Bu bölümde, aslında başarılı olabileceğiniz durumlarda bile, beyninizi yanlışlıkla nasıl pes etmek üzere eğittiğinizi konuşacağız.
Hayatta problemler ile karşılaştığınızda, beyniniz bir değerlendirme yapar. Örneğin işinizde yükselmek veya yeni bir iş bulmak için başvuru yaptığınız, ya da birini buluşmaya davet ettiğiniz durumu düşünelim. Beyniniz bu durumda size, “bu işe yarayabilir” ya da “denemeye bile çalışma” diyebilir.
Beyniniz size “45 yaşında, bilemedin 50 yaşında asla emekli olamazsın” dediğinde, bu size garip gelebilir ama, buna hemen inanıyorsunuz değil mi? Beyniniz size “denemeye bile çalışma” dediğinde, doğru olup olmadığını sorgulamadan, buna inanıyorsunuz.
Etrafınızda başka insanların, bu hatayı sürekli olarak yaptıklarını görüyorsunuz. Örneğin bilgisayar oyunu oynayan bazı insanların, “bronz seviyesine saplanıp kaldım, burdan daha yukarı çıkmak için yapabileceğim hiçbir şey yok” dediğini duyuyorsunuz. Bu insanlara neden böyle düşündüklerini sorduğunuzda, size bir sürü neden sayabiliyorlar. Ama siz, bunları dinlerken, bilgisayar oyunu dünyasında bronz seviyesinden yukarı çıkmak için yapabileceği bir şeyler olduğunu, bronz seviyesine saplanıp kalma nedeninin kötü takım arkadaşları değil, kişinin bu konuda yapabileceği şeylerin farkında olmaması olduğunu bilirsiniz.
İnsan kendi zihninin içinde, bunun mümkün olmadığını varsayabilir çünkü zihni ona böyle söyler. Kişi, bu varsayımın doğru olduğunu düşünür.
Peki beynimizin durumu doğru değerlendirip değerlendirmediğini nasıl bilebiliriz?
Beynimiz sonuçta iki düşünceye çıkıyor. Birinci düşünce, “çabalamaya değmez” düşüncesi. Örneğin bir işe başlamanız gerekiyor ama beyniniz size “bu iş için emek harcamaya değmez” diyor. Bu düşünce şekli çok yaygın değil mi?
İkinci düşünce şekli ise, “çabalasan bile başarılı olamazsın” düşüncesi. Birçoğumuz, birçok konuda bu düşüncelere sahibiz.
Ama bir konuda “çabalamaya değmez” ya da “başaramazsın” düşüncelerine sahip olduğunuzda, başka birinin bu konuda doğru bir değerlendirme yapıp yapmadığını nasıl bilebilirsiniz? Sonuçta başka biri, sizin yaşadığınız yaşamı yaşamıyor, sizin yaşamınızı bilmiyor ve anlamıyor.
Sizi anlıyorum. Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıtları gerektirir. Bugün bu kanıtlara, öğrenilmiş çaresizliğin psikolojisine bakacağız.
Eskiden öğrenilmiş çaresizliğin, beynin bir konuda yapabileceği hiçbir şeyin olmadığını düşünmesinin, sadece ağır travma kurbanlarında olduğunu düşünüyorduk. Bu insanlar çaresiz oldukları ağır travma durumlarından sonra, aslında kontrolleri olan durumlara girseler bile, çaresizliklerini bu yeni durumlara da aktarıyorlar.
Korkutucu olan şey şu ki, öğrenilmiş çaresizlik sadece ağır travmalara özgü değil. Tepkisiz ebeveynler, iş başarılarınızın görmezden gelinmesi ile tükenmişlik yaşamak, kronik ağrı ya da tıbbi rahatsızlık sonucunda yorgunluk gibi nedenlerle bile, beyninizde bazı devreleri darmadağın edebiliyorsunuz. Daha da kötüsü, muhtemelen başka birçok durumun da öğrenilmiş çaresizlik yarattığını keşfedeceğiz gibi görünüyor.
Eğer nesnel olarak doğru düşündüğünüze inanıyorsanız, beyninizin bir parçası yanlış çalışıyor ve şansınızı yanlış tahmin ediyor olabilir. Bu durumu düzeltmenin yolunu öğrenmek için, bazı bilimsel deneylere dalacağız.
Saligman adlı bir bilim adamı, 1960’larda, köpeklere elektrik şoku verdiği çeşitli deneyler yaptı. Örneğin birinci senaryoda, yerde bazılarında elektrik akımı olan paneller var ve köpek bu panellerden birine basarsa, elektrik akımına maruz kalıyor. Yani köpek, zamanla hangi panellere basmaması gerektiğini, elektrikli panellerden elektriksiz panellere kaçabilmeyi öğreniyor.
İkinci senaryoda ise, tüm paneller elektrikli ama bir panelin elektriği rastgele açılıp kapanıyor. Birinci durumda köpek şoka uğrayıp uğramayacağını yönetebiliyor ama ikinci senaryoda, köpek bunu yönetemiyor ki bu duruma kaçınılmaz şok deniyor.
Bu iki senaryodan birini yaşamış köpekleri, daha sonra ortasında elekrikli bir alan bulunan, ama köpeğin bu alanın üzerinden kolayca atlayıp güvenli alana geçebildiği bir odaya alıyorlar. Birinci senaryoyu yaşamış olan köpekler, elektrikli alanın üstünden atlayıp güvenli alana geçebiliyorlar. İkinci senaryoyu yaşamış köpekler ise hiçbir şey yapmadan öylece oturup elektrik şokuna maruz kalmaya devam ediyorlar.
Kaçınılmaz şoka maruz kalan köpeklerin beyinlerinde bir şeyler değişiyor ve hiçbir şey yapamayacaklarını, şoktan kaçmanın bir yolu olmadığını öğreniyorlar. Ve bu öğrenimi, başka durumlara da taşıyorlar.
“Tamam ama, benim hayatımda işler bundan çok daha karmaşık” diyebilirsiniz. “Bir alanda yenildim diye beynim başka alanlarda da yenileceğimi var saymayacak” diyebilirsiniz. Ama yanlış düşünüyorsunuz. Bilim adamları bu tür deneylerden daha fazla yaptılar ve iki korkutucu şey keşfettiler. Öğrenilmiş çaresizlik, durumdan duruma, uyarandan uyaran aktarılıyor. Yani belli bir durumda öğrenilmiş çaresizlik “kazandıysanız”, tamamen alakasız bir durumda da öğrenilmiş çaresizliğe sahip oluyorsunuz. İşinizde ciddi problemleriniz varsa, ilişkiler alanına geçtiğinizde, bu öğrenilmiş çaresizliği ilişkiler alanına da aktarıyorsunuz. Uyarandan uyarana aktarım da, örneğin elektrik şoku ile öğrenilmiş çaresizlik kazanan biri, ateşten, sudan veya her türlü şeyden korkmaya başlıyor.
Bir köpeğin tamamen yeni ve kolayca kaçabileceği bir duruma girdiğinde bile, öğrenilmiş çaresizlik ile hemen pes etmesi, bilim adamlarını daha fazla meraklandırdı ve bu konuda oldukça fazla sayıda araştırma yapıldı. Bu çalışmalarda, öğrenilmiş çaresizlik mekanizmanın nasıl çalıştığını, beynin pes etmeye nasıl adapte olduğunu araştırdılar. Beynin birçok değişik bölgesi üzerinde çalıştılar ve sonunda, beynin dorsal rafi çekirdeği (DRÇ) (dorsal rafi nucleus) bölgesinin, öğrenilmiş çaresizlik konusunda anahtar bölge olduğunu buldular.
DRÇ aktif hale geldiğinde, serotonin salgılıyor. Serotonin, amigdalaya ulaşıyor ve korku algısını arttırıyor. Bilim adamlarının hipotezi, DRÇ aktif hale geldiğinde canlı organizmanın, durum veya tetikleyici ne olursa olsun kendisini çaresiz hissettiği.
Bilim adamları bu hipotezi, oldukça yaratıcı bir şekilde test etmişler. Orjinal deneyde hatırlarsanız birinci köpeğe kaçınabileceği bir şok, ikinci köpeğe kaçınamayacağı bir şok veriyorlardı. Birinci köpek, durduğu yere göre şoka uğrayacağını ya da uğramayacağını öğreniyor ve üzerinden atlayarak kaçabileceği şok alanı olan deneyde, şoka uğramayacağı alana atlıyor.
Peki birinci köpeğin DRÇ alanını, yapay bir şekilde aktive ederseniz ne olur? Bilim adamları birinci köpeği alıyorlar ve üzerinden atlayarak kaçabileceği şok alanı olan deneye sokuyorlar. Ama bu sefer, bu köpeğin DKÇ alanını ilaç ile aktif hale getiriyorlar. Bu köpek bu sefer, ikinci deneydeki köpek gibi oturduğu yerde duruyor, karşıya atlamıyor ve şok yiyip duruyor. Yani bilim adamları, çevresini kontrol edebileceğini öğrenmiş köpekte, yapay olarak öğrenilmiş çaresizlik yaratabiliyorlar.
Bilim adamları, DRÇ alanının rolünü ispatlamak için, ikinci köpeğin DKÇ alanını yapay olarak kapatabilirlerse, bu köpeğin son deney alanındaki engelin üstünden atlayacağını, orada öylece şok yiyip durmayacağını yani kontrol edemediği çevrede kazandığı öğrenilmiş çaresizliği kaybedeceğini tahmin ediyorlar ve bu deneyi yaptıklarında, olayın aynen tahmin ettikleri gibi ilerlediğini görüyorlar.
Peki o zaman, DRÇ alanının aktif hale gelip gelmeyeceğini ne belirliyor? Burada rol oynayan, mediyal prefrontal korteks (MPFK) adlı bir başka beyin bölgesi var. MPK, yönetici fonksiyonlarla, disiplin ve sebat gibi irade gücüile ilgili fonksiyonlar ile ilişkili ve bilim adamları, DRÇ alanının aktif olup olmayacağının, MPFK alanı tarafından kontrol edildiğini bulmuşlar.
Beynimizin bize, durumun gerçekliği nedeniyle “başaramayacaksın” dediğini var sayıyoruz. Durumun gerçekliğinde, başarmak için bir şans olmadığını var sayıyoruz. Ama deneyleri hatırlarsanız, öğrenilmiş çaresizlik ile durumun gerçekliğinin alakası yok. İkinci deneydeki köpek, şoktan kaçma şansı varken bile, birinci deneyde maruz kaldığı kaçınılmaz şok nedeniyle, ikinci deneyde de şoktan kaçmak için hiçbir şansı olmadığına inanıyor.
Biz bu durumu günümüz dünyasında çok görüyoruz değil mi? İncellere bakarsanız, ne yaparlarsa yapsınlar, kadınlarla beraberlik için yapabilecekleri hiçbir şey olmadığına inanıyorlar.
Hayatındaki bazı alanlarda belli zorluklar karşısında, yapabileceği hiçbir şey olmadığına inanan çok fazla sayıda insan var. Böyle durumlarda ise iki anahtar düşünce çeşidi var. Ya yapmaya değmez düşüncesi ya da yapmaya çalışsan bile yapamazsın düşüncesi.
Öğrenilmiş çaresizlik üzerine yapılan araştırmalar bize, fonksiyonel çaresizlik ile motivasyonel çaresizlik arasındaki farkı gösteriyorlar. Fonksiyonel çaresizlikte, yapılması gereken şeyi yapacak fonksiyona sahip değilsiniz. Motivasyonel çaresizlikte ise, yapılması gerekeni yapacak fonksiyonlara sahip olsanız bile, beyniniz hiçbir şey yapamayacağınızı ya da yapmaya değer olmadığını söylüyor.
Burada iki gösterge var. Birincisi sonucun algılanan değeri ve ikincisi ise aksiyon – sonuç üzerindeki etki derecesi. Sonucun algılanan değeri, “yapsan bile yapmaya değmez” düşüncesi. Diğeri ise “yapmaya çalışsam bile yapamam” düşüncesi.
Bu düşüncelerin gerçekliğin doğru bir değerlendirmesine göre değil, DRÇ bölgesinin aktif olması nedeniyle ortaya çıktığını biliyoruz. DRÇ bölgesini deaktive etmek için ise MPFK bölgesini aktif hale getirmemiz gerekiyor.
Burada ilginç olan, zorluklarla karşılaştığınızda, belli bir kontrol seviyesini yakalamak için, yapmanız gereken tek bir şey var.
Ümitsiz bir durumla karşılaştığınızda, beyniniz hiçbir şey yapamayacağınızı söylüyorsa, başarma veya başaramama ihtimallerini unutun ve ne derecede olursa olsun elinizden geldiğince durumu yönetmeye çalışın.
Bu konuda çok güzel bir örnek biliyorum. Ben stajyer olarak çalışırken, dördünce evre kanser bir hastam vardı. Bu hastanın ailesi hergün bize, hastanın yeterince beslenip beslenmediğini soruyor, “enerjisini yüksek tutmak için yemesi lazım” diyorlardı.
