Kadın Mantığını Anlamak

Bugün “piliç mantığı” hakkında konuşmak istiyorum.

Başından söyleyeyim – KADIN MANTIĞI MANTIKLI DEĞİLDİR. GRÖNLAND’in (GreenLand yani Yeşil Toprak) yeşil değil buz olması gibi.

Oksimoron kısaca.

Şimdi, eğer gerçekten derine, evrimsel seviyelere, inerseniz, aslında kadınların nasıl düşündüğünün bir mantığı VAR ama bugünün toplumunda kadınların neye (cinsel) çekim HİSSETTİĞİ tamamen metruk ve artık mantıklı değil.

Dürüst olmak gerekirse, cinsel çekim iki cinsiyet için de zaten mantıklı bir şey değil, kadın ya da erkek farketmez.

Ama erkekler için cinsel çekim basit – güzel bir kadın gör, cinsel çekim hisset.

Ama kadınlar için olay biraz daha KARMAŞIK. Kadının size duyduğu çekim temel olarak sizin DAVRANIŞLARINIZA bağlı.

Ve bu davranışların neler olduğunu mantıkla bulmanız da neredeyse imkansız!

Gördüğünüz gibi erkeklerin kadınlar hakkındaki fikirleri tamamen yanlış.

Mesela erkek şöyle düşünür : “Hey, bu kadın güzel. Eğer ona yürü ve özel olduğunu hissettirecek şekilde davranırsam, ona iltifat edersem, bunu takdir eder ve belki benimle çıkar. Sonuçta, istediği herhangi bir erkeği seçebilir, kendisine EN İYİ ŞEKİLDE davranan, en İYİ/KİBAR erkeği istemez mi?”

Ya da şöyle bir başka örnek :

Kız arkadaşınla kavga ettin. O da en az senin kadar suçlu ama tamamen senin suçlu olduğunu söylüyor. Onu seviyorsunve bu nedenle onu sinirlendirmemek ve böylece seni sevmeye devam etmesini sağlamak için alttan alıyorsun. Sonuçta onu kızdırıp başka bir adamın kollatına itmek istemiyorsun. “Büyüklük” sende kalsın diyorsun, onu arıyorsun ve özür diliyor, ona onu sevdiğini ve onun mutlu olmasını istediğini söylüyorsun.

Bunu takdir etmeli değil mi? Seninle beraber olmak istemeli, zira sen ona özel hissettiriyorsun ve bu da onu biliyor, değil mi?

DEĞİL.

Siz erkek olduğunuzdan böyle düşünüyorsunuz. Kadınların düşünce yapısı böyle işlemez. Kadınlar erkeklerden farklı şekilde düşündükleri için de kadınların erkek mantığı ile hareket ettiğini düşünmek ÇOK KÖTÜ bir hata.

Kadınlar yukarıda anlattığımız davranışlardan TİKSİNİRLER. Yanlış anlamayın bu, kadınlar kendilerine kötü davranılmasını isterler demek değildir – öyle bir şey de istemezler – ama kadınlar “İYİ” çocuklara karşı SIFIR arzu duyarlar. “İYİ” kelimesini tırnak içine aldım zira bu bağlamda “İYİ” aslında “UYSAL” / “İTAATKAR” demektir.

Bir kadın bu tür teslimiyetçi davranışlar için erkeğe minnettar OLMAYACAKTIR. Aslına bakarsanız bu tür davranışlar yüzünden size BOK GİBİ davranacaktır. Neden, neden, neden, diye soruyorsunuz değil mi?

Kadınlar “iyi”/”efendi” (uysal/itaatkar) erkeklerin ÇARESİZ olduklarını düşünürler. “İYİ” davranışları MUHTAÇLIK, kıç yalama ve zayıflık olarak algılarlar. Bu özellikle erkeğin kadınla ilk tanıştığı zamanlarda geçerlidir. Daha sonraki dönemlerde, bir kez muhtaç biri olmadığınız ispatlandıktan sonra, sık sık “kibarlık” gösterebilirsiniz.

Bir kadın bir erkek eğer gerçekten cinsel olarak bir değere sahipse, eğer arzulanan bir erkek ise, böyle “iyi” davranmayacaktır – asla bu şekilde teslimiyetçi olmayacaktır. Birazdan açıklayacağım gibi itaatkar ve teslimiyetçi olmak MASKÜLEN değildir. Bir erkeğin hem maskülen hem de uysal / itaatkar olması mümkün değildir.

Sizin “iyi” çocukluğunuza hatunun tepkisi çoğunlukla “eğer seksi bir erkek olsa idi, asla böyle efendi çocuk olmazdı” olacaktır. Mantıklı mı? Tabii ki hayır.

Ama bir düşünün :

Bir milyon yıl önce, hayat ACIMASIZdı. İNSANIN YAŞAMI hergün sabit tehdit altında idi.

Hayatta kalmak için büyük mücadele gerekiyordu – yemek için avlanmak, vahşi hayvanlara karşı korunmak, diğer erkeklerle yiyecek ve seks için sürekli mücadele altında olmak. Oyun oynamak gibi lüks için fazlaca yer yoktu. Böyle bir ortamda bir erkeğin SERT olması gerekli idi.

Bugünkü toplumda ekonomik yapı değişti ve erkekler artık hayatta kalmak için avlanmak zorunda değiller. Erkeklerin sürekli çelik gibi sinirlere sahip olması ve bir saldırı için her an tetikte olması da gerekmiyor. Ama bu insanlık tarihinde görece yeni bir ortam. Kadınların cinsel dürtülerinin değişen durumu yakalaması biraz zaman alacak (en az birkaç bin yıl).Gördüğünüz gibi, tarih boyunca “sert” erkeklere ve “kötü” çocuklara bağlanan kadınlar hem kendilerinin hem de çocuklarının hayatta kalması için büyük avantaj sağladılar. Aslına bakılırsa bu kadınlar DNA’larını geleceğe aktararak “ölümsüzlük” kazandılar.

Sert erkeklerin çocukları da sert hayatta kalma özellikleri edindiler ve bir kalıtım zinciri ile bugüne ulaştılar. Sert erkeklere değil de “iyi” erkeklere bağlanan kadınlar ise babaları gibi zayıf erkek çocuklar yaptılar ve hayatta kalamadılar. Bu da “iyi” erkeklere çekim duyan kadınların NESLINI TÜKETTİ. Evet, dünyada “iyi” çocuklara çekim duyan kadın kalmadı.

Bu sizin götün teki olmanız anlamına mı geliyor?

Hayır.

Kesinlikle hayır.

Götün teki olmak KESİNLİKLE en YÜKSEK cinsel arzu nesnesi olmak değildir zira bu da bir miktar kendine güvensizlik gösterir.

Ama erkeklerin milyonlarca yıldır HAYATTA KALMALARINI sağlayan karakter özelliklerini göstermeniz ÇOK ÖNEMLİDİR.

Bu, bilinçaltı seviyesinde çalışır. Çok ilkel ama çok GÜÇLÜ bir seviyede.

Duygusal olarak zayıfın hayatta kalması ve başarıya ulaşması zordur. Benim inancıma göre kadınlar tarih boyunca duygusal olarak güçlü erkeklere arzu duyarak onların yanında hayatta kalma şanslarını arttırdılar … kendi çocukları ve onların çocukları için …

Duygusal gücün hayatta başarı için zekadan daha önemli olduğunu Daniel Goleman Duygusal Zeka kitabında yazmıştır.

Bunun anlamı, aç ve muhtaç davranan, yeni tanıştığı kızı sürekli arayan, ona nasıl ihtiyacı olduğunu sürekli gösteren, kısacası taşaklarını hatuna teslim eden erkekler kadına ZAYIF görünürler.

ZAYIF, MASKÜLEN değildir. Kadınlar açısından erkeğin DUYGUSAL olarak güçsüz olması onun cazibesini tuzla buz eden bir şeydir. Bunu ÇİRKİN olmak gibi düşünün. Zayıf ya da güçlü olmak derken DUYGUSAL güçten bahsediyorum. Duygusal güç, fiziksel güçten önemlidir. Bu arada kıskançlık ve kıskançlık göstermek zayıflık işaretidir zira eğer arzu edilir biri olduğunuzu BİLİYORSANIZ, kıskançlık hissetmezsiniz.

Kadının sizi kıskandırmaya çalıştığı zamanların çoğunda amacı sadece sizin tepki gösterip göstermeyeceğinizdir. Siz ona muhtaç mısınız ve bu nedenle onu kıskanacak mısınız görmek istediği için yapar. Eğer kıskanırsanız ne olur? Kadın kontrolün kendinde olduğunu düşünür, SİZDE değil. Ve kadın KONTROLÜN erkekte olmasını ister.

Kıskançlık duymadığınızda, kadın kontrolün SİZDE olduğunu düşünür (DUYGUSAL GÜÇ) ve size karşı çekim duyar.

Pek tabii ki bir kadın sizinle sürekli oyunlar oynuyorsa, mesele sizi sürekli kıskandırmaya çalışıyor ise, onu TERK edin ve size ertesi hafta, gün, saat geri koşmasını gülerek izleyin.

Kıskançlık konusu kendi başına yazı gerektiren bir konu ve bunu kitabımda ayrıntılı işledim. Ama şimdilik kıskançlığın genellikle sizin onu ne kadar önemsediğinizi görmek için sizi TEST etmek isteyen kadın tarafından provoke edildiğini unutmayın. Eğer testi geçemezseniz ve kendine güvensizlik ile öfkelenirseniz hatun sizin ona çok ihtiyaç duyduğunuzu düşünecektir.

Bu da tabii ki onun size olan arzusunun ZAYIFLAYACAĞI anlamına gelir.

Bu size mantıklı geliyor mu? Yüzeysel olarak hayır : bir kadın sizin umurunda olup olmadığını anlamak için sizi neden kıskançlık ile öfkelendirmeye çalışsın ki?

Zira kadının kafasında, düşünce dizgesi şöyle işler :

Eğer bir erkeğin muhtaç hissedecek kadar umrunda isem, o erkek duygusal olarak zayıf bir erkektir. Ve duygusal olarak zayıf adamlar, hayatın tehlikelerine meydan okuyabilecek erkek adam değillerdir.

Şunu hatırlamanızı istiyorum :

Milyonlarca yılın geride kalmış olmasına rağmen hala tarih öncesi çağların DNASını taşıyoruz. Hala çok çok uzun zaman önce çekici bulmanın mantıklı olduğu şeyleri çekici buluyoruz.

Peki tamam, bu durumda her şey çok basit olmalı, değil mi? Sadece MASKÜLEN olduğuna emin ol yeter, değil mi?

Cool ol, girişimci ol ve dominant ol, değil mi?

Aslına bakarsanız olay bundan biraz daha fazla karmaşık. Açıklayayım.

KADINLAR SİZİ SÜREKLİ TEST EDECEKLER AMA AYNI ZAMANDA GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDA SÜREKLİ ÇELİŞKİ İÇİNDE OLACAKLAR :

TOPLUM KADINLARIN KAFASINI YIKIYOR VE ONLARI ASLINDA “İYİ” ÇOCUKLARI İSTEDİKLERİNE İNANDIRMAYA ÇALIŞIYOR. Kadınlar “iyi” çocukları pek arzu etmeseler bile.

Bunun sonucunda da kadınlar sizi her türlü taktik ile ASLINDA SÜPER İYİ bir çocuk istediklerine inandırmaya çalışıyorlar.

Evet.

Utandırma taktikleri, korkutma taktikleri, gerekirse şantaj yapacaklar hatta sizi buna inandırmak için size İYİ bile davranacaklardır.

Ama buna kanıp İYİ ÇOCUK olur olmaz başınıza ne gelecek, tahmin edin?

Doğru tahmin ettiniz. SIÇIŞ! Sıçarsınız.

Sizin daha fazla İYİ olmanızı talep eder. Örneğin sizden daha fazla lütuf, yardım vs … isterken siz çabayı arttırdıkça giderek teşekkür azalır.

Bu döngü, hatun sizi terk edene kadar devam eder!

Bu dediklerimi onaylayanlar, yorumlara yazsınlar. Dünya üzerinde yaşayan ne kadar erkeğe yardım edebilirsem o kadar iyi. Sizin onaylarınız daha fazla erkeğin bu gerçeği görmesini sağlayacak.

Dürüst olmak gerekirse ben bu işlere girdiğimde, ne olursa olsun hiçbir gerçeği SAKLAMAMAYA and içtim.

Bu arada, bu yazdıklarıma öfkelenen kadınlar genellikle bahsettiğim şeylerin CANLI KANITLARIDIRLAR. Başka değişle bir kötü çocuğa kafayı vermiş ve bu arada da bir iyi çocukla takılıp onu yolan hatunlardır.

Bu yazılanları onaylayan hatunlar da genellikle güzel, zeki, espri anlayışı gelişmiş ve bağımsız kadınlardır. Bu kadınlar davranışları ile tamamen MASKÜLEN erkekleri çok severler.

Bir kadın çekici ve kendine güvenen bir kadınsa, FEMİNEN hissetmek için duygusal olarak GÜÇLÜ bir erkeğe ihtiyaç duyar.

