Bu versiyonunda erkek, birçok kadınla beraber olabilmesine bakarak, bir kadını unutmayı başaracak güce sahip olmayan, düşük rütbeli bir erkek olduğunu göremiyor. Rütbesini yükseltmesi için, içinde bulunduğu durumu görmesi şart ama “çok kız var, ben onları istemiyorum hacı” bataklığında debeleniyor.
Mahmut abi selamlar. Hoş ve ilgimi çok çeken bir kızla lisede çok güzel bir ilişkiye başlamıştık. İnanılmaz güzel, dolu dolu geçen 2 yılın ardından üniversite yüzünden yollarımız ayrıldı. Maalesef biraz uzaktan denedik olmadı. Ben ayrıldım ama ilişkinin gidişatı beni mecbur bıraktı, istediğimden değil yani.
Hayatın akışında normal bir şey bu. Zaten yeni ortamda olduğun için, kendine yeni bir hayat kurarsın, eski ilişki de tarihin tozlu sayfalarına gömülür gider.
Hayatıma devam ettim. Yapmam gereken herşeyi yaptım. Üniversite için yeni bir şehre gelmiştim. Acıma yenilmeden sıfırdan güzel bir çevre kurdum, vücut yaptım, para kazandım istediğim şeyleri aldım derslerimde ilerledim ve ek olarak oldukça canlı bir ilişki hayatı yaşadım.
Acına yenilmediğine emin misin? Bu kadar şeyi arka arkaya sıralayan insanlar genellikle bir şey ispat etmeye çalışan insanlardır ve atlatamadıkları bir şeyi saklamak için böyle şeyler sıralarlar. Bu cümle kendini fazlaca ispatlama çabasına işaret ediyor.
Çok fazla kız hayatıma girip çıktı ama aklımdan eski sevgilim çıkmıyordu.
Ben bunu anlamıyorum. Çok fazla kız dediğin yerde, sayı arttıkça kalite azalır. Kızlar teker teker kaliteli de olabilirler – zor ama olabilirler – fakat senin çok ilişki kurduğun yerde duygusal derinlik, ilişki kalitesi azalır. Sen sanki eski kız arkadaşının acısı ile başbaşa kalıp bunu sindireceğine, kalitesiz ilişkilerle kendini uyuşturmayı seçmişsin. Acının bir süre sizi yakıp tükenmesini göze alamazsanız, acıyı bastırırsanız, acı yanıp tükeneceğine çoğalır.
İstemsiz, sürekli yeni kızlarla eski sevgilimi kıyaslıyor ve eski sevgilimin daha iyi bir kız olduğunu düşünüyordum. Hala da öyle geliyor bilmiyorum. Ben mi yüceltiyorum ama bu şekilde yani.
Hem sen yüceltiyorsun, hem ilişkileri uyuşturucu gibi kullanmaya çalıştığın için ilişki kaliten düşük hem de lise aşkını unutamayacak kadar zayıf, unutmak için gerekli yalnızlıktan korkan biri olduğun için, derin ve kaliteli ilişki kurabileceğin kızlar seni itici buluyorlar, onlara ulaşımın az.Ulaşımın olsa bile o kızların senden soğuduğunu önceden sezip, kovulmadan istifa eder, “hacı zaten ben soğudum” diye kendini kandırırsın.
İlişkilerim ise tek gecelik ilişkiler değil birisiyle tanışıyor birkaç hafta bazen 1 ay ama fazlası değil güzel vakit geçirip istemsizce kendimi sıcak hissedemiyor eski kız arkadaşımla hissettiğim kadar mutlu huzurlu hissedemeyip bitiriyordum.
Tek gecelik olmayabilirler ama çoklar ve çok = kalitesiz şeklindeler. Burada bahsettiğin şey, yaygın bir aptallık. Normalde, aşırı duygusallığın yüzünden çalışmayan kafan biraz çalışıyor olsa, çok kız paralel evreni ile ilişki evreninin farklı çöplükler olduğunu görebilirdin ama şu an göremiyorsun.
Ayrıca sen eski sevgilisini unutamayan bir erkek olarak, duygusal olarak düşük statülü bir erkeksin. İstediğin kadar tipin, paran, vs. olsun. Eski sevgilin seni aştı, hayatını yaşıyor. Sen ise onun bıraktığı yerde, duygusal olarak hala ona bağlı bekliyorsun. Bu seni düşük statülü erkek yapar. Sen muhtemelen kırılgan egon yüzünden bu kısmı göremiyorsun, içine sinebilecek kızları istemediğini sanıyorsun ama, sen içine sinebilecek kızların tepeden baktığı, itici bulduğu bir adamsın.
Tekrar edeceğim, burası önemli. Eski sevgilisi kendisini aşmışken eski sevgilisini unutamayan erkek, düşük rütbeli bir erkektir. Parası, statüsü, tipi ne olursa olsun düşük rütbeli bir erkektir. Kendini layık gördüğü kızlara itici gelir, kendi gerçek rütbesindeki kızları kendisi beğenmez.
Kendime sanırım bu benim ciddi ilişki yaşayabileceğim o aradığım kız değil diyordum. Bazı herkesin yapabileceği hatalar olan minik itici hareketler bile beni fazlasıyla itebiliyordu.
Burada bir başka sorun da, ilişki travmasını aşamama, aşmama nedeniyle kişinin kaçıngan bağlanan birine dönüşmesi. Yani çok yakınlaştın, çok acı çektin. Sonucunda da “yakınlaşırsam acı çekerim” gibi bir şey öğrendin. Şimdi ise bir kızla yakınlaşmaya başladın mı, korkuya kapılıp ondan uzaklaşıyorsun. En boktan sebeplerle.
“İlişkinin gidişatı beni mecbur bıraktı istediğimden değil” dediğin yer muhtemelen sana fena koyduğu için ve bu acıyı sindirmek yerine uyuşturmayı seçtiğin için, uzun süreli ilişkilere girip acı çekmekten kaçar hale gelmişsin. Uzun süreli ilişkiye girip acı çekmekten ödü kopan, kaçıngan bağlanan bir adam, ben korkuyorum, korkağım demek yerine sıkılıyorum, içimden gelmiyor, eski sevgili ile kıyaslıyorum diye çeşitli bahaneler uydurur. Senin muhtemelen korku nedeniyle ilişkiye girmekten kaçma problemin var. Ben korkağım diyemediğin için de “o kızlar eski sevgilim gibi değil, benim gibi kartanesi pırlanta paşaya layık değil” diyorsun.
Bir yerden sonra hayatıma girip çıkan insan sayısı oldukça çoğaldı ve artık düşünmeye başladım neden olmuyor eskisi gibi diye.
Hem çokluk kalite azlığına neden oluyor, hem sen düşük rütbeli bir erkek olarak istediğin seviyede ilişkiye giremiyorsun hem de yakınlaşmaktan korktuğun için her yakınlaşmadan kaçıyorsun.
Bunu halletmek istiyorum.
sorum bu neden iyi kızlarla bile ilişki kuramıyorum sıcak hissedemiyorum eğlenemiyorum ve benlik bir kız değil bu kız hissi geliyor gerçekten benlik kız mı daha karşıma çıkmadı yoksa bende mi sorun var? ilişkilerimi iyi yönettiğimi genelde ben bitirirken karşı tarafın bitirmek istemediğini eklemek istiyorum yani seviliyorum da ama durum böyle. Güzel bir ilişki içinde bulunmak ve bunu halletmek istiyorum.
O zaman öncelikle en az 5-6 ay yalnız kalarak, kısa süreli ilişkilerde olmayacak şekilde, bu eski sevgilinin sana yüklediği acıyla başbaşa kal ve onu kadınsız atlat. Bu seni şu an düşük rütbeli yapan şeyden kurtarır.
İkincisi, bu süreçten sonra da ufak tefek nedenlerle yakınlaşmadan kaçmama çalış. Kaçtığın yerde kendini üstün taraf olarak konumlayan “ben istemiyorum hacı, bu kadıncıkların ufak tefek hataları gözüme batıyor hacı” diye egona 31 çektirmek yerine, korktuğunu kabul et. Korktuğunu hissedebilirsen ona meydan okuyabilirsin. Egoist “bunlar bana layık kızlar değil hacı” ayakları ile egonu sıvazlamak, seni olduğun durumda tutar.
2.sorum ise
eski sevgilimi artık rüyalarımda görmekten veya bi anda aklıma gelmelerinden sıkıldım. Ayrılalı 1 yıldan biraz fazla oldu ve hep şunu yaşıyorum aklımdan tamamiyle silemiyorum arada bir aklıma gelmeleri bitmedi gitti.
Eski sevgiliyi rüyada görmek demek, onu değil uzun süreli ilişkileri istiyorsun demek. Eski sevgilini her düşündüğünde, onun artık kendi hayatına baktığını, senin ise ilişkinin bittiği noktada bekleyip durduğunu düşünmen gerekecek. “Ben, beni aşıp fersah fersah ilerlemiş kızın bıraktığı yerde bekleyecek kadar düşük rütbeli miyim?” diye kendine sorman lazım.
Bazen sebepsiz geliyor bazen yeni bir kızla daha her şeyi bitiriyorum ve derin bir boşluk geliyor birkaç günlüğüne galiba hiçbir zaman eski sevgilimle olduğum kadar mutlu olamıcam gibi.
Sebepsiz değil. Ya kızın gerçekten eski sevgilisini unutamamış düşük rütbeli bir erkek olduğunu fark edip seni bırakmasına fırsat bırakmadan, kovulmadan istifa ediyorsun ya da yakınlaşmadan korktuğun için kaçıyorsun.
Kız hayatına bakarken sen onun bıraktığı yerde ölmüş ilişkinin nöbetini bekliyorsun ve bu nedenle de ilerlemek için atacağın her adımı kendin yok ediyorsun. Bu şekilde devam edersen tabii ki hiçbir zaman eski sevgilinle olduğun kadar mutlu olamayacaksın. Ama ileride bulabileceğin ilişkiler daha mutsuz olacağından değil. Sen kendin ölmüş ilişkinin nöbetini tutmakla meşgul olduğun, yakınlaşmaktan kıorktuğun için böyle olacak.
Bu durumda istemsizce acaba bir şekilde birleşmek için savaşmalı mıydım ayrılmak yerine veya şimdi tekrar görüşmeyi mi denemeliyim gibi soruları getiriyor ki bu senaryolar bana mantıklı gelmiyor.
Kız sana ulaşmıyorsa, seni çoktan aşıp hayatına bakıyordur. Ulaşsan bunu görüp yıkılma ve daha düşük rütbeli bir pozisyona düşme ihtimalin çok yüksek.
Ayrıca bu “istemsizce” lafını çok kullanan erkekler genellikle kendilerini gözlemleyemeyen ya da gözlemlerinin sonucunu kabul edemeyen erkeklerdir.
Onca kızdan hiçbiri onun gibi hissetiremedi.
Bunun nedeni kısmen “onca kız” olması ama daha çok senin o zamankinden çok daha düşük rütbeli biri olman.
Genel hayatımda mutsuz değilim veya sürekli eski sevgilimi düşünmüyorum aşk acısı çekmiyorum hayatım akıyor gidiyor ama arada bir böyle aklıma gelip beni boğmasından da sıkıldım. Bir gün evlenmek istiyorum bu hayal bana güzel geliyor ama hayatımda evlenirim dediğim eski kız arkadaşım dışı bir kişi bile olmadı bu durum da beni korkutuyor bir daha olmucak mı diye çünkü hayatımda gerçekten yanında sıkılmadığım her gün görüşüp yine de eğlendiğim tek kız oydu bana inanılmaz uyumlu bir insandı. Bu yüzden zaten ayrılmak hata mıydı sorusu geliyor hep ama şunu da biliyorum ki mantıksız bir ayrılık yapmadım hedeflerimiz farklıydı ve ilerleyen dönemlere birbirimizin yanında olmak için hedeflerimizi esnetmemiz gerekiyordu belki de vazgeçmemiz.
Bazen eski sevgilimi özlüyorum bazen de o güzel eski zamanları. Düşüncelerini merak ediyorum abi.
Şu an eski sevgilini ara ara hatırlamandan çok, stratejik zamanlarda onun arkasından onu bekleyerek kendini düşük rütbeli bir erkek yapman sorun. Bunu kabul etmen ve bu kızın arkasından bekleyen düşük rütbeli bir erkek olmaya hayır demen lazım.
Senin derdin, sen kendini kafanda yükselttiğin bu kıza layık ve diğer kızlardan daha yüksek bir mertebede sanmak. Sen bu kızı kafanda yükseltip onun bıraktığı yerde otlayarak, çoğu kızın burun kıvırdığı, düşük statülü bir erkek olduğunu göremiyorsun. Kendini, diğer kızları boktan sebeplerle eleyebilen yüksek statülü erkek sanıyorsun. Korktuğunu kabul edemeyip, diğer kızlardan sıkılan biri olduğunu sanıyorsun.
Eski sevgilim ile bir buçuk sene önce ayrıldık, daha doğrusu o benden ayrıldı. Yaklaşık bir sene boyunca ara ara yazdım. Başlarda da çok ısrar etmiştim.
Eski sevgiliden ayrıldıktan sonra ne kadar erken iletişimi kes kuralı uygularsanız o kadar iyi. İlk 2-3 gün, siz daha zorlamayın ama bilemedin bir hafta, iletişime devam edip ısrar etmen, geri dönüşsüz değil ama bundan daha uzun süre ısrar ederseniz, geri dönüş ihtimalini pratik olarak sıfıra yakın bir noktaya indirdiğiniz gibi, kendi iyileşme sürecinizi de uzatırsınız.
Sizin ilişki ne kadar sürdü bilmiyorum ama eğer iletişimi keserseniz, iyileşme süreciniz ilişkinin üçte biri ya da en fazla 6 ay sürer. Eğer kesmez peşinde koşarsanız, daha fazla ayrılık yarası alırsınız, iyileşme sürecinizi uzatırsınız.
Ben bu dönemde kızı online stalkladığını da tahmin ediyorum ki, online stalk bir insanı aylarca hatta bazen yıllarca eski sevgilinin peşinde ya da gizli gizli yörüngesinde tutan, çok büyük bir bela.
En son 4 ay önce, uzun bir muhabbet olmuştu ve yine istemediğini belirtti.
14 ay boyunca peşinde koşmuşsun. Normalde 6 ayda atlatacağın ayrılık acısını atlatmak için senin daha 4-6 aya ihtiyacın var maalesef (iyileşme süreci bir umutla en son iletişim kurduğun zamandan başlar).
Sonra hiç ulaşmadım ve aramadım. Alışmıştım iki gün önce tesadüfen gördüm ve yanına gittim.
Şimdi gördüğün gibi iyileşme sürecine girmişsin ama büyük bir hata yaparak yanına gidip konuşmuşsun. Terk eden eski sevgili ile karşılaştığınızda, medeni bir şekilde selam verin ama yanına gidip konuşmayın. O size gelirse biraz muhabbet edin ama kısa kesin ve bir bahane ile kibarca sıvışın. Bu muhabbete asla ilişki, eski ilişki gibi konuları konuşmayın.
Kısa bir muhabbet oldu naber gibisinden ve “biri oldu mu diye sordum” ama uzatmadı.
İkinci ve aslında daha büyük hata da bu. İlişki konusu açmışsın. Bunlar iletişimi kes sürecini sıfırlayacak şeyler. Kazanımlarını koruman lazımdı.
Ben istekli davrandım sonrasında kısa kesti ve ayrıldık. Eve gittiğimde bir kere aradım ama dönüş yapmadı. Ben çok yanlış mı yaptım?
Şimdi bu kızın sana dönme ihtimali zaten sıfır. Sıfırı daha da sıfırlayamazsın. Yani “dönmesi için yanlış mı yaptım” diyorsan muhtemelen o konuyu artık etkileyemezsin. Gerçi, eğer gidip konuşmasan bir ihtimal yükselirdi ama senin gibi en ufak umut ışığına sarılan birine bunu söylememek lazım.
Yanlışın, gayet de iyi giden iyileşme sürecini baltalaman. Bir umuttur maymun eden insanı. Terk edilir edilmez, yeniden beraber olacağız umudunu öldürmeye bakın. O umut, terk edenin geri gelme ihtimalini düşürdüğü gibi, iyileşme sürecinizi de dondurur. Tam tersine “bu iş burada bitti asla başlamaz” deseniz, geri gelme ihtimalinin artmasının yanında, daha çabuk iyileşirsiniz.
Geri gelme ihtimali neden artar? Her şeyden önce terk edene ulaşmayı, terk edeni takip etmeyi bırakırsınız ya da bırakmanız daha kolay olur. Karşılaştığınızda, “terk ettim ama o da beni bırakmış yoluna bakıyor” sinyali verirsiniz ve bu sinyali içsel bir “bizden daha olmaz” inancı kadar sağlam gönderecek başka bir ruh hali yoktur.
Bir de sana tavsiyem sen artık bu insandan tamamen uzak dur. Yani artık görmezden gel. Zira sen konuşursan eskiye dönersin gibi.
Anlatmamışsın ama iletişimi kes kuralı mı uyguluyorsun yoksa sadece aramamayı mı beceriyorsun? İletişimi kes üç ayaklıdır ve üç ayağı ile de yapılmalıdır:
Birinci ayak, terk edene asla ulaşmıyorsun.
İkinci ayak ki bu devirde birincisi kadar önemli, terk edenden asla haber almıyorsun, onu stalklamıyorsun. Sadece whatsappta online mı ya da kaç takipçisi var, artıyor mu artmıyor mu diye bakmak, en az Instagramında hikayelerine ya da fotoğraflarına bakmak kadar stalk. Birilerinin onun Instagramına bakıp size haber uçurması da stalk.
Üçüncü ayak, kendi hayatınıza odaklanmak. Daha fazla sosyalleşmek, ilişki bitiminin ilk 2-3 ayı kendine dönüp sonra yeni limanlara açılmak, uzun süredir yapmak istediğin bir şeyi yapmak gibi.
Keşke önceden tanısaydım abi sizi.
Aslında evet, keşke bu kadar zaman kaybetmeseydin. İnsanlar bir daha onun gibisini bulamam gibi bir kafayla terk edenin peşinde koşup (açık açık ya da stalk ile gizli gizli), çok zaman kaybediyorlar.
Bir seneden uzun ilişkiler, insanın hayatına yaklaşık olarak 1.5 – 2 senede bir girerler. Ama bunun için sizin yola çıkmış olmanız lazım. Sen bu kızı o zaman bıraksaydın, şimdiye muhtemelen yeni sevgilin olurdu.
Yine de bir sonraki sevgilinden önce buldun yani o açıdan erken buldun.
Tepkini biliyorum abi ama yine de sormak istedim sessizlik ve unutmak bu durumda bile karşı taraftan sonuç aldırır mı?
Bu soru, unutmak ile zıt bir soru. Senin asıl sorduğun “sessiz kalır ve unutmuş gibi davranırsam bana geri döner mi?” Cevap, hayır. 1.5 sene geçmiş, dönmez. Zaten az önce belirttiğim gibi “terk edeni terk etme” zihin yapısında olmayan insan, karşısındaki geri dönse bile, 5-10 dakika konuştuğunda, itici hale gelir ve geri dönen yine kaçar.
Senin umudu öldürmen lazım. Umut, kimsenin olmadığı ve birini bulmak için çaba harcadığın dönemde tatlı bir hayal olarak sana zevk veriyor ama acıdan kaçıp ufacık zevke bağlanman, senin uzun vadede daha çok acı çekmene ve kaybetmene neden oluyor.
Bu kızla bir daha asla ama asla ama asla olmayacağını kabul et. Bu umudu öldür. Bu umudu öldürmen, asıl umudu yeşertecek yani seni seven başka biriyle karşılaşma umudunu. O umudun gerçekleşme ihtimali çok yüksek ama sen bu olmayacak umuda sarılıp, o umudu erteleyip duruyorsun.
Bu siteye yeni geldiyseniz, eski sevgili terk ettikten sonra uygulamanız için, no contact kuralını (iletişimi kes kuralını) şiddetle tavsiye ederim. Ayrıca şu yazılarımıza da göz atmanızı tavsiye ederim:
Terk eden eski sevgili mesaj attığında ne yapmalı? Terk eden eski sevgili mesaj attığında cevap verilmeli mi? Eski sevgilinin mesajına cevap vermezsem ne olur?
Terk edildikten sonra eski sevgili ile ilgili sıklıkla sorulan bu soruların cevabı, aslında ilişkiye ve nasıl terk edildiğinize bağlı.
Öncelikle terk eden eski sevgili mesaj attığında cevap verilmeli mi sorusundan başlayalım. Şu durumlarda, eski sevgilinin size ulaşmasına izin vermeyin yani ne aramasına ne de mesajına cevap verin:
#Toksik ilişkinin toksik ve manipülatif olan eski sevgili – Toksik ilişkiler maalesef nazik bir şekilde bitmez. Çoğunlukla toksik taraf terk ettiğinde, özellikle bu taraf narsist biriyse, sizi yedekte tutmak için mesajla kırıntı atar ya da belki gerçekten dönmek ister. Her iki durumda da, toksik bir ilişkiyse, terk edeni tamamen görmezden gelin. Size mesaj atarsa, henüz engellemediyseniz engelleyin. Fake hesap ve başka numaradan devam ederse de o numaraları ısrarla engelleyin.
Uzun süredir eski sevgilinin manipülatif oyunlarına maruz kalan biriyseniz, size tavsiyem o mesajları kesinlikle okumayın. Bu insanın sizi nasıl manipüle edeceğini bilen ve sizi tuzağa düşürmekte usta biri olduğunu kabul edin, size yazılanları okursanız tuzağa düşebileceğinizi kabul edin ve o mesajları okumayın bile.
#Ayrıl – barış ilişki – Eski sevgili tarafından daha önce de terk edildiyseniz, özellikle de bu belki üçüncü belki onuncu terk ediş ise, artık bu insanın mesajına cevap vermeyin. Bu ilişkinin sonu, sizin tam olarak terk edileceğiniz yer olmasın, önce siz bu işe son verin. Kontrolü bir eski – bir yeni sevgilinin elinden alın ve bu insanı siz terk edin.
#Aldatan – daldan dala atlayan eski sevgili – Aldatan eski sevgiliye kesinlikle bir şans vermemeniz gerektiği gibi, sizinle konuşma veya mesajlaşma fırsatı da vermeyin. Aldatan kişiye en iyi cevap, onu tamamen hayatınızdan atmanızdır. O nedenle aldatan, aldatarak terk eden eski sevgiliye asla cevap vermeyin.
Daldan dala yani sizden hemen birkaç hafta sonra bir sevgiliye atlayan, eski sevgilisine dönen ya da bir iki ay sonra şüphelendiğiniz ama “ay saçmalama Rıfkı bir Sıtkı ile arkadaşız” olan adamla sevgili olan kızı geri almayın, mesajlarına ya da herhangi bir şekilde size ulaşmasına izin vermeyin.
Şimdi bunları aradan çıkardıktan sonra, eski sevgilinin mesaj atması ile ilgili en çok karşılaştığım senaryoya gelelim. Eski sevgili sizi normal bir ilişkiden sonra terk etti, geri almanızı engelleyecek bir şey yok ve size ulaştı. Siz onu geri almak istiyorsunuz. Ne yapmalısınız?
Öncelikle size mesaj attığını telefon statüsünden gördüyseniz, yaklaşık 30 dakika – 1 saat cevap vermeyin ve kendinizi sakinleştirin. Sakin olsanız bile sakinleştirin 🙂 Bir yürüyüş yapın, düşüncelerinizi toparlayın.
Bu süre zarfında mesajı geri çekerse, “selam ne haber? Bir mesaj attın sanırım ben okuyamadım onu” diye yine de mesaj atın.
Yapmanız gereken şey ne çok neşeli, ne çok üzgün ama neşeli tarafına daha fazla yakın bir modda, çok kısa bir şekilde mesajlaşmak. Eski sevgili çoğunlukla ilk mesajında “çok pişmanım, geri al beni” diye mesaj atmaz. Havadan sudan bir bahaneyle mesaj atar.
Karşılıklı beş ya da da on mesaj paslaşmasından sonra mesajlaşmayı daha fazla uzatmayın. Mesajlaşmayı, “şimdi bir işim var, senden haber almak güzel. Bu hafta buluşalım mı, X günü ya da Y günü akşam 7 gibi” tarzında buluşmaya çağırın. 2 gün vermenizin sebebi, iki günde de planı olma ihtimalinin daha düşük olması.
Burada yapabileceğiniz bazı geri dönüşü zor hatalar var.
#1 Çok üzgün ya da neşeli davranmaya çalışmak. Üzgün davranırsanız karşınızdaki size acır ve acıma duygusu uyandırmanız çekici değil itici bir hareket. İnsanlar, kendileri olmadan da normal bir yaşam sürdürebilecek insanları çekici bulurlar, kendileri olmadan dağılan insanları değil.
Aynı şekilde çok neşeli davranmanız da sizin olduğunuzdan iyi davranmaya çalıştığınıza işaret ki bu da itici bir şey.
#2 Çok uzun süre mesajlaşmak. Sanılanın aksine, eski sevgilinin ilk mesajla ulaşmasından sonra uzun süre mesajlaşırsanız, onun size ulaşmasını sağlayan özlem ve yokluk hissini tatmin edersiniz. Bırakın özlemi ve yokluğu buluşmada tatmin etsin. İlk mesajla birlikte uzun uzun mesajlaşıp sonra bu insan yine ortadan kayboldu diye şaşırmayın.
#3 Mesajına cevap vermemek – Terk edenin geri dönmesini istiyorsanız ve geri dönmesi sorun değilse, mesajına cevap vermemek, bu ihtimali azaltır. Mesajına cevap vermediğiniz zaman, “bana ulaşma” hatta “bana bulaşma” diyorsunuz. Bu “isteğinize” saygı duyarsa şaşırmayın.
#4 İlişki konusunu veya daha da kötüsü geri dönme konusunu açmak – Eski sevgili size ulaştığında, tek yapmanız gereken bir buluşma ayarlamak. İlişki konusunu o buluşmada bile konuşmamanız lazım ama ilk mesajdan sonra bu konuya girmeniz büyük hata. Bu mesajlaşmada “geri dön” moduna girmenizin ise çoğu durumda geri dönüşü yok.
İlk mesajlaşmalar hafif olmalı, ilişki hakkında olmamalı.
#5 İlk mesajdan sonra eski sevgiliye mesaj atmaya başlamak. Hayır, ilk 2-3 kez, terk eden ulaşmalı. Siz ona ulaşmayın. Kibar olun, size ulaşmasında sorun olmayacağını hissedeceği şekilde iletişime geçin ama ilk 2-3 kez o ulaşsın. Bunun istisnası belki buluşmayı teyit için birgün önceden ona mesaj atmanız olabilir. Bu teyidi de “yarın geliyor musun?” gibi bir soruyla değil, eski sevgiliyle çok kısa mesajlaşıp, “yarın görüşürüz” diye bitirerek yapın.
Birçok insanın yaptığı ve eski sevgili ile iletişimi koparan hata, eski sevgili kendisine ulaştıktan sonra sürekli ona ulaşmak.
Eski sevgili size 2-3 kez ulaştıktan sonra siz de ona ulaşabilirsiniz ama ona, onun size ulaştığından fazla ulaşmayın.
#6 Buluşma için ısrar etmek – Kısa mesajlaşmadan sonra buluşma teklifinizi geri çevirirse, asla ısrar etmeyin. “Tamam, sonra görüşürüz o zaman” diye mesajlaşmayı kapatın ve o size ulaşana kadar ona ulaşmayın. Bir daha ulaştığında ilk defa ulaşmış gibi, başta anlattığım şekilde mesajlaşın.
2 buluşma teklifinizi reddederse, bir daha siz buluşma teklif etmiyorsunuz. Bundan sonra ya size ulaşmayı kesecek, ya da buluşma teklifini o edecek. Buluşma teklif etmeden size ulaşıyorsa, kibarca başınızdan savın. Bahanenin önemi yok, bir şey bulun ve çok fazla mesajlaşmadan başınızdan savın.
Bu siteye yeni geldiyseniz, eski sevgili terk ettikten sonra uygulamanız için, no contact kuralını (iletişimi kes kuralını) şiddetle tavsiye ederim. Ayrıca şu yazılarımıza da göz atmanızı tavsiye ederim:
Merhaba, sitenizi yeni keşfettim, keşke daha önce keşfetseydim.
Kız arkadaşım (27) ve ben (28) 2 yılı aşkın süredir beraberiz. Haziran gibi evlilik konuşmaya başladık ama son 2 aydır bir sürü kavgamız oldu, ikimiz de mutlu değiliz.
Kavga sebeplerimizden birisi, artık sevgiliden çok arkadaş gibi hissetmem. Buluşuyoruz, görüşüyoruz, mesajlaşıyoruz ve telefonda konuşuyoruz ama aramızdaki cinsellik neredeyse bitti. Artık bana hiç sarılmıyor ve ben ona sarıldığımda rahatsız hissediyor gibi. Tüm ilişki ataklarımı, çeşitli bahanelerle geçiştiriyor. Tamam, ikimiz de çok yoğun çalışıyoruz ve stresliyiz ama, aylardır seks yapmadık! Bu normal mi?
Normal değil. Yani, bir iki hafta seks yapmasanız belki bir ay seks yapmasanız olabilir ama aylardır seks yapmamanız normal değil. Bir kere, bir kadın da normalde seks isterler ve sen uzak dursan 2-3 hafta geçmeden üstüne atlar.
Şimdi sebep muhtemelen bu değil ama senin artık seks dilenme seviyesine gelen atakların da işleri kötüleştirir. Bunları kesmen lazım.
9 Kasım’da işler çığrından çıktı. Ona artık sevgili gibi değil de arkadaş gibi olduğumuzu söyledim. Hiçbir şey demedi. Bunun üzerine “beni seviyor musun?”dedim.
Bu soruyu sormayın. Bu soru, ilişkide kadının sorabileceği, erkek sordu mu erkeği kadın rolüne sokan bir soru. Ne olduğunu görüyorsun, cevap belli değil mi? Sorunun cevabının “hayır” olduğunu anlayıp ona göre bir şeyler yapman lazım.
Bana “seni seviyorum ama sana aşık değilim” dedi!
“Seni seviyorum ama sana aşık değilim” ya da “seni seviyorum ama kafam karışık” kelimeleri, hemen her zaman “seni insan olarak seviyorum ama cinsel ve romantik partner olarak sevmiyorum” demek. Kısacası, “seni sevmiyorum” demek. İngilizce’de de buna benzer bir kalıp var: “I love you but I am not in love with you”.
Ona onu sevdiğimi, bu kötü dönemi beraber aşabileceğimizi söyledim.
Partnerin sana “seni sevmiyorum” dedikten sonra “seni seviyorum” demen çok itici ve zayıf bir hareket olmuş. Kız çıkışa giderken “bunu aşabiliriz” demen de itici ve zayıf bir hareket. Kız (en azından şu an) bir şey halletmek istemiyor. Sana seni sevmediğini ve bitişe yöneldiğini söylüyor. Bunu kabul etmek zor ama bu konuşmaya gelmeden önce, yaşadıklarınıza bakıp kendini bu konuşmaya hazırlamalıydın. Zira refleksif tepki “hayır seni seviyorum gitme” olsa da, bu tepki senin amaçladığın sonuca ulaşma ihtimalini zayıflatan bir tepki. Ne kadar zor ve ters görünürse görünsün, “ben de beni sevmeyen biriyle zorla devam edemem ama fikrin değişirse haber ver” deyip orada ayrılmanız en iyisi. Bunu diyemiyorsan en azından sessiz kalsan daha iyi.
Biraz daha muhabbet ettikten sonra bugün “devam etmeyelim” yarın konuşuruz dedim.
Bu doğru bir hareket. Duygularının soğuması için hiç çekinmeden sonra konuşuruza getirmen aslında en iyisi.
Ertesi gün telefonda konuştuk. Ona son aylarda yaşadığımız son dönem yüzünden 2.5 senelik ilişkiyi bitirmenin saçma olduğunu, iletişim sorunlarını çözebileceğimizi, duygularının tekrar canlanabileceğini söyledim.
Maalesef karizma karizma yapmaya çalışsan da “seni seviyorum Gönül, lütfen beni terk etme” diye yalvarmış oluyorsun 🙁
“Eski sevgiliniz sizden ayrıldı zira artık size karşı eskisi kadar çekim hissetmiyor. … Bir insanın size olan cinsel / duygusal çekimi azaldıysa, bu azalmaya sebep olan şeyi düzeltmeniz, çekimin eski seviyesine çıkmasını sağlamaz.”
Burada kız henüz ayrılmamış ama doğru hareket, onu kendi haline bırakmak ve bu iş bitti varsayıp arkanı dönüp gitmek. Çünkü karşındaki insan seni terk ederse bir kayıp yaşayacağını hissetmeli.
Bir saat kadar konuştuk ve onu ilişkimiz için çabalamaya ikna ettim.
Bu genellikle istediğinin tam tersi etki yapar. Kız şu an seni istemiyor. Aslında yapman gereken seni özlemesi ve yokluğunu hissetmesi için ona fırsat vermekti.
Sonraki bir hafta çok çabaladım, iletişimi pozitif tutmaya çalıştım, onu iyi bir yemeğe götürdüm, çiçek gönderdim, vs.
Bu aşamada kıza verebileceğin en iyi hediye, senin yokluğun olurdu aslında, ölü bitki değil.
Arkadaşlarım bana bunun düzelmesinin zaman alacağını söylediler o nedenle kız arkadaşım hala mesafeli olsa da umutluydum. Fakat bu “haftasonu, olmuyor, yapamıyorum” dedi ve terk etti.
Maalesef beklenen son. Geçen hafta sonuna kadar kızın sana ilgi seviyesi on üzerinden 5 seviyesine inmiş. Altına inseydi terk ederdi. Fakat bir hafta içinde on üzerinden beşin altına inmiş.
Bu kızı çok seviyorum ve evlenmek istiyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum.
Ayrılık konuşmasına ne cevap verdin yazmamışsın ama şu an ne kadar zor ve sana mantıksız gelse de, kıza sensizliği vermen lazım. Kızla iletişimi tamamen kes, kızı stalklama ve zor olacak ama kendi hayatına odaklanmaya bak.
Bir insan için karşısındakinin onu ne kadar sevdiği ve onunla evlenmek isteyip istemediğinden çok, o insanın kendisine ne hissettirdiği önemlidir. Senin eski kız arkadaşın sana karşı bir şey hissetmediği için, senin onu ne kadar çok sevdiğinin şu an bir önemi yok maalesef.
Son aylarda kız senden soğudukça sen kıza batmaya başlamışsın. Muhtemelen kavgalar o nedenle çıkmaya başladı. Zaten felaket tellalı olarak cinselliğin bitmesi ya da bitme noktasına gelmesi olayı da var.
Şu an yapman gereken şey, seni sevmediğini söyleyen birine arkanı dönüp gitmek. Her ne kadar mantığına ters gelse de, böyle yapman yeniden birlikte olma şansınızı arttıracaktır.
Bizim burada no contact kuralı diye bir şey var. Onu oku ya da dinle. O kurala göre hareket et.
Sevgilinizden “seni seviyorum ama aşık değilim” benzeri bir şey duyduğunuzda, kendinizi geri çekin. Kız size “seni sevmiyorum” dedi ve siz, sizi sevmeyen birini ikna etmeye çalışacak, onun peşinde koşacak kadar değersiz değilsiniz. Kaldı ki olay, “ya abi değersizleştim ve ikna için çabaladım ve oldu” şeklinde de devam etmiyor. Genellikle ikna için çabalamayıp bu işin bitişe gittiğini kabul etmeniz, kızı ikna etmek yerine kendinizi ayrılığa hazırlamanız, ayrılığı sakin ve köprüleri yakmayacak şekilde karşılamanız, eğer devam etmek istiyorsanız yapabileceğiniz en doğru hareket. Maalesef çoğu durumda olduğu gibi burada da doğru olanı yapmak zor, yanlış olanı yapmak çok kolay.
Birçok erkek “seni seviyorum ama aşık değilim” lafının “seni sevmiyorum” anlamına geldiğini bilmediğinden, “ama bak hala sevgi var, seviyor ama işte biraz zamana ya da çabaya ihtiyacı var” diye düşünüyor. Oysa bu laf, “seni aşık olarak sevmiyorum ve terk edeceğim ama sen iyi bir insansın, değer verdiğim bir insansın bunu da bil” demek sadece. Kadınlar sadece “seni sevmiyorum” deseler çok kötü olacağını düşünerek söylüyorlar. Aslında bence baştan sağlam bir “seni sevmiyorum” tokatı vursa daha iyi ama işte kadın psikolojisi bu. Kadıncadan biraz anlamak lazım.
Toksik bir ilişki, uzun süreli duygusal diplerinden sonra, ne zaman geleceği belli olmayan yüksek zevk zirveleri ile, kişide bağımlılık yaratır. Bittiğinde ise, bağımlılık yaratan her şeyde olduğu gibi kişi, yoksunluk sendromu yaşar.
Bu bölümde, toksik ilişkinin bitmesinden sonra sıklıkla gelen duygusal tetiklenmeleri nasıl yöneteceğinizi, özellikle de yoksunluk döneminde gelen tetiklenmelerle nasıl başa çıkabileceğinizi konuşacağız.
Toksik bir ilişkinin ardından, ilişkinin duygusal enkazı altında kalakalmış birçok erkekle görüşüyorum. Bu erkekler ya terk edilmiş oluyor ya da ayrılmaya çalışıyor ama sürekli olarak toksik ilişki çukuruna geri düşüyor. Sizin durumunuz hangisi olursa olsun, duygularınızı kontrol altına, gücü yeniden elinize almak için uygulayabileceğiniz 10 tavsiye vereceğim.
Bu kadının da, bu kadınla ilişkinin de sizin için hiç de iyi olmadığını biliyorsunuz. Bu ilişkiye devam etmenin sizin için her zaman kötü sonuçlandığını ve sonuçlanacağını biliyorsunuz. Ama bunları bilmeniz, takıntılı düşünceleri, duygusal çalkantıları, ona ulaşmak için yanıp tutuşmanızı ya da çok derin duygusal dipleri engellemiyor.
Duygusal tetikleyiciler de tam olarak bu noktada önemli. Eğer onları yönetmeyi öğrenmezseniz, duygusal tetikleyiciler sinir sisteminizi rehin alırlar ve sizi aslında kurtulmak istediğiniz yıkıcı girdaba geri çekerler.
Duygusal tetikleyici, size yoğun bir duygusal reaksiyon yaratan bir şeydir. Duygusal tetikleyici harekete geçtiğinde, sinir sisteminizin geçmişteki bir acıya yoğun bir tepki verir. Bu acı, toksik ilişkide yaşanmış olmak zorunda değildir, çok daha eski geçmişinizden de gelebilir.
Sinir sisteminiz, duygusal anıları depolar, özellikle de çözümlenmemiş travmaların ya da bağlanma yaralarının acılarını depolar. Bugün bu geçmiş acıya benzeyen bir deneyim yaşadığınızda, bu deneyim bilinçaltınızda devasa bir duygusal reaksiyonu ateşleyebilir. Bu patlama da sinir sisteminizi tamamen ele geçirebilir, vücudunuzu savaş – kaç – don moduna sokabilir. Siz bir kez bu moda girdiniz mi, bu moddan çıkana kadar beyninizin mantık tarafı kapanır, düzgün düşünememeye başlarsınız. Sadece reaksiyon veren birine dönüşür, gittikçe dibe sürüklendiğiniz bir girdaba kapılırsınız.
Siz bu durumu, onun sosyal medyasını gizlice kontrol ederek, eski mesajları yeniden okuyarak, eski fotoğraflara bakarak, geçmişteki güzel günlerin gündüz düşlerine dalarak, hem tüm o kaotik, yalanlarla ve duygusal dayakla dolu kötülükleri unutursunuz hem de zihninizi daha kötü bir duruma sokarsınız.
Travma bağı size tam olarak bunu yapar. İlişkide arada bir gelen zirvelerin peşinde koşmanıza ve kendinizi mahvetmenize neden olur.
Şimdi, duygularınızın kontrolünü elinize almanız, daha da önemlisi gücü yeniden elinize almanız için vereceğim 10 tavsiyeye gelelim.
İlk adım, sizi tetikleyen şeyleri bilmenizdir. Sizde yoğun duygusal reaksiyon yaratan tetikleyicilere dikkat vermeye başlayın. Bu bir metin olabilir, bir şarkı olabilir ya da sadece geceleri yalnız kalmanız olabilir. Bu tür bir ayrılıkta, basabileceğiniz mayın bol maalesef.
Ne kadar çok tetikleyicinin farkında olursanız, pusuya düşme ihtimaliniz de o kadar azalır.
Bu tetikleyicileri sadece düşünce seviyesinde bilmekle yetinmeyin. Tetikleyicilerin vücudunuzda yarattığı reaksiyonu da gözlemleyin. Duygusal olarak tetiklendiğinizde,vücudunuzda ne hissettiğinize dikkat edin. Bu hislerin göğsünüzde mi, çenenizde mi yoksa karnınızda mı olduğuna dikkat verin. Bunların nasıl hisler olduğunu gözlemleyin. Bir sıkışma şeklinde mi hissediyorsunuz yoksa bir ağırlık şeklinde mi?
Vücudunuz, duygusal tetikleyicilere, beyninizden önce reaksiyon verir. Kendi sisteminizi öğrenirseniz, uyarı işaretlerini erkenden yakalayabilir ve duygusal girdaba kapılmaya başlamadan önce kontrolü elinize alabilirsiniz.
İkinci adım, bu duyguyu yok etmek için ona bir isim verin. Tetiklendiğinizin farkına vardığınızda, hissettiğiniz duyguyu adlandırın. Bu çok basit ama duygusal girdaba kapılmanızı en hızlı ve etkili bir şekilde durdurabilecek tekniklerden biri.
Hissettiğiniz duyguyu, basit bir dille adlandırın. “Şu an kızgın hissediyorum”, “korku hissediyorum”, “reddedilmiş hissediyorum”, “çöpe atılmış hissediyorum”, “aşağılanmış hissediyorum”, vs.
Bunu yapmanız, beyninizin mantıklı düşünce merkezini, prefrontal korteksini harekete geçirir. Prefrontal korteksiniz harekete geçtiğinde ise, duygusal şelaleyi en aza indirebilir.
Üçüncü adım, vücudunuzun kontrolünü elinize alın. Duygusal olarak tetiklendiğinizde, zihniniz ya geçmişe ya da geleceğe sıçrar. “Ya beni tamamen unutur giderse?” “Ya bir daha asla normal hissedemezsem” gibi korkulara kapılırsınız.
Bu durumun ilacı, zihninizi şimdiki zamana geri çekmektir ve vücudunuzun kontrolünü elinize almanız, bu konuda oldukça etkili bir tekniktir.
Duygusal olarak tetiklendiğinizde, ayaklarınızı sağlam bir şekilde yere basın ve derin ama yavaş bir şekilde nefes alıp verin. Etrafınıza bakın ve gördüğünüz 5 şeyi adlandırın.
Kendinizi şimdiki zamana çekmek için, rahatlatıcı bir müziği ya da size güvende hissettiren bir kokuyu ya da nesneyi, acil durum çantanızda bulundurabilirsiniz. Avcunuzu göğsünüze vurmak, parmaklarınızla bir şeye vurarak ritim tutturmak ya da bir stres topunu sıkmak da bu amaçla kullanılabilir.
Bunlar sinir sisteminize, o an o yerde bir tehlike, bir tehdit olmadığını sinyaller. Sadece çok yoğun duygular hissediyorsunuz ve bu baş edemeyeceğiniz bir tehdit değil.
Dördüncü adım, duygusal dayanıklılık geliştirin. Acı, özlem, ajitasyon ve öfke hissedeceksiniz. Bunlar, yoksunluk sürecinin birer parçası ve sizin gerilediğiniz anlamına gelmiyorlar. Tam tersine, detoks sürecinde olduğunuza işaret ediyorlar.
Bu stresli süreçte duygusal dipler yaşayacaksınız ve bu dipler ne yazık ki belli bir süre devam edebilirler. Böyle zamanlarda fiziksel olarak oturaklılık geliştirmenin yanında, duygusal tolerans için araçlara da ihtiyacınız var.
Burada amaç acıdan kurtulmak değil, acı tarafından ele geçirilmemeniz için kendinize zaman aralıkları yaratmak, duygusal dalgaları, dalgalar tarafından yutulmadan atlatmak.
Soğuk duş, egzersiz, nefes çalışması ve hatta dışarı çıkıp yürümek gibi araçları kullanın. Bunlar, duygusal seli durdurabilecek küçük değişiklikler yaratabilecek, sinir sisteminize bu seli aşabileceğinizi, zor şeyleri başarabileceğinizi, gücü yeniden elinize alabileceğinizi hatırlatacak araçlar.
Saatlerce nefes egzersizi ya da meditasyon yapmanıza gerek yok. Günde birkaç kez, 2-5 dakika farkındalık meditasyonu ya da vücut taraması yapmanız, sinir sisteminizi güçlendirir. Böylece gerçek tetiklenme size çarptığında, girdaba kapılmak yerine güçlü kalma ihtimaliniz artar.
Beşinci adım, duygusal girdabı durdurmak için mantığınızı kullanın. Duygusal olarak tetiklendiğinizde, beyninizin duygusal tarafı, mantıklı tarafını rehin alır. Bu durumu tersine çevirmek için, mantık kullanmanız gereken bir şeyler yapın. Örneğin, 100’den geriye doğru yedişer azaltarak sayın, basit bir matematik problemi çözün ya da satranç oynayın. Bunlar sizin duygusallıktan çıkıp, rasyonel tarafa geçmenize yardımcı olabilir.
Altıncı adım, temel uyku, beslenme ve spor düzeninizi sağlayın. Bu konu sıkıcı ama önemli. Uykusuzluk zihin sisine neden olabilir, duygusal düzeninizi daha da çalkantılı hale getirebilir. Kötü beslenme, kan şekeri değerlerinizi, enerjinizi ve ruh halinizi bozabilir. Hareketsizlik ise, stres hormon seviyelerinin düşmesini engelleyebilir. Günde 10 dakika yürüyüş veya egzersiz bile, sinir sisteminizi resetleyebilir.
Eğer acı ile başa çıkmak için alkol ya da madde gibi şeylere yöneliyorsanız, kendinize karşı dürüst olun. Kendinizi uyuşturmak, iyileşmek değil. Bunlar duygularınızı düzeltmek yerine, geçici olarak bastırırlar ve sizin bozuk duygusal dengede kalmanıza neden olurlar. Sinir sisteminizi sürekli olarak uyuşturursanız, sinir sisteminiz denge durumuna dönemez.
Yedinci adım, bilinen tetikleyicilere karşı hazırlıklı olun. Gözleriniz kapalı bir şekilde mayın tarlasına dalmayın. Onun doğum gününe çok zaman kalmadıysa ya da bir arkadaş toplantısında onunla karşılaşacaksanız, durumu önceden planlayın, gözünüzde canlandırın. Nasıl tepkiler vereceğiniz üzerinde çalışın, gerekirse kafanızdaki senaryoyu yazın. Tetikleyici gelmeden, sınırlarınızı belirleyin. Fiziksel ve duygusal stabilizasyon için kullandığınız teknikleri aklınızda tutun ve aynı zamanda bir çıkış planı da yapın.
Tetikleyicileri tamamen yok edemezseniz, onlara karşı hazırlıklı olun.
Sekizinci adımda, tetiklenmeniz geçtikten sonra, olanların bir muhakemesini yapın. Tetiklendiniz, duygusal bir dalgalanma ya da sel geldi. Beş dakika kadar durun ve sizi neyin tetiklediğini kendinize sorun. Neyi doğru yaptığınızı, neyi bir dahaki sefere daha doğru yapacağınızı ve daha doğru davranmak için neleri değiştirmeniz gerektiğini düşünün ya da yazın. Bu konuda günlük tutun ve bu şekilde sürekli tekrarlanan döngüyü kırın.
Muhakeme yapmanız, duygusal kaosu, yararlı veriye çevirir, bir dahaki sefere dalgayı daha başarılı aşmanızı sağlar.
Dokuzuncu adım, yardım alın. Rastgele birine ulaşmayın. Sizi yukarı taşıyacak birine ulaşın, sizi daha da fazla duygusal girdaba itecek insanlardan uzak durun. Öfkenizi körükleyen ya da sağlıksız davranışlarınızı destekleyen insanlardan uzak durun.
Duygusal tetiklenmeler çok sık tekrarlanan şeylerse, terapi ya da bir bilen zamanı gelmiş olabilir. Bu tür bir yardım, işin köküne inmenizi ve kalıcı değişiklikler yapmanızı sağlayabilir.
Onuncu adım, bir acil durum planı yapın. Tetiklendiğinizde beyniniz doğru düzgün çalışmadığı için, tetiklenmeden önce yazılı bir plan yapmanız lazım.
En çok işe yarayan fiziksel kontrol teknikleri neler? Bunların yanına bazı yardımcı notlar da yazın. “Bu daha önce de olmuştu ve bunu aşabilmiştim. Şimdi de aşacağım” gibi notlar koyun.
Bu plana, bu insanı bir daha hayatınıza almamanız için geçerli tüm nedenleri yazın.
Bu planı kısa ve kullanışlı bir şekilde yazın. Duygusal olarak yoğun bir girdaba kapılmaya başladığınızda, bu planı çıkarın. Burada yazdığınız şeyleri, duygusal bir fırtınanın içinde, rasyonel beyninizi tamamen kapanmış bir halde yapmaya çalışmak yerine, önceden yapılmış planı çıkarın ve uygulayın.
Herkesin duygusal tetiklenmeleri vardır ve kimse tüm duygusal tetiklenmelerden kaçamaz. Ama beyninizi, duygusal tetiklenmelere daha farklı şekilde tepki vermek üzere eğitebilirsiniz. Duygusal fırtına her vurduğunda, irrasyonel tepkiler vermek ya da bu kişiye ulaşmak yerine duygularınızı kontrol altına alırsanız, her fırtınadan daha güçlü çıkarsınız. Kendinize güveniniz artar ve gücü elinize alırsınız.
Bir ilişkiniz terk edilmeniz ile sona erdiğinde, ayrılık açısının iyileştirmesi aşama aşama olur ve belli bir süre gerektirir. 6 aydan uzun ilişkilerde, bu süre yaklaşık olarak ilişki süresinin üçte biri kadardır ama idealinde ilişki süresi ne olursa olsun en fazla 6 ay kadardır (yani 6 senelik ilişkinin ayrılık acısı 2 sene sürmemeli).
Fakat ayrılık acısı süresi belli özel durumlarda 3-5 ay daha uzun sürebilir. Bu özel durumlara kısaca değinmek istiyorum.
Birinci özel durum, ilişkinin ilk uzun süreli (min 3-4 ay) ilişkiniz olması. Biten ilişki ilk uzun süreli ilişkiniz ise, daha önceden ayrılık ve unutma deneyiminiz olmadığı için, acı hiç geçmeyecek, hiç unutamayacaksınız gibi hissedebilirsiniz. İçinizde size “daha önce Merve’den ayrıldın, hiç unutamaz gibi hissettin ama sonra unuttun” diyecek deneyimin sesi olmadığından, o ses size ara ara “birader Merve için de ölüp bitiyordun güya sonra ne oldu?” demediğinden, süreç uzayabilir.
İkinci özel durum ise, ilişkinin toksik olması. Toksik ilişki genellikle sevgi ve bağlılık üzerinden değil, manipülasyon ve bağımlılık üzerinden yürüdüğü için, suçluluk ve kaygı gibi duygusal manipülasyon dolu olduğu için, toksik davranışlara maruz kalanın unutma süresi uzar. Onca toksik davranışa karşı verdiği emeğin birgün iyi bir ilişkiye dönüşeceğini sanan taraf, yaptığı devasa ve genelde karşılıksız duygusal yatırımın sonucu olarak ayrılık acısını daha yoğun ve uzun hissedebilir.
Üçüncü özel durum ise kişinin kaygılı bağlanan biri olmasıdır. Kaygılı bağlanan kişiler, beraber oldukları ya da kendilerini terk eden partnerlerinin iyi özelliklerini abartıp kötü özelliklerini görmezden gelmeye, kendileri için daha uygun olsalar bile başka adayların iyi özelliklerini görmezden gelip, kötü özelliklerini abartmaya meyillidirler. Bu nedenle de “onun gibisini bir daha bulamam” inancı, kaygılı bağlanan insanlarda çok daha fazla görülür. Kaygılı bağlanan insanlar aynı zamanda, beraber oldukları partnerlerinin iyi özelliklerini abartıp kötü özelliklerini görmezden geldikleri için, terk edilene kadar ilişkide kalmaya da meyillidirler.
(Not: Kaçıngan bağlanan insanlarda ise durum tam tersidir. Bu insanlar beraber oldukları partnerlerinin iyi özelliklerini daha az, kötü özelliklerini daha abartarak görürken, dışarıdaki adayların iyi özelliklerini abartıp, kötü özelliklerini görmezden gelmeye meyillidirler).
Şimdi gelelim acının geçme aşamalarına. Burada 3 aşama var. Birinci aşama, ayrılık sonrası ilk 3-4 hafta. Bu aşamada sürekli olarak terk edeni düşünmeniz, hayatınızın sekteye uğraması, başkasını gözünüzün görmemesi ve bu duygu hiç geçmeyecekmiş gibi hissetmeniz doğal.
3 ayağıyla iletişimi kes kuralı uygulasanız bile ilk aşamada yoğun acı çekmeniz maalesef normal. Beni arayıp “Mahmut Abi iki hafta oldu, çok kötüyüm” diyenlere “ben olsam ben de çok kötü olurdum” diyorum. Kötü hissetme konusunda, terk edeni düşünmeyi durdurma konusunda yapabileceğiniz pek bir şey yok. Duygusal acı, psikopat değilseniz herkes için aynı. Ama tabii ki acıya dayanıklılık herkes için aynı değil.
İkinci aşama ayrılık sonrası ikinci ve üçüncü ay. Bu aşamada hala acı çekseniz ve sıklıkla terk edeni düşünseniz bile ilk aya göre daha iyi oluyorsunuz. Bu aşamada da ilk aşama gibi terk edene ulaşma krizi gelecek ve bazı günler çok kötü olacaksınız ama bu kriz dalgalarına dayanırsanız, üçüncü aşamaya geçebilirsiniz.
Üçüncü 1 seneyi aşmayan ilişkilerde hiç olmayabilir. Bu aşama genelde birkaç ay sürer ve artık eski sevgili aklınıza arada bir gelir. Oldukça rahat hissedersiniz ve hayatınıza devam edersiniz ama, ara sıra kötü olabilirsiniz.
İlk 2 aşamayı oluşturan 3 aylık süreyi kısaltmanın bir yolu yok. Ama iletişimi kes kuralını 3 ayağıyla da uygularsanız, bu sürenin uzamasını engelleyebilirsiniz. Sorun şu ki, eski sevgiliye ulaşmak ve onu gizlice takip etmek (stalklamak) ayrılık acısını uzatsa ve ileride daha kötü yapsa bile, sizi geçici rahatlatan şeyler. Bu nedenle iletişimi kes kuralını uygulamanız, ilk bir ay belki biraz daha fazla bir süre, ayrılık acısını artırır. Buna dayanmanız lazım.
Eski sevgiliye ulaşmadığınızda, onu stalklamadığınızda ve içinizden gelmese bile hayatınıza odaklandığınızda, ayrılık acısı ilk başta şiddetlense de, kısa sürede azalır.
Benim gördüğüm, insanların stalklamama kuralının ne kadar önemli olduğunu, stalklamanın ne kadar yıkıcı olduğunu pek anlamadıkları. Stalklamak, girip bakamadığınız instagram hesabının profil fotoğrafı değişmiş mi, takipçi sayısı artmış mı diye kontrol etmek, whatsapp üzerinde online mı diye bakmak gibi basit şeyler olsa bile adamı maymun eden bir şey.
Eskiden gizli takip (stalklama) fiziki olarak gidip takip etmeyi gerektirirdi. Şimdi gizli takibin önünde hiçbir engel yok, bir telefon ekranı uzaklığında olduğu için, birçok insan ayrılık acısını, 20 sene önce aynı yaşta olan insanlara göre çok daha uzun süre yaşıyor. Bence bu konuda teknolojinin en büyük kazığı, eski sevgiliye irademizin en güçsüz olduğu geç gece saatlerinde bile ulaşabilme olanağı sağlaması. Eskiden gece “bana feleğin ayırdığı nazlı yari bulun, nazlı yare ulaşmam lazım” krizi geldiğinde, eski sevgiliye ulaşma imkanınız yoktu. 20 sene önce cep vardı ama iletişim bu kadar kolaylaşmamış, gecenin yarısı mesaj atma normalleşmemişti. Şimdi ise gece yarısı mesaj döşeyip atabiliyorsunuz ve günümüzde maalesef gizlice takip etmemek, haber almamak için gerekli iradeyi sizin bulmanız gerekiyor.
25 yaşındayım ve eski kız arkadaşımla, bir buçuk senelik bir ilişkim olmuştu.
İlişki aşırı dramalı başladı ve devam etti. Sürekli kavga ediyorduk, ikimizin de güvensizlikleri tavan yapmıştı. Öyle ki ilişkinin ilk aylarında yemeden içmeden kesildim, kaygı içinde yaşamaya başladım. İşime odaklanamaz, düzenli olarak gittiğim spor salonuna gidememeye başladım.
Hiç girilmemesi, yanlışlıkla girilmiş ise hemen çıkılması gereken toksik bir ilişkiymiş. Ama toksik olan o mu, sen misin yoksa ikiniz birden mi toksik insanlarsınız, onu göreceğiz.
Bütün gün bir mesaj gelmiş mi diye telefonuna bakıyordum ve mesajlaşarak bile günlerce kavga edebiliyorduk. O zamanlar bu ilişki devam etsin diye elimden geleni de yapıyordum.
Sanırım o da ilişki devam etsin istiyordu zira bir süre sonra kavga etmekten bıktık. İlişkide kavgaların sıklığını takip etmeye, belli kurallar koymaya ve daha az kavga edip daha çok konuşmaya çalıştık. İlişki yavaş yavaş daha iyiye gitmeye başladı. Yemek yemem, spor salonuna gitmem ve işe odaklanmam iyileşti.
Kadınlarla başarılı bir adam değilim ama artık iyi kötü bir ilişkim olmuştu ve kız arkadaşımla ilişkim de iyi bir ilişkiye dönmeye başlamıştı. Fakat kız arkadaşım sanırım drama olmadan yaşayamayan biriydi. Bir süre sonra beni ve ilişkimizi, arkadaşlarının erkek arkadaşları ve ilişkileri ile karşılaştırmaya ve şikayet etmeye başladı. Hızını alamadı, ilişkimizi Instagram’da gördüğü ilişkilerle karşılaştırmaya başladı. Yok efendim onun erkek arkadaşı ilişkilerinin daha ikinci ayında çok pahalı bir hediye almış, yok şu kız erkek arkadaşı ile yaşamaya başlamış, yok şunlar tatile çıkmışlar, şurada yemek yemişler. Tabii ki hepsinin ortak noktası, bizim neden böyle olmadığımız daha doğrusu benim neden böyle olmadığımdı.