Bu durum benim aklımı çok karıştırıyordu zira hem hastanın zaten bir bilemedin iki hafta ömrü kalmıştı, hem de bu süre boyunca ihtiyacı olanı zaten damardan alıyordu. Yani bir şeyler yemeye ihtiyacı yoktu.
Ama hastanın ailesi, tamamen ümitsiz bu durum karşısında bile bir miktar kontrol uyguluyorlardı. %100 çaresizlik karşısında bile, bir şeyler yapmaya çalışıyorlardı.
Öğrenilmiş çaresizliğe karşı yapmanız gereken de tam olarak bu. Karşı karşıya olduğunuz durumun ne kadar ümitsiz olduğunu düşünüyor olursanız olun, sonuçta işe yarayacak olup olmadığına bakmaksızın, bir şeyler yapın, durumu az da olsa kontrol etmeye çalışın.
Bir miktar bilinçli çabada, kontrolde ısrar ederseniz, MPFK bölgesi aktif hale gelir ve DRÇ bölgesini kapatır.
Ölümcül kanser durumu, gerçekten çaresiz bir durum. Ama sizin içinde bulunduğunuz durumun çaresiz olduğunu, beyninizin durumu doğru bir şekilde değerlendirdiğini nereden biliyorsunuz? “Biliyorum çünkü bu konudaki tüm bilgiye nesnel bir şekilde sahibim” diyecekseniz, bu cevabı kabul etmiyorum.
Burada işin felsefesine gireceğiz ama durumunuzun gerçekliği ile ilgili inandığınız şey gerçek değil. Durumun gerçekliği ile ilgili inançlarınıza beyniniz karar veriyor. Siz ise beyninizin bilişsel önyargılardan bağımsız olup olmadığını, bilişsel olarak adil olup olmadığını bilmiyorsunuz.
Tam burada, “çabalasan bile değmez” ve “çabalasan bile başaramazsın” düşünceleri çok önemliler. Bu iki düşünce şekli, DRÇ alanı aktif hale geldiğinde ortaya çıkan düşünceler. Bu düşünceleri yakalamanız ve nasıl, ne miktarda olursa olsun bir şeyler yapmanız, durumu kontrol etmek için bir miktar çaba göstermeniz gerekiyor.
Çaresiz bir durumda olduğunuzda, dünden biraz daha iyi olmak için, şansımız az da olsa arttırmak için ne yapabilirim sorusunu sorun.
Bazı insanlar çaresiz durumlarda bile, az daha olsa yapabileceğim bir şey var mı sorusunu sormayı bırakmıyorlar. Kazananlar, şampiyonlar, bu insanlar arasından çıkıyor.
Bir durum karşısında “boş ver, çabalasan bile değmez, başaramazsın” düşünceleri ile dolduğunuzda, küçücük de olsa, elinizden geldiğince bir şeyler yapın, pes etmek yerine kontrolü tamamen elden bırakmayın. Bunu yaparsanız, MPFK alanı aktif hale gelecek ve DRÇ alanı deaktive olurken, sizin başarıp başaramayacağınız ile ilgili algınız dönüşüme uğrayacak.
Daha iyi bir yaşam için nöron bilimi ve psikoloji temelli pratik ipuçları setinde derlediğimiz Dr.K’nın sette olmayan son yayınlarından birini çevirdik.
Kaynak: You Accidentally Trained Yourself To Be Helpless

Peki bu durum stoacılıktaki sadece değiştirebileceğin şeylere odaklan ilkesi ile çelişmez mi hangisini uygulayacağız?
Ortada bir çelişki yok.
olay senin degistirebilecegin bir seyi deluzyona kapilip degistiremeyecegin bir sey sanman zaten
Eğer köpeklerde yapılan deneylerde olduğu gibi öğrenilmiş çaresizlik mekanizması gerçekten gıda mühendisliği veya benzeri yollarla insanlar üzerinde de aşılabiliyorsa, bu çok çarpıcı olurdu. gıda mühendisliğiyle üretilen katkılar, şeker–yağ kombinasyonları veya bağımlılık yaratan işlenmiş yiyecekler beynin ödül ve motivasyon devrelerini bozuyorsa, bu aslında öğrenilmiş çaresizliği besliyor olabilir. Yani insanlar sadece psikolojik olarak değil, biyolojik olarak da miskinliğe, “denemeye değmez” hissine itilmiş olabilirler. Bu açıdan bakınca, modern beslenme düzeni toplum çapında yapay bir çaresizlik üretme aracı gibi duruyor.
