeli. Ama bakıyorum ortalık prens berkecan’lardan, prenses aleyna’lardan geçilmiyor. Hiçbir zorluk yaşamadan yetişen çocuklardan hayatta başarılı olması bekleniyor. Bu kişilerin sıfırlayacakları bir şeyleri olmuyor zaten. Ebeveynden kalan daire falan yoksa. Onları hemen sıfırlarlar ama farkında olmazlar. Kendileri kazanmamış ki.
    Mahmut hocam bu arada 1988 yılında dünya kupası yoktu. Avrupa şampiyonası vardı. Hani gullit’li Van basten’li Hollanda ın şampiyon olduğu.

  14. Burda benim anladığım, kırmızı hapın sağladığı yeni gerçeklikten sonraki yapılanma süreci. Ama tabii ki çok farklı şekillerde. Evet, ilk başlarda korkunç bir nihilistlik veriyor size (en azından benim için böyleydi) sonradan bunu normalleştirip, neyin ne olduğunu anladıktan sonra, yüzünüzde Münir Özkul gülümsemesi oluşuyor. Mavi haplı olmakla, kırmızı haplı olmanın en birincil ve temel farkı şudur: Mavi haplı kendini düşünmezken, kırmızı haplı kendini odağa alır. Buradan da kişinin bencil tarafının açığa çıkarılması vurgulanıyor. Bencil kelimesinin kötü bir çağrışım yapmasının sebebini bence artık gayet iyi biliyorsunuz.

    MGTOW olup, kendi yoluna gitmek isteyen adamların önemli bir kısmında da feministlerinkine benzer bir küskünlük var. Ve burada da biraz bahsedilmiş, MGTOW olan erkekler, yeniden yapılanma sürecinde kendilerine koydukları kıstaslar da geçmişteki mavi haplı şartlanmalardan bariz izler taşıyor. Aslında şu anda, MGTOW’ların çok da MGTOW olduklarını söyleyemeyeceğim. Sıfırlandıktan sonra çoğunun kurmak istediği ya da planladığı düzen, kendini odağa veya merkeze alan bencil bir düzen değil de, daha çok “yara saran” ve “eskisi gibi olmak istemeyen” yaklaşımlar içeriyor. Mavi haplı geçmişten kalma şeylerin üstüne yeni gerçeklik kurmaya çalışırsanız, sadece “hataları ayıklanmış yeni bir mavi hap gerçekliği” elde edersiniz. MGTOW’ların önemli kısmındaki öfkenin hala azalmaması, bende bu düşünceyi oluşturdu.

    Bencillik ve bireysellik, Red Pill’in ta kendisidir arkadaşlar.

    1. Buna bencillik kelimesini kullanmayı uygun görmüyorum. ”Ben merkezcilik” daha uygun bir kalıp. Bencilliğin, bireyselciğin karşısına geçebilecek ”toplumsalcılık” kelimesi ise, bugün ”ama onlar bencil” diye ağlayan ama bir yandan da hiyerarşide onların aşağısında olan ve kendini ”toplumsalcı” vb. avutmalarla tatmin etmeye çalışan ama içten içe onlar gibi olmak isteyen, onların psikolojik kölesi olmuş birileri tarafından ele geçirilmiş durumda.

      Bununla birlikte pek çok söz var ”Dünyayı değiştirmek için önce kendini değiştir.” benzeri. Çünkü kendine odaklanmak ve yeni şeyler yaratmanın verdiği duruş; daha kendini inşa edemeyip fakat sağda solda birilerine öğüt vermeye çalışmaktan daha verimlidir. Obez biri bana spor yap dese umursamam, ama Arnold hiçbir şey demese dahi onu görünce spora başlamak isterim. Şimdi Arnold’a bencil, obez adama toplumcu demek uygun mudur ki? İlerde anarşist devrim yapmak istesen dahi önce kendine odaklanmalısın.

      Bencillik, zararlı bir kavram. Kavram kargaşası yaratmak istemem ama bu konunun üzerine gitmekte yarar var zira kelimelerin bilinçaltında derin etkileri oluyor. Bencillik, empati kuramama problemidir. Kendine odaklanmak; empati kuramamanı ya da dünyanın etrafında döndüğünü düşünmeni değil; kendini önceliğe almanı ve değerini arttırmanı sağlar. RedPill’e başlayan arkadaşlar, ”ben tek siz hepiniz” gibi bir uca savrulabilirler, çünkü daha öncesinde kendilerine yatırım yapmadıkları için kendine yatırım yapanların psikolojik kölesi olmuşlardı. Yenilgiye uğruyorlardı. Onun tedirginliği içindeler.

      Sıfırlanmak ise elbette zordur; ama sıfırlanıp hayata küsen, intihar eden kişilerin bunu yapmasındaki asıl motivasyon; şuana kadar ne yaptılarsa başkalarının ilgi odağı olmak için yapmış olmalarıdır. Mavi hapın en öldürücü yanı ”ben ne istiyorum” değil, ”başkaları ne der?” diye bakmaktır hayata. Bu da gelişimin ve ideallerin en büyük yok edicileridirler çünkü onlara çektikleri keskin sınırlar vardır.

