Hep teklif ettim, hep reddedildim, sonunda engellendim – Vaka çalışması

Abi merhaba. Çalıştığım iş yerinde çok az sayıda kadın var ve bu kadınlardan birine ilgi duymaya başladım.

Birçok insanın aynı iş yerinden partner edindiklerini biliyorum ama iş yerinden partner sıkıntılara gebe bir olay. Reddetse sürekli görüşüyorsun, bırakman zor olabilir. Aranızda ilişki olsa ve ayrılsanız bu sefer yine yüz yüze bakıyorsunuz. Sizin unutamamanız dert, onun unutamaması ayrı dert.

O da bana yakın davranmaya başlayınca, benimle bir ilişkiye istekli olduğunu düşündüm. Birgün onu dışarıda bir şeyler içmeye çağırdım. Kabul etti ve iş çıkışı gidip bir şeyler içtik. Sonra tekrar edelim dediğimde, tekrar buluşmaya sıcak değildi ama yine de biraz uğraştım mı dışarı çıkıyordu.

Yakın çevrende olan bir kadının sana sıcak olmasının sebebi arkadaşlık mı, yoksa duygusal ilgi mi, anlamayabilmen zor. Ayrıca hayırdan anlamayıp ısrar etmen, seni itici yapar. Seninle çıkıyor olsa bile itici yapar.

Aslında istekli olmama sebebinin, iş yerinde dedikodumuzun çıkma ihtimali olduğunu söyledi. Sürekli mesajlaşmaya başladık. Yardım istediğinde, beni çağırıyordu ve gidiyordum. Her şey güzel gidiyordu.

Şu ana kadar anlattıklarından, neyin güzel gittiğini anlamadım. Neticede seviştiniz mi?

Ama her çıktığımızda ona teklif ediyordum, o ise teklifimi reddediyordu. Bu beni çok kötü etkilemeye başladı.

Şimdi bir dakika. Sen her çıktığınızda kıza çıkma teklif ediyorsun ve reddediliyorsun sanırım. Bunun “her şey güzel gidiyor” denilecek bir şey olduğunu nereden çıkardın? Sürekli açılıyorsun ki açılmak pişmanlıktır. Sürekli reddediliyorsun. Seninle buluşmaya geliyor diye “bir umuttur maymun eden insanı” modunda yaşıyorsun sanırım. “Buluşmaya geliyorsa bir ihtimal vardır” diyerek yaşıyorsun.

Abi ben 30 yaşındayım ve ilk defa bir kadınla bu kadar yakınlaştım. Kız 25 yaşında bu arada.

Bu yaşa kadar neden böyle aç kaldın?

İkinci buluşmada arabada 2-3 kere uzun uzun öpüşmüştük.

Neticede sevişmemişsin ama yiyişmişsin. Bu da tabii seni hayal dünyasına fırlattı. Sürekli efendi adam modunda peşinde koşarak kızı soğuttun. Buradan anladığımız, kızın başta ilgisinin olduğu. Sen belki fazla onay peşinde koştun, fazla nazik davrandın. Kızın peşinden koştuğun zaten bariz, sürekli teklif ediyorsun. Bunlar en hoşlanan kadını bile soğutma gücüne sahip davranışlar.

Yapman gereken, buluşma ayarlamak ve bir iki kere yoklamak için kızdan daha fazla mesaj atmana rağmen, ilişki hızı olarak kızdan bir tık yavaş gitmekti. Sen bir kadına, kadının sana düştüğünden fazla düşersen, kadının sana düşmesini engellersin.

Benim ailem çok muhafazakar, ben de yakın zamana kadar öyle olduğum için daha önce bir kadınla bu kadar yakınlaşmamıştım.

Çok muhafazakar insanların erkenden evlenmesi lazım. 27-28 yaşına kadar muhafazakar yaşamışsın. Evlilik öncesi yakınlaşmaya karşı olabilirsiniz ama 27-28 yaşına kadar seks yapmadan yaşamanız hem doğal değil hem de çok zor. O nedenle eğer evlilik hariç yakınlaşma olmuyorsa, evlenmeniz lazım.

Bir süre sonra beni üzmek istemediğini, her buluşmamızda beni reddettiği için kendini çok kötü hissettiğini ve beni hak etmediğini söyledi.

Benden uzak durun kibarcası.

Ben ısrar ettim abi. Bana benden uzak dur demeye başladı.

Bir insanı önce kibarca reddedersin ama kibarca hayır denilmesinden anlamıyorsa, o insana karşı kabalaşmak gerekir.

O uzak dur dedikçe ben daha fazla yaklaşmaya çalıştım.

Kaygılı bağlanan insanların trajedisi de bu. Uzaklaşma gördüklerinde, otomatik olarak yapışıp, sarılıp bırakmama davranışlarına başlıyorlar. Aslında uzaklaşanın uzaklaşmasına izin verseler olabilecek şansı ise, bu şekilde çöpe atıyorlar.

Senin temel problemin, en ufak uzaklaşma sinyallerini, hatta uzaklaşma sinyali bile olmayan sinyalleri aldığında, otomatikman daha da yakınlaşmaya çalışman. Önce ufak ufak başlayan bu davranışların, kızın bu davranışlar ile ufak ufak daha fazla soğumasına ve senin de daha fazla yapışmana neden olur. Bu yapışmayı davranış seviyesinde kesmezsen, bu soğuma – yapışma döngüsü çığ gibi büyür ve “ben seni hak etmiyorum” ile başlar, engellenmene kadar gider.

O kadar üzgün hissediyordum ki, hafta sonları şehir dışında kırlara gidiyor ve oralarda hüngür hüngür ağlıyordum.

Aşkından kırlara düştüm, vicdansız Sabuha. İster kırlarda ister çöllerde ağla, ister yatağına kıvrıl ağla. Ama bu kıza yakınlaşmaya çalışmayı bırakmadığın sürece düşmen durmayacak. Bana danışanlara hep dediğim bir şey var. Gidin helada hüngür hüngür ağlayın ama kızdan uzak durmayı bilin, yine de güçlenirsiniz. Uzak duracak duygusal gücü ve davranış kontrolünü bul, hergün rıhtımda pardösü ile denize karşı ağla önemli değil.

Artık ruh gibiyim. Kimseyle konuşasım gelmiyor, dalıp gidiyorum.

Böyle hissetmene rağmen insanlarla sosyalleşmeye çalışsan, dalıp gitmeye karşı durmaya çalışsan, iyileşmeye de başlarsın.

Bu kızın beni her reddetmesine tecrübe olarak baktım …

Hayır! Bu bahaneyi çok duyuyorum. Zayıflığın tecrübesini tekrarlamak sizi daha güçlü değil daha zayıf yapar. Tecrübe etmen gereken şey, güçlü durup seni istemeyenin peşinden koşmaya karşı durmandı. İnsan kendiliğinden, karşı koyamadan yaptığı şeyi (kıza açılıp durmak) yapa yapa güçlenmez. Dürtüsel olarak yapmak için yanıp tutuştuğu şeyin baskısına karşı durarak güçlenir.

… ve onu duymazdan geldim.

Biraz centilmen olun arkadaşlar. Karşınızda bir insan var, kendi istekleri ve ihtiyaçları var. Size hayır diyorsa, sizden bir şey istiyorsa, bunu görmezden gelmeyin. Kızın tercihlerine zerre saygın yok, kıza resmen “sikerim senin istememeni, ben istiyorum, ben üzülüyorum, tek önemli olan bu” diyorsun. Efendi adamlara bundan tırnak içinde “iyi” çocuk diyorlar. Bunda iyi tek bir şey yok. Tamamen bencil, narsist bir davranış bu.

Simp nedir, kime denir yazısındaki şu bölüm çok önemli:

“Klasik olacak ama olay sadece sevgi olsa, karşınızdaki insanın sizi bırakma, sizi kabul etmeme kararını kabul edip o kişiden uzak durursunuz. Ama o kişiye yaptığınız aşırı yatırım, karşılığında hissettiğiniz aşırı uyarılma ve dopamin yani bağımlılık sizi bunu yapmaktan alıkoyuyor.

Yani kısacası simp aslında kendi bağımlılığına, sabitlenmiş takıntısına odaklanmış bir insan. Arzu öznesi olan kişiye duyduğu ilgi sevgi değil bağımlılık. Karşılık görmeden yaptığı yatırım, sürekli düşünme, hayal, vs. ile yarattığı aşırı uyaran – dopamin ortamı içinde düştüğü bir bağımlılık.

Simp karşılıksız ilgisini, karşılıksız fedakarlıklarını, kendi duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için yapar. Simp kendi duygusal ihtiyaçlarını doyurmak için sürekli fedakarlık yapar, almadan verir. “Benimkisi trajik bir aşk”, “seni benim kadar seven olmaz”, “senin için her şeyi yaptım/yaparım” romantikliği içinde kendisini iyi hisseder. Ama bu sevgi değil, açlıktır.”

Burada hemen sonra senin durumunun çözümünü de yazılı:

“Simp olmaktan kurtulmanın yolu, bu açlığınızı, bağımlılığınızı doyurmayı bırakmaktır. Bunu yaptığınızda ortaya çıkacak olan yoksunluk sendromunun acısını yaşayıp, yoksunluk sendromununu bağımlılık yapıcıya hiç bulaşmadan atlatmaktır.”

Hep kendine bir haklılık çıkartıp kızdırıp işte sen böylesin demeye getiriyordu, sonra bi kaç kez sabredemeyip çok kötü ağız dalaşı yaşadık.

Kızın tek hatası, seninle buluşup durması. Canını sıkacağım ama bunu senin ilgini sömürmek için değil de, başta hoşlandığı için öpüştüğü erkek geri geri gelir, dönüştüğü saçma sapan simplikten kurtulur ve yeniden erkek olur diye çaresiz bir beklentiyle de seninle buluşmuş olabilir.

Ego yaptım, hırslandım ve daha da peşinden koştum.

Azıcık egon olsaydı “beni istemeyeni ben niye isteyeyim” derdin.

Bu şekilde 10 ay kadar süründüm.

Çok beah!

Bana “başka insanlarda tanıyacaksın”, “bu durumu unutacaksın” dedikçe kahroldum.

Doğru söylemiş ama seni tamamen ghostlasa daha iyi ederdi. Ama ghostlamadı diyelim, sen kendi esenliğini başkasının eline bırakamazsın. Senin bu kızdan tamamen uzak durman lazımdı.

Sonra beni her yerden engelledi.

Çok geç kalmış.

Normal mesaj açıktı, oradan “seni bir daha rahatsız etmeyeceğim ama seni hiç unutmayacağım” yazdım.

Şimdi arkadaşlar, biri suratınıza kapıyı çarpıp da kapıyı kilitlediğinde, “aaa bak bacayı açık unutmuş” diye oradan girmeye kalkmayın. İkincisi, yazdığın şey romantik değil, korkutucu. Kendine ve, veya kadına zarar veren adamlar, bu yazdığın kafadan çıkarlar. Böyle devam edersen polislik olursun.

Normalde birisine teklif edip ret yedim mi arkama bile bakmazdım, bu iş yerinde olduğu için mi bilmiyorum hep peşinden koştum hemde bütün gururumu yerler altına sererek. 

Bir kere teklif etme çocukluğunu acilen bırakman lazım. İkincisi, normalde zaten hemen herkes arkasına bakmaz, asıl maharet, duygusal olarak yoğun olduğun kadınla iletişimde, onurunu ve gururunu koruyarak devam edebilmek. Yoksa, o kadar hoşlanmadığına herkes alfa. Kendini geri çekebilmeyi, duygusal yatırımı kararında yapabilmeyi, istenmediğinde arkanı dönebilmeyi, asıl hoşlandığın kadına yapabilmen lazım.

Çok ilgi gösteriyordum, hep yanımda telefonumda olsun iletişim kopmasın istiyordum. Sonra sıkılmaya başladı ve ilgiye boğdum.

Olmaması için çok emek harcamışsın. Acı olan şey, kızın aslında senden hoşlanıyorken, zayıflıkların yüzünden hoşlanmamaya başlaması. Ama sanırım ne hata yaptığını biliyorsun.

Artık aynı iş yerinde değiliz. Uzak durmak istiyorum. Sosyal medyada takipte olduğumu anladığı an engelliyor.

Bakın arkadaşlar, stalklamayı bırakmadığınız sürece, sizden asla ama asla olmaz, olamaz. “Stalklayıp duruyorum abi, onu bırakamam sen bana başka tavsiyeler ver” diyen adamlara rastlıyorum. “Stalklayıp durduğun sürece sana hiçbir şey yardım edemez” diyorum.

Ulaşma, asla bilgi alma ve zorla da olsa kendi hayatına odaklan. Bunları istersen ağlaya ağlaya yap, ister meyhanelerde sürün. Bunları yaptığın sürece muhtemelen hızlıca iyileşirsin.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Çevremde çok kadın var diye göstermeye çalışmak

Kadınlarla tanışma konusunda tavsiye veren kanallarda 30 yılı aşkın süredir kavramlaştırılan bir olay var, “önseçilim” yani preselection. Sosyal kanıtın bir çeşidi olan preselection basitçe, bir erkeğin çevresinde onu seven ve sayan insanların, özellikle kadınların olduğunun, karşı cins tarafından görülmesi demek.

Birçok kadınlarla tanışma / başarı konulu kanal, kısa süreli ilişkiye odaklandığı için, önseçilimin dengede yapılması gerektiğinden bahsetmiyor. Bu nedenle de uzun yıllardır, önseçilimin bokunu çıkardıkları için büyük sorunlar yaşayan erkeklerle karşılaşıyorum.

Kadınlar için ideal erkek tipi, başka kadınların arzuladığı ama başka kadınlara değil sadece kendisine bakan erkek tipidir. Rollo Tomassi’nin deyişi ile “aldatmak istese aldatma potansiyeli olan ama aldatmayan” erkek tipi. Özellikle barda sarhoş ve zaten kısa vuruşmaya gelmiş ya da toksik ya da özdeğeri çok düşük kadınlarla kısa süren ilişkilerden fazlasını istiyorsanız, önseçilimi, güven (comfort) ile dengelemeniz lazım.

Peki bunu nasıl dengelersiniz? Nasıl dengeleyemezsiniz kısmını konuşursak bu soruya da kolayca cevap verebiliriz zira şimdi anlatacağım birkaç hatayı yapmazsanız ve sosyal bir insansanız genellikle dengelersiniz. Aslına bakarsanız şimdi bahsedeceğim hata, bir erkeğin kısa süreli ilişki ihtimallerini bile negatif etkileyen bir hata.

Birçok erkek, sürekli olarak ilişki materyali olmayan, güvenilmez kadınlarla birlikte olduklarını söyleyerek beni arıyorlar. Bu adamların kadınlara ulaşımı var ama uzun süreli ilişkiye giremiyorlar, uzun süreli ilişki yürütemeyecekleri kadınlarla beraber olup kısa sürede ayrılıyorlar.

Bu erkeklerin kafaları pek çalışmayan kesimi (ya zeka eksikliğinden ya da öz eleştiri yapma becerisini yok eden bir narsizmden dolayı), “karı milleti bozdu hacı, düzgün kadın çok az” diyerekten işi “çözüyorlar”. Gerçi bu engin “bilgeliğin” çözümü yok yani karı milleti bozdu ise ve düzgün kadın çok az ise, o kadınlar da kendisi gibi dejenere bir adama bakmayacağından, bu bilgeliğin paralel evreninde, düzgün bir ilişki şansı sıfır.

Bu erkeklerin çoğunluğu ise, burada kendilerinin yaptığı birkaç hata olduğunu seziyorlar. Benim en sık gördüğüm iki hatadan biri, pozitif cinsel gerilimin bokunu çıkarmak ve ikincisi sosyal medyada “benim çevremde çok kız var” diye reklam yapmaya çalışmak. Bu partilerde kendini kızlarla çevrelediği fotoğraflar paylaşmak şeklinde olabiliyor, aslında 3-4 tane koysa faydalı olacak latin dansı videolarından düzinelerce koymak şeklinde olabiliyor ya da en kepazesi, arkadaşı olduğu vücut dillerinden akan kız arkadaşları ile fotoğraflar şeklinde olabiliyor.

Birçok genç erkek bunları alfa hareketler sanıyor ama öncelikle bunlar “fazla çabalamak” olarak algılanan hareketler yani olmayanı varmış gibi göstermeye çalışmak gibi algılanıyor. Ama bir yandan da bu tür aşırı önseçilim pozları, çoğu kadının bir erkeği elemesine neden oluyorlar.

Bunu yapmayın arkadaşlar. Alternatiflerinizin olduğu, kadınlarla az çok başarılı olduğunuz, sizin davranışlarınızdan akar, başka kadınları kadının gözüne sokmanızdan değil. Kadınların gözüne başka kadınları soktuğunuzda, çoğu kadın sizi kısa süreli bile olsa istemez. Özellikle de bunu online yapıyorsunuz.

Klasik önseçilim gerçek hayatta yapılır, yani kadın sizi gerçek hayatta sosyal ortam içerisinde görür. Klasik ön seçilim bu gerçek sosyal hayatta insanların ve özellikle kadınların size kaçamak bakışlar atması, sizinle konuşurken saygılı olması ve sizinle konuşmaya istekli olması şeklinde yansıtılır. Sosyal medyadan paylaştığınız “parti hayvanıyım”, “güllerle çevriliyim çok gül koklarım”, “her petekten bal alırım, uslanmam ben deli gönül” pozları bence karizmadan çok gülünç duruyorlar ama size gerçekten zarar veriyorlar.

Önseçilim insani bir temel dürtünün sonucu. Acıktınız, önünüzde tanımadığınız 3 restoran var. İkisi dolu, biri neredeyse boş. Boş olanda istediğiniz yemek olsa bile “iyi de bu saatte diğer restoranlar dolu iken bu neden boş?” sorusu belirir ve yüksek ihtimalle o restoranı tercih etmezsiniz. Önseçilim de böyle bir şey, “tercih ediliyorsa bir cevher var” ya da “tercih edilmiyorsa vardır bir nedeni” temelli bir mekanizma. Ama ön seçilimi, gerçek dünyada kadınların sizinle iletişime istekli olması, bakış atmaları şeklinde değil de, sosyal medyadan hava atmak şeklinde yapmaya çalışırsanız, “güvenilmez” imajını abartırsınız ve “tercih edilir – güvenilir” dengesini bozarsınız.

“Tercih edilen erkek – güvenilir erkek” dengesinin, güvenilir tarafını abartıp tercih edilen tarafını görmezden geldiğinizde, teyzelerin kızlarına almak için sözde yarıştıkları ama müzmin abazan yaşayan biri olursunuz ki bunun zararları erkek camiasında çok konuşulur. Ama bu dengeyi tersine bozmanın zararları da büyük ve nedense pek konuşulmuyor.

Hayatınızda hiç kadın olmadıysa ya da pek kadın olmadıysa, önseçilimi bir miktar abartmanız faydalı olabilir ama aynı şekilde çok kadın olduysa, sayıyı daha az göstermeniz de yararınıza. Direkt konuşmanız gerekmiyor, ben bana “sen çok kadınla olmuşsundur” gibi bir şey ima edildiğinde, “ben mühendisim, kaç kadınla beraber olmuş olabilirim” derdim. Böyle üstü kapalı bir kalıp bulun ve kullanın. Tecrübe normalde davranışlarınızdan akar ve bunu sözel ve davranışsal olarak azaltmak özellikle uzun süreli ilişkiler için size fayda sağlar.

Son olarak şunu söyleyeyim, kız arkadaş ya da eş olarak hiç ilişkisi olmamış kız arıyorsanız ve bir yandan da “her kadına çekici gelir” diye önseçilim ayağına ne kadar çapkın ve tercih edilir olduğunuzu gösterip duruyorsanız, istediğiniz kızın size bakma ihtimalini sıfırlıyorsunuz.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.

Hayata atılamama – Puer Aeternus – Yetişkin olmanın çok zor görünmesi

Bu konuda Dr.K’nın yaptığı detaylı yayını Patreon’a koydum: Puer aeternus – Ebedi oğlan çocuğu

Önemli noktalar

  • The Puer Aeternus (ebedi çocuk), büyüyemeyen, yetişkin olamayan genç erkek veya kadınları tanımlayan, modern Amerikan literatüründe Peter Pan sendromu denilen problemin ismi.
  • Beyin, kolay dopamin uyarımları tarafından tetikleniyor ve bu da kişinin zevki erteleme ve çok çalışma ihtimalini azaltıyor.
  • Bebek patlaması (baby boomer) neslinin çocuk yetiştirme şekli geri tepiyor: çocuklarımıza, hoşlarına gidecek işler söyledik ama bunu yapabilmek çok zor olabilir.

