Narsist olması ile borderline olmasının bir farkı yok.

Bu makale, Dr. Tara J. Palmatier, PsyD’nin Help for Men YouTube kanalındaki “Why BPD and NPD Differences Don’t Matter” başlıklı yayınından çevrildi.

Borderline kişilik bozukluğu olan kişilerdeki istismar davranışlarını narsisistik, histrionik ve diğer B kümesi kişilik bozukluklarıyla birlikte ele aldığımda, hemen her defasında benzer yorumlar alıyorum:

“Borderline olanlarla narsisistler aynı değildir. Borderline kişiler sizi bilerek manipüle etmez. Psikolojik olarak hayatta kalmaya çalışırlar. Terk edilmekten korkarlar. Empati kurabilir, suçluluk ve gerçek pişmanlık hissedebilirler. Böyle davranmalarının nedeni acı çekmeleridir. Üstelik borderline tedavi edilebilir. Onları neden narsisistlerle aynı gruba koyuyorsunuz?”

Ardından genellikle klinik ayrımları yeterince gözetmediğim söyleniyor. Bazen buna azar, utandırma ve benim hakkımda amatör psikolojik çözümlemeler de eşlik ediyor.

Peki, şöyle düşünelim: İki kişi denize giriyor. Birine kaplan köpekbalığı, diğerine büyük beyaz köpekbalığı saldırıyor. İkisi de bir bacağını kaybediyor. Sonra bir deniz biyoloğu, kaplan köpekbalığının saldırdığı kişinin hastane odasına girip şöyle diyor:

“Bir dakika. Burada biraz daha dikkatli ayrım yapmalıyız. Kaplan köpekbalıklarıyla büyük beyazlar aynı değildir. Aynı nedenlerle saldırmazlar. Size saldıranın içsel motivasyonu tamamen farklıydı. Onları aynı gruba koymak haksızlık.”

Çok ilginç. Ama adamın bacağı hâlâ yok.

Benim üzerinde durduğum mesele de bu: Siz istismara uğrarken, karşınızdaki kişinin davranışını açıklayan tanısal farklılıklar, o anda ne yapmanız gerektiği sorusunun ne kadarını cevaplıyor?

Farklı tanılar, benzer zararlar

Borderline kişilik bozukluğu ile narsisistik kişilik bozukluğunun farklı tanılar olduğunu biliyorum. Uzun zamandır psikoloğum. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimimde bu ayrımlar işlendi. Birbirleriyle örtüşen ilişki davranışlarını tartışmak, iki bozukluğun psikolojik açıdan özdeş olduğunu ileri sürmek değildir.

Farklı psikolojik mekanizmalar, ilişkilerde çok benzer sonuçlar doğurabilir. Başka bir ifadeyle, farklı yollar aynı yere çıkabilir.

Yıllar önce yazdığım bir makalede bunu arsenik ve siyanür üzerinden anlatmıştım. Kimyasal olarak farklıdırlar ama ikisi de zehirdir. Köpekbalığı örneğinde de aynı durum geçerli. İki türün farklı olması, ikisinin de ciddi zararlarını birlikte konuşmamıza engel değil.

Üstelik gerçek insanlar, tanı kitaplarındaki kategorilerin kusursuz ve birbirinden yalıtılmış örnekleri de değiller. Bir kişide farklı şiddetlerde çeşitli özellikler bulunabilir. Birden fazla kişilik bozukluğunun ölçütlerini karşılayabilir. Her biri için tam tanı ölçütlerini karşılamadan da belirgin narsisistik, borderline, histrionik, paranoid veya antisosyal özellikler gösterebilir.

İçsel yapı farklı olabilir. Terk edilmeye duyarlılık, hak görme, empati güçlükleri, kimlik sorunları ve davranışa ilişkin farkındalık düzeyi de farklı olabilir. Fakat istismar içeren bir ilişkiden söz ediyorsak, özellikle de istismara uğrayan kişinin pozisyonundan bakıyorsak, koltukta oturup istismarcıya tanı koymaya çalışmaktan daha önemli sorularımız var.

Partnerinize hayır dediğinizde ne oluyor? 

Bir sınır koyduğunuzda nasıl tepki veriyor? 

Olayları onun anlattığından farklı hatırladığınızı söylediğinizde ne yaşanıyor?

Arkadaşlarınızla veya ailenizle vakit geçirmek istediğinizde başınıza ne geliyor?

Sizin ayrı bir insan olmanıza, kendi kararlarınızın bulunmasına tahammül edebiliyor mu?

Sizi incittiğinde gerçek bir sorumluluk alabiliyor mu? 

Kendi istekleri karşılanmadığında da size empati gösterebiliyor mu? 

Reddedildiğini, eleştirildiğini, kıskandığını veya terk edildiğini hissettiğinde misillemeye başvuruyor mu?

Öfkeyi, suçluluk hissettirmeyi, tehditleri, geri çekilmeyi, asılsız suçlamaları, maddi baskıyı, çocukları, cinselliği veya kendine zarar verme tehditlerini sizi istediği gibi davranmaya zorlamak için kullanıyor mu? 

İlişkiyi bitirmeye çalıştığınızda ne oluyor?

Bunlar, her gün gerçekte neyle yaşadığınızı anlamanıza yardım eden sorular. “Ama borderline ile narsisizm farklıdır” demek, bu çok daha önemli soruların hiçbirini cevaplamıyor.

Partneriniz size vuruyorsa şiddet uyguluyordur. Sizi cezalandırmak için çocukları kullanıyorsa onları çatışmanın ortasına çekiyordur. Ayrılmanızı engellemek için intihar tehdidini kullanıyorsa, şantaj ve tehdit ile baskı ve kontrol kurmaya çalışıyordur. Bunun altında terk edilme korkusu, narsisistik incinme veya birkaç farklı etken bulunması, davranışın size feci derecede verdiği zararı ortadan kaldırmaz.

Çifte standart: Borderline kadında sebeplere, narsist erkekte davranışlara odaklanmak

Bu tartışmalarda dikkatimi çeken başka bir şey var. Borderline bir kadın çoğu zaman iç dünyası üzerinden anlatılıyor: Travması var, duygularını düzenleyemiyor, kendini kontrol edemiyor, böyle olmayı kendisi seçmedi.

Narsisistik bir erkek ise dışarıdan görülen davranışlarıyla anlatılıyor: Kontrol ediyor, sevgi bombardımanı yapıyor, cezalandırıyor, istismar ediyor.

Bu anlatım yüzünden borderline kadın daha fazla şefkat uyandırıyor. Birinin yaşadığı sıkıntıyı, diğerinin yaptığı kötülükleri anlatıyorsunuz. Oysa dışarıdan bakıldığında bu iki insan grubunun davranışlar ve verdikleri zararlar birbirlerine çok benziyorlar, hatta çoğu zaman aynılar.

Bakış açısını değiştirdiğimizi ve narsist erkeği de iç dünyası üzerinden anlattığımızı düşünelim. “Eleştirildiği için öfkeye kapılıp eşini duvara çarptı” demek yerine, aynı erkeği de şöyle anlatabilirsiniz: “Kırılgan benlik saygısı, dayanılmaz bir utanç ve aşağılanma duygusuyla sarsıldı; psikolojik olarak dağılmaya karşı ilkel savunmaları harekete geçti.”

Bir anda daha anlayışlı bir açıklama elde ettiniz. Fakat bu, adamın eşini duvara çarpmış olduğu gerçeğini değiştirmedi.

Şimdi tersini yapalım. “Partneri ayrılmak istediğinde yoğun terk edilme korkusu yaşadı ve duygusal kontrolünü kaybetti” yerine, kadının yaptıklarını anlatalım: Eşi ilişkiyi bitirirse kendisini öldürmekle tehdit etti. Çocukları götürmesine izin vermedi. Telefonunu kırdı, kollarını tırmaladı ve ardından polisi arayıp yalan söyledi, onu istismarla suçladı.

İçeride yaşanan dehşetle dışarıdaki yıkıcı davranışlar aynı anda var olabilir. Bu iki anlatım birbirini dışlamaz. Değişen şey, hikâyenin hangi bölümünü öne çıkardığınız ve dinleyicide hangi duyguyu oluşturduğunuzdur.

Partnerinizin travması, size uyguladığı istismarı daha az istismar hâline getirmez. Yalnızca davranışı gerçekleştiren kişinin sıkıntısına odaklanırsanız, hemen her yıkıcı davranışı daha fazla şefkat uyandıracak biçimde anlatabilirsiniz.

Benim sorum şu: Psikolojik açıklama hangi noktada yararlı bir bağlam olmaktan çıkıp sorumluluktan muafiyet sağlayan bir mazerete dönüşüyor?

Altta yatan psikolojiyi anlamanın tanı, tedavi ve risk değerlendirmesi açısından değeri vardır. Ama köpekbalığını anlamakla, saldırıya uğrayan insanı köpekbalığından kurtarmak aynı iş değil. Saldırıya uğrayan insanın asıl yapması gereken şey köpekbalığından kurtulmak, onu anlamak değil.

Toksik partnerin neden böyle davrandığını anlamaya çalışmayın

İstismara uğrayan danışanlarla çalışırken, partnerlerinin neden böyle davrandığını anlamaya çalışmaya saplanıp kalmalarını genellikle teşvik etmiyorum. Çünkü toksik bir insanın toksik davranışını anlamak için dikkate almaları gereken açıklamalardan en önemlisi ve muhtemelen tek bilmeleri gereken şu: Bu davranışı yapıyor zira bu davranış sizi kontrol etmesini, sizden istediği sonucu almasını sağlıyor.

Partneriniz gerçekten sıkıntı yaşıyor diyelim. Peki, neyin sıkıntısını yaşıyor? Kendisine hayır denmesinin mi? Sorumluluk almasının istenmesinin mi? Yeterince ilgi görmediğini düşünmesinin mi? Sizin sınırlarınızın olmasının mı? Ondan bir yetişkin gibi davranmasını beklemenizin mi?

Onun sıkıntısının gerçek olması, sizin ona haksızlık yaptığınız veya bu sıkıntıyı sona erdirmekten sorumlu olduğunuz anlamına gelmez.

Öfke, tehdit, suçlama ve diğer zorlayıcı davranışlar tekrar tekrar güvence, ilgi, kontrol veya karşı tarafın boyun eğmesiyle sonuçlanıyorsa, bu davranışların devam etmesini sağlayan bir düzen oluşur. Bunun ne kadarının bilinçli olduğu, ne kadarının öğrenilmiş davranışlardan veya başka psikolojik süreçlerden kaynaklandığı, sizin ve çocuklarınızın üzerindeki aşırı zararlı etkiyi ortadan kaldırmaz.

Üstelik “Neden böyle davranıyor?” sorusu her zaman yalnızca anlamaya yönelik değildir. Bazen inkâr ve pazarlığın bir parçasıdır.

“Aşık olduğum kadına ne oldu? Ne değişti? Ben neyi yanlış yaptım? Başka türlü davransaydım bunlar olmaz mıydı? İlişkinin başındaki hâline dönmesi için ne yapabilirim?”

Çünkü şu anda gördüğünüz davranışları kabul etmek, sahip olduğunuzu sandığınız ilişkiyi bırakmak anlamına gelebilir. Başlangıçtaki aşk bombardımanı sırasında tanıdığınızı sandığınız kişiyi geri getirecek bir formülün sizin elinizde olmadığını kabul etmek zorunda kalabilirsiniz.

Bu sırada partneriniz değişmesinin nedeninin siz olduğunuzu söylüyor olabilir:

“Sen daha ilgili olsaydın böyle olmazdım. Beni gerçekten sevseydin bunları yaşamazdık. Beni bu hâle sen getirdin.”

Bir süre sonra bu yalana siz de buna inanmaya başlayabilirsiniz. Onu siz değiştirdiyseniz, belki yaptığınız hatayı bulup düzelterek eski hâline döndürebilirsiniz. Köpekbalığını durmadan çözümlemeye çalışmanın tuzağa dönüştüğü yer burasıdır.

Anlamak, ne zaman mazeret üretmeye dönüşüyor?

Çocukluğunu öğreniyorsunuz. Travmalarını, bağlanma biçimini, tetikleyicilerini ve kişilik özelliklerini araştırıyorsunuz. Sonra düşünceleriniz şu yönde ilerlemeye başlıyor:

“Belki eleştirilmek ona çok ağır geliyor. Belki o kadar gerginken duygularımı anlatmamalıydım. Belki kendisini öldürmekle tehdit etmesi manipülasyon değildi; yalnızca çok çaresizdi.”

Gerçekten çaresiz hissetmiş olabilir. Fakat çaresizlik ile zorlayıcı kontrol birbirini dışlayan şeyler değildir.

Sonra şu sonuca geliyorsunuz: “Ona yeterince güvende olduğunu hissettirebilirsem bir daha yapmaz.” Böylece yeniden başladığınız yere dönüyorsunuz. Kendi davranışlarınızı, onun size kötü davranmasını engellemek etrafında düzenliyorsunuz. Hâlâ onun istismarının durması için sizin neyi farklı yapmanız gerektiğini soruyorsunuz.

Anlamak açıklamaya, açıklamak gerekçelendirmeye, gerekçelendirmek mazeret üretmeye, mazeret üretmek uyum sağlamaya dönüşebiliyor. Sonunda uyum sağladığınız şey, istismara maruz kalmaya devam ettiğiniz bir hayat oluyor.

Empati kurmak veya anlamaya çalışmak kendiliğinden istismarı sürdürmek anlamına gelmez. Ancak danışanlarımın önemli bir kısmında sorun, istismar eden partnere karşı empati eksikliği değil. Tam tersi.

Muhtemelen onun hakkında zaten çok şey biliyorsunuz. Hangi konuların açılmaması gerektiğini, hangi arkadaşların sorun çıkaracağını, ne zaman hiçbir yanlış yapmadığınız hâlde özür dilemeniz gerektiğini biliyorsunuz. Onun duyguları daha büyük ve daha önemli sayıldığı için kendi duygularınızı ne zaman bastıracağınızı da biliyorsunuz.

Ruh hâlindeki küçük değişiklikleri, ses tonunu, beden dilini, hatta iç çekişini bile takip ediyor olabilirsiniz. İstismar içinde yaşayan insanlar bunu öğrenir. Sevgi dolu bir ilişkide yaşamak için sürekli böyle tetikte olmak gerekmez.

Kontrolün oluşması için her şeyin önceden planlanması gerekmez

Bir başka itiraz şu: “Narsisistler bilinçli olarak manipüle eder. Borderline kişiler ise bilerek yapmaz; yalnızca duygularını düzenleyemez.”

Oysa olasılıklar bu iki seçenekten ibaret değildir. Zorlayıcı kontrolün oluşması için birinin sabah kalkıp “Bugün partnerimi nasıl yönlendireyim?” diye ayrıntılı plan yapması gerekmiyor.

Diyelim ki arkadaşlarınızla buluşmak istediğiniz her seferinde partneriniz öfke patlaması yaşıyor. Belki sizi bilinçli olarak yalnızlaştırmaya çalışıyor. Belki gerçekten terk edilme paniği yaşıyor. Belki ikisi birden var.

Bu yeterince tekrarlandığında arkadaşlarınızı görmeyi bırakıyorsunuz. Çünkü giderseniz ne olacağını biliyor ve bir kez daha aynı olaylarla uğraşmak istemiyorsunuz. Artık size açıkça “Arkadaşlarınla görüşemezsin” demesi gerekmiyor. Arkadaşlarınızı görmenin bir bedeli olduğunu öğrendiniz.

Her itiraz ettiğinizde öfkeleniyorsa, bir süre sonra itiraz etmekten vaz geçiyorsunuz. Telefonunuzu ve şifrelerinizi vermediğinizde sizi aldatmakla suçluyorsa, sonunda mahremiyetinizden vazgeçiyorsunuz. İşe gitmek için evden çıktığınızda kendisine zarar vermekle tehdit ediyorsa, sabah alarmını duymaktan bile korkar hâle gelebiliyorsunuz.

Öğrendiğiniz ders şu oluyor: “Kendi kararımı verirsem kötü bir şey olacak. Onun tepkilerinden ben sorumluyum. Yanlış bir hareket yaparsam yeniden patlayacak.”

Bunun oluşması için sizin gerçekten yanlış yaptığınıza inanmanız bile gerekmiyor. Bir sonraki öfke nöbetini, suçlamayı veya çocukların önünde yaşanacak sahneyi önlemek, sonrasındaki cezayla uğraşmaktan daha kolay görünmeye başlıyor.

Davranışlarınız onun tepkilerini önlemek etrafında şekilleniyorsa, bu düzenin kontrol edici ve istismar edici olması için her ayrıntının bilinçli tasarlanmış olması şart değildir.

“Ne yaptığının farkında değil” açıklaması yeterli mi?

Pek çok danışanım, partnerine davranışlarının etkisini anlatmayı defalarca denedi. Öfkenin, tehditlerin, suçlamaların kendilerini nasıl etkilediğini açıkladılar. Sakin konuştular, empati kurdular, kelimelerini büyük dikkatle seçtiler. Bazen de tükenmişlik içinde ne düşündüklerini açıkça söylediler.

Benim karşılaştığım örneklerde, nasıl anlattıklarından bağımsız olarak bu konuşmalar çoğu zaman iyi gitmiyor. Partnerleri öfkeleniyor, söylenenleri reddediyor, onların fazla hassas olduğunu ileri sürüyor veya sınır koymayı kendisine yapılan bir kötülük gibi sunuyor.

“Sen beni suçluyorsun. Asıl bana kötü davranan sensin. Senin yanında kendimi güvende hissetmiyorum.”

Böylece davranışın etkisini anlatmanız, size yöneltilen yeni saldırının gerekçesine dönüşüyor. Konuşma yeniden onun mağduriyeti etrafında dönmeye başlıyor.

Bir insan neden böyle tepki verdiğini anlamıyor olabilir. Bu, ne yaptığı ve bunun sizi nasıl etkilediği kendisine hiç söylenmemiş demek değildir. İkisini birbirinden ayırmak gerekiyor.

Siz yıkıcı davranışı dile getiriyorsunuz; o davranışı konuşmaya çalışmanız cezalandırılmanızın yeni nedeni oluyor. Tanı farklılıkları, bu örüntünün size ne yaşattığını değiştirmiyor.

Empati kapasitesi ile empatik davranmak aynı şey değil

“Ama empati kurabiliyor” deniyor. Peki, sizinle anlaşamadığında, size öfkelendiğinde, sizi kendi sıkıntısının nedeni olarak gördüğünde de bu empatiyi sürdürebiliyor mu?

Empati kapasitesinin bulunmasıyla tutarlı biçimde empatik davranmak aynı şey değildir. Bazen gerçek pişmanlık da yaşanabilir. Ancak kendi çalışmalarımda sıkça gördüğüm başka bir durum var: Kişi, size yaptığından çok, yaptığının kendi hayatında doğurduğu sonuçlar için üzülüyor.

Sizi incittiği için üzülmek ile sizi kaybetmekten, sonuçlarla karşılaşmaktan veya istediğini elde edememekten dolayı üzülmek aynı değildir.

Pişmanlık da tek başına sorumluluk almak değildir. Asıl soru şu: Davranışının sorumluluğunu taşımaya tahammül edebiliyor mu? Çünkü sorumluluk alınmadan anlamlı değişim ve gelişim beklemek güçleşiyor.

Değişmeyi gerçekten isteyebilir. Fakat değişmek istemekle, bunun gerektirdiği zor işi yapmak farklı şeylerdir. Pazar sabahı içtenlikle ağlayıp pişmanlık gösterebilir ve pazar öğleden sonra aynı davranışı tekrarlayabilir. Burada yalnızca gözyaşlarının gerçek olup olmadığını tartışmak yeterli değildir. Anlamlı ve kalıcı olarak neyin değiştiğine bakmanız gerekir.

“Tedavi edilebilir” sizin ilişkiniz için bir garanti değildir

Bir başka savunma da “Borderline tedavi edilebilir” ifadesi. Bu sözden, tek başına taşıyabileceğinden çok daha fazla sonuç çıkarılıyor.

Anlamlı değişim; bir sorun olduğunu kabul etmeyi, sorumluluk almayı, tedaviye düzenli katılmayı, zorlayıcı geri bildirimlere tahammül etmeyi, duygusal olarak zorlanırken yeni davranışları uygulamayı ve bunları yeterince uzun süre sürdürmeyi gerektirir. Üstelik yalnızca terapistin odasında değil, günlük yaşamda da.

Tedavi edilebilir olmak, ilişkinin başındaki sevgi bombardımanına geri döneceği anlamına gelmez. Şu anda sizin için güvenli bir partner olduğunu veya belirli bir süre sonra mutlaka güvenli olacağını da göstermez.

Belirtilerin azalmasıyla yaşamın ve ilişkilerin sağlıklı işlemesi aynı şey değildir. Bir kişinin artık tanı için yeterli sayıda ölçütü karşılamaması, ilişkilerinde, işinde ve hayatında iyi işlev gösterdiğini tek başına kanıtlamaz.

Tedavi araştırmalarına katılan, sürece devam eden ve tamamlayan kişiler hakkında elde edilen sonuçlar, sizin partnerinizin ne yapacağını söylemez. Terapiye yalnızca terapistin sizi düzelteceği beklentisiyle gelen biriyle, kendi davranışları üzerinde dürüstçe çalışmaya hazır biri aynı durumda değildir.

Sizin için önemli olan, partnerinizin dürüstçe katılım gösterip göstermediği, sorumluluk alıp almadığı, davranışlarını değiştirip değiştirmediği ve bu değişimin terapi odasının dışında sürüp sürmediğidir.

Partnerinizin empati kapasitesi bulunması, pişmanlık göstermesi veya değişmek istediğini söylemesi, tedavinin işe yarayıp yaramayacağını görmek için istismar içeren bir ilişkide kalmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.

Şu sorulara ihtiyacınız var: Bu ilişki şu anda benim için güvenli ve sağlıklı mı? Gerçek bir davranış değişimi nasıl görünürdü? O değişim, güvenebilmem için yeterince uzun süredir devam ediyor mu?

Klinik ayrıntılara dikkat etmek, istismara mazeret bulmayı gerektirmez

Borderline kişilik bozukluğu olan biriyle çalışıyor olsaydım, terk edilme korkularını, duygularını düzenlemekteki güçlüklerini, kimlik sorunlarını ve travma geçmişini elbette anlamak isterdim. Ama bunu, bu sorunlar üzerinde çalışabilmek için yapardım. Çevresindeki herkesin daha fazla anlayış göstermesi ve yıkıcı davranışlara uyum sağlaması gerektiğini söylemek için değil.

Travmatik bağlarla ilişkide kalan, başkalarını kurtarmaya çalışan ve diğer yetişkinlerin duygularının sorumluluğunu üstlenen danışanlarımla da benzer bir yaklaşım izliyorum. Neden gereğinden fazla sorumluluk üstleniyorsunuz? Neden kurtarmaya çalışıyorsunuz? Neden tahammül etmemeniz gereken davranışlara tahammül ediyorsunuz?

Bu örüntülerin nereden geldiğini anlamak yararlıdır. Ancak bir noktada, kendi davranışlarınız içinde neleri değiştirebileceğinize geçmeniz gerekir. Anlamak, çalışmanın başlangıcıdır; tamamı değildir.

Farklı kişilik yapıları, davranışları farklı etkenlerin harekete geçirdiği ve tedavide farklı konuların ele alınması gerektiği anlamına gelir. Bir tanının, kişinin içsel acısı sürekli öne çıkarıldığı için sorumluluktan muaf tutulması gerektiği anlamına gelmez.

Benim bu konudaki çalışmalarımın odağında istismara uğrayan kişiler var. Bir adam “Bana zarar veriyor” dediğinde, konuşmanın hemen ona zarar veren kişinin ne kadar acı çektiğine dönmesi başlı başına dikkate değer.

İstismara uğrayan kişinin gördüğü zararı konuşurken de aynı şey yapılıyorsa, onun deneyimi yine arka plana itiliyor. Köpekbalığının davranışını anlamak, saldırı hikâyesinin başkahramanını köpekbalığı yapmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.

Ona kıyıdan da şefkat duyabilirsiniz

Birinin terk edilme korkusunu anlayabilir ve kendi iyilik hâlinizi bu korkuya teslim etmeyebilirsiniz. Şefkati ve etkili psikolojik yardımı hak ettiğini düşünebilir, partnerinin de aynı şeyleri hak ettiğini kabul edebilirsiniz.

Başka birinin travmasının, sizi tekrar tekrar travmatize etme hakkı vermediğine karar verebilirsiniz. Kendinizi korumayı seçmeden önce ona kusursuz bir tanı koymanız gerekmez. Borderline olabilir, narsisistik özellikler taşıyabilir, birden fazla sorun yaşayabilir veya hiç tanı almamış olabilir. Yine de size gerçekte ne yaptığına bakabilirsiniz.

Bu nedenle yalnızca “Bunu neden yapıyor? Neyi tetikledim? Onu durdurmak için ne yapmalıyım? Başlangıçtaki kadını nasıl geri getiririm?” sorularıyla kalmanızı istemiyorum. “Beni bu ilişkide tutan ne? Bana tekrar tekrar zarar veren birine bağlı kalmamın altında ne var?” sorularını da sormanızı istiyorum. Yalnızca “Çünkü onu seviyorum” demek, bunları yeterince açıklamıyor.

Benim önceliğim, suda kanayan ve hâlâ saldırıya uğrayan kişiye yardım etmek. Bazen önce neden sudan çıkması gerektiğini anlaması üzerinde uzun süre çalışıyoruz. Bazen çocuklar, para veya başka gerçek koşullar yüzünden hemen tamamen çıkamıyor. Bazen de ilişkinin bitmesi, özellikle ortak çocuklar varsa, diğer kişinin hayatından çıkması anlamına gelmiyor.

O zaman elimizdeki koruma imkânları üzerinde çalışıyoruz: sınırlar, kısa ve konuya odaklı iletişim, yaşananları kayıt altına alma, gri kaya yaklaşımı, paralel ebeveynlik ve iletişim uygulamaları gibi maruziyeti azaltabilecek yollar.

Ben tanıları aynılaştırmıyorum. Birbirleriyle örtüşen istismar davranışlarını, bunlara maruz kalan kişi açısından taşıdıkları önem üzerinden birlikte ele alıyorum.

Köpekbalığına kıyıdan da üzülebilirsiniz. Birinin acısını kabul etmek için onun size zarar vermeye devam edebileceği yerde kalmanız gerekmez.

Lindsay Clancy davası nedir? 3 çocuk katili anneye destek veren kadınlar kimler?

Bu yazıda, Amerika’da 2023 yılında üç küçük çocuğunu boğarak öldüren Lindsay Clancy adlı kadının davasını, daha doğrusu eğer yargılama sürecini azıcık da olsa takip ediyorsanız, neden çok sayıda kadının üç küçük çocuğunu vahşice öldüren bir kadın için asosyal medyada “senin gibiyim Lindsay” videoları yaptıklarını, düzinelerce kadının mahkeme salonuna pembe giysilerle gidip Lindsay Clancy’yi alkışladıklarını, kısaca bu katili desteklediklerini konuşacağız. Aynı zamanda eğer kız arkadaşınız Lindsay Clancy’yi destekliyorsa, bunun ne anlama gelebileceğini de göreceğiz.

Her sene belli sayıda kadın ve erkek, çeşitli nedenlerle çocuklarını öldürüyorlar ve bu kadın ve erkeklerin bir kısmı, “akli dengesi yerinde olmadığı için suçlu sayılamaz” diyerek akıl hastanesine kapatılıyorlar. Yani olay korkunç olsa da asıl sansasyon yaratan şey katilin akıl sağlığı gerekçesi ile suçsuz bulunması değil, ilk defa bir katile toplu destek görmemiz.

Önce bilmeyenler için olayı biraz anlatalım. Lindsay Clancy adlı kadın, 24 Ocak 2023’te, kocasını dışarıdan yemek siparişini almaya gönderiyor. Kadının bunu yapmadan önce bu siparişi almak için evden gidiş – geliş süresini araştırdığı görülüyor. Adamcağız dışarıdayken de, 3 çocuğunu – 5 yaşındaki Cora, 3 yaşındaki Dawson ve 8 aylık Callan – evin bodrumunda, iple tek tek boğarak öldürüyor. Sonra da kendini yüzeysel olarak kesip, iki katlı evin üst katından karlı bahçeye atıyor. Ölmüyor ama (karın kendisine yastık olacağını varsaydı muhtemelen), kar buzlu olunca sakat kalıyor.

Koca eve döndüğünde önce kadını bahçede yaralı buluyor ve ambulans çağırıyor. Ambulans gelince içeri girip çocukları arıyor ve hepsini boğulmuş olarak buluyor. Çocukları tek tek ölü bulurken dakikalar boyunca attığı çığlıkları o kadar korkunç ki, adamın 911 araması kamuya açılmadı, mahkemede dinleyenler de travmaya uğradıklarından bahsediyorlar.

Şimdi internette dedektifçilik oynayan bazı embesillerin dediğinin aksine, çocukları kadının öldürdüğü konusunda bir şüphe yok. Kadın öldürdüm diyor, savunma avukatı öldürdüm diyor, deliller ve olayı aylarca araştıran dedektifler kadın öldürdü diyor. Mahkeme, kadının “akıl hastalığı nedeniyle ceza ehliyeti olmadığı gerekçesiyle” suçlu mu suçsuz mu sayılacağı. Suçlu ise, kadın 3 kere ömür boyu hapis cezası alacak. ABD’de ömür boyu hapis gerçekten ömür boyu. Suçlu değilse, akıl hastanesine kapatılacak ama ileride iyileşti diye salınma imkanı olacak.

Yani savcılık, kadının çocukları öldürdürürken doğru ile yanlışı ayırt edecek, ne yaptığını bilecek durumda olduğunu göstermeye çalışıyor. Kadının savunma avukatı ise, postpartum psikozu ve varolan bipolar – depresyon nedeniyle çocukları boğarken akıl sağlığının yerinde olmadığını göstermeye çalışıyor.

Burada kadının kocasını evden ne kadar uzak kalacağını önden araştırması, planlamaya işaret ediyor. Savunmanın kullandığı postpartum psikozu ve çocukları öldürmesini söyleyen bir ses duyduğu iddiası da kadının sonradan ortaya attığı şeyler. Kadın ayrıntılı günlükler tutmuş ve bunlarda çocuklara zarar verme düşüncelerinden bahsetse de, çocukları öldürüp kendisi hayatta kalana kadar şizofrenik seslerden hiç bahsetmiyor. Bu nedenle savcı, kadının kendini öldürmeye karar verdiğini ve çocuklar kendisi olmadan ne yapacaklar mantığı ile onları öldürdüğünü iddia ediyor. 

Ama asıl mesele sebep değil, cinayetleri planlaması ve ne yaptığını bilmesi diyor. Tam bu sıralarda da psikoz, halisünasyon ve intihar üzerine arama yapmış. Sanki intihar etmeyi beceremezse nasıl yırtacağını araştırmak istemiş.

Savunma postpartum psikozu denilen nadir bir psikoz üzerine. Doğum yapan her bin kadından 2.5’inde görülüyor ve bu kadınların %4’ü de bebeklerini öldürüyorlar. Savunma, kadının psikozu hissettiği için arama yaptığını iddia ediyor.

Burada anahtar, katil annenin, çocukları öldürmeden önce hiç yazmadığı, belirtmediği ve sonradan hayatta kalınca sanki suçlamalardan kurtulmak için bahsettiği postpartum psikozu. Psikoz birden olan bir delilik ve katil annenin yaptığı planlar, babayı yakın bir şubeye değil özellikle uzağa göndermesi, babanın evden çıkmasını beklemesi ve çocukları öldürürken arada adamla konuşması, psikoz teorisi ile çelişiyor. Bu arada çocukları birer birer, oldukça sadist bir şekilde uzun süre acı vererek boğduğunu da unutmayalım.

Yasa önünde soru kadının kafayı yemiş olup olmadığı değil. Savcı da, savunma da kadının akıl sağlığının yerinde olmadığını kabul ediyor. Kanuni sorun, öldürme anında katilin yaptığı şeyin yanlış olduğunu idrak edecek durumda olup olmadığı.

Sebep konusunda başka teoriler de var. Lindsay Clancy B kümesi kişilik bozukluğuna sahip bir kadınsa, borderline özelliklere sahipse, duygusal olarak aşırı kaotik ve negatif duyguları çok ama çok aşırı seviyede hissedecektir.  Benim çocuklarını öldüren anne babalarda en çok gördüğüm durum, çocukların babalarından ya da annelerinden intikam alma dürtüsü. Burada katil anne aşırı derecede depresyon ve stres altındayken, baba iş gezilerine çıkıyormuş. Soruşturmada New York’a yapılan bu iş gezilerinin sadece iş gezileri olmadığını gösteriyor. Bu gezilerde Patrick Clancy arkadaşları ile buluşup eğleniyormuş ki Lindsay Clancy bu konuda adama diş bilemeye başlamış olabilir.

Bu arada Patrick Clancy’nin yeni eşi de New York’ta yaşıyor ki online spekülasyonlar belki de adam evliyken şimdiki eşi ile yasak aşk yaşadığını iddia ediyorlar. Lindsay Clancy kocası ile cinsel yakınlıklarının kalmadığından da yakınıyormuş ki bu aslında aldatma iddiasını destekleyen bir şey.

Yani sonuçta, kadın çocukları, kocasından öc almak için acı çektirerek öldürmüş de olabilir. Ekstrem B tipi kişilik bozukluğu olan bir insanın böyle bir şeyi yapma kapasitesi var.

Her neyse uzun bir giriş oldu ama asıl konu bu değil. Bu tür korkunç çocuk cinayetlerini erkekler de kadınlar da işliyorlar ve erkekler de “deli o nedenle suçsuz” diye hapishane yerine timarhaneye gönderilebiliyorlar.

Asıl konu neden azımsanamayacak sayıda kadın, pembe tişörtler giyerek mahkeme dışında destek alkışları atıyorlar, dünyanın bok çukuru olan TikTok’ta çocuklarını kucaklarına alıp “aynıyız Lindsay” diye videolar yapıyorlar veya katilin ailesinin açtığı yardım kampanyasina 1.2 milyon dolar bağışlıyorlar.

Burada cevabı, YouTube’da kanalı da olan ve izlemenizi tavsiye edeceğm Hannah Spier adlı psikiyatristin konu üzerindeki yayınlarında bulabiliyoruz. Bu kadınlar, çeşitli seviyelerde kişilik bozukluğuna sahip kadınlar. Bu nedenle de Lindsay Clancy’de kendilerini görüyorlar. Bu insanlar güç açlığı çeken insanlar ve Clancy’nin üzerinde uygulanan devlet gücünü görüyorlar ve devlet gücünün kendileri gibi insanları cezalandırılmasından nefret ediyorlar. Clancy’nin cezalandırılmasını, suçlu bulunmasını, kendileri gibileri güçsüz kılan bir şey olarak görüyorlar.

Clancy’nin cezalandırılması ile kendileri gibi insanların yaptıklarının sorumluluğunu almak zorunda kalacaklari, normal insanlarla aynı standartlarda yargılanacaklari, şımarık bir çocuk gibi sürekli bakılıp yardım görmeyecekleri bir dünyadan nefret ediyorlar. Bu nedenle de davaya bu kadar yoğun duygusal tepkiler veriyorlar.

Bunu yıllardır çoğu ben B tipi kişilik bozukluğundan muzdaribim diye bağıran SJW kadın aktivistlerde görüyoruz. Onların arıza bir şekilde kocaman açılan gözlerinde, bağırarak karşılarındakini susturmaya çalışmalarında, manipülasyonlarında, FEMEN gibi cinsel teşhircilik ile dikkat çekmeye çalışmalarında görüyoruz. Bu kadınlar Batı’da daha çok trans aktivisti, çevre aktivisti, feminazi veya ne istediği belirsiz üniversite kampüsü aktivisti olarak karşımıza çıkıyorlar. Türkiye’de ise en çok göz önüne çıkanları, sokak köpeği aktivisti (hayvan diyemeyeceğim zira  köpek ve köpek yemi odaklılar) olarak önüne gelene çığlık atıp saldırırken görüyoruz. Bu insanlar kadınları, hayvanları ya da ezilenleri tutkuyla sevdiklerinden değil, başkaları üzerinde kontrol ve güç kurmak için, duygusal ve ruhsal olarak dengesiz olduklarından bu kadar çığlık çığlığa ve saldırganlar.

B kümesi kişilik bozukluğu özellikleri narsizm, psikopati, borderline ve histrionik kişilik bozukluklarını içeriyor. Mesela narsist özellikler gösteren biri, ruhsal olarak dengesiz ve düşük uyumluluk düzeyi düşük biridir. Böyle bir insan negatif duyguları ile, kendisine ahlaki olarak diğer insanlardan daha üstün olduğunu, daha iyi olduğu hikayesini anlatarak başa çıkmaya çalışır. Böyle bir insan, hak sanrısı içinde yaşar ve istediğini elde etmek için başka insanları manipüle etmeye hazırdır.

Bunlarla alakalı olarak bir de kırılgan narsist var. Kırılgan narsist, kendisini dünyanın en büyük mağduru olarak görür. Böyle biri paranoyaktır, tüm dünya ona karşıdır. Kızgındır, kin doludur ve dünyanın kendisi için eğilip bükülmesini, kendisine destek çıkmasını bekler. 

Hem büyüklenmeci hem de kırılgan narsist, diğer insanlar üzerinde tahakküm kurma takıntısı olan insanlar. Büyüklenmeci narsist, başkalarından narsist yakıt almaya çalışır ve bunu hak ettiğine, pohpohlanmayı hak ettiğine inanır. Kendi negatif duyguları ile, başkaları üzerinde güç kurarak başa çıkmaya çalışır. Kendisine ne kadar parlak,önemli, özel ve mükemmel olduğu hikayesini anlatır. Dünyanın da kendisine bu şekilde davranmasını sağlamaya çalışır. Bu olmazsa, narsist kişiliği ve kişi kendi yaşamını sonlandıracak kadar çöker.

Kırılgan narsist de özel ve önemli olduğuna inanır ama kendisini dünyanın en büyük mağduru olarak görür. Başkaları üzerinde güç kurmayı ister, başkalarını kontrol etmek ister. Böylece onların kendisine bakmasını, kendisine daha kolay bir hayat yaşatmasını sağlamayı arzular.

Bununla alakalı özelliklerden birisi makyavelizm. Makyavelist güce açtır, muhtaçtır. Dünya üzerinde tahakküm kurmak ister çünkü dünya korkutucu bir yerdir. Bununla alakalı olarak bir de tabi psikopati var. Manipülatif, hilekar, başkalarını dolandıran ama onlara zerre empati hissetmeyen insan.

B kümesi içindeki histrionik kişilik bozukluğuna sahip insan, duygusal olarak o kadar büyük bir kaos içindedir ki, bununla baş edebilmek için başkalarının ilgisini ve dikkatini kovalar, ilginin merkezi olmaya çalışır.

Bu tip bir insan hızlı yaşam tarihi stratejistidir (fast life history strategist). Yani hemen üreme ve kısa vadede hayatta kalmayı, uzun vadeli planlamaya ve gelişime tercih eden bir insandır. Böyle biri cinsel olarak erken olgunlaşır, şimdi elde edeceği hazza ve ödüllere aşırı odaklıdır, hazzı erteleyemez, ertelemek için uzun vadeli bir neden görmez. Uzun vadeli çocuk yetiştirmekten çok, en fazla sayıda partner ile birlikte olmaya öncelik verir. Gereğinden fazla risk alır, dürtüseldir ve saldırgan davranışlara meyillidir.

Bu eğilim, dengesiz, bireylerin hızlı yaşayıp genç öldüğü, yarın hayatta olmama riskinin yüksek olduğu ekolojilerde, sosyal bağlar kurmanın bir getirisi olmayan ekolojilerde görülür. Böyle bir ekolojide erkekler pompalar ve terk ederler, kadınlar ise iyi ve dengeli bir baba olup olmayacağına bakmaksızın en yüksek değerli erkeğin peşinde koşarlar. Hemen herkes güç peşinde koşan, dünya bana karşı düşüncesi ile boğuşan, daha bencil ve çekilmez insanlara dönüşür.

Lindsay Clancy’yi destekleyen kadınlar, böyle kadınlar. “Same Lindsay” (Aynıyız Lindsay) diye TikTok atarken doğru söylüyorlar, çünkü onunla aynılar. Lindsay Clancy’nin suçlu bulunmasını, kendilerinin güçsüzleştirilmesi olarak görüyorlar. Lindsay Clancy’nin suçlu bulunmasını, dünyanın onları idare etmeyeceğinin, istedikleri gibi davranmalarına izin vermeyeceğinin, kocaman bebekler gibi davranmalarına tolerans göstermeyeceğinin kanıtı olarak görüyorlar. Bu olayı, güç kaybı olarak görüyorlar ve bu da onları çok korkutuyor. Çünkü zihinsel olarak içinde bulundukları hızlı yaşam tarihi ekolojisinde, bu güç kaybı ölüm demek.

Çocuk katili kadının yanındalar çünkü o kadın da böyle biri ve kendileri de o kadın gibiler. Ve o kadının yaptıklarının yanına kalmamasını, kendilerinin yaptıklarının ya da yapabileceklerinin yanlarına kalmaması olarak görüyorlar. Çünkü Clancy’nin suçlu bulunması, kendileri de birgün de bir şeyler yaparlarsa, bunun sonuçlarını çekeceklerine, kontrolü ve gücü kaybedeceklerine işaret ediyor. Bu da onları çok ama çok korkutuyor. Bu nedenle bir bebek gibi bağırıyorlar, ağlıyorlar.

Bu insanların duygusal olarak olgunlaşmamış insanlar olduklarını unutmayın. Dengesiz, tehlikeli ekolojilerde büyüdükleri için sosyal yetenekler, duygusal olgunluk geliştirme ihtiyacı hissetmediler. Bu nedenle hala çok küçük çocukların sosyal seviyesinde, manipülasyonlarla, öfke nöbetleri ile, hani yaptınız mı sadece anne ve babanızın tolerans göstereceği sosyal davranışlarla hayatta kalmaya çalışıyorlar.

B kümesi kişilik bozukluğuna sahip kadınlar böyle kadınlar. Lindsay Clancy de böyle bir kadın. 3 küçük çocuğu arka arkaya boğarak öldürdü. Yetişkin ve sağlıklı bir insan, psikoza girip çocuklarını öldürse, ayıktığında kendisine en ağır cezanın verilmesini iterdi. Ama Clancy bunun cezasını çekmek istemiyor, yaptığı şeye sanki bir çocukluk etmiş gibi tolerans bekliyor. Onu destekleyen kadınlar da bununla, “ben ne yaparsam yapın idare edin” mantığı ile doğal bir şekilde bağlantı kurabiliyorlar.

Bu açıdan baktığınızda, bu kadınların Clancy gibi 3 küçük çocuğu vahşice öldürmüş bir kadın için kampanya yapması şaşırtıcı değil. Burada umabileceğimiz tek şey, adaletin yerini bulması ve katilin suçlu bulunarak bu tip insanlara “sizin gibilerin bu tip davranışlarına tolerans gösterilmeyecek” mesajı gönderilmesi. Toplum sizin güç arzunuza tolerans göstermeyecek, kocaman bebekler gibi ilgi budalası bir şekilde ağlayıp zırlamanıza, çığlıklar atıp karşınızdaki sesleri susturmaya çalışmanıza izin vermeyecek. Bir çılgınlık yaparsanız bu yanınıza kalmayacak. Kendi deliliğinizi siz kontrol etmek zorunda kalacaksınız, siz insan gibi davranmayı öğreneceksiniz.

Ama dava sonucu gördük ki, bu olmayacak. 12 jüri üyesinden sadece bir erkek, diğer 11 üyeye karşı durup davanın kilitlenmesini sağladı ama görünen o ki bu kişi bir daha yargılanacak ve delilik bahanesi ile suçsuz bulunacak. Bu aslında katil anne serbest kalacak anlamına gelmiyor, başında söylediğim gibi böyle suçsuz bulunan ilk kadın ya da erkek Lindsay Clancy olmayacak ve suçsuz bulunması serbest kalacağı anlamına da gelmiyor. Ama bu davada bu katilin suçsuz bulunması, bu akıl sağlığı yerinde olmayan kitleye çok ama çok yanlış bir sinyal gönderecek.

Bütün bu olanlardan çıkaracağınız sonuç ne?

Kız arkadaşınız Lindsay Clancy suçsuz ya da daha beteri Patrick yaptı gibi bir şey söylüyorsa, o ilişkiyi bitirin. Böyle biri ile empati kurabilmesi, nasıl bir psikoloji ile karşı karşıya olduğunuzu görmenizi sağlamalı.

Ama, bu olayı “kadınlar gerçek yüzlerini gösterdi” diye okumayın. Benim gördüğüm kadarıyla TikTok başta olmak üzere asosyal medya B kümesi kişilik bozukluğu olan kadınlar tarafından ele geçirildi. İçeriğin büyük bir kısmı, viral olan içeriğin tamamı, bu tip kadınlar tarafından üretiliyor.  Ekran yanında bu tip kadınlar gerçek hayatta da tüm saldırgan ve dengesiz tavırları ile kamusal alanda çok öne çıkmaya başladılar. Gösterilerde erkeklerin suratına salyalar saçarak bağırıyorlar, sadist ve psikopat olanları sosyal medyada 185 aldı erkek ölsün diye havlıyor ya da kameralardan kocasını nasıl köpek ettiğini sergiliyor, histrionik olanlar dünyayı gezerek ve antidepresan ilaç kokteyli ile kendinden kaçmaya çalışırken,   biz ölümlü yerlesiklere ne kadar üstün olduğunu kanıtlamaya çalışip ilgi oruspulugu yapıyor, vs . Çevresinde kadın bulunmayan, kalabalıklar içinde yaşasalar da sosyal olarak izole, ölümcül derecede online yaşayan bazı genç erkekler, mankurt gibi kölesi oldukları ekrandan akan kadın imajını “kadınlar” sanıp radikalleşiyorlar. İnsan ızdırabını paraya çeviren makine, bu erkeklerin beynini kızartıyor.  Boyle arkadaşlar lütfen ekrandan çıkıp gerçek hayatta gerçek kadınlarla daha fazla zaman harcayın. Biliyorum bazılarınız SJW copluklerinde yaşıyorsunuz ve çevrenizde bu tip kadınların gerçeği var. Siz de mümkün olduğunca o çevreden kopmaya bakın.

Peki bunun toplum için anlamı ne? Kadınların küçük bir kısmı sonuçta değil mi? Toplum için anlamı karanlık çünkü 2-3% gibi bir azınlık eğer adaletin kılıcından korkmazlar da, o toplum çok tehlikeli bir yere dönüşür. El Salvador’da hapishanedeki nüfusu %1.5’tan %3’e çıktığında yani sadece %1.5luk bir psikopat erkek azınlığı adaletin kılıcını yiyince, ülke dünyanın en tehlikeli ülkesinden güvenli bir ülkeye evrildi. Çok Küçük ama agresif ve gürültülü bir grup zaptedilmezse koca bir nüfusu tahakküm altına alabiliyor.

 

Eski sevgilimi ben terk ettim ama hala unutamadım – vaka çalışması

Bugün ele alacağımız vaka çalışmasında, takipçi 1 yıl kadar beraber olduğu kadını terk etmiş. Eski sevgilisi toksik, sürekli olarak saygısızlık yapan, birçok alarm veren bir kadın olduğu için, zor da olsa sonunda doğru olanı yapmış. Sonunda diyorum zira bir yıllık ilişkide kadını 3-4 kere bırakmış ama her seferinde geri almış.

Sorun şu ki, bu toksik ilişkinin üzerinden 6 ay geçmesine rağmen, terk ettiği eski sevgilsini unutamamış. Takipçi, ismine  Erkan diyelim, çevresinde bir uydu erkek barındıran ve başka erkeklere mavi boncuk dağıtan bir kadın olduğu için kararının doğru olduğunu biliyor ama yine de onu özlüyor. Bu da takipçiyi oldukça şaşırtan bir durum.

Aslında tabi ki Erkan bu kadını değil, bu kadının olmasını istediği fanteziyi özlüyor. Acı çekmesinin ve kızın aklından çıkmamasının nedeni, gerçekliği henüz kabul edememesi.

Burada bir başka sorun da, yeni ve derin bir ilişki ile biten ilişki arasında ortalama olarak 1.5 sene gibi bir sürenin olması. Birçok erkek maalesef hayatında düzenli ve derin bir bağ olan kadını 2-3 ay içinde bulamazsa, paniğe kapılıyor ve sanki hiç bulamayacakmış gibi hissetmeye başlıyor. Bunun sonuçlarından biri de, ilerde derin bir bağ yoksa, eski bağı özlemek oluyor. Bu özlem özellikle, erkek ilişkiyi hayatının merkezi yapıp ilişkisinin dışındaki sosyal hayatını ve uğraşlarını boşladıysa daha şiddetli oluyor. Erkek sadece hayatının merkezi olan bir bağı kaybetmekle kalmıyor, aynı zamanda o bağ hayatından çıkınca, sosyal bir çöl ile başbaşa kalıyor.

Bu nedenle ilişkiniz olduğunda, hayatınızı ilginç ve sosyal yapan şeylerden uzaklaşmamalısınız. Ve uzaklaşsanız bile, ilişki bittiğinde, içinizden gelmese bile,  hayatınızı ilginç ve sosyal yapan şeylere devam etmelisiniz.

Neyse, fazla uzattım. Erkan’ın hikayesine bakalım.

Abi merhaba. 6 ay kadar önce, 1 yıllık ve oldukça kaotik olan ilişkimi bitirdim. Ben 29 yaşındayım, eski kız arkadaşım ise 27 yaşında.

Aramızda inanılmaz bir bağ vardı. Hayatımda kimseyle bu kadar iyi vakit geçirmedim. Seks harikaydı. Beni o kadar çok, o kadar yoğun seviyordu ki anlatamam.

Bir şeyi çok açık anlatıyorsun ama zerre farkında değilsin. “Gerçek olamayacak kadar güzelse, gerçek değildir” diye bir laf var. Kullandığın abartı kelimeler, toksik ve manipülatif partnerin aşk bombardımanını tamamen yuttuğuna işaret. Aranızdaki muhtemelen derin bir bağ değil, kaotik ilişkinin iniş çıkışları ile aralıklı pekiştirilen bir bağımlılıktı. Seks bombardımanı zaten belli. Yoğun sevgi sandığın şey de, muhtemelen kaotik ve hedonist yapışkanlıktı.

Toksik aşk bombardımanını, gerçek olmadığı için gerçek olamayacak kadar güzel görünen “bağı” olduğu gibi değil de böyle süslü pembe gözlüklerle görürsen, aslında seni manipüle edip kanını emme gibi bir niyeti olmadığından fare kapanına “harika” peynirler koymayan normal bir kadının gerçek sevgisi, sana bayat ve renksiz gelir. Pembe gözlüklerle kendine gerçek diye yutturduğun geçmiş ilişkini özler durursun.

Ama …

Bu harika, inanılmaz, yok böyle bir şey “sevgi” zaten hep “AMA” ile paket olarak gelir.

Problem şu ki, aramızdaki derin aşka ve kimyaya rağmen …

Cinsel azgınlığa ragmen desek daha doğru olur.

balayı aylarından sonra ona olan güvenimi sarsmaya başladı.

Aşk bombardımanı genellikle böyle biter. Cennet bahçesinde yürüdüğünü sanarken, birden ayılır ve kendini bir mayın tarlasının ortasında bulursun.

Aslında rüyadan uyandığında geri dönüp mayın tarlasından çıksan, yine çok hasar almazsın. Ama “bunu düzeltebilirim, gözlerimi kapatıp gül bahçesine dönebilirim” dersen, büyük hasar alırsın.

“Hayır ben bu işi şu abiden ya da şu abiden öğrendim, bu kızı düzeltebilirim!”

Bozuk bir kadını düzeltemezsiniz. Sağlıklı bir kadınla olan ilişkinize yapacağınız yatırım, o kadının daha da iyi olmasını sağlar ama sağlıksız bir kadına yatırım, onun daha da kötü olmasını sağlar.

Onu daha objektif değerlendirmeliydim ama abi ilk aylarda her şey o kadar harika gidiyordu ki!

Paranoyak bir şekilde bir şeylerin kötü gideceği beklentisinde olmanızı tavsiye etmem ama her şeyin harika olduğunu düşündüğünüz anda bunu yakalayıp “bir dakika” demeniz lazım. “Burada bir problem olabilir, gerçek olamayacak kadar güzel ise gerçek olmayabilir”.

Birçok erkek maalesef “ah çok harika, ah mükemmel” diye eriyor ve sonra da aylarca kurtulmaya çalıştıkları şekilde yaralanıyor.

İnsanlar gerçek yüzlerini 3-6 ay kadar saklayabilirler. Yani biriyle beraberliğinizin ilk 3-6 ayında, “dur bakalım bu ne kadar gerçek, ne kadar reklam ya da sahte” şeklinde temkini elden bırakmamalısınız. Kız sonra gerçekten iyi çıkarsa, başlangıçta çok yüksel dürtüsel coşkuların hedonist zevkine tam dalamazsınız ama uzun süreli mutlu olabilirsiniz.

İlişkinin başında önünüzü kış tutun, bırakın yaz gelsin. Çoğu kaygılı bağlanan, sevgi açı erkek, aşk bombardımanı ile önünü bitmeyen yaz sanıyor ve kara kışa toslayınca darmadağın oluyor. Bu konudan, kendimizi kaptırmadan sevemeyecek miyiz yazısında bahsetmiştim.

Sonra, bazı kötü davranışları ortaya çıktı. Bunlar birk ere olan şeyler de değildi, düzenli olarak yaptığı şeylerdi. Mesela eski sevgililerinden konuşuyordu ve birkaç kez gereksiz cinsel ayrıntılara da girdi. Kızdığında bana tehditler, aşağılamalar ile saldırıyordu.

Bu ikisi bile bir kez, geri dönüşsüz ayrılmak için yeterli.

Çevresinde uydu erkek barındırıyordu ve bunlarla sınırlarına zerre dikkat etmiyordu. Bunlardan en samimi olduğu erkeğe, bizim yatak hikayelerimizden bahsetmiş.

Bu kadın bu adamları sadece ilgi kaynağı olarak değil, erkek arkadaşını sopalamak ve hizada tutmak için kullanıyor. Bu çalışır bir taktik olmasa bile, bir kadının bunu yapması, onu kalitesiz ve sevgili yapılmaması gereken bir kadın yapar.

Beni eski sevgilileri ile karşılaştırıyordu ve bunu bazı alanlarda yetersiz olduğumu belirtmek için yapıyordu.

Başlardaki o gerçek olmadığı için gerçek olamayacak kadar harika “aşkın” nedeni tam olarak bu işte. Bulabileceğin en boktan kadınlardan biri, gerçek yüzünü saklamaktan yorulduğunda, o rüya gibi deneyime geri dönme umudu ile üzerine attığı her türlü pisliğe ragmen ilişkide kalman için.

Kızın sonradan yaptıkları da zaten seni sevmediğine, yaptıklarının manipülasyon olduğuna kanıt. Gerçi kişisel algılama, kız sevgi kapasitesi olmayan ve sevmeye değmez bir paçavra, sana özel bir durum değil. Senin burada küçük düşmene neden olan şey, kızı bunlara ragmen seri olarak terk etmemen.

Maalesef suçlandığı zaman refleks olarak kendisini suçlamaya meyilli bir erkeksen, kız arkadaşın seni eski sevgilileri ile karşılaştırıp aşağıladığında, “bu karı malın teki çıktı, seri olarak bırakayım” refleksi göstereceğine, “beni yetersiz görüyorsa yetersizim” demeye başlarsın. Sonra da kendini kıza ispatlamaya çalışırsın.

Normal bir kadın örneğin ona yeterince zaman ayırmıyorsan sana “artık bana çok zaman ayırmıyorsun” gibi bir şey söyler. Arıza bir kadın ise “eski sevgilim hiç böyle yapmazdı” gibi şeyler saçmalar.

Bir süre kadın erkek ilişkileri ile öğrendiklerimi kullanarak, onu düzeltebileceğimi düşündüm.

Hayır, onu düzeltemezsin. Birini düzeltmek veya kurtarmak sizin işiniz değil. Sizin işiniz  uyumlu bir ilişki yaşayabileceğiniz, toksik olmayan birini bulmak ve yolda karşınıza çıkan bu tür toksik kadınları da en hızlı şekilde elemek.

Sorun şu ki, bu tür kadınların oranı daha az olsa da, ilişkilerde dikiş tutturamadıklarından ve büyük bir kısmı da cinsel olarak çok aktif olduğundan, piyasada daha çok bu tür kadınlarla karşılaşacaksınız. Ve eğer aşk bombardımanını yememeyi öğrenmezseniz, arka arkaya toksik ilişkilerde yıllarınızı boşa harcamanız çok kolay.

Ama çabalarıma rağmen bir değişiklik olmadığını görünce, 6. ayımızda onu terk ettim.

Ve kesinlikle de geri dönmemen gerekiyordu.

Defalarca aradı, mesaj attı ve kapıma gelip değişeceği konusunda sözler vererek yalvardı.

Sanırım bir insanın değişmeyeceğinin en önemli göstergelerinden biri, terk edildikten sonra değişeceği konusunda yalvarması.

Bu arada, bir kadın ne kadar çok ağlarsa, ona o kadar az acıyın. Özellikle de böyle kritik ilişki kırılmalarında. Az ağlayana, acısını kendi içinde yaşamaya çalışana acıyın, göstere göstere ağlayana acımayın. Bu konuda bir kadının sizin için çok ağlaması, sizi çok sevdiğini göstermez adlı bir yazı yazmıştım. Bu tür oyuncağını kaybedince “değişeceğim” diye ağlamalar manipülasyondur.

Ama ilişkiye yeniden başladığımızda, eski davranışlarına geri dönüyordu.

Sadece seni ilişkiye çekmek için yalan söylediğini anlıyorsun muhtemelen.

Çok güzel bir kız ve bugüne kadar tüm yaptıkları güzelliği sayesinde yanına kalmış.

Alçak gönüllü olup kendi katkılarını görmezden gelme. Sırf güzel diye yaptığı her şeye rağmen kızı bırakmayan, ödüllendiren senin gibi abazanların sayesinde de. Kız güzel olunca böyle şeylere rağmen bırakmayacak, kendisini sürekli alacak adamlar olduğunu, kıza siz öğretiyorsunuz.

Sonraki 6 ayda terk et – yalvarsın – geri al döngüsüne girdik. Sonunda onu her aldığımda, daha da kötüleştiğini fark ettim.

Adama ne yapsam bırakamıyor diye düşünmesini sağladın. Daha da kötüleşmesi doğal değil mi?

Terk ettiğimde gösterdiği sevgi, ağlamaları ve sözleri geri dönmeme neden oldu.

Bunca zaman sonra bile o gösterdiği şeyin sevgi olmadığını, manipülasyon olduğunu anlamamışsın. Bunca zaman sonra da unutamama sebebin bu. Çok sevildin ve ne olursa olsun çok sevilme deneyimini kaybettin sanıyorsun. Sürekli olarak verilen sözlere inandığın için, kızı geri almasan da masalları gerçek sanmayı kendine öğrettin. Gerçeklikten kopuşun hala devam ediyor ve unutamama sebebin de bu.

Sonunda onu terk ettim ve tüm aramalarını bloke ettim, bana ulaşamamasını sağladım. Bu, bugüne kadar yaptığım en zor şeylerden biriydi.

Bu tür toksik ilişkilerin etkisinin daha kalıcı olma sebeplerinden biri de, aralıklı pekiştirme ile bağımlılık yaratmaları. Senin durumun sadece gerçek olmayan bir mükemmeliği gerçek sanmak değil, aynı zamanda bağımlılık geliştirmen.

Burada en iyisi, bu tür bir ilişkiye girmemek ve girilse bile en kısa sürede ilişkinin ne olduğunu anlayıp çıkmak. Bu nedenle zaten toksik ilişkiler kitabındaki bilgileri toksik ilişkiniz yoksa bile bilmeniz önemli.

Ayrıldıktan sonra kendime odaklandım, işimde ilerledim, yeni arkadaşlar yaptım ve gayet iyi kızlarla görüştüm. Şu an bir kız arkadaşım var ve sosyal olarak çok aktifim.

Fakat bütün bunlara ve aradan geçen onca zamana rağmen, kendimi hala onu düşünürken buluyorum. Onunla yaşadığımız o eğlenceli zamanları, bağı ve aşkı düşünüyorum. Bunlar çok özel şeylerdi.

Bu konuda ne yapabilirim?

Burada gerçekte olan şey şu ki senin özel dediğin bağ, senin boğazına kadar battığın manipülasyondu ve tek taraflıydı. Sen o anlarda büyük bir sevgi ve bağ deneyimlediğine inandın ve bunu yaşadın fakat aranızda bağ ve aşk yoktu. O taraftan sana akan şey manipülasyondu, sen bu zokayı yuttun.

Sen daha o deneyimin yalan olduğunu kabul etme aşamasına gelememişsin. O kızla ilişkin, muhtemelen en az sevildiğin ilişkiydi. Fakat kumar bağımlısının hissettiği o az da olsa büyük kazanma ihtimali seni bağımlı yaptı.

Bu tür aşk bombardımanlarına çoğu erkek düşebilir ama manipülasyon bitip de kızın gerçekte ne olduğu ortaya çıktıktan sonra bile düştüğün tuzağı bağ ve aşk olarak tanımlamak, çocukluktan kalma bir açlık gerektirir. Bence senin bir tarafın kendini hala “o zaman büyük bir aşk yaşadım” yalanıyla doyurmaya muhtaç.

Bakın yanlış anlamayın, büyük bir bağ ve aşk yaşayamazsınız demiyorum. Ama senin anlattığın toksik kızla yaşadığın şeyin, en azından o kız tarafında bağ ve aşk bile olmadığını söylüyorum. Bu tür ilişkilerde en çok duyduğum şey “hiç bu kadar sevilmedim” oluyor. Ve işin trajik yanı, böyle ilişkiler bu adamların hemen hiç sevilmedikleri ilişkiler.

Eğlence kısmına gelirsek, bu kadın gibi kadınlar, sürekli olarak erkeklerle takıldıklarından ve düşüp kalktıklarından, erkeklerle eğlenmeyi, derin muhabbetler etmeyi, normal bir kadına göre çok daha iyi bilirler. Genel olarak erkeklerle çok fazla oranda samimi olan ve ilişki materyali olmayan kadınlar, erkeklerle sınırları olan ve bunları koruyan, ilişkilik kadınlara göre daha eğlenceli, muhabbeti iyi olan kadınlardır. Dayılara bağı bahçeyi sattıran muhabbeti, pohpohlamayı, eğlenceyi evdeki karısının değil pavyondaki pavyon karısının bilmesi gibi.

Erkeklerin de kadınlar gibi bir denge bulması lazım. “Ay biliyorum Aykut serserinin tekiydi, arkamı dönsem aldatıyordu ve bana kötü davranıyordu. Ama onunla yaşadığım o heyecan, o eğlence, o yakınlık! Hele ilişkinin başlarındaki o aşk! Aynısını şu anki sevgilimde bulamıyorum” diyen aptal kadının erkek versiyonu olmayın. Sen maalesef olmuşsun.

Bir başka problemin de, muhtemelen sevgi açlığının sonucu olarak, çok kısa sürede biri ile ilişkiye başlamışsın. Uzun süreli bir bağ kurabileceğin bir ilişki karşına 1.5 senede bir çıkar. 6 ay geçmiş, bir ilişki içindesin ve bu ilişkideki bağ sana bir öncekini unutturmamış. Eski sevgili ile olan yoğın bağı unutman için yoğun sevgi ve bağ içeren bir ilişkiye başlaman gerekli demiyorum. Sadece 4-6 ay sonra bulduğun bir ilişkinin, aceleye getirilmiş, yara bandı bir ilişki olabileceğini söylüyorum. Bu tür yara bandı ilişkiler, yalnız kalıp gerçekleri sindirmekten kaçmanızı sağlarlar ama aynı zamanda sizin “onun gibisi yok” algınızı güçlendirirler.

Zaman bu tür bir ayrılık acısının en büyük ilacı ama sen çok hızlı bir şekilde ilişkiye atlayarak olsun, gerçekliği kabul etmeyerek olsun, bu süreyi çok uzatıyorsun. Yine de bir 6 ay daha geçmeden tamamen aklından çıkma ihtimali yüksek.

Bu deneyimden öğrenmen gereken şey, duygular şelale olunca o duyguların zevkine ve seline kapılmamak. Eğer bu sele kapılmaya karşı koymazsan, bu zevk şelalesini en zirvede yaşarsın ama gerçeklikten koparsın. Partnerini doğru değerlendirememekle kalmaz, onun sonradan sana yaşattığı acılara rağmen ondan kolay kolay kopamazsın. Kopsan bile kendine gelmen kolay olmaz. Karşı koymadığın zevk zirveleri, sonraki dipler ne kadar derin olursa olsun bağımlılık yaratırlar.

Kısacası, öncelikle bu kızla ilişkini neredeyse kutsal bir bağ ve sevgi olarak tanımlamayı bırak. Erkeklerle düşüp kalkmaktan hangi erkeğin hangi zayıflığını kullanacağını, hangi erkek egosunun ağzına hangi balı çalacağını çok iyi bilen bir kadının, tam senin ağzına göre çaldığı manipülasyonu aşk ve bağ sandın.

İkincisi, bu kadar hızlı bir şekilde ilişkiye atlamayı bırak. Şu an beraber olduğun kızla sırf rebound yapıyorsan kızı bırak mesela. Ama kızla rebound değilsen, gerçekten iyi bir ilişki ise bırakma.

Üçüncüsü, zamana bırak. Bir toksik ilişkide kalmaya ne kadar çok ısrar edersen, o ilişki sonrası kendine gelmen o kadar uzun sürer.

Dördüncüsü, bird aha kendine hakim ol ve zevk şelalesine kapılma. Eğer bu ilişkide bunu yapsaydın, şu ana kadar 3 tur unutmuş olurdun.

Beşincisi, bu tür bir açlık terapinin faydalı olabileceği bir zayıflığa işaret. Bu konuda terapi alabilirsin. Bu kızı bırakabilmen o kadar da zayıf olmadığına işaret zira gerçekten zayıf adamlar terk edilene kadar bırakamıyorlar ama terapiden sen de faydanabilirsin.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Kırılgan narsist kadın ile borderline kadın arasındaki 5 temel fark

Kırılgan narsist kadın ile toksik bir ilişki içinde olan ya da toksik bir ilişkiden yeni çıkmış erkeklerden soru ve hikayeler alıyorum. Ama bu erkeklerden bazıları hikayelerini ve “kırılgan narsist” sevgililerinin yaptıklarını paylaştıkça, bahsi geçen sevgilinin daha çok sınırda kişilik bozukluğu (SKB – borderline personality disorder – BPD) ya da hem sınırda kişilik bozukluğu hem de kırılgan narsist özellikler gösterdiğini görüyorum.

Bu bölümde, sınırda kişilik bozukluğu ile narsist kişilik bozukluğu arasındaki temel farkları ele alarak, kafa karışıklığını bir nebze de olsa gidermeye çalışacağım.

Başlamadan, bu yazının bilgilendirme amaçlı olduğunu, terapi yerine geçmeyeceğini belirtmek istiyorum. Eğer terapi gerektiren bir probleminiz varsa, bir uzmandan yardım almanızı tavsiye ederim.

İlk bölümde en temel farkları ele alacağım ve ikinci bölümde de kalan 5 farkı ele alacağım.

#1 Kırılgan narsist kadın ile borderline kadının temel korkuları farklıdır.

Sınırda kişilik bozukluğu olan bir kadının temel korkusu terk edilmektir. Kırılgan narsist kadının temel korkusu ise gerçek benliğinin açığa çıkmasıdır.

SKB’li kadın için terk edilme, bırakılma korkusu sadece rahatsız edici değildir. Gerçekten acı vericidir ve bazen hayati tehlike gibi hissedilir. Geç gelen bir mesaj, partnerin ses tonundaki hafif bir değişim, partnerin bir arkadaşı ile konuşması ya da başka birine saniyelik bir bakış atması gibi ufak şeyler bile, sınırda kişilik bozukluğu olan kadının sinir sisteminde, büyük alarm çanlarının tetiklenmesine neden olur. Terk edilme korkusu devreye girdiği anda da, hızlı bir şekilde kontrolden çıkabilir. Ağlama krizine girebilir, sözel ve fiziksel olarak saldırganlaşabilir, sizi yapmadığınız şeylerle suçlayabilir, onu terk etmemeniz için yalvarabilir ya da ilişkiyi sabote edecek şeyler yapabilir.

Trajik olan şu ki, sınırda kişilik bozukluğu olan kadın, bu süreç içerisinde hem kendisine hem de size zarar verir, geri alamayacağı şeyler söyler, sonradan çok pişman olacağı şeyler yapar ve bazen acısını kendisine yöneltir. SKB’li kadının reaksiyonları, panik ve duygusal düzenleme yoksunluğundan kaynaklanır.

Kırılgan narsist kadın ise, terk edilmeyi o kadar kafaya takmaz ama gerçek benliğinin ortaya çıkmasından çok korkar. Temel korkusu, birinin maskesini ve maskesinin ardındaki yüzü göreceği korkusudur. Karşısındakinin kendisinin mükemmel, nazik ve ahlaki olarak görmesini ister ve bunun hiç de böyle olmadığını anlamasından korkar.

Kırılgan narsist kadın paniğe kapılmak yerine, oldukça savunmacı bir pozisyona geçer. Kendini geri çeker, soğuklaşır, mağduru oynar ya da onun maskesini düşürdüğünüz ve kırılgan bir pozisyona soktuğunuz için sizi cezalandırma planları yapar ve uygular.

Hem kırılgan narsist kadın, hem de borderline kadın sizi manipüle edebilir, size bağırıp çağırabilir ve size çok kötü şeyler söyleyebilir. Ama bu davranışlarının arkasındaki sebep çok farklıdır.

#2 İdealizasyon (aşk bombardımanı) ve devalüasyon döngüleri farklıdır.

Tedavi edilmemiş sınırda kişilik bozukluğu ile yaşayan bir kadınla ilişkinin en kafa karıştıran yanı, sürekli olarak devam eden idealizasyon – devalüasyon döngüsüdür. Bu döngü sadece ilişkinin başında olmaz. İlişki boyunca devam eder ama zaman içerisinde bir moddan diğerine geçiş daha hızlı ve yoğun olmaya başlar. Bir dakika önce kahraman muamelesi görürken bir dakika sonra onun düşmanı olursunuz. Ama sonra yoğun bir sevgi, seks ve samimi bir yakınlığa boğulursunuz. Sonra yine bok çukuruna atılırsınız.

Kırılgan narsist ile idealizasyon – devalüzasyon döngüsünün başı hemen hemen aynıdır. Yoğun bir bağ, hayranlık, mükemmel bir gelecek vaatleri, vs. Ama borderline kadının duygusal döngüleri yerine, zaman içerisinde yavaş ve istikrarlı bir düşüş görürsünüz. İdealizasyon ve aşk bombardımanı söner gider ve sürekli olarak maruz kaldığınız eleştiriler, hayal kırıklıkları ve öfke gelir. Yani kırılgan narsist kadın genellikle idealizasyon – devalüasyon döngüsüne girmez, en azından bir şey elde etmek ya da toplum önünde iyi görünmek için manipülasyon yapması gerekmediği sürece girmez.

#3 Kırılgan narsist kadın ile bordeline kadının öz imajları farklıdır.

Sınırdak kişilik bozukluğu olan kadının benlik hissi parça parça ve dengesizdir. Her gün çok değişik hisler hissedebilir. Hedefleri, inançları, değerleri ve kendini nasıl gördüğü, kiminle olduğuna ya da o an ne hissettiğine göre değişebilir.

Kırılgan narsist kadın ise dikkatle inşa ettiği bir benlik imajına sıkı sıkıya sarılır. Bu imaj, çocukları için kendini feda eden bir anne, keşfedilmemiş dahi, ahlaki olarak daha üstün olan mağdur olabilir. Öz imajı sabittir ve eleştiriye ya da öneriye açık değildir. Benliğine yönelik her tehdit, yoğun bir savunma ile karşılanır.

Borderline kadın her eleştiriyi veya öneriyi içselleştirip, kendi değersizliğinin, sevilemezliğinin ve terk edilecek oluşunun kanıtı olarak görür. Bu da kendine acıma, af dileme ve kendi değerini kanıtlamak ve terk edilmemek için yoğun çabalama seanslarına neden olur.

#4 Empati ve iletişim konularında farklıdırlar.

Duygularını yönetebildiklerinde, sınırda kişilik bozukluğu olan kadınlar çoğu insandan daha empatiklerdir. Başkalarının duygularını derinden hissedebilirler. Ama borderline kadın duygusal olarak tetiklendiğinde, bir düğmeye basılmış gibi değişir. Sinir sistemi hayatta kalma moduna girer ve empati ortadan kalkar. Siz istediğiniz kadar sakin ve mantıklı olun, söylediklerinizi ihanet, terk etme olarak algılar. Konuşmayı yargılama, dediğiniz ve demediğiniz her şeyi, sizin ne kadar kötü, kötü niyetli biri olduğunuzun kanıtı olarak algılar.

Kısacası korku ve terk edilme kaygısı devreye girdiğinde, her şey alt üst olur. Bu korkular devredeyken, siz onun partneri değil düşmanı olursunuz. Ama borderline kadın sakinleştiğinde, duygusal fırtınanın sona ermesi ile sinir sistemi yatıştığında, yoğun bir pişmanlık hisseder. Sıklıkla özür diler ve bazen ayaklarınıza kapanarak özür diler.

Sınırda kişilik bozukluğu olan bir insan tedavi görmediği, bu duyguları ve davranışları yönetmeyi öğrenmediği sürece, aynı döngü tekrarlanır durur.

Kırılgan narsist kadın nadir olarak özür diler veya pişmanlık hisseder. İlişkinin başlarında hissettiğiniz empati ise tamamen illüzyondur. Kırılgan narsist kadın sizin hislerinizi anlamaz ama onların üstünde çalışır. Sizin duygusal bağ sandığınız şey, genellikle bilişsel empatidir. Sizin duygularınızı stratejik olarak anlama, taklit etme işidir, kalpten bir deneyim paylaşımı değil.

Kırılgan narsist kadın çatışma anlarında borderline kadın gibi duygusal fırtınalara sürüklenmez. Tam tersi oldukça dikkatle hesap kitap yapan ve sizi cezalandıracak planlar yapan birine dönüşür. Sizin cezalandırılmanız için, onunla anlaşamıyor olmanız yeterli bir sebeptir zira kırılgan narsist kadının zihninde siz, onunla ters düşmekle kalmayıp, ona zarar vermeye, onu kontrol etmeye ve maskesini düşürmeye çalışıyorsunuzdur.

Kırılgan narsist kadın için her anlaşmazlık, egosuna ve imajına yapılan bir saldırıdır. Kendi sorumluluğunu kabul etmek yerine, manipülasyon yapması için bir tetikleyicidir. Kırılgan narsist kadın anlaşmazlık durumlarında inkar eder, saldırır, mağdur – saldırgan rollerini değiştirmeye çalışır. Bir konuda eleştirin, bir anda suçlanan kişi siz olursunuz. Bir konuda duygularınızı belirtin, ona zarar vermeye çalışan kişi olursunuz.

Kırılgan narsist kadın mağduru oynarken sessiz ve ağlamaklı olduğu için, kendinizden şüphe etmeye başlamanıza neden olur. Gerçek narsistin kendiniz olup olmadığınızı sorgulamanıza neden olur.

Kırılgan narsist kadın ile ilişkide ihtiyaçlarınızı, duygularınızı, endişelerinizi konuşmaya, ya da bir sorunu çözmeye çalıştığınızda, ne kadar saygılı ve kibar olursanız olun, o konuşmayı kafası karışık, yönünü kaybetmiş ve az önce ne olduğunu anlayamaz bir şekilde bitirirsiniz ki kırılgan narsist kadının kontrolü elinde tutma yöntemi tam olarak da budur. Sizi kafası karışık, yönünü kaybetmiş ve ne olduğunu anlayamayan biri haline getirmek.

#5 Çifte standartlar farklıdır.

Tedavi edilmemiş SKB sorunu olan bir kadının çifte standartları, terk edilme korkusundan ve duygu yönetiminin olmamasından kaynaklanır. Örneğin sizin onun için 7/24 hazır olmanızı, ona sürekli güven vermenizi bekler. Ama kendisi tetiklendiğinde, ortadan kaybolabilir veya sizin sınırlarınızı ihlal edebilir. Bu davranışlarını korkuya kapılmasına, tetiklenmesine, duygusal olarak kaldıramayacağı bir yoğunluğa ulaşmasına bağlar ki bunda doğruluk payı olabilir. Ama duygusal durumunu bahane ederek yaptığı şeyler, siz yapsanız tolerans göstermeyeceği şeylerdir.

Kırılgan narsist kadın ise, çifte standartları daha stratejik bir şekilde uygular. Sizin tam sadakatinizi, sürekli hayranlığınızı ve yoğun duygusal emeğinizi beklerken, karşılığında size çok az şey verir. Sizi, kendisinin sürekli olarak yaptığı şeyleri yapmakla eleştirir, imkansız standartlara ulaşmaya zorlar ama kendisi bu standartlara uymak zorunda değildir.

Kırılgan narsist kadın gizlice sizi, sizin ve yaptıklarınızın hiçbir zaman yeterli olmadığına, hiçbir şeyi doğru yapmadığınıza inandırır. Onun hataları önemsizdir ve reddedilirler.

Siz her sınır çizmeye ya da endişe belirtmeye çalıştığınızda, suçlanırsınız. Çifte standartlar zaman içerisinde sizi tüketir. Borderline gibi patlamalar şeklinde değil ama istikrarlı bir hakkaniyet erozyonu ile tüketir. Sürekli olarak adapte olmaya, alttan almaya ve tahmin etmeye çalışarak ve siz bunları yapmaya çalışırken o sürekli kurbanı oynayarak, tükenir gidersiniz. İstediğiniz kadar çabalayın. Siz bencilsiniz, siz ben merkezcisiniz, vs.

Kaynak: Covert Narcissist vs BPD: 5 Key Differences You Need to Know

Sınırda kişilik bozukluğu olan kadınları kendinize çekmenize neden olan 7 kişilik özelliği

Başlangıçta mükemmel olduğunu hissettiğiniz, ama daha sonra duygusal olarak tüketici ve kaotik olduğunu anladığınız bir ilişkinin içine çekildiğiniz oldu mu? Bunu yaşadıysanız, bunu yaşayan tek kişi siz değilsiniz. Birçok merhametli, mantıklı ve dengeli insan, belli karakter özelliklerinden dolayı, kendilerine sınırda kişilik bozukluğu (borderline personality disorder), SKB, olan partner çekiyorlar.

Bu bölümde, sınırda kişilik bozukluğu olan kadınları mıknatıs gibi kendinize çekmenize neden olan 7 kişisel özellikten bahsedeceğiz. Bölümün sonunda ise, bu özellikleri kendinizde görüyorsanız, yapabileceğiniz en güçlü şeyi konuşacağız.

Bu yazı bilgilendirme amaçlı olup, profesyonel yardım yerine geçmez. Eğer bu yazıdaki durumu yaşıyorsanız, yardım için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanızı tavsiye ederim.

Sınırda kişilik bozukluğu olan bir kadını çeken en ilk özellik, duygusal olarak hassas ve duyarlı, yani gerçekten dinleyen ve karşısındakinin duygularına dikkat eden, onları önemseyen ya da en azından önemsiyor gibi görünen biri olmaktır.

Herkes duyulmak ve önemsenmek ister ama SKB’li bir insan için, duygusal olarak duyarlı ve ulaşılır biri, anında güvenli bir liman olarak hissedilir. SKB’li kadın, bu tür bir duygusal onaylanma, istikrar ve güvenliğe açtır.

Siz sınırda kişilik bozukluğu olan kadının duygularına ve ihtiyaçlarına merhametli ve önemseyen bir şekilde yaklaştığınızda, onu rahatlatan şeyler söylediğinizde, onu önemsediğinizi gösterdiğinizde, her zaman yanında olacağınız gibi sözler verdiğinizde, SKB’lide hızlı bir şekilde güven ve bağ hissi yaratır. SKB’li, kendisini gerçekten anlayan, ne olursa olsun yanında olacak birini bulmuş gibi hisseder.

Sınırda kişilik bozukluğu olan kadınları çeken ikinci özellik ise, sınırlar koyma ve uygulama güçlüğü çekmektir. İnsanın ayaklarını yerden kesen, sınırsız bir aşk hissi size büyük zevk verebilir ve belki ilk başlarda tüm enerjinizi ve dikkatinizi ilişkiye verebilirsiniz ama bu, sürdürülebilir bir durum değildir.

Sınırda kişilik bozukluğu olan kadın, tüm idealizasyonu sorgusuz sualsiz yutacak, göklere çıkarılmaya açık, hayır demeyen ya da direnmeyen bir erkek arar. Bu dirençsizlik ve sınır koyamama durumu, sınırda kişilik bozukluğu olan kadın tarafından, koşulsuz sevgi gibi hissedilir. SKB’li kadın sınırlar koyamayan veya hayır diyemeyen erkeğin, kendisini tamamen kabul ettiğini ve o erkekle güvende olduğunu hisseder. Bu da, ebeveynlerimizden alma ihtiyacı duyduğumuz ama çoğumuzun alamadığı koşulsuz sevgiyi ve kabul görmeyi, sonunda bulmuş gibi hissettirir.

Sorun şu ki, ilişki ilerledikçe, sınırda kişilik bozukluğu olan kadın, aynı seviyede dikkat, enerji, yoğunluk ve teminat bekler. Ama erkeğin geri kalan hayatı, erkek ilişkide diye sonsuza kadar duracak değildir. Erkeğin işi vardır, ailesi vardır, arkadaşları vardır ve birçok başka sorumluluğu vardır.

Erkeğin hayatın normal akışındaki sorumluluklarına dikkat ve enerji vermesi, SKB’li tarafından terk edilme gibi hissedilir. Erkek ilişkinin başındaki sürekli ilgi ve dikkati veremediğinde, SKB’li reddedilmiş, hatta ihanete uğramış gibi hisseder. Büyülü bir rüya gibi başlayan ilişki, maalesef duygusal bir lunapark trenine döner, kişi duygular zirvelere çıkar ve çok hızlı bir şekilde duygusal diplere çakılır. Erkek 5 dakika önce kadının her şeyi iken, 5 dakika sonra iliklerine kadar nefret ettiği, hayatında kesinlikle istemediği birine döner.

Sınırda kişilik bozukluğu olan kadınla ilişkide idealizasyondan, değersizleştirmeye, yoğun bağ uzaklığa, ayakların yerden kesilmesi ise yoğun kaygı ve öfkeye dönüşür. Erkek partnerinin duygusal güvensizliklerini yatıştırmaya, genellikle erke[‘ hedef alan duygusal dalgalanmalarını dengelemeye her geçen gün daha fazla zaman ve enerji harcarken, duygusal olarak bitik ve dengesiz bir hale evrilir.

Bu arada sınırda kişilik bozukluğu nedir bilmiyorsanız, SKB, bir insanın duygularını nasıl hissettiğini, nasıl düşündüklerini ve başka insanlarla nasıl ilişki kurduklarını etkileyen ciddi bir ruhsal durum. SKB aynı zamanda bu insanların kendilerini nasıl gördüklerini de ciddi ölçüde etkileyen bir durum.

SKB’li bir insan duygularını çok ama çok yoğun hisseder. Duygusal durumu çok hızlı değişir, özellikle de tehdit altında hissettiğinde ya da duygusal olarak tetiklendiğinde. Çok yoğun bir terk edilme korkusuna sahiptir ve bu da SKB’linin sürekli olarak teminat aramasına neden olur. SKB’li, duygusal hassasiyetinden dolayı, reddedilme ya da terk edilme işaretlerine karşı aşırı duyarlıdır.

SKB’li, karşılaştığı durumlara çok güçlü tepkiler verir ve bazen tamamen dürtüsel olarak ya da kendisine zarar verecek şekilde tepki verir. Ama narsist ya da sosyopatların aksine, SKB’linin davranışları kontrol ya da kişisel çıkar arzusundan kaynaklanmaz, duygusal acı, güvensizlik ve yoğun duyguları düzenleme kabiliyetine sahip olmamaktan kaynaklanır. Yine de eğer SKB’li narsist ya da antisosyal özellikler gösteriyorsa, davranışları bazen çok fazla manipülatif, zararlı ve hatta planlı olabilir.

SKB’liyi mıknatıs gibi çeken üçüncü özellik, parnerinin SKB’linin duygusal ihtiyaçlarını her şeyden yukarı koyma istekliliğidir. SKB’li biri duygusal olarak çok masraflıdır çünkü kendisi çok yoğun duygular hisseder ve diğer insanlar ise bu duygu yoğunluğunu anlayamazlar. Bu yoğun duygular sonucunda, SKB’linin duygu durumu çok hızlı ve radikal bir şekilde değişir ve SKB’li güvende ve stabil hissedebilmek için, sıklıkla ilgi ve onaya ihtiyaç duyar.

Bütün bunların sonucu olarak SKB’li biri, kendisine duygusal destek vermek için her şeyi bir kenara bırakabilecek, sürekli ulaşılır olan, özellikle duygusal fırtına sırasında kesintisiz ilgi vermeye istekli ve partnerinin dünyasında merkezi konumda kalmak için bilinçsiz bir şekilde çıkardıkları yangınları söndürmeye koşa koşa gelmeye meyilli insanlara çekilirler.

SKB’li, partnerini sürekli olarak test eder. Partnerinin ilgisinde en ufak bir kayma hissetse, terk edilmiş, sevilmiyor hisseder. Böyle hissettiğinde de yeni bir kriz çıkarır ya da tam tersine soğuk ve sessiz davranır, partnerinden uzaklaşarak onun kendisinin peşinde koşup koşmadığına, her şeyi onun için bırakıp bırakmadığına bakar. Hem kendisi hem de partneri için duygusal acı ve gerilim yaratsa bile, partneri için önemli olduğunun kanıtlarını arar durur.

SKB’linin partnerinde aradığı dördüncü özellik ise, derin ve hızlı bağlanmaya açık olmaktır. Düşünmeye, ilişkinin zaman içinde gelişmesine, nefes almaya zamanı yoktur. Partnerbunu başlangıçta, bağımlılık yapıcı bir aşk gibi hissedilebilir. Partner SKB’linin hızına, yoğunluğuna ve duygusal alevine ayak uydurmaya istekli ise, SKB’liye geçici bir süre olsa da rahatlık ve güven hissettirebilir. Ama maalesef bu güven ve rahatlık hissi kalıcı değildir çünkü bu kadar hızlı bağlanma, ilişkiyi gerçekten sağlam yapan ve daha yavaş ilerleyen, güven inşaa etme, iletişim, birbirini tanıma, anlaşmazlıkların çözümü, gerçekçi beklentiler gibi şeylerin atlanmasına neden olur.

Beşinci özellik, kurtarıcı ve bakıcı rolünü üstlenmek. SKB’li biri, ilişkinin başında duyarlı, inanılmaz derecede ilgili biri gibi görünür. İlişkinin başında başında sanki SKB’li partnerine çok iyi bakıyor gibi görünür. Ama bu roller çok hızlı bir şekilde değişir ve partner, SKB’linin duygusal bakıcısı ve kurtarıcısı olur. Sevgi ve ilgi gibi başlayan şey, kısa sürede duygusal köleliğe evrilir. Partner, bir yandan gündelik hayat ile uğraşırken bir yandan da  SKB’linin duygularını yatıştırmak ve dengelemek için çok çalışmak zorunda kalır. SKB’li ile ilişki kısa süre içerisinde tek taraflı olmaya başlar. Partner, sevgiliden çok terapist ve kriz yöneticisi gibi hissetmeye başlar.

Altıncı özellik, sarsılmaz ve derin bir sadakat. SKB’linin güçlü terk edilme korkusu, bu özelliği zorunlu hale getirir. SKB’li, işler ne kadar kötüye giderse gitsin ilişkiye sadık kalacak, duygusal patlamalara rağmen gitmeyecek birine ihtiyaç duyar. SKB’li için bu tip bir bağlılık, güvenlik ve seviliyor hissetmek için şarttır.

Bu tip bir sadakat zaman içinde, iki ucu sivri kılıca döner. Sınırda kişilik bozukluğuna sahip kadın, partnerini test etmek ve ne olursa olsun gitmeyeceğini görmek için sürekli olarak onun sınırlarını zorlar. Sizi istismar etmesine, size kötü davranmasına rağmen ilişkide kalıyorsanız, SKB’linin “aşk ne olursa olsun katlanmak demek” inancı güçlenir.

Yedinci özellik, duygusal yoğunluğa yüksek tolerans. SKB’li ile ilişkinin en zor tarafı, ekstrem duygusal zirveler ve dipsiz duygusal çöküşlerdir. Her duygu en yüksek seviyesinde hissedilir. Bir dakika önce mutluluktan havaya uçarken, bir dakika sonra karanlık duyguların dipsiz kuyularına dalarsınız.

SKB’li, kendi yarattıkları duygusal lunapark treninden atlamayacak, duygusal olarak düzenli ve stabil birini arar.

Şunu açıkça belirteyim: bir insana duygusal olarak destek olayım diye, istismarı, manipülasyonu ve sürekli olarak diken üstünde olmayı asla kabul etmeyin.

Şimdi, bu özelliklerden bazılarını kendinizde görüyorsanız, kendinizi böyle bir insandan korumak için yapabileceğiniz en önemli şeye gelelim: ilişkinin en başından itibaren sınırlarınız konusunda çok açık olun ve bu sınırların ihlal edilmesine izin vermeyin.

Bunun teoride basit, ama sınırda kişilik bozukluğuna sahip biri ile ilişki içerisindeyken, uygulaması çok zor bir şey olduğunu biliyorum. Sınırda kişilik bozukluğu olan kadının duygusal fırtınalarının içindeyken, daha fazla kriz çıkarmamak için sınırlarınızı boş vermek daha kolay görünebilir ya da karşınızdakinin terk edilme korkusunu yatıştırmak için sınırlarınızı esnetmek isteyebilirsiniz. Ama bunu yaparsanız, zaman içinde sürekli olarak parmak uçlarınızda yürümek zorunda kaldığınızı, sürekli olarak karşınızdakini tetiklememeye çalıştığınızı görürsünüz.

SKB’linin duygularının sorumluluğunu üzerinize almanız, ne yaparsanız yapın yeterli olmayacağı için kendinizi suçlu, sorumlu ya da başarısız hissetmenize neden olacak.

Eğer hayır demekte, kendi ihtiyaçlarınız için omurgalı durmakta ya da sınırlar koymakta zorlanan biriyseniz, SKB’li kadının duygusal lunapark trenine zorla zincirlenmiş bir hayat yaşarsınız. Onun duygusal dengesini sağlamayı, onun ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarınızın önüne koymayı kendi görevinizmiş gibi hissedebilirsiniz. Bunu yaparsanız, zaman içinde kendini kullanılmış hisseden öfke dolu birisine dönüşürsünüz.

SKB’li partnerinizin ihtiyaçlarını karşılamak ve duygusal düzenlemesini sağlamak için eğilip büküleceğinize, sınırlarınızı çizin ve aşılmasına izin vermeyin. Sınırlarınızı çizmek ve korumak sizi rahatsız, suçlu ya da kötü bir insan gibi hissettiriyorsa, bu negatif ve rahatsız edici duygularla başka şekilde başa çıkmayı öğrenin.

Sizin sınırlarınızın olması ve bu sınırlarınızı korumanız sizi suçlu yapmaz, kötü bir insan yapmaz ve ilişkiye ihanet değildir. Aslında tam tersine sizin sınırlarınızın olması ve bunları korumanız, aşkın bir çeşididir ve uzun vadede hem partneriniz için hem de sizin için iyi bir şeydir.

Kaynak: 7 Traits That Attract Borderline Partners to You

Zor, saygısız ve istismarcı kız arkadaşım – vaka çalışması

Corey Wayne’in Zor, Kaba ve İstismar Edici Kız Arkadaşım yayınının çevirisidir.

Bugün konumuz “zor, kaba ve istismar eden kız arkadaş”.

Bunca yıl boyunca, rahat, kolay anlaştığınız ve size nazik davranan bir kız arkadaş bulun tavsiyemi defalarca duymuşsunuzdur. Şimdi ele alacağımız vakadaki erkek ise, böyle olmadığı bariz bir kız arkadaşa sahip.

Kendisine insaflı davranmak adına, benim çalışmalarımla, bu kadınlar birlikteliğe başladıktan çok sonra tanışmış. Kendisinin de itiraf ettiği gibi son derece muhtaç biriymiş ve kadının peşinden çok fazla koşmuş. Yani temel olarak, kız arkadaşını kendisine bir beta erkek, üstünde tepinebileceği bir ayak paspası ve korkutup sindirebileceği gibi davranması yönünde eğitmiş.

Vakayı okurken göreceğiniz gibi, kadın sinirlendiğinde “çok özür dilerim majesteleri” moduna geçiyor. Yani tüm gücü kadına verdiği gibi, kadını ufak çaplı bir despot olacak şekilde eğitmiş ama aynı zamanda kadın da fabrika ayarından arızalı bir tip gibi görünüyor. Birazdan duyacaklarınız, sınırlar çizip bu sınırları korumazsanız, bir kadının size ayak paspası gibi davranmasına izin vermeniz durumunda neler olacağını göstermesi açısından iyi bir vaka.

Bu ikili yaklaşık 2 yıldır beraberler. Yani birkaç haftadır beraber olduğu bir kadından bahsetmiyor, bu sağlıksız ilişki dinamiği uzun süredir devam ediyor. 2 senedir bu şekilde devam eden ilişkiyi düzeltecek adımlar atmak ve bu adımların işe yaraması, yeni başlamış bir ilişkide bu adımları atmaktan ve bu adımların işe yaramasından çok daha zor.

Şimdi vaka çalışmasına geçelim.

“Merhaba, ismim Bob. 40’lı yaşların başındayım ve eşim vefat ettiğinden beridir, 2 erkek çocuğa tek başına babalık yapıyorum. Sizi bir buçuk yıldır takip ediyorum ve “3% Man” kitabını 10 kez okudum. İki çocuklu, boşanmış bir kadınla yaklaşık 2 senedir beraberim.

İlişkinin başlarında fazla peşinde koşmak, fazla muhtaç davranmak gibi birçok hata yaptım ve bunun sonucunda sürekli olarak bir sıcak bir soğuk davrandı. 

Bu genellikle erkek, bir maskülen, bir feminen davrandığı zaman olur. Maskülen davrandığında, sana ilgisi artar, beta ve feminen davrandığında sana ilgisi azalır ve senden uzaklaşmak ister. İlgisi azaldığında ve uzaklaşmak istediğinde, daha cadaloz, daha huysuz ve daha kaba davranır çünkü erkeğe saygı duymamaya başlar. Erkek kancık gibi davranmaya başladığında saygısı azalır. Siz kancık gibi davranırsanız, o da size kancıkmışsınız gibi davranır.

Tam bu sırada sizin yayınlarınızla karşılaştım. Davranışlarımı büyük oranda düzelttim ama ilişkimiz düzelmeye başladığında, soğuk, uzak davranmaya başlıyor ve bana ilgisini tamamen kaybetmiş gibi görünüyor.

Kitapta “Kadınlar kedi gibidir” adlı bir bölüm var. Bir kadınla uzun süreli beraber olduğunuzda, bazen bir miktar soğuk ve mesafeli olabilir ve erkeğin bundan etkilenmemesi gerekli. Erkek kadını kendi haline bırakırsa, kadın birkaç gün sonra geri (eski haline) döner. Ama erkeğin muhtaç ve fazlaca kadın peşinde koşan bir geçmişi varsa, kadının en ufak bir sessizliğinde ya da ufacık bir coşku azalmasında, erkek korkuya ve kaygıya kapılır. Kadının duygularının hava durumu gibi rastgele değişebileceğini anlamak yerine, otomatik olarak, “bir şeyler yanlış gidiyor, bunu hemen düzeltmem lazım” diye düşünmeye başlar.

Oysa erkeğin, kadının inip çıkan duyguları ile dalgalanmaması, kısa süreli inişlerde kuyruk acısı hissetmemesi, kadını o süre boyunca kendi haline bırakması lazım. Ama eğer kadın çizgiyi aşmaya başlarsa, istismarcı ve kaba davranmaya başlarsa, erkeğin bunu suratına vurması gerekir.

Eğer partneriniz size iyi davranıyorsa, ödül olarak sizin zamanınızı ve ilginizi almalı. Eğer size kötü ve kaba davranıyorsa, bu davranışı ise sizi özlemek ile ödüllendirilmeli. Partneriniz size kaba davranıyorsa, size kötü davranıyorsa, sizinle zaman geçiremeyeceğini öğrenmeli. Bu kadar basit. Çünkü neye tolerans gösteriyorsanız, o şeyin daha fazlasını davet edersiniz. Kimse, size yapılmasını teşvik etmediğiniz bir şeyi size yapamaz. Eğer bu şeyleri kabul ederseniz, karşınızdakine “bana bunları yapabilirsin, problem değil” dersiniz.

Bana yeniden nazik davranmaya karar verdiği zamanlarda, bu şeyleri defalarca konuştuk. Bana, hiçbir duygu hissetmediği, donuk, en ufak şeylerin bile kendini boğduğu bir moda girdiğini söyledi.

İşte bu nedenle de, bu duygusal donukluk zamanlarına karşı umursamaz olmalısın, bunları kişisel ya da seni reddetme olarak algılamamalısın. Sabah, uyumadan öncekinden değişik bir ruh haliyle uyanması, senin düzeltmen gereken bir şeylerin yanlış olduğu anlamına gelmez.

Sürekli olarak partnerinin gözündeki yerini merak edip duramazsın, bu çok muhtaç bir davranış. Bu muhtaç mod, çocukken genellikle annenden ve babandan yeterince ilgi ve takdir görmediğin için, yeterince sevildiğini hissetmediğin için olur. Böyle bir geçmişin sonucu, senin yetişkin hayatında yeterince sevilmeyeceğini var sayıp durman olur. Yeterince sevilmeyeceğine inandığında da, bu tahmini sevgi eksikliğini, karşındaki insandan sevgi dilenecek şekilde ona yapışarak kapatmaya çalışırsın. Partnerin üzgün, kızgın ya da kötü bir ruh halinde olduğunda, bunun senin suçun olduğunu var sayarsın. Partnerinin kötü ruh halinin sorumluluğunu ve suçunu üstüne alırsın.

Oysa partnerin huysuz olduğunda, “sakinleştiğinde bana ulaşabilir” de diyebilirdin. “Kaba olduğu zaman ona yakın olmak istemiyorum” diyebilirsin. Partnerin sana nazik davranmak zorunda. Bir kadının sana kötü davranmasına, gıkını çıkarmadan katlanmamalısın.

