Onu unutamıyorum – Saplantılı aşk ya da limerans

Bugün, özellikle ayrılık sonrasında ya da hiçbir zaman doğru dürüst ilişkiye dönüşmemiş bir yakınlığın ardından birçok erkeğin yaşadığı ama adını koyamadığı bir durumdan bahsedeceğiz.

Bir kadınla birkaç kez görüştünüz diyelim. Belki kısa bir şey yaşadınız. Ya da belki aynı iş yerindesiniz. Belki kadın size zaman zaman ilgi gösterdi ama hiçbir zaman bir birlikteliğiniz olmadı. Belki de eski sevgiliniz sizi terk etti ve aradan aylar, hatta yıllar geçmesine rağmen onu kafanızdan çıkaramıyorsunuz.

Sabah gözünüzü açtığınızda ilk aklınıza gelen kişi o. Gece yatarken son düşündüğünüz kişi yine o. Bir şarkı duyuyorsunuz, onu hatırlıyorsunuz. Bir yere gidiyorsunuz, “Buraya onunla gelseydik ne güzel olurdu,” diyorsunuz. Sosyal medyada bir şey paylaşıyor; paylaşımın size gönderilmiş gizli bir mesaj olup olmadığını çözmeye çalışıyorsunuz. Hikâyenize baktı diye umutlanıyor, birkaç saat mesaj atmadı diye çöküyorsunuz.

Siz belki buna aşk diyorsunuz, kara da olsa sevda diyorsunuz. Ama bu aşk değil. Hatta çoğu zaman kadın gerçekten tanıdığınız bile yok. Ortada, zihninizin o kadının üzerine giydirdiği bir karakter var.

Bu durumun adı “takıntılı aşk” ya da “limerence”. Ben burada Türkçe söylenişi kolay olsun diye ve olay aşktan uzak olduğu için “limerans” kelimesini kullanacağım. 

Limerans, bir kişiye karşı duyulan yoğun özlemle, istemsiz ve saplantılı düşüncelerle, sürekli karşılık işareti aramayla ve o kişinin sizi istemesine yönelik güçlü ihtiyaçla tanımlanan psikolojik bir durum.

New York Times bu konuda This Kind of Obsessive Attraction Isn’t Love. But It Has a Name adlı bir yazı yayımladı. Yazının anlattığı vakalardan biri Jordan isimli 35 yaşında bir kadın. Jordan, bir iş arkadaşıyla dışarıdan bakanların gündelik ve pek ciddi görmediği bir yakınlık yaşıyor. Üstelik adamı çok iyi tanımıyor. Buna rağmen onun ruh eşi olduğuna inanıyor ve sekiz yıl boyunca bu adama saplanıp kalıyor.

Evet, yanlış okumadınız. Sekiz yıl!

Jordan her gün onu düşünüyor. Şarkı sözlerinde onu görüyor. Onunla iletişim kurmak için bahaneler yaratıyor. Zihninde, sonunda birlikte oldukları ayrıntılı fanteziler kuruyor.

Şimdi burada çok önemli bir noktayı kaçırmayın. Jordan’ın yaşadığı şeyin yoğunluğu, ilişkinin gerçekliğiyle orantılı değil. Adamı ne kadar iyi tanıdığıyla da orantılı değil. Duygunun büyük olması, ilişkinin büyük olduğu anlamına gelmiyor. Duygunun gerçek olması, zihninizde kurduğunuz hikâyenin gerçek olduğu anlamına da gelmiyor.

Bir insanın en sık düştüğü tuzaklardan biri bu:

 “Bu kadar yoğun hissediyorsam, bu kadın ya da erkek özel olmalı.”

Hayır. Bu kadar yoğun hissediyor olmanız, sizin içinizde bir şeylerin çok güçlü biçimde tetiklendiğini gösterir. Karşınızdaki kişinin ya da onunla aranızdaki şeyin gerçekten olağanüstü olduğunu değil.

Limerans nedir, ne değildir?

Limerans kavramı psikolog Dorothy Tennov tarafından 1970’lerde ortaya atılıyor. Fakat bu, ruhsal bozuklukların sınıflandırıldığı DSM’de ayrı bir hastalık tanısı olarak yer almıyor. Yani internette iki video izleyip kendinize teşhis koymayın. Her hoşlanma limerans değil. Her ayrılık acısı da psikolojik hastalık değil.

Birinden hoşlanırsınız, aklınıza sık sık gelir, heyecanlanırsınız. Bu normaldir. Bir ilişki biter, üzülürsünüz, bir süre yas tutarsınız. Bu da normaldir. Uzun süreli bir ilişkiden sonra iki üç ay kendinize gelemezsiniz, bu da normaldir.

Mesele, bu duygunun aylarca ya da yıllarca hayatınızı ele geçirmesi; işinizi, uykunuzu, iştahınızı, sosyal hayatınızı ve yeni insanlarla bağ kurma becerinizi bozması. Bu durumda siz artık bir duyguyu yaşamıyorsunuz; duygu sizi yönetiyor.

Limerans ile aşk arasındaki temel fark şudur: Aşk, karşınızdaki gerçek insanla ilişki kurar. Limerans ise çoğunlukla belirsizlik ve fantezi üzerinde yaşar.

Aşkta karşınızdakinin güçlü yanlarını da kusurlarını da görürsünüz. Davranışlarına bakarsınız. Size uygun olup olmadığını değerlendirirsiniz. O da sizi gerçekten tanır, seçer ve ilişkinin yükünü sizinle birlikte taşır.

Limeransta ise karşınızdaki insan bir insandan çok sembole dönüşür. Mutluluğunuzun, kurtuluşunuzun, tamamlanmanızın sembolü olur. İçinizden şunu söylersiniz:

“Bu kadın/erkek beni seçerse değerli olduğumu anlayacağım.”

“Bu kadın/erkek geri dönerse hayatım yeniden başlayacak.”

“Onunla olursam artık yalnız, yetersiz ve eksik hissetmeyeceğim.”

Bu nedenle aslında onu istemekten daha fazlasını yapıyorsunuz. Ona, sizi kendinizden kurtarma görevi veriyorsunuz.

Hiçbir insan bu görevi taşıyamaz. Taşımak zorunda da değildir.

Siz ona değil, ihtimale bağımlısınız

New York Times yazısındaki en güçlü ifadelerden biri şu: Limeransı besleyen yakıt belirsizliktir.

Mesela karşınızdaki sizi açıkça istemiyordur ama tamamen de kaybolmuyordur. Bazen mesaj atıyor, bazen ortadan kaybolurdur. Bir gün sıcak, ertesi gün soğuktur. Sizi sevgili olarak seçmez ama ilgiyi de bütünüyle kesmez. Siz de bu düzensiz ilgi kırıntılarının başında beklersiniz.

Bir mesaj gelir, havaya uçarsınız. Mesaj gelmez, çökersiniz. Hikâyenize bakar, “demek ki hâlâ beni düşünüyor,” dersiniz. Bir fotoğrafın altına belli bir şarkı koyar, şarkı sözlerinin sizinle ilgili olduğuna karar verirsiniz. Aynı filmi sevdiğinizi öğrenirsiniz; bunu kaderin işareti sayarsınız.

Özellikle sosyal medyadan sonra, sanal “belirsizlik” büyük bir sorun olmaya başladı. Aslında karşı taraftaki insan gerçek bir belirsizlik olmadan limerans pençesindeki insanı istemiyor. Ama kişi karşı tarafı sanal olarak stalkladığı için, limerans fantezisini belirleyecek imalar ve anlamlı zamanlamalarla mutlaka karşılaşıyor.

Bunların hiçbiri bir ilişkinin kanıtı değildir.

İlişkinin kanıtı açık, tutarlı ve karşılıklı yatırımdır. Karşınızdaki insanın sizi düzenli olarak görmek istemesidir. Size zaman ayırmasıdır. Hayatında yer açmasıdır. Söylediğiyle yaptığının birbirini tutmasıdır. Sizi belirsizlikte bekletmek yerine sizi seçmesidir.

Limerans yaşayan insan maalesef kanıta değil, işarete bakar. Çünkü kanıt ona duymak istemediği şeyi söyleyebilir. İşaret ise istediği her an yeniden yorumlanabilir.

Bu durum kumar makinesine benzer. Makine her seferinde ödül verse bir süre sonra heyecan azalır. Hiç ödül vermese kalkar gidersiniz. Fakat ödülün ne zaman geleceğini bilmezseniz kolu tekrar tekrar çekersiniz.

Bugün mesaj var. Yarın yok. Üç gün sonra küçük bir iltifat var. Sonra iki hafta sessizlik. Tam vazgeçecekken gece yarısı bir “Nasılsın?” mesajı.

İşte beyin bu “belki”ye takılıyor. Çoğu zaman ona değil, bir sonraki ödül ihtimaline bağımlı oluyor.

İşte tam bu nedenle ulaşılmaz kadınlar ya da erkekler limerans için çok elverişlidir. Evli kadın, başka şehirde yaşayan kadın, eski sevgili, sizi yalnızca arkadaş gören kadın, arada sırada yatağa girip ilişki istemeyen kadın, sosyal medyada takip ettiğiniz ama gerçekte tanımadığınız kadın… Gerçek temas azaldıkça zihnin boşlukları doldurma alanı büyüyor.

Kadını yeterince tanımadığınız için kusurlarını göremiyorsunuz. Kusurlarını görmediğiniz için onu idealize ediyorsunuz. İdealize ettiğiniz için gerçek hayattaki hiçbir kadın onunla yarışamaz hale geliyor.

Sonra “Ben başka kimseye karşı böyle hissetmiyorum,” diyorsunuz.

Elbette hissetmezsiniz. Çünkü gerçek kadınların kötü günleri, sınırları, ihtiyaçları, çelişkileri ve kusurları vardır. Zihninizde fanteziye dönmüş kadın ise tamamen sizin senaryonuza göre yaşayan neredeyse kusursuz bir kadındır.

Yoğunluk, uyumluluk değildir

Burada mutlaka anlamanız gereken bir ayrım var: Yoğun çekim ile ilişki uyumu aynı şey değil. Birine çok yoğun bir çekim duyuyor olmanız, o kişinin ilişki anlamında sizinle uyumlu olduğunu göstermez. Başka adaylardan daha iyi olduğunu göstermez. Sizin için iyi olduğunu bile göstermez.

Bir kadın sizi aşırı derecede tetikleyebilir. Onu gördüğünüzde eliniz ayağınıza dolaşabilir. Mesajı geldiğinde kalbiniz hızlanabilir. Onunla birkaç saat konuştuğunuzda kendinizi dünyanın en karizmatik adamı gibi hissedebilirsiniz.

Bunların hiçbiri o kadının size uygun olduğunu göstermez.

Hatta bazen tam tersini gösterir. Sağlıklı ve ulaşılabilir bir kadın size huzur verirken, tutarsız ve ulaşılmaz bir kadın sizde aşırı heyecan yaratabilir. Siz de huzuru “sıkıcılık”, kaygıyı ise “tutku” sanabilirsiniz.

Çocukluğunuzda sevgi tutarsız geldiyse, yani bir gün yakınlık görüp başka bir gün duygusal olarak yalnız bırakıldıysanız, yetişkinlikte de tanıdık olan bu ritme çekilebilirsiniz. Zaten New York Times yazısında, kaygılı bağlanmaya sahip, terk edilmekten korkan ve çocukluğunda duygusal olarak güvenilmez bakım verenlerle büyümüş kişilerin limeransa daha yatkın olabileceği belirtiliyor.

Bu, “Bütün suç çocukluğumda, benim yapabileceğim bir şey yok,” demeniz için anlatılmıyor. Tam tersine, neden sakin ve karşılıklı bir ilişki yerine sizi süründüren belirsizliğe “büyük aşk” dediğinizi fark etmeniz için anlatılıyor.

Tanıdık olan her şey sağlıklı değildir.

Yoğun olan her şey değerli değildir.

Zor olan her şey uğruna savaşılması gereken şey değildir.

Bir kadını kazanmak için büyük engeller aşmanız gerekmesi, o ilişkinin kader olduğu anlamına gelmez. Yasak meyve, rakip erkekler, kadının kararsızlığı, ailesinin karşı çıkması ya da sürekli ayrılıp barışmanız ilişkinizi destansı yapmaz. Bazen yalnızca kötü bir ilişkiyi dramatik hale getirir.

Romeo ve Juliet’i düşünün. Birbirlerini doğru dürüst tanımadan ailelerini, hayatlarını ve sonunda canlarını gözden çıkarıyorlar. Yüzyıllardır bunu büyük aşk diye anlatıyoruz. Oysa bu, gerçeklikten kopmuş, karşılıklı biçimde büyütülen bir saplantıdan başka bir şey değil.

Aslına bakarsanız, bugün büyük aşk hikayesi olarak bilinen hikayelerin hepsi, yoğun ve saplantılı tutkunun insan hayatını nasıl mahvedeceği ile ilgili uyarı hikayeleridir. Leyla ile Mecnun hikayesinde Kays’ın “Mecnun” (iblis tarafından sahiplenmiş demek) lakabını almasının nedeni budur. “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmindeki (Aytmatov’un kısa öyküsü) hikaye, yoğun ve tutkulu aşkın uzun süreli ve sağlıklı ilişki için yeterli olmadığının hikayesidir. 

Bir ilişkinin değeri, ne kadar tutkulu sevdiğiniz, ne kadar kendinizden vazgeçtiğiniz ve uğruna ne kadar acı çektiğinizle ölçülmez.

Gerçek kişiyi değil, kendi filminizi seviyorsunuz

Limerans her ne kadar dışarıda olan birine duyulan yoğun tutku gibi görünse de içe dönük bir deneyimdir. Yani asıl olay iki kişi arasında değil, büyük ölçüde sizin zihninizde yaşanır.

Bu nedenle insan yalnızca bir fotoğrafa, bir sosyal medya profiline, bir ünlüye ya da birkaç kez gördüğü birine bile saplanabilir. Ortada ortak hayat yoktur, yaşanmışlık azdır, karşılıklı emek yoktur. Fakat zihinde dev bir ilişki vardır.

Bazı insanlar, kısa süreli bir ilişki yaşadıkları kadını yıllarca unutamazlar. “Ama aramızdaki bağ çok başkaydı,” derler. Sorarsınız: Ne kadar birlikteydiniz? İki ay. Kaç defa görüştünüz? Beş kez. Sonunda seni seçti mi? Hayır. Güvenilir miydi? Hayır. Size iyi davrandı mı? Bazen. Peki o zaman bu büyük aşk nerede yaşandı?

Büyük kısmı kişinin kafasında yaşandı.

Adam belki açıkça “İlişki istemiyorum,” dedi. Kadın bunu “Şu anda korkuyor,” diye çevirdi. Adam başkasıyla ilişkiye başladı. Kadın “Beni unutmak için yapıyor,” dedi. Adam evlendi. Kadın “Bu evlilik zaten sürmez,” diye beklemeye devam etti.

Gerçeğin üzerine sürekli yeni bir senaryo yazarsanız, hiçbir reddedilme yeterince kesin görünmez.

Çünkü belirsizliği karşınızdaki yaratmasa bile siz yaratabilirsiniz.

“Şimdi olmaz ama belki ileride.”

“Beni istiyor ama hazır değil.”

“Beni seviyor ama gururundan dönemiyor.”

“Doğru zamanda karşılaşmadık.”

Bakın, bazen zamanlama gerçekten kötü olabilir. Bazen iki insan birbirinden hoşlanmasına rağmen ilişki kuramaz. Fakat sağlıklı insan gerçeğe göre yaşar. Hayatını, bir gün gerçekleşebilecek ihtimale ipotek etmez.

Limerans neden bu kadar acı verir?

Normal bir ayrılıkta insan yas tutar. Özler, üzülür, anıları hatırlar; zamanla gerçekliği kabul eder ve hayatına döner.

Limeransta ise kişi sık sık coşku ile yoksunluk arasında gidip gelir. Karşısındakinden en küçük yakınlık, sanal bir ima geldiğinde büyük bir yükseliş yaşar. Yakınlık ve ima kesildiğinde panik, göğüste ağrı hissi, huzursuzluk ve iletişim kurma zorunluluğu yaşayabilir. Mesaj atmak istemez; mesaj atmak zorundaymış gibi hisseder.

Telefonu tekrar tekrar kontrol eder. Son görülmeye bakar. Eski konuşmaları okur. Ortak arkadaşlardan bilgi toplamaya çalışır. Onun gittiği yerlere “tesadüfen” gider. Sahte hesapla profilini izler. Yeni sevgilisinin fotoğraflarını inceler.

Burada net olalım: Acı çekiyor olmanız, sınır ihlalini haklı çıkarmaz. Duygunuz istem dışı olabilir; davranışınız sizin sorumluluğunuzdadır. Israrlı takip, taciz ve mahremiyet ihlali romantik değildir.

Üstelik her kontrol davranışı, kısa süreli rahatlama sağlasa bile döngüyü güçlendirir. Profili açarsınız, yeni bir şey görmediğiniz için rahatlar ya da küçük bir ayrıntı yakaladığınız için umutlanırsınız. Beyniniz “Kaygılanınca kontrol et; kontrol edince kısa süre rahatla,” bağlantısını öğrenir. Ertesi gün tekrar kontrol edersiniz.

Bu nedenle limeransı yalnızca düşünerek değil, onu besleyen davranışları keserek de, aslında onu besleyen davranışları kesmekten başlayarak çözmeniz gerekir.

Limerans çoğu zaman hayattan kaçıştır

Yayındaki önemli yorumlardan biri şu: Limerans çoğu zaman bir kaçınma biçimidir.