Çoğunuzun bildiği gibi Carl Jung, yirminci yüzyılın başlarında Sigmund Freud’un kanatları altında çalışan ama daha sonra çeşitli nedenlerle ondan koparak, Jungcu psikoloji adı verilen kendi psikoloji ekolünü yaratan bir psikologdu.

Jung, kişilik gelişimi ve arketip denilen, evrensel gibi görünen, mitolojik ve psikolojik yapılarla ilgileniyordu. İçe dönük – dışa dönük terimlerini Jung popüler hale getirdi. Gölge, Jung’un ortaya attığı ve daha önce duymuş olabileceğiniz terimlerden birisi.

Puer Aeternus ise, yetişkin olamayan kadın ya da erkek demek. Modern Amerikan literatüründe, Peter Pan sendromu dediğimiz şey, bu arketipin bir şekli. Puer Aeternus yani ebedi çocuk, yetişkin yaşamının gereklerini anlar ama bunlar onun için çok fazladır. Puer Aeternus sadece ebedi gençlik ile alakalı değil. Aynı zamanda kapana kısılma korkusu ile, her anlamlı yetişkin hayatında bulunan kuralların ve sorumlulukların korkusu ile alakalı.

Gelişim sürecine tüm insanlık katılır. Örneğin, anaokuluna başladığınızda, anaokulu sınıfına gitmek için servis otobüsüne binmeye başlarsınız. O yaşlarda anne ve babanıza çok bağlı olsanız bile, o sınıfa gitmenin bir yolunu bulmanız gerekir. Belki sınıfa gitmemek için ağlar ve annenize yapışırsınız ama zamanla kendinizi ana sınıfında veya ilk okulda bulursunuz ve orada arkadaşlar edinir, evden okula giderken sorun çıkarmayı bırakırsınız.

Anne ve babadan koparak okula gitmek, büyük bir gelişimsel başarı, çocukluğun normali olan bağlantılardan koparak ilerlemek anlamına gelir. İnsan hayatı, bunun gibi birçok gelişimsel an içerir. Bunlardan biri de yetişkin olma çağrısıdır.

Yetişkin olma çağrısı

Hayatımızın ilk 20 yılında, hemen her şey az ya da çok bizim önümüze serilidir. Eğer şanslı isek bir ya da iki ebeveynimiz bu süreçte yanımızdadır ve arkamızda bize destek olan bir komünite vardır.

Hayatın bu ilk 20 senesinde, ne yapmamız gerektiği bize söylenir, bizim için organize edilir. Okula gitmemiz, iyi notlar almamız, evde akıllı uslu davranmamız söylenir. Arkadaşlar edinmemiz, hızlı araba kullanmak gibi riskli davranışlardan, uyuşturuculardan, yıkıcı ilişkilerden uzak durmamız söylenir. Yatağa belli saatlerde girmemiz, uyanmamız ve gün içinde bunları tekrarlamamız söylenir.

Artık çocuk işçiliği yasak olduğu için, çocukluk döneminde para kazanmamız gerekmez, bir barınak bulmamız, yiyecek bulmamız gerekmez. Bunlar bize sağlanır ve yetişkinlik uzak gelecekte olan, birgün bir şekilde ulaşacağımız bir fikir olarak orada durur.

Derinlerde ise, bir kaygı vardır. Tüm gelişme anları, öncesinde bir miktar kaygı barındırır. Büyümek, evden ayrılmak isteriz ama aynı zamanda çocukluğun sağladığı tüm konforu bırakmaktan da korkarız. Bu korku kısmen bilinç seviyesindedir ama çoğu bilinç altındadır.

Genç bir insanı yıkabilecek birçok dikkat dağıtıcı var.

Örneğin yıkıcı ilişkiler. Birçok genç insan, buna hazır olmadan, draması oldukça zaman alıcı ve dikkat dağıtıcı olan ilişkilere girer. Böyle bol dramalı, bir fırtına bir sessizlik ilişki içindeyken, okula ve diğer sorumluluklara nasıl dikkat verebilirsiniz ki?

Bir diğer yıkıcı şey de uyuşturucu maddeler ve alkol. Birçok genç insan, aslında motivasyon açısından gerekli olan kaygıdan kaçmak için bu yıkıcı maddelere başvuruyor. Bu kaçış sonra daha fazla kaygı yaratıyor ve daha fazla kaygı da daha fazla uyuşturucuya ve kaçışa neden oluyor.

Son 20 yılda, gençler için yıkıcı olan dikkat dağıtıcılar listesine sosyal medya ve bilgisayar oyunları da eklendi. Dünya her geçen gün, genç insanların dopamin salgılamalarını, o bağımlılık yapıcı heyecan hissini tetikleyecek daha fazla yöntem icat ediyor. Birçok genç gecenin 2’sinde arkadaşlarına mesaj atıyor, sosyal medya kullanıyor veya oyun oynuyor ve bunu birçok gece tekrarlıyor.

Bütün bunlar, kovid karantinaları ve her geçen gün daha kullanışlı olan cep telefonları ile daha beter hale geldiler.

Dersleriniz için çok çalışmak, bir yetenek geliştirmek, bir alanda ustalaşmak, müzik ya da spor gibi alanlarda yükseklere çıkmak, istikrarlı bir çizelge ile adanmayı gerektirir. Fakat beyin kolay dopamin kaynakları ile daha fazla uyarıldıkça, bir insanın bir işe adanmak için zevki erteleme ve çok çalışma ihtimali, bir işi başarmakla zevk deneyimleme ihtimali azalır.

Bunlara bir de dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, duygu durumu bozukluğu ya da sadece yönetici işlev problemlerini ekleyin, yetişkinliğe çağrı çok daha zor bir hal alır.

Puer aeternus, gün geçtikçe büyüyen bir problem gibi görünüyor.

Değişen iş yaşamı

Başka bir problem daha var. İş yaşamı, tartışmaya gerek olmayacak şekilde, daha karmaşık bir hal aldı. Hayat boyu kolayca elinizde tutabileceğiniz 9 – 5 işler her geçen gün daha da azalıyorlar, basit stajyerlik bile eskisi gibi değil. Üniversite diploması artık bir iş garantisi sağlamıyor. Yani insanları kendilerini madde, bilgisayar oyunu, ilişki dramaları ile uyuşturdukları ya da sadece büyümenin zorluklarından kaçtıkları için kim suçlayabilir ki?

Covid-19 eve kapamaları ile bazı aileler bağlarını güçlendirdiler ve bu ailelerin çocukları online eğitimin nimetlerinden faydalandılar, izolasyona rağmen insanlardan kopmamanın bir yolunu buldular. Ama kapamala bir yandan da henüz yeni yeni duymaya başladığımız, hayatlarında bir yön bulamayan, öfke ve şüphe ile dolu, düşük özgüvene sahip, tükenmiş hisseden ve sorumluluk almaktan kaçan birçok genç insan ortaya çıktı.

Başka bir açıdan bakarsanız, bebek patlaması (baby boomer) neslinin çocuk yetiştirme stili geri tepiyor. Çocuklarımıza, hoşlarına gidecek işler bulmalarını söyledik ama bunu yapmak gerçekten çok zor ve bu, ulaşılması imkansız bir hedefe benziyor. Bu nedenle de birçok insan boşa uğraşacağıma gider kendimi uyuştururum, bilgisayar oyunu oynarım, ilişki dramalarına ve başka kaçış davranışlarına dalarım diyor. Benden beklenen şeyler çok fazla diye düşünüyor.

Bu modern puer aeternus ve gerçekten de çok acı verici bir şey.

Rekalibrasyon ihtiyacı

Artık rekalibrasyon, yeniden ayarlanma zamanı geldi. Hayatta olmak harika bir şey. Genç olmak harika bir şey. Ve büyümenin zorluğunun etrafından dolanmaya çalışmak yerine, her zor şeyde olduğu gibi içinden geçmeliyiz.

Muhtemelen genç insanlara çok fazla söz verdik. Bu konuda yeniden ayarlama yapma zamanı geldi.

Puer aeternus sınırlanmak, kendini tutmak, kurallarla bağlı olmak istememek demek. Özgür olmak istemek demek. Ama puer aeternus, insanı gerçekten özgür kılacak bir şeyler inşaa etmeden, bunun için gerekli irade ve adanmışlık olmadan özgür olmak istiyor.

Ebedi çocuk olarak kalmak, size mutluluk getirmiyor ve getirmeyecek. Büyümek diğer büyüme aşamaları gibi, birçok nedenden dolayı zor olabilir. Ama yetişkinlik, kendi özgürlüklerini de beraberinde getiriyor. Fakat büyümek, yetişkin biri olmak, kendiliğinden olacak bir şey değil.

İçinde puer aeternus bulunan her insan, aynaya bakmalı ve gördüğü insanı sevme tercihini yapmalı. O özel insanı, içinde büyüklük barındıran insanı sevme tercihini yapmalı. Çok iyi okullarda okumanız gerekmiyor. Dahi olmanız ya da çok varlıklı olmanız gerekmiyor. Sadece kendinizin iyi bir versiyonu olun. İçinizde bu yeri bulun ve ileriye doğru hareket edin. Bunu yapmakta çok büyük bir güç var.

Bkz. Jordan Peterson Türkçe – Peter Pan Sendromu, büyümek istemeyen erkekler

Bu tür konulara Daha İyi Bir Yaşam İçin Psikoloji ve Nöron Bilimi Temelli Pratik İpuçları Kitap Setinde ve bu kitaplardan derlenen Patreon daha iyi bir yaşam için yayın serisinde ayrıntılı değiniyoruz.

Kaynak: Failure to Launch: The Puer Aeternus

İlk buluşmadan çok fazla shit test atan kız – Vaka çalışması

Mahmut Abi merhaba. Kızla ilk kez buluştuk ve bana çok fazla test attı. Bir de çok hazırlıksız anda yakalıyor ve test atıyor. Ne diyeceğimi bilemiyorum bazen. Bunun için ne yapmak lazım?

Her shit teste cevap vereceksiniz, geçeceksiniz, geçmek için ter dökeceksiniz diye bir şey yok. Shit testten muhteşem prensesin gözüne girmeye çalışan sefil adam tadında “bir kısmından kaldım bir kısmından geçtim, prenses benim başımı okşar mı abi” diye bahsetmeyin. Yaptığınız kıza yaranmaya çalışmak, kızın onayını kazanmak için ter dökmek oluyor.

Bir kısmından kaldım ama geçtiklerim de var.

Bazılarınız kadının gözüne girip ona yaranmaktan başka bir şeye odaklanamıyor, erkek adamın da kızı değerlendirdiğini ve eksi not verebileceğini anlamıyor. Siz oraya premses beni onaylarsa ben dünden razıyım ucuzluğu ile giderseniz, sizi alan az olur.

Eski erkek arkadaş muhabbetini açtı. Bu konuyu konuşmayalım ilk buluşmada hoşuma gitmiyor bu mevzuyu konuşmak dedim. Kız da konuyu değiştirdi.

İlk buluşmada bu konuya giren kızı gözünüzde küçültün. Yukarı çıkmak için çaba harcasın.

Sonra bir ara bana eski sevgilin bu şehirden miydi İstanbul’dan mıydı diye sordu biraz düşünmem lazım deyip gülümsedim. Ha aynı anda sevgili oluyorsun yani kızlarla dedi. Yok o kadar da değil dedim. Israr etti baya. En son İstanbul’dan birisiydi dedim ben de. Burda kaldık herhalde testten ama dediğim gibi ne söyleyeceğimi bilemiyorum o an ve kız çok ısrarcı aq.

Çok garip de bir test atma şekli var. Sevgilin var mı şu anda dedi. Olsa niye senle buluşayım ki dedim. Ay olarak benden büyük çıktı benim sözüm geçer o zaman dedi yok öyle bir şey dedim. Ben arkadaşlarımla da böyle kahve içmeye çıkıyorum buluşmaya yani sen ne düşünüyorsun ikimiz için dedi. Ben de arkadaşça mı çıktık diyorsun yani benim yeterince arkadaşım var hiç almayayım dedim. Keyifli vakit geçirmek ve birbirimizi tanımak için burdayız diye ekledim. Kız da ben de öyle düşünüyorum sen ne dersen okey tarzı bir şey dedi. İstanbul’da da buluşuruz istersen dedi. Arkadaşlık diye sayıklamayacaksan olabilir deyip güldüm. Şakalar filan da yaptım yani ters değildim. Söylediklerime vs güldü.

Bu olayları bu şekilde kadına yaranmak, soytarılık olarak kurmayın. İyi vakit geçirme üzerine kurun ki, sen pek iyi vakit geçirmiyorsun.

Sohbette de ilgiliydi. Ama bazı testleri fazla ciddiye almışım herhalde. En son kalkalım işin varsa dedi. Birazdan kalkarız dedim. Kahvesini bitirince kalktık. Çıkınca da niye hemen kalktık ki ben nezaketen sormuştum dedi. Öyle söyleyince senin işin var zannettim ben de dedim. Kız bir tık karın ağrısı olabilir mi abi?

Bir tık mı?

Çok fazla test atıyor çünkü.

İyi vakit geçirmenize engel oluyor, sana iyi vakit geçirtirmiyor. Ben olsam bu kızı bir daha aramam ya da listede en sona atarım.

Buraya yazmadıklarım da var daha. Ne yapmak lazım böyle bir kıza?

Bitse de gitsek modunda buluşmayı kısa tutup tüymek lazım.

Daha ilk buluşmada bu kadar test atması pek hayra alamet değil gibi.

Senin buna rağmen tamamen kendini kıza ispatlamaya odaklanman hayra alamet değil. Bir buluşmada kız ne kadar güzel olursa olsun anlaşması zor, sürekli olarak iletişimi sabote eden biri ise, ondan soğuyabiliyorsan erkek adamsın, yetişkin bir erkeksin. Bunlara rağmen soğuma hissi gelmiyorsa, henüz olmamışsın demek.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.

Bu vaka çalışmasını Patreon’da ücretsiz üye olarak dinleyebilirsiniz.

Esprinin, eğlenen ustalığın bokunu çıkarmak

Bu sitede ve kadın erkek ilişkileri ile ilgili tavsiye veren birçok sitede, bir kadınla aranızda pozitif cinsel gerilim yaratmanın önemi fazlaca vurgulanıyor. Bir kadınla etkileşimin duygusal ve cinsel bir etkileşime dönüşmesi için, pozitif cinsel gerilime ihtiyacınız var.

Pozitif cinsel gerilim yaratmanın yolu da, bu konudaki yazıda bahsettiğimiz gibi, doğru espri anlayışı ya da bu sitede birkaç kere çeviri olarak vurgulandığı üzere eğlenen ustalık.

Doğru espri anlayışı, hedefinizdeki kadına şaka yollu sataşmak demek. Bu hem ince espri için gerekli zekaya sahip olduğunuzu hem de çoğu efendi erkeğin kaybettiği yer olan onay arayışına sahip olmadığınızı, kıza hafif sataşacak cesaretiniz olduğunu gösterir.

