Aşağıdaki video Modern Times: Camille Paglia & Jordan B Peterson adlı yaklaşık 2 saatlik söyleşiden alıntı. Jordan Peterson, üçüncü dalga feministlerce afaroz edilen feminist Camille Paglia ile söyleşisinin bu bölümünde, erkeklere saldıran deli kadınlara karşı erkeklerin ellerinde bir silah olmadığını anlatıyor.
İki erkek arasındaki tartışmanın medeni sınırlar içinde kalmasını sağlayan fiziksel kavga tehditi, bir erkek için kadın ile tartışırken yasak olduğu için, deli bir kadının istediği gibi medeniyet sınırlarının çok dışına çıkabilmesine rağmen, aklı başında bir erkeğin, aynı delilikteki bir erkeğe karşı kullanabileceği teknikleri kullanamayacağını anlatıyor.
Jordan Peterson konuyu kamu önünde karalama kampanyası yürüten feministler için kullanıyor ama durum ikili ilişkilerde de aynı.
Camille Paglia, 68 hareketinin ateşli kadın hakları savunucusu ve ünlü bir feminist olmasına rağmen, politik doğruculuk ve neomarksizm tarafından işgal edilmiş modern feminist akım tarafından sevilmeyen bir kişi.
Bu ikilinin söyleşisinden başka bölümleri de buraya taşıyacağız.
Toronto Üniversitesi Psikoloji Profesörü Jordan Peterson, ilkin Social Justice Warrior‘larla (SJW) girdiği başarılı mücadele ile gündeme gelse de, genç erkeklerin hiç duymadıkları, ama eksikliğini derinden hissettikleri sorumluluk ve hayatına yön verme mesajları ile kısa zamanda erkek popülasyonu tarafından yoğun takip edilen biri haline geldi. Peterson’u erkekler arasında bu kadar meşhur eden şey, erkeklerin babalarından duymaları gereken ama artık hiç duymadıkları mesajları veriyor olması. 12 Rules for Life: An Antidote to Chaos adlı kitabı Ocak 2018'de piyasaya çıkacak olan Peterson'un Maps of Meaning: The Architecture of Belief adlı bir kitabı da mevcut. Jordan Peterson'un Türkçe çevirilerini burada Jordan Peterson Türkçe etiketinden takip edebilirsiniz.
Yürüme Davetiyesi (Approach Invitation) – I yazısında yürüme davetiyesinin (YD) detaylı bir tanımını yaptık. Bu bölümde ise, kadınların en çok kullandığı yürüme davetiyesi çeşitleri ile devam edeceğiz.
Daha önce de bahsettik. Kızın size attığı bakış YD olabilir.
1 – Bakış : Eğer hatun size 1.5 saniyeden fazla bakıyorsa, bu bakışın YD olma ihtimali çok yüksek. Eğer size birden fazla bakıyor ise, bu da YD dir hatta açık ve parlak yeşil ışıktır. Burnunuzda sümük olması ya da t-shirtü test giymeniz gibi bir absürtlüğünüzün olmadığını varsayıyoruz. Bu durumda yürüyün.
Unutmayın, kadınlar kime baktıkları konusunda dikkatlidirler zira yanlışlıkla kaybeden betaların ilgisini çekmek istemezler. Bir kadın oldukça seksi giyinse bile ilgisini çekmek istediği erkek bir beta değildir (erkeklerin yüzde sekseni). Eğer hatun size uzun süre ya da birden fazla kez bakıyorsa, sizin ilginizi çekme isteği ihtimali yüksektir.
Hoşunuza gidecek bir kızın bakışını yakaladığınızda en önemli kural asla ama asla gözünü ilk kaçıranın siz olmamanızdır. Zaten hatun çoğunlukla en fazla 2 – 3 saniye bakacaktır (bazen bu daha da uzayabilir).
2 – Kendini Yerleştirme : En bariz YD. Kızın sizin yanınızda bir yere gelmesi ve kendisini sizin yakınızında konumlaması. Radarınız açıksa (neden kapalı olsun ki?) kızın A noktasından yakınınızdaki B noktasına gelişini farkedersiniz. Kız burada size bakış atmayabilir ya da sizin hemen dibinizde olmayabilir. Hatta çoğunlukla olmayacaktır.
Kız B noktasında konum aldıktan sonra fırsat pencereniz, yani konuşma açılışı yapmanız için size verilen süre, 2 – 3 dakika. İlk 2 dakika içinde açılış yapın.
3 – Asılı Kalma : Tecrübesiz kadınların, genelde tecrübesiz erkeklere gönderdiği YDdir bu ama bazen aşırı cinsel enerjiye sahip hatunlar da vakit kaybetmemek için yaparlar (gece seks çok yakın!). Kız yakınınızdaki B noktasına gelir ve yüzü size dönük olarak durur. Buna kıza dönüp gülümseyerek merhaba demeniz yeterlidir.
4 – Duraksama : Bunu yakalamak tecrübe gerektirir ve opsiyonları bol ve güzel hatunlar yaptığı için yakalarsanız, ödülü büyüktür. Kız A noktasından B noktasına gelir, en fazla 3 saniye yakınınızdaki bu noktada durur ve sonra gider. Evet, bu kadınların herhangi tek bir erkeğe daha fazla fırsat vermeye ihtiyaçları ve niyetleri yoktur.
Bunu gerçekten duraksaması gereken kızdan ayırmak zordur. O anki duruma göre değerlendirin ve içinizdeki sesi dinleyin. Ya da, bunu yapan her hatuna yürüyün ve gerçekten YD yapan hatunu yakalayın. Bu tip bir YDyi yakalayabilen erkek, tecrübeli etiketi yiyecektir, ve gerçekten YD gönderen kadın bunu ödüllendirir.
5 – Etrafa bakınmak : Duraksama ve asılı kalma arasında birşey olan etrafa bakınmada hatun yanınıza yaklaşır ve sanki kaybettiği bir şeyi arar gibi etrafa bakınır. Bunu en çok gündüz oyununda göreceksiniz, barlarda değil. Bu kızı tespit edip yürürseniz, hatun bunu saklamaya gerek görmediği mutlu bir şaşkınlıkla karşılayacaktır. Fakat her yürümede olduğu gibi paniğe kapılır da ürkek yaklaşırsanız, hatun sizin uzaktan cool görünmenize rağmen aslında öyle olmadığınıza karar verip sizin yürümenize sıcak yaklaşmaya başlayabilir.
6 – Söylenmek ve şikayet : En kolay değerlendirilecek YDlerden biri. Hatun yakınınızda ve şikayet ediyor ya da (güya) kendi kendine söyleniyor : “Nerde bu otobüs” ya da “neden bu klimayı açmıyorlar” gibi. Bu topa girmek çok zor olmasa gerek. Fakat dikkat edin, hatunun attığı YD size değil arkanızdaki yakışıklıya olabilir 🙂 Starbucks kahve kuyruğu gibi uzun bir kuyrukta en çok kızla böyle tanışılır.
7 – Yardım İsteği : En kolay değerlendirilecek YDlerden bir diğeri. Hatunun “fotoğrafımızı çeker misin”, “ateşin var mı” gibi istekleri. Bunu gerçek bir yardım isteğinden ayırmak için kıza sadece yardım etmek yerine muhabbet de kurun. Hatta takılın.
8 – Kankaların Sessizliği : Kız bir kız arkadaşı ya da bir grup arkadaşı ile beraberken, siz ortama girdiğinizde gruba bir sessizlik çöküyorsa, ve hele de feminen davranıyorlarsa, kendinizi tanıtın.
Bunun daha açık iki versiyonu da kankaların fısıltısı (siz ortama girince kankaların fısıldaşarak sizi işaret etmesi), kankaların dirsekleri (kankaların birbirlerine dirsek atması) ve kankaların gülüşmesidir (ki buna da yürümüyorsanız, gidin Onedio izleyin, bırakın buraları).
Kanka varken kendinizi tanıtabilirsiniz ama kızın tanıdıkları yanında “kolay kız görünmeme” refleksi çalışacaktır. O nedenle kızın içinize düşmesini beklemeyin.
7 – Bakış : Yukarıdakilerin herhangi birinin ardından bakış gelirse, yürüyün.
Duruma Göre Açılış
Yukarıdaki durumlarda, kızın YDsini yakaladıktan sonra açılış yapmak size kalmış. Genelde, duruma göre konuşmak daha mantıklı. Örneğin Starbucks’ta “o kahve nasıl iyi mi?” ya da barda “gecenen nasıl geçiyor?” gibi sorular.
En iyi giriş, biraz tecrübe istese de, “suçlama”dır. Örneğin kitapçıda yanınıza yaklaşıp birşeyler arıyormuş gibi yapan kıza “Grinin 50 Tonu’u mu arıyorsun?” demek gibi. Ya da fotoğraf çekmenizi isteyen kıza “onca kişi içinden en yetenekli fotoğrafçıcının ben olduğumu hisettin değil mi?” demek. Ya da durakta bekleyen ve otobüs gelmedi diye söylenen kıza “al bir ciklet, stres alır” demek gibi (stresle suçluyorsunuz).
Kadınların en çok kullandığı siktir git sakın yürüme hareketleri
YDler kadar sakın yürüme hareketlerini de bilmeniz yararınıza. Sadece tecrübeli PUAlar sakın yürüme duvarlarını aşıp oradan iş çıkarabilir. Yürünmez mi, yürünür ama reddedilmeyi çok büyütmüyecek bir ego disiplini kazanana kadar bunlara yürümeyin.
