Gerçekten herkes bozuldu mu, yoksa beynin seni kandırıyor mu?

Merhaba Mahmut abi. Yıllardır yazılarını okuyorum ve kadınları bazı konularda çok iyi anlıyorsun gerçekten empati yapabiliyorsun hayat tecrüben de var. Abi bende 20 yaşında bir genç kız olarak sana danışmak istiyorum. Evlilik istiyorum ama okumadan zor ve beğendiğim aday da yok.

Erkekler de, kadınlar da genellikle kendi eğitim durumlarının altında insanlarla evlenmezler. Hangi eğitim seviyesinde erkek istiyorsan, o eğitim seviyesinde olman gerekli.

Çok utangacım ama, herkes çok güzel olduğumu, hatta insanların yaklaşamadığını söyler.

Benim hayallerim var ama evlenmeden de yapmak istemiyorum. Bu yaşıma kadar düzgünce yaşadım ama birine güvenme konusunda zorlanıyorum. Ya da geçmişlerini görünce soğuyorum. Yaşıtlarım o kadar kötü durumda ki abi. Üniversiteye saçma sapan şeyler yapmak için gidiyorlar, hayırlı bir iş için değil. Hayatımın aşkını nasıl bulabilirim? Böyle yapmayanlar bile evlenince yapıyor ya da hayallerinde. Herkes bana her erkek aldatmak ister diyor. Beni iyice korkuttular, evlilikten soğuttular. Yalnız hissediyorum kafam karıştı.

Senin durumunda olan, kendi narsist mağaralarında, kendilerini çöpe dönmüş ortamın nadir bulunan pırtlantası olarak kurgulayan gençler buraya çok düşüyorlar. Objektif gözlem sandığınız şeyler, tamamen sizin çarpık algıda seçicilik süzgecinizden geçmiş, gerçek dışı fanteziler. Sizi bu zihin yapısına ne getirdiyse artık o sebeple çarpık bir algınız var.

Aslında algıda seçiciliğinizin sebebi o kadar gizemli değil. Bunu senin durumundaki erkek ve kadınlar için anlatayım, bazılarınıza bir yararı olur belki.

Senin gibi kaygı seviyesi yüksek, fazla duyarlı (tehdit sistemi sürekli aktif yani sürekli psikolojik tehdit altında yaşayan) bir insan, tehditlere aşırı odaklanır ve görüş alanı at gözlüğü takmış gibi bu tehditlerle sınırlanır. “Yaşıtlarım o kadar kötü durumdaki abi üniversiteye saçma sapan şeyler yapmak için gidiyorlar”, “herkes bana her erkek aldatmak ister diyor beni iyice korkuttular evlilikten soğuttular” senin kaygı bozukluğun ya da yüksekliğin nedeniyle odaklandığın dar bir alan. Aslında üniversiteye normal okumaya ve mezun olmaya giden insanlardan çok daha fazla var ama senin sürekli tehdit hisseden beynin, bunlara odaklanmıyor, odaklanamıyor.

Senin üniversitedeki insanlardan bağımsız, muhtemelen çocukluktan gelme, ailenden ya da 12 yaş öncesi deneyimlerinden kalma bir kaygı yükün var. Sıradan insan topluluğu içinden sürekli tehdit algılayıp, bu tehditlere odaklanarak, sürekli tetikte olarak hayatta kalmayı öğrenmişsin. Sen bunu alıp üniversitede gördüğün öğrencilere yansıtıyorsun. Bundan kurtulmazsan yarın iş yerine de yansıtacaksın.

Buraya gelip tüm kızlar bozdu abi diye ağlayan erkeklerle aynı soruna sahipsin. Takipçilerimin önemli bir kısmı, bu durumun kızlarda da yaygın olduğunu bilmiyor maalesef (bu erkekler de kendi yüksek kaygılarından sadece en avcı, en pırıltılı kızlara odaklanıyorlar ve diğer kızları görmüyorlar).

Senin durumundaki genç insanlara, bu kaygı yükünden, sürekli tetikte olma durumundan kurtulmalarını öğütlerim. Bunun için ilk adım asosyal medyadan ve ” herkes bana her erkek aldatmak ister diyor” gibi doom scrolling (berbat haber ve dedikodular peşinde koşma durumu) uzak durmak. Herkes bunu asosyal medyadan öğreniyor, sen asosyal medyadan uzak dursan bile gerçek hayattaki diğer insanlardan sana akmasını engellemen lazım.

İkinci ve en önemli adım, ortalamanın üstünde bir pırlanta olduğunu düşünmeyi bırakıp gerçeği görmek. İstediğin kadar güzel ol, kendi kaygılı ruh halin yüzünden ortalamanın altındasın ve bu kaygılı durumdan kurtularak ortalamanın bir tık üstüne çıkmalısın.

Senin yaptığını yapan erkekler üzerinden anlatsam, ne demek istediğimi daha kolay anlarsın. Buraya gelen ve senin gibi kaygı yüklü erkekler uzun bir “ben yetersizim” geçmişine sahipler. Bu yorucu bir psikoloji. Bu insanlar bir yerden sonra asosyal medyadan ya da başka kaynaklardan, “sen yetersiz olduğundan değil, çivisi çıkmış kadınlar ortalama erkeğe bakmadığından yalnızsın” propagandasını öğrenip içselleştiriyorlar. Bu adamlar internette “kadınlar ortalama erkeğe bakmıyor” derken “ben yetersiz değil ortalamayım ve bana bakmamaları kadınların suçu” demeye çalışıyorlar.

Sen de bu erkekler gibi yetersizliğini kabul edip ortalama veya bir üst seviyeye çıkmak zorundasın. Yani kaygını sürekli kendini pırlanta – başkalarını dejenere bir yığın olarak görme gibi sağlıksız başa çıkma mekanizmaları ile yönetmeyi bırakıp, daha sağlıklı mekanizmalar ile yönetmeyi öğrenmelisin. Üniversite revirinde varsa bir psikolog ile konuşmalısın. Ailenle yakınsan onlardan psikolog için yardım isteyebilirsin.

Bu zor zira bazı güvensiz ve kaygılı insanlar narsistik özellikler geliştirebilir. Az önce bahsettiğim gibi telafi (compansation) mekanizması ile narsist birine dönüşebilir. Derinlerdeki “ben yeterince iyi değilim” inancı acı verici olduğundan, “hayır aslında ben üstünüm, sorun bende değil diğer insanlar yetersiz” hikayesine sarılabilir.

Senin kendi kaygı bozukluğunu iyileştirmeye çalışman. Terapi mi alırsın, bizim burada önerdiğimiz gibi teknikleri kendin mi uygularsın bilemem ama bu senin işin.

Eğer kaygın soğursa, tehdit – tetik durumundan çıkıyorsun ve daha sağlıklı insanlarla daha sağlıklı ilişkilere zaten doğala yakın bir şekilde giriyorsun.

Hayatımın aşkını nasıl bulabilirim? Asıl sorun yukarıda bahsettiğim şeyken, bu tür süpermen – beyaz atlı prens fantezileri ile bir yere varamazsın.

Sizce hem kriterleri yüksek olup hemde aldatmayan iyi eş olacak sıkılmayacak biri beni bulabilir mi? Genç kızlara ne önerirsiniz eş bulma konusunda?

Senin durumundaki genç erkek ve kadınlara, yetersizlik hissinin içsel olduğunu, dışarıdaki insanları yetersiz ya da kıymet bilmez dejenere mahlukatlar olarak tasarlamayı, kendilerini bu berbat ortamda soylu eşini arayan bir nadide pırlanta olarak görmeyi bırakmalarını tavsiye ederim. Kendi yetersizlik inancınızı dışarı yansıtıp ruhsal mastürbasyon yapmak yerine, yetersizlik inancı ile başbaşa kalıp acı çekerken, bundan kurtulup gerçekten rahatlamayı hedefleyin.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Üniversitede yürüdüğüm kızın erkek arkadaşı bana saldırdı – Vaka çalışması

Mahmut Abi, başıma çok kötü bir şey geldi. Üniversitenin kütüphanesinde ders çalışıyordum, mola vereyim dedim dışarıya çıktım. Güzel bir kız gördüm, 2 kişilerdi. Yani 2 kızdı ve gözüme kestirdiğim kişiyle göz teması kurarak merhaba diyerek başladım ve biraz sohbet ettikten sonra kahve içmeye davet ettim.

Üniversitede böyle direkt ve hızlı oyun oynanmaz. Tanışmanda sorun yok ama hemen kahve içmeye çağırman sakat.

Kız benle gülümseyerek konuştu, sonra erkek arkadaşım var dedi.Ben de tamam dedim ve tekrar ders çalışmaya döndüm. Tam oturacakken omzuma birisi dokundu arkama baktım 4 kişilerdi. Gelsene birader sen bizle dedi ve gittim.

Üniversitede direkt ve hızlı oyunun tehlikelerinden biri de bu.

İşte soru sordular sen daha yeni dışarda mıydın diye evet dedim. Yürü gel kantine gidiyoruz dedi kantin ne alaka dedim gel görürsün dediler. Gittik işte.

Gitmesen daha iyi.

Bu erkek arkadaşı olan kahveyi aldı. Al onu eline şimdi gidip tekrar o kızdan özür dileyeceksin dedi. Ben bilmiyordum erkek arkadaşı olduğunu bilsem yanına zaten gitmezdim karaktersiz birisi değilim dedim. Sonra zaten kütüphanenin bahçesinde tekme attılar 4 kişilerdi bir şey yapamadım.

4 kişiye bir şey yapamazdın.

Kız ayırmaya çalıştı da tabi olan oldu, sonra kızdan özür dilettirdiler ben de çıktım gittim.

Mide bulandırıcı kız arkadaş tipi. Yani sen psikopata olsan, azıcık medeni olmasan, biri kendisine yürüdü diye erkek arkadaşını bıçaklatacak saçma sapan bir kız. Erkek arkadaş da ayrı saçma sapan biri.

Abi çok kötü travma oldu bu bende ben 20 yaşındayım.

Tabi az rastlanır iki öküze denk gelmişsin, kötü olmuş. Ama olayı yükseltmeden atlatmışsın, bence bir daha direkt ve hızlı yürüme yapma. Memlekette böyle hanzo – öküz çift var. Ben o adam yerinde olsam, o adam adam değil gerçi, o kızı terk ederdim. Arada görüyoruz, böyle hırt kızlar adamı öldürtüyorlar.

Lisedeyken kız arkadaşlarım çok oldu ama üniversitede böyle bir şey yaşayacağımı düşünmezdim.

Üniversitede böyle hırtların daha az olması lazım.

Yani kızlara yürüyecek cesaretim de özgüvenim de kalmadı artık. Baya moralim bozuldu, gururum kırıldı. Sence ne yapmalıyım ne tavsiye edersin?

Üniversite ortamında sosyal oyun oyna. Böyle direkt gidip kahve içelim falan deme. Şurada yazdığım oyun: Sosyal ortamlarda beğendiğimiz kıza nasıl yürüyebiliriz?

Geçmiş olsun, az rastlanır bir olaya denk gelmişsin ama bu hatalı yürüme şeklini bırakırsan bir daha böyle bir olaya denk gelmen zor. Olayı yönetilmesi gerektiği gibi yönetmişsin. 4 kişi kıstıran hayvanlarla dalaşılmaz.

Kızın erkek arkadaşı tam bir SIMP bu arada. Böyle simplikler yapacak biri varsa uyarayım. Kızı rahatsız eden, taciz eden adama yapsa anlarım ama bu olayı bu şekilde yönetmek, kız arkadaşının kıçını yalamak oluyor. Yarın kız arkadaşınızın kıçını yalayım derken, böyle birini dövüp sonra dövülen adam tarafından ne olduğunu anlamadan bıçaklanmak da olası.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.

Sosyal ortamlarda beğendiğimiz kıza nasıl yürüyebiliriz?

Bir takipçi, üniversiteye yeni başlayanlar için tavsiyeler yazısında sormuş:

Mahmut Abi, öğrenci kulübünde yürüme işini nasıl yapacağız? Sohbetimiz olan herhangi bir kaç kıza direk kahve içelim mi diyeceğiz? Bu konuda kafam karıştı. Direkt kahve içelim mi biraz saldıray mod gibi geliyor.

Öğrenci kulübü olsun, kurs olsun, seçmeli ders olsun, arkadaş grubunun arkadaşları olsun, dar alanlarda kızlara nasıl yürüneceği konusu nedense birçok insanın kafasını karıştırıyor. Piyasada direkt yürüme ile ilgili tavsiyeler ve teşvik çok olduğu için, insanın aslında doğal olarak yapabildiği bu yürümeler konusunda birçok erkeğin kafası karışık.

Dar sosyal gruplarda bir kıza yürümenin birinci kuralı, bu işin zamana yayılması gerektiğidir. Bu tür ortamlarda iletişim, arkadaş gibi başlar.

Arkadaş mı? Friendzone olmaz mı abi?

Olmaz. Friendzone olacağım diye ödü kopup, bodoslama yürüyen ve bir çuval inciri berbat eden, olabilecek işi oldurmayan birçok genç var maalesef. Friendzone, sizi istemediği artık belli olan bir kadının yörüngesinde, “arkadaş diye döneyim, birgün benim kıymetimi anlar” diye döndüğünüzde olur. Sosyal ortamda yavaş yavaş yürümekle olmaz. Ayrıca siz kızdan hoşlantınızı, “hoş kız, bir şans verelim” modunda tutarsanız, konuştukça saf efendi erkek modunda duygusal yatırım yapmazsanız, friendzone’a düşmezsiniz.

Şimdi devam etmeden şu kahve içelim konusuna gelelim. Bence “bir kahve içelim” çok bayat ve neredeyse çıkma teklifi gibi olan bir teklif. Hiçbir yerde kullanmanızı tavsiye etmem. En fazla “bir şeyler içelim” deyin. Sonuçta gidip kımız içmeyeceksiniz. İzdivaç programlarından mıdır nedir, “kahve içelim” teklifi, “seni tanımak istiyorum” tadında açık bir çıkma teklifine döndü. Tabii bazen bir şeyler içelim dediğinizde kız “ben alkol kullanmıyorum” diyebilir siz de o zaman “alkol değil bir şeyler” dersiniz.

Bence sosyal ortamda böyle yürünmez. Sosyal ortamda şöyle yürünür:

Gözünüze kestirdiğiniz kızla aynı sosyal ortamda olduğunuz için tanışmak ve konuşmak görece kolaydır. Kız grup içindeyse de kolaydır ve hatta kız sürekli grup içinde takılıyorsa daha kolaydır. Çünkü gider grupla muhabbet edersiniz.

Benim tavsiyem kendinizi çaktırmadan, abartmadan kızın yakınında konumlayın ve başka insanlarla yaptığınız gibi hafif muhabbet edin. Bu muhabbette özgüvenli, umursamaz (sonucu umursamaz, kızı değil) ve eğlenceli olun. Ama eğlence kısmını abartmayın.

Kızı bir daha görebilecekseniz, kızdan telefon ya da instagram istemeyin. Muhabbeti kısa tutun ve kendi işinize bakın. Sonraki günlerde, (kızı her gördüğünüzde değil), kızla muhabbete devam edin ve kızın sizinle konuşmaya istekli olup olmadığını tartın. Kız eğer sizinle konuşmaya istekliyse ve daha iyisi siz çaktırmadan yakınında konum alıp beklediğinizde sizinle konuşuyorsa, idealinde üçüncü ya da dördüncü konuşmada, bir şeyler yapmayı teklif edebilirsiniz.

Bir şeyler yapmak ne demek? Bakın işte burada sosyal ortamda önemli bir kural öne çıkıyor. Direkt daygame ya da nightgame gibi yürümeler haricindeki yürümelerde, her hoşunuza giden kıza yürüyemezsiniz. Bir kızla konuşmak istersiniz, konuşma fırsatı olmayabilir. Konuşma fırsatınız olursa, kızla konuşmanızdan kızla ilgili, kıza buluşma teklif etmek için bilgi alamayabilirsiniz.

Yapmanız gereken şey, kızla konuşurken kızın hoşlandığı, ya da sizin hoşlandığınız ve kızın ilgi gösterdiği ya da ortak hoşlantılı bir şeyler yakalamak. Bunu yakaladıktan sonra, eğer kız da sizinle konuşurken sıcaksa, daha da iyisi sizinle konuşmaya istekliyse, kızı bu üç kategoriden birinde bir şeyler yapmaya davet edin.

Diyelim ki konuşurken kızın bilardo oynamayı sevdiğini öğrendiniz. Sonraki muhabbetlerden birinde, “ben şurada bilardo oynayacağım, sen de gelsene” diye dışarı çağırabilirsiniz. Ya da siz motorsiklet sürüyorsunuz ve kız buna ilgi gösterdi. “Bir ara gel seni atayım terkime” gibi bir şey söyleyin. Sonra da kızı spesifik olarak motorsiklete binmeye çağırın. Ya da ikiniz de bağımsız film seviyorsanız, bağımsız film festivali ya da gösterimi arayın ve kızı film izlemeye çağırın.

Okul veya kurs gibi ortamlarda, buna ihtiyacınız bile olmayabilir. Okulda mesela biraz muhabbet ettikten sonra, “ben kantine gidiyorum, gelsene” gibi bir teklifte bulunun ve orada muhabbet edin. En iyisi dışarda buluşmak ama bu da mesela bir kere yapılabilecek bir şey. Kantinden kampüste yürüyüş ve bir köşede muhabbet de çok iyi bir ikinci adım olur.

Kursta ise çıkışta biraz muhabbet eder ve bir yere oturup bir şeyler yersiniz.

Burada ölçü önemli. Sürekli kızın kuyruğunda dolanmayın, yörüngesinde dönmeyin.

Benim size tavsiyem, biraz da alternatifli ve esnek olun. Bunu bir üniversite arkadaşımdan öğrenmiştim. Çocuk genelde hoşuna giden kızlarla muhabbet eder, çok bariz yürümez ve en istekli diye ölçtüğü kızı buluşmaya çıkarır ve olayı bitirirdi. Bir kıza odaklanmazdı. Bunu uyguladığım dönemler oldu ve sonucu da hiçbir zaman hüsran olmadı diyebilirim.

Üniversitedeyken bir ara hem öğrenci kulübünden bir kızdan hem de sınıfta bir kızdan hoşlanıyordum. İki kızla da muhabbeti kurdum ama ikisini de buluşmaya çağırmamıştım. Birgün ders bittiğinde sınıftaki kızı kantine çağırdım. Çay aldık, kampüse çıktık ve o pişman edici hatayı yapıp kıza açıldım 🙂 Kız “ben seni arkadaş olarak görüyorum” tokadını bastıktan sonra çaylar taze olduğundan mecburen bitirdik. Kızı dolmuşa bırakacağım diye kapıya yürürken, karşımızdan kulüpteki kız ve en yakın arkadaşı geldi (o kız da kulüpteydi). Ben aslında bu yakın arkadaşla daha samimiydim.

“Kızlar nereye?”

“Kampüsün X alanına.”

“Ben de gelem mi?”

“Gel tabii.”

“Tamam, Merve’yi bırakayım geliyorum. İçki alayım mı?”

“Al evet.”

Merve’yi bıraktım ve kampüsün X noktasına gittim. Benim kız yok, en yakın arkadaşı var. “Tüh ya” dedim ama en yakın arkadaşla içtim, iki üç saat sonra da dudaklarına yapıştım. Kız meğer benden hoşlanırmış ve “benim kız” bizi yalnız bırakmak için kaçmış. Biz bu kızla sevgili olduk ve gayet de iyi bir ilişki oldu. Sonra terk edildim ama ilişki kısmı iyiydi 🙂

Benim asıl hoşuma gidenin zaten erkek arkadaşı varmış. One Aslı diyelim. En yakın arkadaş ve benim okuldaki önemli dönemlerimden birinin baş rol oyuncusu kıza ise Didem diyelim.

O gün Merve ile sınıftan çıkarken sınıf arkadaşım ve bu iki kızdan da hoşlandığımı bilen, üç kızı da tanıyan Kadir, sonra beni Merve’yi bırakırken gördü ve ona “kampüse dönüyorum, Aslı X’te” demiştim. Ertesi gün beni Didem ile el ele görünce, “lan bu şimdi nasıl oldu, ne oldu da bu oldu!” diye şaşkın şaşkın sormuştu.

Yani biraz esnek olun. Direkt yürümeyin, Merve’de en aptalcasını yaptım. Aslı’ye direkt yürümeyerek de iyi etmiştim, Didem’le olmazdı. İki kızla olmayınca Didem’e yöneldiğim için de iyi bir ilişkim oldu. Bu Aslı – Didem – ben üçgenini bu kızlar ve kızların kız grubu (Didem yurt dışına gitti ama diğer kızlarla 40’larıma kadar arkadaştım) hiç bilmediler.

Şimdi konuyu dağıttım ama bitirmeden Pook’tan öğrendiğim ve çalıştığını gördüğüm bir teknikten bahsedeceğim. Bu tekniği iş yeri için yazmış ama ben size sosyal ortam için tavsiye edeceğim:

Ben iş yerinden hatun kaldırıyorum (Bu iş yerini eğlence alanına çeviriyor!) Ama, iş yerinde dikkatli olmalısınız zira namınız üzerinize yapışabilir. Eğer tüm kızlarla dışarı çıkarsanız, adınız playboya çıkar (ki kadınlar bundan nefret ederler). Tüm kızlara yürürseniz, anında “Bay Aç Muhtaç” damgasını yersiniz ve tüm kızlar sizinle dalga geçerler (bunun bazı zavallı kaybedenlere olduğunu gördüm). Bunun yerine EĞLENCELİ kişiliğinizi ortaya koyun ve siz bir adım geride bekleyin. Kimin sizinle iş dışında da buluşmak için YANIP TUTUŞTUĞUNU anlayacaksınız. Bazen bu kadınlar, sizin onları dışarı çıkarmanızı sağlayabilirler.

Pook’un Kitabı – Öldürün şu muhtaçlığı!

Bu daha pasif bir oyun şekli ama aynı zamanda çaktırmadan birden fazla kadına aynı anda yürümenize olanak sağlıyor.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Hareketli Bir Sosyal Ortam Gecesi ve Mr.deer – Saha Raporu

Merhaba millet, ben Mr.deer. Eski yazılarımdan tanıyanlara selamlar. Bu yazıyla beni tanıyacaklara da selamlar; eski yazılarıma bakmanızı şiddetle tavsiye ederim. 😊 Her seferinde daha fazla yazı yazacağım diyorum ama İstanbul’a taşındığım son 6 senedir sürekli bir şeylerle uğraşıyorum: eğitimler, sosyal ortamlar, kadınlar vs. derken sürekli erteliyorum. Yeni bir saha raporu ile karşınızdayım. Biraz sosyal ortam oyununa ve dinamiklerine de değineceğim. Önceki yazılarımda da olduğu gibi, sadece “bir kızla yattım”dan ziyade tavsiye niteliğinde bazı çözümlemeler ve taktikler de barındıracağım. Bu sefer fazla cinsel ayrıntı vermeyi düşünmüyorum; odak noktam daha farklı bu yazıda (eski yazılarıma kıyasla).

Hareketli Bir Sosyal Ortam Gecesi ve Mr.deer

Geçen akşam, oyunda eski bir dostum olan Zorro’nun yönettiği bir sosyal etkinliğe davetliydim. Ara ara gittiğim etkinliklerden biriydi. Son 2 yıldır sosyal ortamlarda daha aktifim; sosyal topluluk yöneticiliği vs. de üstleniyorum. Ortamdakilerin neredeyse yarısını tanıyordum. Yaklaşık 50 kişiye yakın insan vardı. Masa masa gezip insanlarla sohbet ediyordum, yeni insanlarla tanışıyordum. Genelde mesleğimi söylediğimde ya merak ediyorlar, açıklıyorum ya da kızlar beni beğeniyor ve shit test atıyor; gülüp anlık cevaplar veriyordum. İnsanlara takılıyor, sosyalleşiyordum. Ara ara hatunlarla flört ediyordum: neg, eğlenen ustalık, arsız-komik vs. vs.

Sosyal oyunun kendine özel dinamikleri vardır. Daygame gibi sonradan geliştirilmesi gereken, görece daha kolay dinamikler. İlk kural; ortama sadece kız düşürmeye gitme! 10 senedir değişik sosyal klüplerde takıldım, son 2 senedir de yöneticilikle ilgileniyorum. Erkeklerin en büyük hatası, fazla cinsel dürtü ile ortama girip ‘bugün mutlaka birini bulmalıyım’ düşüncesine kapılmalarıdır. Bu kafadaki çoğu kişi sosyalleşirken kasılır veya fazla dikkat çeker; kısa sürede ya dışlanır ya da yalnız kalır. Avuntuları genelde ‘ben Alfaydım, beni kıskandılar’ olur. 30 kişilik bir gecede yürümek amacıyla 4 kızdan numara veya Instagram almak hem çok dikkat çeker hem de kızlar birbirlerinden haberdar olacağı için işleri zorlaştırır. Bu, en az iki haftada bir buluşan sosyal klüpler ve üniversite klüpleri için geçerlidir. Böyle aidiyet gerektiren ortamlarda önemli olan soru şudur: Ben buraya ne katabilirim? Burası bana ne katabilir? Sadece kadınlar var diye gitmek zaman kaybı olur, boş vakit harcanır. Oyunun her alanında kadına eğlence fırsatı sunulur; bunun için önce sizin eğleniyor olmanız gerekir. Nasıl yapılacağı, raporun ilerleyen kısımlarında detaylı olarak anlatılacak.

‘’Duygularıyla hareket edenler için hayat bir trajedi, aklıyla hareket edenler için bir komedidir.’’ ~ Jean de La Bruyere ~

Etkinlik 1-2 saat sonra sosyalleşme kısmından canlı müzik dinlemeye geçti. Yan yana yuvarlak masalara oturduk. Benim masamda 2 erkek vardı. Solumdaki masada Ebru, onun yanında şirin başka bir kız ve masada 3 erkek daha vardı. Ebru, saha raporumuzun kadın başrollerinden ilki. 20 yaşlarında, uzun boylu, sarı saçlı; crop (beli ve göbeği kapatmayan kısa tişört) ve mini şort giymiş, aşırı flörtöz, eğlenceli bir kızdı. Arada laf atıyor, neg (negatif iltifat) yapıyordum, hoşuna gidiyordu. Özellikle yaşıyla alay ediyordum. Ama sıkıntı şuydu; sadece bana değil, masadaki diğer erkeklerin kızıştırmalarına da aynı tepkileri veriyordu. Diğerleri flört konusunda pek yetenekli değildi; ortalama-altı bilgiyle, ufak kızıştırmalarla flört etmeye çalışıyorlardı. Benimki flörtöz kızıştırmaydı, onlarınki ise zorbalığa yakındı. Sohbet devam ediyordu ama bir sorun vardı; hatunun abartı bir egosu vardı. Benim neg’lerime, eğlenen ustalık takılmalarıma veya arsız-komik kışkırtmalarıma ne utanıyor ne de çerçeveme giriyordu, aksine daha da şımarıyordu. Kadınların duygusal mekanizmaları zayıftır; bu tarz kızıştırmalara ayak uyduramazlar ve saygısızlığa varan şakalara kalkışabilirler. O yüzden iyi bir baştan çıkarma için bir noktada egosunu sarsmanız gerekir. Ama bu hatunun egosu dolu bir özgüvene değil, altı boş bir özgüvene dayanıyordu. Bu yüzden egosunu yanlış zamanda sarsarsam çirkefleşebilir veya ortamda istenmeyen durumlar doğabilirdi. Ben egosunu ufak ufak sarsıyordum ama diğer erkekler sürekli geri şişiriyordu. Bir noktada sıkıldım, geri çekildim ve müziği dinlemeye başladım. Önümdeki pos fişinden düşüncelere dalıp üç tane küçük origami tekne yaptım. Ebru gördü, ‘bana da öğret’ dedi. Biraz beklettim, sonra gösterdim. Kino ve yüksek değer göstergesi sağlandı. Kino (dokunmak) rahatlık ve cinsel çekim yaratır; yüksek değer göstergesi ise saygı ve hayranlık uyandırır. Utanma ve çerçeve derken aslında anlatmak istediğim buydu; kadının aşkı saygıya ve hayranlığa dayanır. O yüzden egosunu indirmen gerekir ama kadını aşağılayarak değil. Sohbetin devamında Ebru şarkıya eşlik ederken, ben boynumdaki kulak üstü kulaklığı taktım ve ona korkulu bir yan bakış attım. O anda egosu sarsılabileceği son noktadaydı. Unutmayın, ben flörtöz takılıyordum; diğerleri zorbalık yapıyordu. Ebru gülerek ‘Eee yeter, beni çok zorbalıyorsunuz, bak giderim ha!’ dedi. Bana bakarak söyledi. Ben de ‘sen bilirsin’ dedim. Gitme dememi bekliyordu, diğerlerinin yapacağı gibi. Ama birkaç boş ego hareketi ve saygısız davranışından sıkılmıştım; gülerek ‘git gidebiliyorsan’ dedim. Sonra bizim topluluktan tek başına duran bir erkeğin masasına geçti, onunla konuşmaya başladı. Yanımdaki diğer erkekler, Ebru’nun gittiği masadaki adama ‘sende kov!’ diye seslendi. Ebru orada kaldı, sonra birkaç kişi daha masalarına geçti. Ebru’nun eski masasına nükleer bomba düşmüş gibiydi; herkes sustu, telefonlarına gömüldü. Benim keyfim yerindeydi, kendi masamdaki arkadaşlarla sohbete devam ettim. Çünkü ben sadece sosyal flört ediyordum. Ebru’yu almam için oyuna uygun değildi, o yüzden izole etmemiştim. İzole edersem asıl romantik flört başlardı.

