Erkekler kadınlardan zeki midir?

Dünyayı siyah – beyaz gören adamların yaptığı en büyük hata popülasyonların uçlarına bakmaktır. erkekler kadınlardan daha zekidir önermesi IQ’nun PHD veya akademisyen seviyesi ucunda doğru olabilir ama ortalama IQ’nun 2 standart sapma üstünde böyle birşeyin gözlemlendiğini okumadım. 130 ve üstü (2 standart sapma ötesinde olabilir).

Bakın aşağıdaki grafik IQ dağılım grafiği :

100 ortalama (Türkiye ortalaması 93, Hong Kong 105 yani bölgeden bölgeye değişir) ve üniform dağılmış değil. Normal dağılım. İstatistik bilmeyen için yukarıdaki dağılım normal dağılım. Popülasyonun çoğunun ortalama etrafında toplandığı ve çoğu karakteristik (örneğin güzellik) için kullanılabilecek dağılım.

Zeki deyince eğer dünyaya siyah – beyaz bakan bir adamsanız 120 ya da 130 üstüne bakarsınız. Ama orası çok az kişinin hatta çok az kadının girdiği bir alandır.

Kadın ve erkek nüfusunda zeka ortalaması eşit ama 115 üstünde ezici çoğunluk erkek.  Aynı şekilde 85 altında da ezici çoğunluk erkek. IQsu 120 olan bir kadın mesela çok zekidir, Türkiye’de IQsu 105 olan kadın da görece çok zekidir.

Eğer uçlara bakma eğilimi olan biri iseniz “erkekler kadınlardan zekidir” diyebilirsiniz. Ama sokaktan rastgele bir erkek ve rastgele bir kadın seçtiğinizde ve erkeğin daha zeki olduğuna bahse girdiğinizde, paranızı kaybetme ihtimaliniz 50%ye yakın.

Erkekler kadınlardan daha zekidir diyenlerin kafasında canlanan şu aşağıdaki uç :

Bu fotoğrafta tek bir kadın var zira yukarıdaki IQ dağılımının yüksek zeka ucunda bu adamlar. Ortalamaları 140 – 160 arası. Aralarında Max The Great Plank ve Niels Awesome Bohr (adamım) var. Ortadaki Einstein!

Böyle fotoğraflarda neden yeterince kadın yok diye bağırıp çağıran ikiyüzlü feministlerin teorisi “ataerkil toplum kadınların potansiyelini kullanmalarına izin vermiyor, erkek egemenliği kadınları bastırıyor”dur. İkiyüzlü dedim zira bu kadınların dağılımın öteki ucu olmayan siklerinde değildir. IQ 85 altında da pek kadın yok ama oradaki nüfusun da ezici çoğunluğu erkek. Basit işleri bile yapamayan bu erkekleri toplumca görmezden geliyoruz ama orada bir yerde sessizce acı çekiyorlar. Feminist ablaların teorisi ne “ataerkil toplum bu erkekleri bastırıyor mu?” Teorileri yok zira umurlarında değil.

Kısacası erkekler kadınlardan zeki midir sorunun cevabı, nereye baktığına göre değişir. Sokağa bakıyorsan orada değildir hatta sokağın az gelişmiş bölgesinde (IQ eğrisinin 100 değerinin altı) kadınlar ortalama olarak daha zeki bile olabilir. Ama üniversiteye bakıyorsan, orada erkeklerin ortalaması daha yüksektir.

Evlilik: Mayınlı arazide yürüme

Yargıtaydan çıkan son karara göre düğünde takılan altınların ve paraların geline ait olduğu kesinleşti.

2016’dan beri üzerinde çalışılan süresiz nafakanın kaldırılması konusunda hala bir gelişme yok.

Boşanan erkek, hukuki anlamda kusursuz olsa bile kadına tazminat veriyor.

Boşanan erkek, kadınla aynı statüde olup aynı parayı kazansa bile çocuğu olmadığı halde kadına süresiz nafaka veriyor. Süresiz!

Kadın nafaka ücretinin arttırılması için mahkeme başvurabiliyor ve erkek bu parayı ödemezse hapis yatıyor.

Kadın %90 ihtimalle çocuğun velayetini alıyor ve eğer istemezse çocuğu babasına göstermeyebiliyor.

Yasalar ve hukukçular açıkça kadına pozifif ayrımcılık tanımaya yönelik çalışıyor. Mağdur olan taraf erkekmiş, çocukmuş bunun hiçbir önemi yok. Nafaka kadının hayat sigortası. Çalışmadan beleş hayat sürmesi için ayrılmış fon.

Günümüzde kadınlar için evlenip boşanmış olmak evli olmaktan çok daha avantajlı. Kadınlar bunun farkında. Hatta bir kısmı, çocuklarını yalnız büyütmek için can atıyor. Bu durumda o çocuğun sağlıklı bir şekilde büyümesini bekleyebilir misiniz?

Kadınların sorumluluk almaktan muaf tutulduğu, erkeğin sürekli suçlamalara maruz kaldığı bir dönemde evlenmek ne kadar mantıklı?

Evlendiğiniz kadının sizden daha iyisini bulduğunda çekip gitmemek için hiçbir sebebi yok. Yasalar, ahlak, düşünce yapısı, her şey kadının üstünlüğüne göre inşa edilmiş.

Malesef günümüzde evliliğin mayınlı arazide yürümekten hiçbir farkı yok. Size düşen, mantıklı kararlar verip pişman olacağınız şeyleri yapmamak.

Saha raporu – HB7 ÖB9 hatuna yürüme

Selam mahmut abi ben Captain Charisma.

Sosyal ortamım dışında ilk game tecrübem oldu bu. Red pillle tanışalı 1 ay oldu

Day game diyemeyeceğim tam olarak çünkü fırsat resmen ayağıma geldi.

Metroda su alım yerinde para attım ve 0 tl yazıyordu yanımda birisi vardı ona dedim makine bozuk mu bir baktım ki 175 civarı bir hb7.

Bundan sonra kızın afetleğini fark edince muhabbet etmeye başladım ve bir de unide okuduğumuz bölüm birbirine benzer bölümler çıktı.

Kızla muhabbet etmeye başladık buralar rutin bölüm hakkında aile hakkında memleket vs anlatmayacağım tek shit test attığı kısma geleyim.

Konuşma devam ederken kızın telefonu çaldı bi erkek ismi vardı sevgilim yada abim diye kayıtlı değildi.

Konuşmaya başladılar ve çocuğu azarladı niye arayıp duruyosun vs internetim bitti geliyorum bla bla başta çocuk sevgilisi mi acaba dedim ama çok ağır bir betalık hissettim kız resmen çocuğu azarladı.

Sonra telefonu kapatınca tek shit test aldığım kısım böyle gelişti.

Ben: Abin galiba arayan ?
HB7: Yok ya bi arkadaş
Ben: Abin zannettim abiler biraz böyle olur
HB7: Sen de abisin oradan biliyorsun herhalde
Ben: Evet hatta bazı abiler kız kardeşlerini çok kısıtlar
HB7: Ben onlara g*vat diyorum, yoksa sen de mi onlardansın
Ben: Öyle birine mi benziyorum? (shit saydım ve siklemez alaycı bir ses tonuyla verdim cevabı)
HB7: Tipten anlaşılmıyor

Neyse sonra gene konuşmaya devam ettik ben metrodan inecektim ne zaman ineceksin dedim.

HB7: Daha çok var
Ben: (Cebimden telefonu çıkartıp) Ben şimdi iniyorum, telefonunu verirsen… Güzel bir sohbet oldu
HB7: Hadi vereyim bari

Telefonu aldım ve gittim saat 10 sularıydı bu olay olduğunda.

1 gün boyunca hiç mesaj atmadım 1 gün sonra da dedim ki betalar mesaj atar biraz farkımız olsun dedim ve kızı aradım planım buluşma ayarlamaktı konuşma böyle gelişti telefonu açınca;

Ben: Selam, naber
HB7: İyiiiiiii
Ben: Tanıdın mı beni?
HB7: Hayır maalesef
Ben: Nasıl tanımazsın ya… tahmin et ?
HB7: Metrodaki kişisin
Ben: Evet doğru tahmin
HB7: Aramak için çok yanlış bir zamanı seçtim ama ailemle birlikteyim
HB7: Ben mesaj atmanı BEKLERDİM aramandan ziyade(umursamaz bi ses tonu vardı ama sanki mesaj atmamı beklemiş gibi bir mesaj aldım sanki siz ne diyorsunuz bilmiyorum)
Ben: Mesaj da atarım xD
HB7: Bu saate kadar mı bekledin aramak için(bence %100 garanti shit test)
Ben: Hayır, şuan gene metrodayım senin muhabbetini aradım bulamadım ben de seni arayayım dedim ?
HB7: İyi yapmışsın ama müsait değilim, iyi yolculuklar
Ben: İyi akşamlar
HB7: İyi akşamlar

Nasıl bir yol izlenmeli bu kıza karşı ne dersiniz, 1 gün geçti numaran artık kız da var ve daha bir şey yazmadı game over mı yoksa hala devam etmelik bir şans var mı? (BEKLERDİM kısmı düşündürdü beklemiş mesaj atmamı).

Yorumlarınızı bekliyorum arkadaşlar.

Yorum geliyor ama hiç hoşuna gitmeyecek :

Ben: Abin galiba arayan ?

Kıza yürüyorsun, kız bunu biliyor. Tam yürüken bir erkekle konuşuyor ve sen duygusal zayıflık gösterip kendini tutamayarak “abin galiba” diye soruyorsun. Kendi topuğuna iyi sıkmışsın. Kız o aşamada hiç kimse ve sen hiç kimseyi kim aradı merak etmezsin …

Müzminbeta86 bu hikayedeki faciayı yakalamış :

“Ben onlara g*vat diyorum, yoksa sen de mi onlardansın” diyerek terbiyesizlik etmiş. Hakettiği cevabı verip, şutlamak yerine netalık edip yürümeye devam etmişsin. Hep böyle götleri kaldırılıyor bu kaltak kızların. Ben olsam şahsen bu cevabı vardım.
“Evet öyleyim, zaten o yüzden yanındayım, işe ihtiyacın olduğu anlaşılıyor”

Senin Hot Baby (HB) skalasında 7 olan hatun Öküz Bebek (ÖB) ölçeğinde 8 çıkmış. müzminbeta86 doğru söylüyor. Shit test terbiyesizlik seviyesine çıkmış ve sen kızı orda şutlamak yerine ciddi betalık yapıp yazmaya devam etmişsin. “Konuşmaya başladılar ve çocuğu azarladı niye arayıp duruyosun vs internetim bitti geliyorum bla bla” başladılar zaten kızın seviyesi konusunda ekstra ipucu vermeli.

