Bir erkeğin fedakarlığının değerini ancak başka bir erkek bilir

Er Ryan’ı kurtarmak filminin final sahnesini izlediniz mi? Eğer izlemediyseniz filmi izleyin. Az çok maskülen pespektifte yapılmış güzel bir filmdir ve sonunda ise çok ilginç bir kırmızı hap dersi vardır. Steven Spielberg Abi kırmızı hap dersi verme amacında değildir ama olay kadınların erkeklerin yaptıkları fedakarlıkları hiçbir zaman anlayamayacak olmasına çok güzel bir örnek.

Önce videoyu izleyin.

Hikayede Ryan’ı kurtarmak için ölen tek adam Yüzbaşı Miller değildir ama ölenler onun temsilciliğinde Ryan’a “bunu hak et” derler. Filmin sonunda artık yaşlanmış olan Ryan’ın Miller’ın mezarı başında hayatını gözden geçirmesine ve onu gerçekten hak edip etmediğini sorguladığına şahit oluyoruz.

Klasik Eski Kitap formatında bunu dönüp karısına soruyor : “Bana iyi bir hayatım olduğunu söyle … bana iyi bir erkek olduğumu söyle.”

İşte burası bombadır. Adam 2. Dünya Savaşında savaşmış, bir sürü fedakarlıkta bulunmuş ve en büyük fedakarlıkta bulunarak savaşta hayatını kaybeden birinin mezarı başında cidden duygulanarak bir soru soruyor. Adamın gözleri dolu dolu ve çok ciddi bir soru sorduğu her halinden belli. Hatunun olayın önemini zerre kadar kavrayamadan ve kavramaya da yeltenmeden verdiği tepki ders niteliğinde. Sempatik görünmeye çalışan ama her halinden “ne diyor lan bu ihtiyar” ifadesiyle adamın yanağını okşuyor.

Kadınlar erkeklerin realiteyi çalışır halde tutmak ve sürdürmek için yaptıkları fedakarlıkları asla takdir edemezler. Bir erkeğin yaptığı fedakarlıkları ancak başka erkekler takdir edebilirler.

O nedenle dertlerinizi kadınlarla paylaşmayın diyoruz. Herşeyden önce neden dert olduğunu anlamayacaklardır. O nedenle ilişki yatırımı diye birşey yoktur diyoruz. Düşmüş bir erkeğe tanımadığı bir erkeğin yardım etme ihtimali tanıdığı bir kadının yardım etme / edebilme ihtimalinden daha fazladır. Az ama öz sayıda biraderler edinin. Dertlerinizi ve tasalarınızı onlarla paylaşın. Bir kadının sizin yaptığınız fedakarlıkları anlamasını ve takdir etmesini asla beklemeyin, planlarınızı buna göre yapmayın. Ve tabii bir kadın için gereginden fazla yatırımı yapmayin (böyle devam edersem coşup en büyük MGTOW başka büyük yok diye sokağa fırlayacağım :D)

Dark Triad’ı Anlamak- Genel Bir Bakış Bölüm 2- Makyavelizmi Anlamak

Makyavelizm, tüm sosyal senaryoları ve paradigmaları titizlikle manevra yapma gerekliliği olarak görme oyunudur. Makyavelistler duygusal ve sosyal olarak manipülatiftir. İnsanları kendi kabiliyetlerine göre insanlıktan çıkarma ve nesnelleştirme eğilimleri vardır ve faydacılığı, kişilikleri ile hayranlık uyandırmaktan çok varlık olarak ele alırlar. Kısacası makyavelistler, bir şeyleri sadece sağladıkları yarar açısından değerlendirirler ve eğer bir yararları yoksa bu şeyleri fazla önemsemezler.

Yüksek yetenekte makyavelistler, sonuç elde etmek için kendilerini stoacılık ile manipüle ederler. ( gecikmiş hoşnutsuzluğun sapkın bir şeklidir. ) Ancak Dark Triad bireyler, stoizme ihtiyaç duymazlar çünkü bunun altında yatan psikopatik elemente sahiptirler. Makyavelistler, oldukça basit bir şekilde sosyal etkileşimlerinin çoğunu satranç ve poker gibi oyunlardaki gibi yürütürler.

Narsizm, onların tüm manipülasyonları için poker yüzleri ve fiziki temsilleridir. Makyavelizm onların çekirdeği, satranç beyinleridir. Etraftakilerden 10 adım ilerde olduklarını düşünürler. Duman ve aynaları kullanırlar ( yanlış yönlendirmeler) . Sizin için yem bırakırlar ve sonucu ( saptırılmış nüansla) beklenen sonuçla değiştirirler. Meşgulmüş gibi yaptıklarında sahte bir görüntü/ önem hissi taşımamaları gerekir. Aslında hedeflerini değersiz hissettirmek için onlara değer verirler. Sonuca ulaşmak için açıkça yalan söylerler. Kasıtlı şekilde birini kıskandırmak için hassas noktalarını seçerler ve o kişiyi diğerine överek anksiyete rekabeti yaratırlar. Sizi görmezden gelirler çünkü sizi etkilemek isteler. Bu bir korku oyunudur. Dark Triad’a değer veren birini yumuşatmak ve zayıf hale getirmek için onunla ilişkisinde şüpheye düşürürler. Dark Triad birey, bu kıtlık zihtiyetini, rekabet kaygısını romantik çabarlarla sınırlandırmaz. Bu manevra listesi uzar gider. Makyavelizm, Dark Triad’ın temel entelektüel bileşenini oluşturan ikilik sanatıdır.

Eğer doğuştan manipülatif bir hayvan düşünmeniz gerekseydi bu kedi olurdu. Birçok kadın, kedileri sever bu yüzden onları çözmeye çalışır. Kadınlar, doğaları gereği makyavelizme erkeklerden daha eğilimlidir. Red Pill felsefesinin başlıca teorisi, erkeğin doğuştan onu daha sert ve baskın yapan fiziksel üstünlükle doğduğu, kadınınsa yumuşak, kassız ve kısa olduğudur. Bunun yerine kadınların, adapte olmaları için erkeklere karşı psikolojik manipülasyon yeteneklerini kullandıkları ve onların kafalarını karıştırarak onlarla bu şekilde rekabet ettikleri düşünülmektedir.

Güzel bir Makyavelist ise güzelliğini, bir erkeği esir almak ve arzularını kontrol ederek onu, arzularını ve aygıtlarını daha da kolaylaştırarak sömürmek için kullanabilir. Adamı bal seven bir ayı olarak düşünün. Kraliçe arı, adamı görünüşte boş bir kovana götürür. Ayı, pençelerini kovana sokar ve birden bire arı ordusu ayıyı sokar. Artık kraliçe arı, ayısına yapmasını istediği şeyleri dikte edebilir çünkü ayı, balın tadını almıştır ve eğer ayı, arının dediğini yapmazsa kraliçe arının ayıyı sokacak bir ordusu vardır. Kadınlar kontrol ederler. Her zaman ilişkileri kontrol etmek için savaş verirler fakat bunu başardıklarında rahatsız olurlar ve başka bir adama geçerler. Bu, eğer ilişkide olduğunuz kadınla devam etmek istiyorsanız başarısız olmamanız gereken, hiç bitmeyecek bir testtir.