Grubun neredeyse yarısından fazlası kalkmıştı. Ben de diğer masaları gezmeye devam ettim. Tanımadığım birkaç kişinin olduğu bizim masalardan birini fark ettim ve geçtim. Masada yazımızın diğer iki kadın başrolüyle tanıştım: Gamze ve İpek. Gamze uzun boylu, kumral, 22 yaşında. İpek kısa boylu, sarışın ve 21 yaşında; daha sosyal. Neyse, önce İpek’le tanışmıştım. O okulundan ve bölümünden bahsetti; ben de işimden anlayabileceği bir dille bahsettim. Sosyal ortamlarda yeni tanıştığım her kadın gibi, günümüz erkeklerinden yakındı ve onlarda anlayamadığı bazı şeyleri sordu: “Genel ilişki” konuları. Bu arada, çok nadir özel ilişki dinlerim; genelde hemen “taksimetreyi açıyorum vs.” deyip savuştururum. İpek, “İnsanları hemen çözebilen biri misin?” diye sordu. Bu sorunun alt mesajı aslında “kadınları anlayabilir misin?” gibidir ve flörtöz bir sorudur. Birkaç tane soğuk okuma cümlesi söyledim: “Aceleci bir yapın var, ayrıntılar seni sıkar” vs. Gözleri fal taşı gibi açıldı, daha yakın konuşmaya başladı. Biraz geçmişe dayalı duygularından ve anılarından konuşturdum. Bu “geçmişinden bahsetme” işi, duygusal bağ kurmayla alakalı. Bu noktada İpek ilgimi çekmeye başlamıştı. Attığım neg’lerde ve “eğlenen ustalık” takılmalarımda utangaç ve masum gözüktü. Altı boş bir egosu yoktu ve hayatı konusunda anlattığı şeyler hoşuma gitti. “Hayatsız” bir kız gibi değildi. Sonra muhabbet biraz daha devam etti. İpek ile Gamze’nin arasındaki arkadaş kalktı, ben oraya geçtim; hem Gamze’yi hem de masanın diğer ucundaki arkadaşları duyabilmek için. Gamze’nin farklı bir aksanı ve 1–2 milisaniye geç tepki verme gibi çocuksu, garip hareketleri vardı. (Henüz sarhoş da değildi.) Gamze ile İpek bu arada çok eski arkadaş ve beraber yaşıyorlar. Gamze topluluğa üye değil, İpek misafir olarak getirmiş. Gamze daha sessiz ama daha ilgiliydi. 2–3 dakika sohbet ettikten sonra tamamen sandalyede yan oturmuştu ve bedeni tamamen bana dönmüştü. Ben yandan konuşuyordum ve masaya dönüktüm. Müzik fazla olduğu için fazlasıyla bana eğilerek konuşuyor, vücudunu bana yaslıyordu. O anda, tam Gamze bana eğilmiş bir şeyler anlatırken, kafasının arkasında imalı imalı bana bakan bir surat gördüm; Ebru. Ebru masasına dönmüş, oradan beni kesiyordu. İçimden kahkaha attım. Gamze de “Kadınları bir bakışta çözebilir misin?” diye sordu. Birkaç tane soğuk okuma cümlesi salladım ve etkilendi, bakışları değişti. Biraz geçmişinden değerli anılarını anlattırdım vs. Allah kahretsin, Gamze de hoşuma gitmeye başladı konuşurken. Diğer ilgili kızlar da vardı ama genelde en fazla sosyal flört eder, mesafemi korurum.

İkinci Kural: Seçici ve mesafeli ol! Sosyal ortamda bahsettiğim negatif şeyleri yapmamanız durumunda illaki bir kız size yürür. Yani belki farkında olmazsın ama yürür. Ha, yaşlı, bakımsız veya kilolu olabilir; kriterlerinin dışında olabilir, ona bir şey diyemem. Sosyal ortam, kadınların rahat olabildiği ortamdır ve emin olun, daha fazla fırsat yaratırlar. Bir de ortama bir şeyler katan bir insansanız, insanların size karşı sevgi ve saygısı artacaktır. Bu durum size statü katacaktır ve bu daha fazla beğenilmenize olanak sağlar. En basiti, uyumlu olmak da bir şeyler katmaktır. Ortama kendini kullandırmak değil söylediğim şey; dürüst ve samimi bir şekilde sosyalleşmek de bir şeydir. Yetenekleriniz doğrultusunda (kendini kullandırmadan) insanlara yardım etmek ya da topluluk için gönüllü bir şeylerde görev almak da olur.  Ortama bir şeyler katabilmek sizi daha çekici yapar ve daha fazla fırsat gelir. Dikkatli olun. Sosyal toplulukta tek gecelik ilişki zordur, her kadın okey olmaz. Olsa da sen her kadına okey olma. Çünkü kız ortama güvenir ve kafasında hayaller kurar, seninle takılır; ilişki istemezsen adını çıkarabilir. Bu konuda kızları izole ettiğimde, bu konuda pek bir şeyler vermeyeceğimi şaka yollu da olsa söylerim ben. Yani en azından “Şu an emin değilim” veya “Zaman ne getirir bilemem” derim. Çünkü benim için o an öyledir. Rol değil, gerçek hislerim. Bir de sosyal topluluklarda ilgi orospusu kız çoktur. Ya sadece ilgini veya paranı kullanır ya da seni zevk için veya salaklığından başka bir erkekle karşı karşıya getirir. Yaşandı 😀 Bir kampta 6 erkekle öpüşüp, sabahına başka bir erkeğin arabasından çıkan bir kız görmüştüm. İkisi yakın arkadaş, 6 erkek birbirine girdi. Ben ne yaptım? Kızın davranışlarını çok önceden fark edip çok başta mesafe koydum; gece partide bana yaklaşmaya çalışınca hep uzak tuttum. Mide sahibiyim, teşekkür ederim 😀 Bu aslında her koşulda lazım olan “bolluk zihniyeti.” Bolluk zihniyeti, cebin dolunca değil; kriterlerin olunca oluşur. Öğrencilerime de mutlaka öğretmeye çalıştığım yeti: İstemediğin yerde oyundan çık, etkileşimi bitir, sen reddet. Beğenmediğin kızla ileri gitmeye çalışırsan bir yerde tıkanırsın; tıkandığında üzülürsün. Kafanda “Bu düşük değerli kız beni nasıl reddeder?” diye kırık egonla yataktan çıkamaz, tavanı izlersin bütün gün.

“Baştan çıkarmadaki en büyük gücün, geri çekilme yeteneğindir; başkalarının peşinden gelmesini sağlamak, tatminlerini geciktirmektir.”  ~ Robert Greene ~ The Art of Seduction ~

Biraz zaman geçti. Etkinlik bitti. Birkaç kişi beraber after için cluba gittik. Ben alkolümü içiyorum, eğleniyorum, kafa dağıtıyorum, arkadaşlarımla dans ediyorum. Ebru’yu zaten çoktan uzaklaştırdım kendimden, kaçamak bakış atıyor dans ederken ama ben hiç oralı olmuyorum. Neyse bir ara İpek dans ederken yanıma geldi. Tuttum elinden, dans ediyoruz. Arada Gamze geliyor yanımıza ama doğruya doğru İpek daha çok ilgimi çekiyordu. İşte asıl önemli konu geliyor. Biraz dans bilgim ile kızla dans ederken bedenini bedenime yaklaştırıyorum, gözler ve surat yaklaşıyor, 1-2 affalaşmış gibi boş boş gözlerine bakıp duruyorum, sonra tekrar uzaklaşıyorum. Bu, duygusal itme-çekmenin dansa eklenmiş hâli. Yılların tekniğidir. Bu benim oynum ve ben ne zaman istersem o zaman yakınlaşır ve öperim. Arada belinden tutuyorum ve bedenlerimizi yaslıyorum, ayağımı ayaklarının arasına sokuyorum ve üst bacağımla hafif hafif vajinasına bastırıyorum, hafif eğilip kalkıyorum; “yukarı-aşağı” sürtünme ve baskı sırasında ufak bir titretme. Tabi bunları yaparken elim belinde ve bazen sırtında, bazen biraz daha aşağıda ve elim sadece orada öylece durmuyor. Bazen parmaklarım bastırıyor bedene, bazen tırnaklarımı batırıyorum, pençe atar gibi. Bunların hepsi birleşince kadın rahatsız olmadan ve nasıl olduğunu tam olarak anlamadan yükselir, nefes alışverişi değişir. Tabi ilk “izole” için arkasını dönmeli. Evet, bu 2’li setlerde de geçerli; daygame’de, izole etmek her zaman bedensel uzaklıkla olmaz, bakışlarla da olur. Arkadaşları ile göz teması kurmamalı, kurarsa ahlaki baskı hisseder.

Üçüncü kural, Görünmez ol! Doğru zaman geldiğinde, doğru şekilde yapacağın oyun sessiz olmalı. Acemiler hem çok dikkat çeker hem de çapkın (yavşak) olarak nitelendirilir çünkü fazla dağınık takılır. Çok dar bir farkındalıkla yaklaştığı için hem fazla dener hem de dikkat çektiğini fark etmez. Doğru zamanda, doğru kişiye fırsatı sunarsın. Sürekliliği olan ortamlarda kural budur. Benim bahsettiğim dans kısmında bizi yakın dans ediyorlar sanıyorlar. Onlar dans görür ama hatun ıslanır ve orgazma yaklaşır. Fark ettiysen temelde hatuna baskı kurmuyorum, o devam ettikçe ve rahat oldukça ileri taşıyorum; bu hatunun beklediği bir şey değil çünkü erkekler hemen dans imkanı bulduğunda “dayamaya” çalışıyor, yani fiziksel teması temellendirmeden arttırmaya çalışıyor. Burada bir şeyler oluyor ve kadın “büyülendim” diyor. Tamam, bu yıllarımı verdiğim, emek ettiğim ve geliştirdiğim şeyler; bunu okuyan dostlarımın hepsi yapabilir değil ama örnek olabilir ve yürüyebilecekleri yolları çizebilirler. Beni doğuştan yetenekli sananlar olursa, ilk yazımı (Saha Raporu – Daygame ve yaklaşma korkum) okumalarını tavsiye ederim.

Bu görünmez olma kısmı çok önemli; örneğin geçen başka bir buluşmada yeni bir arkadaş (erkek) vardı. Biraz mesleğimden bahsedince “Daygame falan mı?” dedi. “Evet” dedim. “Seni bu gece izleyebilecek miyiz?” dedi. “Mümkün değil, yani izlersin de anlamazsın” dedim. Karşımızda Merve vardı, topluluktan uzun süredir tanıdığım bir kız. Samimiyetim var ama eh işte. Neyse, kız kulak misafiri oldu ve araya girdi: “Bu arada gerçekten göremezsin. Deer piçtir, çapkın falandır ama öyle yavşak değildir. Belli etmez. Geçen bir after’da Deer bizim yanımızda bizle takılıyor, masanın diğer ucuna gidiyor geliyor; bir ara kayboldu. Millet ‘Deer nerede?’ falan dedi. Arkamı bir döndüm, bu piç sen ne ara arka masadaki kızla tanıştın da o hale geldin. Şerefsiz, ayakta bildiğin sevişiyorlardı.” Sonra “Biz gidiyoruz” dedi, çıktı. “İhtimal verirsin ama göremezsin” dedi.  Arkadaşlarım o geceki kızla beni çekmişlerdi; ben sabah, kızın yatağında yatarken Zorro videoyu gönderince gördüm. Reels olarak atmıştım, gece oyunu hakkında bilgilendirme altyazısıyla. O geceyi de umarım erinmeden yazarım yakında; orada garip bir son var. Kızın arkadaşı da çocuğun birini alıyor. Kızın arkadaşının evine gidiyoruz. Kızlar uykuya geçiyor, biz salonda donla otururken sohbet ediyoruz; çocuk da oyuncu çıkıyor vs. İki senedir topluluk yönetiyorum, çoğu sadece eski sevgilimi (8 aylık) biliyor. Dışındakiler Vegas’ta oldu, Vegas’ta kaldı 😀 Bu sadece sosyal ortam içinde geçerli değil; ben genel olarak çok anlatmayı sevmem birlikte olduğum kızları; işim gereği göstermem gereken kısmı yer yer rahatsız ediyor beni. En azından saha raporlarım birilerinin gelişimine fayda sağlıyor.

‘Baştan çıkarmanın doruk noktası, baştan çıkarmaya çalışmıyormuş gibi bir izlenim yaratmaktır.” ~Mathias Malzieu~

Tabi dans ederken direkt grubun içinde değildik, yaklaşık 2 metre kenara açığa götürmüştüm. Yaklaşık 20 dakika böyle dans ettik; arada bir tuvalete gitti, bara gidip alkol aldı vs. Ama anlayamadığım bir şeyler oluyordu. İlk masalarına geldiğim andan beri genç bir erkek; İkkan. İkkan birkaç kere yanına çekti İpeği, biz dansı bırakınca vs. Sonra dans ederken, aramıza girmeye çalışıyordu arada. (Amguard erkek, beta) İşin garibi, kız bunu görmezden gelince çocuk efkarlanıyor, mala bağlıyor. Neyse, beni alakadar etmez, ben eğlencemdeyim. Arada Gamze yandan kedi gibi geliyor, bana yanaşıyor ama istemiyorum. Bi dur ablacım, diyorum içimden 😀 Diğer bir anlam veremediğim şey de, İpek benimle yakınlaşınca Gamze; İpeğin kulağına bir şeyler söyledi. İpek de “banane, umurumda değil” gibi bir şey söyledi. Sonra bir ara tuvalete gittim, geldim. İpek ile İkkan karşılıklı dans ediyor, aralarında bistro masa var. Havadan birbirlerine figürler yapıyorlar. Orta yanda da Gamze vardı. Neyse, ben İpeği elinden tutup dansa çekiyorum, İkkan triplere giriyor vs. Birkaç dakika sonra İpek, İkkan ile ilgilenmeye başladı. İçimden dedim, “ablacım bi karar ver, böyle bir o yana bir bu yana olmaz.” En son baktım kız ikili oynuyor veya belki de cesaret edemiyor, toplumsal baskı hissediyor. Gamze yandan kedi gibi yaklaşıyor bana; içimden ”eee yeter be dedim”, çektim belinden. Zaten sekizinci bardaktayım, olmuşum pilot. Dans ettik, aynı yakınlaşmalar devam etti. Gamze tırnaklamaya geçti, sarılma kadar hafif değildi. Bir ara dik dans edince içimden “uzun hatun başka be” dedim, çünkü fark etmemişim, İpek ile dans ederken boynum ağrımış. Gamze’yi bir ara çektim, mekanın arka tarafında dans ediyoruz. İzole etmeye devam. Bir yerde bedenler birbirine yapışmış, yanak yanağayız İşte buradan, birçok dostuma lazım olan bilgi: öpücüğe nasıl gidiyoruz?

