Asosyal medyada biri şöyle yazmış:
“(Kadınlara yürümede) sonuçlardan korkmak diye bir şey yok. Sorun, yapılacak bir şeyin olmaması. Varoluşun normal durumu, rastgele kadınlarla konuşmak değil, rastgele kadınlarla konuşmak için bir neden yok.”
Alexander’da şöyle demiş:
“Erkeklerin bir kadını buluşmaya çağırmamalarının en büyük nedeni, reddedilme korkusu. Blackpilled olduğunu söyleyen erkeklerde reddedilme korkusu çok daha büyük (bkz. Reddedilme duyarlılığı).
Ben “normal varoluş şeklinin”, etrafındaki herkesle konuşabilmek olduğunu söyleyeceğim.
Ama aynı zamanda şunu biliyoruz ki, günümüzün genç yetişkin erkekleri, geçmiş nesile göre farklı hareket ediyorlar. Tanımadıkları insanlarla konuşmuyorlar, daha az arkadaşları var ve gerçek yüz yüze sosyal aktivitelere daha az katılıyorlar. Daha fazla nevrotik ve izole yaşıyorlar. Etraflarındaki insanlarla konuşma başlatmakta daha çok zorlanıyorlar. Bu, 90’larla bile karşılaştırdığınızda muazzam bir değişim.
“Doğal hal” nedir anlamak istiyorsanız, primatlara ve avcı-toplayıcı toplumlara bakmanız yeterli. Zamanlarının çoğunu birbirleri ile etkileşim halinde geçiriyorlar. Genç nesillerin kendi kendilerine uyguladıkları aşırı izolasyonun normal ya da doğal olmadığını söylemek daha doğru.
Kadın – erkek ilişkileri, bu konudan ayrı değil. Birçok erkeğin kadınlarla tanışamamasının sebebi, kadınlarla etkileşime girmelerine neden olacak sosyal aktivitelere ya da akran gruplarına sahip olmamaları. Erkeklerin romantik bağlamda olmayan akran ilişkilerinin çok az olması hakkında, romantik ilişkilerinin olmaması hakkında endişelendiğimiz kadar endişelenmeliyiz. Akran grupları, hayatın çok önemli bir parçası ama genç erkekler akran grupları konusunda, romantik ilişkiler konusunda oldukları kadar geri kalmış durumdalar. Birçoğunun bunun yerine sahip olduğu şey, sosyal medya etkili kişileriyle (influencer) kurdukları parasosyal ilişkiler (ünlülere/sosyal medya fenomenlerine aşırı derecede yakınlık duyma).”
Bir başka yorum da şöyle:
“Kadınları buluşmaya çağırmak, sadece düşük statülü erkeklere uyan, evrensel olarak küçük düşürücü ve aşağılayıcı bir davranış. Bu da bana, erkeklerin kadınları buluşmaya çağırmasının (kadınlara yürümesinin) doğal olmadığını söylüyor. Antik çağlarda insanlar bunu yapmıyorlardı.”
Burada da Rob Henderson, böyle şeyleri söyleyenler konusunda aklımdan geçeni özetlemiş:
“Aptalca!. Bu (tür şeyleri söyleyen) insanların, birer kaybeden oldukları için ızdırap çektiklerinin ve kendi perişanlıklarını başka insanlara yaymaya çalıştıklarının farkına varın. Bunun yanında, evrimsel eşleşme paraziti stratejisi ile, sizin moralinizi bozarak, bir kız arkadaş bulmak için çaba harcamanıza engel olmaya çalıştıklarını belirtmeye gerek yok.
“Evolutionary mating interference strategy” (Evrimsel çiftleşme ya da eşleşme paraziti/karıştırıcısı stratejisi), genellikle kendileri cinsel pazarda başarı sağlayamayan bazı insanların, başkalarının başarı sağlamasını engelleyecek şekilde karışıklık yaratma stratejisi. Örneğin bir incel için görmesi en depresif şey, çekici bir erkeğin kız arkadaş yapması değil zira bu, incelin yaşam felsefesini ve varoluşunu doğrulayan bir şey. Bir incel için görmesi en depresif şey, sıradan, kendisi gibi bir erkeğin kızlarla az çok başarılı olması. Bu nedenle de asosyal medyanın azgın azınlığı, ortalama erkeklere kadınlara yürümeyi anlatan sitelere gelip, “bunlar çalışmaz, bunlar paran yoksa, 190 değilsen çalışmaz, 170 adam nerede kız buluyor, kızların egosu tavan, vs.” diye trollüyorlar.
Özellikle asosyal medya, sesi çok çıkan böyle bir azınlığa sahip ve sürekli olarak birçok açıdan kendileri gibi olan insanların, kendi başaramadıkları şeyleri başarmasına engel olmaya çalışıyorlar.
Bu insanlar başka insanları da kaybeden yapmaktan büyük zevk ve onay alıyorlar. Kendi önyargılarını destekleyecek videolar izleyip duruyorlar. Örneğin sürekli olarak kadınların kendilerine yürünmesine aşırı tepki verdiği ya da kadınlara yürüyen erkeklerle dalga geçtikleri videoları izliyorlar.
Bu insanlar normal ve sağlıklı insan etkileşiminden o kadar kopuklar ki, bir kadınla hoş bir muhabbet etmeyi, karşılıklı bir çekim ortaya çıkmasını ve sonra o kadını bir şeyler yapmaya davet etmeyi hayal bile edemiyorlar.
Nietzsche’ye göre soylu ruh halinin özelliklerinden birisi de, yaşam sevgisi ve enerjisi. Bu tür insanlar ise yaşamdan nefret ediyorlar. Bu insanlar, yaşamın güzel anlarını bile “aslında bunlar kötü şeyler” diye kötülemeye meyilliler. Başkaları için eğlenceli ve heyecanlı olan şeylerden korkuyor ve nefret ediyorlar.
Gerçek şu ki, bunlar asosyal medyada sesi çok gür çıkan ama aslında çok ama çok küçük bir azınlık. Örneğin inceller üzerinde bilimsel araştırmalar yapan William Costello bir araştırmaya göre, online incel forumlarındaki nefret dolu yorumları %90’ının, o forumlarda aktif olan hesapların %10’u olduğunun görüldüğünü söylemişti.
Bu insanların temel amacı, diğerlerini yengeç sepetindeki yengeçler gibi sepetin içinde tutmak, kendileri ile beraber acı çeken erkek nüfusunu arttırmak. Oldukça hastalıklı ama üzücü olsa da, böyle insanlar varlar ve asosyal medyada çok fazla sesleri çıkıyor.
İngilizcede “misery loves company” diye bir laf var. Bunun bir anlamı, “mutsuz insanların sorunlarını başkaları ile paylaşması, kendileri gibi mutsuz insanlarla arkadaşlık etmeleri. Ama bir anlamı daha var: (bazı) mutsuz insanların başkalarının da mutsuzluğunu istemesi.
Yazıyla alakasız veya 500 kelimeyi geçen yorumlar cevaplanmıyorlar. "Yazıyla alakasız ama ..." ya da "en son yazı bu olduğundan buraya yazdım" diye başlamanız kurtarmıyor. Mahmut Abi ile özel görüşme yapmak isterseniz Erkek Adam Sanal Görüşme sayfasından sanal görüşme ayarlayabilirsiniz. Not: Burada soru sırası çok yüksek, Patreon destekçilerini, Patreon'da cevaplamaya öncelik veriyorum.
Mahmut abinin “asosyal medya gündoğdu dese cama çıkıp teyit ederim” gibisinden bir sözü var, sosyal medyaya bakıp saçma inançlar geliştirirseniz olduğunuz yerde sayarsınız.
“mutsuz insanların sorunlarını başkaları ile paylaşması, kendileri gibi mutsuz insanlarla arkadaşlık etmeleri. Ama bir anlamı daha var: (bazı) mutsuz insanların başkalarının da mutsuzluğunu istemesi.” mutsuz ve sorunlarını aşamamış, aşmak istemeyen, çabası olmayan insanlar bunları paylaşmaktan keyif alıyorlar. Çünkü paylaştıkları kendilerini anlayabilecek mutsuz insanlar tarafından onaylanıyorlar. Onun da mutsuzluğunun devamını içten içe istiyorlar, mutlu olduklarında ise onda bir sorun buluyorlar çünkü bu hayatta mutlu olmak imkansızdı.