      Bir Redpill okuru olarak insanları severim, değer veririm. Fikirlerine saygı duyarım. Yemeğimi onlarla paylaşabilirim. İhtiyaçları halinde yardım etmeye, yol gösterici olmaya da çalışırım. Bu kendime odaklanamayacağım anlamına gelmez. Ben yalnızca kendimle rekabet ederim ve ideallerim için yaşarım. Bundan rahatsızlık duymam.

      Bencilliğin farklı yaptırımları olur.

  15. Yazıyı okurken aklıma Mark Manson ‘un kitabı geldi. Mark ‘ın kitabında da “Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir. Ve de tam tersine, insanın negatif deneyimini kabul etmesinin kendisi pozitif bir deneyimdir.” gibi bir ibare geçiyor. Günümüzde genel olarak toplumda bu görülse de benim düşüncem, erkeklerin sahip oldukları sorumluluklar nedeniyle sürekli başarılı olmaları gerektiği düşüncesiyle hareket etmeye çalışması mutsuzluk nedenlerinden biri.

    Mark ‘ın bahsettiği değer katmanları vardır. İlk katman kişinin kendi duygularını anlamasıdır. Hissettiği duyguyu neden hissettiği bilincinde olmasıdır ve bu hissi irdeledikçe ve bu hissin nedenini bulduğumuzda artık 2. katmandayızdır. Burada karşımıza çıkacak olan şey geçmişimiz ve travmatik olaylara kadar gidebilir. Burada bulduğumuz nedenin bizim düşünce yapımızda olmasını irdeledikçe de son katmana ulaşırız ki bu katman kişinin öz-değerlerinin bulunduğu yerdir.

    Burada anlaşılabilmesi için bir örnek vermek isterim, Inception filminde Dom ‘un karısının en alt katmandaki gerçeklik değer yargısını değiştirdiğinde karısı gerçeklikte “bu bir rüya uyanmalıyız” diyerek intihar etmişti.
    Fişten çekilmekte olan erkeğin kızgınlık hissetmesi ve nihilist düşüncelere dalmasının nedeni bu örnekle bağdaşıyor bence, çünkü hissedilen kızgınlık kişinin öz-değerlerinde oluşan yıkımdan dolayı ve nihilist düşünceler ise kişinin bu yıkılan öz-değerler yerine kendince tutarlı yeni öz-değerler yerleştirme çabası verirken hissettiği öz-değer eksikliğinden dolayıdır.

    Gelmek istediğim nokta şu ki, sıfırlanmak bence kişinin öz-değerlerini sorgulamasına neden olacak kadar derin yıkımlar oluşmasıdır. Bu öz-değerlerin yerine daha iyilerini koyarak devam edebilirse eski kendinden daha iyi hale gelecek ancak eğer bu öz-değerleri yenileyemezse intihara kadar gidecek bir umutsuluğa düşecektir.

  16. “Kırmızı Hap farkındalığına sahip bir erkeğin bir parçası oldukları Oyunu anlama ve kendi kişisel değerlerini önceki mavi hap yanılgılarından koparak bu oyuna göre yeniden hesaplamaları zorunluluğu gizli saklı bir şey değil. ”
    Mahmut abi, kendi kisisel degerimizi olcerken bunun kistasi ne olmali ? kendimizi nasil degerlendirelim? elbette dunden daha iyi durumda olmaliyiz ama bunun olcutu nedir ?

  17. @Mahmut Abi

    Merhaba abi,
    konuyla alakasız soru soracağım çünkü daha önce sorusunu altına yazacağım makale yazmamışsın(bulamadım). Sosyal çevre erkeğin en önemli opsiyonlarından biridir demiştin. Evet gerçekten de öyle ama bu sosyal çevreyi nasıl genişletebiliriz. Erkek egemenlik hiyerarşisinde yükselmek istiyorsak çok önemli bir faktör bu, bilmemiz lazım. Ve bu edindiğimiz sosyal çevreden en iyi nasıl yarar sağlarız.

  18. Açıkçası ülkemizdeki duruma baktığımda erkek için sıfırlanmak tanımına en uygun konumda olan kişi boşanıp nafaka ödemek zorunda kalan çocuklarının velayetleri gerekçesizce kadına devredilen erkektir.
    Sonrasında kırmızı hapla tanışması umulur.

  19. Merhaba Mahmut abi, eski bir yazının altında 20 lerindeyken çeviri ile uğraştığını ve ayda 250 usd kadar para kazandığını yazmışsın. Ben 18 yaşındayım, İngilizcemin gayet iyi olduğunu düşünüyorum, aham şaham bir kompozisyon yapamam şu an ama anime ve oyun çevirdiğim zamanlar olmuştu. Fakat bu işi paraya dökemedim hiç, çeviri siteleri var altlarında çalışabileceğin ama iş tecrübesi, eğitim durumu vesaire soruyorlar ve benim o konuda yazabileceğim hiçbir şey yok. Bir kaç bölüm animeden ibaret ve referans alacak pozisyonum da yok. Sen 20 li yaşlarındayken nasıl yaptın bu olayı? Bana bu konuda verebileceğin tavsiye, önereceğin site var mı ve izleyeceğim yolu söyleyebilir misin?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *