Toksik eski sevgiliyi unutma aşamaları

İlişki bitti. Size zarar verdiğini biliyorsunuz. Yaşadığınız yalanları, aşağılanmayı, bir gün yakınlık gösterip ertesi gün sizi yok saymasını hatırlıyorsunuz. Buna rağmen kafanızın içinde aynı konuşmaları tekrar tekrar yapıyorsunuz.

“Acaba hata mı yaptım?”

“Şurada başka türlü davransaydım sonuç değişir miydi?”

“Beni sevdiğini söyleyen insan bunları nasıl yaptı?”

Önce şunu anlamanız lazım: Bir insanı düşünmeden duramamanız, onun hayatınızın aşkı olduğunu göstermez. Ayrılmanın kötü bir olay ya da yanlış karar olduğunu da göstermez.

Size zarar veren bir ilişkiden çıktıktan sonra zihninizin ilişkiye takılı kalması, yasla ve yaşadıklarınızı henüz işleyememiş olmanızla ilgili. İlişkiden çıkmanıza rağmen yaşananların etkisinin henüz bitmemiş olması ile ilgili.

Kafanızdaki tekrar, geri dönmeniz gerektiği anlamına gelmiyor

Aynı olayları, soruları ve konuşmaları zihninizde durmadan döndürmeye ruminasyon deniyor.

Buradaki temel çatışma, eski sevgilinizin söylediği kişiyle size davranışlarıyla gösterdiği kişinin birbirini tutmaması.

Sizi sevdiğini söylüyor ama aşağılıyor. Yakınlık kuruyor, ardından küçümsüyor. Bir gün yanınızdan ayrılmak istemiyor, başka bir gün sizi terk etmekle tehdit ediyor.

Siz de bunları aynı insanın nasıl yaptığını anlamaya çalışıyorsunuz.

Üstelik ilişkinin içindeyken yaşadıklarınızı değerlendirecek alanınız olmayabilir. Sürekli bir sonraki kavgayı engellemeye, karşınızdakini sakinleştirmeye, çıkardığı yangını söndürmeye çalışıyorsanız, kendi duygularınıza ne zaman bakacaksınız?

İlişki bittikten sonra, o sırada işleyemediğiniz üzüntü ve şok önünüze geliyor.

Dolayısıyla zihninizin oraya dönmesini hemen “Onu hâlâ istiyorum” diye yorumlamayın. Yaşadıklarınızı anlamlandırmaya çalışıyor olmanızla, o insana geri dönmek istemeniz aynı şey değil.

Bu süreç genelde dört aşamalı ve bunlar geçilecek aşamalar. İçine yerleşip kimliğiniz hâline getireceğiniz yerler değil.

Birinci aşama: “Keşke biraz daha uğraşsaydım”

“Keşke daha sabırlı olsaydım.”

“Keşke o konuşmayı başka türlü yapsaydım.”

“Keşke onun geçmişte yaşadıklarını daha iyi anlasaydım.”

Burada ilişkinin iki tarafının sorumluluğunu da üstleniyorsunuz. Kendi söylediklerinizi ve yaptıklarınızı değerlendirmekle kalmıyor, onun size yaptıklarından da kendinizi sorumlu tutuyorsunuz.

Ama siz kendi davranışlarınızdan sorumlusunuz. Onun davranışlarından da o sorumlu.

Karşınızdaki insanın size zalimce davranmasını, sizin yeterince anlayışlı olamamış olmanızla açıklamak zorunda değilsiniz.

Bu aşamada zihniniz, ilişkinin bütün sırrını çözecek bir hata arıyor. Sanki o hatayı bulursanız her şey anlam kazanacak. Belki ilişki bile kurtulacak.

Eski sevgiliniz artık yanınızda değil ama onun yerine kendinizi suçlamaya devam ediyorsunuz. Kendi algınızdan şüphe ediyor, ortada sorumluluğunuz olmadığı yerde bile suçu üstleniyorsunuz.

Altındaki düşünce şu:

“Yeterince iyi olsaydım bunlar yaşanmazdı.”

Sevgiyi çocukken koşullu veya öngörülemez yaşadıysanız, başkasının duygularını yönetmeyi kendi göreviniz saymayı öğrenmiş olabilirsiniz. Böyle bir durumda kendinizi suçlamak, karşınızdaki kişinin sağlıklı bir yakınlık kuramadığını kabul etmekten daha güvenli gelebilir.

Peki burada ne yardımcı olur?

Öncelikle mesafe. Bu insanla iletişimi kesmelisiniz. Eğer aranızda küçük çocuk gibi bir bağ yoksa bu insana ulaşmayın ve onun size ulaşmasına izin vermeyin. Ortak küçük çocuklar varsa iletişimi çok sınırlı tutmalısınız ve çocuk hariç hiçbir konuda eski sevgiliniz ya da karınız ile muhatap olmayın.

İkincisi, ilişkinin duygusal karmaşasına kapılmamış insanların dışarıdan bakışını alın. Bu tarafsız bir arkadaşınız olabilir, terapist olabilir ya da ilişkiler konusunda tavsiye veren biri olabilir.

Üçüncü olarak da uzun süreli manipülasyon ile kirlenmiş yorumlarınızı somut olaylardan ayırın. “Ben onu kızdırdım” bir yorum. Ne söylediğiniz, onun ne yaptığı, ardından ne yaşandığı ise incelenebilecek olaylar.

Sürekli kendi ses tonunuzu, zamanlamanızı ve kelime seçiminizi didiklemek yerine davranış örüntüsüne bakın. YouTube’da sonsuza kadar “Narsistler neden böyle yapar?” videosu izlemek, yaşadığınız somut olayları değerlendirmenin yerine geçmiyor.

İkinci aşama: “Bir insan bunu nasıl yapar?”

Bir noktadan sonra yalnızca kendinizi suçlamayı bırakıyorsunuz. Bu defa şaşkınlık öne çıkıyor.

“Beni sevdiğini söyleyen biri bana bunu nasıl yaptı?”

“Başta beni göklere çıkaran insan nasıl bu kadar acımasız oldu?”

“Başka birine nasıl bu kadar çabuk geçti?”

Zihniniz, birlikte olduğunuzu sandığınız insanla gerçekten karşılaştığınız davranışları uzlaştırmaya çalışıyor.

Burada kaybettiğiniz yalnızca ilişki değil. O insan hakkında inandıklarınızı, ilişkinin ne olduğuna dair düşüncenizi de kaybediyorsunuz. Aslına bakarsanız gerçekte hiç var olmamış, aşk bombardımanı manipülasyonu ile yaratılmış bir insan tasavvurunun yasını tutuyorsunuz.

Bu aşamada dönüp bakacağınız yer, verilen sözlerden ya da eski sevgilinizin sözleri değil gördüğünüz davranışlar.

Size ne söylediğini, kendini size nasıl anlattığını tamamen unutun. Onların büyük bir kısmı tamamen manipülasyondu. Önemli olan size nasıl davrandığı.

Bir diğer zor adım da sizi tamamen tatmin edecek bir açıklama bulma beklentisini bırakmak. Karşınızdaki insanı yeterince analiz ederseniz bütün çelişkilerin çözüleceğini sanabilirsiniz. Bu arayış, yüzlerce saat içerik tüketmeye dönüşebilir.

Ama onu çözmeye çalışırken kendi kaybınızla ilgilenmeyi erteliyor olabilirsiniz.

Aslında bütün bunlar, onun bir gün değişeceği beklentisine tutunmanızdan kaynaklanıyor. Empati, sorumluluk ve dürüstlük göstermeyen birinin bunları ileride göstereceği umuduyla kendi hayatınızı beklemeye almayın.

Bir de “Son bir kez konuşalım, içimde kalmasın” meselesi var.

Bu amaçla yeniden temas kurmak beklenen rahatlamayı asla sağlamadığı gibi, iyileşme sürecini yeniden başa sarıyor. Aradığınız açıklamayı, size zarar veren kişiden alamayacaksınız.

Üçüncü aşama: Öfke ve size yapılanı açıkça görmek

Sonra öfke geliyor.

Yalanlara, aşağılanmaya, ihanete kızıyorsunuz. Bir yandan da “Ben bunlara nasıl katlandım?” diye kendinize öfkeleniyorsunuz.

Bu öfke aslında sizin özsaygınızın geri geldiğine ve kişisel sınırlarınızın yeniden kurulduğuna işaret. Size öyle gelmeyebilir ama iyileşmekte olduğunuza işaret. Daha önce normalleştirdiğiniz davranışların kabul edilemez olduğunu görmeye başlamanız önemli bir adım.

Ama öfkeyi hayatınızın kalıcı merkezi hâline getirirseniz iyileşmeniz tamamlanmadan takılı kalırsınız. Sürekli öfkeli olmak, sürekli iyileşiyor olmak demek değil. Size yapılan haksızlığı açıkça görebilmek de tek başına yol aldığınız anlamına gelmiyor.

Yasla yüzleşmekten kaçındığınızda öfke, bitmeyen bir haksızlığa uğramışlık duygusuna dönüşebilir. Sonra bütün kimliğinizi size yapılanların üzerine kurabilirsiniz. Her konuşma oraya bağlanır. Her içerik aynı öfkeyi besler. İlişki bitmiştir ama hayatınızın merkezinde hâlâ o vardır.

İnternette toksik bir ilişki sonrası öfke aşamasında yıllardır takılı kalan ve muhtemelen de bu aşamadan çıkmadan yaşlanıp gidecek insanlara sık rastlıyoruz zira bu insanlar yorum olsun, tavsiye olsun diğer insanlara oranla çok daha yüksek içerik üretimine sahipler.

Burada yapılacak şey öfkeyi inkâr etmek değil. Yıkıcı davranışlara dökmeden hissetmek, uğradığınız haksızlığa adını koymak ve bütün kimliğinizi bunun çevresinde kurmamak.

Fiziksel faaliyetler de duygusal gerilimi boşaltmaya yardımcı olabilir.

İzlediğiniz içeriklere de bakın. Başlangıçta öfkenizi fark etmenizi sağlayan bir içerik, bir süre sonra sizi aynı yerde tutmaya başlayabilir. Her gün sizi yeniden kızdıran videolar izliyorsanız bunun size ne yaptığını sorgulayın.

Ve öfkenin altındaki üzüntüye dönün. Kaybettiğiniz ilişkiye, boşa çıkan beklentilere, yaşadığınız hayal kırıklığına. Videonun vurguladığı geçiş burada.

Dördüncü aşama: Hatırlamak ama içine yeniden düşmemek

İyileşmek, eski sevgilinizi bir daha hiç düşünmemek anlamına gelmiyor.

Düşündüğünüzde bütün gününüzün ve bedeninizin o düşüncenin etkisine girmemesi anlamına geliyor.

Bir olay aklınıza geliyor. “Bunu gerçekten yaşamışım” diyorsunuz. Belki hâlâ şaşırıyorsunuz. Ama ardından hayatınıza devam edebiliyorsunuz.

Zihninizde saatlerce süren bir tartışma başlamıyor. Kendinizi savunma, ona bir şey anlatma veya geçmişi bir kez daha çözme zorunluluğu hissetmiyorsunuz.

Bunun için büyük bir affetme töreni gerekmiyor. Eski sevgilinizin karşısına geçip bütün söyleyeceklerinizi söylediğiniz muhteşem bir final sahnesi de gerekmiyor. Eğer söylemek istediğiniz şeyler varsa bunu bir günlüğe veya terapiste söylemeniz çok daha faydalı.

Bu aşamada geçmişi hatırlayabiliyorsunuz ama sürekli açıklamak, haklı çıkarmak veya yeniden yaşamak zorunda kalmıyorsunuz. Hayatınızı da onu anlamaya ya da kurtarmaya çalışmanın çevresinde kurmayı bırakıyorsunuz.

Kendinize dönebildiğinizde şu soruya yer açılıyor: Bu davranışlar o dönemde bana neden katlanılabilir geliyordu? Bir daha bunları kabul edilebilir görmemek için neyi değiştirmem gerekiyor?

Anlamak yetmiyor, yaşama biçiminizin de değişmesi gerekiyor

Farkındalık tek başına yeterli değil. Duyguların işlenmesi ve davranışların değişmesi eşlik etmezse, öğrendiğiniz kavramlarla yeni düşünce döngüleri kurabilirsiniz. Bu defa aynı ilişkiyi daha fazla psikoloji terimi kullanarak düşünürsünüz.

İyileşmenin göstergesi, eski sevgilinizi ne kadar ayrıntılı açıkladığınız değil; onu ne kadar hayatınızdan çıkardığınız, geçmişin bugünün içine ne kadar az girdiği, sizden sonra gelen kişiyle kendinizi kıyaslamayı bırakmanız, duygusal enerjiniz yeniden size ve kendi hayatınıza çevirmeniz.

Toksik bir ilişkiden çıkamayan birçok insandan “abi her şeyin farkındayım” lafını çok duyuyorum. Alkolik de alkolün hayatını yok ettiğinin farkında ama alkolden kurtulma daha fazla farkındalık ile değil alkolü tamamen hayatından ve sonra da zihninden çıkararak oluyor.

İyileşme, beklediğinizden daha sessiz olabilir. Bir gün fark edersiniz: O ilişki artık hayatınızın merkezinde değil. Bunu ilan etmeniz gerekmez. Kendinizi daha iyi hissediyorsunuzdur ve gününüze devam edersiniz.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.  Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımısaplantilizı da takip etmeyi unutmayın.

Narsist olması ile borderline olmasının bir farkı yok.

Bu makale, Dr. Tara J. Palmatier, PsyD’nin Help for Men YouTube kanalındaki “Why BPD and NPD Differences Don’t Matter” başlıklı yayınından çevrildi.

Borderline kişilik bozukluğu olan kişilerdeki istismar davranışlarını narsisistik, histrionik ve diğer B kümesi kişilik bozukluklarıyla birlikte ele aldığımda, hemen her defasında benzer yorumlar alıyorum:

“Borderline olanlarla narsisistler aynı değildir. Borderline kişiler sizi bilerek manipüle etmez. Psikolojik olarak hayatta kalmaya çalışırlar. Terk edilmekten korkarlar. Empati kurabilir, suçluluk ve gerçek pişmanlık hissedebilirler. Böyle davranmalarının nedeni acı çekmeleridir. Üstelik borderline tedavi edilebilir. Onları neden narsisistlerle aynı gruba koyuyorsunuz?”

Ardından genellikle klinik ayrımları yeterince gözetmediğim söyleniyor. Bazen buna azar, utandırma ve benim hakkımda amatör psikolojik çözümlemeler de eşlik ediyor.

Peki, şöyle düşünelim: İki kişi denize giriyor. Birine kaplan köpekbalığı, diğerine büyük beyaz köpekbalığı saldırıyor. İkisi de bir bacağını kaybediyor. Sonra bir deniz biyoloğu, kaplan köpekbalığının saldırdığı kişinin hastane odasına girip şöyle diyor:

“Bir dakika. Burada biraz daha dikkatli ayrım yapmalıyız. Kaplan köpekbalıklarıyla büyük beyazlar aynı değildir. Aynı nedenlerle saldırmazlar. Size saldıranın içsel motivasyonu tamamen farklıydı. Onları aynı gruba koymak haksızlık.”

Çok ilginç. Ama adamın bacağı hâlâ yok.

Benim üzerinde durduğum mesele de bu: Siz istismara uğrarken, karşınızdaki kişinin davranışını açıklayan tanısal farklılıklar, o anda ne yapmanız gerektiği sorusunun ne kadarını cevaplıyor?

Farklı tanılar, benzer zararlar

Borderline kişilik bozukluğu ile narsisistik kişilik bozukluğunun farklı tanılar olduğunu biliyorum. Uzun zamandır psikoloğum. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimimde bu ayrımlar işlendi. Birbirleriyle örtüşen ilişki davranışlarını tartışmak, iki bozukluğun psikolojik açıdan özdeş olduğunu ileri sürmek değildir.

Farklı psikolojik mekanizmalar, ilişkilerde çok benzer sonuçlar doğurabilir. Başka bir ifadeyle, farklı yollar aynı yere çıkabilir.

Yıllar önce yazdığım bir makalede bunu arsenik ve siyanür üzerinden anlatmıştım. Kimyasal olarak farklıdırlar ama ikisi de zehirdir. Köpekbalığı örneğinde de aynı durum geçerli. İki türün farklı olması, ikisinin de ciddi zararlarını birlikte konuşmamıza engel değil.

Üstelik gerçek insanlar, tanı kitaplarındaki kategorilerin kusursuz ve birbirinden yalıtılmış örnekleri de değiller. Bir kişide farklı şiddetlerde çeşitli özellikler bulunabilir. Birden fazla kişilik bozukluğunun ölçütlerini karşılayabilir. Her biri için tam tanı ölçütlerini karşılamadan da belirgin narsisistik, borderline, histrionik, paranoid veya antisosyal özellikler gösterebilir.

İçsel yapı farklı olabilir. Terk edilmeye duyarlılık, hak görme, empati güçlükleri, kimlik sorunları ve davranışa ilişkin farkındalık düzeyi de farklı olabilir. Fakat istismar içeren bir ilişkiden söz ediyorsak, özellikle de istismara uğrayan kişinin pozisyonundan bakıyorsak, koltukta oturup istismarcıya tanı koymaya çalışmaktan daha önemli sorularımız var.

Partnerinize hayır dediğinizde ne oluyor? 

Bir sınır koyduğunuzda nasıl tepki veriyor? 

Olayları onun anlattığından farklı hatırladığınızı söylediğinizde ne yaşanıyor?

Arkadaşlarınızla veya ailenizle vakit geçirmek istediğinizde başınıza ne geliyor?

Sizin ayrı bir insan olmanıza, kendi kararlarınızın bulunmasına tahammül edebiliyor mu?

Sizi incittiğinde gerçek bir sorumluluk alabiliyor mu? 

Kendi istekleri karşılanmadığında da size empati gösterebiliyor mu? 

Reddedildiğini, eleştirildiğini, kıskandığını veya terk edildiğini hissettiğinde misillemeye başvuruyor mu?

Öfkeyi, suçluluk hissettirmeyi, tehditleri, geri çekilmeyi, asılsız suçlamaları, maddi baskıyı, çocukları, cinselliği veya kendine zarar verme tehditlerini sizi istediği gibi davranmaya zorlamak için kullanıyor mu? 

İlişkiyi bitirmeye çalıştığınızda ne oluyor?

Bunlar, her gün gerçekte neyle yaşadığınızı anlamanıza yardım eden sorular. “Ama borderline ile narsisizm farklıdır” demek, bu çok daha önemli soruların hiçbirini cevaplamıyor.

Partneriniz size vuruyorsa şiddet uyguluyordur. Sizi cezalandırmak için çocukları kullanıyorsa onları çatışmanın ortasına çekiyordur. Ayrılmanızı engellemek için intihar tehdidini kullanıyorsa, şantaj ve tehdit ile baskı ve kontrol kurmaya çalışıyordur. Bunun altında terk edilme korkusu, narsisistik incinme veya birkaç farklı etken bulunması, davranışın size feci derecede verdiği zararı ortadan kaldırmaz.

Çifte standart: Borderline kadında sebeplere, narsist erkekte davranışlara odaklanmak

Bu tartışmalarda dikkatimi çeken başka bir şey var. Borderline bir kadın çoğu zaman iç dünyası üzerinden anlatılıyor: Travması var, duygularını düzenleyemiyor, kendini kontrol edemiyor, böyle olmayı kendisi seçmedi.

Narsisistik bir erkek ise dışarıdan görülen davranışlarıyla anlatılıyor: Kontrol ediyor, sevgi bombardımanı yapıyor, cezalandırıyor, istismar ediyor.

Bu anlatım yüzünden borderline kadın daha fazla şefkat uyandırıyor. Birinin yaşadığı sıkıntıyı, diğerinin yaptığı kötülükleri anlatıyorsunuz. Oysa dışarıdan bakıldığında bu iki insan grubunun davranışlar ve verdikleri zararlar birbirlerine çok benziyorlar, hatta çoğu zaman aynılar.

Bakış açısını değiştirdiğimizi ve narsist erkeği de iç dünyası üzerinden anlattığımızı düşünelim. “Eleştirildiği için öfkeye kapılıp eşini duvara çarptı” demek yerine, aynı erkeği de şöyle anlatabilirsiniz: “Kırılgan benlik saygısı, dayanılmaz bir utanç ve aşağılanma duygusuyla sarsıldı; psikolojik olarak dağılmaya karşı ilkel savunmaları harekete geçti.”

Bir anda daha anlayışlı bir açıklama elde ettiniz. Fakat bu, adamın eşini duvara çarpmış olduğu gerçeğini değiştirmedi.

Şimdi tersini yapalım. “Partneri ayrılmak istediğinde yoğun terk edilme korkusu yaşadı ve duygusal kontrolünü kaybetti” yerine, kadının yaptıklarını anlatalım: Eşi ilişkiyi bitirirse kendisini öldürmekle tehdit etti. Çocukları götürmesine izin vermedi. Telefonunu kırdı, kollarını tırmaladı ve ardından polisi arayıp yalan söyledi, onu istismarla suçladı.

İçeride yaşanan dehşetle dışarıdaki yıkıcı davranışlar aynı anda var olabilir. Bu iki anlatım birbirini dışlamaz. Değişen şey, hikâyenin hangi bölümünü öne çıkardığınız ve dinleyicide hangi duyguyu oluşturduğunuzdur.

Partnerinizin travması, size uyguladığı istismarı daha az istismar hâline getirmez. Yalnızca davranışı gerçekleştiren kişinin sıkıntısına odaklanırsanız, hemen her yıkıcı davranışı daha fazla şefkat uyandıracak biçimde anlatabilirsiniz.

Benim sorum şu: Psikolojik açıklama hangi noktada yararlı bir bağlam olmaktan çıkıp sorumluluktan muafiyet sağlayan bir mazerete dönüşüyor?

Altta yatan psikolojiyi anlamanın tanı, tedavi ve risk değerlendirmesi açısından değeri vardır. Ama köpekbalığını anlamakla, saldırıya uğrayan insanı köpekbalığından kurtarmak aynı iş değil. Saldırıya uğrayan insanın asıl yapması gereken şey köpekbalığından kurtulmak, onu anlamak değil.

Toksik partnerin neden böyle davrandığını anlamaya çalışmayın

İstismara uğrayan danışanlarla çalışırken, partnerlerinin neden böyle davrandığını anlamaya çalışmaya saplanıp kalmalarını genellikle teşvik etmiyorum. Çünkü toksik bir insanın toksik davranışını anlamak için dikkate almaları gereken açıklamalardan en önemlisi ve muhtemelen tek bilmeleri gereken şu: Bu davranışı yapıyor zira bu davranış sizi kontrol etmesini, sizden istediği sonucu almasını sağlıyor.

Partneriniz gerçekten sıkıntı yaşıyor diyelim. Peki, neyin sıkıntısını yaşıyor? Kendisine hayır denmesinin mi? Sorumluluk almasının istenmesinin mi? Yeterince ilgi görmediğini düşünmesinin mi? Sizin sınırlarınızın olmasının mı? Ondan bir yetişkin gibi davranmasını beklemenizin mi?

Onun sıkıntısının gerçek olması, sizin ona haksızlık yaptığınız veya bu sıkıntıyı sona erdirmekten sorumlu olduğunuz anlamına gelmez.

Öfke, tehdit, suçlama ve diğer zorlayıcı davranışlar tekrar tekrar güvence, ilgi, kontrol veya karşı tarafın boyun eğmesiyle sonuçlanıyorsa, bu davranışların devam etmesini sağlayan bir düzen oluşur. Bunun ne kadarının bilinçli olduğu, ne kadarının öğrenilmiş davranışlardan veya başka psikolojik süreçlerden kaynaklandığı, sizin ve çocuklarınızın üzerindeki aşırı zararlı etkiyi ortadan kaldırmaz.

Üstelik “Neden böyle davranıyor?” sorusu her zaman yalnızca anlamaya yönelik değildir. Bazen inkâr ve pazarlığın bir parçasıdır.

“Aşık olduğum kadına ne oldu? Ne değişti? Ben neyi yanlış yaptım? Başka türlü davransaydım bunlar olmaz mıydı? İlişkinin başındaki hâline dönmesi için ne yapabilirim?”

Çünkü şu anda gördüğünüz davranışları kabul etmek, sahip olduğunuzu sandığınız ilişkiyi bırakmak anlamına gelebilir. Başlangıçtaki aşk bombardımanı sırasında tanıdığınızı sandığınız kişiyi geri getirecek bir formülün sizin elinizde olmadığını kabul etmek zorunda kalabilirsiniz.

Bu sırada partneriniz değişmesinin nedeninin siz olduğunuzu söylüyor olabilir:

“Sen daha ilgili olsaydın böyle olmazdım. Beni gerçekten sevseydin bunları yaşamazdık. Beni bu hâle sen getirdin.”

Bir süre sonra bu yalana siz de buna inanmaya başlayabilirsiniz. Onu siz değiştirdiyseniz, belki yaptığınız hatayı bulup düzelterek eski hâline döndürebilirsiniz. Köpekbalığını durmadan çözümlemeye çalışmanın tuzağa dönüştüğü yer burasıdır.

Anlamak, ne zaman mazeret üretmeye dönüşüyor?

Çocukluğunu öğreniyorsunuz. Travmalarını, bağlanma biçimini, tetikleyicilerini ve kişilik özelliklerini araştırıyorsunuz. Sonra düşünceleriniz şu yönde ilerlemeye başlıyor:

“Belki eleştirilmek ona çok ağır geliyor. Belki o kadar gerginken duygularımı anlatmamalıydım. Belki kendisini öldürmekle tehdit etmesi manipülasyon değildi; yalnızca çok çaresizdi.”

Gerçekten çaresiz hissetmiş olabilir. Fakat çaresizlik ile zorlayıcı kontrol birbirini dışlayan şeyler değildir.

Sonra şu sonuca geliyorsunuz: “Ona yeterince güvende olduğunu hissettirebilirsem bir daha yapmaz.” Böylece yeniden başladığınız yere dönüyorsunuz. Kendi davranışlarınızı, onun size kötü davranmasını engellemek etrafında düzenliyorsunuz. Hâlâ onun istismarının durması için sizin neyi farklı yapmanız gerektiğini soruyorsunuz.

Anlamak açıklamaya, açıklamak gerekçelendirmeye, gerekçelendirmek mazeret üretmeye, mazeret üretmek uyum sağlamaya dönüşebiliyor. Sonunda uyum sağladığınız şey, istismara maruz kalmaya devam ettiğiniz bir hayat oluyor.

Empati kurmak veya anlamaya çalışmak kendiliğinden istismarı sürdürmek anlamına gelmez. Ancak danışanlarımın önemli bir kısmında sorun, istismar eden partnere karşı empati eksikliği değil. Tam tersi.

Muhtemelen onun hakkında zaten çok şey biliyorsunuz. Hangi konuların açılmaması gerektiğini, hangi arkadaşların sorun çıkaracağını, ne zaman hiçbir yanlış yapmadığınız hâlde özür dilemeniz gerektiğini biliyorsunuz. Onun duyguları daha büyük ve daha önemli sayıldığı için kendi duygularınızı ne zaman bastıracağınızı da biliyorsunuz.

Ruh hâlindeki küçük değişiklikleri, ses tonunu, beden dilini, hatta iç çekişini bile takip ediyor olabilirsiniz. İstismar içinde yaşayan insanlar bunu öğrenir. Sevgi dolu bir ilişkide yaşamak için sürekli böyle tetikte olmak gerekmez.

Kontrolün oluşması için her şeyin önceden planlanması gerekmez

Bir başka itiraz şu: “Narsisistler bilinçli olarak manipüle eder. Borderline kişiler ise bilerek yapmaz; yalnızca duygularını düzenleyemez.”

Oysa olasılıklar bu iki seçenekten ibaret değildir. Zorlayıcı kontrolün oluşması için birinin sabah kalkıp “Bugün partnerimi nasıl yönlendireyim?” diye ayrıntılı plan yapması gerekmiyor.

Diyelim ki arkadaşlarınızla buluşmak istediğiniz her seferinde partneriniz öfke patlaması yaşıyor. Belki sizi bilinçli olarak yalnızlaştırmaya çalışıyor. Belki gerçekten terk edilme paniği yaşıyor. Belki ikisi birden var.

Bu yeterince tekrarlandığında arkadaşlarınızı görmeyi bırakıyorsunuz. Çünkü giderseniz ne olacağını biliyor ve bir kez daha aynı olaylarla uğraşmak istemiyorsunuz. Artık size açıkça “Arkadaşlarınla görüşemezsin” demesi gerekmiyor. Arkadaşlarınızı görmenin bir bedeli olduğunu öğrendiniz.

Her itiraz ettiğinizde öfkeleniyorsa, bir süre sonra itiraz etmekten vaz geçiyorsunuz. Telefonunuzu ve şifrelerinizi vermediğinizde sizi aldatmakla suçluyorsa, sonunda mahremiyetinizden vazgeçiyorsunuz. İşe gitmek için evden çıktığınızda kendisine zarar vermekle tehdit ediyorsa, sabah alarmını duymaktan bile korkar hâle gelebiliyorsunuz.

Öğrendiğiniz ders şu oluyor: “Kendi kararımı verirsem kötü bir şey olacak. Onun tepkilerinden ben sorumluyum. Yanlış bir hareket yaparsam yeniden patlayacak.”

Bunun oluşması için sizin gerçekten yanlış yaptığınıza inanmanız bile gerekmiyor. Bir sonraki öfke nöbetini, suçlamayı veya çocukların önünde yaşanacak sahneyi önlemek, sonrasındaki cezayla uğraşmaktan daha kolay görünmeye başlıyor.

Davranışlarınız onun tepkilerini önlemek etrafında şekilleniyorsa, bu düzenin kontrol edici ve istismar edici olması için her ayrıntının bilinçli tasarlanmış olması şart değildir.

“Ne yaptığının farkında değil” açıklaması yeterli mi?

Pek çok danışanım, partnerine davranışlarının etkisini anlatmayı defalarca denedi. Öfkenin, tehditlerin, suçlamaların kendilerini nasıl etkilediğini açıkladılar. Sakin konuştular, empati kurdular, kelimelerini büyük dikkatle seçtiler. Bazen de tükenmişlik içinde ne düşündüklerini açıkça söylediler.

Benim karşılaştığım örneklerde, nasıl anlattıklarından bağımsız olarak bu konuşmalar çoğu zaman iyi gitmiyor. Partnerleri öfkeleniyor, söylenenleri reddediyor, onların fazla hassas olduğunu ileri sürüyor veya sınır koymayı kendisine yapılan bir kötülük gibi sunuyor.

“Sen beni suçluyorsun. Asıl bana kötü davranan sensin. Senin yanında kendimi güvende hissetmiyorum.”

Böylece davranışın etkisini anlatmanız, size yöneltilen yeni saldırının gerekçesine dönüşüyor. Konuşma yeniden onun mağduriyeti etrafında dönmeye başlıyor.

Bir insan neden böyle tepki verdiğini anlamıyor olabilir. Bu, ne yaptığı ve bunun sizi nasıl etkilediği kendisine hiç söylenmemiş demek değildir. İkisini birbirinden ayırmak gerekiyor.

Siz yıkıcı davranışı dile getiriyorsunuz; o davranışı konuşmaya çalışmanız cezalandırılmanızın yeni nedeni oluyor. Tanı farklılıkları, bu örüntünün size ne yaşattığını değiştirmiyor.

Empati kapasitesi ile empatik davranmak aynı şey değil

“Ama empati kurabiliyor” deniyor. Peki, sizinle anlaşamadığında, size öfkelendiğinde, sizi kendi sıkıntısının nedeni olarak gördüğünde de bu empatiyi sürdürebiliyor mu?

Empati kapasitesinin bulunmasıyla tutarlı biçimde empatik davranmak aynı şey değildir. Bazen gerçek pişmanlık da yaşanabilir. Ancak kendi çalışmalarımda sıkça gördüğüm başka bir durum var: Kişi, size yaptığından çok, yaptığının kendi hayatında doğurduğu sonuçlar için üzülüyor.

Sizi incittiği için üzülmek ile sizi kaybetmekten, sonuçlarla karşılaşmaktan veya istediğini elde edememekten dolayı üzülmek aynı değildir.

Pişmanlık da tek başına sorumluluk almak değildir. Asıl soru şu: Davranışının sorumluluğunu taşımaya tahammül edebiliyor mu? Çünkü sorumluluk alınmadan anlamlı değişim ve gelişim beklemek güçleşiyor.

Değişmeyi gerçekten isteyebilir. Fakat değişmek istemekle, bunun gerektirdiği zor işi yapmak farklı şeylerdir. Pazar sabahı içtenlikle ağlayıp pişmanlık gösterebilir ve pazar öğleden sonra aynı davranışı tekrarlayabilir. Burada yalnızca gözyaşlarının gerçek olup olmadığını tartışmak yeterli değildir. Anlamlı ve kalıcı olarak neyin değiştiğine bakmanız gerekir.

“Tedavi edilebilir” sizin ilişkiniz için bir garanti değildir

Bir başka savunma da “Borderline tedavi edilebilir” ifadesi. Bu sözden, tek başına taşıyabileceğinden çok daha fazla sonuç çıkarılıyor.

Anlamlı değişim; bir sorun olduğunu kabul etmeyi, sorumluluk almayı, tedaviye düzenli katılmayı, zorlayıcı geri bildirimlere tahammül etmeyi, duygusal olarak zorlanırken yeni davranışları uygulamayı ve bunları yeterince uzun süre sürdürmeyi gerektirir. Üstelik yalnızca terapistin odasında değil, günlük yaşamda da.

Tedavi edilebilir olmak, ilişkinin başındaki sevgi bombardımanına geri döneceği anlamına gelmez. Şu anda sizin için güvenli bir partner olduğunu veya belirli bir süre sonra mutlaka güvenli olacağını da göstermez.

Belirtilerin azalmasıyla yaşamın ve ilişkilerin sağlıklı işlemesi aynı şey değildir. Bir kişinin artık tanı için yeterli sayıda ölçütü karşılamaması, ilişkilerinde, işinde ve hayatında iyi işlev gösterdiğini tek başına kanıtlamaz.

Tedavi araştırmalarına katılan, sürece devam eden ve tamamlayan kişiler hakkında elde edilen sonuçlar, sizin partnerinizin ne yapacağını söylemez. Terapiye yalnızca terapistin sizi düzelteceği beklentisiyle gelen biriyle, kendi davranışları üzerinde dürüstçe çalışmaya hazır biri aynı durumda değildir.

Sizin için önemli olan, partnerinizin dürüstçe katılım gösterip göstermediği, sorumluluk alıp almadığı, davranışlarını değiştirip değiştirmediği ve bu değişimin terapi odasının dışında sürüp sürmediğidir.

Partnerinizin empati kapasitesi bulunması, pişmanlık göstermesi veya değişmek istediğini söylemesi, tedavinin işe yarayıp yaramayacağını görmek için istismar içeren bir ilişkide kalmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.

Şu sorulara ihtiyacınız var: Bu ilişki şu anda benim için güvenli ve sağlıklı mı? Gerçek bir davranış değişimi nasıl görünürdü? O değişim, güvenebilmem için yeterince uzun süredir devam ediyor mu?

Klinik ayrıntılara dikkat etmek, istismara mazeret bulmayı gerektirmez

Borderline kişilik bozukluğu olan biriyle çalışıyor olsaydım, terk edilme korkularını, duygularını düzenlemekteki güçlüklerini, kimlik sorunlarını ve travma geçmişini elbette anlamak isterdim. Ama bunu, bu sorunlar üzerinde çalışabilmek için yapardım. Çevresindeki herkesin daha fazla anlayış göstermesi ve yıkıcı davranışlara uyum sağlaması gerektiğini söylemek için değil.

Travmatik bağlarla ilişkide kalan, başkalarını kurtarmaya çalışan ve diğer yetişkinlerin duygularının sorumluluğunu üstlenen danışanlarımla da benzer bir yaklaşım izliyorum. Neden gereğinden fazla sorumluluk üstleniyorsunuz? Neden kurtarmaya çalışıyorsunuz? Neden tahammül etmemeniz gereken davranışlara tahammül ediyorsunuz?

Bu örüntülerin nereden geldiğini anlamak yararlıdır. Ancak bir noktada, kendi davranışlarınız içinde neleri değiştirebileceğinize geçmeniz gerekir. Anlamak, çalışmanın başlangıcıdır; tamamı değildir.

Farklı kişilik yapıları, davranışları farklı etkenlerin harekete geçirdiği ve tedavide farklı konuların ele alınması gerektiği anlamına gelir. Bir tanının, kişinin içsel acısı sürekli öne çıkarıldığı için sorumluluktan muaf tutulması gerektiği anlamına gelmez.

Benim bu konudaki çalışmalarımın odağında istismara uğrayan kişiler var. Bir adam “Bana zarar veriyor” dediğinde, konuşmanın hemen ona zarar veren kişinin ne kadar acı çektiğine dönmesi başlı başına dikkate değer.

İstismara uğrayan kişinin gördüğü zararı konuşurken de aynı şey yapılıyorsa, onun deneyimi yine arka plana itiliyor. Köpekbalığının davranışını anlamak, saldırı hikâyesinin başkahramanını köpekbalığı yapmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.

Ona kıyıdan da şefkat duyabilirsiniz

Birinin terk edilme korkusunu anlayabilir ve kendi iyilik hâlinizi bu korkuya teslim etmeyebilirsiniz. Şefkati ve etkili psikolojik yardımı hak ettiğini düşünebilir, partnerinin de aynı şeyleri hak ettiğini kabul edebilirsiniz.

Başka birinin travmasının, sizi tekrar tekrar travmatize etme hakkı vermediğine karar verebilirsiniz. Kendinizi korumayı seçmeden önce ona kusursuz bir tanı koymanız gerekmez. Borderline olabilir, narsisistik özellikler taşıyabilir, birden fazla sorun yaşayabilir veya hiç tanı almamış olabilir. Yine de size gerçekte ne yaptığına bakabilirsiniz.

Bu nedenle yalnızca “Bunu neden yapıyor? Neyi tetikledim? Onu durdurmak için ne yapmalıyım? Başlangıçtaki kadını nasıl geri getiririm?” sorularıyla kalmanızı istemiyorum. “Beni bu ilişkide tutan ne? Bana tekrar tekrar zarar veren birine bağlı kalmamın altında ne var?” sorularını da sormanızı istiyorum. Yalnızca “Çünkü onu seviyorum” demek, bunları yeterince açıklamıyor.

Benim önceliğim, suda kanayan ve hâlâ saldırıya uğrayan kişiye yardım etmek. Bazen önce neden sudan çıkması gerektiğini anlaması üzerinde uzun süre çalışıyoruz. Bazen çocuklar, para veya başka gerçek koşullar yüzünden hemen tamamen çıkamıyor. Bazen de ilişkinin bitmesi, özellikle ortak çocuklar varsa, diğer kişinin hayatından çıkması anlamına gelmiyor.

O zaman elimizdeki koruma imkânları üzerinde çalışıyoruz: sınırlar, kısa ve konuya odaklı iletişim, yaşananları kayıt altına alma, gri kaya yaklaşımı, paralel ebeveynlik ve iletişim uygulamaları gibi maruziyeti azaltabilecek yollar.

Ben tanıları aynılaştırmıyorum. Birbirleriyle örtüşen istismar davranışlarını, bunlara maruz kalan kişi açısından taşıdıkları önem üzerinden birlikte ele alıyorum.

Köpekbalığına kıyıdan da üzülebilirsiniz. Birinin acısını kabul etmek için onun size zarar vermeye devam edebileceği yerde kalmanız gerekmez.

Kırılgan narsist kadın ile borderline kadın arasındaki 5 temel fark

Kırılgan narsist kadın ile toksik bir ilişki içinde olan ya da toksik bir ilişkiden yeni çıkmış erkeklerden soru ve hikayeler alıyorum. Ama bu erkeklerden bazıları hikayelerini ve “kırılgan narsist” sevgililerinin yaptıklarını paylaştıkça, bahsi geçen sevgilinin daha çok sınırda kişilik bozukluğu (SKB – borderline personality disorder – BPD) ya da hem sınırda kişilik bozukluğu hem de kırılgan narsist özellikler gösterdiğini görüyorum.

Bu bölümde, sınırda kişilik bozukluğu ile narsist kişilik bozukluğu arasındaki temel farkları ele alarak, kafa karışıklığını bir nebze de olsa gidermeye çalışacağım.

Başlamadan, bu yazının bilgilendirme amaçlı olduğunu, terapi yerine geçmeyeceğini belirtmek istiyorum. Eğer terapi gerektiren bir probleminiz varsa, bir uzmandan yardım almanızı tavsiye ederim.

İlk bölümde en temel farkları ele alacağım ve ikinci bölümde de kalan 5 farkı ele alacağım.

#1 Kırılgan narsist kadın ile borderline kadının temel korkuları farklıdır.

Sınırda kişilik bozukluğu olan bir kadının temel korkusu terk edilmektir. Kırılgan narsist kadının temel korkusu ise gerçek benliğinin açığa çıkmasıdır.

SKB’li kadın için terk edilme, bırakılma korkusu sadece rahatsız edici değildir. Gerçekten acı vericidir ve bazen hayati tehlike gibi hissedilir. Geç gelen bir mesaj, partnerin ses tonundaki hafif bir değişim, partnerin bir arkadaşı ile konuşması ya da başka birine saniyelik bir bakış atması gibi ufak şeyler bile, sınırda kişilik bozukluğu olan kadının sinir sisteminde, büyük alarm çanlarının tetiklenmesine neden olur. Terk edilme korkusu devreye girdiği anda da, hızlı bir şekilde kontrolden çıkabilir. Ağlama krizine girebilir, sözel ve fiziksel olarak saldırganlaşabilir, sizi yapmadığınız şeylerle suçlayabilir, onu terk etmemeniz için yalvarabilir ya da ilişkiyi sabote edecek şeyler yapabilir.

Trajik olan şu ki, sınırda kişilik bozukluğu olan kadın, bu süreç içerisinde hem kendisine hem de size zarar verir, geri alamayacağı şeyler söyler, sonradan çok pişman olacağı şeyler yapar ve bazen acısını kendisine yöneltir. SKB’li kadının reaksiyonları, panik ve duygusal düzenleme yoksunluğundan kaynaklanır.

Kırılgan narsist kadın ise, terk edilmeyi o kadar kafaya takmaz ama gerçek benliğinin ortaya çıkmasından çok korkar. Temel korkusu, birinin maskesini ve maskesinin ardındaki yüzü göreceği korkusudur. Karşısındakinin kendisinin mükemmel, nazik ve ahlaki olarak görmesini ister ve bunun hiç de böyle olmadığını anlamasından korkar.

Kırılgan narsist kadın paniğe kapılmak yerine, oldukça savunmacı bir pozisyona geçer. Kendini geri çeker, soğuklaşır, mağduru oynar ya da onun maskesini düşürdüğünüz ve kırılgan bir pozisyona soktuğunuz için sizi cezalandırma planları yapar ve uygular.

Hem kırılgan narsist kadın, hem de borderline kadın sizi manipüle edebilir, size bağırıp çağırabilir ve size çok kötü şeyler söyleyebilir. Ama bu davranışlarının arkasındaki sebep çok farklıdır.

#2 İdealizasyon (aşk bombardımanı) ve devalüasyon döngüleri farklıdır.

Tedavi edilmemiş sınırda kişilik bozukluğu ile yaşayan bir kadınla ilişkinin en kafa karıştıran yanı, sürekli olarak devam eden idealizasyon – devalüasyon döngüsüdür. Bu döngü sadece ilişkinin başında olmaz. İlişki boyunca devam eder ama zaman içerisinde bir moddan diğerine geçiş daha hızlı ve yoğun olmaya başlar. Bir dakika önce kahraman muamelesi görürken bir dakika sonra onun düşmanı olursunuz. Ama sonra yoğun bir sevgi, seks ve samimi bir yakınlığa boğulursunuz. Sonra yine bok çukuruna atılırsınız.

Kırılgan narsist ile idealizasyon – devalüzasyon döngüsünün başı hemen hemen aynıdır. Yoğun bir bağ, hayranlık, mükemmel bir gelecek vaatleri, vs. Ama borderline kadının duygusal döngüleri yerine, zaman içerisinde yavaş ve istikrarlı bir düşüş görürsünüz. İdealizasyon ve aşk bombardımanı söner gider ve sürekli olarak maruz kaldığınız eleştiriler, hayal kırıklıkları ve öfke gelir. Yani kırılgan narsist kadın genellikle idealizasyon – devalüasyon döngüsüne girmez, en azından bir şey elde etmek ya da toplum önünde iyi görünmek için manipülasyon yapması gerekmediği sürece girmez.

#3 Kırılgan narsist kadın ile bordeline kadının öz imajları farklıdır.

Sınırdak kişilik bozukluğu olan kadının benlik hissi parça parça ve dengesizdir. Her gün çok değişik hisler hissedebilir. Hedefleri, inançları, değerleri ve kendini nasıl gördüğü, kiminle olduğuna ya da o an ne hissettiğine göre değişebilir.

Kırılgan narsist kadın ise dikkatle inşa ettiği bir benlik imajına sıkı sıkıya sarılır. Bu imaj, çocukları için kendini feda eden bir anne, keşfedilmemiş dahi, ahlaki olarak daha üstün olan mağdur olabilir. Öz imajı sabittir ve eleştiriye ya da öneriye açık değildir. Benliğine yönelik her tehdit, yoğun bir savunma ile karşılanır.

Borderline kadın her eleştiriyi veya öneriyi içselleştirip, kendi değersizliğinin, sevilemezliğinin ve terk edilecek oluşunun kanıtı olarak görür. Bu da kendine acıma, af dileme ve kendi değerini kanıtlamak ve terk edilmemek için yoğun çabalama seanslarına neden olur.

#4 Empati ve iletişim konularında farklıdırlar.

Duygularını yönetebildiklerinde, sınırda kişilik bozukluğu olan kadınlar çoğu insandan daha empatiklerdir. Başkalarının duygularını derinden hissedebilirler. Ama borderline kadın duygusal olarak tetiklendiğinde, bir düğmeye basılmış gibi değişir. Sinir sistemi hayatta kalma moduna girer ve empati ortadan kalkar. Siz istediğiniz kadar sakin ve mantıklı olun, söylediklerinizi ihanet, terk etme olarak algılar. Konuşmayı yargılama, dediğiniz ve demediğiniz her şeyi, sizin ne kadar kötü, kötü niyetli biri olduğunuzun kanıtı olarak algılar.

Kısacası korku ve terk edilme kaygısı devreye girdiğinde, her şey alt üst olur. Bu korkular devredeyken, siz onun partneri değil düşmanı olursunuz. Ama borderline kadın sakinleştiğinde, duygusal fırtınanın sona ermesi ile sinir sistemi yatıştığında, yoğun bir pişmanlık hisseder. Sıklıkla özür diler ve bazen ayaklarınıza kapanarak özür diler.

Sınırda kişilik bozukluğu olan bir insan tedavi görmediği, bu duyguları ve davranışları yönetmeyi öğrenmediği sürece, aynı döngü tekrarlanır durur.

Kırılgan narsist kadın nadir olarak özür diler veya pişmanlık hisseder. İlişkinin başlarında hissettiğiniz empati ise tamamen illüzyondur. Kırılgan narsist kadın sizin hislerinizi anlamaz ama onların üstünde çalışır. Sizin duygusal bağ sandığınız şey, genellikle bilişsel empatidir. Sizin duygularınızı stratejik olarak anlama, taklit etme işidir, kalpten bir deneyim paylaşımı değil.

Kırılgan narsist kadın çatışma anlarında borderline kadın gibi duygusal fırtınalara sürüklenmez. Tam tersi oldukça dikkatle hesap kitap yapan ve sizi cezalandıracak planlar yapan birine dönüşür. Sizin cezalandırılmanız için, onunla anlaşamıyor olmanız yeterli bir sebeptir zira kırılgan narsist kadının zihninde siz, onunla ters düşmekle kalmayıp, ona zarar vermeye, onu kontrol etmeye ve maskesini düşürmeye çalışıyorsunuzdur.

Kırılgan narsist kadın için her anlaşmazlık, egosuna ve imajına yapılan bir saldırıdır. Kendi sorumluluğunu kabul etmek yerine, manipülasyon yapması için bir tetikleyicidir. Kırılgan narsist kadın anlaşmazlık durumlarında inkar eder, saldırır, mağdur – saldırgan rollerini değiştirmeye çalışır. Bir konuda eleştirin, bir anda suçlanan kişi siz olursunuz. Bir konuda duygularınızı belirtin, ona zarar vermeye çalışan kişi olursunuz.

Kırılgan narsist kadın mağduru oynarken sessiz ve ağlamaklı olduğu için, kendinizden şüphe etmeye başlamanıza neden olur. Gerçek narsistin kendiniz olup olmadığınızı sorgulamanıza neden olur.

Kırılgan narsist kadın ile ilişkide ihtiyaçlarınızı, duygularınızı, endişelerinizi konuşmaya, ya da bir sorunu çözmeye çalıştığınızda, ne kadar saygılı ve kibar olursanız olun, o konuşmayı kafası karışık, yönünü kaybetmiş ve az önce ne olduğunu anlayamaz bir şekilde bitirirsiniz ki kırılgan narsist kadının kontrolü elinde tutma yöntemi tam olarak da budur. Sizi kafası karışık, yönünü kaybetmiş ve ne olduğunu anlayamayan biri haline getirmek.

#5 Çifte standartlar farklıdır.

Tedavi edilmemiş SKB sorunu olan bir kadının çifte standartları, terk edilme korkusundan ve duygu yönetiminin olmamasından kaynaklanır. Örneğin sizin onun için 7/24 hazır olmanızı, ona sürekli güven vermenizi bekler. Ama kendisi tetiklendiğinde, ortadan kaybolabilir veya sizin sınırlarınızı ihlal edebilir. Bu davranışlarını korkuya kapılmasına, tetiklenmesine, duygusal olarak kaldıramayacağı bir yoğunluğa ulaşmasına bağlar ki bunda doğruluk payı olabilir. Ama duygusal durumunu bahane ederek yaptığı şeyler, siz yapsanız tolerans göstermeyeceği şeylerdir.

Kırılgan narsist kadın ise, çifte standartları daha stratejik bir şekilde uygular. Sizin tam sadakatinizi, sürekli hayranlığınızı ve yoğun duygusal emeğinizi beklerken, karşılığında size çok az şey verir. Sizi, kendisinin sürekli olarak yaptığı şeyleri yapmakla eleştirir, imkansız standartlara ulaşmaya zorlar ama kendisi bu standartlara uymak zorunda değildir.

Kırılgan narsist kadın gizlice sizi, sizin ve yaptıklarınızın hiçbir zaman yeterli olmadığına, hiçbir şeyi doğru yapmadığınıza inandırır. Onun hataları önemsizdir ve reddedilirler.

Siz her sınır çizmeye ya da endişe belirtmeye çalıştığınızda, suçlanırsınız. Çifte standartlar zaman içerisinde sizi tüketir. Borderline gibi patlamalar şeklinde değil ama istikrarlı bir hakkaniyet erozyonu ile tüketir. Sürekli olarak adapte olmaya, alttan almaya ve tahmin etmeye çalışarak ve siz bunları yapmaya çalışırken o sürekli kurbanı oynayarak, tükenir gidersiniz. İstediğiniz kadar çabalayın. Siz bencilsiniz, siz ben merkezcisiniz, vs.

Kaynak: Covert Narcissist vs BPD: 5 Key Differences You Need to Know

Kırılgan narsist kadın erkeği nasıl hapseder?

Eğer bir narsist ile beraberseniz, özellikle de narsist insanlarla birden fazla ilişkiniz olduysa, kırılgan narsist bir kadının sizin üzerinizde kullandığı tuzak ve taktiklerini bilmeniz önemli. Bu bölümde bunları ele alacağız ve bölümün sonunda, bu kırmızı alarmları görmenize rağmen kaçmama nedeniniz hakkında da konuşacağız. Bu bilgiler, sizi suçlamak ya da utandırmak için değil, kırılgan narsist bir kadının avı olmanıza neden olan kırılganlıklarınızı ortaya çıkarmak ve kendinizi bu tuzaklardan korumanız için buradalar.

Başlamadan önce bu bölüm bilgi amaçlı ve eğer yardıma ihtiyacınız varsa, profesyonel yardım alın.

Narsist kişilik bozukluğu, ciddi bir ruhsal problem olsa da, birine size zarar verme hakkı vermez. Siz bu dünyaya, başka bir insanın istismarcı davranışları ile mücadele etmek için gelmediniz. İlk bilmeniz gereken şey, eğer kırılgan narsist bir kadın ile beraberseniz, ilişkinizin maalesef mutlu bir devamı ya da sonu olmayacak.

Şimdi kırılgan narsist bir kadının, partnerinde ne aradığı ile başlayalım. Bence kırılgan narsist bir kadının ilgilendiği iki erkek tipi var.  Birinci erkek tipi, diğer bir narsist. İkinci tip erkeğin ise belli karakter özellikler var ve şimdi bunlara bakacağız. Bu tip bir erkek sadece kırılgan narsiste düşmekle ve ona muhtaç olmakla kalmaz, aynı zamanda narsisr tarafından zincire de vurulur.

Birinci karakter özelliği koruyuculuktur. Kırılgan narsist kadın, çok yüksek koruma içgüdüsüne sahip, sevdiklerini korumaya doğal olarak eğilimli birini bulmaya çalışır.

İkinci karakter özelliği ise yardımseverliktir.  Böyle bir insan, başkalarına yardım etmeye ve hatta kahraman olmaya eğilimlidir.

Üçüncü karakter özelliği ise, sözünün eri olmaktır. Bu özellik, kırılgan narsist kadının erkeği zincire bağlaması konusunda çok önemli bir özelliktir.

Dördünci karakter özelliği de aşk adamı olmaktır. Kırılgan narsist kadın, kendisini tüm kalbiyle sevecek, kendisini sürekli takdir edecek ve istediği zaman tüm dikkatini kendisine yöneltecek bir erkeği arar.

Şimdi sizin tuzağa düşme sürecinizin nasıl işlediğine bakalım. Narsist kendisinin özel biri olduğuna inandığı için, sizi de onun özel biri olduğuna inandırmakta zorlanmaz. Sizin şimdiye kadar karşılaştığınız en enerji dolu, en eğlenceli, en akıllı ve seksi kadın olarak karşınıza çıkar. Tüm duygularınızı ateşler, seks dürtünüzü ateşler. Kırılgan narsist kadın hemen her zaman, seks bombardımanı yapar, seksi silah olarak kullanır. Sizin varlığından haberdar bile olmadığınız, gerçek dünyada olabileceğini hiç düşünmediğiniz tutkulu tarafınızı ve cinsel heyecanınızı açığa çıkarır.

Fakat sizi tuzağa çekme sürecinin anahtar taktiği bu değil. Anahtar taktik, size kırılgan tarafını göstermesi ve kendisini size “daha önce hiç kimse açmadığı kadar” açmasıdır. Buna nasıl tepki verdiğiniz ise, sizin üzerinizde çalışmaya devam edip etmeyeceğini, başka bir ava geçip geçmeyeceğini belirler. Kırılgan narsist kadının size en “kırılgan ve samimi” şekilde açılmasına çok fazla empati ve şefkat ile karşılık verirseniz, sizi “kahraman” rolüne yönlendirebileceğini anlar. Sizi, bu dünyada onu anlayabilecek, onu koruyabilecek, ona güvende hissettirebilecek ve ona yardım edebilecek tek erkek gibi hissettirir.

Zokayı büyük bir şevkle yutarsanız, kırılgan narsist kadın sizin kahraman olma güdünüzün, ihtiyaç duyulma ihtiyacınızın yüksek olduğunu anlar ve sizi uzun vadeli sürece çeker.

Kırılgan narsist kadın, tuzağa çekme aşamasında sizi duygusal olarak da keşfetmeye çalışır. Sizin zayıflıklarınızı, en derin korkularınızı, kimsenin bilmediği en gizli sırlarınızı öğrenmeye çalışır. Sizin aranızda çok yoğun bir bağ hissettiğiniz derin sohbetlerinizde, o size açılır ve siz de ona açılırsınız. Ama keşfettikleri, ilerde aleyhinize kullanılacaktır.  Kırılgan narsist kadın size, sizin hakkınızda bir sürü soru sorar çünkü bu bilgileri sizi manipüle etmek için kullanacaktır.

Burada şunu belirtmemiz önemli. Bu taktiklerin büyük çoğunluğu, bilinçaltı taktikler, kırılgan narsist kadının hayatta kalmak için geliştirdiği otomatik “yetenekler”. Kırılgan narsist kadın, size karşı şeytani bir saldırı peşinde değil, en azından genellikle değil.

Zokayı iştahla yuttuğunuz bu ilk aşamadan sonra, kırılgan narsist, ikinci aşamada zokayı daha da sağlam yurmanız için kendini geri çekiyormuş gibi davranır. Gerçekte ise, kendisini geri çektiğinde, sizin peşinden gitmenizi bekler. Siz peşinden giderseniz, sizi kendisine daha da çok bağlar.

Kırılgan narsist kadın bunu iki şekilde yapar. Ya sizin onu çok kırdığınızı sanacağınız sahte bir senaryo yaratır ya da hiçbir sebep yokken kendisini geri çeker ve siz neden böyle davrandığını sorduğunuzda, kırılmaktan çok korktuğunu söyler. Geçmişte ne kadar çok kırıldığını ve sizin de aynı şeyleri yapacağınızdan, onu kıracağınızdan ne kadar çok korktuğunu anlatır.

Burada kırılgan narsist kadın sizin yardımsever, ihtiyaç duyulmaya ihtiyaç duyan tarafınızı manipüle eder. Burada sizden almaya çalıştığı tepki, sizin diğerlerinden farklı olduğunuz, bunu ona asla yapmayacağınız konusunda söz vermenizdir. Sizden alabileceği kadar çok söz alır çünkü o sözleri tutmak için elinizden gelen her şeyi yapacağınızın bilincindedir.

Bir kez sözler verdiniz mi, artık zokayı tam yutmuş vaziyettesiniz ama bitmedi. Dahası var. Sizi bağlamak yetmez, bir de hiçbir yere kaçamayacak şekilde zincire vurulmanız lazım.

Siz değerleri olan, sözünü tutan birisiniz ve kırılgan narsist kadın güven duymak istediğini söyleye söyleye size bu sözlerinizi tekrar ettirir durur.  Çünkü o çok korkuyordur ve çok kırılgandır. Şimdi bu kadın gerçekten inanılmaz derecede duyarlı ve güvensiz biridir ve ihtiyacı olan şey, sizin bu sözleri asla ama asla bozamayacağınızı hissetmenizdir. Bu da, zeki ama duyarlı birinin, böyle istismar dolu bir ilişkiyi, ne olursa olsun terk edememesinin ana nedenlerinden biridir.

Kırılgan narsist kadın sizi test eder, sizin sözünüzün eri olduğunuzu kanıtlamanız için ara ara ilişkiye bomba atar. Bu testleri “geçerseniz”, gerçek kedi – fare oyunu başlar. Eğer buraya kadar okuduklarınızdan anlamadıysanız söyleyeyim, bu oyunda fare olan, oyuncak gibi oynanan sizsiniz.

Bu aşamada, duygusal olarak yüksek derecede istismar içeren it – çek ya da bir sıcak – bir soğuk döngüsü başlar. Bir Dr. Jekyll bir Mr. Hyde ortaya çıkmaya başlar. Bu döngüde kırılgan narsist kadın sizi önce kendi dikkat, hayran olunma gibi ihtiyaçlarını karşılamanız için kendine çeker ve sonra da sizi ezer. Sizi hatalarınızı, zayıflıklarınızı, güvensizliklerinizi ve korkularınızı yüzünüze vurarak ezer. O tatlı, seksi kızın nereye kaybolduğunu bilemezsiniz. Ama merak etmeyin. O tatlı, seksi kız geri gelecek. Ama her gelişi, daha kısa süreli olacak.

Sürecin bu aşamasının asıl amacı, sizin kafanızı karıştırmak, sizin kendi yargılarınızı ve değerinizi sorgulamanızı, bunlardan emin olamamaya başlamanızı sağlamak. Sizin bireyselliğinizi kaybedip, onunla kaynaşmanızı sağlamak. Ona sahip olduğunuz için çok şanslı hissetmenizi, onu sürekli takdir etmenizi, ona asla karşı durmamanızı sağlamak.

Zamanla omurganızı kaybetmeye başlarsınız zira dik durmanın sonuçları çok yoğun ve yıkıcı olmaya başlar. Zamanla çaresiz, kaygılı ve depresif hissetmeye başlarsınız zira kırılgan narsist kadın, sizin benlik algınızı yok etmeye başlar.

Kırılgan narsist kadın, kendinizi geri çekmeye başladığınızı hemen fark eder ve size hemen, ona çekilmenizi sağlayan şeylerin kırıntılarını vermeye başlar. Kedinin fareyi bırakıyor gibi yapmasına benzer şekilde, sizin bir miktar kendinizi toparlamanıza bile izin verir ama tabii sonra sizi hemen yeniden pençeleri arasına alır.

Kırılgan narsist kadın bunlara paralel olarak da, sizi arkadaşlarınızdan ve ailenizden yalıtmaya başlar. İlginizi herhangi başka birine, bu başka biri kendi çocuğunuz bile olsa, vermenizi şiddetli bir şekilde kıskanır. Sizi terk etmekle tehdit eder ve üzerinizde daha fazla kontrol sağlamak için her şeyi yapar.

Zaman içerisinde, kırılgan narsist kadının, onu mutlu etmekten sorumlu oyuncağına dönersiniz. Siz onun tüm ihtiyaçlarını karşılar hale gelirsiniz ve karşılığında da istismar hariç hiçbir şey almazsınız.

Siz sevdiklerini koruyan, onların mutlu olmasını isteyen, sözlerini tutan iyi bir insan olabilirsiniz ve bunlar, doğru ellerde sizin için harika şeyler sağlayabilecek özellikler. Ama kırılgan narsist kadının ellerinde ise, sizin için oldukça yıkıcı şeyler.

Eğer böyle bir ilişkide, sözler verdiğiniz için ve hala ona yardım edebileceğinizi ya da onu kurtarabileceğinizi düşündüğünüz için kalıyorsanız, böyle bir ilişkide yanlış nedenler yüzünden kalıyorsunuz.

Eğer böyle bir ilişkide, aranızdaki şeyin aşk olduğunu düşündüğünüz için kalıyorsanız, sizin aranızdaki şey aşk değil. Bence istismar dolu, toksik bir ilişkide olmaktan daha kötü olan tek şey, o ilişkide bir gün bile daha fazla kalmaktır. Eğer böyle bir ilişkiden kaçabildiyseniz ya da böyle bir ilişkide terk edildiyseniz, asla ama asla geri dönmeyin.

Bir narsist ile ilişkide, bedeli olmayan şey yoktur. Narsist ile tüm bağlarınızı koparmaya bakın.

Kaynak: Tactics and Mind Games of the Female Covert Narcissist

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize (özellikle konu ile ilgili olan Toksik İlişkiler Rehberi kitabına) bakabilirsiniz. Sorularınıza Patreon chat alanında daha hızlı cevap verebiliyorum.

Gri Kaya Yöntemi Bölüm 1 – Hayatınızdan çıkaramadığınız toksik insanlarla nasıl baş edersiniz?

Toksik bir insanla başa çıkmanın en etkili ve mümkün olduğunda her zaman kullanılması gereken yöntemi, o insanı hayatınızdan çıkarmanız ve size ulaşmasını tamamen engellemeniz (ghosting). Özellikle toksik bir sevgili ya da arkadaş konusunda, bu yöntem en etkilisi.

Ama maalesef her toksik insanı hayatınızdan kolayca atamıyorsunuz. Örneğin bana sıklıkla sorulan sorulardan biri narsist anne ya da baba ile nasıl başa çıkılacağı. Toksik bir ebeveyn, iş arkadaşı ya da çocuk yüzünden hayatınızdan tam olarak atamadığınız eski eş gibi durumlarda ne yapacaksınız?

Öncelikle şunu belirteyim, narsist anne ya da baba gibi durumlarda, bazen bu insanı hayatınızdan çıkarmak en etkilisi ve yetişkin hayatınızda kendisi ile bağlantıyı tamamen kesmeniz, eğer kesebiliyorsanız en iyisi. Bazen haberlerde “hayırsız” evlatları tarafından izbe bir eve terk edilmiş, perişan durumda yaşlı insanlar görüyoruz ve insanlar genelde bu insanların çocuklarını suçluyorlar. Ama bu insanların bir kısmı, gençken çocuklarına işkence etmiş, narsist ve/veya psikopat ebeveynler ve çocuklarının hayatlarından tamamen attığı insanlar (özellikle narsist insanlar hiç ölmeyeceklerine, hiç güçten düşmeyeceklerine aşırı saf bir şekilde inanıyor gibiler).

Her neyse. Narsist anne gibi toksik insanların önemli bir kısmı, başka insanlarda, örneğin çocuklarında, duygusal tepki yaratmaktan zevk alıyor ya da en azından bundan besleniyorlar. Siz duygusal tepki verdiğinizde, kendisine yere serseniz bile, narsist başarılı oluyor, kazanıyor zira sizi duygusal ve fiziksel tepki verecek kadar yaralamak, bu insanlara güç hissi veriyor.

Dediğim gibi toksik bir sevgiliniz ya da arkadaşınız varsa olabilecek en kısa sürede terk edip, en kaba şekilde engelleyip, aramalarını cevapsız bırakıp hayatınızdan atmanız lazım. Ama bunu yapamıyorsanız, gri kaya, gri duvar (gray rock / gray wall) denilen bir yöntem var.

