Aşk Bombardımanı, İntihar Tehditleri ve İtme-Çekme Döngüsü – Vaka çalışması

Hocam  bir kadın geldi, hayatıma girdi. Ben ilk ciddiye almadım hatta. Bana, “sadece senin yanında güvende ve huzurlu hissediyorum, izin ver yanında olayım” dedi. 

Bir kadının size “özel biri olarak seni seçtim Pikaçu sen çok özelsin” lafları (”sadece seninle güvende ve huzurlu hissediyorum demesi), ciddi bir kırmızı alarmdır. Bak dikkat et daha seni tanımadan “senin yanında güvende ve huzurlu hissediyorum” demesi de şüpheli ama burada anahtar kelimeler “sadece senin yanında”.

Bana sürekli yaralarını, yaşadığı acıları ima ediyordu. Ben sorunca anlatıyordu. Yaralı bir ceylan gibiydi ve çok masum görünüyordu.

Aşk bombardımanı ve yaralı kuşu oynayıp çok erkenden yaralarını ve acılarını açması. Senin tuzağa düşmen için manipülasyon bu. Bu lafı duyduğunuzda bu kadının toksik bir asalak olabileceğini düşünmeniz lazım, “ayyy ben o kurtarıcı şovalyeyim” diye erirseniz zokayı yutarsınız.

Bu konuya daha önce çok değinmiştik, örneğin Kırılgan narsist kadınların kullandığı 10 toksik taktik yazısında:

Çok erken evrelerde, size en hassas yaralarını, deneyimlerini ve bilgilerini açmak

Kırılgan narsist kadın size en hassas deneyimlerini ve bilgilerini emanet ederler ve bunu ilişkinin en başlarında yaparlar. Siz sanki özelsiniz de, size daha önce kimseye güvenmediği kadar güvenmiş de, vs. vs. Ama aşk bombardımanı evresi bittiğinde, size açılmakla çok büyük bir hata yapmış gibi davranmaya, sizi, onu önceliğiniz yapmamakla, savunmamakla, mutlu etmemekle, söz verdiğiniz gibi güvende hissettirmemekle, kırılgan ve tehlikede hissettirmekle suçlamaya başlar.

Kendimi seçilmiş ve kurtarıcı gibi hissettim. Bir süre sonra bağlandım bende ona.

Zokayı yuttun yani. Tuzağa düştün. Bundan sonra çıkman zor olacak.

Ama duygularımı gizliyordum. O hep feminen davranıyor ve beni kaybetmekten çok korkuyordu. Sanki hayalimdeki kadın vardı karşımda.

Bu da ciddi bir toksik – asalak kadın alarmı. Bu kadınlar sizi gözlemler, en özelimizi paylaşıyoruz diye sizden özelinizi öğrenirler ve sonra siz ne olduğunu anlamadan size tam hayalinizdeki kadınmış gibi davranırlar. Bu kadın B tipi kişillik bozukluğu özellikleri gösteriyorsa, örneğin sizin konuşmalarınızdan erkeklere yönelik içeriklerden etkilendiğinizi anlar ve “ben geleneksel feminen bir kadınım, erkeğe itaat etmek, evimin kadını olmak istiyorum, her dediğini yaparım, erim yiğidim sensin, modern kadınlar çok bozdu abi” oluverir. Siz solcuysanız solcudur, sağcıysanız sağcıdır. Bu arada geçmişinde özellikle ilişki ile radikal dünya görüşü değişikliği de bir alarm.

Bir yetişkin olarak çok ama çok önemli birkaç savunma mekanizması geliştirmeniz gerekiyor. Bunlardan en önemlisi şunu motto haline getirmek:

“bir şey gerçek olamayacak kadar iyiyse, muhtemelen gerçek değildir”.

Hayallerinizin peyniri genellikle fare kapanında, hayallerinizin faizi genellikle Çiftlik Bank’da, hayallerinizin kadını genellikle toksik asalak kadının aşk bombardımanında olur.  “Sanki hayalimdeki kadın” dediğin yerde “bir dakika bu işte bir hinlik var” diyecek bir yetişkin olmalısın, hayallere balıklama dalan bir “yaşlı çocuk” değil.

1 ayın sonunda artık iki tarafta birbirine bağlandı.

Bir ayın sonunda sen zokayı yuttun.

Aşık hissediyordum.

Toksik – asalak kadının aşk bombardımanı aşk değil, yoğun duygu yüklü tuzaktır. Bu kadınların nevrotik özelliklerini, yoğun duygusal seviyelerini aşk ile karıştırmayın. Fena yanarsınız. Alakası yok çünkü.

Rüyada gibiydim.

Hani filmlerde olur ya adam uyur gezer bir şekilde cennet bahçesinde yürüdüğünü sanarken birden uyanır ve kendisini mayın tarlasının ortasında bulur. Öyle bir rüyadasın.

Oda aynı şekilde.

O seni kayalıklara çeken deniz kızı, sen de o tatlı şarkıyla büyülenmiş denizcisin. Deniz kızı canavara dönüşüp dişlerini senin etine geçirmeden önceki o son anlardasın. “Abi kayalıkların üstünde oturmuş bak ne kadar güzel, ne kadar aşk ile bakıyor.”

Ama ben duygularımı gizliyor ve ağırlığımı koruyordum. 

Bu sana uygulanan aşk bombardımanının uzamasını sağlar sadece. Yoksa sen zokayı yutarsan ki yutmuşsun, bunu bir yerde anlayıp gerçek yüzünü gösterecek. Salya sümük duygusal olarak kapılmandan daha iyi ama yeterli değil.

Bu süre içerisinde o başka bir erkek ufacık bir ilgi gösterdiğinde hemen o erkekle muhabbet etmeye başlıyor yakınlaşıyordu. Bende, bir erkekle bu şekilde samimi olamazsın diyerek tartışıyordum. Kendisini, ne yani beni başkasına mı yakıştırdın ? Ben insanlara mavi boncuk mu dağıtıyorum ? Gibi seyler söyleyip kendini savunuyordu.

Hatunun atlamadığı manipülasyon yok. Gashlighting. Bunu yapan hiçbir açıklama yapılmadan ghostlanmaya layıktır.

Tartışma bittiğinde o kişiyle olan yakınlığını bitiriyordu ama bunu istemeyerek yaptığını hissediyordum. 6 ay sürdü ilişkimiz.

Sınırlarını deniyor. Ufak ufak dürtüyor. Burada yanlış yaptığın şey, sürekli tartışıp durdurarak sınır çektiğini sanman. Oysa başka erkekleri kullanan tekrarlı sınır testi, terk etmeni gerektirir. Senin bunu yapmaman, bu sınırı ihlal edebileceğini düşünmesini sağlıyor.

Ilişki içerisinde ne zaman yakınlığımız artsa ve herşey çok güzel desem mutlaka kendisini geri çekiyordu. Bana gelip boğuluyorum, yanımda ol ama ilişkimizin adı olmasın diyordu.

Burada kız seninle seks yapıyorsa, başkası ile de yaptığını anlayacaksın. Yapmıyorsa, tam teçizatlı beta uydu erkek olduğunu.

Ben de ya tamamen biter yada devam eder diyordum. O gidiyor ve 2 gün içerisinde ağlayarak dönüyordu. Sensiz yapamadım, sensiz nefes alamıyorum gibi şeyler söylüyordu. Bu git gelleri belki 10 defa yaşadık altı ay içerisinde. 

Bir yetişkin erkek olarak öğrenmeniz gereken en önemli kabiliyetlerden biri de, bir kadın ne kadar çok ağlıyorsa ona o kadar az acımanız daha doğrusu daha fazla acımasız olmanız gerektiği. Bir yakının kaybı yüzünden ağlayan kadından değil, tam bu gibi ilişki ayrımlarında yoğun ağlayan kadından bahsediyorum.

Bakın B tipi kişilik bozukluğu özelliklerine sahip toksik-asalak kadınlar, çok abartı duygusal patlamalar ve ağlamalar yaşarlar ama bunlar size olan derin duygularına işaret değil. Bu kadınların duygusal olgunluğu 5 yaşını aşamamıştır ve yoğun ağlamasında tek motivasyon sizden istediğini almaktır. Üzüntüsü ise bunu alamamaktır. Başka bir motivasyonu yoktur.

“Ama üzülüyor abi?” Emin ol üzülüyor. Ama sana tokat attığı için, arkadaşlarınızın önünde seni küçük düşürdüğü için, sürekli gidip gelmesinden bıktığın için, başkası ile oynaşırken yakalandığı için vs. oyuncağını yani seni artık seni kullanamayacağına üzülüyor. Bu kadar. Seni çok sevdiği için değil.

Bu tip yaşlı asalak bebekler, çok genç yaşlarından itibaren, ortamı uzun süreli ağlayarak terörize ederlerse, yetişkinlerin dikkatini çektiklerini ya da onlara istediklerini yaptırabildiklerini öğrenirler. Ergenliği bile geçmiş asalak kadınların çok yoğun ağlama krizleri de budur.

Seks konusunda da evet gayet iyiydi. Kendimi sadece sana ait hissediyorum diyordu ve seks hayatımiz çok iyiydi.

Tecrübeli olduğundan seks gayet iyidir. Kendimi sadece sana ait hissediyorum lafları da bildiğin sırtlan lafları.

“Kendimi (şu an) sadece sana ait hissediyorum Murtaza, dün de Mahmut’a hissediyordum, yarın artık hangi yiğide ait hissedersem”

Seks bombardımanı da aşk bombardımanının bir parçası.

Kıskançlık konusunda, yakınımda hiçbir kadını istemezdi. Kıskanır ve kavga çıkartırdı.

Ben ona, rahatsız oluyorsan görüşmem diyordum. O ise hayır ben ona yapacağı biliyorum. O benim yakınımda olsun diyordu. Onu yolarım paramparça ederim gibi kelimeler kullanıyordu.

Klasik toksik – asalak davranışlar ve birçok saftirik erkek bunu da sevgi sanıyor. Oysa bu sadece tüm kanınızı kendisi emmek istediği için yaptığı bir şey. “Benim oyuncağım o oynamaya kalkanı parçalarım.”

Intihar konusunda, sürekli dile getiriyordu. İstediği olmadığında, ayrılık durumunda vb durumlarda intihardan ve  hastalıktan vb. bahsediyordu sürekli.

Toksik asalak kadınların en pislikleri intihar tehdidine başvurur. Ben bunca senedir bu tehditle rehin alınmış düzinelerce erkekle görüştüm ve daha kızı bıraktığı zaman kızın intihar ettiği bir vaka görmedim. Gerçekten intihar eden insanlar bunu tehditler saçarak değil sessizce ve birden bire yapıyorlar.

Bu tür asalak kadınlara pislik deme sebebim de bu. Gerçek kurbanların acılarına olan insani duyarlılığı, kendi çıkarları için manipülasyon aracı olarak kullanıyorlar. Size daha ilk aylardan geçmiş taciz hikayesini anlatan kadına da pislik deme sebebim bu. Bu tür erken taciz hikayesi paylaşımı ya da intihar tehdidi, bu kadının hayatta en acımasız davranmanız gereken kadın olduğuna işaret. Acımasız derken kalın acımasız davranın değil. Acımadan terk edin ve asla iletişime geçmeyin.

Bir kadının sizi intihar tehdidi ile rehin alması, psikopat bir erkeğin dayak ve öldürme tehdidi ile bir kadını rehin alması ile aynı. Yasal olarak ve verdiği zarar olarak tam olarak aynı olmayabilir ama mantık olarak aynı. İkisinin de amacı sizi korkutup sizi domine etmek. Tüm o kendine zarar verme tehditleri, ağlamalar, vs. yoğun duygusal stresten değil. Bunu unutmayın. Yoğun sevgiden de değil. Allah aşkına bu kadar saftirik olmayın!

Bütün bu yoğun ağlamalar, tehditler, bu şımarık yaşlı bebeklerin, ortamı bu şekilde terörize ederlerse yetişkinleri parmaklarında oyuncak ettiklerini bilmelerinden. Aslına bakarsanız tam bu nedenden dolayı, böyle bir kadını geri dönüşsüz terk etmeniz, onun için 100 seans terapiden daha iyi bir terapi.

Böyle toksik – asalak kadınlar genellikle güzel ve çekici olurlar. Güzel bebekler maalesef yetişkinlerden daha fazla tolerans görürler ve daha da önemlisi güzel kadınlar, amsalaklardan daha fazla tolerans görürler. O kadar genç ve güzel olmayan kadınlara aynı tolerans gösterilmediğinden, o kadar genç ve güzel olmayan kadınlar, sınırlarını öğrenmek, ortamı terörize ederek insanları manipüle etmeye çok daha az başvurmak zorunda kalırlar.

Ağlıyor ki beş saat aralıksız ağladığını biliyorum. 

Bakın burası önemli. Çocuğunuz varsa çocukların istedikleri bir şey olsun diye yaptıkları ağlama şovunu bilirsiniz. Normal bir çocuk 3-5 dakika ağlar ama sonra bir şekilde geri adım atmadığınızı görür ve susar. Bazen belki 10-15 dakika.

Ama bazı çocuklar var, bunlar Beş Faktör Model’nde 2 eksende en kötü seviyelerdedir. Duygusal Denge / Nörotisizm faktöründe aşırı nörotik / duygusal dengesiz ve uyumluluk (agreeableness) faktöründe aşısı geçimsiz. Bunlar sizi domine edip (daha doğrusu terörize edip) saatlerce ağlayabilirler.

Bu kadın tipi toksik – asalak kadınlar, yaşlı bebeklerdir. Sizi domine etmek için ana silahları sizi terörize etmektir (intihar tehditleri, ağlamalar, çığlıklar, fiziksel şiddet). Bunları yaparken gördüğünüz yoğun duygular size olan tutkusundan gelmez, nörotik olmalarından gelir ve bütün bu yoğun terör saldırısı sizi domine edebildiklerini bilmelerinden gelir. Bunlar size olan yoğun sevginin ve tutkulu bir aşkın sonucu değil.

Böyle bir kadının yoğun ağlaması ile karşılaştığınızda tamamen acımasız ve duvar gibi olmanız lazım. Bu kadının acı çektiğinden değil sizi terörize etmek için ağladığını, çocukluk travmalarından kaynaklanan bir duygusal dengesizliği kontrol edemeyen bir kurban değil, ortamı domine etmek için planlı bir şekilde törörize eden bir yılan olduğunu anlarsanız, bunu yapmanız inanın hiç zor değil.

Bu kadınlar masumu koruma sorumluluğunuzu rehin alıyorlar ama bu kadınlarla beraberlikte korumanız gereken masum sizsiniz.

İlginçtir ki bu site ve görüşmeleri sayesinde 5-6 kez bu tür ağlamaları dinledim. Adamların korkudan başıma bir iş gelmesin diye aldığı kayıtları dinledim, birkaç kez de kız adamı ararken canlı dinledim. Dışardan dinlediğinizde ilk hissettiğiniz şey, bu hüngür hüngür ağlayan insan için hiçbir üzüntü hissetmediğiniz oluyor. Daha çok sinir oluyorsunuz çünkü ağlamanın sahte olduğu, planlı olduğu o kadar belli ki.

Bu ağlamalarla ilgili başkalarından da bu hissi duydum. O an terörize olmak yerine biraz kendi hislerinizi dinlerseniz, bunu siz de görebilirsiniz. Karşınızda aşkından ve size olan tutkusundan ağlayan bir kadın değil, size istediğini yaptırmak adına bu yöntem çalıştığı için  tepinen yaşlı bir bebek olduğunu göreceksiniz. Yaşlı bir bebek çok çirkin bir şey. Bunu bir kez görmeye başladınız mı, bu kadın isterse 10/10 olsun, çirkinliği ile midenizi bulandırmaya başlayacak.

Bakın çoğu erkeğin böyle kadınların ağına düşmeme sebebi bu. Bu kadınların çirkinliklerini olduğu gibi görüyorlar. Evet, kurbanlarına aşk bombardımanı tuzağı kurdukları dönemi kullanan ve bok bombardımanı geldiğinde kadını sepetleyen bazı erkekler var, bu kadınlar ava giderken birçok kez av olurlar. Ama size tavsiyem bu kadınlardan uzak durmanız, o tür bir duygusal güç her erkeğin başardığı bir şey değil ve riski almaya değmez.

Masum yaralı kadın rolünü çok iyi yapar. Bir keresinde tartışma sırasında ağladı bi süre sonra burnum kanıyor dedi gitti. Bir gün ulaşamadım. Geldiğinde, doktora gittim. Kalp krizi geçirmişim. Benim üzülmemem lazımmış dedi😂 bende inanmadım ama inanmış gibi yaptım. 

Yalan tabi ki.

İlişkinin sonunda başka bir erkekle samimiyetini yakaladım. İnkar etti. Ayrıldım.

Ne ilişkiniz vardı, neyden ayrıldın pek anlamadım ama hadi gözün aydın.

Ayrılık sonrası, o benim arkadaşım, benden yaşça küçük, beni yine başka birine mi yakıştırıyorsun gibi şeyler söyleyip kendini aklamaya çalıştı. Ben inanmıyorum deyip gitmek istediğimde ağlıyor, seni seviyorum, kendimi sana ait hissediyorum diyordu.

O an seni domine etmek için hazırol vaziyetinde bağıra bağıra Çin Milli Marşını söylemesi çalışır bir yöntem olsaydı, onu da yapardı. Unutma, tek bir amaç var. Asalak gibi kanını emmek. Bunun için de seni domine etmesi lazım. Her hareketinde motivasyon bu.

Ona 1 adım attığımda ise itekliyor yok ilişki istemiyorum, birbirimizi üzüyoruz diyor itekliyordu. Yaklaşık 20 gün boyunca defalarca bu itekleyip geri çekme döngüsünü yaşadık.

Bu kadının amacı için normal. Hem gerektiğinde gelip seni sömürmek istiyor, hem de başka erkeklerle kırıştırmak. Böyle bir kadınla seks yapacaksan, hastalık riskini düşün. Bu kadın sadece seninle seks yapmıyor.

Kendimi arafta ve boşlukta hissediyorum. Sanki duygusal işkence ediyordu bana. 

Böyle bir asalak aynı zamanda sadist olabilir. Sadist değilse örneğin sadece narsist ya da borderline ise, çektiğin işkenceden zevk almaz ama çektiğin işkence umrunda da olmaz.

Ben de engelleyip heryerden hayatımdan tamamen çıkardım.

Geç olmuş ama bir yandan da standart 2 senelik sömürüye göre erken kurtulmuşsun.

Ama peşimi bırakmadı. Sürekli stalklıyor, ortak arkadaşlarımızdan bilgi topluyor, yeni sevgilimi takip ediyor araştırıyor.

Sen buna peşini bırakmamak mı diyorsun? Sen böyle bir manyağın peşini bırakmamasını görmemişsin. İş yerini ve evini basmalar, binlerce mesaj, tehditler, iftiralar, vs.

Her hareketimden haberdar. Ama yazmıyorda. Iletişimde kurmuyor.

Bir daha bulaşma. Bunlar genelde sana birgün gerekirse kanını emerim diye bakarlar. Peşini çoktan bırakmış sadece arada bir senin kafanı karıştırmak için yem atıyor. Üstüne alınma, sadece sana değil, senin gibi paralelinde bir sürü eski kırığına yem atıyordur. Senden 10 tane olsa ne olacak, alt tarafı stalk, bilgi toplama vs. Çok zahmetli bir şey değil. Zahmetli bile olsa böyle kadınlar senin gibi 4-5 erkeği birgün lazım olur mantığı ile arada dürterler.

Senin en büyük yanılgın hala devam ediyor. Hala özelsin sanıyorsun, sana bir sevgi besliyor sanıyorsun. Eminim olayda bir miktar sevgi vardı, kız geniş gönüllü seni, Mahmut’u, Davut’u, Selim’i, Ahmet’i, Mehmet’i aynı anda sevebilen bir pıtırcık.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.  Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımısaplantilizı da takip etmeyi unutmayın.

Sosyalleşme ve yalnızlıktan kurtulma rehberi

Sosyalleşme, özellikle son yıllarda birçok erkeğin sandığından daha büyük bir problem haline geldi. İş, okul, ev, internet, oyunlar ve sosyal medya arasında gerçek dünyadaki insan etkileşimi azalırken; sosyal kaygı, yalnızlık ve insanlarla nasıl tanışacağını bilememe problemleri giderek daha sık karşımıza çıkıyor.

Üstelik sosyal hayat eksikliği sadece arkadaşlıkları etkilemiyor. Kadınlarla tanışma, ilişki kurma, özgüven, sosyal beceriler ve genel yaşam kalitesi de bundan doğrudan etkileniyor.

ErkekAdam.org’da yıllar içinde bu konuda çok sayıda yazı yayınladık. Bu sayfada, sosyalleşmeye sıfırdan başlamak isteyen biri için en faydalı olduğunu düşündüğümüz yazıları belirli bir sıraya koyduk.

Amaç, yalnızca daha fazla insanla tanışmanız değil. Kendi sosyal hayatınızı kurmanız, sosyal kaygınızı azaltmanız, çevrenizi genişletmeniz ve insanlarla daha doğal ilişkiler geliştirebilmeniz.

Bölüm 1 – Yalnızlıktan ve Asosyallikten Çıkmak

Yalnızlıktan nasıl kurtulursunuz?

Yalnızlık problemini yalnızca “dışarı çıkıp insanlarla tanışmak” seviyesinde ele almak çoğu zaman yeterli değildir. Bu yazı, yalnızlık ile sosyal kaygı arasında oluşan döngüyü ve insanlarla yeniden bağlantı kurmanın farklı bir yolunu ele alıyor.

Erkekliğe geçiş ritüeli

Erkekliğe geçiş ritüelleri üzerinden korkularla yüzleşmenin dönüştürücü gücünü anlatan bu yazı, sosyalleşmek ve yalnızlıktan çıkmak isteyenler için önemli bir noktaya işaret ediyor: Kaçındığınız sosyal deneyimler, aynı zamanda gelişmeniz gereken alanları gösterir. İnsanların sizi yargılayacağı ya da yetersiz bulacağı düşüncesiyle bir buluşmaya katılmıyorsanız, bu korkunun hayatınızı yönetmesine izin veriyorsunuz. Yazının önerisi, kendinizi tamamen hazır hissedene kadar beklemek yerine, sizi zorlayan deneyimlere gönüllü olarak adım atmanız ve eksik becerilerinizi yaşayarak geliştirmeniz. Böylece daha önce kaçındığınız durumlarla başa çıkabileceğinizi keşfeder, kendinize güven kazanır ve hayata daha fazla katılabilirsiniz.

