Abi selamlar, 20 yaşında bir bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim. Nispeten iyi bir okulda okuyordum. Sporunu yapan, düzenli ilişkisi olan ve mutlu biriydim. 6 ay önce ciddi sayılabilecek bir ameliyat sonucu okulumu dondurmak durumunda kaldım.
Geçmiş olsun.
Aylardır evdeyim, ağırlık kaldırmak yasak ve sanırım beni en zorlayan şey şehrimde hiçbir arkadaşım yok. Kız arkadaşım da benle aynı şehirde olduğu için ameliyat sonrası onunla da baya vakit geçirme şansım oldu ama eskisi gibi güçlü bir yapıda değilim maalesef. Sonuç olarak ayrıldık. Kendisi erimişsin falan derdi. Bu beni çok da üzmedi açıkçası ama sonuç olarak aylardır ailem dışında insan görmedim gibi bir şey.
Böyle durumlarda kız arkadaşın terk etmesi beklenen bir durum. Şehrinde hiç arkadaşının kalmaması kötü bir durum. Normalde herkes üniversiteye gitmez, gitmeyenlerden yeterince kalan olması lazımdı ama yapacak bir şey yok. Olan olmuş.
Bir kaç kızla buluştum ama pek bir sonuç çıkmadı. Bu iyileşme sürecinde de 10 kilo verdim, sigaraya başladım.
Sigaraya başlaman kötü olmuş. Hayatından bir 10-15 sene kısaltmaya başladın.
Yazılım sektörünü de gördükçe şuan gelecekle alakalı umutlarım sönmeye başladı sanırım. Başka sevmediğim ve alakam olmayan bölümlere de yatay geçiş için başvurdum ama ne olacak bilmiyorum.
Yazılım sektörü şu an 15-20 yıllık balonun son aşamalarını yaşıyor ve balon tam patladığında 2005 yılında neyse o haline dönecek. Yani bitmeyecek ama o “herkes yazılım öğrensin” balonu, zirve dönemleri kalmayacak. Çok yüksek maaşlar kalmayacak. Bence meslek olarak geleceği var. Özellikle son dönemlerde 2 gelişme yüzünden böyle düşünüyorum.
Birincisi, şirketler işten çıkarmaları azaltıp, yazılımcı alımlarını hızlandırdı. Bu henüz yeni mezunlara yansımadı zira tecrübeli ama işsiz adam havuzu hala erimedi. Ama özellikle tecrübeli klasmanında, hareketlenme var. Yapay zeka sadece bir verimlilik aracıyken sanki “Excel geldi artık muhasebecilere gerek yok” gibi bir saçmalığa dönüşmüştü, bunun kötü sonuçları ortaya çıktıkça alımlar atmaya başladı.
İkincisi, yazılım bölümlerine girişlerde azalma görüyorum. “Artık yazılımcı olmayacak, yapay zeka her şey yazacak” diye propoganda yapa yapa gençlerin yazılım ile ilgili bölümlere girmemesine neden oldular. İlerde yazılımcı ihtiyacı daralsa da, yazılımcı arzı daha da çok daralabilir.
Sabahtan akşama kadar telefona bakıyorum, reels kaydırıyorum , arada 2. yabancı dil için çalışıyorum ama içimden hiçbir şey yapasım da gelmiyor.
Ama mı? Onun doğrusu şöyle:
Sabahtan akşama kadar telefona bakıyorum, reels kaydırıyorum ve bunun doğal sonucu olarak içimden hiçbir şey yapasım da gelmiyor.
Ekran, madde ve alkol gibi bir bağımlılık. Ekran bağımlılığı, bütün motivasyonunu tüketir. Senin içinden hiçbir şey yapasın gelmemeli zaten, içinden bir şey yapmak gelmesin diye bütün gün ekranda uğraşıyorsun. Ben de senin kadar ekrana gömüleyim, benim de içimden bir şey gelmezdi. “Ama” ne demek gerçekten?
Biri size sabahtan akşama kadar içiyorum, sarhoşum ama hiçbir şey yapasım da gelmiyor dese ne düşünürsünüz? Siz ekranın bağımlılık yapma ve hayatını harcama potansiyelini çok küçümsüyorsunuz. Bir alkol ve madde bağımlılığı kadar ağır olmasa bile, bugün genç olan birçok insanın hayatı, ekran bağımlılığı nedeniyle geri dönüşsüz olarak mahvolacak.
Yapman gereken şeyleri yapmadığın için, artan oranda kötü hissediyorsun. Bu kötü hisleri bastırmak için dijital uyuşturucu kullanıyorsun. Dijital uyuşturucu kullanmak bu kötü hisleri geçici olarak bastırsa da, yapman gereken şeyleri yapmadığın için artan oranda kötü hissediyorsun.
İlk başta yapman gereken şey, dijital uyuşturucuyu kesmek. Bunun için telefondan uzak durman lazım. Telefon yanındayken bağımlılığı kesemezsin. Kız arkadaşın yok, arkadaşın yok. Yani telefona gerek yok. Telefonu ailene ver ve sana günde bir saatten fazla vermesinler. Ya da başka bir şekilde telefondan kurtul. Tüm işini laptoptan hallet.
Eğer yapmanız gereken şeyleri yapamıyorsanız, muhtemelen sorunun önemli bir kısmı, yapmamanız gereken şeyleri yapmanızdan kaynaklanıyordur. Eğer yapmanız gereken şeyleri yapmayı beceremiyorsanız, önce yapmamanız gerektiği halde yaptığınız şeyleri tamamen kesmeniz gerekli.
Senin ekrandan uzak kalıp, büyük bir can sıkıntısına boğulman lazım. Can sıkıntısı olmadan, başarı olmaz ama can sıkıntısı senin bastırdığın negatif ile birleşerek çok acı verecek. Bu nedenle bazı sağlıklı başa çıkma mekanizmaları geliştirmen gerekiyor. Uzun yürüyüş, meditasyon gibi.
En çok yaptığım şey yürümek. Günlerim daydreaming ile geçiyor diyebilirim.
Yürümek faydalı ama yürürken müzik ya da podcast dinliyorsan, yürümenin sana zerre faydası olmaz. Hiçbir şey dinlemeden yürümen lazım yoksa negatif duyguları işleyemezsin.
Bir yerlerde çalışayım da dedim ama malum şuanki durumuma uygun yer de bulamadım. Ailemin de acıyıp üzüldüğünü de görünce de üzülüyorum. Kaygı bozukluğu da olan biriydim ve bu süreç iyice sanırım ayarlarımı bozdu. Ne yapacağımı bilmez bir haldeyim. Burdaki yazıları ve podcastleri dinleyerek bir şeyleri düzeltmeye çalışıyorum sanırım ama neyi de düzelticem onu da bilmiyorum. Açıkçası abi sizden de ne cevap gelir onu da bilmiyorum ama yazmak istedim. Teşekkürler.
İkincisi bir nedene ihtiyacın var. Neden ekrana gömülmeyesin ya da neden yapman gereken şeyleri yapasın ki? Gelecek konusundaki karamsarlığın aşırı. Ben senin yazdıklarını okurken aklımdan ilk geçen şey şu oldu. Neden Claude Code gibi bir şey öğrenmiyorsun. Çok iyi bildiğin için mi? Ben senin yerinde olsam bir laptop ve ayda 20 Dolar pro paketi ile Claude Code’un içinden geçerdim. Yani ister codex öğren, ister Cursor, ben Claude Code’u örnek olarak verdim. Yapay zeka, yazılımcıların işlerini ellerinden almayacak. Yapay zekayı çok iyi kullanan yazılımcılar, yapay zekayı ortalama kullanan ya da kullanmayan yazılımcıların işlerini ellerinden alacaklar. Aslına bakarsan bu şu an beyaz yaka her iş için geçerli.
Bu daydreaming dediğin maladaptif gündüz düşü olayına da değinmek istiyorum. Daha iyi bir yaşam setinde bununla ilgili bir bölüm var. Maladaptif gündüz düşü iki ön koşul gerektirir: birincisi kaygı bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk ya da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi bir beyin fonksiyonu bozukluğu ki sende var. İkincisi de doyurulmamış ihtiyaçlar ki sende tonlarca var. Gündüz düşünü engellemek için gündüz düşünün işlevini elinden almak lazım. Mesela gündüz düşü yalnızlık – sevgili ile ilgili başarı üzerineyse, sosyalleşmeyi arttırmak, kariyer başarısı ile ilgili ise iş konusunda daha fazla çalışmak gibi. Yürürken müzik ya da podcast dinlemek gibi tetikleyicileri de bırakmalısın.
Üç yıllık ilişkim bittikten ve Mahmut Abi ile bir görüşme yaptıktan sonra, geçmişte yaşadığım bazı olayları saha raporu şeklinde sizlerle paylaşmaya karar verdim. Hem kendi tecrübelerimi anlatacağım hem de özellikle engelli arkadaşların kafasını kurcalayabilecek bir meseleye değineceğim.
Ben de burada bulunan birçok kişi gibi, yaklaşık 7-8 yıl önce bir ayrılık sonrasında red pill camiasıyla tanıştım. Daha sonra okumalarım, araştırmalarım ve zaman zaman sorduğum sorular sayesinde kendime bir rota çizmeye çalıştım.
O dönem kafama en fazla takılan sorulardan biri şuydu: “Engelli erkeklerin red pill öğretisindeki yeri nedir?”
Engelli olduğum için bu sorunun cevabını doğal olarak merak ediyordum. Burada adını vermeyeceğim fakat red pillin temsilcilerinden sayılabilecek biri, bana açıkça “Engelliler kadınlarda arzu uyandıramaz” cevabını vermişti.
Şaşırmıştım. Çünkü red pill ile tanışmadan önce de ilişkilerim olmuştu. Bu durumda o kadınların hiçbiri bana arzu duymamış mıydı? Yaşadıklarımın tamamı bir illüzyon muydu? Matrix’in düşük bütçeli Türkiye uyarlamasında mı yaşıyordum?
Birkaç kişiye daha sorunca meselenin o kadar mutlak olmadığını gördüm.
O yıllarda Mahmut Abi ile de bu konuda bir görüşme yapmıştık. Söylediği söz, hatırladığım kadarıyla tam olarak şuydu:
“Kimi kel olmanı kaldıramaz, kimi kısa boylu olmanı, kimi esmer ya da sarışın olmanı. Engel durumun da bunlardan biri. Havuzunda kadın olduğu sürece bu bir problem değil.”
Benim tecrübelerim de büyük ölçüde bunu gösterdi.
Ultra yakışıklı bir adam değilim. Statü ve gelir bakımından da ortalamayım. Dolayısıyla “Senin engelin vardır ama mutlaka bunu telafi eden olağanüstü bir artın bulunuyordur” diyecek olanlar hiç uğraşmasın. Gizli holdingim, malikânem veya Brad Pitt’ten çalınmış bir yüzüm yok.
Nasıl bazı erkekler “Yakışıklı olana kadınlar bakıyor” veya “Parası olana kadınlar bakıyor” diyerek kendilerinin oyunda olmadığı gerçeğiyle yüzleşmekten kaçıyorsa, engeli mutlak yenilgi sebebi olarak görmek de aynı kaçışın farklı bir türü olabilir.
Elbette engeliniz nedeniyle sizi istemeyecek kadınlar olacaktır. Bunun aksini söylemek gerçekçi olmaz. Fakat kısa boylu, kel, kilolu, zayıf, esmer veya sarışın olduğu için elenen erkekler de var. İnsanların tercihleri bulunuyor ve siz herkesin tercihi olmak zorunda değilsiniz.
Aranızda engeli olan ve sürekli bu konuya takılan arkadaşlar varsa, bazılarınız muhtemelen kadınlara yaklaşmamak için engelinizi gerekçe olarak kullanıyorsunuz. Yaklaşmazsanız reddedilmezsiniz; fakat kabul edilmeniz de mümkün olmaz.
Kısacası, elinizde olanla oyuna dâhil olmak, hiç olmamaktan iyidir.
Girizgâhı burada bitirip rapora geçiyorum.
O gün bir arkadaşımla buluşmuş, bir şeyler yiyip daha sonra başka bir yere geçmeyi planlamıştık. Arkadaşım, bir kız arkadaşının yakınlarda olduğunu ve yanımıza gelmesinde sakınca bulunup bulunmadığını sordu.
O sıralarda ilişki düşünecek durumda değildim. Kafamda başka meseleler vardı. Bu nedenle kızı ilişki anlamında hiç değerlendirmemiştim.
Yanımıza geldiğinde ortalamanın biraz üzerinde bir güzelliği olan bir kızla karşılaştım. Masaya oturur oturmaz: “Bana neden çay söylemediniz?” diye ortaya atladı.
Ben de gülerek:
“Garson orada, kendin söyleyebilirsin,” dedim.
Burada ne söylediğiniz kadar nasıl söylediğiniz de önemli. Aynı cümleyi suratımı asarak söyleseydim muhtemelen hakaret gibi algılanabilirdi. Ben gülerek ve takılarak söylediğim için konuşma oradan devam etti.
Kısa süre sonra arkadaşım üzerinden bana sataşmaya başladı:
“Arkadaşın da çok öküzmüş.”
Bunu birkaç kez tekrarladı. Ben pek pas vermeyince bu defa boyum üzerinden vurmaya çalıştı. Uzun boylu bir adamım ama zaten amacı gerçek bir tespitte bulunmak değil, beni dürtmekti.
“Evet, boyum 1.10,” diyerek takılmasına eşlik ettim.
“Kalk da bir bakayım,” dedi.
Ben de:
“Boyumun kısa olduğunu görmek için buradan çıkmamızı bekleyeceksin. Emir erin yok,” dedim.
Mekândan kalkıncaya kadar buna benzer sataşmalar sürdü. Üzerinden uzun zaman geçtiği için konuşmaların tamamını kelimesi kelimesine hatırlamıyorum. Hatırladığım şey, onun sürekli testler savurduğu, benim de savunmaya geçmeden topu geri çevirdiğim.
Kız devamlı olarak:
“Gitmeyin, beraber takılalım,” diyordu.
Bir noktada arkadaşıma dönerek:
“Bu kızı göndermeyelim, bizimle kalsın. Başka zaman gideriz,” dedim.
Böylece ilk planı iptal edip beraber mekândan ayrıldık.
Kız kendisine bir kıyafet bakacağını, bizim de onunla gelmemizi istedi. İlk anda karşı çıktım fakat mağaza işini küçük bir oyuna çevirmeden de olmazdı.
“Bu işi on dakika içinde halledemezsin,” dedim.
“On dakikada bitirirsen ne istersen yapacağım. Bitiremezsen geçen her dakika için bana borçlanacaksın.”
Direkt terslemeye kalkınca yanağımı gösterip:
“İçinin fesat olduğunu biliyordum. Ben öyle şeylerden anlamam, iffetimi koruyorum,” diyerek takıldım.
Burada küçük bir parantez açayım: Böyle iddiaları ve şakaları karşıdaki kişinin mizacına ve aranızdaki rahatlığa göre yapmak gerekiyor.
Herkese ezberlenmiş aynı cümleyi söylemek oyun değil, çağrı merkezi metni okumaktır. Karşı taraf rahatsız olursa da uzatmamak gerekir.
Ters tepki vermeyecek, daha rahat biri olsaydı o an kiss close yapılabilirdi mesela.
Mağazaya girdiğimizde olay tam olarak benim öngördüğüm şekilde gelişti. Kredi kartlarını tekrar tekrar denedi ve yalnızca kasada yaklaşık beş dakika kaybetti.
Ben de bu sırada kasiyerle konuşup:
“Sizin de işiniz zor. Böyle müşteriler sizi nereden buluyor? Ben olsam istifa ederdim,” diyerek kızla dalga geçiyordum.
Hatta bir ara kasiyerle sohbet ciddi ciddi ilerleyecek gibi oldu. Kız bana beş dakika daha süre verse kasiyerin numarasını bile alabilirim diye düşündüğümü net hatırlıyorum. 😀
Mağazadan çıktıktan sonra birkaç farklı yere gittik. Akşamı bir arkadaşımın kafesinde bitirdik. Aramızdaki fiziksel yakınlık ve karşılıklı sataşmalar oldukça iyi ilerliyordu. Sürekli kinolara devam ettim. Kızın ilgisi artık gizlenebilecek durumda değildi.
Ve geceyi kiss close ile kapattım.
Ciddi bir ilişkiye çevirmek gibi bir planım yoktu, olsaydı da bir şey değişmeyecekti muhtemelen.
Nitekim daha ertesi günden itibaren yoğun ilgi göstermeye, çok hızlı gelecek planları kurmaya ve ilişkiyi olduğundan daha ileri bir noktadaymış gibi yaşamaya başladı. İnsanların yanında, kendi annesinin bulunduğu ortamlar da dâhil olmak üzere, benimle fazlasıyla yakınlaşmaya çalışıyordu.
Ve evet, yanlış okumadınız; annesiyle tanıştım.
Bir gün:
“Sana bir şey göstereceğim,” diyerek beni yanına çağırdı ve kendimi bir anda annesiyle aynı masada buldum.
Far görmüş tavşan gibi kaldığımı hatırlıyorum.
Velhasıl ilişki, sexin de bulunduğu yaklaşık iki aylık bir birlikteliğe dönüştü. Fakat aşırı ilgi beklentisi, ilişkinin çok hızlı ilerletilmeye çalışılması ve sürekli üzerimde hissettiğim baskı nedeniyle bir süre sonra ciddi biçimde bunaldım. Sonunda ilişkiyi bitirdim.
Daha fazla saha raporu göndermeyi düşünüyorum.
İlk raporu nispeten kısa tutmak istedim. İyi bir arşivci olduğum için on yılı geçmiş mesajlarım bile hâlâ telefonumda duruyor. Yalnızca bu ilişkiyle ilgili çok daha fazla ayrıntı yazabilirdim fakat ilk yazıdan okuyucuyu roman serisine sokmak istemedim.
Raporların daha uzun ve diyalog ağırlıklı olmasını isterseniz yorumlarda belirtebilirsiniz. Eski mesajları karıştırıp daha ayrıntılı şekilde yazmaya çalışırım. Sorularınız olursa onları da cevaplarım. Tek başına yazı konusu olabilecek kadar kapsamlı sorular çıkarsa Mahmut Abi’ye gönderirim; uygun görürse ayrıca yayımlar diye düşünüyorum.
Bu rapora bakıp oyunu kusursuz oynadığımı da sanmayın. Yazının başında söylediğim gibi, üç yıllık ilişkim yakın zamanda bitti. Engel durumum da dâhil olmak üzere çeşitli nedenlerle birçok kez reddedildim. Üstelik bu reddedilmelerin çoğunun gerçekten engelimden kaynaklandığını bile sanmıyorum.
Ama zaten bunun fazla bir önemi yok.
Mesele hiç reddedilmemek değil; her reddedilişi kişiliğiniz hakkında verilmiş nihai bir hüküm gibi görmemek. Bazen oyun iyi gider, bazen kötü gider. Takılıp kalmadığınız sürece de bu bir sorun olmaz.
YouTube ve Patreon’a, ödeme kartlarını kabul edemediği için giremeyen arkadaşların isteği üzerine, Patreon 3 aylık üyelik paketi hazırladım.
Üyeliğiniz boyunca:
Patreon’a özel videoları izleyebilir,
Yalnızca üyelere açık canlı yayınlara katılabilir,
Üyelere özel chat alanında soru sorabilir ve diğer üyelerle sohbet edebilir,
Herkese açık yayınlarda ele alınmayan konulara ve daha ayrıntılı değerlendirmelere ulaşabilirsiniz.
Bu paket, Erkek Adam Patreon topluluğuna üç ay boyunca erişim sağlar. Eğer 6 aylık üyelik isterseniz 2 adet, 9 aylık isterseniz 3 adet ve 12 aylık isterseniz 4 adet alabilirsiniz.
Abi selam, ben ve kızımız 24 yaşındayız. Üniversitenin ilk yıllarında tanıştık, çok iyi anlaştık ve 5 yıllık bir arkadaşlığımız var. Beraber ders çalışırdık, derslerden önce ve sonra zaman geçirirdik ve her konuda konuşurduk. Onunlayken kendimi çok rahat hissederdim. Arkadaşlığımızın başlarında fiziksel olarak yakınlaştık ama hiç seks yapmadık.
Bu 5 yıl boyunca onu çekici bulsam da, ona karşı pek bir şey hissettiğimi söyleyemem. Bu 5 yıl boyunca hem ben hem de o başka insanlarla sevgili olduk. Üniversite bitince görüşmelerimiz ve samimiyetimiz azaldı ama bağlantıyı bir şekilde canlı tutmayı başardık. Birbirimize zor zamanlarımızda destek olmaya devam ettik.
Ama son zamanlarda ona karşı hisler geliştirmeye başladım. Bir yakınımın ölümü üzerine bana destek oldu ve onunla ne kadar iyi hissettiğimi ve onun ne kadar da ilişki yaşamak isteyebileceğim bir kız olduğunu tekrar hissettim.
Tam da bu noktada çok hatalı davranmaya başladım. Onu aradım ve ona olan duygularımdan bahsettim ve onunla arkadaştan daha fazlasını istediğimi belirttim.
Bunun yerine buluşmaları arttırıp seri adımlarla yürümen, iyi vakit geçirip fırsat buldukça işi fiziksele götürmen çok daha iyi olurdu. Bu şekilde bir şeyler yeşermediğinde çaktırmadan geri çekilip duygularını öldürerek arkadaşlığı riske atmayabilirdin. Evet, aşk da diğer duygular gibi kontrol edip söndürebileceğiniz bir duygu.
Bana çok yakın zamanda uzun süreli bir ilişkiden çıktığını, yeni bir ilişkiye hazır olmadığını ama arkadaş kalmak istediğini söyledi. Şimdi bu yaptığımın büyük aptallık olduğunu düşünüyorum ama o zaman duygularıma kapıldığımda bana mantıklı bir şey yapıyorum gibi gelmişti.
Bu konuşmadan bir hafta sonra bir ortamda görüşmemiz gerekti. Oradan çıkıp takıldık, gece geç saatlerde ona gittik ve ilk defa seks yaptık.
Plot twist oldu ama bunu çıkma teklifi etmeden yapsaydın çok daha güçlü olurdu. Sonuçta iyi vakit geçirip cinsel gerilim ile sonuca gitmişsin ama, çıkma teklifi yaparken kontrol edemediğin duygular, senin bu kızla ilişkini yıkmak üzere pusuda bekliyorlar maalesef.
2 hafta sonra arkadaşlarla beraber tatile çıktık. Arkadaşlarım onu da çağırmam için ısrar ettiler.
Tatilde bana çok ilgiliydi. Sürekli elimi tutuyordu, sarılıyordu ve özellikle yalnız olduğumuz zaman çok daha ileri gidiyordu.
Birincisi, henüz sevgili değilseniz ya da ilişkinin başlarında arkadaşlarla değil baş başa çıkmanız daha iyi. Hatta arkadaş grubunuza girmesi için sevgililiğin ikinci ya da üçüncü ayını bekleyin. Gerçi sizin arkadaşlık durumunuz var ama normalde aranızdaki bağ sağlamlaşmadan arkadaşlarla görüşmenizi tavsiye etmem. Beraber geçirdiğiniz zamanın büyük bir kısmında rahatça fiziksel olamayacaksınız ve bir iki arkadaş olayı sabote edecek şeyler yapabilirler. Normalde sorun olmayacak şeyler, aranızda bağ yokken sorun olabilir.
Bu arada kadınlar konusunda hızlı bir adamsanız, sadece 3-4 ay sevgiliniz olan kızları arkadaş grubunuza getirin, tüm kızları değil. Çünkü sonra ciddi sevgiliniz ile gelirseniz arkadaşlarınız kıza gayrı ciddi davranabilirler ve özellikle kız arkadaşlarınız kıza sizin bir sürü kız getirdiğinizi ve onunda gelip geçici bir kız olduğunu çıtlatabilirler. Arkadaşlarınızın sizin uzun süreli ilişki aralarında yalnız olduğunuz sanmaları, birçok kadınla olan biri olduğunuzu sanmalarından daha iyi. Bu sayede birçok kız arkadaşınız ya da erkek arkadaşlarınızın kız arkadaşları, “gül gibi arkadaşımı bu piçe meze mi edeyim” diyeceğine “Mahmut’u Merve ile tanıştırayım yakışırlar” der.
Neyse değinmek istediğim başka bir konu daha var. Partiyi bozmak istemezdim ama kız erkek arkadaşından yeni ayrıldığı için, önümüzdeki 2-4 ay boyunca duygusal olarak nereye gideceğini bilemeyeceğini var sayman ve kendini fazla kaptırmaman lazım. Eskisine döner ya da onu düşünmeye başlayabilir ya da o olay tamamen bitmiştir seninle devam eder. Kim bilir. Her ne kadar bu yakınlığın anlık tadını çıkarsan da, ilişki bitimi sonrasında bir kadının ne kadar yakın olursanız olun, birden değişik bir yöne gitme ihtimaline açık olun.
Tatilden döndükten sonra da beraber olacağımızın sinyallerini veriyordu.
Birbirinizi uzun süredir tanıyorsunuz, kızın sana romantik ilgisi artıyor ve gönül ister ki bu ilişki devam etsin. Ama teknik olarak bunun yara bandı – rebound ilişki olma ihtimali en yüksek ihtimal olmasa da yüksek ihtimal. O nedenle duygusal yatırımına çok dikkat etmen lazım.
Duygusal yatırımı kontrol etmek bu iş birden biterse uzun sürecek ve acılı bir atlatma sürecini engellemek için önemli çünkü rebound ilişkiler (bu öyleyse tabi) çok ani biterler.
Ama asıl önemli olan bu değil. Kızın yüksek ilgisine kapılırsan ve fazla duygusal yatırım yaparsan, bu işin bitmesine neden olacak derecede itici, zayıf davranışlar gösterebilirsin. Çünkü ayrılık sonrası duygusal dalgalanma döneminde kız uzaklaşabilir ve sen duygusal yatırımı dizginleyemeyen bir kaygılı bağlanan biriysen, buna gerçekten itici tepkiler verebilirsin (peşinden koşmak veya sinirlenmek gibi). Kötüsü, bu geçici uzaklaşmalara itici tepkiler verirsen, kıza eski ilişkisinin daha iyi görünmesine neden olabilirsin ve kızı resmen eskiye özlem duyar hale getirebilirsin.
Arkadaşlarım bile sevgili gibisiniz diyorlardı.
Kızın ilgisi artmakla beraber, biz neyiz olayına henüz gelmemiş. Ayrıca bu “sevgili gibiyiz” lafı çok uğursuz bir laf, keşke hiç edilmeseydi. Çoğu yerde sevgili gibiyiz lafı, söyleyen tarafın karşı tarafa fazla düştüğüne, bu fazla düşme nedeniyle de hata yapmaya başlayacağına işaret. Örneğin kız bir iki gün bıraksan düzelecek bir uzaklaşma dönemine girdiğinde, fazla düştüğün için paniğe kapılıp, üstüne bir de bir şeyler yapmalıyım yanılgısına kapılabilirsin. Ya da kızın “henüz ilişkiye hazır değilim” sözlerini unutup, ilişkinin kadını durumuna geçerek ilişki baskısı yapmaya başlayabilirsin.
Bu aşamada senin fazla kapılmadan, iyi vakit geçirmeye ve fiziksele odaklanman en iyisi.
Benim sorum şu: bundan sonraki adımlarım ne olmalı?
Ben yapma dediklerimi yapıp ilişkiyi berbat ettiğin için yazdığını sanmıştım çünkü çoğu erkek artık geç olduğu bir aşamada yazıyor. Senin sorunu cevaplandırdım aslında.
Olayın keyfini çıkar ama aşk seline kapılma.
Sevgili gibiyiz hayal dünyasından uzak dur ve önümüzdeki 3-4 ay içinde, bu ilişkinin her yöne gidebilmesine hazırlıklı ol.
Uzun süreli ilişkiden yeni çıkan birinin gel gitleri olur. Buna hazır ol ve uzaklaşma anlarında paniğe kapılıp ilişkiyi mahvetme. Uzaklaşma anlarında kaygının yüksekliği, senin yakınlaşma anlarında kendini ne kadar kaptırdığına da bağlı. O nedenle kıza sıcak davran, yakın davran ama aşk böcüğü olup sevgi seline kapılma.
İlişkiye odaklanma, ilişkiye ilişkinin feminen tarafı odaklanır. Daha da kötüsü, ilişkiye odaklanırsan ilişkinin feminen tarafı sen olursun. Feminenleşen bir erkek itici olur.
Ya bu seviyede kalır ve biz neyiz demezse?
O zaman sen de bunun bu seviyede kalacağını kabul edip ona göre plan yaparsın. 2-3 ay verdikten sonra ya ben daha ciddi bir şey arıyorum der bırakırsın ya da böyle iyi der devam edersin.
Eğer aramızdaki şey devam etmezse ve biterse, arkadaşlığımız ne olur?
Arkadaşlığınız biter, bitmeli. Bu işe girdiğin zaman bu iş bittiğinde arkadaşlığın da biteceğini anlaman gerekirdi. Hayatında eskiden yattığın birini arkadaşın olarak tutman, ilerideki uzun süreli ilişkilerin veya evliliğin için gereksiz gerilim yaratacak bir şey.
İlişki istemiyorum dedikten sonra benimle yatması, benimle takıldığı anlamına mı gelir?
Belki. Sadece o anlama geldiğini söyleyemezsin. Evet, o anlama gelebilir ve bu nedenle ihtiyatlı olman lazım. Bu ilişki sevgililiğe de gidebilir, eskiye dönmeyip seni de bırakabilir, eskiye de dönebilir. En yüksek ihtimalli senaryodan en düşük ihtimalli senaryoya göre sıraladım ama ikinci ve üçüncü senaryo ihtimali de az değil.
Aslına bakarsan, şu an bu soruları sorarak da yanlış yapıyorsun ya da en azından yanlış bir zihin yapısındasın. Serseri erkek benimle sevgili mi yoksa sadece yatıyor mu kadını gibi düşünüyorsun. Bunlar senin davranışlarına yansıyacak bir feminen enerjiye neden olurlar. Normalde ilişkiyi, sevgililiği kadın daha fazla düşünür, sevgili olmadığınızdan kadın endişe eder ve kadın olayı sevgililiğe iteler. Yuvayı dişi kuş yapar.
Sen “ya yatarım, basarım, geçerim ya” kafasında ol demiyorum. Fazla efendi erkek, beta erkek, kaygılı bağlanan erkek kafasında olan adamlar, “fazla kapılma” dedin mi “kızı sikine takma” dediğini duyuyorlar. Kadından daha hızlı ve fazla ilişki isteme, ilişkiye odaklanma dedin mi “bas geç gardaş” dediğini duyuyorlar. Daha az duygusal yatırım yap dediğinde “aman ha, sıfır duygusal yatırım yap, duygusal yatırım yapan betadır” duyuyorlar. Kafası aşırı sağcı / solcu olunca, politik merkezi komunist / faşist sanan adam gibi, ilişkisel merkezi kadınları sikip atan piç erkek tavsiyesi sanıyorlar.
Patreon ve katıl destekçi üyelerine özel bu canlı yayında, seni kaybetmekten korkmayan kadına nasıl davranmalısın konusunu ele alacağız. Aynı zamanda canlı yayında soru alıp yanıtlayacağız.
Bu yayında, bir kadının seni kaybetmekten korkmamasının ne anlama gelebileceğini ve böyle bir durumda erkeğin nasıl davranması gerektiğini konuşacağız. Amaç karşı tarafı manipüle etmek, kıskandırmak ya da oyun oynamak değil; kadının gerçek yatırım seviyesini doğru okumak, tek taraflı çabayı bırakmak ve ilişkinin bütün yükünü omuzlamamak. Çünkü ilgi azaldığında daha fazla ilgi göstermek, kendini ispatlamaya çalışmak ve karşı tarafı ilişkiye ikna etmeye uğraşmak çoğu zaman erkeği daha da muhtaç bir pozisyona iter.
Yayında ayrıca sınır koymak ile cezalandırmak arasındaki farkı, bir ilişkide karşılıklılığın neden önemli olduğunu ve gerektiğinde kötü bir ilişkiyi bırakabilmenin neden temel bir güç olduğunu ele alacağız. Asıl mesele “beni kaybetmekten korksun” değil; kendi hayatını, standartlarını ve özsaygını koruyarak seni gerçekten isteyen, sana yatırım yapan ve ilişkiyi seninle birlikte taşıyan bir kadınla yoluna devam edebilmektir.
Bu vaka çalışmasında takipçi, daha doğru dürüst tanımadan sevgilisinin “saf ve masum” olduğunu düşünmüş. Onu hayatının merkezine koymuş, hediyelere boğmuş, her istediğini yapmış ve bütün zamanını ona ayırmış. Fakat ilişkinin daha dördüncü ayında o masum kızın değiştiğini, kendisini küçümsediğini ve verdiği hiçbir şeyin kıymetini bilmediğini düşünmeye başlamış. İlişki bittiğinde de geriye büyük bir öfke ve tek bir soru kalmış: “Bir kadının isteyebileceği her şeyi verdim; neden yetmedi?”
Mesele çok vermek değil, karşılığında ne beklediğiydi. Karşılıksız fedakârlık sandığı şeylerin arkasında görünmez bir borç defteri, hediyelerin altında gizli sözleşmeler, bitmeyen açıklamaların içinde ise onaylanma ihtiyacı vardı. Bu vaka çalışmasında, bir erkeğin kendi yarattığı “masum kadın” fantezisinin nasıl yıkıldığını ve sevgi sandığı muhtaçlığın nasıl öfkeye dönüştüğüne bakacağız.
Mahmut abi, 1 sene boyunca bir tane kız benim peşimden koştu. İlgisi olduğu apaçık belliydi. Daha önce ilişkim olmadı dedi. Ben de onu çok saf masum görüyordum.
Bir kadın saf ve masum olabilir ama 5-6 ay yakından tanımadan bir kıza saf ve masum derseniz, fazla duygusal yatırım yaparsınız. Bir kadının 5-6 aya kadar her bok olabileceğini var sayarsanız daha sağlıklı bir ilişki yaşarsınız. Bir kadını bilmeden etmeden melek diye yaftalayıp sonra kadın kelek çıkınca “orospu” diye yaftalamak, desteksiz hayalleri yıkılınca öfke dolmak, tipik bir AFC / efendi adam toksik kırılganlığıdır. Ayrıca o kadar fantezi ve hayal, kadın kelek çıksa bile bırakamamaya neden olabilir.
Erkek adam tabiri caizse bir kadının kelek olabileceğini var sayar. Kadın gerçekten kelek çıkarsa şaşırmaz,öfkelenmez. Zarardan daha erken ve kolay döner. Kadın “melek” çıkarsa da bir şey kaybetmez.
Kız daha sonra benim de ilgimi çekti ve kıza açıldım. Sevgili olduk.
Açılmak pişmanlıktır. Burada kızın ilgisi yüksek olduğu için büyük zararı olmamış ama zayıf bir başlanıç yapmışsın.
Kız ilişkide nasıl davranması gerektiğini falan hiçbir şey bilmiyordu. İlişkiye başladıktan sonra hep ben onu yönlendirdim, sürekli kendimi ona bir şeyler anlatırken buldum.
Üniversite yıllarında bir tane arkadaşına açılmış ama arkadaşı biz arkadaşız demiş. Ama 5 yıl geçmesine rağmen instagramdan konuşmaya devam etmişler. Benimle ilişkisi varke nde görüntülü konuşmuşlar. Bu durum beni işkillendirdi ve kızla konuştum. Durumu bana anlattı. Ben o adamı instagramdan çıkarttırdım, numarasını sildirdim.
Kız bana hep masum görünüyordu. Daha önce hiç sevilmedim falan demişti ve ben onu hayatımın merkezine aldım. Hayatında görmediği ilgiyi göstermeye başladım. 2 ay sonra ablamla otururlarken bir anda egolu egolu konuşmaya başlamış. İşte kardeşin beni bırakamaz kardeşin çok duygusal dayanamaz falan gibi laflar etmiş.
O götü sen kaldırdın. Kızı hayatının merkezi yaparak, fazla ilgi göstererek ve kızı melek diye putlaştırarak sen kaldırdın.
2 ay sonra kızın hareketleri tavırları bir anda değişmeye başladı ve ben de artık hiçbir olumsuz yanını görmemeye başladım. Her konuştuğumuzda arkadaşları ile ilgili bir şey söylesem arkadaşlarını savunmaya başlardı beni hiç bu kadar savunmamıştı. Bu huyları falan çok dikkatimi çekmeye başladı artık kızı tanıyamıyordum.
Hayır, kızı daha yeni tanıyorsun.
Sürekli ben bir şeyler anlatmaya çalışıyordum ve bana sürekli ben kendi değerimin farkındayım falan deyip duruyordu.
Birine sürekli bir şeyler anlatmaya çalışmak, ona “beni anla” diye yalvarmak demektir. Sürekli bir şeyler anlatmaya çalışan, kendini açıklamaya çalışan tarafı ast, karşı tarafı üst yapar. Bir insan iki, bilemedin 3 açıklamada anlamıyorsa, anlamayacaktır ya da anlamamaktan gelmeye devam edecektir. Bu gerçeği kabul edip buna göre davranın. Kabullenin ve boyun eğin değil. Terk de edebilirsiniz.
Bir kadına sıklıkla bir şeyler anlatmak zorunda kalıyorsanız, muhtemelen onunla uyumsuzsunuzdur ve ayrılmanız lazım. Ya da kız sizi “beni anla” diye yalvartmak için, ast yapmak için bu durumları yaratıyor olabilir ki o zaman hemen ayrılmanız lazım.
Ben de artık dolmuştum. Sürekli her şeyde beni suçluyor ve hep haklı çıkmayı başarıyordu artık.
Kız seni “beni anla” diye yalvartmak için, ast yapmak için bu durumları yaratıyormuş sanki. Klasik suçlu hissettirme de var. Bu aşamada o ilişkide kalarak sen kendin “ben buna layığım, vur bana, ez beni” diye davetiye çıkarıyorsun. Öfkelenmeye, dolmaya hakkın yok.
O masum kız gitmişti.
Masum kız senin aptalca muhtaç bir fantezindi. Kendin uydurdun, kendine söylediğin yalandan uyandın.
Sürekli ben merkezli davranıyor ve ben tek başıma dışarı çıkamayacak mıyım, arkadaşlarımla sensiz bir yere gidemeyecekmiyim mesela 1 çift 1 bekar 1 de ben sensiz bir ortama giremeyecek miyim gibi sürekli beni test eden sorular soruyordu.
Bunlar ben merkezli ya da test amaçlı sorular değil. Gerçekten bu kadar kısıtlıyorsan, gayet haklı sorular ve bu çerçeveye girmemekte de haklı.
Ben de bu durumdan sıkılmıştım. Sürekli kıskanç olduğumu söylüyordu. Bir arkadaşlarının veda yemeği vardı kızlı erkekli. Oraya yolladım. Bir arabada 2 erkek 2 kız gitmelerine izin verdim.
Lütfetmişsin.
8 gibi gitti ve bana gittiğinde vardığını yazdı. Saat 22.30’a kadar mesaj atmadım o da atmadı. Ve ben de ne yapıyorsun yazdım, o da oturuyoruz dedi. Ben de tamam dedim. Sonra saat 23.50 de yazdım ama cevap gelmedi. 10 dakika sonra aradım. Mekandan kalktıklarını arabaya gittiklerini söyledi, çok ses vardı kapatıyorum dedi. Konuşamadan kapattık ve bana mesaj attı arkadaşların karnı acıktı kokoreç yiyip geleceğiz dedi bende müsait olunca beni arar mısın dedim ama 20 dk geri dönmedi. Sonra bana mesajını görmedim dönüş yolundayız diye mesaj attı eve gelince aradı kavga edeceğiz zannetti
Arkadaşları ile dışarıda olan bir kız için makul bir şekilde mesajlaşmış.
Ama ben uzatmadan iyi geceler dedim.
O zaman o çok kıskançsın, arkadaşlarla çıkamayacak mıyım olayı ne? Sırf manipülatif yalan mı yoksa sen bunlara aşırı karışıyorsun da o gece istisna mıydı?
Ona sürekli hediyeler alıyordum, istediği her şeyi yapıyordum, sürekli birlikte varkit geçiriyor konuşuyorduk ve sürekli veren taraf ben olmuştum.
Ben kişilik olarak, erkek olarak yetersizim ve yetersizliğimi rüşvetle (sürekli hediye), tüm zaman ve kaynaklarımı emrine açmakla yani beta öder olarak kapatmaya çalışacağım diyorsun. Sen ben çekici değilim diye sinyalleyip durduktan sonra, kızın seni itici bulmaya başlamasına şaşırmadın umarım.
Aldığım hediyelere artık tepki bile vermiyordu. İlişkimizin 4. ayında otururken konuşuyorduk ve bana aldığın hediyelere düşmüyorum benim için değişmen önemli dedi.
Rüşvet diye hediye aldığını biliyor ve suratına vurmuş.
Ben de ona aldığım hediyelerin onu düşürmek için olmadığını falan anlatıyordum.
Kendinden başka kimseyi kandıramazsın.
Ama o değişmem gerektiğini söylüyordu. Sonra 2 kız 2 erkek yemeğe gittikleri gün ne hissettiiğimi söyledi. Ben de ona güvendiğimi bir şey hissetmediğimi söyledim. Sonra bana neden 10 dk sonra hemen aradığımı sordu. Ben de ona saat 00.00 ı geçmişti dedim. O da sonuçta aradan yarım saat geçmedi nerede olduğum belli dedi bende ona kendimi yine açıklama yaparken buldum.
Sürekli açıklama yalvarmadır. Kendini ast yapmaktır. Kadınlar ilişkide ast olmaya hevesli erkekleri sevmezler. Ayrıca yalan söyleyip duruyorsun, neden aradığın belli. Kiminle ne yapıyor diye kontrol ediyorsun. Yalan söyleyince de korkak durumuna düşüyorsun.
Saatin geç olduğunu onu merak ettiğimi söyledim. O ise nerede olduğum belli aramam gerektiğini savundu. Ben de öfkeyle bir anda parladım. Sen bunu bana açıklattırıyorsun ya sana hiçbir şey demiyorum deyip ayrıldım. 5 dk sonra öfke ile söylediğimi istersen oturup konuşabiliriz dedim ama o istemedi bitsin dedi. Ben de bitirdim.
Ayrılık kelimesi öyle bir anlık öfke falan dinlemez. Ayrılmak istemiyorsanız, tehdit olsun, sopa olsun diye ayrılalım demeyin. Ayrılalım dediğinizde ilişki telafi edilmez şekilde asar alırsa şaşırmayın.
10 gün sonra içimi döken bir mesaj attım. Beni aradı. Dedi ki mesajını gördüm sen üzülme diye aradım. Biz anlaşamıyoruz sen beni anlamıyorsun sürekli tartışıyoruz falan deyip durdu.
Doğru muhtemelen. Aslında sürekli düğmeye basılmış gibi kendini açıklaman, kızın zorladığı bir şeyden çok senin muhtaçlığın gibi. Sanki kızın toksik olmasından çok, sen efendi adamın toksik kırılganlığına sahipsin.
Onu hayatımın merkezine almama rağmen konuşmalarımızda hala beni haksız göstermeye beni suçlamaya başladı.
Onu hayatının merkezine almana rağmen değil, onu hayatının merkezine alman yüzünden. Herkes senin bunu fedakar bir aziz olduğun için değil, sinsi ve gizli sözleşmeler sonucu yaptığını biliyor. Bir erkek bir kadını hayatının merkezine, ona her yönden sülük gibi yapışıp kafeslemek için alır. Bir kadını soğutmanın en kestirme yollarından biri onu merkeze almaktır zaten.
O gün 10 dakika daha dayanamadın bile dedi. Ve şu an 14 gün oldu. Hala konuşmuyoruz.
Konuşmuyorsunuz, çünkü ayrıldınız.
İnstagramdan çıkardım, artık onu rahatsız etmeyeceğimi söyledim. Ama öfkem çok büyük. Bir kadının isteyebileceği herşeyi verdim. Kızlarla arama mesafe koydum, telefon şifremi verdim, her şeyi yaptım. Bir sözünü 2 etmedim.
Ve bunların hepsini, arka planda bir borç defteri tutarak, “ben sorulmadan bir şey yapayım, borçlu hissetsin ve karşılığını sonra versin” diye yaptın. Tipik gizli sözleşme ve bedava peşkeş çektiğin şeylerin karşılığını tahsil edememenin öfkesi. Klasik bir efendi adamın toksik kırılganlığı vakası.
Ben de ilişkide tecrübesizim ama öfkem çok büyük. Nerede hata yaptım ve şimdi ne yapmalıyım?
Sana tavsiyem Efendi Adamın Toksik KırılganlığıEfendi Adamın Toksik Kırılganlığı kitabını okuman. Başından çok fazla yatırım ve sinsi efendi erkek oyunu ile gelen hüsranı yaşamışsın. Bizim ilişkilerde bağlanma stilleriilişkilerde bağlanma stilleri kitabını da tavsiye ederim.
İlişkimiz 4 ay olmuştu 4.ayında ayrıldım ama fazla bağlanmış gibi hissediyorum ve onunla konuşmak öfkemi anlatmak istiyorum.
Ben burada öfkeni ve hüsranını bir daha bu şeyleri yapmamak üzere derse dönüştürmeni tavsiye ederim. Kıza öfke kusman seni geçici olarak rahatlatabilir ama bu aşamada aynı zamanda kıza kuyruk acını kusarsın ve sonra pişman olabilirsin. En iyisi, tecrübesizliğine verip dersini almak.
Bitirirken, İlişkilerde Bağlanma Stilleri kitabındaki “Efendi Adamın Toksik Kırılganlığı olarak kaygılı bağlanma” bir alıntı yapmak istiyorum:
Efendi adamın – kaygılı bağlanan erkeğin yaptığı her iyiliğin, fedakarlığın arkasında gizli bir beklenti, gizli sözleşme vardır. Efendi adam, “ben senin için 10 şey yaparsam, sen çok mutlu olursun ve benim istediğim şeyi bana büyük bir hevesle verirsin” modunda davranır. “Ben bulaşıkları yıkarsam, seks yaparız”, “şunu yaparsam seks yaparız”, “bunu yaparsam seks yaparız”, vs. “Senin için şunu yaparsam, beni kabul edersin”, “senin için şunları yaparsam bana kızgın olmayı bırakırsın”.
Böyle bir erkek farkında olmadan annesini memnun etmeye çalışır durur. Böyle bir erkek için sevgilisi – karısı, gizli sözleşmeler aracılığı ile ve sürekli memnun etmeye çalışarak güvenlik almaya çalıştığı bir otorite figürüdür. Adamın karısı veya sevgilisi, bu sözleşmelere imza atmamıştır ve aslında bunların varlığından bile haberdar değildir.
Kadın, kaygılı bağlanan erkeğin her yaptığı şeyin karşılığında bir şey beklediğini, tüm o nazik ve güya fedakar davranışlar ile onu sürekli borçlu çıkardığını bilmeyebilir ama kadının sinir sistemi, bunları hisseder.
Karşısındaki insan kendisine sürekli bir şeyler verir ve sonra da beklenti içinde bakar. Her verici davranışında, beklediği şeyi alamaz ve dışarı vuramadığı bir öfke biriktirir. Kadın ne olduğunu anlamayabilir ama bir şeylerin yanlış olduğunu hisseder. Aslında daha kötüsü, bir şeylerin tehlikeli olduğunu hisseder. İçinden bir ses, “benim için sürekli iyi şeyler yapıyor ama ne olduğunu söylemediği beklentiler var ve bana öfke biriktiriyor. Bu öfkeye ne olacak? Ne zaman patlayacak? Güvende miyim?“
Lüks bir restorana gittiğinizi düşünün. Masaya oturdunuz ve siz daha menü bile istemeden masaya çok güzel yemekler servis edilmeye başlandı. Siz “bunların fiyatı ne?” diye her sorduğunuzda elemanlar size “siz fiyatı dert etmeyin” dediler.
Altın tabaklarda sunulan biftekleri yediniz, istakozu yediniz, balıkları yediniz. Sonra yavaş yavaş, size nasıl bir fatura kitleyecekler endişesi ile panik atak yaşamaya başlarsınız. Efendi adamın partnerinde yarattığı duygu da buna benzer bir duygu. Kadınlar nazik şeyler yaptığınız için sizden uzaklaşmıyorlar, sizden dürüst olmadığınız için, manipülasyon yaptığınız için uzaklaşıyorlar. Siz yüce gönüllü olmaya çalışıyorsunuz ama aslında bir insanı sizin ihtiyaçlarınızı karşılaması için manipüle ediyorsunuz ve bu arada sizden gereksinim duyduğu en önemli şeyi, güvenliği sağlamıyorsunuz. Tam tersine, onun güvenliğini tehdit ediyorsunuz çünkü sonunda nasıl bir fatura çıkacağından korkarak yaşıyor.
Bugün ele alacağımız vaka çalışmasında, takipçi 1 yıl kadar beraber olduğu kadını terk etmiş. Eski sevgilisi toksik, sürekli olarak saygısızlık yapan, birçok alarm veren bir kadın olduğu için, zor da olsa sonunda doğru olanı yapmış. Sonunda diyorum zira bir yıllık ilişkide kadını 3-4 kere bırakmış ama her seferinde geri almış.
Sorun şu ki, bu toksik ilişkinin üzerinden 6 ay geçmesine rağmen, terk ettiği eski sevgilsini unutamamış. Takipçi, ismine Erkan diyelim, çevresinde bir uydu erkek barındıran ve başka erkeklere mavi boncuk dağıtan bir kadın olduğu için kararının doğru olduğunu biliyor ama yine de onu özlüyor. Bu da takipçiyi oldukça şaşırtan bir durum.
Aslında tabi ki Erkan bu kadını değil, bu kadının olmasını istediği fanteziyi özlüyor. Acı çekmesinin ve kızın aklından çıkmamasının nedeni, gerçekliği henüz kabul edememesi.
Burada bir başka sorun da, yeni ve derin bir ilişki ile biten ilişki arasında ortalama olarak 1.5 sene gibi bir sürenin olması. Birçok erkek maalesef hayatında düzenli ve derin bir bağ olan kadını 2-3 ay içinde bulamazsa, paniğe kapılıyor ve sanki hiç bulamayacakmış gibi hissetmeye başlıyor. Bunun sonuçlarından biri de, ilerde derin bir bağ yoksa, eski bağı özlemek oluyor. Bu özlem özellikle, erkek ilişkiyi hayatının merkezi yapıp ilişkisinin dışındaki sosyal hayatını ve uğraşlarını boşladıysa daha şiddetli oluyor. Erkek sadece hayatının merkezi olan bir bağı kaybetmekle kalmıyor, aynı zamanda o bağ hayatından çıkınca, sosyal bir çöl ile başbaşa kalıyor.
Bu nedenle ilişkiniz olduğunda, hayatınızı ilginç ve sosyal yapan şeylerden uzaklaşmamalısınız. Ve uzaklaşsanız bile, ilişki bittiğinde, içinizden gelmese bile, hayatınızı ilginç ve sosyal yapan şeylere devam etmelisiniz.
Neyse, fazla uzattım. Erkan’ın hikayesine bakalım.
Abi merhaba. 6 ay kadar önce, 1 yıllık ve oldukça kaotik olan ilişkimi bitirdim. Ben 29 yaşındayım, eski kız arkadaşım ise 27 yaşında.
Aramızda inanılmaz bir bağ vardı. Hayatımda kimseyle bu kadar iyi vakit geçirmedim. Seks harikaydı. Beni o kadar çok, o kadar yoğun seviyordu ki anlatamam.
Bir şeyi çok açık anlatıyorsun ama zerre farkında değilsin. “Gerçek olamayacak kadar güzelse, gerçek değildir” diye bir laf var. Kullandığın abartı kelimeler, toksik ve manipülatif partnerin aşk bombardımanını tamamen yuttuğuna işaret. Aranızdaki muhtemelen derin bir bağ değil, kaotik ilişkinin iniş çıkışları ile aralıklı pekiştirilen bir bağımlılıktı. Seks bombardımanı zaten belli. Yoğun sevgi sandığın şey de, muhtemelen kaotik ve hedonist yapışkanlıktı.
Toksik aşk bombardımanını, gerçek olmadığı için gerçek olamayacak kadar güzel görünen “bağı” olduğu gibi değil de böyle süslü pembe gözlüklerle görürsen, aslında seni manipüle edip kanını emme gibi bir niyeti olmadığından fare kapanına “harika” peynirler koymayan normal bir kadının gerçek sevgisi, sana bayat ve renksiz gelir. Pembe gözlüklerle kendine gerçek diye yutturduğun geçmiş ilişkini özler durursun.
Ama …
Bu harika, inanılmaz, yok böyle bir şey “sevgi” zaten hep “AMA” ile paket olarak gelir.
Problem şu ki, aramızdaki derin aşka ve kimyaya rağmen …
Cinsel azgınlığa ragmen desek daha doğru olur.
balayı aylarından sonra ona olan güvenimi sarsmaya başladı.
Aşk bombardımanı genellikle böyle biter. Cennet bahçesinde yürüdüğünü sanarken, birden ayılır ve kendini bir mayın tarlasının ortasında bulursun.
Aslında rüyadan uyandığında geri dönüp mayın tarlasından çıksan, yine çok hasar almazsın. Ama “bunu düzeltebilirim, gözlerimi kapatıp gül bahçesine dönebilirim” dersen, büyük hasar alırsın.
“Hayır ben bu işi şu abiden ya da şu abiden öğrendim, bu kızı düzeltebilirim!”
Bozuk bir kadını düzeltemezsiniz. Sağlıklı bir kadınla olan ilişkinize yapacağınız yatırım, o kadının daha da iyi olmasını sağlar ama sağlıksız bir kadına yatırım, onun daha da kötü olmasını sağlar.
Onu daha objektif değerlendirmeliydim ama abi ilk aylarda her şey o kadar harika gidiyordu ki!
Paranoyak bir şekilde bir şeylerin kötü gideceği beklentisinde olmanızı tavsiye etmem ama her şeyin harika olduğunu düşündüğünüz anda bunu yakalayıp “bir dakika” demeniz lazım. “Burada bir problem olabilir, gerçek olamayacak kadar güzel ise gerçek olmayabilir”.
Birçok erkek maalesef “ah çok harika, ah mükemmel” diye eriyor ve sonra da aylarca kurtulmaya çalıştıkları şekilde yaralanıyor.
İnsanlar gerçek yüzlerini 3-6 ay kadar saklayabilirler. Yani biriyle beraberliğinizin ilk 3-6 ayında, “dur bakalım bu ne kadar gerçek, ne kadar reklam ya da sahte” şeklinde temkini elden bırakmamalısınız. Kız sonra gerçekten iyi çıkarsa, başlangıçta çok yüksel dürtüsel coşkuların hedonist zevkine tam dalamazsınız ama uzun süreli mutlu olabilirsiniz.
İlişkinin başında önünüzü kış tutun, bırakın yaz gelsin. Çoğu kaygılı bağlanan, sevgi açı erkek, aşk bombardımanı ile önünü bitmeyen yaz sanıyor ve kara kışa toslayınca darmadağın oluyor. Bu konudan,kendimizi kaptırmadan sevemeyecek miyiz yazısında bahsetmiştim.
Sonra, bazı kötü davranışları ortaya çıktı. Bunlar birk ere olan şeyler de değildi, düzenli olarak yaptığı şeylerdi. Mesela eski sevgililerinden konuşuyordu ve birkaç kez gereksiz cinsel ayrıntılara da girdi. Kızdığında bana tehditler, aşağılamalar ile saldırıyordu.
Bu ikisi bile bir kez, geri dönüşsüz ayrılmak için yeterli.
Çevresinde uydu erkek barındırıyordu ve bunlarla sınırlarına zerre dikkat etmiyordu. Bunlardan en samimi olduğu erkeğe, bizim yatak hikayelerimizden bahsetmiş.
Bu kadın bu adamları sadece ilgi kaynağı olarak değil, erkek arkadaşını sopalamak ve hizada tutmak için kullanıyor. Bu çalışır bir taktik olmasa bile, bir kadının bunu yapması, onu kalitesiz ve sevgili yapılmaması gereken bir kadın yapar.
Beni eski sevgilileri ile karşılaştırıyordu ve bunu bazı alanlarda yetersiz olduğumu belirtmek için yapıyordu.
Başlardaki o gerçek olmadığı için gerçek olamayacak kadar harika “aşkın” nedeni tam olarak bu işte. Bulabileceğin en boktan kadınlardan biri, gerçek yüzünü saklamaktan yorulduğunda, o rüya gibi deneyime geri dönme umudu ile üzerine attığı her türlü pisliğe ragmen ilişkide kalman için.