Shit testi her zaman aşıp kızı kapacaksınız diye bir kural yok. Bazen özellikle ciddi narsisism problemi olan bir kadına rastlarsınız ve oldukça rahatsız edici shit teste tabii kalırsınız. Bu tür durumlarda hatunu radardan atmak mantıklı olabilir. – Shit Test Nedir?

müzminbeta86’nın yazdığı cevap bu devirde aptal bir karının elinde silaha dönüşebilir. Kızı daha oturtacak olanı “wow, değilim ve aslına bakarsan kadınlar konusunda standartlarım var ve sen onun çok altındaymışsın” demek.  Tabii standartların varsa. Zira genç bir kızın “gavat” demesi bana normal gelmedi. Hayatımda bir kızdan duymadım böyle birşey, bir kızın tanımadığı bir adama uluorta gavat mısın demesi anormal bir şey.

Ama birşey biliyorum ki gavat kelimesinin geldiği tesadüfi değil. Zayıflık yapıp kızı arayanın kim olduğunu sormanın ardından geliyor. Bir kadın bir erkekten etkilendi ise ona daha terbiyeli görünmeye çalışır. Bu kız tam tersi davranmış. Yanılıyor olabilirim ama tahminim her kızın yapacağı gibi bilinç altında senin orda gösterdiğin zayıflıktan tiksindi ama öküz olduğundan normal bir kızın shit test atacağı yerde sıçtı.

Uzman sorusu : Kısıtlayan abiye gavat diyen hatunun kız arkadaş materyali seviyesi ve ilerde seni aldatma ihtimali nedir? Hani kızı tavlasan bile beklentilerini yüksek tutma derim.

Ben: (Cebimden telefonu çıkartıp) Ben şimdi iniyorum, telefonunu verirsen… Güzel bir sohbet oldu

Aferin. Kıza HB7 – HB8 diye hitap etmeyi, böyle kızlara yürümeyi marifet sayan bir havayla yapan her mavi haplı gibi kızın güzel olması seni yere sermiş ve kadının öküzüne rastladığını fark etmemişsin bile. Bunu söyleyen hatuna yürümeye devam etmen çok vahim. Güzel bir sohbet oldu? İlginç. Daha önce de yazdım bu shit test denilen şey terbiyesizlik değildir. Kız yüzünüze tükürse yarabbi şükür shit test demeyin. Shit test değil ciddi kabalık ve kızı orada bırakarak cevaplanmalı.

Bu HB7 – HB8 olayına dikkat edin. Bir kıza sadece kız değil HB7 falan diyerek kızın güzelliğinden etkilendiğinizi gösteriyorsunuz. Üstad Rossie’nin başucu eseri Amcığın 16 Buyruğundaki 10. maddeyi ihlal ediyorsunuz :

X. Onun güzelliğini görmezden gel

Güzel bir kadını düşünürken beyninin ödül merkezini kontrol altına alabilen erkek, kadınlarla olan etkileşimini inanılmaz bir şekilde dönüştürebilir. Böyle yapabilirse, heyecanı ve endişesi kaybolur ve arzularının nesnesi ile daha samimi ve içten bir etkileşime girebilir. Büyük çapkınların idare edebileceklerinden çok fazla aşka boğulmalarının sebeplerinden biri budur – bir sürü güzel kadınla bir sürü pozitif deneyimden sonra güzellik önünde ortaya çıkan saygı ile karışık korkuları kaybolur, ve bununla beraber güzellik karşısındaki güçsüzlük de ortadan kalkar. Hoşunuza giden kızları tanımlamak için “güzel”, “tatlı”, “bomba”, “afet” gibi kelimeleri tamamen lugatınızdan çıkarmak size çok doğru bir zihinsel çerçeve kazandırır. Bunun yerine kendinize “bu kız ilginç” ya da “bu kız tanımaya değebilir” gibi şeyler söyleyin. Bir kadına asla güzelliği konusunda iltifat etmeyin, özellikle de henüz sikmediğiniz hatunlara. Beyninizin onları “gökten düşmüş meleğe” ya da “nadide bir kar tanesine” dönüştürmeye çalışan kısmının fişini çekin. Bu tür bir Zen Nirvanası seviyesine ulaşmak için yapabileceğiniz ileri eğitim tekniklerinden biri de yatabileceğiniz kadar güzel kadınla yatmanız (gerilemek istemiyorsanız çok fazla çirkin kadınla yatmayın). Kısa zamanda bir Jedi aşığa dönüşeceksiniz.

Bu önemli. Kullandığınız kelimelere dikkat edin. Kendi kendinizi betalaştırmayın.

 

Millennial nesli ve snowflake kavramı

Batı’daki Red Pill üstatları, iki kavram üzerinden günümüz erkeğini ve kadınını yorumlarlar. Bunlar millennial ve snowflake’dir.