Bir kadının sana kötü davranmasına, gıkını çıkarmadan katlanırsan, daha fazla kötü davranmasına davetiye çıkarırsın ama bununla da kalmaz, partnerin tarafından kötü davranılmaya ses çıkarmadığını gören başka kadınlar da sana kötü davranmaya başlarlar. Örneğin kız çocuğun varsa, o da sana kötü davranmaya başlar çünkü sen çevrene, “bana kötü davranabilirsiniz, bu hiç sorun değil” mesajı veriyorsun.

Sevgilimin, bu yaşında bile devam eden, bir sürü anne ve baba problemi olduğunu biliyorum. 

Yetişkin bir kadını düzeltmek ve kurtarmak, senin işin ya da görevin değil. Eğer anne problemleri, baba problemleri varsa, bunu kendi başına düzeltmeli.

Anne ve babasının, erkek kardeşlerini ve küçük kız kardeşini kayırdıklarını düşünüyor.

Bu düşünce onu nasıl etkilemiştir? Tabii ki mağdur olduğunu düşünmesine neden olmuştur. “Başka herkes kendisinden daha fazla ilgi ve sevgi görüyor” diye düşünüyor. Bu nedenle de otomatik olarak “zavallı ben, ben mağdur edildim. Kimse beni sevmiyor. Kimse beni önemsemiyor” diye düşünüyor. En ufak şeyleri bile kendisine karşı yapılmış olarak algılıyor ki vakanın ilerleyen bölümlerinde bunun nasıl ortaya çıktığını göreceğiz. Erkekten, erkeğe söylemeden anlamasını beklediği, mantıksız beklentileri var. Erkek, kendisinden direkt istenmeyen bu şeyleri yapmadığında, kadın öfke nöbetine kapılıyor. Göreceğiniz gibi bu mantıksız beklentilerin bazıları son derece gülünç şeyler.

Uzun, mutsuz ve istismar içeren bir evlilik yapmış. Çocuklarından biri otizm spektrumunda olduğu için oldukça zor bir çocuk ve sevgilimin dediğine göre çok fazla strese yol açıyor.

Neden böyle biri olduğunu anlamak için terapiye başladı ama daha sonra terapide konuşulan konulardan hoşlanmadığı için terapiyi bıraktı.

Başka bir terapist bulabilirdi. Kadının bir sorunu var, sorunu olduğunu biliyor ve terapiye başlıyor. Terapist kaba ya da kendisini rahatsız eden şeyler söyleyince de terapiden kaçıyor.

Jim Ran’ın zamanında dediği gibi “ben senin için kendime iyi bakacağım, sen de benim için kendine iyi bak.” Kız arkadaşının kendine iyi bakması lazım. Eğer problemleri varsa, bunları çözmesi lazım. “Ay bu çok zor”, “ay terapist kaba şeyler söyledi” ya da “terapist kendimi kötü hissetmeme neden oldu” …

Terapinin amacı ne? Tüm terapistlerin iyi olduğunu iddia etmiyorum, eğer birinden hoşlanmadıysan başkasını bulursun. Başka terapistlerle görüşüp, kendisine yardım edebileceğini düşündüğü birini seçmesi iyi olur.

Geçen Noel Bayramında, eski kocası çocukları aldı ve o da benim evimde kalmaya geldi. Her şey çok güzel gidiyordu ve beraber vakit geçirmekten zevk alıyorduk. Sonlara doğru, sarılarak televizyon izleyip sakin sakin otururken, birdenbire bana döndü ve, iyi tarafının tükenmek üzere olduğunu söyledi.

Yani “önümüzdeki günlerde biraz manyaklaşabilirim, sana pek de nazik davranmayabilirim. Bu konudaki fikrin nedir?”

Burada izleyici doğru şeyi yapıyor ve “ne demek istiyorsun?” diye soruyor.

Bana, duygusal olarak donuk hissettiğini, bana kaba davranmak istediğini hissettiğini söyledi.

İzleyiciye kaba davranmanın sorun olmadığını düşünmesinin nedeni ne? Çünkü geçmişte defalarca kaba davrandı ve tüm bu davranışları yanına kaldı.

Kabalaşacaksa onu evine bırakacağımı, kendisi ile nazik biri olduğunda görüşmeyi tercih edeceğimi söyledim.

Sana karşı kabalaşacağını söylediğinde, sen ona karşı kabalaşmaya başlarsın. “Sana bir taksi çağırayım” dersin. “Tatildeyiz ve iyi vakit geçirmek istiyorum. Çocuklarım burada ve senin bana çocuklarımın önünde kötü davranmana izin vermeyeceğim” dersin. “Eğer kabalaşmaya başlayacaksan, evine gidiyorsun, senin kabalığınla uğraşamam” dersin. Bazen tek yapman gereken budur. Bunu yaparsan, muhtemelen özür diler.

Kadının erkeğe böyle bir şey söylemesi, erkeğin bunu onun yanına bırakıp bırakmayacağını görmek için. Çünkü erkek bir şey söylemezse, bir şeyler yapmazsa, omurgalı davranmazsa, erkeğe kötü davranmaya başlayacak. Kötü davranmaya başlayacak ve erkeğin kendisine haddini ve yerini bildirmesini bekleyecek. Bazen kadınınızı kucağınıza yatırıp kıçına şaplağı basmanız gerekir.

Tatilin kalanında normal davrandı.

Evet, çünkü sen kendisine tolerans göstermeyeceğini söyledin ve yapman gereken de buydu. Burada iyi iş çıkardın.

Tatilden sonraki 3 ay boyunca, oldukça uzak davranmaya başladı. Birkaç hafta önce de, benim yüzümden böyle davrandığını söyledi.

Söylediklerinde gerçeklik payı var zira onun böyle davranmasına izin verip durdun. Yani bu davranışa sen davetiye çıkardın.

İlk buluşmamızda bir içki aldığını ve tüm içkileri benim ödemem gerektiğini söylemek zorunda kaldığını, bu olayı kafasından atamadığını söyledi.

Para, bu çiftin ilişkisinde çokça sorun olan bir durum. Görünen o ki kadın, erkeğin daha fazla şeyin ödemesini yapmasını istiyor.

Bana soğuk davrandığı zamanlarda, bu konu tekrar gündeme gelip duruyor. “Eğer o içkiyi kendisi almamış olsaydı, her şeyin çok daha farklı olacağını söyleyip duruyor. Bunu inandırıcı bulmuyorum.

Kadınlar abartarak konuşurlar. Gerçekte söylemek istediği, ki bu vakadaki kadının iletişim becerileri berbat gibi, daha fazla şeyin masrafını karşılamanı istediği. Muhtemelen kazandığı para yeterli gelmiyor.

Benim cimri olduğumu söyledi ki bu doğru değil.

Cimri olan muhtemelen kendisi.

Birkaç hafta önce doğum günümdü. Beni ve çocukları yemeğe çıkaracağını söyledi. Doğum günümde ise, yeterince parası olmadığı, beni iyi bir yere götürmeye yetecek parası olmadığı için umutsuz hissettiğini söyledi.

Sana para konusunda zorluk çıkarmasının nedeni, kendisinin para konusunda zorluk yaşaması.Ama bunun suçunu sana atmaya çalışıyor. Bu kadının kendini aklama yöntemi bu. Kadının nasıl yetiştirildiğini, bir “mağdur” olarak büyüdüğünü unutma. “Yeterince sevgi görmüyor”. “Yeterince para almıyor”. “Zavallı ben” modunda yaşıyor.

Sevgi ve bağ ihtiyacını karşılamak için kullandığı sağlıksız yöntemlerden birisi, mağduru oynamak. “Annecik ve babacık bana yeterince sevgi vermedi. Abilerimi ve küçük kız kardeşimi daha çok sevdiler, onları daha fazla kayırdılar. Sahip olmadığın parayı harcamam gerekiyor. Sen çok kötüsün. Tüm paramı sana harcamama neden oluyorsun. Ay ben çok mağdurum. Zavallı ben. Benim için üzül.”

Pahalı bir yere ihtiyacım olmadığını, aslında dışarı çıkıp yemek yememize bile gerek olmadığını söyledim. Ama dışarı çıkma konusunda kendisi ısrarcı oldu.

Yemekte bana çok soğuk davrandı ve kızgın görünüyordu. Kendi doğum günümde çok rahatsız hissetmeme neden oldu.

Onu kenara çekip, “bugün benim doğum günüm ve sen herkesin önünde bana berbat davranıyorsun. Ya kendine çeki düzen ver, ya da neyin var neyin yoksa toplayıp git” demen gerekiyordu. Bazen kadınına bunu demen gerekir. Özellikle de seni ailenin önünde rezil ediyorsa. Onu kenara çekip “buna bir son vermen gerekiyor. Eğer böyle davranmaya bir son veremiyorsan, hayatımdan çıkıp gitmen gerekiyor. Seni daha fazla tolere etmeyeceğim” demen gerekiyor.

Sorun şu ki, sen fazla “naziksin”. Fazla yumuşaksın ve kadın sana ne yaparsa yapsın katlanıyorsun. Yani bu tür istismar edici davranışların daha fazlasına davetiye çıkarıyorsun.

Birkaç gün sonra buluştuğumuzda, doğum günümdeki davranışlarından dolayı özür diledi ama benim yüzümden öyle davrandığını da ekledi. Tırnaklarını ve saçını yaptırması için ona para vermeliymişim.

Senin yerinde olsam, “hayır, bu senin sorumluluğun” derdim. “Sen bir yetişkinsin ve ben bir yetişkin ile ilişki yaşıyorum. Bir çocukla değil” derdim. “Bir yetişkin gibi davranman lazım. Benimle bir daha bu şekilde konuşmayacaksın. Çok gülünç davranıyorsun.”

Eğer ona para verseymişim, güzellik için harcadığı parayı benim için harcayabilirmiş. Bu beni çok kötü hissettirdi.

Tekrar ediyorum, senin sorunun tam olarak bu. Onun sorunlarını kendi üstüne alıyorsun. Yani tam bir kancık, ayak paspası gibi davranıyorsun ve bu kötü davranışların daha fazlasına davetiye çıkarıyorsun.

Geçen hafta onu mangal yapmaya davet ettim. Bana geldiğinde aç olmadığını söyledi ve bu nedenle de mangal yapmayı bıraktım.

Şimdi bu aşırı bariz bir hata. Yaptığın hata bariz olmalı. Mangala çağırıyorsun, geliyor ve “aç değilim” diyor. Sen de mangal yapmayı bırakıyorsun. Bir şey yapıyorsun ve sırf onun için yaptığın şeyi bırakıyorsun. Bu bariz bir zayıflık.

“Ben kırmızı arabaları seviyorum” diyorsun ama kız “kırmızı arabalardan nefret ederim, ben mavi arabaları seviyorum” diyor. Bunun üzerine sen de “ya aslında kırmızı arabalar beni bazen gıcık etmiyor değiller, bu arada mavi benim favori rengim demiş miydim?” diyorsun. Kendi fikrini, ona uyumlu olmak için değiştiriyorsun.

Mangal yapmak istiyorsan, mangal yaparsın. Seninle kalabilir ya da isterse gidebilir. Sen zevk için gezintiye çıkmışsın, nereye gideceğini söylüyorsun. Önce geleceğim diyor sonra arabaya binince “ben oraya gitmek istemiyorum” diyor. Yapman gereken “tamam o zaman, eğer oraya gitmek istemiyorsan seni evine bırakayım” demek.

Birdenbire, hiçbir sebep yokken kızgın davranmaya başladı. “Ben eve gidiyorum” dedi. “İyi misin?” diye sordum. “İyiyim” dedi. “Geç oldu, çocukları uyutmam lazım”.

Bir kadın “iyiyim” dediğinde, genellikle iyi değildir, kızgındır. Kızgın olmasının nedeni, bir kancık gibi davranman. Sırf o aç değilim dedi diye, mangal yapmaktan vazgeçtin. Tahmin ediyorum ki mangal partisine sadece o gelmedi.

Acele ile evden ayrıldı. Saat 6:30’du ve çocukları saat 9’da uyurlar. İki oğlum da, olanları fark ettiler. 12 yaşındaki oğlum, “bütün bunlara neden katlanıyorsun hiçbir fikrim yok” dedi.

12 yaşındaki oğlunu dinlemen lazım. Bir kancık gibi davrandığını, 12 yaşındaki oğlun bile fark etmiş. Bütün bunlara tolerans göstermeye devam edersen ne olacak biliyor musun? 12 yaşındaki oğlun da sana bir kancıkmışsın gibi davranmaya başlayacak.

Birader, kendine biraz saygı göstermen lazım. Kimse sana, senin davet çıkarmadığın bir şey söylemez ya da yapmaz.

Gece beni aradı ve bana çok öfkeli olduğunu söyledi. Mangalda yeterince et pişirmediğimi ve evde yemek yapmak zorunda kaldığını söyledi.

Problem şu ki sen bir o yana, bir bu yana sallanıyorsun. Yapmak istediğin şeyi yapmıyorsun çünkü sürekli olarak onun onayını arıyorsun. Kadını, ilişkinin erkeği yapmaya çalışıyorsun. Bu oldukça mide bulandırıcı ve itici bir şey. Böyle davranmayı acilen bırakman lazım.

Kendisine, aç olmadığını ve bir şeyler yemek istemediğini söylediğini hatırlattım. “Sen yine de mangal yapmaya devam etmeliydin, mangal yapmaya devam etsen yerdim” dedi.

Mangal sırasında “ben mangal yapıyorum ve sen et yemek istemiyorsan, kapı orada” demeliydin. Çocukların orada ve sen sırf o aç değil diye mangal yapmayı bırakıyorsun.

Bu kadının ne düşündüğü konusunda aşırı endişe gösteriyorsun.”Mangal yapıyordum ama kadınım mangal istemiyor. Ben de onun bana kızmasını istemiyorum. O zaman mangal yok.”

Benimle güvende hissetmediğini söyledi.

Birçok kadının bacaklarını kapatan ve erkekleri neden seks yapmayı bıraktık diye merak içinde bırakan şey bu. Kancık gibi davranıyorsun, kız arkadaşın sana kızacak, bir şeyi beğenmediğini söyleyecek diye ödün kopuyor.

Maç izlemek için arkadaşlarını çağırmışsın, kız arkadaşını da çağırıyorsun. Kız geliyor ve “maç izlemekten nefret ederim” diyor. Sen de “herkes evlere, kız arkadaşım maç izlemek istemiyor” diyorsun. Bütün arkadaşların senin tam bir kancık olduğunu düşünüyorlar ve bir daha seninle maç izlemeye gelmeyecekler. Senin burada yaptığın şey bu. Seninle güvende hissetmediğini söyleme sebebi de bu. Çünkü, onun hoşuna gidip gitmediğine bakmaksızın, yapmak istediğin şeyi yapacak kadar erkek değilsin.

Ondan ayrılmayı çok düşündüm, ondan ayrılmaya çok karar verdim. Ama onunla iletişimi kestiğimde, bana gelip bu yaptığımın hiç hoşuna gitmediğini söylüyor.

Sen de bunun üzerine muhtemelen diz çöküp özür diliyorsun, belki ayaklarını öpüyorsun.

Ona karşı hislerim olduğu için, onu bırakamıyorum.

Senin muhtaçlığın ve yapışkanlığın bariz zaten. Kadının kancık davranmasının önemli bir nedeni de bu. Senin korkudan altına yapman, planlarını değiştirmen, onu memnun edeyim diye taklalar atman için, sinirlenmesi yeterli. Sen insanları hoş tutmak için her şeyi yapmaya hazır birisin ve bu da oldukça itici bir özellik.

Geçen gün ona, bensiz daha mutlu olacaksa, neden bana dönüp durduğunu sordum.

Kitabı 10 kere okudum diyorsun ama sonra kadına “beni neden seviyorsun?” diye soruyorsun. Bu aşırı zayıf bir hareket.

Bensiz tek başına yaşamaktan korktuğunu söyledi.

Böyle davrandığında, düzgün bir cevap alabileceğini düşünmüyorsun değil mi? Onun yanında kancık gibi davranıyorsun ve kadını ilişkinin erkeği yapmaya çalışıyorsun. “Ben aç değilim” diyor ve sen de “beni affet kraliçem, mangalı hemen bırakıyorum” diyorsun. Bu davranışların yüzünden senden tiksiniyor ve erkenden çekip gidiyor.

Buraya kadar anlattıklarımdan, bu kadının narsist olduğunu söyleyebilir miyiz?

Bu olası ama kadını yeterince bilmiyorum ve uzaktan teşhis konulamaz. Zaten ben psikiyatrist değilim. Ama yazdıklarına bakarak, problemin önemli bir kısmının senden kaynaklandığını söyleyebilirim. Kancık gibi davranman büyük problem. Bunu çocukların bile fark ediyorlar. Kadının seni, çocuklarının önünde istismar etmesine izin veriyorsun. Kendine gel birader!

Bensiz daha iyi olacağını söylüyor ve ben de onun gitmesine izin veriyorum. Ama sonra neden bana geri geliyor?

Kitabı okuduğuna emin misin? 10 defa okuduğunu söylemiştin. Kitabı 10 kere okuyan birinin sormayacağı bir soruyu soruyorsun. Geri gelmesinin sebebi, gittiğinde peşinden gitmemen, gitmesini umursamaman.

Kitapta yazılan şeyleri bazen uyguluyorsun, bazen uygulamıyorsun. Omurga kazanman ve kadınına yerini bildirmen lazım.

Rahmetli eşimle böyle problemler yaşamamıştım. Beni haşlayacağını biliyorum ama tavsiyelerin benim için çok değerli.

Probleminin önemli bir parçası, onu memnun etmek için taklalar atmak. Onun seni herkesin önünde istismar etmesine izin veriyorsun. Bu gerçekten çok kötü. Omurgasız olduğun için sana saygısı yok. Sen bir erkek olarak omurga göstermediğinde, kadın senin yanında güvende hissetmez. Sen aşırı omurgasız olduğundan o da aşırı saygısız ve gülünç davranıyor. Senin maskülen özüne güveni yok. Böyle davranman onu kurutur, senin etrafında olmak istememesine neden olur.

Sen ise erkek ile kancık arasında gidip geliyorsun. İstikrarlı bir şekilde erkek gibi davranmaman senin probleminin çok önemli bir öğesi. Bazen erkeksin, bazen küçük, yaralı bir çocuk.

Kontrol edebileceğin şeyleri kontrol etmeye başlaman lazım. İstikrarlı bir şekilde omurgalı, maskülen olman lazım. Kadının kıçını öpmek için taklalar atmayı bırakman lazım. Bu şekilde davranman seni kötü duruma sokuyor ve çocuklarına da berbat bir örnek oluyorsun. Çocukların bile sana “baba sana böyle davranmasına neden izin veriyorsun? Ona haddini bildir, erkek ol” diyorlar.

Davranışlarını düzeltmezsen, bir sonraki kadınla da sorunlar yaşayacaksın.

Tabii senin kız arkadaşının da sorunlu biri olduğu çok bariz. Kendini düzeltmesi lazım ama bu konuda hiçbir şey yapmıyor. Ama sen de sürekli zayıf ve beta davranarak, bu davranışları besliyorsun.

Mahmut Abi’nin notu: Corey Wayne’in tavsiyelerine katılmakla beraber, kadının erkek ne yaparsa yapsın aşırı sorunlu ve arıza biri olduğu çok açık. Erkek davranışlarını mutlaka düzeltmeli ama bu kadını hayatından geri dönüşsüz olarak atması gerekecek.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.

Suçluluk hissettirme (guilt trip) nedir?

Birçok insanın toksik bir ilişkiyi bırakamama sebebi sevgi ya da korku değil, suçluluk duygusu. Bu suçluluk duygusu da hemen hemen her zaman, gerçek bir suçluluğa değil, ilişkide manipülatif ve toksik olan partnerin karşısındakinde aktif bir şekilde ortaya çıkarmasına dayanıyor.

Evet bu bölümde, suçluluk hissetirme (ingilizce’de guilt trip) denilen ve birçok insanın farkında olmadan içine düştüğü bir manipülasyona değineceğiz.