Başka deyişle, SEKSİ kadınlar ERKEK gibi davranmaktan utanmayan ERKEK ADAM isterler. SEKSİ kadınlar dominant (dominant diyorum, despot demiyorum) ve her yaptığı şeyde kadın onayı aramayan erkeklere bayılırlar.

Peki seksi kadınlar böyle erkeklerden hoşlanıyorlarsa, neden bazen o erkeklerin “İYİ” davranması için baskı yapıyorlar? Zira eğer adam gerçekten ERKEK ise, bu saçmalık olan baskıya itaat etmeyecektir! Burada hile, bu isteği COOL, SAKİNCE ve ASLA duygusal tepki vermeyerek  reddetmektir. Bu da birçok erkeğin beceremediği kısımdır.

Bir erkek olarak, mantık çerçevesinde hareket eden bir varlık olarak, size yakın birinin sizi gerçekten erkek misiniz diye TEST ETTİĞİNE inanmak zordur. Ama gerçekte olan budur. Ve bunun için kadınları suçlayamazsınız. Bu, erkeklerinin DUYGUSAL olarak güçlü olduğunu bilmek, onların erkeklerine çekim hissetmelerinin tek yoludur. Kadının yüzünü göremediğinizi ama onunla çıktığınızı düşünün.

Hatun gerçekten güzel mi değil mi bulmak için her şeyi yapardınız! Bunu anlamak için bir sürü yöntem geliştirirdiniz … Kızın suratını görmüş birini bulmaya çalışırdınız, veya kız suratını göstermezse oradan ayrılacağınız tehditi savururdunuz, vs.

Kadınlar da aynı şeyi yapıyorlar ama terk farkı anlamaya çalıştıkları şey sizin DUYGUSAL OLARAK DURDURULAMAZ biri olup olmadığınızdır.

Kadınların testlerini başarılı olarak geçmenin en iyi yollarından biri de espridir.

Örneğin, yeni kız arkadaşınıza gayet uygun davrandığınızı, “iyi” çocuk ya da götün teki olmadan dengeli davrandığınızı düşünelim. Ve birkaç hafta sonra hatun siz ona bir şeyler almıyorsunuz ya da onu yeterince aramıyorsunuz ya da ona onu sevdiğinizi günde 10 kere söylemiyorsunuz diye şikayet etmeye başlasın. Size söylediğim, eğer bu isteklere boyun eğerseniz kadının size olan ilgisinin azalacağıdır.

Bir kadınla çıktığınızda, arzunun nasıl tetiklendiğini bilmeniz lazım. 7 aylık kız arkadaşınıza onu sevdiğinizi söyleyin tabii ama yeni çıkmaya başladığınız bir kıza “seni seviyorum” diyemezsiniz, hele de GÜNDE 3 KERE.

Ve pek tabii ki, eğer bir kadın size iyi davranmıyor ise, buna tepkiniz muhtaç bir erkeğe dönüşüp ona sürekli “SENİ SEVİYORUM” demeye başlamayın! Aslına bakarsanız eğer hatun size kötü davranıyor ise, o size 3 kere “seni seviyorum” diyor ise siz ona bir kere “seni seviyorum” deyin. Size olan çekimi artacaktır.

Hatun aşırı derecede kendine güvensiz değil ise, eksta “İYİ” çocukluğunuz, sizin onun isteklerine boyun eğmeniz, hatun tarafından sizi tamamen kontrol etmek için kullanılacaktır.

Ve bu olduğunda, hatunun size “güle güle”sinin eli kulağındadır.

Bunun yerine ona “demek seni telefonla arayış şeklimi değiştirmek istiyorsun? Tamam, o zaman sana Nancy demeye de başlayayım mı?” Eğer tepki verirse “Tamam tamam, Angela diyeceğim” deyin.

Bunu devam ettirin ve hatun olayı anlayacaktır (istediğiniz espiriyi kullanmakta özgürsünüz, prensibi anlayın yeter).

Ama eğer sinirlenirseniz, hatun gerçekten önemli bir açık yakaladığını düşünür ve siz de yanlış bir şeyler olduğu fikrini güçlendirirsiniz.

Çeviri : Understanding the Woman Logic

İçsel Oyunun Evrimi

Bu makale sizi hemen şimdi doğru yola sokmak için güçlü bir adımdır.

Kadınlarla beraberlik oyununda benim için önemli olan tek şey SONUÇLARDIR.

Sizin sonuçları DENEYİMLEMENİZİ istiyorum. Bu şekilde, sonuçlara kesinlikle İNANACAKSINIZ. Bu nedenle şimdi sıkı tutunun ve size neyin GERÇEKTEN İŞE YARADIĞINI gösterecek ve AKLINIZI BAŞINIZDAN ALACAK bilgi yığınına hazır olun.

Gerçek şu ki ben OYUNu kafaya takmış durumdayım. Her geçen gün daha fazla şey keşfediyorum ve bu konuda hep yeni bir şeyler öğrenmeye devam edeceğim.

Her ne kadar DIŞSAL OYUN geniş ve egzersiz ya da iyi giyinmek gibi konulara göre oldukça karmaşık bir konu olsa da, kendisinden DAHA BÜYÜK bir şeyin üzerinde yükselir :

İÇSEL OYUN.

İÇSEL OYUN kafanızın içinden geçen ve özellikle kendinizle ve kadınlarla ilgili inançlarınız, kendinize deneyimlemeye izin verdiğiniz duygularınız, etrafınızda olan olayları nasıl filtrelediğiniz ve zayıflıklarınıza kapılıp gitme arzusuna nasıl karşı koyduğunuz gibi şeyden oluşur.

Birçok insanın Matrix’e bağlı köle olarak kapana kısılmış olmasının nedeni, kendi içsel oyunlarının dışsal güçler tarafından yönetilmesine istemsiz de olsa izin vermiş olmalarıdır.

İçsel oyununuzun MÜKEMMEL bir hale gelmesi için sadece TEK BİR YOL var.

EVRİMİN İÇSEL OYUNUNUZUN parçası olan hastalıklı, iğrenç, zayıf, beyni yıkanmış, modası geçmiş, kullanım dışı, yakışıksız öğelerini YOK ETMESİNE izin vermelisiniz.

Evet, EVRİMİN bunları yok etmesine izin vermelisiniz. Ve evrim nasıl çalışır biliyorsunuz :

Evrim hayatta kalmaya uygun  / adapte olmayanları YOK EDER ve hayatta kalmaya uyumlu olanları seçer.

Zihnimiz de aynı şekilde çalışır :

Biz insanlar, ZORUNDA KALDIĞIMIZDA HIZLI BİR ŞEKİLDE öğrenmek üzere evrimleştik.
Dikkat edin, “ZORUNDA KALDIĞIMIZDA” kelimelerini kullandım.
“MÜSAİT OLDUĞUMUZDA” demedim.

Bununla ne demek istiyorum?

Demek istediğim, bir durumda hayatta kalmak, o duruma adapte ve o durum içerisinde başarılı olmak istiyorsanız, eski davranışlarınızı YOK ETMEK zorunda kalacağınız bu duruma KENDİNİZİ (gönüllü olarak) maruz bırakmanız gerekli.

Ama çoğu insan ne yapar?
Zor olandan kaçmak, zor olana maruz kalmamak için elinden geleni!

Zorlayıcı durumlara maruz kalıp onları yönetmek sadece elle tutulur sonuçlar ELDE ETMENİZE neden olmaz DAHA ÖNEMLİSİ size DAHA GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE strese dayanabilme kabiliyeti kazandırır.

Buna DUYGUSAL STRES de dahildir.

Şimdi gidip kendinize herhangi stresli bir durum bulup içine atlamanızdan bahsetmiyorum ama birçok erkeğin kendilerini İÇİNE SOKMALARI gereken EN GEREKLİ durumlardan kaçıp durduğundan bahsediyorum.

Zihniniz ve duygularınız kaslarınız gibiler.

Zorlu strese MARUZ BIRAKILDIKLARINDA güçlenirler, daha verimli hale gelirler ve başka birçok açıdan gelişirler.

Kadınlarla iletişimde zorlu sosyal durumlara maruz kalmamış erkekler için kadınlara yaklaşmak BÜYÜK BİR DUYGUSAL EFOR (AĞIRLIK) demektir.

Ve bu durumlara maruz kalmaktan DAHA BÜYÜK EFOR ise BUNA PARALEL OLARAK HAYAT BOYU BEYNİNİZE İŞLENEN, KADINLARLA VE KENDİNİZLE İLGİLİ NEGATİF İNANÇLARA KAPILMAYA KARŞI KOYMAK için gereklidir.

Maalesef bu negatif özellikleri YOK ETMENİN tek yolu, evrimini lehinize çalıştırmanın tek yolu, kendinizi TEKRAR TEKRAR bu durumlara SOKMAK ve BU DURUM İÇİNDE İKEN ESKİ DAVRANIŞ VE DÜŞÜNCELERE KAPILMAYA KARŞI KOYMAKTIR.

Bu, gymde kas geliştirmeye çok benzer. Sadece GYME GİTMEK yetmez. Gerçekten AĞIRLIKLARIN ALTINA GİRMENİZ gerekir. Ve ilk başlarda çok fazla ağırlık kaldıramazsanız bile kaldırabildiğiniz ağırlıkları DOĞRU bir şekilde kaldırmak için elinizden geleni yapmanız gerekir.

Müşterilerime acemi eğitimi verdiğim sırada, müşterimin ilk yürümelerde mucize yaratmasını beklemem. Ama planı ve zihinsel çatıyı mümkün olduğunca doğru uygulayarak, her yürümede yetenekleri ve inançları GELİŞİR zira TEKRAR TEKRAR kendini işi DOĞRU yapmaya adamaktadır.

BU beynin tepki vererek DEĞİŞİm yaratmasının yoludur.

Beyin basitçe BUNUN TEK OPSİYON olduğunu ve KRİTİK olduğunu kavrar.

Gyme gittiğinizde de kaslarınız onları doğru şekilde SINIRLARINA kadar ZORLAMAZSANIZ gelişmez. Eğer sınırlarınızı zorlamazsanız evrim vücudunuza tepki vermemeyi programlamıştır zira eğer EFOR HAYATTA KALMANIZ İÇİN KRİTİK DEĞİL İSE beyniniz enerjiyi başka kritik olabilecek şeyler için AYIRIR. Ekstra kas hayatta kalmak için önemli değildir ve bu nedenle vücudunuz ekstra kas yaratmayacaktır. Ama eğer siz kaslarınızı sınırlarına iterseniz, vücudunuza bir nedenden dolayı BU EFORA VE GÜCE CİDDİ ŞEKİLDE İHTİYACINIZ olduğuz sinyalini gönderirsiniz. Steroid alarak vücutlarını kandıran insanlardan bahsetmiyorum ve o durumda bile evrim devreye girerek steroid arttıkça dengelemek için doğal testosteron üretimini azaltır.

Aynı şekilde İÇSEL OYUNUNUZ sadece DUYGUSAL VE ZİHİNSEL KAPASİTENİZİ sınırlarına İTTİĞİNİZ zaman tepki verecektir. Şu an limitinizin ne olduğu önemli değil. ÖNEMLİ OLAN o limite kadar kendinizi zorlamanız.

Ve gerçekten sınırlarınızı zorlamalısınız. Gerçekten ELİNİZDEN GELENİ yaptığınızı ve SINIRLARINIZA KADAR ZORLADIĞINIZI sadece siz bilebilirsiniz. Ben, anneniz, arkadaşlarınız ya da başka biri bilemez.

Müşterilerimi benim derslerime sadece GEREKEN HER ŞEYİ YAPMAYA ve YÖNERGELERİMİ TAKİP ETMEYE hazır olduklarında gelmelerini tavsiye ederim. Ben size gösterebilirim, çalıştığını görebilirsiniz ve size TÜYOLAR verebilirim ama talimatları, yeni bir gerçeklik ve onun inanç ve içsel tutumlarını takip etme de dahil, en iyi şekilde uygulama çabasınıancak siz gösterebilirsiniz.

Oyun yetenekleriniz üzerinde çalışırken eski inançlarınızın “ağırlığı”na KARŞI KOYMA ve o ağırlıkla SAVAŞMA konusunda bir örnek vereyim. Diyelim ki bir partidesiniz ve bir hatunla muhabbet kurmuşsunuz. Başka bir eleman gelip sizin muhabbeti kaba bir şekilde bölüyor ve / veya kızla muhabbet etmeye çalışıyor. ESKİ VE İŞLEVSİZ DÜŞÜNCE YAPISINDA bir erkek, bu durumda KISKANÇLIK duymaya başlar. KISKANÇLIK duygusuna ve bununla alakalı düşüncelere karşı koymanız gerekir ve özellikle de bu duygu ve düşüncelerin dürtmesi ile DAVRANMAYA karşı koymalısınız. Zira kendi düşüncelerinize vereceğiniz tepki sizin kendi gerçekliğinizi yaratacaktır.

Kız için birbirleri ile kavga eden birçok erkek görürsünüz. Bu APTALCADIR, zira buna genelde erkeklerden birinin diğerinden üstün olduğunu düşünmesi neden olur. AŞAĞILIK hisleri nedeniyle eleman KENDİ ÜSTÜNLÜĞÜNÜ DAYATMA İHTİYACI hisseder.