Eğer asosyal ve yalnız biriyseniz… bunları yapın

Bazı insanlar yalnız olmaktan şikâyet ederken aynı zamanda diğer insanlarla vakit geçirmekten de kaçınıyorlar. Bu yazıda, hem yalnızlık hisseden hem de sosyalleşmeyi yorucu veya anlamsız bulan birinin bu kısır döngüden nasıl çıkabileceği anlatılıyor.

Dışarı çık ve sosyalleş, gerisi gelir bro

“Dışarı çık ve sosyalleş” söylemesi kolay bir tavsiye. Fakat sosyal kaygısı veya düşük stres toleransı olan biri için asıl mesele dışarı çıkmak değil, rahatsızlık hissetmesine rağmen dışarıda kalabilmek ve etkileşime devam edebilmek.

Bölüm 2 – Sosyal Kaygıyı ve Utangaçlığı Aşmak

Sosyal kaygıyı, sosyal ortamda garip ve uyumsuz olmayı nasıl engellersiniz?

Sosyal ortamlarda sürekli “nasıl görünüyorum, ne söylemeliyim, garip mi davranıyorum?” diye düşünmek insanı daha da kasabilir. Bu yazıda dikkati sürekli kendinize vermek yerine dış dünyaya ve konuştuğunuz insana yöneltmenin önemi anlatılıyor.

Tanımadığınız bir insanla karşılaştığınızda neden doğal bir şekilde konuşamıyorsunuz?

Arkadaşlarınızla rahatça konuşurken tanımadığınız biri geldiğinde bir anda kilitleniyorsanız bunun arkasında yalnızca “sosyal beceri eksikliği” olmayabilir. Yazı, yabancı insanlarla etkileşim sırasında devreye giren stres tepkisini ve bunun nasıl azaltılabileceğini ele alıyor.

Kendinizi sosyal ortamdaki en sosyal adamlarla karşılaştırmayın

Sosyalleşmeye yeni başlayan birinin kendisini ortamın en dışa dönük ve rahat insanlarıyla karşılaştırması kolayca moral bozabilir. Ama hedefiniz bir gecede sosyal kelebeğe dönüşmek değil, kendi başlangıç seviyenizden ilerlemektir.

Kadınların yanında çok utangaç olmaktan nasıl kurtulurum?

Utangaçlık, içe dönüklükle aynı şey değildir. Özellikle kadınların yanında normalde olduğundan çok daha çekingen davranıyorsanız, bu yazı utangaçlığın ne olduğunu ve davranışlarınızı nasıl etkilediğini anlamanıza yardımcı olabilir.

Bölüm 3 – Sosyal Bir Hayat ve Çevre Kurmak

Sosyal hayatınızı geliştirin

Sitedeki sosyalleşme yazılarının temel taşlarından biri. Birçok erkeğin kadınlarla tanışma probleminden önce aslında ciddi bir sosyal hayat problemi olduğu, izolasyonun sosyal becerileri nasıl körelttiği ve gerçek hayattaki etkileşim miktarının neden artırılması gerektiği anlatılıyor.

Sosyal oyunun üçüncü hali – ağ kurucu

Sadece başkalarının düzenlediği etkinliklere katılmak yerine zaman zaman insanları bir araya getiren kişi olmak sosyal hayatınızı tamamen değiştirebilir. Arkadaş gruplarını birbirine bağlamak, etkinlikler düzenlemek ve sosyal ağınızın merkezine doğru ilerlemek bu yazının ana konusu.

Arkadaş grubunun en önemsiz insanı olmaktan nasıl kurtulursunuz?

Arkadaşlarınız olabilir ama grubun kenarında kaldığınızı, siz gelmediğinizde kimsenin fark etmediğini veya insanlara verdiğiniz önemin karşılığını alamadığınızı hissedebilirsiniz. Yazı, sosyal gruplarda daha merkezi ve güçlü bağlantılara sahip biri olmanın yollarını ele alıyor.

İlişkilerde sosyal yaşamın sadece kız arkadaşa indirgenmesi

Bir ilişkiye başladığınızda bütün sosyal hayatınızı kız arkadaşınıza bağlamak uzun vadede ciddi problemlere yol açabilir. Sağlıklı bir sosyal yaşamda partnerinizle geçirdiğiniz zamanın yanında ortak sosyal çevreniz ve partnerinizden bağımsız kendi sosyal hayatınız da bulunmalıdır.

Bölüm 4 – Sosyal Ortamlarda Nasıl Davranılır?

Sosyalleşme ve sosyal ortamlarda nasıl davranmalı yayını

Sosyalleşmenin ne olduğundan başlayarak yeni insanlarla tanışmaya, sosyal kaygıya ve insanların sosyal ortamlarda yaptığı yaygın hatalara kadar konuyu genel hatlarıyla ele alan bir yayın. Özellikle sosyalleşmeye nereden başlayacağını bilmeyenler için iyi bir genel çerçeve sunuyor.

Sosyal Ortamda Yapmaman Gereken Yasaklı Hareketler

Sosyal ortama girdikten sonra yapılan bazı davranışlar, özellikle tecrübesiz erkeklerin kendi şanslarını baltalamalarına neden olabiliyor. Sosyal istikrar, kadın ilgisine verilen tepkiler, fazla hızlı hareket etmek ve acemi davranış kalıpları bu yazının temel konuları arasında.

Bölüm 5 – Sosyal Hayattan Kadınlarla Tanışmaya

Reddedilme korkusu ve kadınlarla tanışmayı küçümsemek

Kadınlarla tanışma konusundaki isteksizliğin altında bazen bunun “gereksiz” olduğuna dair düşüncelerden çok reddedilme korkusu bulunabilir. Yazı aynı zamanda günümüz erkeklerinin yabancı insanlarla daha az konuşması ve yüz yüze sosyal hayattan giderek uzaklaşması üzerinde duruyor.

Bonus – Sosyal Hayatı Kadınlarla Tanışmaya Taşımak

Aşağıdaki yazılar genel sosyalleşme rehberinin zorunlu parçaları değil. Fakat sosyal hayatınızı geliştirmeye başladıktan sonra, bu sosyal ortamları kadınlarla daha doğal şekilde tanışmak için nasıl kullanabileceğiniz konusunda faydalı olabilirler.

Kadınlarla tanışmada gülümsemenin önemi

Göz teması ve doğal bir gülümseme gibi son derece basit davranışlar, insanlarla ve özellikle hoşlandığınız kadınlarla iletişime girerken düşündüğünüzden daha fazla önem taşıyabilir. Yazı, bu küçük sosyal sinyallerin kadınlarla tanışmadaki rolünü ele alıyor.

Sosyal ortamlarda beğendiğimiz kıza nasıl yürüyebiliriz?

Kulüp, kurs, okul veya arkadaş çevresi gibi tekrar tekrar karşılaşacağınız insanların olduğu ortamlarda doğrudan ve hızlı hareket etmek her zaman doğru yaklaşım değildir. Bu yazı, sosyal ortamlarda tanışmayı zamana yaymanın ve karşılıklı ilgiyi gözlemlemenin nasıl yapılabileceğini anlatıyor.

Spor salonunda kızlarla nasıl tanışılır?

Spor salonu, bar veya gece kulübünden farklı sosyal kuralları olan, aynı insanları tekrar tekrar gördüğünüz bir ortamdır. Bu nedenle kadınlarla tanışırken hızlı bir yaklaşım yerine önce ortamın doğal bir parçası olmak ve normal sosyal etkileşim kurmak daha uygun olabilir.

Sonuç: Önce Sosyal Bir Hayat Kurun

Kadınlarla tanışmak için sosyal hayat kurmaya çalışmakla, zaten iyi bir sosyal hayata sahipken bu hayat içerisinde kadınlarla tanışmak arasında büyük fark vardır.

Amaç yalnızca daha fazla kadının bulunduğu ortamlara girmek olmamalı.

Arkadaşlarınız olsun. Yeni insanlar tanıyın. Birden fazla sosyal çevreniz olsun. İnsanları birbirleriyle tanıştırın. Etkinliklere katılın, zaman zaman etkinlikleri siz düzenleyin. Bir topluluğun yalnızca tüketicisi değil, parçası olun.

Başlangıçta bunların hiçbiri doğal gelmeyebilir. Özellikle uzun süre izole yaşadıysanız ilk sosyal ortamlarınızda gergin, sessiz veya beceriksiz hissedebilirsiniz.

Bu normal bir başlangıç noktasıdır.

Sosyal beceri, sosyal hayattan önce kazanmanız gereken bir özellik değil; sosyal bir hayat yaşamaya başladıkça geliştirdiğiniz bir beceridir.

Narsist olması ile borderline olmasının bir farkı yok.

Bu makale, Dr. Tara J. Palmatier, PsyD’nin Help for Men YouTube kanalındaki “Why BPD and NPD Differences Don’t Matter” başlıklı yayınından çevrildi.

Borderline kişilik bozukluğu olan kişilerdeki istismar davranışlarını narsisistik, histrionik ve diğer B kümesi kişilik bozukluklarıyla birlikte ele aldığımda, hemen her defasında benzer yorumlar alıyorum:

“Borderline olanlarla narsisistler aynı değildir. Borderline kişiler sizi bilerek manipüle etmez. Psikolojik olarak hayatta kalmaya çalışırlar. Terk edilmekten korkarlar. Empati kurabilir, suçluluk ve gerçek pişmanlık hissedebilirler. Böyle davranmalarının nedeni acı çekmeleridir. Üstelik borderline tedavi edilebilir. Onları neden narsisistlerle aynı gruba koyuyorsunuz?”

Ardından genellikle klinik ayrımları yeterince gözetmediğim söyleniyor. Bazen buna azar, utandırma ve benim hakkımda amatör psikolojik çözümlemeler de eşlik ediyor.

Peki, şöyle düşünelim: İki kişi denize giriyor. Birine kaplan köpekbalığı, diğerine büyük beyaz köpekbalığı saldırıyor. İkisi de bir bacağını kaybediyor. Sonra bir deniz biyoloğu, kaplan köpekbalığının saldırdığı kişinin hastane odasına girip şöyle diyor:

“Bir dakika. Burada biraz daha dikkatli ayrım yapmalıyız. Kaplan köpekbalıklarıyla büyük beyazlar aynı değildir. Aynı nedenlerle saldırmazlar. Size saldıranın içsel motivasyonu tamamen farklıydı. Onları aynı gruba koymak haksızlık.”

Çok ilginç. Ama adamın bacağı hâlâ yok.

Benim üzerinde durduğum mesele de bu: Siz istismara uğrarken, karşınızdaki kişinin davranışını açıklayan tanısal farklılıklar, o anda ne yapmanız gerektiği sorusunun ne kadarını cevaplıyor?

Farklı tanılar, benzer zararlar

Borderline kişilik bozukluğu ile narsisistik kişilik bozukluğunun farklı tanılar olduğunu biliyorum. Uzun zamandır psikoloğum. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimimde bu ayrımlar işlendi. Birbirleriyle örtüşen ilişki davranışlarını tartışmak, iki bozukluğun psikolojik açıdan özdeş olduğunu ileri sürmek değildir.

Farklı psikolojik mekanizmalar, ilişkilerde çok benzer sonuçlar doğurabilir. Başka bir ifadeyle, farklı yollar aynı yere çıkabilir.

Yıllar önce yazdığım bir makalede bunu arsenik ve siyanür üzerinden anlatmıştım. Kimyasal olarak farklıdırlar ama ikisi de zehirdir. Köpekbalığı örneğinde de aynı durum geçerli. İki türün farklı olması, ikisinin de ciddi zararlarını birlikte konuşmamıza engel değil.

Üstelik gerçek insanlar, tanı kitaplarındaki kategorilerin kusursuz ve birbirinden yalıtılmış örnekleri de değiller. Bir kişide farklı şiddetlerde çeşitli özellikler bulunabilir. Birden fazla kişilik bozukluğunun ölçütlerini karşılayabilir. Her biri için tam tanı ölçütlerini karşılamadan da belirgin narsisistik, borderline, histrionik, paranoid veya antisosyal özellikler gösterebilir.

İçsel yapı farklı olabilir. Terk edilmeye duyarlılık, hak görme, empati güçlükleri, kimlik sorunları ve davranışa ilişkin farkındalık düzeyi de farklı olabilir. Fakat istismar içeren bir ilişkiden söz ediyorsak, özellikle de istismara uğrayan kişinin pozisyonundan bakıyorsak, koltukta oturup istismarcıya tanı koymaya çalışmaktan daha önemli sorularımız var.

Partnerinize hayır dediğinizde ne oluyor? 

Bir sınır koyduğunuzda nasıl tepki veriyor? 

Olayları onun anlattığından farklı hatırladığınızı söylediğinizde ne yaşanıyor?

Arkadaşlarınızla veya ailenizle vakit geçirmek istediğinizde başınıza ne geliyor?

Sizin ayrı bir insan olmanıza, kendi kararlarınızın bulunmasına tahammül edebiliyor mu?

Sizi incittiğinde gerçek bir sorumluluk alabiliyor mu? 

Kendi istekleri karşılanmadığında da size empati gösterebiliyor mu? 

Reddedildiğini, eleştirildiğini, kıskandığını veya terk edildiğini hissettiğinde misillemeye başvuruyor mu?

Öfkeyi, suçluluk hissettirmeyi, tehditleri, geri çekilmeyi, asılsız suçlamaları, maddi baskıyı, çocukları, cinselliği veya kendine zarar verme tehditlerini sizi istediği gibi davranmaya zorlamak için kullanıyor mu? 

İlişkiyi bitirmeye çalıştığınızda ne oluyor?

Bunlar, her gün gerçekte neyle yaşadığınızı anlamanıza yardım eden sorular. “Ama borderline ile narsisizm farklıdır” demek, bu çok daha önemli soruların hiçbirini cevaplamıyor.

Partneriniz size vuruyorsa şiddet uyguluyordur. Sizi cezalandırmak için çocukları kullanıyorsa onları çatışmanın ortasına çekiyordur. Ayrılmanızı engellemek için intihar tehdidini kullanıyorsa, şantaj ve tehdit ile baskı ve kontrol kurmaya çalışıyordur. Bunun altında terk edilme korkusu, narsisistik incinme veya birkaç farklı etken bulunması, davranışın size feci derecede verdiği zararı ortadan kaldırmaz.

Çifte standart: Borderline kadında sebeplere, narsist erkekte davranışlara odaklanmak

Bu tartışmalarda dikkatimi çeken başka bir şey var. Borderline bir kadın çoğu zaman iç dünyası üzerinden anlatılıyor: Travması var, duygularını düzenleyemiyor, kendini kontrol edemiyor, böyle olmayı kendisi seçmedi.

Narsisistik bir erkek ise dışarıdan görülen davranışlarıyla anlatılıyor: Kontrol ediyor, sevgi bombardımanı yapıyor, cezalandırıyor, istismar ediyor.

Bu anlatım yüzünden borderline kadın daha fazla şefkat uyandırıyor. Birinin yaşadığı sıkıntıyı, diğerinin yaptığı kötülükleri anlatıyorsunuz. Oysa dışarıdan bakıldığında bu iki insan grubunun davranışlar ve verdikleri zararlar birbirlerine çok benziyorlar, hatta çoğu zaman aynılar.

Bakış açısını değiştirdiğimizi ve narsist erkeği de iç dünyası üzerinden anlattığımızı düşünelim. “Eleştirildiği için öfkeye kapılıp eşini duvara çarptı” demek yerine, aynı erkeği de şöyle anlatabilirsiniz: “Kırılgan benlik saygısı, dayanılmaz bir utanç ve aşağılanma duygusuyla sarsıldı; psikolojik olarak dağılmaya karşı ilkel savunmaları harekete geçti.”

Bir anda daha anlayışlı bir açıklama elde ettiniz. Fakat bu, adamın eşini duvara çarpmış olduğu gerçeğini değiştirmedi.

Şimdi tersini yapalım. “Partneri ayrılmak istediğinde yoğun terk edilme korkusu yaşadı ve duygusal kontrolünü kaybetti” yerine, kadının yaptıklarını anlatalım: Eşi ilişkiyi bitirirse kendisini öldürmekle tehdit etti. Çocukları götürmesine izin vermedi. Telefonunu kırdı, kollarını tırmaladı ve ardından polisi arayıp yalan söyledi, onu istismarla suçladı.

İçeride yaşanan dehşetle dışarıdaki yıkıcı davranışlar aynı anda var olabilir. Bu iki anlatım birbirini dışlamaz. Değişen şey, hikâyenin hangi bölümünü öne çıkardığınız ve dinleyicide hangi duyguyu oluşturduğunuzdur.

Partnerinizin travması, size uyguladığı istismarı daha az istismar hâline getirmez. Yalnızca davranışı gerçekleştiren kişinin sıkıntısına odaklanırsanız, hemen her yıkıcı davranışı daha fazla şefkat uyandıracak biçimde anlatabilirsiniz.

Benim sorum şu: Psikolojik açıklama hangi noktada yararlı bir bağlam olmaktan çıkıp sorumluluktan muafiyet sağlayan bir mazerete dönüşüyor?

Altta yatan psikolojiyi anlamanın tanı, tedavi ve risk değerlendirmesi açısından değeri vardır. Ama köpekbalığını anlamakla, saldırıya uğrayan insanı köpekbalığından kurtarmak aynı iş değil. Saldırıya uğrayan insanın asıl yapması gereken şey köpekbalığından kurtulmak, onu anlamak değil.

Toksik partnerin neden böyle davrandığını anlamaya çalışmayın

İstismara uğrayan danışanlarla çalışırken, partnerlerinin neden böyle davrandığını anlamaya çalışmaya saplanıp kalmalarını genellikle teşvik etmiyorum. Çünkü toksik bir insanın toksik davranışını anlamak için dikkate almaları gereken açıklamalardan en önemlisi ve muhtemelen tek bilmeleri gereken şu: Bu davranışı yapıyor zira bu davranış sizi kontrol etmesini, sizden istediği sonucu almasını sağlıyor.

Partneriniz gerçekten sıkıntı yaşıyor diyelim. Peki, neyin sıkıntısını yaşıyor? Kendisine hayır denmesinin mi? Sorumluluk almasının istenmesinin mi? Yeterince ilgi görmediğini düşünmesinin mi? Sizin sınırlarınızın olmasının mı? Ondan bir yetişkin gibi davranmasını beklemenizin mi?

Onun sıkıntısının gerçek olması, sizin ona haksızlık yaptığınız veya bu sıkıntıyı sona erdirmekten sorumlu olduğunuz anlamına gelmez.

Öfke, tehdit, suçlama ve diğer zorlayıcı davranışlar tekrar tekrar güvence, ilgi, kontrol veya karşı tarafın boyun eğmesiyle sonuçlanıyorsa, bu davranışların devam etmesini sağlayan bir düzen oluşur. Bunun ne kadarının bilinçli olduğu, ne kadarının öğrenilmiş davranışlardan veya başka psikolojik süreçlerden kaynaklandığı, sizin ve çocuklarınızın üzerindeki aşırı zararlı etkiyi ortadan kaldırmaz.

Üstelik “Neden böyle davranıyor?” sorusu her zaman yalnızca anlamaya yönelik değildir. Bazen inkâr ve pazarlığın bir parçasıdır.

“Aşık olduğum kadına ne oldu? Ne değişti? Ben neyi yanlış yaptım? Başka türlü davransaydım bunlar olmaz mıydı? İlişkinin başındaki hâline dönmesi için ne yapabilirim?”

Çünkü şu anda gördüğünüz davranışları kabul etmek, sahip olduğunuzu sandığınız ilişkiyi bırakmak anlamına gelebilir. Başlangıçtaki aşk bombardımanı sırasında tanıdığınızı sandığınız kişiyi geri getirecek bir formülün sizin elinizde olmadığını kabul etmek zorunda kalabilirsiniz.

Bu sırada partneriniz değişmesinin nedeninin siz olduğunuzu söylüyor olabilir:

“Sen daha ilgili olsaydın böyle olmazdım. Beni gerçekten sevseydin bunları yaşamazdık. Beni bu hâle sen getirdin.”

Bir süre sonra bu yalana siz de buna inanmaya başlayabilirsiniz. Onu siz değiştirdiyseniz, belki yaptığınız hatayı bulup düzelterek eski hâline döndürebilirsiniz. Köpekbalığını durmadan çözümlemeye çalışmanın tuzağa dönüştüğü yer burasıdır.

Anlamak, ne zaman mazeret üretmeye dönüşüyor?

Çocukluğunu öğreniyorsunuz. Travmalarını, bağlanma biçimini, tetikleyicilerini ve kişilik özelliklerini araştırıyorsunuz. Sonra düşünceleriniz şu yönde ilerlemeye başlıyor:

“Belki eleştirilmek ona çok ağır geliyor. Belki o kadar gerginken duygularımı anlatmamalıydım. Belki kendisini öldürmekle tehdit etmesi manipülasyon değildi; yalnızca çok çaresizdi.”

Gerçekten çaresiz hissetmiş olabilir. Fakat çaresizlik ile zorlayıcı kontrol birbirini dışlayan şeyler değildir.

Sonra şu sonuca geliyorsunuz: “Ona yeterince güvende olduğunu hissettirebilirsem bir daha yapmaz.” Böylece yeniden başladığınız yere dönüyorsunuz. Kendi davranışlarınızı, onun size kötü davranmasını engellemek etrafında düzenliyorsunuz. Hâlâ onun istismarının durması için sizin neyi farklı yapmanız gerektiğini soruyorsunuz.

Anlamak açıklamaya, açıklamak gerekçelendirmeye, gerekçelendirmek mazeret üretmeye, mazeret üretmek uyum sağlamaya dönüşebiliyor. Sonunda uyum sağladığınız şey, istismara maruz kalmaya devam ettiğiniz bir hayat oluyor.

Empati kurmak veya anlamaya çalışmak kendiliğinden istismarı sürdürmek anlamına gelmez. Ancak danışanlarımın önemli bir kısmında sorun, istismar eden partnere karşı empati eksikliği değil. Tam tersi.

Muhtemelen onun hakkında zaten çok şey biliyorsunuz. Hangi konuların açılmaması gerektiğini, hangi arkadaşların sorun çıkaracağını, ne zaman hiçbir yanlış yapmadığınız hâlde özür dilemeniz gerektiğini biliyorsunuz. Onun duyguları daha büyük ve daha önemli sayıldığı için kendi duygularınızı ne zaman bastıracağınızı da biliyorsunuz.

Ruh hâlindeki küçük değişiklikleri, ses tonunu, beden dilini, hatta iç çekişini bile takip ediyor olabilirsiniz. İstismar içinde yaşayan insanlar bunu öğrenir. Sevgi dolu bir ilişkide yaşamak için sürekli böyle tetikte olmak gerekmez.

Kontrolün oluşması için her şeyin önceden planlanması gerekmez

Bir başka itiraz şu: “Narsisistler bilinçli olarak manipüle eder. Borderline kişiler ise bilerek yapmaz; yalnızca duygularını düzenleyemez.”

