İşsizim, evden atılmak üzereyim ve ne yapacağımı bilmiyorum – Vaka Çalışması

Takipçi sorusu:

“Dr.K, gün sonunda bir şeyler başarmış hissi ile ilgili bir soru sormak istiyorum.

Şu aralar, çalıştığım yer beni yeniden işe alana kadar, sabit bir gelir kaynağı bulmaya çalışıyorum.  Bu arada faturalarım gelmeye devam ediyor ve evden çıkarılma riski ile karşı karşıyayım.

Kontrol edebileceğim şeyleri kontrol edebilirim ama aşırı derecede hayal kırıklığı hissediyorum ve sürekli olarak bir başarısızlık abides olduğumu düşünüyorum. Kendime olan bu nefretimi, içimde çok uzun bir süre taşıdım ve hiçbir zaman ne kendim ne de bir başkası için, yeterince iyi olmayacağımı düşünüyorum.

Bu iş o noktaya geldi ki, artık kendi evimde rahat hissedemiyorum. Gece karanlığına kadar amaçsız bir şekilde bisiklet sürüyorum ya da yürüyorum. İçinde bulunduğum durumu açıklamak için “dünyada cehennemi yaşamak” kelimelerini kullanabilirim.

Bana,” para kazan” ve “yeni insanlarla tanış” tavsiyelerinin ötesinde genel hayat tavsiyeleriniz olursa çok minnettar olurum.”

İlk söyleyeceğim şey, yaşadığın şeyin çok acımasız bir durum olduğu.

Takipçinin kendi kelimelerini kullanarak söylersek, dünya üzerinde cehennemi yaşıyor. Ve bence burada parallel bir şekilde olan çok fazla şey var. Bu mektup, dünya üzerinde cehennemi yaşadığımızda, kaç tane boyutun işin içine girdiğini göstermek için iyi bir vaka.

Birincisi, psikiyatri alanında, insanların çevresel durumlarının, ruhsal durumları üzerindeki etkisini büyük oranda küçümsüyoruz.

Ben genel olarak şanslı biriyim ama bazı zor zamanlarım da olmadı değil.

Örneğin tıp okuluna başlamak üzereyken, kalmak için bir yer arıyordum ve iki öğrenciyle eve çıkmaya karar verdik. Bu ikili, kendilerinden emin bir şekilde yer bakıyor ve bana da fotoğraf gönderiyorlardı.

Bir yer buldular ve ben de yeri görmeden bir kira sözleşmesi imzalamak istemediğim için, buldukları evi görmeye gittim.

Bu evde 3 yatak odası vardı ve bu odalardan bir tanesi çok küçük iken, diğer ikisi çok büyüktü. Sonuçta, kira bölüşümü gibi konularda anlaşamadık ve onlarla beraber eve çıkamadım.

3 gün sonra tıp fakültesine başlayacaktım ve kalacak bir yerim yoktu. O günlerde yerimde duramadığımı, bir şeyler yiyemediğimi, bir şeyler yemeye çalışsam başımın döndüğünü hatırlıyorum.

Bu deneyim bana, fizyolojik olarak darmadağın olduğunuzda, tüm o yogik eğitimin ve benzeri şeylerin nasıl rafa kalktığını gösterdi. Kortizol seviyem tavan yapmıştı ve yemek  yiyemiyor, uyuyamıyordum. Yerimde duramıyordum.

Hayatınız zorsa, kendinizi çok kötü hissediyorsanız, örneğin işsizlik, evsiz kalma, parasızlık gibi durumlarla boğuşuyorsanız, anlamanız gereken ilk şey, kronik bir şekilde yüksek strese maruz kaldığınızda, bu tehditler devam ettiği sürece, ruhsal durumunuzu düzeltmeniz çok zor olduğu.

Sistemimiz ağzına kadar stres hormonu ile, kortizol ile dolu olduğunda, sempatik sinir sistemimiz ateşlendiğinde, bir dizi şey meydana gelir. Birincisi, retiküler aktivasyon oluşumu hareketlenir.  Beyin kökündeki bu küçük bölüm, uyanıklığımızı control eder. Yani bu bölüm hareketlendiğinde, uyanırız. Kortizol, retiküler aktivasyon oluşumunu hiperaktif hale getirir ve bunun sonucunda da uyumamız güçleşir.

İkincisi, kan şekeri seviyeniz darmadağın olur. Savaş ya da kaç tepkisine ön hazırlık olarak, kanınıza glikoz salınır ki bu stresli olduğumuzda sürekli olarak kıpır kıpır olmamızın da sebebi.

Bu stres durumu, hemen karşımızda duran tehdidi aşıp hayatta kalmamız için, uzun vadeli sağlığımızdan fedakarlık yapmamıza neden olur. Bu sistem evrimleştiğinde, tehlike, kaplan, aslan ya da sırtlan gibi şeylerdi. Bu nedenle stres ile karşılaştığımızda, önümüzdeki 24 saat boyunca uyuyamamamız, kan şekerimizin artması, hayatta kalma şansımızı arttırıyordu.

Sorun şu ki, günümüzde mücadele ettiğimiz stres yaratıcıları, uzun vadeli, kronik şeyler. Evden atılma riski birkaç saatlik değil, en az 30 günlük bir risk. Daha da büyük sorun şu ki,  bu kadar uzun süreli tehdit, vücudumuzu uzun süreliğine darmadağın ediyor ve biz darmadağın oldukça, uykusuz kaldıkça, sorunlarla başa çıkma kapasitemiz azalıyor.

Yani materyal durumunuz problemli olduğunda, ruhsal dinginlik, ruhsal gelişim sağlayabilmeniz çok zor.

çalıştığım yer beni yeniden işe alana kadar, sabit bir gelir kaynağı bulmaya çalışıyorum” demişsin. Bu korkutucu bir şey. Senin şu an ne durumda olduğunu, önündeki fırsatların ne olduğunu bilmiyorum. Ama çok fazla sayıda genç insan, içinde kapana kısıldıklarını ve kaderlerinin çalıştıkları şirketin insafına kaldığını hissettikleri işlerde çalışıyorlar.

Senin durumunda yapmayı düşüneceğim ilk şey, iş veren beni yeniden işe alana kadar iki yakamı bir araya getirmeme yetecek bir şeyler yapmak olurdu. Ama aynı zamanda, başka bir iş de arardım.

Başını sokacağın bir ev olmadığı sürece, ruhsal olarak sağlıklı olmak çok zor. New York şehrinde, “Önce Barınma” (Housing First) adlı bir program var. Bir bağımlı eskiden, kamuya ait bir eve çıkabilmek için, önce bağımlılığını bırakmak zorundaydı. Devletten başını sokacak bir yer almak için, öncelikle madde veya alkol testlerini geçmesi gerekiyordu.

Sorun şu ki, başını sokacak bir yeriniz olmadığında, madde kullanımını bırakmak çok zor. Bir işe başvurduğunuzda, sizden bir adres istiyorlar ve bir adresiniz olmadığı sürece, bir iş bulmanız çok zor. Sokaklarda yaşıyorsanız, madde kullanımının sağladığı rahatlamaya karşı koymak çok zor.

Önce Barınma programı, insanlara önce barınacak bir yer verildiğinde, başlangıçta madde kullanımına devam etseler bile, ruh sağlığı ile ilgili hizmetleri kullanma, iş bulma ve sokaklara düşmeme kabiliyetlerinin arttığını gördü. Başlarının üzerinde bir çatı olduğunda insanların, madde kullanımlarını daha kolay bıraktıklarını buldu.

Şimdi bazı somut tavsiyeler vermek istiyorum. İlk önce, öz geçmişini cilalayıp parlat. Öz geçmişini nasıl daha iyi hale getirebileceğin ile ilgili araştırma yap.

İkincisi, ağ kurmanın önemi yeterince anlaşılmıyor. Örneğin günümüz dünyasında iş başvurusu süreci tam bir kaos içinde. Bunu yapay zeka kullanarak önce şirketler başlattılar. Yapay zeka kullanarak, iş başvurusu için mega siteler inşa ettiler  Bu sitelerde şirketler, yapay zeka yardımı ile binlerce başvuruyu filtrelerken, başvuranlar da yapay zeka kullanarak binlerce başvuru yapabiliyorlar. Bu durumdan ne iş arayanlar mutlu, ne de eleman arayanlar ve bence bu durum, insanlarla bağlantı kurmayı çok önemli hale getiriyor.

Yani iş fuarlarına veya iş yaşamı ile ilgili etkinliklere gitmek, konferanslara gitmek, yeni insanlarla tanışmak, kartvizit toplamak, insanlara kendinizi tanıtmak önemli. İş fuarlarına git ve orada stand açan insanlara eleman arayıp aramadıklarını sor. İş dünyası ile alakalı etkinliklere git ve kendini insanlara tanıt.

Yani öncelikle öz geçmişini en iyi hale getir ve git çalışan başka insanlarla bağlantı kur. Bunları yaptığında ne kadar çok iş fırsatı ile karşılaştığına şaşacaksın. Yüzlerce işe, yüzlerce yapay zeka ürünü özgeçmiş ve kapak mektubu ile başvuran insanların önüne geçeceksin.

Şimdi işin psikolojisine gelelim. Ben amaçsızca gezinmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum ve bunu yıllarca yaptığım dönemler oldu. Boston’a ilk taşındığımda, gerçek bir işim ve faturalarımı ödememin bir yolu yoktu. Bu dönemde her gün saatlerce yürürdüm. Saatlerce amaçsızca yürümenin, duyguları işlemek için harika bir yol olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca o dönemde, kilolarca poşeti 45 dakika boyunca taşıyacak şekilde market alışverişi de yapıyordum ve bunun da bana çok faydalı olduğunu düşünüyorum.

Saatlerce amaçsızca yürümek, duyguları işlemenin en iyi yollarından biri. Bu sayede, vücudunuzun stres ile kanınıza akıttığı tüm o fazladan glikozu yakıyorsunuz.

Burada konuşmamız gereken önemli bir şey de, yürümek zorunda olduğunu belirtmen. Yürümek, bisiklete binmek zorunda hissediyorsun çünkü evde durmaktan nefret ediyorsun. Neden? Evde ne deneyimliyorsun da evde durmaktan nefret ediyorsun? Kelime anlamıyla yürüyerek ya da bisiklete binerek uzaklaşmaya çalıştığın şey ne?

Ben de zor zamanlarda kendimi dışarı atmak, amaçsızca yürümek isterdim. Burada kalamam derdim. Benim için bunun nedeni, zihnime egemen olan negatiflikti. Ben de senin gibi durumum hakkında düşünüyordum, düşünüyordum ve düşünüyordum ama hiçbir şey daha iyiye gitmiyordu. Bu nedenle de buradan çıkmalıyım, bu dört duvar arasından kaçmalıyım diye düşünüyordum.

Sana eve git ve dört duvar arasındaki kaosun ortasında otur demiyorum. Ama dört duvarın içinden kaçarken, yürümenin ya da bisiklete binmenin tam ortasında, bir yere otur ve düşüncelerin zihnine gelmesine, bu düşüncelerin bazılarının zihninde belirmesine izin ver.

Dört duvar arasındayken, genellikle çok fazla sayıda düşüncenin bombardımanı altında kalırsın. Ve hepsi aynı anda zihnini doluşuyorlarken, bu düşüncelerle başa çıkamazsın. Ama yürüdüğün ya da bisiklete bindiğin zaman, harika bir şey oluyor, fiziksel olarak yoruluyorsun. Çok uzun mesafeler boyunca yürüdüğün veya bisiklete bindiğin zaman, kan şekerin düşmeye başlıyor çünkü kasların kandan şeker çekiyorlar.

Çok uzun mesafeler boyunca yürüdüğün veya bisiklete bindiğin zaman,  daha derin nefes ve genellikle daha hızlı nefes alıp vermeye başlıyorsun, nefes alış veriş şeklin değişiyor.

Zihnimiz negatif düşüncelerle dolu iken uzun uzun yürümemizin sebebi, fiziksel olarak tükendiğimizde, zihnimizin dinginleşmeye başlaması. Bu şekilde fiziksel olarak bir miktar tükendiğinizde, oturun ve düşüncelerin zihninize gelmesine izin verin. Zihninizde bir donukluk fark edeceksiniz ve bu donukluk harika bir şey. Bozuk plak gibi sürekli dönüp duran hiperaktif düşünceler yerine, daha dingin bir zihniniz oluyor çünkü parasempatik sinir sistemi devreye giriyor.

Tam bu durumdayken bir yere oturun ve zihninize hangi düşünce geliyorsa o düşüncenin gelmesine izin verin. Sonra bu düşüncelerden bir veya iki tanesini alın ve üzerinde çalışmaya başlayın.

Siz yürürken ya da bisiklete binerken, zihniniz (bilinçaltında) bir sürü düşünceyi işliyor ve bu noktada bu düşünceler bilinçli zihne yükseliyorlar. Ve tam bu noktada, birçok insan kritik bir hata yapıyor: bazı düşünceler zihinlerinde yüzeye çıktığında, bu düşünceleri soyut bir şekilde görüyorlar.

Şimdi size ruminasyon yani aynı düşüncelerin zihninizde engel olamadığınız şekilde dönüp durması üzerine yapılmış, sağlam bir araştırmadan bahsedeceğim. Çünkü zihinlerine hapsolmuş insanları incelerseniz, zihnilerinde olan şeyin ruminasyon olduğunu görürsünüz. Bu insanlar düşüncelerini işlemek, düşünceleri üzerinde çalışmak için soyut bir işlem stili kullanırlar ki bu çok büyük bir hata.

Ruminasyon yapan biriyseniz, bir problem kafanızda karşı koyamadığınız bir şekilde dönüp durur ve siz ne kadar düşünürseniz düşünün en ufak bir çözüm ya da iyileşme sağlayamazsınız. Bunun nedenlerinden birisi, sizin düşündüğünüz şeyi soyut bir şekilde görmeniz.

Araştırmadan:

“Ruminasyon sırasında aktif olan değişik işleme çeşitlerinin olduğunu gösteren çok sayıda bilimsel kanıt var ve bu her işleme stilinin kendine has faydalı ya da faydasız sonuçları var.

En hastalıklı sürekli düşünme şekli olan depresif ruminasyonun fenomolojik stilinin, karakteristik özelliği, soyut ve analitik olması. Bunun ne demek olduğunu anlamanızı istiyorum. Soyut ve analitik ruminasyon, ruh sağlığınızda problemler yaratır. Bu işleme şekli, genel, üst anlamlı, bağlamından koparılmış, genel anlamları, nedenleri, hedef ve olayların imalarını (ve en önemlisi bir aksiyonun “neden” boyutunu) ileten mental temsiller içerir.

Bunun aksine, daha adaptif bir işleme stili var. Bu işleme stili daha somut, bir olayın direkt, spesifik ve bağlamı içindeki deneyimine odaklanan bir işleme stili. Hedeflerin ayrıntılarına, olaylara, yapılabileceklerin fizibilite mekaniğini oluşturan aksiyonlara ve bu aksiyonların nasıl yapılacağına bakan bir işleme stili.”

Araştırmadan alıntıladığım bu bölümün çok fazla bilgi içerdiğini biliyorum. Bu yazılanların ne anlama geldiğini açıklayayım.

Bazılarımız soyut düşünürleriz. Ruminasyon yapan insanlar üzerinde çalıştığınızda, soyut bir şekilde düşünen insanların birçok problemle karşılaştıklarını görürsünüz. Bu insanlar, olayları aşırı derecede genelleştirirler. Genellikle kendileri ile ilgili olan ve bağlamdan bağımsız, meta seviyede sonuçlara varırlar: “Ben bir kaybedenim” ya da “tüm kadınlar şöyle böyle”, “şimdiye kadar hiç kız arkadaşım olmadı, bundan sonra da hiç kız arkadaşım olmayacak” gibi. Bunlar üst anlamlı ve soyut meta düşünce yapıları.