“Gray Rock Method” (Gri Kaya Yöntemi), 2013 yılında psikoloji konusunda blog yazan Skylar rumuzlu birine ait. Gri Kaya Yönteminin amacı, psikopat, narsist ya da herhangi başka bir şekilde duygusal olarak dengesiz ve toksik insanların, size ilgisini kaybettirmeye yönelik bir taktik.

Bu yöntemin varsayımı şu: Narsizm gibi bir probleme sahip bir insan, sizinle olan etkileşiminden toksik yakıt alamazsa, tatmin olamazsa, sizinle beslemebileceği bir drama yaratamazsa, sizden sıkılmaya başlar. Bu insanlar dramaya bağımlıdırlar ve can sıkıntısına dayanamazlar. Eğer sizden drama alamazlarsa, kendilerine drama yaratacak başka bir hedef seçerler. Size olan ilgileri hızlıca azalır ve sonra da yok olur gider.

Skylar bu yöntemi psikopatlar için ortaya atarken, psikopatların güce bağımlı olduklarını ve hedeflerindeki insandan değişik reaksiyonlar almak için türlü türlü taktik uygulayarak, bu reaksiyonları veren hedefi üzerinde güç hissetmesini sağladığını söylüyor.

Toksik bir insan sizde reaksiyon yaratabildiğini gördüğünde, sizi reaksiyon yaratarak kanını emebileceği bir kaynak olarak görür ve sizi rahatsız etme sıklığı artar. Burada sizin bu insana bir reaksiyon vermeniz, özellikle duygusal bir reaksiyon vermeniz, bu insan için ödüldür, peşinde olduğu şeydir. Gri Kaya Yönteminde siz, toksik insana bu ödülü vermiyorsunuz.

Gri Kaya Yöntemini nasıl uygulayacağınız ise tamamen karşınızdaki insanın sizden ödülü nasıl aldığına bağlı. Böyle bir insan ile her etkileşiminizde, gri bir kayaya döneceksiniz. Stoik filozof Epiktetus’un dediği gibi: “Dışımızdaki dünyayı kontrol edemeyiz ama dış dünyaya karşı nasıl pozisyon alacağımızı kontrol edebiliriz.” Toksik insanın size yönelik davranış ve sözlerini kontrol edemeyebilirsiniz ama onun ihtiyacı olan “yakıtı” ortaya çıkarmayacak şekilde sıkıcı, tepkisiz davranabilirsiniz.

Örneğin toksik biri, sizin tetiklendiğinizi bildiği için spesifik bir insan ya da konudan bahsediyorsa, ona basit, sıkıcı ve umursamaz cevaplar verebilirsiniz. Sizi çileden çıkardığını bildiği için size belli bir şekilde aşağılamaya çalıştığında, bunu sanki hiç duymamış gibi davranabilirsiniz.

Toksik bir insanın istediği reaksiyonu yaratmamak, zaman ve istikrar gerektiren bir şey. Özellikle ilk zamanlarda, belki de yıllardır sağladığınız ödülü alamamaya başladığı için, toksik insan aşırı sinirlenebilir. Bunun sonucunda da sizde reaksiyon yaratma çabasını iki katına çıkarır. Burada zokayı yutmamalısınız.

Toksik insanlar kaosa, dramaya çekilirler, soğukkanlı bir sükunet bu tür insanları iter. Toksik insanlar eğlendirilmek, başkalarının duygularını kontrol etmek isterler ve ideal avları da, hassas ve kolay sinirlenen insanlardır.

Şimdi birkaç örnek vereyim. Burada temel kuralları söyleyelim:

  • Savunma yapma.
  • Angaje olma.
  • Duygusal olma.
  • Açıklama yapma.
  • Kişiselleştirme.
  • Kısa kes.

Erkek kız arkadaşını terk ediyor ve kız da narsist annenize bunu haber veriyor. Narsist anne çocuk eve geldiğinde saldırıya geçiyor. NA: Narsist anne, E: Erkek

NA: Leyla’dan neden ayrıldın? Şimdiye kadar bulduğun en iyi kızdı. Tek iyi kızdı.

E: Belki.

NA: Aptalca bir şey yaptın değil mi? Neden terk ettin söylesene?

E: Odama geçip bir ödev yetiştireceğim, şu an bunu konuşacak vaktim yok.

NA: Hayır, beni dinleyeceksin önce. Leyla’yı terk etmişsin, kız perişan durumda. Neden terk ettiğini söylemedi ama seninle konuşacağımı söyledim. Hemen kızı arıyorsun ve buluşmaya davet edip gönlünü alıyorsun.

E: (2-3 dakika anneye aldırmadan mutfakta işini görüp sessiz kaldıktan sonra) Leyla’yı aramıyorum ve odama gitmem gerekiyor.

NA: Hayır, ona arayacağını söyledim ve arayacaksın. O kız sana fazla bile. Hem benimle de iyi anlaşıyor, annesiyle de arkadaş olduk. Beni nasıl bir duruma soktuğunun farkındası değil mi? Annen için arayacaksın.

E: (2-3 dakika anneye aldırmadan mutfakta işini görüp sessiz kaldıktan sonra) Odama gitmem gerekiyor, Leyla’yı aramayacağım.

NA: (Sesini yükselterek) Hayır arıyorsun ve özür diliyorsun! Arayacaksın diye söz verdim, beni nasıl böyle bir duruma düşürürsün.

E: (2-3 dakika anneye aldırmadan mutfakta işini görüp sessiz kaldıktan sonra) Eminim bir şekilde açıklarsın. Başka bir şey var mı?

NA: (Bağırarak) tansiyonumu çıkardın yine! Öldüreceksin beni, ölümün senin yüzünden olacak. Kırk yılda bir güzel bir kız yüzüne bakıyor, peşinden koşacağına beni çileden çıkarıyorsun. Şurada düşüp ölsem umrunda değil! Hemen şimdi Leyla’yı arıyorsun! Hemen.

E: (Herhangi bir duygusal tepki vermeden, Stoik bir yüz ifadesi ile) Leyla’yı arayıp benim ne kadar nankör olduğumu anlatabilirsin ama benim gitmem lazım.

NA: Sana ne oluyor? (Burada gözler yaşarıyor). Uyuşturucu mu kullanıyorsun? İyi misin? Ruh sağlığından endişe etmeye başladım.

E: Ödev yapacağım, kulaklık takacağım. (Annenin odaya girmesine engel olarak), bir iki saat kapımı çalmayın.

NA: Kapıyı yüzüme mi kapayacaksın? Beni böyle … (kapı yavaşça suratına kapanır)

Burada en önemli şey, erkeğin sonuna kadar sakin, Stoik durması. İçinde fırtınalar kopuyor olabilir, o kapıyı kapayıp kilitledikten sonra, dışardan duyulmayacak şekilde odanın içinde sinir krizi geçirebilir ama narsist anne ile etkileşimde sakin ve stoik kalmak önemli. Açıklama yapmamak, onay aramamak, tartışmaya girmemek, vs. önemli. Cevapları nötr ve yüzü poker yüzü denilen şekilde. Eğer açıklama yaparsanız, suçlarsanız, vs. bu insanı beslersiniz.

Uzun yıllar boyunca sizin doğru düğmelerinize basıp sizden öfke, üzüntü, vs. sağan narsist, bunu yapamadığında oldukça rahatsız olacaktır. Size ne olduğunu soracak hatta ruh sağlığınızdan endişe ediyormuş gibi yapacaktır (az önceki örnekte olduğu gibi). Burada tabii ki bundan sonra böyle demeyeceksiniz. Narsiste gaslighting yapacaksınız ve bir şey değişmemiş gibi davranacaksınız.

Devam edecek.

Narsist sevgili ile ilişki bittikten sonra alacağınız 10 ders

Bu bölümde, bir narsist ile ilişkiniz bittikten sonra öğreneceğiniz derslerden bahsedeceğiz. Burada “bittikten” kelimesini göreceli kullanmak gerekiyor zira bir narsist genellikle sizin gerektiğinde kanınızı emmek üzere ikincil yakıt kaynağı olarak, siz buna izin verdiğiniz sürece ara ara dürter. Bölümün sonunda size, bir daha narsist istismar kurbanı olmamanız için almanız gereken en önemli dersi söyleyeceğim.

#1 – Bir narsist ile ilişkiniz bittikten sonra, narsistin sevgisinin yüzeysel, alışverişe dayalı ve koşullu olduğunu öğreneceksiniz. Aşk, sevgi sandığınız şeyin, narsist ile olan ilişkide çok daha farklı bir şey olduğunun farkına varacaksınız.

Narsist partnerler “sevgilerini”, genellikle oldukça gerçek görünen bir şekilde dışa vururlar ama sevgileri aslında oldukça yüzeysel ve alışverişe dayalı bir sevgidir, sizin ona ne sağlayacağınıza bağlı olarak koşulludur. Bu sağlayacaklarınız hayranlık olabilir, para olabilir, seks ya da başka şeyler olabilir.

Narsist ile ilişkinizde, otantik ve karşılıklı bir bağ olmadığını, aldığınız sevginin her zaman belli koşullar, narsistin belli ihtiyaçları karşılandığında verildiğini anlayacaksınız. Bu koşulları ve ihtiyaçları sağlamadığınız zamanlarda, sevginin geri çekildiğini, cezalandırıldığınızı ve çöpe atıldığınızı fark edeceksiniz. Eninde sonunda, aldığınız duygusal tepkilerin narsistin ihtiyaçları, çıkarları ve kontrolü elinde tutma arzusu temelli olduklarını, sevgi ile alakalı olmadıklarını göreceksiniz.

#2 – Birçok yalanının, hilesinin farkına varacaksınız. Narsistin sahtekarlığının ve hilebazlığının ne kadar derin olduğunu görmek size acı verebilen bir uyanıştır. Narsistler manipülasyonda ve hilede ustadırlar. İlişki bittikten sonra uyanmaya başlarsınız ve karşınızda gördüğünüz şeyin bir maske olduğunu anlamaya başlarsınız. Kim oldukları ile ilgili, geçmişleri, geçmiş ilişkileri, cinsel aktiviteleri, finansal durumları ile ilgili ufak tefek uydurma şeylerden, çok ciddi kandırmalara uzanan bir yelpazede birçok yalan yakalarsınız.

Bu uyanış sizin dengenizi bozabilir ve size hasar verebilir zira size, gerçekliğinizin ne kadar da çok eğilip büküldüğünü gösterebilir.

#3 – Sizi bir başkası ile değiştirmenin ne kadar da kolay olduğunu göreceksiniz. Bu insanın bir başkasına çok hızlı ve kolay bir şekilde geçtiğini görmek oldukça kalp kırıcı bir deneyim olabilir. Ama narsist zaten size hiçbir zaman bağlı değildi, gerçek bir duygusal yatırım hiç yapmadı. Tüm gördüğünüz şeyler, sizi kendisine bağımlı kılmak ve bu sayede kullanmak için yaptığı yüzeysel bir aşk bombardımanı idi.

Narsistler, sürekli olarak hayranlık duyulmaya ve kontrolü ellerinde tutmaya muhtaçtırlar. Bu da onları, ilişki eskisi kadar tatmin edici olmadığında, partnerleri artık kontrol edilemez hale geldiklerinde ya da çok zor kontrol edilebilir hale geldiklerinde, sürekli olarak yeni kanı emilecek kurban aramaya iter. Günümüz sosyal medya ve dating uygulamaları çağında, genellikle sınırsız sayıda emilecek kan kaynağına ulaşabilirler.

Narsist sizi çok kısa sürede bırakıp başkasına koşarak, size kendileri için nasıl da kullan-at biri oldunuzu gösterirler.

#4 – İlişkiden önce muhtemelen, narsizmin gerçekten ne içerdiğini tam olarak bilmiyordunuz. Eğer narsizm konusunda bir fikriniz varsa bile bunu sadece aşırı kendine güvenen, sürekli böbürlenen ve hayran olunmayı isteyen, büyüklenmeci narsist olarak biliyordunuz. Kırılgan narsizm ya da bu ruh bozukluğunun karmaşıklığı hakkında bir fikriniz yoktu. Narsistin üzerinize salacağı psikolojik manipülasyon ve istismar taktiklerini bilmiyordunuz. Narsistin ne olduğu, neler yaptığı konusunda aldığınız ders, size hiç görmeseydim keşke dediğiniz yepyeni bir dünya açtı.

#5 – Narsistin değişmeyeceğini, narsisti hayatınızdan tamamen atmanız gerektiğini öğreneceksiniz.

#6 – İlişki bittikten sonra narsiste izin verirseniz, sizi arkadaşlarınız ya da aileniz üzerinden manipüle etmeye çalışabilir. Sizi bir engelleyip bir engeli açarak, rastgele mesaj atarak, sosyal medyada şifreli ya da bazen bariz gönderiler yaparak, ilginizi çekmeye, sizi duygusal davranacak şekilde tahrik etmeye çalışabilir.

Bu insanın sosyal medyasına bakma, ne yapmaya çalıştıklarını görmeye çalışma arzunuza karşı koyun. Ondan, arkadaşlarınız üzerinden haber alma isteğine karşı koyun. “Ne yaptığı, benim için ne söylediği benim derdim değil” sloganı ile yaşayın. Eğer ne yaptığını, sizin için ne söylediğini kendi derdiniz yaparsanız, bu kişiye psikolojik olarak mahkum kalmaya, daha fazla istismar edilmeye devam edersiniz.

#7 – Çok fazla sayıda gaslighting manipülasyonuna maruz kaldığınızı fark edeceksiniz. Algınızın, duygularınızın ve yargılarınızın geçersiz sayıldığını göreceksiniz. Belki bunu ilişki sırasında da görebiliyordunuz ama sizi seven birinin size bunu yapabileceğine inanmıyordunuz.

Bu kişiden uzaklaştığınızda, ilişki süresince duygularınızın, düşüncelerinizin, anılarınızın ve yargılarınızın altlarının sürekli olarak oyulduğunu, güvenilirliğinizin ve değerlerinizin sürekli olarak sorgulandığını göreceksiniz. Umulan odur ki, bu deneyimden sonra, bir şeylerin yanlış gittiğine dair hislerinize güvenmeyi öğrenirsiniz. Sizi rahatsız eden davranışlar gördüğünüzde bunları görmezden gelmemeyi, karşınızdakine saygılı ama kararlı bir şekilde söylemeyi öğrenirsiniz. Bir daha böyle bir şey olduğunda ve siz bunu partnerinize söylediğinizde, tepkisine ya da reaksiyonuna çok dikkat edin. Hemen savunma pozisyonuna mı atlıyor? Olgunluktan uzak ve dürtüsel reaksiyon mu gösteriyor? Eğer öyleyse, durumu ciddi bir şekilde yeniden gözden geçirin ve açık sınırlar çizin.

#8 – Narsist ile ilişkinizde, kendinizle ilgili çok şey öğrenirsiniz. Bu ilişkide muhtemelen Gölge tarafınızla karşılaşırsınız. Narsist sizin güvensizliklerinizi, duygusal tetiklenmelerinizi, psikolojik zayıflıklarınızı dürttükçe, karakterinizin daha karanlık tarafınızla karşılaşırsınız

Narsist ile ilişkinin faydalarından birisi, bittiğinde Pandora’nın kutusunu açması ve sizi birçok cevaplanmamış soru ile başbaşa bırakmasıdır. Önce onlarla ilgili sorular, sonra da sizinle ilgili sorular. Kaybolmuş ve kafası feci şekilde karışmış bir duruma düşebilirsiniz ve bu nedenle de benliğinizi yeniden inşaa etmek için, öz gelişimden ve içgözlemden başka şansınız kalmaz. Bu, kendiniz hakkında derin düşünce, analiz ve kendinizi dönüştürmek için bir fırsattır.

Narsist ile ayrılık sonrası süreçte, korkularınızla, bağımlılıklarınız ile, özdeğeriniz ya da değersizliğiniz ile ama aynı zamanda sağlıksız davranış ve duruşlarınızla karşı karşıya gelip onlara meydan okumanız gerekecek.

#9 –  Narsist ile ilişkinizden sonra bu konuda muhtemelen tonla araştırma yapacaksınız ve narsistin psikolojik zayıflıklarınızı nasıl sömürdüğünü ve size karşı silah olarak kullandığını derin bir şekilde kavrayacaksınız. Sizin korkularınızı, güvensizliklerinizi, geçmiş travmalarınızı ve kendinizle ilgili şüphelerinizi manipüle etmek için birçok yolu kullandığını anlayacaksınız.

Narsistin başlangıçta sizi nasıl da onay ve ilgi seline boğduğunu ve sonra da bunları stratejik olarak birden bire nasıl çektiğini anlayacaksınız. Daha sonra, sizin narsistin ihtiyaçlarını karşılamak için kendinizi ispatlamak için yırtınıp durduğunuz değer verme – değersizleştirme toksik döngüsünü sürekli hareket halinde tuttuğunu göreceksiniz.