Oysa olasılıklar bu iki seçenekten ibaret değildir. Zorlayıcı kontrolün oluşması için birinin sabah kalkıp “Bugün partnerimi nasıl yönlendireyim?” diye ayrıntılı plan yapması gerekmiyor.

Diyelim ki arkadaşlarınızla buluşmak istediğiniz her seferinde partneriniz öfke patlaması yaşıyor. Belki sizi bilinçli olarak yalnızlaştırmaya çalışıyor. Belki gerçekten terk edilme paniği yaşıyor. Belki ikisi birden var.

Bu yeterince tekrarlandığında arkadaşlarınızı görmeyi bırakıyorsunuz. Çünkü giderseniz ne olacağını biliyor ve bir kez daha aynı olaylarla uğraşmak istemiyorsunuz. Artık size açıkça “Arkadaşlarınla görüşemezsin” demesi gerekmiyor. Arkadaşlarınızı görmenin bir bedeli olduğunu öğrendiniz.

Her itiraz ettiğinizde öfkeleniyorsa, bir süre sonra itiraz etmekten vaz geçiyorsunuz. Telefonunuzu ve şifrelerinizi vermediğinizde sizi aldatmakla suçluyorsa, sonunda mahremiyetinizden vazgeçiyorsunuz. İşe gitmek için evden çıktığınızda kendisine zarar vermekle tehdit ediyorsa, sabah alarmını duymaktan bile korkar hâle gelebiliyorsunuz.

Öğrendiğiniz ders şu oluyor: “Kendi kararımı verirsem kötü bir şey olacak. Onun tepkilerinden ben sorumluyum. Yanlış bir hareket yaparsam yeniden patlayacak.”

Bunun oluşması için sizin gerçekten yanlış yaptığınıza inanmanız bile gerekmiyor. Bir sonraki öfke nöbetini, suçlamayı veya çocukların önünde yaşanacak sahneyi önlemek, sonrasındaki cezayla uğraşmaktan daha kolay görünmeye başlıyor.

Davranışlarınız onun tepkilerini önlemek etrafında şekilleniyorsa, bu düzenin kontrol edici ve istismar edici olması için her ayrıntının bilinçli tasarlanmış olması şart değildir.

“Ne yaptığının farkında değil” açıklaması yeterli mi?

Pek çok danışanım, partnerine davranışlarının etkisini anlatmayı defalarca denedi. Öfkenin, tehditlerin, suçlamaların kendilerini nasıl etkilediğini açıkladılar. Sakin konuştular, empati kurdular, kelimelerini büyük dikkatle seçtiler. Bazen de tükenmişlik içinde ne düşündüklerini açıkça söylediler.

Benim karşılaştığım örneklerde, nasıl anlattıklarından bağımsız olarak bu konuşmalar çoğu zaman iyi gitmiyor. Partnerleri öfkeleniyor, söylenenleri reddediyor, onların fazla hassas olduğunu ileri sürüyor veya sınır koymayı kendisine yapılan bir kötülük gibi sunuyor.

“Sen beni suçluyorsun. Asıl bana kötü davranan sensin. Senin yanında kendimi güvende hissetmiyorum.”

Böylece davranışın etkisini anlatmanız, size yöneltilen yeni saldırının gerekçesine dönüşüyor. Konuşma yeniden onun mağduriyeti etrafında dönmeye başlıyor.

Bir insan neden böyle tepki verdiğini anlamıyor olabilir. Bu, ne yaptığı ve bunun sizi nasıl etkilediği kendisine hiç söylenmemiş demek değildir. İkisini birbirinden ayırmak gerekiyor.

Siz yıkıcı davranışı dile getiriyorsunuz; o davranışı konuşmaya çalışmanız cezalandırılmanızın yeni nedeni oluyor. Tanı farklılıkları, bu örüntünün size ne yaşattığını değiştirmiyor.

Empati kapasitesi ile empatik davranmak aynı şey değil

“Ama empati kurabiliyor” deniyor. Peki, sizinle anlaşamadığında, size öfkelendiğinde, sizi kendi sıkıntısının nedeni olarak gördüğünde de bu empatiyi sürdürebiliyor mu?

Empati kapasitesinin bulunmasıyla tutarlı biçimde empatik davranmak aynı şey değildir. Bazen gerçek pişmanlık da yaşanabilir. Ancak kendi çalışmalarımda sıkça gördüğüm başka bir durum var: Kişi, size yaptığından çok, yaptığının kendi hayatında doğurduğu sonuçlar için üzülüyor.

Sizi incittiği için üzülmek ile sizi kaybetmekten, sonuçlarla karşılaşmaktan veya istediğini elde edememekten dolayı üzülmek aynı değildir.

Pişmanlık da tek başına sorumluluk almak değildir. Asıl soru şu: Davranışının sorumluluğunu taşımaya tahammül edebiliyor mu? Çünkü sorumluluk alınmadan anlamlı değişim ve gelişim beklemek güçleşiyor.

Değişmeyi gerçekten isteyebilir. Fakat değişmek istemekle, bunun gerektirdiği zor işi yapmak farklı şeylerdir. Pazar sabahı içtenlikle ağlayıp pişmanlık gösterebilir ve pazar öğleden sonra aynı davranışı tekrarlayabilir. Burada yalnızca gözyaşlarının gerçek olup olmadığını tartışmak yeterli değildir. Anlamlı ve kalıcı olarak neyin değiştiğine bakmanız gerekir.

“Tedavi edilebilir” sizin ilişkiniz için bir garanti değildir

Bir başka savunma da “Borderline tedavi edilebilir” ifadesi. Bu sözden, tek başına taşıyabileceğinden çok daha fazla sonuç çıkarılıyor.

Anlamlı değişim; bir sorun olduğunu kabul etmeyi, sorumluluk almayı, tedaviye düzenli katılmayı, zorlayıcı geri bildirimlere tahammül etmeyi, duygusal olarak zorlanırken yeni davranışları uygulamayı ve bunları yeterince uzun süre sürdürmeyi gerektirir. Üstelik yalnızca terapistin odasında değil, günlük yaşamda da.

Tedavi edilebilir olmak, ilişkinin başındaki sevgi bombardımanına geri döneceği anlamına gelmez. Şu anda sizin için güvenli bir partner olduğunu veya belirli bir süre sonra mutlaka güvenli olacağını da göstermez.

Belirtilerin azalmasıyla yaşamın ve ilişkilerin sağlıklı işlemesi aynı şey değildir. Bir kişinin artık tanı için yeterli sayıda ölçütü karşılamaması, ilişkilerinde, işinde ve hayatında iyi işlev gösterdiğini tek başına kanıtlamaz.

Tedavi araştırmalarına katılan, sürece devam eden ve tamamlayan kişiler hakkında elde edilen sonuçlar, sizin partnerinizin ne yapacağını söylemez. Terapiye yalnızca terapistin sizi düzelteceği beklentisiyle gelen biriyle, kendi davranışları üzerinde dürüstçe çalışmaya hazır biri aynı durumda değildir.

Sizin için önemli olan, partnerinizin dürüstçe katılım gösterip göstermediği, sorumluluk alıp almadığı, davranışlarını değiştirip değiştirmediği ve bu değişimin terapi odasının dışında sürüp sürmediğidir.

Partnerinizin empati kapasitesi bulunması, pişmanlık göstermesi veya değişmek istediğini söylemesi, tedavinin işe yarayıp yaramayacağını görmek için istismar içeren bir ilişkide kalmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.

Şu sorulara ihtiyacınız var: Bu ilişki şu anda benim için güvenli ve sağlıklı mı? Gerçek bir davranış değişimi nasıl görünürdü? O değişim, güvenebilmem için yeterince uzun süredir devam ediyor mu?

Klinik ayrıntılara dikkat etmek, istismara mazeret bulmayı gerektirmez

Borderline kişilik bozukluğu olan biriyle çalışıyor olsaydım, terk edilme korkularını, duygularını düzenlemekteki güçlüklerini, kimlik sorunlarını ve travma geçmişini elbette anlamak isterdim. Ama bunu, bu sorunlar üzerinde çalışabilmek için yapardım. Çevresindeki herkesin daha fazla anlayış göstermesi ve yıkıcı davranışlara uyum sağlaması gerektiğini söylemek için değil.

Travmatik bağlarla ilişkide kalan, başkalarını kurtarmaya çalışan ve diğer yetişkinlerin duygularının sorumluluğunu üstlenen danışanlarımla da benzer bir yaklaşım izliyorum. Neden gereğinden fazla sorumluluk üstleniyorsunuz? Neden kurtarmaya çalışıyorsunuz? Neden tahammül etmemeniz gereken davranışlara tahammül ediyorsunuz?

Bu örüntülerin nereden geldiğini anlamak yararlıdır. Ancak bir noktada, kendi davranışlarınız içinde neleri değiştirebileceğinize geçmeniz gerekir. Anlamak, çalışmanın başlangıcıdır; tamamı değildir.

Farklı kişilik yapıları, davranışları farklı etkenlerin harekete geçirdiği ve tedavide farklı konuların ele alınması gerektiği anlamına gelir. Bir tanının, kişinin içsel acısı sürekli öne çıkarıldığı için sorumluluktan muaf tutulması gerektiği anlamına gelmez.

Benim bu konudaki çalışmalarımın odağında istismara uğrayan kişiler var. Bir adam “Bana zarar veriyor” dediğinde, konuşmanın hemen ona zarar veren kişinin ne kadar acı çektiğine dönmesi başlı başına dikkate değer.

İstismara uğrayan kişinin gördüğü zararı konuşurken de aynı şey yapılıyorsa, onun deneyimi yine arka plana itiliyor. Köpekbalığının davranışını anlamak, saldırı hikâyesinin başkahramanını köpekbalığı yapmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.

Ona kıyıdan da şefkat duyabilirsiniz

Birinin terk edilme korkusunu anlayabilir ve kendi iyilik hâlinizi bu korkuya teslim etmeyebilirsiniz. Şefkati ve etkili psikolojik yardımı hak ettiğini düşünebilir, partnerinin de aynı şeyleri hak ettiğini kabul edebilirsiniz.

Başka birinin travmasının, sizi tekrar tekrar travmatize etme hakkı vermediğine karar verebilirsiniz. Kendinizi korumayı seçmeden önce ona kusursuz bir tanı koymanız gerekmez. Borderline olabilir, narsisistik özellikler taşıyabilir, birden fazla sorun yaşayabilir veya hiç tanı almamış olabilir. Yine de size gerçekte ne yaptığına bakabilirsiniz.

Bu nedenle yalnızca “Bunu neden yapıyor? Neyi tetikledim? Onu durdurmak için ne yapmalıyım? Başlangıçtaki kadını nasıl geri getiririm?” sorularıyla kalmanızı istemiyorum. “Beni bu ilişkide tutan ne? Bana tekrar tekrar zarar veren birine bağlı kalmamın altında ne var?” sorularını da sormanızı istiyorum. Yalnızca “Çünkü onu seviyorum” demek, bunları yeterince açıklamıyor.

Benim önceliğim, suda kanayan ve hâlâ saldırıya uğrayan kişiye yardım etmek. Bazen önce neden sudan çıkması gerektiğini anlaması üzerinde uzun süre çalışıyoruz. Bazen çocuklar, para veya başka gerçek koşullar yüzünden hemen tamamen çıkamıyor. Bazen de ilişkinin bitmesi, özellikle ortak çocuklar varsa, diğer kişinin hayatından çıkması anlamına gelmiyor.

O zaman elimizdeki koruma imkânları üzerinde çalışıyoruz: sınırlar, kısa ve konuya odaklı iletişim, yaşananları kayıt altına alma, gri kaya yaklaşımı, paralel ebeveynlik ve iletişim uygulamaları gibi maruziyeti azaltabilecek yollar.

Ben tanıları aynılaştırmıyorum. Birbirleriyle örtüşen istismar davranışlarını, bunlara maruz kalan kişi açısından taşıdıkları önem üzerinden birlikte ele alıyorum.

Köpekbalığına kıyıdan da üzülebilirsiniz. Birinin acısını kabul etmek için onun size zarar vermeye devam edebileceği yerde kalmanız gerekmez.

Lindsay Clancy davası nedir? 3 çocuk katili anneye destek veren kadınlar kimler?

Bu yazıda, Amerika’da 2023 yılında üç küçük çocuğunu boğarak öldüren Lindsay Clancy adlı kadının davasını, daha doğrusu eğer yargılama sürecini azıcık da olsa takip ediyorsanız, neden çok sayıda kadının üç küçük çocuğunu vahşice öldüren bir kadın için asosyal medyada “senin gibiyim Lindsay” videoları yaptıklarını, düzinelerce kadının mahkeme salonuna pembe giysilerle gidip Lindsay Clancy’yi alkışladıklarını, kısaca bu katili desteklediklerini konuşacağız. Aynı zamanda eğer kız arkadaşınız Lindsay Clancy’yi destekliyorsa, bunun ne anlama gelebileceğini de göreceğiz.

Her sene belli sayıda kadın ve erkek, çeşitli nedenlerle çocuklarını öldürüyorlar ve bu kadın ve erkeklerin bir kısmı, “akli dengesi yerinde olmadığı için suçlu sayılamaz” diyerek akıl hastanesine kapatılıyorlar. Yani olay korkunç olsa da asıl sansasyon yaratan şey katilin akıl sağlığı gerekçesi ile suçsuz bulunması değil, ilk defa bir katile toplu destek görmemiz.

Önce bilmeyenler için olayı biraz anlatalım. Lindsay Clancy adlı kadın, 24 Ocak 2023’te, kocasını dışarıdan yemek siparişini almaya gönderiyor. Kadının bunu yapmadan önce bu siparişi almak için evden gidiş – geliş süresini araştırdığı görülüyor. Adamcağız dışarıdayken de, 3 çocuğunu – 5 yaşındaki Cora, 3 yaşındaki Dawson ve 8 aylık Callan – evin bodrumunda, iple tek tek boğarak öldürüyor. Sonra da kendini yüzeysel olarak kesip, iki katlı evin üst katından karlı bahçeye atıyor. Ölmüyor ama (karın kendisine yastık olacağını varsaydı muhtemelen), kar buzlu olunca sakat kalıyor.

Koca eve döndüğünde önce kadını bahçede yaralı buluyor ve ambulans çağırıyor. Ambulans gelince içeri girip çocukları arıyor ve hepsini boğulmuş olarak buluyor. Çocukları tek tek ölü bulurken dakikalar boyunca attığı çığlıkları o kadar korkunç ki, adamın 911 araması kamuya açılmadı, mahkemede dinleyenler de travmaya uğradıklarından bahsediyorlar.

Şimdi internette dedektifçilik oynayan bazı embesillerin dediğinin aksine, çocukları kadının öldürdüğü konusunda bir şüphe yok. Kadın öldürdüm diyor, savunma avukatı öldürdüm diyor, deliller ve olayı aylarca araştıran dedektifler kadın öldürdü diyor. Mahkeme, kadının “akıl hastalığı nedeniyle ceza ehliyeti olmadığı gerekçesiyle” suçlu mu suçsuz mu sayılacağı. Suçlu ise, kadın 3 kere ömür boyu hapis cezası alacak. ABD’de ömür boyu hapis gerçekten ömür boyu. Suçlu değilse, akıl hastanesine kapatılacak ama ileride iyileşti diye salınma imkanı olacak.

Yani savcılık, kadının çocukları öldürdürürken doğru ile yanlışı ayırt edecek, ne yaptığını bilecek durumda olduğunu göstermeye çalışıyor. Kadının savunma avukatı ise, postpartum psikozu ve varolan bipolar – depresyon nedeniyle çocukları boğarken akıl sağlığının yerinde olmadığını göstermeye çalışıyor.

Burada kadının kocasını evden ne kadar uzak kalacağını önden araştırması, planlamaya işaret ediyor. Savunmanın kullandığı postpartum psikozu ve çocukları öldürmesini söyleyen bir ses duyduğu iddiası da kadının sonradan ortaya attığı şeyler. Kadın ayrıntılı günlükler tutmuş ve bunlarda çocuklara zarar verme düşüncelerinden bahsetse de, çocukları öldürüp kendisi hayatta kalana kadar şizofrenik seslerden hiç bahsetmiyor. Bu nedenle savcı, kadının kendini öldürmeye karar verdiğini ve çocuklar kendisi olmadan ne yapacaklar mantığı ile onları öldürdüğünü iddia ediyor. 

Ama asıl mesele sebep değil, cinayetleri planlaması ve ne yaptığını bilmesi diyor. Tam bu sıralarda da psikoz, halisünasyon ve intihar üzerine arama yapmış. Sanki intihar etmeyi beceremezse nasıl yırtacağını araştırmak istemiş.

Savunma postpartum psikozu denilen nadir bir psikoz üzerine. Doğum yapan her bin kadından 2.5’inde görülüyor ve bu kadınların %4’ü de bebeklerini öldürüyorlar. Savunma, kadının psikozu hissettiği için arama yaptığını iddia ediyor.

Burada anahtar, katil annenin, çocukları öldürmeden önce hiç yazmadığı, belirtmediği ve sonradan hayatta kalınca sanki suçlamalardan kurtulmak için bahsettiği postpartum psikozu. Psikoz birden olan bir delilik ve katil annenin yaptığı planlar, babayı yakın bir şubeye değil özellikle uzağa göndermesi, babanın evden çıkmasını beklemesi ve çocukları öldürürken arada adamla konuşması, psikoz teorisi ile çelişiyor. Bu arada çocukları birer birer, oldukça sadist bir şekilde uzun süre acı vererek boğduğunu da unutmayalım.

Yasa önünde soru kadının kafayı yemiş olup olmadığı değil. Savcı da, savunma da kadının akıl sağlığının yerinde olmadığını kabul ediyor. Kanuni sorun, öldürme anında katilin yaptığı şeyin yanlış olduğunu idrak edecek durumda olup olmadığı.

Sebep konusunda başka teoriler de var. Lindsay Clancy B kümesi kişilik bozukluğuna sahip bir kadınsa, borderline özelliklere sahipse, duygusal olarak aşırı kaotik ve negatif duyguları çok ama çok aşırı seviyede hissedecektir.  Benim çocuklarını öldüren anne babalarda en çok gördüğüm durum, çocukların babalarından ya da annelerinden intikam alma dürtüsü. Burada katil anne aşırı derecede depresyon ve stres altındayken, baba iş gezilerine çıkıyormuş. Soruşturmada New York’a yapılan bu iş gezilerinin sadece iş gezileri olmadığını gösteriyor. Bu gezilerde Patrick Clancy arkadaşları ile buluşup eğleniyormuş ki Lindsay Clancy bu konuda adama diş bilemeye başlamış olabilir.

Bu arada Patrick Clancy’nin yeni eşi de New York’ta yaşıyor ki online spekülasyonlar belki de adam evliyken şimdiki eşi ile yasak aşk yaşadığını iddia ediyorlar. Lindsay Clancy kocası ile cinsel yakınlıklarının kalmadığından da yakınıyormuş ki bu aslında aldatma iddiasını destekleyen bir şey.

Yani sonuçta, kadın çocukları, kocasından öc almak için acı çektirerek öldürmüş de olabilir. Ekstrem B tipi kişilik bozukluğu olan bir insanın böyle bir şeyi yapma kapasitesi var.

Her neyse uzun bir giriş oldu ama asıl konu bu değil. Bu tür korkunç çocuk cinayetlerini erkekler de kadınlar da işliyorlar ve erkekler de “deli o nedenle suçsuz” diye hapishane yerine timarhaneye gönderilebiliyorlar.

Asıl konu neden azımsanamayacak sayıda kadın, pembe tişörtler giyerek mahkeme dışında destek alkışları atıyorlar, dünyanın bok çukuru olan TikTok’ta çocuklarını kucaklarına alıp “aynıyız Lindsay” diye videolar yapıyorlar veya katilin ailesinin açtığı yardım kampanyasina 1.2 milyon dolar bağışlıyorlar.

Burada cevabı, YouTube’da kanalı da olan ve izlemenizi tavsiye edeceğm Hannah Spier adlı psikiyatristin konu üzerindeki yayınlarında bulabiliyoruz. Bu kadınlar, çeşitli seviyelerde kişilik bozukluğuna sahip kadınlar. Bu nedenle de Lindsay Clancy’de kendilerini görüyorlar. Bu insanlar güç açlığı çeken insanlar ve Clancy’nin üzerinde uygulanan devlet gücünü görüyorlar ve devlet gücünün kendileri gibi insanları cezalandırılmasından nefret ediyorlar. Clancy’nin cezalandırılmasını, suçlu bulunmasını, kendileri gibileri güçsüz kılan bir şey olarak görüyorlar.

Clancy’nin cezalandırılması ile kendileri gibi insanların yaptıklarının sorumluluğunu almak zorunda kalacaklari, normal insanlarla aynı standartlarda yargılanacaklari, şımarık bir çocuk gibi sürekli bakılıp yardım görmeyecekleri bir dünyadan nefret ediyorlar. Bu nedenle de davaya bu kadar yoğun duygusal tepkiler veriyorlar.

Bunu yıllardır çoğu ben B tipi kişilik bozukluğundan muzdaribim diye bağıran SJW kadın aktivistlerde görüyoruz. Onların arıza bir şekilde kocaman açılan gözlerinde, bağırarak karşılarındakini susturmaya çalışmalarında, manipülasyonlarında, FEMEN gibi cinsel teşhircilik ile dikkat çekmeye çalışmalarında görüyoruz. Bu kadınlar Batı’da daha çok trans aktivisti, çevre aktivisti, feminazi veya ne istediği belirsiz üniversite kampüsü aktivisti olarak karşımıza çıkıyorlar. Türkiye’de ise en çok göz önüne çıkanları, sokak köpeği aktivisti (hayvan diyemeyeceğim zira  köpek ve köpek yemi odaklılar) olarak önüne gelene çığlık atıp saldırırken görüyoruz. Bu insanlar kadınları, hayvanları ya da ezilenleri tutkuyla sevdiklerinden değil, başkaları üzerinde kontrol ve güç kurmak için, duygusal ve ruhsal olarak dengesiz olduklarından bu kadar çığlık çığlığa ve saldırganlar.

B kümesi kişilik bozukluğu özellikleri narsizm, psikopati, borderline ve histrionik kişilik bozukluklarını içeriyor. Mesela narsist özellikler gösteren biri, ruhsal olarak dengesiz ve düşük uyumluluk düzeyi düşük biridir. Böyle bir insan negatif duyguları ile, kendisine ahlaki olarak diğer insanlardan daha üstün olduğunu, daha iyi olduğu hikayesini anlatarak başa çıkmaya çalışır. Böyle bir insan, hak sanrısı içinde yaşar ve istediğini elde etmek için başka insanları manipüle etmeye hazırdır.

Bunlarla alakalı olarak bir de kırılgan narsist var. Kırılgan narsist, kendisini dünyanın en büyük mağduru olarak görür. Böyle biri paranoyaktır, tüm dünya ona karşıdır. Kızgındır, kin doludur ve dünyanın kendisi için eğilip bükülmesini, kendisine destek çıkmasını bekler. 

Hem büyüklenmeci hem de kırılgan narsist, diğer insanlar üzerinde tahakküm kurma takıntısı olan insanlar. Büyüklenmeci narsist, başkalarından narsist yakıt almaya çalışır ve bunu hak ettiğine, pohpohlanmayı hak ettiğine inanır. Kendi negatif duyguları ile, başkaları üzerinde güç kurarak başa çıkmaya çalışır. Kendisine ne kadar parlak,önemli, özel ve mükemmel olduğu hikayesini anlatır. Dünyanın da kendisine bu şekilde davranmasını sağlamaya çalışır. Bu olmazsa, narsist kişiliği ve kişi kendi yaşamını sonlandıracak kadar çöker.

Kırılgan narsist de özel ve önemli olduğuna inanır ama kendisini dünyanın en büyük mağduru olarak görür. Başkaları üzerinde güç kurmayı ister, başkalarını kontrol etmek ister. Böylece onların kendisine bakmasını, kendisine daha kolay bir hayat yaşatmasını sağlamayı arzular.

Bununla alakalı özelliklerden birisi makyavelizm. Makyavelist güce açtır, muhtaçtır. Dünya üzerinde tahakküm kurmak ister çünkü dünya korkutucu bir yerdir. Bununla alakalı olarak bir de tabi psikopati var. Manipülatif, hilekar, başkalarını dolandıran ama onlara zerre empati hissetmeyen insan.

B kümesi içindeki histrionik kişilik bozukluğuna sahip insan, duygusal olarak o kadar büyük bir kaos içindedir ki, bununla baş edebilmek için başkalarının ilgisini ve dikkatini kovalar, ilginin merkezi olmaya çalışır.

Bu tip bir insan hızlı yaşam tarihi stratejistidir (fast life history strategist). Yani hemen üreme ve kısa vadede hayatta kalmayı, uzun vadeli planlamaya ve gelişime tercih eden bir insandır. Böyle biri cinsel olarak erken olgunlaşır, şimdi elde edeceği hazza ve ödüllere aşırı odaklıdır, hazzı erteleyemez, ertelemek için uzun vadeli bir neden görmez. Uzun vadeli çocuk yetiştirmekten çok, en fazla sayıda partner ile birlikte olmaya öncelik verir. Gereğinden fazla risk alır, dürtüseldir ve saldırgan davranışlara meyillidir.

Bu eğilim, dengesiz, bireylerin hızlı yaşayıp genç öldüğü, yarın hayatta olmama riskinin yüksek olduğu ekolojilerde, sosyal bağlar kurmanın bir getirisi olmayan ekolojilerde görülür. Böyle bir ekolojide erkekler pompalar ve terk ederler, kadınlar ise iyi ve dengeli bir baba olup olmayacağına bakmaksızın en yüksek değerli erkeğin peşinde koşarlar. Hemen herkes güç peşinde koşan, dünya bana karşı düşüncesi ile boğuşan, daha bencil ve çekilmez insanlara dönüşür.

Lindsay Clancy’yi destekleyen kadınlar, böyle kadınlar. “Same Lindsay” (Aynıyız Lindsay) diye TikTok atarken doğru söylüyorlar, çünkü onunla aynılar. Lindsay Clancy’nin suçlu bulunmasını, kendilerinin güçsüzleştirilmesi olarak görüyorlar. Lindsay Clancy’nin suçlu bulunmasını, dünyanın onları idare etmeyeceğinin, istedikleri gibi davranmalarına izin vermeyeceğinin, kocaman bebekler gibi davranmalarına tolerans göstermeyeceğinin kanıtı olarak görüyorlar. Bu olayı, güç kaybı olarak görüyorlar ve bu da onları çok korkutuyor. Çünkü zihinsel olarak içinde bulundukları hızlı yaşam tarihi ekolojisinde, bu güç kaybı ölüm demek.

Çocuk katili kadının yanındalar çünkü o kadın da böyle biri ve kendileri de o kadın gibiler. Ve o kadının yaptıklarının yanına kalmamasını, kendilerinin yaptıklarının ya da yapabileceklerinin yanlarına kalmaması olarak görüyorlar. Çünkü Clancy’nin suçlu bulunması, kendileri de birgün de bir şeyler yaparlarsa, bunun sonuçlarını çekeceklerine, kontrolü ve gücü kaybedeceklerine işaret ediyor. Bu da onları çok ama çok korkutuyor. Bu nedenle bir bebek gibi bağırıyorlar, ağlıyorlar.

Bu insanların duygusal olarak olgunlaşmamış insanlar olduklarını unutmayın. Dengesiz, tehlikeli ekolojilerde büyüdükleri için sosyal yetenekler, duygusal olgunluk geliştirme ihtiyacı hissetmediler. Bu nedenle hala çok küçük çocukların sosyal seviyesinde, manipülasyonlarla, öfke nöbetleri ile, hani yaptınız mı sadece anne ve babanızın tolerans göstereceği sosyal davranışlarla hayatta kalmaya çalışıyorlar.

B kümesi kişilik bozukluğuna sahip kadınlar böyle kadınlar. Lindsay Clancy de böyle bir kadın. 3 küçük çocuğu arka arkaya boğarak öldürdü. Yetişkin ve sağlıklı bir insan, psikoza girip çocuklarını öldürse, ayıktığında kendisine en ağır cezanın verilmesini iterdi. Ama Clancy bunun cezasını çekmek istemiyor, yaptığı şeye sanki bir çocukluk etmiş gibi tolerans bekliyor. Onu destekleyen kadınlar da bununla, “ben ne yaparsam yapın idare edin” mantığı ile doğal bir şekilde bağlantı kurabiliyorlar.

Bu açıdan baktığınızda, bu kadınların Clancy gibi 3 küçük çocuğu vahşice öldürmüş bir kadın için kampanya yapması şaşırtıcı değil. Burada umabileceğimiz tek şey, adaletin yerini bulması ve katilin suçlu bulunarak bu tip insanlara “sizin gibilerin bu tip davranışlarına tolerans gösterilmeyecek” mesajı gönderilmesi. Toplum sizin güç arzunuza tolerans göstermeyecek, kocaman bebekler gibi ilgi budalası bir şekilde ağlayıp zırlamanıza, çığlıklar atıp karşınızdaki sesleri susturmaya çalışmanıza izin vermeyecek. Bir çılgınlık yaparsanız bu yanınıza kalmayacak. Kendi deliliğinizi siz kontrol etmek zorunda kalacaksınız, siz insan gibi davranmayı öğreneceksiniz.

Ama dava sonucu gördük ki, bu olmayacak. 12 jüri üyesinden sadece bir erkek, diğer 11 üyeye karşı durup davanın kilitlenmesini sağladı ama görünen o ki bu kişi bir daha yargılanacak ve delilik bahanesi ile suçsuz bulunacak. Bu aslında katil anne serbest kalacak anlamına gelmiyor, başında söylediğim gibi böyle suçsuz bulunan ilk kadın ya da erkek Lindsay Clancy olmayacak ve suçsuz bulunması serbest kalacağı anlamına da gelmiyor. Ama bu davada bu katilin suçsuz bulunması, bu akıl sağlığı yerinde olmayan kitleye çok ama çok yanlış bir sinyal gönderecek.

Bütün bu olanlardan çıkaracağınız sonuç ne?

Kız arkadaşınız Lindsay Clancy suçsuz ya da daha beteri Patrick yaptı gibi bir şey söylüyorsa, o ilişkiyi bitirin. Böyle biri ile empati kurabilmesi, nasıl bir psikoloji ile karşı karşıya olduğunuzu görmenizi sağlamalı.

Ama, bu olayı “kadınlar gerçek yüzlerini gösterdi” diye okumayın. Benim gördüğüm kadarıyla TikTok başta olmak üzere asosyal medya B kümesi kişilik bozukluğu olan kadınlar tarafından ele geçirildi. İçeriğin büyük bir kısmı, viral olan içeriğin tamamı, bu tip kadınlar tarafından üretiliyor.  Ekran yanında bu tip kadınlar gerçek hayatta da tüm saldırgan ve dengesiz tavırları ile kamusal alanda çok öne çıkmaya başladılar. Gösterilerde erkeklerin suratına salyalar saçarak bağırıyorlar, sadist ve psikopat olanları sosyal medyada 185 aldı erkek ölsün diye havlıyor ya da kameralardan kocasını nasıl köpek ettiğini sergiliyor, histrionik olanlar dünyayı gezerek ve antidepresan ilaç kokteyli ile kendinden kaçmaya çalışırken,   biz ölümlü yerlesiklere ne kadar üstün olduğunu kanıtlamaya çalışip ilgi oruspulugu yapıyor, vs . Çevresinde kadın bulunmayan, kalabalıklar içinde yaşasalar da sosyal olarak izole, ölümcül derecede online yaşayan bazı genç erkekler, mankurt gibi kölesi oldukları ekrandan akan kadın imajını “kadınlar” sanıp radikalleşiyorlar. İnsan ızdırabını paraya çeviren makine, bu erkeklerin beynini kızartıyor.  Boyle arkadaşlar lütfen ekrandan çıkıp gerçek hayatta gerçek kadınlarla daha fazla zaman harcayın. Biliyorum bazılarınız SJW copluklerinde yaşıyorsunuz ve çevrenizde bu tip kadınların gerçeği var. Siz de mümkün olduğunca o çevreden kopmaya bakın.

Peki bunun toplum için anlamı ne? Kadınların küçük bir kısmı sonuçta değil mi? Toplum için anlamı karanlık çünkü 2-3% gibi bir azınlık eğer adaletin kılıcından korkmazlar da, o toplum çok tehlikeli bir yere dönüşür. El Salvador’da hapishanedeki nüfusu %1.5’tan %3’e çıktığında yani sadece %1.5luk bir psikopat erkek azınlığı adaletin kılıcını yiyince, ülke dünyanın en tehlikeli ülkesinden güvenli bir ülkeye evrildi. Çok Küçük ama agresif ve gürültülü bir grup zaptedilmezse koca bir nüfusu tahakküm altına alabiliyor.

 

Sizden gelen sorular – Eylül 2026

Soru 1: Flörtüme sosyal medyadan umursamaz paylaşımlar yaptım, beni takipten çıkıp engelledi. Ne yapacağım?

Ben de dün engel yedim. Yaklaşık 2 aydır konuştuğum flörtüm sınava çalışıyor ve küçük bir yerde yaşadığımızdan, sınavdan sonra yapalım bişeyler felan diyordu ve buluşmayı reddediyordu. Hem aşırı baskıcı bir ailesi var hem de sınava çalışmasının buna etken olduğunu düşünüyorum. Ama ben artık dayanamadım ve biraz ileri gitmek istedim ilişkiye ilk adımı ben atmak isteyince o çekildi. Sıkıldım napıyım, ben ilerleyince de o çekildi. 

Sıkılmanda bir anormallik yok ama kadından gelmeyen ilişki talebini siz kadından rol çalarak ilerletemezsiniz. Kadından önce ilişki adımı atmayın tavsiyem, “bu işin raconu bu” tavsiyesi değil, bu adımı attınız mı genelde ters tepmesi.