Kızın sonradan yaptıkları da zaten seni sevmediğine, yaptıklarının manipülasyon olduğuna kanıt. Gerçi kişisel algılama, kız sevgi kapasitesi olmayan ve sevmeye değmez bir paçavra, sana özel bir durum değil. Senin burada küçük düşmene neden olan şey, kızı bunlara ragmen seri olarak terk etmemen.
Maalesef suçlandığı zaman refleks olarak kendisini suçlamaya meyilli bir erkeksen, kız arkadaşın seni eski sevgilileri ile karşılaştırıp aşağıladığında, “bu karı malın teki çıktı, seri olarak bırakayım” refleksi göstereceğine, “beni yetersiz görüyorsa yetersizim” demeye başlarsın. Sonra da kendini kıza ispatlamaya çalışırsın.
Normal bir kadın örneğin ona yeterince zaman ayırmıyorsan sana “artık bana çok zaman ayırmıyorsun” gibi bir şey söyler. Arıza bir kadın ise “eski sevgilim hiç böyle yapmazdı” gibi şeyler saçmalar.
Bir süre kadın erkek ilişkileri ile öğrendiklerimi kullanarak, onu düzeltebileceğimi düşündüm.
Hayır, onu düzeltemezsin. Birini düzeltmek veya kurtarmak sizin işiniz değil. Sizin işiniz uyumlu bir ilişki yaşayabileceğiniz, toksik olmayan birini bulmak ve yolda karşınıza çıkan bu tür toksik kadınları da en hızlı şekilde elemek.
Sorun şu ki, bu tür kadınların oranı daha az olsa da, ilişkilerde dikiş tutturamadıklarından ve büyük bir kısmı da cinsel olarak çok aktif olduğundan, piyasada daha çok bu tür kadınlarla karşılaşacaksınız. Ve eğer aşk bombardımanını yememeyi öğrenmezseniz, arka arkaya toksik ilişkilerde yıllarınızı boşa harcamanız çok kolay.
Ama çabalarıma rağmen bir değişiklik olmadığını görünce, 6. ayımızda onu terk ettim.
Ve kesinlikle de geri dönmemen gerekiyordu.
Defalarca aradı, mesaj attı ve kapıma gelip değişeceği konusunda sözler vererek yalvardı.
Sanırım bir insanın değişmeyeceğinin en önemli göstergelerinden biri, terk edildikten sonra değişeceği konusunda yalvarması.
Bu arada, bir kadın ne kadar çok ağlarsa, ona o kadar az acıyın. Özellikle de böyle kritik ilişki kırılmalarında. Az ağlayana, acısını kendi içinde yaşamaya çalışana acıyın, göstere göstere ağlayana acımayın. Bu konudabir kadının sizin için çok ağlaması, sizi çok sevdiğini göstermez adlı bir yazı yazmıştım. Bu tür oyuncağını kaybedince “değişeceğim” diye ağlamalar manipülasyondur.
Ama ilişkiye yeniden başladığımızda, eski davranışlarına geri dönüyordu.
Sadece seni ilişkiye çekmek için yalan söylediğini anlıyorsun muhtemelen.
Çok güzel bir kız ve bugüne kadar tüm yaptıkları güzelliği sayesinde yanına kalmış.
Alçak gönüllü olup kendi katkılarını görmezden gelme. Sırf güzel diye yaptığı her şeye rağmen kızı bırakmayan, ödüllendiren senin gibi abazanların sayesinde de. Kız güzel olunca böyle şeylere rağmen bırakmayacak, kendisini sürekli alacak adamlar olduğunu, kıza siz öğretiyorsunuz.
Sonraki 6 ayda terk et – yalvarsın – geri al döngüsüne girdik. Sonunda onu her aldığımda, daha da kötüleştiğini fark ettim.
Adama ne yapsam bırakamıyor diye düşünmesini sağladın. Daha da kötüleşmesi doğal değil mi?
Terk ettiğimde gösterdiği sevgi, ağlamaları ve sözleri geri dönmeme neden oldu.
Bunca zaman sonra bile o gösterdiği şeyin sevgi olmadığını, manipülasyon olduğunu anlamamışsın. Bunca zaman sonra da unutamama sebebin bu. Çok sevildin ve ne olursa olsun çok sevilme deneyimini kaybettin sanıyorsun. Sürekli olarak verilen sözlere inandığın için, kızı geri almasan da masalları gerçek sanmayı kendine öğrettin. Gerçeklikten kopuşun hala devam ediyor ve unutamama sebebin de bu.
Sonunda onu terk ettim ve tüm aramalarını bloke ettim, bana ulaşamamasını sağladım. Bu, bugüne kadar yaptığım en zor şeylerden biriydi.
Bu tür toksik ilişkilerin etkisinin daha kalıcı olma sebeplerinden biri de, aralıklı pekiştirme ile bağımlılık yaratmaları. Senin durumun sadece gerçek olmayan bir mükemmeliği gerçek sanmak değil, aynı zamanda bağımlılık geliştirmen.
Burada en iyisi, bu tür bir ilişkiye girmemek ve girilse bile en kısa sürede ilişkinin ne olduğunu anlayıp çıkmak. Bu nedenle zatentoksik ilişkiler kitabındaki bilgileri toksik ilişkiniz yoksa bile bilmeniz önemli.
Ayrıldıktan sonra kendime odaklandım, işimde ilerledim, yeni arkadaşlar yaptım ve gayet iyi kızlarla görüştüm. Şu an bir kız arkadaşım var ve sosyal olarak çok aktifim.
Fakat bütün bunlara ve aradan geçen onca zamana rağmen, kendimi hala onu düşünürken buluyorum. Onunla yaşadığımız o eğlenceli zamanları, bağı ve aşkı düşünüyorum. Bunlar çok özel şeylerdi.
Bu konuda ne yapabilirim?
Burada gerçekte olan şey şu ki senin özel dediğin bağ, senin boğazına kadar battığın manipülasyondu ve tek taraflıydı. Sen o anlarda büyük bir sevgi ve bağ deneyimlediğine inandın ve bunu yaşadın fakat aranızda bağ ve aşk yoktu. O taraftan sana akan şey manipülasyondu, sen bu zokayı yuttun.
Sen daha o deneyimin yalan olduğunu kabul etme aşamasına gelememişsin. O kızla ilişkin, muhtemelen en az sevildiğin ilişkiydi. Fakat kumar bağımlısının hissettiği o az da olsa büyük kazanma ihtimali seni bağımlı yaptı.
Bu tür aşk bombardımanlarına çoğu erkek düşebilir ama manipülasyon bitip de kızın gerçekte ne olduğu ortaya çıktıktan sonra bile düştüğün tuzağı bağ ve aşk olarak tanımlamak, çocukluktan kalma bir açlık gerektirir. Bence senin bir tarafın kendini hala “o zaman büyük bir aşk yaşadım” yalanıyla doyurmaya muhtaç.
Bakın yanlış anlamayın, büyük bir bağ ve aşk yaşayamazsınız demiyorum. Ama senin anlattığın toksik kızla yaşadığın şeyin, en azından o kız tarafında bağ ve aşk bile olmadığını söylüyorum. Bu tür ilişkilerde en çok duyduğum şey “hiç bu kadar sevilmedim” oluyor. Ve işin trajik yanı, böyle ilişkiler bu adamların hemen hiç sevilmedikleri ilişkiler.
Eğlence kısmına gelirsek, bu kadın gibi kadınlar, sürekli olarak erkeklerle takıldıklarından ve düşüp kalktıklarından, erkeklerle eğlenmeyi, derin muhabbetler etmeyi, normal bir kadına göre çok daha iyi bilirler. Genel olarak erkeklerle çok fazla oranda samimi olan ve ilişki materyali olmayan kadınlar, erkeklerle sınırları olan ve bunları koruyan, ilişkilik kadınlara göre daha eğlenceli, muhabbeti iyi olan kadınlardır. Dayılara bağı bahçeyi sattıran muhabbeti, pohpohlamayı, eğlenceyi evdeki karısının değil pavyondaki pavyon karısının bilmesi gibi.
Erkeklerin de kadınlar gibi bir denge bulması lazım. “Ay biliyorum Aykut serserinin tekiydi, arkamı dönsem aldatıyordu ve bana kötü davranıyordu. Ama onunla yaşadığım o heyecan, o eğlence, o yakınlık! Hele ilişkinin başlarındaki o aşk! Aynısını şu anki sevgilimde bulamıyorum” diyen aptal kadının erkek versiyonu olmayın. Sen maalesef olmuşsun.
Bir başka problemin de, muhtemelen sevgi açlığının sonucu olarak, çok kısa sürede biri ile ilişkiye başlamışsın.Uzun süreli bir bağ kurabileceğin bir ilişki karşına 1.5 senede bir çıkar. 6 ay geçmiş, bir ilişki içindesin ve bu ilişkideki bağ sana bir öncekini unutturmamış. Eski sevgili ile olan yoğın bağı unutman için yoğun sevgi ve bağ içeren bir ilişkiye başlaman gerekli demiyorum. Sadece 4-6 ay sonra bulduğun bir ilişkinin, aceleye getirilmiş, yara bandı bir ilişki olabileceğini söylüyorum. Bu tür yara bandı ilişkiler, yalnız kalıp gerçekleri sindirmekten kaçmanızı sağlarlar ama aynı zamanda sizin “onun gibisi yok” algınızı güçlendirirler.
Zaman bu tür bir ayrılık acısının en büyük ilacı ama sen çok hızlı bir şekilde ilişkiye atlayarak olsun, gerçekliği kabul etmeyerek olsun, bu süreyi çok uzatıyorsun. Yine de bir 6 ay daha geçmeden tamamen aklından çıkma ihtimali yüksek.
Bu deneyimden öğrenmen gereken şey, duygular şelale olunca o duyguların zevkine ve seline kapılmamak. Eğer bu sele kapılmaya karşı koymazsan, bu zevk şelalesini en zirvede yaşarsın ama gerçeklikten koparsın. Partnerini doğru değerlendirememekle kalmaz, onun sonradan sana yaşattığı acılara rağmen ondan kolay kolay kopamazsın. Kopsan bile kendine gelmen kolay olmaz. Karşı koymadığın zevk zirveleri, sonraki dipler ne kadar derin olursa olsun bağımlılık yaratırlar.
Kısacası, öncelikle bu kızla ilişkini neredeyse kutsal bir bağ ve sevgi olarak tanımlamayı bırak. Erkeklerle düşüp kalkmaktan hangi erkeğin hangi zayıflığını kullanacağını, hangi erkek egosunun ağzına hangi balı çalacağını çok iyi bilen bir kadının, tam senin ağzına göre çaldığı manipülasyonu aşk ve bağ sandın.
İkincisi, bu kadar hızlı bir şekilde ilişkiye atlamayı bırak. Şu an beraber olduğun kızla sırf rebound yapıyorsan kızı bırak mesela. Ama kızla rebound değilsen, gerçekten iyi bir ilişki ise bırakma.
Üçüncüsü, zamana bırak. Bir toksik ilişkide kalmaya ne kadar çok ısrar edersen, o ilişki sonrası kendine gelmen o kadar uzun sürer.
Dördüncüsü, bird aha kendine hakim ol ve zevk şelalesine kapılma. Eğer bu ilişkide bunu yapsaydın, şu ana kadar 3 tur unutmuş olurdun.
Beşincisi, bu tür bir açlık terapinin faydalı olabileceği bir zayıflığa işaret. Bu konuda terapi alabilirsin. Bu kızı bırakabilmen o kadar da zayıf olmadığına işaret zira gerçekten zayıf adamlar terk edilene kadar bırakamıyorlar ama terapiden sen de faydanabilirsin.
Bugün, internette en çok geyiği yapılan favori konulardan birini konuşacağız. Kadın erkek arkadaşlığını, daha doğrusu “bir kadın ve bir erkek arkadaş olabilir mi?” sorusunu ele alacağız.
Şimdi, ben bir kadın ve bir erkek arkadaş olabilir diye düşünüyorum. Bir kadın ve bir erkek arkadaş olabilirler ama bu, hepimize öğretilmeyen bir yetenek seti gerektirir.
Bunun yanında diğer uçta da, bir kadın ve bir erkek arkadaş olamaz diyenler var. Bu gruba göre kadın ve erkek arasında her zaman bir çeşit çekim olur ve bu da belli riskler taşır.
Hepiniz şu senaryoyu duymuş, birçoğunuz da yaşamışsınızdır. Biriyle ilişkiye başlarsınız, bu kişinin karşı cinsten bir arkadaşı ya da arkadaşları vardır ve bu arkadaş sizi endişelendirir. İlişkinize “bu arkadaşın senden gizli gizli hoşlanıyor olabilir” dersiniz ama sevgiliniz “hayır, asla, o benim arkadaşım”, “biz yıllardır arkadaşız”, “aramızda bir şey olamaz” der. Sonra bu insanlar ilişkiniz biter ve 3 ay belki 6 ay geçer. Ve tahmin ettiğiniz gibi, eski sevgilinizin bu “arkadaş” ile çıkmaya başladığını öğrenirsiniz.
Korkutucu olan şu ki, bir kadın ve bir erkek arkadaş olamaz düşüncesinin de doğruluk payı var. Bu nedenle “bir kadınla bir erkek arkadaş olabilir mi?” sorusunu ele alırken, bu iki değişik düşünceyi de ele alacağız.
Peki, arkadaşlık nedir? Platonik arkadaşlık neye benzer? Ve friendzone’da uzun süre geçirdikten sonra sevgili olan insanların olayı ne?
Şimdi önce kadın ve erkek arkadaş olabilir diyen tarafla başlayalım. Evet, kadın ve erkek arkadaş olabilir ama bu, herkesin sahip olmadığı bir yetenek setini gerektirir.
Bazı insanlar, karşı cinsten arkadaşlığı düzgün bir şekilde yürütebilen ve bu konuda iyi davranış kalıplarına sahip ebeveynlerle büyürler. Örneğin, yakın erkek arkadaşları olan bir anne ile ya da yakın kadın arkadaşları olan bir baba ile büyüdüyseniz, kadın erkek arkadaşlığı konusunda ebeveynlerinizin kullandığı yetenekleri içselleştirme ihtimaliniz yüksek.
