Hareketli Bir Sosyal Ortam Gecesi ve Mr.deer – Saha Raporu

Merhaba millet, ben Mr.deer. Eski yazılarımdan tanıyanlara selamlar. Bu yazıyla beni tanıyacaklara da selamlar; eski yazılarıma bakmanızı şiddetle tavsiye ederim. 😊 Her seferinde daha fazla yazı yazacağım diyorum ama İstanbul’a taşındığım son 6 senedir sürekli bir şeylerle uğraşıyorum: eğitimler, sosyal ortamlar, kadınlar vs. derken sürekli erteliyorum. Yeni bir saha raporu ile karşınızdayım. Biraz sosyal ortam oyununa ve dinamiklerine de değineceğim. Önceki yazılarımda da olduğu gibi, sadece “bir kızla yattım”dan ziyade tavsiye niteliğinde bazı çözümlemeler ve taktikler de barındıracağım. Bu sefer fazla cinsel ayrıntı vermeyi düşünmüyorum; odak noktam daha farklı bu yazıda (eski yazılarıma kıyasla).

Hareketli Bir Sosyal Ortam Gecesi ve Mr.deer

Geçen akşam, oyunda eski bir dostum olan Zorro’nun yönettiği bir sosyal etkinliğe davetliydim. Ara ara gittiğim etkinliklerden biriydi. Son 2 yıldır sosyal ortamlarda daha aktifim; sosyal topluluk yöneticiliği vs. de üstleniyorum. Ortamdakilerin neredeyse yarısını tanıyordum. Yaklaşık 50 kişiye yakın insan vardı. Masa masa gezip insanlarla sohbet ediyordum, yeni insanlarla tanışıyordum. Genelde mesleğimi söylediğimde ya merak ediyorlar, açıklıyorum ya da kızlar beni beğeniyor ve shit test atıyor; gülüp anlık cevaplar veriyordum. İnsanlara takılıyor, sosyalleşiyordum. Ara ara hatunlarla flört ediyordum: neg, eğlenen ustalık, arsız-komik vs. vs.

Sosyal oyunun kendine özel dinamikleri vardır. Daygame gibi sonradan geliştirilmesi gereken, görece daha kolay dinamikler. İlk kural; ortama sadece kız düşürmeye gitme! 10 senedir değişik sosyal klüplerde takıldım, son 2 senedir de yöneticilikle ilgileniyorum. Erkeklerin en büyük hatası, fazla cinsel dürtü ile ortama girip ‘bugün mutlaka birini bulmalıyım’ düşüncesine kapılmalarıdır. Bu kafadaki çoğu kişi sosyalleşirken kasılır veya fazla dikkat çeker; kısa sürede ya dışlanır ya da yalnız kalır. Avuntuları genelde ‘ben Alfaydım, beni kıskandılar’ olur. 30 kişilik bir gecede yürümek amacıyla 4 kızdan numara veya Instagram almak hem çok dikkat çeker hem de kızlar birbirlerinden haberdar olacağı için işleri zorlaştırır. Bu, en az iki haftada bir buluşan sosyal klüpler ve üniversite klüpleri için geçerlidir. Böyle aidiyet gerektiren ortamlarda önemli olan soru şudur: Ben buraya ne katabilirim? Burası bana ne katabilir? Sadece kadınlar var diye gitmek zaman kaybı olur, boş vakit harcanır. Oyunun her alanında kadına eğlence fırsatı sunulur; bunun için önce sizin eğleniyor olmanız gerekir. Nasıl yapılacağı, raporun ilerleyen kısımlarında detaylı olarak anlatılacak.

‘’Duygularıyla hareket edenler için hayat bir trajedi, aklıyla hareket edenler için bir komedidir.’’ ~ Jean de La Bruyere ~

Etkinlik 1-2 saat sonra sosyalleşme kısmından canlı müzik dinlemeye geçti. Yan yana yuvarlak masalara oturduk. Benim masamda 2 erkek vardı. Solumdaki masada Ebru, onun yanında şirin başka bir kız ve masada 3 erkek daha vardı. Ebru, saha raporumuzun kadın başrollerinden ilki. 20 yaşlarında, uzun boylu, sarı saçlı; crop (beli ve göbeği kapatmayan kısa tişört) ve mini şort giymiş, aşırı flörtöz, eğlenceli bir kızdı. Arada laf atıyor, neg (negatif iltifat) yapıyordum, hoşuna gidiyordu. Özellikle yaşıyla alay ediyordum. Ama sıkıntı şuydu; sadece bana değil, masadaki diğer erkeklerin kızıştırmalarına da aynı tepkileri veriyordu. Diğerleri flört konusunda pek yetenekli değildi; ortalama-altı bilgiyle, ufak kızıştırmalarla flört etmeye çalışıyorlardı. Benimki flörtöz kızıştırmaydı, onlarınki ise zorbalığa yakındı. Sohbet devam ediyordu ama bir sorun vardı; hatunun abartı bir egosu vardı. Benim neg’lerime, eğlenen ustalık takılmalarıma veya arsız-komik kışkırtmalarıma ne utanıyor ne de çerçeveme giriyordu, aksine daha da şımarıyordu. Kadınların duygusal mekanizmaları zayıftır; bu tarz kızıştırmalara ayak uyduramazlar ve saygısızlığa varan şakalara kalkışabilirler. O yüzden iyi bir baştan çıkarma için bir noktada egosunu sarsmanız gerekir. Ama bu hatunun egosu dolu bir özgüvene değil, altı boş bir özgüvene dayanıyordu. Bu yüzden egosunu yanlış zamanda sarsarsam çirkefleşebilir veya ortamda istenmeyen durumlar doğabilirdi. Ben egosunu ufak ufak sarsıyordum ama diğer erkekler sürekli geri şişiriyordu. Bir noktada sıkıldım, geri çekildim ve müziği dinlemeye başladım. Önümdeki pos fişinden düşüncelere dalıp üç tane küçük origami tekne yaptım. Ebru gördü, ‘bana da öğret’ dedi. Biraz beklettim, sonra gösterdim. Kino ve yüksek değer göstergesi sağlandı. Kino (dokunmak) rahatlık ve cinsel çekim yaratır; yüksek değer göstergesi ise saygı ve hayranlık uyandırır. Utanma ve çerçeve derken aslında anlatmak istediğim buydu; kadının aşkı saygıya ve hayranlığa dayanır. O yüzden egosunu indirmen gerekir ama kadını aşağılayarak değil. Sohbetin devamında Ebru şarkıya eşlik ederken, ben boynumdaki kulak üstü kulaklığı taktım ve ona korkulu bir yan bakış attım. O anda egosu sarsılabileceği son noktadaydı. Unutmayın, ben flörtöz takılıyordum; diğerleri zorbalık yapıyordu. Ebru gülerek ‘Eee yeter, beni çok zorbalıyorsunuz, bak giderim ha!’ dedi. Bana bakarak söyledi. Ben de ‘sen bilirsin’ dedim. Gitme dememi bekliyordu, diğerlerinin yapacağı gibi. Ama birkaç boş ego hareketi ve saygısız davranışından sıkılmıştım; gülerek ‘git gidebiliyorsan’ dedim. Sonra bizim topluluktan tek başına duran bir erkeğin masasına geçti, onunla konuşmaya başladı. Yanımdaki diğer erkekler, Ebru’nun gittiği masadaki adama ‘sende kov!’ diye seslendi. Ebru orada kaldı, sonra birkaç kişi daha masalarına geçti. Ebru’nun eski masasına nükleer bomba düşmüş gibiydi; herkes sustu, telefonlarına gömüldü. Benim keyfim yerindeydi, kendi masamdaki arkadaşlarla sohbete devam ettim. Çünkü ben sadece sosyal flört ediyordum. Ebru’yu almam için oyuna uygun değildi, o yüzden izole etmemiştim. İzole edersem asıl romantik flört başlardı.

Grubun neredeyse yarısından fazlası kalkmıştı. Ben de diğer masaları gezmeye devam ettim. Tanımadığım birkaç kişinin olduğu bizim masalardan birini fark ettim ve geçtim. Masada yazımızın diğer iki kadın başrolüyle tanıştım: Gamze ve İpek. Gamze uzun boylu, kumral, 22 yaşında. İpek kısa boylu, sarışın ve 21 yaşında; daha sosyal. Neyse, önce İpek’le tanışmıştım. O okulundan ve bölümünden bahsetti; ben de işimden anlayabileceği bir dille bahsettim. Sosyal ortamlarda yeni tanıştığım her kadın gibi, günümüz erkeklerinden yakındı ve onlarda anlayamadığı bazı şeyleri sordu: “Genel ilişki” konuları. Bu arada, çok nadir özel ilişki dinlerim; genelde hemen “taksimetreyi açıyorum vs.” deyip savuştururum. İpek, “İnsanları hemen çözebilen biri misin?” diye sordu. Bu sorunun alt mesajı aslında “kadınları anlayabilir misin?” gibidir ve flörtöz bir sorudur. Birkaç tane soğuk okuma cümlesi söyledim: “Aceleci bir yapın var, ayrıntılar seni sıkar” vs. Gözleri fal taşı gibi açıldı, daha yakın konuşmaya başladı. Biraz geçmişe dayalı duygularından ve anılarından konuşturdum. Bu “geçmişinden bahsetme” işi, duygusal bağ kurmayla alakalı. Bu noktada İpek ilgimi çekmeye başlamıştı. Attığım neg’lerde ve “eğlenen ustalık” takılmalarımda utangaç ve masum gözüktü. Altı boş bir egosu yoktu ve hayatı konusunda anlattığı şeyler hoşuma gitti. “Hayatsız” bir kız gibi değildi. Sonra muhabbet biraz daha devam etti. İpek ile Gamze’nin arasındaki arkadaş kalktı, ben oraya geçtim; hem Gamze’yi hem de masanın diğer ucundaki arkadaşları duyabilmek için. Gamze’nin farklı bir aksanı ve 1–2 milisaniye geç tepki verme gibi çocuksu, garip hareketleri vardı. (Henüz sarhoş da değildi.) Gamze ile İpek bu arada çok eski arkadaş ve beraber yaşıyorlar. Gamze topluluğa üye değil, İpek misafir olarak getirmiş. Gamze daha sessiz ama daha ilgiliydi. 2–3 dakika sohbet ettikten sonra tamamen sandalyede yan oturmuştu ve bedeni tamamen bana dönmüştü. Ben yandan konuşuyordum ve masaya dönüktüm. Müzik fazla olduğu için fazlasıyla bana eğilerek konuşuyor, vücudunu bana yaslıyordu. O anda, tam Gamze bana eğilmiş bir şeyler anlatırken, kafasının arkasında imalı imalı bana bakan bir surat gördüm; Ebru. Ebru masasına dönmüş, oradan beni kesiyordu. İçimden kahkaha attım. Gamze de “Kadınları bir bakışta çözebilir misin?” diye sordu. Birkaç tane soğuk okuma cümlesi salladım ve etkilendi, bakışları değişti. Biraz geçmişinden değerli anılarını anlattırdım vs. Allah kahretsin, Gamze de hoşuma gitmeye başladı konuşurken. Diğer ilgili kızlar da vardı ama genelde en fazla sosyal flört eder, mesafemi korurum.