Sen, 2 ayda bir yere gitmeyen şeyin kız istese bir yere gideceğini kabul edip bırakacaktın. Sıkılman normal, bunu bahane ederek yaptığın şey anormal.

Ben her zaman duygularımı kontrol edip belli etmiyordum ama o gün bir paylaşım yaptım. Instadan ve snaptan de umursamaz bir snap atınca galiba zoruna gitti ve ikisinden de beni çıkardı. 

Ne yaptın anlamadım ama seni çıkarmasına bakarak söyleyeceğim. İlişkiyi talep eden erkek olmaktan daha da beteri, asosyal medyadan pasif agresif manipülasyon yapmışsın ve doğal olarak ters tepmiş. Bu da senin duygularını kontrol etmekten ziyade bastırdığını ve sonra bir hışımla pasif agresif saldırganlıkla dışarı kustuğunu kigösteriyor.

Ben ona bazen görüldü atıyor, mesajlarına geç bakıyordum ve bunları düşünmeye başladım ve dedimki ben onun düşüncelerini hiç düşünmedim ve saygı duymamışım, hep kendi duygularıma kapılmışım dedim ve özür dilemek istedim ilk defa.

Bana yaptığın manipülasyon ters tepince kızın peşine düştün gibi geldi.

Çünkü bazen özür dilenecek şeyler yapıp dilemediğim zamanlar oldu o da bunu bana anlatmadı tabiki içine attı. Zamanına saygı göstermedim hep ben dedim bazen ki bunlardan dolayı insta ve snaptan cikarinca özür dileyim dedim aklıma tak etti. Özrümü kabul etmedi sonra ben de bir şey yazmadım. Yazdığı bir cümle vardı onu beğenmiştim instagramdan ve bir gün sonra da beğeni işaretini kaldırıp mavi kalp yaptım. Onu görünce beni engellemiş ve dediğiniz gibi adım atmıyorum. Yapabileceğim bir şey var mı?

Muhtemelen yok. 2 ayda flörtten bir yere gitmeyen şey sonra bir yere gitmez. Yaptığın asosyal medya hareketi her neyse ya çok ağırdı ya da kız zaten seni başından savmak için bahane kolluyordu. 2 durumda da bundan bir iş çıkma ihtimali düşük. Zaten kız engelleyerek bana ulaşma  diyor.

***
Duyuru:
YouTube katıla ya da Patreon’a üye olamayanlar için üyelik imkanı
***

Soru 2: Kız arkadaşımdan nasıl ayrılacağım?

Mahmut Abi, 2 senelik kız arkadaşımla cinsel münasebetimiz son 7 ayda çok ama çok azaldı. Hala beraber iyi vakit geçiriyoruz, araması sorması yerinde ama seks neredeyse ayda yılda bir. Bu çözülecek gibi de durmuyor. Bu durumda kız arkadaşımdan nasıl ayrılacağım? Sorunu söyleyerek mi?

Bir kadından nasıl ayrılacağım sorusu çok soruluyor ve bu konuda bir yayın yapacağım. Senin durumda da bu genel kurallar geçerli. Birincisi, ayrılma olayını birdenbire yapmayın. 2-4 hafta kadar iletişimi aşamalı olarak azaltın, başlarda belli mazeretler bulun ve sonra artık her şey bariz hale geldiğinde bırakın. Bu size manipülasyon gibi gelebilir ama bunu karşınızdaki de kendisini ayrılığa hazırlasın, birdenbire terk edilip çok büyük bir acıya düşmesin diye yapıyorsunuz.

İkincisi, bu soğutma sürecinde karşınızdakini, sizi terk etmeye zorlayacak şekilde rencide etmeyin. Yapmanız gereken şey iletişimi yavaş yavaş koparmak, karşınızdakine tahammülsüz davranmak, tepeden bakmak, aşağılamak, hakaret etmek, vs. değil.

Üçüncüsü, “sorun sende değil bende”, “eskisi gibi hissedemiyorum” diyerek ayrılın. Gerçek sebepler kırıcı olabilirler ama daha da kötüsü, eğer belli sebeplerle ayrılırsanız, partnerinizin bunları düzeltmek için sözler vererek peşinizde koşma ihtimalini de azaltırsınız.

Senin durumunu yaşayan birçok erkek olaya yanlış yönden daha doğrusu tek yönden bakıyor. “Kızın bana arzusu düştü, nasıl yükseltirim?” yönünden bakıyor. Bu yönde bir probleminiz varsa düzeltin tabii ki. Örneğin birçok erkek, seksi neredeyse dileniyor, başlatmadan beklemeyi bilmiyor ve daha da itici oluyor.

Ama bu işe sadece bu yönden bakarsanız, kendinizi sizden yukarıda olan birine sevdirmeye çalışan asta dönersiniz. Bu işin bir de karşınızdakinin yetersiz olması boyutu var. Karşınızdaki sevgiliden çok arkadaşınız oluyor ve statüsünü düşürüyor, sevgili olmak için yetersiz birine dönüşüyor. Yetersiz olduğu için terk edilmesi anormal değil.

Bakın, bu konuyu hiç konuşmadan kızı terk edin demiyorum. Konuşma ve çözüm arama ile ayrılığı karıştırmayın diyorum. Önce çekiciliğinizi arttırın, seks dilenmeyi bırakın, bir ya da iki kere konuşun ve bu konuda rahatsız olduğunuzu söyleyin ama ayrılığı masaya koymayın. Bu konuşmalardan ve davranış değişikliğinden sonra artık soğudunuz ve ayrılıyorsunuz. Bu aşamadan bahsediyoruz, artık bu aşamada da konuyu açmayın.

Seksin olmaması ve çok azalması ile ayrılırken, sorunun bu olduğunu söylerseniz ve sonra bu durumu düzelmesi sözü ile bir araya gelirseniz ne olacak? Ayrılık zoru ile seks yapıyorsunuz olacak. Bu duruma düşmemek için ayrılık noktasında bu sebebi konuşmayın.

***
Duyuru:
Patreon üyelerine özel chat alanı
***

Soru 3: Kız arkadaşım kendini geri çekti, iletişim çok azaldı. Ne yapmalıyım?

Mahmut abi merhaba, 2,5 aylık ilişkim var. Kız 25 ben 33 yaşındayım. Son 2 haftadır sevgilim kendini yavaş yavaş geri çekti. Benim yanlış yaptığım bir şeyde yok.

Ya yok, ya da yanlış yapan birçok erkek gibi senin haberin yok. Hadi yok diyelim.

Son bir haftadır daha fena. Öncedende çok az arardı artık hiç aramıyor. mesaj atıyor sadece. Buluşmaya isteksiz önceden haftada 3 buluşurken bu hafta 1 buluşmaya nazlanarak geldi. Teklif etmezsem hiç buluşmak istemiyor. 

Bu durum çoğu zaman kızın çıkışa gittiğine işarettir ve senin de çıkışa gitmeye başlamanı gerektirir. Bunun ilk adımı da ulaşmayı ve buluşma teklif etmeyi bırakmaktır. Bir iki kere arka arkaya o ulaşacak ve buluşmak isteyecek. Siz ulaşınca normal davranın ama kendi işinize bakın.

Bazı yüzsüz kadınlar utanmadan sana “niye ulaşmıyorsun?” diye çıkışırlar. Bunun altında kalmayın. Kendisi arayıp sormayı bıraktığı için işi gücü olabileceğini düşündüğünüzü söyleyin, geri adım da atmayın. Tek taraflı ilişki istiyorsa unutmayın ki o tek taraflı ilişkiyi muhtemelen sizi terk etmeye hazır olama kadar istiyordur.

Arada kızdığım bir konu oldu daha çok mesaj attı öyle gönlümü almaya çalıştı, benimde kızmam geçince konuşalım buluşalım demiştim olur demesine rağmen yine buluşmalara yorguluk yada işlerini bahane ediyor. Aramazsam o da aramıyo sadece mesaj. 

Bir kadın mesaj başlatıyorsa size ulaşıyor demektir. Mesaj ile arama aynı şey bu devirde. Kız sana ulaşıyor demek ki. Sen yine de buluşma teklif etme ve arama. Madem mesajlaşmayı daha aşağı görüyorsun, neden kız sana göre iletişimi aşağı çekmişken, sen yukarda tutuyorsun.

iletişim çok sınırlı. Bende kendimi geri çekersem iletişim sadece sınırlı mesajla ilerliyor. 

Kendini geri çekmek, kaçan kovalanır taktiği değil. Birçok durumda siz de kendiniz geri çekersiniz ve iletişim kopar, ilişki biter. İlişkinin bu şekilde bitmesi, sizi ilişkinin tek taraflı taşıyıcısı olarak aşağılayıp sonra terk etmesinden iyidir.

Bu şekilde devam mı etmek lazım. Yada ne kadar süre bunun normali. İletişimi iki üç ulaşmalık karşı tarafa atma cesaretini gösteremezsen terk edilene kadar böylesin. Yok o cesareti göstereceksen, 1 ay süre verirsin ve düzelme olmazsa blöf yapmadan ayrılırsın.

Soru 4:

Hocam merhaba, arkadaş vasıtasıyla birkaç kez ortamda denk geldiğim kızın numarasını aldım, kıza yazdım 2 gün sonra buluşma teklif ettim kabul etti. Buluşmada 70/30 oranını korudum, alfa oturuşunu yaptım kız bana doğru yaklaşarak konuştu.

Kız buluşmada çok konuşkandı, normalde bu kadar konuşmadığını nasıl bu kadar konuştuğunu anlamadığını söyledi. Yaklaşık 3 saat oturduk ve evine bıraktım fiziksele gitmedim.

Fiziksel mühim değil, eğer kız istekliyse ve sen kaçırdıysan problem olabilir ama çok mühim değil. Tek problem 3 saat oturmanız. İlk buluşma için 90 dakika idealdir. İlk buluşmada o kadar uzun süre konu biter ya da çok samimi olur ve yanlışlıkla arkadaş olabilirsiniz. En iyisi 90 dakika civarı.

Ertesi gün mesaj attım, kısa bir mesajlaşmadan sonra buluşmadan keyif aldığımı en yakın zamanda tekrarlamak istediğimi söyledim, o da olur tekrarlarız şu hastahane işlerim bir bitsin iyi hissetmiyorum çok dedi. ( buluşmada hastahaneye gideceğini söylemişti. Bilgi kesin doğru bu arada ). Ben , tamamdır haber edersin ayarlama yaparız diye dönüş yaptım, 3 gün oldu yazmadım. 

Bu hayati yanlışa burada çok değindim ama o kadar sık yapılıyor ki ara ara değinmek gerekiyor. 2 kere reddeden kıza, next olsun diye, “haber edersin ayarlama yaparız” yazarsın. Bir kere reddedildiğinde bunu yazman, yürümeyi kıza bırakman anlamına geliyor. Bu durumda yapman gereken tamam deyip konuyu değiştirmek, 3-5 gün sonra bir daha çağırmak (daha önceki teklifi yapmamışsın gibi). 

Şimdi buradan sonra ne yapmam gerekiyor hafta sonu tekrar yazmalı mıyım yoksa haber vermesini beklemeli miyim? Yoklama mesajı mı atmalıyım? Şimdiden teşekkürler.

Yoklama mesajı at, hemen buluşma teklif etme. Belki bu muhabbette belki bir iki gün sonraki muhabbete bir daha teklif yap. Bir daha reddederse bundan sonra next uygulaman gerekecek.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.