#10 – Kendinizi manipülasyon ve istismardan korumak için güçlü sınırlar koymanın ve korumanın önemini anlayacaksınız. Ama narsist sürekli olarak sizin sınırlarınızı delmeye çalışacak ve ne kadarının yanına kalacağını sürekli olarak test edecek.

Partnerinizle neye tolerans gösterip neye göstermeyeceğiniz konusunda sağlam durmanız gerekli. Bir insan sizin sınırlarınıza saygı duymuyorsa, bu konuda ne yapacağınıza  karar vermeniz gerekecek.

Bana göre, bir insanla romantik ilişkinizde açık açık sınırlar koymanız ve sürekli olarak bu sınırları korumanız gerekiyorsa, değer ve ihtiyaçlarınızın bu insanla uyumsuz olduğunun en kısa sürede farkına varmanız ve bu konuda ne yapacağınızı düşünmeniz gerekli.

Şimdi ileride yeniden bir narsist ile ilişkiye girmemek için öğrenmeniz gereken en önemli şeyi söyleyeceğim. Narsist istismara uğramak istemiyorsanız, kimsenin aşk bombardımanını kabul etmeyin! Çünkü bir kez bir insana bağımlı oldunuz mu, bu insan sizin üzerinizde çok daha fazla kontrol sahibi olur.

Narsist partner konusunda hiçbir şey öğrenmediyseniz bile, en azından aşk bombardımanının (love bombing) sizi manipüle ve kontrol etmek için tasarlanmış bir taktik olduğunu öğrenin.

Narsistin toksik manipülasyon ve kandırma ağına bir kez düştünüz mü, oradan çıkış yolunu bulmanız gerçekten çok zor. Eğer şu an bu durumdaysanız, bir ruh sağlığı uzmanına ulaşın ve yardım alın.

Toksik ilişkiler konusunda Toksik İlişkiler Rehberi kitabımıza bakabilirsiniz. İlişki sorunlarınız konusunda tavsiye için Mahmut Abi ile görüşme yapabilirsiniz. Patreon kanalımızda yayınlarımız ve üyeler ile sohbet alanımız mevcut.

Çeviri kaynak: 10 Key Lessons After Being Discarded by A Narcissist

Narsist anne babalar nasıl davranırlar ve çocuklarını nasıl narsist partnerlere kurban olarak yetiştirirler?

Bu yazıda narsist ebeveynlerin çocuklarını, kendi narsist ihtiyaçlarını karşılayacak birer “kanı emilmek üzere kullanılacak kaynağa” çevirirken aynı zamanda yetişkin hayatlarında narsist romantik partnerler tarafından kullanılmaya müsait kurbanlar yaratmalarından bahsedeceğiz.  

Başlamadan şunu da söylemeliyim ki narsist ebeveyn genellikle, kendisini dışarıya çok iyi bir ebeveyn olarak gösterir. Çevrelerinde çocukları ile ilgilenen ve onların ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayan bir anne ya da baba olarak bilinir. Ama narsist anne ya da baba, perde arkasında çok farklı biridir. İnsanlar önünde sıcak, ilgili ve sevecen bir ebeveyn rolü oynarken, çocukları ile yalnız kaldığında mesafeli, soğuk, talepkar, manipülatif ve düpedüz istismar edici biridir. 

Narsist ebeveynin ailesinde çocuklara ve diğer ebeveyne değişik roller atanabilir. Mesela bir çocuk altın çocuk olabilir, diğeri günah keçisi. Bu çocuklar narsistin sanrılı gerçekliğini beslemek için yetiştirilirler ve bu nedenle de narsist bir ebeveynin çocukları, yıllarca ve hatta bazen hayat boyu acısını çekecekleri düşük özgüven, doymak bilmez bir onay ihtiyacı ile yaşarlar. Bu çocuklar yetişkin hayatlarında sağlıklı ilişkiler özellikle de sağlıklı romantik ilişkiler geliştirmekte çok zorlanırlar. Daha da kötüsü, sadece sağlıksız ilişkiler kurmakla da kalmayıp, sıklıkla narsist partnerlerle ilişkiye girip onların kanı emilecek kaynağı olurlar.

Narsist çocuklarını yetişkin bir birey olarak değil de kendilerine emilecek kan sağlayacak kurbanlar olarak yetiştirmek için birçok taktik kullanır. Bu tür davranış kalıplarının farkına varıp nereden kaynaklandıklarını bulmak, bu tür davranış kalıplarından kurtulmanın ilk ve en önemli adımı.

Bir numaralı taktik, rekabetçi davranışlardır. Narsist bir ebeveyn, çocuklarını kıskanır ve hatta onları çekemez. Çocuklarını aşağılayarak ya da ufak ama sık saldırılarla çocuklarını psikolojik olarak bastırır. Bu tür belli belirsiz duygusal saldırılar süreklidir ve çocuğun hiçbir zaman özgüven ve bağımsızlık geliştirememesini sağlamaya yöneliktir. Çocuklar aşağılamaları gerçek diye içselleştirirler zira bu aşağılamalar onların bağımlı oldukları, hayatta kalmak için muhtaç oldukları insandan ya da insanlardan gelir.

Narsist ebeveynin sürekli olarak aşağıladığı ve duygusal olarak saldırdığı çocuk, kendisinde varoluşsal bir yanlışlık olduğuna ve bu nedenle de kötü davranışları hak ettiğine inanır. Bu çocuklar yetişkin hayatlarında da aynı inancı ve kötü davranışları kabul etmeye devam ederler.

İkincisi, narsist ebeveyn çocuğunu sürekli olarak alçaltarak onun onay için kendisine bağımlı olmasını sağlar. Ebeveyn sevgisi, ebeveynin istek ve ihtiyaçlarını (çoğunlukla kendi istek ve ihtiyaçlarını feda ederek) karşılama ile elde edilebilecek onaylamaya bağlanır. 

Üçüncüsü, narsist ebeveyn, çocuklarının sınırlarını ihlal etmeye, onların duygu, düşünce ve algılarını kontrol etmeye hakkı olduğunu düşünür. Bu hak sanrısı çocuk yetişkin olduğunda da devam eder. Çocuğun ya da yetişkin çocuğun en ufak karşı çıkması, daha fazla manipülasyon ve baskı ile karşılanır. Yetişkinliğinde bile anne ya da babasının sürekli müdahalesine ve kontrolüne maruz kalan kişi, başkalarının da sınırlarını ihlal etmelerini, kendilerini kontrol etmelerini, düşünce ve duygularına saygı göstermemelerini kabul eder. Hatta bunu normal bir şey olarak görebilir. Böyle yetiştirilen biri, hayır demekte çok zorlanır.

Örneğin böyle bir erkeği, market alışverişinde kendine bir cips almak için karısından izin isterken görebilirsiniz. Böyle biri, bir yetişkin olarak başka bir yetişkinden ne yiyeceğinin iznini almanın normal olduğunu düşünür.

Bir narsist ya da kontrol manyağı bir kadın ile ilişkideyseniz, partneriniz böyle olmasa bile sürekli ondan izin almaya eğilimliyseniz, bunun narsist bir anne ya da baba yüzünden olup olmadığını sorgulamalısınız. Zira bu tür bir genç yaştan kablolama ile ilgili bir şeyler yapmazsanız, bu ilişkinizden artık yeter diye kaçsanız bile sonraki ilişkinizde aynı duruma düşebilirsiniz.

Dördüncüsü, sürekli olarak manipüle edilen, kontrol ve baskı altında tutulan çocuk, baş kaldırmanın ya da en azından omurgalı durmanın, kendisi için çok kötü sonuçlar doğuracağını öğrenir. Bu nedenle de çatışma yaratmadan hemen uyumlu davranmaya meyillidir. Bu tür bir çocukluk istismarı insana, sükuneti korumak ya da reddedilmemek için sürekli alttan almayı ve omurgasız olmayı öğretir.

Çocuklar belli bir yaşa kadar hayatta kalmak için ebeveynlerine bağımlıdırlar ve terk edilerlerse ölecekleri bilinci genlerine işlemiştir. Bu dönemlerini sürekli olarak alttan alarak, uyumlu davranarak ya da boyun eğerek geçiren kişiler, bu tehdit ortadan kalksa bile artık bu şekilde koşullandıkları için boyun eğmeye devam ederler.

Beşincisi, narsist ebeveynler, çocuklarının başarılarını, kendi egolarını yükseltmek amacı ile küçümserler. Bunun yanında çocuklarını çok nadir olarak duygusal destek sağlarlar ya da çok nadir olarak çocuklarının başarılarını kutlarlar. Böyle ebeveynler başkalarının önünde tabii ki sırf kendilerine ilgi çekmek ve başarıdan pay kapmak için çocuklarının başarılarını öve öve bitiremiyebilirler. Ama kapalı kapılar arkasında çocuklarının en küçük hatalarını arayıp yüzlerine vurmaya çalışırlar. 

Bu davranış çocuğun hatası yokken bile hataları hemen üstlenmeye hazır, düzeltmesi gereken bir durum yokken bile sürekli olarak kendini düzeltmeye çalışan ve sorumluluğu omuzlarına alan biri olarak yetişmesine neden olur.  

Altıncısı, narsist ebeveyn suçluluk ve korku duyguları başta olmak üzere negatif duyguları, çocuklarını kontrol ve manipüle etmek için kullanır. Narsist ebeveyn, her çocuğunun hangi duygularla tetiklendiğini ve çocuğunu nasıl rahatsız edebileceğini bilir. Zira bu tetikleyicilerin çoğunu zaten kendisi yüklemiştir. Bu, çocukları çok kolay manipüle edilir hale getirir ve çocuğu başkalarının kullanımına ve istismarına açar. 

Yedincisi, genellikle bir çocuğu diğerlerine göre favori çocuk haline getirerek ya da çocukları diğer ebeveyn aleyhine yükleyerek, aile bireylerini sürekli rekabet eder hale getirir. Bu çatışma ortamında narsist ebeveyn, çocukların zihnine kendilerinden şüphe etme tohumları eker ve çocuklarına hasar verir. Çocuğun kontrolünü ve kanı emilebilir kurban statüsünü korumak için çocuğu, çocuğa duygusal destek verebilecek diğer insanlardan izole eder.

Narsist ebeveyn, kendi derin aşağılık duygusu ve zayıflığı kaynaklı olarak büyük bir kıskançlık ve haset içindedir ve çocuklarını birbirine karşı yüklemesi, aşağı çekmesi ve çocuklara hasar vermesi kendi aşağı karakterinden kaynaklanır.

Sekizincisi, narsist ebeveyn çocuklarının duygularını sürekli olarak görmezden gelir ya da geçersiz hale getirmeye çalışır. Çocuklarının gerçek korku ve kaygılarını, çocuklarını fazla duyarlı, fazla tepkili olmakla suçlayarak savuşturur. Duygularının sürekli olarak geçersiz sayılması veya görmezden gelinmesi, kişiye kendi duygu ve düşüncelerinin önemsiz olduğunu öğretir. Kişi kendi duygu ve düşüncelerinden sürekli olarak şüphe eder ve ebeveynleri gibi duygularını görmezden gelen partnerlerinin davranışlarına büyük tolerans gösterir.

Dokuzuncusu, narsist ebeveyn sevgi ve onayı sadece ve sadece çocuk beklentilerine uyduğu zaman verir. Çocuk, sevginin itaat ederek ve başkalarının isteklerini karşılayarak elde edildiğini öğrenir. Böyle biri yetişkin hayatında, sadece partnerinin istismarcı davranışlarına tolerans göstermekle kalmaz, aynı zamanda partnerinin imkansız derecede yüksek standartlarını karşılamak için her türlü taklayı atar.

Onuncusu, narsist ebeveyn çocuğuna gaz lambası manipülasyonu (gaslighting) uygular. Çocuğun gerçekliğini bozar ve gerçekliğinden, hafızasından, yargılarından, algılarından ve çevreyi yorumlama kabiliyetinden şüphe duymasına neden olur. Kişi dengesiz bir kişiliğe sahip olmakla kalmaz, aynı manipülasyonu uygulayan partnerlerin eline düşer.

Bu tür bir narsist ebeveyn istismarı, kişinin yetişkinlikte aynı bilindik kaosu yeniden yaratmak için, kendisini istismar edecek partnerler arayıp bulmasına neden olur.

Narsist partnerler konusunda toksik ilişkiler rehberimize bakabilirsiniz.

Kaynak: 10 Ways Narcissistic Parents Set You Up For A Narcissistic Partner

GASLIGHTING: Gözardı etmemeniz gereken 5 Temel İşaret

Toksik İlişkiler – Narsist / Borderline Partner Rehberi kitabımıza da bakmayı unutmayın.

Bu yazıda gaslighting denilen karmakarışık ve oldukça kafa karıştıran aleme bakacağız.  Gaslighting nedir ya da ne değildir, tipik gaslighting ifadeleri nelerdir, narsist sosyopatların gaslighting manipülasyonu kullanmalarının temel sebepleri nelerdir ve ruh sağlığı “normal” insanlar neden gaslighting kullanabilir gibi sorulara cevap vereceğiz. Yazının sonunda da gaslighting manipülasyonuna uğradığınızı gösteren 5 temel işarete bakacağız.

Gaslighting konusu ile ilgili daha önce de bir yazı yazmıştık.

Gaslighting bir insanın, genellikle uzun bir süreç boyunca, kendi düşüncelerinin geçerliliğini, hafızasını, yargılarını ve gerçeklik algılarını sorgulamalarına neden olacak şekilde psikolojik olarak manipüle edilmesidir.  Gaslighting kişinin tamamen kafa karışıklığına ve duygusal bir kaosa düşmesine neden olabilir ve aynı zamanda manipülasyonu yapan kişiye bağımlılık geliştirmeye neden olabilir.

Gaslighting genellikle çok küçük manipülasyonlar şeklinde başlar ve zaman içinde bu manipülasyonlar sıklaşıp büyüyerek, istikrarlı bir şekilde devam eden manipülasyon davranışlarına ve taktiklerine dönüşürler.  Bunlar az önce söylenmiş bile olsa daha önce söylenen şeylerin inkar edilmesi, geçmişte olmuş olayların inkarı ya da daha değişik anlatımı gibi taktikleri içerir. Manipülasyonu yapan kişi, çok alıngan ya da aşırı tepki veren biri olduğunu iddia ederek kurbanını suçlar.

Manipülatör kurbanının güvenilirliğini yitirmesi için çabalar. “İnsanlar sana inanmıyorlar” ya da “senin bir akıl sağlığı sorunun var” gibi yalanlar söyleyebilir. Kurbanının duygularını önemsizleştirir ve kurbanının fazla duygusal, irrasyonel veya tepkili olduğunu söyleyebilir.

Gaslight uygulayıcısı, gerçekleri ve bağlamı değiştirerek kurbanının kendi gerçeklik algısına veya hafızasına güvenemez hale gelmesini sağlayabilir. Sizin kafanızı karıştırmak için sizden bazı bilgileri saklayabilir ve sonra bu bilgiyi size verdiğini ama sizin bunu hatırlamadığınızı iddia edebilir. Bir olayla ilgili kendi versiyonunu anlata anlata sizin kendi hafızanıza ve daha sonra ruh sağlığınıza güvenemez hale gelmenize neden olur.  Sizin psikiyatrik vaka olduğunuzu iddia edebilir çünkü tüm bunlar sizin zihninizde yarattığınız şeylerdir.

Gaslighting manipülasyonu yapan kişi, tüm bunları sahte bir empati ile yapabilir. Kurbanını, onun için endişelendiğine, onun iyiliğini düşündüğüne inandırabilir. Kurbanın aile ve arkadaşlarının yardımını isteyebilir, onları kurbanın ruh sağlığına dikkat etmeleri için uyarabilir.

Bu arada manipülasyona inanmayan, buna karşı çıkmaya çalışan herkesi kurbanın hayatından çıkarmak için olağanüstü bir çaba harcar. Kurbanı onlara karşı kışkırtır ve onlara güvenemez hale getirebilir. Böylece kurbanın gerçekliğini doğrulayabilecek tüm insanları hayatından çıkarmaya başlar.

Gaslighting bilinçli ya da bilinçaltı olabilir ve bilinçli yapılmadığında bir savunma mekanizması işlevi görür. Bilinçli yapıldığında ise bir manipülasyon taktiğidir ve narsist kişilik bozukluğu (NKB) olan insanlarda sıklıkla görülür.