İşinizden memnun değilsinizdir. Sosyal çevreniz zayıftır. Kendinizi yetersiz hissediyorsunuzdur. Geleceğiniz konusunda kaygılısınızdır. Gerçek hayatta harekete geçmek emek, disiplin ve başarısızlık ihtimali taşır.

Fantezi ise bedavadır.

Kafanızda onunla mutlu bir gelecek kurarsınız. Bir gün sizi seçtiğinde herşeyin düzeleceğini düşünürsünüz. Bu senaryo size kısa süreli rahatlama verir. Fakat rahatladığınız için gerçek hayatınızdaki soruna dokunmazsınız.

Kariyerinizi düzeltmezsiniz. Sosyal çevre kurmazsınız. Yeni partner adayları ile tanışmazsınız. Yeni partner adayları ile tanışmak için bir şey yapmazsınız. Bedeninize bakmazsınız. Reddedilme korkunuzla yüzleşmezsiniz. Gününüzü değiştirecek işi yapmak yerine, “Acaba o da beni düşünüyor mu?” sorusuyla saatler geçirirsiniz.

Yani limerans yalnızca canınızı yakmaz; hayatınızı askıya alır.

Sonra hayatınız askıda kaldığı için kendinizi daha kötü hissedersiniz. Kendinizi kötü hissettiğiniz için yeniden fanteziye kaçarsınız. Böylece kapalı devre oluşur.

Limerans objesi olan kadın ya da erkek sizin hayatınızın sorunu değildir. Hayatınızın asıl sorunlarına bakmamak için kullandığınız ekran haline gelmiştir.

Onda, kendinizde eksik gördüğünüz şeyi arıyor olabilirsiniz

Yazıda psikologlardan biri, insanların bazen kendilerinde özledikleri ya da kaybettiklerini düşündükleri niteliklere sahip kişilere limerans geliştirdiklerini söylüyor.

Kendinizi güçsüz hissediyorsanız güçlü ve kendinden emin bir kadına saplanabilirsiniz. Hayatınız renksizse yaratıcı, özgür ruhlu bir kadını kurtarıcı gibi görebilirsiniz. Sosyal olarak çekingen biriyseniz kalabalıkların içinde parlayan bir kadını gözünüzde büyütebilirsiniz.

Burada kadın yalnızca kadın değildir. Sizin yaşayamadığınızı düşündüğünüz hayatın temsilcisidir.

Bu önemli bir ipucudur. Kendinize şunu sorun:

“Bu kadında bu kadar büyüttüğüm özellik ne?”

“Onun yanında nasıl biri olduğumu hayal ediyorum?”

“Onun beni seçmesi, benim hakkımda neyi kanıtlayacak?”

“Onu düşünmediğim zaman yüzleşmek zorunda kaldığım hayat problemi ne?”

Belki özlediğiniz şey kadın değil; canlılık duygusudur. Belki onunla yaşayacağınızı hayal ettiğiniz maceradır. Belki sosyal statüdür. Belki arzulanmış hissetmektir. Belki de çocukluktan beri alamadığınız koşulsuz kabulün yetişkin bir kadın tarafından geriye dönük olarak verilmesini bekliyorsunuzdur.

İhtiyacın adını doğru koymazsanız, onu yanlış kişide aramaya devam edersiniz.

“Ruh eşi” hikâyesi neden tehlikelidir?

Limerans yaşayan kişi sık sık metafizik bir hikâye kurar: “Bizim karşılaşmamız tesadüf değildi. Evren bizi bir araya getirdi. O benim ruh eşim. Bir gün mutlaka yeniden buluşacağız.”

Bu hikâye çok romantik gelir, çünkü size beklemek için kutsal bir gerekçe verir.

Kadın sizi seçmiyorsa, bunun adı karşılıksız ilgidir. Fakat “kader henüz zamanını getirmedi” derseniz reddedilmenin yasını tutmanız gerekmez. On yıl daha bekleyebilirsiniz.

Yazıdaki yorumlardan biri, elli yıl önce ilişki yaşadığı kişiyi hâlâ düşündüğünü, 1980’den beri onu görmediği halde internette aradığını ve kırık bir kalple yavaş yavaş öldüğünü hissettiğini söylüyor.

Trajik olan yalnızca elli yıl boyunca birini özlemek değil. Trajik olan, ilk yıl “Belki geri döner,” diye başlayan umudun ikinci yıla, beşinci yıla, sonra onlarca yıla dönüşmesi.

Sosyal medya bu beklemeyi daha da kolaylaştırıyor. Eskiden hayatınızdan çıkan kişi gerçekten çıkardı. Şimdi evlendiğini, çocuk yaptığını, nereye tatile gittiğini, hangi şarkıyı dinlediğini izleyebiliyorsunuz. Kişi hayatından giderken dijital hayaleti cebinizde kalıyor.

Siz de “Belki boşanır”, “Belki bir gün pişman olur”, “Belki bu paylaşımı bana yaptı” diyerek kendi ömrünüzü seyirci koltuğunda tüketiyorsunuz.

Ruh eşi fikrine değil, karşılıklılığa bakın. Sizi seçmeyen biri, sizin için doğru kişi değildir. Ne kadar güzel, zeki, çekici ya da “özel” olursa olsun değildir.

Evlilik limeransı kendiliğinden iyileştirmez

Yorumlarda bir kadın, iyi bir adamla evli olduğunu fakat eşinin ilişki boyunca birkaç farklı kişiye limerans geliştirdiğini anlatıyor. Bu durumun kendisi için çok acı verici olduğunu söylüyor.

Burada özellikle şuna dikkat edin: “Doğru kadınla evlenirsem bu takıntılarım biter,” diye düşünmeyin.

Sorun yalnızca dışarıdaki kadında değilse, evlilik sorunu ortadan kaldırmaz. Bir süreliğine üstünü örtebilir. Sonra iş yerinde yeni biri çıkar, sosyal medyada biriyle tanışırsınız veya eski sevgilinizden mesaj gelir; aynı döngü yeniden başlayabilir.

İnsan bazen kendi zihnindeki saplantıyı “Ben bir şey yapmadım ki,” diye küçümser. Fakat eşinizin yanında başka bir kadınla hayat kurduğunuz hayallere sürekli sığınıyorsanız, bu ilişkinize ayırmanız gereken duygusal enerjiyi başka yere harcar. Davranış fiziksel aldatmaya dönüşmese bile evliliği kemirebilir.

Elbette istemsiz düşünce ile bilinçli sadakatsizlik aynı şey değildir. İnsan aklına gelen ilk düşünceden sorumlu tutulamaz. Ama o düşünceyi beslemek, gizli yazışmalarla büyütmek, sosyal medya takibi yapmak, karşılaşma fırsatları yaratmak ve eşinizden saklanan paralel bir duygusal hayat kurmak artık davranıştır.

Yine aynı ilkeye geliyoruz: Duygunuz her zaman seçiminiz olmayabilir. Onunla ne yaptığınız sizin sorumluluğunuzdur.

Bu döngü nasıl kırılır?

Birincisi, yaşadığınız şeye doğru isim verin.

“Onu çok seviyorum, dayanamıyorum,” demek yerine, “Şu anda onu kontrol etme dürtüsü yaşıyorum,” deyin. “O benim ruh eşim,” yerine, “Zihnim belirsizlikten bir hikâye üretiyor,” deyin.

İsim vermek duyguyu bir anda yok etmez ama sizinle dürtü arasına mesafe koyar. Artık dürtünün içinde boğulan kişi değil, dürtüyü gözlemleyen kişi olursunuz.

İkincisi, gerçek ile fanteziyi ayırın.

Bir kâğıdı ikiye bölün. Bir tarafa bildiğiniz gerçekleri yazın: Kaç kez görüştünüz? Kadın sizi açıkça seçti mi? Tutarlı mıydı? Size saygılı davrandı mı? İlişki için emek verdi mi? Diğer tarafa yorumlarınızı yazın: “Aslında beni seviyor ama korkuyor.” “Bana bakışından anladım.” “Bir gün dönecek.”

İkinci sütunun ne kadar kabarık olduğunu görün.

Üçüncüsü, belirsizliği romantikleştirmeyin.

Makul bir tanışma sürecinden sonra açık ve karşılıklı ilgi yoksa, bunu “belki” olarak değil “hayır” olarak kabul edin. İlla kadından zalimce bir ret cümlesi duymanız gerekmiyor. Sürekli kararsızlık da bir cevaptır. Yatırım yapmamak da bir cevaptır. Sizi hayatında öncelik haline getirmemek de bir cevaptır.

Dördüncüsü, teması ve dijital takibi kesin.

Mümkünse iletişimi kesin. Aynı iş yerindeyseniz iletişimi işle sınırlayın. Profilini kontrol etmeyin. Hikâyelerini izlemeyin. Ortak arkadaşlardan haber sormayın. Eski mesajları tekrar okumayın. Fotoğrafları ulaşılması kolay yerden kaldırın.

Bu bir oyun değil. “Bakalım ben çekilince peşimden gelecek mi?” diye teması kesmiyorsunuz. Onu manipüle etmek için değil, kendi zihninizi iyileştirmek için çekiliyorsunuz.

Beşincisi, kadını insanlaştırın.

Onu kötülemeniz gerekmiyor. Fakat zihninizdeki kusursuz imgeyi gerçekle karşılaştırın. Tutarsızlıklarını, uyumsuzlukları, size iyi gelmeyen davranışlarını ve gerçekten tanımadığınız taraflarını görün. “Bu kadın mükemmel” cümlesi çoğu zaman “Bu kadını yeterince tanımıyorum” anlamına gelir.

Altıncısı, boşluğu doldurun.

Takıntıyı bırakmak yalnızca bir şeyi kesmek değildir. Açılan yere gerçek bir hayat koymanız gerekir. Spor, iş, arkadaşlık, üretim, yeni ortamlar, yeni hedefler… Bunlar basit dikkat dağıtma yöntemleri değil. Zihninizin tek bir kişiye yüklediği anlamı hayatın farklı alanlarına yeniden dağıtmaktır.

Yazıda bir yorumcu, yıllarca dışarıdaki bir kişiye harcadığı enerjiyi artık kendisine ve ailesini büyütürken ertelediği hayallerine yöneltmeye çalıştığını söylüyor. Yapılması gereken tam olarak bu.

Kadını hayatınızın projesi olmaktan çıkarın. Kendinizi yeniden hayatınızın projesi yapın.

Yedincisi, reddedilme kapasitenizi geliştirin.

Bazı insanlar yalnızca uzaktan hayran oldukları kişilere saplanır. Çünkü gerçek bir adım atmazlarsa kesin olarak reddedilmezler. Fantezide ilişki hep mümkündür.

Fakat reddedilmeden kaçarken yakınlıktan da kaçarsınız. Gerçek ilişki, karşınızdaki insanın sizi seçmeme ihtimalini göze almayı gerektirir. Birine açıkça ilginizi gösterirsiniz. Karşılık varsa ilerlersiniz. Yoksa üzülür ama yolunuza devam edersiniz.

Belirsizlikte yıllarca beklemek, net bir reddin birkaç haftalık acısından çok daha pahalıdır.

Sekizincisi, gerekirse profesyonel destek alın.

Takıntı işinizi, uykunuzu, beslenmenizi, evliliğinizi ya da günlük işlevinizi ciddi biçimde bozuyorsa; kontrol etme ve iletişim kurma dürtüsünü yönetemiyorsanız bu konuyu anlayan bir ruh sağlığı uzmanıyla çalışın. Bilişsel davranışçı yöntemler bazı kişiler için yararlı olabilir. İlaç konusuna ise ancak sizi değerlendiren bir hekim karar verebilir; internet videosundan ilaç seçilmez.

Profesyonel destek almak, “Bir kadın yüzünden güçsüz düştüm,” demek değildir. Zihninizde yıllardır çalışan bir döngüyü ciddi biçimde ele almak demektir.

İyileşmek, bir daha hiç hissetmemek değildir

Limeranstan çıkmak, geçmişi hafızanızdan silmek değildir. O kadını zaman zaman hatırlayabilirsiniz. Bir şarkı eski bir anıyı getirebilir. Hatta içinizde bir sızı da olabilir.

İyileşmenin ölçüsü, hiçbir şey hissetmemek değil; hissettiğiniz şeye rağmen hayatınıza devam edebilmektir.

Artık profiline bakmıyorsunuzdur. Mesaj atmak için bahane üretmiyorsunuzdur. Yeni insanları hayalinizdeki kadınla karşılaştırmıyorsunuzdur. Onun bir gün geri döneceği ihtimaline göre yaşamıyorsunuzdur. Kendinizi, onun sizi seçip seçmemesine göre değerli ya da değersiz görmüyorsunuzdur.

Ve en önemlisi, gerçek sevginin karşılıklı olduğunu kabul ediyorsunuzdur.

Gerçek sevgi yalnızca sizin çok güçlü hissetmeniz değildir. İki insanın birbirini görmesi, seçmesi, tanıması, saygı duyması ve birlikte emek vermesidir.

Sizin içinizde büyük bir duygu olması, karşınızdaki insanın size küçük bir yer ayırdığı gerçeğini değiştirmez.

Daisy amaç değil, araçtı

Yorumlardan biri Muhteşem Gatsby üzerinden çok güzel bir şey söylüyor: Gatsby keşke Daisy’nin son amaç değil, bir araç olduğunu anlayabilseydi.

Gatsby, Daisy’yi elde etmek istiyordu. Fakat aslında aradığı şey Daisy’nin kendisinden daha büyüktü: Tamamlanmak, geçmişi geri almak, değerli ve başarılı olduğunu kanıtlamak, içindeki boşluğu kapatmak.

Limerans yaşadığınız kadın da çoğu zaman son amaç değildir. Huzura, bütünlüğe, kabul görmeye ve canlı hissetmeye ulaşmak için kullandığınız bir vekildir.

Siz “Onu istiyorum,” dediğinizi sanıyorsunuz ama aslında “Onun beni seçtiği adam olmak istiyorum,” diyorsunuz.

İşte çalışmanız gereken yer burası. O adam olmak için o kadının onayına ihtiyacınız yok. Hayatınızı kurmanız, bedeninize ve zihninize bakmanız, sosyal cesaret geliştirmeniz, anlamlı hedeflere yönelmeniz ve kendi gözünüzde saygı duyduğunuz bir adama dönüşmeniz gerekiyor.

Kadının sizi seçmesini bekleyerek özgüven kazanamazsınız. Özgüven, seçilmediğiniz zaman da dağılmadan yolunuza devam edebildiğinizde gelişir.

Son söz

Yazıda bir yorumcu yaşadığı şeyi şu anlamda özetliyor: “Her sabah ilk düşüncem, her gece son düşüncem oydu. On yıldır onu görmedim ama hiç gerçekleşmemiş bir ihtimali hâlâ özlüyordum. Bunun aşk olmadığını şimdi anlıyorum. Bu, beni hiçbir zaman özlememiş birine duyduğum özlemdi.”

Limeransın en acı ama en özgürleştirici özeti bu olabilir.

Sizi özlemeyen birini özleyebilirsiniz. Sizi seçmeyen birine çok güçlü duygular besleyebilirsiniz. Bunlar insan olmanın parçasıdır.

Ama bu duyguyu kader, ruh eşi ya da büyük aşk diye kutsallaştırmak zorunda değilsiniz.

Kendinizi suçlayıp ezmeyin. Duygunun ortaya çıkışı her zaman sizin kontrolünüzde olmayabilir. Fakat bundan sonra ne yapacağınız sizin sorumluluğunuzda.

Kadının profilini bir kez daha açmak mı? Eski mesajları tekrar okumak mı? Bir işaret daha aramak mı? Hayatınızı bir “belki”ye teslim etmek mi?

Yoksa gerçeğe dönmek mi?

Gerçek bazen romantik değildir ama özgürleştiricidir. Gerçek şudur: Sizi isteyen kadın sizinle olmayı kolaylaştırır. Sizi seçen kadın sürekli şifre çözdürmez. Sağlıklı ilişki, iki kişinin karşılıklı olarak orada olmasıyla kurulur.

Hayatınızı, sizi seçmeyen bir kadının birgün fikir değiştirme ihtimali üzerine kurmayın.

Onu zihninizde bir tahttan indirirken kendinizi hayatınızın merkezine geri koyun.

Çünkü aradığınız son, o kadına kavuşmak değil. Aradığınız son; o kadın olsun ya da olmasın, kendi hayatınızın içinde sağlam, huzurlu ve bütün olabilmek.

Ve o hayat, bir gün onun geri dönmesiyle başlamayacak.

Siz bugün gerçeğe döndüğünüzde başlayacak.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımısaplantilizı da takip etmeyi unutmayın.

Eski sevgilimi ben terk ettim ama hala unutamadım – vaka çalışması

Bugün ele alacağımız vaka çalışmasında, takipçi 1 yıl kadar beraber olduğu kadını terk etmiş. Eski sevgilisi toksik, sürekli olarak saygısızlık yapan, birçok alarm veren bir kadın olduğu için, zor da olsa sonunda doğru olanı yapmış. Sonunda diyorum zira bir yıllık ilişkide kadını 3-4 kere bırakmış ama her seferinde geri almış.

Sorun şu ki, bu toksik ilişkinin üzerinden 6 ay geçmesine rağmen, terk ettiği eski sevgilsini unutamamış. Takipçi, ismine  Erkan diyelim, çevresinde bir uydu erkek barındıran ve başka erkeklere mavi boncuk dağıtan bir kadın olduğu için kararının doğru olduğunu biliyor ama yine de onu özlüyor. Bu da takipçiyi oldukça şaşırtan bir durum.