Gold Diggerlar, bir klişe olarak erkeğin kaynak sağlayan kullanışlı aptaldan biraz daha azı olduğunu ifade eden eğilimin toplumsal kabulüdür. God Diggerlar, aslında insanlara kişilik özelliklerine göre kim olduklarından ziyade sahip olduğu şeylere göre insanlara yaklaşan tiplerdir. Briffault’un steroidler yasası der ki: Onlar, kişilerin kendileri için neler yapabileceklerini göz önüne alarak duygusal bağlar kurarlar. Bir kişiyi olduğu gibi tanımlamazlar. Söz konusu kişiyi manipülasyon için yaptığı şeylere göre de tanımlamazlar. Aynısı makyavelistler için de geçerlidir.

Örneğin makyavelistler şöyle düşünmeyeceklerdir: ” John harika biri, ondan hoşlanıyorum çünkü düzgün bir adam ve onunla duygusal bir bağ kurayım. ” Düşündükleri şey şöyle bir şey olacaktır: ” John büyük bir arabulucu, eğer onu kazanırsam, bana herhangi bir durumda arabuluculuk yapabilir. Eğer onu kazanamazsam ona ihtiyacım olmaz ve onunla vakit kaybetmemeliyim. ” Böylece, oluşmuş görünen herhangi bir duygusal bağ çekiciliğin ürünüdür. Onu kazanmak için gösterilen yüzeysellik başka bir zamana ertelenebilir. John için herhangi bir meşru hayranlık ya da arzu oluşmaz. Bu sadece John’dan ticari anlamda yararlanmak için bir manipülasyondur.

Makyavelizm uzun bir süre tek bir kişiye doğru yoğunlaştığı zaman bir tür zihinsel istismardır. Özgürce seçim yapma organlarından birine tecavüz eder. Doğası gereği gizlice bir yaptırımda bulunabilir. İnsanın özgür olduğunu düşündüğü görünmez bir hapishane yaratabilir ama gerçekten de başkalarının arzularını yerine getirmek için farklı şekillerde köleleştirilmişlerdir. Bu, makyavelizmin en az yıkıcı, şiddet içermeyen, pasif halidir ama makyavelizmin saf bir kötülük kaynağı olarak nitelendirilmemesi önemlidir çünkü bu yanlış bir genellemedir. Örneğin makyavelizm, ebeveynler tarafından koruma, besleme, büyütme gibi yardımsever amaçlar için kullanılabilir. Ancak bu, Dark Triad’lar tarafından hedonizm ve kar gibi bencil ve yıkıcı amaçlar için kullanılabilir. Dark Triadlar’ın , en iyi günlerinde ve en kötü
günlerinde ahlaksızlık tezahür eder.

Makyavelizm her iki cinste de görülebilir fakat kadınlar, temel anlamda bundan yararlanmaya daha elverişlidirler. Erkeğin fiziksel avantajı yasal değildir. Kadının mental avantajı ise yasaldır. Bunu erkeklere çekici gelen cinsel çekicilikleriyle birleştirin. Bunun, modern Avrupa toplumu açısından kadınlar için uygun olduğu anlaşılacaktır. Bir kadının mantıksal olarak duygusal durumuna bağlı olması mantığı sadece onun makyavelizmini kolaylaştırmaya ve geliştirmeye yardımcı olur. Çünkü kadının tutarlılık eksikliği onun gerçekte olduğundan daha karmaşık görünmesini sağlar. Başına gelen saçmalıkların yarısını bile anlamaz ve kendi mantıksızlığını kavramak için ne mantıklı argümanlara ne de gözleme ihtiyaç duyar. Ne hissetmesi gerekiyorsa onu sağlayacak şeyi yapar. Eğer bu onu mutlu ediyorsa zihinsel ve fiziksel açıdan sakinleşir.

Modern toplumumuzdaki erkeklerin zayıf efemine davranış karakteristiğinin büyük bir miktarı, erkeklerin büyük çoğunluğunun makyavelist özelliklerinin ve yeteneklerinin herhangi bir yararlı self servis boyutundan yoksun olduğunun göstergesidir. Hükumetler erkeklerin kafalarının karışık olmasını ve uyanmaları yerine savaşlara ve refaha ulaşmak için fonlanan paralara, vergileriyle katkıda bulunmalarını isterler. Devletin yararına olacak şekilde onları küçük üretken, ekonomik köleler yapmak isterler. Feminist bürokratlar ve politikacılar, gayri ahlaki yasalarını bu paralarla geçirebilirler. Sonrasında bir erkek her şeyini kaybeder çünkü etrafında olup bitenleri göremeyecek kadar saftır. Bolca suçlanır ve bu saflığı için utandırılır. Dark Triad erkekler ve kadınlar uzman makyavelistlerdir. Sıradan bir insanı mental açıdan kontrol altında tutabilir, onları test edip onlara güçlerini gösterebilirler. Makyavelizm, doğal olarak aldatıcı doğa yapısına sahip narsist bireyin en mantıklı parçasıdır. Haliyle bu, sözü edilen bileşenlerin uyumsuzluğunu mümkün kılar.

Dark Triadlar, kendilerine duygusal anlamda bağımlı kadınları istismar edecek şekilde amaçlarına göre kullanırlar. Onların varlığı bile kadınlarda dopamin / serotonin / kortizol / oksitosin ataklarının yanı sıra bilmediğim diğer nöro-kimyasal rahatsızlıklara neden olur. Bu duygusal kokteyil, kadınların erkeklere bağımlı hale gelmesine sebep olur. Kadınlar drama bağımlısıdır. Bu, her modern dizi, film, romantik komedi izleyen hatunda vardır. Bu nörotransmiterleri ve hormonların sistematik salımını, bu salımlar için uyaran olarak görev yapan belirli bir erkeğin birlikteliği ile ilişkilendirerek, biyokimyasal olarak erkeğe bağımlı hale gelirler ve böylece zihinsel olarak ona bağımlı olurlar. Böylesi güçlü bir erkeğin kadının hayatından çıkması, kadının uyuşturu yoksunluğuna benzer şikayetleri olmasına sebep olabilir.

Burada Dark Triad, uyaran olduğundan uzun süreli yokluğunda kimyasal süreç durur ve kadın, herifin istismarcı bir piç olduğuna aldırış etmeden hala onun varlığına ihtiyaç duyar. Tartışmalı sonuç: Zihinsel istismar, kadınlara kimyasal olarak bağımlılık yaratabilir, çünkü onlar kadar acı verici olsa da, kadınlar drama severler. Bu dereceye kadar kadınlar mazoşist eğilimlere, özellikle de sevgi ve sekse ilişkin bir eğilim gösterirler, ancak bu başka bir makale konusudur.

Bu bölümün özeti: Dark Triad bireyler insanları narsizm ile çekerler, onları makyavelizm ile kontrol altında tutarlar ve açıkladığım duygusal kokteyil ile kendilerine bağlımlı kılarlar. Dark Triad’ın son konusu olan psikopati, makyavelizmden sonra kişilerin manipülatörlee nasıl duygusal bağ kurduklarını anlama konusunda size yardımcı olacaktır.

Makyavelizmi taklit etmek isteyenler için bu, öğrenilebilir ve akademik olarak uyumsuz olarak kabul edilen bir özelliktir. Yani temel anlamda makyavelizm öğrenilebilir bir şeydir. Politika sanatını ve ordu stratejisini öğrenerek, bunu kendi sosyal etkileşimlerinizde prensip olarak uygulayarak makyavelist olabilirsiniz.

Kaynak: https://illimitablemen.com/2013/11/17/understanding-the-dark-triad/
Çeviri: Sonsuzluk Ve Bir Gün

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak

Eğer aktif bir cinsel hayatınız varsa, cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda dikkatli olmanız lazım. Bu tehlike konusunda çoğu erkek her konuda olduğu gibi uç noktalarda. Bir grupta ohk sosyal gelenekleri  ya da yanlış bilgilendirme neticesinde aşırı korkanlar var, diğer uçta ise “bana bir şey olmaz” diye her müsabakaya kondom olmadan çıkanlar var. Bunun ikisi de aşırı. Ama eğer aktif cinsel hayatınız varsa cinsel yoldan bulaşan hastalıklar konusunda taviz vermeyeceğiniz bazı kurallarınız olmalı. Ben bir abiniz olarak size en önemlilerini sıraladım. Okuyun, cenge çıkmadan önce bir daha okuyun.

1 – Kondom şart : Cinsel partnerinizi yeni tanıyorsanız, asla kondomsuz yatmayın. Eğer kadınla düzenli ilişkiye giriyor olsanız bile kadının cinsel olarak aşırı ve çok partnerli aktif olmadığına emin olana kadar prezervatifsiz seks yapmayın.

2 – Zührevi hastalıklar sadece fahişelerden bulaşmaz : Bunu asla unutmayın. Kadını yeni tanıyorsanız prezervatif takacaksınız. Bu konuda taviz vermeyin. Bu konuda karar sizde olsun. Ben şahsen genç kadınların daha yeni tanıştığı adamla prezervatifsiz seks yapmaya hazır olmalarına dehşetle bakıyorum. Bundan daha önce bahsetmiştim :

Evde kondom yok (evet biliyorum büyük aptallık). Kondom yoksa bu abi seks yapmaz. Ben seks yapmamak için kasarken hatunun gece bu seks yapılacak ultimatomu (hatunların kondomsuz yatabilitesi beni hep dehşete düşürmüştür, hala da düşürüyor). Gecenin bir yarısı kıçım 4 ata ata iki apartman ötede tanıdık gençlerden kondom almaya gidiş …

Sanırım yeni nesil HIV belası eskisi gibi 100% ölüm demek olmadığından olayın tehlikesini yeterince anlayamıyor. Prezervatif şartı koymayan kızla prezervatif olmadan kesinlikle yatmayın. Hatun için iş biraz çikolotayı poşetiyle yemeye benzer ama sizin sağlığınız onun zevkinden daha önemli.

Tekrar ediyorum, cinsel yolla bulaşan hastalıkları sadece fahişelerden kapmazsınız. Onlarla özellikle de yabancıları ile kesinlikle prezervatif kullanın ama kadınla yeni tanıştığınızda mutlaka prezervatif kullanın.

Tüm HIV bulaşmalarının % 80-85’i korunmasız cinsel ilişki yoluyla olmaktadır.

3 – Prezervatifinizi kendiniz alın : Özellikle fahişelerdeki prezervatifler çok dandik. Kendi prezervatifinizi kendiniz alın.

4 – Prezervatifi doğru takmayı öğrenin.

5 – Prezervatifi ince almayın. Daha fazla hissetmeniz için satılan ince prezervatifleri uzun süreli ilişkinize saklayın.

6 – Oral seks vermeyin. Oral seks ile HIV bulaşma ihtimali çok çok düşük ama başka hastalıklar var. O nedenle şahsen başlarda oral sekste bile prezervatif takmanızı tavsiye ederim. Eğer kadın fahişe ise kesinlikle şapkayı takın.

7 – Prezervatifsiz seks yapmaya evet diyen fahişeyle yatmayın. Aynı şekilde anal seks yapan fahişelerden de uzak durun. Bunun için hatuna “prezervatifsiz olur değil mi” dersiniz, evet derse o kadınla olmayın.

8 – Anal seks yapmayın ya da o kadar fazla yapmayın. HIV’nin anal seksle bulaşması 10 kat daha büyük ihtimal.

9 – Aktif bir cinsel hayatınız varsa 6 ayda bir HIV testinin de dahil olduğu cinsel yolla bulaşan hastalıklar testi yaptırın. HIV, eğer erken yakalanırsa artık hayat boyu ilaç alınarak AIDS olmadan (*) yaşanabiliyor ama eğer HIV taşıyıcısı olarak kalırsanız ve AIDS başlarsa ordan kurtulma şansınız daha düşük.

10 – Olurda tanımadığınız biri ile seks yaptıktan 4 – 6 hafta içinde inanılmaz bir grip ile yatağa düşerseniz bir test yaptırın. İhtimal az olsa da HIV’nin ARS denilen ilk hastalığı olabilir. Bu ARS meredini öğrenen gençlerin 99%si kızla yattıktan sonra burnu tıkansa 5 tane HIV testi yaptırıyor ama ARS gribin anası gibi bir şey. Öyle nezle oldum gibi birşey değil.

11 – En çok görülen cinsel hastalıklar; bel soğukluğu (gonore), HIV/AIDS virüsü, hepatit B, hepatit C, sifiliz (frengi), genital siğil, genital uçuk (genital herpes).

12 – Herpes, sifiliz ve HPV kondom taksanız da bulaşabilir.

13 – Yurt dışında bazı ülkelerde seks yapacaksanız o ülkenin riskini araştırın. Örneğin Kamboçya’da paralı askerlerin 23%si HIV taşıyıcısıdır (tabii bu tüm fahişeleri kapsıyor, eğer heteroseksüelseniz kadın fahişelerde oran daha az) o nedenle yolunuz düşerse fahişelerden uzak durun.

14 – Seks ile alkolü karıştırmayın. Seks yapma ihtimaliniz varsa çok alkol almayın (en iyisi hiç almayın). Cesaretlenmek için alacağınız alkol size sabah uyandığınızda pişman olacağınız şeyler yaptırır.

15 – Pre-exposure prophylaxis (PrEP): Namı diğer Truvada. Cinsel aktiviteniz zengin ve çok partnerli ise bu ilacı hergün alırsanız HIV riski 92% azalıyor.  Ama bir süre düzenli kullanmanız lazım.

16 – Post Exposure Prophylaxis (PEP) : Çok riskli bir cinsel ilişki yaşayıp da sonra paniğe kalılırsanız PEP var. Sanırım cinsel ilişkiden sonraki 72 saat içinde başlamanız lazım. Bir ay günde bir hap alıyorsunuz. HIV riskini 92% azaltıyor. Türkiye’de nerede var bilmem.

(*) – HIV ile AIDS arasındaki fark şu : HIV virüsün ismi. Bunu kapan insan kaptığından 4 – 6 hafta sonra ciddi bir şekilde hastalanıyor ama vücut bunu yeniyor. Daha sonra virüs vücutta aktif olarak insanın T hücrelerini (bağışıklık sistemi elemanı) öldürerek ortalama 10 sene içinde bu hücrelerin sayısını artık en basit hastalıklarla savaşamayacak seviyeye indiriyor. Bu aşama ise AIDS. Akut Bağışıklık Azlığı Sendromu. Adamı AIDSten öldüren ise diğer virüsler, HIV değil.

Şimdi böyle yazından sonra korkup zamazingonuzu çiş hariç dışarı çıkarmamaya karar verebilirsiniz. Öyle de olmayın. HIV heteroseksüel ilişkilerde çok kolay bulaşan bir hastalık değil. Taşıyıcı kadınla korumasız vajinal sekste bulaşma ihtimali, eğer ikinizde de başka bir zührevi hastalık yoksa 1’e 900, eğer varsa 1’e 29 gibi birşey. Anal sekste ise bu 1’e 99’a ve 1’e 10’a kadar düşüyor (o nedenle homoseksüel erkekler daha büyük risk altında). Türkiye’deki paralı asker harici kadın nüfusunda HIV çok az görülüyor. O kadar dert etmeyin ama bir kez bulaşırsa hayat boyu yük olacağından mutlaka korunun.

Aktif cinsel hayatın tehlikeleri var. Bunları bilin ve elinizden geldiğince korunun. Eğer bu hastalıkların olabileceği riskini göze alamıyorsanız, tek eşliliğe yönelin. Riski ne abartın ne de riski tamamen göz ardı edin.

Dark Triad’ı Anlamak- Genel Bir Bakış- Bölüm 1

Dark Triad, muazzam sonuçları olan bir ahlakdışı kişilik üçlemesidir. Yüksek sosyal statü, kişiler arası sosyal dinamikler üzerinde sıkı kontrol sağlar ve yoğun cinsel çekiciliğe yol açar. Bu sebeplerden dolayı Red Pill felsefesiyle ilgilenen birçok erkek, onun psikolojik özelliklerinden dolayı dark triad olmakla ya da en azından dark triad taklidi yapmakla ilgilenir. Bu adamlar, belirli kişilik özelliklerinde somutlaşan gücü görüyor ve ” nasıl böyle bir pislik olabiliriz” bilmek istiyorlar. İşin aslı, eğer nörolojik olarak dark triad kişiliğiyle büyümüş bir çocuk değilseniz tam anlamıyla bu sınıflandırmaya uyan biri olamazsınız. Dark Triad, birinin eğitimini alarak olabileceği bir şey değildir fakat ters mühendislik olabilir ve taklit edilebilir. Daha sonra bunu makalemde ayrıntılı olarak ele alacağım ama önce Dark Triad tam olarak ne, ondan bahsedeceğim.

Kısa süre önce Dark Triad’ın bir kişilik özellikleri üçlemesi olduğundan bahsetmiştim. Daha ayrıntılı ele almak gerekirse Dark Triad, birbirini izleyen anti sosyal mental şemalar halinde olan üçlüden oluşur. Bunlar aşağıdakilerdir.

Narsizmi Anlamak

Gülünç bir şekilde yüksek, aşırı özsevgi, normalin çok ötesinde özgüven. Dark Triad olan kişiler, egoizmin vücut bulmuş halleridir. Bunlar, Dark Triad kişiliğin diplerde yatan karanlık kişilik özelliklerini maskeleyen birleşenlerdir. Birçok temel sosyal durumda kabulü sağlamaya yarayan bir aygıttır. İnsanlar için doğuştan gelen böyle devasa bir özgüven, çekicidir.

Narsisizm, klinik, derin köklü ve yoğun bir şekilde içselleştirilmiştir. Kişi basitçe herkesten üstün olduğunu düşünür çünkü öyle olduğu için öyledir. Bu, tanrı kompleksine benzer bir şeydir. Doğal olarak bu kanıtlanmış olmasa da diğer insanlar üzerinde sürtünme etkisine sahiptir. İnsanlar bilinçaltlarında kendilerini çok seven birisinin kendi imajları için bir temeli olması gerektiğini varsayarlar. Bu yüzden yanlış olacak şekilde bu tiplerin değerli insanlar olduklarını düşünürler. Narsistler, dünya çapında bir başarının yokluğunda bunu başarana kadar öyle görünmekte iyi olan tipelerdir. Öyle görünmek için kendini harcayan sıradan bir adamın aksine narsistler neredeyse böyle görünmek için hiç çaba harcamazlar çünkü iddialarının nesnel geçersizliğine rağmen, kendi sanrılarına inanırlar.

Psikopatinin korkusuzluğunda yoğunlaşmış bu tip narsizmin gücü( sonra daha fazlası) oldukça yüksek özgüven üreten bir cesaret bolluğudur. Bu, keskin ve riskli bir göz olarak ortaya çıkan muazzam oportünizme olduğu kadar katı karar vermeye de olanak sağlar. Buna bağlı olarak, bunu, narsistin kişisel arzularla meşgul olduğunda başarı yakalaması izler. Kişisel arzuların onları tüketmesine izin vermek yerine başarısızlığı rasyonelleştirebilirler. Bu, bireye ve içinde bulunduğu narsizm tipine bağlıdır çünkü var olduğunu düşündüğüm iki farklı tipte narsizm vardır: İşlevli narsizm ve işlevsiz narsizm.

Sıradan biri endişelidir ve özgüveni zayıftır. Buna karşın doğal olarak özgüveni olan insanlar bile yüksek özgüvene sahip insanların cazibesine kapılacaklardır. Bu, ilk adımda narsistin sosyal statüsünü ve popülaritesini arttırarak ve nihayetinde varolan mantıksal ve somut gerekçeleri vererek narsisistik arzını dairesel olarak harekete geçirme etkisine sahiptir. Narsistin tiyatral yüzsüzlüğü, elde ettiği olumlu geri bildirimle açıkça ortadadır. İyi adamların sonuncu gelmesinin tersine bu, ” olumlu geri bildirim döngüsü” olarak bilinir.