Millennial diye tabir edilen nesil, 80’lerin ortasından 2000’lerin başına kadar olan süreçte doğmuş nesli ifade eder. Bu nesil, genellikle anne- babaları çalışmak zorunda kaldığı için evde yalnız büyüyen, bilgisayar ve televizyonla çok fazla haşır neşir olan, inatçı, bir dediği iki edilmemiş, şımarık gençlerden ve orta yaşa doğru ilerlemekte olanlardan oluşur. Genellikle feminizm, veganlık, solculuk, anarşizm gibi ayrıştırıcı sol akımlar bu nesil içinde hayli rabet görmüştür. Bunun sebeplerinden biri de aşırı rahat ve hayalperest bir şekilde büyütülmeleridir.

Bu neslin insanlarıyla konuştuğunuzda genellikle söyledikleri şeylerin tersini iddia ederseniz ya cahil olmakla suçlanırsınız ya da hakaret işitirsiniz çünkü onlar, babalarının, annelerinin prensleri- prensesleridir. İşte snowflake kavramı da tam olarak bunu ifade eder. Çocukluklarında fazla pışpışlandıklarından kendilerini özel sanmaya meyillilerdir.

Bu kesim sürekli bir arayış içindedir. Mutlu olmaları zordur. Hep en iyisini hak ettiklerini düşünürler. Bu yüzden de hak etmedikleri muameleyi gördüklerinde aşırı tepkiler verebilirler. Biyolojiden ve evrimden bihaber olup vegan olabilir, sosyalizmden bihaber olup çevrelerinden etkilenerek sosyalist olabilirler. Tabi bu çoğunlukla gösterişte kalır. Esas önemli olan, farklı olmak ve ilgi çekmektir. Bugün televizyonlarda, kampüste, meydanlarda özgürlük, adalet, kardeşlik naraları atan kesim çoğunlukla millennial neslindendir. Tıpkı 68 kuşağı gibi hayalperest, fazla iyimser, özgürlüğüne düşkün ve sancılıdırlar.

Bu kesim maskülenliği zehirli görür ve sürekli magandalıkla bağdaştırır. Erkekler doğuştan mavi haplıdır ve kendilerinden emin görünüşlerinin altında pısırık, çekingen, üşengeç bir adam yatar. Kadınlarsa annelerinin evlilik karşıtı fikirleriyle büyümüş, bekaret ve ahlak gibi kavramları sallamayan, 25 yaşına kadar iki haneli partner sayısına ulaşabilme potansiyeli olan kadınlardır. Ne acı ki bunu özgürlük olarak görürler.

Bu neslin bir kısmı şu an 30’lu yaşlardadır ve aile kurmaktan, çocuk sahibi olup stabil bir yaşama sahip olmaktan çok ama çok uzaktır. İtiraf etmeye çekinseler de 2. dalga feminizmin kendilerine kazık attığının yavaş yavaş farkına varmaya başlamışlardır. 3. Dalga feminizm ise zihinlerini adeta enkaza çevirmiştir. Aile mevhumunu yitirmişlerdir. Eş sevgisine ve düzenli, mutlu bir aile yaşamına yabancılaşmışlardır. Erkekleri sürekli rekabet edilecek kişiler olarak görmektedirler. Şu haliyle Don Kişot’tan farksızdırlar.

Kaybedecek Hiçbir Şeyiniz Yok

İlişkilerde en sık karşılaştığım sorunların başında erkeğin çekingenliği ve ürkekliği geliyor. Birçok erkek, kadınlar tarafindan tacizci olarak damgalanmaktan veya hakaret işitmekten korktuğu için kadınlara yaklaşamıyor. Özellikle park, cafe, kantin, konser alanı gibi umuma açık yerlerde bir hatundan hoşlandığımızda gidip hatuna selam verip birkaç kelime ederek tanışmakla, hatunun kıçını ellemeyi aynı kefeye koyuyoruz. Halbuki birisi açıkça tacizken diğeri normal bir insan davranışıdır.

Rastgele bir hatunla tanışmayı geçtim, hergün okulda, iş yerinde, spor salonunda gördüğümüz hatta muhabbet ettiğimiz hatunlarla bile konuşurken ezilip büzülüyoruz. Ağzımızdan çıkacak kelimelere ekstra dikkat edip karşı tarafa, zararsız, masum çocuk imajı vermeye çalışıyoruz. Bu davranışımızın taktir göreceğini koşulsuz kabullenmişiz. Böyle yaparak hatunu etkileyebileceğimizi sanıyoruz. Tabi işin içine biraz da narsizm giriyor ve eşsiz bir erkek olduğumuzu, bizim dışımızdakilerin hanzo olduklarını düşünüyoruz. Bu kafa yapısı genellikle snowflake( kar tanesi) denen ve kendini çok özel zanneden erkeklerde görülüyor. Bu erkekler, hüsrana uğradıklarında ise kadını kezbanlıkla, ortadoğulu pis bir çomar zihniyetine sahip olmakla suçlayıp kendilerini aklamaya çalışıyorlar.

Kadınlara dair kesinlikle bilinmesi gereken şeylerden biri, başta kendine güveni olmayan erkeğe karşı sevgi ya da saygı besleyemeyecekleridir. Kadın, kendini yanında güvende hissedebileceği, onu koruyan ve gerek mental gerekse fizilsek yönden tamamlayabilen erkeği sever. Fiziksel görünüşünüz ne kadar iyi olursa olsun, içinizde bir soy boy yatıyorsa ya aldatılırsınız ya da terk edilirsiniz. Mental güç bir erkeğin en çekici yanıdır ve kararlı bir erkek gerçekten de çekicidir. Azimli bir erkek seksidir. Mücadeleci bir erkekse kadınların değer verdiği erkektir. Bunların hepsinin bileşeni sizi kadın nezdinde baş tacı yapar. Fakat siz tereddüt eder, korkar ve kararsız kalırsanız kadın size sırtını döner.

Neredeyse her yazımda söylediğim şey şu: Risk almaktan korkmayın. Kaybetmeyi öğrenin çünkü bu da oyunun bir parçası. Reddedileceksiniz ama inanın, cesur olduğunuz için kimse sizinle taşak geçemeyecek. Bir kadında ısrar edip kendinizi kısır döngüye sokmadığınız sürece saygı duyulan bir adam olacaksınız. Doğru yerde, doğru zamanda, doğru şeyi yaptığınızda büyük ihtimalle istediğiniz şeyi elde edeceksiniz. Yüzleşmekten korkmayın, deneyin ve ders alın. Oyunun kuralı basit: Kaybetmekten korkan kaybeder!

Konuşmaktan çekindiğiniz kadın büyük ihtimalle sizden daha ürkek ve çekingen. İster tecrübeli olsun isterse tecrübesiz, sizden gelecek hamleyi bilmediği için heyecanlı. Yani siz aslında tedirginken karşınızdaki rahat değil. O da sizi tanımadığı için ürküyor. Onu rahatlatmak ve ona erkek gibi erkek olduğunuzu göstermek sizin elinizde.

Hatunla mesafenizi koruyun, konuşurken gözlerinin içine bakın, rahat olun. Çok dinleyin, az anlatın. Her sözünü onaylamayın. Bazen reddedin ve kendi argümanınızı sunun. Açıksözlü olun, küfretmeyin, nazik olun ama nezaketi abartıp komik duruma düşmeyin. Karşınızdakine olumlu sinyal vermek adına hoşlanmadığınız şeyleri onaylamayın. Kendinizden ödün vermeyin. En önemlisi, hatunla konuştunuz diye %100 ilişkiye başlayacağınızı düşünmeyin. Diğer hatunları da değerlendirin. Sakın çekinmeyin, kaybedecek hiçbir şeyiniz yok.

Üç soru üç cevap

T.O. sormuş :

Selamlar Mahmut Abi.

3 tane soru soracağım.

1-) Üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci bir nevi monk mode’a mı girsin? Önerin nedir bu konuda?

2-) Çoğu sosyal ortamda erkek-kız konuşmaları açıldığında meriçlerin de desteğiyle erkeği itin götüne sokma ve buna karşı çıkanları da kadın düşmanı kategorisine koyma çabası var. Bu tür durumlarda tavrımız ne olmalı?

3-) Son zamanlarda bazen tv açıp kadınların tek veya eşiyle beraber katıldığı programlara göz atıyorum. KH resmen “Al bak işte. Dediklerimde yanlışlıklar yok.” diyor. Kadınların da kendi aralarındaki shit test yağmuru da açıkça görünüyor. Bu kadınların da hemcinslerine attığı shit test atma olayı da bana keyifli geliyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Gelecek seneki sınava girecek adamlar bu yaz 2 hafta tatil yapıp çalışmaya otursunlar.

3 tane cevap vereceğim :

1-) Evet mutlaka girsin. Lise insanın en çok kanının kaynadığı ve hayatının en güzel çağı sandığı bir dönem ama aslında hayatın en güzel dönemi 20ler. Lise çağında çoğu erkeğin zaten kızlarla bir başarı şansı yok. Bu dönemde yapılabilecek en iyi şey eğer üniversite sınavına hazırlanılıyorsa tamamen buna konsantre olmak. Bunun yanında da spor ve / veya hobi olabilir. Özellikle son 1 sene tamamen monk moduna girin.

Kağıttan Kaplan yazısını mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Orada bu konu hakkında şöyle demiştim :

Aynı örnekten gidersek, o dayağı önemli bir toplantıdan birgün önce de yemek istemezsiniz. İnsanın hayatındaki önemli dönemeçlerde, benim hem hayatını düzene koy hem de kızlara yürü felsefem (tam olarak paralel değil, belki disiplin 4 – 6 ay pratik edildikten sonra yürümeler başlayabilir) zararlı olabilir. Bunun sebebi şu. Siz ne kadar öğretiyi hatmedip disiplini sağlarsanız sağlayın, ilişkilerde alfa davranışlar gösterecek kadar çelikleşmek, bir iki tavında dövülme gerektirir. Yani ilk bir – iki ilişkinizde sağlam betalık yapıp tekme yiyeceksiniz. Yılların betalığını öyle düşünce gücüyle sakin sakin atamazsınız. İşte bu yanmaların üniversite sınavı gibi bir şeyin hemen öncesinde olması sınavda ayağınızı kaydırabilir. Bu nedenle yürüme kısmını yapmamanız daha hayırlı.

Yanlış anlamayın. Tehlike yürümelerin başarısız değil başarılı olması. Reddedilmek sizi pozitif bir MGTOW dönemine bile sokabilir. Bende öyle olmuştu mesela. Lisenin ve aile ile yaşamanın kısıtlayıcı hayatından kurtulmak ve ortaokuldan bozma bir üniversiteye değil de iyi bir üniversiteye gitme motivasyonunu ateşleyen lisedeki abazanlığımdı ve derece yapıp üniversite kazanmamı sağladı. 16 – 17 yaşlarımda zoraki MGTOW yaşamamı boşa giden zaman olarak görmüyorum. Şimdi olsa yine aynısını yaparım. O sayede 23 yaşından itibaren kendi parasını kazanan, kendi evi olan ve bekar bir erkek olarak hayatın tadını çıkarabilen biri oldum. Üniversitede part – time çalışmadan okuyamayan biri olmama rağmen.

2-) Bu tür ortamlarda gerekmedikçe bulunmayın. Çoğunlukla erkek erkeğe takılın. Okul ve iş ortamında bu tür ortamlara sürekli girmeniz gerekiyor farkındayım ama ortalama bir beta bu ortamlara olması gerektiğinden çok fazla giriyor. Ama bu gerekli sosyalleşmede bile asla kadın – erkek ilişkileri tartışmalarına girmeyin.

Sizin farkına varmadığınız şu : kadınlarla kadın – erkek ilişkisi muhabbetine giren erkeğin kendisi uydudur ya da o konuşma sırasında uydudur. Siz konuşmada ezilin ya da ezin zaten başından batmışsınız. Bu tür konulara kadınlarla giren erkek, bu konularda kadınların tarafını alan uydulardan daha az feminen değildir.

Kadınlarla kadın – erkek ilişkileri konuşmalarına giren adam gelip burda “meriçler kadınların yanında duruyor beni eziyor” diye ağlamasın. O ezilmeyi sonuna kadar hakediyorsunuz.

3-) Kadınlar birbirlerine shit test (fitness test) yapmaz. Bunun yerine birbirlerini cinsel pazarda diskalifiye etmeye çalışırlar.

 

İlişkimize ara verelim diyen kadın

Özgür rumuzlu okuyucu sormuş :

“Arkadaşlara bir soru:

Ara verelim diyen bir kadının niyeti nedir, bu bir shit test midir, özellikle daha en başta “Okul açılınca bunları konuşalım, o zamana kadar ara verelim.” diyene ne demek doğru olur.

Tabak bile mi olmaz?”

Kısa cevap : Ara verelim diyen kadın ile ilişki bitmiştir. Hemen terk edilir. Kızla arada fiziksel olarak birlikte olabilirsin ama bir daha tabaktan sevgiliye çıkmaz.

Uzun cevap :

Bir kadının ara verelim demesi, kabaca “ben başkaları ile beraber olmak istiyorum” demektir. Bu kadın erkeği terk etmeye niyetlidir ama bir başkasını denedikten sonra hüsrana uğrarsa bu erkeğe geri dönme alternatifini de canlı tutmak istemektedir. Ya da sayıları giderek artan günümüz özgür kızlarının yaptıkları gibi sevgiliyi kenarda tutarken yeni deneyimler yaşamak istemektedir. Şu yazıda değinmiştik : Birazda gülelim – Erkek arkadaşına açık ilişki teklif eden kızın dramı.

İlişki tam bu noktada bitmiştir. Eski sevgiliyi eski sevgili olmadan geri döndürme yazısındaki hiçbir taktiği bu kızla tavsiye etmem. Zira burada kızın ne istediğinden bağımsız, erkeğin kızı terk etmesi lazımdır.

Peki yeniden olmaz mı?

Bu kız yeniden sevgili olmaz. Zira böyle bir şeyi teklif eden biri ile yeniden birleşirseniz, o kız size güçlü bir erkek değil, muhtaç bir zavallı olarak bakar. Madem gidip piyasaya aktıktan sonra geri gelebiliyor, bunu yine yapmaya çalışır. Kendinizi küçük düşürürsünüz.

Bu terk etme 2 şekilde yapılabilir :

(1) Kızın ara verme isteğine “tamam ara verelim” deyip, kıza söylemeden kızı terk etmek. Bu aşamadan itibaren erkek artık bekardır. Hemen yeni limanlara yelken açar. Başkasını bulur. Erkek kadını bir daha ASLA aramaz. O kendisine ulaşırsa ve duygusal olarak bu durumu kaldırabiliyorsa, kadınla buluşur, birlikte olur ama onunla sevgili olmaz. Eğer kız muz reyonundan çıkıp geri döner ve “ara verelim dedim ama seni unutamadım” diye ağlarsa çok soğukkanlı bir şekilde “ben ara vermekten gayet memnunum, seninle görüşebiliriz ama bir daha sevgili olmayı düşünmüyorum” der. Kız geri dönmezse bile eninde sonunda erkeği yeni hatunu ile göreceğinden aynı olayın sözel olmayanı cereyan edecektir.

Yukarıdaki açık ilişkideki arkadaşın yaptığı tam da bu. Özellikle birkaç ay ara verip yaz tarrağı pardon aşkı bulma niyetindeki kızlara fena bir vuruştur.

(2) Eğer mutlaka canınız çekiyorsa, konuşun ve terk edin. Ama bu kadınla konuşmak bile ona gereksiz zaman harcamaktır.

Eğer konuşacaksanız, asla “sen gideceksin muz yiyeceksin, ayrılalım” demeyin. Asla açıklama yapmayın. Erkek oyununu asla söze dökmez. Bu kadın zaten açıklamayı haketmiyor. “Ara vermek değil ayrılmak istiyorum” deyin. Neden diye sorarsa, “bir nedeni yok öyle istiyorum” deyin ve kısa kesin. Yüzyüze yapmazsanız daha iyi.

Eğer kız oneitis olduysa ve siz onunla arada takılmayı kaldıramayacak bir durumdaysanız, kızla tüm irtibatınızı kesin. Sosyal medya, telefon, vs … Eğer ararsa da telefonunu açmayın.

Mahmut Abi der ki, “Bir hatunun seni terk  etmesi, seni başka kızları yemen için serbest bırakmasıdır”.  Olaya hep bu tarafından bak.

Bir de meşhur zamana ihtiyacım var. Zamana ihtiyacım var ile ilişkimize ara verelim aynı şey değiller. Zamana ihtiyacım var, beni boğuyorsun, fazla yapıştın demek. İlişkimize ara verelim demek değil. Ama bazı aptal kızlar, zamana ihtiyacım var demek isterken ilişkimize ara verelim derler. Kızın aslen ne düşündüğünü anlamanız zor ama eğer zamana ihtiyacım var demek isterken “ilişkimize ara verelim” diyorsa bu onun suçu, yapacak bir şey yok.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.

Alfa bir kafa yapısıdır, demografik değil

Alfa – beta ikilisi ile ilgili en fazla yapılan hata, bunların biyolojide kullanıldığı şekilde bir bireye sıfat olduğunu düşünmektir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, biz de burada kolaya kaçıp “alfa davranışları baskın erkek” / “beta davranışları baskın erkek” demek yerine, alfa erkek / beta erkek deyip geçiyoruz. Oysa alfa bireye değil bir kafa yapısına ya da davranış şekline sıfattır.

Alfa bir kafa yapısıdır, demografik değil. – Rollo Tomassi

Üstelik durum biraz daha karışık :

  • Bir erkeğin hayatının bir alanında alfa kafa yapısına sahip olması, onun diğer alanlarında da alfa kafa yapısına sahip olacağını garantilemez. Buna en güzel örnek, kız arkadaşı Asia Argento’yu oneitis yaptığı ölmeden önce verdiği demeçlerde, fotoğraflarda ve arkadaşlarının verdiği bilgilerde belli olan ve söylentiye göre Asia Argento’nun kendisini aldatmasından sonra intihar eden ünlü şef Antony Bourdain. Bu adam, iş hayatında tamamen alfa kafa yapısında olsa da, aşk hayatında neredense tamamen beta kafa yapısında.
  • Bir erkeğin alfa kafa yapısında olması, mavi haplı olmasına engel değildir. Yine Antony Bourdain’i ele alalım. Kız arkadaşı Asia Argento’nun uzun süreli ilişki materyali olmadığı her tarafından bağırıyor : vücut dövmelerle ve metalle kaplı. Kendi rızasıyla Harvey Weinstein’ın casting couchundan geçtikten yıllar sonra MeToo hareketi ile bunun tecavüz olduğuna karar verip bunu lehine kullanmaya çalışan bir ilgi orospusu. 25 yaşında bir rockstardan sonra 35 yaşında daha efendi bir adamdan çocuk yapmış, ikisini de boşamış. Normalde ucundan kırmızı haplı bir erkeğin 100 metre yanına yanaşmayacağı bir hatuna sırıl sıklam aşık. Ki bir öncesinde MMA savaşçısı bir kadınla evlenip, onun boynuzuyla boşanmış (hatun Bourdain’i parasını kendi ödediği trainer ile aldatmış) bir erkek.

Erkeklerin alfa algısı genelde “erkeklerin lideri” diye anılan grup erkek. Oysa aşağıdaki grafikte göreceğiniz gibi, bunların sadece bir kısmı alfa.

Alfa – beta kavramlarının bir kafa yapısına sıfat olduğunu unutursanız, kırmızı hap bilgileri sizi büyük bir karamsarlığa itecektir. Zira erkeklerin 80%si beta 20%si alfa (ki aslında 90% – 10% muhtemelen) lafını duyunca, bunun kader olduğunu düşünürsünüz. Bir bireyin ya alfa ya da beta olduğunu sanarsınız.

Oysa kafa yapısı olarak alfa – beta, daha dinamiktir. Tepe alfa davranışları baskın erkek grubu oldukça dinamiktir. Orada kalmak zordur ve sürekli çaba ve şans ister. Bu gruba sürekli alttan bireyler çıkar ve sürekli olarak da bu gruptan bireyler beta davranışları zaman içinde baskınlaşarak aşağı düşerler. Örneğin bekar iken alfa davranışları baskın bir erkek, evlendiğinde salarak müzmin bir betaya dönüşebilir. Bu arada evliliği boyunca beta ayak paspası olan bir erkek, boşanma tecavüzüne uğradıktan sonra hayatta kalırsa, hızla alfa davranışı baskın bir erkeğe dönüşebilir.

