Vaka Çalışması – Kırmızı Hap taktikleri, mavi hap kafası

Kırmızı hapa gelen erkeklerin büyük çoğunluğunun motivasyonu, kafa olarak tamamen mavi haplı kalıp, kırmızı hap taktikleri kullanarak başarı kazanmaya çalışmak. Bu duruma şöyle güzel bir örnek geldi, benim cevaplarımla beraber bir yazıya çıkarıyorum.

Kimliksiz00:

Merhaba Mahmut abi, kısa anlatmaya çalışacağım yaşadığım bir durumu. Buraya da siteyi takip eden arkadaşlarım da görüp, eğer hata yaptıysam yapmamaları için yazıyorum.

Sosyal bir ortamdan tanışıklığım olan bir kızla instagram hikayesine yanıt vermemle başladı her şey ve o yanıttan itibaren aralıksız 10 gün konuşup kızla buluştum. İlk buluşmada bana bir iyilik yapmasını sağladım. Üzüm getirdi memleketinden benim için. İlk buluşmamızda sadece sarıldım o da gün sonunda oldu. Kısa geçeceğim; daha sonra 2. buluşmamız gerçekleşti. Elini tuttum ve gece sonu durağa bırakırken de yanaklarından öptüm.

Beni diğer buluşmamızda yemeğe çıkardı. Bir yerden çekilişle yemek çıkmış. Beni oraya götürdü. Oradan da benim eve geçtik film izleriz diyerek. Film izledik ve ben çok fazla yaklaşmadım en fazla yanağından öpüp sarıldım. Kızı yurduna gönderdikten sonra ikimizin yemekte çekilmiş olan fotoğrafını yaklaşık konuşmaya başlamamızın 16. gününde instagram hikayemde paylaştım ismini etiketleyip kalp koyarak. kızdan güzel bir tepki aldım.

Sonra tabi arkadaşlarım bizi sevgili sandı fakat ben de bir hareketlilik yoktu. Kıza sevgili oldğumuza dair bir şey söylemedim. tamamen doğal gerçekleşsin diye. Daha sonra bana gece o fotoğrafın manasını sordu biz neyiz diye sorar gibi ben anlamamış gibi yaptım hemen olmasın diye. Daha sonra beni en yakın arkadaşlarıyla tanıştırdı, güzel bir akşamdı.

arkadaşları beni sevmiş bizi yakıştırmışlar. buraya kadar şunu ifade edeyim yaklaşık 5 buluşmanın 3 ünün ya da 4 ünün hesabını kız ödedi olmaz dedim ama yine de ödedi. sonra bir gün akşam yine bana geldi ders çalışırız diye. ama çalışmadık pek. yakınlaşmak istedim önce ufak ufak yanaktan sonra dudağa yeltendim kafasını çevirdi istemedi ben de esprili bir şekilde kaçıyorsun dedim o da gülerek evet kaçarım ben dedi. birkaç denememde de başarısız oldum umursamadım. sonra birden konu biz neyiz e geldi arkadaşları sabret doğru zamanı bekliyor gibsinden şeyler söylemişler ben de beni yanlış anlamasın diye sevgiliyiz biz dedim. o fotoğrafı da o yüzden paylaştım dedim.

gözlerinin içinin güldüğünü görebiliyordum bana defalarca sıkı sarıldı gerçekten sıkı. o akşam durağa bıraktığımda kendisi dudağımdan öpüp bu sefer kaçmadım dedi ve gitti. bu buluşmadan tam 1 gün sonra bir tesiste ders çalışmak için buluştuk sabahlayacaktık sabahladık gece 2 den sonra dersi bıraktık, çok da birbirimizle ilgilenmedik uyku sersemi. sabah 6 da duraktan ayrılırken yanaklardan sonra yine dudağına yöneldim hayır deyip yüzünü çevirdi.

umursamadım yine ama sebebini merak ediyordum. yaklaşık 5 gün görüşmedik bu 5 gün içerisinde bir olay oldu arkadaşlarıyla buluştu ben de rahat takılsın diye yazmadım o gece. beni gece 1 de aramış açmadım gece yarısı diye sabah sordum niye aradın diye. sen beni neden merak etmedin aramadın sormadın diye aramızda ufak bir tartışma çıktı ben o topa girmedim güzel bir cevapla geçiştirdim konuyu kapattık. 1 2 gün normaldik arıyordu vs hitapları güzeldi. bana göre ne olduysa bu olaydan sonra oldu. bir şeyler olduğunu farkettim ufaktan burada da yazılmıştı. erkek farkediyor tuhaflığı ama kendine itiraf edemiyor diye. ben kendime itiraf ettim sonra ayrılmamızdan 2 gün önce bilerek ne tepki verecek diye seni özledim gece 12 de arayacağım yazıp yolladım.

görmesine rağmen bir şey yazmamıştı artık sorma gereği duydum. uyuyordum gördüm geri koydum telefonu senin aramanı bekliyordum diye cevap verdi ben de açık bir şekilde bir şey varsa söyle ayrılmak ya da başka bir şey diye sordum. yok dedi bu basit olaydan ayrılığa neden getirdin olayı. peki deyip kapattım biraz üsteledikten sonra. ama adım gibi emindim bir şey olduğuna hissediliyor beyler. 2 gün sonra yılbaşıydı. birlikte benim evde bir şeyler yapmak için sözleştik. gayet keyifli kabul etti. hatta yollarıma mumla mı döşeyecen diye sormuştu benim kafamda da mum ışıklı ledli bir ortam yapmaktı. yollara mum döşemek değil. bir de romantik bir dans ederiz diye düşünüyordum. geldi o gece 2 3 defa denememe rağmen sert bir şekilde hayır cevabını aldım dudağından küçük bir öpücük almak istediğimde. sinirlendim ama belli etmedim zaten benden uzakta durmaya çalışıyor gibiydi.

o alfa oturuşu denilen şekilde oturrum hep arkaya yaslanır ve gepgeniş şekilde yine kız gelmiyordu dibime sokulmuyordu. geceyi bende geçirdi birlikte yan yana uyuduk ama inanın hiçbirşey olmadı. sabahta erken gider diye düşünüyordum yurtta kahvaltı kaçta bitiyor diye sordum ben bunun için mi kaldım burada dedi erkenden gitmek için kahvaltı etmeden yok dedim öyle değil konu kapandı kahvaltı ettik yolladım vedalaşırken yanaklarından öptürdükten sonra dudağa yeltendim yine pes etmiyordum yine kafasını çevirip gerçekten kötü bir tonda hayır dedi ve çıktı kapıyı sert bir şekilde kapattım. konuşacaktım ayrılmayı kafaya koymuştum çünkü bu acayip saçma durumda kalmak istemiyordum. peşimde koşan bir kız varken şimdi benden uzaklaşmış bir kız vardı. tek merak ettiğim dudaktan öpmeme izin verip bir gün sonra izin vermeyen daha sonraki denemelerimde de öptürmemesi. yazdım sen benimle mutlu değilsin bu ilişki yürümüyor diye. o da yazdı başlarda insanlar birbirinden hoşlanır ya da beğenir o şekilde konuşmaya başlar ya da sevgili olur ama daha sonra mantığım devreye giriyor ben bu insanlar yapabilir miyim anlaşabilir miyim diye geleceği düşünüyorum diye. biraz mantıklı cevap arama çabamdan sonra neden yılbaşında bende kaldın keşke gelmeseydin vs dedim bu şekilde hislerde olup neden geldin. dediği şey belki düzelir diye düşündüm. sonra da kurduğu cümle şu sana daha önce söyleyecektim sınavlarımızı etkilemesinden korktum. birbiriyle tezat iki cümle.

kafam allak bullak olmuştu çünkü daha önce böyle bir duruma düşmedim. sadece benden br anda uzaklaşıp ayrılmasını anlayamıyorum. sonra söylediği şeylerden birkaç bir şey daha söyleyeyim yazı sonlansın.. aslında sevgili olmayı hemen istemiyormuş ben fotoğraf paylaşıp kalp koyduğum için biz neyiz neden sevgili değiliz diye sormuş ama ona kalsa biraz daha sağlam temelli ağır adımlarla ilerleyen bir ilişki olmasıymış. ve bana verdiği bir öğüt şu ki; hızlı davranma yavaş adımlarla ilerle bundan sonra. böyle bir ders çıkarmış benden. hedeflerimizin farklı olduğu düşünce yapılarımızın farklı olduğu. ben çok aktif ve hareketli bir hayat istiyordum en basitinden dünya turu. elimden geldiğince ayrıntı verdim daha mantıklı bir yorum yapabilelim diye Mahmut abi. ben neden terkedildim bundan ders çıkarmak istiyorum değerli cevaplarınızı bekliyorum Mahmut abi ve arkadaşlar….

Mahmut Abi:

Şahane bir hikaye çünkü kırmızı hapı taktik seviyede, yani en kolay ama az etkili seviyede kasıp, zihin yapısı olarak masmavi haplı erkek olmaya süper bir örnek. Ecnebilerin “penny wise pound foolish” dediği olay gibi. “Bozukluk harcarken akıllı, büyük para harcarken aptal” gibi bir anlamı var.

“Neden böyle oldu?” diye soruyorsun. Daha başlamadan yaptığın aralıksız 10 gün konuşup kızla buluştum kısmının nasıl bir beta oğlan zihniyeti olduğunu bilmiyorsun bile. Sert çıkıyorum zira anladığım kadarıyla kırmızı hap görmüşsün. Bir süredir takip ediyorsun. Ama özünden uzak durmuşsun. Aralıksız 10 saat konuşarak senin arzulanacak çekici bir erkek olmadığın daha buluşma olmadan anlaşılmış zaten. Sonrasında instaya fotosunu koyup like alınca şirin şirin sevinmeler, vs … Emin adımlarla arzuyu öldürmüşsün.

Bin kere söyledim, beta öder para veya hesapla alakalı değil! Hesap ödetince ya da kıza bir şey aldırınca seviniyorsunuz. Ama kendine ait hayatı ve alternatifleri olan bir erkeğin istese de yapamayacağı bir şeyi yapıp 10 gün aralıksız kızla konuşunca beta öderin kralı olduğunuzun farkına bile varmıyorsunuz! “Penny wise pound foolish”.

Bir ERKEK ADAM, henüz buluşmadığı bir kıza böyle yatırım YAPAMAZ. İstese de yapamaz.  Bu olay tek başına (kıza) senin erkek adamın tersi bir şey olduğunu bağırıyor.  Erkek adam olmamanı ilgi, konuşma, zaman ve duygusal yatırımla ödemeye çalıştığını bağırıyor. Bu seni turşusu kurulmalık beta öder yapar. Çoğunuzun sorunu bu. Kırmızı hapın en yüzeysel taktiklerini ezberleyip kafanızı masmavi bırakmak ve böylece mavi hap fantezilerini gerçekleştirmeye çalışmak.

Opsiyonları, kendine ait bir hayatı, bir hedefi vs … olan ve onun için çalışan bir adamın daha buluşmadığı bir kızla 10 gün aralıksız konuşması mümkün değil.

Dediğim gibi sanırım kırmızı hapa aşinasın zira “penny wise” bir sürü taktik yapıp övünmüşsün. Ama maalesef burayı okuyan adamların 80%i gibi motivasyonun mavi hap masallarını gerçekleştirmek için taktik öğrenmek. Motivasyon bu olunca tabii temel her şeyi itina ile öğrenmemişsin. Yani “pound foolish”kalmışsın.

Gerisini tek tek analiz etmeye gerek var mı? 10 saat aralıksız konuşmanın çuvallamak olduğunu anlarsan arkasında yaptığın hataları sen de anlarsın. Ama doğru anlarsan. Zira senin zihniyetinde biri bunu “erkek adam imajı çizmek için konuşma sıklığını azaltmalıyım” anlar. Yani hiçbir şey anlamaz. Sonra gelip burada sanki doğru bir şey yapmış gibi “konuşmaları kısa ve uzun aralıklı tuttum” diye yazar.

Kimliksiz00:

Bana birinin gerçekten bağırıp çağırıp yaptığım hataları söylemesini bekliyorum çünkü kırmızı hap konusunda zihin yapısını hala oluşturamadığımın farkındayım. Bu kızdan önceki toplam 4 kızda böyle bir sorun yaşamamıştım. Sanırım onlara karşı pek ilgili olmadığım için. Çekici gelmedikleri için yeterince. Burada bahsettiğim kız çekiciydi bana göre yazma sebebim de oydu. Ben aslında her şey tıkırında zannediyordum Mahmut abinin yazdıklarını okuyana dek. Kızın benimle vakit geçirmek istemesi beni diğer kız arkadaşlarımdan kıskanması vs. Sanırım anladığım kadarıyla ben kendimi ele vermişim kızda emin olamamış benden ve devam etmiş. Onun ilgilerine karşılık fazlaca ilgi vermişim birlikte fotoğrafımızı atarak mesela. Bu durumda kızın beni terkederken söylediği yavaş ilerle emin adımlarla git sözlerini ciddiye almamam gerekiyor bir bahane gözüyle bakmam gerekiyor. Bir beta oğlan gibi bahaneleri kabul edip ardına saklanıyorum itiraf edeyim. Hala daha mantık arıyorum kızlarda. Biz neyiz sorusuna sevgiliyiz dedikten sonra dudağından öptürüp daha sonra ki girişimlerimde öptürmemesi de sanırım benim beta oğlan olduğumu farketmesi ama emin olamaması. Oysa ben “bak sevgiliyiz dedim diye dudağından öpmeme izin verdi sevgili bile değilken öptürmemişti, kız ciddi bir ilişki istiyor o yüzden öptürmüyor daha zamanı var imalarında bulunuyor ve Hatta çok hızlı davrandığımı ve yavaş ilerlemem gerektiğini söylüyor ve beni bu yüzden terketti” diyerek kendimi avutuyorum öyle değil mi Mahmut abi ?