İRONİK olan şudur ki inançlar gerçekliktir ve üstünlüğünüzü dayatmak için kasarak aslında AŞAĞI OLDUĞUNUZU GÖSTERİRSİNİZ ve diğer erkeğin ÜSTÜN hissetmesine neden olursunuz. Böylece elemanın özgüvenini ve üstünlük duygusunu pompalarsınız. Bu nedenle eleman daha kendine güvenerek davranmaya başlar ve hatun da elemanın daha üstün olduğunu hisseder.

Peki bu durumda siz EĞER GERÇEKTEN DAHA ÜSTÜN HİSSEDİYOR OLSANIZ nasıl davranırdınız? İnek Şaban ile gerçekten horoz dövüşüne girişir miydiniz? Yoksa ona gülüp geçer miydiniz? Ya da elemanı görmezden gelip, konuştuğunuz kızın elinden tutarak zavallı çocuğun yanında alıp götürür müydünüz?

ÖZELLİKLE DE ESKİDEN ALTINDA KALACAĞINIZ ZOR DURUMLARDA yYanlış düşüncelere KARŞI KOYARAK, ya da en azından YANLIŞ DAVRANIŞLARA KARŞI KOYARAK, beyninize artık BİR BAŞKA GERÇEKLİK içinde yaşadığınıza ve bu yeni gerçeklikte sizin daha ÜSTÜN olduğunuza dair GÜÇLÜ bir mesaj gönderiyorsunuz. Ve beyniniz de eninde sonunda bu durumları yeni ve daha üstün olduğunuz şeklinde yorumlamaya başlayacaktır.

Bu yeni yol, gerçekte daha DOĞRU olan bir yol. Bu gibi durumlarda rahat ve güvende hissedeceksiniz ve davranışlarınız da bunu YANSITACAK. Davranışlarınızla dışarı gönderdiğiniz sinyaller de bu üstünlüğü yansıtacak.

Bu da tabii ki şu demek : BÜYÜK BİR ÇEKİCİLİK.

Hatunlar size deli olacak. Ve daha bir sürü mükemmel şeye sahip olacaksınız.

Ancak “SEKSİ” duygularınızı ve zihinsel kapasitenizi AĞIR DİRENÇ altında zorlayarak gelişebilirsiniz. Mesela bir uyarana karşı eski düşünce ve davranışlarınıza sığınmanıza neden olacak baskı (sizde kıskançlık uyandıran bir erkek ya da kendinizi yetersiz görmenize neden olacak güzel bir kadın) altında bu sığınmaya DİRENİRSENİZ veya en azından bu negatif duyguların etkisi ile HAREKET etmeye karşı koyarsanız, negatif dürtülerinizin gönderdiği komutları yenebilirsiniz.

Kendi içsel oyununuza MEYDAN OKUYAN durumlara kendinizi gönüllü olarak MARUZ BIRAKIRSANIZ, kendi içsel kapasitenizi iyi bir statüde kalacak şekilde zorlarsanız ya da en azından negatif statülere karşı koyarsanız ve içinde kendine güvenli, esprili, cinsel olarak heyecan verici vs. biri olduğunuz bir çerçeve yaratmak için elinizden geleni yaparsanız, evrim SİZİ DAHA ÖNCE YENİLGİDEN YENİLGİYE KOŞTURAN İÇSEL OYUN PARÇALARINI YOK ETMEYE BAŞLAYACAKTIR.

Buna ADAPTASYON denir.

Beyniniz yeni strese ADAPTE olurken sadece içsel oyununuzun negatif öğelerini yok etmekle kalmayacak, aynı zamanda GÜÇLÜ yeni öğeler geliştirecek. Bu da sizi etkileşimin her seviyesinde, cinsel çekiciliğinizden vücut dilinize ve espri anlayışınıza turbo moduna sokacaktır.

Evrim bunu yapacaktır zira siz onun TALİMATLARINI uyguladınız : BİR ŞEYİ HAYATTA KALMA MESELESİ YAP, CİDDİ YAP, YA DA BOŞUNA ÜMİT ETME.

Çeviri : Evolution Of Inner Game

Zehirli Dişilik Üzerine

Erkek aslanlar vahşi, kana susamış ve odaklanmış canavarlar olabilirler. Zehirli (toksik) eğer böyle tanımlamak isterseniz.

Fırsat verildiğinde, erkek aslanlar kontrolünü ele geçirdikleri sürüdeki yavru aslanları öldürürler. Çocuk katliamı yaptıklarında, yeni çocuksuz kalmış dişi aslanlar, yeniden kızışırlar. Kızışan dişi aslanlar yeniden hamile bırakılırlar. Bu, hepimizin üstünde hemfikir olacağımız üzere, oldukça rahatsız edici bir özellik ve bazı insanların aslanları daha kötü görmesine neden olabilir.

Fırsat verildiğinde, modern insan erkeklerinin büyük çoğunluğu böyle bir şey yapmayacaktır.

Erkeklerin kalıtsal olarak zehirli (toksik) olduğunu iddia edenler, ironik olarak, biyolojik özcülük yapıyorlar. Ve bu konuda da oldukça kötüler. Aslanları olduğu gibi insanları da evrim inşaa etti. Ama insanların çok daha uzun çocukluk dönemleri var ve nesiller birbirleri ile daha uzun süre içiiçe yaşıyorlar. İnsanlar daha karmaşık ve daha çok fikri paylaşıp aslanlardan çok daha istikrarlı topluluklarda yaşıyorlar. Evrim insanlara gelişim süresince kişiliklerini geliştirme konusunda diğer türlere göre çok daha fazla derecede  kapasite verdi. Bu nedenle ve çok az insan kültürü böyle davranışları tolere edebileceği için, erkeklerin büyük çoğunluğu bebekleri öldürmez ve öldüremezler veya onların yas tutan annelerine tecavüz etmezler.

*   *   *

30 yıl önce, Los Angeles’ta genç bir kadındım. LA’de genç bir kadın olmak demek sürekli izlenmek demektir – normlardan sapıyor musun diye izlenmek, gelecekte meşhur olma potansiyelin var mı diye izlenmek, zayıflık işaretleri için izlenmek. Bir kadına sadece görünüşü için bakılabilirdi. Maalesef şimdi veya geçmişte LA’in en meşhur endüstrisi kadınların sürekli dikkatli olması gereken bir mekan yaratıyordu. Gözüm hiçbir zaman film endüstrisinde olmadı ama bu kültür her yerde idi.

2 anektod yeterli olacaktır. Birgün güneşli bir Batı LA mahallesi olan mahallemde yürürken bir filmin plaj sahnesinde figüran arayan biri yanıma yaklaştı. Daha ağzımı açıp soru sormaya fırsat bulamamışken, bana nereye gideceğimi, günlük ücreti ve benden bekleneni söyledi : diğer benzer şekilde giyinen insanlarla ortalıkta bikinili dolaşmak. Kelimenin tam anlamı ile beni yukarıdan aşağıya süzdü ve kaşlarını çatarak bana üniversite okumaya ihtiyacım olmadığını söyledi. Plaj sahneleri benim geleceğim imiş ve oradan kim bilir nerelere gidebilirmişim – kim bilir? Daha iyi plaj sahneleri muhtemelen.

İkinci anektod : lisede iken dondurma satmak veya VHS kiralamak yanında yaptığım part-time işlerden birisi de kalburüstü organizasyonlarda garson olarak çalışmaktı. Kokteyl saatinde klasik siyah – beyaz elbise içinde ortalıkta tepsi ile dolaşırdım ve yemek saatinde de yemekleri masalara taşırdım. İç mekanlarda olan organizasyonlarda erkek katılımcılar beni sıklıkla durdurup muhabbet ederler ve telefon numaramı isterlerdi. Bunu yapmamalarını dilerdim ama ortada bir risk de yoktu. Bir gece Universal Studios için bir organizasyonda çalışıyordum. Hollywood ile alakası olmayan bir grup tarafından düzenlenen organizasyonda klasik görevimi daha geniş bir alanda yapıyordum. Mutfak daha uzakta idi, katılımcılar daha uzak aralarla mekana yayılmışlardı ve onları bir arada tutacak duvarlar da yoktu. Masa servisi başlamadan iş arkadaşlarımızla tepsilerle ufak atıştırmalar taşıyorduk. Bu organizasyonda duvarların olmaması ise tehlikeliymiş meğer. Genç bir erkek – benden yaşlı ama 30undan genç – beni bir şekilde kalabalıktan kopardı. Ortamda çok aydınlık değildi ve adam bana çok yakın duruyordu. Bana yırtıcı gözlerle baktı ve köşeye sıkıştırıp üstüme yaslandı. İşler daha ileri gitmeden kaçmayı başardım.

Bu olay, o zamanlar henüz bu kelime icat edilmemişti ama zehirli erkeklik (toxic masculinity) idi.

Evet, zehirli erkeklik diye bir şey var. Ama terim silah olarak kullanılmaya başlandı. Hiçbir özen gösterilmeden her erkeğin üzerine atılmaya başlandı. Terim ilk ortaya çıktığında oldukça odaklı idi – birçok erkek grubunda, fırsatını buldu mu elini izni olmadan bir kadının kıçına koyacak bazı erkekler vardır değil mi? Zehirli / toksik diye ayrıştırılan bu adamdı. Böyle adamlar – ve çok daha kötüleri – varlar. Tabii ki. Ama her erkek grubunda böyle bir adam var mı? Hayır yok. Bu zehirli erkeklik (toksik maskülenite) artık ayrım gösterilmeden kullanılıyor ve dayatılıyor. Artık özensizlikten bahsetmiyoruz, tamamen yanlış kullanımdan bahsediyoruz.

Çoğu erkek toksik değil. Erkek olmak onları toksik yapmıyor, bir insanın “beyaz” olmasının onu ırkçı yapmadığı gibi. Bir dakikalığına terimler üzerinde uyuştuğumuzu varsayalım : erkeklik toksik maskülenite ile dişilikten daha fazla ilişkili mi? Evet. Fiilen terimin kendisi erkek olmak ile alakalı ve erkekler bu şekilde, kadınlara göre daha fazla davranacaklardır. Burdan yapılan mantık sıçraması ise tüm erkeklerin toksik olduğu. Ama toksik maskülenitenin tartışıldığı topluluklardaki erkekler tam tersine anlayışlı, eşitlikçi ve tamamen toksik olmaktan uzaklar.

İyi erkeklere toksik demek herkes için zararlı. Mağdur edebiyatı ile gücü ele geçirmeye çalışanlar hariç.

Gerçek mağdurların olmadığını iddia etmiyorum ya da bu mağdurların duygusal, fiziksel, yasal, tıbbi vs desteği haketmediğini söylemiyorum. Kadınların çoğunun ve belki hepsinin erkeklerin bir alt grubu tarafından rahatsız deneyimlere maruz bırakıldıkları gerçeğini de küçümsemiyorum. Ama tüm kadınlar mağdur değiller. Ve de tahmin ediyorum ki bir erkeğin elinde gerçekten mağdur olan kadınların çoğu da kendilerini dünyada kurban olarak tanımlamak istemiyorlar.

Bütün bunlar bizi pek de tartışılmayan bir konuya getiriyor : zehirli / toksik dişilik.

Seks ve cinsiyet rolleri yüzbinlerce yıllık evrim süreci tarafından şekillendirildi. Aslında hayvansal soyağacını da katarsanız yüz milyonlarca yılda. Bu rollerin özellikler şu an hızlı değişim halinde ama antik gerçekler hala varolmakta. Tarihsel iştah ve arzular hala yerlerini koruyorlar. Heteroseksüel erkekler güzel kadınlara bakmaya devam edecekler özellikle de o kadın a) güzel ve ateşli ise ve b) aktif olarak güzelliğini sergiliyorsa. Sergilemek bakışlara davetiye çıkarır.

Ateşli olmaya vurgu yapan dişilik kendini tamamen vitrine koyar ve hem doğurganlığın hem de acil cinselliğin reklamını yapar. Bu örneğin daha fazla vücut bölümü göstererek ya da cinsel alıcılık sinyallerini boyayarak erkek bakışlarını çeker. Bunun ise belaya davetiye çıkarmak olduğunu iddia edeceğim. Hayır, hatunun kendisi aranıyordu demedim. Ama şunu dedim : hatun kendisini daha fazla gösterirse tabii ki daha fazla bakış çeker.

Çekiciliğin vurgulanması ve öne çıkarılması kendi başına toksik değildir ama şahsen ben buna saygı göstermiyorum ve hiçbir zaman da saygı göstermedim. Çekicilik solar gider, bilgelik ise büyür – aklı çalışan genç kadınlar ise buna göre yatırım yaparlar. Dişilik erkeklerin provokatif bir vitrin gösterisine bakmaları üzerine tepki gösterip erkekleri iğdiş etmeye çalıştığında ise zehirli hale gelir.