“Ben bittim, tam bir kaybedenim” düşüncesi, bir bağlama sahip değil, spesifik değil, detaylı değil, somut değil. “Bu spesifik durumda kaybettim ve bu yenilgi şu 3-4 nedene bağlı. Diğer bir başka durumda kaybettim ve bu yenilgi de şu şu nedenlere bağlı” gibi bir bağlama sahip değil.

Soyut düşünen insanlar, tüm bağlamı, tüm somut enformasyonu devre dışı bırakıyorlar. Ve genellikle neden dünya böyle sorusuna odaklanıyorlar. Büyük resim içinde düşünüyorlar, “büyük resmi görüyorlar”. Dünya elitleri her şeyi mahvediyorlar, ben elit değilim o zaman kurbanım şeklinde düşünüyorlar.

Bu tür düşünceler tamamen yanlış olmayabilirler ama asıl olay bu insanların düşündükleri şeylerin doğru ya da yanlış olması değil. Asıl olay, bu insanların düşüncelerinin faydalı ya da faydasız olması.

Araştırmanın söylediği, sürekli olarak aynı düşünceleri kafalarında çevirip duran insanlar, aşırı soyut düşünüyorlar ve bu düşünceler aksiyona dökülebilecek düşünceler değiller. Siz eğer bir kaybedenseniz, tüm güç dünya elitlerinin elindeyse, kadınlar şöyle böyle ise, bir Çarşamba sabahı uyandığınızda ne yapabilirsiniz? Hangi aksiyonu alabilirsiniz?

Faydalı olan düşünce şekli, düşünceleri somut bir şekilde işlemek. Beni bu duruma düşüren bağlam nedir? Bu duruma neden olan tekil şartlar neler?

Bir yenilgi veya problem hakkındaki bağlamı değiştirdiğinizde, problem üzerindeki düşüncelerinizin sonuçları da değişebilir. Eğer bir dersten kalma nedeniniz bipolar bozukluğunuzun fazla aktif olması ise, hayatınız boyunca her dersten kalmak zorunda değilsiniz. Bipolar değişkenini düzenleyebilirsiniz yani uygun tedavi ile dersten geçebilirsiniz.

İçinde bulunduğunuz duruma bir bağlam eklediğiniz anda, problem ile ilgili yapabilecekleriniz de değişir. “Ben bir kaybedenim” düşüncesi ile bir şeyler çözemezsiniz. Bu konuda ne yapabileceğinizi bilemezsiniz.

Düşünürken olabildiğince somut olun ve “nasıl” sorusuna odaklanın. Ruminasyona boğulan insanlar bunu yapmadıkları için, ruminasyon içinde debelenip duruyorlar. Bu şekilde düşünemezsiniz ya da hiç düşünmemelisiniz demiyorum. Bu düşünce şeklinin çok zor olduğunu söylüyorum.

Bu insanlara bu durumu yaratan bağlamı sorduğunuzda, genellikle bunu bilmediklerini ve bunun sonucunda bir bağlam olmadığına karar verdiklerini görürsünüz. Bu çok ama çok büyük bir hata. Bir şeyi düşünemiyor olmanız, o şeyin var olmadığı anlamına gelmez. Bu insanların zorluklarla karşılaşma sebepleri bu, bağlamsal değişkenleri göremiyorlar. Beyinleri soyut, büyük resim stili fikirlere eğilimli.

Bu insanlar büyük düşünürler olabilirler ama olayların mekanizmalarını, somut parçalarını, bağlamlarını düşünmekte oldukça zorlanırlar.

Size tavsiyem, dört duvar arasında negatif düşüncelere boğulduğunuzda, yürüyüşe çıkın ve yorulduktan sonra bir yere oturun. Bir düşüncenin bilincinize yükselmesine izin verin ve sonra bu düşüncenin bağlamına, sorunu yaratan şeylere odaklanın.