Kadın burada son dakika direnci atacak, izin vermeyecek, işi yokuşa sürecek. Bak şimdi, bedenler yapışmış, sarılıyorsun, kız orada olmaktan mutlu. Yanağına bir öpücük konduruyoruz. Ters tepki yok, devam. Biraz bekle, bir tane daha, sonra yavaş yavaş araya duraklamalar ve beklemeler koyarak dudak kenarına kadar birer öpücük. Hatun hala seni itmedi ve sana sarılmaya devam ediyor. Ya bir iki tane daha aynı yere öpücük kondur, ya çekil, gözlerine bak, yakınlaş; o sana yapışsın. Bir de şey var: dans ederken müziği kulağına romantik tonda nefesini vererek söylemek; bu, ilk dans sırasında yakınlaştığın andan buraya kadar işe yarar. Nefesini kulağın altı ve boyuna doğru; sevişirken verilen nefes gibi ver, diyeceğim ama o zor olabilir. Şimdilik bunlar yeter. Beni bir öpmeye başladı, dedim içimden “herhalde zombi gibi yiyecek beni” 😀 Neyse, ateşli ateşli 30–40 saniye öpüştük, sonra öpmeyi bıraktım, kafasını göğsüme aldım ve biraz soft dans ettik. Başta dedim, oyunun kontrolü bende, abartıp devam edersem onun çekmesini sağlar; “sen mola ver.” Sonra bir iki öpüşme vs. Dedim, hadi üst katta hava alalım. Sigara ve biraları aldık, yukarı çıkacağız. İpek hemen koştu yanımıza: “Nereye gidiyorsunuz?” dedi. Gülerek dedim, “Arkadaşını kaçırıyorum.” Gamze araya girdi: “Hava almaya yukarı çıkıyoruz, geleceğiz.” dedi. İşte burada bir şeyler sarpa sarmaya başladı.

Yukarı çıktık. Masanın birine oturduk. Tatlı tatlı sohbet ediyoruz. Hatunun B12 eksikliği kendini gösterdi. “Ya senin adın şuydu dimi? Senin mesleğin neydi? Aaa, ilişki koçumu, vayyy” falan, bir kaç kere tekrara düştü. Sinirlendim. Hadi dedim, aşağı iniyoruz. İpeği yanına götürdüm, dedim “Bu fazla içmiş, yanınızda tutun şunu.” O an kendimi kötü hissettim; sanki kız alkollü olduğu için yakınlaştı gibi hissettim. Bu belki garip gelecek kulağa ama adımı bile hatırlamayan bir kızla bir şey yaşamak çok istemedim o an. Zaten durumlar ortada; gece İpek hayatta bırakmaz Gamzeyi, boşa vakit harcarım. “Eve geçerim, yatarım, yarın saha dersi var,” diye geçiriyorum aklımdan. Kızın numarasını almıştım, ayılınca bakılır. Bu başta bahsettiğim eski oyunculardan olan Zorro’ya bahsettim; o da alkolü fazla kaçırmış, çakmağı çaksam havaya uçacak. Müzikte çok, duymuyor. Mesaj olarak attım, dedim, telefona bak. Bu sırada Gamze de aramıza girdi, bana sokulmaya çalışıyor. Ben yüz vermiyorum vs. Arkadaşım “Ya siktir git, sen sanki çok ayıksın; kızın baştan da ilgisi vardı, abartma, eğlencene bak, herkes uçuyor zaten,” dedi. Dedim, hadi biraz daha kalayım. Kızla dans etmeye devam ettim. Bu sefer kız beni mekanın arka tarafına dans ederek çekti, öpüşme vs. Biraz daha dans ettik ve yukarı çıktık sonra. Geri inince izole etmeyi bıraktım, kolumun altına aldım kızı, grubun yanına gittim. İlk Ebru’nun masadan genç bir dostum (erkek) vardı. O geldi önüme, böyle taparcasına ellerini kaldırmış, ayakta kollarını ve kafasını eğiyor, şirinlik yapıyor, elimi sıkıyor vs. 😀 Bizim gruptakiler “Süper match olmuşsunuz,” der gibi hareketler yapıyor. 😀 Sonra bir iki arkadaşım daha geldi topluluktan, beni gördü, imalı imalı bakıp başparmak kaldırıyor, başarılı gibisinden. O sırada kız bana yandan sarılmış, boynumu öpüyor, emiyor vs. Neyse, gece böyle uzadı. O gece için İpek, Gamzeyi bırakmadı. Sonra kızlar gitti, Gamze ile görüşmeye devam ediyoruz. 😉

“Bir adamın büyü dediği şey, diğer adamın tekniğinden ibarettir.”
~ Robert Heinlein ~

Son Tavsiyeler;

Sosyal ortamda direkt cinsel dürtü ile sosyalleşmeyin, önüne gelene okey olmayın. Rol yapmayın, gerçek olun; “alfa olacağım” diye kasılıp durmayın. Her ortam size uygun olmayabilir ama yakın zamanda 2-3 gruptan atılıyorsanız, bir zahmet “acaba neden?” diye kendinize sorun. Biraz samimiyet ve çekim oluşunca kızı dışarı çağırabilirsin ama lütfen; “Seni çok beğendim, seninle ciddiyim” vs. gibi şeyler yazarak değil. Ortak bir ilgi alanınıza yönelik bir yere çağırabilirsin. Ya da etkinlik sonrası vakit varsa “Ayak üstü bir şeyler yiyelim veya içelim” denenebilir. Ayaküstü yenecek şeyler daha iyi, ilk zamanlarda. Kibarlık adı altında, dikkat çekmek için kıza gereksiz şeyler ısmarlamaya çalışma hemen. Açık bir flört içinde olunca olabilir ama devamı karşı taraftan gelmiyorsa, devam etmen gereksiz olur. Sosyal ortamda çok farklı insanlar görebilirsin; hemen samimi olan kadınlar, haftalarca mesafeli olan kadınlar; her şey senle ilgili olamaz. Açık, rahat kadınlar cinsel konularda şakalaşma yapabilir ve imalarına karşılık gülme vs. yapabilir; hemen izole etmeye çalışma, hatun herkese karşı böyle olabilir. Yakınlaşmayı kadın zaten yapar; sosyalleşmene bak. Kızla bağıra çağıra şarkı söyle, anı yaşa; sürekli çiftleşmeye çalışan iki kobra yılanı gibi ortada dikelenmenin bir anlamı yok.

Evet dostlarım, uzun zaman sonra kalemimden bir yazı döküldü. Niyetim, yazılarıma devam etmek ve bilgilerimi aktarmak. Kafada oturmayan, anlaşılmayan yerler olursa ve genel olarak her türlü sorularınızı lütfen yorum olarak bırakın. Özel sorularınızın için instagramdan yazabilirsiniz.

İlk buluşmadan çok fazla shit test atan kız – Vaka çalışması

Mahmut Abi merhaba. Kızla ilk kez buluştuk ve bana çok fazla test attı. Bir de çok hazırlıksız anda yakalıyor ve test atıyor. Ne diyeceğimi bilemiyorum bazen. Bunun için ne yapmak lazım?

Her shit teste cevap vereceksiniz, geçeceksiniz, geçmek için ter dökeceksiniz diye bir şey yok. Shit testten muhteşem prensesin gözüne girmeye çalışan sefil adam tadında “bir kısmından kaldım bir kısmından geçtim, prenses benim başımı okşar mı abi” diye bahsetmeyin. Yaptığınız kıza yaranmaya çalışmak, kızın onayını kazanmak için ter dökmek oluyor.

Bir kısmından kaldım ama geçtiklerim de var.

Bazılarınız kadının gözüne girip ona yaranmaktan başka bir şeye odaklanamıyor, erkek adamın da kızı değerlendirdiğini ve eksi not verebileceğini anlamıyor. Siz oraya premses beni onaylarsa ben dünden razıyım ucuzluğu ile giderseniz, sizi alan az olur.

Eski erkek arkadaş muhabbetini açtı. Bu konuyu konuşmayalım ilk buluşmada hoşuma gitmiyor bu mevzuyu konuşmak dedim. Kız da konuyu değiştirdi.

İlk buluşmada bu konuya giren kızı gözünüzde küçültün. Yukarı çıkmak için çaba harcasın.

Sonra bir ara bana eski sevgilin bu şehirden miydi İstanbul’dan mıydı diye sordu biraz düşünmem lazım deyip gülümsedim. Ha aynı anda sevgili oluyorsun yani kızlarla dedi. Yok o kadar da değil dedim. Israr etti baya. En son İstanbul’dan birisiydi dedim ben de. Burda kaldık herhalde testten ama dediğim gibi ne söyleyeceğimi bilemiyorum o an ve kız çok ısrarcı aq.

Çok garip de bir test atma şekli var. Sevgilin var mı şu anda dedi. Olsa niye senle buluşayım ki dedim. Ay olarak benden büyük çıktı benim sözüm geçer o zaman dedi yok öyle bir şey dedim. Ben arkadaşlarımla da böyle kahve içmeye çıkıyorum buluşmaya yani sen ne düşünüyorsun ikimiz için dedi. Ben de arkadaşça mı çıktık diyorsun yani benim yeterince arkadaşım var hiç almayayım dedim. Keyifli vakit geçirmek ve birbirimizi tanımak için burdayız diye ekledim. Kız da ben de öyle düşünüyorum sen ne dersen okey tarzı bir şey dedi. İstanbul’da da buluşuruz istersen dedi. Arkadaşlık diye sayıklamayacaksan olabilir deyip güldüm. Şakalar filan da yaptım yani ters değildim. Söylediklerime vs güldü.

Bu olayları bu şekilde kadına yaranmak, soytarılık olarak kurmayın. İyi vakit geçirme üzerine kurun ki, sen pek iyi vakit geçirmiyorsun.

Sohbette de ilgiliydi. Ama bazı testleri fazla ciddiye almışım herhalde. En son kalkalım işin varsa dedi. Birazdan kalkarız dedim. Kahvesini bitirince kalktık. Çıkınca da niye hemen kalktık ki ben nezaketen sormuştum dedi. Öyle söyleyince senin işin var zannettim ben de dedim. Kız bir tık karın ağrısı olabilir mi abi?

Bir tık mı?

Çok fazla test atıyor çünkü.

İyi vakit geçirmenize engel oluyor, sana iyi vakit geçirtirmiyor. Ben olsam bu kızı bir daha aramam ya da listede en sona atarım.

Buraya yazmadıklarım da var daha. Ne yapmak lazım böyle bir kıza?

Bitse de gitsek modunda buluşmayı kısa tutup tüymek lazım.

Daha ilk buluşmada bu kadar test atması pek hayra alamet değil gibi.

Senin buna rağmen tamamen kendini kıza ispatlamaya odaklanman hayra alamet değil. Bir buluşmada kız ne kadar güzel olursa olsun anlaşması zor, sürekli olarak iletişimi sabote eden biri ise, ondan soğuyabiliyorsan erkek adamsın, yetişkin bir erkeksin. Bunlara rağmen soğuma hissi gelmiyorsa, henüz olmamışsın demek.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.

Bu vaka çalışmasını Patreon’da ücretsiz üye olarak dinleyebilirsiniz.

Saha Raporu Değerlendirmesi; 39’luk Zengin Milf

Selam millet, ben MrDeer. Bir süredir siteye yazı paylaşmıyorum (önceki yazılarım / saha raporlarım), aslında Youtube kanalıma da içerik atmıyorum :). İstanbul ‘da yaşamaya başladığım 5 senedir, eğitimlerle vs uğraşmak ve hayat koşturmasından ötürü içerik üretmeyi istikrarlı devam ettiremedim. 8 aylık ilişkim 1 ay önce bitti, pek olgunlaşamamış kız arkadaşım ile trilyonluk babasının iç güveysi beklentisinden kurtuldum. Geçen Ekim ayında trafik kazası ile  annemi kaybettim. Anlayacağınız mükemmel bir sıfırlanma sürecindeyim, biraz da yas.. Acı önce zorluyor mücadele ettikçe güçlendiriyor. Ama şimdiler de İyiyim. Özellikle ilişkimin son aylarında Mahmut Abi ile yaptığımız online görüşmeler de yardımcı oldu, kaos içinde kararlar almak çok zordu. İçerik üretmeye daha fazla zaman harcamaya başladım. Daha çok yazı, daha çok video, daha çok proje vs. Bir süredir tembelliğimden yüklemediğim, bir öğrencimin, bir dostumun ikonik saha raporu ile karşınızdayım.

Not; yazı Hermes ‘in attığı haliyle yayımlanıyor. En altta değerlendirmem de mevcut.

Saha Raporu : 39’luk Zengin Milf

Selam dostlar, ben Hermes. Dört seneden fazla süredir Mr. Deer’ın öğrencisiyim ve ondan çeşitli eğitimler aldım. Birçok dersine katılmış biri olarak bana öğrettiği rutinler, soğuk okumalar, yaşam felsefesi sayesinde hayal bile edemediğim şeyleri başarmamı sağladı. Öncelikle anksiyetemi yenmemi sağladığı için ve hayatıma kattıkları için ona teşekkür ederim.

Yakınlarda açtığım bir seti ve sonrasında yaşadığım şeyleri sizlerle paylaşmak istedim. Açıkçası açtığım en iyi set değildi ancak sonrasında iyi ve ikonik geçti. O gün Deer sayesinde tanıştığım başka bir öğrencisiyle Kadıköy’de 3-4 set açmıştık. Akşam saatlerinde Bahariye’de Deer ile karşılaştık ve biraz muhabbet ettik. Daha sonra dersinin olduğunu söyledi ve gitmeden geçen bir kadına set açmamı söyledi. Ben de biraz tereddütte kalıp sete gitmeye karar verdim.(Çünkü benden bayağı büyük gözüküyordu, daha sonradan kadın 39 yaşında olduğunu söyledi :D)

Hermes: Merhaba

(X) Kadın: (Şaşırarak) Merhaba

H:  Seni fark ettim, tarzın hoşuma gitti. Merhaba demek istedim.

(X) : Teşekkür ederim, çok ilginç bir tanışma oldu 🙂

H: Evet. İlginç biriyim. Ben Hermes.

(X): Ben de X.

Bir bankayı arıyordu ve daha sonra arkadaşlarıyla buluşacağını söyledi. Biraz sohbet ettik ve aynı sektörde çalıştığımızı fark ettik(Müdürmüş bir firmada). Aynı sektörde çalıştığımızı ve numaralaşıp kahve içebileceğimizi söyledi. Ben de numaramı verdim ve ayrıldık.

Aradan 2-3 gün geçmişti ve hafta başı yazdım. Normal şartlarda aynı gün için yazmayı tercih ederim ancak çok uzun bir set olmadığı için önemsememiştim.

H: Selam X, seninle tanışmak keyifliydi. Enerjin hoşuma gitti 🙂

(X): Ben de aynı şekilde memnun oldum.

(X): Profil fotoğrafın neden yok ?

