Kadınlarla etkileşiminizin doğal olması gerektiğini, kadınlarla iletişim kurarken kendin olman gerektiğini söylerler. Peki kadınlarla doğal olmak ne demektir? Kendin olmak ne demek?
Bunu anlamanız için, ilişkilerde doğal olmamanın, kendin olmamanın ne olduğunu anlamamız gerekli. Bir ilişkiye, bir etkileşime ne kadar çok duygusal bagaj getirirseniz, o kadar az doğal olursunuz, o kadar az kendiniz olursunuz.
Bir kadınla ilk buluşmanız olduğunu düşünün. Eğer siz bu buluşmaya, örneğin sosyal medya çöplüğünden ve kendi deneyimlerinizin çözemediğiniz hüsranından çıkan, yüklü miktarda duygusal bagaj getirirseniz, doğal olamazsınız, kendiniz olamazsınız. Örneğin buluşmaya, “tüm kadınlar şöyle böyle”, “kadınlar gerçekten sevemezler”, vs. gibi duygusal yüklerle gelirseniz, tüm bu yükü, buluştuğunuz gerçek insana “yansıtırsınız”.
Doğal ilişki demek, sizin karşı tarafa bir şey verdiğiniz ve onun da size bir şey verdiği ve karşılıklı olarak al-ver oynadığınız bir oyundur. Doğal biriyseniz, sizin tenis topunu kadının tarafına atmanız, onun sizin tarafınıza göndermesi ve sonra sizin yeniden onun tarafına göndermeniz gibi oynanır. Eğer duygusal bagajınız zihninizde dönüp duruyorsa, oyunun bu ritmi bozulur. Karşınızdaki insan mesajlarınıza geç cevap verdiğinde, onun sizi istemediğini düşünürsünüz ve onun tarafına atlayıp topa vurmaya kalkarsınız (cevap beklemeden mesajlar atarsınız). Umarım burada, önemsiz bir gecikmeye, duygusal bağajınız yüzünden, çok fazla anlam yüklediğinizi görebiliyorsunuzdur.
Eğer bu bağajı kafanızdan atabilirseniz, karşınızdaki insanı bu bagajın ete kemiğe bürünmüş hali değil de direkt bir insan olarak görürseniz, kadınlarla etkileşiminiz doğal olmaya başlar. Karşınızdaki size bir tenis topu gönderdiğinde, ona 15 tane tenis topu fırlatmayı, ya da tenis topu göndermeden beklemeyi bırakırsınız.
Günümüzde bu çok zor zira sosyal medyada çok fazla öfke var ve birçok insan karşı cinse karşı bir öfke biriktiriyor. Bu öfkeyi yine internette kusup dursa bile, öfkenin çoğunu, kendisi ile eşleşen şanssız insanın üzerine kusuyor.
Bunun tersi de doğru. Siz bir buluşmaya gidiyorsunuz ve karşınızdaki insan öfkesini size kusuyor. Burada bağırıp çağırmaktan ya da sinirli hareketlerden bahsetmiyoruz. Daha çok o öfke yükünün penceresinden bakıp, karşınızdaki insana değil de kendi kadın/erkek yansımanızı göre davranmanızdan bahsediyoruz.
Kısacası, siz karşı cinsle iletişiminize ne kadar çok psikolojik yansıtma (projeksiyon) yaparsanız, bu insana bir insan olarak değil, çoğunu sosyal medyadan öğrendiğiniz fikirlerin vücut bulmuş hali gibi davranırsınız. Bu da sizin doğal ve “kendiniz” gibi olmanızı engeller.
Bunu daha da iyi anlamak için, psikolojik yansıtmanın ne olduğunu anlayalım. Birçok alfa/sigma erkek, redpill sitesinde, kadınların çıkarcı olduğunu, şunu aradığını, bunu aradığını, en yüksek değerli erkeği aradığını okursunuz. Kadınların “gerçek sevgi” kapasitesi olmadığını okursunuz(*). “Kadınlar eskiden öyle bir sevgiye sahipti ama feminizm geldi ve bu sevgiyi bitirdi. 1950’lerdeki kadınlar severlerdi ama modern kadınlar sevme kapasitesine sahip değiller” gibi şeyler okursunuz.