Eğer kendinizle ilgili negatif düşünceler yüzeye çıkarsa, sizin bu soyut sonuçlara varmanıza neden olan geçmiş başarısızlıklarınızın bağlamını düşünün. Bu bağlamı oluşturan değişkenleri değiştirirseniz, neyin değişeceğini düşünün. Belli bir spesifik yenilginizde, bir iki değişken başka türlü olsaydı, ne değişirdi gibi.

Bu şekilde düşünürseniz önünüzde, ileri doğru hareket edeceğiniz yol açılır. Çünkü şimdi hedef, belli değişkenleri değiştirmeye odaklanmak olur.

Örneğin sosyal olarak izole birisiniz. Nasıl sosyalleşebileceğinizi bilemiyorsunuz, sosyalleşmeye çalışıyorsunuz ama bunu yapmak inanılmaz derecede zor görünüyor. Bu nedenle kendinizi çok kötü hissediyorsunuz ve yürüyüşe çıkıyorsunuz.

Başka insanlarla sosyalleşmek zor olacak çünkü siz tükendiniz. Tükenmişliğin ilk belirtisi, başka insanlara empati duyamamaya başlamaktır. Eğer empati yoksa, başka insanlarla doğal bağlar kuramazsınız. Ama bu sizin bir kaybeden ya da incel olduğunuz anlamına gelmiyor. Tükendiğiniz için beyniniz “başka insanların bakış açılarını düşünecek, başka insanların hislerini hissedecek zamanım yok” diyor. “Çünkü biz, boğazımıza kadar battığımız duygularla başa çıkmaya çalışmakla meşgulüz” diyor. Yani bu durumda olmanız sizi bir kaybeden yapmıyor.

Kafanıza bu tür negatif bir düşünce geldiğinde, bu düşünceyi nasıl somutlaştırabileceğinizi, nasıl aksiyon alınabilir hale getireceğinizi düşünün. Bu düşüncenin belirttiği durumu yaratan bağlamsal nedenleri düşünün. Hangi değişkenleri değiştirmeniz gerektiğini düşünün.

Bu şekilde düşünmeye başlamalısınız. Ben Boston’da negatif düşüncelere boğulduğum için amaçsızca yürürken, kendimi çok kötü hissediyor ve bir şeyler yiyemiyorken, bir yere oturur ve “şimdi yapmam gereken tek bir şey varsa o nedir?” diye düşünürdüm.

Bu zincirin nasıl başladığını hala hatırlıyorum. “Bir şeyler yemem lazım” diye düşünmem ile başladı. Bundan sonra gün içinde değişik yiyecekler denedim ve düz yoğurt ve bir simit yemeye karar verdim. Simidi her ısırdığımda kusasım geldi ama çok küçük ısırıklar aldım ve bütün simidi bitirmem bir saat sürdü.

Siz de böyle adımlar atmalısınız. Bir simidi yemem bir saat sürdü ama artık vücudumda enerji vardı. Sonra nasıl uyuyabileceğimi düşündüm ve podcast dinleyerek yatmaya karar verdim. Bu, kafamı dağıtmamı sağladı ve sonunda uyumamı da sağladı.

Hayatınızı değiştirmek için somut adımlar atmalısınız. Burada takipçinin durumunun çok zor bir durum olduğunu biliyorum. Çok fazla sayıda insanın bu durumda olması gerçekten trajik. İnsanların hayatları darmadağın oluyor, insanlar yere seriliyorlar. Umarım burada anlattıklarım bu durumda olanlara yardımcı olur.

Daha iyi bir yaşam için nöron bilimi ve psikoloji temelli pratik ipuçları setinde derlediğimiz Dr.K’nın sette olmayan son yayınlarından birini çevirdik.

Kaynak: Broke and Almost Broken

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Notify of

Yazıyla alakasız veya 500 kelimeyi geçen yorumlar cevaplanmıyorlar. "Yazıyla alakasız ama ..." ya da "en son yazı bu olduğundan buraya yazdım" diye başlamanız kurtarmıyor. Mahmut Abi ile özel görüşme yapmak isterseniz Erkek Adam Sanal Görüşme sayfasından sanal görüşme ayarlayabilirsiniz. Not: Burada soru sırası çok yüksek, Patreon destekçilerini, Patreon'da cevaplamaya öncelik veriyorum.

guest
20 Comments
Inline Feedbacks
View all comments
Martin
Martin
6 months ago

Çok değerli bir yazı. Teşekkürler.