Bazı erkekler maalesef kadınların zekaya önem vermediğini sanıyorlar. Zekanın ilişkiler bağlamında çekici olarak dışa vurumu, ince zeka. Kadın erkek ilişkilerinde zekanın kadına çekici gelen versiyonu, sizin diferansiyel denklemler çözmeniz ya da satranç şampiyonu olmanız değil, sosyal bağlamda ince espri, laf söyleme, lafı yerine koyma kabiliyetidir. O nedenle kızlar zekaya önem vermiyor inancı büyük bir yanılgı. Bazı erkekler maalesef gerçekten zeki olsalar bile, sosyal fobi, içe kapanıklık ya da spektrumda olma gibi bazı nedenlerle hoşlandıkları kadınlarla ya da düz sosyal ortamda çok tutuklar ve zekalarını gösteremedikleri gibi, tam tersine düşük zekalı sinyali gönderiyorlar. Bu nedenle de “yahu ben atom mühendisiyim ama şu düz adam benden daha fazla ilgi görüyor” moduna giriyorlar. O adamdan daha zeki olabilir ama sosyal tutukluk, kadınlar karşısında reddedilme korkusu ile dona kalma gibi nedenlerle, o adam, zeki çocuğumuzdan daha zeki görünüyor.

Konuyu dağıtmadan konumuza geri dönelim. Benim burada, YouTube kanalında ve Patreon’da yorumlamam için gönderilen mesajlaşma ya da sözlü diyalog metinlerinde en çok gördüğüm hata, espri anlayışının ya da eğlenen ustalığın bokunun çıkarılması.

Kadın efendi erkek olduğumu görmez, beni onaylamaz korkusu ile sıfıra yakın espri ve sataşma ile, etkileşimi mülakata çeviren ve sıkıcı olan bir adam ne kadar kaybederse, işi tamamen espriye ve eğlenen ustalığa vuran adam da o kadar kaybeder.

Bunun matematik bir formülü yok ama bir kadınla iletişiminizde, doğru espri anlayışını, sataşmayı yani eğlenen ustalığı, %30-%40 seviyesinde tutun. Eğer bu seviyeyi geçerseniz, karizma ve çekici değil, sulu ve cıvık olursunuz. Kadın sizden birkaç nedenle, tüm bu nedenler ayrı ayrı çok kötü iken hep bir arada çalıştığından, hızlıca soğur:

Birincisi, dediğim gibi karizma değil, cıvık görünürsünüz. Yetişkin bir erkek gibi değil, oğlan çocuğu gibi görünürsünüz.

İkincisi, kadını ciddiye almıyor gibi görünürsünüz. Kısa süreli ilişki arayan kadınların bile çoğu sizden diğer iki nedenle soğur ama o piyasada belki belki iş yaparsınız. Ciddi ilişki konusunda ise bu hata her zaman ayağınıza sıkar.

Üçüncüsü ve bence en önemlisi, yarı yarıya ya da daha fazla espri, eğlenen ustalık, sizin kadını eğlendirerek onun onayı peşinde koşmanız, kadınla olmak için aşırı kasmanız demek. Bu da sizin değersiz ve ancak soytarılık ile bir şeyler başarmaya çalışan biri olduğunuzu gösterir.

Dördüncüsü, espri yapacağım diye kasarken, kızın konuşma yemlerini kaçırıyorlar ve oldukça sığ, bir bağ yaratmayan, akılda kalmayan ya da çok kötü bir şekilde kalan buluşmalara imza atıyorlar.

Beşincisi, espri risktir ve ne kadar çok espri yaparsanız, yanlış bir şey söyleme ihtimalini o kadar arttırırsınız. Efendi erkek, iyi çocuk, bu riski göze alamadığından espri yapamaz, aptal olduğundan değil. Ama eğer espriyi abartırsanız, gereksiz risk alırsınız.

Maalesef ben birçok etkileşimde bırakın %50-%60 gibi ciddi itici olabilecek bir oranı, neredeyse %100 espri kasmayı görüyorum. Kız bir şey söylüyor, adam “eki eki” diye espri. Kız başka şey söylüyor yine espri. Kız 10 mesaj atsın, 10 mesaj espri kasıyor. Sonra da en çok karşılaşılan ve sorulan soru: “bu kız bana niye görüldü attı, engel attı?”

Arkadaşlar bakın olayı anlamak kolay. Efendi adamın espriden korkan (kıza espri yaparsam, şaka yollu sataşırsam beni onaylamaz, bana kızar, beni kaka çocuk sanar) diyaloğu, sıkıcıdır, içinde tuz ve baharat olmayan çorba gibidir. Doğru espri anlayışı, tuz ve baharattır. Çorbanın özü hala kızla birbirinizi tanımak ve bir bağ kurmak ama tuz ve baharat şart, bunu çorbaya atın diyoruz. Ama nedense bazı arkadaşlar, tuzluğun ve biberliğin kapağını çıkarıp, tüm tuzu ve biberi çorbaya döküyorlar!

Tekrar ediyorum, bunun matematik bir formülü yok ama bir kadınla iletişiminizde, doğru espri anlayışını, sataşmayı yani eğlenen ustalığı, %30-%40 seviyesinde tutun. Eğer bu seviyeyi geçerseniz, karizma ve çekici değil, sulu ve cıvık olursunuz. Fazla kasıyor görünürsünüz, kadın kendisini hiç ciddiye almadığınızı (çok ciddiye almak da iticidir, çok az ciddiye almak da),  büyümemiş bir çocuk olduğunuzu düşünür. Bir duygusal – cinsel bağ kuramazsınız ve buluşmada yanlış bir şey söyleyip zıçma şansınız artar.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.