Mutlu olunabiliyor, sadece sen istemiyorsun. Gerçekten istemek diye bir şey var. Söylediklerimizden, yaptıklarımızdan dibine kadar sorumluyuz.
Önemli bir kısmında ruh hastalığı ya da keşfedilmemiş otizm var. Yani hepsinin mutlu olmak istemediğine emin değilim.
Mahmut Abi buda bir faktör katılıyorum ama en ağır basanı uğraşınca yine sonu aynı bitecek nasılsa hissi. Ve bu his insanı inanılmaz yoruyor uğraşmak istemiyor çoğunluk.
Bireysel olarak “ben bu işi beceremem” diyene sempatim var.
“Bu iş olmamalı, kimse yapamaz, yapan ezik” diyene hiç sempatim yok. Konu ikincisi zaten.
Haklısın Mahmut Abi. Bu durumdan çıkmak için ne tavsiye verirsin peki ?
“Bu iş olmamalı, kimse yapamaz, yapan ezik” diyen, öncelikle kendisinin yapamadığını, yapmaya eziklik diyerek yapamamasına bahane uydurduğunu kabul etmeli. Şişkin ama kırılgan egosunu feda edip bunu yaparsa, gerisi gelir zaten.
Ne kadar çok ego, o kadar kendine az güven.
Çoğunluk uğraşmak istemiyor falan değil. Çoğu insan sizin gibi değil.
Ben bu aralar etrafımdaki kızlarda (sosyal medyada paylaştıklarından gözlemlenmiştir) bir şey farkettim: kendilerine kimsenin yürümesini istemiyorlar. Bu durumdan sanki çok şikayetçiymiş gibi davranıyorlar. Konuyla alakasız story’lerinden cevap yazıp sohbet ilerletmek istediğim kişiler de hemen sohbeti kesmeye çalışıyor. Bu sohbet kesme olayının çoğunluğunun benden kaynaklandığını düşünüyorum ama gene de anlam veremiyorum, sanki ya çoğu kişi gerek arkadaş dahi edinmeye -ilişki bile değil- kendini kapatmış, ya da ben inatla hatalarımı göremiyorum ve işin komiği hataları düzeltmek demek kişilerle sık sık iletişime girmek demek ve iletişime girmek bile bunlara külfet gibi geliyor… Büyük bir çıkmazdayım
Bkz. Sosyal medyaya bakıp, ilişkiler konusunda temel inançlar geliştirmek
inatla hatalarımı göremiyorum Kendi hataları konusunda az çok bir fikri olmayana, yorumlardan kimse yardımcı olamaz.
O tarz muhabbetler eskiden şu şekilde olurdu; kız çevresinde kendisine ilgisi olmasını istemediği friend zone daki arkadaşlarının yanında; “off ya herkes de bana yazıyor ama ben ilişki istemiyorum kisme yazmasa keşke” gibi laflar ederdi. Sonra aynı kızın bir kaç ay sonra gidip sevgilisi olduğun falan görebilirdiniz ama. Bu konu da onun gibi bir şey sanırım.
Bir kadınla iletişime geçmek ve tanışmanın içerisinde “cinsel gerilim” barındığından erkeklerin büyük çoğunluğu “bir kur yapma” gereği hissediyor ve bu da tüm hareketlerine yansıyor. Asıl mesele bunu öldürmek ya da kontrol altında tutmak. O yüzden sürecin kendisindeki keyife odaklanmak “bir insan ile tanışmak” olarak baktığında yolda yürürken kadın erkek herkesle doğal bir şekilde iletişim başlayabiliyor. Yani doğal olarak beklentisiz olmak ve muhabbet ilerledikçe bunun nereye gideceğini sürecin kendisi belirler.
Abi selamlar. Ben kendi profesyonel hayatında başarılı olan ancak fazla kilolu olmam nedeniyle fiziksel özgüveni düşük olan bir insanım bu nedenle kadınlarla tanışma hususunda ciddi bir reddedilme korkum var. Yaklaşık 5 aydır düzenli spor yapıp iyi besleniyorum ve iyi bir yol katettim ancak sağlıklı kiloma ulaşmak için en azından bir 6 aya daha ihtiyacım var. Bu nedenle kadınlarla tanışma ve ilişki işlerini erteliyorum zaten kendi işlerim yoğun olduğundan ve fazla çalıştığımdan çok fırsatım da olmuyor. Bu durum hakkındaki düşüncen nedir? Sence en azından fiziksel anlamda düzgün bir görünüme kavuşup özgüvenimi yükseltmemi beklemem mantıklı mı? Teşekkür ederim.