Aslında tabi ki Erkan bu kadını değil, bu kadının olmasını istediği fanteziyi özlüyor. Acı çekmesinin ve kızın aklından çıkmamasının nedeni, gerçekliği henüz kabul edememesi.

Burada bir başka sorun da, yeni ve derin bir ilişki ile biten ilişki arasında ortalama olarak 1.5 sene gibi bir sürenin olması. Birçok erkek maalesef hayatında düzenli ve derin bir bağ olan kadını 2-3 ay içinde bulamazsa, paniğe kapılıyor ve sanki hiç bulamayacakmış gibi hissetmeye başlıyor. Bunun sonuçlarından biri de, ilerde derin bir bağ yoksa, eski bağı özlemek oluyor. Bu özlem özellikle, erkek ilişkiyi hayatının merkezi yapıp ilişkisinin dışındaki sosyal hayatını ve uğraşlarını boşladıysa daha şiddetli oluyor. Erkek sadece hayatının merkezi olan bir bağı kaybetmekle kalmıyor, aynı zamanda o bağ hayatından çıkınca, sosyal bir çöl ile başbaşa kalıyor.

Bu nedenle ilişkiniz olduğunda, hayatınızı ilginç ve sosyal yapan şeylerden uzaklaşmamalısınız. Ve uzaklaşsanız bile, ilişki bittiğinde, içinizden gelmese bile,  hayatınızı ilginç ve sosyal yapan şeylere devam etmelisiniz.

Neyse, fazla uzattım. Erkan’ın hikayesine bakalım.

Abi merhaba. 6 ay kadar önce, 1 yıllık ve oldukça kaotik olan ilişkimi bitirdim. Ben 29 yaşındayım, eski kız arkadaşım ise 27 yaşında.

Aramızda inanılmaz bir bağ vardı. Hayatımda kimseyle bu kadar iyi vakit geçirmedim. Seks harikaydı. Beni o kadar çok, o kadar yoğun seviyordu ki anlatamam.

Bir şeyi çok açık anlatıyorsun ama zerre farkında değilsin. “Gerçek olamayacak kadar güzelse, gerçek değildir” diye bir laf var. Kullandığın abartı kelimeler, toksik ve manipülatif partnerin aşk bombardımanını tamamen yuttuğuna işaret. Aranızdaki muhtemelen derin bir bağ değil, kaotik ilişkinin iniş çıkışları ile aralıklı pekiştirilen bir bağımlılıktı. Seks bombardımanı zaten belli. Yoğun sevgi sandığın şey de, muhtemelen kaotik ve hedonist yapışkanlıktı.

Toksik aşk bombardımanını, gerçek olmadığı için gerçek olamayacak kadar güzel görünen “bağı” olduğu gibi değil de böyle süslü pembe gözlüklerle görürsen, aslında seni manipüle edip kanını emme gibi bir niyeti olmadığından fare kapanına “harika” peynirler koymayan normal bir kadının gerçek sevgisi, sana bayat ve renksiz gelir. Pembe gözlüklerle kendine gerçek diye yutturduğun geçmiş ilişkini özler durursun.

Ama …

Bu harika, inanılmaz, yok böyle bir şey “sevgi” zaten hep “AMA” ile paket olarak gelir.

Problem şu ki, aramızdaki derin aşka ve kimyaya rağmen …

Cinsel azgınlığa ragmen desek daha doğru olur.

balayı aylarından sonra ona olan güvenimi sarsmaya başladı.

Aşk bombardımanı genellikle böyle biter. Cennet bahçesinde yürüdüğünü sanarken, birden ayılır ve kendini bir mayın tarlasının ortasında bulursun.

Aslında rüyadan uyandığında geri dönüp mayın tarlasından çıksan, yine çok hasar almazsın. Ama “bunu düzeltebilirim, gözlerimi kapatıp gül bahçesine dönebilirim” dersen, büyük hasar alırsın.

“Hayır ben bu işi şu abiden ya da şu abiden öğrendim, bu kızı düzeltebilirim!”

Bozuk bir kadını düzeltemezsiniz. Sağlıklı bir kadınla olan ilişkinize yapacağınız yatırım, o kadının daha da iyi olmasını sağlar ama sağlıksız bir kadına yatırım, onun daha da kötü olmasını sağlar.

Onu daha objektif değerlendirmeliydim ama abi ilk aylarda her şey o kadar harika gidiyordu ki!

Paranoyak bir şekilde bir şeylerin kötü gideceği beklentisinde olmanızı tavsiye etmem ama her şeyin harika olduğunu düşündüğünüz anda bunu yakalayıp “bir dakika” demeniz lazım. “Burada bir problem olabilir, gerçek olamayacak kadar güzel ise gerçek olmayabilir”.

Birçok erkek maalesef “ah çok harika, ah mükemmel” diye eriyor ve sonra da aylarca kurtulmaya çalıştıkları şekilde yaralanıyor.

İnsanlar gerçek yüzlerini 3-6 ay kadar saklayabilirler. Yani biriyle beraberliğinizin ilk 3-6 ayında, “dur bakalım bu ne kadar gerçek, ne kadar reklam ya da sahte” şeklinde temkini elden bırakmamalısınız. Kız sonra gerçekten iyi çıkarsa, başlangıçta çok yüksel dürtüsel coşkuların hedonist zevkine tam dalamazsınız ama uzun süreli mutlu olabilirsiniz.

İlişkinin başında önünüzü kış tutun, bırakın yaz gelsin. Çoğu kaygılı bağlanan, sevgi açı erkek, aşk bombardımanı ile önünü bitmeyen yaz sanıyor ve kara kışa toslayınca darmadağın oluyor. Bu konudan, kendimizi kaptırmadan sevemeyecek miyiz yazısında bahsetmiştim.

Sonra, bazı kötü davranışları ortaya çıktı. Bunlar birk ere olan şeyler de değildi, düzenli olarak yaptığı şeylerdi. Mesela eski sevgililerinden konuşuyordu ve birkaç kez gereksiz cinsel ayrıntılara da girdi. Kızdığında bana tehditler, aşağılamalar ile saldırıyordu.

Bu ikisi bile bir kez, geri dönüşsüz ayrılmak için yeterli.

Çevresinde uydu erkek barındırıyordu ve bunlarla sınırlarına zerre dikkat etmiyordu. Bunlardan en samimi olduğu erkeğe, bizim yatak hikayelerimizden bahsetmiş.

Bu kadın bu adamları sadece ilgi kaynağı olarak değil, erkek arkadaşını sopalamak ve hizada tutmak için kullanıyor. Bu çalışır bir taktik olmasa bile, bir kadının bunu yapması, onu kalitesiz ve sevgili yapılmaması gereken bir kadın yapar.

Beni eski sevgilileri ile karşılaştırıyordu ve bunu bazı alanlarda yetersiz olduğumu belirtmek için yapıyordu.

Başlardaki o gerçek olmadığı için gerçek olamayacak kadar harika “aşkın” nedeni tam olarak bu işte. Bulabileceğin en boktan kadınlardan biri, gerçek yüzünü saklamaktan yorulduğunda, o rüya gibi deneyime geri dönme umudu ile üzerine attığı her türlü pisliğe ragmen ilişkide kalman için.

Kızın sonradan yaptıkları da zaten seni sevmediğine, yaptıklarının manipülasyon olduğuna kanıt. Gerçi kişisel algılama, kız sevgi kapasitesi olmayan ve sevmeye değmez bir paçavra, sana özel bir durum değil. Senin burada küçük düşmene neden olan şey, kızı bunlara ragmen seri olarak terk etmemen.

Maalesef suçlandığı zaman refleks olarak kendisini suçlamaya meyilli bir erkeksen, kız arkadaşın seni eski sevgilileri ile karşılaştırıp aşağıladığında, “bu karı malın teki çıktı, seri olarak bırakayım” refleksi göstereceğine, “beni yetersiz görüyorsa yetersizim” demeye başlarsın. Sonra da kendini kıza ispatlamaya çalışırsın.

Normal bir kadın örneğin ona yeterince zaman ayırmıyorsan sana “artık bana çok zaman ayırmıyorsun” gibi bir şey söyler. Arıza bir kadın ise “eski sevgilim hiç böyle yapmazdı” gibi şeyler saçmalar.

Bir süre kadın erkek ilişkileri ile öğrendiklerimi kullanarak, onu düzeltebileceğimi düşündüm.

Hayır, onu düzeltemezsin. Birini düzeltmek veya kurtarmak sizin işiniz değil. Sizin işiniz  uyumlu bir ilişki yaşayabileceğiniz, toksik olmayan birini bulmak ve yolda karşınıza çıkan bu tür toksik kadınları da en hızlı şekilde elemek.

Sorun şu ki, bu tür kadınların oranı daha az olsa da, ilişkilerde dikiş tutturamadıklarından ve büyük bir kısmı da cinsel olarak çok aktif olduğundan, piyasada daha çok bu tür kadınlarla karşılaşacaksınız. Ve eğer aşk bombardımanını yememeyi öğrenmezseniz, arka arkaya toksik ilişkilerde yıllarınızı boşa harcamanız çok kolay.

Ama çabalarıma rağmen bir değişiklik olmadığını görünce, 6. ayımızda onu terk ettim.

Ve kesinlikle de geri dönmemen gerekiyordu.

Defalarca aradı, mesaj attı ve kapıma gelip değişeceği konusunda sözler vererek yalvardı.

Sanırım bir insanın değişmeyeceğinin en önemli göstergelerinden biri, terk edildikten sonra değişeceği konusunda yalvarması.

Bu arada, bir kadın ne kadar çok ağlarsa, ona o kadar az acıyın. Özellikle de böyle kritik ilişki kırılmalarında. Az ağlayana, acısını kendi içinde yaşamaya çalışana acıyın, göstere göstere ağlayana acımayın. Bu konuda bir kadının sizin için çok ağlaması, sizi çok sevdiğini göstermez adlı bir yazı yazmıştım. Bu tür oyuncağını kaybedince “değişeceğim” diye ağlamalar manipülasyondur.

Ama ilişkiye yeniden başladığımızda, eski davranışlarına geri dönüyordu.

Sadece seni ilişkiye çekmek için yalan söylediğini anlıyorsun muhtemelen.

Çok güzel bir kız ve bugüne kadar tüm yaptıkları güzelliği sayesinde yanına kalmış.

Alçak gönüllü olup kendi katkılarını görmezden gelme. Sırf güzel diye yaptığı her şeye rağmen kızı bırakmayan, ödüllendiren senin gibi abazanların sayesinde de. Kız güzel olunca böyle şeylere rağmen bırakmayacak, kendisini sürekli alacak adamlar olduğunu, kıza siz öğretiyorsunuz.

Sonraki 6 ayda terk et – yalvarsın – geri al döngüsüne girdik. Sonunda onu her aldığımda, daha da kötüleştiğini fark ettim.

Adama ne yapsam bırakamıyor diye düşünmesini sağladın. Daha da kötüleşmesi doğal değil mi?

Terk ettiğimde gösterdiği sevgi, ağlamaları ve sözleri geri dönmeme neden oldu.

Bunca zaman sonra bile o gösterdiği şeyin sevgi olmadığını, manipülasyon olduğunu anlamamışsın. Bunca zaman sonra da unutamama sebebin bu. Çok sevildin ve ne olursa olsun çok sevilme deneyimini kaybettin sanıyorsun. Sürekli olarak verilen sözlere inandığın için, kızı geri almasan da masalları gerçek sanmayı kendine öğrettin. Gerçeklikten kopuşun hala devam ediyor ve unutamama sebebin de bu.

Sonunda onu terk ettim ve tüm aramalarını bloke ettim, bana ulaşamamasını sağladım. Bu, bugüne kadar yaptığım en zor şeylerden biriydi.

Bu tür toksik ilişkilerin etkisinin daha kalıcı olma sebeplerinden biri de, aralıklı pekiştirme ile bağımlılık yaratmaları. Senin durumun sadece gerçek olmayan bir mükemmeliği gerçek sanmak değil, aynı zamanda bağımlılık geliştirmen.

Burada en iyisi, bu tür bir ilişkiye girmemek ve girilse bile en kısa sürede ilişkinin ne olduğunu anlayıp çıkmak. Bu nedenle zaten toksik ilişkiler kitabındaki bilgileri toksik ilişkiniz yoksa bile bilmeniz önemli.

Ayrıldıktan sonra kendime odaklandım, işimde ilerledim, yeni arkadaşlar yaptım ve gayet iyi kızlarla görüştüm. Şu an bir kız arkadaşım var ve sosyal olarak çok aktifim.

Fakat bütün bunlara ve aradan geçen onca zamana rağmen, kendimi hala onu düşünürken buluyorum. Onunla yaşadığımız o eğlenceli zamanları, bağı ve aşkı düşünüyorum. Bunlar çok özel şeylerdi.

Bu konuda ne yapabilirim?

Burada gerçekte olan şey şu ki senin özel dediğin bağ, senin boğazına kadar battığın manipülasyondu ve tek taraflıydı. Sen o anlarda büyük bir sevgi ve bağ deneyimlediğine inandın ve bunu yaşadın fakat aranızda bağ ve aşk yoktu. O taraftan sana akan şey manipülasyondu, sen bu zokayı yuttun.

Sen daha o deneyimin yalan olduğunu kabul etme aşamasına gelememişsin. O kızla ilişkin, muhtemelen en az sevildiğin ilişkiydi. Fakat kumar bağımlısının hissettiği o az da olsa büyük kazanma ihtimali seni bağımlı yaptı.

Bu tür aşk bombardımanlarına çoğu erkek düşebilir ama manipülasyon bitip de kızın gerçekte ne olduğu ortaya çıktıktan sonra bile düştüğün tuzağı bağ ve aşk olarak tanımlamak, çocukluktan kalma bir açlık gerektirir. Bence senin bir tarafın kendini hala “o zaman büyük bir aşk yaşadım” yalanıyla doyurmaya muhtaç.

Bakın yanlış anlamayın, büyük bir bağ ve aşk yaşayamazsınız demiyorum. Ama senin anlattığın toksik kızla yaşadığın şeyin, en azından o kız tarafında bağ ve aşk bile olmadığını söylüyorum. Bu tür ilişkilerde en çok duyduğum şey “hiç bu kadar sevilmedim” oluyor. Ve işin trajik yanı, böyle ilişkiler bu adamların hemen hiç sevilmedikleri ilişkiler.

Eğlence kısmına gelirsek, bu kadın gibi kadınlar, sürekli olarak erkeklerle takıldıklarından ve düşüp kalktıklarından, erkeklerle eğlenmeyi, derin muhabbetler etmeyi, normal bir kadına göre çok daha iyi bilirler. Genel olarak erkeklerle çok fazla oranda samimi olan ve ilişki materyali olmayan kadınlar, erkeklerle sınırları olan ve bunları koruyan, ilişkilik kadınlara göre daha eğlenceli, muhabbeti iyi olan kadınlardır. Dayılara bağı bahçeyi sattıran muhabbeti, pohpohlamayı, eğlenceyi evdeki karısının değil pavyondaki pavyon karısının bilmesi gibi.

Erkeklerin de kadınlar gibi bir denge bulması lazım. “Ay biliyorum Aykut serserinin tekiydi, arkamı dönsem aldatıyordu ve bana kötü davranıyordu. Ama onunla yaşadığım o heyecan, o eğlence, o yakınlık! Hele ilişkinin başlarındaki o aşk! Aynısını şu anki sevgilimde bulamıyorum” diyen aptal kadının erkek versiyonu olmayın. Sen maalesef olmuşsun.

Bir başka problemin de, muhtemelen sevgi açlığının sonucu olarak, çok kısa sürede biri ile ilişkiye başlamışsın. Uzun süreli bir bağ kurabileceğin bir ilişki karşına 1.5 senede bir çıkar. 6 ay geçmiş, bir ilişki içindesin ve bu ilişkideki bağ sana bir öncekini unutturmamış. Eski sevgili ile olan yoğın bağı unutman için yoğun sevgi ve bağ içeren bir ilişkiye başlaman gerekli demiyorum. Sadece 4-6 ay sonra bulduğun bir ilişkinin, aceleye getirilmiş, yara bandı bir ilişki olabileceğini söylüyorum. Bu tür yara bandı ilişkiler, yalnız kalıp gerçekleri sindirmekten kaçmanızı sağlarlar ama aynı zamanda sizin “onun gibisi yok” algınızı güçlendirirler.

Zaman bu tür bir ayrılık acısının en büyük ilacı ama sen çok hızlı bir şekilde ilişkiye atlayarak olsun, gerçekliği kabul etmeyerek olsun, bu süreyi çok uzatıyorsun. Yine de bir 6 ay daha geçmeden tamamen aklından çıkma ihtimali yüksek.

Bu deneyimden öğrenmen gereken şey, duygular şelale olunca o duyguların zevkine ve seline kapılmamak. Eğer bu sele kapılmaya karşı koymazsan, bu zevk şelalesini en zirvede yaşarsın ama gerçeklikten koparsın. Partnerini doğru değerlendirememekle kalmaz, onun sonradan sana yaşattığı acılara rağmen ondan kolay kolay kopamazsın. Kopsan bile kendine gelmen kolay olmaz. Karşı koymadığın zevk zirveleri, sonraki dipler ne kadar derin olursa olsun bağımlılık yaratırlar.