H: Seksi yüz hatlarımı dünyayla paylaşmaya hazır değilim 😉

(X): Anladım. Müsait olduğunda bir kahve içmek isterim aynı sektörde çalışıyoruz sonuçta.

(X): Linkedin profil linki.. (Hatunun)

H: Sıkıcı bir iş görüşmesi vaat etmiyorsan kabul edebilirim

(X): Kendimden böyle bir şey beklemiyorum

H: Buna sevindim. O zaman cumartesi saat 7 Kadıköy ?

(X): Anlaştık

Linkedinden bağlantı kurmadım. İş görüşmesi gibi değerlendirmek istemedim. Aradan birkaç gün geçti ve Kadıköy yerine otopark yerinin daha müsait olduğu bir yerde buluşmanın daha mantıklı olacağını söyledi. (Seti açtığım gün park yeri bulamamış ve kavga etmiş). Ben de o gün maç olduğu için öyle olduğunu, her zaman park yeri bulduğumu söyledim. Peki dedi ve bir terslik olduğunu anladım. Kadıköyde buluşmaya çekindiğini düşündüm(Avrupa yakasında oturduğunu bu tarafı pek bilmediğini söylemişti). Buluşmamızda gerçekten de böyle olduğunu söyledi ve bir arkadaşının bilmediğin yere gidiyorsun adam seni sokağa falan çeker demiş. “O zaman bu seferlik senin istediğin bir yer olsun ama kahveler senden ;)” dedim. Tabi ki dedi ve Bebek’te bir mekan önerdi. O mekanda buluşmak için anlaştık. Saat içinse akşam 9 gibi arkadaşının doğum günü olduğunu daha erken müsait olup olmadığımı sordu. Akşam saat 5’e aldık. Bu durum da daha önceden karşılaştığım bir durum. Kadınlar yeterince tanımadığı erkeklerle çıktığı datelerde sıkıcı geçmesi ihtimaline karşı kaçış planı yapıyorlar 😀

Buluşma gününe kadar konuşmamıştık. Bana mesaj attı durumumu öğrenmek için. Buluşacağımızı söyledim. O yazmasaydı bir miktar geç kalacağımı söyleyip durumu kontrol edecektim 😀 Mekana daha önce gitmemiştim. Buluşacağımız saatten biraz daha erken buluşacağımız mekana gittim. Böylece oturacağımız masayı seçme fırsatım oldu. Mülakat pozisyonunda oturmayacağımız yuvarlak bir masa seçtim (Kino yapma fırsatım olmalı 🙂 ). Daha sonradan masayı sevdiğini söyledi 😉

Yaklaşık 15 dakika sonra mekana geldi. Biraz sohbet ettik ve tabi ki shit testler gelmeye başladı. Kaç yaşında olduğunu tahmin etmemi söyledi. 40 dedim. Hemen sonrasında “Kaç yaşında olduğunu biliyorum ve buradayım” dedim. Flört edebileceğimizi ancak başka bir şey olmayacağını söyledi (shit test). Ne güzel dedim ve yüzük rutinine başladım. Yüzük rutini Kino yapmak için güzel bir fırsattır dostlarım 😀 Yüzük rutinini yaparken biraz şakalaştık ve gülerken kolumu sıktı. Kolumu sıkınca X’cim bu işler bedavaya olmaz ödeme yapmalısın dedim. 2 kat gülmeye başladı.  Daha sonra mekandan kalktık ve biraz yürüdük sahil tarafında kadın-erkek ilişkileri, toplum vs muhabbet ettik. Bu arada o tarafta çok mekan bilmediğimi söyledim(gerçektende bilmiyordum.) Bugün kontrol sende dedim. Tabi ki bulamadı mekan. “Ben sana bulucam şimdi mekan tut elimi” diyip elimi uzattım. Kahkaha attı ama elim de hava kaldı. Hiçbir şey olamamış gibi konuyu değiştirdim. Bir mekan seçtim ve oraya geçtik. Mekanda hep karşılık oturuluyordu 4’lü masa şeklinde. Mülakat pozisyonu sevmiyorum ben diyip yanına oturdum güldü. Muhabbet ettik ve ederken ara ara kino yaptım. Her hangi bir kötü tepki yoktu beden dilinde, göz kısması vs. Sırtına dokunurken gülümseyerek “Hayırdır noluyor” dedi. Biraz doğrulup “Bir şey olduğu yok arkadaşımın sırtına dokunuyorum” kolunu sıkıp “şimdi de kolunu sıkıyorum” dedim. Gülümsedi. Daha sonra fanteziler hakkında konuştuk. Laf arasında iyi masaj yaptığımı söyleştim(Deer ‘ın eğitimini almıştım bir ara). Önceden vaktinin olmadığını söylemişti. O kalkalım demeden ben kalkalım dedim. Ben arabayla gelmiştim seni bırakayım dedim ancak kabul etmedi. Üstelemedim ve ayrıldık.

Akşam ayrıldıktan sonra bana mesaj attı ve benimle tanıştırmak istediği bir arkadaşının olduğunu söyledi.

(X): Seninle bir arkadaşımı tanıştırmak istiyorum

H: Ne için tanıştırmak istiyorsun

(X): Tanışır konuşursunuz 🙂

(Numarasını attı ve benim yaşlarımda olduğunu söyledi biraz bilgi verdi kız hakkında)

H: Olur üçümüz takılırız bi ara 😉

(X): İyi şakaydı 😀

Aradan 1-2 gün geçti aradım ve konuştuk. Yüzüklerin (yüzük rutini) çok etkili olduğunu söyledi. Etkili olduğunu biliyorum dedim. Muhabbet ettikten sonra bir sonraki Cumartesi için buluşmaya karar verdik. Daha sonra ekildim 😀 buluşacağımız gün mesaj attı.

(X): Bu şekilde buluşmamız hiç rasyonel değil

H: Hangi şekilde

(X): Flirt şeklinde 🙂

H: Resmen kandırıldım bana arkadaş olduğumuzu söylemiştin

Bu mesajlaşmadan cumartesi günü geçmişti. Üstüne bir şey yazmadım. Pazar günü bana mesaj attı.

(X): Arkadaş olup olmadığımıza karar vermek için ne zaman buluşuyoruz.

H: 3 saat sonra, hazırlanmak için çok vaktin yok acele et 🙂

(X): (Yine mekan attı)

(X): Buranın birası çok başarılı. Üşürsek de bana geçeriz

H: Olur ama çok zamanım yok yarın iş var

(X): Tabi ki benim de öyle

Yine mekana biraz erken gittim. Kadın geldi bira aldık ve bana bir şey sormak istediğini söyledi. Ben de istediğini sorabileceğini söyledim. Biraz anlatmakta güçlük çekti rahat ol dedim. “Bir arkadaşımın başına gelmiş biraz farklı bir masaj yaptırmış ve daha sonra para istenmiş böyle bir şey gerekiyor mu” dedi. Beni bir gülme aldı 😀  Şakayla “biraz alındım ben kendi ayakları üzerinde durabilen bir erkeğim” dedim. Sonra evine geçtik. İyi bir konumda lüks bir sitede oturuyordu. Eve girerken bana daha önce tanımadığın birinin evinde kaldın mı dedi.  Gülümseyerek “Cevabını bildiğin soruları sorma” dedim. Evini dolaştırdı. İçki hazırladı ve muhabbet ederken öpüşmeye başladık. Masaj yapacak mısın bana diyordu öpüşürken. Ben de önce hak etmen gerekiyor diyordum. Gerçekten hak etti masajı, (Güzel bir seks ile 🙂 ) Daha sonra yemek hazırladı ve beni metroya bıraktı.

Biraz ilginç bir saha raporu oldu değerli erkekadam üyeleri. Umarım verimli olmuştur. Kalın sağlıcakla..

Mr. Deer dan Değerlendirme;

Genel hatları ile güzel ve etkili buldum.. Hermes çok uzun süredir öğrencim, wingmanım ve daha önemlisi dostum. Saha eğitimi sonrası artık kendi oyununu oluşturdu. O yüzden oynunlarımız temel ahlaki ve sosyal prensipler olarak aynı ama kendimize özel bir çok farklılık içeriyor.

... bir kadına set açmamı söyledi. Ben de biraz tereddütte kalıp sete gitmeye karar verdim.(Çünkü benden bayağı büyük gözüküyordu, daha sonradan kadın 39 yaşında olduğunu söyledi :D)

Bu kısım bir çok arkadaştan soru aldığım bir  konu; hatunu beğendim ama yaşı büyük, ya bana bakmazsa. Bu o kadar kafaya takılacak bir şey değil bence, dene gör diyorum. (Eğer 16 yaşıda göstermiyorsan!) Ben ilk set açmaya başladımda 19-20 yaşlarında falandım. Özellikle 25-35 arası kadınlar daha çok dikkatimi çekiyordu ve onlara daha çok yüremeye çalışıyordum. Aslında arzu duymamın yanında birazda uyanıklık yapıyordum, çünkü o yaşlardaki hatunlar cinselliğinin farkında olduğu için daha kolay yakınlık kurabiliyordum. Ve kadınlar için genç ve dinamik bir erkeğin dikkatini çekebilmek, yaş ilerledikçe zordur;. Erkekler genelde daha doğurgan olmaları ile alakalı genç kızları tercih ederler. Özellikle 30+kadınlar, genç ve toy erkeklere ( 25 yaş altı ) cinsellik öğretme arzusu duyabiliyorlar. Bunu yaşadım bu arada, az önce bahsettiğim ilk zamanlarımda yaşadağım bölgede bir kozmetik dükkanı vardı. Orada çalışan olgun bir kadın benim sosyal yaklaşıma fazla flörtöz yaklaşıyordu. Çalışanlarla daha yumuşak bir flört etmeyi tercih ederdim hep çünkü hatun toplumsal baskı hissedebilir. Neyse gele gide bu hatunla sohbetimiz artmıştı, 39 yaşındaydı (minyondu ve max 32 derdim) ve sana herşeyi ben öğretmek istiyorum diyordu. Ben de çok ses çıkarmadım. Öyle de olmuştu, allah razı olsun ablamızdan. Sayesinde klitoris, G noktası vs baya öğrenmiştim :D.  Ama bu her zaman okey olacakları anlamına gelmiyor. Aynı zamanlarda Adana da 35 yaşlarında olduğunu düşündüğüm bir hatuna yaklaşmıştım ve daha açılışı yaparken biraz dinleyip bana ” yalnız ben senin annen yaşındayım” kahkaha atarak. Ben de o anlık küçük bir mavi ekran verdikten sonra hemen ”annem 40 yaşında” demiştim ama çoktan gidiyordu. Artık 28 yaşındayım ve 18-25 yaş daha cazip benim için 😀

Hermes: Merhaba

(X) Kadın: (Şaşırarak) Merhaba

H:  Seni fark ettim, tarzın hoşuma gitti. Merhaba demek istedim.

Açılış konusudan da çok aldığım bir soru; ne diyeceğim? Girişte sade ve anlaşılır olmak daha önemli, zaten ilk bir kaç dk ne dediğini anlamayacak ve hatırlamayacak. Tanışıp hemen arkasına kahve içtiğim hatunlardan da, günler sonra buluştuğum hatunlardan da ”sen bana ilk ne demiştin” vs gibi soruları çokça aldım. Girişte sade ve anlaşılır olup gelişme kısmına süsleme ve farklılık katmak daha mantıklı olacaktır.

Aradan 2-3 gün geçmişti ve hafta başı yazdım. Normal şartlarda aynı gün için yazmayı tercih ederim ancak çok uzun bir set olmadığı için önemsememiştim.

Bu da çok sorulan bir konu, ne zaman yazayım. İlk zamanlarımda saha raporlarımda bahsettiğim gibi numaramı vermez, 2 gün bekler ve pat diye arardım. Artık tanışıp ayrıldıktan sonra, numara mı kaydetsin diye 3-4 saat arasında ya yazar yada ararım. Eğer çok çabuk cinsel yakınlık kurduysam ve o anki duruma bağlı olarak, hatun biraz yürür ve yaklaşık 100 metre sonra görüş açımız varsa ararım ve ”ben Deer ve buradan popon harika gözüküyor” derim. Ama bunun için mutlaka kalçası ve fizigi için bir neg atmış olurum öncesinde..

(X): Profil fotoğrafın neden yok ?

H: Seksi yüz hatlarımı dünyayla paylaşmaya hazır değilim ;)

Bu tarz kasıntı ve ezbere cümlelere normalde hep karşıydım. Hermeste bu zamanla gelişti ve kendi sözleri olduğu için ona gidiyor ve kendisi anlık üretebiliyor. İlk zamanlarımda bende ezberlemeye çalışırdım ve mutlaka kullanmalıyım derdim. Doğal olmayınca mal (cool oduğunu sanan kasıntı) gibi gözüküyordum ve kadını kafada fazla büyütmüş oluyordum. Sonra zamanla alıştım ama ezber yapmaya çalışmanın yanlış olduğunu anlayınca ve bırakınca gelişti. Bu hataya düşen çok gördüm. GEREK YOK, DOĞALLIK DAHA İYİ. Kasıntı gözükmektense ”hoşuma gitmiyor” deyip geçmek daha okey bir durum. Yada ”biraz utagacım” de gül.. Yoo baya arsız gözüküyorsun derse, mavi ekran verme ama 😀

Kadınlar yeterince tanımadığı erkeklerle çıktığı datelerde sıkıcı geçmesi ihtimaline karşı kaçış planı yapıyorlar :D

Bu çokca denk geldiğim ve soru aldığım bir konu, burada erkekler korkuya kapılmaya musait. Beni beğenmedim mi? Neden böyle yapıyor? Acaba benden ilgi alıp akşam tokmakcısı olan kötü çocuğa mı gidecek? vs. Bu hiçbir şey demek değil, gidip buluş ve sonrasında çoğu zaman gitmiyorlar yada gerçekten işi oluyor ve sonra tekrar buluşuluyor. Ha her seferinde gidiyorlar ve gelmiyorlarsa o zaman problem sende, neyi yanlış yaptığını bulmalısın. Sakın ”abi bir kere buluştu sonra kayboldu neden” gibi genel bir soru sormakla kendini yorma, nedenini nerden bilebilirim ki ben orada değildim. Şu net ama, seninle görüşmek istememiş ama neden? Onu ben net tahmin edemem. Büyücü değilim :D.

Flört edebileceğimizi ancak başka bir şey olmayacağını söyledi (shit test).

Bunun benzeri ”arkadaş olarak buluşuyoruz değil mi?” Bu tarz shit testlerden geçmek için yapılması gereken ilk şey, daha hatunla buluşurken hayallere girip, daha tanımadan kesin almalıyım bu hatunu kafasına girmemek. İster bolluk zihniyeti de ister çerceve.. Termoloji mastürbasyonuna gerek yok. Kendine saygı duy, nefes alsın yeter deme! Zaten zamanla neyi isteyip neyi istemediğini anlar tartar biçersin hatunu. He de geç, ne dediğine değil nasıl davranığına bak, oynunu oyna. En fazla hatun, öpmeye yaklaştığında ”aa ben bu yüzden gelmedim” der. Sende ”ne var arkadaş arkadaşı öpemez mi, ne bu hanzoluk” der ve kahkaha atarsın. Şu da var bunu diyebilmen için önce efendi erkekliği bırakman lazım, onun içinde başta cevap vermeye çalış 4-5 ezilirsin sonra alışırsın.