İkinci Kural: Seçici ve mesafeli ol! Sosyal ortamda bahsettiğim negatif şeyleri yapmamanız durumunda illaki bir kız size yürür. Yani belki farkında olmazsın ama yürür. Ha, yaşlı, bakımsız veya kilolu olabilir; kriterlerinin dışında olabilir, ona bir şey diyemem. Sosyal ortam, kadınların rahat olabildiği ortamdır ve emin olun, daha fazla fırsat yaratırlar. Bir de ortama bir şeyler katan bir insansanız, insanların size karşı sevgi ve saygısı artacaktır. Bu durum size statü katacaktır ve bu daha fazla beğenilmenize olanak sağlar. En basiti, uyumlu olmak da bir şeyler katmaktır. Ortama kendini kullandırmak değil söylediğim şey; dürüst ve samimi bir şekilde sosyalleşmek de bir şeydir. Yetenekleriniz doğrultusunda (kendini kullandırmadan) insanlara yardım etmek ya da topluluk için gönüllü bir şeylerde görev almak da olur.  Ortama bir şeyler katabilmek sizi daha çekici yapar ve daha fazla fırsat gelir. Dikkatli olun. Sosyal toplulukta tek gecelik ilişki zordur, her kadın okey olmaz. Olsa da sen her kadına okey olma. Çünkü kız ortama güvenir ve kafasında hayaller kurar, seninle takılır; ilişki istemezsen adını çıkarabilir. Bu konuda kızları izole ettiğimde, bu konuda pek bir şeyler vermeyeceğimi şaka yollu da olsa söylerim ben. Yani en azından “Şu an emin değilim” veya “Zaman ne getirir bilemem” derim. Çünkü benim için o an öyledir. Rol değil, gerçek hislerim. Bir de sosyal topluluklarda ilgi orospusu kız çoktur. Ya sadece ilgini veya paranı kullanır ya da seni zevk için veya salaklığından başka bir erkekle karşı karşıya getirir. Yaşandı 😀 Bir kampta 6 erkekle öpüşüp, sabahına başka bir erkeğin arabasından çıkan bir kız görmüştüm. İkisi yakın arkadaş, 6 erkek birbirine girdi. Ben ne yaptım? Kızın davranışlarını çok önceden fark edip çok başta mesafe koydum; gece partide bana yaklaşmaya çalışınca hep uzak tuttum. Mide sahibiyim, teşekkür ederim 😀 Bu aslında her koşulda lazım olan “bolluk zihniyeti.” Bolluk zihniyeti, cebin dolunca değil; kriterlerin olunca oluşur. Öğrencilerime de mutlaka öğretmeye çalıştığım yeti: İstemediğin yerde oyundan çık, etkileşimi bitir, sen reddet. Beğenmediğin kızla ileri gitmeye çalışırsan bir yerde tıkanırsın; tıkandığında üzülürsün. Kafanda “Bu düşük değerli kız beni nasıl reddeder?” diye kırık egonla yataktan çıkamaz, tavanı izlersin bütün gün.

“Baştan çıkarmadaki en büyük gücün, geri çekilme yeteneğindir; başkalarının peşinden gelmesini sağlamak, tatminlerini geciktirmektir.”  ~ Robert Greene ~ The Art of Seduction ~

Biraz zaman geçti. Etkinlik bitti. Birkaç kişi beraber after için cluba gittik. Ben alkolümü içiyorum, eğleniyorum, kafa dağıtıyorum, arkadaşlarımla dans ediyorum. Ebru’yu zaten çoktan uzaklaştırdım kendimden, kaçamak bakış atıyor dans ederken ama ben hiç oralı olmuyorum. Neyse bir ara İpek dans ederken yanıma geldi. Tuttum elinden, dans ediyoruz. Arada Gamze geliyor yanımıza ama doğruya doğru İpek daha çok ilgimi çekiyordu. İşte asıl önemli konu geliyor. Biraz dans bilgim ile kızla dans ederken bedenini bedenime yaklaştırıyorum, gözler ve surat yaklaşıyor, 1-2 affalaşmış gibi boş boş gözlerine bakıp duruyorum, sonra tekrar uzaklaşıyorum. Bu, duygusal itme-çekmenin dansa eklenmiş hâli. Yılların tekniğidir. Bu benim oynum ve ben ne zaman istersem o zaman yakınlaşır ve öperim. Arada belinden tutuyorum ve bedenlerimizi yaslıyorum, ayağımı ayaklarının arasına sokuyorum ve üst bacağımla hafif hafif vajinasına bastırıyorum, hafif eğilip kalkıyorum; “yukarı-aşağı” sürtünme ve baskı sırasında ufak bir titretme. Tabi bunları yaparken elim belinde ve bazen sırtında, bazen biraz daha aşağıda ve elim sadece orada öylece durmuyor. Bazen parmaklarım bastırıyor bedene, bazen tırnaklarımı batırıyorum, pençe atar gibi. Bunların hepsi birleşince kadın rahatsız olmadan ve nasıl olduğunu tam olarak anlamadan yükselir, nefes alışverişi değişir. Tabi ilk “izole” için arkasını dönmeli. Evet, bu 2’li setlerde de geçerli; daygame’de, izole etmek her zaman bedensel uzaklıkla olmaz, bakışlarla da olur. Arkadaşları ile göz teması kurmamalı, kurarsa ahlaki baskı hisseder.

Üçüncü kural, Görünmez ol! Doğru zaman geldiğinde, doğru şekilde yapacağın oyun sessiz olmalı. Acemiler hem çok dikkat çeker hem de çapkın (yavşak) olarak nitelendirilir çünkü fazla dağınık takılır. Çok dar bir farkındalıkla yaklaştığı için hem fazla dener hem de dikkat çektiğini fark etmez. Doğru zamanda, doğru kişiye fırsatı sunarsın. Sürekliliği olan ortamlarda kural budur. Benim bahsettiğim dans kısmında bizi yakın dans ediyorlar sanıyorlar. Onlar dans görür ama hatun ıslanır ve orgazma yaklaşır. Fark ettiysen temelde hatuna baskı kurmuyorum, o devam ettikçe ve rahat oldukça ileri taşıyorum; bu hatunun beklediği bir şey değil çünkü erkekler hemen dans imkanı bulduğunda “dayamaya” çalışıyor, yani fiziksel teması temellendirmeden arttırmaya çalışıyor. Burada bir şeyler oluyor ve kadın “büyülendim” diyor. Tamam, bu yıllarımı verdiğim, emek ettiğim ve geliştirdiğim şeyler; bunu okuyan dostlarımın hepsi yapabilir değil ama örnek olabilir ve yürüyebilecekleri yolları çizebilirler. Beni doğuştan yetenekli sananlar olursa, ilk yazımı (Saha Raporu – Daygame ve yaklaşma korkum) okumalarını tavsiye ederim.

Bu görünmez olma kısmı çok önemli; örneğin geçen başka bir buluşmada yeni bir arkadaş (erkek) vardı. Biraz mesleğimden bahsedince “Daygame falan mı?” dedi. “Evet” dedim. “Seni bu gece izleyebilecek miyiz?” dedi. “Mümkün değil, yani izlersin de anlamazsın” dedim. Karşımızda Merve vardı, topluluktan uzun süredir tanıdığım bir kız. Samimiyetim var ama eh işte. Neyse, kız kulak misafiri oldu ve araya girdi: “Bu arada gerçekten göremezsin. Deer piçtir, çapkın falandır ama öyle yavşak değildir. Belli etmez. Geçen bir after’da Deer bizim yanımızda bizle takılıyor, masanın diğer ucuna gidiyor geliyor; bir ara kayboldu. Millet ‘Deer nerede?’ falan dedi. Arkamı bir döndüm, bu piç sen ne ara arka masadaki kızla tanıştın da o hale geldin. Şerefsiz, ayakta bildiğin sevişiyorlardı.” Sonra “Biz gidiyoruz” dedi, çıktı. “İhtimal verirsin ama göremezsin” dedi.  Arkadaşlarım o geceki kızla beni çekmişlerdi; ben sabah, kızın yatağında yatarken Zorro videoyu gönderince gördüm. Reels olarak atmıştım, gece oyunu hakkında bilgilendirme altyazısıyla. O geceyi de umarım erinmeden yazarım yakında; orada garip bir son var. Kızın arkadaşı da çocuğun birini alıyor. Kızın arkadaşının evine gidiyoruz. Kızlar uykuya geçiyor, biz salonda donla otururken sohbet ediyoruz; çocuk da oyuncu çıkıyor vs. İki senedir topluluk yönetiyorum, çoğu sadece eski sevgilimi (8 aylık) biliyor. Dışındakiler Vegas’ta oldu, Vegas’ta kaldı 😀 Bu sadece sosyal ortam içinde geçerli değil; ben genel olarak çok anlatmayı sevmem birlikte olduğum kızları; işim gereği göstermem gereken kısmı yer yer rahatsız ediyor beni. En azından saha raporlarım birilerinin gelişimine fayda sağlıyor.

‘Baştan çıkarmanın doruk noktası, baştan çıkarmaya çalışmıyormuş gibi bir izlenim yaratmaktır.” ~Mathias Malzieu~

Tabi dans ederken direkt grubun içinde değildik, yaklaşık 2 metre kenara açığa götürmüştüm. Yaklaşık 20 dakika böyle dans ettik; arada bir tuvalete gitti, bara gidip alkol aldı vs. Ama anlayamadığım bir şeyler oluyordu. İlk masalarına geldiğim andan beri genç bir erkek; İkkan. İkkan birkaç kere yanına çekti İpeği, biz dansı bırakınca vs. Sonra dans ederken, aramıza girmeye çalışıyordu arada. (Amguard erkek, beta) İşin garibi, kız bunu görmezden gelince çocuk efkarlanıyor, mala bağlıyor. Neyse, beni alakadar etmez, ben eğlencemdeyim. Arada Gamze yandan kedi gibi geliyor, bana yanaşıyor ama istemiyorum. Bi dur ablacım, diyorum içimden 😀 Diğer bir anlam veremediğim şey de, İpek benimle yakınlaşınca Gamze; İpeğin kulağına bir şeyler söyledi. İpek de “banane, umurumda değil” gibi bir şey söyledi. Sonra bir ara tuvalete gittim, geldim. İpek ile İkkan karşılıklı dans ediyor, aralarında bistro masa var. Havadan birbirlerine figürler yapıyorlar. Orta yanda da Gamze vardı. Neyse, ben İpeği elinden tutup dansa çekiyorum, İkkan triplere giriyor vs. Birkaç dakika sonra İpek, İkkan ile ilgilenmeye başladı. İçimden dedim, “ablacım bi karar ver, böyle bir o yana bir bu yana olmaz.” En son baktım kız ikili oynuyor veya belki de cesaret edemiyor, toplumsal baskı hissediyor. Gamze yandan kedi gibi yaklaşıyor bana; içimden ”eee yeter be dedim”, çektim belinden. Zaten sekizinci bardaktayım, olmuşum pilot. Dans ettik, aynı yakınlaşmalar devam etti. Gamze tırnaklamaya geçti, sarılma kadar hafif değildi. Bir ara dik dans edince içimden “uzun hatun başka be” dedim, çünkü fark etmemişim, İpek ile dans ederken boynum ağrımış. Gamze’yi bir ara çektim, mekanın arka tarafında dans ediyoruz. İzole etmeye devam. Bir yerde bedenler birbirine yapışmış, yanak yanağayız İşte buradan, birçok dostuma lazım olan bilgi: öpücüğe nasıl gidiyoruz?