!6 yaşımdan beri bu siteyi takip ediyorum, şuan 21 yaşımdayım herşey çok güzel. Yerimde sayıyormuş gibi hissetsem de baya bir geliştim. Üniversiteyi bu yıl bitirdim ve mastere girdim, Azerbaycanlıyım ve Sistem ve network mühendisliğini türkçe okuyacağım. Şuan bir hastane tarzı bir yerde İT Support olarak 12k tl ye çalışıyorum. Ben her sabah içimde tüm zamanımı sadece bu maaş için çöp ediyorum. Sistem administratörlüğü öğreniyorum artık beynim şişti hayatdan zevk alamıyorum. Aslında düşündüm de yüksek maaşım olsa da daha çok çalışmam gerekicek, yani mutlu olmanın bir yolu yok sanırım. Bununla birlikte dizlerimde olan yorgunluk, bir yandan da ömrümde sadece 2 tane… Read more »
IT Support için 12K başlangıç maaşı çok düşük. Hem tecrübe hem de bunun en az iki katı kazanacağın iş aramaya ısrarla devam et. Sizin en az 25K, notmalde 30K üstü alıyor olmanız lazım. Master ise eğer akademisyen olmayacaksan ve maaşına büyük etki etmeyecekse gereksiz risk. Eğer etki edecekse, hem çalışıp hem master yapacağın için, master boyunca sosyal hayatın, kız hayatın olmayacak. Nasıl olur diye sormana gerek yok, olamayacak. Kendi seçimin, ilerde maaşını 3’e katlayacaksa mantıklı olabilir ama bedeli de bu. Fakir bir ülkede insanların zengin olmadığı için kız olmadığını sanması aşırı gülünç. Büyük ihtimalle kilon da sorun değil. Senin çıkışın… Read more »
Bu kadar sorunsuz bir hayatta bu kadar ağlak ve mızmız bir iç dünyaya sahip olabilmek… Gerçekten de rahat insana iyi gelmeyen bir şey, insan mücadele ederek evrimleştiği için mücadele edecek doğru düzgün bir derdi olmayınca hayatıyla ve aklıyla bu kadar mücadeleye düşüyor. Hard times create strong men. Strong men create good times. Good times create weak men. And, weak men create hard times.
Mahmut abi mastera askerliği geciktirmek için girdim ama belki de Türkiyede çalışma fırsatım olacak. Buranın olayı çok kötü 25k yı falan 1 yıl stajı olanlara veriyorlar. Peki kız sorununu nasıl halledeyim, gercekten bu sorunu halletmem lazım
Hem master yapan hem çalışan biri kız sorununu muhtemelen halledemez. Masterın bitmesini beklemen lazım.
Birde bi sorum daha var, ben sistem administratörlüğü ile ilgi kursa bakmıştım öğrendim baya yol katettim. Ama maaşımın 3 kat artması için benim staj toplamam lazım. Bu işte ilk 2 ay 12k tl 3 cü ay 14k tl dediler. Benim babam havalimanında çalışıyor, kendisi bana cv atmamı teklif etti oranın maaşı 43k tl oluyor ve dediğine göre hiçbir şey yapmıyorlar, benim işimle alakalı değil ama bilgisayarla yapılan birşeymiş. Bilmiyorum babam mı abartıyor acaba? Bende hem kendi zahmetimle yükselmek istiyorum diyordum ama böyle olmuyor şirketler benim bilgime göre değil de stajıma göre muamele ediyorlar. Bu işte de artık bize printer bilgisayar… Read more »
Babanın sana aracı olup iş bulması, kendi zahmetinle yükselmeni engellemiyor. Çok komik bir rakama çalışıyorsun, başlangıç seviyesi için bile gülünç. Bir an önce kendine normal bir iş bul.
Hem okuyan, hem çalışan ya da gündüz ve gece işi olan adamın sosyal hayatı falan olmaz. Sen belki belki düşer diye istersen elinden geleni yap ama hayatını kız bulamayacağın şekilde kurmuşsun. En azından okuma kısmı bitene kadar öyle.