Sınırı nerede çizeceğimiz aklı başında insanların bile üzerinde anlaşamayabilecekleri bir soru ama iki kalın, parlak çizgi üzerinde çoğu insan hemfikirdir : her kadının eğer istemiyorsa dokunulmamaya hakkı vardır; ve zorla alınan taviz, muhtemel kariyer ilerlemesi için cinsel faydalar istenmesi kabul edilemez. Ama kadınlar cinsel olarak seçilmiş anatomik bölgelerine vurgu yapan çok fazla cinsellik sergileyen elbiseler giydiklerinde ya da eli kulağında bir orgazma işaret eden makyaj yaptıklarında, erkeklerin buna bakmamalarını talep etmek zehirlidir – evet zehirli.

Genç kadınlar çok büyük bir cinsel güçleri var. Kendisine karşı dürüst herkes bunun farkında : kendi kültürlerinin güzellik normlarına yakın ve cinsel baharlarındaki kadınlar başka hiç kimsede olmayan bir çeşit güce sahipler. Ve kesinlikle bu gücü yönetebilecek bilgelikten de yoksunlar. Zehirli dişilik, çekiciğilin en yüksek oranda sergilenmesi ve erkekler kendilerine akranları gibi davranmayınca mağdur ayağına yaymak şeklinde, bu gücün kötüye kullanılmasıdır.

Aktif bir şekilde erkek bakışı çekerek erkeklerde açlık yaratmak ve sonra erkeklerden böyle bir açlık duymamalarını talep etmek- bu zehirli dişiliktir. Erkeklere boyun eğdirmek, fiziksel, entellektüel, vs güç sergilediklerinde onları iğdiş etmek – bu zehirli dişiliktir.  Erkeklerin sadece erkek oldukları için toksik olduklarını söylemekte ısrar etmek ve sonra da kadın – erkek ilişkilerinin gerginleşmesine şaşırmak – bu zehirli dişiliktir. Bu, çok az kişinin faydalandığı ama faturanın hepimizce paylaşıldığı bir oyun.

*   *   *

Yurt dışında çalışma gezilerinde birinde, giyinme ile daimi problemi olan bir öğrencim vardı. Hiçbir zaman yeterince giyinmiyordu. Zeki, fit ve güzel bir kızdı ama her zaman çekiciliğini afişe etme peşindeydi. Latin Amerika’nın balta girmemiş ormanlarında saha çalışması yaparken bana geldi ve yerel halkın erkeklerinin kendisine bakıp durmalarını bana şikayet etti. Diğer hepimiz oldukça aseksüel ve sıradan saha giyisileri içinde iken kızımız mayo ile geziyordu. “Üstüne bir şeyler giy” dedim kendisine. Donakalmıştı. Benim erkekleri değiştirmemi istiyordu, onlara gözlerini nereye çevirmeleri gerektiğini söylememi bekliyordu. Burası onların evi idi, biz ise misafir. Ve adamlardan bir misafir çıplak olarak yanlarında belirince erkeklerin değişmesini talep ediyordu.

Bu olaydan bir süre önce, tropik ormanlarda yürüyüp zehirli kurbağaları inceliyordum. Zehirli kurbağaların seks yaşamını araştırıyor, cinsel partnerlerini ve yaşadıkları bölgeyi nasıl seçtiklerini bulmaya çalışıyordum. Çocuklarına nasıl baktıklarını ve bunun genel olarak evrim açısından ne anlama geldiğini araştırıyordum.

Araştırmam sonucunda, kısmen de olsa, erkek kurbağaları için ne kadar çok bölgelerini koruma ve başarılı olma yöntemi olduğu ortaya çıktı. Zehirli Madagaskar kurbağalarının başarıya giden bir sürü değişik yolu vardı. Hem doğal hem de cinsel olarak erkek kurbağalar yüksek kalitede bölgeleri ellerinde tutabilerek ya da hiç bir bölgeye sahip olmayarak da (fakat daha sinsi olarak) başarılı olabiliyorlar. Stratejilerdeki bu büyük çeşitlilik ve değişik koşullar altında değişik stratejiler kullanabilme, hayvan davranışları ve oyun teorisi alanlarında üzerinde iyi çalışılmış şeyler.

Bunun hayvanlarda doğru olduğunu biliyoruz, insanlar neden daha az esnek olsunlar ki? Kadın olmanın bir sürü yolu var, erkek olmanın da. Bunlardan bazıları kendilerini kullanan bireyler dışındaki insanlar için kötü olan yollar. Dünya ekolojisine egemen olmuş sosyal bir tür olarak sadece bencil ve rekabetçi değil, işbirlikçi bir şekilde de davranabiliriz ya da davranmalıyız. Toksik erkeklik ve toksik dişilik, özleri itibarı ile bencil modlar ve bunları kullanmayanlar için yok olması gereken davranış modları.

*   *   *

Toksik maskülenite terimini popüler hale getiren hareket ile baktıkları her yerde “beyaz ırk üstünlüğü” gören hareket aynı araç ve sonuçları paylaşıyorlar. Kesişimciselciler (Intersectionalists) şu retorik hile konusunda hep aynılar : tarihi olarak ezilen bir grubun bir üyesi tarafından ortaya atılan her iddia sorgulanamaz bir doğrudur. Bu iddiayı sorgulamak ise bir ezme hareketidir.

Bu da güç elde etmek için yalan söylemeye hazır herkes için kapıları açar. Eğer iddiaları sorgulayamazsan, her türlü iddia ortaya atılabilir.

Sonuç? Irkçılık yaygın bir şeydir. Tüm erkekler toksiktir. İtiraz ediyorum – ama itiraz etmene izin verilemez. Oyun teorisini bilen herkes bu oyunun nasıl biteceğini bilir : masum kişiler sahte iddialar ile şeytanlaştırılırlar ve cadı avına maruz kalırlar. Cinsel saldırı gerçektir ama bu her cinsel saldırı iddiasının gerçek olduğu anlamına gelmez.

Bunu söylemek zorunda olmak bile çok korkunç ama dünya zeki ve merhametli, kadın ya da erkek başka insanlarla diyaloğa açık erkeklerle dolu. Cinsiyete özgü toksik davranış, benim şahit olduğum kadarıyla, çoğunlukla kadınlar tarafında. Tüm erkekler toksik ve tüm kadınlar kurban mı? Hayır.

Çeviri : On Toxic Femininity

Heather E. Heying Evergreen State College’un eski bir çalışanı ve evrimsel biyoloji profesörü. University of Michigan’dan Biyoloji doktorası alan Heying, Madagaskar’daki araştırmalarını ve hayatını yazdığı Antipode kitabının yazarı. Twitter @HeatherEHeying

Bana bak güzelim, henüz farketmedin ama, ben alfa bir erkekim

“Ültimatom, zayıflık / çaresizlik bildirimidir.” – Rollo Tomassi

Dominant ve maskülen olmak konusunda erkeklerin yaptığı en talihsiz hatalardan biri, bir kadın kafalarındaki kaf dağındaki alfa erkek imajına ters bir hareket yaptığında ya da kendilerinin ne kadar ERKEK olduğu anlaşılmadığında hatuna ültimatom vermeleridir.

Aşağıdaki yorumu yazan arkadaş, çok sık yapılan bu hatayı yapmış. Bu sitedeki birçok saha raporunda ya da yorumlarda “abi bir kız var …” etkileşimlerinde bulunan bir hata. O nedenle bu tecrübesiz arkadaşı parmakla göstermek ya da yermek için değil örnek olsun diye paylaşıyorum. Çok yapılan ve yapıldığında bir çuval inciri berbat etme oranı 99% olan bir hatadır bu :

Mahmut Abi selamlar,
İnstada dışarı çağırdığım bi hatunla diyaloğu paylaşmak istiyorum seninle, doğru ya da yanlış yaptığım yerleri yorumlarsan sevinirim, bi acemi olarak hatalarımı görmüş olurum.
+ben
-Kız

+selam
-Selamm
+nasılsın
-İyiyim teşekkür ederim sen nasılsın
+İyiyim
+çarşamba günü napiyosun
+x’te saat 5 gibi bi şeyler içelim
-Olabilir o gün bir planım yok
+Anlaştık
+Numaranı ver haberleşiriz
-burdan haberleşiriz ya yazdığında görürüm o gün
+dinle, işler kötü gittiğinde ağlayacak küçük bi çocuk değilim
+o gün sana WhatsApptan yalnızca bir mesaj yazarım, gelmek istersen vakit geçirmek istersen cevap verirsin
+diğer durumda ben yoluma bakarım, hepsi bu
-diğer durumda dediğin ne bekliyorsun ki ben arkadaşça oturup bi kahve içeriz diye düşünmüştüm, sadece numaramı sosyal medyadan tanıdığım birine vermek istemiyorum

Ültimatomu tekrarlayalım :

+dinle, işler kötü gittiğinde ağlayacak küçük bi çocuk değilim
+o gün sana WhatsApptan yalnızca bir mesaj yazarım, gelmek istersen vakit geçirmek istersen cevap verirsin
+diğer durumda ben yoluma bakarım, hepsi bu …

Burada erkek telefon numarası alamadığında Büyüklük Yanılsaması yazısındaki, kendi ayağına sıkmasına neden olacak aşırılığa kaçıyor :

eğer bir kadın 100% senin istediğin gibi davranmadı ise bunun nedeni yeterince alfa olmamandır” pozisyonudur. Bu yaklaşımı benimseyen erkekler, tüm dünyanın kendi kontrolleri altında olduğu gibi yanlış bir fikre kapılırlar. Her ne kadar bu yaklaşım diğerine göre tercih edilir olsa da, bu yaklaşım da erkeği başarısızlığa iter zira sadece her şeye kadir bir varlık bu çeşit bir iradeye sahip olabilir. Eğer hayatınız üzerinde 100%e yakın bir kontrol istiyorsanız, tamamen yalnız yaşamanız lazım. Başka birileri hayatınıza girdiği an, beraber varolmanız için kendi iradenizden ve onların iradesinden ödün verme başlar.

Bu durumda genellikle erkek, kendi dominant ve maskülen kişiliğini anlamamış olan kadına sözel olarak ültimatom atar ki arkadaşımız hemen bunu yapmış.

Sorun şu ki bir erkeğin bunu yapmak zorunda hissetmesi, genellikle söze döktüğü şeylere sahip olmamasından kaynaklanır. “Bak güzelim, ben senin bildiğin erkeklerden değilim” demenin 10,000 çeşidinin de anlamı aynıdır : sen tam olarak kızın bildiği erkeklerdensin.

Oysa temel kırmızı haplı oyun tekniklerini ucundan bilen biri için burada bir shit test var ve shit test en iyi eğlenen ustalık, onayla – abart gibi taktiklerle karşılanır. Shit test görünce anında ciddileşen ya da ültimatom veren erkek, kadının beyninin evrimsel olarak en bilge ve güçlü derinliklerine “ben (duygusal olarak zayıf) / tecrübesiz bir erkeğim” diye bağırır.

-burdan haberleşiriz ya yazdığında görürüm o gün

Telefon alamamanız shit test ya da kız için o aşamada birinci tercih olmadığınızın göstergesi. Muhtemelen her ikisi de. Kız arkadaşınızın ya da yüzyüze buluştuğunuz hatunun birinci tercihi olmamanız ayrı konu ama Instagramda yeni yürümeye başladığınız kadının birinci tercihi olmamanızda bozulup dağılacak bir şey yok. Siz bunu ne kadar cool olduğunuzu göstereceğiniz bir shit test olarak algılayıp ona göre cevaplayacaksınız :

-burdan haberleşiriz ya yazdığında görürüm o gün
-Telefonundan yerini tespit edip birgün önceden pencerenin altında gitar serenatı yapamayacağım yani 😀

Aklıma ilk gelen şey bu … Daha dobra da olabilir ama bu şekilde dolaylı olarak arkadaşça duygularınız olmadığını da vurgularsınız.

-burdan haberleşiriz ya yazdığında görürüm o gün
-Olmaz. Bu benim alt komşunun cep telefonu. O gün seni ankesörlü telefondan aramam lazım yoksa mecburen Rıza Amcayı da peşime takacağım 🙂

vs .. vs ..

Aslına bakarsanız, sosyal medyada yeni yeni yürüdüğünüz hatun telefonunu vermiyorsa shit test topuna bile girmeyebilirsiniz. Yani buradan haberleşiriz dediğinde shit testi görmezden gelip mesajlaşmaya devam edebilirsiniz (tamam demeyin, tamam ile onun çerçeveye girersiniz).

Ültimatomlar özellikle sevgili ya da evlilik hallerinde erkeğin karizmasına zarar verici şeylerdir. Bu konuda sevgilim bana karşı saygısız yazısındaki örneği verebiliriz :

Saygı, bir erkeğin kazandığı birşeydir, sorarak aldığı ya da kızı “ya saygı ya ben” diye seçime zorlayarak elde ettiği birşey değildir. Bu nedenle de kıza bunu sözel olarak sorarsanız, kızın size saygısı daha da azalır. Aslına bakarsanız kız belki de size saygısını kaybettiğinin farkında bile değildir ve bunu konu ederek kızın bilinçaltında giden bir olayı ona da farkettirip daha da hızlandırabilirsiniz.

Peki abi ne yapacağız?

Öncelikle bu durumu konu etmiyoruz. Dedik ya, saygısızlığını söze vurup, bunu onaylayıp onun sizin kadın saygısı dilenen bir erkek olarak saygıyı haketmediğinizi düşünmesini sağlamak yapılacak şey değil.