Suçluluk hissetirme tuzağına düşen birçok insan, bu manipülasyonun farkında değil. Eğer bu manipülasyona uğrayan biriyseniz, bu manipülasyonun farkına varmanız, daha doğrusu hissettiğiniz suçluluğun sizde özel olarak yaratıldığının farkına varmanız önemli. Manipülatif partnerin sizin aleyhinize olacak şekilde kullandığı bu silah, sizin kendi duygularınız olduğu için, bunun farkına vardığınızda, aslında kontrolü elinize alıp bu silahı etkisiz hale getirebileceğinizin de farkına varacaksınız. Çünkü siz suçluluk duymanız gerektiğine inanmadığınız sürece, kimsenin size suçluluk duyduramayacağının farkına varacaksınız.

Duygusal olarak dengeli ve dayanıklı bir insan, toksik partnerin ihtiyaç ve isteklerini onun yerine kendi sırtında taşımaz, taşıması gerektiğine inanmaz ve inandırılamaz. Toksik ve manipülatif insanın dışardan baktığınızda zeka yoksunu bir aptallıkla, çocukça bir inatla ve gülünç bir şekilde tekrarladığı bu talep ve söylemler, karşısında duygusal olarak dengeli ve dayanıklı bir insan olduğunda, toksik ve manipülatif insanın kıçına tekmeyi yiyip kapının önüne konulması ile, aşamayacağı şekilde ghostlanması ile sonuçlanır.

Duygusal olarak dengeli ve dayanıklı olmayan, çocukluklarından itibaren sevilmek ve değer verilmek için böyle şeyleri kabul etmeleri gerektiğine inanmış, kabul edilmek için sorumluluk ve suç kendinde olmasa bile bir şeyler yapması gerekenin kendisi olduğuna inanmış, duygularını yönetemeyen ebeveynlerinin gazabını üzerlerine çekmemek ya da onlar tarafından ihmal edilmemek için sürekli onların duygularının sorumluluğunu yüklenmiş insanlarsa, sevilmek ve değer verilmek için başka çareleri olmadığını düşünerek, bu talepleri sırtlarına alırlar. Kendilerini kullanan ve manipüle eden toksik partner için üzülürler, ona yardım etmeye çalışırlar ve bunun için bizzat bu insanın üzerlerinde uyguladığı istismara boyun eğerler.

Bu zihin yapısındaki birçok manipülasyon kurbanı, bunu bir güç olarak bile görür.  Birçoğu bütün bu istismara dayanarak, yeterince acı çekerek, toksik partnere onu ne kadar sevdiklerini ispatlayabileceğini ve birgün onun tarafından istismarsız ve acısız bir şekilde sevileceğini umar. Ama maalesef toksik partnerin elinde istismar edilen patner ne yaparsa yapsın ve ne kadar uzun süre yaparsa yapsın, hiçbir zaman, toksik partnerin umrunda olmayacaktır. Toksik partner bir ihtimal karşısındakini istismar ettiğini kabul etse bile, unutmayın bu düşük bir ihtimal, partnerin bu istismarı sonuna kadar hak ettiğini, ona onun yüzünden böyle davrandığını söyleyecektir.

Bu yolun sonunda mutluluk yok. Birgün birdenbire ya da zaman içinde, artık mutlu bir ilişki yaşamanızı sağlayacak bir dönüşüm asla olmayacak. Böyle bir ilişkideyseniz tüm emeğiniz ve zamanınız, dipsiz bir kuyuya akıyor ve emeğinizin karşılığını asla alamayacaksınız.

Narsist bir kadın ya da erkekle ilişkilerde çok görülen suçluluk hissettirme, istisnaları olsa da, çoğu zaman diğer partnerde zaten varolan bir zayıflığın kullanılmasına dayanır. Burada istismar edilen partnerin, çocukluktan öğrendiği bir başkalarının sorunlarını kendi sorunu yapma, kendi sırtına alma, kendi sorumluluğu haline getirme problemi vardır. Böyle bir zaafı olmayan insan, narsistin suçluluk manipülasyonuna “mal mıdır nedir?” diye tepki verirken, böyle bir zaafı olan insan, narsistin suçluluk hissetirmek için dediklerine dünden razıymış gibi inanır.

İyi olan şu ki, böyle sağlıksız bağlanma stilleri çok erken çocukluktan gelseler bile, sebepleri ve neden olduğu yaralar bilinç seviyesine çıkarılarak iyileştirilebilirler. Bu, söylemesi kolay yapması oldukça zor bir şey olsa da, ilişkilerde istismara dünden razı bir şekilde girmemek için, içinden geçmeniz gereken bir süreç.

Fakat bazı insanlar, başka insanların duygu yönetimini yüklenmeyi bırakmak istemez çünkü öz değerlerinin, oynadıkları bu role bağlı olduğunu düşünürler. Böyle bir insan, partneri tarafından istismar edilmeyi istemez ama öz değerini karşısındakinin tüm duygularının sorumluluğunu almaya endekslemenin, hemen hemen her zaman duygusal istismara gittiğini anlamaz.

Bir insan diğerinin duygularının sorumluluğunu sırtına aldığında, diğer insan her kötü veya üzgün hissettiğinde, bunun suçunu da yüklenir. Durumun doğası gereği, suçu üstüne almaktan kaçış yoktur. “Bu insanı mutlu etmek benim görevim ama bu insan mutsuz ise bu benim suçum değil” diyemezsiniz. Eğer bir insanın mutluluğu sizin göreviniz ise, mutsuzluğu sizin suçunuzdur.

Tabii ki gerçekte, bir insanın mutlu olması sizin göreviniz değil. Her yetişkin insanın mutluluğu, o yetişkin insanın kendi görevidir, mutsuzluğu ise kendi suçudur. Hiçbir yetişkinin, başka bir yetişkini, mutluluğunu görev edinmeye zorlamaya hakkı yoktur.  Başka bir yetişkinin mutluluğunu üzerinize almamak, istismar ya da kötülük değildir.

Örneğin bir romantik ilişkiye devam etmek istemiyorsanız, karşınızdaki insanı, o üzülecek ya da üzülüyor diye terk edemediğinizde, karşınızdaki kişinin mutluluğunu göreviniz haline getiriyorsunuz. Kendi ihtiyaçlarınızı ve geleceğinizi düşünmeniz ise otomatik olarak suç, suçluluk duymanız gereken bir şey oluyor. Oysa her yetişkin insan, reddedilme ve terk edilme ile kendi başına, kendi duygularını yöneterek başa çıkma ile görevlidir. Bu görevi üstlenmeyip, ayrılmak istediniz diye suçlu veya kötü bir insan değilsiniz.

Aslına bakarsanız bir insanın sizi koltuk değneği gibi kullanmasına izin vermemeniz, o insanın ruhsal ve duygusal olarak gelişimine katkı sağlar ve o insana yaptığınız bir iyiliktir. Bu insanın kendi duygusa gücünü yönetmesi için onun duygu yönetimini üstlenmemek, o insana verebileceğiniz en iyi hediyelerden biridir.

Toksik ve istimara uğranan bir ilişkiden, suçluluk hissi nedeniyle çıkamamak, hemen her zaman, ilişki sırasında karşı tarafın duygularını çok fazla ve sağlıksız bir oranda görev edinmekten kaynaklanır. Bu da hemen her zaman kişinin özdeğer eksikliğini, partneri tarafından kullanım değeri ile karşılamaya çalışmasından kaynaklanır.

Toksik ve istimara uğradığınız bir ilişkiyi bitirmek istediğinizde, istismarcı partneri çok üzdüğünüzü ya da onun hayatını mahvettiğinizi duyabilirsiniz. Tüm bu melodram içerikli suçlamalar, sizin kendinizi düşünme cüreti gösterdiğiniz için yoğun bir suçluluk hissetmeniz için tasarlanmış manipülasyonlardır.

Burada ilk yapmanız gereken şey, şunu ortaya çıkarmak: Gerçekten suçluluk mu duyuyorsunuz yoksa suçluluk hissini, bu kişinin birgün size istediğiniz değeri vereceği fantezinize sarılmak için mi kullanıyorsunuz? Bunu yaparken, bu kişinin size istediğiniz değeri asla vermeyeceğini aklınızdan çıkarmayın.

Eğer gerçekten suçluluk duyduğunuza karar verirseniz, kendinize şu soruları sorun:

“Yetişkin bir insan, kendi davranışlarının sonuçlarını yaşamak istemiyor diye, neden siz suçluluk duyuyorsunuz?”

Eğer kendi davranışları yüzünden mutsuz olduysa, öyle davranmamalıydı.

“Neden, daha iyi davranılmayı hak ettiğinizi düşünüyorsunuz diye suçluluk duyacaksınız?”

Eğer daha iyisini hak ettiğinizi düşünmüyorsa, sizi çok da umursamıyor demektir.

İlişkinize dışardan bakarak bu soruları tekrar sorun.

“Ahmet, Selin’e kötü davranıyor, bağırıyor, küfrediyor, sürekli kavga çıkarıyor. Bu durumda Selin, Ahmet’i terk ederse, bu Ahmet’in suçu mu, Selin’in mi?”

“Selin, kendisine daha iyi davranılmasını istediği için suçlu mu?

Selin’in kendisini düşünerek Ahmet’i terk etmesi suç değil. Ahmet ne kadar üzülürse üzülsün suç değil. Bunu iddia edenler, Ahmet ya da Ahmet’in arkadaşı, Selin’in hayatından hemen atması gereken toksik insanlar.

İlişkide neyin sizin suçunuz, neyin onun suçu olduğunu yazın. Eğer sizin suçunuz olan şeylerin listesi çok kısa ise, neden tüm suçu üstünüze almanız gerektiğini hissediyorsunuz? Bunu düşünün çünkü sorununuzun kaynağı tam olarak bu temel inanç.

Neden böyle davranılmayı hak ettiğinizi düşünüyorsunuz?

Böyle davranılmayı hak etmiyorsanız, neden size böyle davranılmasına izin veriyorsunuz?

Bunları düşünmeye başladığınızda, asıl şeytanın karşınızda değil içinizde olduğunu, içinizdeki bu şeytanı sizi kullanmak üzere karşınızdaki hastalıklı insana yönelttiğini göreceksiniz. O kişiyi hayatınızdan atmak tabii ki içinizdeki şeytana büyük bir darbe vuracak ama asıl savaş içinizde, dışarıda değil.

Bu arada önemli bir suçluluk hissettirme manipülasyon aracı da göstere göstere, bak beni ne kadar üzdün, yıprattın diye ağlamaktır.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.

Beta özelliklere sahip kadınlar

Erkek Adam Patreon hesabındaki muhabbet (chat) bölümünde Ahmet sormuş:

“Erkek Adam sitesinde beta özelliklere sahip kadınlarla ilgili bir yazı var mı?”

Bunun üzerine Second Life rumuzlu kullanıcı “kadınlarda alfa – beta olayı yok, ilişki materyali olan/olmayan olarak ayırıyoruz genelde” demiş.

Ahmet, beta özelliklere sahip kadınlar demiş ki beta erkek dediğimiz adam da genellikle beta özelliklere sahip erkektir. Kadınlar da beta davranışlar sergilerler ama buna alfa – beta demek yerine kaygılı davranışlar da diyebiliriz.

Bu arada devam etmeden belirteyim, Second Life bunu söylemiyor olabilir ama birçok erkek ilişki materyali olan/olmayan ayrımını sadece sadakat, geçmişinde (çok) erkek olmaması veya çok sevmesi kriterlerine göre yapıyor. Ama sadık ve geçmişinde çok erkek olmayan bir kadın, aynı zamanda toksik ve karın ağrısı olabilir ve bunun da onu bir erkek için ilişki materyali olmayan kadın kategorisine sokması lazım. Fakat bilinç altında sevilmeye değer biri olmadığına dair temel bir inanç olan erkek, kendisini çok seven kız ne kadar toksik olursa olsun onu bırakamayabiliyor. Ya da “piyasada sadık kız kalmadı” sanan adam, kız adamı duygusal şiddet manyağı yapsa bile kızı ilişki materyali sanabiliyor.

Benim “beta erkeğin kadın versiyonu” dediğim bir kadın tipi var. Bu kadınlar, narsizm ya da borderline gibi duygu durumu bozuklukları olmasa bile kaygılı bağlanma stiline sahipler (gerçi çoğu beta kadın ve erkekte sürekli olarak kırılgan narsizm kokusu alıyorum):

“Düşük özsaygı, şiddetli reddedilme veya terk edilme korkusu ve ilişkilerde yapışkanlık, bu bağlanma şeklinin yaygın belirtileridir … kaygılı bir kişi ilişkide hangi konumda durduğu ve partnerinin onu kendisi kadar sevip sevmediği konusunda güvensiz olabilir. Sonuç olarak, partnerin en ufak bir hayal kırıklığı ya da reddedilme belirtisi, zaten düşük olan özgüvenine zarar verebilir.”

Genel olarak beta özellikler gösteren (kaygılı bağlanan) erkek, sıklıkla tetiklenen bir “acaba beni sevmiyor mu / gerçekten istemiyor mu?” kaygısı ile karşı koyamadığı ya da (kaygısını silecek bir rahatlamanın getirdiği hazza bağımlılık nedeniyle) karşı koymadığı şekilde fazlaca ilgi gösterme, kaynak harcama ve arama dürtüsü hisseder. Burada amaç, partnere ulaşarak ya da fazlaca ilgi, kaynak ve arama ile, partnerinin onayını görmek ve kaygısını rahatlatmaktır. Biz erkeklere burada, kaygılarını, flört ya da partnerlerinin üzerine kusmadan yönetmelerini öğretiyoruz. Zira birinin sırtına çocukluğunuzdan ve daha önceki ilişki başarısızlıklarınızdan gelen kaygıyı yükleyemezsiniz, çoğu kişi bunu görünce kaçar. Daha da kötüsü, insanlar genellikle empatik yaratıklar olduklarından, sizin kaygı kusmanız, “ben sevilmeye layık değilim sanırım” gibi bir sinyal verir ki bunu birkaç kez tekrarlarsanız, karşınızdakinin sizinle aynı fikirde olmasını sağlayabilirsiniz.

Ek olarak, kaygı nedenli davranışları yapmanız, kaygınızı geçici olarak rahatlatırken, toplam olarak kaygınızı arttırır. Bunun tersine kaygının sizi ittiği şeyleri yapmazsanız, geçici olarak daha kötü hissetseniz bile, toplam kaygınız azalır ve daha sonra bir miktar daha güçsüz bir kaygı dalgasına maruz kalırsınız. Örneğin, 1 saat mesaj atmadı diye rahatlamak için bir önceki mesajınıza ek bir mesaj atma itkisine karşı koymazsanız, ikinci mesaja aldığınız cevap ile geçici rahatlarsınız ama biraz daha kaygılı biri olursunuz. Bu isteğe karşı koymanız, sizi geçici rahatlamadan mahrum bırakırken, toplam kaygınız bir miktar azalır. Bu mekanizmadan retroaktif kıskançlık yazısında bahsetmiştik.

Beta özellikler gösteren kız dedik, bu konuya neden girdik? Öncelikle birçok erkeğin problemini bir tekrar etmek istedim ve ayrıca beni arayan birçok kadının temel problemi bu olduğu için onlara da konuyu özet geçmek istedim. Fakat kadınların kaygı yönetimi sorunu erkeklerden farklı ortaya çıkar.

Genel olarak beta özellikler gösteren (kaygılı bağlanan) kadın, sıklıkla tetiklenen bir “acaba beni sevmiyor mu / gerçekten istemiyor mu?” kaygısı ile karşı koyamadığı ya da (kaygısını silecek bir rahatlamanın getirdiği hazza bağımlılık nedeniyle) karşı koymadığı şekilde fazlaca ilgi isteme, kaynak talep etme ve aranma dürtüsü hisseder. Burada amaç, partnerin kendisine ulaşması ya da fazlaca ilgi, kaynak vermesi ile onay görmek ve kaygısını rahatlatmaktır.

Biz bu tip kızlara burada genellikle karın ağrısı kızlar diyoruz. Yeterince ilgi ve alaka göstermenize rağmen, sürekli olarak yeterince aranmamaktan, ilgi görmemekten şikayet eden bu kızlar, eğer siz yeterince ilgi gösteren biriyseniz, muhtemelen karın ağrısı insanlardır.

Beta özellikler gösteren kadın da erkek gibi, kendi ilişkisini baltalamaya programlıdır ve ilişkisini mahvetmesine partneri de dahil kimse engel olamaz. Böyle bir kadının özgüven ve özdeğer eksikliği sürekli ilgi talep eder ve bu aşırı ilgi gelmezse çok büyük sorunlar çıkarır. Bu aşırı ilgi gelirse de, bu sefer içgüdüsel kadın tarafı erkeğin boyun eğmesinden dolayı erkeğe çekim duymayı bırakır ve kadın yine sorun çıkarır. Ve hayır, yeterince alfa erkek, yüksek değerli erkek vs. olmanız bir şeyi değiştirmez. Böyle bir karın ağrısını, hiyerarşide zirvede bir erkek olarak normal bir kadına çeviremezsiniz. Zaten bu kadını normal bir kadına çevirme, kurtarma, vs. fantezisini, kadın erkek ilişkilerinde rütbesi düşük erkekler kurarlar, yüksek erkekler ise bu kadınları hayatlarından çıkarırlar.

Beta özellikler gösteren kadınlar, erkekler için daha büyük bir sorun zira erkeklerde kadınlara yönelik bir arketip kurtarıcı rolü var. Yani beta erkek çok erken aşamalarda kadını itebilirken, beta kadın tam tersi muhtaçlıkları ile bir erkekte kurtarıcı içgüdüsünü tetikleyebilir. Bu kadın zaten bir de narsist ise, bunu özellikle yapar.

Ahmet bununla ilgili bir yazımız olup olmadığını sormuş, bu konuya değinen bir yazımız var aslında: Vaka Çalışması – Sevgilim ilgisiz oldugumu söylüyor:

“Bakın tekrar ediyorum. İlgisizseniz ayrı konu. Ama günde 3-4 saat iletişimde olduğun kız ilgisizlikten şikayet ediyor ve fazlasını vermiyorsunuz diye soğuyorsa, bu karakterde bir kadının kendi ilişkisini baltalamasına engel olamazsınız. İlgiyi arttırmazsınız soğur, arttırırsınız daha fazlasını talep eder ve/veya yine soğur. Beta erkekler de böyle, kendi ilişkilerini baltalamaya programlılar (özgüven ve özdeğer krizine girdikleri için) ve karşılarındaki kadın bu konuda pek bir şey yapamaz.”

Şimdi tabii bir de bazı kadınlar normalde bu kadar kaygılı bağlanmasalar bile, erkek çok omurgasız, efendi adam olarak davranınca, bu hale gelebiliyorlar. Fakat çoğu normal kadın erkeği terk eder, kalıp da daha fazlasını talep etmez. Yine de yeterince sayıda görece normal kadın, yalnızlık korkusu ile hem gidemeyip hem de eksik olan çekimi zaman – ilgi – para ödeme olarak talep edebilir.

Burada eğer kadın karın ağrısı ise o kadını bırakmanızı tavsiye edeceğim. Zira dediğim gibi, böyle bir kadın ilişkisini baltalamaya programlı. Bir kadın sizin davranışlarınızdan mı böyle yoksa içsel olarak mı karın ağrısı nereden anlayacaksınız? Karın ağrısı kadın gerçekten manasız bir ilgi ve ulaşım talep eder. Öyle gri çizgi falan değil. Örneğin iş yerindesiniz, mesajına 15 dakika dönmediniz diye problem çıkarır. Adam çalışıyor, 15 dakika dönememesi normal diye düşünmez, kaygıya kapıldığı için düşünceleri değil duyguları yönetimdedir. Sabah işiniz gücünüz yok gibi gece saatlerine kadar konuşmak ister, kendine hediyeler aldırmaya çalışır, başkalarına ayırdığınız zamanı sabote etmek için uğraşır.

Bu site yorumlarında bu şekilde düzinelerce vaka var aslında. Bir ara onlardan örnekler bulup buradan linklemek lazım.