BMI indeksinde kilolu (overweight) kısmında aşağı yarıya geldiğinde, yürümeye başla. Yoksa beklemenin sonu yok.
kendi işlerim yoğun olduğundan ve fazla çalıştığımdan çok fırsatım da olmuyor. Bu durum hakkındaki düşüncen nedir? Yoğun çalışmaktan zaman ayıramayacaksan, senin birini bulma ihtimalin düşük, nasıl arttıracağın konusunda en ufak fikrim yok (arttırabileceğini de düşünmüyorum).
Anladım kilo eşiğini o şekilde ayarlayacağım. Ancak son dediğiniz kısmı tam olarak anlayamdım. Arttırabilceğimi düşünmemenin sebebi zaman ayırmamam mı yoksa zihin yapımda mı bir problem var? Kilo problemlirini aştığımda sizin kitaplarda vs. önerdiğiniz ölçüde zaman ayırabilirim .Haftada 120 saat çalışmıyorum 🙂
işlerim yoğun olduğundan ve fazla çalıştığımdan çok fırsatım da olmuyor Arttırabileceğini düşünmüyorsun, arttıramayacağını düşünüyorsun. Genç, bekar, çocuksuz biri için bu genelde zihin yapısıdır.
Anladım abi. Biraz öz değerlendirme yaptığımda gerçekten senin söylediğin gibi arttıramayacağımı düşündüğümü fark ettim. Bu zihin yapısını değiştirmek için bir tavsiyen var mı peki ?. Benim aklıma sosyal çevremi geliştirmek, farklı ortamlara girmek haricinde bir şey gelmedi şahsen. Teşekkür ederim şimdiden.
Feminist kızların onlar gibi düşünmeyen tüm kadınları utandırmaya çalışması, kızların kız arkadaşlarına sürekli “ayrıl kanka” diye tavsiye vermesi, bakirelik veya iffetle ilgili değer sinyalleyen kızların pick me olmakla suçlanması veya bakireliğin bir an önce kurtulunması gereken bir eziklikmiş gibi konuşulması da hep bu psikolojinin kapsamında olan şeyler bence. Kendileri başarısızlar ve aralarından birilerinin karşı cinsle doyumlu ilişkiler yaşamasını istemiyorlar.
ayrıl kanka olayı genelde işin şakasıdır bu arada ama katılıyorum. mesela feminist olmak farklı feminist olmayanlara çemkirmek farklı. benim baya koyu feminist bir arkadaşım var çoğu kadın-erkek ilişkileri konularında anlaşmayız ama beni direkt olarak yanlış görmez mesela bende onu öyle görmüyorum. farklı düşünceleri olan iki insanız işte. benim ilişkime de laf ettiği ya da ayırmaya vs çalıştığı kıskançlık yaptığı hiç olmadı. insanlar kendileri yapmak istedikleri şeyleri yapamadıklarında yapabilen insanları aşağılayarak ve suçu sürekli olarak karşı tarafta bularak başa çıkmaya çalışıyorlar. hani ben yapamıyorsam hiçbir erkek/kadın yapamasın kafası. evlilik kötüleyen erkeklerde de genelde bunu görürsünüz mesela evli değildir ama evli erkeklere… Read more »
Çok güzel bir yazı. Yengeç sepeti zihniyetinin sadece kadın erkek ilişkisi değil sosyal medyada her yerde geçerli olduğunu sıkça görüyorum. İş bulamama, kötü koşullardaki işi kabul etme, eldeki az veya çok az birikimle yatırım yapma konusunda da geçerli bu durum. Adeta insanları depresyona ve karamsarlığa sürükler yorumlar yapılıyor. Epey bir süre bundan etkilenip insanların bu yengeç sepeti zihniyetinin beni de esir alıp daha karamsar bir havaya sürüklediğini ama hiçbir halta yaramadığını anladım.