Kadın burada son dakika direnci atacak, izin vermeyecek, işi yokuşa sürecek. Bak şimdi, bedenler yapışmış, sarılıyorsun, kız orada olmaktan mutlu. Yanağına bir öpücük konduruyoruz. Ters tepki yok, devam. Biraz bekle, bir tane daha, sonra yavaş yavaş araya duraklamalar ve beklemeler koyarak dudak kenarına kadar birer öpücük. Hatun hala seni itmedi ve sana sarılmaya devam ediyor. Ya bir iki tane daha aynı yere öpücük kondur, ya çekil, gözlerine bak, yakınlaş; o sana yapışsın. Bir de şey var: dans ederken müziği kulağına romantik tonda nefesini vererek söylemek; bu, ilk dans sırasında yakınlaştığın andan buraya kadar işe yarar. Nefesini kulağın altı ve boyuna doğru; sevişirken verilen nefes gibi ver, diyeceğim ama o zor olabilir. Şimdilik bunlar yeter. Beni bir öpmeye başladı, dedim içimden “herhalde zombi gibi yiyecek beni” 😀 Neyse, ateşli ateşli 30–40 saniye öpüştük, sonra öpmeyi bıraktım, kafasını göğsüme aldım ve biraz soft dans ettik. Başta dedim, oyunun kontrolü bende, abartıp devam edersem onun çekmesini sağlar; “sen mola ver.” Sonra bir iki öpüşme vs. Dedim, hadi üst katta hava alalım. Sigara ve biraları aldık, yukarı çıkacağız. İpek hemen koştu yanımıza: “Nereye gidiyorsunuz?” dedi. Gülerek dedim, “Arkadaşını kaçırıyorum.” Gamze araya girdi: “Hava almaya yukarı çıkıyoruz, geleceğiz.” dedi. İşte burada bir şeyler sarpa sarmaya başladı.

Yukarı çıktık. Masanın birine oturduk. Tatlı tatlı sohbet ediyoruz. Hatunun B12 eksikliği kendini gösterdi. “Ya senin adın şuydu dimi? Senin mesleğin neydi? Aaa, ilişki koçumu, vayyy” falan, bir kaç kere tekrara düştü. Sinirlendim. Hadi dedim, aşağı iniyoruz. İpeği yanına götürdüm, dedim “Bu fazla içmiş, yanınızda tutun şunu.” O an kendimi kötü hissettim; sanki kız alkollü olduğu için yakınlaştı gibi hissettim. Bu belki garip gelecek kulağa ama adımı bile hatırlamayan bir kızla bir şey yaşamak çok istemedim o an. Zaten durumlar ortada; gece İpek hayatta bırakmaz Gamzeyi, boşa vakit harcarım. “Eve geçerim, yatarım, yarın saha dersi var,” diye geçiriyorum aklımdan. Kızın numarasını almıştım, ayılınca bakılır. Bu başta bahsettiğim eski oyunculardan olan Zorro’ya bahsettim; o da alkolü fazla kaçırmış, çakmağı çaksam havaya uçacak. Müzikte çok, duymuyor. Mesaj olarak attım, dedim, telefona bak. Bu sırada Gamze de aramıza girdi, bana sokulmaya çalışıyor. Ben yüz vermiyorum vs. Arkadaşım “Ya siktir git, sen sanki çok ayıksın; kızın baştan da ilgisi vardı, abartma, eğlencene bak, herkes uçuyor zaten,” dedi. Dedim, hadi biraz daha kalayım. Kızla dans etmeye devam ettim. Bu sefer kız beni mekanın arka tarafına dans ederek çekti, öpüşme vs. Biraz daha dans ettik ve yukarı çıktık sonra. Geri inince izole etmeyi bıraktım, kolumun altına aldım kızı, grubun yanına gittim. İlk Ebru’nun masadan genç bir dostum (erkek) vardı. O geldi önüme, böyle taparcasına ellerini kaldırmış, ayakta kollarını ve kafasını eğiyor, şirinlik yapıyor, elimi sıkıyor vs. 😀 Bizim gruptakiler “Süper match olmuşsunuz,” der gibi hareketler yapıyor. 😀 Sonra bir iki arkadaşım daha geldi topluluktan, beni gördü, imalı imalı bakıp başparmak kaldırıyor, başarılı gibisinden. O sırada kız bana yandan sarılmış, boynumu öpüyor, emiyor vs. Neyse, gece böyle uzadı. O gece için İpek, Gamzeyi bırakmadı. Sonra kızlar gitti, Gamze ile görüşmeye devam ediyoruz. 😉

“Bir adamın büyü dediği şey, diğer adamın tekniğinden ibarettir.”
~ Robert Heinlein ~

Son Tavsiyeler;

Sosyal ortamda direkt cinsel dürtü ile sosyalleşmeyin, önüne gelene okey olmayın. Rol yapmayın, gerçek olun; “alfa olacağım” diye kasılıp durmayın. Her ortam size uygun olmayabilir ama yakın zamanda 2-3 gruptan atılıyorsanız, bir zahmet “acaba neden?” diye kendinize sorun. Biraz samimiyet ve çekim oluşunca kızı dışarı çağırabilirsin ama lütfen; “Seni çok beğendim, seninle ciddiyim” vs. gibi şeyler yazarak değil. Ortak bir ilgi alanınıza yönelik bir yere çağırabilirsin. Ya da etkinlik sonrası vakit varsa “Ayak üstü bir şeyler yiyelim veya içelim” denenebilir. Ayaküstü yenecek şeyler daha iyi, ilk zamanlarda. Kibarlık adı altında, dikkat çekmek için kıza gereksiz şeyler ısmarlamaya çalışma hemen. Açık bir flört içinde olunca olabilir ama devamı karşı taraftan gelmiyorsa, devam etmen gereksiz olur. Sosyal ortamda çok farklı insanlar görebilirsin; hemen samimi olan kadınlar, haftalarca mesafeli olan kadınlar; her şey senle ilgili olamaz. Açık, rahat kadınlar cinsel konularda şakalaşma yapabilir ve imalarına karşılık gülme vs. yapabilir; hemen izole etmeye çalışma, hatun herkese karşı böyle olabilir. Yakınlaşmayı kadın zaten yapar; sosyalleşmene bak. Kızla bağıra çağıra şarkı söyle, anı yaşa; sürekli çiftleşmeye çalışan iki kobra yılanı gibi ortada dikelenmenin bir anlamı yok.

Evet dostlarım, uzun zaman sonra kalemimden bir yazı döküldü. Niyetim, yazılarıma devam etmek ve bilgilerimi aktarmak. Kafada oturmayan, anlaşılmayan yerler olursa ve genel olarak her türlü sorularınızı lütfen yorum olarak bırakın. Özel sorularınızın için instagramdan yazabilirsiniz.

Saha Raporu – Putin’e Selam Olsun…


Merhaba Mahmut Abi ve Değerli Blog sakinleri, Ben Mr. Deer. Önceki yazılarımdan beni fazlası ile tanıyorsunuz. Bu aralar İstanbul’ da bir düzen kurmaya çalışıyorum ve ilk yazımda da bahsettiğim gibi eğitim (danışmanlık ve grup dersleri) konusuna ağırlık vermeye başladım. Bir süredir YouTube kanalımda sesli saha raporları ve podcastler de yayınlıyorum. Bu yazının konusu yakın zamanda twitter hesabımdan atmış olduğum ‘’ Putin’e selam olsun. Bu ara halkı ile yakın temastayım ‘’ başlıklı resimli Tweet  ile alakalı. Resim Marmaris’ te çalıştığım otelin bana tahsis etmiş olduğu evde bir Rus hatunla birlikte takılmamın sonrasında çekildi. Olayın garip tarafı ne hatun İngilizceyi doru düzgün biliyor, ne ben 2-3 kelimeden fazla Rusça biliyorum. Ee diyeceksin nasıl konuştun da ayarttın hatunu işte tuhaf olanda o, pek konuşmadık.

 

‘’Kadının kocası genelde bir tür yedektir. Hiçbir zaman doğru erkek değildir.”

~ Sigmund Freud ~

 

Saha Raporu; Putin’e Selam Olsun

Uzatmadan olaya gireyim artık. Daha animasyonda 5. Günüm (hem otelde, hem meslekte) çoktan full charge pratiğim sayesinde neredeyse tüm FMB çalışanları ile samimiyet kurmuştum. Öğlen yemeğinde bir garson arkadaşım bana gelip misafir bir hatunun küpelerimi beğendiğini falan söyledi. Hatun buna mı söylemiş bu mu duymuş neymiş neyse çok umursamadım. Dedim akşam yemeğinde göster ayarı vereyim eheheheheh. Akşam yemeğini misafir (para veren adam müşteridir aq) ile birlikte yememiz gerekiyor. Akşam restorana gittiğimde sordum gösterdi. Masa da yaşlı bir teyze ve küçük bir çocukta vardı. Yemeğimi aldım masalarına gelip ‘’Can I sit’’ dedim.  Hatun önce bir iki saniye buga girdi beni karşısında görünce ‘’yes yes’’ dedi ama nasıl bir istekli söylüyor o an fark ettim kadın benden hoşlanmış. Masadakilere kendimi tanıttım ve tanıştım. Hatuna nereli olduğunu ne iş yaptığını falan sordum. Daha bir iki kelime konuştum hemen instagram hesabımı istedi. Konuşurken Hatun beni anlamakta zorlanıyordu dedim ‘’do you have translate application’’. Google çeviriyi açtı ne iş yaptığını anlattı ben nereli olduğumdan ve burada yeni olduğumdan falan bahsettim. 10-15 dakikalık kısa bir sıradan misafirlerle ettiğim sohbet geçti aramızda sonra ben hızlıca yemeğimi bitirip kalktım. Sahnede dans ederken falan sürekli gözü üstümdeydi gece boyunca, arada kısa bakışlar atıyordum sahneden hatuna. Akşam saat 11′ de mesai bitti otelden çıkarken hatuna mesaj attım;

D: Ben

H: Hedef

D: Otelden ayrılmam gerekiyor saatim doldu.

H: Üzgünüm, ben seni görmek istiyorum.

D: Gece için bir planın var mı.

H: Hayır.

D: Sahile gel.

H: Tamam.

Ve hatun geldi. Dedim merkezdeki sahile gidelim. Olur dedi. Tuttum elinden atladık dolmuşa ücreti ödemek istedi karışmadım. Yolda resim falan çekmek istedi. Sokuldu kolumun altından sarıldı falan. Yolda dedim sahil yerine bana geçelim mi önce bir 10-15 saniye düşündü sonra tamam dedi. Eve geçerken biraları da o aldı. Eve geçtik önden ben girdim hatuna kapıda durmasını söyledim beraber kaldığım iki arkadaşımı balkonda buldum ve hatun geldi odaya gelmeyin dedim sonra hatunu içeri aldım. Eve girerken tedirgindi odaya soktum rahat hissetmediğini ve sahile gitmemizi istedi. Sakin olmasını söyledim ve biraları açıp sohbet ederken ufak ufak öpmelerle başlayıp devamında muhteşem bir ön sevişme yaşadık. Elimi donuna attığımda hiçbir engel ile karşı karşıya kalmadım garip gelmişti SDD den eser yoktu. Seks sırasında neredeyse ikimizde bir birimizin dediği kelimeleri anlamıyorduk ama sağlam bir uyum yakaladık. Arada sadece ‘’change position’’ diyordum ayağa kalkıyordu kukla gibi isteğim şekle giriyordu. Saat gece iki gibi yatakta uzanırken bana iyi bir anne olduğu için artık gitmesi gerektiğini ve kendisini taksiye bırakma mı istedi. O an akşam yemeğinde masadaki veledin hatunun çocuğu olduğunu anladım.

 

Hatunu taksiye bıraktım ve şoföre de nerede indireceğini söyleyip eve döndüm. Ev arkadaşlarım döndüğümde beni bu kadar az sürede otelden hatun çıkardığımla alakalı tebrik ettiler. Nereden bilsinler benim Mr.Deer olduğumu, zaten hem evde hem işte etliye sütlüye karışmıyorum sessiz takılıyordum. Sabah hatun gece ile alakalı teşekkür ve günaydın mesajı atmış hiç umursamadım. Otelde hiç yanaşmadım adeta iki yabancı gibiydik. Sadece arada bakış atıyordum.  Öğlen mesajlaştık kendisinden giderken bana herhangi bir hatıra eşya bırakmasını söyledim. Hatunun son günüydü gece uçağı vardı dönüyordu. İş çıkışı yine aldım eve geçerken yine dolmuş ücretlerini ve biraları kendisi ödedi. Dolmuşta bana seni seviyorum, ilk görüşte aşık oldum, Rostov ’a  gel bende kal falan diyor ben sadece gülüyorum kafamı çevirip dışarıyı izliyorum. Bizim otelden bir garson instagram dan buna yazmış onu söyledi yine aynı tepkiyi verdim. Bizim animasyon şefi ekipten bir kızı benim hatuna yollayıp instagramını istemiş, erkek arkadaşım var demiş (benden bahsediyor) sadece güldüm. Belli etmesem bile o an içimde garip bir sinir duygusu hissettim iki nedenden dolayı. Birincisi Şefin mesai saatleri içinde ekip den birini böyle bir şey için yollamış olması, ikincisi çok daha garipti hatuna karşı cinsel çekim dışında herhangi bir şey hissetmeme rağmen o an bir kıskançlık ve koruma iç güdüsü hissettim. Bu düşünceler birkaç dakika sonra dolmuştan indiğimde tamamen aklımdan gitmişlerdi zaten hayat normale dönmüştü. İnstagram dan yazan garson umurumda olmayıp da neden şef söz konusu olunca bu garip duyguların açığa çıktığı konusunu biraz düşününce fark ettim. Birincisi şef benden daha fazla yetkiye sahip ve benden fazla yabancı dil bilgisi var orada ‘’alfa özelliklere’’ sahip lider o. İkincisi garsona kıyasla ben daha eğlenceli ve daha göz önünde bir mesleğe sahiptim. Hatuna hiçbir şey hissetmiyor bile olsam ister istemez evrimsel psikolojik, genlerimde ki kodlar fuckboddy hatunumu birkaç dakikalığına da olsa koruma iç güdümü harekete geçirmişti. Hatun gecenin sonunda boynundaki taşlı kolyeyi çıkardı bileklik gibi taktı bileğime.

Sanırım bir ‘’Alfa siker Beta öder’’  durumu söz konusuydu. Bu hatunun o kadar seçeneği varken bana ilgi duymasının nedeni görülen üzere sözlü oyunumdan dolayı değildi. Birçok insanın görmezden geldiği benim ‘’Sessiz Oyun’’ olarak nitelendirdiğim konu.

Peki Sessiz Oyun ne; senin dışarıya verdiğin sessiz mesajlar çerçeve, beden dili, kılık kıyafet, aksesuarlar, vücut ölçülerin, yüksek enerji ve güler yüz vs yani senin fiziksel yanın.

 

‘’Konuşursam beni sadece İngilizce bilenler anlayacak ama sessiz bir filmi herkes anlayabilir ve dünya Amerika’dan ibaret değil.’’

~ Charlie Chaplin ~

 

Bozuk beden diline örnek olarak kambur yürümek, adım atarken ayaklarının karşıyı göstermemesi, dik duruş sağlamaya çalışırken horoz gibi yürümek (belin içe doğru kıvrılması), topluluk içerisinde otururken veya ayaktayken ellerini oraya buraya koymaya çalışmak, masaya eğilerek oturmak, konuşurken sesli konuşmaktan çekinip hem sessiz konuşup hem karşıdaki insanın dibine girmek ya da ayakta konuşurken ilgi almaya çabalarcasına direk karşı karşıya durmaya çalışmak vb. Ben özellikle beden dilinde kendime fazlasıyla güvenirim üzerinde çok çalışmamın sonuçlarını iyi aldım, ister karşımda milyonluk şirket sahibi misafirler ister otelin sahibi ister animasyon ekibimizin bağlı olduğu şirketin sahibi otursun yine de arkama yaslanıp onun beni rahat duyabileceği şiddette bazen de biraz daha yüksek sesli konuşurum. Bu yüksek ses konusu bazen karşımdaki insanalar için sorun yaratabiliyor açıkçası ayak üstü yolda durdurduğum hatunlar ile konuşurken birkaç kere biraz sessiz olur musun tanıştığımızı insanların duymasını istemiyorum diyorlar ya da mekânda otururken de etraftakilerin ne konuştuğumuzu duymalarından çekiniyor yanımdakiler. Bu tutumumun düşüncesizlik olduğunu düşünenler olabilir belki ama hem insanların o anda podcastimde bahsettiğim gibi kendi işleri ile uğraştığının farkındayım ve ağzımdan çıkan her kelimenin sorumluluğunu ne olursa alabilmemi sağlayan ‘’Duygusal Güç’’ mekanizmam beni rahatlatıyor. Eskiden sesimin çok çıkıyor olmasından dolayı birisi uyarınca utanırdım ama artık eğer karşımadaki bir kadınsa daha çok yaklaş o zaman sessiz olmam için derim ve göz kırparım ya da erkekse ne var aq kimin umurundayız şu an rahat ol derim. Ben masada arkama yaslanıyorum konuştuğum kişi eğer kucağımda değilse beni nasıl anlasın işte o masaya eğilme iç güdüsü bu yüzden beliriyor. Eskiden insanlarla iletişimim zayıftı özellikle benden yaşça büyük insanlar ile konuşurken gerilirdim. Sonra iletişim konusunda nerede yanlış olduğumu düşünürken konuşurken gözlerimi kaçırdığım için sohbetten zevk almadığımı, insanları dinlemediğimi, hızlıca kendi fikirlerimi söylemeye çalıştığımı ve bildim bir konu anlatılırken hemen atlayıp bende bunu biliyorum deyip karşımdakini dinlemeyi bıraktığımı fark ettim. Özellikle bu sonuncu bir bozuk değer ve çok fazla insan buna sahip, bu alışkanlığı değiştirmeye çalışırken benden yaşça fazlası ile küçük insanlardan tutun da okuma yazması olmayan insanların bile çok iyi bildiğimi sandığım konularda bana farklı işe yarar bakış açıları katabileceklerini fark ettim. Özellikle kadınlar ile başarılı olmak için susabilmenin ne kadar etkili bir faktör olduğunu öğrenmek beni şaşırtmıştı.

Kılık kıyafet konusunda da illede tavus kuşu giyinin demiyorum ama kendi zevkinizi yansıtan şeyleri giyin özellikle gençler için söylüyorum. Önemli olan giydiğin şeyleri kendin isteyerek giymek, içine sinmese sırf ciddi gözükeceğim diye babasının damatlığını giyen ne 18 likler gördüm elde tespih falan. İçine sinmeyen, üzerine tam oturmayan bir şeyler giydiğin zaman sürekli kafanda insanların senin kıyafetlerin hakkında ne düşündüğünü düşünüp durursun, birisi şakadan da olsa kıyafetlerine bir şey dese hemen kafana takılır günün mahvolur. Bununla bağlantılı olarak sosyal ortamlarda rahat hissetmezsin sürekli duruşunu kontrol edersin sanki İngiliz kraliçesi var karşında artık şu insanları fazla umursamayı bırakın. Kendi işinize bakın emin olun o sizin kıyafetlerinizle alay edenlerin hepsi kendilerini rahat hissetmek için sizinle uğraşıyorlar. Kendinize gülün evet yanlış duymadınız kendinize gülün hatta hatunlardan reddettiğinde kahkaha atın kendinize. Günde 5 dakika ayırıp dik duruş egzersizleri yapmazsan o bel ağrıların geçmeyecek ilerde daha büyük sıkıntıların olacak başlarda belki garip gelecek ama emin ol bedeninin içerisinde daha rahat hissedeceksin, daha rahat gülümseyeceksin. Bu söylediklerim çok zor şeyler değil ama ertelemeye çok meraklıyız oturup sorunlarımızdan şikayet etmeye bayılıyoruz ama iş sorumluluk almaya gelince öylece erteliyoruz.

 

“Hatuna kraliçeymiş gibi davranırsan sana saray soytarısıymışsın gibi davranır. Hatuna cariyeymiş gibi davranırsan sana kralmışsın gibi davranır.”

~ Eski bir PUA atasözü ~

 

Gelelim aksesuar konusuna kadınlarla oyunda ille de şart diyemem ama dikkat çekmek iyidir bu da o kıyafetlerin önce içine sinsin sözümle bağlantılı çünkü günümüzde ki, insanların birçoğu başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğünü o kadar çok kafasına takmış durumdaki aksesuar takmaktan korkuyorlar kendilerine yakışmayacağını, abartı olacağını veya erkeklerde özellikle kadınsı damgası yemekten korkuyor. Ben çoğu zaman annemin bilekliklerini takarım ve onların bende nasıl durduğuna dair kadınlardan bilgi alarak set açarım çoğu zaman kadınların bu bilekliklerin başka erkeklerde feminen görünebilir ama sende maskülen durmuş dediğine şahit oldum çünkü giydiğim her kıyafeti, taktığım her aksesuarı kendim için takıyorum ve mantalitemde ne giyersem giyeyim ne takarsam takayım bana yakışır düşüncesi kemikleşmiş durumda (bunun diğer bir adı Duygusal Güç). Ne giydiğim önemli değil bazen saçlarım dağınıkken veya üzerimde alakasız şeyler bile varken set açtım sonuçlar şaşırtıcıydı. Örneğin iki buçuk sene önce falan göğsümün sağ alt tarafındaki dövmemi ilk yaptırdığımda hava çok sıcak, hava alsın ve krem sürmesi kolay olması için tişörtümün yan tarafına bir karışlık bir delik açmıştım ve o gün ünide arkadaşlarımın fakültesinde ki konferansa katılmıştım. Fakültede terasta çüklü bir arkadaşım ile sigara içerken yanımızda bunun yanaştığı ama friendzone düşürüldüğü Hb 6 lık bir hatun vardı. Kız moda takıntılı bir hatundu benim ceket altından tişörtü fark etti markasını falan sordu bende hatırlamadığımı bir arkadaşımın hediye ettiğini falan söylemiştim, kendim kestim diyemedim ama etraftaki insanlar çok beğenmişti bende ceketi çıkarmıştım bir anda ortamda gözde olmuştum ve tahmin edileceği üzere kızlada 2 gün sonra arabada işi hallettim. Bu olay mantalitemin tohumlarını atmıştı. Tabi o zamanlar yeni yeni mevzulara giriyordum hayatımda Redpill de yoktu. Vücut ölçüleri ayrıntısı giymiş olduğun kıyafetleri üzerinde düzgünce taşıyabiliyor olman için gerekli yoksa bir deri kemik veya şişman isen kıyafetler üzerinde garip durabilir. Yanı sıra kası olmasa bile en azında fit olmak dışarıya sağlıklı gen mesajını veriyor. Bu bahsettiğim mesajlar bilinçsizce açığa çıkar ve bilinçsizce anlaşılır. Teorik olarak bu anlattığım şeyleri birçok kişi bilmesine rağmen pratiğe dökemiyorlar çünkü ya sabırlı değiller ya da kafalarını meşgul eden şeyler yüzünden özellikle dik durmayı unutuyorlar. Kafan doluyken beden dilini kontrol etmek zordur iyi bilirim. Benim bunarı sürekli hale getirmiş olma sebebim sabırla sürekli sürekli kendimi kontrol ederek düzeltmiş olmam. Birçok insan sabır konusunda eleniyor benim omuzlarımı dik tutma alışkanlığını edinmem 6 ayımı, beden dilimi oturtmam yaklaşık 2 yılımı aldı. Bu süreler insandan insana değişir.

‘’Nasıl yaşamam gerektiğini anlamaya başladığımda, Nasıl ölmekte olduğumu gördüm.’’

~ Leonardo Da Vinci ~

 

 

Rus Hatuna geri dönersek sürekli mesajlaşıyoruz hala seni seviyorum, gel benimle yaşa tek yaşamaktan sıkıldım, seni özledim falan diyor ama hiç umurumda değil, bundan bir sene önce olsa çoktan hayallere kapılırdım. Aklımda kış tatili var o ayrı. Burada çerçeve devreye giriyor kendi hayatımdaki hedefleri ve işleri erteleyip öylece hatuna gidemem. Şunun farkındayım hatun 30 yaşında ve hiç uğraşmadan sürekli cinsel arzularını bastıracak dinamik bir genç erkeği elinin altında tutmak istiyor. Bana Rusya da ‘’girl is girl’’ diye bir sözden bahsetmişti yani kadın kadındır, hepsi aynıdır gibi bir şey. Daha önce o taş gibi Rus kadınlarının boş egolu olmadıklarını duymuştum.  Belli ki Rusya da genç ve dinamik erkek bulamamış beni transfer etmeye çalışıyor. Kendisini ve çocuğunu koruyacak bir erkek istemesi içgüdüsel bir şey zaten. İlk görüşte aşk diyor yer miyim la ben senin bu kafesleme çabalarını şunu bir kez daha tecrübe ettim ne Türk’ ü, ne İngiliz’ i, ne Rus’ u hepsi teoride aynı. Sevişmenin ardından gerçekten bana karşı daha samimi duygular besliyor olabilir yalnız bu sürekli mesaj ve resim atacağım anlamına gelmiyor. Bu meşguliyet durumu sadece kadınlara karşı değil hayatımda ki çüklü çüksüz tüm insanlar için gerekli sürekli kendimi daha fazla daha fazla gelişmek için zorluyorum ve bu yüzden somut bir meşgul olma durumu söz konusu ve bazen ailem bile mesaj attığı zaman hemen cevap veremiyorum. Benimde zamanında yaptığım en büyük hatalardan birisi sürekli kafamda teoride mükemmellik derecisinde fikirler ve planlar üretmem ama pratiğe dönüştürmememdi veya bir şeyleri göstermelik yapmamdı. Farkında mısınız birçok şeyi resmen yapmak için yapıyoruz.

 

Son bir buçuk senedir kendimi duygusal olarak zayıf ve yorulmuş hissettiğim zamanlarda rahatlamak için günlük tutar gibi telefonumun ses kaydını açar koltukta yuvarlanarak kendi kendime konuşurdum kafamdaki tüm her şeyi ortaya döker kendimle yüzleşirdim. Çünkü bir çoğumuz şu hatayı zamanında ya yaptık ya da yapıyoruz sürekli kendimizi anlatacak birilerini arıyoruz, arkadaşlarımızı psikolog gibi görüyoruz ve enerji vampirliği yapıyoruz. Bunun sonucunda hem insanların gözünde duygusal olarak zayıf ağlak biri oluyoruz ve hem de zayıf yönlerimizi ortaya döktüğümüz için her türlü psikolojik saldırıya ve şantaja açık oluyoruz, bu şartlar altında sosyal saygı yok olup gidiyor.  O ses kayıtlarına baktığım zaman aslında temel sorunum ya bir şeyleri sırf yapmak için yapıyormuşum veya kafamdaki planları işleme koymak yerine sürekli daha da çok geliştirmeye çalışıyormuşum ‘’mükemmellik’’ algısı. Sırf yapıyormuş gibi yapmanın kötü olan tarafı; aslında evet eylem yerine getiriliyor yani kazanç var ama başka taraftan ya kayıp veriyorsun ya boşa eylemi gerçekleştiriyorsun. Örneğin akıntıya karşı kürek çekmek deyimini ele alalım, akıntıya karşı kürek çekersin ama maksimum kazanç yerinde sayarsın geriye gitmezsin yanı sıra enerji kaybı verirsin.

Mesela çok sık gördüğüm hatalardan biri adam spor yapıyor ama şekeri, abur cuburu, alkolü, sigarayı ve benzeri zararlı maddeleri bırakmıyor. Çerçeveye sahip çık diyoruz haklısın diyor hatun mesaj attım mı anında dibinde bitiyor. Ödül sensin diyoruz tamam diyor anladım diyor, hatunun teki ile resim çekiniyor ama hatun suratını kapatmış bunu sosyal medya da paylaşıyor neden çünkü kafasında hala çüksüz biri ile resim çekilmenin ödül olduğunu düşünüyor ama itiraf etmiyor bahane uyduruyor, ben onu kardeşim gibi görüyorum diyor. Eskilerin bir lafı vardır ‘’kardeş ayağı göt ayağı’’ diye hepimiz iyi biliyoruz kardeşim dediğiniz kızlar dönüp dudağınıza yapışsa sen ne yapıyorsun değil, nasıl yapıyorsun diyeceğinizi.

 

‘’Hiçbir erkek birlikte olmak istemeyeceği bir kızla yakın arkadaş olmak istemez.’’

~ Sigmund Freud ~

 

Yazılarımda birçok kez beni bu işlere sokan akıl hocam Chianski den ve sözlerinden bahsetmiştim bu; kızlarla arkadaş olma konusunda da bana şunları söylemişti. Erkek ile kadın yakın arkadaş olamaz çünkü bir süre sonra aradan cinsiyetler kalkar ve özellikle kadın erkeğe bacım gözüyle bakar, erkekse eğilse kalksa da bir frikik verse diye bakar. Kadın ile erkek arasında yakın arkadaşlık değil yalnızca cinsel çekilim olur. Ya sevişirsin ya sevişmezsin. Birçok kez açtığım dolaylı setlerde hatunlar ‘’kanka’’ dedikleri erkekleri aslında bacıları gibi gördüklerini söylemişlerdi. Şahsen bir kadın beni kadın gibi görsün istemem ve çoğu kez kızların kanka ayağına erkekleri sadece kullandığını ve ücretsiz ilgi bankası gözü ile baktığına şahit oldum. Örnek olarak daha önce paylaştığım ‘’Hatalarla geliş ve geliştir’’ adlı yazıda Eskişehir’ deki yaşamış olduğum ibretlik olayları örnek verebilirim orada da bu tarz bir kızdan bahsetmiştim. Şuna da değinmeliyim çevrende hiç kız olmamalı demiyorum illaki iş arkadaşın, sınıf arkadaşın, sosyal ortamındaki arkadaşların kız olabilir ama onlar erkek olduğunu bilmeli. Benimde çevremde ara ara konuştuğum sohbet ettiğim kızlar var ama hepsi erkek olduğumun farkında illa sikecen diye bir şey yok ama bir erkekle nasıl konuşuyorsam onlarla da aynı konuşuyorum, arsız-komik şakalar yapıyor cinsel içerikli şakalaşmalar yapıyorum ve emin olun sinirlenmek görüşmeyi kesmek yerine daha fazla benimle vakit geçirmeye çalışıyorlar yani üzgünüm bir çoğunuzun yaptığını; kızlara sözde centilmen davranışlar sergileme, boş iltifat etme gibi şeyler yapmıyorum. Birçok erkeğin centilmen ve kibar görünerek aslında ‘’meriç’’ (gizli amcı) olduğunu kadınlar bile fark ediyor artık. Her dalda oku diyoruz sadece daygame ile alakalı kitapları ve makaleleri okuyor. Soruyorum teorin ne durumda adam diyor çok okudum, diyorum ne okudun bana daygame ile alakalı siteleri gösteriyor. Her şeyi kadınlar için yapar olduğunuzu kabullenmiyorsunuz sonra olmuyor yapamıyorum diye mesaj atıyorsunuz bunalıma giriyorsunuz, oyuna-redpille-bizlere düşman oluyorsunuz. Sorun ne ailen de, ne bizde, ne arkadaşlarında, ne de başka birilerinde sorun sende ilerlemek istiyorsan önce kendi önünden çekil. Bu ara çok moda oldu karı kız konusunda başarısız olan bize sallıyor, saha tecrübesi olmayan adam bize laf sallıyor, adam beni tanımıyor mesaj atıyor mesajın girişinde hocam diyor sonunda bana ayar vermeye kalkıyor tepki verince beni eleştiri çekemez biri olmakla suçluyor sığır.

 

‘’Hiç kimse başarı merdivenini elleri cebinde tırmanmamıştır.’’

~ Konfüçyüs ~

 

Bir konu hakkında düşünmekle ne kadar vakit harcanırsa o kadar yetersiz/başarısız olunur. Kafanı ne kadar hatunlarla yorarsan o kadar çok başarısız olursun, sürekli saha raporu okuyarak, videolar izleyerek daygame öğrenilmez gelişilmez, götünü kaldırıp sokağa çıkmalısın. Ne kadar çok diyet ve spor programları araştırılırsa ya o kadar fazla ertelenir ya da o kadar fazla gelişime engel konulur. Engel konulmaktan kastım spor yaparken sürekli spor programı değiştirmekten bahsediyorum ondan bundan duyma işlerle sürekli daha fazla verimi almaya çalışarak sürekli yeni rutinler denemek boşa kasları yormaya sebebiyet verir. Sürekli diyet değişimi kas kaybından tutunda birçok rahatsızlığa sebebiyet verebilir. Kısaca sabit rutinler sıkıcıdır ama sabit ve disiplinli olunmadan sadece başarı ertelenir ve boşa enerji/zaman kaybı yaşanır. Son zamanlarda çok kullandığım bir cümle ‘’istiyorsan yapabilirsin ama önce iste’’. Sanırım yine yazı biraz uzun oldu umarım okurken sıkılmamışınızdır, umuyorum bu yazılar birilerine bir şey katıyorduk bir başka yazıda görüşmek üzere ‘’KENDİNİZE İYİ DAVRANIN DOSTLARIM’’. Bu yazı burada biter.

THE END

Saha Raporu – Daygame ve yaklaşma korkum

Değerli erkekadam okurları ve Mahmut Abi, Merhaba. Ben Mr.Deer. 2 yıl önce üniversiteden Chianski lakaplı akıl hocam ile karşılaştım. İlk başlarda beni test etti yapabilir miyim diye; ölçütü, biçti, tarttı en sonunda Neil Strasuss, Mystery, evrimsel psikoloji ve arsız-komik gibi konulardan bahsetti. İlk olarak The Game kitabından başladım. Sıkı bir psikolojik eğitime tabi tuttu beni öz güvenimi oturtana kadar bana laf attı, dalga geçti başlarda bozulur gibiydim fark etti ve üstü kapalı bir şekilde ‘’bu tarz sözleri umursamamayı öğrenmelisin’’ dedi. Haklıydı, daha üstadımın laflarına bozulursam kadınlar bana neler yapardı. Sonra 1 sene önce bu blog’a girdim ve yazılar sayesinde çok yol aldım. Başlarda Pick-Up Artistlik eğitimi aldığımı düşünürken Chianski bana PUA’lıktan ziyade Red Pill öğretileri veriyormuş.

‘’Yapmaman gereken şeyleri öğrenmek için sahip olduğun her şeyi kaybetmek gibisi yoktur. Kaybetmemek için neyi yapmaman gerektiğini bildiğinde, kazanmak için gerekli olan şeyleri öğrenmeye başlarsın. ‘’
~ Edvin Lefevre ~

Berbat bir ilişkiden çıkmıştım 6 ay süren tüm mavi hap olgularını yerine getirmiş bir aptaldım ama zamanla hayatım değişti. 110 kiloydum 2,5 ayda gibi kısa bir sürede 25 kg verdim. Sadece zayıflamam, zamanında flört dönemlerimde yüz vermeyen Robert Greene’in Koketçe (dengesiz duygu durumu) olarak tabir ettiği kadınların yolda görünce görmezden gelmek yerine boynuma atlamalarına, sarılmalarına şahit oldum. Kitap okuma alışkanlığı edinirken, eskiden hayalini kurduğum, HB 6,5- 7 civarı ve üstü kızları baştan çıkarttım. Kendime yatırım yapmayı öğrendim. Farklı birçok alanda kendimi geliştirdim. Adeta yeniden doğdum, kendimi ve vücudumu sevmezdim fakat şimdi adeta kendime âşık oldum, öz güvenim tavan yaptı. Özellikle o gençlik festivallerinde, bir köşede birası ve sigarası elinde arkadaşları ile efendi bir şekilde oturan yanındaki hatunlardan çekinerek tavan yapan testosteron yüzünden pantolonundaki çadırını çanta, mont tarzı eşyalarla saklamaya çalışan o korkak soya çocuğu değil de tanımadığı hatunlara içki ısmarlatan, dudakları morarana kadar onlarla öpüşen birisi oldum. (Festivaller, konserler, karnavallar dışarıya göre çok kolay pratik ve yeni başlayanlara ideal, Robert Greene’nin Baştan Çıkarma Kitabında bahsettiği -baştan çıkarıcı ortam/ Baştan çıkarıcı zaman s;645). Ama bir sorunum vardı yaklaşık 6 ay önce Mahmut Abi’ ye attığım e-postanın konusu: Blog içerisinde örneği var ‘’ abi bana bir şey yapmalısın’’. Mahmut abi de bana ‘’cevabını zaten biliyorsun’’ demişti. İşte bu yeni başlayanların korkusuydu.

The moment I said ‘hi’, I already won. – RSD Max

AVM’de, yolda, kafede tanımadığım hatunları durdurup konuşmak, adeta karnıma sancılar sokuyordu. 2 yılda 3-4 kez hüsran dolu yıkıcı açılış yapabilmiştim ta ki o güne kadar. 3 Aralık’ta şehrimde ki bir AVM’ de de 12 gibi işlerimi hallettikten sonra, akşam saat 5’te de sporum vardı. 5 saatlik bir boşluktan yararlanarak, yaklaşık 23-25 grubu açtım. (Aralarında erkek olanlar da vardı ki bu benim -The Game’deki GEAR-, ‘’kâbusumdu’’) ve ilk bir iki tanesinde tüm kemiklerim adeta titriyordu. 16 tanesi kayda değerdi. Hoş sohbet, sihirbazlık, zihin okuma (soğuk okuma vb.) ile yaklaştım. Peki değişen neydi, ben nasıl yaptım.

Hep iyi bir giriş bulabilmek için Youtube de blogda ilgili makale ve videoları araştırdım. (Fazlası harekete geçmeyi önlüyor özellikle Youtube videoları) Asıl hata sürekli mükemmel olmaya çalışmaktı ama şunu kavradım önemli olan ne söylediğin değil nasıl söylediğindi. Bodrumda lifeguard’lık yaptım bu yaz HB’si tavan kadınlarla (genelde yabancı) takıldım ve Adana’ya (gitmeden 1 hafta önce bir anda tüm tabaklarım kırılmıştı) dönünce direk kafamda şu kelimeler belirdi ”wtf” porno yıldızı gibi hatunlardan sonra kendimi oyunda geri plana attım. Kendimi mastürbasyon ve porno krizinin içinde buldum elimden geldiğince kendime söz geçirmeye çalışıyordum ama nafile 3 güne bir atak geliyor, uyuyamıyordum. Sonrasında buradaki yazıları daha dikkatli okumam gerektiğini fark ettim.

‘’Yine de en çok çiy damlası, en sessiz gecede düşer, bilirim.’’
Friedrich Nietzsche ~

Hallowen Partisi saha raporu (sessiz oyun) 26 Ekim 2018

Bodrum sonrası ilk tetikleme cadılar bayramında, katıldığım iki katlı bir barda içerisinde İngilizce pratik yaptığımız nispeten samimi olduğum arkadaş grubum ve geneli üniversite çağındaki insanların katıldığı bir partide oldu. Herkes saçma sapan kostüm ve boyalara bürünürken, ben Casonova’nın maskelerine benzeyen maskülen bir venedik maskesi taktım. Üzerimde sade bir pelerin ceket (dışarıda giydiğim tavus kuşu ceketim), köpek parçalamış gibi gözüken siyah dar kot pantolonum , ayağımda çizmelerim ve dikkat çeken bir resim baskılı üzerine delikler açılmış siyah tişörtüm. İlk dakikalarda etrafta dolanıp güzel hatunları neg’liyorum ve insanlarla kaynaşıyorum. İlerleyen dakikalarda bir anda daha önce hiç denemediğim bir taktiği denedim. Maymun kabilelerindeki danslarda alfa maymunun kendini göstermesi gibi kendimi göstermek için ortamdaki tüm yalnız erkeklerle kaynaştım ve onları parti alanın ortasına çektim. Çünkü insanlar henüz bistro masalarından uzaklaşıp ortaya gelmemişlerdi ve partide soğuk bir hava vardı. Ben öz güvenim ve figürlerim ile müzikle bir bütün olmuş adeta ortada parlıyordum. İnsanların övgü ıslıkları, alkışları tam bir ilgi yumağı haline geldim fakat sonra terledim, sıcak bastı bronşitim tuttu, nefesim daraldı kendimi zorlukla dışarıya attım.

‘’Bir koyunun önderlik ettiği yüz kişilik aslanlar ordusundan ziyade bir aslanın yönettiği yüz kişilik koyunlar ordusundan daha çok korkarım.’’
Charles-Maurice de Talleyrand ~

Orada sigaraya çıkan erkeklerin benimle sohbete girmeye çalışmasını falan atlatıp tuvalete gittim o sırada piste durum nedir en ufak bir fikrim yoktu. Düşüncem etki dağılmıştır sanıyordum ki bir baktım o beta ve abazan erkekler gitmiş pistte uydu erkekler ve çıtırlar kalmıştı. Arkadaş grubuma yaklaştım, direkt beni görünce güvenlik çemberlerini açıp beni aralarına aldılar. Sağdan bir kız yanaştı bana doğru arkadaşlarım tanıyor zannettiğim 170 cm boylarında esmer bir bomba HB 6,5’lik güzel vücutlu. Fark ettim kaçak bakışlarını önce dans ederken yan bir şekilde omzumu değdirdim ardından o da değdirdi beklediğim hareket geldi. O an mideme yumruk yemişten beterdim. Sırtımı döndüm geriye doğru yaslandım sırtlarımızı birbirimize yaslamış dans ediyoruz. 5-6 saniye sonra birden ona döndüm fark etti ama o dönmedi ufaktan kolum kaldırıp sırtına yasladım koluma iyice yaslandı işaret geldi kalçasının yanlarından tuttum bedenimi yasladım ses yok yılan gibi oldu dansı. Tuttum çevirdim durdum 5 sn. gözlerine baktım, kendini çekmedi adeta hipnoz etkisinde gibi bakıyordu gözlerimin zifiri karanlığına. Dedim tamam hafif yaklaştım dudağıma yapıştı. Pistin ortasındaki gösterim işe yaramıştı HB 6,5’lik bir kızla ağzımı açmadan öpüşmeye başladım bir anda rahatladım elinden tuttum üst kata çıkarttım ama orası hizmete kapalı ve karanlık, tabi ben bunu biliyorum soktum içeriye koltuğun üzerine oturdum kucağıma aldım öpüşmeye devam ediyoruz. Sonra dizlerim ağrıdı masaya yatırdım dudaklarımızı parçalıyorduk resmen ellerim her yerinde, beklenen son geliyordu ama ‘’o da ne’’ tahmin edeceğiniz şey pornonun zararı, penisim sertleşmiyor evet 5 dk önce çıkart beni artık diyen tepegöz dostum uyku moduna geçmiş, hafif kasılmış yılan gibi etkisizdi. Aklımdan geçenler utanç duruma düştüm gibi hissederken en iyi repliğim aklıma geldi ‘’ ilgiye ihtiyacı var’’ dedim. Bunu ne zaman desem oral sekse geçilir. Sonrasında 2 kez sigara molalı oral yaptı. (Prezervatif arabada kalmıştı onun psikolojik etkisi de vardı üzerimde). Sigarayı 3 hafta önce Chianski’nin tam beynime saplanan sorusundan beridir içmiyordum ve öpüştüğümüzde anladım kül tablası yalamanın ne demek olduğunu. O meşhur soru ‘’kendisine saygısı olan adam sigara içer mi.’’