Bu aslında, tam olarak klasik anlamda projeksiyon! Projeksiyon nasıl çalışır?
Hoşlanmadığınız, başa çıkamadığınız kadar yüklü bir negatif duygusal yükünüz olduğunu düşünün. Projeksiyon yaptığınızda, bunu alır ve başka insanların üstüne yansıtırsınız ve bu negatif yük için o insanları suçlarsınız.
“Kadınlar gerçekten sevemezler” diyen bir erkeğin asıl hissettiği şey, “ben sevilemeyecek, sevilmeye layık biri değilim, (bir daha) kimse beni sevmeyecek” duyguları. Ama bir insanın, “sevilmeye layık olmadığı” hissi ile, böyle temel bir negatif hisle başa çıkması çok zor, çok acı verici.
Birçok erkek, “ben sevilemem, sevilmeye layık değilim” hissini alıp, kadınlara yansıtıyor ve “sizin sevme kapasiteniz yok” diyor. Buradaki hileyi anlayabiliyorsunuz değil mi? Erkek, “ben sevilemem” hissi ile başbaşa kaldığı sürece, bu onun “suçu”, bunun için onun bir şeyler yapması lazım. Tabii ki bu erkeğin suçu olmayabilir, anne – babasının ya da geçmişte kendisini terk eden bir kadının suçu olabilir ama erkek bunu kendi “suçu” olarak görür.
Bu hissi sağlıklı bir şekilde iyileştirmek zor iş. Bunun yerine erkek ne yapıyor? “Hayır, siz gerçek sevgi nedir bilmezsiniz? Sevilmeme nedenim bu, benim suçum değil. Siz kadınların suçu”.
Bu tam anlamıyla bir projeksiyondur. Erkeğin o ağır “sevilmeye layık değilim” yükünü hafifleten ama ilişkilerde doğallığını tamamen bitiren, sağlıklı ilişki kurmasını engelleyen bir projeksiyon.
“Kadınlar para ister, paran yoksa kadın yok” düşüncesi de başka bir projeksiyon. Burada erkek aslında “yeterince para kazanamazsam, ya beklentileri yerine getiremezsem” korkusu ile boğuşuyor ve bununla başa çıkamadığında ise, bu korkuyu kadınlara yansıtabiliyor.
Doğal ve kendiniz olmak için, bu bagajdan kurtulmanız lazım. Bunun için ilk yapmanız gereken şey, internetten temel inanç edinmeyi ya da temel inançlarınızı beslemeyi bırakmak.
İkincisi, karşı cinsle ilgili negatif düşüncelerinize dikkatli bakın ve neyin yansıtmasını anlamaya çalışın. Sevilmeye layık olmadığınız hissi mi?, Beklentileri karşılayamazsam korkusu mu?
Üçüncüsü, bunlar için kendinizi suçlamayı bırakın. Evet, bunlar sizin probleminiz, sizin çözmeniz gereken şeyler. Ama suçlusu muhtemelen siz değilsiniz. Bu uyanışı kendi başınıza yapamıyorsanız, terapi alın ama bu uyanış için çaba harcayın. Kendinize yalan söylemeyi bırakın. Siz sevilmeye layık olmayan biri değilsiniz, bu bir yalan. Siz, başkalarının beklentilerini gerçekleştirmeye çalışmak zorunda değilsiniz ve muhtemelen kendinize hayatta iyi kötü bir yer edineceksiniz. Bu korku gerçeklerden çok, başkalarının beklentilerinden geliyor.
Son olarak, gelebileceğini tahmin ettiğim bir itirazı ele alacağım. Peki biz kendin olma demiyor muyduk?
Aynı şeyden bahsetmiyoruz. Orada bahsedilen “kendin” de aslında bir projeksiyon. Sevilmeye layık olmadığını düşünen bir erkeğin, “sevilemez biri olabilirim ama bir ruh ikizim var ve o beni sevecek, anne gibi sevecek” yansıtması. Bu “ruh ikisi – melek” idolü, etten kemikten kadının üstüne yansıtarak kendisini rahatlatmaya çalışması.
