“Kaygılı bağlanma stiline sahipseniz, aşık olduğunuz bir insan değil, bir fantezidir.”
Bir kadın takipçi:
“Femcel olmaktan korkan, yalnız bir kadınım. Çok yalnızım ve femcel olmanın kıyısındayım. Bir kadın olarak internette gezinirken, kadın düşmanlığının mayın tarlasında yürüyor gibi hissediyorum. Her alan incellik lağımına ve empati çölüne dönüşüyor. Bu lağımın bir kısmı beynime akıyor. YouTube’da pembe hap (pinkpill) videoları, romantik komedilerin pop kültürü analizlerini ve Jung psikolojisinin anime yansıtması içeriklerini tüketiyorum.
Aslında mesleğim ve bilgisayar oyunu gibi erkek egemen ilgilerim nedeniyle çok fazla erkek ilgisi alıyorum ama hiçbir zaman gerçekten görünüyor gibi hissetmiyorum. Beni olduğum gibi sevecek birini bulamıyorum. Her zaman arzulandım ama hiçbir zaman sevilmedim. Her zaman bir seçenek oldum, hiçbir zaman “o kişi” olmadım.
Arkadaşım olan erkekler, bu kadar çok ilişki yaşamama ve Bumble’da 37 bin beğeniye sahip olmama rağmen, nasıl olup da femcel olduğuma anlam veremiyorlar. Bir kişi sırf çekici biri diye, reddedilme ve izolasyon yaşamaz sanıyorlar ki ben çekici biri bile değilim, ortalama biriyim. Ama profilim oldukça eğlenceli.
Çekicilik, ilişki inşa etmenin tek faktörü değil ve ilişkileri sadece çekiciliğe indirmek, asıl olayı tamamen görmezden gelmek demek. İncel kelimesini ilk kez bir kadın ortaya attı ve bu kadın bugünkü looksmaxxer inceller gibi tipe odaklı değildi. Amacı, anlamlı bağlar kurmanın zorlukları hakkında konuşmaktı. Günümüzde ise bu, tip, cinsel organlar ve yatılan insan sayısı, alfa – beta – sigma erkek gibi yüzeysel tartışmalara indirgendi.
Bir erkeğin bana çekim duyması konusunda hiçbir zorluk çekmiyorum ama aramızdaki bağ her zaman çok sığ oluyor. Sanırım erkekler beni değil, bana yansıttıkları fantezilerini görebiliyorlar. O fantezi tükendiğinde ise, ben sevilemez birine dönüşüyorum.
Bazen o kadar çok intikam duygusu ile doluyorum ki, beraber olduğum tüm erkekle beni seviye atlamak için kullanıp sonra da sanki aptal bir erkek merkezli romantik komedideki manyak peri – rüya kızı gibi çöpe atıyorlar gibi hissediyorum.
Erkekleri hayatımın merkezinden çıkarmam gerekiyor ama aynı zamanda sevilmek, görülmek ve anlaşılmak istiyorum. Sürekli kutuplaşan duygular arasında yaşanan çatışmanın arasında kalmışım gibi hissediyorum. Her sabah, bugün hangi duygunun öne çıkacağından ve beni tükenmiş ve kafası karışmış bir şekilde bırakacağından emin olmadan uyanıyorum.
Şu an, 17 yaşından beridir en uzun bekar dönemimi yaşıyorum ve bu yıl, hem romantik hem de cinsel olarak tam bir enkaz oldu. Geçenlerde benden yaşça büyük bir kuzenimin düğününe gittim ve bu bende bazı çocukluk yaralarını kaşıdı. Çocukluğumda, hep onlar gibi güzel, feminen, zarif, gamsız ve mutlu olmak isterdim ama kendimi hiçbir zaman böyle bir hayata ait hissedemedim.
Neden normal, mutlu biri olamıyorum diye çok düşündüm. Ergen yaşlarımda, başa çıkma mekanizması olarak, onlardan daha iyi olduğum için anormal ve mutsuz olduğumu düşünürdüm. Bu düşünce maalesef hem arıza hem de tamamen yanlış ama o zamanlar, bugün bundan utansam da, “beni alın” modunda bir erkek Fatmaydım.
Onlardan tavsiye istedim ve bana, çenemi kapamamı ve tüm iyi erkekler o yolda oldukları için görücü usulü evlenme yoluna gitmemi tavsiye ettiler. Ama sevilmesi zor biri olduğum için mutlu olamayacağımdan korkuyorum. Yani evliliğe hayır dersem ve kendimi hayat boyu bekar olacağıma ikna edersem, bir femcel oluyorum.
Bütün bu romantik komedi analizlerini fazlaca izliyorum. Bunlar üzerinde Jungcu analiz yaparsanız, bu dizilerin iki kategoriye ayrılabileceğini görebiliyorsunuz. Anne problemleri olan bir erkeğin tuhaf bir kızla karşılaştığı, erkeği düzelttiği ve sonra da erkeğin onu terk ettiği anima filmleri birinci kategori. Bir kadının animus dünyasına atıldığı, oyuncakları ile arkadaş olmak zorunda kaldığı ve hayvanı evcilleştirip evin hanımı olduğu Güzel ve Çirkin (Beauty and the Beast), animus filmleri de ikinci kategori.
Bu filmlerde kadınların aşkı bulduktan sonra bile mutlu olamamaları, her zaman ya doğum sırasında ölmeleri ya da erkek kendini gerçekleştirdiğinde çöpe atılmaları o kadar ruh karartıcı ki.
Bir kadının kendini izole etmesi neden her zaman ilişki bağımlılığına çıkıyor? Kadınlar ilişkiye başladıklarında neden her zaman arkadaşlarını kaybediyorlar?
Kaygılı bağlanma stilim benim hayatımı mahvediyor ve bunu düzeltmeye çalışıyorum. Ama son 1.5 yıldır kronik depresyon ile boğuştuğum için bu çok zor. Bir terapistim ve bana destek olan bir ailem var ama takıntılı aşk – ilişki bağımlılığı – izolasyon döngüsünden çıkamıyorum.
Erkekleri hayatımın merkezinden çıkarmam lazım ama tutkuyla sevmek benim karakterim. Kalbimin kırılmasından korkmuyorum, Fleabag dizisini yeniden izliyorum ve orada şöyle bir söz vardı: “Senin hepimizden daha iyi sevdiğini biliyorum. Zaten bu nedenle sevmeyi daha acı verici buluyorsun.” Kadınlar, fabrika ayarlarında bu acı ile doğuyorlar.
Ruh ikizim çok depresif biri olduğum için beni terk edene kadar, umutsuz bir romantiktim. Artık ruh ikizine inanmıyorum ve bu da hayatı daha kötü yapıyor. Eski sevgililerimde özlediğim şeyler, aslında hiç var olmadılar.
İyi erkekler neredeler? Aslında iyi bir erkek bulmayı umursamak istemiyorum, bunu nasıl başarırım? Tek istediğim huzur, feminen bilgelik ve daha fazla kadın arkadaş.
Bence sağlıklı bir ilişki bulma konusunda anlamamız gereken ilk şey, sağlıklı bir ilişkinin zamana ihtiyacı olduğu. Yaptığımız en büyük hata, belli birini aradığımızı varsaymak. “Tüm iyi erkekler neredeler?” sorusunu çok duyuyorum. Bu soru soranlar, doğru erkeği bulmanın doğru ilişkiye gideceğini düşünüyorlar. Ama bir ilişkiyi doğru yapan şey, medya bunu ne kadar size empoze ederse etsin, mükemmeli bulmak değil.
Ruh ikizinizle bir ilişkiye başlamanız, “sonsuza kadar mutlu yaşadılar” hikayesi anlamına gelmez. “Sonsuza kadar mutlu yaşadılar” hikayesi, “ruh ikizinizle” beraber ne inşa ettiğinize, beraber nasıl insanlara dönüştüğünüze bağlı.
Asıl iş, iyi bir erkek bulmak değil. Asıl iş, o iyi erkeği bulduğun zaman nasıl değiştiğin, ilişkinin yürümesi için ne yaptığın, o erkeği daha da iyi bir erkek olmak için nasıl teşvik ettiğin. Bu kişiyi bulmak sadece ilk adım. İlişki ise yıllar içinde inşa edilen bir şey.
Doğru meyveyi yetiştirmek için doğru tohuma ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz ve bu doğru. Ama doğru tohumu bulmak, gerekli olan ilk adım. Tohumun sağlıklı bir ağaca dönüşmesi, sağlıklı bir meyve almak için yapmamız gereken birçok şey var.
Şimdi söyleyeceklerim birçok insanın hiç hoşuna gitmeyecek. “Ruh ikizinizi” bulabilirsiniz ama siz tohum ile sağlıklı bir meyve ağacı yetiştirmeye ne kadar uygun birisiniz? Takipçinin yazdıklarını okurken aklımdan hiç de empatik olmayan bazı düşünceler geçti ve bu düşünceleri sizinle paylaşacağım.
Aşk ve sevgi ile karşılaşsa bile, bunu farkında olmayacak birçok insanla çalıştım. Kaygılı bağlanma stiline sahip biriyseniz, aşk size çok korkutucu görünebilir. Takipçi, saplantılı aşktan da bahsediyor ki bu da sıklıkla rastlanan bir problem.
Kaygılı bağlama stiline sahipseniz, saplantılı aşka yatkın biriyseniz, bir insana değil bir fanteziye aşık olursunuz.
Romanik dizilerin Jungcu analizlerini yapmanın bir değeri var elbet ama bu gerçeklik değil. Ama takipçinin yazdıklarına dikkat edin, bu tür düşüncelerin ağına düşmemek için çok dikkatli olmalısınız. Takipçi, erkeğin sonunda kadını çöpe attığından bahsediyor. Bu hikayelerde kadınlar ya doğumda ölüyorlar, erkek kahraman kendini gerçekleştirdiğinde çöpe atılıyorlar.
Peki ya doğumda ölmeyen onca insan? Seçim önyargısının bu kadarı çok garip değil mi? Bu kişi erkek egemen alanlarda takılıyor ama sürekli olarak yanlış erkekleri seçmeyi başarıyor. Bu da bir seçim önyargısı.
Tüm o Jungcu analizleri bir kenara bırakın. Zaten bu dizilerin Jungcu analizlerini kim tüketir ki? Bu insanın bağlanma stilini tahmin etmek ne kadar zor olabilir ki? Tüm o Jungcu analizleri bir kenara bırakın. Bu dizileri de bir kenara bırakın, bu diziler gerçek hayat bile değiller. Gerçek hayatta kaç ilişki, doğumda ölüm ile bitiyor? İnsanların belki yarısı boşanıyor, yarısı ölene kadar beraber kalıyor ama gerçek hayatta doğumda ölüm oranı çok düşük.
Aradığımız tohumu kabul etmeye gerçekten hazır ya da uygun olup olmadığımız konusunda gerçekten dikkatli olmamız lazım. Tüm suç sende demiyorum, internette kadın düşmanı bir sürü çöp içerik var. Ama bu içeriğin çoğu sadece internette başlıyor ve orada yaşıyorlar.
Dünya nüfusunun yüzde kaçının incel kelimesinin anlamını bildiğini bir düşünün. Bir araya geldiğimiz günlerde, çocuklarımın arkadaşlarının ebeveynlerinden 20 tanesine incel kelimesinin anlamını bilip bilmediklerini sormuştum. Sadece bir tanesi kelimenin anlamını biliyordu.
Sağlıksız bir vücuda nasıl sahip olursunuz? Kötü beslenme ve hareketsizlik, sağlıksız bir vücuda sahip olmanın en hızlı yolları.Bunu hemen herkes biliyor ama çok fazla sayıda insan, sağlıksız bir zihne nasıl sahip olabileceklerini bilmiyor.