Buradaki “ya saygı göster ya ben” bir ültimatomdur. Söze dökülmüş dilenmedir. Bu tür ültimatomları genelde bilinçsizce veriririz ve böyle bir ültimatom kadın tarafından her zaman zayıflık olarak algılanır. Zira öyledir. Kendinizi ültimatom verirken yakalarsanız, bu size kendi zayıflığınızı – üzerinde çalışmanız gereken şeyi – gösterir.

Kıssadan hisse : “Ben senin bildiğin erkeklerden değilim” ya da “alfayım ben saksı değilim” ültimatomları, sizin bildiğimiz erkeklerden ya da saksı olduğunuzu gösterir 🙂

BONUS : Doğrular

1 – Instagramdan yürümeyi buluşmaya getirmiş.

2 – Çoğu erkeğin çuvalladığı buluşma ayarlamayı tam dengesinde yapmış.

çarşamba günü napiyosun
+x’te saat 5 gibi bi şeyler içelim

Ne kıza “ne zaman müsait olursun, nereye gitmek istersin” diye sormuş ne de “Çarşamba, 5te Yedi kule zindanlarına geleceksin kadın” diye kabalaşmış. Günü, saati ve yeri söyleyip sormuş. Bir şeyler içelim mi de dese bu dominant (egemen – lider) olmaktır.

 

 

Duygusal güç – Bir erkeğin sahip olabileceği en büyük güç

Duygusal güç, insan toplumunda bir erkeğin sahip olabileceği en büyük güçtür, gerçekleştirmesi çok zordur ve çok az bulunur. Zaten tam da bu nedenle, kadınlar duygusal güce dolaysız bir arzu ile tepki verirler.

Para iyi veya kötü talihle kazanılıp kaybedilebilir. Fizik yaşlandıkça kötüleşebilir ve yanıltıcı da olabilir ama duygusal güç en büyük eşitleyicidir. Herkes kendi korkularıyla boğuşur ve kendi duygularını kontrol altına alabilen erkek gerçek şampiyondur.

Hayatınızın bir anında çok büyük bir felaketle yüz yüze kaldınız diyelim. Parasal, sosyal veya sağlıkla ilgili. Eğer siz duygusal olarak sağlam, sakin, cool ve özgüvenli iseniz, problem aşarsınız ve yeniden tepeye çıkarsınız. Ama negatif duygulara yenik düşer, duygularınızın kontrolü altına girerseniz, size olanların insafına kalırsınız. Oldukça başarılı olmalarına rağmen duygularına yenik düşen ve intihar eden başarılı kişileri duymuşsunuzdur. Duygusal güç, bir insanın içsel gücünün en önemli işaretidir.

Hayatın güçlükleri karşısında duygusal olarak dağılmayan ya da duygusal bir batağa saplanmayan erkek, bu güçlükleri aşabilme ihtimali en yüksek olan erkektir. Bu erkeğin kendi hayatı üzerindeki kontrolü, duygularına hakim olamayan bir milyonerden çok daha fazla olacaktır.

Duygularını kontrol edebilen bir erkek, korkuları ile yüzleşip onları yenerek başarıya ulaşabilir ve önüne çıkan her engeli aşabilir.

Kadınlar bunu bilinç altlarında, içgüdü seviyesinde anlarlar. Kadınlar bu tip bir erkek ile birlikte olmayı arzular zira bu tip bir erkek dolaysız olarak kadının arzularını ateşe verebilir.

Daha önce de söylediğimiz gibi, önce ERKEK ADAM gibi davranmanız gerekir. Bu iyi bir başlangıç. Ama burada duramazsınız. Gerçekten ERKEK ADAM olana kadar çalışmanız lazım.

Duygusal gücü kazanmakta bir ironi vardır. Duygusal olarak güçlü olmak için sekse, aşka, ilgiye, sevgiye, nezakete ve insan sıcaklığına ihtiyaç duymamayı öğrenmeniz gerekir. Ama bir kere duygusal gücü kazanırsanız kadınlar bunu sezeceği için seks, aşk, ilgi, sevgi ve nezaket size yağmaya başlayacaklardır. Bu durumda da artık ihtiyaç duymadığınız şeyler size istemediğiniz kadar çok sunulacaktır.

Duygusal olarak güçlü olmak demek sizin BELİRLİ BİR KADINA ihtiyaç duymamanız anlamına gelir. Kıskançlık göstermemek, problemli hatunları hemen terk etmek anlamına gelir. Onların bu oyunlarını oynamazsınız zira daha iyisini bulabilirsiniz ve onu bulana kadar da arada kadına ihtiyaç duymadan yaşayabilirsiniz.

Duygusal olarak güçlü olmak demek sizin kadını elde etmek için kendinizden başka hiçbir şeye ihtiyaç duymamanız demektir. Siz ERKEK ADAMsınız, az bulunur bir ödülsünüz ve tek başınıza kıza bir lütufsunuz demektir. Yani bir kadına size ilgisi azalır diye hiçbir şey almamanız demektir. Eğer bu tür bir korkuya izin verirseniz, kız zaten sizi aşağılayacaktır. Kızlar bir erkeğin ilişkiyi taze tutmak için birşeyler almaya ihtiyaç duymasını, düşük statü olarak algılarlar.

Duygusal olarak güçlü olmak demek sizin bir kadını hiçbir zaman hayatınızın merkezine koymamanız, hiçbir zaman kararlarınızda onu referans almamanız demektir. Bir kadın hayatınızın merkezi değil, hayatınıza yoldaş olmalıdır en fazla.

Çoğu erkek, kadının onayına ihtiyaç duyarak çok fazla konuşur ve çok fazla gülümser. Bunları unutun. Şarkıları, dansları, çiçekleri, çikolotaları ve bunlar gibi tüm romantik yalanları aklınızdan çıkarın. Siz erkek adam değilseniz böyle şeyler her zaman geri teper. Bunlar sizin seksi olmadığınızı ve eksiğinizi böyle kapattığınızı gösterir ve kadınların sizi itici bulmasına neden olur. Bunu açıkça yüzünüze söylemezler tabii: “sorun sende değil bende” derler.

Bütün bunlar kendinizi olabildiğince iyi bir fiziğe sokmamanız, iyi giyinmemeniz, kariyer ve para kazanma hırsınızın olmaması anlamına gelmez tabii ki. Bunları kendinizin merkezinde olduğu hayatı en iyi hale getirmek için yaparsınız sadece, bunların kadınla bir ilgisi yoktur. Duygusal olarak güçlü bir erkeğin kendisini geliştirmesi ve daha özgüvenli, daha iyi fizikli ve iyi giyimli biri olması onu daha seksi yapar ama bu bir yan üründür.

Buyruk 3 – Önceliğin kendi misyonun olmalı, kadının değil
Esas oğlanın kendisini tamamlayan kadına ilanı aşk ettiği tüm o romantik klişeleri unutun. Bunun her fırsatta aksini iddia etmelerine rağmen kadınlar bir erkeğin “herşeyi” ya da varlığının merkezi olmayı istemezler. Tam tersine değerli bir erkeğin hayat amacına itaat etmeyi arzularlar, o erkeğin amacını gerçekleştirmesine yardım eden dişil güç olmak ve o erkeğin gösterdiği yolu takip etmek isterler. Bir kadının bütünlüğüne saygı gösterin ve ona “benim herşeyimsin” diye yalan söylemeyin. O sizin “herşeyiniz” değil, ve eğer öyle ise, yakında öyle olmayacak merak etmeyin.
The Sixteen Commandments of Poon, Amcığın 16 Buyruğu

Bir kadın için hiçbir şey yapmamak mı lazım peki? Tabii ki hayır. Bir kadına yalakalık etmek için birşey yapmakla bir kankanız için birşey yapmak arasında fark vardır. Siz ne kadar kendinizi kandırırsanız kandırın, kadınlar aradaki farkı sezerler. Bizim bahsettiğimiz kadına yalakalık olan şeyler. Bir kadın için birşeyi arkadaşınız için yapıyor gibi yapıyorsanız, bunu ima etmelisiniz.

Bir kadınla ilk tanıştığınızda şu kurala her zaman uyun: İlk 3 – 4 ay hiçbir İYİLİK, İLTİFAT VE HEDİYE yok. Kadının yaptığı hiçbir şeye duygusal bir tepki vermek yok. Nokta!

Bir kadın bu nedenle sizin soğuk ve mesafeli olduğunuzu söylerse, sakın ola değişmeye ve yelkenleri suya salmaya yeltenmeyin. Gerçekte KADIN COOL VE MASKÜLİN BİR ERKEK ister ve bu söyledikleri sadece sizin hemen kontrolü bırakıp bırakmadığınızı test etmek içindir.

Özdisiplin ve kendinize uyguladığınız “acı” kendinizi geliştimenizin en güçlü aracı.

Acı güzeldir. Sadece fiziksel acıdan bahsetmiyorum, o da bu işin parçası ama ben rahatınızı bozan herşeyden bahsediyorum.

Son 2 yıldır  farkediyorum ki acı gerçekten harika ve güçlü bir araç. Acı sayesinde, hayatımızı heykel gibi şekillendirebilir ve hem kendimizi hem de çevremizi kontrol edebiliriz. Gün boyunca kendinizi küçük zevklerden mahrum bırakarak, irade gücünüzü spor salonunda çalışarak kaslarınızı geliştirdiğiniz gibi geliştirebilirsiniz.

Hayır, o patates cipslerini bu sefer yemeyeceğim; paketi kapatıp uzağa koyacağım.
Hayır, duşa ılık su ile başlamayacağım; banyoyu başından sonuna buz gibi suyla yapacağım.
Hayır, yeni mesaj gelmişmi diye telefonumu açmayacağım; telefonumu cebimde bırakacağım.
Hayır, bacaklarım yorgun olsa da oturmayacağım; 5 dakika daha fazla ayakta kalacağım.
Hayır, yarın işe gitmeyeceğim için engel olmamasına rağmen bu partide içmeyeceğim. Ayık kalacağım.

Acı, acıdan doğal olarak kaçtığımız için güzel bir şey.  Kendimizi bilerek ve isteyerek küçük rahatsızlıklara maruz / zevklerden mahrum bıraktığımızda, doğal olarak hoşlanmadığımız bi şeyin üstüne gidiyoruz ve doğaüstü oluyoruz. Zevk dürtümüze hayır diyoruz. Hayvan beynimize, bilinçaltımıza, insanaltı dürtülerimize hayır diyoruz. Hayır, kendi hareketlerimi ben kontrol ederim, dürtülerim değil diyoruz.

•••

Varmaya çalıştığım yer şu : gün boyunca sırf “hareketlerimi ben kontrol ederimi” kendi kendine ispatlamak için küçük zevkleri reddederek, olağanüstü bir özgüven ve kontrol geliştirmeye başlarsınız. Sıradan gündelik yaşamınızın tüm küçük detaylarının kontrolünüz altında olduğunu farkettiğinizde, aynı kontrolü hayatınızın her alanına yayabileceğini farketmeye başlarsınız. İnsan kendi kaderinin yöneticisidir, ve bunu gerçekten takdir etmenin en iyi yolu acı yoldan yürümektir.

Bu yazıyı yazma sebebim, daha öncesine göre çok münzevi bir hayat yaşaman ve bunun harika bir şey olması. NoFap’ın (mastürbasyondan uzak durmak) sağladığı süper güçler aslında yeni keşfedilen kontrol hissinin ürünü.  Kendi hareketlerinizin sizin kontrolünde olduğuna gerçekten inanırsanız, bu kontrolün hayatınızın her alanında kurulabileceğini farkedersiniz.

Dölü salmamak değerli bir şey, şüphe yok. Ama samimi şekilde düşünüyorum ki NoFap’ın bu kadar kendine güven üretmesinin asıl sebebi kendi hayatınızı kontrol edebileceğiniz duygusu.

•••

Yani kendime şunu öğrettim : NoFap ile “süper güçler” kazandıktan sonra, neden aynı kontrolü her dürtüm üzerinde elde edemeyeyim ki? Bunu yaptım ve HA SİKTİR dedim. Aynı kontrolü diğer tüm dürtülere uyguladığımda, NoFap ile deneyimlediğim “süper güçler” 100 kat arttı.

Size söylüyorum arkadaşlar, bu harika bir şey. Kendi kaderimin 100% kontrolümde olduğunu biliyorum ve bunu 100% acıyı takdir etmeme ve yeni münzeviliğime bağlıyorum. Her fırsatta rahat olmayanı kabul etmenin ne kadar harika bir şey olduğunu anlatamam. Hayatımda hiç bu kadar olumlu ve kendi kaderimi ellerimde hissetmemiştim. Hiçbir zaman.

Ben bunun kendime istediğim şeyi yapabilirim mesajı vermek olduğunu düşünüyorum. Bunu yapmak için bir neden olmasa ve sırf yapabileceğim için yapmış olsam bile. Bu bana sürekli zevkli yolu seçmem gerektiğini ve başka şansım olmadığını söyleyen dürtülerime kocaman bir siktir git demek.

HAYIR. Burada patron benim. Ve ben daha az zevkli yolu seçiyorum. Çünkü, siktirin gidin dürtülerim. Siktir git hayvan beynim. Siktirin gidin içgüdülerim. Hayır, hiçbiriniz beni kontrol etmiyorsunuz.

