Feministlerin kafasındaki kırmızı hapı almış erkek modeli tam olarak şu hakiyedeki gibi:
“17 yaşında bir kız, 23 yaşında bir erkekle ilişki yaşar. Adam ilişkide sürekli olarak baskılayıcı, kontrolcüdür. Hatunu ailesinden, arkadaşlarından uzaklaştırır. Her buluştuklarında sevişmek ister ve sevişmezlerse hatunu terk edeceğini söyleyerek tehtid eder. Hatuna bok gibi davranır, fiziksel şiddet uygular ve daha bir çok saçma sapan hareket yapar. Ama hatun adamı bir türlü terk etmez.”
Bizim burada anlatmaya çalıştığımız erkek modelinin bununla uzaktan yakından alakası yok. Mesela bu arkadaş bildiğin ezik, başka hiçbir kadınla şansı olmadığını düşündüğünden hatunu takıntı haline getirmiş ve aslında içten içe onu kaybetmemek için korkan, duygularını ve düşüncelerini kontrol edemeyen tam bir mavi hap erkeği. Diğer hatunlara çekici gelmeyen, çevresinden ilgi alamayan değersiz bir herif.
Şimdi öncelikle bu adamın kırmızı hap ile neden alakası olmadığını açıkca anlatayım. Kırmızı hap açıkca, alfa olabilmek için duygularını kontrol edebilir olmanı, bir kadın ile mutlu değilseniz hiç vakit kaybetmeden başka bir kadın arayışına yönelmeni, tek bir kadına saplanıp kalmaman gerektiğini söyler. Bu herif gibi bir kızı kaybetmek korkusuyla hem kızın hem de kendi hayatını bok eden adamdan ancak ezik olur.
Bu hikaye ve hikayenin kırmızı hap’a uzanma hikayesi reddit’te yıllar önce gerçekleşti. Çünkü oradaki kırmızı hap algısı da bizim sözlükteki ile aynı: Kırmızı hap öğretisi, bir sürü bakir, ezik, tecavüzcü ve tacizci insan topluluğudur.
Şimdi hatun ayağı ise daha komik, bu kızımız tam 5 yıl boyunca bu kadar saçma sapan muameleye rağmen, bu salak herifle görüşmeye, her istediğinde sevişmeye, her ayrıldıklarında koşa koşa adama dönmeye devam etmiş. Bunun gibi yüzlerce örnek bulabilirsin, Türkiye zaten bu konuda resmen kontrollü bir deney gibi.
Konu ile ilgili herkesin görüşü, kızın psikolojik sorunları olduğu, genç ve saf olduğu için bunu yaptığı, bu sayede erkek arkadaşının ondan “faydalandığı” yönünde. Adamın kıza böyle yapmazsan seni terk ederim fikrini sürekli aşılamasından ve gitmesini engellemesinden dolayı hatunun kaldığı yönünde. Aynı bakış açısını feministlerde defalarca görebilirsiniz, bir kadın şiddete maruz kalıyor ve inatla da gitmiyorsa bu yine ona gidemeyeceğini hissettiren erkek yüzündendir, kadının en ufak bir suçu yoktur.
Şimdi bak, normal bir adam gidip normal bir kadına, “ya bu akşam benimle seviş ya da bir daha görüşmeyiz” gibi bir cümle kurarsa, kadının iki seçeneği vardır değil mi? Ya adamla sevişir, ya da ilişkiyi bitirir. Kadının da kendisi için en iyi olduğunu düşündüğü şeyi seçebilme kapasitesi vardır sonuçta. Ya ilişkiden memnundur ve adamla sevişmeyi keser, ya da bu lafı aşağlayıcı bulur ve adamı terk eder. Ama sonuçta bu onun kendi kararı ve kendi kararlarını alabilecek kapasitesi zaten mevcut değil mi?
Peki böyle bir soruya, kırmızı hap karşıtı ya da feminist tayfa nasıl yaklaşır? Onlara göre böyle bir sorunun tek mantıklı cevabı vardır o da kadının adamı terk etmesi. Çünkü bir erkek, hatuna hediyeler almalı, seksin lafını hiç açmadan sırf kadın belki iyiliğine sevişir diye beklemelidir. Bir erkeğin, bir ilişkide kadından açık seçik bir şekilde seks istemesi bir aşağılamadır. Eğer kadın bu soruda adam ile sevişmeyi seçerse de, bu adam kadını manipule ettiği ya da kontrol ettiği içindir ve erkek bu durumda suçludur.
Onlara göre, bir kadın sadece doğru kararı verir, eğer bir ilişki ile ilgili yanlış bir karar veriyorsa bu erkeğin manipulatif ve kontrolcü olmasından kaynaklanır ve kadının kararını erkek etkilediği için kadın bu saçma kararı almıştır. Çok saçma ve kadını aşağlayıcı değil mi?
Peki kırmızı hap öğretisi ne der? Feministlerin aksine biz kadınların bir ilişkide kendileri için doğru olduğunu düşündükleri kararları alabilecek yetenekleri olduğunu kabul ederiz ve bu kararları açıklamak için de hipergamiyi kullanırz. Bir kadın, bir ilişkide kendi için doğru olduğunu düşündüğü kararları almakta özgürdür. Yukarıdaki soruyu soran adamla, ilişki içerisinde bir fayda gördüğü için yatabilir de adamı terk de edebilir. Terk etmesi kadının olduğu kadar, bu soruyu soran adamın da sorunudur çünkü kadının önüne bu seçeneği kendisi koymuştur. Bu kadar basit. Hipergami kavramını çok sevmemizin sebebi de burada, çünkü kadınlara bu kararları aldıran şey hipergamiden başkası değil.
Olayın feminist bakış açısı tarafına şöyle bir örnek daha vereyim. Bir hatunla barda tanıştın, herşey iyi güzel geçti ve akşam eve geçip bir güzel seviştiniz. Olabilir değil mi? Peki ya kadın sabahına pişman olursa? Feminist bakış açısı burada kadın sonunda pişman olsa bile bu bir cinsel tacizdir ve erkek kadını manipule ettiği için olmuştur der. Bir otur düşün, gece seninle sevişmeye karar vermiş bir kadın, sabahına pişman oldu diye sen nasıl suçlu olabilirsin? Mantıksız değil mi? Hatta kadını aşağılayıcı da değil mi, kadınların ilişkileri ile ilgili aldıkları her kararda erkek manipulasyonu aramak, kadının kendi kendine karar verebilir bir canlı olduğunu inkar etmek değil midir?
Feministlerin bu noktaya gelmesinin nedeni ise, hayatları boyunca istediği boku yiyip asla toplum önünde kötü duruma düşemeyecekleri bir düzen kurabilmek. Yani bir hatun gidip cum bucket olduktan sonra, “ya ama ben çok manipule edildim, beni çok üzdüler” diyip işin içinden çıkabilmek istiyorlar.
Konusu açılmışken, yıllarca feminist politikalar sonucunda, kadın sabahına pişman olursa, sadece kadının beyanı esas olduğu için seni tecavüzden hapse bile attırabilir. Tek cümle yeterli: “Eve geldiğimizde sevişmek istemedim, bana zorla sahip oldu.”. İşte bu yüzden her zaman, bir hatun ile ilk sevişmenizi ses kaydına alın diyoruz.