Vücudunuzu sağlıksız gıdalarla doldurursanız, sağlıksız bir vücuda sahip olursunuz. Zihninizi sağlıksız fikirlerle doldurursanız, sağlıksız bir zihne sahip olursunuz. İncel forumlarını okuyan biriyseniz, zihninize ne olacak sanıyorsunuz?
Çoğu insanın, bu takipçi gibi zihniniz çöple doldurduğunu görüyorum. Takipçi sürekli olarak izlediği bir Youtuber’dan bahsediyor. Bu kişiyi bilmiyorum, içeriği iyi mi kötü mü blmiyorum. Ama sağlıksız beslenmenin bir çeşidi de, hep aynı şeyi yiyip durmak. Eğer çoğunlukla benim içeriğimi tüketiyorsanız, sze gidip daha değişik içerikler tüketmenizi söylerim.
Zihninizin olduğu durumdan, düşüncelerinzden ve duygularınızdan memnun değilseniz, zihniniz ne ile beslediğinize çok dikkat edin ve zihninizi doğru şeylerle beslemeye başlayın.
Peki ama, zihninizi doğru şeylerle beslemek ne demek?
“Ne yani, internetten çıkıp yalın ayak çimlerde mi yürüyelim diyorsun?”
Hem evet hem de hayır. Çünkü size internetten çık ve çimlerde yalın ayak yürü demem bir işe yaramaz. Size sadece “hergün spor” yap demenin otomatik olarak işe yaramaması gibi. “Şöyle yapın, böyle yapın” demek ne motivasyon sağlar ne de aksiyon almanızı sağlar. Size aynı zamanda neden böyle yapmanız gerektiğinin de söylenmesi lazım çünkü asıl davranış değişikliğine sebep olacak şey bu.
Nedenleri öğrendikten sonra internetten çıkmanız gerektiği fikrine kendiniz varmanız, davranışlarınızı değiştirerek internetten çıkma ihtimalinizi önemli ölçüde arttırır.
Eğer sürekli olarak işlenmiş gıda yer ve kabız olursam, kabız olmaktan kurtulmanın yolu basittir: yediğim şeyleri değiştirmek. Eğer zihninizin olduğu durumu beğenmiyorsanız, zihniinize soktuğunuz şeyleri değiştirmeniz gerekli.
Peki bunu yapmak neden bu kadar zor? Çünkü zihniniz, zihninize soktuğunuz o çöp içeriklere karşı büyük bir çekim duyuyor. İşlenmiş gıdalara çekim duymak çok kolay çünkü bu zararlı gıdalar çok lezzetliler. İnternetteki zararlı içerik de çok lezzetli.
İnternetteki içeriğin çoğu çöp ama çok lezzetli. Yani deneyimlerimize ve eğilimlerimize paralel. Takipçi, femcel olmaya eğilimli ve bu tür içerik onun için çok lezzetli. İncel yankı odaları bu nedenle varlar çünkü içindeki insanlar için çok çekiciler. Sanki çikolata büfesi gibiler. Yiyecek olarak çöp ama çok lezzetli içerikler.
İnternette bu tür içerikleri tüketirken, bu çöpü tüketmenin sizin içinizde tatmin olmaya çalışan bir şeye çok lezzetli geldiğini anlayın. Ama bu çöp içerik bizi tatmin ediyormuş hissi verse de bizi hemen hemen hiçbir zaman tatmin edemez. Geçici olarak iyi hissetmemiz sağlar sadece.
Twitter gibi verip veriştirme alanlarında insanlar söylenip duruyorlar ama bu onları daha iyi yapmıyor. Aşırı derecede işlenmiş gıda gibi, zevk veriyorlar, kalori veriyorlar ama besin değeri olarak tamamen çöpler.
Hızlı yiyecekler sağlıksızlar çünkü firmalar besin değeri değil zevk üzerinden yarışıyorlar. İnternette de tüm o şirketler en zevk veren içeriği sağlamak için birbirlerini yiyorlar ve herkes her geçen gün daha dibe doğru yarışıyor. Herkes duygusal etkileşim peşinde. Bu nedenle de internette çöp içeriklere sürekli geliyoruz ve bu da bizim zihnimizi şekillendiriyor.