Narsizm, oldukça bulaşıcıdır ve belirtilerini gösteren kişiye karşı diğer insanları bağımlı kılma eğilimindedir. Özellikle öz saygısı düşük olan ve hayran oldukları kişi gibi olmaya çalışan insanlar tarafından… Düşük özgüvene sahip insanlar, narsistlerin kendilerine olan güvenlerini ve kişilik özelliklerini uzun süre onların etkisinde kalarak taklit edebilir, huy edinebilirler.
Üçlemenin narsistik unsurunun olumsuz yönü/ zayıflık, egolarını gerçeğin üzerinde tuttuğu için normal olarak kişilerin sorgulama yeteneklerine zarar verir. Eğer egolarına yönelik bir saldırıdan kaçınmazlarsa ya da tamamen göz ardı etmezlerse (ki bu yaygındır – genellikle rastgele ifadelerin üzerindedirler), egolarını korumak için gerçekliği / mantığı tamamen reddederler. Zaman zaman onlar bile, davranışsal / inatçı tavrınızı size ödetmek için sizi kötü niyetli bir şekilde durduracak kadar ileri gidebilirler. Bunu oldukça agresifçe, kendilerini sizden üstün biçimde konumlandırarak bir kusurunuzu( ya da iki, üç) göz önüne sererek kendi lehlerine çerçeveleri yeniden oluşturarak yaparlar.
Bir Dark Triad, narsizmini bir kızla oyunda sergilediğinde esasen kızı suçlar, onu kendine uydurur ve sonra onu suç ortağı olduğu için ödüllendirir. Bu, işlemsel koşullanmanın bir formudur ve büyük ölçüde Dark Triad’ın sonraki unsurlarına bağlıdır. ( Doğal olarak her bir parçası diğerlerine bağlı olduğu gibi)
Eğitim ve kendini gelişim ile sınırda narsisizm (klinik narsisizmden çok daha sağlıklı), daha önce kısaca değinildiği gibi, olumlu geri bildirim döngülerinin oluşturulması ve sürdürülmesi ile ilgili olarak, kişinin özgüvenini geliştirmek için kullanılabilir

Narsisizm taklit etmek isteyenler için, öğrenilebilir ve akademik olarak “sosyal uyumsuz bir özellik” olarak kabul edilebilir. Temel olarak narsizm öğrenilir. Eğer istersen narsist ya da buna benzer bir seviyede herhangi bir şey olabilirsin. Bu, genetik alanla sınırlı bir şey değildir.

Kaynak: https://illimitablemen.com/2013/11/17/understanding-the-dark-triad/

Çeviri: Sonsuzluk ve Bir Gün

Can Çekişen Çocuk

Adam, sterilize edilmiş odanın karşısına oturdu ve çocuğunun can çekişmesini izlemeye başladı.

Berlin’in kömürleşmiş ve paramparça olmuş enkazının içinde ve Sovyetlerin düşmanca konuşlandırılmış makineli tüfeklerinin altında, kendi krallığına ve ülkesine hizmet ederken soğukkanlılığını koruyabilmişti. Daha sonra, yetiştiği, yaşadığı, sevdiği ve ailesini yetiştirdiği ülke olan Amerika’ya, dünyanın öbür ucuna dönmüştü.

Şimdiyse bu eski raportörün elinden, ateşli bir havale geçirmekte olan ve migrenden kıvranan küçük oğlunun feryat dolu acılarını izlemekten, beklemekten, yorgun eliyle sarı bir not defterine sanki bir gazetecinin olağan bir huyuymuş gibi notlar almaktan başka bir şey gelmiyordu. Çocuk kıvranıp duruyordu, sonra yorgunluktan bitap düşüp tekrar yatağında sessizliğe gömüldü.

Haftalardır ellerini, kollarını, ayaklarını ve bileklerini kaplayan belirgin kan damarlarının çevresindeki yaralar kabuk bağlamıştı. Her geçen günle birlikte, yeni kabukların oluşması için gittikçe daha az boş yer kalıyor, artık şifacı olarak davranamayan ve sadece müşahit seviyesine düşen doktorların ve hemşirelerin ümidi gittikçe azalıyordu.

Günler ve geceler bulanıktı; uyku ve uyanıklık evreleri oyun, yemek ve dinlenme ile değil, şafak vaktinden önceki karanlık saatlerde uyanarak hemşirenin odasından yüzüne vuran sarı lambanın ışığı altında acıyla ağlayan ve olanlara anlam veremeyen masum çocuğun ateşinin alevlenme ve yatışma döngüsü ile yönetiliyordu.

Haftalar geçerken, adam, çocuğunun kafatasının içini kıvrandıran, aklını kavurup kül eden ve duyularını katleden menenjitin ilerleme sürecini not etmeye devam etti.

“Duyması azalıyor.” diye not aldı.

“Acı çekerken bile, kendisine bir şeyler olduğunu ifade edebiliyor ve duyamadığından yakınıyor.”

Sevgi ve savunmasızlık, üstünde yazılı kelimelerle parlayan o deftere kazınmıştı.

Son aşamaya gelindiğinde, bütün zorluklara rağmen havaleler kesildiğinde ve doktor, adamı bir kenara çekip “Tamam. Onu kurtardık.” deyince, alınan notlar durdu.

Öldürücü hastalık kaybolmuştu, acı gitmişti. Çocuğun sararmış başını kıvrandıran ızdırabın ve basıncın yerini, birer hediye olan sükunet ve uyku almıştı.

Bir süre sonra çocuk, ailesiyle birlikte evine döndü ve artık hiçbir şeyin bir anlam ifade etmediği bir dünyaya girdi. Dünya tepetaklak olmuştu, her şey bölük pörçüktü.

Artık sağırdı. Kuşlar, kahkahalar, müzik, insan sesiyle kurulan iletişim, her şey bu hastalık ve bedenine cılız bir umutla pompalanan ilaçlar tarafından çalınmıştı.

İç kulağındaki denge merkezini beynine bağlayan sinirler yandığı için, çocuk artık yürüyemiyordu. Algılanacak bir “yukarı” ve “aşağı” artık yoktu. Ayağa kendi başına kalkmak için yaptığı basit bir hamle bile dünyanın takla atıp ters yüz olmasına ve zeminin sıçrayıp herhangi bir sempati göstermeksizin suratına çarpmasına neden oluyordu.

Eskiden ona şarkılar söyleyen ve onu ninnilerle uyutan, evrendeki en güzel seslerinden biri olan ses, annesinin sesi artık sessizdi. Artık sadece, çocuğa dudak okumayı öğretmenin uzun ve yorucu sürecinde yavaşça kımıldayan bir ağızın olağanüstü çabası vardı, sanki çocuğun hayata devam etmesi buna bağlıymışçasına… Doğruydu, buna bağlıydı.

Arkadaşlarla ve aileyle olan yaşayan bağın hissiyatı tamamen kopmuştu. Artık çocuk sadece dinleyerek, gülmecelerin, konuşmaların, paylaşımların ve fısıldamaların ayrılmaz ve kabul edilen bir parçası olamıyordu. Eşit bir katılımcı değil, kalıcı şekilde üçüncü şahıs haline gelmiş, dışlanmış, sadece bir gözlemci durumuna düşmüştü.

Küçük bir erkek çocuğun, astronot, itfaiyeci, polis, asker olma rüyaları suya düşmüştü. Duyma, dinleme ve buna göre davranma kabiliyetine dayalı bir gelecek bir daha asla mümkün olmayacaktı.

Ve böylece çocuk artık bağımlı, incinmiş, korkmuş ve kimseyi anlayamadığı bir durumdaydı.
Sonunda o gün geldi; aile akşam yemeğine oturmuştu, çocuk yere uzandı ve yardım etmeleri için ağladı çünkü yürüyemiyordu. Fakat bir tek kişi bile yardıma gelmedi, uzandığı yerde acınası bir umutsuzlukla kalakaldı.

Ta ki öfke patlaması içinde çığlık atmaya başlayana kadar.