Kız arkadaşının içindeki kaosu yönetmeyi beceremediği için, dışarı daha doğrusu senin üstüne kusmadan rahatlayamayan birine benziyor. Sanki ilişkinizdeki kaos durulduğu için, dışardan kaos ithal etmek zorunda kalıyor gibi.
Bir keresinde bir arkadaşının erkek arkadaşı ona çok pahalı bir saat aldığı için benim önümde ağlamıştı.
Kaç birader kaç! Topuk topuk kaç. Böyle bir kadından ayrılmak zor olabilir özellikle de kadınlarla başarısız ve kendisini sevilmeye layık görmeyen biriysen. Ama bu kadınla kalmak, ayrılmaktan çok daha zor ve acılı.
Onu nasıl mutlu edeceğimi bilemiyordum. Sanırım hormonal problemleri vardı.
Onu nasıl mutlu edeceğini bilemiyorsun zira onu mutlu edemezsin. Problemleri hormonal değil, psikolojik olmalı. Bu insanın mutsuzluğu içsel ve içsel olarak iyileşerek mutlu olabilir. Bu zor yola girmeyi göze alamadığından ya da bunun farkında bile olmadığından, içindeki kaosu, erkek arkadaşının çözmesini talep ediyor. Ama sen ne kadar çözmeye çalışırsan çalış, sadece kendisinin çözebileceği bu sorunu çözemezsin. Tam tersi sen çözmeye çalıştıkça, talepleri artar.
Sonunda yine bilmem kimin çıktığı bir tatil sonrası bunalıma girince, beraber para biriktirip tatile çıkmaya başladık. Bir süre mutlu oldu ama sonra biriktirdiğimiz paranın yetmemesinden şikayet etmeye, tatili yurt dışına kaydırıp uzatarak, çok büyük bir masraf çıkarmaya başladı. Sonunda ben 40 bin lira biriktirdim, o ise 5 bin lira. Toplam ihtiyacımız olan daha fazla olduğu için tatili bütçemize uydurma kavgaları başladı. Ben bütçemize göre tatil yapalım diyordum o ise tatil isteğimize (isteğine) göre bütçe ayırmamı. Sonunda 100 bin liralık bir masraf çıkardı ve erkek olarak hepsini benim ödemem gerektiğini, onun biriktirdiği parayı ise ikimiz için, geleceğimiz için biriktireceğini söyledi. Evlendiğimizde kullanır mışız.
Oha. O paradan bir kuruş kullanamazsın.
Ben karşı çıkınca, kısa süre kavga ettik ve benden ayrıldı.
Güzel. Senin ayrılman lazımdı ama kimin ayrıldığı önemli değil. Bu kızı asla geri almaman lazım. Kızın kaosu içinde, içsel. Dışsal şeylerle, çabayla söndüremezsin. Sen taviz verdikçe, çabaladıkça, kızın içindeki yangın sönmüyor ve kız, “bu benim ruhsal problemim, benim terapiyle çözmem” lazım demediğinden, “bu adamın çabası yetmiyor, daha fazla çabalamalı” gibi embesil bir düşünce döngüsüne giriyor.
Ben tabii o zaman ayrıldığıma sevineceğime, kendimi yetersiz hissederek internette arama yapmaya başladım. Daha iyi iletişim diye ararken sizin uzun süreli ilişkilerde iletişim sanatı yazınızı buldum. Benim durumum o yazıyla alakalı değildi ama siteyi keşfetmemi ve okumaya başlamamı sağladı. Bu arada sizden no contact kuralını öğrendim ve uygulamaya başladım. Gerçi kızın Instagramını sürekli takip ettiğim için, sen no contact yapmadığımı söyleyeceksin.
Söyleyeceğim zira no contact yapıyor olmak demek, üç ayağı ile de yapıyor olmak değil. İki ya da bir ayak yetmez. Bu ayaklar (1) kıza ulaşma, (2) kızdan haber alma ve (3) kendi hayatına odaklan.
Kıza asla ulaşmıyordum ve kendi hayatıma odaklanmak için çok büyük bir çaba harcadım. Yine yemeden içmeden kesilecek noktada idim ama spora, işe devam ettim. Tavsiyeniz üzerine, bir sosyal hayat kurmaya başladım. Gerçi bir şey kuramadım ama bu çaba beni psikolojik olarak rahatlattı.
Rahatlatır zira sen sosyal hayata sahip değilsen, kızlarla etkileşime girmiyorsan, zihnin sana bakıp, “bu adam böyle giderse hayat boyu yalnız kalır, bu kız tek şansı” diyor. Sen sosyalleşme yoluna girip bu yolda direttiğinde zihnin “bu adam böyle giderse yalnız kalmayabilir, bu kız tek şansı değil” demeye başlıyor.
Bu arada o, instagramda insanların gözüne hayatının ne kadar da güzel olduğunu sokmaya çalışıyor.
Bir insan instagramda ne kadar çok mutluluk sergiliyorsa, genellikle gerçek hayatta o kadar mutsuz oluyor. Ama senin kızın rahatlama evresinde kızı takip etmen çok sakıncalı. Zira zihnin bu gördüklerini “bensiz çok mutlu, hemen unuttu” diye kaydediyor.
Fotoğraflarda yoktu ama fotoğraflarda girdiği gece hayatında yeni erkeklerle takılmıyor olma ihtimali azdı. Barlardan, gece kulüplerinden ve bazen gündüz buluşmalarından, karşısında oturan kadın mı, erkek mi anlayamayacağın şekilde fotoğraflar atıyordu.
Bu arada bizim planladığımız daha doğrusu onun planlayıp bana ödetmeye kalktığı tatile de gitti. Öğrenci haliyle o parayı nereden buldu bilmem.
Hayırsever, gönlü zengin bir vatandaşımız sponsor olmuştur.
Benim onu ezik ezik izlemem, seninle konuşmama kadar sürdü. Beni, kızın hayatını stalklamam için ikna ettin. Bana “kızı instagramda stalklamak, senin her gün onun mahallesine gidip, bir köşeden gizlice onun hayatını izlemen gibi bir şey” demiştin. “Bunu kafanda canlandır ve kendini nasıl küçülttüğünü gör” demiştin. Gerçekten kafamda canlandırdım ve kızı hemen takipten çıktım.
Ben bu arada aylarca sosyalleşmenin, düzenli sporun ve çalışmanın sonuçlarını almaya başladım. Yeni kızlarla tanıştım, eskiden bir senede karşılaştığım yeni kızla bir haftada karşılaşır hale geldim. Hiç sosyalleşmeyen adamın, yeni başladığı sosyalleşmenin ekmeğini yemeye başlaması 8-10 ay sürebilir demiştin. Bende de neredeyse o kadar sürdü.
Ama itiraf edeyim, yeni kızlara şans vermeye zorlama konusundaki tavsiyeni dinlemedim. “Önce yürürsün, istek sonra gelir” tavsiyeni dinlemedim. Kendimi “hala rahip modundasın” diye kandırdım.
Rahip modu maksimum 4-5 ay sürer. 4-5 aydan fazlası, kadınlardan kaçmaya girer.
Ve birgün artık aklıma hiç gelmemeye başlayalı haftalar olmuşken, gece telefonuma bir mesaj geldi. Mesaj eski kız arkadaşımdandı. Ne yalan söyleyeyim, onca zamandır aklıma bile gelmemesine rağmen, mesajın kimden geldiğini görünce kalbim küt küt atmaya başladı.
Bir saat kadar cevap versem mi, vermesem mi diye düşündüm ve sonunda cevap verdim. “Selam ne haber yazdım?” Beni özlediğini söyleyen bir mesaj ile devam etti ve buluşma teklif etti.
Sakın.
Aslında o teklif etmese bile ben edecektim. Hatırlamazsın ama bu kızı pas geç, sana ulaşmasına izin verme, ulaşırsa da buluşma demiştin. Ben birden tüm kırmızı alarmları, kızın benden ayrılıp başka erkeklerle görüşmesini (direkt bir kanıtım yok ama bunu yaptığı barizdi) görmezden geldim. O boktan ilişkinin en güzel günlerini düşünmeye başladım.
Manipülatif ve istismarcı kişiyi terk etmeyi gerçekten zorlaştıran bir şey daha var. Toksik kişi her zaman o kadar da kötü biri değil. Aslına bakarsanız benim gördüğüme göre, manipülatif ve istismarcı kişi ilişkinin yarısında berbat biri ama ilişkinin kalan yarısında da gayet iyi, en azından iyi olmaya çalışan biri.
Ama senin durumun daha kötü zira yukarıdaki bölüm en azından o ilişki içinde olanlar için. Sen ise ilişkiden aylar sonra, iyileşme sürecinin sonuna doğru ilerliyordun.
Sonradan öğrendiğime göre ortak bir arkadaşımız ona, benim harika göründüğümü, işte yükseldiğimi söylemiş. Beni bir kızla görmeye başladığını da eklemiş. Evet tam yeni bir kızla görüşmeye başlamıştım. Bana ulaşmasını tetikleyen de muhtemelen bu oldu.
Bu kızla buluşarak çok büyük bir hata yapıyorsun.
Buluşmada çok sıcaktı, sonra bana gelmeyi kendisi zorladı ve evde resmen onun zoruyla birlikte olduk. Bana seksten sonra bana bir zihin açıklığı geldi ?
Gavur dilinde, “post nut clarity” dediği, Türkçe’ye “boşaldıktan sonra gelen zihin açıklığı” ya da bir çok durumda “boşaldıktan sonra gelen pişmanlık” diye çevirilebilecek bir kavram var. Kanın aşağıdakinin başından, senin başına çıkması ile gelen bir zihin açıklığı diyebiliriz. Aslında son çevirdiğim daha iyi bir yaşam kitabında Dr.K burada tabii ki kanın bacak arasından beyne çıkmadığını, boşalma öncesi hedefe kilitlenmişken beynin bilişsel taraflarına giden kanın azalıp, hayvani taraflarına giden kanın arttığını ve boşalma sonrası ise tam tersi olduğunu söylüyor. Çoğu insanın abazan ve ibre 200’deyken kontrol, plan ve temkin gibi bilişsel yeteneklerini kaybettiğini biliyoruz.
Kafamda tüm o saçma sapan kavgalar, beni saçma sapan bir nedenle terk etmesi, sonrasında Instagram’da sergilediği ve kucaktan kucağa bir yaşamı çağrıştıran hayat geçmeye başladı. Kucaktan kucağa olduğuna dair bir şey duymadım ve görmedim ama, öyleymiş gibi görünmesi bile tek başına büyük bir hata bence.
Evet öyle.
Ben tavana bakmış bunları düşünürken, kendisi de zamanında beni ezmek için kullandığı çiftlerin birer birer nasıl duvara tosladığını anlatıyordu. Yok o pahalı hediye alan adam sonra o kızı aldatmış da, yok tatile Bali’ye götüren adam meğer borç almış ve sonra ödeyemeyince zor duruma düşmüşte, vs. vs.
Kucağımda birdenbire aşk bombardımanı ve gelecek planları yapmaya başladığını görünce kendisine, artık bir ilişkiye giremeyeceğimizi söyledim.
Orada o şekilde geçiştirip de dışarıda ve en iyisi mesajla söyleseydin keşke. Bir sürü manipülasyon duymak zorunda kalmazdın.
Hemen hüngür hüngür ağlamaya başladı.
Ağlayan kadınlarla ilgili daha yeni bir yazı yazmıştım.
Ve ağlarken güya bana iltifat ettiğini sanarak itiraf etti: Benden sonra flört ettiği tüm o adamların çok boş insanlar olduklarını, benimle olan ilişkinin çok değerli olduğunu, “bizi” çok özlediğini, vs. söylemeye başladı ama …
Tabii senin kafa “senden sonra “flört ettiği” adamlar kısmını duyunca gerisi hikaye oldu ?
ben “flört edilen boş adamlar” kısmını duyunca zaten gerisini boş gözlerle dinledim.
Aslına bakarsan kızın eline erkek eli değmese bile kızı geri almaman lazım.
Beni tüm o kendini beğenmişliği ile terk eden kız, birdenbire “bize bir şans daha ver” ağlaya ağlaya yalvarmaya, “değişeceğim, terapiye gideceğim” diye sözler vermeye başladı.
Bu kızı geri almazsan, kıza söz verdiği şeyleri yapması için motivasyon verirsin yani kıza da iyiliğin dokunur.
Pişman olsun, geri dönsün fantezilerim olmuştu. “Abi pişman olsun istiyorum” dediğimde bana “o zaman en hızlı şekilde unut, pişman olması bile umrunda olmayacak hale gel, o zaman pişman olabilir” demiştin. Fantezim gerçekleştiğinde kıza karşı bir şey hissetmediğim için, önümdeki tiyatrodan hiç zevk veya ego tatmini almadım. Allah var, kötü de hissetmedim zira kendi etti kendi buldu. Ben aslında bir yandan bunları dinliyor bir yandan da bitse de gitsek diye bekliyordum.
Pişman olsun fantezileri, kıza olan sevginiz sönünce geçiyor. Umrunuzda olmuyor.
Ağlaması dursun diye düşüneceğimi söylemek zorunda kaldım. Gece boyunca tüm uğraşlarına rağmen çeşitli bahaneler ile bir daha seks yapmamayı başardım. Sabah kızı gönderdim ve bana ilk mesaj attığında da “düşündüğümü, bu işin olmayacağını” söyleyerek kendisini bir daha görmek istemediğimi, ama söz verdiği gibi terapi göreceğini umduğumu söyledim.
Değişeceğim yalvarmalarına ise, “olay o değil, sorun sende değil ben eskisi gibi hissetmiyorum” diyerek karşı koydum. Sonrasında bir hafta ulaşıp beni ikna etmeye çalıştı. Önce kibarca uyardım ama dinlemeyince, engelledim. Bundan sonra çirkinleşti ve bana “şu an görüştüğün kıza benimle yattığını söyleyeceğim” gibi tehditler savurmaya başladı. Görüştüğüm dediği kızla aramızda bir şey yok ama bunu ona söylemedim.
Sonra bir ara evime geldi, kapıyı açmadım. Kapının önünde ağlamaya başlayınca da sakin bir şekilde eğer sorun çıkarırsa polis çağıracağımı söyledim ve korkup kaçtı.
Bu da böyle bir hikayemdir. Google bana sizin siteyi göstermeseydi böyle güçlü olabilir miydim bilmiyorum. Sana da teşekkürü borç bilirim abi.
Hikayeni paylaştığın için ben teşekkür ederim. Sonunda doğru olanı yapmışsın. Tek eleştirim, bu kızla buluşman, bu kadar drama çekmen gerekmeyecekti. O da senin kendini rahip moddayım diye kandırıp aç bırakman ile alakalı.
Umarım bir daha deneme yapmaz. Bunu vaka çalışması olarak yayınlayabilirsin.
Abi bir sorum var. Arkadaşım bunu bir çok erkeğin yaşadığını söyledi. Bu fenomeni sendende dinlemek istiyorum. Kızlar bir erkeği bırakırken terkederken erkek onlar için bir anda yabancı biri oluyor bu fenomeni bilirsin.