Kadın erkek ilişkilerindeki gerçek problemlerden birisi, insanların çoğunun masaya çok fazla miktarda problem getirmeleri ve aradıkları şeyi bulamadıkları zaman büyük bir hüsrana uğramaları.
Takipçi, depresyonda olduğu için terk edildiğinden bahsetmiş. Bazı araştırmalara göre erkeklerin eşleri kanser olduğunda eşlerini bırakma ihtimalleri, kadınların eşleri kanser olduğunda eşlerini bırakma ihtimallerinden daha fazla. Kadınlar eşlerini hastalandıklarında değil, işsiz kaldıklarında terk etmeye daha fazla eğilimliler.
Şimdi bir erkeğin seni depresyonda olduğun için terk etmesi aşırı göt bir davranış gibi görünebilir ama ben hikayenin diğer tarafını da çok dinledim. Terk eden çoğu zaman terk ettiği insan depresyonda olduğu için değil, depresyondan çıkmak için gerekli çabayı göstermediği için terk ediyor. Ama depresyondayken bunu görmek, siyah – beyaz düşüncenin dışına çıkmak çok zor.
Bu, bağımlılık konusunda da geçerli. Birçok insan partnerinden bağımlı olduğu için değil terapiye gitmeyi bıraktığı için, yeniden kötü arkadaşlarla takıldığı için, vs. terk ediyor. Ama terk edilene sorsanız partneri onu bağımlı olduğu için terk etmiş oluyor.
Peki şu an içinde bulunduğun durumdan çıkmak için ne yapabilirsin?
Yapman gereken ilk şey, internetteki toksik içerikten uzak durmak. İnternette kadın düşmanı birçok içerik üreticisi var ama pozitif içerik üreten birçok erkek de var. İlişkilerle ilgili kanallarda pozitif insanlar yok değil ama buralarda daha çok ilişkiler konusunda problemli insanlar takılıyorlar. Sağlıklı ilişkiler içinde olan pozitif erkekler genellikle ilişkilerle ilgili kanallarda takılmıyorlar, genellikle ilişkilerini yaşamakla meşguller.
İnternetin en önemli problemi, internette seçim yanlılığının (selection bias) çok güçlü olması. Bu seçim yanlılığı, asosyal medyanın algoritmik içerim sunumu mantığı nedeniyle çok daha kötü bir noktaya geldi. Reddit, Twitter, YouTube algoritmaları bir kez çöp içeriğin zevkine vardığınızı fark ettiğinde, size daha fazla, her geçen gün daha da çöpleşen çöp içerik sunuyor. Bu sadece beyninizin çöple dolup, zihninizin çöp içerik üretmesine neden olmuyor. Aynı zamanda çöp içeriğin, sağlıklı içeriği internetten atmasına da neden oluyor.
Siz hazır yemek restoranlarına gittikçe, sebze – meyve satan dükkanlar kapanmaya başlıyor ve bir süre sonra, 20 kilometre yolculuk yapmayı göze almadığınız sürece tek alternatifiniz hazır yemek restoranları oluyor. Siz çöp içeriğe öncelik verdikçe, tüm internet daha çok çöp içerik ile doluyor.
Sen birçok şeyi doğru yapıyorsun. Psikiyatriste, terapiste gidiyorsun. Kaygılı bağlanma stiline sahip olduğunun farkındasın. Bütün iyi erkekler nereye kayboldu diye düşünüyorsun. Ama yapman gereken bir başka şey de, dünyaya baktığında gördüğün gerçekliğin, gerçeklikten kopuk olduğu. Çünkü gerçeklik algınız, çok büyük oranda kendi algınıza bağlı. Özellikle de saplantılı düşüncelere sahipseniz.
İnsanlar beni çekici buluyorlar ama hiçbir zaman onların özel kişisi olmuyorum diyorsun. Ama o özel, biricik kişiyi arayanlar, genellikle imkansız beklentiler içinde oluyorlar. Kayıtsız koşulsuz sevilmeyi bekliyorlar. Partnerlerinin zihinlerini okumasını ve ona göre davranmasını bekliyorlar.