O zaman büyük ablası geldi ve yanıbaşında durdu. Dudaklarının okunabileceğinden ve anlaşılabileceğinden emin olacak şekilde konuştu:

“Ayağa kalk ve yürü!” dedi, “Ağlamayı bırak.” Suratı sert ve ciddiydi. “Dünya sana yardım etmeyecek.”

Ve arkasını dönüp ailenin yemek yediği mutfağa çıkan merdivenlere yöneldi.

Çocuk afallamış bir halde ve yüzleştiği gerçeğe isyankarca bir öfke içinde bir süre yerinde kalakaldı.

O an, içinde bir şey ortaya çıktı ve çocuk yerinde doğruldu. Merdivenlere baktı ve sessizce yüzünü eliyle sildi.

Sürünerek merdivenlere yöneldi ve kendini yukarı çekerek tırmanmaya başladı, kızgın bir şekilde, sonunda babasının oturduğu sandalyenin yanındaki boş sandalyeye ulaştı. Ve sandalyeye tırmanıp çıkana kadar nefes nefese uğraştı. Masadaki hiç kimse ona göz ucuyla bile bakmadı, yardım etmeyi önermedi. Sandalyeye oturmayı başarınca, babası ona baktı ve sakince çocuğun tabağına akşam yemeğinden koydu.

Ama o adamın gözlerinde, bir kraliyet muhafızları memurunun bir erkeğe verebileceği en büyük takdirin pırıltısı vardı.

Bu saygıydı, çocuk o bakışı bir daha asla unutmadı.

O gün 4 yaşındayım.

IVAN THRONE (Dark Triad Man)


The Dying Child
çeviri: Yin

"Ivan Throne 4 yaşında geçirdiği menenjit krizi nedeniyle duyma yeteneğini kalıcı olarak kaybetti. Ailesinin çabasıyla dudak okuma sanatını öğrendi. Çocuk yaşta uzak doğu dövüş sanatlarıyla ilgilenmeye başladı ve 30 yıl boyunca Japon Ko-ryū dövüş sanatıyla ilgilenerek ustalaştı. Maskülenlik, dark triad ve insan ilişkileri üzerine 4 kitap yazdı."

Erkek doğulmaz olunur

Bir okuyucu “alfa olunmaz doğulur” diye özetlenecek bakışı yorumlara yansıtmış :

Doğuştan gelen bir alfalık yoksa sadece taklit edersin, onu da iyi hissettiğin zamanlar yapabilirsin.

Bunun başka bir alternatifi yok.

Kötü hissettiğin zamanlar, mesela defalarca mastürbasyon yaptığın dönemlerde siksen taklitle bile alfalık hak getire.

Kırmızı hap veya oyun ile sadece alfalık hakkında bilgi sahibi olursun, alfa olmazsın. Taklit ile bir süre alfa davranabilirsin ama karşına gerçek bir alfa gelene kadar.

Abdurrahman Çelebi ayağı yani. Kırmızı hap veya oyundan tüm beklentiniz sadece salak salak kullanılmamak hatta daha gerçekçi olmak gerekirse daha az salak yerine konulmak olsun.

Bu evlilikten minimum zararla çıkmakla aynı mantık.

Sonradan alfa olmak, evlenip çocuk yapıp boşanınca hiç nafaka ödememek gibi bir şey.

Tekrar diyorum, taklit edenlerin alfalığı karşılarına bir alfa çıkana kadardır.

Ya alfanın dostu ol ki bu potansiyel olarak kızları ona devretmektir, aynı zamanda artıklarından beslenmektir ya da toz ol.

Bu iş böyle.

Herşeyi sosyal yapı sayan radikallerin (maskülenite tamamen bir sosyal koşullamadır, doğuştan gelen hiçbir şeyle belirlenmezcilerin) karşısında bu doğuştan alfacılar var. Size tavsiyem iki radikal uçtan da uzak durmanız. İnsan sosyal hayvanının alfalığını betalığını kurt sürüsünün ya da aslan sürüsünün alfalığı ve betalığına indirgerseniz genetik determinizm radikalliğine varırsınız. Ama biz kurt sürüsü değiliz ve alfalığın çoğu zihinsel, fiziksel değil.

Unutmayın ki kadınlar kız çocuğu olarak doğarlar ve sadece fiziksel olarak gelişerek daha 16 yaşında belli bir değere ulaşırlar. Erkekler ise oğlan çocuğu olarak doğarlar ama erkek olmaları kendiliğinden olmaz. Disiplinle, çalışarak, rekabet edip kazanarak, acı çekerek, zorda kalarak, zor durumları aşarak erkek olursunuz. Ve eğer hiçbir şey yapmazsanız hayat boyu oğlan çocuğu olarak kalabilirsiniz ki günümüzde 20lerinin 2. yarısına kadar bile oğlan çocuğu olarak gelmiş birçok erkek var. Doğuştan gelen genetik artıların olumlu etkisi olsa da maskülen bir erkeğin sonuçta dönüştüğü halin büyük kısmı kendisinin hayatta nasıl mücadele ettiği ile alakalıdır.

Doğuştan gelen artı özelliklerinizin üzerine ne eklediğiniz, maskülenitenizi bastırıp bastırmamanız önemli. İlk başlarda taklit edeceksiniz ve düşeceksiniz tabii. Ama yeterince ısrarlı olursanız bu sizin kendi benliğiniz olacak. Bunun bilimsel olarak fizyolojik değişikliklerle nasıl sabitlendiğini yapana kadar yapıyormuş gibi yapmak yazısında anlattım:

Bizim duygu diye hissettiğimiz şeylerin hormon salgılanması ile alakalı olduğu artık bilinen birşey. Yeni yeni keşfedilen şey ise hareketlerle hormon salgısının değişebileceği ve bunun da duygu yaratabileceği. Belgeselin aşağıdaki Fake It To Make It (Yapana kadar yapıyormuş gibi yapmak) bölümünde, alfa maymun hareketleri yapmanın (örneğin kollar havada açık V duruşu) testosteron seviyesini 20% arttırdığı ve tam tersi itaatkar ve boyun eğer hareketlerin ise 10% azalttığı verisinden yola çıkarak bir deney yapılıyor.

Testosteron, erkeklik hormonu ve yüksek seviyeleri erkeklerin egemenlik ve hırs dürtüsü ile alakalı. İşin ilginci, bu tür özgüven hareketleri sadece testosteronu arttırmak ile kalmıyor, kortizol seviyesini de (stres hormonu) azaltıyor. Bu da alfa erkekliğin sadece agresif bir hırsla değil, stres karşısından serinkanlı bir şekilde davranmayla da ilişkisini açıklıyor.

Benlik değişir ve plastik birşey. Alkolün ya da uyuşturucunun etkisi ile yıllar içinde birer çöpe dönüşen ya da korkunç bir savaş tecrübe etmiş adamların kişiliklerindeki gerçek değişime bakın ne dediğimi anlarsınız.