Bugün yarından fazla bir şey katmışsanız hayatınıza ne mutlu. “1 0’dan daima büyüktür”
“Kadınları buluşmaya çağırmak, sadece düşük statülü erkeklere uyan, evrensel olarak küçük düşürücü ve aşağılayıcı bir davranış.” Şu sözü söyleyen adamı zaten çok da ciddiye alamayız sanırım. Hoşlandığınız bir kadını bir yerde kahve içmeye, tatlı yemeye vs. çağırma olayı belki de yüzlerce yıldır olan bir şey. Eskiden de yeri gelir bir muhallebiciye gidilirdi, sahilde oturulurdu çekirdek çitlenirdi vs. Bu sözü söyleyen tiplerin kafa yapısı şu sanırım. Ben değerli bir adam olursam kızlar benim kapımda yatar, onlar gelir benimle konuşur. Bu durum eskiden çok istenen bir şey değildi ama yeni nesil biraz bu kafada sanırım. Önceden abicim senin peşinden koşan o kadın,… Read more »
Kadınlara yürümemek için kilomu bahane ediyorum (190 boy 104 kg) bi en azından 10 kg verip yürümeye başlayayım diyorum bu düşünce yanlış mı? Ayrıca okuduğum bölümde kız oranı aşırı düşük ve bundan dolayı üniversitede ortamım hep sap mühendis erkeklerden oluşuyor, bu ortamla iletişimi büyük ölçüde kesip yeni bir ortam arayışına mı girmeliyim sence kuluplerde vb.
Mantıksız değil ama 100 kilonun altına düştükten sonra yürümeye başlayabilirsin.
Üniversite bölümünden ibaret değil. Benim üniversitede tek bir bölümdaş kız arkadaşım bile olmadı. Kulüplerden, üniversitede rol aldığım parttime işlerden ve aktivitelerden oldu.
Bkz. sosyal hayatınızı geliştirin.
Kıza yürüdün ve reddetti en fazla ne olur? Bir sonraki kıza geçersin. Daha üniversitedesin sonuçta. Zaten yarın evlenecek moda girmemen lazım. Ama boyunun da uzun olduğunu düşünürsek çok da kötü durmuyordur. Neden vakit kaybedesin ki? Kaldı ki seni 104 kilosun diye istemeyecek kız 90 kiloya insen de istemeyebilir.
merhaba mahmut abi üniversiteden bi kızın instasını alıp konuştuk biraz ertesi gün sabah kantinde denk gelince oturduk aksam napıyosun yazınca mesaja bakmadı görüldüde atmadı bende hiç bir şey yapmadım aradan bi hafta geçti okulda gördüm ancak uzaktaydı o yüzden gidip konuşmadım sınavlar bitti 1 ay ara tatil var şimdi kıza mesaj atayım mı sence yoksa ara tatil bitince okulda denk gelince yüz yüze mi konuşayım ne önerirsin
O işin altından çok sular akmış ama sadece bir kere reddedilmişsin, tatil bitince bir yoklayabilirsin.
Nietzsche yaşam sevinci yüzden Socrates’i de ağır şekilde eleştirmiş zamanında da benim merak ettiğim bu yazıda neden Nietzsche’ye değinme gereği duydun Mahmut abi ? Bu küçümseyen kitlenin, Nietzsche’yi, acı ızdırap yalnızlık soyluluk gibi üst insanın göğüslemesi gereken şeyleri kendi kaybeden zihinlerine kılıf olarak gösterdiği için mi ?
Rob Henderson’ın bölümü ayırmamışım, o söylüyor.
Mahmut abi yakın zamanda başıma gelen bir olaydan bahsetmek istiyorum kızın ilgimi kullandığını düşünüyorum ama sağlıklı zihin yapısında olmadığım için sizlerin de fikirlerini merak ettim. — Gerisi silindi —
Ben sizin yorumlarınızı admin tarafından sıralı görüyorum. En son yazı diye daha önce görülür diyerek alakasız bir yere yazdığınız yorumları siliyorum. Sırada çok soru var, silmeye bahane arıyorum zaten.