Sanchar
Sanchar
6 months ago

Mahmut abi, iyi günler. Yurt dışında okuyan bir öğrenciyim. Uzun zamandır videolarını izler ve sayfanı takip ederim. Bir konuda yardımına ihtiyacım var. Hayatım şu an çok zor bir dönemden geçiyor. 2025’in Ocak ayına kadar her şey yolundaydı. Almanya’da zor bir mühendislik bölümünde okuyorum. Günlerim ders, spor ve işle doluydu; haftanın yedi günü yoğun bir tempoda yaşıyordum ve semestremde en başarılılardan biriyim. Ama Ocak ayında iki kolumda ciddi bir tendon rahatsızlığı başladı. O zamandan beri kollarımı neredeyse hiç kullanamıyor ve sürekli acı çekiyorum. Ameliyat hariç bütün tedavileri denedim ama sonuç alamadım. Doktorlar ameliyatı da önermiyor. Tendonun iç yapısı bozulduğu için kendini… Read more »

Anonim
Anonim
5 months ago
Reply to  Sanchar

Geçmiş olsun. Tedavi için Türkiye’ye gittiniz mi Almanya’da mı aradınız çözümü? Türk doktorları aslında bayağı tecrübeli ve iyi doktorlar, ben Avrupa’da sağlıkla ilgili iyi şeyler duymadım. Ailenizden yardımcı olabilecek kimse yok mu, süreci yalnız yaşamasanız. Acil şifalar dilerim.

Kine
Kine
5 months ago
Reply to  Sanchar

Durumu çözse çözse Cerrahpaşa veya çapa tıp fakülteleri çözer.Durumun hakkında en net bilgiyi oradan alabilirsin.Tüm Türkiye’den hasta geliyor, senin durumunda olan hasta tecrübeleri vardır.

Ahmet
Ahmet
5 months ago

Yazı için teşekkürler abi. Yıllar yıllar öncesinde bende dört duvar arasında çok sıkılırken kendimi dışarı atar saatlerce amaçsızca yürürdüm. Bu gerçekten iyi geliyordu insana tavsiye ederim. Şu an benzer bi dönemden geçiyorum işten çıkarıldım borçlarım var tek farkım aile evinde yaşıyor olmam ama yinede rahatsızım her gün iş arıyorum. Bu arada junior yazılımcıyım. Belki şansına buralardan biri denk gelir iş için yönlendirme yapabilirse belki de sen Mahmut abi, mail adresimi vs. iletişim bırakabilirim. Yazarken böyle bi niyetim yoktu ama bunu da belirtmek istedim. Teşekkürler.

NS Yu
NS Yu
5 months ago

İnanılmaz güzel bir yazı. ”Türkiye’de sıradan bir gencin stres rehberi” tadında bir yazı olmuş.

usurper
usurper
5 months ago

mahmut abi merhaba. bugün bir görüşme almıştım ama geldi mi emin olamadım. mail’den dönüş alamadım henüz

kkk
kkk
5 months ago

Abi selam Ben işe giriyorum iyi hoş para kazanıyorum, öz güven veriyor falan ama hayatımı sömürüyor. Bir de hizmet sektörü olduğu için en erken 7-8’de, ortalama olarak akşam 10’da çıkıyorum işten yani vaktim olmuyor başka şeylere. Mobbingin en alasına maruz kalıyorum zaten. İşten çıkıyorum bu sefer aile baskısı oluyor ve de tüm iletişim yeteneğim kayboluyor, tembelleşiyorum. Ne yapmamı önerirsin? Tüm bunlar bir yana artık dünyanın geldiği yerle ilgili kendimi strese soktuğumu fark ettim. Henüz 23 yaşındayım ama ister istemez kendimi kıyaslıyorum bir şeylerle, amaan banane mi demeliyim yoksa ne yapmalıyım bilmiyorum. Bunlar benim inanılmaz canımı sıktığı için Instagram’ı sildim ama… Read more »