Olsun Mahmut abi en azından kendi alanımda çalışıyorum, amma bizim ülkede normal durum bu yani, sen Türkiye ile kıyaslıyorsun ama burada sen dediğin rakama başlangıc bulmak için en az 2 yıl staj lazım. Bu ay 14k, daha sonra yükselip 17k olacak yavaş yavaş yükseliyor. Hem bide başka işe geçince oradakı insanlara alışmakda zor, buraya baya alıştım. Bide bu işte bana bazı şeyler veriyorlar mesela gpt5 iş numarası ve aylıl 15 gb ve hatta her ay 60 gb internetin olduğu mifi cihazı bile vericekler Şuan iş yerinde receptionda çalışan bir kızla ara sıra konuşuyorum benden 1 yaş büyük oda master okuyor… Read more »
Hayatın zorluğunu yetmiyo bi de kendi beynimizin çevirdiği dolaplarla uğraşıyoruz.
Belkide hayat simulasyonu farkedemedigimizden zor.
Ne gibi?
Mahmut abi ve bu yazıda emeği geçen herkese ne diyeceğimi gerçekten bilemiyorum bu yazı benim hayatımı kurtardı ve ben bundan nasıl kurtulacağımı hatta bunun bir sorun olduğunu isminin ne olduğunu bile bilmez iken erkekadam sayfası sayesinde kurtuluyorum ne kadar teşekkür etsem azdır minettarım.Erkekler için Türkiye de böyle birşeyin olması ne kadar mükemmel bir şey insanlar farkında değiller burası erkek hayatı için bir İncil resmen.
Mahmut abi yıllardır siteni takip ediyorum birçok şey öğrendim senden. Benim son günlerde başıma çok ciddi olaylar geldi tavsiyelerine çok ihtiyacım var. Ben bir iş insanıyım birçok farklı sektörde aile işletmelerimiz var. 26 yaşındayım. Maddi anlamda iyi durumdayım. Bir kız arkadaşım var bir buçuk yıldır beraberiz. Kız orta gelirli bir aile kızı. Benimle birlikte olduktan sonra lüks arabalarda lüks mekanlarda lüks tatiller yaparak inanılmaz bir buçuk yıl geçirdik. Bu süreçte kız bana aşırı derecede bağlandı. Bana sen dünyanın en güçlü erkeğisin bence gibi sözler söylüyordu. Ben geçtiğimiz günlerde kızdan ayrılmak istediğimi söyledim. Kız tek başına yaşıyordu ve birkaç saat sonra… Read more »
Kız tek başına yaşıyordu ve birkaç saat sonra beni arayıp çok sayıda ilaç yuttuğunu söyledi beni çok sevdiğini ve hayatını sonlandırmak istediğini vs söyledi. Neden ayrılman gerekiyor bilmiyorum ama şu şekilde tepki veren kızdan hemen ayrılman lazım. Ben kızın çok kötü durumda olduğunu görünce dayanamayıp tekrar ilişkiye devam ettim. Büyük hata yapmışsın. Bundan sonra kendini öldürmeye çalışarak seni zincirleyeceğini öğrendi. Kıza iyilik yaptığını sanıyorsun ama kızın kendisi için daha tehlikeli biri olmasına neden oldun. Bir de ayrılık bile olamayan sebeplerle hapları şeker yapsın, o zaman işte işin yaş. Aslında kızı seviyorum ama kız evlilik gibi konularda biraz baskıcı olduğu için… Read more »
Mahmut abi, çaresizlikle mi alakalı bilmiyorum hayatımda hiç bir kadın yok ve hiç rahatsız değilim. İş kariyer anlamında gün geçtikçe ilerliyorum kendi işimin patronuyum. Kendi sosyal hayatımda da arkadaşlarımla her hafta etkinlikler yapıyoruz veya beraber maç falan izliyoruz ama genelde dışarı çıkıyorum. Hobilerim var kendi kendimede takılıyorum ama geçen gün fark ettim ilişki anlamında hiç bir şey yapmıyorum ve rahatsızlık hissetmiyorum. Yani keşke olsa veya bir pişmanlık falan hiç yok aramıyorumda lakin bu acaba psikolojik bir sorun mu bir şeyde hata mı yapıyorum diye danışmak istedim. Hani kaçmak için bir şeylerle gerçekten kandırmıyorum kendimi, baya güle oynaya geçiyor günlerim yani.… Read more »
Rahatsızlık hissetmeyen adam rahatsızlık hissetmiyorum diye gelip buraya yazmazdı.
Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır 😉