Kısacası, öncelikle bu kızla ilişkini neredeyse kutsal bir bağ ve sevgi olarak tanımlamayı bırak. Erkeklerle düşüp kalkmaktan hangi erkeğin hangi zayıflığını kullanacağını, hangi erkek egosunun ağzına hangi balı çalacağını çok iyi bilen bir kadının, tam senin ağzına göre çaldığı manipülasyonu aşk ve bağ sandın.

İkincisi, bu kadar hızlı bir şekilde ilişkiye atlamayı bırak. Şu an beraber olduğun kızla sırf rebound yapıyorsan kızı bırak mesela. Ama kızla rebound değilsen, gerçekten iyi bir ilişki ise bırakma.

Üçüncüsü, zamana bırak. Bir toksik ilişkide kalmaya ne kadar çok ısrar edersen, o ilişki sonrası kendine gelmen o kadar uzun sürer.

Dördüncüsü, bird aha kendine hakim ol ve zevk şelalesine kapılma. Eğer bu ilişkide bunu yapsaydın, şu ana kadar 3 tur unutmuş olurdun.

Beşincisi, bu tür bir açlık terapinin faydalı olabileceği bir zayıflığa işaret. Bu konuda terapi alabilirsin. Bu kızı bırakabilmen o kadar da zayıf olmadığına işaret zira gerçekten zayıf adamlar terk edilene kadar bırakamıyorlar ama terapiden sen de faydanabilirsin.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Sizden gelen sorular – Mayıs 2026

Soru #1:

Benim 3 ay süren muhteşem bir ilişkim vardı.

3 aylık ilişki çok iyi olabilir ama “muhteşem”, “harika” gibi abartı kelimeler kullanıyorsan bil ki sen fantezi dünyasındasın, gerçek dünyadan kopmuşsun. Ne kadar yükseğe uçarsan da o kadar yüksekten çakılırsın.

Her şey mükemmel giderken günün birinde birden ilişkide gelecek göremediğini ve bitirmek istediğini söyledi.

Sen fantezilerde uçarken, gerçek dünyada ne olup bittiğine tamamen gözlerini kapamışsın yani.

İkimiz arasında yoğun tutkular ve arzular vardı. Öyle ki beni çok arzulardı ve her gün minimum 2-3 saat telefonlaşmadan duramazdık. Ayrılık düşüncesinden sonra biraz tartışmalar oldu ama normal konuşmaya devam ettik.

Ayrılık düşüncesi değil ayrılık. Yani kız seni terk etti ama sen kızla görüşmeye devam ettin, belki sen peşinde koştun. Ayrılığı kabullenememenin cezası da genelde ayrılığı kesinleştirmektir.

Zamanla kendiliğinden aramız açılmaya ve daha da düşman gibi tahammülsüz olmuştu bana.

Normali o. Güzellikle hayırdan anlamayana kaba davranmak lazım. Yoksa kızı bırakacağın yok. Gerçek dünyaya dönmeye hiç niyetin yok.

En son buna dair güzel ve yargılamayacak bir şekilde mesaj attım ama tabiri caizse beni istemediğini ve seninle iletişim halinde olmak istemiyorum dedi.

Kız seni terk etmiş, sen kıza sülük gibi yapışmışsın. Bunda güzel bir durum da yok, yargılanmayacak bir durum da. Kız da kibarlıkla anlatamadı sana, sert bir şekilde söylüyor.

Ben de yaşanılan güzel şeyler için teşekkür ettim ve direkt sessizce ve efendice tüm sosyal medya hesaplarından takipten çıktım. Buna karşılık beni engellemiş her yerden. İlişki için sonuna kadar gayret ettim ve engellenmek üzücü oldu açıkçası.

Hayırdan anlamadığın için engellendin. Senin için de iyi olmuş. Yaptığın şeyi “sevgi için gayret ettim” diye cilalayıp parlatma.

Takipten her yerden çıkarak (no contact) ile güzel bir adım attığımı düşünüyorum. Sizce eğer bana karşı tutkusu ve sevgisi hala var ise günün birinde yazma şansı var mı? Bir o kadar şiddetli veya kötü bir ayrılık olmadı.

Hayırdan anlamadan kızın sana “bırak yakamı” dediği yere kadar gelirsen, geri dönüşü çok ama çok zor. Pratik olarak sıfır. Oldukça kötü bir ayrılık olmuş, kızdan engel yemen gerekmiş.

Burada doğru zihin yapısına girmen lazım. Bkz. Terk edildikten sonraki doğru zihin yapısı

Soru #2:

Geçen aylarda flörtleştiğim – ancak saldırı modunda yaklaştığımdan korkuttuğum – kız geçen ay kahve ısmarlamak istediğini söyleyince tekrar görüşmeye başladık. Bu sefer akıllandığımdan ve işten, hobilerden dolayı pek vaktim olmadığından kızın üstüne düşmedim ve beklendiği gibi bu durum pozitif etki yarattı: çoğunlukla kızın teklifi ve mesajlarıyla 7-8 defa görüştük.

Bir kadınla buluşmalarınızda kadın sıcak ise, 5 buluşmaya kadar şans verin. O kadar sıcak değilse 3 buluşmaya kadar. 7-8 buluşmada bir şey olmadıysa, o işin olmayacağını varsayıp kadını kibarca başınızdan savın. Yoksa evde oturacağıma, bedava yemeğe çıkayım diyen kadının sponsoru olursunuz.

Fiziksel anlamda yaklaşmama çok müsaade etmediğinden ve buluşmalar monoton hale geldiğinden kendimi kızın yemek/kahve sponsoru(!) gibi hissetmeye başladım ve son görüşmemizde de bir sinyal aldığımı sanıp elini tuttuğumda kız aşırı gerildi.

Kahve sponsoru kısmı doğru.

Arabada da vedalaşmak için sarılmak istediğinde birazdan kendisini öpeceğimi, hazır olması gerektiğini söylediğimde “Yoooo” deyip hiçbir şey olmamış gibi vedalaşıp gittiğinde kızı bırakma kararı aldım.

Doğru karar.

Üç dört gün mesaj atmayınca “Kahvemizi içip ve tatlımızı yiyince beni niye hemen unuttun ?” gibi bir mesaj attı.

Kadınlar beta uydu erkekleri yörüngede tutmak için, erkek yörüngeden çıkmak istediğinde geri çekmeye çalışırlar. Bu sevgi ya da ilgi değil.

Ben de dudaklarıma buseler kondurup, fiziksel anlamda yakın davranmayacaksa beni evimden boşuna çıkarmamasını söyledim. Bunu söyleyince de o kadar yüksekten uçmamam gerektiğini ve yapacak bir şey olmadığını söyledi (: Ben de kızı ghostladım.

Doğru.

Şimdi buradaki kızın baba sorunları, ilişki tecrübesizliği var.

Sana ilgisi yok. Bunun baba sorunları ile ya da tecrübesizlikle alakası yok. Olay kızın sana ilgisinin olmaması ve seni yörüngede tutması.

Biraz gergin, korumacı da fakat aynı zamanda iyi biri ve fiziksel özellikleri de hiç fena değil. Kız sorunlu gibime gelse de bir şeyleri düzgün yönetemedim ve yine saldırgan yaklaştım gibime geliyor ancak atak yapmadan da böyle kahve, kokteyl içip, yemek yemeye devam edecektik. Bu konu yoktan yere kafamı çok kurcalıyor.

Kızın sana ilgisi yok, yani kafayı kurcalayacak bir şey yok. Ama bunları düşünmeye devam edersen, seni hiç istemediği ve hiç istemeyeceği belli kadına duygusal yatırım yapar sürünürsün.

Soru #3:

Mahmut abi merhaba 2 yıllık bir ilişkim var. Bunun önemli bir kısmı uzak mesafe geçti; ben farklı bir şehirdeyim, o da başka bir şehirde tekrar sınava hazırlanıyor yanıma gelmeyi planlıyordu. Son 6 aydır çok kavga ediyoruz.

Sana geç olmuş ama bu tür ilişkilerde olanlar için yazayım. Yıllardır internette dolanan, genelde Corey Wayne’den de duyabileceğiniz ve katıldığım bir kural var: Uzak mesafe ilişkisi 2 seneden önce yakın mesafeye dönüşmez ise biter. Az çok 2 sene tabi ki, 365 x 2 gün saymanızın anlamı yok. Sizin ki de aynen bu şekilde bitmiş.

Sebepler genelde iletişimsizlik, yanlış anlaşılma, ilgisizlik, geçmiş kırgınlıkların kapanmaması ve uzak mesafe yorgunluğu.

Uzak mesafede iletişimsizlik – yanlış anlaşılma ve ilgisizlik olmaması mümkün değil, ilgi dediğinin çoğu mektup pardon whatsapp arkadaşlığı zaten.

Son tartışmada ayrılmadan önce bana çok ağır konuştu, “siktir git/defol” gibi şeyler söyledi. Ben de bundan sonra yazmadım. Sonra asıl derdinin çiçek olmadığını, uzak mesafede sevildiğini ve düşünüldüğünü somut şekilde görmek istediğini anlattı.

Uzak mesafede sevildiğini ve düşünüldüğünü ne o görebilir, ne sen gösterebilirsin. Bu kızın yaptığı saygısızlık, uzak mesafeye kendisi bilerek ve isteyerek devam etmesine rağmen, böyle düşük kalitede bir ilişkinin düşük kalitede olmasının faturasını sana kesmeye kalkıyor.

Özellikle aylar önce çiçek istediğini söylemişti; ben de “yüz yüze alınca yaparım” diye erteledim. Bu onun içinde çok büyümüş.

Sürekli çiçek almıyorsan, o çiçeği gönderebilirdin, zaten neyi yüz yüze yapıyorsun ki bu kaldı. Ayrıca aylarca yüz yüze gelemiyorsanız zaten öyle ilişki mi olur?

FAKAT, o çiçeği almaman hata olsa da, alsan anca uzatma dakikası alırdın, bu bir başka yerden patlardı.

Bana göre konu çiçek değil, düşünülme ve ihmal edilme hissi.

Konu, aylarca görüşmediğiniz uzak mesafe.

açıkçası şuan ne yapmalıyım bilmiyorum ayrıldı yani daha doğrusu uzun uzun kendini nelerin üzdüğünü yazdı sonra bitti böyle bir ilişkide olmak istemiyorum dedi.

Ne yapmalıyım derken bu ilişki devam etsin diye yapabileceğin bir şey varmış gibi soruyorsun ama yok. Uzak mesafe ve oldukça ayrı geçen bir ilişki olarak uzun bile sürmüş. Bundan sonra da olmaz.

ne yapacağımı bilmiyorum ilk defa bu kadar uzun bir ilişki ve uzak mesafe ilişkisindeyim ciddi düşünüyorduk çok şey planladık paylaştık.

Çoğu şey ise sanal ve gerçeklikten uzaktı. “Ay abii mesaj var, görüntü var, sen de yani illa fiziksel mi olacak?” diyenler var. Öyle maalesef, fiziksel yakınlık olacak, dokunma olacak, koku olacak, sarılma olacak. Bunlar önemli.

karşılıklı ve böyle bir ilişkiden ayrılmak şuan korkutucu geliyor gözüme yaşta 25 ne yapmalıyım mahmut abi?

Yaşı, bitmeye mahkum ilişkiyi 2 sene sürdürürken düşünecektin. Yapman gereken, %99 olarak bitmiş bu ilişkiyi bırakıp kendine gerçek bir ilişki bulmak üzere yola çıkmak. Gerçek olsun ama, böyle düşük kalite sanalımsı bir şey olmasın.

Soru #4

Merhaba Mahmut Abi. İş yerime nadiren uğrayan bir müşterimle yaklaşık 2 hafta önce tanıştık. Kız 23 ben ise 26 yaşındayım. Ofisime ilk kez geldiği zaman aramızda değişik bir enerji oluştuğunu düşünüyorum. Kız genel olarak nazik, feminen ve biraz onay bekleyen, özgüveni düşük bir kız gibi ancak enerjisi beni çekiyor. İkinci kez ofise geldiği zaman da gözlerinin içi gülüyor ve elleri hafif titriyordu.

Bunu yazanlar genelde “ay ne kadar mahsun, ne kadar prenses” moduna girip, kimdir nedir bilmediği kızı tanrıça, gökten düşmüş bir melek yapıyorlar. Bazıları da “benimle konuşurken böyle demek ki bana bir şeyler hissediyor” diye ıslak rüyalara dalıyor.

İşle ilgili diğer konularla ilgili yazıyor ve ben konuşmalarda %20-30 oranında ciddiyetsiz görünmemek için dozunda kaliteli espri yapıyorum. Ancak kız ya espriyi anlamıyor ya da saf(saf olması muhtemeldir:) Yani ilgi işareti pek yok gibi.

Senin ona yürümeni engelliyor yani seni istemiyor da olabilir. Hata o ihtimal daha fazla.

Bu yüzden az da olsa yaptığım o eğlenen ustalığı bırakıp nextlemeyi düşünüyorum. Eğer ileride sıcak davranırsa nabza göre kızı kahveye davet etmeyi düşünüyorum.

Kahve daveti çok bayat ve genelde başarısız etmeye mahkum bir davet. Bkz. Sosyal ortamlarda beğendiğimiz kıza nasıl yürüyebiliriz? Bir kızı davet edecek başka bir şey bulamıyorsanız pas geçin. Muhtemelen kız size o fırsatı bilerek vermiyordur.

Normalde yıllardır biridnen hoşlanabilen biri değilim aksine piç takılıyorum

açlık tavanda yani. Çok kızla yatıyorum gibi bir şey yazma, duygusal olarak açsın.

7-8 yıldır ancak etkilendiğim biri çıkınca düşüncelerimi işgal etti gibi,

7-8 yıldır etkilenebileceğin kızlara ulaşımın yok, yoksa o kızlardan çok vardı. Sen ulaşamadın. Piç davranışların yüzünden öyle kızlar seni istemedi muhtemelen, sen de zaten onların ortamında değilsin. Bunu sanki kader ya da kadın milletinin eksikliği diye kendinize pazarlarsanız, böyle 7-8 sene aç kalırsınız. Yolda bir yerde ben neden hoşlanacağım kıza ulaşmaktan acizim diyecek alçakgönüllülük olsaydı, öyle kızla her 4-5 ayda bir karşılaşırdın.

senin de dediğin gibi kızın hoşlanıp hoşlamadığını merak etmek gündüz düşünden daha tehlikeli.

Papatya falı bakmak, en fazla oranda ve ezici duygusal yatırımı yapmak için harika bir yol.

Yorumun nedir, doğru zihin yapısında mıyım?

Benim hoşuma gidecek kızlara ulaşımım neden yok, neden onlar beni çekici bulmuyor diye kafa yorup bunları düzeltmen lazım. Bu kızla çok büyük ihtimalle bir şey olmayacak ve odaklanman gereken hoşlanabileceğin bir kızla (ki aslında kızın ne olduğu, nasıl biri olduğu hakkında en ufak bir bilgin yok) her 3-4 ayda bir karşılaşacak ve onları itmeyecek biri (onaylarını aramaktan değil itmemekten bahsediyorum) olmak.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Sizden gelen sorular – Mart 2026

Soru 1:

“Eski kız arkadaşım sadakate aşırı önem verdiğini, bu konunun kırmızı çizgisi olduğunu söylemişti. Çünkü eski erkek arkadaşı da onu aldatmıştı. Ancak aldatılarak biten ilişki sonrası, o dönemde psikolojisi de iyi olmadığından (kendi söylediği), bir süre evli bir adamla fuckbody olmuş.”

Ben buna çok güldüm. Sadakate önem veriyorum deyip sonra evli adamın metresi oluyor 😀 Ona sadakate önem vermek denmez, aldatılmamaya önem vermek denir. Kendisi tabi ki her haltı yiyebilir.

“Hatta bir kere yüzüne vurmuştum, “yaptığı şeyin çok iğrenç bir şey olduğunu ama o zamanlar psikolojisinin bozuk olduğunu” söylemişti.” Birçok insan aldatılıyor ama bu evli adamın metresi olmasına bahane değil. Ayrıca bu bilgiye rağmen senin kız arkadaşın olarak kalıyorsa, sen de laftan ibaret biri oluyorsun.

“Benimle ilişkideyken de bu durum her gün kafamı meşgul ediyordu. Günün birinde bu kızla evlenirsem pişman olur muyum diye.” Sence?

“Zaten yakın zamanda beni sevmediğinden terk etmişti, 1.5 aydır görüşmüyoruz ama ilerisi için, böyle bir geçmişi olan kadın, ilişki için uygun mudur?” Yahu şu kızı bırakmadın ve terk edildin. Bu utanç sana yeter. Sorduğun soruya bakar mısın?

“Bu arada tüm kız arkadaşlarım bana hep geçmişlerini çok rahat anlattılar. Bu durum da kötü bir şey midir ve kötüyse ne yapılmalıdır?” Kötü bir şey değil ama hep kötü geçmişli kızlarla oluyorsan orada sende bir sorun var demektir.

Soru 2:

Mahmut Abi, iş yerinden bir kızdan hoşlandım. Normalde aynı ortamda değiliz, o yüzden birbirimizi çok görmüyorduk fakat ortak arkadaşımız vardı.

Birini tanımadan, onu uzaktan hoş bulmanız ve yürümeniz tamam. Ama hoşlanmanız çok çocukça. Bir kızla konuşmadan ondan hoşlanmayın. Sanal sanal, uzaktan düşler ve hayaller kurmadığınızda hoşlanmazsınız. Ve evet, kimden hoşlanıp kimden hoşlanmayacağınızı kontrol altında tutabilirsiniz.