Seninle ilişki sürdürmenin ne kadar zor olacağını tahmin bile edemiyorum. Sen romantik komedi analizleri ile kendi kafanda yarattığın standartları, LoL oynayıp duran bir elemanın bilmesini, zihninden okumasını ve ona göre davranmasını bekliyorsun.
Sen erkeklere baktığında, gerçek insanları görmüyorsun. Kendi saplantılı aşk objeni üstüne yansıtacağın fantezler görüyorsun. Bu obje gerçek insanlardan çok, Güzel ve Çirkin gibi içeriklere dayanıyor.
İlişkiler konusunda problem yaşamanın, gerçek erkeklere bağlanma konusunda çok zorlanmanın sebebi, ilişkilerin Edward Cullen ile manic pixie dream girl arasında değil, gerçek insanoğulları ve kızları arasında olması.
Şu anki durumunun tamamen senin suçun olduğunu söylemiyorum. Şu an içinde bulunduğun durumun kimin suçu olduğunu bilmiyorum. Kaç yaşındasın, kaç ilişkin oldu bilmiyorum. Ama çoğu zaman gördüğüm, içinde bulunduğun durum kısmen kişinin kendi suçu ve kısmen de kendi suçu değil.
Peki kaygılı bağlanma ve yoğun saplantılı aşk içinde biri ne yapabilir? Öncelikle şunu söyleyeyim, bir insan saplantılı aşka, kaygılı bağlanma stiline sahip olduğu için düşmez.
Bir insan, ebeveynleri tüm duygusal ihtiyaçlarını karşılamadıkları zaman, kaygılı bağlanma stili geliştirir. Yani kendine güven geliştirmezler ve başkalarının kendileri ile ilgilenmesi, ihtiyaçlarını karşılaması için drama yaratmaya meyilli olurlar. Çocukluklarında terk edilme korkusu ve sonucunda da “sen odadan çıktığında ağlarım, ağlamazsam beni bırakırsın” mantığı geliştirirler. Sürekli olarak hayatlarındaki insanların kendilerini terk edeceğinden korkarlar.
Ama kaygılı bağlanmanın üstüne bir de saplantılı aşk eğilimi geliştirmek için, ebeveynler harici üçüncü bir bakıcı gerekir. Çocuk ebeveynlerinden ihtiyacı olanı tam alamazken, arada bir bu üçüncü kişi hayatına girip tüm duygusal ihtiyaçlarını karşılar. Örneğin çocuğun ebeveynleri onu cesaretlendirmek için bir çaba harcamazken, çocuğun hayatının bir döneminde onu cesaretlendiren bir koç olur.
Bu tür bir deneyim sonucu beyin, orada bir yerlerde kendisine istediği her şeyi verebilecek bir üçüncü şahıs olduğu düşüncesini yaratır.
Sorun şu ki, bu üçüncü şahıs aslında bir fantezidir. Senin tüm umut ve hayallerini üstüne yansıtmaya çalıştığın gerçek insanoğulları, senin fantezi erkeğinle rekabet edemezler. Hiçbir gerçek erkek, senin beklentilerini karşılayamaz.
Eğer hayatını değiştirmek istiyorsan, zihninin çalışma şeklini değiştirmen ve bunun içinde zihnini beslediğin içerikleri değiştirmen gerekli. İkinci yapman gereken şey ise, başkalarından beklentilerine ve onlar için ortaya koyduğun standartlara karşı dikkatli olmak.
Kaygılı bağlanan insanlarda sıklıkla gördüğüm şey, karşılarındaki insanın aslında hep istedikleri şeyi onlara vermeye çalıştıkları ama bunu verme şekilleri, kaygılı bağlanan kişinin beklentilerinden farklı olması nedeniyle kaygılı bağlanan tarafın aslında istediği şeyi alabileceğini göremediği.
Yayınlarını daha iyi bir yaşam için serisinde derlediğimiz, ailemizin psikiyatristi Dr.K’nın şu yayınından çeviri:

