Narsist olması ile borderline olmasının bir farkı yok.

Bu makale, Dr. Tara J. Palmatier, PsyD’nin Help for Men YouTube kanalındaki “Why BPD and NPD Differences Don’t Matter” başlıklı yayınından çevrildi.

Borderline kişilik bozukluğu olan kişilerdeki istismar davranışlarını narsisistik, histrionik ve diğer B kümesi kişilik bozukluklarıyla birlikte ele aldığımda, hemen her defasında benzer yorumlar alıyorum:

“Borderline olanlarla narsisistler aynı değildir. Borderline kişiler sizi bilerek manipüle etmez. Psikolojik olarak hayatta kalmaya çalışırlar. Terk edilmekten korkarlar. Empati kurabilir, suçluluk ve gerçek pişmanlık hissedebilirler. Böyle davranmalarının nedeni acı çekmeleridir. Üstelik borderline tedavi edilebilir. Onları neden narsisistlerle aynı gruba koyuyorsunuz?”

Ardından genellikle klinik ayrımları yeterince gözetmediğim söyleniyor. Bazen buna azar, utandırma ve benim hakkımda amatör psikolojik çözümlemeler de eşlik ediyor.

Peki, şöyle düşünelim: İki kişi denize giriyor. Birine kaplan köpekbalığı, diğerine büyük beyaz köpekbalığı saldırıyor. İkisi de bir bacağını kaybediyor. Sonra bir deniz biyoloğu, kaplan köpekbalığının saldırdığı kişinin hastane odasına girip şöyle diyor:

“Bir dakika. Burada biraz daha dikkatli ayrım yapmalıyız. Kaplan köpekbalıklarıyla büyük beyazlar aynı değildir. Aynı nedenlerle saldırmazlar. Size saldıranın içsel motivasyonu tamamen farklıydı. Onları aynı gruba koymak haksızlık.”

Çok ilginç. Ama adamın bacağı hâlâ yok.

Benim üzerinde durduğum mesele de bu: Siz istismara uğrarken, karşınızdaki kişinin davranışını açıklayan tanısal farklılıklar, o anda ne yapmanız gerektiği sorusunun ne kadarını cevaplıyor?

Farklı tanılar, benzer zararlar

Borderline kişilik bozukluğu ile narsisistik kişilik bozukluğunun farklı tanılar olduğunu biliyorum. Uzun zamandır psikoloğum. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimimde bu ayrımlar işlendi. Birbirleriyle örtüşen ilişki davranışlarını tartışmak, iki bozukluğun psikolojik açıdan özdeş olduğunu ileri sürmek değildir.

Farklı psikolojik mekanizmalar, ilişkilerde çok benzer sonuçlar doğurabilir. Başka bir ifadeyle, farklı yollar aynı yere çıkabilir.

Yıllar önce yazdığım bir makalede bunu arsenik ve siyanür üzerinden anlatmıştım. Kimyasal olarak farklıdırlar ama ikisi de zehirdir. Köpekbalığı örneğinde de aynı durum geçerli. İki türün farklı olması, ikisinin de ciddi zararlarını birlikte konuşmamıza engel değil.

Üstelik gerçek insanlar, tanı kitaplarındaki kategorilerin kusursuz ve birbirinden yalıtılmış örnekleri de değiller. Bir kişide farklı şiddetlerde çeşitli özellikler bulunabilir. Birden fazla kişilik bozukluğunun ölçütlerini karşılayabilir. Her biri için tam tanı ölçütlerini karşılamadan da belirgin narsisistik, borderline, histrionik, paranoid veya antisosyal özellikler gösterebilir.

İçsel yapı farklı olabilir. Terk edilmeye duyarlılık, hak görme, empati güçlükleri, kimlik sorunları ve davranışa ilişkin farkındalık düzeyi de farklı olabilir. Fakat istismar içeren bir ilişkiden söz ediyorsak, özellikle de istismara uğrayan kişinin pozisyonundan bakıyorsak, koltukta oturup istismarcıya tanı koymaya çalışmaktan daha önemli sorularımız var.

Partnerinize hayır dediğinizde ne oluyor? 

Bir sınır koyduğunuzda nasıl tepki veriyor? 

Olayları onun anlattığından farklı hatırladığınızı söylediğinizde ne yaşanıyor?

Arkadaşlarınızla veya ailenizle vakit geçirmek istediğinizde başınıza ne geliyor?

Sizin ayrı bir insan olmanıza, kendi kararlarınızın bulunmasına tahammül edebiliyor mu?

Sizi incittiğinde gerçek bir sorumluluk alabiliyor mu? 

Kendi istekleri karşılanmadığında da size empati gösterebiliyor mu? 

Reddedildiğini, eleştirildiğini, kıskandığını veya terk edildiğini hissettiğinde misillemeye başvuruyor mu?

Öfkeyi, suçluluk hissettirmeyi, tehditleri, geri çekilmeyi, asılsız suçlamaları, maddi baskıyı, çocukları, cinselliği veya kendine zarar verme tehditlerini sizi istediği gibi davranmaya zorlamak için kullanıyor mu? 

İlişkiyi bitirmeye çalıştığınızda ne oluyor?

Bunlar, her gün gerçekte neyle yaşadığınızı anlamanıza yardım eden sorular. “Ama borderline ile narsisizm farklıdır” demek, bu çok daha önemli soruların hiçbirini cevaplamıyor.

Partneriniz size vuruyorsa şiddet uyguluyordur. Sizi cezalandırmak için çocukları kullanıyorsa onları çatışmanın ortasına çekiyordur. Ayrılmanızı engellemek için intihar tehdidini kullanıyorsa, şantaj ve tehdit ile baskı ve kontrol kurmaya çalışıyordur. Bunun altında terk edilme korkusu, narsisistik incinme veya birkaç farklı etken bulunması, davranışın size feci derecede verdiği zararı ortadan kaldırmaz.

Çifte standart: Borderline kadında sebeplere, narsist erkekte davranışlara odaklanmak

Bu tartışmalarda dikkatimi çeken başka bir şey var. Borderline bir kadın çoğu zaman iç dünyası üzerinden anlatılıyor: Travması var, duygularını düzenleyemiyor, kendini kontrol edemiyor, böyle olmayı kendisi seçmedi.

Narsisistik bir erkek ise dışarıdan görülen davranışlarıyla anlatılıyor: Kontrol ediyor, sevgi bombardımanı yapıyor, cezalandırıyor, istismar ediyor.

Bu anlatım yüzünden borderline kadın daha fazla şefkat uyandırıyor. Birinin yaşadığı sıkıntıyı, diğerinin yaptığı kötülükleri anlatıyorsunuz. Oysa dışarıdan bakıldığında bu iki insan grubunun davranışlar ve verdikleri zararlar birbirlerine çok benziyorlar, hatta çoğu zaman aynılar.

Bakış açısını değiştirdiğimizi ve narsist erkeği de iç dünyası üzerinden anlattığımızı düşünelim. “Eleştirildiği için öfkeye kapılıp eşini duvara çarptı” demek yerine, aynı erkeği de şöyle anlatabilirsiniz: “Kırılgan benlik saygısı, dayanılmaz bir utanç ve aşağılanma duygusuyla sarsıldı; psikolojik olarak dağılmaya karşı ilkel savunmaları harekete geçti.”

Bir anda daha anlayışlı bir açıklama elde ettiniz. Fakat bu, adamın eşini duvara çarpmış olduğu gerçeğini değiştirmedi.

Şimdi tersini yapalım. “Partneri ayrılmak istediğinde yoğun terk edilme korkusu yaşadı ve duygusal kontrolünü kaybetti” yerine, kadının yaptıklarını anlatalım: Eşi ilişkiyi bitirirse kendisini öldürmekle tehdit etti. Çocukları götürmesine izin vermedi. Telefonunu kırdı, kollarını tırmaladı ve ardından polisi arayıp yalan söyledi, onu istismarla suçladı.

İçeride yaşanan dehşetle dışarıdaki yıkıcı davranışlar aynı anda var olabilir. Bu iki anlatım birbirini dışlamaz. Değişen şey, hikâyenin hangi bölümünü öne çıkardığınız ve dinleyicide hangi duyguyu oluşturduğunuzdur.

Partnerinizin travması, size uyguladığı istismarı daha az istismar hâline getirmez. Yalnızca davranışı gerçekleştiren kişinin sıkıntısına odaklanırsanız, hemen her yıkıcı davranışı daha fazla şefkat uyandıracak biçimde anlatabilirsiniz.

Benim sorum şu: Psikolojik açıklama hangi noktada yararlı bir bağlam olmaktan çıkıp sorumluluktan muafiyet sağlayan bir mazerete dönüşüyor?

Altta yatan psikolojiyi anlamanın tanı, tedavi ve risk değerlendirmesi açısından değeri vardır. Ama köpekbalığını anlamakla, saldırıya uğrayan insanı köpekbalığından kurtarmak aynı iş değil. Saldırıya uğrayan insanın asıl yapması gereken şey köpekbalığından kurtulmak, onu anlamak değil.

Toksik partnerin neden böyle davrandığını anlamaya çalışmayın

İstismara uğrayan danışanlarla çalışırken, partnerlerinin neden böyle davrandığını anlamaya çalışmaya saplanıp kalmalarını genellikle teşvik etmiyorum. Çünkü toksik bir insanın toksik davranışını anlamak için dikkate almaları gereken açıklamalardan en önemlisi ve muhtemelen tek bilmeleri gereken şu: Bu davranışı yapıyor zira bu davranış sizi kontrol etmesini, sizden istediği sonucu almasını sağlıyor.

Partneriniz gerçekten sıkıntı yaşıyor diyelim. Peki, neyin sıkıntısını yaşıyor? Kendisine hayır denmesinin mi? Sorumluluk almasının istenmesinin mi? Yeterince ilgi görmediğini düşünmesinin mi? Sizin sınırlarınızın olmasının mı? Ondan bir yetişkin gibi davranmasını beklemenizin mi?

Onun sıkıntısının gerçek olması, sizin ona haksızlık yaptığınız veya bu sıkıntıyı sona erdirmekten sorumlu olduğunuz anlamına gelmez.

Öfke, tehdit, suçlama ve diğer zorlayıcı davranışlar tekrar tekrar güvence, ilgi, kontrol veya karşı tarafın boyun eğmesiyle sonuçlanıyorsa, bu davranışların devam etmesini sağlayan bir düzen oluşur. Bunun ne kadarının bilinçli olduğu, ne kadarının öğrenilmiş davranışlardan veya başka psikolojik süreçlerden kaynaklandığı, sizin ve çocuklarınızın üzerindeki aşırı zararlı etkiyi ortadan kaldırmaz.

Üstelik “Neden böyle davranıyor?” sorusu her zaman yalnızca anlamaya yönelik değildir. Bazen inkâr ve pazarlığın bir parçasıdır.

“Aşık olduğum kadına ne oldu? Ne değişti? Ben neyi yanlış yaptım? Başka türlü davransaydım bunlar olmaz mıydı? İlişkinin başındaki hâline dönmesi için ne yapabilirim?”

Çünkü şu anda gördüğünüz davranışları kabul etmek, sahip olduğunuzu sandığınız ilişkiyi bırakmak anlamına gelebilir. Başlangıçtaki aşk bombardımanı sırasında tanıdığınızı sandığınız kişiyi geri getirecek bir formülün sizin elinizde olmadığını kabul etmek zorunda kalabilirsiniz.

Bu sırada partneriniz değişmesinin nedeninin siz olduğunuzu söylüyor olabilir:

“Sen daha ilgili olsaydın böyle olmazdım. Beni gerçekten sevseydin bunları yaşamazdık. Beni bu hâle sen getirdin.”

Bir süre sonra bu yalana siz de buna inanmaya başlayabilirsiniz. Onu siz değiştirdiyseniz, belki yaptığınız hatayı bulup düzelterek eski hâline döndürebilirsiniz. Köpekbalığını durmadan çözümlemeye çalışmanın tuzağa dönüştüğü yer burasıdır.

Anlamak, ne zaman mazeret üretmeye dönüşüyor?

Çocukluğunu öğreniyorsunuz. Travmalarını, bağlanma biçimini, tetikleyicilerini ve kişilik özelliklerini araştırıyorsunuz. Sonra düşünceleriniz şu yönde ilerlemeye başlıyor:

“Belki eleştirilmek ona çok ağır geliyor. Belki o kadar gerginken duygularımı anlatmamalıydım. Belki kendisini öldürmekle tehdit etmesi manipülasyon değildi; yalnızca çok çaresizdi.”

Gerçekten çaresiz hissetmiş olabilir. Fakat çaresizlik ile zorlayıcı kontrol birbirini dışlayan şeyler değildir.

Sonra şu sonuca geliyorsunuz: “Ona yeterince güvende olduğunu hissettirebilirsem bir daha yapmaz.” Böylece yeniden başladığınız yere dönüyorsunuz. Kendi davranışlarınızı, onun size kötü davranmasını engellemek etrafında düzenliyorsunuz. Hâlâ onun istismarının durması için sizin neyi farklı yapmanız gerektiğini soruyorsunuz.

Anlamak açıklamaya, açıklamak gerekçelendirmeye, gerekçelendirmek mazeret üretmeye, mazeret üretmek uyum sağlamaya dönüşebiliyor. Sonunda uyum sağladığınız şey, istismara maruz kalmaya devam ettiğiniz bir hayat oluyor.

Empati kurmak veya anlamaya çalışmak kendiliğinden istismarı sürdürmek anlamına gelmez. Ancak danışanlarımın önemli bir kısmında sorun, istismar eden partnere karşı empati eksikliği değil. Tam tersi.

Muhtemelen onun hakkında zaten çok şey biliyorsunuz. Hangi konuların açılmaması gerektiğini, hangi arkadaşların sorun çıkaracağını, ne zaman hiçbir yanlış yapmadığınız hâlde özür dilemeniz gerektiğini biliyorsunuz. Onun duyguları daha büyük ve daha önemli sayıldığı için kendi duygularınızı ne zaman bastıracağınızı da biliyorsunuz.

Ruh hâlindeki küçük değişiklikleri, ses tonunu, beden dilini, hatta iç çekişini bile takip ediyor olabilirsiniz. İstismar içinde yaşayan insanlar bunu öğrenir. Sevgi dolu bir ilişkide yaşamak için sürekli böyle tetikte olmak gerekmez.

Kontrolün oluşması için her şeyin önceden planlanması gerekmez

Bir başka itiraz şu: “Narsisistler bilinçli olarak manipüle eder. Borderline kişiler ise bilerek yapmaz; yalnızca duygularını düzenleyemez.”

Oysa olasılıklar bu iki seçenekten ibaret değildir. Zorlayıcı kontrolün oluşması için birinin sabah kalkıp “Bugün partnerimi nasıl yönlendireyim?” diye ayrıntılı plan yapması gerekmiyor.

Diyelim ki arkadaşlarınızla buluşmak istediğiniz her seferinde partneriniz öfke patlaması yaşıyor. Belki sizi bilinçli olarak yalnızlaştırmaya çalışıyor. Belki gerçekten terk edilme paniği yaşıyor. Belki ikisi birden var.

Bu yeterince tekrarlandığında arkadaşlarınızı görmeyi bırakıyorsunuz. Çünkü giderseniz ne olacağını biliyor ve bir kez daha aynı olaylarla uğraşmak istemiyorsunuz. Artık size açıkça “Arkadaşlarınla görüşemezsin” demesi gerekmiyor. Arkadaşlarınızı görmenin bir bedeli olduğunu öğrendiniz.

Her itiraz ettiğinizde öfkeleniyorsa, bir süre sonra itiraz etmekten vaz geçiyorsunuz. Telefonunuzu ve şifrelerinizi vermediğinizde sizi aldatmakla suçluyorsa, sonunda mahremiyetinizden vazgeçiyorsunuz. İşe gitmek için evden çıktığınızda kendisine zarar vermekle tehdit ediyorsa, sabah alarmını duymaktan bile korkar hâle gelebiliyorsunuz.

Öğrendiğiniz ders şu oluyor: “Kendi kararımı verirsem kötü bir şey olacak. Onun tepkilerinden ben sorumluyum. Yanlış bir hareket yaparsam yeniden patlayacak.”

Bunun oluşması için sizin gerçekten yanlış yaptığınıza inanmanız bile gerekmiyor. Bir sonraki öfke nöbetini, suçlamayı veya çocukların önünde yaşanacak sahneyi önlemek, sonrasındaki cezayla uğraşmaktan daha kolay görünmeye başlıyor.

Davranışlarınız onun tepkilerini önlemek etrafında şekilleniyorsa, bu düzenin kontrol edici ve istismar edici olması için her ayrıntının bilinçli tasarlanmış olması şart değildir.

“Ne yaptığının farkında değil” açıklaması yeterli mi?

Pek çok danışanım, partnerine davranışlarının etkisini anlatmayı defalarca denedi. Öfkenin, tehditlerin, suçlamaların kendilerini nasıl etkilediğini açıkladılar. Sakin konuştular, empati kurdular, kelimelerini büyük dikkatle seçtiler. Bazen de tükenmişlik içinde ne düşündüklerini açıkça söylediler.

Benim karşılaştığım örneklerde, nasıl anlattıklarından bağımsız olarak bu konuşmalar çoğu zaman iyi gitmiyor. Partnerleri öfkeleniyor, söylenenleri reddediyor, onların fazla hassas olduğunu ileri sürüyor veya sınır koymayı kendisine yapılan bir kötülük gibi sunuyor.

“Sen beni suçluyorsun. Asıl bana kötü davranan sensin. Senin yanında kendimi güvende hissetmiyorum.”

Böylece davranışın etkisini anlatmanız, size yöneltilen yeni saldırının gerekçesine dönüşüyor. Konuşma yeniden onun mağduriyeti etrafında dönmeye başlıyor.

Bir insan neden böyle tepki verdiğini anlamıyor olabilir. Bu, ne yaptığı ve bunun sizi nasıl etkilediği kendisine hiç söylenmemiş demek değildir. İkisini birbirinden ayırmak gerekiyor.

Siz yıkıcı davranışı dile getiriyorsunuz; o davranışı konuşmaya çalışmanız cezalandırılmanızın yeni nedeni oluyor. Tanı farklılıkları, bu örüntünün size ne yaşattığını değiştirmiyor.

Empati kapasitesi ile empatik davranmak aynı şey değil

“Ama empati kurabiliyor” deniyor. Peki, sizinle anlaşamadığında, size öfkelendiğinde, sizi kendi sıkıntısının nedeni olarak gördüğünde de bu empatiyi sürdürebiliyor mu?

Empati kapasitesinin bulunmasıyla tutarlı biçimde empatik davranmak aynı şey değildir. Bazen gerçek pişmanlık da yaşanabilir. Ancak kendi çalışmalarımda sıkça gördüğüm başka bir durum var: Kişi, size yaptığından çok, yaptığının kendi hayatında doğurduğu sonuçlar için üzülüyor.

Sizi incittiği için üzülmek ile sizi kaybetmekten, sonuçlarla karşılaşmaktan veya istediğini elde edememekten dolayı üzülmek aynı değildir.

Pişmanlık da tek başına sorumluluk almak değildir. Asıl soru şu: Davranışının sorumluluğunu taşımaya tahammül edebiliyor mu? Çünkü sorumluluk alınmadan anlamlı değişim ve gelişim beklemek güçleşiyor.

Değişmeyi gerçekten isteyebilir. Fakat değişmek istemekle, bunun gerektirdiği zor işi yapmak farklı şeylerdir. Pazar sabahı içtenlikle ağlayıp pişmanlık gösterebilir ve pazar öğleden sonra aynı davranışı tekrarlayabilir. Burada yalnızca gözyaşlarının gerçek olup olmadığını tartışmak yeterli değildir. Anlamlı ve kalıcı olarak neyin değiştiğine bakmanız gerekir.

“Tedavi edilebilir” sizin ilişkiniz için bir garanti değildir

Bir başka savunma da “Borderline tedavi edilebilir” ifadesi. Bu sözden, tek başına taşıyabileceğinden çok daha fazla sonuç çıkarılıyor.

Anlamlı değişim; bir sorun olduğunu kabul etmeyi, sorumluluk almayı, tedaviye düzenli katılmayı, zorlayıcı geri bildirimlere tahammül etmeyi, duygusal olarak zorlanırken yeni davranışları uygulamayı ve bunları yeterince uzun süre sürdürmeyi gerektirir. Üstelik yalnızca terapistin odasında değil, günlük yaşamda da.

Tedavi edilebilir olmak, ilişkinin başındaki sevgi bombardımanına geri döneceği anlamına gelmez. Şu anda sizin için güvenli bir partner olduğunu veya belirli bir süre sonra mutlaka güvenli olacağını da göstermez.

Belirtilerin azalmasıyla yaşamın ve ilişkilerin sağlıklı işlemesi aynı şey değildir. Bir kişinin artık tanı için yeterli sayıda ölçütü karşılamaması, ilişkilerinde, işinde ve hayatında iyi işlev gösterdiğini tek başına kanıtlamaz.

Tedavi araştırmalarına katılan, sürece devam eden ve tamamlayan kişiler hakkında elde edilen sonuçlar, sizin partnerinizin ne yapacağını söylemez. Terapiye yalnızca terapistin sizi düzelteceği beklentisiyle gelen biriyle, kendi davranışları üzerinde dürüstçe çalışmaya hazır biri aynı durumda değildir.

Sizin için önemli olan, partnerinizin dürüstçe katılım gösterip göstermediği, sorumluluk alıp almadığı, davranışlarını değiştirip değiştirmediği ve bu değişimin terapi odasının dışında sürüp sürmediğidir.

Partnerinizin empati kapasitesi bulunması, pişmanlık göstermesi veya değişmek istediğini söylemesi, tedavinin işe yarayıp yaramayacağını görmek için istismar içeren bir ilişkide kalmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.

Şu sorulara ihtiyacınız var: Bu ilişki şu anda benim için güvenli ve sağlıklı mı? Gerçek bir davranış değişimi nasıl görünürdü? O değişim, güvenebilmem için yeterince uzun süredir devam ediyor mu?

Klinik ayrıntılara dikkat etmek, istismara mazeret bulmayı gerektirmez

Borderline kişilik bozukluğu olan biriyle çalışıyor olsaydım, terk edilme korkularını, duygularını düzenlemekteki güçlüklerini, kimlik sorunlarını ve travma geçmişini elbette anlamak isterdim. Ama bunu, bu sorunlar üzerinde çalışabilmek için yapardım. Çevresindeki herkesin daha fazla anlayış göstermesi ve yıkıcı davranışlara uyum sağlaması gerektiğini söylemek için değil.

Travmatik bağlarla ilişkide kalan, başkalarını kurtarmaya çalışan ve diğer yetişkinlerin duygularının sorumluluğunu üstlenen danışanlarımla da benzer bir yaklaşım izliyorum. Neden gereğinden fazla sorumluluk üstleniyorsunuz? Neden kurtarmaya çalışıyorsunuz? Neden tahammül etmemeniz gereken davranışlara tahammül ediyorsunuz?

Bu örüntülerin nereden geldiğini anlamak yararlıdır. Ancak bir noktada, kendi davranışlarınız içinde neleri değiştirebileceğinize geçmeniz gerekir. Anlamak, çalışmanın başlangıcıdır; tamamı değildir.

Farklı kişilik yapıları, davranışları farklı etkenlerin harekete geçirdiği ve tedavide farklı konuların ele alınması gerektiği anlamına gelir. Bir tanının, kişinin içsel acısı sürekli öne çıkarıldığı için sorumluluktan muaf tutulması gerektiği anlamına gelmez.

Benim bu konudaki çalışmalarımın odağında istismara uğrayan kişiler var. Bir adam “Bana zarar veriyor” dediğinde, konuşmanın hemen ona zarar veren kişinin ne kadar acı çektiğine dönmesi başlı başına dikkate değer.

İstismara uğrayan kişinin gördüğü zararı konuşurken de aynı şey yapılıyorsa, onun deneyimi yine arka plana itiliyor. Köpekbalığının davranışını anlamak, saldırı hikâyesinin başkahramanını köpekbalığı yapmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.

Ona kıyıdan da şefkat duyabilirsiniz

Birinin terk edilme korkusunu anlayabilir ve kendi iyilik hâlinizi bu korkuya teslim etmeyebilirsiniz. Şefkati ve etkili psikolojik yardımı hak ettiğini düşünebilir, partnerinin de aynı şeyleri hak ettiğini kabul edebilirsiniz.

Başka birinin travmasının, sizi tekrar tekrar travmatize etme hakkı vermediğine karar verebilirsiniz. Kendinizi korumayı seçmeden önce ona kusursuz bir tanı koymanız gerekmez. Borderline olabilir, narsisistik özellikler taşıyabilir, birden fazla sorun yaşayabilir veya hiç tanı almamış olabilir. Yine de size gerçekte ne yaptığına bakabilirsiniz.

Bu nedenle yalnızca “Bunu neden yapıyor? Neyi tetikledim? Onu durdurmak için ne yapmalıyım? Başlangıçtaki kadını nasıl geri getiririm?” sorularıyla kalmanızı istemiyorum. “Beni bu ilişkide tutan ne? Bana tekrar tekrar zarar veren birine bağlı kalmamın altında ne var?” sorularını da sormanızı istiyorum. Yalnızca “Çünkü onu seviyorum” demek, bunları yeterince açıklamıyor.

Benim önceliğim, suda kanayan ve hâlâ saldırıya uğrayan kişiye yardım etmek. Bazen önce neden sudan çıkması gerektiğini anlaması üzerinde uzun süre çalışıyoruz. Bazen çocuklar, para veya başka gerçek koşullar yüzünden hemen tamamen çıkamıyor. Bazen de ilişkinin bitmesi, özellikle ortak çocuklar varsa, diğer kişinin hayatından çıkması anlamına gelmiyor.

O zaman elimizdeki koruma imkânları üzerinde çalışıyoruz: sınırlar, kısa ve konuya odaklı iletişim, yaşananları kayıt altına alma, gri kaya yaklaşımı, paralel ebeveynlik ve iletişim uygulamaları gibi maruziyeti azaltabilecek yollar.

Ben tanıları aynılaştırmıyorum. Birbirleriyle örtüşen istismar davranışlarını, bunlara maruz kalan kişi açısından taşıdıkları önem üzerinden birlikte ele alıyorum.

Köpekbalığına kıyıdan da üzülebilirsiniz. Birinin acısını kabul etmek için onun size zarar vermeye devam edebileceği yerde kalmanız gerekmez.

Kırılgan narsist kadın ile borderline kadın arasındaki 5 temel fark

Kırılgan narsist kadın ile toksik bir ilişki içinde olan ya da toksik bir ilişkiden yeni çıkmış erkeklerden soru ve hikayeler alıyorum. Ama bu erkeklerden bazıları hikayelerini ve “kırılgan narsist” sevgililerinin yaptıklarını paylaştıkça, bahsi geçen sevgilinin daha çok sınırda kişilik bozukluğu (SKB – borderline personality disorder – BPD) ya da hem sınırda kişilik bozukluğu hem de kırılgan narsist özellikler gösterdiğini görüyorum.

Bu bölümde, sınırda kişilik bozukluğu ile narsist kişilik bozukluğu arasındaki temel farkları ele alarak, kafa karışıklığını bir nebze de olsa gidermeye çalışacağım.

Başlamadan, bu yazının bilgilendirme amaçlı olduğunu, terapi yerine geçmeyeceğini belirtmek istiyorum. Eğer terapi gerektiren bir probleminiz varsa, bir uzmandan yardım almanızı tavsiye ederim.

İlk bölümde en temel farkları ele alacağım ve ikinci bölümde de kalan 5 farkı ele alacağım.

#1 Kırılgan narsist kadın ile borderline kadının temel korkuları farklıdır.

Sınırda kişilik bozukluğu olan bir kadının temel korkusu terk edilmektir. Kırılgan narsist kadının temel korkusu ise gerçek benliğinin açığa çıkmasıdır.

SKB’li kadın için terk edilme, bırakılma korkusu sadece rahatsız edici değildir. Gerçekten acı vericidir ve bazen hayati tehlike gibi hissedilir. Geç gelen bir mesaj, partnerin ses tonundaki hafif bir değişim, partnerin bir arkadaşı ile konuşması ya da başka birine saniyelik bir bakış atması gibi ufak şeyler bile, sınırda kişilik bozukluğu olan kadının sinir sisteminde, büyük alarm çanlarının tetiklenmesine neden olur. Terk edilme korkusu devreye girdiği anda da, hızlı bir şekilde kontrolden çıkabilir. Ağlama krizine girebilir, sözel ve fiziksel olarak saldırganlaşabilir, sizi yapmadığınız şeylerle suçlayabilir, onu terk etmemeniz için yalvarabilir ya da ilişkiyi sabote edecek şeyler yapabilir.

Trajik olan şu ki, sınırda kişilik bozukluğu olan kadın, bu süreç içerisinde hem kendisine hem de size zarar verir, geri alamayacağı şeyler söyler, sonradan çok pişman olacağı şeyler yapar ve bazen acısını kendisine yöneltir. SKB’li kadının reaksiyonları, panik ve duygusal düzenleme yoksunluğundan kaynaklanır.

Kırılgan narsist kadın ise, terk edilmeyi o kadar kafaya takmaz ama gerçek benliğinin ortaya çıkmasından çok korkar. Temel korkusu, birinin maskesini ve maskesinin ardındaki yüzü göreceği korkusudur. Karşısındakinin kendisinin mükemmel, nazik ve ahlaki olarak görmesini ister ve bunun hiç de böyle olmadığını anlamasından korkar.

Kırılgan narsist kadın paniğe kapılmak yerine, oldukça savunmacı bir pozisyona geçer. Kendini geri çeker, soğuklaşır, mağduru oynar ya da onun maskesini düşürdüğünüz ve kırılgan bir pozisyona soktuğunuz için sizi cezalandırma planları yapar ve uygular.

Hem kırılgan narsist kadın, hem de borderline kadın sizi manipüle edebilir, size bağırıp çağırabilir ve size çok kötü şeyler söyleyebilir. Ama bu davranışlarının arkasındaki sebep çok farklıdır.

#2 İdealizasyon (aşk bombardımanı) ve devalüasyon döngüleri farklıdır.

Tedavi edilmemiş sınırda kişilik bozukluğu ile yaşayan bir kadınla ilişkinin en kafa karıştıran yanı, sürekli olarak devam eden idealizasyon – devalüasyon döngüsüdür. Bu döngü sadece ilişkinin başında olmaz. İlişki boyunca devam eder ama zaman içerisinde bir moddan diğerine geçiş daha hızlı ve yoğun olmaya başlar. Bir dakika önce kahraman muamelesi görürken bir dakika sonra onun düşmanı olursunuz. Ama sonra yoğun bir sevgi, seks ve samimi bir yakınlığa boğulursunuz. Sonra yine bok çukuruna atılırsınız.

Kırılgan narsist ile idealizasyon – devalüzasyon döngüsünün başı hemen hemen aynıdır. Yoğun bir bağ, hayranlık, mükemmel bir gelecek vaatleri, vs. Ama borderline kadının duygusal döngüleri yerine, zaman içerisinde yavaş ve istikrarlı bir düşüş görürsünüz. İdealizasyon ve aşk bombardımanı söner gider ve sürekli olarak maruz kaldığınız eleştiriler, hayal kırıklıkları ve öfke gelir. Yani kırılgan narsist kadın genellikle idealizasyon – devalüasyon döngüsüne girmez, en azından bir şey elde etmek ya da toplum önünde iyi görünmek için manipülasyon yapması gerekmediği sürece girmez.

#3 Kırılgan narsist kadın ile bordeline kadının öz imajları farklıdır.

Sınırdak kişilik bozukluğu olan kadının benlik hissi parça parça ve dengesizdir. Her gün çok değişik hisler hissedebilir. Hedefleri, inançları, değerleri ve kendini nasıl gördüğü, kiminle olduğuna ya da o an ne hissettiğine göre değişebilir.

Kırılgan narsist kadın ise dikkatle inşa ettiği bir benlik imajına sıkı sıkıya sarılır. Bu imaj, çocukları için kendini feda eden bir anne, keşfedilmemiş dahi, ahlaki olarak daha üstün olan mağdur olabilir. Öz imajı sabittir ve eleştiriye ya da öneriye açık değildir. Benliğine yönelik her tehdit, yoğun bir savunma ile karşılanır.

Borderline kadın her eleştiriyi veya öneriyi içselleştirip, kendi değersizliğinin, sevilemezliğinin ve terk edilecek oluşunun kanıtı olarak görür. Bu da kendine acıma, af dileme ve kendi değerini kanıtlamak ve terk edilmemek için yoğun çabalama seanslarına neden olur.

#4 Empati ve iletişim konularında farklıdırlar.

Duygularını yönetebildiklerinde, sınırda kişilik bozukluğu olan kadınlar çoğu insandan daha empatiklerdir. Başkalarının duygularını derinden hissedebilirler. Ama borderline kadın duygusal olarak tetiklendiğinde, bir düğmeye basılmış gibi değişir. Sinir sistemi hayatta kalma moduna girer ve empati ortadan kalkar. Siz istediğiniz kadar sakin ve mantıklı olun, söylediklerinizi ihanet, terk etme olarak algılar. Konuşmayı yargılama, dediğiniz ve demediğiniz her şeyi, sizin ne kadar kötü, kötü niyetli biri olduğunuzun kanıtı olarak algılar.

Kısacası korku ve terk edilme kaygısı devreye girdiğinde, her şey alt üst olur. Bu korkular devredeyken, siz onun partneri değil düşmanı olursunuz. Ama borderline kadın sakinleştiğinde, duygusal fırtınanın sona ermesi ile sinir sistemi yatıştığında, yoğun bir pişmanlık hisseder. Sıklıkla özür diler ve bazen ayaklarınıza kapanarak özür diler.

Sınırda kişilik bozukluğu olan bir insan tedavi görmediği, bu duyguları ve davranışları yönetmeyi öğrenmediği sürece, aynı döngü tekrarlanır durur.

Kırılgan narsist kadın nadir olarak özür diler veya pişmanlık hisseder. İlişkinin başlarında hissettiğiniz empati ise tamamen illüzyondur. Kırılgan narsist kadın sizin hislerinizi anlamaz ama onların üstünde çalışır. Sizin duygusal bağ sandığınız şey, genellikle bilişsel empatidir. Sizin duygularınızı stratejik olarak anlama, taklit etme işidir, kalpten bir deneyim paylaşımı değil.

Kırılgan narsist kadın çatışma anlarında borderline kadın gibi duygusal fırtınalara sürüklenmez. Tam tersi oldukça dikkatle hesap kitap yapan ve sizi cezalandıracak planlar yapan birine dönüşür. Sizin cezalandırılmanız için, onunla anlaşamıyor olmanız yeterli bir sebeptir zira kırılgan narsist kadının zihninde siz, onunla ters düşmekle kalmayıp, ona zarar vermeye, onu kontrol etmeye ve maskesini düşürmeye çalışıyorsunuzdur.

Kırılgan narsist kadın için her anlaşmazlık, egosuna ve imajına yapılan bir saldırıdır. Kendi sorumluluğunu kabul etmek yerine, manipülasyon yapması için bir tetikleyicidir. Kırılgan narsist kadın anlaşmazlık durumlarında inkar eder, saldırır, mağdur – saldırgan rollerini değiştirmeye çalışır. Bir konuda eleştirin, bir anda suçlanan kişi siz olursunuz. Bir konuda duygularınızı belirtin, ona zarar vermeye çalışan kişi olursunuz.

Kırılgan narsist kadın mağduru oynarken sessiz ve ağlamaklı olduğu için, kendinizden şüphe etmeye başlamanıza neden olur. Gerçek narsistin kendiniz olup olmadığınızı sorgulamanıza neden olur.

Kırılgan narsist kadın ile ilişkide ihtiyaçlarınızı, duygularınızı, endişelerinizi konuşmaya, ya da bir sorunu çözmeye çalıştığınızda, ne kadar saygılı ve kibar olursanız olun, o konuşmayı kafası karışık, yönünü kaybetmiş ve az önce ne olduğunu anlayamaz bir şekilde bitirirsiniz ki kırılgan narsist kadının kontrolü elinde tutma yöntemi tam olarak da budur. Sizi kafası karışık, yönünü kaybetmiş ve ne olduğunu anlayamayan biri haline getirmek.

#5 Çifte standartlar farklıdır.

Tedavi edilmemiş SKB sorunu olan bir kadının çifte standartları, terk edilme korkusundan ve duygu yönetiminin olmamasından kaynaklanır. Örneğin sizin onun için 7/24 hazır olmanızı, ona sürekli güven vermenizi bekler. Ama kendisi tetiklendiğinde, ortadan kaybolabilir veya sizin sınırlarınızı ihlal edebilir. Bu davranışlarını korkuya kapılmasına, tetiklenmesine, duygusal olarak kaldıramayacağı bir yoğunluğa ulaşmasına bağlar ki bunda doğruluk payı olabilir. Ama duygusal durumunu bahane ederek yaptığı şeyler, siz yapsanız tolerans göstermeyeceği şeylerdir.

Kırılgan narsist kadın ise, çifte standartları daha stratejik bir şekilde uygular. Sizin tam sadakatinizi, sürekli hayranlığınızı ve yoğun duygusal emeğinizi beklerken, karşılığında size çok az şey verir. Sizi, kendisinin sürekli olarak yaptığı şeyleri yapmakla eleştirir, imkansız standartlara ulaşmaya zorlar ama kendisi bu standartlara uymak zorunda değildir.

Kırılgan narsist kadın gizlice sizi, sizin ve yaptıklarınızın hiçbir zaman yeterli olmadığına, hiçbir şeyi doğru yapmadığınıza inandırır. Onun hataları önemsizdir ve reddedilirler.

Siz her sınır çizmeye ya da endişe belirtmeye çalıştığınızda, suçlanırsınız. Çifte standartlar zaman içerisinde sizi tüketir. Borderline gibi patlamalar şeklinde değil ama istikrarlı bir hakkaniyet erozyonu ile tüketir. Sürekli olarak adapte olmaya, alttan almaya ve tahmin etmeye çalışarak ve siz bunları yapmaya çalışırken o sürekli kurbanı oynayarak, tükenir gidersiniz. İstediğiniz kadar çabalayın. Siz bencilsiniz, siz ben merkezcisiniz, vs.

Kaynak: Covert Narcissist vs BPD: 5 Key Differences You Need to Know

Narsistin zırt pırt engelleyip sonra engeli kaldırmasının 10 yaygın nedeni

Bu bölümde, bir narsistin sizi neden ara ara ya da sıklıkla engelleyip iletişimi kestiği ve sonra engeli açıp sizinle iletişim kurduğu hakkında konuşacağız.

Bir narsistin engelle – engeli aç döngüsü, sürekli bir kafa karışıklığı ve duygusal fırtına yaratarak, sizi duygusal olarak dengesiz hale getirerek üzerinizde egemenlik kurmak için oynanan bir güç oyunudur.

Narsist partner, sizin narsist olduğunuz sanar, kendi narsist özelliklerini ve eğilimlerini sizde ve başkalarında görür. Bu nedenle de toksik davranışlar sergileyenin siz olduğunu düşünür.

Bu tür bir psikolojik yansıtma (projeksiyon), narsistin suçlamalardan kaçmasını ve kendi “mükemmel” öz imajını korumasını sağlar. Sizi engelleyerek, kendisini sizden koruduğuna inanırken, kendi sorunları ile karşı karşıya kalmaktan kaçar.

Sizi engelleyen narsist, ya başkalarından yeterli narsist yakıt alamadığından ya da istediği zaman sizin ilginizi yeniden alıp alamadığını görmek için bir süre sonra engeli açar.

Narsistin sizi sıklıkla engellemesinin ikinci nedeni de, bunu bir güç ve egemenlik gösterisi olarak görmesidir. Sizi engelleyerek, ilişkide ve ilişkinin nereye gideceği konusundaki gücün onda olduğunu size göstermeye çalışır. Narsistin engellediği partner, kendini güçsüz hisseder, ilişkinin ne durumda olduğu konusunda belirsizliğe düşer.

Narsist daha sonra engeli açarak, engellediği partnerin yeniden oyuna katılıp katılmadığına bakar. Eğer partner yeniden devam ediyorsa, bu narsisti ilerde daha fazla engelle – engeli aç manipülasyonu oynamaya teşvik eder. Narsist her döngüde, kendisini daha güçlü, üstün ve egemen hisseder.

Narsistin partnerini engelleme nedenlerinden üçüncüsü de, kendi “kurban” anlatısını desteklemektir. Bu partner kırılgan narsist ise, partnerini engeller, iletişimi keser ve kendisini mağdur göstermek üzere partnerinin arkasından bir karalama kampanyası başlatır. Ama daha sonra engeli açarak, partnerinin onun yokluğundan etkilenip etkilenmediğine bakar. Bu aşamada narsist, aslında nasıl da yanlış anlaşıldığı ya da istismara uğradığı konusunda yeni bir anlatı yaratır. Ama kendisi “çok nazik ve bonkör biri olduğu için”, partnerine kendisini kanıtlaması için yeni bir şans(!) daha verir.

Narsistin partnerini engellemesinin dördüncü nedeni, partnerini cezalandırmak istemesidir. Narsist, saygısızlığa uğradığını ya da kendisine yanlış yapıldığını düşündüğünde, misilleme olarak partnerini engeller. Haklı olsanız da olmasanız da, engelleme, size duygusal olarak acı vermek ve kafanızı karıştırmak için yapılan bir misillemedir.

Narsist daha sonra, sizin “dersinizi alıp almadığınızı” ve size uyguladığı cezanın acı çekmeniz ve kafa karışıklığına düşmeniz gibi amaçlarına ulaşıp ulaşmadığını kontrol etmek için engeli kaldırır.

Narsistin sizi engellemesinin beşinci nedeni, sizde duygusal reaksiyon yaratmaktır. Bir narsist genellikle herhangi bir duygusal reaksiyon almaktan da mutlu olur ama en çok yaltaklanma tepkisinden yani partnerinin peşinde koşup özür dilemesinden, yalvarmasından ve onayı peşinde koşmasından zevk alır. Partnerine kötü davransa bile partnerinin ona olan duygusal yatırımını sergilemesi ve ona bağımlı olması, narsistin ilgi ihtiyacını karşılar, özdeğerini onaylar.

Narsist, partnerini engelleyerek partnerinde kaybetme, reddedilme, ortada bırakılma duygularını tahrik eder ve partnerinin bu duygulara kapılıp verdiği duygusal tepkileri, partnerini kontrolü altında tutmak için kullanır.

Narsist daha sonra engeli ve iletişimi açarak, partnerinin reaksiyonunu ölçer. Narsist bazen daha fazla kafa karışıklığı, çatışma ve kaos körüklemek için de engeli açabilir.

Narsistin partnerini engellemesinin ve sonra da engeli kaldırmasının altıncı nedeni, gizlilik ve mesafeyi korumaktır. Narsist bazen birdenbire kavga çıkarıp partnerini engelleyerek, bir bedel ödemeden başka sömürü kaynaklarını kullanabilir.  Bu sayede narsist partnerinden geçici olarak uzaklaşabilir ve başka kaynakları sömürürken bunun hesabını vermek zorunda kalmaz. Bu sahte ayrılıklar sürecinde narsist, partnerinin haberi olmadan başkaları ile iletişime geçebilir. Bu aynı zamandan başka kaynakların da partnerden haberlerinin olmamasını sağlar. Böylece hiçbir şeyin hesabını vermeden istediğini yapabilme imkanına kavuşur.