Mahmut Abi:

Öncelikle güzel bulmadığı kadına herkes alfa olur. Onda bir numara yok.

Bakın çok basit bir şeyden bahsediyorum ama masal dünyasından çıkmazsanız anlamanız çok zor sanırım.

Sanırım anladığım kadarıyla ben kendimi ele vermişim kızda emin olamamış benden ve devam etmiş.

Senin ve çoğu erkeğin temel sorunu bu. Güzel bir kız karşısında zayıf ve o kıza ihtiyaç duyan bir erkek olarak kalıp “kendinizi ele vermeme” peşindesiniz. Kırmızı hapı “zayıflığınızı / kendinizi ele vermemek” için taktik olarak kullanmak istiyorsunuz. “Ben ERKEK ADAM olmayayım ama öyle davranayım ki o benim ERKEK ADAM olmadığımı anlamasın.” Motivasyon bu! Sanırım anladığım kadarıyla ben kendimi ele vermişim tam olarak bunun itirafı.

Benim ne demek istediğimi anlayan birisi bu cümleyi aynen şu şekilde kurardı :

Sanırım anladığım kadarıyla ben ERKEK ADAM değilmişim, bunu ardına saklamak için öğrendiğim yüzeysel taktikleri uygulamışım ve kızın önceleri kafasını karıştırmayı başarmışım fakat kız sonunda benim ERKEK ADAM olmadığımı anlamış ve yoluna devam etmiş!

Onun ilgilerine karşılık fazlaca ilgi vermişim birlikte fotoğrafımızı atarak mesela.

Fotoğraf meselesi tabuttaki son çivi. ERKEK ADAMın özelliği, özgürlüğünü ve opsiyonlarını hemen bırakmamaya meyilli olmasıdır. Senin daha başında, tamamen pembiş pembiş bunu bırakman senin erkek adam olmadığını ispatlamış. Bak sana için gitse de kendini hemen bırakmamaya kas demiyorum, erkek adam ol diyorum. Erkek adam olursan zaten opsiyonlarını ve özgürlüğünü daha yeni tanıdığın bir kadına hemen teslim etmezsin. Bir erkek ilişki konusunda bir kızdan daha hızlı gidiyorsa, o erkek herhangi bir kızın beraber olmasına değecek bir erkek değildir. Bu dediğim her durumda doğru olmayabilir ama sinyal budur.

MAALESEF ACI KONUŞACAĞIM, sadece muhtaç ve opsiyonsuz bir erkek henüz yeni tanıdığı bir kadına kendini bu kadar kolay teslim eder. Instada bunu hemen paylaşman zaten opsiyonun yok demek. Olsa onların gözüne bu kızı sokamazdın.

Hala daha mantık arıyorum kızlarda.

Evet, paşa çocukların olmazsa olmazı suçu kızlara atma kısmına geldik.

Kızlar gayet önceden kestirilebilir bir mantığa göre hareket ediyorlar.Hank Moody’nin haplanmadan önce buna benzer şekilde sıçtığı olayı hatırlayın :

Her gün mesajlaşmaya başladık, tabi o zaman oyun falan da yok, mal gibi aklıma ne gelirse yazıyorum falan. 1 ay kadar sonra Mahmut abi ile denk geldiğimizde kızı sordu, “süper gidiyor her gün konuşuyoruz” dedim, “oğlum her gün mesajlaşmak iyi birşey değil kızı soğutursun kendinden” dedi. Hala unutmam içimden “siktir lan ordan sen ne biliyon sanki” dedim. Pişmanım!

Ben büyücü müyüm ki konuştuklarının içeriğini bilmesem de adamın orada, yani başında, sıçtığını biliyorum. Hayır! Kızlar belli bir mantığa göre davranıyorlar ve burada erkeğin yaptığı hatanın sonuçlarının ne olacağını biliyorum. Yani kızların bir mantığı var ve bunu takip etmek de çok zor değil.

Senin ve çoğunuzun derdi, o zaman Hank gibi, bu mantığı kabul etmek istememeniz (ve masallara ters olduğundan kirli ve ahlaksız bulmanız).

Kızların mantığı basit. Şunu anlamaya çalışıyorlar: Bu adam gerçekten ERKEK ADAM mı, yoksa ERKEK ADAM numarası yapan bir oğlan çocuğu mu?

Kadının ERKEK ADAM numarası yapan oğlan çocuğu ile birlikte olmak istememesi mi mantıksız? Değil. Gayet mantıklı ve ahlaksız da değil. Ama sorun şu ki senin “mantık yok” derken aslında demek istediğin şu : BEN o kadar taktik kastım, erkek adam değilim ama o kadar taktik yaptım, ilgi gösterdim, iyilik yaptım! Ben çok iyi bir çocuğum! Neden bunun değerini bilmedi?

Sen bana şunun CEVABINI ver:

ÇOK şişman, çirkin ve yaşlı bir kadın sana çok iyi davransa, çok ilgi gösterse, üstüne titrese, onunla birlikte olur musun? Ona arzu duyar mısın? Sonuçta çok ilgili ve çok seviyor. Çok iyi bir insan. Neden ilgi duymayasın?

Bu kadını istemiyorsun ve senin canını sıkacak şeyler yapsalar da güzel kızların peşinde koşuyorsun diye sen mantık yoksunu, süründürülmekten hoşlanan, kötü bir insan mısın?

Opsiyonsuz beta oğlan = şişman, çirkin yaşlı kadın. Tipi iyi olunca bitiyor sanıyorsunuz ama tip, bu karakterin kadına “çirkin” görünmesini engelleyemez.

Kızlarda fark şu ki sen bir kadının çirkin olduğunu hemen görebiliyorsun ama kadın erkeğin opsiyonsuz beta oğlan olduğunu hemen göremiyor zira bunlar göze görünür şeyler değil.

Senin yaptığın gibi zihin ve duygu dünyasında mavi haplı olup kırmızı hap kasmak, çok çirkin bir kadının dışarı çok güzel bir figür sergileyecek şekilde çarşaf giymesine benzer. Erkek başta “belki dışardan göründüğü gibi afettir” umudu ile devam eder ama bir yerde çarşaf düşer altında ne olduğu ortaya çıkar. Kızlar için olay buna çok benziyor.

Oysa ben “bak sevgiliyiz dedim diye dudağından öpmeme izin verdi sevgili bile değilken öptürmemişti, kız ciddi bir ilişki istiyor o yüzden öptürmüyor daha zamanı var imalarında bulunuyor ve Hatta çok hızlı davrandığımı ve yavaş ilerlemem gerektiğini söylüyor ve beni bu yüzden terketti” diyerek kendimi avutuyorum öyle değil mi Mahmut abi ?

Alakası yok. Kız seni erkek olarak itici buluyor. Sen kız için çekici değilsin. Ama bunu sana direkt söylemesi zor zira (1) seni niye incitsin, (2) neden kötü olsun ve (3) senin vereceğin tepkiyi neden göğüslesin (erkek daha güçlü ya direkt söylerse erkeğin şiddetine maruz kalırsa). Ayrıca kadınlardan ilişki tavsiyesi alınmaz. Hiçbir kadın direkt “arzu edilmez = çirkin” olduğunuzu size söylemez, söyleyemez. Siz kızları reddederken “hiç güzel değilsin diye mi” reddediyorsunuz yoksa daha politik doğrucu şeyler söyleyerek mi? Ben hiçbir kızın yüzüne onu güzel bulmadığımı söylemem mesela. Çoğunuz da aynı şeyi yapıyorsunuz.

Kimliksiz00

Peki Mahmut abi mavi haplı zihin yapısından kurtulup nasıl kurtuluşa ereceğiz? Ben vallahi sıkıldım bu duruma düşmekten ERKEK ADAM olmak istiyorum. Sadece kadınlar için değil hayatımın geri kalanının her anlanında ERKEK ADAM olarak yaşamayı kasdediyorum. Arkadaş çevremde, aile içinde, sokakta, iş yerinde, okulda. İtiraf edeyim ben kırmızı hapla Alfalık kavramıyla ilk berbat ve utanç verici reddimi yediğimde tanıştım. O zamandan bu yana belki de 8 sene geçti her terkedilişimde ya da red yediğimde kırmızı hap a koştum zihin yapısını değiştirmek yerine sadece yüzeysel anı kurtaracak taktiklerle ilerdim ve hep acı sonla bitti.. Nereden başlamalıyız kafama kazımak için kırmızı hap yaşam şeklini özümsemek adeta onunla birleşmek için ?

Mahmut Abi:

Öncelikle sen benim derdimi anladın mı? Senin erkek adam olmak umrunda bile değil (değildi). Tek derdin taktik idi. Erkek adam olmadığının bile farkında değildin.

Bu siteyi “ben aynı kalayım da bunu kapamak için taktik öğreneyim” kafasıyla değil nasıl erkek adam olurum diye oku, cevabı var zaten.

Örneğin şu sorudan başla : sen nasıl oluyor da 10 gün boyunca bir kadınla sürekli (saatlerce olması yeterli tüm gün değil) konuşacak kadar boş olabiliyorsun? Onunla günde 3 saat konuşmak yerine 20 dakika konuşup gerisinde başka tabaklar aramama nedenin ne? Ya da neden işin gücün yok da 3 saat 4 saat bir kızla telefonda olabiliyorsun?

Kimliksiz00:

Okul dışında bir uğraşım yok yalan söylemeye gerek yok. Günüm telefon ve bilgisayar arasında boş boş geçiyor. Spora yazılmak istiyordum ama maddiyatım yeterli değildi. Babamdan para almıyorum kendi ayaklarım üzerindeyim ama yarılyıldan sonra bir dövüş sporuna ve fitness a gideceğim. ingilizce öğrenme hedefim de var. Boş olmadığımı çok meşgul adam taktiğini oynadım kıza ilk başlarda kızı etkiledim ama daha sonra ne bok olduğumuz ortaya çıktı rol kestiğimizi anladı terkedilmede bunun da payı var. Ama bundan sonra birinci önceliğim gerçekten kendini önemseyen ve hayatını bu uğurda yaşayan bir ERKEK ADAM olmak. Teşekkür ederim Mahmut abi bu uykudan uyandığımı düşünüyorum ha bir de bu sitedeki yazıları okuyup özümsemek olacak.

Mahmut Abi: Klasik bir kağıttan kaplan hikayesi okuduk. Kağıttan kaplan olmayın. Gerçek bir kaplan olun. Bunu da sıkıcı bir kişisel gelişim mottosu ile yapmayın. Öncelikle dolu ve zevk aldığınız bir hayatınızın olması lazım. Gym lazım. İş güç lazım.

Kağıttan kaplan olmayın, olmaya çalışmayın.

Konfor Alanı Nedir ? / Nasıl Çıkılır ? ve Baltama !

Merhaba Mahmut Abi ve Değerli Blog sakinleri, Ben Mr. Deer. Bir süredir eğitimler,iş ve aile gibi konularla ilgilenirken ortalıkta yoktum.  Alışılmış yayınlarımdan farklı olarak bu sefer insan psikolojisi üzerine bir konu ile karşınızdayım. Hayatımızın bir çok noktasında bizi yapmamız gereken işlerden geri koyan, ilerlememizi engelleyen, bahanelerimizin en büyük kayaklarından biri olan ”Konfor Alanı”.

Konfor Alanı, sadece belirli bir yer değildir. Bir  zamandır aralığıdır,evredir, dönemdir. Her şeyi kontrol edebiliyorum, her şeye aşinayım, yeni bir şeye ihtiyacım yok, bildiğim şeyler en doğru şeyler ben bunları yapmaya devam edeyim, çevremdeki üç-beş insan bana yeter yeni birilerini tanımama gerek yok, ilişkim iyi kötü yürüyor arada da sevgilimin gönlü olursa cinsellikte görüyoruz yeter neden gidip yeni birini tanımaya çalışayım, hem yenisi daha mı iyi olacak  vb gibi düşünüp öylece yerimizde sayarız ve hayat akıp gider. Değişmeyen ve gelişmeyen alışkanlıklarımız ve rutinlerimiz de bunlara dahildir.