(*) “Kırmızı hap kadınların gerçek sevgi kapasitesi olmadığını söyler” iddiasını çok duyuyorum. Kırmızı hapı sıklıkla eleştirsem de, burada savunmasını yapacağım. O sözün aslı “kadınlar sizi, onların sizi sevmesini istediğiniz gibi sevemezler” olacak. Rollo Tomassi’nin sözü olarak bilinir ama eskiden beri forumlarda söylenir. Asıl anlamı, “kadınlar sizi sevemezler, sevgi kapasiteleri yoktur” değil, “kadınlar sizi, annenizin sizi sevmesini istediğiniz gibi sevemezler, yetişkin erkek olun ve o tür oğlan çocuğu fantezilerini bırakın” şeklindeydi. Ne ara, kim, bunu “kadınlar sevemezler” yaptı bilmiyorum. Belki de bu çocuklar bu önermeyi, kendilerine göre okuyorlar.
Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Kadınlar erkekleri sevemez diyen adamlar bu fikrinden dolayı saçma sapan ruh haline bürünüp bu kafayla gerçekten kadının sevemeyeceği bir adam olup çıkıyorlar. Kendi kendini gerçekleştiren kehanet. Birde bu zirvalari partnerlerine söyleyenler de var. Kadınların feminist sosyal medya ya da çevre gazıyla ilişkilerini baltaladiklarini goruyoruz ama bu adamların da içinde bulunduğu durum da aynısı.
Selamlar. Son paragrafta bahsettiğin anne sevgisi=katıksız saf sevgi diyebileceğimiz için ilişki denklemindeki erkeğin kadından beklediği sevginin kadında karşılığı olmadığını anlıyoruz. Bunun zıt kutpundaki kadın sevgisine çıkarcı sevmek de denmiyorsa anne sevgisiyle ilişki denklemindeki kadın sevgisi arasındaki ayrılan noktayı saf katıksız sevgi olarak yorumlamaktan ziyade bir erkeğin çocuksu huylarını tolere edip etmeme olarak yorumlayabilir miyiz? Çünkü bir erkek için intihar eden kadın haberlerini de görüyoruz. Ayrıca çocukça davranışlar sergileyen erkeklerin ilişki içinde olduğunu da görüyoruz. Burdaki ayrımı iyi anlamaya çalışıyorum.
Ayrım burada aşk hiyerarşisi yazısında var.
Bazi seyler insanin iliklerine isliyo. Herkes hayatta biseyler yasamistir ama bazi seyler insana dokunuyo. Mesela geri donup baktigim zaman hayatta cok iyi is cikardigimi goruyorum ama babamla hic ogul-baba iliskisi olmadi, iflas ettik ve bunun sonucunda o zamanki arkadaslarimla aram bozuldu, Ele alip toparladim herseyi derken bi kiza kapildim sonra da o terk etti. Baya bi terapi aldim tum bunlar icin ama sevme kapasitem tukendi. Yani bi arkadas olsun, bi aile olsun, bi kiz olsun baglanamiyorum ve ya gercekten hakiki derin bi duygu yasayamiyorum. Bunun probleminin bende oldugunu biliyor ve anliyorum ama nasil halledecegimi bilmiyorum. Su an saysiz hesapsiz tanidigim… Read more »
Abi yıllar içinde senin de fikirlerin olgunlaşıyor.
Katılıyorum, siteyi neredeyse kurulduğu günden beri bilirim. İlk yıllar saçma sapan yazılar da oluyordu şimdi daha oturaklı.