Mahmut abi selam, 23 yaşında üniversite öğrencisiyim. Maddi durumumu çözmek için uğraşıyorum uzun süredir. Yakında çözebilirsem. Airsoft balık tutma muay thai gibi erkek aktiviteler ayarlayacağım akradaşlarımla. Bunlar için para lazım şu an yapamıyorum. Ayrıca bir kızla vakit geçirmek için yine para lazım. O yüzden yd aldığım zaman pek yanaşmıyorum çünkü hiç param yok. Sence benim parayı ve dersleri önceliğe koymam normal mi bahane mi? Planlarım nasıl
Bu genelde bahane zira öğrenci adamın zaten parası olmaz.
Abi selamlar,çok saçma bir soru olacağının farkındayım ama bir türlü karşı cinsten birini beğenemiyorum
Elimden geldiğince bir sürü değişik ortamlara girmeye çalışıyorum,yeri geliyor aynı şehirde olduğumuz ama başka üniversitelerde okuyan arkadaşlarımın yanına “takılmaya” gidiyorum,ama bir türlü beğendiğim biri çıkamıyor.
Ha yanlış anlama,kalkıp rastgele bir kahvecide”kafede day-game falan yapmaya çalışmayacağım,hem riskli,hem tecrübem yok,yani arkadaşlarımın arkadaşı bile olsa bana yeterli.
Ama beğenemiyorum bir türlü abi,yazılarından öğrendiğim şeyleri hayata geçirmek,pratik yapmak istiyorum,ama sende anlamışsındır,kimseyi beğenemediğimden sadece okuduğumla kalıyorum
Her ne kadar niyetim “Mahmut Abey Bana Qari Bul” gibi olmasada öyle bir izlenim verdiğimi,Abazan göründüğümü biliyorum abi,bunun için de affına sığınıyorum 😀 Ama ne yapmam lazım?
Belki de “Qari” değil erqeq seviyorsun. Hiç düşündün mü?
Homo biri olarak söylüyorum mahmut abinin dediği ihtimal hiç de az değil. Benim de erkek arkadaşlarımın kız arkadaşları olmaya başladığı dönemlerde bana “sana da bulalım bir kız” diyorlardı ama içten içe rahatsız oluyor ve istemiyordum bunu. yine de geri kalmamak adına tamam görüşürüm yok buluşurum diye diye birkaç kadınla date çıktım. hepsi gönülsüzce oldu. azıcık ateşlesin beni diye gider porno izlerdim onda da adamı izlerdim amk 😀 sonrasında bi erkek “arkadaşla” tanıştım taşlar yerine oturdu. beni öpen(yanaktan, dudaktan öpmeye hiç yanaşmadım) bana sarılan kadınlar olmuştu ama hiçbiri onun yaptığı heyecanı yapamayınca jeton düştü zaten. hep “bir kadın çıkar karşıma öyle… Read more »
Sevgili Mercury, sen bu sitede ne buluyorsun peki? Aynı dinamikler homoseksüel erkek ilişkilerinde de işliyor mu? Merak ettim, rahatsız edici bir soruysa affola, sevgiler.
Beni geçmişte danışmak için homoseksüel takipçiler de aradılar.
Sevgili islandcove, rahatsız edici bir soru değil. Ben bu siteye daha çok erkeklere yönelik gelişim amaçlı yazılardan geldim ama çoğu yazıyı okur çoğu videoyu da izlerim. Tam olarak aynı dinamikler olmasa bile bizim ilişkilerde de bir baskın taraf oluyor, o da aktif taraf oluyor zaten. Ben de aktif tarafta olduğumdan dolayı site benim için gayet yararlı. Mahmut abi de komik adam, vaka çalışmaları falan ilgilendiğim konular olmasa bile eğlendiriyor beni genelde. Ki sadece ben değil benim çoğu homoseksüel arkadaşım da takip ediyor siteyi. Sana da sevgiler
abi yok ya ben kendi arabamı seviyorum,egzozuna dayayacağım şimdi yakışıklının 😀
şakası bir yana soruyu tekrar okuyunca yüzüm kıpkırmızı oldu abi,hakkını helal et
Çok kuvvetli ve spesifik bir fetişin de olabilir, bu da ilgi duyabileceğin karşı cins kümesini epeyce daraltıyor olabilir. Yetkin bir psikologdan danışmanlık almanın faydasının, maliyetine en çok değeceği konumdasın.
yani,biraz balık etli hanımlara genelde ilgi duyuyorum,büyük ihtimal bundan ötürü