Narsist gönlünü eğlendirdikten sonra, partnerinin engelini kaldırır ve ilişkiye devam eder. Partner bu süreçte narsistin ne yaptığını sorguladığında, narsist partnerinin ayrı olduğu zamanların hesabını vermek zorunda olmadığını iddia eder.

Narsistin partnerini engellemesinin ve sonra da engeli kaldırmasının yedinci nedeni, partnerini kendisini ve dönüşünü beklemeye ve merak etmeye güdülemektir. Bu engelleme – engel açma döngüleri sonucunda, partner narsistin öngörülemez davranışlarına tolerans göstermeyi, birgün yeniden bir arada olacakları beklentisi ile sürekli narsistin yörüngesinde kalmayı öğrenir.

Narsistin partnerini engellemesinin ve sonra da engeli kaldırmasının sekizinci nedeni, narsistin sağlıklı bir ayrılık için gerekli duygusal olgunluğa sahip olmamasıdır.  Sağlıklı bir insan, ayrılığın duygusal yönünden, kendi iç dünyasını gözlemlemekten ve sorumluluk almaktan kaçmaz. Narsist ise partnerini ard arda engelleyerek, herhangi bir açıklama gereği kalmadan, partnerine bir kapanış vermek zorunda kalmadan, çoğunlukla zaten kenarda hazır bekleyen başka sömürü kaynağına atlar.

Narsist arada (eski) partnerinin engelini açarak, kendisi başka kanı emilecek eleman ararken, hala onu bekleyip beklemediğini ya da ona kanını emdirmeye devam edip etmeyeceğini görmeye çalışır.

Dokuzuncu neden, itibar yönetimidir. Narsist için imaj her şeydir.  Partnerini engelleyerek, ayrılık hikayesini istediği gibi yazabilir ve başka insanların gözündeki imajını koruyabilir. Böylece insanlara nasıl görünmek istiyorsa, öyle görünmeyi garantileyebilir.  Örneğin ayrılıkta kendisini mağdur olarak gösterebilir, sizden ayrıldıktan sonra mutlu mesut bir şekilde hayatına devam ettiğini gösterebilir.

Bu nedenle engelleyen narsist engeli açtığında, kendi anlatısının tutup tutmadığını, ortak tanıdıklarınızın tepkilerini ölçmeye çalışır. Engelle – engeli kaldır döngüsü ile, başkalarının sizi nasıl algıladığını manipüle etmeye çalışır. Böylece üstünlük tiyatrolarını, imajlarını korumaya ve kendi sosyal çevresinden gelecek eleştirileri savuşturmaya çalışır.

Onuncu neden ise dürtüselliktir. Narsist çoğunlukla dürtüsel davranır. Duyguları yükseldiğinde, tamamen siyah – beyaz düşünmeye başlarlar ve bu da partnerlerini çok hızlı bir şekilde şeytanlaştırabilmelerine neden olur. Narsist kızdığında ya da kırıldığında, partnerini engellemek, negatif duygularını sağlıklı bir şekilde işleyememe ve gerçeklikle bağı devam ettirmekte zorlanma gibi nedenlere dayanır.

Narsistin duyguları soğuduğunda, engeli açıp sanki hiçbir şey olmamış gibi ya da partneri bunu sonuna kadar hak etmiş gibi davranır. Partneri, işleri düzeltmek için bir şans kazandığından için ona minettar olmalıdır.

Narsistin eski sevgilisini engelleyip sonra engeli açması çok sık görülen bir şey. Eski sevgilinizi engellediniz ve engeli açtınız diye siz bir narsistsiniz demiyorum ama bu sizin sık yaptığınız ve size göre olağan bir şey ise, kendi duygusal olgunluğunuzu ve altta yatan motivasyonunuzu sorgulamanızı tavsiye ederim. Aynı zamanda duygularınızı yönetmenin ve ihtiyaçlarınızı diğer insanlara belirtmenin daha iyi yollarını öğrenmenizi tavsiye ederim.

Son olarak bir narsist kurbanıysanız, narsizm ve narsist istismar hakkında araştırma yapmanız önemli. Ama bu, deneyiminizin her ayrıntısını analiz etmeye çok fazla zaman harcadığınız ve narsist davranış ve motivasyonlar konusunu takıntı yaptığınız seviyelere giderse, kendi iyileşmenize odaklanmanızı engelleyebilir.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize (özellikle konu ile ilgili olan Toksik İlişkiler Rehberi kitabına) bakabilirsiniz. Sorularınıza Patreon chat alanında daha hızlı cevap verebiliyorum.

Kaynak: 10 Reasons A Narcissist Keeps Blocking You!

Kırılgan narsist kadın erkeği nasıl hapseder?

Eğer bir narsist ile beraberseniz, özellikle de narsist insanlarla birden fazla ilişkiniz olduysa, kırılgan narsist bir kadının sizin üzerinizde kullandığı tuzak ve taktiklerini bilmeniz önemli. Bu bölümde bunları ele alacağız ve bölümün sonunda, bu kırmızı alarmları görmenize rağmen kaçmama nedeniniz hakkında da konuşacağız. Bu bilgiler, sizi suçlamak ya da utandırmak için değil, kırılgan narsist bir kadının avı olmanıza neden olan kırılganlıklarınızı ortaya çıkarmak ve kendinizi bu tuzaklardan korumanız için buradalar.

Başlamadan önce bu bölüm bilgi amaçlı ve eğer yardıma ihtiyacınız varsa, profesyonel yardım alın.

Narsist kişilik bozukluğu, ciddi bir ruhsal problem olsa da, birine size zarar verme hakkı vermez. Siz bu dünyaya, başka bir insanın istismarcı davranışları ile mücadele etmek için gelmediniz. İlk bilmeniz gereken şey, eğer kırılgan narsist bir kadın ile beraberseniz, ilişkinizin maalesef mutlu bir devamı ya da sonu olmayacak.

Şimdi kırılgan narsist bir kadının, partnerinde ne aradığı ile başlayalım. Bence kırılgan narsist bir kadının ilgilendiği iki erkek tipi var.  Birinci erkek tipi, diğer bir narsist. İkinci tip erkeğin ise belli karakter özellikler var ve şimdi bunlara bakacağız. Bu tip bir erkek sadece kırılgan narsiste düşmekle ve ona muhtaç olmakla kalmaz, aynı zamanda narsisr tarafından zincire de vurulur.

Birinci karakter özelliği koruyuculuktur. Kırılgan narsist kadın, çok yüksek koruma içgüdüsüne sahip, sevdiklerini korumaya doğal olarak eğilimli birini bulmaya çalışır.

İkinci karakter özelliği ise yardımseverliktir.  Böyle bir insan, başkalarına yardım etmeye ve hatta kahraman olmaya eğilimlidir.

Üçüncü karakter özelliği ise, sözünün eri olmaktır. Bu özellik, kırılgan narsist kadının erkeği zincire bağlaması konusunda çok önemli bir özelliktir.

Dördünci karakter özelliği de aşk adamı olmaktır. Kırılgan narsist kadın, kendisini tüm kalbiyle sevecek, kendisini sürekli takdir edecek ve istediği zaman tüm dikkatini kendisine yöneltecek bir erkeği arar.

Şimdi sizin tuzağa düşme sürecinizin nasıl işlediğine bakalım. Narsist kendisinin özel biri olduğuna inandığı için, sizi de onun özel biri olduğuna inandırmakta zorlanmaz. Sizin şimdiye kadar karşılaştığınız en enerji dolu, en eğlenceli, en akıllı ve seksi kadın olarak karşınıza çıkar. Tüm duygularınızı ateşler, seks dürtünüzü ateşler. Kırılgan narsist kadın hemen her zaman, seks bombardımanı yapar, seksi silah olarak kullanır. Sizin varlığından haberdar bile olmadığınız, gerçek dünyada olabileceğini hiç düşünmediğiniz tutkulu tarafınızı ve cinsel heyecanınızı açığa çıkarır.

Fakat sizi tuzağa çekme sürecinin anahtar taktiği bu değil. Anahtar taktik, size kırılgan tarafını göstermesi ve kendisini size “daha önce hiç kimse açmadığı kadar” açmasıdır. Buna nasıl tepki verdiğiniz ise, sizin üzerinizde çalışmaya devam edip etmeyeceğini, başka bir ava geçip geçmeyeceğini belirler. Kırılgan narsist kadının size en “kırılgan ve samimi” şekilde açılmasına çok fazla empati ve şefkat ile karşılık verirseniz, sizi “kahraman” rolüne yönlendirebileceğini anlar. Sizi, bu dünyada onu anlayabilecek, onu koruyabilecek, ona güvende hissettirebilecek ve ona yardım edebilecek tek erkek gibi hissettirir.

Zokayı büyük bir şevkle yutarsanız, kırılgan narsist kadın sizin kahraman olma güdünüzün, ihtiyaç duyulma ihtiyacınızın yüksek olduğunu anlar ve sizi uzun vadeli sürece çeker.