Bu konuda kimseye inanmaya ya da alfa olacağım falan diye hedefler koymanıza gerek yok. Kendinize her gün bir önceki gününüzden az da olsa daha iyi bir versiyonunuza dönüşme hedefi koyun ve bunu tavşan ve kaplumbağa masalındaki kaplumbağa gibi azar azar ama düzenli şekilde yürüyerek yapın. 2 sene sonra bakın bakalım doğuştan gelmiyorsa taklit edersinciler mi doğru söylüyor yoksa biz mi.

Mutsuz Kadınlar

40’Lı yaşlara gelip de evlenememiş, çocuksuz kadınların ya da eşinden boşanmış dul kadınların içinde bulunduğu nevrotik, agresif, alıngan, ruh halini, mutlu görünme çabalarına rağmen ne kadar da mutsuz olduklarını görmüşsünüzdür. Çocuksuz olmak kadınlar için travmatik etkileri olan berbat bir ruh halinin temel sebebi olsa da erkeksiz olmak da bir kadın için en az bunun kadar yaralayıcıdır.

20’Lerinde feminizmin gazlamasıyla dilediğini yapan, özgür kadın portresi çizenler ve hoyrat yaşamlarıyla övünenler, ilerde kendilerini mutsuzluğun dibine vurmuş halde oradan oraya savrulurken bulacaklar. Tabi siz bunu anlatmak için ne kadar çabalarsanız çabalayın, solipsist doğaları gereği kadınlar bunu görmezden geleceklerdir. Mantıklı düşünme becerisi olmayan bir canlıya bunu anlatamazsınız. İş işten geçtikten sonra da mutsuz yaşamları için erkekleri ve sözde erkek egemen sistemi suçlayacaklardır. Hatta bir adım ileri gidip erkeklerin ne kadar iğrenç, berbat, ilkel canlılar olduklarından bahsedeceklerdir. Bu genellikle yüksek değerdeki erkekler tarafından ilgi göremeyen, çevresinde sadece meriçler ve sapıklar olan kadınların, yaşadıkları travmadan kurtulmak için tüm erkekleri suçlu ilan etmesidir. Böylelikle vicdanlarını rahatlatıp asıl meseleyi görmezden gelirler. Evet, bu da solipsist doğalarının bir ürünüdür.

Kadınlar sorumluluk almaktan mümkün mertebe kaçarlar. Hatalarıyla ve başarısızlıklarıyla yüzleşmekten nefret ederler. Bu yüzden çoğu kadın sadece bir yere kadar işinde yükselebilir. Strese dayanamazlar. Bunları bir kadına söylediğinizde kesinlikle sizi yalanlayacak, başarılı kadınları örnek gösterecektir. Halbuki bu kadınların sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

Özel olduklarını düşündüklerinden pozitif ayrımcılığa karşı olduklarını dile getirseler de bunu önlemek adına asla somut bir adım atmazlar. Bu da yine solipsist doğalarının en temel özelliklerindendir. Her kadın en iyi erkeği hak ettiğini düşünür. Size bunu söylemese, tam tersini savunsa da içinde hep bu düşünce vardır. Mutsuzluklarının bir diğer sebebi de budur. İstediği gibi bir erkekle birlikte olabilen kadın çok azdır. 30’larından sonra seçim şansları azalır. Çekici buldukları erkekler artık onlara yüz vermez olur.

Öte yandan size 30’lu yaşlardaki kadınların ne kadar çekici ve güzel olduklarını savunan gerzek soy boylar vardır. Bunlar, porno kültürünün ve mavi hapın etkisiyle 30’luk kadınları gözlerinde ilahlaştıran saf tiplerdir. Gençliklerinin ve güzelliklerinin zirvesinde olan cinsel market değeri yüksek kadınları elde edemediklerinden erkeklerin yavaşça elini eteğini çektiği kadınları överler. Sizi de cahil ve tecrübesiz olmakla suçlarlar. Gerçekten de içlerinde bulundukları ruh hali acınasıdır. Kadın her yaşta güzeldir safsatasını içselleştirmiş, mavi hap yerine serum almışlardır.

30’lu yaşlarda genç gösteren, güzel kadınlar olabilir ama hiçbiri 20’lerinin başlarındaki genç, orta halli kadınlarla yarışamaz. Gençlik ve güzellik kısa süren bir sermayedir. Ayrıca kadınlar cinsel tecrübeleri arttıkça değer kazanmazlar, aksine değer kaybederler. Her erkek ve her ilişki, ruhlarından bir şey koparıp götürür. Sonunda ruhsuz, duygusuz, hayattan soğumuş zombi tipler olarak kalırlar. Her farklı partner, onları kedileriyle yaşayıp yalnız ölen mutsuz kadın portresine biraz daha yaklaştırır.

Sinir Harbi: Red Pill’i Sindirememek

Bugün aynı konu hakkında aldığım 2 mesaj bu yazıya esin kaynağı oldu. Mesajların içerikleri şöyle: Bir kızla bayadır konuşuyorduk. Hatta cinsel mevzulara dahi girdik. Sevişeceğimize %100 ihtimalle bakıyordum ama kız, bahaneler uydurarak bir şekilde görüşmeyi sekteye uğrattı. Ben de bunun üzerine kıza hakaret edip ” zaten benim seninle işim olmaz, pis orospu! diyerek kızı her yerden engelledim. ”

Şimdi burada yatan sinir harbi, mavi haptan tam olarak kurtulamamakla yakından ilgili. ” Kırmızı hapı aldığımda her kadın bana verecek, iyi bir işim olacak, çok para kazanacağım. Tek eksiğim kırmızı haptı, onu da aldım” kafası, emeksiz ziyafet çekmek isteyen arkadaşların çok sık içine düştüğü bir durum. Dahası, Red Pill’in büyük üstadları bile her kadına garanti gözüyle bakamıyorken ve reddedilme riskinin var olduğunu biliyorken sitedeki tüm yazıları okuyup ” tamam, artık ben oldum. ” düşüncesine sahip arkadaşların bu tavrı bana çok saçma geliyor. Sanıyorlar ki iki- üç kez kızla buluşup bir şeyler içince kesin sevişirim. Bir kızla bakıştım ve yanına gidip numarasını aldım. O halde kesinlikle bu benim manitam olur.

Hayır, o hatunun senin manitan olma ihtimali var. Bu ihtimali oyunla, parayla, görünüşle, maskülenlikle, statüyle arttırabilirsin ya da azaltabilirsin. O hatunun %100 senin olma ihtimali yoktur. Bu, Rollo Tomassi de olsan böyledir. Belki şansın %95 olur ama asla %100 olmaz.

Bir diğer mevzu da ” Millennial Nesli Ve Snowflake Kavramı” isimli yazıda belirttiğim gibi erkeklerdeki prens kompleksi. ” Ben her şeyin en iyisini hak ediyorum, o halde her şeyi elde edebilmeliyim. ” düşuncesi. Hayır, bu imkansız. Hiçbirimiz hayal dünyamızdaki şeyleri gerçekte elde edemeyiz. Güzel bir kadınla yatamayabiliriz, son model BMW’ye binemeyebiliriz ya da lüks bir villada oturamayabiliriz. Bunları elde etmek için çalışıp gereken emeği sarf edebiliriz ama bunları elde etme garantisi diye bir şey yoktur.