Video da alışılmış şeylerden; konfor alnı nedir, nasıl çıkılır gibi şeylerin yanı sıra konfor alanını kasıtlı olarak baltalamaktan da bahsettim. Konfor alanını baltalamak dediğim şey;

YouTube da yada interette ”konfor alanı” başlıklı  kısa bir araştırma yaptığımızda karşımıza çıkan içeriklerde sadece konfor alanın ne oldu, zararları ve nasıl çıkılacağı üzerine bilgiler içeriyor. Gözden kaçan bir nokta olduğunu düşünüyorum. Konfor alanından öyle yada böyle çıkarsın, adımlar atarsın bir şeyler için çabalarsın ama eninde sonunda bir çoğumuz konfor alanına geri döneriz. Çünkü konfor alanın kalıntıları hala üzerimizdedir. Hayatımızın akışındaki şeyler yine bize konfor alanımızı hatırlatacaktır. Evden çıkıp insanlarla tanışmaya gittiğimizde, evet konfor alanımızdan çıkarız ama oyun konsolunu kaldırmadıkça yada Pc deki (yada telefondaki) oyunu silmedikçe eve dönüşte değerli vaktimizi onların başında boşa harcamaktan geri koyamayız. Sigarayı bıraktıktan sonra evde ki boş kutuları çöpe atmadıkça, küllükleri ve çakmakları yok etmedikçe sürekli aklımıza gelir ve yine içmeye devam edebiliriz. Ailemiz veya çevremizdeki insanlar  gelişimimize engel oluyorlarsa (özellikle psikolojik olarak ) bir şekilde onların yanından uzaklaşmamız gerekir. Yani kısacası konfor alanımızdan çıkarken baştan geri dönmemizi engelleyecek adımları atmalıyız.  Bu konfor alanımızı baltalama olayı farklı alanlarda da işimize yaramaktadır. Mesela zamanında benimde yaşadığım ve sürekli insanların bana yöneltiği bir soruyu ele alalım ”bir şeyler yapmak istiyorum ama ilk adımı atacak enerjim yok”. Benim bu konuya bakış açım, fazla rutin giden hayatın vermiş olduğu monotonluk ve bıkkınlık hissidir. Hayatımızda yapacağımız ufak değişimler, rutinlerimiz in dışına çıkmamıza ve monotonluk hissinin azalmasına yardımcı olacaktır.  Mesela gidip özenle seçilip alınan bir kıyafet veya giyim-kuşam, saç-sakal tarzında ufak değişimler yapmak istediğimiz enerjiye ulaşmamızı sağlayacaktır. Tabi ben ufak değişimlerin yanı sıra büyük değişimler yapmanın daha sarsıcı olmalarından ötürü daha yararlı olacağını deneyimledim.

Üst tarafta ufak bir bilgilendirme yapmaya çalıştım konu ile alakalı umarım videoyu beğenirsiniz. İyi seyirler.

Not: İçerik ürettiğim YouTube kanalım değişti. Bu video yeni kanalımın ilk videosu. Her videomu buraya eklemeyi düşünmüyorum, içeriklerimi takip etmek isterseniz kanalıma Abone olup, bildirimleri açmayı unutmayınız. Görüşmek üzere.

 

 

Takdir edilmek

15 yıllık harika bir evliliğim var ama evliliğin bir erkek için, bir kadının asla anlayamayacağı ve takdir edemeyeceği fedakarlıklar içerdiğini de masallar ardına saklamayacağım. Ben evliliğe karşı değilim. Ben bilgisizce yapılmış, Polyana kafasıyla girilmiş, ruh ikizi gazlı, utandırma taktikleri ile yönlendirilen, “böyle olacağını görmeliydim” ve iflas sonucuna giden, çocukları hayat boyu yaralayacak olan evliliğe karşıyım.

Bir kadın seni elde gördüğünde seni seviyordur. Bunu duymak size garip gelebilir ama sürekli seninle oynaşmadığında ve evliliğin 10. yılında bu sevgi hergünkü konuşmanızın bir parçasıdır. “Tamam, seni seviyorum, bye” telefon konuşmalarını bitiren cümledir. Bu konu hakkında düşünmüyorsundur zira düşünmene gerek yoktur. Eğer “beni sevdiğini nasıl bileceğim?” diye soruyorsan zaten sorun vardır. Kadın hergünün alışılmışlığı ve rahatlığı bozulduğunda sevgiyi takdir edebilir. Ama bir kere sıradanlık yerli yerine oturduğunda sevgi nadiren açıkça belirtilir. Aslında bunu belirtmek sizden beklenir.

Bütün o sevgililer günü kartlarındaki ya da yıldönümü yazılarındaki çiçek dolu saçmalıklar başkaları tarafından yazılan şeyler. Arada sırada çiçek fena bir şey olmasa da, ayrıntılara boğulup büyük resmi kaçırmamak lazım. Evlilik, sıradan zamanlarda ve hergün ne yaptığınızla alakalı. Ara sıra yapılan yakınlık gösterileriyle, çiçeklerle vs. değil. Her Cumartesi sabahı beraberce 300 kez mısır gevreği yedikten sonra ne olduğunuzla alakalı. Ya da siz masada hangi faturayı önce ödemek gerektiğini konuşurken çocukların televizyon kumandası ile ilgili kavga etmesi ile. Ya da çimlerin ne kadar kötü biçilmiş olması ile. Evet, ona yürürken ya da onu tabaktan daha başka bir şey olarak görmeye başladığınızda zerre düşünmediğiniz şeylerle.

Evlilik budur. Her ne kadar sıklıkla sıkıcı olsa da illa sıkıcı olmak zorunda değildir. Ama sıradandır. Normal, olağan bir şeydir ve öyle olmaya da evrilir. Sizden önce kaç insanın aynı şeyleri yaparak yaşadığını, evlendiğini ve öldüğünü düşünün. Evliliği tecrübe etmemiş bir insanın kesinlikle anlayamayacağı ama evliliğin asıl test edildiği şey budur : sıradanlık. Mutlu, Oprahvari fikir “evliliği sürekli taze tutmalısınız” şeklinde. Ama tazeleyici bir akşamdan ve Wal-Mart iç çamaşırlarından sonra yapacağınız şey, sabah çocukları teyzelerinden alıp her zamanki sıradanlığı ile evliliğe devam etmektir. “Evlilik hayali” size satılırken kimsenin bahsetmediği şey budur. Bir tanesini bulduktan ve planlı program yaparak ya da onunla 3 ay maraton seksi yaptıktan sonra hatun hamile kalması ile yaptığınız evlilikten hemen sonra gelen “iyi tamam da bundan sonrası ne?” hissi.

Takdir

Bence birçok erkek, yaptıkları fedakarlıkların kadın tarafından eninde sonunda takdir edileceğini düşünerek kendilerini kandırıyorlar. Bunu hemen şimdi öğrenin : fedakarlıklarınız hiçbir zaman takdir edilmeyecek. Hiçbir kadın onun gerçekliğini tesis etmek yolunda yaptığınız fedakarlıkları anlayıp takdir edemez. En bilge, en sevecen kadın bile feminen odaklı gerçeklik içinde yaşar. Erkeğin onun onurlandırmak, ona saygı duymak ve onu sevmek için yaptığı fedakarlıklar sıradan şeylerdir. Sizden zaten beklenen şeyler bunlar. Kendi hırs ve potansiyelinizden fedakarlık yapıp ona daha iyi bir hayat mı sağladınız? Zaten yapmanız gereken şey buydu. Ağzınızın içine bakan ve tek hareketinizle sizinle olmayı bekleyen güzel sekretere hayır deyip karınızı aldatmadınız mı? Zaten yapmanız gereken şey buydu. Evliliği, aileyi vs. sürdürmek için aldığınız sorumluluklar? Beklenen şeyler. Sadece eksikliklerinde takdir edilen şeyler.

Feminen – odaklı gerçekliğin tamamı budur.Erkeğin tek varoluş amacı, feminen gerçekliği gerçekleştirmektir. Buna karşı çıkan hatta bunu analiz etmeye kalkan ise “erkek” / “adam” değildir. En ben merkezli, en başınabuyruk erkek bile feminen önceliğe göre tanımlanmıştır. O asidir zira feminenin tanımladığı gerçeklikte “adam” gibi davranmamıştır. İşin ironisi şudur ki feminene uyan (ya da daha fazlasını yapıp onun taraftarı olan) erkek değil, bu serseri erkek feminen tarafından takdir edilir.

Takdir, kadın – erkek ilişkilerinin diğer başka tarafları ile iç içe geçmiş bir kavramdır.

Örneğin, opsiyonları olan 40 yaşındaki bir erkeğin, daha genç kadınlara yürümek yerine “doğru olanı” yapıp kendi yaşındaki bir kadın ile ilişki kovaladığını düşünün. Yaşını almış bir kadına ikinci baharını yaşattığı için takdir edilecek mi? Yoksa zaten yapması gerekeni yaptığı mı düşünülecek? Ya da çocuklu bir bekar anne ile evlenen ve başka bir erkeğin çocukları için ebeveynlik yatırımı yapan erkek takdir edilecek mi? Kadın bunu adamın karakterini değerlendirirken düşünecek mi yoksa adam zaten kendisinden bekleneni ve yapması gerekeni mi yapıyor? Takdir, beyaz şövalyenin ikilemidir.

İlişkiler çaba işi değildir.

Alışılmışlık, horgörüyü, vasatlığı, banallığı vs … besler. Birçok evlilik bu nedenlerle bok çukurunda biter. Hem kadın, hem de erkek kendisini tamamen salar.

İlişki çaba gerektirir lafı bir sosyal gelenektir.Erkeklerin bunu sıklıkla söylüyorlar. Bu artık erkeklerin bile bilincine işlemiş bir gelenek. Uzun süreli ilişkideki birçok erkeğin kafasında, kendileri ilişki için sürekli çalışan ve çaba harcayan taraf ve kadınlar da kendilerine ve çabalarına “not” veriyorlar. Bu mitin bekar erkeklere yutturulabilmesi için, her birinin uzun süreli ilişkinin ancak böyle olabileceği konusunda beyninin yıkanması gereklidir. Bu mit ise, erkeklerin yaptıkları fedakarlıkların ve davranışların, kadınlar tarafından takdir edilebileceği gibi yanlış bir inanca dayanır.

Bir erkeği, bir kadının mükemmel erkek konusundaki ideallerine uydurmanın en iyi metodu nedir? Kadınlar “erkeği düzeltmeye”, “onun üzerinde çalışmaya”, “onu yontmaya” bayılırlar. “Aslında harika biri olabilir ama şöyle şöyle olursa” ya da “onu yontmaya çalışıyorum.” Ne zaman ki “onu yontmaya çalışıyorum”, “illişkimiz için çalışıyoruz” a evrilir, o zaman erkek kadının çerçevesi içine girmiş demektir.   İlişki çaba işidir mitinin çıktığı yer burasıdır. Kadınlar ne sıklıkta “ilişki için çabalarlar?” Ve eğer çabalayan kadınsa, ilişki terminolojisi hemen değişir (erkeğin takdiri için çalışan kadın değil, erkeği yontmaya çalışan kadın).  Burada çaba, erkeğin kendi kimliğini onun ideal ilişki kavramına göre değiştirdiğini, feminen merkezli gerçekliğe daha iyi uyduğunu belirtir.  Bunu yapmanın, erkeği daha eline kadın eli bile değmemiş iken, kadın ideallerine göre kendisini yontmaya güdülemekten daha iyi bir yolu var mı?

Çeviri : Appreciation

Bu yazı Patreon patronlarının katkıları sayesinde Türkçe’ye çevirilmiştir.

Kırmızı hap ile mavi hap oyunu oynamak

Soru : Bizim birşeyler yaşamak istediğimiz kızın bize ilgisi yoksa ne yapacağız? Yani bi ortamda görmüşsün güzel kiz eyvallah ama ilgisi yok. Friendzone olmaktan bahsetmiyorum. Kız ilginin farkında ama emin değil. Belki de ilgisi var ama damga yememek için birşeyler yapamıyor yada utanıyor. Bu durumda ne yapılmalı? Bu durumda ne yapılmalı? KH bize “kiz ilgi duymuyorsa NEXT” mi diyor. Hep kolay kızları mi elde edeceğiz? Onlar da biliyorsun hb’si düşük yada yüksek dramalı oluyor genelde.

Buna biraz ters tepki gösterdim ama aslında kendi içinde belli bir mantığı olan bir soru. Neden 2 kere red yeyip reddediyoruz? Neden 4 değil? Belki uğraşsam olur? Vs.

Oyunu ve kırmızı hapın ne olduğunu zihin yapısı olarak anlayabiliyor musunuz emin değilim. Buna daha önce ilgisi yetersiz kız yazısında değinmiştim. Burada da söylenen ile anlanan arasında bir uçurum var.

Bakın bir kızı nextlediğinizde, belki olacak işi bitiriyorsunuz. Belki bir adım daha atsanız olacaktı. Belki mavi haplı oynasan olacaktı. Evet bu mümkün. Sonuçta 2 red bir next istatistik bir strateji ve 2 redden sonra karşındaki hatunu reddetmen, 10 yürümede sana çok daha fazla başarı getirir şeklinde çalışıyor. Ama belki bir yürümede next yüzünden olmayabilir. Belki 3. adımda olurdu.