NKB sahibi  bir insan sıklıkla ve bilinçli olarak kendi sanrılı dünyasına uymayan duyusal bilgiyi, kendisi için bile çarpıtmaya meyillidir. Kendi yalanlarına inanır ve sürekli inkar halindedir.

Sosyopat insanlar ise ne yaptıklarının tamamen farkındadırlar ve gaslighting manipülasyonunu çıkar için ya da sırf zevk için yaparlar.

Narsistin başkalarına gaslighting uygulamasının genel olarak 5 sebebi var:

  1. Kurbanda yetersizlik, kendine güvensizlik, utanç ve düşük özdeğer yaratmak
  2. Sorumluluk almaktan kaçmak
  3. Kurbanını aşağı çekerek kendini daha üstün hissetmek, kurbanın gerçekliği algılamak için kendisine bağımlı olmasını sağlamak (bu sayede daha kendine güvenli ve kontrol sahibi hissetmek)
  4. Kendi sahte benliklerini korumak
  5. Kendi bilişsel uyumsuzluklarını çözmek

Narsist kendi gerçek benliğini ve gerçekliği, kendi sanrıları lehine reddeder. Bu nedenle kendi sanrıları ile çelişen her şey, narsistte duygusal stres ve bilişsel uyumsuzluk yaratır. Bu uyumsuzluk ne kadar büyükse, narsistin reaksiyonu ve gaslighting manipülasyonu da o kadar büyüktür.

Narsist eğer sizin gerçeklik versiyonunuzu kabul ederse, kendi dünyası ve özdeğer hissi yıkılır ve parça parça olur.  Bu nedenle de, sizin gerçekliğinizi yıkıp parça parça etmek için elinden geleni yapar.

Sosyopatın nedenleri ise narsistten farklıdır. Sosyopat narsist gibi sanrılı değildir ve kurbanını, kendi kaygılarını azaltmak ya da gerçeklik versiyonlarını korumak için manipüle etmezler.

Narsist kendi sanrılı zihin aleminde, kendisini kahraman olarak görür. Sosyopat ise baş kötü karakter olduğunun son derece farkındadır. Sosyopat istediğini almak için başkalarına zarar vermekten çekinmez.

“Normal” insanlar da bazen gaslighting yapabilirler ve bunu genellikle sorumluluktan ve negatif sonuçlardan kaçmak için yaparlar. Mesela partnerini aldatan “normal” bir insan, partneri sorduğunda bunu inkar edebilir ve tekrar sorduğunda onu kendine güvensiz biri olmakla suçlayabilir. Partneri sormaya devam ederse, onu paranoyak olmakla suçlayabilir.  Örneğin karı koca dışarı çıkarlar ve kadın başka bir adamla fazla flörtöz davranır. Geri dönerlerken koca bu durumu açtığında kadın bunun tamamen adamın kafasından uydurduğu bir şey olduğunu ve fazla kıskanç olduğunu söyler. Burada kadın fazla flörtöz davrandığının farkında olabilir ve bu nedenle de kocasıyla çatışmadan kaçıyor olabilir. Ya da belki samimi bir şekilde, bu yaptığının flörtöz olduğunu düşünmüyor olabilir.

Bir başka örnek verecek olursak mesela borderline problemi olan bir arkadaşınız size 40 kere “iyi misin?” diye sorduğu için sinirlendiniz diyelim.  Bir miktar kızgın hissetmenize rağmen, bunu ona söyleseniz olacaklar yüzünden her şey yolunda diyebilirsiniz.

Ya da mesela kardeşinize geçmişte size karşı kötü davrandığı bir anıyı hatırlattığınızda, bunu kabul etmek yerine o olayın hiç olmadığını iddia edebilir ya da tamamen farklı bir versiyonunu hatırladığını söyleyebilir. Bunu belki gerçekten hatırlamıyor ya da imajını korumaya çalışıyor olabilir.

Bu son örneklerde olan manipülasyon mu yoksa samimi bir şey mi bilmek güç. Ama bu tür şeyler uzun bir süreç boyunca düzenli bir şekilde oluyorsa, kendi gerçekliğinizden ve akıl sağlığınızdan şüphe etmeye başladıysanız, bu büyük ihtimalle gaslightingdir.

Neden yapılırsa yapılsın, gaslighting kurban için psikolojik olarak oldukça zararlıdır. Bu nedenle karşınızdakine gaslighting yapmadan önce, onu ne hale getirebileceğinizi iyi düşünüp bundan uzak durun.

Hepimizin bir derecede narsist davranışlara olduğumuzu unutmayın. Bu nedenle hepimiz negatif sonuçlardan kaçınmak için, bir şeyleri rasyonelleştirmeye, önemsizleştirmeye, haklı çıkarmaya veya savunmaya çalışabiliriz. Ama bu tür davranışların psikolojik istismar olarak sınıflandırılması için,  uzunca bir süre boyunca istikrarlı bir şekilde kullanılması, birçok taktik çeşidi içermesi ve kurbanın akıl sağlığından şüphe eder hale gelmesi gerekli.  Yani ara sıra yapılan gaslighting davranışları genelde yalan ya da inkar olarak görülebilir.

Aşırı narsistler, gaslighting manipülasyonları ile bilinirler ama bu insanlar her zaman “ben seni deli olduğunu sanacağın ve seni kullanabileceğim zamana kadar manipüle edeceğim” diye düşünmeyebilirler. Daha çok “kendi sahte kimliğimi ne pahasına olursa olsun korumak zorundayım” diye düşünüyor olabilirler.  Başka bir deyişle, narsist sırf kendi hayatına devam edebilmesine yardımcı olmanız için, sizin kendi zihninde yarattığı sirke inanmanızı sağlamaya çalışır. Çünkü sizin gerçekliğiniz onun sahte benliği ile çeliştiğinde, narsistin varlığı temelden sarsılır ve sanki kafasına dolu bir silah dayamışsınız gibi hisseder.  Bu nedenle sonuçları ve bedeli ne olursa olsun, kendisini korumak için elinden geleni yapar ve bunu da haklı görür.

Şimdi gaslighting manipülasyonuna maruz kaldığınızı gösteren beş genel işarete bakalım.

  1. Alacakaranlık Kuşağına girmiş gibi; ilişkinizin, hayatınızın geri kalanının içinde bulunduğu alemden tamamen farklı bir alemde devam ettiğini hissetmeniz.
  2. Aklınızı kaybediyor gibi hissetmeniz ve gördüklerinizden, duyduklarınızdan sürekli olarak şüphe eder hale gelmeniz.
  3. Acaba çok alıngan mıyım, kendine güvensiz miyim diye düşünüp durmanız. Kendi karar verme yetinizi sürekli olarak sorgulamanız ve artık karar alamaz hale gelmeniz.
  4. Sürekli özür dileyen, ne hata yaptığı konusunda kafası karışık biri haline gelmeniz. Gerçekten hata yaptınız mı ya da daha kötüsü o olay gerçekten oldu mu emin olamaz hale gelmeniz.
  5. Gaslighting manipülasyonunun alameti farikası; aklınızı kaybetmediğinize ikna olmak için, tüm konuşmalarını kayıt eder, her şeyi not alır hale gelmeniz.

Bazen somut delil bulmak zordur zira bazı gaslighting uygulayıcıları bu işte çok ustalardır. Yakalanırlarsa kullanmak üzere alternatif açıklamalar üretirler ya da her zaman bir şüphe payı bırakırlar.

Fakat eğer içgüdüleriniz bir şeylerin ters gittiğini söylüyorsa, taktik ve akıl oyunlarına daha fazla dikkat edin, yardım gruplarına katılın ve  narsist istismar konusunda uzman, sizi gerçekliğe yeniden çekebilecek bir ruh sağlığı doktorundan yardım alın. 

Kaynak: GASLIGHTING: 5 Keys Signs You Shouldn’t Ignore

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.

Kırılgan narsist bir erkekle olduğunuzu gösteren kırmızı alarmlar

Toksik İlişkiler – Narsist / Borderline Partner Rehberi kitabından alınmıştır.

Eğer bir kırılgan narsist kurbanı olduysanız, bu insanların yaklaşımının, daha dürtüsel ve saldırgan olan büyüklenmeci narsist bir insana göre çok daha sinsi ve planlı olduğunu biliyorsunuzdur. Eğer kırılgan narsist birini daha önce hiç görmediyseniz, böyle bir insanla ilişki başlangıçta çok güzel bir cennet bahçesine girdiğinizi sanarken zaman içinde aslında mayın tarlasında olduğunuzu anlamak gibidir. Ve mayın tarlasında olduğunuzu anladığınızda da iş işten geçmiştir.

Eğer tekrar tekrar narsist insanlarla beraber oluyorsanız, siz de de narsist bir insanın kurbanı olmanıza neden olacak ruhsal problemler olabilir. Ama kırılgan narsist ile ilişkiye girerken neyin içine girdiğini bilmeyen normal bir insan, psikolojik olarak darmadağın olduğunu anlayana kadar kendisine neyin çarptığını bilemez. Mayın tarlasında mayına basmak gibi, eğer yanlış bir yere basarsanız, narsist biri sizde büyük tahribata neden olabilir.

Kırmızı alarmlara geçmeden önce, tahmin edilir davranış kalıpları olmasına rağmen, her narsistin bireysel farkları olduğunu ve burada sayacağım özelliklerden bazılarını göstermeyeceklerini söyleyeyim. Gerçek şu ki, herkes bir dereceye kadar narsisttir ama narsist olarak tanımlanabilecek bir insanda tüm narsist davranışlar aşırı uçlara ulaşır. 

Bu bölümde bahsedeceğim son kırmızı alarm, size hemen çıkmanız gereken toksik bir ilişkide olup olmadığınızı yüzde yüz güvenirlikte gösterecek bir özellik.

Kırılgan narsist erkek kendisi için üzülmenizi sağlar.

Kırılgan narsist erkek, kendisi için üzülmenizi, kendisini bir proje olarak görmenizi sağlar. Size oldukça üzücü hikayelerini anlatır, kalbinizdeki acıma tuşlarına basar ve empatinizi kendi çıkarına kullanır. Size bir görev ve amaç hissi verir. Sizinle acıklı hikayelerini paylaşmasa bile, anlattıklarının altında yatan “zavallı ben”, “sana ihtiyacım var” sinyallerini yakalayabilirsiniz.

Büyüklenmeci narsist çoğunlukla sizi kendi projesi haline getirirken, kırılgan narsist kendisini sizin projeniz haline getirir.

Kırılgan narsist sizi aşk bombardımanına tutar.

Aşk bombardımanı, kırılgan narsist sizi uygun aday ya da daha doğrusu kendi parazit varlığı için uygun taşıyıcı olarak seçtiği andan itibaren başlar. Size hızlıca yapışır ve bir sülük gibi tüm enerjinizi ve zamanınızı emmeye başlar. Sanki dünyada başka hiçbir şey yokmuş gibi tüm odağına sizi koyar.

Kırılgan narsistin aşk bombardımanı, büyüklenmeci narsistin aşk bombardımanına göre daha az dramatiktir. Kırılgan narsist de sizin ona borcunuz varmış gibi hissetmeniz ve ona bağımlı olmanız için size aşırı ilgi, dikkat ve hediyeler verir ama büyüklenmeci narsist kadar aşırı ve saldırgan değildir.

Kırılgan narsist sizi göklere çıkarır ve size tapıyormuş gibi davranır. Aşk bombardımanı safhasında, fantezi dünyasında bir versiyonunuzu yaratır. Tüm dualarına cevabın siz olduğunuza, sizin ruh ikizi olduğunuza sizi inandırır. Sizin hiçbir yanlışınız ve kusurunuz yoktur.

Fakat bu zirveden sonra gidebileceğiniz tek yön, yokuş aşağıdır. Zira sizin bu idealize versiyonunuza göre yaşamanız mümkün değildir. Kırılgan narsist size duymak istediklerinizi söyler, size dünyaları vaad eder. Eğer henüz finansal ve kariyer anlamında başarılı değilse, bunun tek sebebinin bugüne kadar sizin gibi iyi bir kadına rastlamamış olması olduğunu söyler.

Her ilişki, her şeyin heyecanlı ve büyülü olduğu bir balayı döneminden geçer. Ama kırılgan narsist ile aşk bombardımanı ve idealizasyon takıntılı ve abartıdır. Çok fazla ve çok erken başlar.

Normal ilişkilerde de balayı dönemi biter ama balayı dönemi bittikten sonra da önemli, saygı duyulan ve sevilen biri gibi hissetmeye devam edersiniz. Ama kırılgan narsist ile balayı dönemi bir süre sonra birden bir düğmeye basılmış gibi, tüm iyi yönleri ile beraber biter.

Kırılgan narsist erkek ile güven ve bağlanma ışık hızıyla olur.

Kırılgan narsist erkek çok alçak gönüllü ve güvenilir biri gibi davranır. Aile geçmişiniz, travma geçmişiniz, ilişkiler konusunda derin ve anlamlı sorular sorar. Sizin söylediklerinizi derin bir ilgi ve empati ile dinliyor gibi davranır. Ama bu derin konuşmalardaki amaç, ilerde sizin zihninizi ve duygularınızı darmadağın etmek için kullanacağı bilgiler toplamaktır. Yani sizin “sorunlarınızı” öğrenip daha sonra sizi delilik sınırlarına doğru itmek üzere kullanmaktır.

Kırılgan narsist erkek, ilişkinin başlarında zararsız biri gibi davranan, kuzu postu içindeki bir kurttur. Sizin güveninizi kazanmak için sizden daha alt seviyedeymiş gibi davranır.

Kırılgan narsist erkeğin size olan aşırı ilgisi bir anda biter.

Bu aşama, kırılgan narsist erkeğin sizinle zihin oyunları oynamaya ve psikolojik hileler kullanmaya başladığı ve sizin yıpranmaya başladığınız aşamadır. Sanki zihninde bir düğmeye basılmış gibi birdenbire sizi göklere çıkarmayı bırakır. Artık parıltılı ve yeni değilsinizdir. Size olan ilgisini kaybeder ve tamamen sizden başka yönlere çevirir. Sizi değersizleştirmeye, sizi sizden daha iyi olan başka insanlarla karşılaştırmaya başlar. Sizin “tam bir hayal kırıklığı olduğunuzu” bilmeniz için elinden geleni yapar. Siz onu yaralıyorsunuzdur, onun düşündüğü gibi biri değilsinizdir.

Kırılgan narsist bu aşamada saygısız ve küçümser davranmaya başlar. Sizin canınızı acıtacağını bildiği şeyler söylemeye ve yapmaya başlar, kıskançlıkları ve zayıflıkları kaşır. Bu aşamada söyledikleri ile vücut dili de ayrışır. Örneğin size sizi sevdiğini söyler ama tüm vücut dili senden nefret ediyorum diye haykırır. Bu oldukça kafa karıştırıcıdır ve bilişsel uyumsuzluğa neden olur. Karşınızdaki insan artık bildiğinizi sandığınız insan değildir.

Artan oranda çelişkili davranışlarını görürsünüz. Aynı anda sizi hem yüceltir hem de aşağılar. Size empati gösteriyor gibi görünürken sizin duyarlı olduğunuz bir bilgiyi size karşı kullanır.  Aşağılama ve küçümseme gittikçe yoğunlaşır.

Kırılgan narsist erkek gaslighting uygular.

Kırılgan narsist erkek sizi aldatmakla ya da başkaları ile flört etmekle suçlar. Sizin söylediğiniz şeyleri çarpıtır ya da daha önceden söylediği şeyleri inkar eder. Böylece sizin kendinizden şüphe etmenize neden olur. Siz sanki onu mağdur ediyormuşsunuz gibi davranır. Zaman içinde hiçbir yanlışınız olmasa da kendinizi özür dilerken bulmaya başlarsınız. Kendinizi, ne ile suçlanacağınızı tahmin etmeye, asılsız suçlamalara karşı kendinizi savunmaya, sadakatinizi ve güvenilirliğinizi kanıtlamaya çalışırken bulursunuz. 

Bu arada kırılgan narsist erkek muhtemelen size yalan söylüyor, sizi aldatıyor ve parazit varlığı için bir sonraki kurban taşıyıcıyı arıyordur. Siz onun ihtiyaçları için sürekli eğilip bükülürken, sizin hiçbir ihtiyacınız karşılanmıyordur.

Kırılgan narsistin gaslighting uygulaması, büyüklenmeci narsiste göre oldukça ince ve kurnazdır. Büyüklenmeci narsist agresif bir şekilde yüzünüze sizin ne kadar yanlış ve defolu olduğunuzu söylerken, kırılgan narsist anlatıyı çok daha sinsi bir şekilde değiştirir. Örneğin size yardım ediyormuş gibi yaparak terapi görmenizi tavsiye eder, sizin çocukluğunuzun ya da geçmiş bir ilişkinizin ne kadar berbat olduğunu size hatırlatır, sizden daha önce topladığı bilgilerle sizi ne kadar defolu olduğunuza inandırmaya çalışır.