Bu yetenekler oldukça belli belirsiz davranışlar olabilirler. Örneğin annenizin yakın kadın ve erkek arkadaşları olabilir ama kadın arkadaşlarına dokunurken, arkadaşı olan erkeklere dokunmayabilir. Kadın erkek arkadaşlığında, bu tür belli belirsiz sınırlar mevcuttur ve bu sınırların belli belirsiz olması, bazı insanların bunları uygulamakta hiç zorlanmamasına rağmen bazı insanların neden çok zorlandığını açıklar. Çünkü bu sınırlar konusunda birçok şeyin kişi büyürken kişiliğine işlenmesi gerekir.
Peki nedir bu yetenekler? Bunlardan en önemlisi, duygusal düzenleme kabiliyeti.
Biz duygularını düzenleyebilme, yönetebilme kabiliyetinden sıklıkla bahsediyoruz. Şimdi gelin, duygusal düzenleme / yönetim kabiliyeti derken neyi kastettiğimizi anlayalım.
Bir kadın ve bir erkek arkadaş olamaz diyenlerin argümanı nedir? Eninde sonunda, bir tarafın diğer tarafa karşı duygu beslemeye başlayacağı değil mi? Bir süre sonra bir taraf, diğer taraftan hoşlanmaya başlayacak ve belki de aşık olacak.
Şimdi, eğer birine aşık olursanız, bu konuda yapabileceğiniz alternatif şeyler neler? İşte tam burada duygularınızı yönetebilme kabiliyeti devreye giriyor.
Aşk da, sevgi de bir duygu değil mi? Özünde, çoğunlukla bir duygu. Bir duygu olan öfkenizi kontrol edebiliyorsunuz, öfkenize yenilmeyebiliyorsunuz ve öfkenizi söndürebiliyorsunuz. Birine öfkeleniyorsunuz ve “dik duracağım ve sakin kalacağım, onun seviyesine inmeyeceğim” diyebiliyorsunuz.
Çok üzgün hissetmenize, depresif olmanıza ve yataktan çıkmak istememenize rağmen, bu duyguyu yönetebiliyorsunuz ve yataktan kalkıp işe gidebiliyorsunuz. Öfke, üzüntü, yorgunluk gibi duyguların hayatınızı yönetmesine izin vermeyebiliyorsunuz.
Peki neden aşkı kontrol etmeyesiniz? Neden aşkın hayatınızı yönetmesine izin vermeyesiniz ve birine olan aşkınızı kontrol edip yok etmeyesiniz? Aşkın da bu duygulardan farkı yok ki!
Herkes üzüntü duygusunun yönetilmesi gerektiği fikrini destekliyor. Utanç hissettiğinde, bu duygudan kurtulması gerektiğini biliyor. Öz değeri düşük ise, öz değer kazanması gerektiğini biliyor. Bu duyguların yönetilmesi ve düzenlenmesi ile ilgili teknikler öğrenip uygulamaya çalışıyor.
Ama iş aşka geldiğinde, romantik sevgiye geldiğinde, bu duygunun da yönetilmesi, düzenlenmesi gereken bir şey olduğunu düşünmüyoruz. Bu duygunun yönetilebileceğini ve düzenlenebileceğini, gerekirse kontrol edilip söndürülebileceğini bile bilmiyoruz.
Oysa öfkeyi nasıl yönetip artık sizi kontrol edemeyecek hale getirebiliyorsanız, romantik sevgiyi de yönetip artık sizi kontrol edemeyecek hale getirebilirsiniz.
Peki birine karşı duygular beslemeye başlarsanız, bu duyguları nasıl yönetirsiniz? Bazı insanlar kendilerini geri çekerler ve uzaklaşırlar. Bu sağlıklı bir duygu yönetim stratejisi olabilir çünkü uzak durarak duyguları yönetebiliriz.
Bir diğer önemli yetenek de, konuşma yeteneği. Bir arkadaşınıza duygu beslemeye başladığınızda, ona “sana karşı bir şeyler hissetmeye başladım” diyebilirsiniz. Bunu bir itiraf gibi söylemeyebilirsiniz ki burası önemli. Birçok insan arkadaşına aşık olduğunda, bunu ona söylerken “aşkını itiraf” eder ve bu berbat bir harekettir.
Bu konuşmayı daha doğru şekilde yapabilirsiniz. Örneğin “sana karşı duygu beslemeye başladım ve senin de aynı hissedip hissetmediğini merak ediyorum. Arkadaş olarak, bu konuda ne yapabiliriz?” diyebilirsiniz. Burada arkadaşınıza “ben seninle ilişki istiyorum” demiyorsunuz ki bu da bir başka temel yetenektir. Eğer birine karşı duygu beslemeye başlarsanız, bu duyguların sizi yönelttiği yönde gitmek zorunda değilsiniz. Cinsel olarak azdığınızda, otomatik olarak bu duyguyu gidermeye çalışmıyorsunuz değil mi?
Karşı cinsle arkadaşlık konusunda başarısız insanlarda gördüğüm ortak problem, konuşma kabiliyetlerinin kısıtlı olması. Bir yandan da duygularını düzenleme yetenekleri kısıtlı. Bu insanlar birine bir şey hissettiklerinde, bu duyguların kendilerini yönlendirdiği yolda gitmeleri gerektiğini sanıyorlar.
Burada bir başka problem de birçok insanın “bir kere aşık oldum mu, hep aşık kalacağım” sanması. Duyguları büyüyecek, büyüyecek ve büyüyecek sanıyorlar. Bunun bir işkenceye dönüşeceği sonucuna varıp, ilişkiyi sonlandırıyorlar. Bunu yapabilirsiniz ama duygularla ilgili anlamanız gereken şeylerden biri de, duyguların zamanla denge noktasına geldikleri.
İnsanlar aşık olurlar ve sonra aşkları biter. Bu en az aşık kalmak kadar yaygın bir şey. Ortalama bir insanın birden fazla sevgilisi oluyor. Yani bir insana karşı bir kimya hissediyorlar ve bu bir süre devam ettikten sonra bitiyor. Evliliklerin de %40-45 kadarı boşanma ile bitiyor.
Yani birine karşı duygu beslemeye başlamanız, o duyguların sürekli olacakları anlamına gelmiyor. Ve bu duygular yönetilebilirler. Bu duyguları yönetmek için yapabileceğiniz birçok şey var.
Bunun yanında araştırmaların bize gösterdiği, birine karşı bir şeyler hissediyorsanız, bu hisleri devam ettirmeniz için, yatırım yapmanız gerektiği. Aşkın ilk seviyesi bol dopamin tarafından yönetiliyor. Onun yanında olmak bile çok heyecan veriyor ve insana kendini iyi hissettiriyor. Ama bu dopamin şelalesi bir yerde bitiyor ve 20 senelik, 30 senelik ilişkiler için dopaminden daha farklı şeyler gerekli.
Uzun süreli ilişki için, dopamin aşkından fazlasına, oksitosin aşkına yani bir bağlanma/bağ hissine ihtiyaç var. Bunların yanında fedakarlık, beraber plan yapmak, birlikte yaşamak, çocuk yetiştirmek, beraber iş kurmak gibi aktiviteleri içeren başka aşk çeşitleri de var. Aşkın çeşitlerinin yanında, romantik ve cinsel çekimin de değişik evreleri var.
Sonuçta aşk da diğer duygular gibi başlıyor, gelişiyor ve sonra sönüyor.
Peki bir arkadaşınızdan hoşlanıyorsanız, sınırları nasıl korursunuz? Bir arkadaşınızdan hoşlanmaya başlarsanız, o duyguları yeşertecek davranışlardan kaçınabilirsiniz. Örneğin bu kişi ile başbaşa geçirdiğiniz zamanı sınırlandırabilirsiniz. Akşam yemeğ yerine öğle yemeğinde buluşabilirsiniz. Eğer akşam yemeği yiyecekseniz, fazla içki içmekten kaçınabilirsiniz. Zaten genel olarak hoşlandığınız kişi ile beraberken, fazla içki içmekten kaçınmalısınız.
Bu konuda yapabileceğiniz bir başka şey de, arkadaşlığın içine partnerlerinizi ve çocuklarınızı koymanız. Yani buluşmalara partnerlerin de gelmesi. Böylece daha başından, arkadaşınıza karşı bir şey hissetmekten korunmuş olursunuz.
Şimdi bir kadın ile bir erkek arkadaş olamaz diyen tarafa gelelim. Birçok insanın erkek arkadaşı ya da kız arkadaşının “kıllanman yersiz o benim arkadaşım” dediği ve kıllanmanız gerektiğini gayet iyi bildiğiniz arkadaşlıklara gelelim.
Online tanışmalar dışında kalan organik ilişkilerin %70 kadarı, önce arkadaş olarak başlıyorlar. Bu ilişkiler başlamadan önce geçen arkadaşlık süresi ise ortalama 22 ay. Yani online tanışma dışında tanışan çiftlerin üçte ikisi, sevgili olmadan önce yaklaşık 2 yıl boyunca arkadaşlık ilişkisi içinde oluyorlar.
Peki bu nasıl oluyor ve bunun friendzone ile bağlantısı ne? Organik olarak başlayan ilişkilerin %70 kadarının 2 senelik arkadaşlıktan sonra başladığını öğrenmek, friendzone konusunda hassas insanları tetiklemiş olmalı.
Birçok insan “friendzone berbat bir yer” diyor. “Romantik ilgini hemen belli et ki friendzone diyarına atılma” diyor. Eğer birinden hoşlanıyorsanız “ya sevgili zone ya hiç” diyor.
Peki bu durumda çoğu ilişkinin arkadaşlıktan başladığı gerçeğini nasıl ele alacağız? Bunun için biyoloji araştırmalarına bakmamız gerekiyor.
Kar leoparı gibi hayvanlara bakarsanız, eş seçme davranışlarının çok da karmaşık olmadığını görürsünüz. Kar leoparları tek başına yaşayan hayvanlardır. Dişi bir kar leoparı, 365 günün birkaç günü kızışır ve bu birkaç gün boyunca bir erkek, bir dişi arar. Bu çift çiftleşir ve sonra kendi yollarına giderler ve bu süreç daha çok ilkel dürtüler tarafından yönetilir.
Ama insanların hayvanlara göre çok daha gelişmiş bir zihni ve psikolojisi var. Bunlar çocukluğumuzdaki deneyimler, kültür, travmatik deneyimler, geçmiş ilişkiler ve medya tarafından şekillendiriliyorlar, Ayrıca insanlarda çok büyük bir genetik çeşitlilik de mevcut.
Yani şimdi ele alacağımız eş seçme ve çiftleşme mekanizmaları oldukça ilginç ve genel olsa da, her kadının ve her erkeğin burada bahsedilecek şekilde davranmadığını hatırlatmak isterim. Biyoloji bilimi büyük bir nüfus içindeki eğilimleri gösteriyor ama bireysel seviyede çok geniş bir yelpazede çeşitlilik ile karşılaşabiliyorsunuz.
Modern zamanlardan önce yaşayan bir erkek düşünün. Bir kadına karşı çekim duyuyor ve o kadın da erkeğe bazı sinyaller gönderiyor. Ama bu sinyaller kadının erkeğe çekim duyup duymadığını tam olarak göstermiyorlar.
Atalarımız zamanında yaşayan bir erkeğin zihni şöyle çalışıyor: “bu kadın benimle ilgileniyorsa ve ben bu sinyalleri gerçekte olduğundan daha olumsuz şekilde değerlendirirsem, bir fırsat kaçırırım. Eşleşme fırsatı kaçırmam benim çocuk yapamaman demek olabilir yani fırsat maliyeti yüksek”.
İlkel erkek beyni, bu nedenle sinyalleri olduğundan daha iyi görmeye meyilli. Yani kadının ilgilenip ilgilenmediği tam belli değilse, ilkel erkek beyni bu sinyalleri “ilgileniyor” olarak değerlendirmeye meyilli.
İlkel erkek beyni için erkek eğer ilgilenmeyen bir kadına yürür ve kadının kendisi ile ilgilenmediğini anlarsa, bunun maliyeti çok yüksek değil. Tabi böyle bir durumda maliyet, modern erkek beyni için oldukça yüksek çünkü yanlış anlama iş yerinde sorun yaratabilir ya da erkeğin kendisini çok kötü hissetmesine neden olabilir. Ama ilkel erkek beyninden bahsediyoruz.
İlkel erkek beyni için kadının kendisine gönderdiği belirsiz sinyali yanlışlıkla negatif olarak değerlendirmenin maliyeti çok yüksek iken, yanlışlıkla pozitif olarak değerlendirmenin maliyeti çok düşük. Yani hata yönetimi teorisi açısından, erkeklerin kendilerine yönelen kadın ilgisini abartmaya meyilli olduğunu söyleyebiliriz.
İlkel kadın beyni için ise olay tam tersi. Kadın eğer bir erkeğin kendisine gönderdiği sinyalleri abartırsa, o erkekle eşleştikten ve hamile kaldıktan sonra erkeğin bırakma riski artar ve bunun maliyeti (eşi olmayan anne) çok yüksek.
Bunun sonuçlarını kadınların ve erkeklerin ilişkiler konusunda şikayetlerinde de görebiliyorsunuz. Kadınlar “ben arkadaşız diye düşündüm ama adam ilişki istiyormuş” şeklinde şikayet ederlerken, erkekler “ben flört ediyoruz sanıyordum ama kadın beni arkadaş olarak görüyormuş” diye şikayet ediyor.
Peki bu dinamik ile, çoğu ilişkinin aylar süren arkadaşlıktan sonra başladığı gerçeği ile nasıl bağdaşıyor?
Öncelikle, arkadaşlıktan sevgililiğe dönen ilişkilerin büyük bir avantajı var: bu insanı yıllardır tanıyor oluyorsunuz. Sizin için doğru biri mi, yanlış biri mi olduğunu az çok biliyorsunuz, en azından yeni tanıdığınız birine göre çok daha güvenilir şekilde biliyorsunuz.
Burada asıl soru, bir arkadaşlıktan ilişkiye geçilip geçilmeyeceğini neyin belirlediği. Bu aslında friendzone alanında birgün sevgili olacağı günü bekleyen birçok insanı hüsrana uğratacak bir faktör ve friendzone olan insanlar bu faktörün farkında bile değiller.
Nedir bu faktör?
Arkadaşlıktan ilişkiye geçen ilişkiler üzerinde yapılan araştırmalar bize şunu gösteriyor: bu tür ilişkilerde çiftler, daha başından itibaren birbirlerini sevgili olunabilecek biri olarak görüyorlar. Daha başından gizli gizli hoşlanmaktan bahsetmiyorum. Sevgili olunsa olunabilecek biri olarak görüyorlar. Daha doğru bir deyişle, çekici olarak görüyorlar.
Araştırmaların gösterdiği bir başka şey de, bir insan eğer sizi potansiyel bir partner olarak görmüyorsa, bu insanın fikrini değiştirmek için yapabileceğiniz çok fazla şeyin olmadığı. Yani bu durumda bir arkadaştan sevgili yapma ihtimaliniz çok düşük.
Friendzone diyarında acı çeken kitlelerin hatası, “ben bu insandan hoşlanıyorum, bu insan benden hoşlanmıyor ama bu insanla olan ilişkime duygusal, finansal yatırım yaparak, ona zaman ve kaynak harcayarak, onun benden hoşlanmasını sağlayabilirim” diye düşünmek. Burada bir “arkadaşın” diğer “arkadaşın” kendisinden hoşlanması için niyetli çaba göstermesi var. Ama arkadaştan ilişkiye giden çiftlerde olay böyle gelişmiyor. Bu çiftler daha arkadaşken birbirlerinin ilişkide aradığı şeyler listesini doğal olarak karşılıyorlar.
Yani bir insan ile olan ilişkinize yatırım yaparak o insanın sizden hoşlanmasını sağlama ihtimaliniz çok düşük ama maalesef ilişkiler konusunda verilen tavsiyelerin çoğu aynen bunu tavsiye ediyor.
Burada çalışır tavsiye, kişinin arkadaşının duygularını değiştirmek için arkadaşı ile olan ilişkisine değil, kendisini daha çekici biri yapmak için kendisine yatırım yapması. Yani arkadaşlıktan ilişkiye giden yol, karşınızdaki insanın sizden hoşlanmasını sağlamaya çalışmak değil, genel olarak daha çekici biri olmaya çalışmak.
3 yıldır tanıdığı ve gizli gizli hoşlandığı bir kızı arzulayan erkek, o kıza zamanını yatırıyor, hediyeler alıyor, onun dertlerini dinliyor, ona duygusal ve belki finansal destek oluyor. Ve sonunda friendzone’dan sadece arka kapıdan çıkabiliyor. Bu erkek, ilişkiye değil kendisini daha çekici birine dönüştürmeye yatırım yapmalı. Fiziksel olarak daha çekici olmaya, daha hırslı ve hedefleri olan biri olmaya, daha iyi giyinmeye, kişisel bakıma, duygusal regülasyona, daha iyi kokmaya, vs. yatırım yapması lazım. “Onun beni sevmesi için ne yapmalıyım?” zihin yapısını, “nasıl daha çekici biri olurum?” zihin yapısına çevirmesi lazım.
Soru #1: Buluşmalar gayet güzel ama mesajlaşma kötü. Friendzone mu?
Mahmut abi selamlar.
Kızla buluştuğunuzda gayet güzel zaman geçiriyoruz ama ayrıldıktan sonra mesajlaşma çok nadir oluyor. Bazen bahsettiğin şekilde yoklama çekiyorum gayet ilgili bir konuşma dönüyor sonra bir noktada (10 dakika civarı) cevap vermeyi bırakıyor ve 2-3 gün konuşmuyoruz.
Kız sana o kadar da meraklı değil demek ki. Bu durumda kadınlaşıp mesajlaşmıyoruz diye kaygılanacağına, kızla buluşmaların sandığın kadar iyi olmadığını anlayıp kızı hak ettiği seviyeye indirmen lazım.
Buluşmalar nereye gidiyor? 5 kere buluşup da bir kere fizikselleşmediyseniz, kızın sana ulaşma sıklığına da bakarsak, kızın sen arkadaşısın ve buluşmalar senin istediğin yöne gitmiyor.
Bu 2-3 gün içinde de aramızda sohbeti geçen şeylerle ilgili twitterda instagramda gördüğü paylaşımları falan atıyor ama muhabbet etmek amaçlı değil.
Şu an buluşma teklif etsem muhtemelen gelir ama işi bir ileri boyuta taşımak için az da olsa mesajlaşmak/telefon görüşmeleri olması gerekmiyor mu?
İş buluşmalarda ileri taşınır. Ama buluşmaların ileri boyuta geçmemesi ve kızın seninle mesajlaşma şekli, friendzone içinde olduğuna işaret.
Bu şekilde devam edersem arkadaşlığa kayacağını düşünüyorum belki çoktan kaymıştır bile.
Çoktan kaymış.
Açıkça ilişki istediğimi de söylemek istemiyorum bunu birkaç sinyalle gösterdim zaten ama en güçlü sinyal fiziksel temas sanırım bu noktada.
Bir kız seni ilişki için istemiyorsa, senin o kızı ilişki için istiyor olmanın bir önemi yok.
Fiziksel temas için kızdan bir sinyal beklemem gerekiyor mu yoksa insiyatif alıp yapmalı mıyım? Teşekkürler.
Kızla 5 kere buluştunuz ve buluşmada bir şey çıkmıyorsa, yapman gereken hamle kızı bırakmak. Kız tabi arkadaş olarak görüşmek isteyebilir ama o zaman da başından kibarca savarsın.
Eğer 5 buluşma olmadıysa istersen 5 buluşmaya tamamla. Ama kızda pek sevgili isteği yok. Senin inisiyatif alıp yapmak istediğin şeyler de kızın seninle sevgili olmak istememesinde ne kadar haklı olduğunu ispatlar, başka işe yaramaz.
Soru #2: Neden sıcak yaklaşıp sonra reddetti?
Mahmut Abi, sana yaşadığım bir olayı anlatıp bununla ilgili bir şey sormak istiyorum.
KPSS sınavı için Antalya’dan memlekete gitmek üzere otogara gittim. Orda bir kız gördüm ve hoşuma gittiği için konuşmak istedim. Girişi nasıl yapayım diye düşünürken gidip kıza “Merhaba, eğer hâlâ burdaysanız lavaboya gidip geleceğim. Çantam sizde kalsa olur mu” dedim. O da “tabii” dedi.
Gittim geldim teşekkür ettim sonra kıza telefon geldi. Kız otobüs peronuna gitti gidip birkaç dk daha analiz ettikten sonra kızın yalnız olduğundan emin olup konuşmayı sürdürmek istedim. Öksürdüğünü fark edip 2 çay alıp gittim. “Az önce çantayı sana emanet ettim,sanırım üşütmüşsün”deyip çayı verdim.
Sohbet ederken şu anda çalıştığı otelin benim eski iş yerim olduğunu öğrenince baya sohbet ettik. Otobüsünün gitmesine az kala “seninle nasıl iletişim de olacağız,numaranı versene” dedim. Kız gülerek yeni tanıştığım birine numaramı veremem deyip reddetti. Ama istersen instagram veririm dedi. Bende kabul ettim ekledik birbirimizi.
Numara vermediğinde instagram alabilirsin ama instagram genellikle sonra başımdan savarım nasıl olsa diye verilen bir şey. Çok bir beklentin olmasın.
Ardından ben kıza yazdım biraz sohbetten sonra kız ona baktığımı fark ettiğini çantanın aslında bahane olduğunu söyledi. Bende dürüstçe kabul edip doğru ilgimi çektin dedim. Zaten peşimden geleceğini biliyordum öyle izlenim verdin dedi. En son sanırım benden hoşlandın dedi bende yani hoş kızsın vs tanışmak istedim dedim. Peki sen ne düşündün hakkımda dedim(sanırım sorulmayacak soruydu)
Evet sormaman lazımdı. Ayrıca bu konuyu açıp büyüyü bozması, muhtemelen reddedeceğine işaret.
Yani hoşsun kibarca davrandın ama ben kimseden hoşlanmam vs dedi.
Senden o şekilde hoşlanmadım demek istemiş.
Bir kere daha buna benzer bir şey yazıp reddettikten sonra yazmamaya karar verdim. Bu akşam yürüyüşe çıkınca tesadüfen o kızın başka bir çocukla bir kamelyada oturduğunu fark edip moralim bozuldu.
Kızı tanımıyorsun, bir tarihçeniz yok. Umarım kadınların size direkt “senden hoşlanmadım” demek yerine “ben kimseden hoşlanmam” demesini ciddiye almıyorsunuz. Sana “kimseyle ilişki düşünmüyorum” diyen kız ertesi gün hoşlandığı biri ile karşılaşır ve sevgili olur.
Şimdi sorum şu; kız gerçekten rahatsız olsa neden onunla konuşmaya çalıştığımı fark ettiği halde sıcak karşılayıp konuştu?
Ne güzel işte, neden konuşmasın? Yani medeni bir şekilde yaklaşıp konuşuyorsun, neden illa surat yapsın, soğuk yapsın? Bunu da “duygularımla oynadı” gibi saçma sapan bir şeye çevirmezsin umarım.
Kendi instagramini vermeyi teklif edip ardından böyle bir şey dedi?
Kadınlar sizi suratınıza karşı reddetmekten çekinebilirler.
Soru #3: Eski sevgilinin ayrıldıktan sonra istemediğim şeyleri yapması, bana gönderme mi?
Ayrılmadan önce etek giymesi instagramda kendini paylaşması falan yasaktı. Ayrildiktan sonra wp ye bile etekli foto koymuş bir sürü insan eklemiş. 1 buçuk yıllık bir ilişkiydi, 5 ay olmuştur no contactte merak evresini geçtim ve rahatlama evresindeyim. Dönüp dönmemesi bir şey ifade etmiyor ama yasak olan şeyleri yapıp gözüme sokmaya çalışma nedeni nedir merak ettim sadece?
Dönüp dönmemesi bir şey ifade etmiyor diyen birinin bu soruyu sorması absürt ama umarım dediğin gibidir. Çünkü o da zaten sana ve ilişkiye dönmeyi zerre düşünmediği için istediği gibi giyiniyor. Senin gözüne bir şey sokmaya çalıştığı hatta sana özel bir şey yaptığı falan yok.
Bir insanın sizi tamamen unuttuğunu görmek yerine, sizi dikkate alarak kötü bir şey yaptığı fantezisi kurmanız bilinen bir başa çıkma mekanizması ama zararlı bir başa çıkma mekanizması.
Kısacası kızın bunları yapması, seni aşıp ileri gittiğini ve geri dönmeyeceğini gösteriyor. Sana ulaşmadığı sürece ki o ihtimal düşük, bu bilgi geçerli.
Ayrıca, giyim veya sosyal hayat konusunda size uymayan bir kızı kısıtladığınızda, o kısıtlanması genellikle ilişki boyunca sürer, kız ilişki bitince eskiye döner. Hatta birçok senaryoda, ilişkide sorun çıkıp aranız soğuduğunda eskiye döner. “Abi benim için mini etek giymeyi sorunsuz ve istekle bırakmıştı, kavga ettik ve Instagram’a hemen mini etekli fotoğraf atmış” gibi yakınmaları çok duyuyorum.
Bu arada hiçbir şekilde stalklamasan iyi ederdin.
Soru #4: Oğlumu narsist ilişkisinden nasıl kurtarırım?
Ailesi olarak arkasında duralım kendisini yalnız hissetmesin dedik yine bizden uzak .Aklı başında dediğimiz oğlumuz sürekli suçlu hissediyor kendini .Neler yaşadığımızı detaylı yazmak niyetinde değilim gücüm de yok artık ayrıl demiyoruz. O bitti demeden bitmez biliyorum ama ne yapacağımı bilmiyorum. Annelere de yönelik tavsiye verin ne olur. Anlattıklarınızın hepsi doğru farkında ama suç ondaymis sorun çıkmasın diye rahatsız olduğu hiç birşeyde açıkça konuşmamış ondan bu durumdaymis 🥺
“Bir terapistin yardımı ile, eşim ve ben, bir narsistin oğlumuzun hayatından çıkıp gitmesini bekledik. Bu, oğlumuzla çok az iletişim kurabildiğimiz, narsist partneri ile hiç ilişki kurmadığımız 2 koca yıl sürdü. Çoğu narsistin, yarattıkları izolasyona hiç karşı koymazsanız, yaklaşık 2 yıl içinde ilişkiden yorulacağını okumuştuk. Bizim durumumuzda bu tam 2 yıl sürdü. Ama oğlumuzun geçmiş ilişkisinin nasıl da toksik olduğunu ve eski sevgilisinin nasıl bir yaratık olduğuna uyanması da 1 sene daha sürdü. Ama neyse ki şimdi her şey normale döndü.”
Benim tavsiyem suçluluk duygusuna karşı, kendisini bir erkek psikoloğa yönlendirin. Bizim bu sitede yayın yaptığımız Hüseyin Parlakyıldız gibi bir psikolog olabilir.
Suçluluk tuzağı konusunda da bir yazı ve yayınımız var. Burada öz eleştiri yapmanız lazım zira bu çeşit bir suçluluk tuzağına yatkınlık, çocukluktan gelir. Narsist bunu yaratmaz ama azdırıp kullanır.
Modern ilişkilerde erkeklere genellikle daha iyi iletişim kurmaları, duygularını ifade etmeleri, anlayışlı olmaları ve karşılarındaki kadını dinlemeleri tavsiye ediliyor. Fakat sağlıklı ve uzun ömürlü bir ilişki için çoğu zaman gözden kaçırılan başka bir temel beceri var: Erkeğin önce kendi iç dünyasını, ardından ilişkinin duygusal atmosferini taşıyabilmesi. Daha doğru ifadelerle bu beceri; kendine hâkimiyet, duygusal dayanıklılık, sınır koyabilme ve karşısındaki insanın yoğun duyguları karşısında merkezini koruyabilme kapasitesidir.
Bir erkek öfkelendiğinde kontrolünü kaybetmiyor, eleştirildiğinde hemen savunmaya geçmiyor, reddedildiğinde dağılmıyor ve ilişkide yaşanan her gerilimi kişisel bir saldırı olarak görmüyorsa kendi iç dünyasını taşıyabiliyor demektir. Aynı erkek, partnerinin üzüntüsünü veya hayal kırıklığını hemen susturmaya çalışmadan dinleyebiliyor fakat saygısızlığa da izin vermiyorsa ilişki için güvenli bir duygusal alan oluşturabilir.
Bu beceri, kadınlarla ilişkinizi değiştirebilecek en önemli özelliklerden biri.
Önce Kendine Hakim Olabilmek
Bir insanın başkasının yoğun duyguları karşısında sakin kalabilmesi için öncelikle kendi içinde yaşananları yönetebilmesi gerekir. Öfke, korku, kıskançlık, cinsel dürtüler, reddedilme kaygısı, yetersizlik hissi ve kontrol arzusu insan doğasının parçalarıdır. Olgunluk, bu duyguların hiçbirini yaşamamak değil, onları davranışlarımızın tek hâkimi hâline getirmemektir.