Bunu iyi anlayın. Kırmızı hapta başarı bir kızla sevgili olmak ya da onu götürmek değil, ilişkide fazlaca yatırım yapmak zorunda kalan ve bu nedenle de hep kaybetme korkusu ile yasayan tedirgin ve kırılgan mavi haplı olmamak. Kırmızı hapın amacı size o kızı sağlamak değil, sizin daha doyumlu bir hayata sahip olmanız. Bunun için o kızı kurban edebilir ve belki kırmızı haplı olmazsan o kızla çıkacaktın, evlenecektin, çocuklarınız olacaktı. Kim bilir? Fantezi bunlar ama hiç olmayacak şeyler değiller.

Şimdi şu durumu düşünelim. Diyelim ki ben kırmızı hapı az çok yutmuş biri olarak bir kıza yürüdüm ve iki kere reddedildim. Kızı nextlerim. Ama nextlerken psikolojim “2 kere şans verdim kullanamadı / kullansaydı (ben ödülüm)” olurdu. Ya belki ilgisinin farkında değil, belki korkuyor ya da ona nasıl da iyi bir tercih olduğumu göstereceğim gibi bir psikoloji değil. Bunlar kızın derdi, benim değil (ben merkezlilik). Ben neden kız arkadaşım bile olmayan kadının dertlerini kafama takayım, neden onun sorunlarını onun için çözmeye uğraşayım? Kız çok güzel diye mi? Kız çok güzelse bana ne? Tek güzel o mu?

Aynı kıza mavi haplı bildiğiniz biri gitti ve yürüdü. 5 kere reddedildi ama aylarca her tarafından sular seller gibi akan ama nedense belli edemediğini ya da kızın emin olmadığını düşündüğü ilgisini kıza boca etti. Ve kızı tavladı! Burada kim başarılı. Mahmut demeyin, toplumun 90%ına göre mavi haplı başarılı. Kızı o kaptı.

Ama kırmızı hapa göre ben başarılıyım. Zira mavi haplımız 10 koyup 1 aldı, psikolojisi de şu : “Mahmuta hayır diyen prenses, sonunda bana evet dedi (ben odul degilim o nedenle arayi ekstra seyler yaparak kapayip bana odul olan kizi kaparım)”.

İşte bu nedenle beta öder diye bir kavram var. Burada ödenen bedel. Zaman, kaynak ama en önemlisi de başka alternatifler. Çöpe atılan bolluk zihniyeti.

Kırmızı hapa gore burada ben başarılıyım. Bunu anlamayamıyorsanız, size saçma geliyorsa, kırmızı hap size göre değil. Hiç bulaşmayıp norm içinde kalin daha hayırlısı. Yoksa kızlar konusunda ortalama bir betadan bile daha başarısız olma ihtimaliniz çok yüksek.

Örneğin evliliğinde büyük sorunlar yaşayan adamlar kırmızı hap uygulamak istediğinde onları hep şöyle uyarıyorum : kırmızı haplı stratejilerin hedefi seni kurtarmak, evliliğini değil. Amacın illa evliliği kurtarayım ise kırmızı hap evliliği bitirebilir! Zira erkeğin maskülen ve dominant olmasına aşırı ters tepki verecek hatunlar vardır, özellikle de erkeklerle ilişkisi mesela çocukluğunda babasi ile ilişkisi yüzünden geri dönüşsüz hasar görmüş bir kadınsa. Erkek şimdiki gibi acı çekse belki çocuklar büyüyene kadar 10 sene evlilik devam edecek ama KH ile bir senede bitebilir.

Şimdi tabii isin tezatı şu ki yukarıdaki Mahmut – Mavi Haplı maçı şansı en az olan senaryo. Kırmızı hap zihin yapısı ile belki o kızı 100% (kendisi ödül olmayan mavi haplı tabiri ile) “kaybediyorsun” ama genel olarak daha çok ve daha güzel kızlarla birlikte oluyorsun. “Kazanan” mavi haplı belki 10% şansına oynayıp kızı “kazanıyor” ama genelde bu kadına surekli yatırım yapmak durumunda kalıyor ve genellikle kızı kapsa bile sonra kendinde çok yiyor. Eninde sonunda kız aslında arayı sürekli ödeyerek kapayan bir adam istemedigini fark edip gidince bunalıma giriyor. Yani kırmızı hap kafası omurgalı ama abazan gibi bir sonuca yol açmıyor (kadın erkek ilişkilerinin gerçek doğasını gören ama yıllardır ego yatırımı yaptıkları masalları bünyeden atamayan öfkeli gençlik gibi kadın düşmanı kesilmezsen tabii de biz ona siyah hap diyoruz), tam tersi mavi hap kafası sıklıkla omurgasız ve abazan olmaya neden oluyor.

Kız ilginin farkında ama emin değil. Belki de ilgisi var ama damga yememek için birşeyler yapamıyor yada utanıyor.

Bunlar daha fazla çabalamazsan bu muhteşem ödülü kaybedeceksin kafasının sürekli pompalayacağı fanteziler. Birincisi tamamen mantıksız daha doğrusu kızlarla tecrübesi olan bir erkeğin güleceği bir bahane. Kızlar, özellikle de güzel kızlar için ilgiden emin olmamak afrodizyaktır. Hayalgücünü kamçılar. Açık iletişim, herşeyi en açık şekilde ortaya dökmelisin, vs … bunlar mavi hap oyunu. İsterseniz kendiniz acı yoldan öğrenin sizi tutan yok ama ben size söyleyeyim sonu genelde hüsrandır.

İkincisi doğru ise de next çekerken siktir çekecek kadar ahmak değilseniz kız çözdü mü geri gelir zaten.

Fakat sorun şu ki bunlar genelde fantezidir. Kızın bizi önemsemediğini kabul etmek yerine kırılgan egomuzu okşamak için böyle bahaneler üretmeye meyilliyiz. Aslında onun da ilgisi var ama belki daha ilgimden emin değil. Aslında ilgisi var ama utanıyor belki. Aslında ilgisi var ama bugün kedisi ölmüş. Vs.

Hep kolay kızları mi elde edeceğiz? Onlar da biliyorsun hb’si düşük yada yüksek dramalı oluyor genelde.

Yoo bilmiyorum. Onca kızla birlikte oldum yaş kemale erdi bilmiyorum. Elde ettiğim kızlar sırf ben onları elde edebiliyorum diye hbsi düşük ya da yüksek dramalı değildi.

Sana ilgisi olan kız kolay değildir, sana ilgisi vardır. Sana ilgisi olmayan kız da zor kız değildir. Sana zerre ilgisi olmayan ve seni tanımaya bile yeltenmeden ya da 5 yemekten sonra reddeden kız gider ilk gecede başkası ile yatağa girer. Senin 5 paragraflık mesajını okuyup cevaplamaz, başkasının tek mesajı için sabahlara kadar bekler. Kolay – zor kız yoktur demiyorum, ama bunun ölçüsü size kolay – zor olması değil. Kısacası, birine 5 yemek yemeden öptürmeyen kız ile ilk gecede onunla seks yapan kız (genellikle) aynı kızlar.

Ek olarak buraya gelen çoğu erkeğin konuşmasından bile kızları henüz pek tanımadıklarını anlayabiliyorsun. Sen mesela düşük cpdli kızı çok ilgi vermeden tavlarım yüksek cpdli kız için çok daha fazla klasik ilgi ve zaman ayırma gerekir sanmak gibi. Oysa yüksek cpdli kızlar (genel olarak yoksa spesifik kızlarda tersi olabilir) ilgi hediye ve erkek gayretine boğulduklarından daha az çaba harcayan kendinden emin bırakıp gidebilen erkeklere ilgi duyarlar. Oyun ve kh yüksek cpdli kızlarda daha fazla çalışır düşük cpdli kızlarda ters tepebilir.

Neden 2 kere red yeyip reddediyoruz? Neden 4 değil? Belki uğraşsam olur? Vs.

Binlerce erkeğin tecrübesinden süzülen 2 red sonra next kuralı yaklaşık 16 yaşında bir kural. Odun kafa gibi uygulamanıza gerek yok tabii. Sen istersen 3 kere dene. Ama 2 kere seni reddeden kızı nextlemeyip daha da üstüne gidiyorsan, kız aslında ilgisinin farkında değil gibi fantezilere bel bağlıyorsan kıza gereğinden fazla yatırım yapıp oneitis yapmama şansın düşük. Sen istediğin kadar oneitis yok de.

Nasıl kız arkadaş bulabilirim?

Kadın erkek ilişkilerinin doğasını keşfetmeye başladıktan sonra kendimi hiç düşünmeden yaparken keşfettiğim ve bu işin içindeki birçok kişi tarafından da keşfedildiğini düşündüğüm bir şey var.

Bir erkek kız arkadaş (uzun süreli ilişki) arayamaz. Ancak kız arkadaşa (uzun süreli ilişkiye) açık olabilir ve kız arkadaş (uzun süreli ilişki) onu bulur.

Bunun zorlama değil de yetişkin bir erkek adamın doğal hali olduğunu anlamak size zor gelebilir. Ama işin doğal hali bu arkadaşlar. Doğal olmayan ve bir mavi haplını öğrenerek yaptığı şekli ise yılların tecrübesi ile ustalaştığından ortalama erkeğe doğal görünüyor. Olay şu ki, erkeğin kız arkadaş araması onu genelde hüsrana götürürken en sağlam ilişkileri ise kız arkadaş fikrine açık ama aramadığı zaman karşısına çıkan ve onu erkek arkadaşa eviren kadınla oluyor.

Kendisine aktif olarak kız arkadaş (ya da eş) arayan erkeklerin en büyük problemi, bu zihin yapısı ile karşılarına çıkan kızı o kalıba sıkıştırmaya yatkınlıkları ve kızın olabilecek (illa olacak demiyorum) faüllerine karşı körleşmeleri. Bir başka açıdan bakarsanız kafalarındaki hayali karşılarındaki bedene giydirmeye çalışıp uymayan taraflarını terzi gibi kesip biçerek kotarmaya çalışıyorlar. Sonuçta ortaya çıkan elbise üstte durmuyor tabii ki.

Daha doğalı erkeğin bekarken hayatına giren bir kızın belli bir süre sonra erkeği ilişkiye çekmesi ve erkeğin de kıza bakıp “bu kız ilişkiye gidiyor bakalım nasıl olacak” diye olayı gözlemleyerek akışına bırakması.

Bunun doğal olmasının bir sebebi de algoritmanin öbür yarısı ile yani kadının vahşi (özgür) bir aygır olan erkeği dizginleyen dişil güç olduğu fantezisi ile örtüşmesi. Tabii bu dizginler ile torbaya sıçan fayton beygirine dönüşen aygırlar kendilerini kapı önünde bulabilir. Bu hikayenin ana kahramanı, kadının aktif çabası ile ve sırf o kadın için bilinçli olarak kendini sınırlayan ama aslen opsiyonu olan adamdır.

Bakın bu kadınlarda o kadar güçlü bir dürtüdür ki, birçok kadının hayatını heba eder. Kadın 20li yaşlarında aynı yaşlarda bir adamı dizginlerim diye hırs yapar ve sabırla yıllarca dizginlenmesini bekler. İkisi de 33 yaşına geldiğinde adamın dizginlenesi gelir ve gider 20 yaşında kız bulur dizginlenir, diğer hatunu pat diye terk eder. O nedenle kızlara genellikle dizginlenme yaşına gelmiş bir erkeğe zaman harcamalarını (mesela 8 – 10 yaş daha büyük) ve aynı yaşlarda ve 30larına kadar dizginlenmeyeceği belli adamlarla vakit kaybetmemelerini tavsiye ediyorum ama bu başka bir konu.

Diyelim ki bekarsınız. Pardon demeyelim, çoğu okurumuz bekar zaten. Tabak çeviriyorsunuz. Yani illa birden fazla kızla berabersiniz diye değil, birden fazla kıza yürüyorsunuz. Bu kızlardan biri ile ilgili bir süre sonra bir farklılık göreceksiniz. Diğerlerinden daha azimli olacak zira kızın kendisi muhtemelen tabak çevirmiyor olacak(*) Diğerlerinden daha nitelikli olacak. Örneğin yemek yapıyor olacak, göze batan fazla problemi olmayacak, vs …

Bir parantez açayım : Birçok safoğlan burada gelip tek nitelik olarak aynı naneyi abukluyor : “kız gözümün içine bakiir, ağzıma düşiir ağabey!” Abiciğim gözünün içine bakması ne tek kriter ne de bir garanti. Sizi gözüne kestirmiş en deli kadının yapacağı şey de o zaten. Ya da sizinle birlikte 3 tabak çeviren kadın da gözünüzün içine bakabilir. Mesela Borderline Kişilik Bozukluğu olan kız size başlangıçta genelde hayatının en büyük aşkı gibi davranır. Kırmızı haplanmadan oyunu kotarmanın tehlikelerinden biri, normal kızları arkaya itip sahnenin en ön sırasında çığlık çığlığa sizi izleyen deli hatunların eline düşmektir. Normal kızlar biraz daha pırıltısızdır ve bu deliler kadar hızlı değillerdir. Kriterleriniz “benim için deli olacak” gibi geçmişin tercih edilmemişliğinin öcünü alır şekilde aşağılık kompleksi merkezli olursa fena yanarsınız. Hem de birçok kere.