değişmeyen tek şey değişimin kendisidir 😀
Tamamen aynı düşünmekle beraber benim gibileri de ele almanızı isterim. Karşı tarafı suçlayıcı yaklaşmaktan genel olarak kaçınan bir insanım. Mızmız olmaktan hoşlanmam yani. Ben de “artık sevilmeyeceğim” kafasında bir insanım fakat burada bahsi geçenler gibi bir yansıtmada bulunmuyorum. Tam aksine onlara hak da veriyorum. Ben artık 25 yaşını doldurmuş ama hiç ilişki tecrübesi olmayan bir insanım. Bunun belli bir yaşa kadar tamamen dış görünüşümden kaynaklı olduğunu düşüyordum fakat artık başka sebeplere de pay ayırıyorum. Hatta artık net bir nedenim dahi yok. Kendi kendime “kadınların karşı tarafta aradığı bir şey var ve belli ki o sende mevcut değil” diyorum. Buna ikna… Read more »
Yaşımdan dolayı da artık geç olduğunu ve trenin kaçtığı görüşündeyim. 25 yaşında bu düşüncenin temel işlevi, senin kızlara yürümeni engellemektir. Yoksa geç falan değil.
Sende buradaki “sevilmeye layık olmama” durumunun yansıtmasızı var demek ki. Sevilmeye layık olmadığını düşünen erkeklerin çok azı yansıtma yapar. Ama bu yansıtma yapanlar internette çok aktifler.
Teşekkürler Mahmut abim. Çok sık vurgulanan, bir erkeğin ancak 30’unda olgunluk dönemine ulaştığı öğretisini de atlıyor olabilirim burada fakat ne yazık ki beni çok da ikna etmiyor bu. 30’uma varınca bir anda talep gören bir insan olacağım düşüncesi bana daha çok Cem Yılmaz’ın da dediği gibi “bir dahakine kralsın be oğlum” avuntusu gibi geliyor. 30’unda hâlâ çocuk olursan ortada kalırsın tabii de diyebilirsiniz fakat ortalama bir erkeğin de yaşadığı sürecin böyle bir değişimin içinden geçeceğine çok inanmıyorum. Geçse bile bu tatmin edecek mi emin değilim. Ne de olsa artık gençliğin en keyifli zamanları geçmiş olacak ve talep göreceğimiz kişiler de… Read more »
30’una gelince birden talep göreceksiniz diye bir olay yok. 30’undan sonra size talep artmaya başlar ama patates olmadıysanız tabii. 37 yaşına kadar artar, oradan da düşmeye başlar. Ayrıca bu talep, yaşı sizden 4-5 yaş küçük kızlardan gelir daha çok, 23 yaşındaki kızlardan değil.
Erkeğin bence 20’lik kızlarla en iyi olduğu zaman 27 – 32 arası.
“talep göreceğimiz kişiler de muhtemelen gençliğini tüketmiş kadınlar olacak” 30 yaşında sana talep 25-30 arasından gelecek tabii de, onlara da gençliğini tüketmiş demek haksızlık.
Bu 30 yaş muhabbeti çok yaygın olduğu için değinmek istedim hocam. Sizin bu konuda tam pozisyonunuzu bilmediğim için böyle düşünüyormuşsunuz gibi yansıttıysam kusura bakmayın. Yanıtınıza bakılırsa siz daha makul bir zemindeymişsiniz zaten. Hemfikirim diyebilirim
bu muhabbetin bu kadar bozulmasının sebebi zaten insanların bunu intikam pornosuna çevirmiş olması. mahmut abinin dedikleri çok doğru ki olması gereken doğal olan da o zaten. bence günümüzde genç erkeklere en çok zarar veren şeylerden birisi bu. bir şeyler olsun diye büyümeyi beklemek, daha büyümeden de o zamanlarla alakalı realistik olmayan hayaller kurmak. evlendim piyasadan çıktım ama çoğu arkadaşım hala evli değil, onların da (çekici olanların dahi) hayatlarına baktığımda internette satılan hayallerden daha farklı olduğunu görebiliyorum. hiçbiri de mutsuz değil yani. umutsuzluğa kapılmayın.
haklısınız. bazıları 30’uma varınca istediğim noktaya geleceğim diyerek bugünü es geçip 30’una varmayı bekliyor. oysa ki bir paradoks oluşturduğunun farkında değil. bugünlerini olması gerektiği gibi geçirmezsen 30’unda da o adam olmayacaksın ki zaten. tabii bir yandan da insanın önünü görebilme arzusu var. akıl sahibi canlılar olduğumuz için durmaksızın tecrübelerimize göre çıkarımlarda bulunup duruyoruz. burada hatayı sınırlı tecrübelerimizden çıkarımlarda bulunup tümevarımla öngörüde bulunmakta yapıyoruz. denemeye devam etmek lazım
şu eski kadınların “gerçekten sevdiği” günümüz kadınlarının ise çıkarcı sevdiği muhabbetinin salaklığına değinilmesi çok iyi olmuş. bunu diyen yüzlerce erkek var ama kendi ninelerinin sadece kadınların olduğu ortamlarda dedelerinin arkasından nasıl konuştuklarını bilmiyorlar 🙂 kız çocuğu olunca çok gün muhabbeti dinledik haliyle ve eskinin kadınlarının bu konuda günümüz kadınlarına göre daha beter olduğunu kesin bir şekilde söyleyebilirim. ama erkekler işin iç kısmını bilmediklerinden kendilerine asla duygularını yansıtmayan analarına ninelerine bakarak yorum yapıyorlar. analarınız sizi ayakta uyutuyor haberiniz yok. ninenizin size gelip de “senin deden rezil bi adamdı çocuğum, evlendik mecbur ayrılamadım” diyecek hali yok sonuçta. erkekler herhalde eskiden kadınlar erkeklere… Read more »
Erkeklerin özel durumu, erkekliğe geçiş – anneden kopuş ritüeli. Artık o kalmadı, babalar ofislerde, çocuklar hep kadınlarla (öğretmenler de çoğunlukla kadın). Erkekleri değişik etkilemesi ondan.
günümüzde babaların çocuklarıyla 3 kat daha fazla zaman geçirdiğini okumuştum. kadınlar ise daha az zaman geçiriyorlar. artık aileden kopuk iş yaptıkları için normal bir veri. ayrıca “annelerin kutsallığı” gibi genelde erkeklerin dillendirdiği abartı durumlar da yeni değil. çok da zaman geçirmeyle alakalı değil gibi de toplumun yapısıyla alakalı gibi geldi. özellikle eskiden erkek çocuğun daha önemli görüldüğü toplumlardan kalmış bir alışkanlık olabilir. anaerkil toplumlarda bildiğim kadarıyla bu şekilde “annecilik” yok.
Günümüzle nereyi karşılaştırıyorlar? Çoğu insan 8’de evden çıkıp 7’de eve giriyor. Eskiden evine yakın çalışırmış, çocuklar sürekli görürlermiş.
Kadın/erkek karşı cinsi tabiki sevebilir. Sevebilir de sizin beklentiniz ne buna da bakmak lazım.
İlk aşık olduğundaki duyduğun heyecan ile 10uncu kız/erkek arkadaşında yaşadığın heyecan seviyesi aynı mı mesela?
(*) Dipnotun tam yerindeydi. Ben de açıkçası, “kadınlar sizi nasıl sever” mevzusunu zamanla “erkek adam” yazılarıyla bir mantığa oturttum diyebilirim. Birçok genç kadın da erkek inseller gibi öfke biriktiriyor. Erkekleri işe yaramaz, evde beslenen varlıklar gibi görmeye başlıyorlar. Hele narsisizmi besleyen iş pozisyonlarındalarsa, bu durum uyumu iyice zorlaştırıyor. Benim fark ettiğim şey şu: 39 yaşındayım ve son bir yılda 25 yas civarı kadınları daha çekici bulmaya başladım. Bu bahsettiğim tavırları da genelde genç kadınlarda görmeye başladım. Belki de kendi kuşağım dışındaki kadınlarla çıkmaya başladıktan sonra, gençleri dizginleme konusunda hâlâ tecrübe kazanamadım. xD Bazen gerçekten tam bir boomer gibi hissediyorum. En… Read more »
Seninle aynı yaştayım eski kız arkadaşım 26 yaşındaydı daha nazlıydı. Şu anki nişanlım 34 yaşında bu tavırlara sahip değil. Olgunlukla alakalı bir durum sanırım. Nasıl erkeklerim olgunlaşması uzadıysa kadınlarda da aynısı yaşanıyor maalesef. Gençler daha çekiciler fiziksel olarak tabii ama özellikle belli yaşın üstünde evlenip çocuk yapayım diyorsan artık çok zorluyorlar.
Yansıtmak farklı bir konu ama paran yoksa kısmı boş değil. Neredeyse tüm dünyada bundan 40-50 sene öncesine göre daha iyi ekonomik şartlarda olunmasına rağmen, evlilik oranları her sene düşüyor. Özellikle sosyal medya etkisiyle kadınlar çok yüksek beklentiler içindeler. Bu nedenle paran yoksa kısmı kesinlikle boş olmadığı gibi, sevginin de bir adın önünde maalesef.
Evlilik oranları nedense parasal durumu daha iyi olan kesimde düşüyor. Çocuk da aynı.
bu beklenti konusuna çok değiniliyor ama özellikle kadınların sosyal hayata girmesi ve bireyselleşmesi sonucu beklentilerinin artması çok normal.sosyal medya ile açıklanıp kapatılabilecek bir şey değil bu. dişi ne kadar iyileşirse(akıllanırsa, uyanırsa) erkeklerin de buna karşılık o kadar yükselmesi gerekir. zamanında birçok toplumda erkeklerin kadınları bilerek ezmesi/baskılaması boşuna değildi, bir üreme stratejisi bu. şu an birçok ülkede durum böyle olmadığından erkekler daha çok zorlanıyorlar. kadınlar ne kadar akıllıysa çocuk doğurma oranları/sayıları o kadar düşer. o yüzden paralı/eğitimli insanlar aslında daha çok çocuk yapar diye düşünsek bile daha az yapıyor. hem iyi hem kötü bir şey ama iyi yanı aslında daha fazla.… Read more »
+1
Erkekler kadınları sevdiği zaman koşulsuz,şartsız bir sevgiyle seviyorlar yani o kadının parasını,statüsünü vb. şeyi umursamadan,o kadını sadece kadın olduğu için,karakteri için severken,kadın tarafı ise erkeği koşullu,şartlı seviyor. Böyle bir şey yok. Kadınınız 200 kilo olsun bakalım, kaçınız kadını kadın olduğu için sevmeye devam edeceksiniz. Tamamen gerçek dışı bu. Böyle olmak için inanılmaz muhtaç olmak lazım. Yani şunları dışarıda söylemeyin yahu, sizinle deli gibi dalga geçerler. Bir erkek genel olarak hayatındaki kadın yatalak da olsa iflas da etse bırakmazken tam tersi olduğunda kadın bırakıp gidiyor. Araştırmalar bunun tam tersini gösteriyor ya da oranlar iki cinsiyette de hemen hemen aynı. Bu tamamen… Read more »
Abi trol değilim ve bu yazdığımı önceki gibi yanlış anlayacağınızı veya böyle anlaşılacağını düşündüğüm için yorumumu silip tekrardan baştan yazdım ve sonra da yine farklı anlaşılacağını düşünüp tamamen sildim ve ”+1” olacak şekilde değiştirdim ama sanırım hata olduğu için sen eski yorumumu gördün. Bu konularda böyle düşünen tek kişi ben olsam tamam haklısın diyeceğim ama diğer pekçok insanla aynı şeyleri düşünüyorum. Youtube de Beyhan Budak isimli kişinin redpill ile ilgili videosuna ve vücutçu psikolog isimli youtube deki kişinin redpill ile ilgili videolarına bakarsanız benim gibi insanların neden böyle düşündüğünü bunun tek bana mahsus bir şey olup olmadığını az çok anlarsınız.… Read more »
Trol değilsen senin bu tür içeriklerden uzak durman ve muhtemelen terapi alman lazım. Redpillcileri biz de eleştiriyoruz ama sen adamların söylediğini tamamen çarpıtarak sindiriyorsun. Bu arada Vücutçu Psikolog redpill karşıtı biri, o ne alaka? Hipergamiyi, “yolda yürürken ayağın tökezlese ve oradan tesadüfen bir çad geçiyor olsa, kız arkadaşın onun koluna girer” tadında gülünç, karikatürize, aşırı çocukça bir şey olarak algılıyorsun mesela. Bu kadar çarpıtmak için, içsel olarak çok ciddi bir kaygı ve korku kaynağının olması lazım. Sizi sosyal medya üretiyor olabilir zira 20 seneyi aşkın süredir hipergami gibi konuları konuşan forumları bilirim. 2015 öncesinde sizin gibi yorumlar yapan adamları hiç… Read more »
Haklısınız terapi alması gereken biriyim. Altta yatan bazı sebeplerden dolayı bu konuda anlatılanları yanlış anlıyorum sanırım. Redpilli bu şekilde anlatan bazı sosyal medya sayfalarından etkilenmiş olmam da muhtemel çünkü önceden instagram ve youtube’den kısa süreliğine de olsa pekçok sayfayı takip etmişliğim ve içeriklerinden yararlanmışlığım vardı.