Hem büyüklenmeci hemde kırılgan narsist sizi deli olduğunuza inandırmaya çalışır ama kırılgan narsist bunu çok daha sinsi bir şekilde yapar. Kırılgan narsist erkeğin yüzünde o kendini beğenmiş sırıtışı gördüğünüzde, istediklerini aldıklarını ve sizi deli olduğunuza biraz daha inandırabilmeyi başardığını anlarsınız.

Kırılgan narsist erkek, duygusal olarak buz gibi davranmaya başlar.

Eğer seks yapıyorsanız, cinsel objeden başka bir şey olmadığınızı ve onun için hiçbir şey ifade etmediğinizi hissetmeye başlarsınız. Sizden nefret ediyormuş gibi, size hiç güvenmiyormuş gibi davranmaya başlar. Size uzak  davranmaya başlar. Tamamen sizin onun kurallarına ve sınırlarına uymanıza odaklanır ama tabii ki onun uyması gereken kurallar ve sınırlar yoktur, size dayattıkları bile onun için geçerli değildir.

Eğer ne olduğunu, neyin değiştiğini sorarsanız, sizi muhtaç, yapışkan ve kırılgan olmakla suçlar. Sizi onu manipüle etmeye çalışmakla suçlar. Siz cevaplar aramaya devam ettikçe, size daha mesafeli olmaya, aranıza duygusal bir duvar örmeye başlar. 

Zaman içinde size tamamen kapanır ve sizinle iletişime geçmeyi bile bırakır. Ona göre tabii ki bunun nedeni, sizin mantıksız, çekilmez biri olmanızdır ya da onun kapanmasına neden olacak “ne yaptıysanız” artık onu bahane eder. Ona göre suçlu sizsiniz ama tabii ki suçlu siz değilsiniz. Bu insan sizi hiçbir zaman sevmedi. Sadece sizi idealize etti. Bunu kişisel algılamayın. Bu sizinle değil onunla ilgili. Bu, narsist kişilik bozukluğu ve bu kişinin bütün hayatı boyunca tekrar edecek bir kalıp.

Bu insanla beraber olmaya devam ederseniz, yedekte sürdürdüğü ilgi kaynakları azaldığında, size ara ara kırıntılar atabilir. Ama bu kişiyle devam ederseniz, siz onun için sahip olduğu bir malsınız, hor görme, öfke ve yargılama için kullandığı bir kum torbasısınız.

Kırılgan narsist erkek, eleştiriye inanılmaz derecede duyarlıdır.

Aslında eleştiri bile olmasına gerek yok. Eleştiri saydığı, yanlış yaptığını ima ettiğini düşündüğü  en küçük şeyler bile çileden çıkmalarına neden olabilir.

Kırılgan narsist erkek, aşırı kontrolcü, kıskanç ve güvensizdir.

Ya onların istediği gibi olur ya da kapı oradadır. Her şey için sizi suçlar ve hiçbir şey için özür dileyemez. Kırılgan narsist hiçbir zaman sorumluluk almaz. Sizi ve sizinle ilgili her şeyi kontrol etmeye çabalar ama kendisi her istediğini yapabilir. Davranışları ile ilgili en ufak soru ve eleştiriye aşırı negatif tepki verir. Her zaman haklıdır. Sizi duvar gibi sessizlikle, aşağılamayla, triple, duygusal olarak uzaklaşma ile veya gaslighting ile cezalandırmaya çalışır.

Kırılgan narsist erkekte, kaygı bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk ya da bağımlılık gibi paralel problemler de vardır.

Bu tip ek bozukluklar da sizin neyle karşı karşıya olduğunuz konusunda daha fazla kafa karışıklığına sahip olmanıza neden olur.

Toksik ilişkide olduğunuzu gösteren son kırmızı alarm.

Şimdi söyleyeceğim kırmızı alarm, sadece narsist kişilik bozukluğuna değil de sizin, hemen bırakmanız gereken bir toksik bir ilişkide olduğunuza %100 güvenlikle işaret ve saydığım kırmızı alarmlar içindeki en önemlisi.

Eğer görece dengeli bir insanken, ilişki sürecinde sinirleri harap olmuş bir yıkıntıya dönüştüyseniz, kendinizi tanıyamaz hale geldiyseniz, bir sis perdesi ile çevrili ve neyin gerçek olduğunu bilemez duruma geliyorsanız, toksik bir ilişki içindesiniz. Karşınızdaki insan problemin, sorunları olan kişinin, can acıtanın ve manipüle edenin siz olduğunuza sizi inandırmışsa, toksik bir ilişkidesiniz. İnanılmaz derecede kafası karışık, yalnız ve izole hissediyorsanız; sizi sevdiğini söyleyen erkek sizden nefret ediyor gibi hissediyorsanız, toksik bir ilişkidesiniz.

Patolojik bir narsist ile ilişkideyseniz size tavsiyem o ilişkiyi hemen bitirmeniz. Eğer bu ilişkiden çıkmazsanız, deliliğe sürülürsünüz. Bu insanın ilk başlarda gösterdiği nazik, düşünceli versiyonu, sadece bir maskeydi. O versiyonu ve o versiyona geri dönmeyi unutun. O versiyon bir oyundu, hiçbir zaman gerçek değildi, hiçbir zaman da gerçek olmayacak.

Bu yayını spotify kanalımızdan ya da İlişki Sohbetleri Youtube kanalımızdan (aşağıda) dinleyebilirsiniz.

Narsist eski sevgilinin yeni sevgilisi

Bir narsist ile ilişki oldukça stresli, zor ve çoğu zaman insanı ezip geçen bir deneyimdir. Narsist, gaslighting, sessizlikle cezalandırma, anlaşmazlığa üçüncü şahıs çekme, saptırma ya da projeksiyon gibi çeşitli manipülasyon taktikleri kullanarak partnerinin kafasını karıştırmaya, tükenmiş hissetmesini, utanmasını ve kendine güvenini kaybetmesini sağlamaya çalışır.

Eğer bir narsist ile ilişki yaşadıysanız, ilişkinin bitiminin de hiç kolay olmadığını ve genellikle ayrılığın, kabusun uzatma devreleri olduğunu bilirsiniz.

Peki ayrıldınız ve narsist eski sevgiliniz hemen yeni sevgili yaptı? Narsist eski sevgili sizsiz gerçekten mutlu mu diye soruyorsunuz.  Burada narsist eski sevgilinizin yeni sevgili yapmasını kıskanmanın ne kadar saçma ve mantık dışı bir şey olduğunu konuşacağız.

Ayrılık sonrası narsist sizin kanınızı emmeye devam etmek için birçok taktik kullanabilir.  Sizi yeniden istiyor olmasa bile, sizin onun kontrolünüzde olduğunuzu ve ihtiyacı olduğunda kanınızı emebileceğini bilmek ister.  Bir narsistin ayrılık sonrası yeniden gelmesi, ne kadar üzgün olduğunu söyleyen aşk mesajları yazmaya başlaması ve özürler dilemesi, sıklıkla karşılaşılan bir durum. Bunu yaparken narsist, eski kurbanı olmadan yaşayamayacağını söyleyebilir, eski güzel günleri  ve zamanında yaptıkları gelecek planlarını hatırlatabilir.

Bir narsist haftalar, aylar ve hatta yıllar sonra geri gelebilir ama bunu yaptığında, narsistin değiştiği konusunda kendinizi kandırmayın, geçmişi yeniden yazmayın veya olmayacak bir geleceğin hayallerine kapılmayın. Ne olduğunu anlamadan bir 3-5 yılınızı daha heba etmeyin. Narsist ile travma bağı (özellikle bir istismar bir olumlu pekiştirme içeren ilişkilerde, travmaya neden olan kişiye karşı geliştirilen sağlıksız bağlanma) geliştirmiş olabilirsiniz ama bundan kurtulmak sizin göreviniz. Yoksa yeniden çöpe atılana kadar kabus içinde debelenirsiniz.

Ama çoğu ayrılıkta narsist sizi bıraktıktan sonra çok hızlı bir şekilde yeni bir sevgili bulur. Bunda çok da şaşılacak bir şey yok zira narsist, aşağılık kompleksi içinde yüzen asıl benliğini saklamak için geliştirdiği maske benliğini sürekli olarak ayakta tutmak için, ilgi ve enerjisini emecek birine muhtaçtır.

Narsist sizi bırakıp yeni sevgili yaptığında, genelde çok mutlu görünür ve bu da sizde ister istemez “bensiz neden bu kadar mutlu?”, “gerçekten onun dediği gibi kötü olan, problemli olan ben miyim?”  düşüncelerine yol açabilir.

Narsist sevgilinizin mutlu olması normal zira parazit varlığı, tükenmiş bir taşıyıcıdan, taptaze bir taşıyıcıya atladı ve bu başlangıç döneminde emebileceği çok fazla kan var. Onun için taşıyıcı ve taze kan kaynağı sizmişsiniz, şu anki sevgilisiymiş hiç önemli değil.

Fakat sorun şu ki, bu mutluluk yüzeysel ve nihayetinde, yeni taşıyıcının da kısa sürede yaşayacağı, balayı dönemi sonrasına kadar devam edecek.  Narsist eski sevgiliniz gerçekten, doyurucu bir şekilde mutlu mu? Hayır.

Bir narsist ile yeterince uzun süre ilişki içinde olduysanız, bir süre sonra özgüven ve özdeğerinizde devasa bir düşüş olduğunu, değersiz ve defolu hissetmeye başladığınızı hatırlayabilirsiniz. Ama bu iğrenç ilişki bittiğinde, özgürlüğü ve parazitsiz bir yaşamı kucaklayıp kutlayacağınıza, bir yandan geçmişe gömülürken bir yandan da narsist sizsiz neden daha mutlu diye kendinizi paralıyorsunuz.

Ama narsist sizinle ilişkiye başladığında ve ilk aylarda da çok mutluydu.  Taptaze bir kan kaynağı olduğunuz o kısa dönemde sizi idealize ederken çok mutşu görünüyordu. Birçoğunuz muhtemelen narsistin eski sevgilisini nasıl yerin dibine soktuğunu da hatırlayacaktır. Şimdi o berbat eski sevgili sizsiniz. Ve belki bir iki aya, belki bir iki seneye, şu anki partneri o berbat eski sevgili olacak.  Ve narsist bu döngüde debelene debelene yaşayıp gidecek.

Yeni kan kaynağı bunun zerre farkında değil. Balayı evresinde, narsistin fantezi dünyasında yarattığı cennet bahçesinde, aşk bombardımanı içinde bağımlılık geliştirmekle meşgul.  Narsist muhtemelen onu heyecanlandırmak ile, ona kendisini kurtaracak bir kahraman görevini aşılamakla, onu hayatına bir anlam kattığına inandırmakla meşgul. Ama bu balayı evresi kısa süre içerisinde zehirli davranışlarla bezeli bir kabusa dönecek.

Narsist kendi zehirli davranış döngüsünün farkında olmayabilir ve bütün bunları tamamen bilinçaltında yapıyor olabilir. Ama sizin bu zehirli davranış döngüsünün farkında olmanız çok önemli. Evet, narsist sığ bir çekiciliğe sahip olabilir, sizin karşılanmamış ihtiyaçlarınıza cevap veriyormuş gibi görünebilir, size çok özel hissettiriyor ve kimsenin veremeyeceği bir gelecek vaadediyor olabilir . Ama bu tuzağa ilk düşen siz değilsiniz ve son düşen de siz olmayacaksınız.

Narsist eski sevgilinizin sizi geride bırakarak çok mutlu bir hayata yelken açtığını düşünüp kendi kendinizi yiyip bitirecek kadar saf ve aptal olmayın.  Şimdi bu tuzağa düşmekte olan zavallıyı, yeni sevgilisini, kıskanacak kadar aptal olmayın.

Yeni kurbanı ile sosyal medyada kameraya verdiği o büyük gülümesemeye aldanacak kadar aptal olmayın. Eğer size tatlı bir mesajla ulaşıp beraber geçirdiğiniz zaman için size teşekkür ettikten sonra dağılacak ve tüm bu olanların sizin suçunuz olduğunu düşünecek kadar aptal olmayın (bu arada bunu tam olarak böyle düşünmeniz için yapıyor). Sizin hiç suçunuz yoktu diyemem ama narsistin bu hastalıklı, zehirli ilişki döngüsünün sizinle bir alakası yok. Siz dünyanın en mükemmel insanı olsanız da sizin kanınızı emip, kanınız bitince çöpe atacaktı, en aşağılık insanı olsanız da. Sizden sonra bulduğuna da aynısını yapacaktı. Sizden öncekine yaptığı gibi.

Narsistin sizi hayatta kalma moduna sokmak için özgüven eksikliği olan yerlere dokunacağını ve sizin utanç ve pişmanlık içinde debelenmeniz için sizi manipüle etmekten çekinmeyeceğini biliyor olmalısınız.  Eğer ayrılık sonrası narsist eski sevgilinizin ardından yıkık hissediyorsanız, şüphe ve pişmanlık doluysanız, bu durumda olmaya manipüle edildiğinizi, tesadüfen böyle olmadığınızı anlayın.

Nerede hata yaptım diyorsanız bunun cevabı narsist insanı kesin bir şekilde terk etmeyerek hata yaptınız. Tabii siz ben ne yaptım da beraber mutlu olamadık diye soruyorsunuz ama siz ne yaparsanız yapın mutlu olamayacaktınız zaten. Birçok narsist dışarıya büyük mutluluk fotoğrafları saçmasına rağmen, hayatları boyunca kimseyle mutlu olamayacak. Bunun sizinle bir alakası yok.

Çoğu narsist, kendi davranışlarının hastalıklı olduğunu anlama kabiliyetine sahip değildir ve tedavi görmek de istemez. Hemen her zaman tek yaptıkları, eski partnerlerini hunharca suçlamak ve hızlıca yeni bir partner bulmaktır. Başlangıçta bu yeni partner ideal partner, eski partner aşağılık yaratığın teki olacaktır. Yeni partner kısa süreliğine aşk bombardımanı, seks bombardımanı ve idealizasyon ile sarhoş edilecektir. Ama narsist hemen her zaman bu fanteziden uyanıp yeni partneri konusunda hayalkırıklığı hissedecek ve yeni kurban arayışına girecektir.

Narsist eski sevgiliniz bir gecede değişip ideal bir partner haline gelmedi. İdeal veya sizden daha iyi bir partner de bulmadı. Kısa süre içerisinde, narsist eski sevgilinin yeni sevgilisinin içinde bulunacağı kabusu yaşıyorsunuz ve o da bunu yaşayacak. Bu nedenle o zavallıyı kıskanmayı bırakın.

Yani bir narsist ile ayrıldıktan sonra onun hemen yeni bir partner bulmasını ve onunla dünyanın en mutlu insanı pozları vermesini bekleyin. Birçok insan özellikle de erkekler, sahiplenme dürtüsü ve narsistin hemen başkasını bulacağının ve onunla deliler gibi aşk / seks maratonu yapacağının bilinci ile, narsisti terk edemiyor.

Eminim narsist eski sevgiliniz ayrıldıktan sonra sizin gibi yıkılmış görünseydi daha rahat hissederdiniz.  Ama gerçeği unutmayın. Narsist eski sevgiliniz şu an aşk sarhoşu görünebilir ama yeni taşıyıcısının kanı kısa sürede tükenecek ve narsist hayalkırıklığı ve mutsuzluğa boğulacak.

Bunun olmaması çok zor zira kimse narsisti, narsistin derin utanç, yetersizlik ve eziklik duygularında boğulan egosundan koruyamaz.  Narsist dışardan mutlu görünebilir ama bir narsist çok nadir olarak gerçekten mutludur. Hayatı boyunca duygusal olarak hayatta kalmak için kan emmek zorundadır.

Narsist eski sevgilinizi kıskanmayın. O bir zavallı. Narsist eski sevgilinizin yeni sevgilisini kıskanmayın. Ona acıyın. Narsist eski sevgiliniz hayatı boyunca, narsist eski sevgilinizin yeni sevgilisi ise uzun süre bir kabus yaşayacak. Siz ise bundan sonra bu kabusta yaşamak zorunda değilsiniz. Bakın bu bir başa çıkma mekanizması değil, gerçeğin ta kendisi. Asıl kıskanılacak durumda olan sizsiniz.

Bu tür ilişkilere başından ya da bir daha düşmemek için, Toksik İlişkiler – Narsist / Borderline Partner Rehberi kitabımıza da bakabilirsiniz.