İşten ayrılacağım için bir şekilde bir bahaneyle numarasını aldım ve konuşmaya başladık. Yazışırken hoşlandığımı belli ettim ve hafif bazı yerlerde eğlenen ustalıkla konuştum, ama bir kaç iltifat edip bir şarkı da gönderdim. 2 haftadır yazışıyoruz.

“Hoşlandığını belli etme” derdi, “hoşlandığını belli etmeyi” marifet sanmak, sanırım arkadaş gibi davranırsam arkadaş alanına düşerim korkusundan kaynaklanıyor ve ona karşı yapılması gereken şey sanılıyor. Oysa sizin yapmanız gereken şey, buluşmak, iyi vakit geçirmek ve fırsat buldukça fiziksele gitmek. 3-5 buluşmada fırsat bulamadınız mı, kıza yürümeyi ve kızdan hoşlanmayı bırakmak. Bir kızın sizi arkadaş olarak gördüğü belli olduktan sonra ondan hoşlanmayı bırakarak friendzone’a düşmekten kaçınırsınız, ona hoşlandığınızı belli ederek değil.

Bir kızın sizden hoşlanması için sizin ondan hoşlandığınızı bilmesi gerekmiyor. Bir kızın sizden hoşlanması için sizin ondan hoşlanmanız bile gerekmiyor. Sizin önce duygusal, sonra belli bir ölçüde fiziksel olarak çekici olmanız ve ona sizden hoşlanabileceği buluşmaları ayarlamanız ve bu sayede kızın sizi deneyimlemesi gerekiyor. Bu deneyimler arasında, sizin bir sonraki adımı ne zaman atacağınızı veya atıp atmayacağınızı merak edecek zaman gerekiyor.

Bu kadar erken iltifat genellikle karşınızdakinin sizden hoşlanma ihtimalini azaltır.

“Bu arada, ben ona yazdıktan sonra beni de sormuş arkadaşlarına nasıl biri vs diye. Bir keresinde de şirketten bir arkadaşım, bana sormadan kızı arayıp benim hakkımda bahsetmiş bu arada, büyük ihtimal hoşlandığımı net anladı o konuşmada, beni sormuş vs kıza. Kız da hoş çocuk demiş.”

İşin içine üçüncü şahısların girmesi, işin olma ihtimalini çok düşürür. Bir kıza yürüdüğünü ortak arkadaşlarınızdan, en yakın arkadaşın olsalar bile, saklaman lazım. Üçüncü şahıslar, tüm iyi niyetleri ile işi bok etmekte ustalardır.

2 haftalık yazışma sonrasında bugün buluşma teklifi edince şöyle bir cevap verdi:

B: Yarın saat x’de y’de kahve içelim uygun mu?

K: Yarın x’de olmayacağım ama sana da uygunsa başka bir gün sözleşelim. Hem benim de söylemek istediklerim var kahve içmiş oluruz.

B: Z günü olabilir. Neyle ilgili önemli bir şey mi söyleceksin?

K: Konuşuruz. Haberleşelim o zaman

Görüldü attım ve buluşacağımız gün yazmayı düşünüyorum ama kafamı karıştıran cümle şu oldu “Hem benim de söylemek istediklerim var kahve içmiş oluruz.” Arkadaş kalalım ben sana o gözle bakmıyorum diyecek gibi bir his oldu içimde fakat buluşmayı da kabul etti. Sence o mesajın altında yatan psikoloji nedir? Kızla buluşmaya gittiğimde nasıl davranayım? Çok teşekkür ederim.

Buluşmaya git ve gör. Kıza yürümeye devam et, “ben seni arkadaş olarak görüyorum” derse klasik “başka türlü düşünürsen bana haber ver” konuşmasını yap.

Soru 3:

Mahmut abi selam. Bir kızla takılmaya başlamıştık ama o sıra artık sıkıldığım bir sevgilim vardı ve yeni kıza bundan bahsetmedim.

Sevgilini aldattın ve bu kızı da kandırdın yani.

Ben 23 o 21 yaşında. Bana karşı arzusu ilgisi ve duygusu çok yüksekti. Ne istersem yapıyordu, mutluydum. Bana karşı iyi davrandı hep.

“Ne istesem yapıyordu” olayına çok gülüyorum. Sonradan da en büyük kazığı, bu aşk bombardımanına en saftirik şekilde düşenler yiyorlar. Gerçi sen her türlü kazığı hak ediyorsun.

4 aydır beraberdik, o çok istemesine rağmen ben adını koymamıştım ama sevgili gibiydik. 3 yıllık sevgilisinden sonra 2. ilişkisiydim.

Aldatan adamın şu olayı anlatışındaki masumiyetine bakar mısın? Kız teknik olarak sevgili falan değil, yan piliç (side chick).

Diğer sevgilimden ayrılıp onunla devam ederken bi süre sonra hem sevgilimi hem o kızı aynı anda aldattığım öğrenildi.

Güzel.

Konuşmayı kesip kendi içime çekilmeyi tercih ettim. (aldatmama rağmen benimle devam etmek istedi).

Senin gibi adama genelde zaten böyle ödlek, kaygılı bağlanan kızlar düşerler. Her istediğini yapması da sevgiden değil, yalnız kalmaktan ödü kopan yetersizlik hissi ile dolu psikolojisinden.

Sonra o kıza haksızlık yaptığımı düşünüp 1.5 ay sonra yazdım ve buluşma ayarladım. Kızı biraz açınca aldatılmanın ve yalnızlığın acısına dayanamayıp tinder indirip birisi ile rebound ilişkiye girdiğini söyledi.

Bu da yalnız kalmaktan ödü kopan, yetersizlik hissi ile boğuşan kadından beklenecek davranış.

2 kere beraber olmuşlar. Ama o sıra hep çocuğa beni anlatmış çocuk psikoloji okuyormuş kıza iyi yaklaşmış teselli etmiş falan.

Gitmiş gelmiş teselli etmiş, altta üstte teselli etmiş.

Ama meğerse takıldığı rebound çocuğun da o sıra bir sevgilisi varmış ve kıza bundan bahsetmemiş, kız bunu öğrenince ayrılmış. Bana seni hiç unutamadım, geceler boyu ağladım, sen ne zaman çağırırsan döneceğimi biliyordum gibi şeyler sayıkladı.

Hahahaha 😀 Ama bu arada bir çocuk vardı, bana kayıp duruyordu. Hayır kızın her şeyi yapmaya hakkı var da, hala sana böyle aşk bombardımanı ile gelmesi traji komik.

Samimi olduğuna inanıyorum çünkü kızın bana olan arzusunu biliyorum.

Senin o büyük arzu dediğin şeyin çoğu cinsel dürtü kontrolsüzlüğü, korku ile kendini fazlaca verme dürtüsü, vs. Sana arzusu var ama sen yokken başkasına da kolayca verebiliyor. Arzusunu.

Ona benden sonra yaşadığı tinder, rebound saçmalığı için shaming yaptım, ama ben de sütten çıkmış ak kaşık olmadığımı biliyorum, aldatmasam bunlar yaşanmayabilirdi. Şimdi Mahmut abi sana sorum ben buradan itibaren nasıl devam etmeliyim?

Aynı kalitesizlikte tencere kapak insanlarsınız. Bence yakışıyorsunuz. Devam et.

Bu kız ile mutluydum, çok midem almasa da kabul edip devam etmeli miyim yoksa sadece fb tarzında mı takılmayalım? ya da komple bitirmeli miyim?

Kızı nasıl kullanayım diye soruyor hala ya 😀 Kızcağızın bana ulaşması ve senden kurtulmak için destek alması lazım.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

İlgim yetersiz diye terk etti, sonra beni ayrılığı kolay atlatmakla suçladı – Vaka çalışması

13 aylık bir ilişkim vardı, ilişkide ilgi de sevgi de yeterli olmasına rağmen kız arkadaşım daha fazlasını talep ediyordu. Hayatında genel olarak tatmin olma sorunu gözlemliyordum. Biraz popüler kültür romantizmi var üzerinde maalesef ilişkide yatırımımı sürekli artırmamı istiyordu ve ben de bunun sonucunun iyi olmadığını biliyorum o yüzden çizgiyi bozmadım.

Bu sadece popüler kültür romantizminden kaynaklanmıyor. Bununla ilgili, beta özelliği gösteren kadınlar yazısını yazmıştım. Beta özelliği gösteren erkek, ilişkide sürekli olarak ilgi, kaynak, hediye, vs. vermezse güvende hissedemez, sevilmeyeceğinden, bırakılacağından korkar. Beta özelliği gösteren kadın ise, ilişkide sürekli olarak ilgi, kaynak, hediye, vs. almazsa güvende hissedemez, sevilmediğinden, bırakılacağından korkar.

Aslına bakarsan bu, klasik kaygılı bağlanma stili özelliği olan yetersizlik hissi. Eski kız arkadaşın, kendisini yeterli hissedemediği için, bu yetersizlik hissini sürekli olarak dışarıdan – erkek arkadaşından (bazı kızlar erkeklerin ilgisinden) telafi etmeye çalışır. Fakat erkek bunu telafi etmek için ekstra çaba gösterdiğinde, yetersizlik içsel ve dışarıdan kapanamaz bir şey olduğundan, yetersizlik ve güvensizlik hissi geçmez.

Bu zihniyetteki çoğu kadın, bu güvensizlik hissinin kapanmamasını, “erkeğin yeterince çabalamamasına” bağlar ve siz verdikçe daha fazlasını talep eder. Siz verdikçe ve yetersizlik – güvensizlik hissi geçmedikçe, bir de “hala yeterince çabalamıyor” diye size öfkelenmeye başlar.

Çizgini bozmaman doğru karar ama maalesef böyle bir insanın, yetersizliğinin kaynağının ve çözümünün kendinde olduğunu kabul etmes zordur ve bu nedenle böyle biri kendi ilişkisini yok etmeye programlıdır.

Neyse, onu sevdiğimi bildiğini ama eksik hissettiğini ve benim değişmeyeceğimi anladığını (sözlerinden anladığıma göre daha beta yönlü birisi olmamı istiyor) ama çerçeveyi bırakmadım.

Bu nedenle ayrılmamızın doğru olduğunu söyledi, ben de ilişkide sorun yoktu sadece ilişki yaşama şeklini biraz fazla romantize ettiğini ve beklentilerinin doğal olmadığını söyleyip ayrılığı kabul ettim, kararın değişirse ulaşırsın dedim daha da ulaşmadım.

İlişkinde büyük bir sorun vardı. Karşında güvensiz – yetersiz hissedip bunun sürekli olarak senin tarafından giderilmesini talep eden bir partner var. Bu ilişkide senin çıkışa gitmen lazımdı.

Birkaç hafta içinde ulaştı telefonu açtım hiçbir şey olmamış gibi neşeli konuştum eski konuları açınca savuşturmaya çalıştım. Nasıl böyle mutlu olabilirsin? Hayatına böyle nasıl devam ediyorsun? Ben senin gibi yapamıyorum seni de anlamıyorum senin gibi birisini tanımadım çok umursamazsın dedi ve eski sorunları konuşmaya çalışıp, hiç değişmediğimi ayrılıktan sonra belki bazı şeyleri değiştirmek istersin diye ulaştım ama yok değişmemişsin dedi.

Birini terk edip sonra peşinden koşmuyor, ayrılığı iyi atlatıyor diye onu suçlamak, aşırı kalitesiz ve mide bulandırıcı bir davranış. Bu kızı geri almaman gerekiyor. Bu kız seni, peşimde koşar, ipleri tamamen elime alırım diye terk etmiş. Yani seni ayrılıkla sopalamaya çalışmış.

Ben de bunları yüz yüze konuşmanın doğru olduğunu söyleyip buluşma teklif ettim kabul etmedi gelsem bile aynı şeyler olacak tekrar kendimi üzemem bu sürece girip ayrılık fikri daha doğruymuş dedi.

Hayır, böyle biri ile ilişki, kendisini düzeltmediği sürece, kötü bir fikir. Bu kızdan aktif olarak kaçmalısın.

Ben de fikrin değişirse buluşmak istersen ulaşırsın dedim kapattım.

Hayır, böyle biri ile ilişki, kendisini düzeltmediği sürece, kötü bir fikir. Bu kızdan aktif olarak kaçmalısın.

Ayrılıktan pişman olmayıp benim değişip değişmediğimi sorgulayıp ona göre nabız yoklaması bana gözdağı vermek için ayrılığı yaşattığını düşündürmeye başladı ama yine de burda anlayamadığım bir terslik var.

Burada teşhisin doğru ve anlamayacak bir şey yok.

Hiç kendinde aşırılık görmüyor ona göre tek sorun benim davranışlarım. Senin fikrin nedir Mahmut abi?

Onun kendi dünyasında durum bu çünkü. Kendi yetersizlik – güvensizlik hislerini düzeltmesi gerekenin kendisi olduğunu kabul edemeyen bir insan, bir süre sonra yetersizlik – güvensizlik hissi ile baş edemeyip, bunu dışarı yansıtır. Tipik bir psikolojik yansıtma (projection).

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Sizden gelen sorular – Şubat 2026

Soru #1: Kız evde sürekli olarak bana bir şeyler yaptırmaya çalışıyor.

Mahmut abi kızın ev içindeyken senden bir şeyler istemesi shit test midir? Evi biliyor ilk gelişi değil. Mesela mutfaktan geliyor “susadım bana su getirir misin?” Ya da ortada kendi eşyası olmasına rağmen “bana ceket getirir misin” ya da “ayağıma terlik getirir misin”, “kahve yapar mısın” gibi isteklerinde beni mi deniyor sence?

Birkaçını eğlenen ustalıkla geçiştirdim fakat bazen bu istekleri artınca birkaçını yaptım ve bende ondan bir şeyler istedim. Sence bu shit test mi abi eğer öyleyse ne yapmam lazımdı?

Kız arkadaşınızın sizden arada bir, bir şeyler istemesi normalde anormal bir durum ya da test değil. Mesela siz mutfaktan gelirken su istemesi. Fakat seninkisi bariz anormal. Muhtemelen senin kendini ne kadar kullandıracağını, seni ne kadar kullanabileceğini test ediyor.

Bu tür bir kızla güzellikle anlaşamıyorsan yani birkaç kere kibarca “güzelim kaldır kıçını sen al” dedikten sonra da böyle şeylere devam ederse, kızı hızlıca bırakmak en iyisi. Özellikle de bundan tatsızlık çıkarıyorsa, hemen bırakman lazım.

Soru #2

Abi selamlar. Bir kızla konuşuyoruz kopuk kopuk ama nasıl desem bazen birkaç dakikada bir donuyor bazen 3 saat sonra.Ama bir yazıyı okuduğumda bunun çok önemli olmadığını söylemiştin. Çünkü kız mesajlaşma noktasında böyle olsa da dün beni dışarı yemege çağırdı ilk buluşmamızda ben çağirmistim bu sefer o çağırdı. Olumlu gittiğini söylemek mümkün mü? Ben biraz geç yazmasindan yakınır tarzda bir mesaj attım o da kusura bakma projem var yetistirmemiz lazım bu yüzden telefona bakamıyorum dedi. 

Geç yazmasından yakınman, geç yazdığı da yok, senin için olumsuz olmuş.

Doğru bu arada perşembe önemli bir proje sunumu olacak ve yetiştirmesi lazım. Ayrıca  mesajıma dönmediği o aralıkta aktif de olmuyor diyebilirim sosyal medyada veya whatsappta.

Sana hemen cevap vermeyince kızı ciddi ciddi stalklıyorsun. Bu kaygılı davranışlara devam edersen, en olumlu süreci bile olumsuza çevirirsin, seni kimse tutamaz. Bunlar aşırı duygusal yatırım yapar. Zaten geç mesaj atıyorsun diye şikayet ederek ilişkinin kadını rolüne oynuyorsun. Bu stalk olayı ile kadını olabileceğin bir ilişki bile olmaz.

Geçen kırmızı bir kıyafet giymis çok yakismis dedim profilini o kıyafetle değiştirmiş. Şu an bir sorun gözüküyor mu sence?

Soru #3: 

Mahmut abi selam, ben seni takip eden bir kadınım. 5 aydır adını koyup koymadığımızdan emin olmadığım bir ilişki içerisindeyim.

Adını koyup koymadığınızdan emin değilsen, adını koymadığınızdan emin olabilirsin.

İlişkimiz aynı şehirdeyken başladı ve 2 ay sonra ben şehir değiştirdim. O ay içerisinde buluştuk ve her ay düzenli görüştük. 4 5 gün birbirimizin bulunduğu şehirlerde kaldık. Fakat mesajlaşma konusunda 1-2 saat sonra kısa kısa yazan konuşmalar oluyor. Çok fazla merak yok, aramalar her gün değil. Bazen o, bazen ben arıyorum. Çok nadir haftada birkaç kez anca.

Çok fazla bir geçmişiniz olmadan uzak mesafeye geçmiş, anladığım kadarıyla da yakın gelecekte aynı şehre geçme durumu da yok. Her gün aramama olayı normal ama kısa kısa mesajlaşma anormal. Gerçi sana kısa geliyor olabilir.

Onun dışında birbirimizi ne yaptığımızdan haberdar edip iyi geceler dileyip her günü böyle devam ettiriyoruz. Birbirimize aşk ve ilgi cümleleri belirtmiyoruz. İlişki hakkında romantik konuşmalar yok. Naber, nasılsın, napıyosun, eve geldim gittim tarzında konuşmalar. Bunu sorun olarak karşıya hiç yansıtmadım ama hayatını daha cok anlatan benim. Ama ona göre de davranıyorum. Bir saat sonra yazıyorsa bazen ben de aynısını yapıyorum. Ama şu düşünceye hep itiliyorum. Bana belki de yeterince ilgili ve sevgi dolu degildir?