erkekler kendilerinin daha çok yaptıkları şeyleri çarpıtma yaparak sanki asıl kadınlar yapıyormuş gibi düşünüp kendilerini rahatlatıyorlar bence. hani ben kötüyüm ama benden daha da kötüsü var en azından kafası. tabii aslında yok 😀. arkadaşın saydığı kötü şeyler ezici çoğunlukla erkekler tarafından kadınlara yapılan şeyler. sadece statüye, paraya kadınlar gibi önem verilmez(statüye önem verilmez kısmı da yanlış gerçi acaba kendisi kaç defa zengin statülü adamın yanında bomboş yaşayan kadın görmüş de neyse). hadi bende özgüvensizim erkeklerle birlikte olamıyorum ama en azından kafayı çarpıtcak kadar da hayatsız değilim. insanın dış dünyada bir hayatı olmayınca böyle oluyor.
Bunları her iki cinsiyetten insanlar da birbirine yapıyor. Erkekler ezici çoğunlukla olmasalar da daha fazla yapıyorlar. Bildiğim kadarıyla eş ciddi bir hastalığa yakalanınca, eşini terk etme oranı erkeklerde daha fazla.
Kırmızı hapa yıllardır ilişkilerinde muhtaç “efendi erkekler” geldiği için, dışarıdaki erkek ortalamasını bu erkekler sanan bir kitle türedi.
Bende aynı böyleydim bi dönem kadınlardan nefret ediyordum hatta. Robot kadınlar gelsin de kadınlarla uğraşmaktan kurtulalım istiyordum. Bir gün sınıfta bununla alakalı bir tartışma döndü ve bende bunun kadınların hayatını kötü etkileyeceğini çünkü erkekler robotlara yöneldikçe yalnız kalacaklarını söyledim. Kızlardan biri(allah ondan razı olsun) “gerçek, kanlı canlı kadın yerine robot kadına giden erkeğin gerçekten kayıp mı olduğunu sanıyorsun? adam demek ki rezil vaziyette ki kadınlar tarafından seçilmiyor” diye karşı çıktı. Cümle beni başta çok sinirlendirdi ama üzerine çok düşünme fırsatım oldu ve zor da olsa asıl sorunun kendi iğrenç bakış açımda olduğunu anlayabildim. Ben düzeldim ama o dönemlerde takıldığım heriflerin… Read more »
Kız doğru söylemiş ama benim anlamadığım, erkekler robotla tatmin olsaydı (kralını yapsalar olamazlar ama olsaydı), erkeklere robot yapan piyasa kadınlara robot yapmayacak mıydı? Yani bu robotlar gelecek kadınlar zıçacak kafasını anlamıyorum. Sanırım abazanlıktan o kadar kafa dönüyor ki, kadınla yaptıkları şeyin sadece seks olduğunu sanıyorlar. “Kadının seksten başka verebileceği ne var ki?” diyen abazan kafa muhtemelen. E birader, kadın sadece ondan ibaret ise, git para kazan kendine sugar baby tut.
harbiden ha. günümüzde kadınlar da bu konularda aktifler, kadın robot çıksa erkek robot çıkmayacak mı, millet dildo üretiyor şimdiden 😀 bence böylelerine verceksin robotu kendi içine kapanacak üremeyecek silinip gidecek, en iyisi. bazıları düzelmez.
Aslında burada olduğu gibi çoğu düzeliyor ama evet bazıları hiç düzelmeyecek.