Benden değerlendirme bu kadar, daha çok değinilebilir kısım var ama onlarıda Mahmut abi ile değerli okuyuculara bırakmak istiyorum. Tekrardan en başta anlattığım destekleri ve bugüne kadar ki emeği için de Mahmut abiye gönülden teşekkür ederim. Erkek adam blogu sakinleri başka bir içerikte görüşmek üzere..

 

Eski sevgilimi kocası ile gördüm, kendime gelemiyorum – Vaka Çalışması

Mahmut abi merhabalar. 8 yıl önce 2 yıllık bir birlikteliğim oldu. İlk kez aşık olmuştum ve gerçekten değer veriyordum. İlk sene aynı şehirdeydik ama 2.sene farklı şehirlerde üniversiteye başladık.

İlişki 18 yaşında başlasa, bittiğinde 20 yaşı civarındaydınız.

Her şey güzel devam ediyordu, evlilik hayallerimiz vardı,onun sınırlar koyduğu bir cinsel hayatımız da vardı.

Şirin ama o yaşlarda iki öğrencinin ilişkisi, genellikle 2-3 seneyi geçmez.

Neyse zamanla tartışmalarımız arttı, ben de biraz saçmaladım ve bolca hata yaptım ve ayrıldık. O benden ayrılmaya cesaret edemedi ama artık beni bitirdiğini hissettiğim için ben ayrıldım. Susan kadın için bitmişsinizdir olayını tam anlamıyla yaşadım yani.

Bittiğinde bazı kadınlar susar, bazı kadınlar seslerini açarlar.

1 ay gerçekten dibine kadar aşk acımı yaşadım ve sonra içime gömerek devam ettim. O, biraz zaman geçince; fake hesaplardan yazdı bana ama çok sallamadım ilk zamanlar. Aslında canım çok acıyordu ama gurur yapıyordum sanırım.

Bence Fake hesaptan yazılıyorsa, “o” yazıyor diye düşünmeyin. O yazıyor olsa bile.

Aradan 6-7 ay geçti bir vefat ile iyice duygusallaştım ve ona baya destan yazarak içimi döktüm. O,beni kötü hatırlamadığını,üzmek istemediğini falan söyleyerek reddetti. Ben de onun için aynı dilekleri ileterek hayatıma devam ettim.

Sonradan öğrendiğime göre o bu sürede yeni bir ilişkiye başlamış. Üstelik ayrılmak üzere iken instagramda görüp kim bu diye sorduğumda arkadaşım dediği biriyle. Bu beni biraz soğuttu ve uzunca bir süre çok düşünmeyip işlerime odaklandım. Elbetteki ara sıra aklıma geliyordu ve benim için çok özeldi tabi orası ayrı.

Neyse aradan yıllar geçti ve evlendiğini öğrendim, hafif bir burukluk yaşadım ama çok da sallamadım. Ancak; bundan 14 gün önce kocası ile el ele bir AVM’de karşılaştık. Bambaşka şehirlerdeyken nasıl denk geldik bilmiyorum ama sanırım benim yaşadığım şehre yerleşmişler. Bu görüntü ilk 2 gün bendeki bütün eski travmaları,aynı ayrılık acısını geri getirdi. 3.günden sonra kendimi iyi hissetmeye başladım,bir yazılım mühendisi olarak işlerime odaklandım ama online çalıştığım ve çok sosyal bir ortamım olmadığım için sık sık aklıma geliyor.

Yaklaşık 28 yaşlarında, karısı ve çocuğu olmayan bir adamsın. Akşam eve karına ve çocuklarına gitmen gerekmiyor. Gelirinin önemli bir kısmı ailene gitmiyor. Evden çalışmak bahane değil, evden çalışmak aslına bakarsan sosyal hayat için avantajlı. Senin profilinde bir adamın sosyal hayat edinememesinin sebebi zamansızlık, evden çalışma falan değil, asosyalliktir.

Senin sorunun, sosyal olarak, belki de ilişkisel olarak kızın bıraktığı yerde donmuş vaziyette olman. Derdin bu kız değil. Bu kız sana ne kadar renksiz, duygusal ve sosyal olarak çöl bir hayatın olduğunu hatırlattı. Hem de bunu, gerçeği suratına kamyon gibi çarparak hatırlattı.

Bu çektiğin çileyi hüsranı, fırsata çevir ve asıl problemini, sosyalleşmeyi hallet. Burada bu konuda yazdım, Patreon’da devam yayını da yaptım.

Bu süreçte ben hep kısa ilişkiler yaşadım ve ciddi ilişkiye mesafeleydim ama artık ben de ciddi bir ilişki istediğimi ve o duyguları tekrar hissetmek istediğimi anladım.

Kısa süreli ilişkiler belli bir tecrübe ve doyum yaratabilirler ama özellikle 25 yaşın üstündeki  çoğu erkek için, uzun süreli ilişkinin yerine geçmezler. Kısa süreli ilişkilerde, hemen hemen her zaman sizden 5 kat daha fazla erkekle yatan bir grup kadınla yatarsınız ve bu kadınlarla duygusal bağ kurmazsınız, kuramazsınız.

Sen, alt tarafı 2 senelik bir ilişkiden travmaya uğrama başarısı(!) göstermişsin. Bu nedenle uzun süreli ilişkilere girmekten korkar hale gelmişsin ve hayatın duygusal çöle dönmüş.

Bu kız masum,anlayışlı,iyi biriydi ve onun gibi birini bulamayacağımı düşündüm sanırım uzun bir dönem.karşıma da hayalimdeki gibi biri çıkmadı zaten.

Son günlerde ilk gördüğümde hissetiklerimi tekrar hissetmeye başladım. Sanki ayrılık acısı gibi acı çekiyorum.

Sanmam. Olay 8 sene önce olup bitmiş. Daha çok yerinde saymış olduğunun farkına varmak acı veriyordur.

Saçmalık olduğunun farkındayım ama keşkeler, pişmanlıklar kafamdan çıkıyor. Hayatımda başka kimseye aşık olmadım.

Ve bu tamamen senin suçun. 2 sene ilişki sonrası 8 sene geçmiş. Benim sık söylediğim bir şey var. Piyasada ve böyle bir ilişkiye açık bir adamsanız, uzun süreli ilişkilik ve aynı zamanda anlaşabildiğiniz kız karşınıza 1.5 senede bir çıkar. Yani sen bu tür bir ilişkiye açık olsaydın, 3-4 kere daha “aşık olabilirdin”.

Onları 2 sene önce de görmüştüm ve 5 dk şaşırıp sonra çok sallamamıştım. Bu sefer böyle olmadı,sanki bütün acılarım flashback ile geri döndü.

2 sene önce 25-26 yaşında daha kafana dank etmemiş demek ki.

Ben bu bataktan nasıl çıkarım çok huzursuzum. Evde bile duramıyorum duvarlar üstüme üstüme geliyor. Günümüzdeki kadınları gördükçe onun gibi birini bulamayacağımı düşünüyorum.

Eskiden, kısa süreli ilişkileri abartan adamlar bile “günümüz kadınları şöyle böyle” diye düşünmezdi. Beraber oldukları kadınların, kadın milletini temsil etmediğini bilirlerdi. Siz kısa süreli ilişkiler yaşadığınızda, çoğunlukla sizden daha da çapkın kızlarla beraber oluyorsunuz. Bana bazen çok genç çocuklar gelip ağlaşıyorlar. “Abi adam 100 kadınla yatıyor, onun gibi 10 bin adam olsa 1 milyon kadın böyle kötü çocuklarla yatıyor” gibi absürt matematikler öne sürüyorlar.

Her biri 100 kadınla yatan 10 bin adam genellikle, her biri 200 adamla yatan kadınlarla yatarlar. Yani sizin 10 bin kötü çocuğunuzu, 5 bin kötü kız çeviriyor. Arada tabii ki bu olayla alakasız kızlar da olur ama bu adamların elinden geçen kız sayısı, bu adamların sayısından azdır! Yani bunu bu “özde” kötü çocuklar da bilirler ama nedense aslen efendi erkek olan ve kafası hep öyle kalan elemanlar, fazla sayıda kızla olurken bu gerçeği göremiyorlar.

Son zamanlarda sosyal medyada ciddi bir redpill mankafa akım çıktı, yıllarca dejenere kısa süreli ilişki yaşayıp, oradan kadınlarla ilgili bilgelik çıkarmaya çalışan adamlar türedi.

Günümüz kadınları arasında senin eski kız arkadaşından çok var ama sen yaşam tarzın, uzun süreli ilişkiden kaçarak dejenere olan zihin yapın nedeniyle o kızlara ulaşamazsın, ulaşsan da onlar seni istemezler. Yaşam tarzını ve zihin yapını değiştirmen lazım. “Ya hacı günümüzde öyle kız yok” demek kolay ve egonun kıçına gökkuşağı üflüyor ama hem gerçek değil hem de gerçek olsa zaten yapacak bir şey yok. Günümüzde az sayıda “iyi kız varsa” o az sayıdaki iyi kızın senin gibi birine kalma ihtimali SIFIR. “Günümüzde kızların birçoğu böyle, ben ulaşamıyorum” dediğinde, olduğun düşük seviyeyi kabul edip acı çekmen lazım ama bu durumda güç sende zira bunu değiştirebilirsin.

Sen şu an böyle kızlardan çok az var diye kendini kandırıyorsun, az ise zaten hayatta bir kere karşına çıkar, o zaman bir daha asla bulamayacağına emin olduğundan duvarlar üstüne üstüne geliyor. Zira senin zihninde o kızı kaçırdın, bir daha asla olmayacak.

“Günümüz kadınları bozdu, düzgün kız çok az” olayına bir inandıktan sonra bunun nasıl kendi kendini gerçekleştiren kehanete dönüşeceğini bir düşünsenize! Buna inanan adam, bir şekilde düzgün bir kız bulduğunda, ona bulunmaz Hint kumaşı gibi davranacak, onu büyük bir ödül olarak görecek ve önünde efendileşip terk edilecek (bu tür masallara inanan çocukların, sonradan “kötü çocuğu” oynayan iyi çocuklar olduklarını unutmayın). Hem de zayıf davranışları yüzünden muhtemelen kaba bir şekilde terk edilecek. Ve “bu kız düzgün sanmıştım, ama o da değilmiş” diyerek, “günümüz kadınları çok bozdu, düzgün kız çok az” inancını pekiştirecek.

Tekrar ediyorum. Senin derdin bu kız değil. Senin derdin, asosyalliğin, kısa süreli ilişkilere kapılıp duygusal olarak doyamadığın ilişki hayatın. Eskiden mutlu olduğun bir kızın seni aşıp kendi hayatına devam etmesi, yaşının gerektirdiği ilişki aşamalarından geçmesi, senin 20 yaşından beridir olduğun yerde saydığını suratına çarptı.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Sürekli trip atan kızı alttan aldım, sonunda istemiyorum dedi – Vaka çalışması

Merhaba Mahmut Abi yaklaşık 1 ay önce otobüsde gördüğüm, aynı universitede okuduğum kıza itiraf yazdım. Kız bana instadan mesaj yazdı, baya bi konuştuk. Üniversitede büfede buluştuk, ama daha önemlisi üniversite dışında 1 kere buluştuk.

Konuşmanızın ayrıntısını bilemem ama buraya kadar iyi gitmişsin.

Whatsappa geçtikten sonra “Görüldü” nü neden kapattığımı sorguladı, ben de görünce okuyorum zaten falan düşüncesini uzun-uzun savundum.

Uzun uzun savunmak “ne olur anla beni” diye yalvarmaya girer. Bir veya iki kere sebebini söylersin belki ama ondan sonra hiçbir şey yapmana gerek yok.

Bunun gibi birçok şeyde trip yiyordum ama 2-3 iltifatla falan kendisine geliyordu.

Kız karın ağrısı bir şeye benziyor. Sen de tribe karşı yalakalık yaparak kızı daha fazla trip atmaya teşvik ediyorsun. Bana yazdığına göre “aman kızı kaybetmemeyim” diye yaptığın saçmalıklara rağmen kız seni bırakacak.

Buluşunca mükemmel beden dilimle bankta oturdum elimi arkaya attım. Yakın durdu hava soğuktu, daha yakın durmasını söyledim itiraz falan hiçbir şey olmadı. Hatta bir ara dudaklarına ruj falan sürdü onun hakkında konuştuk. (Ah benim mal kafam, kiss close yapamadım ve 2 ci defadır bunu yaşıyorum).

Fırsat olduğunda öpüşe gitmek önemlidir ama hayati bir şey değil.

“Biz neyiz”, “Beni alacakmısın” sorusu da geldi, “İki yakın insan” “Hadi gel şimdi gidip kağıtları imzalayalım” tarzı cevaplarla geçiştirdim.

Burada bir yerde, kızla sevgili olmayı hiç istemediğiniz durumda çerçeve ile ilgili bir örnek yazmıştım. Herkes onu kopyalıyor ama bu tavrın aynı zamanda kızların %80’inin sizi bırakması ile sonuçlanacağını biliyorsunuz umarım. Öyle de olmalı zaten, siz sevgili istemiyorken, bu %20 azınlığı arıyorsunuz.

Kalkınca koluma falanda girdi yani herşey mükemmeldi.

Uçtu uçtu, takipçi uçtu. Buluşma iyi geçmiş olabilir ama bunun nesi mükemmel? Bu tür yüklü kelimeler, buluşmanın çok iyi olduğundan çok senin kendini fazla kaptırdığına işaret.

Buluşma esnasında 70% o konuştu bazen kendimin sıkıcı olup konu açamadığımı farkettim, sadece onun söylediği şeylerden sorular sorarak konuşturuyordum.

Yeni yıla girince 00:00 da kıza tebrik mesajı yazmadım, dışarıda olduğum için, ama bunun tripi gerçekten çok ağır oldu. Buna baya bi takıldı, baya konuştuk açıklama falan verdim ( Çerçevem gg ), bende konuşmamızın yarısında ona cevap vermeyi durdurdum.

Kız karın ağrısı, özdeğeri düşük (her haltı kendi kişiliğine saldırı olarak algılayıp atar yapıyor). Ben bunlara beta erkeğin kadın versiyonu diyorum. İstediği kadar güzel olsun, böyle bir kızı bırakmanız lazım. Bırakmazsanız, çoğunlukla önce kendinizi küçük düşürüp sonra siz bırakılırsınız.

Burada bu kızın sana trip atmaya hakkı yok, öyle bir statüsü yok. Bu kıza yerini ve haddini kibarca bildirmek yerine açıklama yapıyorsun? Çerçeve darmadağın tabii.

1 gün dişimi sıkıp bekleye bildim …

Çerçeve gg ama yetmedi gg olan çerçeveyi açmaya çalışıyorsun.

Bu aşamada bu kızı salman lazımdı. Aşırı abazansın sanırım. Bu aşamada “bu nasıl saçmasapan bir karın ağrısı, en iyisi ben kaçayım” diyerek, ipleri eline alman ve kızın artık istese de sana ulaşmasını engellemen lazım.

ve “Nasılsın, bence sen bu tebrik mesajı yazmamamı boşver, bende bundan sonra daha dikkat göstereyim böyle şeylere, sorunumuz çözülsün” yazdım.

Bu şekilde %90 omurgasızlığınız ile başbaşa kalırsınız ve size yol verilir ama Allah korusun bu tavırla böyle bir kızla ilişkiye girerseniz, ayak paspası olduğunuz berbat bir ilişki yaşarsınız ve terk edilirsiniz.

“Istemiyorum” dedi. Bu kızın büyük ihtimalle geri dönüşü yoktur ( Keşke olsaydı ), ama ben burada kendimi analiz yapmak istiyorum.

Bu karın ağrısı ile keşke olsa diyorsan, fazla açsın muhtemelen.

Biraz analiz yaptıktan sonra bu kız beni rebound yapmış ola bilirmi düşüncesi aklıma geldi. Bide neden bu kadar herşeye takılıyordu anlamadım.

Kız karın ağrısı, özdeğeri düşük. Özdeğerini dışarıdan ilgi ile almaya çalışıyor, en ufak şey bile kırılgan egosunun tepkisi ile (kendi üzerine alınarak) atara, tribe dönüşüyor. Daha önce de çok bahsettim, böyle kızlar kendi ilişkilerini mahvetmeye programlıdırlar. Erkek bunların isteklerine boyun eğerse ayak paspası olur ve aşırı zayıf ve itici olduğundan terk edilir. Erkek bu kadına omurga gösterse, kadın bu seferde ego savaşına girer, yine erkeği terk eder. Ama bu tabii beta tipi erkekler için geçerli. Bu kızlar genellikle daha doymuş erkeklerden tekmeyi yer dururlar.

Uzun zamandır kızlarla da doğru düzgün iletişimim olmadı, bu en yakın olduğum kızdı. Kız olunca tüm redpill teorilerini unutduğumu farkettim.

Uzun süredir abazan olduğun belli. Bunu kendinize yapmayın yani kendinizi çölde bırakmayın. Zihniniz “bu adam kızlarla iletişimde değil, bu son şansı” diyerek sizi muhtaç hale getiriyor. Çölde bir bardak su bulsanız ve ufukta da başka su görünmüyorsa, o su için her türlü maymunluğu yaparsınız. O su burada olduğu gibi çamurlu olsa bile içersiniz. Oysa ufukta başka bardaklar görseniz, o suya muhtaç olmazsınız.

Bakın muhtaçlıktan kurtulmak için hemen birini bulmanız, birileriyle görüşmeniz bile gerekli değil. Bazı erkekler kadın ilgisine muhtaçlar ve 1 hafta kadın olmazsa, kendilerini aşağı hissederler ama çoğu erkek, sadece yakın gelecekte kız bulmaya gidecek yola girse bile, muhtaçlığın çoğundan kurtulur.

Ben bunu üniversitede birkaç kere deneyimlemiştim. Muhtaç his ve davranışlarım, kızlı erkekli yeni insanlarla sosyalleşmenin artması ile beraber, gerçekten bir kadınla bir şeyler yaşamadan aylar öncesinde giderdi. Hatta o zamanlar “önce muhtaçlığın gittiğini, sonra kadın geldiğini” gözlemlemiştim.

Hem yaşım 20 ve şuan ciddi bir ilişki düşünmüyorum, bazen bir şeyi anlamıyorum.

Ciddi ilişki düşünmüyorsun, kızlarla doğru düzgün iletişimin yoksa herhangi bir ilişkin de olmaz. Yani yalnız devam edersin.

Kızın bizi ilişkiye sokmaya çalışıp seks vermemesi, bizim ilişki vermeyip seks almamızdan daha kolay mı?

Konuyla alakası ne? Senin bir sokabiliten olsun önce. Ayrıca kızlar size seks vermezler, siz kızlarla seks yaparsınız. Siz de onlara ilişki vermezsiniz, onlarla ilişkiye girersiniz.

Yoksa bu tür şeyler benim beynimin yuyulduğunu mu gösteriyor?

Beynin fazla hap dolmuşa benziyor. Ama bir yandan da klasik abazan gibi davranıyorsun. Yani buraları hiç okumasan da daha kötü davranmazdın herhalde. Ya da belki buraları okuduğun için peşinde koşmuyorsun. O da iyi bir şey ama asıl kızla iletişimde doğru ve güçlü davranman lazımdı.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

 

Sevgilim beni engelledi (seni seven öldü zalım basımı) – Vaka Çalışması

Mahmut abi merhaba. Dün engellenmemin ardından buraya yazıyorum.

Yaklaşık 2 hafta önce sevgilimle yattıktan sonra büyük bir kavgaya tutuştuk ve açıkçası 8 aylık ilişkimiz boyunca hiç böylesini yaşamamıştık. Bu kavgada o kadar utandırıcı hatalar yaptım, o kadar kendimi küçük düşürdüm ki yazmaya utanırım.

En sonunda evinden ayrıldım ama pas pas olmuştum çok hatalarım oldu. Hepsini kabul ediyorum ama giderken kız yüzüme bile bakmadı ne kadar hatalar yapsamda hak etmediğim bir muamele gördüm ayrılırken.

Ne yaptın yalvarıp yakardın mı anlamadım?

Gel zaman git zaman kız başka ülkeye düğüne gitti (yurt dışındayız). Geldi ben ayrıldık diye kafama kodladım ve no contact uygulamaya başladım.

Şimdi ayrılma olmamış ama eğer sen haklıysan kıza ulaşmaman lazım.

En son olaylardan sonra ayrılığı kabullenmiştim.

“Ben ayrıldım, o kavgadan ve bana yaptığı saygısızlıktan sonra ona da söylememe gerek yok” diyorsan başka.

Neyse 2 gün önce bana mesaj attı ve “Müsaitsen bir konuşalım istersen” yazdı. Ben de kırıldığımdan ve kafamdan silmeye çalıştığımdan dolayı ona Edip Akbayram’ın Seni seven öldü şarkısını yolladım.

Hahaha 😀 Bugün de senin için utandık.

Ama hala seviyordum kendisini bunu yaparken bile neyse anında gördü ve “anladım” yazdı.

Doğru cevap 🙂 Burada ilişki içi rollerin nasıl değiştiğini görebiliyor musun? Kırgın, mahsun, aşık bir şekilde karşı tarafı bekleyen, kendisine ulaştığında şarkılı trip atan taraf olmuşsun. İlişkinin kadını olmuşsun. Bir de umursamaz, hayatına bakan, sonra sakin bir şekilde ulaşan, sakin cevaplar veren bir taraf var. Kız da ilişkinin erkeği olmuş. Bu dinamikle bu ilişki bitmeye mahkum. Sen ilişkinin kadını olmaktan memnun olsan bile, kadınlar ilişkide erkek tarafı olmayı istemezler.

Bana neden istersen konuşalım yazdı bilmiyorum belki ayrılmak için yazmıştı.

Belki. Aslında ulaşmayarak doğru yapmışsın ama tek cümlede işi batırmışsın.

Belki de düğün ve zaman ona iyi gelmişti konuşmak istedi.

Konuşsaydın öğrenirdin. Bak konuşmak zorunda değilsin. “Nalan bizden olmuyor, kasmayalım” diye erkek adam gibi konuşup terk edebilirdin. Ama sen ne yaptın? Arabeske bağladın. Arabesk genetiğimizde mi var nedir bilemem ama beklentin “Ferdi ne olur, ne olur bir dinle” gibi bir şey yapması herhalde.

Burada kızla devam etmek istiyorsan buluşur konuşursun. Arabesk hayallere, triplere dalmazsın. Bunlar gerçek hayatta hep geri teperler. Yok olmuyor dersen bırakırsın, buluşmana gerek yok. Ama “seni seven öldü” nedir yahu? Hem o “seni seven öldü zalım” olacak, zalım kısmını yazdın umarım ?

Bilemem neyse bu şarkıyı göndererek azda olsa yerlerde olan gururumu birazcık kurtarmıştım kendimce.

Hayır. Komik duruma düştün. Hayır buluşmak istemiyorsan tamam, onu söyleyebilirdin. Hiç cevap vermesen bundan daha iyiydi.

Bir gün boyunca öylece durdu ama ertesi gün beni whatsapptan engelledi. Başka sosyal medyam olmadığından tek oradan engelledi. Açıkçası beni engellemesine içerledim moralim bozuldu zaten sürekli sizin yayınlarınızı dinleyerek güçlü duramaya çalışıyordum.

Konuşalım diyen kıza “seni seven öldü” yazıyorsun, engelledi diye içerledim mi diyorsun? İyi etmiş bence.

Şimdi bu engellemesiyle biraz dengelerim bozuldu.

Bu da az önce dediğim gibi, kız gibi trip atınca, “Ferdi/Emrah/İbrahim ne olur bir dinle” tepkisi bekliyorsun ama o arabesk filmlerde ve 80-90’larda kaldı (o zaman da gerçek hayatta öyle bir şey yoktu). Bunları kızlar yaparlar, erkekler değil. Kaçan kovalanır aptallığı.

Engelleyen eski sevgili vs yayınlarınızıda dinledim ama benim durumum çok enteresan bir durum.

“Seni seven öldü zalım” kısmı olaya renk katıyor ama enteresan ya da özel bir durumun yok. Engellendin, engelleyene ulaşmazsın. Nokta.

Çünkü no contact yapıyorum, bana yazıyor sebebini bilmesem de. Sonra bir nevi bana yazarak istediğimi alıyorum.

Sana yazanı görmezden gelmeye no contact (iletişimi kes) değil, ghosting denir. Eğer kız ruh hastasıysa ya da büyük bir saygısızlık yaptıysa uygulanabilir ama kaçan kovalanır diye değil. Kızı hayatından atmak için yapılır. Sen tabii “istediğimi alıyorum” derken kaçıyorum, kovalıyor diye hayal dünyasındasın ama ghosting birinden kurtulmanı sağlar. Burda da sen istemesen de o şekilde çalışmış.

Ama sonra seni seven öldü mesajını yolluyorum acaba böyle yaparak çok sert bir kapanış mı yaptım?

Kaba davrandığın kesin, ayrıca kendini komik duruma da düşürdün. Kadınlara çokça satılan şu boktan “kaçan kovalanır” taktiğini uyguluyorsun. Daha da kötüsü “zor kızı” oynuyorsun ve erkek peşinden koşacak sanıyorsun. Ama iletişimi kestikten sonra sana ulaşana “seni istemiyorum, beni rahat bırak, öldü var say” diyorsun. Bunun sonucu ilişkinin bitmesi, karşı tarafın seni bırakması olur.

Bir daha asla bana yazmaz mı?

Ayrılmak için hamle yapıp ayrıldığınızda neden ayrıldık diye sorman saçmalık. Aklı varsa yazmaz.

Birazcık gururlu bir yapısıda var ondan dolayı çekiniyorum.

Kızın peşinde salya sümük koşmak için bahane arayanların en çok sarıldığı bahanelerden birisi de bu.

Yanlış anlaşılmasın kendisi iyi bir insan ve beni sevdiğinden şüphem de yok.

Ne kadar çok sevdiği şüpheli. Sen de çok sevilecek bir erkek gibi davranmıyorsun. Pek sevilecek bir erkek gibi de davranmıyorsun.

Asla kendisine ne olursa olsun lafta kondurmam bitse bile ama kafam karışık abi. Bu kızı kaybettim ,bunun gibisini bulamam gibi negatif duygularada kapılmaya başladım.

Bu kadar kırılganlaşman, feminenleşmen sonucunda bu tür yokluk, muhtaçlık düşüncelerine kapılman şaşırtıcı değil. Kötüsü, bu kafayla aşırı itici olacağından, gerçekten de bulamazsın.

Yurt dışında az Türk kızı olması gibi sebeplerde bu duygumu ateşliyor.

Peşinden koşmak için her bahaneye sarılacaksın.

Beni engellemesi acaba aşırı üzüntüsünden miydi? Yoksa aşırı sinirinden mi?

Sen öyle yoğun duygular hissetmeye değecek bir erkek gibi davranmıyorsun. O nedenle sanmam.

Sebebini bilemem ama bir koca gün sonra engeli bastı anında basmak yerine.

Belki arabesk harikalar diyarından çıkarsın diye beklemiştir, çıkmadığın için engeli basmıştır.

Daha öncede ayrıldık ama kız hepsinde bana geri döndü.

Bir dakika. Sadece 8 aylık ilişkide görünen o ki 2 kereden fazla ayrılık olmuş. Bu, sizin boktan bir ilişkiniz olduğuna, bu ilişkinin bitmeye mahkum olduğuna, sizin uyumsuz olduğunuza işaret.

Hatta çok büyük ağlama krizlerine girdi zamanında bende onu geri almıştım.

O terk ediyor ve o geliyorsa hata etmişsin. Bir kadının sizi sadece 2 kere terk etmesine izin verin. İkinci terk edişinden sonra geri almayın. Bunu ilke edinirseniz, yıllarca yanlış kadınla beraber olmak ve sonrasında da birkaç yıl bunalım atlatmak gibi en az 4-5 senenizi yok edebilecek bir felaketten kurtulursunuz. Kadınlarla daha başarılı ve doyumlu ilişkilere girersiniz.

Kendisini gerçekten seviyorum ama böyle bir durumdayım şu anda.

Kendisini gerçekten sevmeyi bırakmaya başla. Gönül ferman dinler merak etme. Zaman alır ama hızlı bir şekilde bu kızı sevmeyi bırak. Sizden olmuyor işte. Sen ilişkinin çıtkırıldım kadını olarak kalıp bu ilişkiye yapışacaksan, birgün sizden olmadığını o fark edecek ve seni geri dönüşsüz terk edecek. Olmayacak ilişkiyi oldurmaya çalışan, ilişki devam eder ya da ayrılırız tercihleri olduğunu sanıyor. Oysa senin önündeki iki seçenek şunlar: Ya terk edileceksin, ya terk edeceksin.

Bana bu enteresan durum için ne söylersiniz abi ? Dilerseniz bunu Vaka çalışmasıda yapabilirsiniz eğer diğer insanlar tarafından ders çıkarılıcak yerler varsa.

Çok enteresan değil. İlişki sürecinde, kendini yokluk zihniyetine sokup, olmayacak bir ilişkiye mahkum etmiş, ilişkide kadınlaşmış bir erkek var. Burada çok görüyoruz. Ama bazı temel kuralları tekrar etmek açısından iyi bir yazı oldu:

  1. Bir ilişkiyi ilişkinin kadını olarak kurtaramazsınız. İlişkinin kadını olmak ilişkiyi daha hızlı bitirir ve kendinizi küçük düşürürsünüz.
  2. Bir kadının sizi sadece iki kere terk etmesine izin verin. Üçüncü şansı vermeyin yani iki kere terk etti mi, bir daha başlamayın. İsterse bundan sonraki hayatını size yalvarmaya adasın başlamayın. Başladınız mı olacak şey bu. “Sen terk et, yeterince uğraşırsan ben de bir yere gidebilecek bir erkek değilim, seni geri alırım” diyorsunuz. Bundan sonra o kız sizi, birgün kesin terk edene kadar terk etmeye devam eder.
  3. Aslında sizin ya da onun terk etmesi de çok önemli değil. 8 ayda 2 ayrılık oluyorsa, hatta 3 ayrılık oluyorsa sizden kesinlikle olmaz. Boşa kasmayın.
  4. Arabeske bağlamayın. Arabesk hikayenin “erkek” kahramanı “toksik feminendir”. Fazla duygusal, ağlak, kırılgan ve takıntılıdır. Gerçek hayatta iticidir.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Patreon yayınlarımıza da göz atmayı unutmayın.

Bu vaka çalışmasını yayın olarak daha geniş şekilde de ele aldım.

Kadın gözünden muhtaç erkek – Vaka Çalışması

Ben sizi yeni keşfetmiş bir kadın takipçinizim. Yayınlarınızda sıklıkla bahsettiğiniz, erkeğin muhtaç davranarak kadını soğutması konusunu öğrendikten sonra, görüşmek istemediğim bir erkekten neden soğuduğumu daha iyi anladım ve kendimi daha iyi hissediyorum. Teşekkür ederim.

Bunu bazen görüşme yaptığım kadınlarda da görüyorum. Adam kağıt üzerinde ideal ama kadının peşinde fazla koşuyor ve kadın adamdan soğuduğu için kötü hissediyor. Neden soğuduğunu anlattığımda ise suçluluk duygusu ortadan kalkıyor.

Kadınlar çoğu zaman bir erkekten neden soğuduklarını, en azından bilinç seviyesinde, anlayamıyorlar. Başında hoşlandıkları adam ile, sonradan hoşlanmadıkları adam görünürde aynı ama aslında davranışsal olarak aynı değil. Arada çok fazla özdeğer ve özgüven düşüklüğü sinyalliyorlar ve kadını duygusal olarak soğutuyorlar.

Kağıt üzerinde iyi özelliklerin pozitif etkisi maalesef, duygusal zayıflığın ya da muhtaç iticiliğin negatif etkisini kapayamayabiliyor. Tam tersi de geçerli. Kağıt üzerinde kötü özelliklerin negatif etkisi, duygusal gücün ve muhtaç olmamanın pozitif etkisi ile kapanabiliyorlar. Bu nedenle de kadınların istediklerini söyledikleri (kağıt üzerinde iyi) özellikler ile sonunda beraber oldukları adamlar birbirinin tamamen zıttı olabiliyorlar. Örneğin serseri diyebileceğimiz bir erkek daha çekici olabiliyor ya da daha çulsuz ve statüsü düşük bir adam çekici gelebiliyor.

Bazen bu nedenle bir kadının ölsem o adamla olmam dedikten sonra o adam için ölüp bittiğini görebiliyorsunuz. Çünkü adam kağıt üzerinde kötü ama duygusal olarak çekici. Kadının duygusal ve cinsel olarak çekim duyması ile, şunu istemem, bunu istemem listesi çöpe atılıveriyor. Cinsel ve duygusal çekim, bir tercih değil, dürtüsel seviyede olan bir şey.

Burada bazı erkekler, bu kadının bu adamla olmasından, kötü olacaksın, kötü davranacaksın birader sonucunu çıkarıyorlar ama adam kötü olduğundan değil, kötü olmasına rağmen çekim yaratıyor. Bu adamların kötü olmalarına, kötü davranmalarına rağmen nasıl çekim yarattıklarından tabii ki iyi dersler çıkarabilirsiniz ama daha derine bakmanız lazım. Yoksa “siken sevilir, seven sikilir” sığlığında debelenirsiniz ve genellikle de hem kötü hem de itici biri olur çıkarsınız.

Bu arada bu durumun bir benzeri ama daha görsel odaklı olanı erkeklerde de var. Bir erkek kağıt üzerinde berbat (kötü karakterli, güvenilmez, kafadan kontak) bir kadına, sırf çok güzel ve cilveli diye cinsel çekim duyup, onunla ilişkiye girerek hayatını karartabiliyor.

Kağıt üzerinde iyi özellikler rasyonel olarak çekici olsalar da aslolan duygusal çekim ve bunu da erkeğin zihinsel ve duygusal gücü, umursamazlığı (muhtaç olmaması) gibi özellikleri sağlıyor.

Bahsettiğim adam 33 yaşında. Ben 28 yaşındayım. Başlangıçta, kağıt üzerinde ideal bir erkek gibi duruyordu. Ama daha birinci buluşmamızın ardından, her gün birkaç kez mesaj atmaya, mesajlarına biraz geç cevap versem (çalışıyorum), “bir şey mi oldu, iyi misin?” diye sormaya başladı. Bir şey mi oldu diye sorması beni rahatsız ediyordu ama neden olduğunu sizden öğrendim. Aslında farkındaydım sanırım ama söze dökemiyordum. “İnsani olarak merak ettim” motivasyonuyla yazdığını ima ediyordu ama aslında benim onu unutmamdan korkuyormuş.

Bingo! Evet, sana ne olduğunu merak ettiğinden değil, kendisini unutacağından korktuğu için “iyi misin” mesajı yazıyor. Efendi adamın toksik kırılganlığı. Boşuna “iyi” çocuk, iyi değil “sinsi” demiyoruz.

Adam, sen ona hemen ulaşmadığında kaygı duyuyor. Kaygısını kendi başına yönetemediği, kaygısı ile sağlıklı bir şekilde başa çıkamadığı için de, kaygısını senin rahatlatman için sana ulaşıyor ve “sorun mu var, iyi misin?” diyor. Senden “iyiyim oğluşum, annen seni unutmadı, seni bırakmayacak” demeni bekliyor. Yeni bu kelimelerle değil tabii, cevap vermen, sıcak davranman için. Böyleyece kaygısı yönetilecek.

Sorun şu ki, kaygısını senin sırtına yüklediğini hissediyorsun ve bu yükü sırtına yükleme isteği nedeniyle soğuyorsun.

Sürekli ulaşması, hemen cevap vermediğimde bazen benim esenliğimi düşünüyormuş gibi ama bazen de pasif agresif şekilde ikinci mesajı atması (“hanımefendi beni unuttun” gibi şeyler de yazıyordu) nedeniyle, üçüncü buluşma bile olmadan ona zamana ihtiyacım olduğunu söyledim.

Bana “başka biri mi var?” dedi.

Daha iki kez buluşmuşsunuz ve soruya gel. Bir kere kendisi daha yok ama ikincisi daha kendisi bir şey değilken sana duygusal olarak yapışmış.

Bir erkeğin sadece bir iki kez buluşmayı, pembe panjurlu evinin erini, kısmetini bekleyen genç kız kadar ciddiye almaması lazım. Daha iki buluşma olmuş ve sanki sevgiliymişsiniz gibi davranıyor.

İlerde evlenip çoluk çocuğa karışacak olsanız bile birliktelik eğlenceli, hafif ve zaman içinde gelişen bir şey olarak başlamalı. Arkadaş burada tamamen muhtaç davranıyor, muhtaç duruma düşmüş. Bir kadın bir erkeği ilişkiye çekmeli, bir erkekle ilişkiye girmek zorundaymış, buna iteleniyormuş gibi hissetmemeli.

Bu aşamada bir kadın bu arkadaşı sırf duygularını incitmekten korktuğu için de bırakabilir. Daha bir buluşmadan böyle düştü, devam edersem çok incinir diye bırakabilir. Bir erkeğin böyle kırılgan bir çocuğa dönüşmemesi lazım.

Şimdi bu sorun mu diyeceksiniz ama buluşmalarda bana çok fazla eğiliyordu ve ona söylediğim şeyleri bana tekrarlayıp duruyordu. Bunlar bana korkutucu geldi.

Şimdi erkek takipçiler ne kadar ciddiye alıyorlar bilmiyorum ama hafifçe kızdan uzağa ve arkaya eğilip, rahat ve kollar – bacaklar açık bir şekilde oturmanız önemli. Böylece hem farkında olmadan kızın özel alanına fazla girmekten kurtulursunuz hem de genellikle kızın size daha fazla yaklaşmasına fırsat verirsiniz. Aslında bu şekilde oturursanız ve aranızda bir çekim olursa, kadın yavaş yavaş size yaklaşıp kucağınıza sokulabiliyor ya da üstünüze çıkabiliyor. Kadına eğilmeniz ise muhtaç sinyalleri gönderiyor ve kadının sizden uzaklaşmasına sebep oluyor. Özellikle yan yana otururken buna dikkat edin.

Kadının sözlerini tekrarlama olayını pek anlamadım ve duymadım ama arıza bir hareket.

Ben bu adamdan hoşlanmayı gerçekten çok istedim ve ilk buluşmada hoşlanıyordum da. Ama ne kadar istesem, ne kadar kendimi zorlasam da hoşlanamadım. En son ilişkimin üzerinden 2 sene geçmesine ve uzun süredir yalnız olmama rağmen, tüm yakın arkadaşlarımın bir şans ver demesine rağmen hoşlanamadım. Adam erkek güzeli değil ama tipsiz de değil. Oldukça fit ve iyi giyimli. Dışardan baktın mı uzun süreli yanlızlığımdan sonra üstüne atlamam gerekirdi ama hayır. Bu olmadı.

Cinsel ve duygusal çekim bir tercih değil. Kendimizi rasyonel düşünce ile bir kadından veya erkekten hoşlanmaya zorlayamayız. Tatsız bir yemeği rasyonel olarak çok tatlı bir yemek olarak hissetmeye zorlayamayacağımız gibi.

Aslında dikkat ederseniz kadın “biraz zamana ihtiyacım var” diyerek adama yardım etmeye bile çalışıyor. Yani “biraz daha az peşimden koş, bana muhtaç olmadığını göster” diyor.

Bana biri mi var dediğinde, aslında bu onu ilgilendirmese de kibarca hayır dedim. Gerçekten de uzun süredir görüştüğüm ilk ve tek kişi oydu.

Ona zamana ihtiyacım var dedikten 2 gün sonra beni aradı ve “yeterince uzak kalmadık mı?” dedi.

Allah’ım sana geliyorum 🙁 Daha yeni bir yayında bahsettim, bu olay trajikomik. Bir kadın size zamana ihtiyacım var dediğinde o zamanı ona verin ve o size ulaşmadan ona ulaşmayın. Bu kadın sevgiliniz değilse hemen bırakın, bu iş olmayacak varsayın ve kendi hayatınıza bakın. Eğer sevgilinizse, bir iki hafta içinde size ulaşmazsa ayrıldık var sayın. Ama 2 gün bekleyip kıza ulaşmayın. Bu çok muhtaç bir hareket. Bırakın o sizin peşinizden gelsin.

Kadın takipçi 2 kere buluştuğu adam ile ilgili itici, korkutucu, rahatsız edici gibi kelimeler kullanıyor. Normalde eli yüzü düzgün, medeni ve kağıt üzerinde birçok pozitif özelliği olan bir erkek bu. Ama maalesef kadın erkek ilişkilerinde kendisini kontrol edemediği için itici ve zaman zaman korkutucu davranışlar sergiliyor.

Bunun üzerine düşünüp taşındığımı ve artık görüşmek istemediğimi söyledim.

Beklenen son. Buradan çıkarılacak ders, bir erkeğin muhtaç, kaygılı davranışlar sergilememesi gerektiği. Kadının peşinden fazla peşinden koşmaması gerektiği. Adam resmen kadının kendisi ile beraber olma ihtimalini sıfırladı. Sanki özellikle sıfırlamak ister gibi. Ama maalesef ne yaptığından, neden böyle olduğundan haberi bile yok.

Bana aramızda bir şeyler gelişebileceğini, biraz zaman vermem gerektiğini söyledi.

Bu aşamada bu işin dönüşü olmasının tek yolu, adamın “ben görüşmeye devam etmek isterim, fikrin değişirse bana ulaş” diyerek bu işi burada bırakması. O zaman da olma ihtimali yüksek değil ama peşinden koşup ikna etmeye çalışarak elde edeceği ihtimalden daha yüksek.

İstemediğimi söyledim. Soğuk bir şekilde keyfin bilir dedi ve kapattı.

“Keyfin bilir” kuyruk acısı belirtir, bu kelimeler kullanılmamalı.

Bizi ortak arkadaşlar tanıştırmıştı ve tabii benim adamla görüşmeye devam etmem için baskı yaptılar. Ertesi gün iş yerime çiçek gönderdi.

Arkadaş sıçtı, sıvamadan bırakmayacak. “Bak çiçek gönderdim, şimdi bana bir şans vermek zorundasın”. İlgiyi pazarlıkla almayı aştı, parayla, hediyeyle almaya çalışıyor.

Tabii “çiçek için teşekkür ederim” diye mesaj atmak zorunda kaldım. Benden bir buluşma şansı vermemi istedi. Hiç içimden gelmediği için reddettim. Bu nedenle de çok kötü hissettim, kötü bir insanmışım gibi hissettim.

Ortak arkadaşımıza benim gözümün yukarıda olduğunu, bana yetmediğini, çok istiyorsam daha iyi birini bulmam gerektiğini söylemiş. Oysa bana yetmemeyi bırakın, kendisi benim aradığım kriterlerin fazlasına sahip bir erkek. Kriterlerim de öyle yüksek değil zaten.

Kağıt üzerinde aradığından fazlası var ama özgüven, özdeğer, duygusal kontrol, duygusal ve zihinsel güç yok maalesef.

Bu adama kapıyı böyle kesin kapamak canımı çok sıktı. Kendimi kötü biri gibi hissettim ama şimdi neden böyle olduğunu anlıyorum. O kadar genç değilim, elini sallasan ellisi değilim, uzun süredir yalnızım, çok fazla erkekle buluşan biri de değilim. Başka biri karşıma kim bilir ne zaman çıkacak. Ama ne kadar istesem de kendimi daha fazla buluşmaya zorlayamadım. Sadece bir şey hissedemesem neyse, o zaman daha fazla buluşabilirdim. Ama maalesef bir şeyler hissettim. Sürekli mesaj atması, mesajlarına cevap almadan bir daha mesaj atması, pasif agresif davranışları, buluşmalardaki tedirginliği, vs. yüzünden kötü şeyler hissettim.

Artık bunların neden olduğunu biliyorum ve oldukça rahatladım. Size tekrar teşekkür ederim.

Rica ederim.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.