Kendine hâkim olamayan bir erkek, yaşadığı her yoğun duyguyu anında dışarıya yansıtır. Öfkelendiğinde bağırır, kıskandığında kontrol etmeye çalışır, korktuğunda kaçar, eleştirildiğinde saldırıya geçer veya ilişkiyi kaybetme endişesiyle bütün sınırlarından vazgeçer. Bu durumda erkek kendi merkezinde değildir; ruh hâlini tamamen dışarıdaki olaylar belirler.
Kendine hâkimiyet sahibi erkek ise içinde yükselen duyguyu fark eder fakat duyguyla eylem arasına bir mesafe koyabilir. Öfkelendiğini kabul eder ama hakaret etmez. Hayal kırıklığına uğrar ama intikam almaya çalışmaz. Partnerinin kendisinden memnun olmadığını duyduğunda hemen çökmek veya karşı saldırıya geçmek yerine önce ne söylendiğini anlamaya çalışır.
Bu, pasif veya tepkisiz olmak anlamına gelmez. Tam tersine, gerektiğinde harekete geçebilmek fakat ne zaman ve nasıl hareket edeceğini seçebilmek demektir. Gerçek güç, her dürtüyü eyleme dönüştürmekte değil, güçlü dürtüler yaşarken bile bilinçli davranabilmektedir.
Duyguları Bastırmak ile Kendine Hâkim Olmak Aynı Şey Değildir
Kendine hâkimiyet denildiğinde bazı erkekler bunu duyguları bastırmakla karıştırabilir. Oysa duygularını bastıran erkek gerçekten sakin değildir. İçinde biriktirdiği öfke, kırgınlık ve korku zamanla başka biçimlerde ortaya çıkar. Bir gün patlayabilir, partnerine karşı soğuklaşabilir, pasif agresif davranabilir veya ilişkiden tamamen uzaklaşabilir.
Duygusal olgunluk, hiçbir şey hissetmemek değil, ne hissettiğini bilmek, bu hislerin kontrolüne girmemek ve gerekirse hislerini uygun biçimde ifade edebilmektir. Örneğin “Sen zaten hep böylesin!” diye saldırmak yerine, sakince “Benimle bu şekilde konuşulması kabul edebileceğim bir şey değil” diyebilmek kendine hâkimiyettir. Günlerce susarak cezalandırmak yerine, “Şu anda öfkeliyim ve sağlıklı konuşabilecek durumda değilim. Sakinleştiğimde bu konuyu konuşalım” diyebilmek de aynı becerinin göstergesidir.
Buradaki amaç erkeğin içindeki gücü, öfkeyi veya mücadele kapasitesini yok etmek değildir. Amaç, bu enerjiyi bilinçli bir şekilde yönlendirmektir. Kendisini savunamayacak kadar pasif bir erkek de dürtülerini yönetemeyen saldırgan bir erkek de sağlıklı bir merkezde değildir. Aranması gereken nokta, güç ile özdenetimin birlikte var olmasıdır.
Kadınların Güven Arayışını Anlamak
Kadınların önemli bir bölümü sosyal hayatlarında fiziksel güvenlik konusunda erkeklerden daha temkinli olmak zorunda kalır. Tanımadığı bir erkekle yalnız kalmak, gece sokakta yürümek veya yeni biriyle buluşmak, bir kadın açısından erkeklerin çoğu zaman fark etmediği güvenlik değerlendirmelerini beraberinde getirebilir.
Bu durum, ilişkilerde de kendisini gösterir. Bir kadın karşısındaki erkeğin dürtülerini, öfkesini ve davranışlarını yönetip yönetemediğini bilinçli ya da bilinçsiz şekilde gözlemler. Burada aranan, hiçbir gücü veya sert tarafı olmayan bir erkek değildir. Asıl güven veren, güçlü olmasına rağmen gücünü kontrol edebilen erkektir.
Başka bir ifadeyle mesele, erkeğin tehlikeli davranması değil, gerektiğinde kendisini ve sevdiklerini koruyabilecek kapasiteye sahip olması fakat bu kapasiteyi saldırganlık için kullanmamasıdır. Koruyucu ile saldırgan arasındaki temel fark da budur. Her ikisinde de güç bulunabilir; ancak yalnızca biri bu gücü bilinç, sorumluluk ve sınırlar içinde kullanır. Ayno zamanda koruyucu ile güçsüz arasındaki temel fark da budur. Güçsüz bir erkek, güç kapasitesi olmadığı için tehlikesizdir ama koruyucu da olamaz.
Kendine hâkimiyet bu nedenle yalnızca bir iletişim tekniği değildir. Karşı tarafa “Duygularımın ve dürtülerimin sorumluluğunu taşıyabiliyorum” mesajı verir. Bu mesaj, ilişkide güven duygusunun oluşmasına ciddi katkı sağlar.
Partnerinin Duygularından Kaçmamak
Birçok erkek, partnerinin yoğun duygularıyla karşılaştığında ne yapacağını bilemez. Kadın üzgünse hemen sorunu çözmeye çalışır. Kadın öfkeliyse kendini savunmaya geçer. Hayal kırıklığını ifade ediyorsa bunu doğrudan kendi değerine yöneltilmiş bir saldırı gibi algılar. Bazıları ise tartışmadan tamamen kaçar, susar veya duygusal olarak ortamdan çekilir.
Bunların tamamı, erkeğin kendi içinde yaşananları taşıyamadığını gösterebilir. Partnerinin üzüntüsü onda yetersizlik hissi yaratır; öfkesi korkuya, eleştirisi utanca dönüşür. Erkek artık karşısındaki kadını dinlemek yerine kendi içindeki rahatsızlığı durdurmaya çalışır.
Duygusal alan tutabilmek ise farklıdır. Erkek, karşısındaki kadının üzgün, kızgın veya hayal kırıklığına uğramış olmasına tahammül edebilir. Her duyguyu hemen düzeltmesi gerekmediğini bilir. Şöyle bir tutum sergileyebilir:
“Üzgün olduğunu görüyorum. Söylemek istediklerini dinleyebilirim. Hayal kırıklığına uğramış olman beni rahatsız etse de bundan kaçmayacağım.”
Bazen bir kadının ihtiyacı tavsiye, çözüm veya açıklama değil; yaşadığı duygunun erkek tarafından korkmadan karşılanmasıdır. Erkeğin “Bunu duymaya dayanabilirim” tavrı, ilişkide güçlü bir güven alanı oluşturur.
Ancak bu alan sınırsız değildir.
Duygusal Alan Tutmak Her Şeyi Kabul Etmek Değildir
Partnerinin duygularına alan açmak, onun her davranışına izin vermek anlamına gelmez. Bir insanın öfkeli olması anlaşılabilir; fakat hakaret etmesi, aşağılaması, tehdit etmesi veya fiziksel şiddet uygulaması kabul edilmek zorunda değildir.
Sağlıklı yaklaşım, duygu ile davranışı birbirinden ayırabilmektir:
“Bana kızabilirsin ama bana hakaret edemezsin.”
“Hayal kırıklığını dinleyebilirim fakat üzerime bir şey fırlatmanı kabul etmiyorum.”
“Bu konuyu konuşmaya hazırım ama birbirimize bağırdığımız sürece konuşmaya devam etmeyeceğim.”
Bu cümleler ne saldırgandır ne de pasiftir. Hem karşıdaki kişinin duygusunu reddetmez hem de davranışa sınır getirir. Sağlıklı ilişkinin temelinde bulunan şeylerden biri de tam olarak budur: Duygular serbesttir fakat her davranış kabul edilebilir değildir.
Bazı erkekler tartışmadan kaçınmak için her şeye “evet” der, karşısındaki kadının saygısız davranışlarını görmezden gelir veya sınır koyarsa terk edileceğini düşünür. Fakat sınırları olmayan bir ilişki zamanla daha güvenli değil, daha kaotik hâle gelir. Bir tarafın duyguları ilişkinin bütün kararlarını belirlemeye başladığında karşılıklı saygı azalır ve biriken kızgınlık büyür.
Dolayısıyla duygusal kapsayıcılık, gerektiğinde “hayır” diyebilme cesaretini de içerir.
Sakinlik ile Pasiflik Arasındaki Fark
Sakinlik, hiçbir şey yapmamak değildir. Bazen kendine hâkimiyet, zamanında ve kararlı biçimde harekete geçmeyi gerektirir. Tehlikeli veya kaotik bir durumda erkeğin saldırganlaşmadan inisiyatif alması bunun iyi bir örneğidir.
Kamuya açık bir yerde partnerini rahatsız eden saldırgan tavırlı biriyle karşılaştığınızı düşünün. Burada amaç gereksiz bir güç gösterisine girmek değildir. Durumu fark etmek, partneriniz ile rahatsızlık veren kişi arasına mesafe koymak, sakin ve net konuşmak, gerekiyorsa ortamdan ayrılmak veya yardım çağırmak çok daha olgun bir yaklaşım olabilir.
Böyle bir anda sergilenen tavır, korkusuzluk gösterisi yapmak değil, yaşanan tehlikeye rağmen bilinçli kalabilmektir. Kişi tehdidi inkâr etmez fakat paniğin veya öfkenin kontrolüne de girmez. Bu özellik, günlük ilişkilerde de önemlidir. Bir kriz çıktığında donup kalan, ortadan kaybolan veya kontrolünü kaybeden biri yerine durumu değerlendirebilen ve sorumluluk alabilen bir partner daha fazla güven verir.
İlişkide Duyguların Yönetimi Kimin Sorumluluğudur?
Burada önemli bir yanlış anlaşılmayı önlemek gerekir: Bir erkek partnerinin bütün duygularını yönetmekten sorumlu değildir. Kadın da kendi duygu ve davranışlarından sorumludur. Erkeğin görevi sürekli olarak partnerini sakinleştirmek, onun bütün sorunlarını çözmek veya bir ebeveyn gibi davranmak değildir.
Erkeğin sorumluluğu öncelikle kendisidir. Kendi tepkilerini, sınırlarını, kararlarını ve davranışlarını yönetmelidir. Partnerinin duygularına alan açması da bu içsel düzenin doğal bir uzantısıdır.
Sağlıklı ilişki tek taraflı bir taşıma sistemi değildir. Erkek kadının yoğun duygularına alan açarken kadın da erkeğin ihtiyaçlarına, sınırlarına ve hassasiyetlerine saygı göstermelidir. Aksi hâlde duygusal kapsayıcılık zamanla duygusal sömürüye dönüşebilir.
Bir insanın sakin ve dayanıklı olması, kötü muameleye katlanması gerektiği anlamına gelmez. İlişkide sürekli hakaret, tehdit, aşağılama veya fiziksel şiddet varsa mesele artık daha iyi iletişim kurmak değildir. Böyle bir durumda güvenliği sağlamak, mesafe koymak ve gerektiğinde profesyonel destek almak gerekir.
Kendine Hâkimiyet Nasıl Geliştirilir?
Bu beceri doğuştan gelen değişmez bir kişilik özelliği değildir. Düzenli pratikle geliştirilebilir.
İlk adım, tetikleyicilerinizi tanımaktır. Partnerinizin hangi davranışları sizi hemen savunmaya geçiriyor? Eleştirilmek mi, terk edilme ihtimali mi, kontrolü kaybetmek mi, saygı görmediğinizi düşünmek mi? Kendi tetikleyicilerini tanımayan bir insan, onların etkisi altında otomatik davranır.
İkinci adım, duyguyla tepki arasına zaman koymaktır. Tartışma sırasında birkaç saniye susmak, nefesi yavaşlatmak veya gerekiyorsa kısa bir ara istemek kontrolü yeniden kazanmanıza yardımcı olabilir.
Üçüncü adım, açık sınırlar belirlemektir. Neyi kabul edip neyi etmeyeceğinizi önceden bilmezseniz gerilim anında ya tamamen boyun eğer ya da gereğinden sert tepki verirsiniz.
Dördüncü adım ise rahatsızlıktan hemen kaçmamayı öğrenmektir. Partnerinizin sizden memnun olmaması, ilişkinin sona erdiği anlamına gelmez. Bir kadının hayal kırıklığını dinlemek, onun bütün söylediklerine katılmak demek değildir. Rahatsız edici bir konuşmanın içinde sakin kalabilmek, duygusal dayanıklılığı güçlendirir.
Son olarak erkek; iş, spor, disiplin, sorumluluk ve zorlayıcı hedefler aracılığıyla da kendini taşıma kapasitesini geliştirebilir. Kendi hayatında düzen kuramayan, verdiği sözleri tutmayan ve dürtülerinin peşinde sürüklenen birinin ilişkide istikrarlı bir merkez olması zordur.
Sonuç: Güç, Sınır ve Sakinliğin Birlikteliği
Kadınlarla ilişkilerinizi değiştirecek temel beceri, karşı tarafı kontrol etmek değil, öncelikle kendinize hâkim olabilmektir. Öfkenizi, korkunuzu, kıskançlığınızı ve savunma dürtünüzü fark edip bilinçli biçimde yönetebildiğinizde ilişkinin duygusal atmosferi de değişmeye başlar.
Kendine hâkimiyet; duygusuzluk, pasiflik veya her şeye katlanmak değildir. Güçlü duyguların varlığında bile düşünmeye devam edebilmek, gerektiğinde kararlı şekilde harekete geçmek ve saygısızlığa net sınırlar koyabilmektir.
Partneriniz üzgün olduğunda kaçmamak, öfkeli olduğunda hemen karşı saldırıya geçmemek ve hayal kırıklığı yaşadığında çökmemek ona güvenli bir alan sunar. Fakat aynı zamanda “Bana kızabilirsin ama bana hakaret edemezsin” diyebilmek de bu güvenli alanın sınırlarını oluşturur.
Bir erkeğin ilişkide sunabileceği en değerli şeylerden biri, kaosun ortasında merkezini koruyabilmesidir. Çünkü gerçek güven ne sınırsız tavizden ne de korkutucu bir güç gösterisinden doğar. Gerçek güven; gücü olduğu hâlde onu kontrol edebilen, duyguları olduğu hâlde onların esiri olmayan ve sevdiği insanın duygularına alan açarken kendi sınırlarını da koruyabilen bir erkeğin varlığından doğar.