Bu gerçeği ara ara hatırlatmakta fayda var. Zira siteye sürekli yeni insanlar geliyor.

Alfa bir kafa yapısıdır, demografik değil

Red Pill Karşıtı Erkekler

Uzun bir aradan sonra tekrar sahalara döndüm. Bu zaman zarfında gözlemler ve okumalar yaptım, belli konuları badilerimle tartıştım. Red Pill üzerindeki karalama kampanyalarını inceledim, gerekli yanıtları verdim. Dikkatimi en çok çeken şey, Red Pill’in safsata olduğunu düşünen ve son derece çirkin bir üslupla bunu canhıraş şekilde savunmaya çalışan meriçlerdi. Öfkenin ve hasedin girdiği yerde kuşkusuz, mantık devre dışı kalıyordu. Buna cinsellik ve kadınlardan men edilme durumu da eklenince meriçler baya baya sinir küpüne döndüler ve işi kişisel şovdan çıkartıp açıkça düşmanlığa döktüler. Burada söz konusu düşmanlık, biri yer biri bakar düşmanlığı. Yani sana öğretilen masallara göre yaşayıp hatuna iyilikler yapıyorsun, ona prensesmiş gibi davranıp her söylediğini onaylıyorsun, bir dediğini iki etmiyorsun, hamallığını, hizmetçiliğini yapıyorsun, o kızla dertleşiyorsun, hatun omzunda ağlıyor ama sonra gidip başkasıyla yatıyor. Sen belki bana da verir umuduyla bunu normalize edip hatunu özgür, ilerici ilan ediyorsun ama o hatun asla senle sevişmiyor. Bir ton emek, zaman, enerji israfı ve elde var sıfır.

Bu adamın, istediğini elde edebilen, edemese bile onurunu muhafaza ettiği için kadınlardan saygı gören erkeklere düşmanlık beslemesi çok doğal. Bunun yanında, doğuştan paraya, statüye, iç açıcı bir görünüşe sahip olan meriçler de var. Bunlar ekseriyetle şanslı azınlıktan olup elindeki kaynaklarla kısa süre de olsa istedikleri hatunu rahatça elde edebilen, sekse ulaşımı sorunsuz tipler. Benim bu yazıda değinmek istediğim tipler de bunlar.

Hepiniz ilişkiler konusunda hatalar yaptınız. Sevdiğiniz kızdan ilgi görmediniz, terk edildiniz, emek verdiniz, ilişkiyi devam ettirmek istediniz ama olmadı. Sizi terk eden hatun çabucak başka birini buldu ve unutuldunuz. Sonra bunu sorgulamaya başladınız. Bir şeylerin yanlış olduğunu fark ettiniz ve Red Pill ile tanıştınız. Kafanızı kemiren soruların çoğuna yanıt buldunuz, rahatladınız. En kemik kavramlardan biri olan hipergami ile tanıştınız. Artık yaşadıklarınızdan ders almaya ve yolunuza devam etmeye çalışıyorsunuz. Peki bu kötü tecrübeleri hiç yaşamasaydınız? Size ömür boyu sadakat sözü veren, size deliler gibi aşık olduğunu her fırsatta dile getiren hatun tarafından terk edilmeseydiniz, yine de Red Pill’i keşfedebilir miydiniz? Bu sorunun cevabı: kesinlikle hayır. Muhtemelen hala aşk, meşk yalanlarıyla, onetis masallarıyla hayatınıza devam edecektiniz. Tabi bu da sağlam bir kayaya çarpana dek sürecekti ve sonunda çok ciddi travmalarla, bunalımlarla yüzleşecektiniz. Damdan düşeni sadece damdan düşen anlar sözü buraya cuk diye oturuyor işte. Hepiniz hipergami mağdurusunuz. Buna ben de, skeptico da, Mahmut Abi de dahil. Hipergamiyi yaşayarak öğrendik. Şahsen ben öğrenciyken öğrenim kredisinin yatmasını dört gözle bekliyor, sonra da onu çekip kirayı ödüyordum. Benim yaşıtlarımın bir kısmı ise son model bmw’leri ile kampüste turluyor, bugün hangi hatunu kaldırsam diye düşünüyordu. Hatunlarla kantinde tost yemek vs hatunlarla barda eğlenmek… Bu adamlar, hipergamiden tokat yememiş adamlar. Çoğunun ailesi zengin, geleceği garanti altında. Bir kısmı Avrupa’da okuyor, Türkiye’de üst düzey şirketlerde çalışıyor ve bizim 10 yılımızı vererek gelebildiğimiz yerlere 1 seneden kısa sürede geliyorlar. Bu adamların Red Pill’i reddetmesinden doğal ne olabilir? Hangimiz hasta olmadıkça keyfi yere ilaç alıyoruz? Hangimiz durduk yere derman arıyoruz?

Bankada 10 haneli rakamlarla paran varsa shit test size uğramıyor. Uğrada da kaynak ve alternatif bol. Babanızın villası varsa, altınızda son model BMW varsa kim takar Red Pill’i? Ama o işler göründüğü gibi değil. Umursamadığın milyonların ömür boyu senin olma garantisi yok. Bir kadına servetini nafaka, tazminat vs. niyetine hibe etmeyeceğinin garantisi yok.