Bu tetikleme ile The Game kitabını tekrar elime aldım. Daha zinde kalmak için erken yatıp erken kalkıyorum. Uyku saatimi Blog’daki bir yazıyı okuduğumdan beri 7 saat yapmıştım.  Şimdi ise 5 saat uyuyor, 00:00-05:00 arası daha dinç ve enerjik kalkıyorum. 5 saat uyku denemelerim sayesinde ikinci bir tetiklenme yaşadım. AVM’deki açılışlarımın olduğu gün deneyimin 4.günüydü ve internette bu uyku deneyi yapan insanların 4. ya da 6.günde depresyona girmesi bekleniyordu ama ben enerjimi yüksek tutmak için çok uğraştım. Erken kalkmaya başladığımdan beri öğrendiğim sihir numaralarını insanlara yaparak açılışlar denedim böylece korkumu yendim.

16 grupla sohbet ettim fakat ne Instagram ne de telefon numarası alamadım. Fakat alamadığım için üzülmek yerine edindiğim deneyim için sevindim. Gün devam ediyordu…

‘’Duygularıyla hareket edenler için hayat bir trajedi, aklıyla hareket edenler için bir komedidir.’’
~ Jean de La Bruyere ~

Etkinlik gecesi saha raporu (Mystery) 3 Aralık 2018 

Akşam spor sonrası haftada iki gece İngilizce pratik yaptığımız nispeten samimi olduğum arkadaş grubumla buluştum. Kafenin dış kısmında oturan bir kızın bana kaçamak bakışlar attığını fark ettim ama kalkamadım çünkü masamdan oyun daha bitmemişti. Biraz bekledikten sonra bir arkadaşı daha geldi. O sıra masadan kurtuldum ve yanlarına giderek sabah üzerinde denemeler yaptığım açılışımı yaptım.

D =ben
K=kızlar
H= hedef

D: Merhaba hanımlar bir konuda fikrinizi alabilir miyim?
K: Tabi ki konu neydi.
D: Üzerinde çalıştığım yeni bir sihir numaram var. Ben size küçük bir gösteri yapayım siz de bana değerlendirme yapın.
K: Tamam yap hadi (şaşkın ve heyecanlı bir sesle). Yaptığım numarayı çok beğendiler ve sonra hedefe:
B: Aklından 1 ile 10 arası bir sayı tut dedim.
H: Tuttum. dedi.

Numaranın sonunda aklından tuttuğu ülke, şehir ve hayvanı tek tek söyledim ama bu sırada sağ eli sol elime yaslanmış avuç içi yukarı bakıyor (kino). Sağ işaret parmağım avuç içinde daireler çiziyor, gözlerinin içine bakıyorum, tabiki cevapların doğruluğunu duyunca şaşırdı garibim. Sonrasında arkadaşını kazanırken bunu tatlı tatlı bokunu çıkarmadan neg’ledim. Sonrası soğuk okuma numara için telefon numarasını aldım ve 3 gün sonra perşembe günü buluştuk. Ama 3 gün boyunca aramadım ve mesaj atmadım zaten numaramı da vermemiştim. Perşembe öğle saatlerinde aradığımda önce açmadı işlerime devam ettim. 15-20 dk. sonra aradı açmadım yemek yiyordum. (Birçok erkek eski ben gibi yemeğini ya da işlerini bırakır direk telefona yoğunlaşır. Buna birazdan değineceğim.) 5-6 dk. sonra mesaj geldi. ”Mr.Deer?” Benim olduğumu tahmin etmişti. 10 dk. sonra işlerimi bitirip telefonu elime aldım ve aradım. Çok heyecanlıydı,

H: Akşam müsait misin? Müsaitsin değil mi, buluşuyor muyuz, buluşalım mı, akşam boş musun? Dedi. Konu buluşmaya gelinde ağzından kaçırdı bunları heyecan tüm vücudunu sarmıştı sesinden bariz anlaşılıyordu.

B: Saat 8 de baraj yolunda olun.
H: Hangi mekân.
B: Sürpriz.
bla bla bla bla bla

‘’İnsanlar düşündüklerinden daha ahlaklı, hayal  edebildiklerinden daha ahlaksızdırlar.’’
~ Sigmund Freud ~

Akşam buluştuk yanında o gün tanıştığım arkadaşı değil de başka bir kız arkadaşı vardı. Yürüyerek 5 – 6 dakikalık ilerideki mekâna gittik dış kısımdaki dörtlü koltuğun olduğu yere geçtik. Hedef yanıma kız arkadaşı da karşımıza sandalyeye oturdu aramızda masa vardı. Vücut dilim blog’tan öğrendiğim şekildeydi bacaklarım açık kollarım geride koltuğun sırt dayama bölgesine boylu boyunca uzanmış. Bedenim yeni tanıdığım karşımdaki kıza dönük, hedef sağımda omuz üstünden konuşuyorum onunla. Kısa sürede arkadaşını kazandım soğuk okuma bilinç altı testi (kino) arkadaşının elini elimde görünce hedef kıskançlıktan çıldırıyordu resmen yüzünden anlaşılır bir şekilde. Tahmini 1 saat sonrasında hedef iyice sağdan sağdan bana sokulmuş eli elimdeydi. ”Havada iyice soğudu” dedi. ”Gel sarıl ısınırsın” dedim çektim direkt. Ama burada tamamen kendi isteği ile durduğundan emindim, birkaç IOI dan sonra emin olunca yaptım yoksa ilk buluşmada ters tepebilir. Arkadaşı sunumu için dosyalarını düzenliyor bizimle pek ilgilenmiyordu. Hedefimin saçını kokladım şampuan markasını vs. sordum evrimsel faz değiştirme yapıyordum. Arkadaşı lavaboya gitti. Amacım sadece yanaktan öpmekti ama bir anda şehrin elektrikleri gitti dudağına zarif bir şekilde buse kondurdum. Mekânın jeneratörü çalıştı ışıklar geldi ve kız çok farklı bir duygu içerisindeydi ve birkaç saniye sadece gözlerime baktı. Sonra ”Bunu sen mi yaptın?” dedi kendinden emin olmayarak. Dedim ”belki ”(c şeklinde gülüş (bu gülüşler hakkında bir yazı yayınlanmalı). Zaman tamamen bu acemi sihirbazın lehine işliyordu. Sonra kalktık ve artık numaramı almıştı ve hem zorlandığım hem de çok keyif aldığım o text game başlamıştı aramızda.

 ‘’Bir insanın hareketleri, sözlerinden daha yüksek sesle konuşur.’’  ~Aristoteles ~

Kütüphanede açılış (Beden dili’nin önemi) 10 Aralık 2018

Mezun olduğum üniversiteye şehrimi terk etmemeden önce iki arkadaşımı ve tabaklarımı görmeye gittim. Arkadaşlarımdan biri kütüphanede ders çalışıyormuş, onu görmeye gittim. Kütüphaneye girdiğim anda Daniel Craig gibi öz güvenli bir yürüyüşüme ve çizmelerimin her adımda çıkarttığı o ses tavus kuşu tarzımdan daha çok dikkat çekiyordu. 2. kata çıktım arkadaşıma bakınırken yüzümdeki o insanın içini ısıtan çapkın gülümsememle, onu gördüm ve yaklaştım. Selamlaştık ve o anda oturduğu masanın diğer ucundaki kızların bana nasıl baktığını fark ettim, gözlerimde şimşekler çaktı. Sonra arkadaşımla daha iyi konuşabilmek için dışarı çıkmaya karar verdik tam 2 adım attım durup arkadaşıma ”1 dk bekle ” dedim. Geri döndüm hedefime ”merhaba biz hava almaya gidiyoruz eşyalarımıza bakarak olur musunuz ” dedim. H: Tamam, zaten burada bir şey olmaz, çok önemli şeyler var sanırım” dedi gülerek şakalaşırcasına. Sonra indik kütüphanenin önünde biraz sohbet ettik. Sonra kütüphaneye geri girdik ve hedefimle aramda şu konuşma başladı.

D: Ben
H: Hedef

D: Teşekkür, eşyalarıma göz kulak olduğun için, (yüzümde o iç ısıtan çapkın bakış)
H: Önemli değil.
D: Bu böyle kuru kuruya olmaz, üzerinde çalıştığım sihir numaramı göstereyim size hem sıkılmışsınızdır biraz neşe katarım size. (O anda kızlar birbirine baktı- bilirsiniz işte)
H: Ama burası kütüphane.
D: Gece burada yatmayacaksınız ya, (gülüşmeler)
H: Hayır tabiki.
D: Tamam şöyle yapalım birazdan mola verin dışarı çıkalım.
H: Tamam.

Tahmini 15 dk. sonra kızlar ayağı kalktı, davetkar bakış attılar. Sonra direk ayağı kalktım ‘’hadi beni takip edin’’ dedim. Gülüşmeler eşliğinde aşağı iniyoruz ve ilk shit test;

H: Neden böyle yürüyorsun’’ dedi hedef bana.
D: Nasıl ne var ki yürüyüşümde siz neden böyle yürümüyorsunuz.
H: Garip yürüyorsun, diğer insanlar böyle yürümez.
D: Sadece yakışıklı sihirbazlar böyle yürür. Onayla-abart, bunu tamamen refleksif söyledim çalışılmış bir söz değil. Kahkahalara boğuldular.