Kızın güneş gözlüğü takması ya da kulaklık takması, yürümeye kendisini kapaması demektir. Sadece tecrübeli PUAlar buradan iş çıkarabilir. Yürünmez mi, yürünür ama reddedilmeyi çok büyütmüyecek bir ego disiplini kazanana kadar bunlara yürümeyin.
Kız ile göz göze geldiğinizde kızın gözünü yukarı doğru kaçırması. Burası çetrefilli, daha önce bahsetmiştik. Bu kızın kendi CPDsini sizin CPDnizden ölçülür derecede yüksek görmesi demektir. Bu yaklaşmanıza engel değil ama bu algıyı değiştirecek materyaliniz yoksa reddi yiyeceksiniz haberiniz olsun. Bunun ne olduğunu anlamak için kıza bir süre bakın. Aynı şeyi bir daha yaparsa ya da hiç bakmazsa, şansını kaybetti 🙂 NOT : Kızın gözünü yana kaçırması ise sarı ışıktır. Yani kızın sizin CPDnizle ilgili bir yorumu yok. Aşağı kaçırmasının ise feminen bir davetiye olduğunu, önceki yazıda belirtmiştik.
Kızın varlığınızda konuşur gibi telefonuna sarılması. Bu siktir git seviyesinde bir bana yaklaşma hareketi. Özellikle kız sizin onu kestiğinizi farketti ise. Mesaj biraz daha nötrdür zira kız heyecanını bastırmak ya da cool gibi görünmek için mesaj atıyor gibi yapıyor olabilir. Fakat çok ümitlenmeyin, bu da çoğunlukla “bana gelme” demektir.
Kadınlarla nasıl tanışılır konusunda kapsamlı kitabımız:
Dün Ekşi Sözlükte kadın siniri ile mücadele başlığında bulunan aşağıdaki entryi görüp (adam siler falan diye buraya tamamını taşıdım), bir tweet attım.
Olay evlilik hayatı ile ilgili ve yazar 40 yaşında. Bu sitenin okurlarının yarısı (48%) 25 yaş ve altında, yüzde 40’ı da 35 yaş ve altı. Bu nedenle çoğunuz daha evlilikten uzaksınız fakat yazıyı mutlaka okuyun ve mavi hap mentalitesi ile evliliğe girerseniz başınıza ne geleceğini görün.
Okumadan önce uyarayım, “eş baskısı nedeniyle acun’un programlarını izlemekten kurdeşen olan arkadaşım var” kısmından itibaren olay dramadan korku filmine dönüyor :
gençken insan uğraşıyor ediyor durum düzelsin diye ama kırk yaşına gelince hiç çekilmiyor arkadaş.
hanım diyor ki beni sen delirtiyorsun, sana o yüzden bağırıyorum; tamam da arkadaş, benim de öfkelendiğim zamanlar oluyor, bugüne kadar hiç sesimi yükseltmedim sana, saygımızı kaybetmeyelim diye tek kelime argo söz kullanmadım, bu nasıl oluyor? tasvip etmediğim birşey olunca, kılıçdaroğlu modunda “doğru bulmuyorum” diyorum ama tüm evliliğimiz boyunca hiç bir falsom olmamasına rağmen, mesleki kurstan tanıştığım bir bayan sabah whatsapp’tan bir kitap indirimi ile ilgili mesaj atınca benim ne zamparalığım kalıyor, o günahsız kızın ne orospuluğu; kursa hatun bulmaya gitmekle suçlanıyorum, evde sabahın köründe bağırış çağırış kıyamet kopuyor; ağzımı açıp bir şey söylemeye kalksam “zeytinyağı gibi üste çıkmakla” suçlanıyorum; bu nasıl oluyor?
perşembe gecesi evde, cuma sabahı beşe kadar çalışmış, hazırlanıp sekiz uçağı ile antalya’ya gidip duruşmalara girmiş öğleden sonra ankara’ya dönüp toplantıya katılmış, oradan zorunlu bir yemekli çalışmanın ardından gece onbirde yorgun argın eve girmişim; ayağımda on sekiz saattir aynı çorap daha dururken “ben evde çok sıkıldım, bunaldım” diye trip atıp, kavga çıkartmak neden?
bu başlığın ilk entrysi çok doğru; ben dahil biz erkeklerin çok kusuru, günahı vardır elbette; kadına şiddet hiçbir şekilde kabul edilemez ama kadının erkeğe şiddetinin de konuşulması lazım.
çevremde iyi eğitimli, sosyal durumu düzgün arkadaşlarıma bakıyorum; efendi adamların ağzına ediyor kadınlar; buradan elbette kadına kötü davranılsın mesajı çıkmasın ama bir kadın, erkeği eline geçirdi mi kedinin, yumakla oynadığı gibi oynamaktan çekinmiyor arkadaş; hele bir de evlilik olursa önce arkadaşlarından, sonra ailesinden koparmaya, yerine kendi ailesi ve arkadaşlarını koymaya çalışıyor; akşam evde erkeğin istediği dizi bile izlenmiyor; eş baskısı nedeniyle acun’un programlarını izlemekten kurdeşen olan arkadaşım var; karşı çıkmaya kalktığında karısı öyle bir kıyameti koparttı ki çocukcağız sırf ağzının tadı kaçmasın diye yıllardır hafta içi hemen her gece aptal programlardan kendisi aptallaştı.
ortalama türk kızı ve kadınının, evlilik ile tavan yapan, bir erkek ile birlikte olduğunda neler yapması gerektiğine dair çok kötü hazırlanmış bir ön programı var; sevgililik, nişanlılık ve evlilik, kadın için mülkiyet ilişkisi üzerinden yürüyor; erkeği sahiplenmek, onun hayatını sahiplenmek, dünyasını onunla sınırlamak, öyle ki ne kendisi ne de erkek için nefes alacak en ufak bir boşluk bırakmamak; herşeyi birlikte yapmaya çalışmak, erkeğe bir mahremiyet alanı bırakmamak; saat başı arayıp kontrol etmek; sosyal medya hesabı açtırmamak, açtığı varsa sürekli kimlerle arkadaş olduğu ve paylaştıklarını takip etmek (bu arada kendisi ınstagram başta bir yığın sosyal medya sitesinde fink atmak) erkeğin, arkadaşları ile birlikte arada bir vakit geçirmesine engel olmak, es kaza program yapmışlarsa sürekli arayıp mesaj atarak trollemek; sürekli bitmez bir ilgi beklentisinde olmak, yoksa trip atmak; çok mu yazdım? bence az bile.
bizde ne erkek çağdaş bir birey olabiliyor ne kadın maalesef; birey olamayan erkek, kadına fiziksel şiddet uyguluyor, birey olamayan kadın da erkeğe psikolojik şiddet; ikisi de kabul edilebilir şey değil ve özellikle kırk yaşında hiç çekilmiyor.
Eğer evli bir erkekseniz ve evlilik hayatınız buna yakın ise, sizin acilen Skeptico’nun Dırdır serisi yazılarını okumanız lazım. Evlenmeye hazırlanan her erkeğe kitapçık olarak basılıp verilmeli o seri.
Daha önce bir yerde söyledim, Matrix’ten kırmızı hap ile uyandığınızda kendinizi bulabileceğiniz en zor ve acı pozisyon, mavi hapla evlenmiş ve yıllarınızı evli ve mavi haplı geçirmiş biri olarak kendinizi bulduğunuz pozisyondur. Fakat bu pozisyon ne kadar zor olsa da, 60 yaşında bir mavi haplı dede olmaktan daha iyidir.
akşam evde erkeğin istediği dizi bile izlenmiyor; eş baskısı nedeniyle acun’un programlarını izlemekten kurdeşen olan arkadaşım var; karşı çıkmaya kalktığında karısı öyle bir kıyameti koparttı ki çocukcağız sırf ağzının tadı kaçmasın diye yıllardır hafta içi hemen her gece aptal programlardan kendisi aptallaştı.
“Avustralyalı erkeklere inanamıyorum. Bizde böyle birşey olsa o erkek hemen kendisine bir metres bulur”.
Bu seksiz evlilik benim başıma gelmedi ama benim böyle bir problemim olsa, hiç düşünmeden karıyı boşama işlemlerini başlatır ve bu arada da gider dışarda seks yapmaya başlardım. Sonuçta Türk Yasalarında seksizlik boşanma sebebi olarak sayılıyor. Ama bu erkeklerin derdi yasa değil zaten, ONEitis ve mavi hap.
Hadi televizyonu kaptırdın diyelim ama yukarıdaki erkeği, hiç sesini çıkarmadan anahtarlarını alıp akşam dışarı çıkmaktan alıkoyan nedir onu da anlamak da zor. Kadın kıyameti koparıyor ne demek? Ya tamam, Türkiye Tekvando Şampiyonu gibi bir kadınla evlisinizdir, kapıya yönelirken uçan tekme ile yere serilir, koltukta kendinize gelirsiniz anlarım. Ama yüzde 99umuz, yanılıp şaşırıp fiske vursa idik yeri öpecek kadınlarla evliyiz. Yani sırf bağırıp çağırma ile duran adam, aşırı mavi haplıdır.
Eskiden bu erkeklere kılıbık denirdi ve sayıca azlardı. Sanki şimdi norm bu adamlar olmaya başladı. Bill Burr’un yukarıdaki videoda dediği gibi, bu yazıda yazdığın duruma gelmek için ne yaptın sen arkadaş!
Arkadaşlar bugün aslında çok bariz olması gereken ama birçok erkeğin kafasında böyle açık seçik tanımlı olmayan bir şeyden bahsedeceğiz : yürüme davetiyesi. Konu uzun o nedenle konuyu birkaç yazıda ele alacağım.
Yürüme davetiyesi (YD), kadınların oyunudur. Kadınlar, istisnalar kaideyi bozmaz, bir erkeği beğendiklerinde, ölüp bitseler bile, o erkeğe yürümezler. Bunun yerine erkeğin yakınında kendilerini konumlarlar ve erkeğe kaçamak bakışlar atarak erkeğin açılışı yapmasını beklerler. Buna, biz avlanan erkekler, yürüme davetiyesi deriz ve kadınlara yürüyen erkekler için en bariz yürüme nedenidir.
Bir kız yürüme davetiyesini uzun uzun yapmaz. Özellikle kalabalık şehir ortamlarında bu saniyeden az bir bakış olabilir. İkincisi, kadınlar bunu erkekler için kolay hale de getirmezler. Bakın burası önemli. Yani diyelim ki bir yürüme davetiyesi yakaladınız ve kız da tam size göre. Ara ara bakış atıp bir daha bakıyor mu diye bakıyorsunuz ve davetiyeyi kapıp hemen yürümediğiniz için de durduğunuz yerde heyecan katsayınız artıyor. Kızlar hiçbir zaman “canım benim, heyecanlandı, dur şuna yardım edeyim” diye düşünmezler. Yani sizin yanınıza gelmezler, daha çok bakmazlar, bakmaya devam bile etmeyebilirler.
Kadınlar genelde “hımm hoş / seksi çocuk, dur gidip yakınında durayım, bakalım ne yapacak” derler.
Bu noktada bilmeniz gereken en önemli şey, kadınların flört mekanizmasının bizden tamamen farklı olduğudur. Biz bir kızı kesmeye başladığımızda, sadece gözümüzün önünde olana bakarak (kalçalar, memeler, kaşlar, saçlar, ten ve tabii ki oranlar), “tamam, ben bu kızla birlikte olurum” ya da “yok ben bu kızla birlikte olmam” kararını veririz. Zira kadınların cinsel pazar değeri, erkek için çoğunlukla görseldir.
Bir kadın bir erkeği kestiğinde, görsel öğelere bakarak (sadece boy, kaslar, giyim, bakım değil, vücut dili, duruş, gülüş, duyuyorsa sesinin tonu, yansıtılan statü ve diğer kadınların erkeğe ilgisi – önseçilim de dahil) “bu adamla işim olmaz” kararını hemen verebilirler ama bunun aksi karar bizim gibi “bu adamla birlikte olurum” değil “bu adamla olabilirim belki”dir. Neden? Zira görsellerin hiç biri, erkeğin maskülin bir erkek mi, yoksa erkek rolü yapan bir sünepe mi olduğunu tam olarak söyleyemez. Bunu anlamanın tek yolu, adamın kendisi ile konuşmaya başlaması ve bu konuşma sonucunda kadının adamın erkek olup olmadığını test etmesidir (shit test).
Fırsat Penceresi
Kadınların ezici çoğunluğu, bu şekilde “belki” bölgesine attıkları erkeklere ilk açılışı yapmazlar. Erkeğe YD verirler ve eğer erkek yürümez ise erkek yürümez. Bu kadar basit. Bazı erkekler kendilerini beğenmeyecektir. Bazı erkeklerin ise kendilerini beğendiği her hallerinden bellidir ama bir iki davetiyeye rağmen erkek yüreksiz olduğundan açılış yapmadığı için, kız erkeğin yüreksizliğinden soğuyacaktır. Ha bu arada, tabak çevirme üstadı olan hatun milletinin belli bir zamanda tek erkeğe YD atmadığını da söylememize gerek yok.
2 – 3 ay önce 26 yaşında bir kızla barda muhabbet ediyordum. Kız “Erkek olduğun için çok şanslısın, beğendiğin kadına gidip yaklaşabiliyorsun. Ben ise sadece bakış atıp erkeğin yürümesini beklemek zorundayım. Çoğu yanıma gelmiyor bile : belki beni beğenmiyorlar, belki de yürümeye cesaretleri yok” dedi. Bu kız 26 yaşında, 175 boyunda, sarı saçlı, mavi gözlü ve oldukça güzel bir kız, yani tam olarak erkeklerin yüzde 99unun tipi. Yürümeyenlerin ezici çoğunluğu, yürüme cesareti bulamıyor. Bu kıza ben ilk yürüdüğümde (Starbucks’ta, o bara sonra buluşmaya gittik) bana sadece tek bir bakış atmıştı. Biz erkekler bunu “kızım beğeniyorsan neden sürekli bakış atmıyorsun” diye protesto edebiliriz ama kızlar için bu “ben işimi yaptım, beğendim, bana yaklaşsın diye baktım ama o gelmedi” şeklindedir.
(Not : Bu arada, kız ne kadar güzelse erkeği o kadar korkutacağından, çok güzel kızlar yürümeye daha hoşgörülü olabiliyor zira çoğu erkek onlara yaklaşmıyor bile!)
Kızlar yalnızken genelde tek bakış atarlar ama mesela yanlarında bir kanka ya da uydu erkek varken sizin yürüme şansınız daha az olduğundan birkaç bakış atabilirler. Evet, doğru duydunuz. Bu sizin için ne kadar stresli ise, kadın içinde stresli bir şey. Yanına gidip konuşmaya başlasanız “ne diyeceğim, nasıl davranacağım” diye korktuğu için, size davetiye atsa da yürümenizde onu korkutan bir taraf vardır.
Yani kıssadan hisse : YD tek bir bakış bile olabilir ve bunu kapıp açılış yapmak sizin işiniz. Kadın bunu yapmaz. Ve kadın ne kadar güzel ve opsiyonlu ise, tek bir erkeğe atacağı YD o kadar kısa ve kolay farkedilemezdir.
Sizin erkek olarak işiniz bu davetiyeler için radarı açık tutmanız. Eğer bir kızı beğendi iseniz (size ilk bakışı atmış olabilir ya da olmayabilir), onun gözlerine bakın ve göz göze geleceğiniz anı bekleyin. Kızın kıçına ya da memelerine bakıp bu anı kaçırmayın. Kız baktığında asla ama asla gözlerinizi kaçırmayın. Kızın gözlerini kaçırmasını bekleyin ve dik dik, yüzünüzde hafif bir gülümseme ile bakın. Gözlerinizde pet shoptan satın alınmaya can atan yavru köpek bakışı olmasın mümkünse.
Fakat kız tek bakış bile atsa, o bakışın ilgi mi yoksa yoldan geçen arabaya bakar gibi bir bakış mı olduğunu biraz tecrübe ile ayırt edebilirsiniz. Aslında olay tecrübe de değil. Göz teması, oldukça eski bir flört mekanizması ve erkeğin beyninde, kadının bakışını değerlendirip bunun ilgi değerini ölçen devreler var. Bu devreler, ışık hızıyla çalışıp, sonuçları size bir “his” olarak bildiriyor aslında. Söze dökmek çok zor ama bu ilkel mekanizma size bunun ilgi mi değil mi olduğunu söylüyor aslında.
Gerçi erkeklerin çoğu daha bu aşamaya bile gelemiyor. Erkeklerin ezici çoğunluğu, kestikleri kız kendilerine bakınca gözlerini kaçırırlar ve o anda yenilirler. Onlardan olmamaya bakın. Neden korkup kaçırıyorsunuz ki? Kız “ne bakıyon lan” mı diyecek? Hiç başıma gelmedi. Kızların hanzosunu önden elerseniz başınıza gelmez. Bunun için tespih testi yapın. “Bu kızın eline tespih koysam sırıtır mı?” testi. Eğer kafanızda canlandırdığınızda kıza tespih yakışıyorsa, kızı hemen eleyin. Memlekette bu testte kalan azımsanamayacak sayıda kız var maalesef.
Neyse, siz gözlerinizi kaçırmayınca, kız da size uzun uzun bakacak ve sonuçta birbirinize koşup sarılarak aşk şarkısı söyleyeceksiniz ve ortamdakiler de sizinle şarkıya başlayacak ve her şey bir müzikale evrilecek değil mi? Değil tabii, kız hemen gözlerini kaçıracak. Siz en azından bir 5 saniye daha gözünüzü kaçırmadan bakmaya devam edin. Bu aşamada :
Bazı kızlar gözlerini uysal ve feminen bir edilgenlikle aşağı doğru eğerek kaçırırlar. Bu yaldızlı davetiyedir. Bazı kızlar hem gözlerini böyle aşağı doğru eğerek kaçırırlar, hem de hafifçe gülümserler. Hatta şanslı iseniz siz bakmaya devam ederken bir kaçamak bakış daha atarlar. Bu da yüksek ilgiye işaret eden bir yürüne davetiyesidir.
Birçok kadın gözlerini burunları ile beraber yukarı kaçırarak tepki vereceklerdir. Şimdi, burası işte çetrefilli. Kadınlar bunu betasavar olarak da kullanırlar yani size davetiye göndermiş olma ihtimali hala var. Bana sorsanız, bu kadınlara eğer beğendi iseniz, yine yürüyün derim. Ama eğer yok ben risk alamam diyorsanız (neden?), biraz daha bekleyin. Ama unutmayın. Bekledikçe, çift taraflı saldırı ile yeniliyorsunuz :
1 – Kafanızda bunun davetiye olup olmadığını evirip çevirmeye başlayacaksınız ve yürümemek için bir sürü bahane ve korku kafanıza üşüşecek. Bu uzun süreli bekleme sonucunda ne desem lan diye düşünerek söyleceğiniz şey, ilginçtir ki, düşünmeden gidip konuşmaya başlasanız söyleyeceğiniz şeyden çok daha kötü olabilir.
2 – Kız sizin yaklaşacak yüreğiniz olmadığını düşünmeye başlayacak. Eh, haksız da sayılmaz.
Fırsat penceresini kaçırırsanız, kadın sizden tiksinmeye meyillidir. Kadın kendisini önünüze koymuştur, beklemiştir ama siz o fırsatı kaçırmışsınızdır. Eğer bekler bekler ve fırsat penceresi kapanınca yaklaşırsanız (bu genelde kızın bakmayı bırakması ve erkeğin can havliyle atlaması ile olur), kız size soğuk davranır.
Kadınlar sizin onu farkedip etmediğinizi anında anlarlar. O nedenle farketmedim sanar falan diye düşünmeyin. Ve eğer fırsat penceresini kullanmazsanız, bu onun için iki tane negatif anlama gelir : (A) KORKAK (B) BENİ REDDETTİ.
Önemli Not : Çoğu erkeğin “bana bakıyordu ama yanına gittiğimde soğuktu. Önce ilgi çekip sonra geri mi çekiliyor” dediği şey budur. Pencere kapanmıştır. Hele kız güzelse zaten etrafta bir sürü aday vardır ve o pencereyi size kapandıktan sonra yaklaştınız diye açması için pek fazla bir neden yoktur.
Açılış
Peki abi ne diyeceğiz?
Şimdi kız sosyal çevrenizde ise direk “merhaba, ben Mahmut” deyip ordan basit bir konuşma ile girebilirsiniz. Mesela aynı kurstasınız ya da üniversitede aynı sınıfta. Zaten bu ortaklıktan açacak konu kaynıyor olması lazım. Eğer kız sosyal çevrenizde değilse de, kıza bakarak yürüyün, gülümseyin ve basit bir muhabbet başlatın. Saçmalamadığınız sürece aslolan sakin konuşmanız, ne dediğiniz değil.
İmdi gençler, bu andan itibaren, bu kız ile aranızda, milyonlarca yılda evrimleşmiş, muazzam eşleşme algoritmalarını ateşlediniz. Bunun erkek tarafını oynuyorsunuz. Bu algoritmaların evrim sürecinin ezici çoğunluğunda sözel etkileşim henüz evrimleşmediği için, 2017 yılında bile eşleşme algoritmalarının yüzde 10’u konuşma üstünden giderse, yüzde 90’ı vücut dili üstünden gider. O nedenle, ne dediğinizden daha fazla olarak nasıl dediğiniz devreye girer. İşte bu aşamada kırmızı hapın maskülin benliğinizi ortaya çıkaracak pratikleri işinize çok yarayacak. Çünkü eşleşme ritüelinin kız tarafında ve bilinçaltında çalışan tarafının cevap aradığı soru şu : “bu adam maskülin bir erkek mi?”
Bu nedenle, ne diyeceğinizden daha çok vücut dilinize odaklanın. Kızla tüm etkileşim süresince :
Rahat, yavaş ve emin şekilde hareket edin (içten cool olup böyle hareket edersiniz, ya da kendinizi böyle davranmaya iterek cool olursunuz, inanın aynı şey. Davranış ve duygular iki taraflı işler. Bakınız Yapana Kadar Yapıyormuş Gibi Yapmak ve Maskülin benliği geliştirmek.
Konuşmanız yavaş, sesiniz derin ve kalın olsun (ağırlık kaldırmak ve genel olarak spor, ciğerlerinizi geliştirip, sesinizi daha erkeksi yapacak. Kadınların derin ve kalın erkek sesini seksi bulmasının sebebi, bunun sağlıklı ve güçlü ciğerlere işaret etmesidir).
Dik durun ve kadına eğilmeyin. Kadından biraz karşı yöne eğilin.
Göğsünüzü, herhangi bir obje ile bloke etmeyin (örneğin bira bardağını yukarıda göğsünüzde tutmayın). Göğüs kemiği bölgesini, gere gere öne çıkarmak, cesaret ve meydan okuma belirtisidir ve kadınlarca seksi olarak algılanır).
Ellerinizi sürekli hareket ettirmeyin, ağırlığınızı bir ayaktan diğerine atmayın, vs. Yani heyecan belirtisi hareketler yapmayın. Kadın tarafındaki eşleşme algoritmaları bunları hep “bu erkek yüreksiz ve ödlek” olarak yorumlar.
Çoğu erkeğin “bana bakıyordu ama yanına gittiğimde soğuktu. Önce ilgi çekip sonra geri mi çekiliyor” dediği şeyin fırsat penceresini kaçırmış olması olacağını yukarda belirttik. Bir başka problem de, erkeğin yukarıdaki vücut dilinde çuvallamasıdır. Dedik ya, kızlar erkekleri “belki” bölgesine atar önce. “Dışardan erkek görünüyor, belki erkektir, belki oğlan çocuğu” bölgesine. Siz vücut dilinizde betalaşırsanız, “yok ya bu oğlan çocuğuymuş işim olmaz” der.
Mavi Hap Miti : Ego tatmini için kuyruk sallayan ve sadece ilgi toplayan hatun
Yukarıdaki bölümde, bize mail atan ama mail sayısı yüzünden cevaplayamadığımız, düzinelerce arkadaşa da cevap vermiş oldum. “Önce bakıyodu, günler ve onu düşündüğüm saatler sonra ( = onu kafamda ONEitis yaptıktan) sonra merhaba dedim ama çok soğuktu”.
Özellikle üniversite gençliğinden en çok aldığımız mail teması bu. Ve bu maillerde üstü kapalı ya da açık açık, bunun nedeni şöyle tahmin edilmiş : “kız bana bakıp bakıp ilgili göründü ama ben yaklaşınca kendini çekti. Ego tatmini yaptı benimle. Zaten kızlar böyle vs …”
Bu bir mavi haplı çocuk miti maalesef. Spesifik hiçbir durumu bilemem, belki gerçekten de böyle işleyen ama az sayıda olan narsisist ilgi orospusunun tekine rast gelmişsinizdir ama çoğunuzun başına gelen şu :
(a) ya fırsat penceresini kaçırarak kızı hayal kırıklığına uğrattınız
(b) ya da düşünce ve hayallerle kafanızda bir kaideye koyup tapmaya başladığınız kar tanenize yaklaştığınızda, bir toprak kölesinin prenses karşısında göstereceği iki büklüm vücut dili ve ses tonu ile kendinizi belki bölgesinden hayatta işim olmaz bölgesine attınız.
Birkaç bakışmaya ve yürüme davetiyesine rağmen gidip konuşmak yerine kafanızda hayallere başrol oynattığınız kız ve siz (temsili). Sıkıyorsa bu “tanrıçaya(!)” secde etmek yerine maskülin davranın.
Bir süredir kayıp olan Hank Moody, dün sağlam ve ses getiren bir saha raporu ile geri döndü : Saha Raporu – Shit test level : Model. Sanırım, sitenin en çok yorum alan yazısı olan bu saha raporuna gelen bir grup okuyucu yorumu dikkatimi çekti zira sitede çokça gördüğümüz bir yorum tipi bu. Örnek olsun diye Altanus’un yorumunu buraya koyuyorum ama aşağıda yazacaklarım sadece ona değil, bu tip “böyle kadınlarla uğraşmaya değmez” yorumlarına :
Bence bu kadar shit testi çekmeye değmez. Tanrıça bile olsa, bir mekanda 1.5 saat bekletilmek çok büyük terbiyesizlik. Hatta bana göre shit test bile değil, tamamen kızın aptalca davranması.
Ne bileyim, bu kadar uğraşa, bütün bir günün mahvolmasına değmez gibi geliyor bana. Hem 1,5 saat bekletecek haber vermeden, hem mesajlarına adam gibi cevap vermeyecek, mekana gelmeyecek gidecek McDonalds’ta oturacak, yanında arkadaşı ile vs vs, say say bitmiyor, yazarken ben daraldım. Buluşmaya neden arkadaşını getiriyorsun? Ve PMS olmana rağmen buluşmaya neden geliyorsun?
Model veya değil, bu kadar uğraşa değmez gibi geliyor bana, bilemedim.
Bu düşünce 1990 sonrasında doğan nesilde çok yaygın. Daha önce de yazdım, bir üst nesil bu tür kırmızı hap teknikleri gördüğünde genelde “vay lan, tabii ya, kızlar böyle çalışıyor hakkaten, o zaman oyunu böyle oynuyoruz” derdi, şimdiki nesil ise genelde “lan sikerim böyle aşkın ızdırabını, kızlar ego tatmini yapan şımarık yaratıklar ve ben bu oyunu oynamıyorum” tepkisi veriyor. Bunda 1990 sonrası neslinde narsisizmin yaygın olmasının etkisi büyük (evet arkadaşlar, ego sorunu sadece kızlara özgü değil). Ama başka bir problem daha var. Bu ciddi bir problem ve buna orada bir yorumla değil, yazı ile dikkat çekmek istedim.
“Bu kadar uğraşa değmez” öncelikle ilginç bir yorum. Dikkat ederseniz, Hank burda tek gecede yatış kapaması yapmış. Kızla uslu uslu, tek öpücük almadan 5 kez muhallebiciye giden adamın yaptığı yatırımın ve uğraşın 10’da biri bile yok. Hele hele bir kıza kafayı takan ve kızla tek kere buluşmasa da saatlerce onu düşünen, hayal eden adamın yatırımının yüzde biri bile yok 🙂 Bir de zaten yeni saha raporunda yazdığı gibi orda boş boş da oturmuyor. Yani gece 2 – 3 saat kendi kendine takılmanın uğraş olarak değerlendirilmesi, efor olarak pek mümkün değil.
Bu tür yorumlarda “uğraş” denilen şey, kadın davranışları ve shit test ile uğraşmak aslında. İşte bu görüş de tam olarak feminizmin genç erkekler üzerinde ne kadar sağlam işlemiş olduğunu gösteriyor. Kadın ve erkek aynıymış ve aynı davranırmış gibi konuşuyorsunuz. Ne demek istediğimi anlatayım. İlgiden ve muhtemelen daha 22 yaşında olmasına rağmen yediği düzinelerce pompadan ruhu çürümüş bu zavallı kız iyi bir örnek değil ama her hatun az çok böyle çocukça davrandığı için yine de buradan devam edeceğim.
“Eğer erkekler tanıştıkları kızlara 12 yaşındaki yaramaz kız kardeşine davranır gibi davransaydı. Tüm ilişki problemleri çözülmüş olurdu.”
İşte 90 sonrası doğanların feminizmin eşitlikçilik akımından etkilenmesi tam olarak bu. 22 yaşında bir kızın kız gibi (genelde de çocuk bir kız gibi) değil de, 22 yaşında bir erkek gibi davranmasını beklemek.
Feminizmin ulvi bir amaç olabilecek kadın – erkek eşitliğini özellikle 70lerdeki cinsel devrim sonrası kadın – erkek aynılığına bozması sonucu, toplumda çok yaygın bir propoganda var ve bu da kadın ve erkeğin aynı olduğu yanılgısı yaratıyor.
Eğer “delikanlı adamın delikanlı sevgilisi” olur diyen gay bir erkek değilseniz, elinizdeki malzeme bu arkadaşlar. Kadınlar ve erkekler, hormonal, fiziksel ve zihinsel olarak çok farklılar. Fakat bu basit gerçek, maalesef gençlerin farkında oldukları birşey değil. Bu farkı bilerek hareket eden bir erkek için oldukça eğlenceli olan shit testler, bunu bilmeyen çoğunluk için bir işkenceye dönüşüyor. Çünkü birçok erkek, bu tür bir davranışı bir erkekten gördükleri zamanki gibi davranıyorlar ve sinirleniyorlar. (Şimdi düşünün, kız gibi davrandığı için karşısındaki erkeğin birden ciddileşmesi ve sinirlenmesine maruz kalan kadının hayal kırıklığını ve şaşkınlığını).
Size tavsiyem, geri dönüp Saha Raporu – Shit test level : Model yazısını, Hank’in kıza 12 yaşındaki yaramaz kız kardeşine davranır gibi davrandığı farkındalığı ile okumanız.
Merak ediyorum şu Tinder’da takılan kızların takılma amacı ne? Seks mi gerçekten? Ben Tinder’dan yalnızca 1 kızla seks yapabildim. Diğerleri hep öylesine takılıyorum kafasında konuşuyordu. Kimisine göre Tinder’daki kızlar parası olan, yakışıklı elemanlarla buluşup peşlerinden koşmasını sağlayıp egolarını tatmin ediyor ve asla seks yapmıyor. Kimisine göre ise oradaki kızlar seks yapıyor.
Oraya yorum olarak da yazdım ama, bir kız tinderda tanışıp ego tatmini için buluşmaz. Böyle bir ego tatminini, sadece mesaja bağlayan ve genelde çekici olmayan bazı kızlar yaparlar. Buluşmayı herhangi bir yakınlığa çevirmek erkeğin işidir. Erkeğin bu işine çomak sokmaya çalışarak da onu test etmek kızın işi. Neden? Tarih öncesinden gelen bir oyun bu ve daha önce Seks ve İlişkilerin Temel İlkesi yazısında söyledik : Kadınlar seksin kapı bekçisidir, erkekler ise ilişkinin. O nedenle kadın o kapıyı hemen açmaz, sizi sınar.
Bu olay eğlenceli bir oyun aslında fakat çoğu erkek, yukarıda bahsettiğim eşitlikçi zihniyetten dolayı, bu testleri kibir olarak algıladığı için saçma tepki gösterir ve sonra da kız ego tatmini yaptı sanar.
Ben ne zaman “egolarını tatmin ediyor ve asla seks yapmıyor” duysam, ki çok duyuyorum, orada erkeğin bu feminen beyin yıkaması nedeniyle kaçırıldığu bir fırsat görüyorum. Zira daha önce shit test yazısında söylediğimiz gibi “bir kadın size shit test yapıyorsa sizinle cinsel ilişkiye girme ihtimali kafasında belirmiş demektir“.
Aklınızdan hiç çıkarmayın, erkekler sadece görsel olarak karşılarında olana bakarak (gençlik, tazelik, güzellik, güzel cilt, memeler, kalçalar ve meme – kalça oranı, vs …) buluşmanın ilk 10 saniyesinde bu kızla yatabilir mi, yatamaz mı anlar (bu kızdan ilişki malzemesi çıkar mı ayrı konu). Bir kadın ise, erkekle buluştuğu anda ilk 10 saniyede bu adamla hiç işi olmayacağını anlar ama eğer bu sonuca varmamış ise erkeği “belki” bölgesine atar ve sınamaya başlar. Neden? Zira kadınların erkeklerde aradıkları şey görsel olarak karşılarında değildir (maskülinite) ve kadın karşısındaki adamın erkek mi, yoksa erkek rolü yapan oğlan çocuğu mu olduğunu anlamasının tek yolu, erkeği sınamaktır. Biz bu sınamaya shit test diyoruz. Alın size kadın ve erkeklerin farklarından biri daha!
(Önemli bir ikinci fark da, erkeklerin görsel öğelerle tahrik olurken, kadınların sözler ile tahrik olmasıdır. Bunu bilmeyen oğlumuz, “belki” bölgesinde iken kendisine savrulan shit testleri, kadını sözel olarak tahrik eden cevaplara çevirmek yerine az önceki gibi ciddileşirse, kendisi önündeki vücuttan tahrik olurken, kadını buzlar kraliçesine çevirir).
Şunu da aklınızdan çıkarmayın, sayıları az olmasa da ciddi anlamda azınlıkta olan psikopatlar haricindeki kadınlar, zerre kadar beraber olmak istemedikleri erkekleri shit test ile dürtüp acı çektirmezler. Yani eğer kadın sizi “belki bu adamla olabilir” bölgesine almasa idi o “ego tatmini” sandığınız davranışları göremezdiniz.
Açıkcası bunu yazmayacaktım ancak dün bir çok takipçimizden şu saha raporu için “ya bir hatuna bu kadar efor harcanır mı?” tepkisi alınca, boşlukları doldurmak için bunu da anlatmakta yarar var.
Önceki saha raporunda, hatun kişisi beni yaklaşık 1.5 saat bir barda tek başıma bekletmişti ya, şimdi size o 1.5 saat boyunca ne yaptığımı anlatacağım.
Mekanda otururken sıkıntıdan, gelen tinder match’leri ile yazışmaya başladım. Bu kızımız da 22 yaşında, öğrenci. Kendi iddiasına göre tek gecelik ilişki, fuck buddy v.s. aramıyor kesinlikle uzun ilişki bakıyor. Müslüman ve dindar biri olduğunu söylüyor. Tahmin ediyorum çoğunuz böyle bir hatuna yürümeyi aklının ucundan bile geçirmez çoğu zaman.
Tinder‘dan telefona geçmek için 3-4 mesajlaşmadan sonra, whatsapp’a geçildi. İlk yeşil ışık “ne zamana kadar buradasın?” sorusu oldu, kadın dilinde bunun meali “gitmeden bir görüşsek ya senle” tam olarak. Baktık buluşacak vaktimiz var, ikinci sinyal geldi:
Kız: “Olgun görünüyorsun sen.” (yaş 27)
Ben: “Haha, kibar bir şekilde yaşlı mı demeye çalışıyorsun bana?”
Kız: “Yoo ben olgun severim”
Herhalde normal bir erkeğin, daha fazla yeşil ışığa ihtiyacı yoktur. Mekanda hatun tarafından bekletilmenin etkisi ile, hatuna “gel şimdi buluşalım” dedim, “evdeyim yok olmaz” dedi. Biraz daha ısrar ettim, başı ağrıdığını söyledi.
Bence kritik nokta tam olarak burasıydı, burada “aaa tamam o zaman geçmiş olsun” demek en normal yol gibi gözükürken, bir akşamımı bu hatuna harcamaya değer mi sorusuna cevap aramak için atağa geçtim:
Ben: “Gel sen ben senin baş ağrını geçiririm ;)”
Kız: “Heheh nasıl olacak o?”
Ben: “Sen gel, gösteririm ben sana..”
Kız: “Gelemem ki, ailemle yaşıyorum ben.”
Ben: “Haa, peki o zaman yarın görüşürüz ;)” (gecenin 11’inde evden kaçıp gelmesini beklemek de artık fazlaca ısrar etmek olacaktı)
Kız: “Dışarda başka kızlara bakma ama :(“
Ben: “Valla sen gelip bakmamı engellemedikten sonra, ne yapacağıma söz veremem.. Haha”
Baktım bundan bir hal yol olacağı yok o gece, gidip mekan mekan avlanmaya da üşendiğimden, bir önceki hatuna doğru yola çıktım.
Bu hatunla, bir sonraki gün yemek için buluştuk. Zaten bir önceki günden hatunu elde etme ile ilgili soru işaretlerinin çoğunu elemiştim. Yemeğimizi yedik, hatunun çekingenliği sebebi ile dışarıda pek birşey olmadı. Yemeği bitirdiğimizde saat 8’di ve kız 11’de evde olması gerektiğini söyledi.
Eve gidip film izliyelim dedim, itiraz etmedi. Evde filmi 15 dakika kadar izleyebildik. Sonrasında hayatımdaki en ciddi son dakika direncine maruz kaldım ancak gece yine de mutlu son ile bitti.
Dün ben size bir önceki saha raporunu yazarken, bu arkadaş bana sen beni unuttun mu diye çıplak fotoğraf atıyordu. “iyi aile kızı” rolünü sadece 1 gün sürdürebildi, yazık.
Gelelim ben bunu neden anlattım:
Aslında bu kadar kolay kapanan saha raporu yazmayı sevmiyorum. Ama bir önceki saha raporundan sonra size, tek bir hatuna değil birden fazla hatuna düzenli olarak yazıyor olmanın yararını anlatmam lazımdı.
Burada ana nokta şu, önceki saha raporunda yazdığım kız benim tek yazdığım hatun olsa, kesinlike tökezler ve başaramazdım. Elinizde, hele de bir ilişkiniz olmadığı zamanlarda olabildiğince fazla hatun olsun. Hepsine yazın. Kimine fazla efor harcayın, kimi zaten kendi kendine gelip yatağınıza sokulsun. Tek bir hatuna odaklanınca, verilen emek fazla gibi gözükebilir ancak benim o hatunu 3 günden fazla umursayacak halim yoktu. Canım o gece onu götürmek istedi, bende ekstra efor harcayıp götürdüm.
Eğer gerçekten tabak çevirmek istiyorsanız size tavsiyem şu sayıları tutturmaya çabalayın:
Düzenli yatılan hatun sayısı: 2-4
Herhangi bir anda buluşma adayı hatun sayısı: 5-10
Sayılar yükseldikçe kendinize olan özgüveniniz artacak ve bu işi çok daha kolay yapabilmeye başlayacaksınız.
Erkeklik istatistik işidir, yeterince hatuna yürümeye başladığında, “match’den yatağa 4 saat” şeklinde gerçekleşecek ilişkilerin de olacak (bunu da ayrıca bir saha raporu olarak yazacağım, baya komik bir hikayem var), bir kere vermek için 3 date süründüren de. Burada hiçbir zaman bunun acısız bir süreç olduğunu söylemedik, çabalamayana ekmek yok.
Selam gençler, bayadır yazmıyordum, güzel bir saha raporu ile geri döndüm.
Çok da iyi bilmediğim bir şehirde, bir iş seyahati esnasında hatun kişisi ile Tinder‘dan eşleşip telefon numaraları alındı. Bir cuma akşamına buluşmak için sözleşildi. Buraya kadar herşey güzel.
Kız 22 yaşında öğrenci, part-time modellik yapıyor. Oldukça güzel bir hatun, tabi böyle bir hatunu elde etmek de biraz acılı oldu.
Hatun tam olarak şu:
Hazırlanıp buluşma saatinde cafede olacak şekilde taksiye bindim ancak sağolsun taksici beni şehrin bambaşka bir yerinde bırakınca, tekrardan bir taksiye atlayıp buluşma yerine yaklaşık yarım saat geç gittim. Açıkcası normal şartlarda bu bir sorun değildir ki bu arada kıza durumu söyledim, “Tamam ben yakınlardayım zaten sorun değil” gibisinden bir cevap aldım.
Bu noktadan sonra işler garipleşti, ben gittim mekana oturdum ama kız inatla gelmiyor. “Telefonumun şarjı bitiyor onu şarj edip geleceğim” dedi, dedim gel burda şarj aleti var. “Yok ben burada şarj aleti buldum bekle” dedi.
Yarım saat sonra gelip gelmediğini sordum, bu sefer önce geleceğim dedi, sonra yok gelmiyorum dedi. En son “Valla 15 dakikan var gelmek için yoksa ben kaçar!” dedim, “İyi git o zaman” dedi. Açıkcası bu noktada normalde kızı bırakıp o gece kendi keyfime bakardım ancak garip bir durum vardı. Kız hala inatla mesaj atıyordu. En son durup dururken, ki bu arada yaklaşık 1.5 saattir mekanda yalnız oturuyordum, “Sen gel buraya” diye bir mesaj geldi.
Nerede olduğunu öğrendim, yakınlarda bir yerde bir McDonalds’da oturuyordu. Garipsedim açıkcası cuma akşamı saat olmuş 11, bara gelmek yerine McDonalds’da olmayı tercih ediyor. Gidip gitmemek noktasında emin değildim açıkcası, hatun hem beni 1.5 saat sözleştiğimiz yerde bekletip hem de ayağına çağırmıştı. Kafamda bir oyun planı olmadan gitme kararı aldım. Kıza da geleceğimi söylemedim.
Mekana varınca önce dışarıdan bir içeriyi süzdüm, yanında bir eleman vardı ama elemanın her halinden rakip v.s. olmadığı belliydi. Girdim içeri, ufak bir göz temasından sonra direk kızın yanındaki sandalyeye oturdum.
Ben: “Naber?”
Hatun: (Önce 1-2 sn kim olduğumu anlamaya çalıştı malum ilk kez görüşüyoruz)”Aaa beklemiyodum ben senin gelmeni!”
1-2 ufak muhabbetten sonra (max. 3-4 dk) hiçbir şey söylemeden kalktım ve kahve almaya gittim. Kahveyi aldıktan sonra masaya döndüm, ancak oturmadım. Kıza dönüp:
Ben: “Ben gidiyorum gelecek misin?”
Hatun: “Nereye?”
Ben: “Bilmiyorum yakınlarda bira içebileceğim bir yer bulacağım..”
Hatun: “Bu saatte mi?” (Saat 12 falan olmuştu bu arada)
Kız bi 10 saniye duraksadı, arkadaşına ben gidiyorum dedi, eşyalarını topladı ve çıktık. Ben içimden, “herhalde olup olabilecek en ağır shit test‘i atlattım bundan sonra rahat bırakır” diyorum bir yandan. Yakınlarda bir mekan bulup oturduk. Hatun ben içmeyeceğim dedi, dalga geçtim, kendime bir bira söyledim.
Bundan sonrası daha da garipleşti. Hatun habire elinde telefon instagram v.s. geziniyor, arada ufak ufak muhabbet dönüyor ama kafa bambaşka bir yerde gibi. En azından ben öyle zannediyordum.
Bir ara, ilk mekana geç geldiğim için beni bu gece böyle beklettiğini ima etti, gülerek “Taksici ile aynı dili bile konuşamıyorum, ne yapsaydım, adamın suratına ingilizce olarak bağırmayı denedim ama pek işe yaradığı söylenemez” dedim ve geyiğe vurdum. Bir daha da bu konu asla açılmadı zaten.
Mekan, bir tarafı koltuk, bir tarafı sandalye olan masalardan oluşuyor. Ben sandalyede, hatun koltukta oturuyoruz. Normalde böyle bir mekan seçmem ancak tüm gece doğaçlamaya dönünce mekan konusunda şanssız bir seçim yapmak zorunda kaldım.
Baktım 1-2 ufak dokunuşa hatun ters tepki vermeyince, bütün gece çekilen acının üzerine atağa geçtim. “Senin koltuğun ne rahat öyle kay bakayım” diyip hatunun yanına kuruldum. Zaten o dakikadan sonra, dokunuşu ilerletmek hariç yapılacak pek de birşey yok. İlk öpücüğü almam sadece 5 dakika sürdü. Sonra bir 15 dakika daha oyalanıp hesabı istedim.
Ben: “Bana gidiyoruz değil mi?”
Hatun: “Yok gelmem ben.”
İç Ses: “Öehh artık!”
Ben: “Ne yani Cuma akşamı eve gidip yalnız başına uyuyacak mısın?”
Hatun: “PMS oldum, bak.” (elimi alır ve o pedin varlığına beni ikna eder)
Ben: “İyi o zaman, Pazar görüşürüz?”
Sonuç olarak kız pazar güni buluşma falan uğraştırmadan direk eve gelir. Sonrası malumunuz…
Daha sonrasında farkettim ki, hatunun instagramda aşk şiirleri döşediği bir sevgilisi var. Ben yakın bir zamanda tekrar aynı şehre gideceğimden sağolsun beni de bir kenarda tutmaya devam ediyor. Diğer elemana, bu kadar salak olduğu için üzülmedim desem yalan olur. Ama bu demek değildir ki, ben tekrar gidince bu hatunu es geçeceğim 😉
Gelelim ben bunu neden anlattım:
Bazı hatunlar, kendilerine olan ilginin fazlalığı sebebiyle ayarsız shit test’lere maruz bırakabiliyorlar. Bu noktada ana etmen her zaman ama her zaman soğukkanlı kalabilmek. Bir gecede maruz kaldığım shit test’ler:
Mekanda 1.5 saat bekletilme
Mesajlara geç ve kısa cevaplar verme
Buluşulan mekana gelmeyip, saçma sapan bir yere çağırması
O saçma sapan mekanda oturmaya devam etmek istemesi
Buluştuktan sonra ilginin %75 telefonunda olması
Adım gibi eminim, ben bunlardan birini sorun etsem, konuyu uzatsam şuan kuracağım cümle “Ulan taş gibi hatundu da, sonunu getiremedik yazık oldu.” olurdu.