Kırılgan narsist kadın, tuzağa çekme aşamasında sizi duygusal olarak da keşfetmeye çalışır. Sizin zayıflıklarınızı, en derin korkularınızı, kimsenin bilmediği en gizli sırlarınızı öğrenmeye çalışır. Sizin aranızda çok yoğun bir bağ hissettiğiniz derin sohbetlerinizde, o size açılır ve siz de ona açılırsınız. Ama keşfettikleri, ilerde aleyhinize kullanılacaktır.  Kırılgan narsist kadın size, sizin hakkınızda bir sürü soru sorar çünkü bu bilgileri sizi manipüle etmek için kullanacaktır.

Burada şunu belirtmemiz önemli. Bu taktiklerin büyük çoğunluğu, bilinçaltı taktikler, kırılgan narsist kadının hayatta kalmak için geliştirdiği otomatik “yetenekler”. Kırılgan narsist kadın, size karşı şeytani bir saldırı peşinde değil, en azından genellikle değil.

Zokayı iştahla yuttuğunuz bu ilk aşamadan sonra, kırılgan narsist, ikinci aşamada zokayı daha da sağlam yurmanız için kendini geri çekiyormuş gibi davranır. Gerçekte ise, kendisini geri çektiğinde, sizin peşinden gitmenizi bekler. Siz peşinden giderseniz, sizi kendisine daha da çok bağlar.

Kırılgan narsist kadın bunu iki şekilde yapar. Ya sizin onu çok kırdığınızı sanacağınız sahte bir senaryo yaratır ya da hiçbir sebep yokken kendisini geri çeker ve siz neden böyle davrandığını sorduğunuzda, kırılmaktan çok korktuğunu söyler. Geçmişte ne kadar çok kırıldığını ve sizin de aynı şeyleri yapacağınızdan, onu kıracağınızdan ne kadar çok korktuğunu anlatır.

Burada kırılgan narsist kadın sizin yardımsever, ihtiyaç duyulmaya ihtiyaç duyan tarafınızı manipüle eder. Burada sizden almaya çalıştığı tepki, sizin diğerlerinden farklı olduğunuz, bunu ona asla yapmayacağınız konusunda söz vermenizdir. Sizden alabileceği kadar çok söz alır çünkü o sözleri tutmak için elinizden gelen her şeyi yapacağınızın bilincindedir.

Bir kez sözler verdiniz mi, artık zokayı tam yutmuş vaziyettesiniz ama bitmedi. Dahası var. Sizi bağlamak yetmez, bir de hiçbir yere kaçamayacak şekilde zincire vurulmanız lazım.

Siz değerleri olan, sözünü tutan birisiniz ve kırılgan narsist kadın güven duymak istediğini söyleye söyleye size bu sözlerinizi tekrar ettirir durur.  Çünkü o çok korkuyordur ve çok kırılgandır. Şimdi bu kadın gerçekten inanılmaz derecede duyarlı ve güvensiz biridir ve ihtiyacı olan şey, sizin bu sözleri asla ama asla bozamayacağınızı hissetmenizdir. Bu da, zeki ama duyarlı birinin, böyle istismar dolu bir ilişkiyi, ne olursa olsun terk edememesinin ana nedenlerinden biridir.

Kırılgan narsist kadın sizi test eder, sizin sözünüzün eri olduğunuzu kanıtlamanız için ara ara ilişkiye bomba atar. Bu testleri “geçerseniz”, gerçek kedi – fare oyunu başlar. Eğer buraya kadar okuduklarınızdan anlamadıysanız söyleyeyim, bu oyunda fare olan, oyuncak gibi oynanan sizsiniz.

Bu aşamada, duygusal olarak yüksek derecede istismar içeren it – çek ya da bir sıcak – bir soğuk döngüsü başlar. Bir Dr. Jekyll bir Mr. Hyde ortaya çıkmaya başlar. Bu döngüde kırılgan narsist kadın sizi önce kendi dikkat, hayran olunma gibi ihtiyaçlarını karşılamanız için kendine çeker ve sonra da sizi ezer. Sizi hatalarınızı, zayıflıklarınızı, güvensizliklerinizi ve korkularınızı yüzünüze vurarak ezer. O tatlı, seksi kızın nereye kaybolduğunu bilemezsiniz. Ama merak etmeyin. O tatlı, seksi kız geri gelecek. Ama her gelişi, daha kısa süreli olacak.

Sürecin bu aşamasının asıl amacı, sizin kafanızı karıştırmak, sizin kendi yargılarınızı ve değerinizi sorgulamanızı, bunlardan emin olamamaya başlamanızı sağlamak. Sizin bireyselliğinizi kaybedip, onunla kaynaşmanızı sağlamak. Ona sahip olduğunuz için çok şanslı hissetmenizi, onu sürekli takdir etmenizi, ona asla karşı durmamanızı sağlamak.

Zamanla omurganızı kaybetmeye başlarsınız zira dik durmanın sonuçları çok yoğun ve yıkıcı olmaya başlar. Zamanla çaresiz, kaygılı ve depresif hissetmeye başlarsınız zira kırılgan narsist kadın, sizin benlik algınızı yok etmeye başlar.

Kırılgan narsist kadın, kendinizi geri çekmeye başladığınızı hemen fark eder ve size hemen, ona çekilmenizi sağlayan şeylerin kırıntılarını vermeye başlar. Kedinin fareyi bırakıyor gibi yapmasına benzer şekilde, sizin bir miktar kendinizi toparlamanıza bile izin verir ama tabii sonra sizi hemen yeniden pençeleri arasına alır.

Kırılgan narsist kadın bunlara paralel olarak da, sizi arkadaşlarınızdan ve ailenizden yalıtmaya başlar. İlginizi herhangi başka birine, bu başka biri kendi çocuğunuz bile olsa, vermenizi şiddetli bir şekilde kıskanır. Sizi terk etmekle tehdit eder ve üzerinizde daha fazla kontrol sağlamak için her şeyi yapar.

Zaman içerisinde, kırılgan narsist kadının, onu mutlu etmekten sorumlu oyuncağına dönersiniz. Siz onun tüm ihtiyaçlarını karşılar hale gelirsiniz ve karşılığında da istismar hariç hiçbir şey almazsınız.

Siz sevdiklerini koruyan, onların mutlu olmasını isteyen, sözlerini tutan iyi bir insan olabilirsiniz ve bunlar, doğru ellerde sizin için harika şeyler sağlayabilecek özellikler. Ama kırılgan narsist kadının ellerinde ise, sizin için oldukça yıkıcı şeyler.

Eğer böyle bir ilişkide, sözler verdiğiniz için ve hala ona yardım edebileceğinizi ya da onu kurtarabileceğinizi düşündüğünüz için kalıyorsanız, böyle bir ilişkide yanlış nedenler yüzünden kalıyorsunuz.

Eğer böyle bir ilişkide, aranızdaki şeyin aşk olduğunu düşündüğünüz için kalıyorsanız, sizin aranızdaki şey aşk değil. Bence istismar dolu, toksik bir ilişkide olmaktan daha kötü olan tek şey, o ilişkide bir gün bile daha fazla kalmaktır. Eğer böyle bir ilişkiden kaçabildiyseniz ya da böyle bir ilişkide terk edildiyseniz, asla ama asla geri dönmeyin.

Bir narsist ile ilişkide, bedeli olmayan şey yoktur. Narsist ile tüm bağlarınızı koparmaya bakın.

Kaynak: Tactics and Mind Games of the Female Covert Narcissist

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize (özellikle konu ile ilgili olan Toksik İlişkiler Rehberi kitabına) bakabilirsiniz. Sorularınıza Patreon chat alanında daha hızlı cevap verebiliyorum.

Gri Kaya Yöntemi Bölüm 1 – Hayatınızdan çıkaramadığınız toksik insanlarla nasıl baş edersiniz?

Toksik bir insanla başa çıkmanın en etkili ve mümkün olduğunda her zaman kullanılması gereken yöntemi, o insanı hayatınızdan çıkarmanız ve size ulaşmasını tamamen engellemeniz (ghosting). Özellikle toksik bir sevgili ya da arkadaş konusunda, bu yöntem en etkilisi.

Ama maalesef her toksik insanı hayatınızdan kolayca atamıyorsunuz. Örneğin bana sıklıkla sorulan sorulardan biri narsist anne ya da baba ile nasıl başa çıkılacağı. Toksik bir ebeveyn, iş arkadaşı ya da çocuk yüzünden hayatınızdan tam olarak atamadığınız eski eş gibi durumlarda ne yapacaksınız?

Öncelikle şunu belirteyim, narsist anne ya da baba gibi durumlarda, bazen bu insanı hayatınızdan çıkarmak en etkilisi ve yetişkin hayatınızda kendisi ile bağlantıyı tamamen kesmeniz, eğer kesebiliyorsanız en iyisi. Bazen haberlerde “hayırsız” evlatları tarafından izbe bir eve terk edilmiş, perişan durumda yaşlı insanlar görüyoruz ve insanlar genelde bu insanların çocuklarını suçluyorlar. Ama bu insanların bir kısmı, gençken çocuklarına işkence etmiş, narsist ve/veya psikopat ebeveynler ve çocuklarının hayatlarından tamamen attığı insanlar (özellikle narsist insanlar hiç ölmeyeceklerine, hiç güçten düşmeyeceklerine aşırı saf bir şekilde inanıyor gibiler).

Her neyse. Narsist anne gibi toksik insanların önemli bir kısmı, başka insanlarda, örneğin çocuklarında, duygusal tepki yaratmaktan zevk alıyor ya da en azından bundan besleniyorlar. Siz duygusal tepki verdiğinizde, kendisine yere serseniz bile, narsist başarılı oluyor, kazanıyor zira sizi duygusal ve fiziksel tepki verecek kadar yaralamak, bu insanlara güç hissi veriyor.

Dediğim gibi toksik bir sevgiliniz ya da arkadaşınız varsa olabilecek en kısa sürede terk edip, en kaba şekilde engelleyip, aramalarını cevapsız bırakıp hayatınızdan atmanız lazım. Ama bunu yapamıyorsanız, gri kaya, gri duvar (gray rock / gray wall) denilen bir yöntem var.

“Gray Rock Method” (Gri Kaya Yöntemi), 2013 yılında psikoloji konusunda blog yazan Skylar rumuzlu birine ait. Gri Kaya Yönteminin amacı, psikopat, narsist ya da herhangi başka bir şekilde duygusal olarak dengesiz ve toksik insanların, size ilgisini kaybettirmeye yönelik bir taktik.

Bu yöntemin varsayımı şu: Narsizm gibi bir probleme sahip bir insan, sizinle olan etkileşiminden toksik yakıt alamazsa, tatmin olamazsa, sizinle beslemebileceği bir drama yaratamazsa, sizden sıkılmaya başlar. Bu insanlar dramaya bağımlıdırlar ve can sıkıntısına dayanamazlar. Eğer sizden drama alamazlarsa, kendilerine drama yaratacak başka bir hedef seçerler. Size olan ilgileri hızlıca azalır ve sonra da yok olur gider.

Skylar bu yöntemi psikopatlar için ortaya atarken, psikopatların güce bağımlı olduklarını ve hedeflerindeki insandan değişik reaksiyonlar almak için türlü türlü taktik uygulayarak, bu reaksiyonları veren hedefi üzerinde güç hissetmesini sağladığını söylüyor.

Toksik bir insan sizde reaksiyon yaratabildiğini gördüğünde, sizi reaksiyon yaratarak kanını emebileceği bir kaynak olarak görür ve sizi rahatsız etme sıklığı artar. Burada sizin bu insana bir reaksiyon vermeniz, özellikle duygusal bir reaksiyon vermeniz, bu insan için ödüldür, peşinde olduğu şeydir. Gri Kaya Yönteminde siz, toksik insana bu ödülü vermiyorsunuz.

Gri Kaya Yöntemini nasıl uygulayacağınız ise tamamen karşınızdaki insanın sizden ödülü nasıl aldığına bağlı. Böyle bir insan ile her etkileşiminizde, gri bir kayaya döneceksiniz. Stoik filozof Epiktetus’un dediği gibi: “Dışımızdaki dünyayı kontrol edemeyiz ama dış dünyaya karşı nasıl pozisyon alacağımızı kontrol edebiliriz.” Toksik insanın size yönelik davranış ve sözlerini kontrol edemeyebilirsiniz ama onun ihtiyacı olan “yakıtı” ortaya çıkarmayacak şekilde sıkıcı, tepkisiz davranabilirsiniz.

Örneğin toksik biri, sizin tetiklendiğinizi bildiği için spesifik bir insan ya da konudan bahsediyorsa, ona basit, sıkıcı ve umursamaz cevaplar verebilirsiniz. Sizi çileden çıkardığını bildiği için size belli bir şekilde aşağılamaya çalıştığında, bunu sanki hiç duymamış gibi davranabilirsiniz.

Toksik bir insanın istediği reaksiyonu yaratmamak, zaman ve istikrar gerektiren bir şey. Özellikle ilk zamanlarda, belki de yıllardır sağladığınız ödülü alamamaya başladığı için, toksik insan aşırı sinirlenebilir. Bunun sonucunda da sizde reaksiyon yaratma çabasını iki katına çıkarır. Burada zokayı yutmamalısınız.

Toksik insanlar kaosa, dramaya çekilirler, soğukkanlı bir sükunet bu tür insanları iter. Toksik insanlar eğlendirilmek, başkalarının duygularını kontrol etmek isterler ve ideal avları da, hassas ve kolay sinirlenen insanlardır.

Şimdi birkaç örnek vereyim. Burada temel kuralları söyleyelim:

  • Savunma yapma.
  • Angaje olma.
  • Duygusal olma.
  • Açıklama yapma.
  • Kişiselleştirme.
  • Kısa kes.

Erkek kız arkadaşını terk ediyor ve kız da narsist annenize bunu haber veriyor. Narsist anne çocuk eve geldiğinde saldırıya geçiyor. NA: Narsist anne, E: Erkek

NA: Leyla’dan neden ayrıldın? Şimdiye kadar bulduğun en iyi kızdı. Tek iyi kızdı.

E: Belki.

NA: Aptalca bir şey yaptın değil mi? Neden terk ettin söylesene?

E: Odama geçip bir ödev yetiştireceğim, şu an bunu konuşacak vaktim yok.

NA: Hayır, beni dinleyeceksin önce. Leyla’yı terk etmişsin, kız perişan durumda. Neden terk ettiğini söylemedi ama seninle konuşacağımı söyledim. Hemen kızı arıyorsun ve buluşmaya davet edip gönlünü alıyorsun.

E: (2-3 dakika anneye aldırmadan mutfakta işini görüp sessiz kaldıktan sonra) Leyla’yı aramıyorum ve odama gitmem gerekiyor.

NA: Hayır, ona arayacağını söyledim ve arayacaksın. O kız sana fazla bile. Hem benimle de iyi anlaşıyor, annesiyle de arkadaş olduk. Beni nasıl bir duruma soktuğunun farkındası değil mi? Annen için arayacaksın.

E: (2-3 dakika anneye aldırmadan mutfakta işini görüp sessiz kaldıktan sonra) Odama gitmem gerekiyor, Leyla’yı aramayacağım.

NA: (Sesini yükselterek) Hayır arıyorsun ve özür diliyorsun! Arayacaksın diye söz verdim, beni nasıl böyle bir duruma düşürürsün.

E: (2-3 dakika anneye aldırmadan mutfakta işini görüp sessiz kaldıktan sonra) Eminim bir şekilde açıklarsın. Başka bir şey var mı?

NA: (Bağırarak) tansiyonumu çıkardın yine! Öldüreceksin beni, ölümün senin yüzünden olacak. Kırk yılda bir güzel bir kız yüzüne bakıyor, peşinden koşacağına beni çileden çıkarıyorsun. Şurada düşüp ölsem umrunda değil! Hemen şimdi Leyla’yı arıyorsun! Hemen.

E: (Herhangi bir duygusal tepki vermeden, Stoik bir yüz ifadesi ile) Leyla’yı arayıp benim ne kadar nankör olduğumu anlatabilirsin ama benim gitmem lazım.

NA: Sana ne oluyor? (Burada gözler yaşarıyor). Uyuşturucu mu kullanıyorsun? İyi misin? Ruh sağlığından endişe etmeye başladım.

E: Ödev yapacağım, kulaklık takacağım. (Annenin odaya girmesine engel olarak), bir iki saat kapımı çalmayın.

NA: Kapıyı yüzüme mi kapayacaksın? Beni böyle … (kapı yavaşça suratına kapanır)

Burada en önemli şey, erkeğin sonuna kadar sakin, Stoik durması. İçinde fırtınalar kopuyor olabilir, o kapıyı kapayıp kilitledikten sonra, dışardan duyulmayacak şekilde odanın içinde sinir krizi geçirebilir ama narsist anne ile etkileşimde sakin ve stoik kalmak önemli. Açıklama yapmamak, onay aramamak, tartışmaya girmemek, vs. önemli. Cevapları nötr ve yüzü poker yüzü denilen şekilde. Eğer açıklama yaparsanız, suçlarsanız, vs. bu insanı beslersiniz.

Uzun yıllar boyunca sizin doğru düğmelerinize basıp sizden öfke, üzüntü, vs. sağan narsist, bunu yapamadığında oldukça rahatsız olacaktır. Size ne olduğunu soracak hatta ruh sağlığınızdan endişe ediyormuş gibi yapacaktır (az önceki örnekte olduğu gibi). Burada tabii ki bundan sonra böyle demeyeceksiniz. Narsiste gaslighting yapacaksınız ve bir şey değişmemiş gibi davranacaksınız.

Devam edecek.