Bu fenomeni bilirim ama bu kadınlara özgü bir fenomen değil. Terk eden erkekler de bunu yapıyorlar. Beni kadınlar da arıyorlar, ayda 5-6 kadınla konuşuyorum. Kadınların çoğu terk eden eski sevgili konusu ile ilgili arıyorlar ve aynı şeyi terk edildiklerinde onlar da yaşıyorlar. Siz tabii kendiniz terk ettiğinizde çok acı çekmediğinizden ve karşı tarafın acısını o kadar sallamadığınızdan ya da belki bir kızı terk etme tecrübeniz olmadığından, bunu bilmiyorsunuz.
Bak burada sadece erkeğe öfkeli olmaktan soğumaktan bahsetmiyorum. Hani yabancı olmaktan.
Yabancı olmak değil o. Artık o kadar da sevmemek. Sevginin tersi öfke değildir, öfke karşı tarafa karşı hala yoğun duygu gerektirir. Sevginin tersi umursamamaktır, bir bağ – yakınlık hissi olmamasıdır. O da yabancı olmaktır işte.
Haftalarca aylarca güldüğün sarıldığın seviştiğin vakit geçirdiğin kız bir anda senle öyle bir konuşmaya başlıyor ki sanki sokaktan geçerken yol soran rastgele birisin.
Şimdi haftalarca dediğin şeyin hiçbir hükmü yok zaten, insan haftalarca beraber olduğu birini kolayca unutabilir. Ama ilişki bittiğinde ne olacağını bekliyorsunuz, salya sümük aşk şarkısı klibi senaryosu mu?
Bu arada o bir anda olmaz. Bir süreç içinde olur ama bazen bir anda görünür olur ya da siz acemi olduğunuzdan göremezsiniz. 5 yaş daha büyük olsanız görebileceğiniz işaretleri, kendinizi fazla kaptırdığınızdan göremezsiniz. “Haftalarca …” gibi garip bir şey söylemenden zaten, senin kısa sürede kendini fazla kaptıran biri olduğun sonucunu çıkarıyorum.
O mesela daha çok koyuyor hani sana öfkeli olsa tanımazlıktan gelmesinden daha az acır mesela.
Tekrar edelim: Sevginin tersi öfke değildir, öfke karşı tarafa karşı hala yoğun duygu gerektirir. Sevginin tersi umursamamaktır, bir bağ – yakınlık hissi olmamasıdır.
Karşınızdakinin sizi sevmediğini görmek, öfke de olsa yoğun bir duygu hissettiğini görmekten daha çok acıtabilir ama aslına bakarsan böylesi daha iyi. Senin ümit kırıntısı arayan tarafına kırıntı atsa, başında çok acı çekmeyeceksin ama toplamda daha çok acı çekeceksin.
Hani böyle film sahnelerinde görürsün filmde sevdikleri bir insan kötücül bir varlık tarafından ele geçirilir aynen öyle oluyorlar çeşitli derecelerde. Kadınlar bunu nasıl ve neden yapıyor?
Belki öyle belki değil ama sen bu “erkekler idealist, kadınlar fırsatçı sever” gibi boş laflardan etkilendin sanırım. Bunu terk edenler yapıyorlar, sevgi hissetmedikleri için yapabiliyorlar ve yapıyorlar. “Abi erkeklerden bana ne, ben kadınlarla oluyorum ondan kadınlar diyorum” diyeceksen tamam ama bence sen bunu kadınların erkeklerden üstün olduğu bir şey sanıyorsun. Öyle bir şey yok. Hatta tam tersi çok yakın zamana kadar, erkekler daha “acımasız” / kaçıngandı ama son bir iki nesildir, kaygılı bağlanan / efendi erkekler, kadınlardan çok daha fazla kaygılı bağlanıyorlar. Kadınlar da bunun etkisi ile belki daha kaçıngan/acımasızlar ama erkeğine göre değişir. Siz “norm” bile olsanız – ki değilsiniz – gerçek ve doğal erkek psikolojisini temsil etmiyorsunuz.
Bir de tabii şunu da eklemeden geçemeyeceğim, kendini ilişkiye çok kaptıran insan, bunu muhtaçlığından yapar, çok sevdiğinden ya da sevgi insanı olduğundan değil. Ve böyle bir adam, erkek adamdan çok daha kolay terk edilir zira pek çekiciliği yoktur.
Şimdi alt tarafı bir kadın tarafından (yılların sevgilisi de değil, haftalarca ya da aylarca görüştüğün kadın tarafından) terk edilmeyi tanımlama şeklin, senin ilişkilerde çok daha düşen ve çok muhtaç olup çok yaralanan bir insan olduğuna işaret.
1 günde nasıl daha önce hiçbir şey olmamış gibi davranıp bu kadar kolay unutabiliyorlar?
Erkek itici davranışları ile kolay unutulabilir hale geliyor ve dediğim gibi o iş genelde bir günde olmasa bile çok kısa süre içerisinde görünür olabiliyor.
Ayrıca bu çok korkunç bir durum değil mi sence ? En yakınındaki pamuk prenses gibi kız bir anda kötü kalpli cadıya dönüşüyor bununla nasıl baş edicez asla azıcık bile güvenemezsin ki hiçbir kıza?
Birincisi bu, çok korkuncu bırak, erkeğin başına gelebilecekler listesinde korkunç kategorisine bile girmez. Bu sadece, ilişkisine aşırı kapılan, kaygılı bağlanan, efendi adamın toksik kırılganlığına sahip bir erkek için korkunç bir şey. Daha önce de verdiğim örneği vereceğim. Sen yılların hareketsizliği ile kasları erimiş bir adamsan, 50 kilo bench press bile senin için korkunç bir ağırlıktır. Aynı ağırlık, normal kaslara sahip adam için çocuk oyuncağıdır. Ağırlıktan şikayet edeceğine, kaslarını geliştir.
En yakınındaki pamuk prenses gibi kız bir anda kötü kalpli cadıya dönüşüyor
Yıllardır psikolojiye meraklıyım ama psikolog değilim. Psikolog arkadaşlar daha iyi yorumlayacaklardır ama senin bu olayı masal / fantezi öğeleri ile tanımlaman tesadüfi değil. Masal aleminde yaşıyorsun.
Bununla baş etmek için güçleneceksin. Ayrılık acıdır, hiç acı çekmeyeceksiniz diye bir şey yok. Ama erkek adam için aynı avı, senin “nasıl baş edeceğiz”, “çok korkunç” dediğin gibi değildir.
Azıcık bile güvenemezsin ki kızlara? Sanırım yaşın çok genç ve bir kıza neden güvenmen gerekiyor? Her yüzüne gülen kızla “happily ever after” masalına girdiğin için olmasın? Senin kelimelerin yanlış bu arada. Sen bir kadına %100 güvenmeye ihtiyaç duyuyorsun, kadınların annen olmasını bekliyorsun. Oysa buna kendi yetişkin olamamış ruhsal durumunun ihtiyacı var. Konduğunuz dallara (kızlara) değil, kendi kanatlarınıza güveneceksiniz ama onun için güçlü kanatlar lazım. Güçlü kanatların oldu mu, bu soruyu sormayacaksın.
Sizin bünyeniz zayıf, güçlenince bunlar korkunç olmayacaklar. Bir de tabii alt tarafı sevgilinizi hayatınızın merkezi, anlamı, happily ever after prensesi yapmayın, böyle şeyleri korkunçlu yaşamazsınız. Sevmeyin demiyorum, bazı mallar sevmeyin anlıyorlar çünkü. Ama bunu hayatınızın en önemli şeyi yapmayın, kendinizi hedonist aşk kaptırmacasına bırakmayın.
Şimdi ele alacağımız vaka çalışmasındaki takipçi, 7 aylık ilişkisinin son 4 ayında peşte koşan, daha çok arayan ve kaybetme korkusuna daha çok düşen taraf olmuş. Kızın üzerine de çok düşmüş ve kız soğumaya başlamış. Daha sonra bizim eski sevgiliyi geri kazanma yazısını okuyup oradaki gibi davranmaya başlamış ama yazanları uygulamasına rağmen kız kendisinden ayrılmış.
Neyse ki o yazıda ayrılınca ne yapacağı da yazıyor. İletişimi kes kuralı (no contact kuralının) “ayrılığı istemesem de kabul ediyorum, fikrin değişirse bana haber ver” kısmını harekete geçirmiş.
Bu aslına bakarsanız eki sevgili konusunda istediğiniz şeyi elde etmek için olasılıkları en çok arttıracak şekilde davranma yolu olsa da, sonuçta karşınızdaki kendi hayalleri ve istekleri olan bir insan matematik problemi değil. Bazen her şeyi doğru yapsanız bile ilişki ayrılığa gider. Özellikle de bu arkadaşın yaptığı gibi 4 aylık bir yanlış yapma birikimi varsa son anda kurtarmak çok zor olabilir.
Fakat bu iletişimi kes kuralını, no contract kuralını uygularsanız, hem kendinizin hem de kızın size olan saygısını arttırırsınız. Yani bu % 100. Yine % 100’e yakın olan şey de bu ayrılığı en kısa sürede atlatırsınız ve yeni bir ilişkiyi de daha kısa sürede bulursunuz.
Arkadaş ayrıldıktan sonra kızı bir süre aramamış sormamış. Kızın yeni Instagram fotoğraflarını beğenmesinin etkisiyle (instagram fotoğrafını erkek atıyor), kıza mesaj atmış ve ardından da klasik arkadaş kalalım teklifini yemiş.
Bu kızla yeniden birlikte olmak isteyen bir insan için büyük bir hata. Instagram’da, sosyal medyada direkt ulaşmadan, yani mesaj kutusundan mesaj atmadan ya da aramadan, yapılan hareketler, kız size ulaştı anlamına gelmiyor. Ayrıca “fikrin değişirse bana ulaş” dediği kıza ulaştığı için hatası daha da kötü.
Neyse konumuz bu değil. Takipçiden devam edelim:
“Kız ile arkadaş çevremiz ortak. Ben kıza, “arkadaş çevremizde arkadaş olabileceğimizi” ama birebir arkadaş gibi görüşmek istemediğimi söyledim. “Seni anlamıyorum, neden böyle yapıyorsun?” gibi bir şey söyledi.”
Şimdi arkadaşlar ortak arkadaş çevrenizde olan, iş arkadaşınız olan bir kızla sevgili olduğunuzda ve sonra da ayrıldığınızda, mecburen o ortak çevre içerisinde arkadaşsınız. Yani hiç konuşmamazlık edemezsiniz. O ortak arkadaşlığa ya da daha doğrusu onun daha alt bir versiyonuna geri dönersiniz. Nasıl geri dönersiniz? Arkadaşlığı çaktırmadan minimuma indirirsiniz.
Şimdi burada arkadaşın yaptığı şey doğru yani birebir arkadaş olmayacak ama o ortak arkadaş çevresinde arkadaş olarak kalabilecek. Kız burada “seni anlamıyorum, neden böyle yapıyorsun” derken aslında arkadaşı çok iyi anlıyor. Kendisine saygısı olan bir erkeğin özellikle ayrılık kendi fikri değse, sevgili olmaktan arkadaş rütbesine düşmeyeceğini, bunu kabul etmeyeceğini gayet iyi anlıyor. Ya da anlaması lazım. Asıl anlayamadığı şey muhtemelen, düne kadar peşinde koşan adamın böyle çizgi çizebilmesi, böyle bir omurga göstermesi
Peki Mahmut abi, arkadaş çevremdeyken ve sıklıkla ortak arkadaşlarla buluşuyorken, kızla iletişimi nasıl keseceğim?
Bu, sitenin yorumlarında sıklıkla sorulan bir soru. İş çevresinden, arkadaş çevresinden ya da belli bir etkinlik çevresinden bir kızla ayrıldığınız zaman, o kızla iletişimi %100 kesemezsiniz. İdeal bir durum değil ama insanın içine düşebileceği bir durum. Biz iş çevresinden, arkadaş çevresinden, sınıftan, aynı etkinliğin çekirdek elemanlarından kız arkadaş yapmayın diyoruz. Sebebi de ayrılık sonrası bu duruma düşmesi. Ama birçok insanın bu şekilde kız arkadaş yaptığını ve hatta bu şekilde evlendiğini biliyorum.
Burada sorun ayrıldıktan sonra yüz yüze bakmanız ve tek sorun terk edilmek de değil. Birçok insan sadece terk edilmek kısmını düşünüyor ama diyelim ki kızı siz terk ettiniz. Sürekli karşınızda, sürekli üzgün ve belki sürekli olarak sizinle barışmaya çalışacak ve böyle şeylerle uğraşacaksınız. Yani siz terk ettiğiniz zaman da problem.
Şimdi burada yapabileceğiniz birkaç şey var. Öncelikle birebir aramaları bırakacaksınız yani o arkadaş çevresinde, iş çevresinde artık ne çevresinde ise o kızla orada karşılaşmalarını haricinde kıza ulaşmayacaksınız. Asgari bir merhaba, iki çift laf kibarca yapılabilir fakat bunu gidip siz yapmayacaksınız. O size gelip konuşursa kibarca kısa keseceksiniz.
Eski sevgilinizle beraber çalışıyorsanız hiç iletişime geçmemezlik edemezsiniz ama diyelim ki bir iş var ve sizin birine danışmanız gerekiyor. Çaktırmadan o hariç danışabileceğiniz biri varsa ona danışacak ya da o diğer kişi ile çalışacaksınız. Kızdan başka alternatif yoksa tabii yapacak bir şey yok. O zaman en azından, iletişimi sadece o bağlam içinde tutacaksınız.
Birçok erkeğin yaptığı hata, böyle bir durum ortaya çıktığında bunu kızla konuşmak için fırsat olarak kullanmaya çalışmak ve aslında alternatifi varken kızla çalışmak. Daha da kötüsü birçok erkek, kızla iletişim kurmak için olmayan işler bile uyduruyor.
Bu arada tabii ki iletişimi kes kuralının ikinci ve üçüncü ayaklarını uygulayacaksınız. Yani kızdan bilgi almak yok (özellikle online stalklamak yok) ve kendi hayatınıza odaklanmak var.
Çevrenizde olduğu için kızı tamamen görmezden gelemezsiniz. Bu zaten bir kere kuyruk acısı belirtir. Kızın ne düşündüğünden bana ne diyorsanız şunu da söyleyeyim. Bu şekilde davranmak kendinize de bu mesajı verir ve sizin ruhunuzu yaralar.
Mesela “selam verelim mi?” diye çok soruluyor. Selam verin. Baş hareketiyle bir selam verebilirsiniz. Ama gidip konuşmayın. o size gelip konuşursa da başınızdan kibarca savın. Ufacık bir konuşun ve sonra işim var diye bir bahane uydurun ve sıvışın.
Selam verdinizde kız eğer selamınızı almazsa o zaman siz de selam vermeyi bırakabilirsiniz. O sizle konuşmuyorsa oturup zorla konuşmaya çalışmayın. Kız sizi görmezden geliyorsa bu konuda bir şey yapamazsınız.