Bir erkeğin oyunu, hatun ne kadar saçmalarsa saçmalasın, sakinliğini koruyup, hatta mümkünse kadının yaptığı saçmalıklarla dalga geçerek, hedefine odaklanmaktır. Hele hele de yeni tanıdığınız bir hatuna karşı, tartışarak ya da kadının davranışlarını sürekli sorun ederek hiçbir sonuç elde edemezsiniz.
Hatun shit test’in seviyesini arttırdıkça, sizin de cool olmanın seviyesini arttırmanız gerekiyor. Ben o McDonalds’tan kahveyi alıp “hadi ben gidiyorum geliyorsan gel” diye bir hareketle hatunu şaşırtmasaydım bu hikayenin başarısız bitmesi çok yüksek bir ihtimaldi.
Yeni bir üniversite dönemi başlamıştı. 3 aylık bir yaz tatilinden sonra okuduğum şehre geldiğim de burada hiç takılacağım bir kız yoktu, 4 – 5 tane kadınla iletişim halindeydim fakat hepsi 600 km lik mesafede olan memleketimde kalmışlardı. Ben de saatin akşam 10 buçuk olmasına aldırmadan sokağa cıkıp set açmaya karar verdim.
Direk konuya girmek gerekirse 15 – 20 dakika boş boş dolandıktan sonra yanımdan 1.70 boylarında mini şortlu ve aşırı göğüs dekolteli 19 – 20 yaşlarında bir kız telefonla konuşurak geçti. Onu durdurup onunla sohbet başlatmak beni deli gibi heyecanlandırıyordu. Ama öylece gitmesine izin vermek tamamen salaklık olurdu, şansımı denemeliydim. Ve peşine takılıp takip etmeye başladım. ( daygame de yeterince tecrübeli olmayan arkadaşlara kesinlikle önermiyorum. 3 saniye kuralına uyun , zaman uzadıkça kendinizi manupule edip başarısız olma ihtimaliniz aşırı artıyor ) telefonu kapatmasını bekliyordum fakat kapatmıyordu. Yaklaşik 5 – 6 dakikalık takipten sonra tüm cesaretimi toplayarak açılışımı yaptım. Harika oynamalıydım, bu kızı kesinlikle kaçırmak istemiyordum.
Arkasından gelerek 45 derecelik açıyla bir anda önüne çıkıverdim. O anda yan tarafta bağlı bir köpek vardı. O havlamaya başlayınca ikimiz de çok korkmuştuk.
Ben: Korkma korkma bağlıymış.
Kız: Şaşkın bir ifadeyle yüzüme bakıyor. Telefondaki arkadaşına biraz bekle diyerek beni dinlemeye başlıyor.
Ben: Sen kesin sporla falan uğraşıyorsun bu ne hız cok hızlı yürüyorsun sana yetişmek için nefes nefese kaldım.
Kız: Evet besyoya hazırlanıyordum fakat kazanamadım. Neden bana yetişmeye çalışıyorsun?
Ben: Az önce yanımdan geçtin ve gözlerin bakışların o kadar anlamlıydı ki 2 saniyelik göz göze gelmemize ragmen beni etkilemeyi basardın.
Bütün bunlar calışılmış cümleler değil tamamen doğal, spontane o anda aklıma gelen seyler (ve tamamen yalan aslında göz göze falan gelmedik ehehe). Etkilenmiş gözüküyordu. 2 – 3 dakikalık sıradan ne okuyorsun, nerelisin tarzında konuşmadan sonra işi yoksa benimle bir kafeye gelmesini söyledim ( buradaki önemli nokta “gelir misin?” tarzında evet ya da hayır cevabı alabileceğiniz şekilde sorarak degil çünkü kadınlar insiyatif almayı bilmezler coğunlukla böyle sorular hayır cevabı ile sonuçlanır ).
Kafeye geldiğimizde 15 dakikalık bitmek bilmeyen shit testlere maruz kaldım. Bunlardan hatırladıklarım :
– özgüvenimi sorgulaması
– sokak ortasında bütün kadınlara aynı şekilde yaklaştığımı sorgulayan imalar
-ve en önemlisi koca göğüslerini masaya dayayarak aşırı derecede frikik veriyordu göğüsleri dekolteden fırlayacak gibiydi. Bu kesinlikle bir testtir. Asla ama asla gözünüz kaymamalıdır. Onun goğüslerine baktığınızı fark ederse oyun biter. Bütün çekiciliginiz yerle bir olur, Game over olursunuz .
Yarim saatlik instant date den sonra telefon numarasını alarak gece bitti. Ben de cok seksi bir kızı etkileyip numarasını almanın sevinciyle evime gitmiş oldum hem de sadece 1.5 tl cay parasi odeyerek.
Kadınların yüzyıllardır ellerinde olan en büyük silahlardan biri muhtemelen bilinmezlikleri. Bu kelimeyi ben uydurdum(*) ama burada kullanılabilir; kadınlar yüzyıllardır, nesiller boyunca, bilinmez, rastgele hatta en kötü halinde kaypak ve muğlak oldukları algısını yeşerttiler. Bu “kadınların anlaşılmazlığıdır” (feminen gizem) – ve (mitolojik) feminen sezgi – “bir kadın bilir işte”. Bir erkek eğer açıksözlü ve kararlı olmadığı zaman saygı görmezken – ne demek istediğini söyle, söylediğini yap – kadınların anlaşılması zor ve görünürde irrasyonel olmaları toplum tarafından ödüllendirilir ve cesaretlendirilir. Aslında, doğru bir sanatsallıkla yapıldığında, tam olarak da bu anlaşılmazlık kadını hem arzu edilir hem de çekilmez yapar. Fakat, bu etkiyi yaratmak için kadın bilinmez olmalıdır (ya da en azından görünmelidir) ve tüm erkek milletini de buna inandırmalıdır.
“Kadınların anlaşılmazlığı”, kadın ruhuna “chick crack”‘in (**) PUA tekniği olarak başarısıyla aynı nedenden hitap eder. İkisi de metafizik bağlantıları (din, batıl inanç, altıncı his, vs) bu kadar çekici kılan “gizli güce” hitap eder. Sadece kadınların dedikodudan bu kadar haz almalarına bakmanız yeterlidir. Kadınlar için “gizemli” şeylerde güç vardır. Cadılık ile ilgili şeylerin feminene bağlanmasına şaşmamak lazım. Tarihi olarak erkek egemen olan kültürde mantık, gizemin ve mistisizmin gücü feminin tarafından geliştirilip, gücü elinde bulunduran erkeği manipule etmek için kullanmasıdır. Bu bazen kadının meydanlarda yakılması ile sonuçlansa da, çoğunlukla kadının büyülediği erkeğin statüsüne göre çeşitli seviyelerde “tahtın arkasındaki güç” olmak anlamına gelir.
Bu gizemi cinsellikle birleştirin, optimal hipergami için feminen buyruğun elinde bulunan en güçlü silah olan “kadınların anlaşılmazlığını” elde edersiniz.
Kadınların anlaşılmazlığı, kadın – erkek ilişkilerine nüfus eder. Tüm forum yorumlarında, Facebook girişlerinde ve kadınlar tarafından kişisel ya da feminen yatırım ile yazılmış her makalede, kadınların anlaşılmazlığının eser oranda da olsa kabulü vardır. Bir kadın feminen amaca ihanet eden bir kadın davranışı gözlemleyip sertçe eleştirdiğinde, standard yanlış yönlendirme HER ZAMAN tahmin edilemez, kaprisli ve bilinmez feminen gizemdedir. Feminen Buyruk için Dövüş Klübünün ilk ve ikinci kuralı kadının gizemliliğini korumaktır ve “kızkardeşliğin” buna ihanet edenlere karşı zerre kadar merhameti yoktur. Roissy’den alıntı yapacak olursak, gerçeğe ne kadar yaklaşırsanız, kadınlar o kadar yüksek sesle feryat edeceklerdir.
Davranışları gözlemleyerek, kafa karışıklığını ve yaygın problemleri kırmak için yıllardır çaba gösteriyorum. Muhakeme ve metodolojideki farklar bir yana, kadınlar da erkekler gibi temel motivasyonlarla hareket eden insanlardır. Burada önemli fark şu : kadınlar da erkekler kadar sıradan veya olağanüstü olabilirler ama erkeklerin kullanabilecekleri bir maskülin gizem diye birşey yok. Bazı istisnalar dışında, biz böyle bir gizemi geliştirmiyoruz zira böyle birşey için toplum tarafından kadınlar kadar teşvik edilmiyoruz ve doğrusunu söylemek gerekirse böyle bir şeye ihtiyacımız da yok. Ama bir kadın bu gizemi yeşertebilirse, kadının ilgisi bile tek başına, kadını dize getiren erkek için “şanslı” olmak anlamına gelir. Bir kadın deli diye düşündüğünüzde, kadın tilki gibi delidir – bu ardında bir mantık olan deliliktir. Kadınlar erkekler kadar kurnazdır, hatta ardına saklanabilecekleri bir gizem maskesi olduğundan kadınların erkeklerden daha kurnaz olduklarını söyleyeceğim. Kadınlar irrasyonel değildir, kurnazdırlar. Sadece sizin kadınların hareketlerini ve davranışlarını okuma ve bunların ardındaki amacı anlama yeteneği geliştirmeniz gereklidir.