Çok sık gördüğüm ve kadının ilgi talebinin, erkeğin kadını istemediğini hissetmesinden kaynaklandığı şu duruma da bir bakın derim: İlgisizlik ve ters davranışlar yüzünden terk edilmek – Vaka Çalışması

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Kırılgan narsist kadın erkeği nasıl hapseder?

Eğer bir narsist ile beraberseniz, özellikle de narsist insanlarla birden fazla ilişkiniz olduysa, kırılgan narsist bir kadının sizin üzerinizde kullandığı tuzak ve taktiklerini bilmeniz önemli. Bu bölümde bunları ele alacağız ve bölümün sonunda, bu kırmızı alarmları görmenize rağmen kaçmama nedeniniz hakkında da konuşacağız. Bu bilgiler, sizi suçlamak ya da utandırmak için değil, kırılgan narsist bir kadının avı olmanıza neden olan kırılganlıklarınızı ortaya çıkarmak ve kendinizi bu tuzaklardan korumanız için buradalar.

Başlamadan önce bu bölüm bilgi amaçlı ve eğer yardıma ihtiyacınız varsa, profesyonel yardım alın.

Narsist kişilik bozukluğu, ciddi bir ruhsal problem olsa da, birine size zarar verme hakkı vermez. Siz bu dünyaya, başka bir insanın istismarcı davranışları ile mücadele etmek için gelmediniz. İlk bilmeniz gereken şey, eğer kırılgan narsist bir kadın ile beraberseniz, ilişkinizin maalesef mutlu bir devamı ya da sonu olmayacak.

Şimdi kırılgan narsist bir kadının, partnerinde ne aradığı ile başlayalım. Bence kırılgan narsist bir kadının ilgilendiği iki erkek tipi var.  Birinci erkek tipi, diğer bir narsist. İkinci tip erkeğin ise belli karakter özellikler var ve şimdi bunlara bakacağız. Bu tip bir erkek sadece kırılgan narsiste düşmekle ve ona muhtaç olmakla kalmaz, aynı zamanda narsisr tarafından zincire de vurulur.

Birinci karakter özelliği koruyuculuktur. Kırılgan narsist kadın, çok yüksek koruma içgüdüsüne sahip, sevdiklerini korumaya doğal olarak eğilimli birini bulmaya çalışır.

İkinci karakter özelliği ise yardımseverliktir.  Böyle bir insan, başkalarına yardım etmeye ve hatta kahraman olmaya eğilimlidir.

Üçüncü karakter özelliği ise, sözünün eri olmaktır. Bu özellik, kırılgan narsist kadının erkeği zincire bağlaması konusunda çok önemli bir özelliktir.

Dördünci karakter özelliği de aşk adamı olmaktır. Kırılgan narsist kadın, kendisini tüm kalbiyle sevecek, kendisini sürekli takdir edecek ve istediği zaman tüm dikkatini kendisine yöneltecek bir erkeği arar.

Şimdi sizin tuzağa düşme sürecinizin nasıl işlediğine bakalım. Narsist kendisinin özel biri olduğuna inandığı için, sizi de onun özel biri olduğuna inandırmakta zorlanmaz. Sizin şimdiye kadar karşılaştığınız en enerji dolu, en eğlenceli, en akıllı ve seksi kadın olarak karşınıza çıkar. Tüm duygularınızı ateşler, seks dürtünüzü ateşler. Kırılgan narsist kadın hemen her zaman, seks bombardımanı yapar, seksi silah olarak kullanır. Sizin varlığından haberdar bile olmadığınız, gerçek dünyada olabileceğini hiç düşünmediğiniz tutkulu tarafınızı ve cinsel heyecanınızı açığa çıkarır.

Fakat sizi tuzağa çekme sürecinin anahtar taktiği bu değil. Anahtar taktik, size kırılgan tarafını göstermesi ve kendisini size “daha önce hiç kimse açmadığı kadar” açmasıdır. Buna nasıl tepki verdiğiniz ise, sizin üzerinizde çalışmaya devam edip etmeyeceğini, başka bir ava geçip geçmeyeceğini belirler. Kırılgan narsist kadının size en “kırılgan ve samimi” şekilde açılmasına çok fazla empati ve şefkat ile karşılık verirseniz, sizi “kahraman” rolüne yönlendirebileceğini anlar. Sizi, bu dünyada onu anlayabilecek, onu koruyabilecek, ona güvende hissettirebilecek ve ona yardım edebilecek tek erkek gibi hissettirir.

Zokayı büyük bir şevkle yutarsanız, kırılgan narsist kadın sizin kahraman olma güdünüzün, ihtiyaç duyulma ihtiyacınızın yüksek olduğunu anlar ve sizi uzun vadeli sürece çeker.

Kırılgan narsist kadın, tuzağa çekme aşamasında sizi duygusal olarak da keşfetmeye çalışır. Sizin zayıflıklarınızı, en derin korkularınızı, kimsenin bilmediği en gizli sırlarınızı öğrenmeye çalışır. Sizin aranızda çok yoğun bir bağ hissettiğiniz derin sohbetlerinizde, o size açılır ve siz de ona açılırsınız. Ama keşfettikleri, ilerde aleyhinize kullanılacaktır.  Kırılgan narsist kadın size, sizin hakkınızda bir sürü soru sorar çünkü bu bilgileri sizi manipüle etmek için kullanacaktır.

Burada şunu belirtmemiz önemli. Bu taktiklerin büyük çoğunluğu, bilinçaltı taktikler, kırılgan narsist kadının hayatta kalmak için geliştirdiği otomatik “yetenekler”. Kırılgan narsist kadın, size karşı şeytani bir saldırı peşinde değil, en azından genellikle değil.

Zokayı iştahla yuttuğunuz bu ilk aşamadan sonra, kırılgan narsist, ikinci aşamada zokayı daha da sağlam yurmanız için kendini geri çekiyormuş gibi davranır. Gerçekte ise, kendisini geri çektiğinde, sizin peşinden gitmenizi bekler. Siz peşinden giderseniz, sizi kendisine daha da çok bağlar.

Kırılgan narsist kadın bunu iki şekilde yapar. Ya sizin onu çok kırdığınızı sanacağınız sahte bir senaryo yaratır ya da hiçbir sebep yokken kendisini geri çeker ve siz neden böyle davrandığını sorduğunuzda, kırılmaktan çok korktuğunu söyler. Geçmişte ne kadar çok kırıldığını ve sizin de aynı şeyleri yapacağınızdan, onu kıracağınızdan ne kadar çok korktuğunu anlatır.

Burada kırılgan narsist kadın sizin yardımsever, ihtiyaç duyulmaya ihtiyaç duyan tarafınızı manipüle eder. Burada sizden almaya çalıştığı tepki, sizin diğerlerinden farklı olduğunuz, bunu ona asla yapmayacağınız konusunda söz vermenizdir. Sizden alabileceği kadar çok söz alır çünkü o sözleri tutmak için elinizden gelen her şeyi yapacağınızın bilincindedir.

Bir kez sözler verdiniz mi, artık zokayı tam yutmuş vaziyettesiniz ama bitmedi. Dahası var. Sizi bağlamak yetmez, bir de hiçbir yere kaçamayacak şekilde zincire vurulmanız lazım.

Siz değerleri olan, sözünü tutan birisiniz ve kırılgan narsist kadın güven duymak istediğini söyleye söyleye size bu sözlerinizi tekrar ettirir durur.  Çünkü o çok korkuyordur ve çok kırılgandır. Şimdi bu kadın gerçekten inanılmaz derecede duyarlı ve güvensiz biridir ve ihtiyacı olan şey, sizin bu sözleri asla ama asla bozamayacağınızı hissetmenizdir. Bu da, zeki ama duyarlı birinin, böyle istismar dolu bir ilişkiyi, ne olursa olsun terk edememesinin ana nedenlerinden biridir.

Kırılgan narsist kadın sizi test eder, sizin sözünüzün eri olduğunuzu kanıtlamanız için ara ara ilişkiye bomba atar. Bu testleri “geçerseniz”, gerçek kedi – fare oyunu başlar. Eğer buraya kadar okuduklarınızdan anlamadıysanız söyleyeyim, bu oyunda fare olan, oyuncak gibi oynanan sizsiniz.

Bu aşamada, duygusal olarak yüksek derecede istismar içeren it – çek ya da bir sıcak – bir soğuk döngüsü başlar. Bir Dr. Jekyll bir Mr. Hyde ortaya çıkmaya başlar. Bu döngüde kırılgan narsist kadın sizi önce kendi dikkat, hayran olunma gibi ihtiyaçlarını karşılamanız için kendine çeker ve sonra da sizi ezer. Sizi hatalarınızı, zayıflıklarınızı, güvensizliklerinizi ve korkularınızı yüzünüze vurarak ezer. O tatlı, seksi kızın nereye kaybolduğunu bilemezsiniz. Ama merak etmeyin. O tatlı, seksi kız geri gelecek. Ama her gelişi, daha kısa süreli olacak.

Sürecin bu aşamasının asıl amacı, sizin kafanızı karıştırmak, sizin kendi yargılarınızı ve değerinizi sorgulamanızı, bunlardan emin olamamaya başlamanızı sağlamak. Sizin bireyselliğinizi kaybedip, onunla kaynaşmanızı sağlamak. Ona sahip olduğunuz için çok şanslı hissetmenizi, onu sürekli takdir etmenizi, ona asla karşı durmamanızı sağlamak.

Zamanla omurganızı kaybetmeye başlarsınız zira dik durmanın sonuçları çok yoğun ve yıkıcı olmaya başlar. Zamanla çaresiz, kaygılı ve depresif hissetmeye başlarsınız zira kırılgan narsist kadın, sizin benlik algınızı yok etmeye başlar.

Kırılgan narsist kadın, kendinizi geri çekmeye başladığınızı hemen fark eder ve size hemen, ona çekilmenizi sağlayan şeylerin kırıntılarını vermeye başlar. Kedinin fareyi bırakıyor gibi yapmasına benzer şekilde, sizin bir miktar kendinizi toparlamanıza bile izin verir ama tabii sonra sizi hemen yeniden pençeleri arasına alır.

Kırılgan narsist kadın bunlara paralel olarak da, sizi arkadaşlarınızdan ve ailenizden yalıtmaya başlar. İlginizi herhangi başka birine, bu başka biri kendi çocuğunuz bile olsa, vermenizi şiddetli bir şekilde kıskanır. Sizi terk etmekle tehdit eder ve üzerinizde daha fazla kontrol sağlamak için her şeyi yapar.

Zaman içerisinde, kırılgan narsist kadının, onu mutlu etmekten sorumlu oyuncağına dönersiniz. Siz onun tüm ihtiyaçlarını karşılar hale gelirsiniz ve karşılığında da istismar hariç hiçbir şey almazsınız.

Siz sevdiklerini koruyan, onların mutlu olmasını isteyen, sözlerini tutan iyi bir insan olabilirsiniz ve bunlar, doğru ellerde sizin için harika şeyler sağlayabilecek özellikler. Ama kırılgan narsist kadının ellerinde ise, sizin için oldukça yıkıcı şeyler.

Eğer böyle bir ilişkide, sözler verdiğiniz için ve hala ona yardım edebileceğinizi ya da onu kurtarabileceğinizi düşündüğünüz için kalıyorsanız, böyle bir ilişkide yanlış nedenler yüzünden kalıyorsunuz.

Eğer böyle bir ilişkide, aranızdaki şeyin aşk olduğunu düşündüğünüz için kalıyorsanız, sizin aranızdaki şey aşk değil. Bence istismar dolu, toksik bir ilişkide olmaktan daha kötü olan tek şey, o ilişkide bir gün bile daha fazla kalmaktır. Eğer böyle bir ilişkiden kaçabildiyseniz ya da böyle bir ilişkide terk edildiyseniz, asla ama asla geri dönmeyin.

Bir narsist ile ilişkide, bedeli olmayan şey yoktur. Narsist ile tüm bağlarınızı koparmaya bakın.

Kaynak: Tactics and Mind Games of the Female Covert Narcissist

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize (özellikle konu ile ilgili olan Toksik İlişkiler Rehberi kitabına) bakabilirsiniz. Sorularınıza Patreon chat alanında daha hızlı cevap verebiliyorum.

Narsist erkeğe aşk bombardımanı, duygusal olarak güçlü erkeğe olandan farklı mı?

Mahmut abi selamlar. Borderline ve toksik kadınlarla alakalı podcastinde  lovebombingle alakalı harika bilgiler verdin. Oradan da yola çıkarak iki farklı erkeğe karşı duruşu hakkında sorularım var.

Bu tarz kişilik bozukluğu olan ve nesne süreksizliği olan bolca da kırmızı bayrak bulunduran kadınlar kendisi gibi narsist bir erkeğe ona inanılmaz aşık olduğunu anlatırken ,daha dengeli ve stabil bir ruh halindeki adama lovebombing yerine daha farklı teknikler deneyebilir mi? (Soru 1) .

Tecrübeli bir borderline kadının daha 1 ay olmadan narsist bir adama gösterdiği lovebombing gerçekten bir aşk olma olasılığı mıdır yoksa hızlı yanıp sönen ilişkilerden mi ? (Soru2)

Şimdi bu konularda çok kolay etiket yapıştırılıp borderline ya da narsist deniyor (çoğunda da kadın aslında adamın pısırıklığından asabileşip giden biri) ama öyle var sayalım.

Toksik bir kadın, özü aşağılık kompeksi içinde olan narsisti idealize etmeye başladığında, narsist buna mal gibi atlayıp, aşırı yükselip borderline’ın aşk bombardımanı gazını arttırmasına neden olabilir. Narsist erkekler love bombing ile tuzağa çekilmeye daha müsaitler zira love bombing ile kendilerine mükemmel erkek gibi davranıldıkça tam istedikleri, kan emecekleri, yakıt ihmali kurbanını bulduklarını düşünerek bağlanırlar. Tabii sonra kim kimin kanını emiyormuş görürler ?

Dengeli stabil bir erkeğin bu tür bir içsel aşağılık kompleksi, dışsal büyüklenmeciliği olmadığından kendini çok yerene de çok övene de “ne diyor bu mal?” diye bakar. Yani biri “sen berbatsın” dediğinde kendisine “yoo berbat falan değilim” der, biri “sen mükemmelsin” dediğinde “yoo mükemmel değilim” der. Bu nedenle de borderline aşk bombardımanı yaptığında “ben böyle mükemmel değilim, iyiyim ama bu kadar da değil. Bu kadında bir gariplik var” diyebilir. Narsist ise “tabii ki ben mükemmelim” diye gaza gelebilir.

Tecrübeli bir borderline kadının daha 1 ay olmadan narsist bir adama gösterdiği lovebombing, aşktan ziyade idealizasyondur. Buldum gaza gelen malı vereyim gazı olayıdır.

Tek bir kısmı anlayamadım sadece . Bu tarz bir kadın karşısında Dengeli stabil bir erkek olduğunu anladığında aşk bombardımanın işe yaramayacağını düşünüp lovebombingten daha farklı ve yavaş süreçli tekniklere girişir mi ? Çünkü kırmızı hap camiasında karşısındaki erkeğin tipi fark etmeksizin , lovebombing yapmak toksik ve borderline kadınların olmazsa olmazı gibi anlatılıyor sanki.

Böyle bir kadın hemen her erkekte, aşk bombardımanı (idealizasyon) aşamasından düğmeye basılır gibi bok bombardımanı (değersizleştirme) aşamasına geçer. Ve en geç bu geçişi yaptığında, dengeli ve stabil bir erkek tarafından hızlıca terk edilir. Narsist ya da başka şekillerde stabil olmayan, zayıf bir erkek ise aşk bombardımanı aşamasında kadına çok düştüğünden, bu geçişten sonra da bırakamaz.

Ben kitapta yazmıştım, her toksik kadın her erkeğe aşk bombardımanı yapmaz. Örneğin adam o kadar betadır ki ne idealize edebilir ne de idealize etmesine gerek kalır. Başından tepesine binebilir.

Teori mi kasıyorsun yoksa bir durum mu var?

Abi aslında teori kasmıyorum ama hayatıma giren bi borderline kadın bana bildiklerimi unutturmadı ama karıştırmama sebep oldu diyebilirim. Çünkü gitmem gereken mesafenin fazlasını katettim ve bu durum yaşadığım “her şeyi bir mantığa oturtma” gibi bir çabaya sokuyor beni. Bir de twitterda ingilizce bi yazı okumuştum. Türkçesi ; bazı kadınların sizi daha fazla manipüle edemeyeceklerini anladıkları anda onlar için iyi bir tercih olmayacağınızı da bilin diyordu. Mesela bu sözü de aşamıyorum .

Ama şu anlamda aşamıyorum; Kırmızı hapta genel olarak kadın sizi manipüle edemedikçe gözünde güçlenirsiniz ve sizi asla bırakamaz gibi bir düşünce de hakim. Ama pratiğe baktığında gerçekten de sorunlu kadınlar güçlü erkeklerle değil de manipülasyonlarına boyun eğen erkekleri tercih ediyorlar. Yani güçlü bir duruşla her kadından saygı göremiyorsunuz. Yani teori bulmaktan ziyade sen fikirlerine güvendiğim biri olarak biraz işin detayının nasıl işlediğini öğrenmek istiyorum sadece bu konuda.

“Kırmızı hapta genel olarak kadın sizi manipüle edemedikçe gözünde güçlenirsiniz ve sizi asla bırakamaz gibi bir düşünce de hakim.”

Burada, kırmızı hapta, manosphere’in her yerinde öğrendiğiniz şeyler az çok sağlıklı kadınlarda çalışır, sağlıksız ya da erkeklerle sorunlu kadınlarda çalışmaz. Erkeklere düşman olmuş kadına ne kadar maskülensen seni o kadar sevmez, o kadar saldırganlaşır. Ergen kafasından kurtulamadığınızdan mı nedir, bu işlerden bir çizgiroman kahramanı yaratmaya çalışıyorsunuz. Burada bin kere yazdım, o kadın dünyanın en özdeğerli ve özgüvenli erkeğine de öyle davranır. Bir zavallı ile özdeğerli bir erkeği ayıran, o kadını dize getirebilmesi değil, özgüvemli erkeğin böyle bir kadını hayatından hızlıca atarken, zavallının “bu kadını adam edeceğim, dize getireceğim” fantezileri ile, zayıflığının altında ezilmesidir.

Bir erkek zehirli bir kadını “ben bu kadını gücümle itaatkar kadın” yaparım diyorsa eskiden güçlü bile olsa artık zayıf, zavallı bir erkek olduğunu anlamalı. Güçlü erkekler böyle şeylerle uğraşmazlar.

“Yani güçlü bir duruşla her kadından saygı göremiyorsunuz.”

Hayır. Şimdi geçenlerde bir yerlerde yazmadığımi fark ettiğim, bariz olduğunu düşündüğüm ama birçok olgunlaşmamış erkeğin şaşırdığı bir şey söyleyeyim. Spesifik bir alfa erkeği sağlıklı kadınların birçoğu sevmez. Böyle “aslında çok istiyor, ıslanıyorlar ama istemiyor gibi davranıyor” değil, gerçekten istemeden, hoşlanmadan itici bulur.

Sadece efendi erkekler her kadın tarafından sevilir ama kadınlar onlarla da yatmazlar.

Bazen bir kadın “ay Çad çok itici” dedi mi manosphere’de aslında ıslanıyor, kıvranıyor ama yine de böyle diyor gibi bir yanılgı var. O kadın o gayet çekici olan adamı gerçekten itici buluyor olabilir. Aslında hayatın her alanında geçerli bir olay bu. Ne kadar omurgalı ve güçlü olursan, o kadar sevmeyenin olur, kadınlarda da bu geçerli.

Yani alfa erkeğin her kadın beni çekici bulur diye bir şey yok, havuzunuz artar ama sevmeyeniniz, sizi itici bulan da artar. O yüzden o kadar özgüvenli, özdeğerli, omurgalı adam oldum bu kız beni neden çekici bulmuyor diye düşünmenin anlamı yok.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.