•••

Uyarı:

Hiçbir şeklide kendine zarar vermeyi teşvik etmiyorum. Kendine zarar vermekten ve hatta kalıcı hasar bırakmaktan değil, geçici rahatsızlıklardan bahsediyorum. Bunların farkı büyük ve lütfen bu farkı ıskalayıp beni yanlış anlamayın.

Sanırım kendine zarar  verenler de hayatlarını kontrol etmeye çalışıyorlar ama maalesef yanlış yolu seçmişler.

Eminim çok daha az olsa da kendine zarar vermenin bir nedeni de mazoşizm. Ben acıdan zevk almıyorum. Bu yazının amacı acıyı acı olduğu için kutsamak değil.

Rahatsızlıkları hala rahatsız buluyorum. Emin olun rahat / zevkli şeyler yapmayı tercih ederdim. Ama daha önce belirttiğim gibi acının değeri tam da bu acıdan kaçınma / nefret etme duygusu.

•••

Kısacası, münzevi hayata girmeden önce insanın belli bir zihinsel seviyeye gelmesi lazım. Öncelikle, kendinizi geliştirmeye niyet etmelisiniz. Aynı zamanda kendi kontrolünüzü tamamen elinize almayı ve ruhunuzla bedeninizi uyumlu bir bütün haline getirmeyi niyet etmelisiniz. Ve son olarak da zevkten arınmış sürece olgunlaşmak için girmelisiniz.

Acı için acı çekmek değil büyümek için acı çekmek. Fark önemli. Eğer siz acının getireceği olgunlaşmadan değilde acının kendisinden hoşlanıyorsanız, mazoşistsiniz ve neden münzevi hayatı tercih ettiğinizi sorgulamalısınız.

EK (TRP Destekli Yorum):
İnsanların anlamadığı şu : özdisiplin pratiği ile zihnimize ve beynimize, hepimizin bağımlısı olduğumuz dopamin artışı olmadan da harekete geçmeyi öğretiyoruz.  Dopamin beyninizin ödül hormonu ve abur cubur yediğinizde, uyuşturucu ve alkol aldığınızda, kumar oynadığınızda, porno izlediğinizde, seks yaptığınızda ve bilgisayar oyunu oynadığınızda salgılanır. Zor yolu ve özdisiplini seçtiğinizde kişi kısa vadeli dopamin vuruşları yerine uzun vadeli ödüller peşinde koşabilir. Bu, kişinin ilerlemesini ve gelişmesini sağlar. Biz abur cubura, video oyunlarına ve masturbasyona savaş açmadık. Biz beynimizdeki kısa vadeli zevk peşinde koşma mekanizmasına savaş açtık. Buda bunu 2,500 yıl önce bulmuş. Eğer zevk peşinde koşarsanız daha fazla acı ve ızdırap çekersiniz. Her türlü arzu eninde sonunda ızdıraba neden olur.

Kaynak : Self-discipline and self-induced suffering are you most powerful tools for self-improvement. Use pain to make yourself better.

Çevirenin Notu : TRP destekli yorumu yapan dopaminin rolünü benim bildiğim kadarıyla biraz yanlış tanımlamış ama bu mesajını etkilemiyor. Dopamin ödül (hedefe varma) değil doğru hedefte olma hormonu (bu nedenle bağımlılık hormonu diye de biliniyor) :

Sizin için, fareler ve diğer memeliler gibi, seks arzunuzu harekete geçiren şey dopamin adlı bir nörokimyasal. Dopamin beynin ödül devresi (reward circuit) ismi verilen bir kısmını ateşleyen bir kimyasal. Bu devre sizin arzu ve zevk hissettiğiniz ve aynı zamanda bir şeye bağımlı olduğunuz bölge.

Dopamin’in evrimsel görevi sizi genleriniz için iyi olan şeyi yapmaya itmek. Ne kadar çok dopamin salgılarsanız isteğiniz de o kadar şiddetli oluyor. Hiç dopamin yoksa, karşınızdaki şeyi / kişiyi tamamen es geçiyorsunuz. Çikolata, kremalı kek ve dondurma ile dopamin seviyesi tavan yaparen kereviz dopamin salgılatmayacaktır bile. Cinsel uyarı ise ödül devrenizde en çok dopamin salgılanması sağlayan doğal uyaran.

Dopamin’in göbek adı “bağımlılık molekülü” zira bağımlılık konusunda merkezi bir rolü var. Dopamin “zevk molekülü” olarak da bilinse de bu isim teknik olarak pek uygun değil aslında. Dopamin aslında tamamen ödül arama, tahmin ve isteme ile alakalı bir kimyasal. Dopamin uzun dönemli hedefler için potansiyel ödülü arama istek ve motivasyonu sağlıyor sadece. Bu konu tartışmalı olsa da, ödül ve zevk ise opioid denilen kimyasallar sayesinde.

Yeni başlayanlar için Carl Jung Bölüm I – Sayk, arketipler ve kolektif bilinçdışı

İnsanoğlu bilinci, uygar seviyeye gelene kadar geçen upuzun çağlar boyunca yavaş ve zahmetli bir süreç sonunda geliştirdi. Bu evrim henüz tamamlanmaya yakın bile değil. İnsan zihninin geniş bölgeleri hala karanlıkların ardında gizli.  (İnsan ve Sembolleri, Carl Jung)

Bu sözler, 1875 – 1961 yılları arasında yaşamış olan İsviçreli psikolog Carl jung’a aitler. Bu yazıda, Carl Jung’un, zihnin bilinç ve bilinçdışı bölgeleri hakkındaki fikirleri, arketip teorisi ve bireyselleşme prosesi dediği ve özbilgi ve tamlık yolu olarak gördüğü yol da dahil en önemli fikirlerine değineceğiz.

Jung’un psikoloji alanına olan büyük katkılarını takdir edebilmek için, onun saykı (psyche) nasıl anladığını bilmek gereklidir. Sayk kelimesi orjinalinde ‘ruh’ anlamına gelirken 20. yüzyıla gelindiğinde artan oranlarda ‘zihin’ için kullanılmaya başlanmıştı. Jungcu psikolojide ise bir kişinin saykı onun düşüncelerini, davranışlarını, duygularını ve hislerini kapsayan tüm kişiliği olarak düşünülebilir.

Saykın bilgisi, nasıl çalıştığı ve çalışmasına nasıl etki edilebileceği, Jung’un en büyük dertlerinden biri idi. Çok kaba hatlarıyla tanımlarsak Jung, saykı 3 alana ayırır : bilinç, kişisel bilinçdışı ve kollektif bilinçdışı.

Saykın alanları birbirlerinden tamamen ayrı değildir. Bu alanlar birbirlerini tamamlayacak şekilde etkileşirler. Sonradan göreceğimiz gibi, saykın bilinçli ve bilinçsiz alanları arasındaki bu dinamik etkileşim, Jung’un bireyselleşme dediği sürecin değişme ve olgunlaşma potansiyeline neden olur.

Saykın bilinçdışı alanlarını incelemeden önce saykın bize en bilindik olan alanını, bilinci tartışacağız. Saykın bilinçüstü alanı insanın farkındalık alanı olarak tanımlanabilir ve kişinin bildiği saykik içerikten oluşur. Bu farkındalık alanının merkezinde ise Jung’un ego dediği şey vardır. Ego, kişinin dolaysızca farkında olduğu kişiliğidir.

Carl Jung

Ya da egoyu Jung’un sözleri ile tanımlarsak :

“… (ego) bilinçlilik alanının merkezidir ve bu deneysel kişiliği kapsadığı için, ego bilinçli tüm kişisel hareketlerin öznesidir (Carl Jung, The Portable Jung)

Ego, deneyimlerin hangi içeriğinin bilince yansıyacağını, hangilerinin eleneceğini, bastırılacağını ya da görmezden gelineceğini belirleyen bir kapı bekçisi olarak, kişinin hayatında çok önemli bir rol oynar. Ego, kapı bekçisi olarak birazdan bakacağımız kişisel bilinçdışının içeriğini de belirlemeye yardımcı olur. Jung şöyle yazar :

“Bilinçli bir şekilde kaydetmediğimiz olaylar vardır; bu olaylar deyim yerinde ise bilinç eşiğinin altında kalırlar. Meydana gelmiştirler ama bilinçaltına emilmişlerdir.”  (İnsan ve Sembolleri, Carl Jung)

Eşikaltına emilen bu olaylar, kişisel bilinçaltında yer tutarlar. Jung’a göre egonun çok fazla depresif, önemsiz ya da basitçe akılda kalmadığı için bastırarak ya da gözardı ederek bilinçaltına attığı birçok olay vardır. Bu olaylar insanın ruhundan tamamen kaybolmazlar. Onun yerine kişisel bilinçaltını işgal ederler ve kişiliği etkileme potansiyelleri devam eder. Bilinçaltının unutulmuş anıları alıp depolamaktan ibaret bir yer olmadığını vurgulamak gerekir. Bilinç ve bilinçdışı alanları dinamik bir şekilde etkileşirler ve kişinin hayatında beraberce önemli roller oynarlar.

Kişisel bilinçaltının insanın davranışlarını etkileme yollarından biri, Jung’un kompleks dediği şeydir. Birçok insan psikolojide kompleks denilen kavramı bilir. Sigmund Freud, Oedipus kompleksi ile meşhur iken Alfred Adler, Jung’un ve Freud’un çağdaşı, aşağılık kompleksinin önemini vurgulamıştır.

Jung kompleksleri, kişinin düşünceleri, duyguları ve davranışları üzerinde güçlü kontrol potansiyeli taşıyan alt kişilikler olarak tasavvur etmiştir. Jung’un klasik tanıtımı olan A Primer of Jungian Psychology kitabına göre:

“Kişisel bilinçaltının enteresan ve önemli özelliklerinden biri de içerik gruplarının toplanarak bir küme ya da takımyıldız oluşturabilmesidir.  Jung bunlara kompleks ismini vermiştir … Bir kişinin kompleksi var dediğimizde, o kişinin kafasının, başka hiçbir şey düşünemeyecek kadar bir şeyle meşgul olduğunu söylemek isteriz. Modern tabir ile ‘takıntısı’ vardır. Güçlü bir kompleks başkaları tarafından rahatça farkedilse de, kişinin kendisi bu kompleksin farkında olmayabilir.” (A Primer of Jungian Psychology)

Belli bir süre Jung’un mentorü olan Freud’a göre kompeksler çocukluk travmalarından kaynaklanıyordu ama Jung bu açıklama ile tatmin olmadı. Freud’un açıklamasının tatminsizliği ile sayki aleminde komplekslere neden olan şeyi araştırdı. Keşfedeceği ise, kişisel bilinçaltından daha derin ve daha temel bir tabaka idi. Jung buna kolektif bilinçdışı adını verdi.

Bu keşif Jung’un hastalarının rüya ve fantazi gibi bilinçaltı materyallerinin geniş bir şekilde analiz etmesi ve karşılaştırmalı din ve mit çalışması ile yapıldı. Jung şunu keşfetti : farklı hastaların bilinçaltı materyalleri gizemli bir şekilde birbirlerine benziyordu ve aynı zamanda değişik uygarlıkların mitolojik motifleri ve dini sembolleri de gizemli benzerlikler gösteriyordu. Bu keşif Jung’un bilinç ve kişisel bilinçaltının yanında başka bir sayk bölgesi daha olduğunu öne sürmesine neden oldu.

Jung şöyle yazar:

“Bilinçaltından belirleyici etkiler doğar … bunlar hem gelenekten bağımsız olarak, her bireyin deneyiminin benzerliğini hatta aynılığını sağlarlar hem de haya gücüne yansıma şeklini belirler. Buna en büyük kanıtlardan biri, dinsel motiflerin evrensel paralelliğidir. (The Archetypes and the Collective Unconscious, Carl Jung)

Jung’un kolektif bilinçdışı kavramı, psikoloji alanına en önemli katkılarından biridir. Jung, kişinin kendi deneyimlerinden oluşan kişisel bilinçaltına ek olarak, kişinin miras aldığı ve evrensel öğeler içeren bir bilinçaltı daha olduğunu söylüyor :

“Kişinin kendisinin kazanmadığı ama miras aldığı bilinçaltı özellikleri bulabiliriz. Mesela zorunluluk yüzünden bilinçli motivasyon olmadan harekete geçen içgüdüler gibi. Bu daha derin katmanda arketipleri buluruz … İçgüdüler ve arketipler beraberce kollektif bilinçaltını oluşturur. Ben bunlara kollektif diyorum zira kişisel bilinçaltının aksine, bunlar kişinin az çok özel deneyimlerinden kaynaklanmamışlardır ama evrenseldirler ve düzenli şekilde ortaya çıkarlar. (The Essential Jung, Carl Jung and Anthony Storr)

Jung’a göre arketipler, tüm insanlarda ortak olan ve “insanlığın kadim mirası” olan saykik yapılardır. Arketipler kavramsal kategoriler ya da insanların doğuştan sahip oldukları ve belli bir şekilde düşünmelerine, hissetmelerine, algılamalarına ve davranmalarına neden olan yatkınlıklar olarak da tanımlanabilirler.