Günümüzde erkekler kadınları irrasyonel diye yaftalayıp geçmeye çok meyilliler. Freud bile kadınların tepkilerindeki histeri yüzünden yanılmıştır ve onları genel olarak aciz, rastgele ve ikiyüzlü diye tanımlar. Yaşlı bir adamın “kadınlar, sanırım onları hiçbir zaman anlayamayacağım” demesinin ne kadar sinir bozucu birşey olduğunu anlatamam. “Dün gece Kristy ile şansın yaver gitti mi ;)?” lafını kaç kere duydunuz. (***) Bu soru hakkında pek düşünmesek de, bu kadın gizemini destekler şekilde kurulmuş bir soru. Sizin hatunla seks yapmanızın sebebi şansınız değil. Tamam, doğru zamanda, doğru yerde, doğru erkek olmak da bu konuda rol oynar ama burada sizi yatağa götüren bu değil. Ama eğer biz (kadınla yattık diye) kendimizi şanslı hissedersek, piyango kazanmış gibi, ya da az bulunur ve değerli bir ÖDÜL almış gibi, bu kadınla yatmak için bu durumda neleri doğru yaptığımızı anlamamız mümkün olmaz. Bunun yanında da kadın gizemli bir ödül verici halini alır ve dolaylı olarak ödülü elinizden alabileceği için de asıl gücü elinde tutan kişi haline gelir. Bu gizemli kadın ile seks yapma şansına sahip erkekseniz, bu kadın ile seks az bulunur ve değerli olmalıdır.
“Kadınların anlaşılmazlığı”, kadın – erkek ilişkilerindeki süreçleri ve motivasyonları anlamanıza engel olur; erkekler fazla düşünmeden, anlaşılmaz olan kadınları ile birlikte olmaktan mutluluk duymalıdır. Bunu bir de cinsel açlıkla birleştirin, şans / kader unsuru seksi daha da içine çekici bir hale getirir. Bu “şans” koşullaması ve kadınların bu koşullamayı desteklemesi, yokluk zihniyetini besleyen şeydir. Ve çoğunlukla ONEitis‘in kaynaklarından biridir. “Kadınların anlaşılmazlığı” masalına inanan erkekler, kadınların ilişkide gücü elinde bulundurmasına hizmet ederler. Cinsellik kadınların ellerindeki en iyi silahtır ve bu silahı daha da etkili hale getiren her sosyal koşullama, kadınlarca desteklenir.
(**) Konuşulan kadında duygusal reaksiyonlar yaratmaya yönelik bir PUA tekniği
(***) Biz de işler hala bu kadar kötü değil. Biz “dün gece hatunu yedin mi?” falan diyoruz ama Amerika’da bu “have you been lucky” (şansın yaver gitti mi) çok kullanılan bir soru. Yine de bizde bir kadınla yattı diye kendini şanslı sayan ya da kadının kendine bir lütufta bulunduğunu düşünen erkek sayısı da az değil.
Bugün ilginç bir konuk yazı var. Tartışma yaratacak cinsten. Sitenin ziyaret verilerinden tahmin ettiğim kadarıyla toplam 6 bin kadar düzenli ziyaretçinin 500 kadarı kadın. Eğer toplamdaki oranı kadınlara uygularsak yarısının 25 yaş altı olması lazım. Bu ziyaretçilerden feminist olmayanlardan ve benimle iletişime geçenlerden, kırmızı hapı nasıl gördüklerini yazmalarını istiyorum. Freudyen böyle bir yazı gönderdi. Yazar çoğunuz gibi 25 yaş altında (23) ve üniversite öğrencisi.
Kendisine teşekkür ediyorum ve sizi kadın gözünden feminizm kırmızı hap yazısı ile başbaşa bırakıyorum:
Merhabalar, ben Kırmızı Hap öğretilerinden yaklaşık bir senedir haberdar olan ve bu konsepti konu edinmiş blogları/sayfaları takip eden bir bayanım (evet bayan diyorum çünkü kulağıma daha kibar geliyor ve dildeki zorlama feminist düzeltmeler bana saçma geliyor.). Öncelikle şunu söylemeliyim, ilişkiler konusunda hep sorunlar yaşadım ve çevremdeki insanlar da ilişkilerinde mutlu değillerdi. İlişkiler insanlar için mutluluk kaynağı olmaktan çok bir zorunluluk, devasa bir yük haline gelmeye başlamıştı. Bu sorunu irdelemeye başladığımda, özellikle Türkiye’de cinsiyetlerin birbirine düşmanca yaklaştığını gördüm. Maskülen hareket sayfalarını da, feminist bloglarını da okudum. Maskülen hareket sayfalarında erkekler Türk kadınının kezbanlığından, yetersiz cinsellikten, cinsel etkileşim için çok çaba sarf etmeleri gerektiğinden, yurtdışında bu işlerin çok daha kolay/rahat olduğundan, kadın problemlerinin feministler tarafından abartılarak erkek problemlerinin üstünü örttüğünden şikayetçiydiler. Maskülen formun en üst level’ı da tamamen kadın düşmanı olan ve asla evlenilmemesi gerektiğini savunan, kadınların şeytan olduğundan bahseden insanlardı. Bu insanlar muhtemelen bir iki sorunlu kadınla yaşadıkları ilişkilerini genelleyerek ‘Kadınlar kötüdür’ algısı oluşturup çevresindeki insanları da etkileyerek kadın düşmanlığını yaydılar.
Feminist sayfalara baktığımda da şunları gördüm: taciz olaylarına gereken cezalar verilmiyordu, toplumda kadın güçsüz olarak görülüyordu ve kadınlar çoğu yerde negatif ayrımcılığa maruz kalıyordu. Kadınlar erkeklerin onları sadece seks objesi olarak gördüğünü söylüyor, kezban/kaşar kadın ayrımına kızıyor, nasıl davranacağına karar veremiyor, toplumdaki ‘namus’ kavramından dolayı eğlenilecek kadın olarak görülmemek için cinsellikten çekiniyorlardı. Feminist dalganın da düşmancıl üst level’ı erkeklerin her hareketini düşmanca değerlendirerek davranışı ‘cinsellik/kadını aşağılama’ bazlı görenlerdi. Nasıl olur da bir erkek onlara ‘bayan’ diyebiliyor, ‘Kadınlar çiçektir’ diyerek onları güçsüz/narin olarak görüp aşağılıyordu? Mutlaka her sözün ardında bir art niyet olmalıydı. Ya da bir erkeğin amacı her zaman kadınları yatağa atmaktı ve erkekler kadınları sadece seks objesi olarak görürdü (Çünkü muhtemelen bunu iddia eden kişi erkeklerle kötü deneyimler yaşamıştı ve deneyimini genelleyip erkek düşmanlığını yaymaya çalışıyordu). Bu yüzden erkekler kötü varlıklardı ve erkeklerden uzak durulmalıydı.
Her iki tarafı da okuyup anlamaya çalıştıktan sonra şunu fark ettim: bu iki cinsiyetin birbirlerini düşman olarak görüp aldığı tavırlar, toplum olarak düzgün ilişkilerin kurulmasını engelliyor ama aslında iki tarafın da şikayetleri birbirlerini tamamlayıcı cinsten. Kadınlar ve erkekler geçmişte yaşadıkları sorunları genellemek yerine, kendi sorunlarını çözmeye ve karşı cinsi anlamaya yönelik hareket etse, her iki taraf adına da mutluluğu baz alarak davranışlarına yön verse sorunların yavaş yavaş azalacağını düşünüyorum. Çünkü negatif duygular çoğu zaman kişinin kendisine olan özsaygısındaki eksiklikten gelir ve bu negatif duygular bir süre sonra karşılıklı olur, bulaşıcıdır; tıpkı pozitif yaklaşımların da karşılıklı/bulaşıcı olduğu gibi. Özetle Red Pill bazlı gidersek, karşı cinse düşmanca yaklaşmak ve bu düşmanlığı genelleyerek yaymak yerine; herkes öncelikle kendini geliştirmeye ve özgüvenini yükseltmeye adasa, hobiler edinse, kitaplar okusa, statüsünü yükseltmeye çalışsa, spora başlayıp kilo vererek düzgün bir fiziğe sahip olsa, özsaygısını ve sınırlarını farkında olsa, karşı cinsle ilişkilerini düzeltse ve karşı cinsi anlamaya çalışsa sorunlar büyük ölçüde azalır. Kendisine saygı duymayan insan ne başkasını sevebilir ne de ilişkilerinde mutlu olabilir. Kendisine saygı duyan ve kendisini seven insan ise etrafına pozitif enerji verir, pozitif ilişkiler kurar. Bu döngünün devamlılığı için ilk önce kendimize odaklanmalı ve daha sonra diğer insanları anlamaya çalışmalıyız. Herkesin birbirine pozitif yaklaştığı bir toplumda ilişki sorunlarının da minimumda olacağını düşünüyorum.