Tabii kızı tamamen silmek istiyorsanız, istediğiniz buysa bunu da yapabilirsiniz. Birçok insan bana bunu sorarken aynı zamanda geri dönme ihtimalini de soruyor. Geri dönme ihtimali olması için, ortak çevrede diğerlerini de rahatsız edebilecek bir soğukluk yaratmamak için, asgari insani iletişim seviyesini tutturmanız en iyisi. Fakat amacınız bu kızı bir an önce atlatıp kafanızı toparlamaksa ve bunun tek yolu buysa yapabilecek bir şey yok.
Asgari insani veya profesyonel iletişimi tutturdunuz mu, bunu olgun bir şekilde yaptığınız zaman, karşı taraf sizi drama ile özdeşleştirmez. Daha önceden peşinden koşarak, kıza ne kadar üzüldüğünüzü göstererek, dil dökerek, vs. drama ile özdeşleştirildiyseniz, olgun bir asgari iletişim ile, drama ile özdeşleştirilmeye son verirsiniz. Kibar ama mesafeliyseniz, karşınızdaki insan sizi rahat, çekici, eğlenceli ve sakin gibi pozitif şeylerle özdeşleştirme başlar. Siz zor günlerde sarsılmayan ve pozitif ruh halini koruyan güçlü biri olursunuz.
Zaten kızın ve sizin bilinçaltınızda, sizin erkeklerin %90’ı gibi drama yaratacağınız beklentisi var. Bunu istediğinden ya da istediğinizden değil, sizden beklenen bu. Hem kızın hem de sizin, eşleştirildiğiniz drama dolu insan olmadığınızı görmeniz oldukça önemli.
İş çevresinde veya arkadaş çevresinde yapmanız gereken çok önemli bir şey daha var. Ayrılıktan sonra ortak arkadaşlarınızla asla ama asla kızla ilgili konuşmayın. Birçok işgüzar gelip size aranızı yapmayı teklif edebilir. “Neden ayrıldınız, çok yakışıyordunuz falan filan” gibi şeyler söyleyebilir. Birçok arkadaş yardım edeceğini sanarak habersiz bir şekilde kızla konuşabilir. Sizin dediğiniz her şeyi kıza taşırlar, kızın dediği şeyleri de size taşırşar. Fakat yine iyi niyetle her şeyi abartır iyi olan şeyleri abartırlar.
Mesela kıza gidip “Mahmut ile dün konuştum, çocuk çok üzülüyor bak bir şans versen” gibi iyi niyetli bir şey söyleyebilirler. Böylece de kıza yanlışlıkla “Mahmutcan’a ayrılık çok koymuş, Mahmutcan zayıf bir erkek” derler. Ya da size gelip “Aslıcan seni çok seviyor, aslıcan aslında seni çok seviyor, sevgi hala var, aslında sen gidip konuşsan onu bekliyor” diye coşkuyu verirler. Adamı gazlayayım da beraber olmaları için adımı atsın diye düşünürler. Ortak arkadaşlar, iş arkadaşları ve bazen kendi arkadaşlarınız, iyi niyetle böyle şeyleri batırmakta ustadırlar.
Ortak arkadaşlarınız size bu konuyu sorarlar. Sizin bu soruları kibarca geçiştirmeniz lazım. Nasıl olduğunuzu sorarlarsa “iyiyim” deyin geçin. “Düşünüyor musun?” gibi şeyler sorarak fazla zorlarlarsa, “ya kardeş ayrıldık işte, yani daha fazla konuşmanın bir anlamı yok” diyerek savuşturun. Mümkün olduğu kadar sinirlenmeyin, duygu göstermeyin. Mümkün olduğu kadar tabii ki, özellikle ilk başlarda duygu göstermemeniz mümkün olmayabilir.
Bazı insanlar maalesef arkadaş çevresini, eski kız arkadaşlarına ulaşmak için özellikle kullanmaya çalışıyorlar. Bu büyük bir hata. Kendi ilişkinize, eski kız arkadaşınızla olan eski ilişkinize bile, üçüncü şahısları koymayın. Burada benim tavsiyem kişi özellikle arkadaş çevresinde ise özellikle iş yerinde olan eski kız arkadaştan uzak duramayabilir ama yapabiliyorsanız bir süre o arkadaş çevresinden uzak durun. Başka arkadaş çevrelerinize takılın ki birden fazla arkadaş çevreniz vardır diye umuyorum. İşte ise eğer çok kötüyseniz 2-3 gün, belki bir hafta izin alabilirsiniz.
Bu arada kendinizi geliştirmeye, sosyalleşmeye ve eğer ilişki uzun bir ilişkiyse, 2-3 ay bekledikten sonra yeni limanlara doğru yelken açmaya başlayın. Bunu kızın gözüne sokmayın. Bu konuda o yokmuş gibi davranabilirsiniz çünkü kız sizi terk etti. Onun bu olay konusundaki duyguları yüzünden normal hayat akışınızı saklamak zorunda değilsiniz Ama mümkün olduğu kadar göstermemeye çalışın. Çünkü gösterdiğiniz şey manipülasyon olarak algılanabilir ki birçok insan bunu manipülasyon olarak yapıyor. “Bak başkalarıyla çıkıyorum, başkalarıyla flört ediyorum, tercih edilen biriyim” diye göstermek için yapılıyor ama kızın geri dönmesini istiyorsanız, bu hareketler ters teperler. Kızın geri dönmesini istemiyorsanız bile iyi bir şey değil. Zaten kızı siz terk ettiyseniz yapmayın, yazıktır. Böyle şeyleri bir süre mümkün olduğu kadar gizli yapın
Siz iyileşiyorsun, ayrılık acısını atlatıyorsunuz, kızı unutuyorsun ama bazıları “abi kız bunu nasıl görecek?” diye soruyorlar. Duruşunuzdan, vücut dilinizden görür. Onu bırakın, Instagram’daki bir fotoğrafınızdaki duruşunuzdan görür.
Başka bir kızla sanki aralarında bir şey var gibi fotoğraf koyduğunuzda, manipülasyon yaptığınız öyle bir sırıtıyorsun ki! Kadınlar bunu nasıl anlarlar demeyin.Başka biri yapsa siz de anlarsınız. “Mahmut ayrılığın acısıyla bir kız bulmuş, güya sevgililermiş gibi fotoğraf koyuyor” dersiniz. Şu an başka algılarınız kapadığı için belki siz göremiyorsunuz ama dışarıdan görünür.
Ben yakın çevreden kız arkadaş tavsiye etmiyorum ama birçok insan buraya geldiğinde zaten öyle bir kız arkadaşı olmuş oluyor. Ya da “Ya Mahmut Abi, gönül ferman dinlemiyor” diyerek bu tavsiyeyi boş veriyor. Ya da bazen küçük bir yerde yaşayan, iş yeri haricinde, sınıf haricinde, belki de etkinlik çekirdek grubu haricinde kız arkadaş yapma yolu da çok fazla olmayan erkekler oluyor. Ama maalesef birçok insan da, gerçekten hiç sosyalleşmediklerinden, dışarıda kız yapabilecekken çok yakın çevresine mecbur kalıyor. Eğer yakın çevreden kız arkadaşınız olacaksa bunun dezavantajları var. Kıza yürüyorsunuz, kız reddederse yüz yüze bakıyorsunuz. Çıkmaya başladınız ayrıldınız. Terk ettiniz veya terk edildiniz. Sürekli göreceksiniz.
Üniversitedeyken genellikle aynı üniversiteden kız arkadaşınız oluyor ve ayrıldıktan sonra bu kızı sürekli görüyorsunuz. Aynı bölümde olmasanız bile aynı kulüpte, aynı etkinlik içinde olmasanız bile görüyorsunuz. Ama diyelim ki aynı sınıftasın aynı etkinlik içerisindesiniz. Beni eski sevgili konusunda arayan üniversiteli arkadaşlar, kızı başka bir erkekle görmekten çok korkuyorlar.
Üniversitede hepimizin, hadi hepimizin olmasa da birçoğumuzun, kız arkadaşları oldu. Böyle şeyler başımıza geldi. Benim de başıma da geldi. Terk eden eski kız arkadaşımı yeni erkek arkadaşıyla kampüste gördüm hem de ayrıldıktan çok kısa süre sonra bile gördüm. Tamam çok can sıkıcı bir şey ama merak etmeyin, öyle korkunç bir şey değil, size hiçbir şey olmuyor. Zamanla atlatıyorsunuz. Sandığınız kadar korkunç bir şey değil.
Şimdi biraz soru cevaplayacağım.
—
Soru cevaplamaya geçmeden önce arkadaşlar bizim bir patreon kanalımız da var. O kanalda patreon üyelerine özel birçok yayınımız var. Bu yayınlara da göz atmanızı da tavsiye ederim. Ayrıca patreon hesabında muhabbet alanı var chat alanı var. Oradan bana soru sorabiliyorsunuz. Burada sırada yüzlerce mesaj var, orada daha az insan olduğu için orada soruları soruları daha hızlı cevaplıyorum. Herkes girebilsin diye de Patreon aylık ücretini sizin belirleyeceğiniz şekilde koydum. Patreon oraya 5 Dolar koyuyor ama siz istediğiniz miktara çevirebiliyorsunuz.
Patreonda üye olup kanalımıza destek veren ve aynı zamanda oradaki yayınlardan yararlanan arkadaşlara da teşekkür ederim.
Sevgilimin, eski sevgilisinin arkadaşlarıyla görüşmesi bir problem midir sence?
Eski sevgilisiyle görüşmüyor ya da onunla alakalı kalmak için yapmıyorsa çok büyük bir problem değil.
Bu arada, sevgilinizin eski sevgilisi etkinlik grubu içinde, sınıfta veya iş yerindeyse o adamı görecek. Kıza da arkadaş grubunu hayatından çıkar çünkü orada eski sevgilin var diyemezsiniz. Bu durumdaki bir kızla çıkmayabilirsiniz ama kız arkadaş çevresini, işi bırakmazsa bu da size karşı bir saygısızlık değil.
Eski sevgilimle aynı sınıftayız. Yeni sevgilimle de aynı fakültedeyiz.
Dar alanda kısa paslaşmalar.
Eski sevgilim yeni sevgilime benim için öyle böyle diye vermiş veriştirmiş. Söylediklerinin bir kısmı da doğru. Sevgilim eski sevgilimin söylediklerine dayanarak benden ayrılmak istiyor. Şimdi ne yapmalıyım?
Eski sevgilinin söylediklerinin bir kısmı doğruysa bir kısmı da yanlış. Yalanlarına odaklanacak ve devam etmek istediğini söyleyeceksin. Eski sevgilinin kuyruk acısından, seni başka biriyle görmek istemediğinden yalan yanlış konuştuğunu söyleyeceksin. Sonuçta senin şimdiki kız arkadaşına seni kötülüyorsa, bu kızın seni biriyle görmek istemediği için bunu yapıyor olması büyük bir olasılık. Kendisi seni yeniden istemiyor bile olsa seni biriyle görmek istemiyor olabilir.
Eski kız arkadaşının söylediği doğru şeyler saçma sapan şeylerse bilemeyeceğim. O zaman kız haklı. Ama böyle bir durum yoksa ve yeni kız arkadaşın eski kız arkadaşının sözlerine dayanarak seni terk ediyorsa, eski kız arkadaşının sizi ayırmak gibi bir amacı olabileceğini anlayamayacak kadar gerizekalıysa, yeni kızdan kurtulmuş olursun.
Mahmut abi eski sevgilimle aynı kampüsteyiz hemen hemen her gün görüyorum. Ayrılalı 3-4 hafta oluyor. Kampüste başka bir kızın instasını alırken tam arkamdaymış ama fark etmemişim. İşin kötüsü onu hala seviyor olmam.
Ne zamandır çıkıyorsunuz bilmiyorum ama eğer 6 aydan uzun bir ilişkiyse, kız sizi terk etse bile kızı yeniden istiyorsanız, 3-4 ay yeni kızlara yürümeyin. İlişki daha kısa ise 1-2 ay. İlişkiniz biter bitmez o kıza atlayayım, bu kıza atlayayım moduna girmeyin. Yapacaksanız bile biraz gizli yapın. Çünkü eski kız arkadaşınız bunu görürse size dönüş ihtimali ciddi oranda düşer. Ya da daha kötüsü bu aktiviteler, eski sevgili döndükten sonra ortaya çıkarsa, o dönüşün devam etme ihtimali ciddi oranda düşer.
Genel olarak ayrılık sonrası 1-2 ay ya da 3-4 ay kızlara yürümeden durabilmeniz lazım ve aslında yürümeseniz daha iyi. Bu dönemde kafayı dinleyin, sosyalleşin, içinde kadın akışı olan sosyalleşmeyi arttırın.
Bazı erkekler kadın onayı bağımlısı olduklarından, sürekli bir kızla ya da birçok kızla olmak zorunda hissediyorlar. Birini unutmak için kadına ihtiyacınız varsa, çiviyi ancak çivi ile sökebiliyorsanız, çiviye bağımlı olursunuz. Kadın bağımlısı adam zayıf bir adamdır. İlişkisinde de kadına bağımlı olur.
Erkek ilişki sonrası 3-4 ay yalnız kalmaktan zevk alabilmeli. Ayrılık acısı orada var tabii ki ama yalnız olmanın da güzellikleri var, bunları yaşamayı bilmeli. Tabii sosyal hayatı da hızlandırmalı çünkü 3-4 ay geçtikten sonra yeni limanlara açılmak için, sosyal hayata ihtiyacı olacak. Yani yalnız kalmaktan kastım, 3-4 ay, belki 6 ay eve ya da iş – spor – ev mağarasına kapanıp sonra birden piyasaya çıkmaya çalışmak değil.
Aslında terk edildiyseniz, sizi terk ettiğinin ertesi günü biriyle görüşmeye başlayabilirsiniz, böyle bir hakkınız var. Terk edenin böyle bir şeye hayır deme hakkı da yok çünkü terk eden kendisi. Fakat ayrılık sonrası 1-2 ay içerisinde başkaları ile olmak hiç de ilişkilik bir insan davranışı değil ve aynı zamanda karşınızdakinin yeniden dönme ihtimalini sıfırlayan bir şey.
Şimdi ne yapmalıyım bilemedim kızın yazmasını mı bekleyeyim? Ben mi yazayım? Yazarsam bu bu konuyu açayım mı? Ya da kız yazarsa bu konuyu açmazsa ben açayım mı?
Yavaş! Sakin. Sen kıza yazmak için bahane arıyorsun. Ne yazması? Eski sevgiline niye yazacaksın?
Her şeyin bittiğini kabullenip yoluma mı bakayım?
Her şeyin bittiğini kabullenip yoluna bakmak, ayrılık nasıl olursa olsun, ayrıldıktan sonra ilk yapman gereken şey. Her şey iyi bitse bile, yeniden dönme ihtimali yüksek olsa bile, doğru zihin yapısı, her şey bitti ben yoluma bakayım zihin yapısıdır.
Ama bir iki senedir çıkıyorsunuz, kızla ayrıldınız. Belki terk etti. 3-4 haftada nasıl birini atlayacaksın ki? Tamamen duygusal bastırma için yapıyorsunuz bunu. Normalde bazı arkadaşlar geliyorlar ve “ayrılalı bir ay oldu, 2 senelik 3 senelik ilişki abi, kimseyi gözüm görmüyor, kimseye canım istemiyor” diye şikayet ediyorlar. Normali bu zaten. 4 ay belki 5 ay sonra da aynı durumdaysan anormal ama daha bir hafta geçmiş, 2 hafta geçmiş, 1 ay geçmişken başkasını gözünüz görmemesi normal. Sonra görecek merak etmeyin. Ama 3-4 ay geçtikten sonra kendinizi yeni limanlara zorlamaya da başlayın, içinizden isteğin gelmesini beklemeyin. Genellikle önce siz limanlara açılıyorsunuz, istek sonra geliyor.
Kızı gördükçe unutma süresi uzuyor Mahmut abi. Bir de kızın gözünün önünde başka bir kıza yazılınca kendimi suçlu gibi hissettim. Kızın gözümün önünde ağlamamak için kendini zor tuttuğunu gördüm, vicdan yaptım. Salaklığıma doymuyorum.
Eski Sevgili konusunda sıklıkla duyduğum bazı kalıplar var. “Vicdan azabı çekiyorum”, “onun biriyle olmasından çok korkuyorum”, “bir şeyler yarım kaldı gibi hissediyorum”, “abi son söyleyeceğim bir şey var, bak ama çok mantıklı ama yani başkalarının bahanesini bilmem ama benim ki çok mantıklı” diye bana ulaşıyorlar.
Bu konuda kafanızdaki düşüncenin içeriğinden çok sizi neye yönlendirdiğini dikkat edin. Bu düşünce sizi kızı aramaya yönlendiriyor ve beyninizi şu an ele geçirmiş olan tarafın bu düşünceyi üretme amacı da zaten bu: sizi, kıza ulaşmak için kandırmak.
Kıza ulaşmayı çok istiyorsunuz ve kıza ulaşmak için bahane arıyorsunuz. Herkesin bulduğu bahane farklı ama böyle ilk beşe girecek bahane kalıpları da var. “Vicdan azabı çekiyorum” bunlardan birisi. Kıza ulaşmak için bahane arıyordun, aha da buldun.
Abi selam. Eski kız arkadaşımın yakın kız arkadaşıyla aynı spor salonuna gidiyoruz. Eski kız arkadaşım bana çok sıcaktı ama sabahından birden ayrıldı. Yeni ayrıldık. Salondaki kızla sohbet ettiğimizde, ayrılıktan etkilenmiş olsam da hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorum. Bu bilmiyorum doğru mu?
Doğru davranıyorsun.
Kızla ilgili, ayrılıkla ilgili hiçbir kelime etmedim. Bu arkadaş da etmedi.
Abartı bir şekilde “çok iyiyim, neşeliyim, bana bir şey olmaz” gibi göstermeye çalışmayın. Onun da manipülatif bir şey olduğu anlaşılır. Biraz üzgün görünebilirsin, sonuçta yeni ayrıldınız. Ayrılık üzüntü getirir, bu doğal bir şey. Fakat mümkün olduğu kadar göstermeyerek doğru yapıyorsun.
Bu kızla aynı salona gitmem no contact kuralının merak evresini öldürüyor mu? Kızın geri dönmesini istiyorum.
Ayrıldıktan sonra eski sevgilinin geçtiği aşamalar ile ilgili burada bir yazı yok ama Patreon’da bir yayın var ve aynı zamanda iletişimi kes kuralı kitabında da bir bölüm var.
Merak evresini öldürmezsin. Merak evresini öldürmen için arkadaşıyla onu konuşman, kendi hayatınla ilgili arkadaşına gereğinden fazla bilgi vermen lazım. Aslına bakarsan mağrur duruş sergilersen, bu karşılaşmalar ile merak evresine geçişi bile hızlandırabilirsin.
Aynı sınıfta, mesela küçük derslikte, eski sevgiliye selam verip mi oturmalı? Mesela genel sınıfa selam verip mi oturmalı. Yani yan yana oturuyoruz, sınıf düzeni öyle.
Selam versek de mi otursak, yoksa selam vermesek de mi otursak. İşte bütün mesele bu.
Lise sanırım. Kıza selam verebilirsiniz, başkasına selam verebilirsiniz. Normal bir arkadaşınıza selam vermeniz gerektiğinde selam verdiğiniz gibi selam verin.
Mahmut abi aynı iş yerinde bir kızla beraberdim. Alkol kullanım sorunu var, ciddi alkol kullanıyor. Çerçeveme uymadığı için ve uzun ilişki materyali bir kızın böyle bir huyunun olmaması gerektiği için öncesinde ultimatum vermeden rahatsızlığımı dile getirdim Kullanıma devam ettiğini öğrendiğim için aynı gece kibar ve yumuşak bir şekilde arabasına bindirdim ve uğurladım. Bu noktaya kadar bir sıkıntı var mı?
Soruya gel. Var tabii, alkolik kız nikah basılacak kızdır, sen ne yaptın?
Bence böyle problemi olan kızlarla beraber başından beraber olmasanız daha iyi. Çünkü sonradan düzeltmeye çalışmak genelde nafile çaba oluyor.
İş yerindeyiz ve aynı arkadaş çevresinde nasıl davranmam uygun olur?
Az önce nasıl davranmanız gerektiğini söyledim.
Kendisi yüzüme bakamıyor. Ben de kuyruk acılı görünmek istemem.
Kızı sen bıraktın, kuyruk acın nasıl oluyor? Selam veriyorsanız ve karşılığında selam vermiyorsa ya da yüzünüze bakmıyorsa mecburen selam sabahı keseceksiniz. Sizinle konuşmayan kızla zorla konuşmaya çalışmayın.
Arkadaş buluşmalarına katılmak gibi iş yeri rutinleri gibi konularda arada kaldığım için sormak istedim.
Bu tür rutinlere katılman gerekiyorsa katıl. Bir süre mümkün olduğu kadar bir miktar azalt. Terk eden sensin. Senin için değil aslında onun için sorun.
3 yıllık bir ilişkim vardı, ister istemez benim arkadaş ortamıma girdi.
3 yıllık ilişkin arkadaş ortamına girer. İster istemez diye bir şey yok.
Benim arkadaşlarımla samimi oldu. İlişkimiz bitti ve arkadaşlarımla hala denk gelince görüşüyor, mesajlaşıyor. Onun arkadaşları ben beni takipten çıktılar. Ben de kendi arkadaşlarımdan onu takipten çıkmalarını, görüşmelerini istemeli miyim?
Gerek yok. Onların arasında olan seni ilgilendirmez. Sadece arkadaşlarına ondan sana bilgi taşımalarını söyle. Sen de arkadaşlarınla onu konuşma. Yalnız eski kız arkadaşının arkadaş çevrenden arkadaşın olarak senin yanına sokulmasına izin verme. Çünkü yeni kız arkadaşın için büyük sorun olur.
Mahmut reis merhaba. Yaklaşık bir ay önce kız arkadaşımdan ayrıldım.
Kim terk etti?
Ayrılığımız sebebi bir çok sorunumun üst üste gelmesiydi ve kızın da son aşamada bana yaptığı bir hata ile ona patlamamdan ötürü olmasıydı.
Kaç aylık ilişki bilmiyorum ama sorunlarınızı kendinize saklamak yerine duygusal olarak kıza yaslanmaya çalışırsanız genelde terk edilirsiniz. Direkt sorunlarınızı yansıtmak yerine sorunlarınız yüzünden ortaya çıkan siniri, depresyonu yansıtmanız da aynı şey.
Genel olarak ilişkide aldığım yada yaptığım şeylerin kıymetinin bilinmediğinden kaynaklı bir tartışmamız oldu ve işin sonunda beni son kez terketti.
İlişkide ne hata yaptığını anlatmamışsın ama bu cümle bu konuda bir ipucu veriyor. Muhtemelen, tipik efendi erkek / beta erkek kafası ile, ilişkinin kadınına döndün ve daha fazla vererek daha fazla alacağını düşündün. Bunun doğal sonucu olarak aşırı duygusal yatırım yaptın ve kız da senden soğuduğu için terk edildin. “Aldıklarım” dediğin de sevgiyi rüşvetle almaya çalıştın tabii olmadı.
Ayrılırken beni sevdiğini ama ilişkinin devam etmeyeceğini de ekledi.
Bu genellikle, “seni insan olarak seviyorum ama (artık) erkek olarak sevmiyorum” demek.
O gece pek çok kez ulaşmaya çalıştım.
Seni terk edene ulaşmak, ilişkinin bitmiş olarak kalmasını sağlar, ilişkinin yeniden başlamasını değil. Ayrıca “son kez terk etti” diyorsun. Anladığım kadarıyla birden fazla kez terk edildin. Bir kadının sizi sadece iki kez terk etmesine izin verin. Bu kız muhtemelen sana dönmez ama dönse de almaman gerekli.
Ama sonra kabullendim. Aradan on gün geçmişti ve her yerden de engellenmiştim. Neyse o 10 günün sonunda dayanamadım ve başka bir hesabına yazdım.
kalbinde başka birisi varsa yada beni sevmiyorsan saygım sonsuz ama seviyorsan bana söyle, ben uyuyamıyorum rahat edemiyorum vs dedim.
Sanırım yapabileceğiniz en ciddi hatalardan birisi, bir kadın olmadan yaşamınızı doğru dürüst devam ettiremediğinizi, o kadına ilan etmek. Bu saçmasapan filmlerde romantik, sevgiyi arttıran bir şey diye satılsa da, gerçek hayatta etkisi tam tersi. Kadına, “ben yüküm, sen taşımazsan ben hareket edemiyorum” diyorsunuz. Kadın ya da erkek, kimse sizi taşımaz, taşımak istemez. Terk edene onsuz çektiğiniz acıları göstermeniz, onsuz ne kadar zorlandığınızı göstermeniz, karşınızdakinin size acımasına, sizin için üzülmesine neden olur. Ama özellikle bir kadın, bir erkeğe acıdı mı, o erkeği sevilebilecek bir erkek olarak göremez.
Neyse tekrardan beni sevdiğini ama sevginin yeterli olmadığını söyledi ve o hesaptan da birbirimizi karşılıklı engelledik. Sonradan belki engel kaldırmıştır diye arayınca numarasını da kapattığını öğrendim ve hayretler içinde kaldım.
Bir kadınla artık hiçbir “umut” kalmayacak noktaya kadar gitmeyin. Bazıları, “ne kaybederim” diyor. Onurunuzu, onarması uzun sürecek bir şekilde tahrip etmeniz dışında, bu olaydan bir ders, bir fayda sağlama ihtimalini de kaybedersiniz. Bir insan, yanlış ya da zayıf yolda hala bir umut varken, doğru ya da güçlü yolu seçerse güçlenebilir. Yanlış ve zayıf yolu zaten seçemeyecek hale geldiğinde, doğru yolu seçmek maharet değil, onu herkes yapar.
Onu herhangi bir yerden taciz etmemiştim o süre boyunca veya başkasından aramamıştım.
Seni engellemesine rağmen sahte hesaptan ulaşıp üstüne bir de peşinden koşman, engellenmen için yeterli.
Sanki aldatmışım ihanet etmişim gibi bana böyle davranması çok ağırıma gitmişti.
Bu da klasik iyi çocuk, efendi erkek mastürbasyonlarından birisi. Benim gibi pırlantayı nasıl terk eder, nasıl böyle davranır kafası. Sen, karşındakinin tercihine saygı duymaktan aciz, engellenmesine rağmen, kapı suratına kilitlenince bacadan girmeye çalışan, saygısız birisin. Kibarca hayırdan anlamayana kabalaşmak gerekir, sana da bunu yapıyor.
Hele helede bu kızın bekaretini vs de ben almıştım yani bir dönem bana aşık olan kızın böyle davranışlar sergilemesi beni çok şaşırmıştı.
“Onun ilkiyim” masalı, bir efendi erkek fantezisidir. Sen artık iticiysen, kız artık seni istemiyorsa, dünyada erkek kalmasa yalnız kalır, yine seni terk eder. Bir dönem çekiciydin ki aşıktı, sonra itici oldun ve sevilmiyorsun. Özellikle ayrılık sonrası sergilediğin itici zayıflık, pat diye terk edilince başlamaz. Bir geçmişi olur. Sen muhtemelen uzun süredir iticiydin.
Şimdi o kadar takmıyorum hiçbir şekilde iletişime de geçmedim giden kendi kaybeder ama tüm bu olanlar hakkında fikrin ne reis?
Ayrılık herkes için kayıptır ve hatta kız düzgün biriyse terk edilen için daha büyük kayıptır. Ama büyük bir kayıp değildir, hayatın akışında, daha sonra geçmişte kalacak bir basamaktır.
Ben o dönsün şöyle böyle diye ağlamıyorum ama saçma anlatabiliyor muyum?
Burada gayet doğal bir şey oluyor. Saçma düşünen, saçmalayan sensin. İticileştin, terk edildin. Terk eden seni engellemesine rağmen kendini küçük düşürdün, engelleyene ulaştın ve yine engellendin. Kibarca hayırdan anlamayana kabalaşmak gerekir yoksa kibarlığını umut sanar, sülük gibi yapışır.
Yazı başlığına geldik. Terk eden kadının hem karşısındaki ile çatışmadan korktuğu, hem de karşısındakini daha da üzmek istemediği için söylediği bir kalıp laf bu. “Seni (insan olarak) seviyorum ama (bu sevgi seni, erkek olarak sevmeme) yeterli değil.” Sen azıcık yerinde dursan belki ona yetecek seviyeye gelirdi ama sen o seviyeye gelmesin, daha da düşsün diye özel emek harcamışsın.
İngilizcede bir laf var: “I love you but I am not in love with you.” “Seni seviyorum ama ilişki istemiyorum” ile aynı anlama geliyor. Bu tür klasik kadın repliklerini öğrenin. Hiçbir kadın sana çıkıp “Mahmut ben seni sevmiyorum bir git istersen” demez. Bunun seni kıracağını düşünüp, daha da önemlisi sinirlenip tehlikeli olmandan korkup bu tip basmakalıp şeyler söylerler. “Seni seviyorum ama sevgi ilişki için yeterli değil” der ama aslında sevgim yeterli değil demek ister. Bunun anlamını öğrenin. Sindirmesi zor ama ama bilmeniz lazım.
Kadınların erkeklerle, özellikle de terk ettikleri partnerleri ile çatışmadan korkması bazı erkeklere çok anlaşılmaz geliyor ama bu korku, insanlığın uzun tarihinden gelen, neredeyse genetik bir korku. Evet, kendisini terk eden bir kadına zarar veren erkek oranı yüzbinde birden bile az ama bir kadına fiziki zarar ve hatta ölüm, çok büyük oranda tanımadığı bir erkekten değil, eski sevgilisinden, eski kocasından ve takıntısına karşılık vermediği bir erkekten geliyor. İçgüdüsel bir korku, tam olarak bilinçli bile değil.