Jung kişinin arketipleri dolaysızca algılayabileceğine inanmaz. Kişi arketiplerin varlığını, onların bilinçaltındaki varlığından kaynaklanan imge ve sembolleri gözlemleyerek anlayabilir.  Arketipler imge ve sembollerle aynı şey değillerdir ama imge, sembol ve bazı başka fenomenlerle kendilerini belli ederler.

Anthony Stevens arketipleri şöyle tanımlar:

“(Arketipler), tüm insanlığın ortak davranış karakteristiklerini ve tipik deneyimlerini başlatma, kontrol etme ve bunlara vasıta olma kapasitesine sahiptirler. Bu nedenle belli durumlarda arketipler, sınıfı, yaşam yeri, ırkı ve yaşadığı çağ ne olursa olsun insanlarda benzer düşünce, imge, mitolojik imge, duygu ve fikirlere neden olur. (Jung: A Very Short Introduction, Anthony Stevens)

Jung’un incelediği bazı arketipler şunlardır : anne, doğum, ölüm, yeniden doğuş, güç, kahraman ve çocuk. Fakat Jung şunu da belirtmiştir :

“Hayattaki tipik durumlar kadar arketip vardır. Sonsuz tekrar bu deneyimleri ruhsal bileşimimize nakşetmiştir. Sadece içerik dolu imgeler olarak değil ama ilkin belli bir tip algı ve davranış potansiyelini temsil eden, içeriği olmayan formlar olarak.”(The Archetypes and the Collective Unconscious, Carl Jung)

Kahraman arketipine örnek (Golyat’a meydan okuyup yenen Davut)

Kolektif bilinçdışını  arketiplerinin derin evrimsel temelleri vardır ve Jung bunları saykinin miras alınan kısmı kabul eder. Jung için bariz olan şudur : vücut nasıl uzun bir süreç sonunda evrimleşti ise, sayki içinde de bazı eğilimler ve içsel yatkınlıklar geniş bir evrim çizgisi üzerinde gelişti:

“İnsan vücudu nasıl her biri  uzun bir evrimsel geçmişe sahip organlar müzesine benziyor ise, zihnin de aynı şekilde organize olmasını beklemeliyiz. Zihin artık geçmişi olmayan bir ürün olarak düşünülemez. Geçmişten kastım zihnin kendini geçmişe bilinçli bir referans göstererek dil ve diğer kültürel gelenekler üzerinden inşaa etmesi değil. Saykisi hayvana daha yakın olan arkaik insanların zihninin biyolojik, tarih öncesi ve bilinçaltı gelişiminden bahsediyorum. (İnsan ve Sembolleri, Carl Jung)

Arketipler çok uzun bir süreçte evrimsel bir şekilde oluşmuş ve tüm insanlarda benzer olsalar da, kendilerini her bireyde farklı şekilde gösterirler. Başka bir deyişle arketipler, kişinin deneyimleri ile dinamik bir etkileşimdedirler ve bu dinamizm her bireyin kendine özgü bir kişilik geliştirmesine neden olur.

Jung her bireyin kendi bilinçaltındaki içerik ile yüzleşmesinin ve bu içeriği entegre etmesinin çok önemli olduğuna inanır. Jung’a göre bunu başaramamak, bölük pörçük bir bireye neden olur :

“Ruhsal denge ve psikolojik sağlık için, bilinçaltı ve bilinç entegre bir şekilde bağlanmalı ve paralel hareket etmelidir. Bu ikisinin ayrı hareket etmesi ya da birbirinden kopması durumunda ise psikolojik problemler ortaya çıkar. (İnsan ve Sembolleri, Carl Jung)

Bu bilinçaltı ile yüzleşme süreci, Jung’a göre, kendini bilmeye giden yoldur. Jung bu sürece bireyselleşme süreci adını verdi :

“İnsanın psikolojik anlamda birey yani ayrı, bölünmez ve tam olması süreci adlandırmak için bireyselleşme terimini kullanıyorum. (Carl Jung)

İkinci bölümde bu bireyselleşme sürecine detaylı olarak bakacağız ve aynı zamanda bu süreçte karşımıza çıkacak persona ve gölge (shadow), anima ve animus gibi bazı arketipleri tanıtacağız.

Çeviri : Introduction to Carl Jung – The Psyche, Archetypes and the Collective Unconscious

Duygusal Yatırım VI – Tüm bölümler ve sonuç

The most important part of game is not being emotionally invested yazısının çevirisini 6. ve son bölüm ile noktalıyoruz. Diğer bölümleri okumadıysanız sıralayalım :

Duygusal Yatırım I – Oyunun en önemli parçası, duygusal yatırım yapmamak

Duygusal Yatırım II – Duygusal yatırım neden iticidir?

Duygusal Yatırım III – Bilinçaltı iletişim, tırmandırmanın paradoksu ve baştan çıkarmanın zorluğu

Duygusal Yatırım IV – Duygusal yatırım yapmamayı nasıl becerirsiniz?

Duygusal Yatırım V – Kadının duygusal yatırım yapmasını sağlamak

Toparlayalım

Benim bu bilgiyi uygulama stratejim, en azından etkileşimin başında rasyonel ve neredeyse işadamı soğukkanlılığında bir ruh hali takınmaktır. Daha önce belirttiğim gibi kadınlar başlangıçta duygusal yatırım yapmazlar ve oldukça “rasyonel”dirler. Erkekler de neredeyse kadın gibi hareket etmelidir; bir ilişki ihtimalini değerlendirmektedir (ya da sadece seks), ama yüksek standartları vardır ve önce kadını baştan aşağı değerlendirip, duygusal yatırım yapmaya değecek biri olup olmadığını anlamalıdır. Davranışlarınız duygularınız tarafından değil, sanki eldeki tüm bilgilere göre karar veren bir baştan çıkarma bilgisayarı tarafından yönlendirilmelidir.

Bunun bir yolu “ilgisiz ilgi”dir. Sözleriniz ilgi ve heves belirtirken “duygularını” şöyle söylemelidir : “dur bakalım hemen heveslenme, seninle sadece konuşuyorum, sana daha duygusal yatırım yapmadım ve gerekirse her an çekip gidebilirim”. Bunun en iyi yolu, duygu ve düşüncelerinizi başka bir şeye odaklamaktır, kızdan başka bir şeye.

Fakat tamamen rasyonel olmamalısınız. Kız hakkında olmayan duygularınızı göstermelisiniz : tutkularınızı, ilgi alanlarınızı, arkadaşlarınızı, vs … Ve eğer hakederse, ona karşı da duygu gösterebilirsiniz : örneğin komik bir şey söylerse gülüp, üzücü bir şey söylerse empati gösterebilirsiniz. Sadece onunla dediği ve yaptığı şeylerden bağımsız olarak sadece kızın varlığı ile ilgili duygusal hissetmeyin.

Ve tabii ki, olayı cinsel olarak tırmandırın.  Paradoksal olarak hem cinsel olarak olayı tırmandırıp hem de duygusal yatırım yapmıyor görünebilirsiniz. Aslında, birçok kadın (özellikle de ruhsal olarak problemli olanları) sadece duygulardan arınmış seks peşindeler. Ona dokunmalı, konuşmayı cinselliğe getirmeli, gözlerine bakmak ya da kulağına fısıldamak gibi baştan çıkarıcı şeyler yapmalı ve konuşmayı ve buluşmayı kendine güvenle yönlendirmelisiniz.Kızı oradan oraya götürmek, kıza cinsellik eşiğini aşırmak, vs … sizin işiniz. Ve kadın duygusal yatırım yapmaya başladığında, ona sizin de duygusal yatırım yapabilme ihtimaliniz olduğunu hissettirin (ama onun kadar değil). Bazen siz çok cool takılmaya çalışırken kız kendisinden platonik olarak hoşlandığınız yanılgısına düşerek ilgisini kaybedebilir.

Daha geniş bir bakış açısı

Bu yazı açıkça kız tavlama üzerine ama burada bahsedilen prensipler hayatınızın her alanına uygulanabilirler. En basiti, sizi siklemeyen ya da sizin yatırımınıza karşılık yeterli dönüşü olmayan insanlara, yerlere, kurumlara ve aktivitelere duygusal yatırım yapmamalısınız. İnsanların yaptıkları en büyük hataların bazıları işlerine, arkadaşlarına, hobilerine, vs … fazlaca duygusal yatırım yapıp, karşılığında neredeyse hiçbir şey almamalarıdır.

Buna ek olarak, yaptığınız şeyler sizin duygusal yatırımınız haline gelecektir. Her haftasonunuzu uyuşturucudan, şikayet etmekten, kötü kararlar vermekten başka bir halt yemeyen boktan insanlarla geçiriyorsanız, tahmin edin ne olacak? Siz de boktan bir insan olacaksınız.

İnsan ne yapıyorsa odur.

~ BİTTİ ~

 

Duygusal Yatırım V – Kadının duygusal yatırım yapmasını sağlamak

Bir önceki bölüm için Duygusal Yatırım IV – Duygusal yatırım yapmamayı nasıl becerirsiniz? yazısına bakınız.

Bir kadının size duygusal yatırım yapması için, bazı şeylerin olması gerekir :

1) Kadın sizden hoşlanmalıdır – mesela sizi yakışıklı, ilgi çekici, tatlı, arkadaş canlısı, vs … bulmalıdır.

2) Sizinle duygusal bir bağlantı hissetmelidir.

3) Sizin tarafınızdan kabul görmüş hissetmelidir. Eğer onu reddediyor, görmezden geliyor ya da düşmanca davranıyorsanız, size duygusal yatırım yapmayacaktır.

4) Sizin kendine güvenli ve sağlam biri olduğunuzu görmelidir.

5) Sizinle vakit geçirmelidir.

Kadın sizden hoşlanmalıdır.

Bunu açıklamaya pek gerek yok.Kadınlar genellikle kendileri ile aynı değerlere, hedeflere, vs … sahip olmayan erkeklere duygusal yatırım yapmayacaktır. Bazı kızlar boydan boya dövme ile kaplı bir rapçi isteyecektir, bazı kızlar ise Star Wars izleyen erkekler. Eğer çok çeşitli ilgi alanları olan bir erkekseniz birçok kızın ilgisini çekeceksinizdir ama bazı kızlar kesinlikle sizinle uyuşmayacaktır.

Sizinle duygusal bir bağlantı hissetmelidir.

Bir kızla duygusal bağlantı kurmanın anahtarı, birlikte duygusal olarak heyecanlı şeyler yaşamaktır.En nihayetinde olması gereken şey, tutkulu bir sekstir tabii ki. Ama bundan önce iyi bir konser, derin bir konuşma, hatta bira eşliğinde bir masa tenisi bile aranızda duygusal bir bağ oluşmasına yardımcı olur.

Duygusal bağlantı kurmanın bir başka yolu da kızın sizin kendine güveninize dolaylı olarak maruz kalmasıdır. Kız onun duygusal olarak kaya gibi sağlam erkeği olmanızı ister ve bu nedenle de kendi zayıflıklarını ve korkularını size yansıtır. Bunu yaptıktan sonra da sizin bu zayıflık ve korkuları yenmenizi izler. Kadın sizin her zaman yönetmenizi ve geceyi eğlenceli hale getirmenizi ister.

Kadınların duygusal enerjisi vardır ve bu enerji her zaman birine ya da birşeye yönelmek ister. Siz bu enerjinin size yönelmesini istersiniz. Bunun en kısa yolu, onunla vakit geçirmektir. Muhtaç görünmediğiniz ve kızı kötü hissettirmediğiniz sürece beraber zaman geçirmek, duygusal bağı kuracaktır. Kadının sizden hoşlanmasının en iyi yolu, onunla vakit geçirmek zorunda kalmanızdır, mesela işte ve bir arkadaş grubu içinde. Bir arkadaşım kızları yatına çağırırdı ve bütün günü beraber geçirdiğimiz için bu kızlar benden hoşlanırlardı. Ünlüler çokça ilgi görürler zira ekranda ya da radyoda çokça çıkarak duygusal yatırım alırlar ama karşılığında kadınlara çok az duygusal yatırım yaparlar.

Sizin tarafınızdan kabul görmüş hissetmelidir.

Yine belirtelim, reddedilmiş bir kadından daha kızgın biri yoktur. Bu nedenle kadın size açılan kapının açık olduğunu hissetmelidir. Kadın size yatırım yaptıkça, siz de onun duygularını tırmandırmalısınız. Götün teki olarak, kadının duygularına duyarsız kalarak ve onun yürümelerini yanlış okuyarak bunu mahvedebilirsiniz.

Sizin kendine güvenli ve sağlam biri olduğunuzu görmelidir.

Kendine güven kelimesi (confidence), latince con (ile) ve fidens (inanç) kelimelerinden gelir. Kendine güvenen bir erkek, ne yaparsa yapsın başaracağına ve kimsenin kendisini durduramayacağına inancı olan biridir. Bir kadın, erkeğin misyonunu kendine güven ile gerçekleştirmek için çalıştığını izleyerek tahrik olur. Kadınlar neden klüplerdeki DJlere, promosyonculara ve uyuşturucu satıcılarına ilgi duyar? Bu adamlar toplumun “kaymak” tabakası falan değiller. Ama bu adamlar klüplerde  gerçekten iş yapan erkeklerdir. Diğer tüm erkekler ise orada oturup kızlara salya akıtarak bakarak çekiciliklerini düşürürler.