Başarısızlık halinde duygusal manipülasyona ve ajitasyona girmeden başarısızlığın esas sebeplerini bulup bunlar hakkında kafa patlatırsanız bu tip başarısızlıklarla bir daha karşılaşma ihtimaliniz azalır. Ağlayıp sızlarsanız ve mantığınızı devre dışı bırakırsanız yine aynı hataları yapma ihtimaliniz artacaktır.

Başarısızlıklarınızı gözünüzde büyütüp dev yapmayın. Onlara bakarak ne kadar talihsiz bir insan olduğunuzu düşünmeyin. Bazen %100 doğru hareket etseniz bile bir şeyin olmayacağı varsa olmaz. Kadınlar mantıklı canlılar değildir. Erkek arkadaşına kızıp size yazmış olabilir, sizi kafasında çok farklı hayal etmiş olabilir( online datingte sık karşılaşılan bir sorun) , diğer kızlara kendini ispatlamak için sizle buluşmuş olabilir vs vs. ” Her yürüme başarılı olmak zorunda, eğer olmuyorsa tek sorumlusu benim. ” kafası sizi ruhen ve fiziken tüketir. Kadınların dengesiz ruh hali yüzünden neden kendinizi tüketesiniz?

Öncelikle böyle ilgisiz bir tutum içine giren kadınla ilişkinizi sınırlandırın. Baktınız artık hiç yazmıyor ya da aramıyor, o zaman siz de onu aklınızın hurdalığına atın. Farklı hatunlarla yolunuza devam edin. Geçmiş hatunda yaptığınız yanlışları bir daha yapmamaya özen göstererek gelişme kaydedin.

Erkekler kadınlardan zeki midir?

Dünyayı siyah – beyaz gören adamların yaptığı en büyük hata popülasyonların uçlarına bakmaktır. erkekler kadınlardan daha zekidir önermesi IQ’nun PHD veya akademisyen seviyesi ucunda doğru olabilir ama ortalama IQ’nun 2 standart sapma üstünde böyle birşeyin gözlemlendiğini okumadım. 130 ve üstü (2 standart sapma ötesinde olabilir).

Bakın aşağıdaki grafik IQ dağılım grafiği :

100 ortalama (Türkiye ortalaması 93, Hong Kong 105 yani bölgeden bölgeye değişir) ve üniform dağılmış değil. Normal dağılım. İstatistik bilmeyen için yukarıdaki dağılım normal dağılım. Popülasyonun çoğunun ortalama etrafında toplandığı ve çoğu karakteristik (örneğin güzellik) için kullanılabilecek dağılım.

Zeki deyince eğer dünyaya siyah – beyaz bakan bir adamsanız 120 ya da 130 üstüne bakarsınız. Ama orası çok az kişinin hatta çok az kadının girdiği bir alandır.

Kadın ve erkek nüfusunda zeka ortalaması eşit ama 115 üstünde ezici çoğunluk erkek.  Aynı şekilde 85 altında da ezici çoğunluk erkek. IQsu 120 olan bir kadın mesela çok zekidir, Türkiye’de IQsu 105 olan kadın da görece çok zekidir.

Eğer uçlara bakma eğilimi olan biri iseniz “erkekler kadınlardan zekidir” diyebilirsiniz. Ama sokaktan rastgele bir erkek ve rastgele bir kadın seçtiğinizde ve erkeğin daha zeki olduğuna bahse girdiğinizde, paranızı kaybetme ihtimaliniz 50%ye yakın.

Erkekler kadınlardan daha zekidir diyenlerin kafasında canlanan şu aşağıdaki uç :

Bu fotoğrafta tek bir kadın var zira yukarıdaki IQ dağılımının yüksek zeka ucunda bu adamlar. Ortalamaları 140 – 160 arası. Aralarında Max The Great Plank ve Niels Awesome Bohr (adamım) var. Ortadaki Einstein!

Böyle fotoğraflarda neden yeterince kadın yok diye bağırıp çağıran ikiyüzlü feministlerin teorisi “ataerkil toplum kadınların potansiyelini kullanmalarına izin vermiyor, erkek egemenliği kadınları bastırıyor”dur. İkiyüzlü dedim zira bu kadınların dağılımın öteki ucu olmayan siklerinde değildir. IQ 85 altında da pek kadın yok ama oradaki nüfusun da ezici çoğunluğu erkek. Basit işleri bile yapamayan bu erkekleri toplumca görmezden geliyoruz ama orada bir yerde sessizce acı çekiyorlar. Feminist ablaların teorisi ne “ataerkil toplum bu erkekleri bastırıyor mu?” Teorileri yok zira umurlarında değil.

Kısacası erkekler kadınlardan zeki midir sorunun cevabı, nereye baktığına göre değişir. Sokağa bakıyorsan orada değildir hatta sokağın az gelişmiş bölgesinde (IQ eğrisinin 100 değerinin altı) kadınlar ortalama olarak daha zeki bile olabilir. Ama üniversiteye bakıyorsan, orada erkeklerin ortalaması daha yüksektir.

Evlilik: Mayınlı arazide yürüme

Yargıtaydan çıkan son karara göre düğünde takılan altınların ve paraların geline ait olduğu kesinleşti.

2016’dan beri üzerinde çalışılan süresiz nafakanın kaldırılması konusunda hala bir gelişme yok.

Boşanan erkek, hukuki anlamda kusursuz olsa bile kadına tazminat veriyor.

Boşanan erkek, kadınla aynı statüde olup aynı parayı kazansa bile çocuğu olmadığı halde kadına süresiz nafaka veriyor. Süresiz!

Kadın nafaka ücretinin arttırılması için mahkeme başvurabiliyor ve erkek bu parayı ödemezse hapis yatıyor.

Kadın %90 ihtimalle çocuğun velayetini alıyor ve eğer istemezse çocuğu babasına göstermeyebiliyor.

Yasalar ve hukukçular açıkça kadına pozifif ayrımcılık tanımaya yönelik çalışıyor. Mağdur olan taraf erkekmiş, çocukmuş bunun hiçbir önemi yok. Nafaka kadının hayat sigortası. Çalışmadan beleş hayat sürmesi için ayrılmış fon.

Günümüzde kadınlar için evlenip boşanmış olmak evli olmaktan çok daha avantajlı. Kadınlar bunun farkında. Hatta bir kısmı, çocuklarını yalnız büyütmek için can atıyor. Bu durumda o çocuğun sağlıklı bir şekilde büyümesini bekleyebilir misiniz?

Kadınların sorumluluk almaktan muaf tutulduğu, erkeğin sürekli suçlamalara maruz kaldığı bir dönemde evlenmek ne kadar mantıklı?

Evlendiğiniz kadının sizden daha iyisini bulduğunda çekip gitmemek için hiçbir sebebi yok. Yasalar, ahlak, düşünce yapısı, her şey kadının üstünlüğüne göre inşa edilmiş.

Malesef günümüzde evliliğin mayınlı arazide yürümekten hiçbir farkı yok. Size düşen, mantıklı kararlar verip pişman olacağınız şeyleri yapmamak.