‘’Arzu ve Aşk bir insanın sahip olmadığı nesnelere ya da niteliklere karşı hissettikleridir.’’
~ Sokrates ~

Sonra sihirbazlık, zihin okuma (NLP ve Kino), kısa bilinç altı testi yaptım. Birkaç numara daha istediler. ‘’Bir kahve ısmarlarsanız olur’’ dedim. Arkadaşı ‘’ben kahve sevemem, içesim yok diyerek bizi yalnız bırakmaya çalıştı. Sonra yukarı geri çıktık. Yarım saat sonra hedefimi aldım ve kampüsteki bir kafeye geçtik ve sıçışlar başladı. İçeri girdik masa seçiyordum başka bir yeri gösterdi ‘’orası kapı ağızı, burası daha iyi ‘’dedi. Bir 5 saniye durdum oturmuştu ‘’hadi gel ‘’dedi davetkar bir sesle, otururken ‘’bu seferlik’’ böyle olsun dedim. ‘’Normal de sen mi seçersin’’ (shit testi) dedi. ‘’sıklıkla’’ dedim (o iç ısıtan çapkın bakışımla). Sonra ‘’hadi kahve içmiyor muyuz’’ dedi. Mekân self servis. ‘’Hadi dedim kahveler sendendi’’ dedim. ‘’Ne münasebet daha seni tanımıyorum bile ben kadınım’’ dedi. ‘’Ne alakası var illaha erkek mi öder’’ dedim. ‘’Almıyor musun’’ dedi. ‘’Alırsan orda ben almam, dökülür beceriksizim’’ dedim (Gülerek). Burayı umursamadım normal sohbete geçtik. Beden dilimi hep korudum otururken. Sonra arkadaşı çıkıyormuş kütüphaneden bu eşyalarını almaya gitti. Ben de birer tane çay alıp dışarıdaki masaların en arkasındakine geçtim. Geldi.

H: Neden bu kadar geriye geçtin.
D: Sende hiçbir şey beğenmiyorsun, bak her yeri görüyoruz işte,
H: Hani kahveydi çay almışsın, hani getiremezdin.
D: Nescafe yokmuş Türk Kahvesi de çarpıntı yapıyor, çay iyidir iyi (yüzümde o iç ısıtan çapkın bakış) kaz ayaklarına birebir.
H: Nasıl ya benim kaz ayaklarım yok ki dedi. (Mal oldu ellerini göz kenarlarını yokluyor)
D: Dudağımı bükerek çocuksu bir sesle ‘’ (Bak dedim hep döküldü elim yandı)

Sonra birkaç numara daha el yazısı falı vs. kalkarken numarasını istedim vermedi, ‘’Instagramı mı verim’’ dedi. Tatlıca ısrar yaptım yok vermedi. Bozuntuya vermedim, Klasik kapanış sözüm; bu aralar biraz yoğunum bakalım belki boş olduğum bir gün yazarım bir şeyler yaparız. (Piç gülüşü). ‘’Alla Allah belkiymiş’’ dedi. (Gülerek hafif bozularak) Not: Bu HB 5,5’luk kızla o masa muhabbetinde ve kim alacak muhabbetinde neden böyle davrandığımın o anda da farkına varamadım bir istisnadır oldu.

‘’Burası meleklerin yerine görüş açılarının bulunduğu, insanların ahlaktan söz edip güç ilkeleriyle hareket ettikleri bir dünyadır.’’
~ Saul Alinsky~

Artık alışmıştım tanımadığım kadınlara açılış yapmaya. Pazar günü (9 Aralık) AVM’de işlerimi hallettikten sonra yemek bölümündeki 3’lü kıza yaklaşıp Mystery tarzı açılışla numaralarını aldım. Hayat tamamen benim lehime döndü artık. 2 yılda çok şey kazandım ve kaybettim. İnsanlar başta bana sadece güldü aşağılamaya çalıştı bunlara boş iş dediler. Abim başta olmak üzere arkadaşlarım senin için üzülüyorum bunlar hiçbir işe yaramaz burası Türkiye kendine gel, bir gün çok pis dayak yersin diyorlardı. Ama ne mi oldu bir süre sonra insanlar bana ilişkileri hakkında sorular sormaya başladı, text game konusunda yardım ister hale geldiler ve ben sadece zor demiştim gibi sözlerle kıvırmaya çalıştılar. 2,5 ayda 25 kilo verdim yoga ve intermittent fasting (aralıklı oruç) sayesinde. Soğuk duş almaya alıştım hem kilo verme süresinde vücudumda çatlamalar olmadı hem de sabahları soğuk duş daha enerjik ve dinç yapıyor.

“Her insan kendisi olması karşılığında topluma bir bedel öder. Kimse bedelsiz kendi olamaz. Bu bedel çoğu kez yalnızlıktır.”
~ Murathan Mungan ~

O sünepe öz güvensiz insanların saygı duymadığı çocuk gitti yerine çekici, sorumluluk sahibi, öz güvenli, sağlıklı beslenen, ağırlık kaldıran, kitap aşığı, saygı duyulan, duygusal yönden güçlü, sürekli tabak çeviren, sağlam bir çerçeveye sahip âdeta bir süper yıldız gelmişti.

Başlar da hiçbir şeyden habersiz bir şekilde 5 kişilik sağlam erkek arkadaş grubumdaki 3 arkadaşımın aramıza sonradan aldığımız kıza yürüdüklerini bilmeden (ama kız biliyormuş), bir anda herhangi bir çaba harcamadan (Oscar Wilde mıknatıs teorisi) kızla birlikte oldum ve seçilen olduğum için 3 arkadaşım birlik olup üstüme geldiler aramız açıldı. Sadece 1 tane arkadaşım kalmıştı o gruptan bana hak veren her şeyi bilen yanımda duran arkadaşım olaylardan 1 sene sonra o ve grubu dağılmasına yol açan kız birlikte olmaya başladılar ve habersizce o arkadaşım da beni terk etmişti ve çevremde güvenebildiğim (şu an biri ile hiç görüşmediğim diğeri de-hanımcılığa gönül vermiş, sevgili yaptı fazla görüşemiyoruz) 2 arkadaşım ve Chianski kalmıştım. Gerçek anlamda 1 kızın sıkı dost erkekleri basitçe birbirine düşürebildiğini görünce artık kadınlara karşı kesin bir gard aldım, onlara güvenmemem gerektiğini acı yoldan öğrendim.

‘’Nasıl acı çekileceğini bilen bir insan her şeye cesaret edebilir.’’
~ Luc de Clapiers ~

Ne Değişti?

Evet bu yol dikenli çok fedakârlık yaptım. Video oyunları gitti. Abur cubur gitti. Kıskançlık yapan arkadaşlarım benimle yarışmaya kalktı birbirimize girdik. Bir dönem Chianski ‘ye cevabını bildiğim soruları sormamdan dolayı kızdırdım beni cezalandırdı uzaklaştı yalnız kaldım ama hepsi beni çok daha güçlü kıldı çünkü ben zaten karanlık yolda Chianski olmadan da yolumu bulabilir duruma gelmiştim. O bunu öğretmişti ama ben biraz geç fark ettim. Şu an aramız daha iyi üstadımla. Beni yavaşlatan tüm gün video oyunu oynayan sürekli dramatik ruh haline sahip yıkık insanlar gitti. Sigara ve alkol gitti. Uyuşturucuyu hiç sevmedim zaten. Sorunlar gitti. Kadınların tabağı olup kırılmıyorum. Fazla kilolarım gitti. Seksi ve kaslı oldum. Para kazanmayı öğrendim. İnsanlara hayır diyebiliyorum. Sağlam bir çerçevem var. 1 hafta içinde takribi Mystery usulü 7 saatte bir kızı öpemiyorsam kolayca next yapıyorum, tabiki duruma göre değişiyor israf haramdır. Saçma sokak kavgaları ve sinirlenmeler de gitti. Düzenli egzersiz. Düzenli 5 saat gece, 2 kez 21 dk veya 1 saat gün uykularım. Daniel Craig gibi öz güvenli bir yürüyüşe sahip oldum (güçlü beden dili). Üniversitede eğitimini aldığım mesleğin yanı sıra kaliteli meslekler. İngilizce ve biraz Rusça. Yakında zamanda kendi evime çıkıyorum ailemin kanatlarından sıyrılıp batıya Eskişehir’e taşınıyorum. Antidepresan ve 4 yaşından beridir kullandığım gereksiz DEHP ilaçları gitti. Yüksek kültür. İstediğimi giyebilme ”kendi bedenim kendi kararım”. Ve yeni başlayan birçoğunun belki de tek istediği şey ”kadınlar”. Ama tek istediğin kadınsa bir an önce kafanı değiştir Red Pill mantığını iyi anla sıçarsın.

‘’Çoğu insanın başarısız olmasının temel nedeni gerçekten ne istediklerini seçmek yerine şu anda ne istediklerini seçmeleridir.’’
~ Napoleon Bonaparte ~

Yukarıda da bahsettiğim ”telefona cevap vermedim yemeğe devam ettim.” Bu kelimenin asıl nedeni hani mesaj geldiği zaman direk yazma, aradığın da hemen açma telefonun başında beklediğini sanmasın gibi, ne kadar geç cevap atıyorsa 2 katı kadar zaman sonra sen at vb. yani meşgul olduğunu bilsin, muhtaç olmadığını bilsin tarzı çerçeveyi koru o seni değil sen onu beklet mevzusu kısaca. Burada ki en çok yapılan hata bende başlarda çok yaptım, aptalca zaman saydım resmen telefonun başında işte bu Blog’da da çok bahsedilen -mış gibi yapmak, bunu bırakıp gerçekten önüne iş koyunca zaten istemeden oluyor mesela ben bu yazıyı yazarken tabaklarıma yeri geldi 6-7 saat yazmadım telefonlarını açmadım çünkü açarsam konsantrem bozulacak diye.

‘’Life İs Variable./ Hayat Değişkendir.’’
~ Mr.Deer ~

İşte Erkekadam  okurları bu yazımda birkaç saha raporumla yaklaşma korkumu nasıl yendiğimi, bu maceramın nasıl başladığına ve nasıl geliştiğine değindim. Umarım beğenirsiniz. Ve şu abi bir kız var muhabbetlerinden nasıl kurtulduğumu ki bunun hakkında yaklaşık 6 ay önce Mahmut abi ‘ye sihirli değnek lazım demişliğim var. Tüm bunlar için başta Style, Mystery ve 6 aylık ilişkimin sonunda enkaz olan beni ayağa kaldırıp beni bu serüvene iten mükemmel derece sabırlı (latife yapmıyorum gerçekten sıkıntılı bir öğrenciydim üni’ye kadar çok sıkıntı çektim) ve bildiği her şeyi bana yılmadan öğreten canım Dostum, Akıl hocam Chianski’ye ardından da o az önce bahsettiğim mesaja ne yapman gerektiğini zaten biliyorsun diyen Mahmut abiye ve sitede yazı yazan, çeviri yapan herkese yürekten teşekkürler. Ayrıca discort grubunda tanıştığım Eskişehir maceramda elimden geldikçe bir şeyler öğrettiğim yeni kanadım Travis’e bu yazıyı yazarken vermiş olduğu tüm emeğe sonsuz teşekkürler. Eskişehir’de ki açılışlarımı konu alan bir yazı yazmayı da düşünüyorum.

PUA ve kırmızı hap bana bedenimde kimsenin hakkı olmadığını öğretti. Bir kıyafeti veya aksesuarı önemli olan kendinin yakıştırıyor olmasını öğretti. Evet benim açılış sözlerim ve giyiniş tarzım PUA ama hayat disiplinim ve ilişkilerde konumum kırmızı hap üzerine kurulu. Şehir ve zaman belli değil ama eğitim atölyesi ve buluşmalar düzenleme fikrim var.

THE END