Neyse, insani kriterleri sağlayan hatun zaten ilişki olayını halleder. Siz sadece oturup onun bunu yapmasını seyredersiniz. Yavaş yavaş evinize yerleşir. Önce orada burada (özellikle de erkeğin pek göremeyeceği ama başka kadınların görebileceği yerlerde) iz bırakır. Yemek yapar dolaba bırakır, bir erkeğin asla almayacağı desenlerde don – gömlek alır, evini temizlemeye başlar, çöpe bir erkeğin atmayacağı şeyler atar, öğrenci yurdun kapısına “La Mahmut halaya geldim ama seni odanda bulamadım. – Düriye” diye post it koyar, hastasın diye odana oda arkadaşlarınla çorba gönderir (arkadaş dediğin piç de koridorda çorbayı yer ve sana “la Mahmut çorba çok iyiydi kız sana yanık ama bak ben de sana tost aldım” diye kendine aldığı soğuk tostu vererek sırıtır ) vs … vs … Aslında izlemesi şirin bir süreçtir.

Bakın kız arkadaş fikrine açık olmanızdan bahsediyorum, her önünüze çıkan kıza tek gecelik davranıp sonra birinin sizi erkek arkadaş yapmasını beklemekten bahsetmiyorum. Sizin bir beklentiniz yok. Tek gece de olabilir, çok gece de ya da bir ilişki de. Başından bir etikete gerek yok (kız aşırı alarmlı değilse).

Kendisine aktif olarak kız arkadaş (ya da eş) arayan erkeklerin en büyük problemi, bu zihin yapısı ile karşılarına çıkan kızı o kalıba sıkıştırmaya yatkınlıkları demiştim. Bunun pratikteki anlamı, bu adamların her kadını aynı canavara çevirmeleri. Adam karısından ayrılır, hemen evlilik peşine düşer ve 6 ay sonra evlenir. Sonra bir bakarsınız tamamen farklı geçmişten gelen bu kadın da 6 ay içinde adamın eski karısının aynısına dönüşmüş. Şimdi soralım :  İki kümenin ortak elemanlarının oluşturduğu küme, bu kümelerin kesişim kümesidir. Her iki kümede de bulunan elemanlar kesişim kümesinin elemanıdır. O zaman bu iki evliliğin kesişim noktasında kim vardır? Abimiz tabii ki.

Burada aktif olan mekanizma muhtemelen adamın erkek olarak eksikliklerinden dolayı kız arkadaş / eş arama ihtiyacı. Kendi başına olamayan bu kişilerin hayatlarında bir boşluk oluyor. Bu boşluğu kadınla doldurmaya çalıştıklarında ise kadın kim olursa olsun, aynı tıkaç pozisyonunda aynı mavi ekranı veriyor.

Bu yazdıklarım yeni şeyler değil ama arada tekrarlamak gerekiyor. Daha önce ne demiştik :

Günümüzde, uzun süreli ilişkiyi hayatının amacı haline getirmiş o kadar çok beyni yıkanmış, kadınsılaşmış erkek var ki. Oysa bir erkek için uzun süreli ilişki asla amaç olmamalı. Bir erkek uzun süreli ilişkiye açık olabilir ancak.

Eğer erkekseniz bunu kafanıza kazıyın, erkek ilişkinin kapı bekçisidir. Kadının seksi amaç haline getirmesi nasıl ona bazı aşağı sıfatlar getiriyorsa, erkeğin ilişkiyi amaç haline getirmesi aynı sıfatları hak eder. Seks nasıl kadının ilişkiye getirdiği kaynağı ise, ilişki de (yanı zaman ve emek) erkeğin getirdiği kaynaktır ve bu kısıtlı kaynak sadece kadın bunu hakederse ona verilmelidir.

Sizin kadını seks yapmaya nasıl ikna etmeniz gerekiyorsa, kadının da sizi ilişkiye ikna etmesi lazım. Bir erkeğin büyük bir dikkatle koruduğu “İlişki Kapısı”nın ardında her kadının yaşamak istediği cennet bulunur. Bu cennette en sıkışmış kavanozlar bile kolayca açılır, örümcekler ezilir, kadına şoförlük edilir, aletler onarılır, cesaret ve siparişler verilir. Bu cennet, erkeğin zamanı ve emeği ile işler.

Bir erkek olarak sizin zaman ve emeğiniz en değerli kaynaklarınızdır. Bu kaynaklarınızı “işler yapmak” için kullanırsınız – özellikle de hayattaki amacınızı gerçekleştirecek işler. Bu nedenle bu zaman ve emeği bir başkasına verdiğinizde, o kişinin bu muazzam armağana saygı duyması ve takdir etmesi gerekir.

Bir kadınla ilişkinin yönetiminin temeli budur. Kadınınızın sizin zaman ve emeğinizi takdir etmesini ondan taviz vermeden beklemelisiniz.

Bazı erkekler zaman ve emekleri için takdir beklemezler. Bu erkekler kadınların ilişki kapısından kolayca geçmesine göz yumarlar. Hiçbir kriterler, duvarları, bariyerleri yoktur. Bu erkeklere meriç ya da beta uydu erkek denir. Friendzone denilen bir dördüncü dünya ülkesinde yaşarlar genelde.

Bazı erkekler ise zaman ve emekleri konusunda aşırı korumacıdırlar. Kadınlara genelde geçici seks vizesi verirler ve bir iki pompa bastıktan sonra da bu kadınları sorgusuz sualsiz bu sınırdışı ederler. Bunlar  yanlız kovboy alfalardır.

Siz muhtemelen bu ikisinin ortasında bir yerde olmayı tercih edeceksinizdir. Yani bir kadınla romantik ilişkiye girmek isteyeceksiniz – ama ancak o bunu hakederse. Unutmayın, sizin masaya koyduğunuz şey (zaman ve emek), kadının masaya koyduğu şeyden (seks) daha değerli. Erkek kadınla birlikte olmak isteyebilir, ama buna ihtiyacı yoktur. Kadının ise erkeğe ihtiyacı vardır (en azından büyük çoğunluğunun).

Dipnot : Yeri gelmişken şu sevgililik olayı ile ilgili de bir lafım var. 16 – 25 yaşında bir adamın 26 – 35 yaşlarında, şu anki sevgilisi ile birlikte olma ihtimali sıfıra yakın. Tamam hiç takmayın demiyorum ama bu sevgililik kurumunu çok ciddiye almayın. Sürdüğü sürece tadını çıkarın, bitti mi de zaten bitecekti deyip yolunuza bakın.

Ben kimim ki bunu size söylüyorum? Ben sizin ölmez kalırsanız 38 yaşınızdaki halinizin sesiyim. Benim yaşıma geldiğinizde şu anki yaşınıza söylemek isteyeceğiniz bir şeyi söylüyorum. Bunu bir düşünün. Bir ilişkiden bir ilişki olmasından fazlasını beklemeyin.

(*) Kendi tabak çevirme aktivitesini harem gibi gören bazı PUAlara çok gülüyorum. Saf saf sanki kendileri kızları tabak gibi çevirirken kızların da tabağı olduğunu bilmiyorlar. Tamam, her kız sizi tabak yapmaz ama harem nedir? Harem dediğin bir erkeğe ait bir sürü kadın demek oysa burada daha çok birbirini tabak diye çeviren 2 insan var.

 

Karım benden çok kazanıyor

Bir arkadaş Kızlar Soruyor sitesinde şöyle bir soru yöneltmiş :

Eşimle üniversitede tanışmıstık. 2 yıldırda evliyiz. Evlenmeden önce bana ben çalışırım çocuğu en az 3 yıl sonra düşünürüm demişti bende bunu kabullenerek evlendim. Evliliğimiz gayet güzel gidiyor ama maaşı arttı ve artık benden daha fazla kazanıyor kendimi ona yetemiyormuş gibi hissediyorum , aciz hissediyorum. Iyice kompleks yaptım kendime bunu. Birkere benden 2 yıllık evliliğimiz süresince maddi anlamda istedigı seyler bir elin parmağını gecmiyor. Biraz da kıskanıyorum insaat sirketinde inşaat mühendisi olarak calisiyor iş arkadaşlarının %70i erkek zaten. Annemde biraz cahildir. Kadın dedigin evinde oturup yemek yapıp cocuk bakar diye üzerime geliyor. Sizinde böyle bir sorun başınıza geldi mi?

Şu kısımla ilgileneceğiz :

Evliliğimiz gayet güzel gidiyor ama maaşı arttı ve artık benden daha fazla kazanıyor kendimi ona yetemiyormuş gibi hissediyorum , aciz hissediyorum. Iyice kompleks yaptım kendime bunu.

Aklınıza ilk gelen şey bir adamın karısından daha fazla kazanması gerektiği olabilir. Adama ne yapıp edip karısından daha fazla kazanmasını öğütleme refleksi gösterebilirsiniz. Ama bu biraz düşünürseniz kırmızı hapa ters. Elbette bir erkek kazanç açısından her zaman daha fazlasını hedefleyebilir ama bu bağlamda adama tek çözüm olarak karısından fazlasını kazanmasını sunmak, ona karısıyla rekabete girmesini söylemek ve daha kötüsü bir erkeğin koca olarak değerini eve getirdiği ekmeğin göreceliliğine (beta öder tarafına) bağlamak gibi bir şey.

Kadının eve daha fazla para getirmesi (ya da para getirmesi) erkeğin gerekliliğini azaltır fikri, Eski Kurallar Kitabında geçerlidir. Artık geçerliliğini hızla yitiren kurallar kitabında. Kadınların yüksek eğitimde temsil oranlarına bakarsanız ve eğitim ile gelir paralel ise, her geçen yıl daha fazla kadının eve para getireceğini ve birçoğunun da kocalarından daha fazla kazanacağını görebilirsiniz.

Kırmızı hap değişen çevreye adaptasyon gerektiriyor ve elimizde değişen bir çevre var. Hem bu (erkeğin karısının bir promosyon ile erkekten fazla kazanması) geçmişte erkeklerin adapte olup çözmek sorunda kaldıkları problemlere göre oldukça kolay bir problem.

Kaynak sağlayan erkek, geçmişte ya kendine kaynakları olan bir erkek bul ya da bir vahşi hayvana yem ol zamanlarında hayati bir eş seçimi kriteri idi. Aynı kriter, daha 70 – 80 yıl öncesine kadar insanların günde 16 saat tarla ve hayvanlarına bakarak hayata tutunduğu zamanlarda da oldukça önemli idi.

Artık o günler geride kaldı. İyi ki de geride kaldı.

Fakat hayat hala zor ve stresli. Özellikle de duygusal olarak. Hala oldukça ciddi kararlar vermek gerekiyor ve birilerinin de bu kararların sorumluluğunu alması gerekiyor. O nedenle, erkeğin ailenin temel direği, yani hayatın fırlattığı fırtınalara ve depremlere karşı sarsılmaz bir kaya olması hala çok önemli. İstediğiniz kadar iyi kazanın ya da kadın istediği kadar iyi kazansın, geleceği muhakkak olan hassas zamanlarda(hamilelik),  krizlerde (ciddi hastalıklar, vs.) temel direğe ihtiyaç olacak.

Aynı şekilde bir erkek adamla beraber olmak bir kadın için onay (validation) ve sosyal kanıt (social proof) demek. Alfa tohumları, beta kaynakları olayını düşünün. Beta kaynaklarını kaybedince aciz hissetmek, kadına yetmiyor hissetmek, olayın sadece beta kaynakları olduğunu sanmaktır. Ya da erkeğin kendisinde kaynak hariç hiçbir cinsel çekicilik özelliği olmadığını düşünmesidir. Buna şurada değinmiştik :

Hipergami sadece en iyi sosyal kaynaklara / statüye sahip erkekler için geçerlidir : Bu tek – taraflı pespektifin Jordan Peterson tarafından yayıldığını görüyorum. Fikir şu : kadının doğal olarak iyiliği için olduğundan, kadınlar sadece kendilerine ve çocuklarına uzun vadede en iyi imkan ve korumayı sağlayan, en iyi baba materyali erkekleri arzulayacaklardır. Bu fikir, hipergami denkleminin alfa siker yarısını görmezden gelen miyop bir bakış açısıdır. Bu, kadınları öven bir bakış açısıdır. Hipergami tanımını, kadınların içsel iyiliği ile sınırlayan erkekler aynı zamanda alfa denilince sadece sosyal, iş ve toplum hayatının lideri erkekleri düşünürler. Bu birçok açıdan yanlış ama eninde sonunda kendileri gibilerinden daha seksi bir erkek olamayacağını anlayan kadınlar tarafından (tabii ki kaliteli kadınlar tarafından) ödüllendirileceğine inanan erkekler için erdem tatmini sağlayan bir düşüncedir. Bu yanlış inancın bekleyen betalar arasında çok yaygın olduğunu belirteyim.

Bir erkek olarak evlilikte tek genel geçer değeriniz, güçlü bir sırta sahip olmak ve o sırtı başka biri için bükme hevesiniz değil. Olmamalı.

Bizden önceki nesillerin toplum içindeki yerlerini düşünecek zamanları yoktu. Çoğu gece gündüz açlıktan ölmemek için çalışıyordu. Ama geçmişte erkeklerin mecburiyetten yaptıkları bir şeyi, günümüzde kutsal bir görev olarak görüp yaşatmanın bir anlamı yok. Geçmişe göre bolluk içinde yaşadığımız günümüzde, erkeğin yük beygiri olmasını gereklilik olarak görmeyi bırakabiliriz.

Kırmızı Hap, Geleneksel Muhafazakarlık ve Modern Zamanlar

Kırmızı hapı içinde bulunduğumuz ortama adaptasyon olarak değil, geçmişe (aslında varolmayan ve kartpostallardan veya filmlerden yansıtılan bir masal geçmişe) dönüş olarak uygulamaya çalışan çok erkek var. Özellikle de geleneksel muhafazakar geçmişe sahip erkeklerin çözümü bu. Geçmişe dönmek.

Oysa kırmızı hapı evliliğe uygularsak amaç kadını yeniden mutfağa sokup iş yaşamından çıkarmak değil, günümüz dünyasında bir aileyi, o ailenin tüm bireylerini mutlu edecek şekilde verimli ve  etkili olarak kurup yaşatmaktır. Erkeğin dominant (lider) olduğu metod kendini ispatlamış ve güvenilir bir yöntemdir ve bu nedenle de kırmızı hap tarafından benimsenmiştir.

Heteroseksüel ilişkileri en sağlıklı yürüten ayar, erkeğin onay beklemeden liderlik ettiği ayardır.

Evlilikte güç kavramını eve sokulan paranın miktarıyla özdeşleştiren, kökleri ciddi bir sosyalizm teorisi içeren feminizmdir. Feminizm teorisi, tüm gelirin koca tarafından kazanıldığı ailelerde kadının sıfır gücü olduğunu iddia eder. Bunu genellikle elindeki parayı aile içi zorbalık olarak kullanan azınlığa bakıp genelleyerek ya da kadınların özellikle de belli bir yaşın üstündeki kadınların aile içi yönetimdeki ciddi otoritelerini tamamen görmezden gelerek yapar. Feminizmin birincil amacı aile kurumunu parçalamak ve sakat aile ekonomisi teorilerine göre kadınların ekonomik gücü arttıkça aileler de kolayca parçalanacak.

(Twitter’da erkek evin direğidir lafına saldıran birçok feminist gördüm ve genelde hepsinin argümanı “ama kadın da para kazanıyor eve destek oluyor”. Kafalarında direk denilince ATM canlanıyor. Oysa evin direği ev fırtınada kafana yıkılmasın diye var, para bir direğin kafada canlandıracağı son şey olmalı. Feminist değilsen tabii)

Kırmızı hapın buna cevabı nedir? Bir ilişkideki liderlik pozisyonu, o ilişkiye bireyin soktuğu para ile doğru orantılıdır teorisini reddetmek! Beta öder erkeklerin ne kadar dominant (!?!?) olduğunu, bekleyen betaların görece yüksek gelirlerine rağmen ilişkilerin iplerini nasıl da (çoğunlukla para da kazanmayan) kadına bıraktığını düşünün. Erkek olarak cinsel pazar değerinin önce duygusal güce ve oyuna, sonra paraya ve tipe bağlı olduğunu düşünün. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Karım benden daha fazla kazanıyorsa ne yapayım?

Öncelikle bunu dert etmeyi  bırak. Zira bu aşamadan sonra karınla ilişkini onun senden çok kazanması değil, o senden çok kazanıyor diye içine girdiğin düşük ruh hali ve kendinde göremediğin liderlik görevini bırakman yıkacak. O nedenle bunu dert etmeyi bırak ve evin lideri / kaptanı görevini eline al. Çoğu kadın, kendi para kazansa bile, ciddi kararlar vermek istemez zira karar vernmek sorumluluğu sırtına almak ve işler ters giderse hedef olmak anlamına gelir. O nedenle çoğu kadın erkeğin karar vermesini (tabii sorumluluğu ve işler ters giderse negatif tüm sonuçları sırtlamasını) ister.

Koca ve baba olarak görevlerin kazandığın paraya bağlı değil. Elbette otur evde ev erkeği ol demiyoruz. Para kazan ve hatta kendi kariyerinde hırsla yüksel tabii ki ama kadın daha çok kazanıyorsa ezilme. Eve daha az para getiriyorum o zaman daha değersizim diye düşünme. Günümüzde iyi kazanan ve iyi sağlayıcı olacak erkek bulmak, dominant ve maskülen bir erkek bulmaktan çok daha kolay. Eve daha fazla para getiren ama taşaklarını hanımları çantalarında taşısın diye bırakmış mavi haplı yığına bak.

Son olarak : kadın olmaktan utanmayan her kadın, yanında bir erkek olmasını ve bu erkeğe dayanabilmeyi ister. İş yaşamı ile ev yaşamını birbirinden ayırır. Parayı silah olarak kullanmaz.

Modern kadının artık bir erkeğe ihtiyacı yok. Doğru. Ama bu hayatlarında bir erkek istemedikleri anlamına gelmiyor. Erkeklerle ilgili ciddi travma yaşamamış kadınlar her zaman olduğu gibi yanlarında bir erkek istiyorlar ve uzun süre de isteyecekler. Evet artık kurtlara yem olmamak için erkeğe ihtiyaçları yok ya da açlıktan ölmemek için. Fakat erkek adam olabilen bir erkeğe yaslanmak ve o erkeği başkasından önce kapayarak sosyal kanıt ve tatmin etmeye ihtiyaçları var. Erkek artık gereksinim değil belki ama lüks. Bu da o kadar da kötü bir şey değil. Lüks olmasına rağmen insanların hayatlarında olmasını arzuladıkları ve onsuz yapamayacakları o kadar çok şey var ki.

Tekrar edeyim : siz bir evin direğisiniz, kaptanısınız. ATMsi ya da yük beygiri değilsiniz. Sizin cinsel pazar değeriniz ve statünüz öncelikle erkek adam olmanıza bağlı. Ne kadar kazandığınıza değil.

Kırmızı haplı davranmak, nöroplastisite, beceri ve ustalık

Bir Patreon destekçimiz Patreon özel mesajlaşmasında şöyle bir soru sordu :

Neredeyse her yorum da kadını merkeze alan zihin yapısını görüyorum. Dehşet derecede beyinlerimiz yıkanmış mavi hap saçmalıklarıyla ve içselleştirmişiz. Ne yapılıyorsa kadınları elde etmek adı altında “aslında ben kadınları merkeze almıyorum sadece kendim istediğim için kadınları tavlamak istiyorum. O yüzden bunları yapıyorum” ben istediğim için böyle yapıyorum kadın istediği için değil deniliyor ama yüzeysel olarak tabii bu söyleniyor. Ama yorumları okuduğun zaman hep kadınların isteklerini tatmin etmek için yapılan yorumlar var.

Aslında burada anlatılan zihinsel şemaları nasıl içselleştireceğimize dair daha çok bilgi veya pratik uygulamalar öğretilmeli (evet sitede bunun içinde yazılar var ama hiç yeterli değil gibi duruyor) çünkü kendini ödül olarak gör öyle davran diyorsun. Tamam öyle yapıcam artık bu bilgiyi aldım diyor. Sonra “kız mesajlarıma ilk başta çok sık cevap verirdi 1 ay sonra geç yazmaya ve saygısızlık yapmaya başladı.” diyor. Ben ödülüm mantığını okuduğunu söyledin ve artık bunu biliyorsun ödül olan zihin yapısına sahipsen böyle bir olayla karşılaştın mı yapman gereken bu; “Bu artık saygısızca davranıyor bununda son kullanma tarihi geldi artık başka tabaklara odaklanma vakti. ” Ben ödülüm inancı oluştuysa zaten buna benzer cevap verebilirsin kendine.

Abi senin yaptığın yorum gibi “1000 tane rutin ezberleyeceğinize 10 tane zihin yapısını içselleştirin. Kadınlarla sosyal durumlar diye günlerce geyik yapmaktan iyidir.”

İçselleştirirsen bütün sorunlarına cevabı kendin bulacaksın zaten. Ama asıl olay burada başlıyor; içselleştirebilen çok az insan var. Teorik bilgi var ama içselleştirme olmadığı için halen aynı terane devam ediyor. Bu konuyla alakalı güzel bir yazı yazabilirsen çok iyi olur. Çünkü benim fark ettiğim en büyük sorun tam olarak zihin şemalarını içselleştirememek.!

Nöroplastisite

Olay temel olarak nöroplastisite ile ilgili. Nöroplastisite, beyindeki nöronların ve bunların oluşturduğu sinapsların yapısal özelliklerinin ve işlevlerinin değişebilir olması demek.

Beyniniz şöyle çalışıyor : siz bir şeyi sürekli tekrarladığınızda, beyniniz o şeyi otomatik olarak yapmak için bir sinir devresi oluşturuyor. Bu devre bir kere oluştu mu artık otomatiğe bağlıyor. Sizin kadın – erkek ilişkilerinde oluşturduğunuz tüm alışkanlıklar da bu tür devreler aslında. 22 yaşında ortalama bir erkeği ele alalım. 6 – 8 yaşından beri 14 – 16 yıl boyunca mavi haplı davranışların devrelerini oluşturmuş kafasında. Bakın kafasında gerçekten fiziki nöron devreleri var böyle davranmasını otomatik hale getiren. Olay otomatiğe bağlamış. Şimdi bu mekanizma beynin hızlı tepki verebilmesi ve otomatikleşen davranışı sürekli düşünerek yapmasına gerek kalmadığından beynin enerji tasarrufu yapması açısından oldukça yararlı ama zararı şu ki davranış artık tam olarak bilinçli zihninin kontrolünde değil.

Kırmızı haplı “ben ödülüm” davranışını ele alalım. Ortalama mavi haplı bir erkeğe bunu anlattığınızda anlayacaktır. Zira “bak birader, kız bir hiç, sen ise büyük bir ödülsün” gibi radikal bir şey söylemiyoruz. “Kızla birlikte olmak sana ödülse, seninle olmak da ona ödül” diyoruz. Sonuçta bir kız bir erkekle hayrına birlikte olmuyor, erkekte istediği bir şey var ve onu alıyor. Basit değil mi? Mavi haplı bunu anlamıyor değil.

“Sen senin için bir tanesin ama kızdan bir sürü var. Bu nedenle senin merkezinde olduğun evrende, senin ödül değerin kızdan bir tık daha fazla.” Bunu anlamak biraz daha zor ama mavi haplı bunu da zihinsel seviyede anlayabilir.

Ama hoşuna giden bir kız gördüğünde davranışlarının çoğu otomatik olduğundan, beyni eldeki devreleri kullanarak davranacak. Yani “ben ödülüm” düşüncesine ikna olsa da öyle davranamayacak.

İyi haber ise beyinde yeni devreler yaratmak ve eskilerini köreltmek mümkün. Ama bunun için beyninize bir şeyi artık fazlaca yaptığınızı ve bunun için artık fiziksel bir devre koyması gerektiğini göstermeniz lazım. Bunu da beyninize yalvararak yapamazsınız. Siz, tekrar tekrar, yapana kadar yapıyormuş gibi yapmalısınız. Her ne kadar düşünce de nöroplastisite mekanizmasını harekete geçirebilse de bu tür temel içgüdü seviyesindeki davranışlarda davranış – hormonlar – duygular – düşünceler bir arada olmalı, özellikle davranışlar.

Görünmek, imajı çizmek

Nöroplastisite açısından biraz düşünürseniz, yapana kadar yapıyormuş gibi yapmak çalışır bir mekanizma iken, görünmek ve imajı çizmek mekanizmalarının neden faydasız olduğunu anlayabilirsiniz :

Burada yapana kadar yapıyormuş gibi yapmak olayının da yanlış anlaşılması durumu var sanırım.  Buradaki mış gibi yapmak kızlara mış gibi görünmek değil. Örneğin kıza mesaj attınız cevap gelmiyor. Kızın mesajını beklerken ona bir mesaj atmamaya çalışmak ve kızı aklından çıkaramamak, eğer siz kızın cevabını bekleyecek kadar sabrettiyseniz bile “mış gibi yapmak” değil “mış gibi görünmektir”. Bu sizin damarlarınızdaki kutsal testosteron seviyesini arttırmaz ya da kortizol seviyesini azaltmaz. Tamam kız mesaj yazdı mı testosteron artar ve kortizol azalır ama 3 saatlik tam tersi hormon salgılamadan sonra ne kadar işe yarar?

Burada mış gibi yapmak, tamamen sizinle alakalı. Tamamen ekran dışında bir hobinize ya da işinize, dersinize dönmek ve kıza nasıl imaj çizdiğinize değil sizin kendi kendinize nasıl imaj çizdiğinizle, kendinize nasıl odaklandığınızla ilgili.

Olmadığınız şey gibi görünmeye çalışmanız, beyninize yeni bir davranış olarak görünmüyor. O nedenle de “görünmeye çalışarak” sizi mesaj attıktan sonra kendi işine bakan adam gibi davrandıracak devrelerin kurulması mümkün değil.

Beceri ve Ustalık

Kadın – erkek ilişkilerinde başarılı erkek olmak bir beceri. Bir beceri edinmek ve o beceride ustalaşmak için yapmanız gereken de sürekli pratik yapmak.

Piyano çalmak gibi bir beceriden bahsediyoruz. Şöyle düşünün. Piyano çalmayı öğrenmeye karar verdiniz. Çok iyi bir kitap buldunuz, 3 kere okudunuz. Sonra forumlara daldınız, saatlerce o şöyle çalınmaz bu şöyle çalar, şu iyi bir piyanist şu kötü diye tartıştınız. Yüzlerce makale okudunuz. Hangi tuşun hangi nota olduğunu ezberlediniz. Böyle aylarca uğraştınız. Ve sonunda bir piyano bulup başına geçtiniz. Bir şey çalabilmeniz mümkün mü? Değil! Bu çok şaşırtıcı mı? Değil! Lan 6 aydır okuyorum ama piyano başına geçince Mozart çalamıyorum diye bunalıma girer misiniz? Girmezsiniz.

Ama biraz okuyup biraz çalsanız. Biraz okuyup okuduklarınızı hemen piyano başında deneseniz. Sonra pratiğinizle ilgili forumlarda soru sorup düzeltseniz. Bir pratik bir okuma şeklinde çalışsanız. İşte o zaman o okuduklarınızın bir yararı olacak ve sizin pratiğinize büyük katkı sağlayacaktır.

O nedenle buradaki 700 kadar yazıyı okuyup, aylarca tartışıp sonra pratiğe dökmek zaman kaybı. Biraz okuyup biraz uygulamak aslolan. Piyano benzetmesini de unutmayın. İlk başta hiçbir şey çalamayacaksınız. Lan Mahmut konser veriyor ben daha dün annemizin kollarında yaşarken parçasını bile sıçıyorum diye ağlamayın. Piyano başına ilk geçtiğinizde ayakta alkışlanmayı beklemeyin. Pratik edin, pratik edin ve azar azar otomatiğe bağlayın.

Unutmayın, nöroplastisite hem yeni devre kurmak hem de eski devreyi köreltmek şeklinde çalışır. Siz kırmızı haplı davranmaya başladığınızda, eski devrenin otomatik olmasının ve hatta orda olmasnın gerekliliği beyin tarafından sorgulanmaya başlayacak. Ama yeteri kadar kırmızı haplı davranmaya başladığınızda, önceleri sapasağlam olan bu devre bir aşamada azar azar bozulmaya başlayacak. Yenisi ise azar azar inşaa edilecek. İçindeki alfayı cilalayıp parlatmak yazısını hatırlayalım :

Aslında beynin nasıl çalıştığını düşündüğünüzde bunun neden böyle olduğunu anlamanız zor değil. Hoşlandığın ve güzel bir kadın ile iletişime girdiğinde, aranızdaki iletişimin yüzde 90’ı vücut dili. Sorun da burda. Vücut dili daha çok, beyinde otomatik devrelerce idare edilir. Vücut dilini istediğiniz zaman bilinçli olarak da kontrol edebilirsiniz ama doğal eğilimimiz vücut dilini otomatik devrelere bırakmaktır.

Bu otomatik devreler ise bir şeyi ancak defalarca tekrarlayarak öğrenir. Bisiklet sürmeyi düşün. Bisiklet sürerken yaptığın hareketleri istersen bilinçli olarak yönetebilirsin ama çoğunlukla dikkatin dağılır ve bisikleti sürmeyi otomatik devreye bırakırsın.

Yani sen kırmızı hapı biliyorsun ama senin kadınla iken vücut dilini kontrol eden devreler daha bunu bilmiyor. Onları da öyle bir gecede değiştiremezsin. Bir gecede 90% beta – 10% alfa davranışından, 10% beta – 90% alfa davranışına geçemezsin. Yapman gereken, yapana kadar yapıyormuş gibi yapmak ve tekrar. Bu konuya maskülin benliği geliştirmek yazısında değindim ama tekrara vurgu yapmadım.

 

Pook’un Kitabı – 15 Ders – Onbirinci Ders

Pook’un Kitabı – Giriş ve 15 Ders

Önceki Bölüm : Pook’un Kitabı – Onuncu Ders

Adam, artık kendisi ile barışık ve başarılı bir erkek olarak rahatladı ve arkadaşları ile tekrar görüşmeye başladı. Kısa sürede onların “kadın” problemleri olduğunu gördü.

Bir arkadaşı, “kadınlar neden kadın ki?” diye fikir belirtti. “Eğer kadın olmasalardı her şey çok daha kolay olurdu ve mantıkla açıklanabilir hale gelirdi!”

“Doğru! Kadınlar sadece kadın değiller, sinir bozucu derecede kadınlar.”

Ve şikayetleri böyle sürüp gitti.

Yıllar sonra, genç adam arkadaşlarının evlendiğini ya da ciddi ilişki içinde olduklarını gördü. Her bir arkadaşını, kız arkadaşı seçmişti. Arkadaşlarının her biri kronik olarak mutsuzdu.

Ama, arkadaşları bunu kendilerine itiraf edemiyorlardı. Ona şöyle diyorlardı, “Ne? Hala yalnız mısın? Zavallı çocuk! Birgün sen de bizim gibi bir hatun bulmayı başaracaksın.”

“Tabii ki,” dedi bir diğeri. “Ben daha yeni bir kız arkadaş buldum ama sen hala yalnızsın! Hah!”

Üçüncüsü ise şöyle dedi : “Biz hepimiz ya evliyiz ya da kız arkadaşlarımız var. Ama sen, zavallı dostum, hala yalnızsın. Bizim tavsiyelerimizi dinlemelisin.”

Ve hep beraber dediler ki, “Kadına çiçekler, çikolata, şiir, ilanı aşk, tüm ilgini, tüm sözlerini, tüm zamanını, tüm hayallerini ve tüm HAYATINI ver! Onun tüm arzularını, planlarını, manipülasyonlarını ve geleceğiniz için tasarladığı her şeyi gerçekleştirmeye bak.”

Genç adam güldü. “Erkekliğimi bir kız için çöpe at diyorsunuz? İstemez zira …”

“Başarı, Kızı elde etmek değildir.”

“Pook! Bununla ne demek istiyorsun?”

“Çoğu erkek hala kadın gibi düşünüyor. Birçok kadınla uyuyarak, kız arkadaşı sahibi olarak ya da bir kadınla evlenerek kadınlarla başarılı olacaklarını düşünüyorlar.”

“Yani dilenciler seçici olamazlar mı diyorsun? Yani erkeğin kadını seçmesi yerine onun tarafından seçilmesi.”

“Yaklaştın ve dediğin doğru. Ama kadınlar birçok bahane ile bir erkekle çıkarlar. Ve birçok değişik sebeple bir erkekle evlenirler. Yine birçok sebeple bir erkekle yatarlar. Yukarda dediğine ek olarak sen SENİNLE ilgilenen bir kadın bulmalısın.”

“Anlamadım.”

Bunun üzerine Pook 4. Erkek ve kız arkadaşını çağırdı. Erkek kasım kasım kasıldı : “Artık bir kız arkadaşım var! Yabadabadu!” Pook bir de bekar erkek çağırdı. Kız arkadaşı olan erkek daha da bir kasıldı, “ah, zavallı şey! Üzülme! Birgün sen de benim yaptığım gibi bir kız bulacaksın!”

Bekar erkek kafasını eğdi. Üzgün görünüyordu. Kız arkadaşı yoktı. Herhangi bir kızla herhangi bir ilişkisi yoktu. Yuuuuuuh.

“Şimdi,” dedi Pook. “Birkaç yıl ileriye saralım.”

Yıllar sonra, kız arkadaşı olan erkek ve kız arkadaşı evlenmişlerdi. Neden evlenmişlerdi? “Zira bu atılacak bir sonraki adım gibi görünüyordu!” Ama, birkaç yıl sonra da boşandılar.

“Bu adamların hatası, başarıyı bir kadını veya kadınları elde etmek olarak tanımlamalarıydı. Bunun yerine kendilerinden GERÇEKTEN HOŞLANAN bir kız bulmaya bakmalıydılar.”

“Bunu neden söylüyorsun Pook? Dediğin eksta emek istiyor gibi.”

“Evet, ama bunu yaparsan ilerde şunları söylemekten kurtulursun : “

“Beni sevdiğini söylüyordu ve evlendik! Ama şimdi neden boşanmak istiyor?”

“Bütün arkadaşlarım “beni sahiplendiğini” söylüyordu. Ama neden beni eski erkek arkadaşı ile aldattı?”

“Telefonlarıma çıkmıyor? Ne oluyor?”

“Buluşmaları onun istediği gibi ayarladım ama o benim “sıkıcı” olduğumu söyledi. Ne demek istiyor?”

Pook kafasını salladı. “Eğer uzun süreli bir şeyler düşünüyorsan, kadının SENDEN hoşlandığından emin olmalısın. Seninle çıkıyor, seninle yatıyor, ve evet maalesef seninle EVLENİYOR olması senden hoşlanıyor anlamına gelmez.”

“Peki ne yapmalıyım?”

“İlk buluşmaları ve bu buluşmalarda ne yapacağınızı hep sen planla. Eğer kız SENDEN hoşlanıyorsa, bir şekilde o buluşmalara gelecektir. Bir iki ay sonra bu konuda yumuşayabilirsin ve buluşmaları onun istediği şekilde de ayarlarsınız. Ama başlangıçta buluşmaları sen ayarladığında, hatun seni ekiyorsa, seni peşinden koşturuyorsa ve planları hiç uymuyorsa, bunlar kızın aslında senden hoşlanmadığının belirtileridir.”

“Anladım … ama ya sen berbat biri isen ve HİÇBİR kadın senden hoşlanmazsa?”

“O zaman biraderlerinle istediğini yapacak bol bol vaktin olur. Kızı elde etmek başarı olamaz zira bu yalnız olmak kaybetmektir anlamına gelir. Hayır. Kaybetmek, mutsuz bir evlilik içinde olmak ya da kadınının aslında senden hoşlanmamasıdır.”

“Yani odak sen olmalısın, onun ilgisi de dahil?”

“Evet. “Kızı elde etmek başarıdır” kafasını bırak ve hiçbir zaman TERK EDİLMEZSİN.”

Sonraki Bölüm : Onikinci Ders

Pook’un Kitabının Tamamı (PDF 385 Sayfa)

 

Pook’un Kitabı – 15 Ders – Dokuzuncu Ders

Pook’un Kitabı – Giriş ve 15 Ders

Önceki Bölüm : Pook’un Kitabı – Sekizinci Ders

Kadınlarla başarılı olmayı ne kadar da çok istiyordu! Neden başkaları başarılı iken kendisi başarısızdı? Berkecanların kızlara ulaşmak için tek yaptığı nefes almak iken kendisi her yolu denese de kızlara ulaşamıyordu. Ah ah, o aşkın sağ gösterip sol vuran acısı! O kız çok güzel ve harika ama onu sadece arkadaş olarak görüyor. Aslında bugüne kadar genç adamın arzu duyduğu her kadın onu arkadaş ya da daha alt rütbeli olarak gördü.

Artık değişim zamanıydı! Bilgi bu işin anahtarıydı, bunu biliyordu. Kitapları, makaleleri, kadın doğası ve kadında romantik ilgi yaratmakla ilgili her bilgiyi yalayıp yuttu.

Ve birgün Manual isimli İspanyol elemanla karşılaştı.

Manual dedi ki : “Dikkatini bana ver! Senin savaş planını açıklıyorum : “

Psikolojik manevralar! NLP (Neuro-linguistic programming) öğrenmelisin! Artık şöyle konuşacaksın : “Biriyle O BAĞI KURDUĞUNDA, o SICAK, GÜVENLİ ve RAHAT hissi, aranızda bir şeyler olabilir …” Manual ile beraber kadınlar, ayarları ile oynayabileceğin psikolojik enstrümanların toplamı haline geldi.

“Rehberler! Kadınlarla Sosyal Durumlar kitapçığını okuyup ezberlemelisin.” Genç adam artık kadın şöyle yaparsa böyle yapması gerektiğini ya da böyle yaparsa şöyle yapması gerektiğini, vs  vs … biliyordu. Manual’in rehberini takip ederek, sürekli başarıya ulaştı.

“Bilgi sonsuz! Her zaman daha fazla bilgiye ihtiyacın var,” dedi Manual. Bunu genç adamın gözlerinin önünden geçen sayısız makale takip etti. Genç adam sabahtan akşama kadar bilgisayar başındaydı.

“Seni seviyorum Manual” diye ağladı genç adam. Durum ne olursa olsun Manual’ın bir çözümü vardı. Sabah akşam Manual’a danışıyor, Manual’ın öğretisini ezberliyor ve Manual’a tapıyordu.

Ama … Ama yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. “Telefonda 20 dakikadan fazla konuşma” kuralını kafasına kazımıştı ama sürekli ihlal ediyordu … ve yine de başarılıydı! “Asla taviz verme” kuralını beynine kazımıştı ama … Bu kuralı ihmal ettiğinde çok yanmıştı ama bu sefer başarılıydı. Kısa sürede fazlaca katı takip ettiği kurallar yaptıklarını baltalamaya başladı.