Son bölümde bütün bunlar toparlıyoruz.

Çeviri : The most important part of game is not being emotionally invested

Duygusal Yatırım IV – Duygusal yatırım yapmamayı nasıl becerirsiniz?

Bu yazı dizisinin bir önceki bölümü için Duygusal Yatırım III – Bilinçaltı iletişim, tırmandırmanın paradoksu ve baştan çıkarmanın zorluğu.

Bu seriden eğer sadece tek bir şey öğrenecekseniz, o şu olsun : size henüz duygusal yatırım yapmamış bir kadın düşüncelerinizde ve duygularınızda yer işgal etmemelidir. Kadınlarla etkileşirken kalbiniz ve aklınız başka yerlerde olmalı. NOKTA! Eğer kadın sizin için kafasında ve kalbinde yer açmadı ise, siz de kalbinizde ve kafanızda ona yer açmayın. Eğer hayatınızda bu değişikliği hemen yaparsanız, kadınlarla ilgili aldığınız sonuçların anında daha iyi olacağına sizi temin ederim. Kadınlar güzel hayatın tatlılarıdır, ana yemeği değil ve bir kadın sizinle konuşurken aynen bunun böyle olduğunu hissetmelidir. KADINLAR TATLI OLMAK İSTERLER.

İşte duygusal yatırım yapmamanın benim önereceğim ana adımlar :

1) Duygusal yatırım yapmanızın gereksiz olduğunun farkına varın.

2) Düşünce ve duygularınızı meşgul eden ilginç ve harika bir yaşamınız olsun.

3) Kadınlar konusunda “bolluk zihniyeti”ne sahip olun.

4) Sınırlarınız olsun ve sarsılmaz olun.

5) Önce kendi eğlenmenize bakın.

Duygusal yatırım yapmanızın gereksiz olduğunun farkına varın.

Bu muhtemelen en önemli adım. Bence birçok erkeğin kadınlara duygusal yatırım yapmasının sebebi, toplumun ve pop kültürün bilinçaltında erkeklere şunu öğretmesi : erkeğin kızı elde etmesinin yolu, onun kızdan sevgi dilenmesi ve kısa duygusal yatırım yapmasından geçer. Filmlerde, kendine güvenen, kendi hayatını yaşayan ve başarılı erkekler hiçbir zaman kızı elde etmezler. Kızı sonunda kazanan, kız uzaktan aşık olan ve filmin geri kalanında kızı elde etmeye çalışan ve bu yolda bir sürü reddedilmeye ve aşağılanmaya göğüs geren beta kaybedendir. Bu filmler aynı zamanda kadınların sürekli sarılmaya ve aşk – böcüğü saçmalıklarına ihtiyacı olan narin çiçekler olduğunu anlatır. Gerçek hayatta ise işler böyle yürümez.

Erkekler aynı zamanda kadınların reddedilmeyi sevmemelerini yanlış anlıyorlar. Kadınların güçlü bir “kabul edilme” ihtiyaçları vardır (tüm beta erkekler gibi) ve bu nedenle reddedilme konusunda erkeklerden daha duyarlıdırlar. “Aşkı reddedilen kadından daha kızgın biri yoktur” deyimi doğrudur. Korku oyunu (dread game) be “umursamamak” eğer kadın önce sizi umursamıyorsa işe yarar. Ama siz kadını açıkça reddederseniz, ya da kadın size yürür ama sizden hayır cevabı alırsa büyük olasılıkla kadın tüm duygusal yatırımını geri alacaktır. Kadınların bu güçlü ve sürekli kabul edilme ve onay ihtiyacı nedeniyle erkekler yanlış bir şekilde önce kendilerinin duygusal yatırım yapmaları gerektiğini düşünürler. Fakat tek yapmanız gereken onu reddetmemek ve dışlanmış hissettirmemektir. Kadını “kabul edilmiş” hissettirmek ve ona yatırım yapmak arasında yürümeniz gereken ince bir çizgi vardır.

Bu oyunu kazanmak için, bir kadın için ancak onun da sizin için bunu yapabilme ihtimali olduğunda bir şey yapmalısınız. Eğer bir kadına içki ısmarlamak isterseniz, onun da size içki alıp almayacağını düşünün. Eğer almayacak derseniz, siz de almayın. Eğer kız sizin beklemenizi isterse, onun da sizi bekleyip beklemeyeceğini düşünün. Eğer kız beklemez derseniz, siz de beklemeyin. Eğer sürekli merhaba dediğiniz ama size hiçbir zaman merhaba demeyen bir kız varsa, o kıza merhaba demeyi bırakın. Kim olduğunuzu biliyor, eğer merhaba demek isterse gelir der. İlişkilerde “kazanmak” gayet uygun birşeydir.

Tabii bu söylemesi kolay ama yapması zor bir şey. Toplum ve duygularınız sizi kızların çevresinde pervane olmanız, onları beklemeniz, saçmalıklarına katlanmanız, onlara içki ısmarlamanız, vs … gibi şeylere itecektir. Duygularınızla ve sosyal eğitim ile savaşmalı ve yolunuzdan şaşmazsanız kızların bundan etkileneceğine inanmalısınız. Bu, kadınlara “hayır” diyebilmeyi (hayır demek reddetmek demek değildir) ve kadını bırakıp gidebilmeyi gerektirir. Gerekirse tamamen terk etmeyi gerektirir.

Düşünce ve duygularınızı meşgul eden ilginç ve harika bir yaşamınız olsun.

İnsanlar güzel duyguların peşinden koşmaya programlanmıştır. Eğer hayatımızın iş, okul, hobiler gibi ana yönleri bizi mutlu etmiyor ise, güzel duyguları başka şeylerde ararız : uyuşturucu, boktan TV programları, kadınlar, yemek, vs … Bunların her biri kendi başına o kadar kötü olmayabilirler ama eğer hayatınız sizi mutlu etmiyor ise, kötü şeylere aşırı duygusal yatırım yapar ve depresyona girersiniz. Eğer hayatınız çok kötü ise, bilinçaltında ve bilmeden kadınlara aşırır yatırım yapmaya başlarsınız.

Ben “peynirli pizza metodu”nu kullanıyorum. Ne zaman kendimi çok kötü hissetsem, düşüncelerimi ve duygularımı sevdiğim bir şeyle doldururum – peynirli pizza, Orea cheesecake, plajda mantar çektiğim gün, dinazorlar hakkında okumak, vs … Bu benim kafamı temizliyor ve kadınlar etrafında normal davranmamı sağlıyor. Bir kız için bir şey yapar gibi olduğumda kendime soruyorum “peynirli pizzayı kafamdan ve kalbimden çıkarmamı hakedecek ne yaptı?” Peynirli pizza yerine dilediğiniz şeyi kullanabilirsiniz, idealinde ise pizza yerine kadının katılmaya can attığı, heyecanlı bir hayat koymanız.

Kadınlar konusunda “bolluk zihniyeti”ne sahip olun.

Hayatınız ne kadar güzel olursa olsun, kızlara duygusal yatırım yapmamak zordur. Bolluk zihniyetinde duygu ve düşünceleriniz başka kadınlarla dolu olur, bu nedenle de belirli bir kıza ihtiyacınız yoktur. Eğer başka kızlar yoksa, kendinizi kandırın. Ben bu durumda bolluk içinde olduğum zamanları hatırlar ve kendimi o zamanlarda gibi hissetmeye çalışırım. Eğer hiçbir zaman bolluk içinde olmadı iseniz, kendinizi Brad Pitt ya da başka bir ünlü olarak düşünün ve o nasıl davranacaksa öyle davranın.

Sınırlarınız olsun ve sarsılmaz olun.

Kadınlar sizin, misyonunu neşe ve kendine güvenle takip eden, yıkılmaz bir duvar olmanızı isterler. Kadınlar her ne kadar sizi o misyonun yolundan çıkarmaya çalışsalar da bunu yenildiğinizi görmek için değil, sizin gerçekten sağlam bir duvar mı, iskambil kağıdından yapılmış, üfürükten bir duvar mı olduğunuzu test etmek için yaparlar. Mağazada bir masaya gerçekten sağlam tahta mı değil mi anlamak için vurmanız gibi, bir kadın sizin gerçekten yolundan çıkmayacak, kendine güvenen biri olup olmadığınızı anlamak için shit test yaparlar. Siz ne kadar kendine güvenli ve sarsılmaz iseniz, shit test de o kadar güçlü olacaktır.

Sizin göreviniz, dışarı çıktığınızda, eğlenebildiğiniz kadar eğlenmektir. Kadın sizin duygusal yatırımınızın “parti nerede?”, “nerede eğleniyoruz?” seviyesinde olduğunu hissetmeli. Bütün akşam için bir planınız olmalı : X’e gidiyorum, sonra Y’ye gideceğim, vs … Kadının planlarınızı değiştirip yönetmesine izin vermeyin. Sizin ana misyonlarınız (kariyer, hobiler, vs …) da kafanızın içinde olmalı. “Girls just wanna have fun” (kızlar sadece eğlenmek istiyor) şarkısını biliyor musunuz? Gerçekte herkes eğlenmek istiyor ama erkekler kızları etkileyeceğim stresi ile bunu yapamıyor. Ne zaman gergin, korkmuş ya da kıza fazlaca duygusal yatırım yapıyor hissederseniz, kendinize sadece şunu söyleyin : “Ben buraya eğlenmeye geldim. Buna katkın olursa süper. Eğer olmazsa, gidebilirsin.” Eğlence ve pozitif olmak her zaman kazanır.

Örnek : Eğer çok güzel bir kız inanılmaz sıkıcı bir şey hakkında konuşup duruyorsa, birçok erkek yine de ilgiyle dinliyomuş numarası yapar. Bu yanlış! Kadınlar ne zaman sıkıcı olduklarını bilirler ve bu bazen böyle birşeye katlanan biri misiniz diye görmek için ince bir shit testtir. Kadınlar sekse muhtaç değildirler ve bir erkek sıkıcı, aptal ya da kaba ise onunla takılma ihtiyacı hissetmezler. Aynı zamanda kendi saçmalıklarına katlanmaya çalışan bir erkeğe saygı ve empati de duyamazlar. Erkekler kendi iyi hayat vizyonlarını kaybettiklerinde kadının sıkıcı olmasına izin verirler. İyi bir hayatta güzel kadınlar vardır ama iyi bir hayat aynı zamanda güzel muhabbet de içerir. Eğer kız ile ilginç bir muhabbet edemiyorsanız, sıkıcı konuşmaya katlanmayacağınızı göstermek için konuyu değiştirin.

İyi bir hayat vizyonuna, sınırlara ve hayatınızın, düşünce ve duygularınızın ilginç ve değerli olduğuna dair kendine güvene sahip olarak, kadına meydan okuyup onu tahrik edebilirsiniz.  Kadınlar kendilerini olgunlaştıracak, kendi sahip oldukları hayattan daha iyisine geçmelerini sağlayacak erkekleri isterler.  Her dediklerini onaylayan bir sünepe ya da dar kafalı komformist istemezler. Kadınlar her an çekip gitmeye gönüllü erkekler isterler. Bunu taş kalpli psikopatlar oldukları için değil değil, bırakıp gidemeycek bir erkeğin herhangi bir potansiyeli olmamasından dolayı isterler.

Çoğunuz için tabii ki bu çok zor. Birçoğunuzun sıkıcı bir hayatı var ve güzel bir kadın bir anda hayatınızın en ilginç ve önemli şeyi haline geliyor. Ya da sekse o kadar aç ve muhtaçsınız ki, bir kadının sıkıcı, kaba, sıradan, vs … olması umrunuzda değil.

Önce kendi eğlenmenize bakın.

500,000 Dolar ödeyip Leonardo DiCaprio ya da hayatının mükemmel ötesi olduğunu düşündüğünüz bir ünlü ile bir hafta takılma şansını satın aldınız. Buluştuğunuzda Leonardo “ne yapmak istersin?” diye soruyor ve siz de “bilmem, neler yapabiliriz?” diyorsunuz. Ve Leo’da cevaben “benim bir planım yok – sen normalde ne yaparssan onu yapalım” diyor. Siniriniz tepemize çıkmaz mı? O kadar parayı Leo’nun harika hayatına 1 hafta katılmaya vermişsiniz, her hafta yaptığınız şeyleri Leo ile yapmaya değil. Bir erkeğin planı yoksa, kadınlar da aynı şeyi hissederler. Kadınlar sizin hayatınıza katılmak isterler, sizi kendi hayatlarında yönlendirmeyi değil. Bu nedenle ilkin kendi eğlenmenize bakmalısınız. Bunun kaba ve bencilce olduğunu düşünebilirsiniz ama değil. Çünkü kadınlar varacağınız yerden çok sizin yolda öncülük etmenize vurulur.

Bir sonraki ve son bölümde, kadının duygusal yatırım yapmasını nasıl sağlayacağınız konusu işlenecek.

Devam edecek …

Çeviri : The most important part of game is not being emotionally invested