kkk
kkk
5 months ago
Reply to  Mahmut Abi

Cevap için teşekkürler. Peki 23 yaşında birisi hizmet sektörü dışında ne yapabilir? Aslında benim pişmanlığım ustalık gerektiren meslek öğrenmemek oldu ama şimdi de geç oldu galiba. Mesela marangoz olmaz isterdim, şef olmak isterdim ama 23, hatta 24 diyelim. 24 yaşındaki adamı çırak olarak kim alır ki? Eskiden işlerle alakalı, ek gelirle alakalı yazılar olurdu. Yeni Türkiye ile ilgili(malum uni mezunu olmak boş iş artık genelde) bir meslek seçimi yazisi da gelebilir abi. Uzun lafın kısası benim sanayi sanayi gezip iş istemem mi gerekiyor ya da bir restoranda alt kademeden başlayıp mutfağa yükselmeyi mi beklemeliyim? Bir de aile evi, arkadaşla eve… Read more »

Nekropsi
Nekropsi
5 months ago

Editlendi.

Jones
Jones
3 months ago

Abi selam. 10 yıl önce 13 14 yaşlarındayken sarkıntılıktan 1 hafta okuldan uzaklaştırma cezası aldım. Direkt saldırı şeklinde kesinlikle değildi ama yine de neticede tacizdi. Bugün hala o gün neden öyle davrandığımı açıklayamıyorum. Ailem tarafından ders çalışmak üzere çok izole edildiğim için ilişkilerle alakalı mentalim de çok toksikti. Mastürbasyon yapmasını da hiçbir yerden öğrenmedim, hatta muhabbeti döndüğünde ne olduğunu anlayamazdım. Bunu bu kadar uzun uzun açıklamaya çalışmamdan anlayabilirsin, yıllarca Türkiye çapında rezil olduğum için gittiğim her yerde dışlandım ve zorbalığa uğradım, lise hayatımın kalan döneminde ders çalışmaktan başka hiçbir şey yapmadım ve bunu da çok zorbaladılar. Şimdi türkiyenin en büyük… Read more »

Anonim
Anonim
3 months ago
Reply to  Mahmut Abi

Abi bence burada aileyle ve başarılı olmakla ilgili çok sıkıntılı bir kök var gibi. Bana anlattığı öykü oldukça travmatik göründü, yüksek değer hikayesi sadece buzdağının görünen kısmı gibi. Sağlam bir psikolojik çözümleme gerekiyor sanki, sosyal yetenekleri muhtemelen çok sınırlı ya da belki mentalcel çünkü insanların bir taciz yüzünden bu kadar ısrarla uğraşması senaryosu da bana sonraki davranışların normal olması durumunda pek olası gelmiyor, o arada bir problem de var. Geçmiş olsun kardeş, umarım şifa bulursun.

Jones
Jones
3 months ago
Reply to  Anonim

Mahmut abinin utanç daha iyi bir yaşamın anahtarıdır videosunu bu hafta görme şansım oldu. Orada açıkladığı fizyolojik mekanizmayı ben o sene çok yoğun şekilde yaşadım. O konuda yaşanabilecek bütün utancı fazlasıyla yaşadım. Ve bu benim günlük yaşamıma 10 senedir etki ediyor. Elimde olmadan bunu kızlarla olan iletişimime yansıtmak zorunda kalıyorum. Son 2 senedir bir ilerleme var çünkü yoğun tedavi alıyorum, 4 ilaç kullanıyorum. Ve gittiğim psikiyatrist ilaç tedavisinin yeterli olacağını söyledi. Ünlü bir psikiyatrist olduğu için söylediklerine uyuyorum. Üniversitede sınav salonuna yerleştirilirken herkesin adının okunduğu bir gün, benim adım okunduğunda bu kişilerin beni parmakla gösterdiğine ben şahit oldum, çocukça yemin… Read more »