“Ahhh” dedi genç adam. “Bu kural ve rehberler benim kendine güvenime ayağa kalkması için baston oldular. Ama bunların bir limiti var.” Genç adam gülümsedi. “Kural ve rehberler yürümeyi öğrenene kadar tutunacağın destekler.”

Artık İspanyol eleman Manual’in öğretisinin diktası altında olmamalıydı! Artık kendi başına uçup kükreyebilirdi. Yani …

Formüllerle sınırlı kalma!

“Peki rehberler ve kurallar başarı getirdi ise, onları neden kullanmayı bıraksım ki?”

“Zira genç adam başarısını kurallar ve rehberlerin kendilerine borçlu olmadığının farkına vardı. Başarı, kuralların ve rehberlerin dayattığı eğlenen zihin yapısından geliyordu.”

Diğer genç adamın hikayesini dinleyen genç adamın kafası karıştı. Bunun üzerine Pook, hiç bitmeyen sihirli yetenekleri ile, 2 erkeğin bir anda yanlarında belirmesini sağladı.

“Bunlardan biri” dedi Pook. “Bir aktör”. Ve üçü aktörün bir Herkül, bir 5. Henry, bir Hamlet ve sırayla H ile başlayan tüm kahramanlara dönüşümünü izlediler. Ama gerçekte aktör, kaybedenin tekiydi.

“O kahramana ne oldu?” diye içinden geçirdi genç adam.

Sonra diğer adamı izlediler.

“Bu adam kahramanca davranıyor” dedi genç adam.

“Gerçekten de öyle,” dedi Pook. “Biri doğal diğeri ise senaryo.”

“Ama senaryonun problemi ne?”

“Bir problemi yok! Ama senaryo ve rehberlerin amacını anlamak lazım.”

“Nedir bu amaç?”

Pook bunun üzerine genç adamı iki farklı erkek grubuna tepeden bakan bir yere götürdü. Bir grup ortadaki tahtta oturan Manual isimli İspanyol elemanın etrafında dönüyordu. Diğer grup ise ara sıra Manual’a danışsalarda, kendi yollarına gidiyorlardı.

“Burdaki mesaj nedir?”

“Basit” dedi Pook. “Manual’ın esprisi sana başarı sağlaması değil. Öyle olsa hayat boyu ona muhtaçsın. Manual’ın varolmasındaki tek amaç, sana başarıya giden yolları ve başarının nasıl bir şey olduğunu göstermektir, başarı sağlamak değil.”

“Yani …?”

“Yani geçmişte birkaç adam başarıya ulaştılar ve Manual’ı yarattılar. Manual onların otomasyonu, yeni gelenlere sürekli cevap veren robotu. Baştan çıkarma sanatında ve başarıda nihai amaç işin erkeğin doğası halini almasıdır. Bir kere içselleşirdin mi, Manual’a ihtiyacın kalmaz ve hayatın sana fırlattığı her kadınla başa çıkabilirsin.”

“Agghh!” dedi genç adam saçını başını yolarak. “Eskiden kadınları nazik melekler sanıyordum ve problemin kötü çocuklar olduğunu düşünüyordum! Bu bilgiler kadınlar hakkında inandığım tüm idealleri tuzla buz ediyor.”

Pook başını salladı. Şu aşağıdakiler bilmem gereken birkaç sert gerçek :

Kadınlar kendilerine sadık bir kaybedenle olmaktansa başarılı bir erkeği paylaşmayı tercih ederler.

Birçok kadın aşk için evlenmez.

Birçok boşanma erkeğin kadını sevdiği ama kadının erkekten iğrendiği bir durumda olur.

Uzun süreli evliliklerde bile Don Juan olmanız gereklidir.

Masum tatlı kız genellikle en azgınıdır ve muhtemelen masum da değildir.

Birçok kadın tipinize, kariyerinize ve onlara verebileceğinize, karakterinizden ve ahlakınızdan daha fazla önem verir.

Kadınlar erkeklerin hayal edebileceğinden çok daha fazla cinselliğe sahiptir.

Kadınlar dahiliğe değil güce ve hayal gücüne çekim duyarlar.

Kadınların tek amacı birlikteliktir, zevk ya da çocuk yapmak için. Senin felsefeni takmaz.

Kadınlar seks esnasında seks objesi gibi davranılmayı isterler ve bunu takdir ederler.

Kadınlar sosyal bağlantılara önem verirler, onlara bu öğretilir. Sen onun egosu olursun.

Sonraki Bölüm : Onuncu Ders

Pook’un Kitabının Tamamı (PDF 385 Sayfa)

 

Reddedilme korkusu ve reddedilme ile başa çıkmak

Reddedilme ile başa çıkabilmek yetişkin bir insan olmanın en önemli özelliklerinden birisi ama daha önemlisi, başarılı bir insan olmanın da ön şartlarından biri. Hayatta dişe dokunur bir şey başarmadan önce defalarca reddedilmek, doğa kanunu gibi sabit bir şey.

İyi bir işe girmeden önce 20 bazen 50 özgeçmiş gönderip belki 4 – 5 görüşme yapıp reddediliyorsunuz. Bunlardan bazılarında 2 – 3 seviye görüşme geçiyoruz ama yine de reddedilebiliyoruz. Birçok şirket ya sizin iş için yeterince iyi olduğunuzu düşünmüyor ya sizden daha iyisini buluyor ya da sizin masrafınızın sağlayacaklarınızdan daha fazla olduğunu düşünüyor ve sizi reddediyor. Bir yazar dişe dokunur okur sayısına ulaşmadan önce bazen bir düzine yayıncı tarafından reddediliyor. Bir kızla birlikte olmadan önce belki 5 belki 25 tane kız tarafından reddediliyorsunuz.

Reddedilme ile başa çıkabilmenin zor olmasının en önemli nedeni, insana eksik olduğu şeyler konusunda ayna tutması. Normalde bu eksikliklerle uğraşmak hatta bunları görmek bile istemeyen kişi için karşısında bu eksiklikleri görmek oldukça rahatsız edici. Bu o kadar rahatsız edici ki çoğu insan bu aynaya bakmaktansa reddedilme ihtimalleri olan durumlardan kaçmayı tercih ediyor. İş aramak yerine yıllarca sevmediği işte çalışmak, tek bir hatuna bile yürümeden yıllarca yalnız kalmak gibi.

Reddedilmeyi zorlaştıran şeylerden biri de masal aleminde yaşamak. Bu özellikle kadınlar tarafından reddedilme ile başa çıkamayan erkeklerin en büyük sorunlarından biri. Bu erkekler bir kadını beğendiklerinde, o kadın artık sadece bir kadın olmaktan çıkıyor. Jordan Peterson’un Reddedilme korkusu nasıl yenilir videosunda bahsettiği dişi ideal olayından bahsediyorum. Yeterince olgunlaşmamış bir erkek, beğendiği kadını bir kişi ya da insanın dişi bir bireyi olarak görmüyor. Onu idealindeki, hayal dünyasındaki masalsı kadının (tanrıçanın) yeryüzündeki tezahüratı olarak görüyor. Shakespeare’in lafıydı sanırım : “ideallerimizdeki kadını koyacak bedenler bulup o bedenlere aşık oluruz”.

Erkek hayallerindeki dişi tanrıça / melek suretini bir kadının üzerine geçirdiğinde, o kadın tarafından reddedilmek onun için inanılmaz bir korku haline geliyor. Zira artık o kadın tarafından reddedilmek erkek için bir kadın tarafından değil,  kadın ideali tarafından reddedilmek anlamına geliyor. Daha da kötüsü, mavi haplı erkeğin idealindeki kadın ile tüm kadınlık birbirine bağlı kavramlar olduğundan, masal dünyasında yaşayan erkek için bu kadın tarafından reddedilmek, tüm kadınlar tarafından reddedilmek anlamına geliyor.

Oysa dünya bu şekilde çalışmıyor. Oneitis, altın dişi, unicorn, vs … falan yok. Karşınızdaki kadın sadece bir kadın. Ne bir melek ne bir şeytan, ne bir tanrıça ne de tüm çekici kadınların üyesi olduğu gizli bir süper örgütün temsilcisi. Siz istediğiniz kadar kendinizi kandırmaya çalışın, özel değil, eşsiz değil az bulunur hiç değil. Erkek olarak yapmanız gereken ilk şey bunları anlamanız.

Maalesef bu en az anlaşılan konu. Mesela bir kıza iki kere yürü, eğer ilgilenmiyorsa nextle gibi basit (tamam burada çok basitleştirdim ama cidden basit) bir algoritma olmasına ve bunu da en az on kere okumuş olmalarına rağmen birçok erkek nextlesem mi nextlemesem mi diye soruyor. Neden? Zira durumlarını ve hatunu özel sanıyorlar. Kafa şu : “Next başka her durumda geçerli ama bu durum farklı!”. Maalesef değil. Bakın burada bu soruyu bin kere gördüm, bin çeşit durum ayrıntılı anlatılıp soruldu ve biri bile özel değildi! Tek bir kere bile özel ve farklı bir durum görmedim!

İş başvurusu yaparken bunu biliyorsunuz. Reddeden her şirketin kapısında sabahlayıp işe alınmak için yalvarmıyorsunuz ya da aslında beni reddetmediler neyi doğru yaparsam bu işe girerim diye düşünmüyorsunuz. 10 şirket sizi reddetti diye kimse artık sizi işe almayacak sanmıyorsunuz. Ya da işe girdiğinizde önceden reddeden 20 şirketi hatırlamıyorsunuz bile. Kadınlar konusunda da durum aynı ama o hayali tanrıça işleri çok karıştırıyor.

Tabii ki sizin eksikleriniz yüzünden her kadın tarafından reddediliyor olabilirsiniz. Her kadın yüzünüze aynı eksikliği vuruyor olabilir. Ama hepsi sizi ayrı birer birey olarak reddediyor. Karşınızda size vermeme yemini etmiş bir gizli teşkilat yok. Birine odaklanmak yerine eksiğinize odaklanmanız gerek.

Şunu da unutmayın ki her kadının aradığı şey farklı. Ya da elindeki imkanlar. Bazı kadınlar bara bile takım elbise ile giden iş adamı / yüksek seviye plaza çalışanı gibi adamlara hastadır, bazıları dövmeli Rock star tipli adamlara. Bazıları kel sevmez, bazıları kel sever. Bazıları kendinden 8 yaş büyük adam ile birlikte olmaktan iğrenir, bazıları takmaz ve yine bazıları kendilerinden 10 yaş büyük değilse ilgilenmez. Yani reddedilirken karşınızdakinin kişisel tercihine göre de reddediliyorsunuz.

Peki abi ben takım elbiseli adamım ama kız dövmeli seviyor, nasıl tavlarım?

Tavlamayla uğraşmazsın. Senin gibi adamı seven kızları tavlamaya zaman harcarsın. Doğan seni kızlarla birlikte olmaya itiyor ama emin ol doğan seni asla “şu kızla birlikte olman lazım” diye itelemiyor. “İlla şu kız” diyen tarafın doğal falan değil.

Reddedilmek ve İntikam

Reddedilmeyi hazmedemeyen erkeklerin intikam fantezilerine boğulabildiğini görüyoruz. Bunların çok büyük bir kısmı ilerde ayağıma kapanır ve siktir çekerim gibi zararsız daha doğrusu erkeğin kendinden başka kimseye zararı olmayan fanteziler.

Bu tür fantezilerin en büyük problemi, erkeğin o kıza hala büyük ölçüde duygusal yatırıma devam etmesi demek. Aşkın zıttı umursamamaktır, öfke ya da nefret değil. Bu ikisi aşkın kardeşleridir. Günü gelip de hatundan intikam alma arzusu ile yanmak, hatuna atmak üzere aylarca elinde kor kömür tutmaya benzer. Hem atamazsın hem de aklın başına gelip de kömürü yere atana kadar sen yanarsın. Sen elinde kömür yanarken bir sürü fırsatı da kaçırırsın.

Bir şirkete iş başvurusu yapıp reddedildiğinizde, “göstereceğim gününüzü” diye öfkeye kapılıp başka şirkete girip bunlara yeni şirketinizin ofisinden “kaybettiğiniz zeki, çevik ve ahlaklı elemana bakın istedim” diye fotolar gönderdiğinize dair fanteziler kurmazsınız. Öncelikle o şirketin kapısında “acaba başvursam mı” diye haftalarca bekleyip, “yahu patron geçerken göz kırptı, belki BDdir (Başvuru Davetiyesi)” diye analizler falan yapmazsınız. Böyle aptallıklar yapmadığınız için de işe alınmadığınızda pek takmazsınız. İkincisi haftalarca bir şirketin kapısında yatıp sonra bir cesaret başvuru yapıp reddedildikten sonra 2 ay bunalım gezip ya da aynı şirkete 5 kere yeniden başvurup sonra aylar sonra yeni bir şirkete başvurmazsınız. Aynı anda 10 şirkete başvuru yaparsınız.

Yürüme olayına da yukarıdaki gibi bakıyor olsaydınız, intikam ya da gününü gösterme fantezileri kurmazdınız.