İlişkinin senin için sıkıcı, uzak ve yavan olduğu gerçeği ortada. Uzak mesafe olmasının etkisi büyük. İlgisi yetersiz, sana yetersiz olduğu için, kendine yakın bir ilişki için, bu işi bırakman en iyisi.

Soru #4:

No contact sürecindeyim. Şimdi diyelim, meraktan ötürü “naptın, ne ettin?” gibi bir geri dönüş yaptı. Tam anlamıyla dönecek değil de hani merak kendini rahatlatma. Bu durumda no contact bozuluyor ama sonuca erişemiyoruz yine de aynı duruşumuzu koruuyup yanıt mı verelim?

Yanıt vermezsen no contact olmuyor, ghosting oluyor. No contact siz ona ulaşmayın demek, o size ulaşsa da cevap vermeyin demek değil. Genellikle geri dönüş ihtimalini düşüren bir tepki. Geri dönmesini istemiyorsan bu şekilde davranabilirsin ama buraya yazdığına göre geri dönmesini istiyorsun.

Sizi terk eden size “affet beni, dönmek istiyorum” diye heyecanlı heyecanlı yazmaz. Bu bazen olur ama genellikle sizin uzun süredir ulaşmamanızın da etkisi ile ayak parmaklarını suya sokup sıcaklığı test eder gibi basit, “ne haber, nasılsın?” tarzında bir şeyler yazar. “Kedin nasıl?”, “sınavın vardı” gibi basit şeyler yazar. Bu durumda da sizinle buluşmak istediğini varsayıp, kısa bir mesajlaşmadan sonra buluşma teklif edin.

Soru #5:

Selam abi, kız arkadaşımı bir iş arkadaşı bırakmış. Bu beni rahatsız etti. Belki ben abartıyorumdur.

Sana haber vermemesi sıkıntı, o konuda uyar. Bu düzenli olursa da sıkıntı.

Neyse bunu konuştum. Şimdi de bunlar 4 kişi çalışıyor o gün dışarıda işleri. Anlattığına göre 1’inin işi çıkıyor 1’i de ana binaya dönüyor ama öğlen tekrar buluşacaklar bu ve iş arkadaşı( eve bırakan değil) beklemek için kahve içmeye gidiyorlar. 2 saat sürmüş.

Çalışma hayatında böyle şeyler olur. Ben de planda olmayan bir şekilde iş arkadaşım bir kadınla bir yerde bir şeyler içip birini beklemek zorunda kalıyorum bazen. Düzenli duyduğun bir olay değilse dert değil.

Kız da ben sadece bir iş arkadaşımla beklemek için kahve içtim aklıma başka bir şey gelmedi ki dedi. Evi de yakın oraya. Nasıl diyim içim almıyor yani bunu kabul edemiyorum da ben mi abartıyorum acaba onu anlamak için soruyorum. Ayrılmayı düşünüyorum.

Sen abartıyorsun.

Soru #6:

19 yaşındayım. Bu zamana kadar kızlarla ciddi bir ilişki kuramadım. Muhafazakar bir ailede büyüdüm ve ailem sürekli olarak – özellikle annem- kızlardan uzak durmam gerektiğini telkin etti. Hala o muhafazakar düşüncelerin etkisi üzerimde ve kızlara yürümeye çok zorlanıyorum. Eğer yürürsem de hemen oneitis geliştiriyorum. Hemcinslerimle olan sohbetlerimde, günlük hayatımda yapmam gereken şeylerde özgüvensizlik yaşamıyorum ama karşı cins ile temasa geçmem benim için bir imkansız. Sal çayıra mevlam kayıra modunda da değilim. Düzenli kitap okurum ve aynı zamanda vücut çalışırım lakin kendimi sürekli olarak yetersiz görüyorum ve sanki hayatımda bir şeyler eksikmiş gibi hissediyorum. Boyumun kısa olması -1.68- ve tipimi beğenmemem özgüvenimi çok etkiliyor. Bu zihin yapımı hala değiştirebilmiş değilim. Bana tavsiyen nedir?

Tanımadığın kızlarla da tanışıp konuşman gerekeceği şekilde, yürüme baskısı olmadan daha da sosyalleş. Bir süre buna alış. Ondan sonra bu korkunun kendiliğinden, seni tutan zincirlere rağmen iş çıkarabileceğin bir zihin yapısına geçersin. Belki 1 sene sürer, belki 2 sene ama yaşın genç zaten.

Soru #7:

11 aylık bir ilişkim vardı, kız bana çok bağlı ve sadıktı ama biraz fazla dürtüseldi ve bu beni çok bunaltıyordu. Bu huyu yüzünden benim için hayatımın en önemli günlerinden birini mahvetmişliği bile vardı.

Sadakat gerekli koşul, yeterli değil. Bir erkek ilişkide duygusal güç kaynağıdır, kadın da huzur. Huzur yoksa istediği kadar sadık olsun, kötü bir partnerdir.

En son onunla tanışmadan önce takipleştiğim aramda konuşma bile olmayan bir kızı bulmuş, telefonda konuşurken şakayla “bu flörtünle niye konuşmayı kestin” diye sordu. Ben de yine şakayla karşılık verdim ve güldüm. Söylediğim abartı bir cümle değildi. Bana birden bire “sen mal mısın salak salak konuşma” diye bağırdı o sırada iş yerindeydim telefonu kapattım.

“Sen kimsin benimle böyle konuşuyorsun?” diyerek, haddini bildirerek kapadın umarım.

Mesajlaşmada da benimle böyle konuşamayacağını söyledim doğru dürüst özür bile dilemedi ben de ayrıldım. Çünkü çok bunalmıştım.

Doğru karar.

Birkaç gün sonra bana mesaj attı, bitirmek istemediğini söyledi özür diledi fakat özür cümlesinden çok beni suçlar cümleler kurmuştu özrü kabahatinden büyüktü o yüzden kabul etmedim.

Doğru yapmışsın. İçten özür dileyip dileyip sonra yine böyle şeyler yapıyor olsaydı da bırakmak doğru karardı.

Bu sırada arkadaşlarımla bana doğum günü planladığını öğrendim. Biz ayrılınca onlara da benim hakkımda kötüler şekilde konuşmuş buna çok sinirlendim. Birkaç gün sonra da profil fotoğraflarını değiştirdi alkollü bir mekanda açık dekolteli bir fotoğraf koymuş bunu her yerde profil fotoğrafı yapmış ve benim bundan hoşlanmayacağımı biliyor.

İyi yapıyor. Sana ayrılığın ne kadar doğru bir karar olduğunu gösterip seni rahatlatıyor.

Bunu instagramda birilerini eklediğimi düşündüğü için yapmış ama eklememiştim- ben bu duruma çok sinirlendim tamamen bittiğini düşündüm. Sinirle eski görüştüğüm bir kıza mesaj attım.

Yanlış hareket. Toksik biri ile gereğinden uzun kalırsan, sen de toksik, saçma sapan birine dönüşüyorsun.

Bir iki saat konuştuk kız görüşmek istedi fakat ben yeni bir ayrılık yaşadım o yüzden şu an görüşmek istemiyorum dedim. Daha sonra da o kızla bir daha konuşmadım çünkü ayrı olsak da yaptığımın etik olmadığını düşündüm pişman hissettim.

Neyse ilerlememişsin, dert değil.

Birkaç gün sonra bu ayrıldığım sevgilimi dayanamayıp aradım, ben ayrıldığım için de bir problem görmedim bunda.

Bu çok büyük bir problem. Bu kıza bir kayarsın, hayatının 2-3 senesi uçar gider.

Konuştuğumuzda problemleri anlattım beni anladı, konu barışmaya geldi düzeltebiliriz vs. dedi tutumundan dolayı barışmak istedim ama vicdanım hiç rahat değildi. bir gün sonra arayarak “belki barışıp düzeltebiliriz ama benim vicdanım rahat değil, ben seninle birlikte olmadan önce görüştüğüm başka bir kızla ayrı olduğumuz bu süreçte mesajlaştım, seni aldatmadım ama bunu bilmeye hakkın var” diyerek olayı anlattım, yalvarıp özür dilemedim ama “hata yaptığımın farkındayım ama senin koyduğun fotoğraf benim gücüme gitti bu yüzden yaptım” dedim.

Aşırı aptalca bir hareket ama senin durumunda, kıza ulaşıp yeniden başlama aptallığına engel olacağı için faydalı olabilir.

“Seni sevdiğime pişmanım beni asla arama” diyerek telefonu kapattı. Bir anda her yerden engelledi. Yarım saat içinde başka bir telefondan ulaşmaya çalıştım, onu da engelledi en son kısa bir mail attım, “yaptığımın yanlış olduğunu biliyorum, senin yaptığından çok etkilendim ve hataydı. telafi edebilirim, fikrin değişirse bana ulaş lütfen” yazdım bir daha da ulaşmaya çalışmadım.

Kendine gel yahu. Bu kızla ilişkiye başlayıp kendini küçük düşüreceksin.

Kendimi vicdanen çok kötü hissediyorum ama bir yandan o bunu bildiği için hafiflemiş hissediyorum sonuçta çok yanlış bir şey yaptım. Sence bu yaptığım aldatmak mıdır abi?

Olmaz ama seni yeniden alınmaması gereken biri yapar. Gerçi bu seni geri almasa senin için daha iyi.

Kız beni çok seviyordu, hayranlıkla bakıyordu, ilgisi çok yüksekti.

Böyle karın ağrısı saçma sapan kızlara herkes düşmez. Senin gibi bazı yetersizlik problemleri olan adamlar düşer. Onlar böyle kızları yüceltmeyi başarırlar.

Sence bu davranışım ve sonradan yapışmamla gözünde kendimi çok ezik ya da kötü bir duruma mı düşürmüşüm?

Bu kızı bırakmak yerine gözündeki yerini düşünüyorsan, eziksin zaten. Öyle görünsen ne olur, görünmesen ne olur?

Kız beni bekarken çapkın olarak görüyor buna biraz takıyordu ama ilişki içinde asla sadakatsizliğim vs olmadı. Sence tekrar bana ulaşır mı? Ulaşmazsa da hatamın bir bedeli olacak elbet, şu anda no contact devam.

Bazen diyorum ki, sizin de bir işleviniz var. Böyle saçma sapan kızları hayatınızda tutarak kendi hayatınızın içine ediyorsunuz ama en azından sizden daha akıllı adamların başına bela olmalarına engel olup milli görev icra ediyorsunuz.

Başkaları için kendi hayatının içine ediyorsun, gerek yoktu ama erkek milleti sana minnettar. You go boy.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Sevgilim üniversite için başka şehre gitti, “sadece arkadaşız” dediği bir erkekten çok bahsetmeye başladı. – Vaka çalışması

Mahmut Abi kız arkadaşımla ayrıldık. 3 yıllık bir ilişkimiz vardı ve benim ilk ilişkimdi. Bu yüzden biraz kolay bağlanmıştım kendisine. Kız arkadaşlarından çok erkek arkadaşları vardı ve ben erkeklerle daha iyi anlaşıyorum diyordu.

Bu bir kırmızı alarm. Ayrıca böyle kızlar erkeklerle daha iyi anlaştıklarından daha az kız arkadaşa sahip değiller. Diğer kızlar ya da çoğu kız tarafından dışlandıkları, arkadaş olarak istenmedikleri için kız arkadaşları yok ve erkeklerle arkadaşlığa meyilleri sebep mi sonuç mu belli de değil.

Bende ilişkimizin başlarında “benden önce onlar vardı”, dostları düşüncesiyle ona da güvendiğimden sorun etmedim.

Sorun aslında.

Üniversiteyi kazanıp başka bir şehire gittiğinde orada da farklı erkeklerle tanıştı.

Üniversiteye başka şehre gitti, en az 4 sene yok. Bu durumda ilişkiyi bitirmen lazımdı. Kaldı ki bu, çevresinde çok erkek döndüren bir kadın. Kafa rahatın için, proaktif ayrılman gerekliydi.

Sürekli tartışmaya başladık ama ben hep bir şekilde gönlünü alıyordum hatalı olmasam dahi.

Türkçesi, kız seni terk eder korkusu ile omurgasız ve korkak bir şekilde eğilip büzülüyordun. Bunun sonucunda da ilişkinin devam edeceğini sanıyorsun ama %90 terk edileceksin ve kendini küçültüğünle kalacaksın.

Sonrasında ben de derslerimin yoğunluğundan ve uzak mesafe olmasından dolayı ihmal ettim ama bunu bir şekilde telafi ettim.Yanına gidemediysem aradım telefonda mesaj atıp durumu izah ettim.Sorunlarımızı hallettiğimizi sanmıştım ama hep bunları ısıtıp ısıtıp önüme koydu ve ayrılıkla tehdit etti.

Çok iyi bir ayrılık fırsatını kaçırmışsın. Bak belki “ayak paspası olurum, erkeklik onurumu ayaklar altına aldırırım, bugün ayrılacağıma yarın terk edilirim ama bu işi bir ay daha uzatırım” kafasındaysan bilemem, bence bu da çok acınası bir kafa. Ama böyle omurgasız davranarak bu ilişkinin bir yerde toparlanacağını sanıyorsan, fena halde yanılıyorsun. Seçeneğin bugün terk etmek ile terk edilene kadar küçük düşüp, acı çekip terk edilmek. Sonuna kadar beklersen yüksek ihtimalle de başkası için terk edilip duble acı çekeceksin.

Ayrıca, bugün terk etsen yani hala kontrolün ve kafanda sanal bir düzelme ihtimali varken terk etsen, bu olaydan güçlenerek çıkarsın. Terk edildiğin, artık elinde bir kontrol kalmadığı noktaya kadar gidersen, bu olaydan zayıflayarak, bir sonraki ilişkinde daha boktan şeyler yaşayacak şekilde çıkarsın.

Bir şekilde iyi kötü devam ettik ama 1 ay önce ayrıldık.

Umarım yanlış tahmin ediyorum ama muhtemelen terk edildin.

Ayrılığımızdan birkaç hafta önce üniversitede tanıştığı erkekle yakınlaştığını hissetmiştim. Bana onunla konuşmalarını aktarması,beraber kütüphaneye gidip ders çalışması,onunla telefonda konuşmalar verebileceğim en basit örnekler.

Evet bu tip kadınlar bunu çok yapıyorlar. Sanki “ya ben sana söylemiştim, tamam içime kaçıp durduğunu söylememiştim ama yani onu da sen anlasaydın, benden günah gitti” mantığı ile çenelerini kapayamıyorlar.

Ben kendisine bu çocukla arasına mesafe koymasını istediğimde “ne var ya sadece ders çalıştık “ tarzında bir cümle kurdu.

“Ne var ya! Sadece arkadaşız!”

Bana ben çocuğu ders için kullanıyorum,notları almak için yakın davranıyorum,benden kısa boylu biri diyerek dalga geçiyordu.

Önemli olan boyu değil, aslen bu vatandaşın ne işlevi olduğu.

Bu tavır beni aşırı rahatsız etmişti ve aramıza bir soğukluk girdi sonrasında da zaten ayrıldık ve her şey için beni suçlayarak gitti.

Bu tür ciğeri beş para etmez insanlardan kurtulmanız lazım. Bunu bu noktaya kadar terk etmemen, kendine bu ciğeri beş para etmez insanı sevgili diye yakıştırman, senin ayıbın. Gaslighting yapıyor, utanmadan da ayrılırken seni suçluyor. Ama anlattığın tepkiye bakarsak, terk edilmemişsin sanki. Son anda ruhunu kurtarmışsın.

Arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla o çocukla 1 hafta içinde sevgili olmuş ve yılbaşını beraber baş başa geçirmişler.

Şaşırtıcı değil. Ayrıca muhtemelen seninle ayrıldıktan bir hafta sonra olayı kamuoyuna duyurdular, kornişonun giriş çıkış vizesini önceden almış olma ihtimali de çok yüksek.

Böyle bir durumu yaşadığım için utanıyorum ve nasıl atlatacağımı bilmiyorum.

Utan ve uzun süre acısını çek ki, bir daha böyle bir şey yapma.

Beni çok iyi manipüle etti kendimi suçlu hissettirdi.

Ama iyi tarafından bakarsak, artık bu ciğeri beş para etmez kız, daldan dala atlayan kız, o kornişonun problemi.

Önerilerinize açığım kızla iletişim kurmuyorum her yerden engelli zaten, yakın arkadaşlarını da takipten çıkardım hayatıma odaklanmaya çalışıyorum derslerime odaklanmaya çalışıyorum ama ara ara aklıma geliyor ve beni olumsuz etkiliyor yaşananlar.

Bakın, ne kadar büyük aptallık yaparsanız, o aptallığı bir daha yapmayın diye o kadar çok acı çekmeniz gerekir. Erkek gibi, “ben ettim, ceza sürem neyse yatıp çıkacağım” diyeceksiniz. Bir daha bu kadınla asla iletişime geçme, ondan bilgi alma ve ağlaya ağlaya da olsa kendi hayatına odaklan. Bu geçer. Başında bıraksan 4-5 ayda geçecek şey, bu kadar uzatmanla 8-10 ayda geçer ama geçer.

Bir de yeri gelmişken şunu söyleyeceğim. 27 sene önce üniversiteye başladığımda ve sonrasında burada dinlediğim hikayelerde bunu çok gördüm. Böyle liseden tanışıp üniversite ile uzak mesafeye dönen çiftlerin çok büyük bir kısmı, bir sene içerisinde daldan dala ayrıldılar. Bunu yapanın erkeğini de gördüm, kadınını da. Buna maruz kalanın erkeğini de gördüm kadınını da. “Yok abi biz 3 senedir beraberiz, kimse ona olan sevgimi değiştiremez zaten kimseyi gözüm görmüyor” laflarını çok duydum, gözü görecek biri çıktığı an o lafların buhar olup gittiğini de çok gördüm.

Sevgiliniz ile, üniversite gibi hayatı çok değiştiren ve bir daha yollarınızın kesişme ihtimalini azaltan ayrılık olduğunda, kendinize bir iyilik yapın ve ayrılın. Kız böyle yan apartmanda oturuyor olsa bile terk etmelik olmayabilir, iyi bir sevgili olabilir ama artık sizin yollarınız ayrıldı.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Sizden gelen sorular – Ocak 2026

Soru #1

Yaklaşık 1,5 yıl flört ve sevgili olduğum bir kız vardı. Zaman zaman aramızdaki çeşitli olumsuz sebeplerden görüşmediğimiz ama kısa süre sonra devam ettiği dönemler oldu. Yine bu dönemlere denk gelen geçen yaz memlekete gittiğimde başka bir kızla tanıştım. Başta diğerini sevdiğim için kesinlikle reddetsem de o ilişkinin olumsuz yönleri ve bu yeni tanıştığım kızın makul görünmesi sebebiyle kabul ettim.

İlişkinin olumsuz yönleri varsa önce ondan ayrılırsın, 2-3 ay yalnız kalırsın ve sonra yeni limanlara açılırsın. Bu tür daldan dala sizi kadınsız kalmaktan korktuğu için sürekli olarak kötü ilişkiye yapışan ve/veya aldatan zayıf birine çevirir.

O ilişkini aldatmışsın.

Diğeri ile konuşmayı kestim ancak sebebini söyleyemedim.

Sebebini söylemen gerekmiyor ama ayrılman gerekiyor.

Bu süreçte bir ay bana ulaşmaya ve devam etmemiz için ikna etmeye çalıştı. Aklım onda kalıyordu fakat yeni tanıştığım kızla güzel vakit geçirdiğim için ve bunun hep böyle devam edeceğini düşündüğüm için görmezden geliyordum.

Sanırım bununla olmazsa ona dönerim kafası ile oyaladın kızı. Yalnız kalmaktan bu kadar korkarsanız, bu işi adam gibi yapmazsanız, dejenere olursunuz ve kadın bağımlısı olursunuz. Sen gerçi halihazırda öylesin ama daha da kötü olursun.

Yazın sonunda yeni kızla ilişkiyi bitirdik ve yeni kıza o andan sonra bir daha ulaşmadım. Fakat aradan zaman geçmesi sebebiyle diğer kızdan eski tepkiyi alamadım ve artık istemiyordu.

Normal değil mi? Seni bekleyeceğini mi sanıyorsun?

Ben de çok zorlamadim ancak iletişimi koparmadim. Bu sırada bir ay sevgili yaptı ve ondan da ayrıldı. Ancak tekrar konuşmak istediğimde yine eski tepkiyi vermeyip reddetti. Onunla eski günlere dönmek mümkün mü?

Mümkün değil. Birlikte olma ihtimaliniz de düşük. Birlikte olsanız eskiye dönmeniz de çok zor.

Kızı aldatmış ve yedek lastik yapmışsın. Azıcık insan ol ve kızın peşini bırak. Bir daha da böyle bir şey yapma. Sevgiliniz varken gözünüz dışardaysa, ilişkiden memnun değilseniz cesur, onurlu ve güçlü olun ve ayrılın.

Soru #2:

Merhaba Mahmut abi. Ben bir kızla yeni konuşmaya başladım. Kızla aynı ortamda oluyoruz haftada 2-3 kez, bazen de mesajlaşıyoruz. Bugün onu görmek için dershanede eksta bekledim (işimde vardı aynı zamanda). Kız bir türlü bana kendini göstermiyor, saklanıyordu. Ona baktığımı biliyor ama kendini göstermemeye çalışıyordu. Bazen görüyordum arkadaşı da ortamda olduğumu kontrol etmek için bakıyordu bana. Bunun shit test olma şansı var mı? Bu gün akşam yazmayı düşünüyodum ama yazmayacağım. Sanki önemsememiş gibi takılacağım. Sence doğru mu yapıyorum?

Bunu daha çok seninle yalnız kalmak istemiyor olarak yorumlaman daha gerçekçi.

Kızla arada bir nasıl mesajlaşıyorsunuz? Kız mesajlaşma başlatmıyorsa, çok az başlatıyorsa, sana karşı çok sıcak değilse, mesajlaşmayı uzatmamaya çalışıyorsa, bu son olayı da üstüne koyarak, seninle ilgilenmediğini anla ve kıza yürümeyi bırak. Kendi sana, sen ona hiç ulaşmadan iki kere ulaşırsa buluşmaya çağır.

Eğer kız sıcaksa, o da mesaj başlatıyorsa, kıza mesaj at ama bu durumu asla açma. Kendisi açarsa bile “evet işim vardı ondan kaldım” diye geçiştir, onu beklediğini asla belirtme. Bu şekilde shit test olmasa bile, kendine güveni ve onuru olan bir erkek gibi davranıp, test olmadan testi geçersin.

Soru #3:

Mahmut abi herhangi bir tehlikeli durumda, bu az tehlikeli de olsa panikliyorum, göğsümde bir yük oluyor. Bu da korkmama sebep oluyor. Henüz gençken bu beni yiyip bitiren sorunu çözmekte kararlıyım. Teyzem ve anneannem herhalde genetikten kaygıları yüksek az durumlarda panikliyorlar. Belkide nesilden nesile birbirine etkileniyorlar bilmiyorum. Bu sorunu nasıl çözerim? Telkin diye birşey duydum neye inanırsan o olursun diyor ben kendime soğukkanlı,cesur telkinini iyi şekilde düzenli yaparsam sonuç verir mi veya senin önerin nedir? Esenlikler diliyorum.

Bunun benim bildiğim çözümü, bulabildiğin en tehlikesiz durumdan, tehlikeyi gerçekten tehlikeli olan durumlara gitmeden azar azar arttırarak aşamalı olarak maruz kalma terapisi uygulamak. Gerçekten tehlikeli durumda korkmak ve kaçmak gerekli bir adaptasyon, o durumlarda da tehlikeye göğüs germek istemezsin.

Tanımadığınız insanlarla neden konuşamıyorsunuz yazısındaki durum ve çözümü, senin durumunda da geçerli.

Soru #4:

4 yıl süren güzel bir ilişkinin sonunda yüzük takıp evlenme teklifi ettikten 4 ay sonra, evim olmadığı için kız arkadaşımla ayrıldık. Ayrılırken de çok olgun ve hala severek ayrıldık.

Bu konuya daha önce değinmiştim. Türkiye’de bir çift genellikle, evlenir ve kiraya çıkar. 30 – 40 yaş bandında ev alır. Normali bu. Bunu dert edip senden ayrılan kızla evlenmemen iyi olmuş.

Tek arkadaşı bendim,

Bu büyük bir problem. Arkadaş edinemeyen bir insanın duygusal – ruhsal olarak normal olma olasılığı çok düşük. Ayrıca, senin sırtına yük olur. Bu kızla nasıl güzel bir ilişkin oldu? Gerçekten ilginç.

benden ayrıldıktan bir ay sonra çalıştığı yere gidip gelen zengin müşterilerinden biri ile ilişkiye başlamış.

4 senelik ilişkiden bir ay sonra ilişkiye başlayabilen kadından hayır gelmez birader. Gerçekten Allah kurtarmış. Keşke sen kendi iradenle kurtulsaydın ama önemli olan kurtulman. Artık o zengin abinin derdi, senin değil.

Konuştuğum da aldatmadığını ve “ne yapayım 4 senede yokluğuna mı alışayım” dedi. Ayrılalı 2 ay oldu ancak hala WhatsApp durumlarıma ilk o bakıyor bu bir rebound ilişki midir?

1 ayda işi pişirmiş insanın aldatmadığı şüpheli ve aldatmadım diyecek tabii ki. Daldan dala atlamış. Ayrıca birader, bu kızın numarası neden hala ekli? Hemen çıkar, sana ulaşmaya çalışırsa engelle.

Rebounddan çok çıkar ilişkisine benziyor ama rebound olsa ne olacak? Zengin abiden tekmeyi yiyince geri mi alacaksın?

Ve sürekli durumlara bakması neyi ifade ediyor? 

Hiçbir şey ifade etmiyor. En fazla merak veya daha kötüsü bu abi ile olmazsa kenarda bekle diye ekmek kırıntısı. Bu kızın numarasını çıkar, bir daha muhatap olma.

Bunca yaşanmışlığa rağmen bu kadar kısa sürede başka biriyle olabiliyorsa benim yanımda yeri yoktur.

O zaman numarası neden silinmedi? Neden abi amacı ne? diye sorarsın.

Hayatıma devam ediyorum ancak insan elbet üzülüyor ve düşünüyor ama geçecek.

Geçecek tabii ki. Böyle kalitesiz insanlar daha kolay unutulurlar ama senin bu kızı silmen lazım.

Soru #5:

Abi merhaba.İlk buluşmamız gayet iyi geçti ikinci buluşmayı da teklif ettim hemen arkasından yani bir gün sonra. Ama onun bir durumundan dolayı buluşamadık. Tekrardan bir gün sonra teklif etmeli miyim yoksa onun teklif etmesini mi beklemeliyim? Benim ettiğimi varsayarsak aradan bir kaç gün geçtikten sonra mı teklif etmeliyim o süre zarfını nasıl ayarlayabilirim. Teşekkürler.

Buluşmaları erkek teklif eder. 3-5 gün sonra, bir önceki buluşma teklifi hiç olmamış gibi teklif edebilirsin. Yalnız bir buluşma teklifi olmuş, bir durum yüzünden buluşamadıysanız, hemen o buluşma gününü değiştirsen boş yere bir can yanmamış olurdu.

Soru #6:

Merhaba, 3 senelik uzun ilişki sonrası erkek arkadaşımla ayrıldık.Sık tartışıyorduk bu yüzden ayrıldık, ihanet veya başka bir kişi yüzünden ayrılık yaşamadık.

Sık tartışmalı ilişki kötü ve bitmeye mahkum bir ilişkidir.

2 senedir ayrıyız benim ondan sonra 1 sevgilim oldu çok sürmedi. 3 4 ay kadar sürdü ve bitti. Ben önceki sevgilime mesaj attım kendisi kısa kısa ve geç cevaplar veriyordu, yani pek konuşmak görüşmek istemiyormuş gibi.

Gibi mi?

Sonra kendisine barışmak isteyip tekrardan denemek istediğimi söyledim.Onun arkadaşları benimle takipleşiyordu. Ondan sonra birisiyle olduğumu galiba ona söylemişler, yoksa başka haberi olamaz. Bana birisiyle birlikte olup olmadığımı sordu ve ben de oldu dedim dürüstçe anlattım. Sonra ben bunu kabul etmem bir daha bana ulaşma önüne bak dedi. Sonraki mesajlarıma da sadece görüldü atmış.

Birçok erkek kendisinden sonra birinin olmasını kaldıramaz. Burada senin bir suçun, yanlışın yok. Ama birçok erkek kabul etmez.

Yalnız bu adam zaten seni reddetmek için bahane arıyor gibi de geldi.

Engellemiyor ama ne yazarsam görüldü atıp bırakıyor.

Engellememesinde olumlu tek bir kırıntı yok. Adam seninle bir daha görüşmek istemiyor. Bence başka biri olmasa da görüşmeye niyeti yokmuş.

Bir şey de yazmadı bu yazdığından sonra. Kendisine bu 2 yılda sevgilisinin olup olmadığını sordum.Onun da olmuş ve ayrılmış aynı durumdayız. Bunu söylediğimde bana ” sen kabul edebilirsin ama ben bunu kabul etmiyorum,bana ters ”dedi. Kendisi çok prensipli birisi uzun süredir tanıyorum, bir konuda fikri hiçbir zaman değişmez.Kendisine böyle prensipler edinmiş,sadakatinden yana hiçbir zaman şüphem olmadı baya karakterli biri.Onu tekrardan kazanmak istiyorum , nasıl yapabilirim?

Adam seni istemiyor. Bu adamla bir daha asla olmayacağını kabul edip önüne bakmalısın.

Ayrıca bu adamı “kazansan” ne olacak? Eski kavgalı ilişkinize geri dönüp yine ayrılma ihtimaliniz çok çok yüksek olurdu.

Soru #7:

Mahmut Abi, kız arkadaşım 22 yaşında ve çok yoğun çalıştığı bir işi var. Aynı iş yerinde, 35 yaşında, evli ve çocukları olan bir adam, kız arkadaşımı bazen saat geç olduğu zaman evine bırakıyor. Çünkü kızın iş yeri ile evi arası gerçekten çok uzak.

Bir erkeğin bırakması beni rahatsız ediyor bunu kıskanmam ve kızı uyarmam gerekir mi?

Gerekir. Evli ve çocuklu bir adamın bunu yapmaması da gerekir. Birkaç kişiyi bırakıyorsa neyse ama sadece senin kızı bırakıyorsa çok yakışıksız bir durum.

Yoksa gereksiz kıskançlık yapmış mı olurum?

Gereksiz kıskançlık yapmış olmuyorsun.

Bir yandan “saçmalama adamın çocuğu var evli” falan diyorum ama bi yandan da rahatsız hissediyorum. ne yapmalıyım?

Adamla senin kız arasında bir şey olma ihtimali değil konu. Konu, adamın ve kızın kendilerini bu ortama sokmaları. Yakışıksız. Şöyle düşün. Gecenin bir saati annen ve baban senin kız arkadaşını başka adamla arabada gördü. Hoş bir durum mu bu?

Bir kere zorunluluktan olur anlarım ama bunun birkaç kere olması yakışıksız bir durum.

#Soru 8:

Bu soruyu ayrı yazı yaptım: Üniversitede yürüdüğüm kızın erkek arkadaşı bana saldırdı – Vaka çalışması

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Bu ay, YouTube kanalında da aşağıdaki soru cevap yayınını yaptık.

Eski sevgilimden sonra hayatıma çok kız girdi ama hiçbirini isteyemedim – Vaka çalışması

Klasik bir eski sevgilimi unutamıyorum, başka kızlara karşı bir şey hissetmiyorum vakasına daha bakacağız. Zaten soru, o yazının altına yazılmış.

Bu versiyonunda erkek, birçok kadınla beraber olabilmesine bakarak, bir kadını unutmayı başaracak güce sahip olmayan, düşük rütbeli bir erkek olduğunu göremiyor. Rütbesini yükseltmesi için, içinde bulunduğu durumu görmesi şart ama “çok kız var, ben onları istemiyorum hacı” bataklığında debeleniyor.

Mahmut abi selamlar. Hoş ve ilgimi çok çeken bir kızla lisede çok güzel bir ilişkiye başlamıştık. İnanılmaz güzel, dolu dolu geçen 2 yılın ardından üniversite yüzünden yollarımız ayrıldı. Maalesef biraz uzaktan denedik olmadı. Ben ayrıldım ama ilişkinin gidişatı beni mecbur bıraktı, istediğimden değil yani.

Hayatın akışında normal bir şey bu. Zaten yeni ortamda olduğun için, kendine yeni bir hayat kurarsın, eski ilişki de tarihin tozlu sayfalarına gömülür gider.

Hayatıma devam ettim. Yapmam gereken herşeyi yaptım. Üniversite için yeni bir şehre gelmiştim. Acıma yenilmeden sıfırdan güzel bir çevre kurdum, vücut yaptım, para kazandım istediğim şeyleri aldım derslerimde ilerledim ve ek olarak oldukça canlı bir ilişki hayatı yaşadım.

Acına yenilmediğine emin misin? Bu kadar şeyi arka arkaya sıralayan insanlar genellikle bir şey ispat etmeye çalışan insanlardır ve atlatamadıkları bir şeyi saklamak için böyle şeyler sıralarlar. Bu cümle kendini fazlaca ispatlama çabasına işaret ediyor.

Çok fazla kız hayatıma girip çıktı ama aklımdan eski sevgilim çıkmıyordu.

Ben bunu anlamıyorum. Çok fazla kız dediğin yerde, sayı arttıkça kalite azalır. Kızlar teker teker kaliteli de olabilirler – zor ama olabilirler – fakat senin çok ilişki kurduğun yerde duygusal derinlik, ilişki kalitesi azalır. Sen sanki eski kız arkadaşının acısı ile başbaşa kalıp bunu sindireceğine, kalitesiz ilişkilerle kendini uyuşturmayı seçmişsin. Acının bir süre sizi yakıp tükenmesini göze alamazsanız, acıyı bastırırsanız, acı yanıp tükeneceğine çoğalır.

İstemsiz, sürekli yeni kızlarla eski sevgilimi kıyaslıyor ve eski sevgilimin daha iyi bir kız olduğunu düşünüyordum. Hala da öyle geliyor bilmiyorum. Ben mi yüceltiyorum ama bu şekilde yani.

Hem sen yüceltiyorsun, hem ilişkileri uyuşturucu gibi kullanmaya çalıştığın için ilişki kaliten düşük hem de lise aşkını unutamayacak kadar zayıf, unutmak için gerekli yalnızlıktan korkan biri olduğun için, derin ve kaliteli ilişki kurabileceğin kızlar seni itici buluyorlar, onlara ulaşımın az.Ulaşımın olsa bile o kızların senden soğuduğunu önceden sezip, kovulmadan istifa eder, “hacı zaten ben soğudum” diye kendini kandırırsın.

İlişkilerim ise tek gecelik ilişkiler değil birisiyle tanışıyor birkaç hafta bazen 1 ay ama fazlası değil güzel vakit geçirip istemsizce kendimi sıcak hissedemiyor eski kız arkadaşımla hissettiğim kadar mutlu huzurlu hissedemeyip bitiriyordum.

Tek gecelik olmayabilirler ama çoklar ve çok = kalitesiz şeklindeler. Burada bahsettiğin şey, yaygın bir aptallık. Normalde, aşırı duygusallığın yüzünden çalışmayan kafan biraz çalışıyor olsa, çok kız paralel evreni ile ilişki evreninin farklı çöplükler olduğunu görebilirdin ama şu an göremiyorsun.

Ayrıca sen eski sevgilisini unutamayan bir erkek olarak, duygusal olarak düşük statülü bir erkeksin. İstediğin kadar tipin, paran, vs. olsun. Eski sevgilin seni aştı, hayatını yaşıyor. Sen ise onun bıraktığı yerde, duygusal olarak hala ona bağlı bekliyorsun. Bu seni düşük statülü erkek yapar. Sen muhtemelen kırılgan egon yüzünden bu kısmı göremiyorsun, içine sinebilecek kızları istemediğini sanıyorsun ama, sen içine sinebilecek kızların tepeden baktığı, itici bulduğu bir adamsın.

Tekrar edeceğim, burası önemli. Eski sevgilisi kendisini aşmışken eski sevgilisini unutamayan erkek, düşük rütbeli bir erkektir. Parası, statüsü, tipi ne olursa olsun düşük rütbeli bir erkektir. Kendini layık gördüğü kızlara itici gelir, kendi gerçek rütbesindeki kızları kendisi beğenmez.

Kendime sanırım bu benim ciddi ilişki yaşayabileceğim o aradığım kız değil diyordum. Bazı herkesin yapabileceği hatalar olan minik itici hareketler bile beni fazlasıyla itebiliyordu.

Burada bir başka sorun da, ilişki travmasını aşamama, aşmama nedeniyle kişinin kaçıngan bağlanan birine dönüşmesi. Yani çok yakınlaştın, çok acı çektin. Sonucunda da “yakınlaşırsam acı çekerim” gibi bir şey öğrendin. Şimdi ise bir kızla yakınlaşmaya başladın mı, korkuya kapılıp ondan uzaklaşıyorsun. En boktan sebeplerle.

“İlişkinin gidişatı beni mecbur bıraktı istediğimden değil” dediğin yer muhtemelen sana fena koyduğu için ve bu acıyı sindirmek yerine uyuşturmayı seçtiğin için, uzun süreli ilişkilere girip acı çekmekten kaçar hale gelmişsin. Uzun süreli ilişkiye girip acı çekmekten ödü kopan, kaçıngan bağlanan bir adam, ben korkuyorum, korkağım demek yerine sıkılıyorum, içimden gelmiyor, eski sevgili ile kıyaslıyorum diye çeşitli bahaneler uydurur. Senin muhtemelen korku nedeniyle ilişkiye girmekten kaçma problemin var. Ben korkağım diyemediğin için de “o kızlar eski sevgilim gibi değil, benim gibi kartanesi pırlanta paşaya layık değil” diyorsun.

Bir yerden sonra hayatıma girip çıkan insan sayısı oldukça çoğaldı ve artık düşünmeye başladım neden olmuyor eskisi gibi diye.

Hem çokluk kalite azlığına neden oluyor, hem sen düşük rütbeli bir erkek olarak istediğin seviyede ilişkiye giremiyorsun hem de yakınlaşmaktan korktuğun için her yakınlaşmadan kaçıyorsun.

Bunu halletmek istiyorum.

  1. sorum bu neden iyi kızlarla bile ilişki kuramıyorum sıcak hissedemiyorum eğlenemiyorum ve benlik bir kız değil bu kız hissi geliyor gerçekten benlik kız mı daha karşıma çıkmadı yoksa bende mi sorun var? ilişkilerimi iyi yönettiğimi genelde ben bitirirken karşı tarafın bitirmek istemediğini eklemek istiyorum yani seviliyorum da ama durum böyle. Güzel bir ilişki içinde bulunmak ve bunu halletmek istiyorum.

O zaman öncelikle en az 5-6 ay yalnız kalarak, kısa süreli ilişkilerde olmayacak şekilde, bu eski sevgilinin sana yüklediği acıyla başbaşa kal ve onu kadınsız atlat. Bu seni şu an düşük rütbeli yapan şeyden kurtarır.

İkincisi, bu süreçten sonra da ufak tefek nedenlerle yakınlaşmadan kaçmama çalış. Kaçtığın yerde kendini üstün taraf olarak konumlayan “ben istemiyorum hacı, bu kadıncıkların ufak tefek hataları gözüme batıyor hacı” diye egona 31 çektirmek yerine, korktuğunu kabul et. Korktuğunu hissedebilirsen ona meydan okuyabilirsin. Egoist “bunlar bana layık kızlar değil hacı” ayakları ile egonu sıvazlamak, seni olduğun durumda tutar.

2.sorum ise

eski sevgilimi artık rüyalarımda görmekten veya bi anda aklıma gelmelerinden sıkıldım. Ayrılalı 1 yıldan biraz fazla oldu ve hep şunu yaşıyorum aklımdan tamamiyle silemiyorum arada bir aklıma gelmeleri bitmedi gitti.

Eski sevgiliyi rüyada görmek demek, onu değil uzun süreli ilişkileri istiyorsun demek. Eski sevgilini her düşündüğünde, onun artık kendi hayatına baktığını, senin ise ilişkinin bittiği noktada bekleyip durduğunu düşünmen gerekecek. “Ben, beni aşıp fersah fersah ilerlemiş kızın bıraktığı yerde bekleyecek kadar düşük rütbeli miyim?” diye kendine sorman lazım.

Bazen sebepsiz geliyor bazen yeni bir kızla daha her şeyi bitiriyorum ve derin bir boşluk geliyor birkaç günlüğüne galiba hiçbir zaman eski sevgilimle olduğum kadar mutlu olamıcam gibi.

Sebepsiz değil. Ya kızın gerçekten eski sevgilisini unutamamış düşük rütbeli bir erkek olduğunu fark edip seni bırakmasına fırsat bırakmadan, kovulmadan istifa ediyorsun ya da yakınlaşmadan korktuğun için kaçıyorsun.

Kız hayatına bakarken sen onun bıraktığı yerde ölmüş ilişkinin nöbetini bekliyorsun ve bu nedenle de ilerlemek için atacağın her adımı kendin yok ediyorsun. Bu şekilde devam edersen tabii ki hiçbir zaman eski sevgilinle olduğun kadar mutlu olamayacaksın. Ama ileride bulabileceğin ilişkiler daha mutsuz olacağından değil. Sen kendin ölmüş ilişkinin nöbetini tutmakla meşgul olduğun, yakınlaşmaktan kıorktuğun için böyle olacak.

Bu durumda istemsizce acaba bir şekilde birleşmek için savaşmalı mıydım ayrılmak yerine veya şimdi tekrar görüşmeyi mi denemeliyim gibi soruları getiriyor ki bu senaryolar bana mantıklı gelmiyor.

Kız sana ulaşmıyorsa, seni çoktan aşıp hayatına bakıyordur. Ulaşsan bunu görüp yıkılma ve daha düşük rütbeli bir pozisyona düşme ihtimalin çok yüksek.

Ayrıca bu “istemsizce” lafını çok kullanan erkekler genellikle kendilerini gözlemleyemeyen ya da gözlemlerinin sonucunu kabul edemeyen erkeklerdir.

Onca kızdan hiçbiri onun gibi hissetiremedi.

Bunun nedeni kısmen “onca kız” olması ama daha çok senin o zamankinden çok daha düşük rütbeli biri olman.

Genel hayatımda mutsuz değilim veya sürekli eski sevgilimi düşünmüyorum aşk acısı çekmiyorum hayatım akıyor gidiyor ama arada bir böyle aklıma gelip beni boğmasından da sıkıldım. Bir gün evlenmek istiyorum bu hayal bana güzel geliyor ama hayatımda evlenirim dediğim eski kız arkadaşım dışı bir kişi bile olmadı bu durum da beni korkutuyor bir daha olmucak mı diye çünkü hayatımda gerçekten yanında sıkılmadığım her gün görüşüp yine de eğlendiğim tek kız oydu bana inanılmaz uyumlu bir insandı. Bu yüzden zaten ayrılmak hata mıydı sorusu geliyor hep ama şunu da biliyorum ki mantıksız bir ayrılık yapmadım hedeflerimiz farklıydı ve ilerleyen dönemlere birbirimizin yanında olmak için hedeflerimizi esnetmemiz gerekiyordu belki de vazgeçmemiz.

Bazen eski sevgilimi özlüyorum bazen de o güzel eski zamanları. Düşüncelerini merak ediyorum abi.

Şu an eski sevgilini ara ara hatırlamandan çok, stratejik zamanlarda onun arkasından onu bekleyerek kendini düşük rütbeli bir erkek yapman sorun. Bunu kabul etmen ve bu kızın arkasından bekleyen düşük rütbeli bir erkek olmaya hayır demen lazım.

Senin derdin, sen kendini kafanda yükselttiğin bu kıza layık ve diğer kızlardan daha yüksek bir mertebede sanmak. Sen bu kızı kafanda yükseltip onun bıraktığı yerde otlayarak, çoğu kızın burun kıvırdığı, düşük statülü bir erkek olduğunu göremiyorsun. Kendini, diğer kızları boktan sebeplerle eleyebilen yüksek statülü erkek sanıyorsun. Korktuğunu kabul edemeyip, diğer kızlardan sıkılan biri olduğunu sanıyorsun.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Terk eden ve peşinden çok koştuğum eski sevgilim ile karşılaştım – Vaka çalışması

Eski sevgilim ile bir buçuk sene önce ayrıldık, daha doğrusu o benden ayrıldı. Yaklaşık bir sene boyunca ara ara yazdım. Başlarda da çok ısrar etmiştim.

Eski sevgiliden ayrıldıktan sonra ne kadar erken iletişimi kes kuralı uygularsanız o kadar iyi. İlk 2-3 gün, siz daha zorlamayın ama bilemedin bir hafta, iletişime devam edip ısrar etmen, geri dönüşsüz değil ama bundan daha uzun süre ısrar ederseniz, geri dönüş ihtimalini pratik olarak sıfıra yakın bir noktaya indirdiğiniz gibi, kendi iyileşme sürecinizi de uzatırsınız.

Sizin ilişki ne kadar sürdü bilmiyorum ama eğer iletişimi keserseniz, iyileşme süreciniz ilişkinin üçte biri ya da en fazla 6 ay sürer. Eğer kesmez peşinde koşarsanız, daha fazla ayrılık yarası alırsınız, iyileşme sürecinizi uzatırsınız.

Ben bu dönemde kızı online stalkladığını da tahmin ediyorum ki, online stalk bir insanı aylarca hatta bazen yıllarca eski sevgilinin peşinde ya da gizli gizli yörüngesinde tutan, çok büyük bir bela.

En son 4 ay önce, uzun bir muhabbet olmuştu ve yine istemediğini belirtti.

14 ay boyunca peşinde koşmuşsun. Normalde 6 ayda atlatacağın ayrılık acısını atlatmak için senin daha 4-6 aya ihtiyacın var maalesef (iyileşme süreci bir umutla en son iletişim kurduğun zamandan başlar).

Sonra hiç ulaşmadım ve aramadım. Alışmıştım iki gün önce tesadüfen gördüm ve yanına gittim.

Şimdi gördüğün gibi iyileşme sürecine girmişsin ama büyük bir hata yaparak yanına gidip konuşmuşsun. Terk eden eski sevgili ile karşılaştığınızda, medeni bir şekilde selam verin ama yanına gidip konuşmayın. O size gelirse biraz muhabbet edin ama kısa kesin ve bir bahane ile kibarca sıvışın. Bu muhabbete asla ilişki, eski ilişki gibi konuları konuşmayın.

Kısa bir muhabbet oldu naber gibisinden ve “biri oldu mu diye sordum” ama uzatmadı.

İkinci ve aslında daha büyük hata da bu. İlişki konusu açmışsın. Bunlar iletişimi kes sürecini sıfırlayacak şeyler. Kazanımlarını koruman lazımdı.

Ben istekli davrandım sonrasında kısa kesti ve ayrıldık. Eve gittiğimde bir kere aradım ama dönüş yapmadı. Ben çok yanlış mı yaptım?

Şimdi bu kızın sana dönme ihtimali zaten sıfır. Sıfırı daha da sıfırlayamazsın. Yani “dönmesi için yanlış mı yaptım” diyorsan muhtemelen o konuyu artık etkileyemezsin. Gerçi, eğer gidip konuşmasan bir ihtimal yükselirdi ama senin gibi en ufak umut ışığına sarılan birine bunu söylememek lazım.

Yanlışın, gayet de iyi giden iyileşme sürecini baltalaman. Bir umuttur maymun eden insanı. Terk edilir edilmez, yeniden beraber olacağız umudunu öldürmeye bakın. O umut, terk edenin geri gelme ihtimalini düşürdüğü gibi, iyileşme sürecinizi de dondurur. Tam tersine “bu iş burada bitti asla başlamaz” deseniz, geri gelme ihtimalinin artmasının yanında, daha çabuk iyileşirsiniz.

Geri gelme ihtimali neden artar? Her şeyden önce terk edene ulaşmayı, terk edeni takip etmeyi bırakırsınız ya da bırakmanız daha kolay olur. Karşılaştığınızda, “terk ettim ama o da beni bırakmış yoluna bakıyor” sinyali verirsiniz ve bu sinyali içsel bir “bizden daha olmaz” inancı kadar sağlam gönderecek başka bir ruh hali yoktur.

Ama siz umudu “prenses / prens beni bıraktı gitti, ilişkimizi çöpe attı, artık buradan çıkarmaz” gibi kendinizi ezen bir kafada değil, “ilişki bittiyse bitti, ben de çöpe attığı ilişkinin başında bekleyecek kadar onursuz değilim, ben de bırakır giderim” şeklinde olmalı.

Bir de sana tavsiyem sen artık bu insandan tamamen uzak dur. Yani artık görmezden gel. Zira sen konuşursan eskiye dönersin gibi.

Anlatmamışsın ama iletişimi kes kuralı mı uyguluyorsun yoksa sadece aramamayı mı beceriyorsun? İletişimi kes üç ayaklıdır ve üç ayağı ile de yapılmalıdır:

Birinci ayak, terk edene asla ulaşmıyorsun.

İkinci ayak ki bu devirde birincisi kadar önemli, terk edenden asla haber almıyorsun, onu stalklamıyorsun. Sadece whatsappta online mı ya da kaç takipçisi var, artıyor mu artmıyor mu diye bakmak, en az Instagramında hikayelerine ya da fotoğraflarına bakmak kadar stalk. Birilerinin onun Instagramına bakıp size haber uçurması da stalk.

Üçüncü ayak, kendi hayatınıza odaklanmak. Daha fazla sosyalleşmek, ilişki bitiminin ilk 2-3 ayı kendine dönüp sonra yeni limanlara açılmak, uzun süredir yapmak istediğin bir şeyi yapmak gibi.

Keşke önceden tanısaydım abi sizi.

Aslında evet, keşke bu kadar zaman kaybetmeseydin. İnsanlar bir daha onun gibisini bulamam gibi bir kafayla terk edenin peşinde koşup (açık açık ya da stalk ile gizli gizli), çok zaman kaybediyorlar.

Bir seneden uzun ilişkiler, insanın hayatına yaklaşık olarak 1.5 – 2 senede bir girerler. Ama bunun için sizin yola çıkmış olmanız lazım. Sen bu kızı o zaman bıraksaydın, şimdiye muhtemelen yeni sevgilin olurdu.

Yine de bir sonraki sevgilinden önce buldun yani o açıdan erken buldun.

Tepkini biliyorum abi ama yine de sormak istedim sessizlik ve unutmak bu durumda bile karşı taraftan sonuç aldırır mı?

Bu soru, unutmak ile zıt bir soru. Senin asıl sorduğun “sessiz kalır ve unutmuş gibi davranırsam bana geri döner mi?” Cevap, hayır. 1.5 sene geçmiş, dönmez. Zaten az önce belirttiğim gibi “terk edeni terk etme” zihin yapısında olmayan insan, karşısındaki geri dönse bile, 5-10 dakika konuştuğunda, itici hale gelir ve geri dönen yine kaçar.

Senin umudu öldürmen lazım. Umut, kimsenin olmadığı ve birini bulmak için çaba harcadığın dönemde tatlı bir hayal olarak sana zevk veriyor ama acıdan kaçıp ufacık zevke bağlanman, senin uzun vadede daha çok acı çekmene ve kaybetmene neden oluyor.

Bu kızla bir daha asla ama asla ama asla olmayacağını kabul et. Bu umudu öldür. Bu umudu öldürmen, asıl umudu yeşertecek yani seni seven başka biriyle karşılaşma umudunu. O umudun gerçekleşme ihtimali çok yüksek ama sen bu olmayacak umuda sarılıp, o umudu erteleyip duruyorsun.

Bu siteye yeni geldiyseniz, eski sevgili terk ettikten sonra uygulamanız için, no contact kuralını (iletişimi kes kuralını) şiddetle tavsiye ederim. Ayrıca şu yazılarımıza da göz atmanızı tavsiye ederim:

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.