Uzun bir aradan sonra kendimi yeniden toplayıp sitede yazmaya kaldığım yerden devam ediyorum. Tabi bu süre zarfında gerek teorik, gerekse pratik anlamda gelişme kaydettim ve oyunu sahada oynamaya başladım. Önceleri kendi çevrem dışında ya da online ortam dışında hatunlara yürümüyordum ki bunda bile günde en az 2 hatun düştüğü oluyordu.
Öncelikle şunu söyleyeyim, kırmızı hapın pratiği oldukça zor. Daha önce hiç tanımadığınız hatunlara yürümek ciddi özgüven ve cesaret gerektiriyor. Reddedilmek hatta kız tarafından hiç siklenmemek bu işin doğasında var. O yüzden zihinsel açıdan güçlü olmanız, değilseniz bile kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. Burada başarısız olan ve eleştirilen adamlara hak verdim. Zaten önemli olan, kabul edilmek değil. Oyun oynayacak cesarete sahip olmak. Neyse lafı fazla uzatmadan bu son iki haftanın yürümelerine geçeyim.
1- otobüs yürümesi
Sıkış tıkış bir otobüsteyim. Önümde şaşkın bakışlı bir eleman var. Üniversiteye yeni geldiği çok belli. Onla hangi bölümdesin falan derken arkadaşı olan hatunla tanıştık. Sonrasında kızla sohbeti baya ilerlettik. Çocuk indikten sonra kızla sohbete başladık.
Ben: Merhaba ben Svbg
Kız: Ben de Merve
Ben: Memnun oldum. Hangi bölümdesin?
Kız: x sen hangi bölümdesin?
Ben: y. Güzel bölüm. Kaçıncı sınıfsın?
Kız: 3 ama bir sürü dersim var alttan.
Ben: Aferin sana. Hazırlığı geçmişsin ama?
Kız: O zamanlar çalışkandım. Sonradan saldım kendimi.
Ben: Ahaha. X’e mi takılıyordun tüm gün? ( öğrencilerin yoğun olduğu, cafeler bulunan ve gece geç saatlere kadar açık olan mekanların toplu bulunduğu yer.)
Kız: Ahaha evet. Bu arada ben bu semte yeni taşındım. Yalnız kalıyorum. Nerde ineceğimi de bilmiyorum.
Ben: Normalde nerede iniyordun ki?
Kız: X’de sanırım
Ben: O zaman şöyle yapalım, ben numaranı alayım. Daha sonra senle görüşelim. Bu arada galiba bu durakta ineceksin.
Kız: Numaram ….. Teşekkür ederim. Mutlaka görüşelim.
Bir süre sonra mesaj attım, mesajlaştık. Sonradan mesajlarıma geç dönmeye başladığı için bir şey demeden numarasını sildim. ( direkt arayıp buluşma ayarlamam lazımdı. Neyse)
2- Yemekhane yürümesi
Tabldotumu almış oturacak temiz masa bakarken gözüme bir hatun ilişti. Yalnız oturmuş kitap okuyordu. Yanına gittim. Önce kitaplarımı masaya bıraktım. Sonra kıza bakıp,
Ben: Merhaba
Kız: Merhaba
Ben: Tüm masalar kirli olunca ben de buraya oturdum. Ne okuyorsun?
Kız: x. Bunu biliyor musun? (Uzun uzun anlatmaya başladı. Bir toplama kampından bahsetti.
Ben: Polonya’daki auschwitz’ten mi bahsediyorsun? Hani şu yahudilerin katledildiği?
Kız: Evet, kadınların ve çocukların. Güçsüz olanların…
Ben: ( içimden aha dedim bu feminist amk. Ama değilmiş. ) Tren vagonlarına bindirilip tek yönlü yolculuk yapıyorlar vs
Kız: Evet. Bu kitaptan biraz sonra sınavım var. O yüzden bunu okumam lazım. Kusura bakma.
Ben: Ahaha önemli değil, oku tabi. Bu arada svbg ben.
Kız: Ben de x. Memnun oldum.
Ben: Şöyle yapalım, ben senin numaranı alayım. Daha sonra seninle görüşelim.
Kız: Ya ama ben şu sıralar çok doluyum. Telefon vermemek için değil, gerçekten. Tiyatro, okul, kısa film vs. Sonra zamanın yok demek de olmasın.
Ben: Anlıyorum. Olsun, illa ki zamanın olur.
Kız: Tamam vereyim numaram: …. ama dediğim gibi. Şubata kadar biriyle görüşmem zor. Anca şubattan sonra.
Ben: ahaha peki ama bence sen vakit yaratırsın.
Kız: Hadi görüşürüz.
Birkaç yürüme daha var. Sonuçta bu ay 4-5 yürüme yaptım. Daha da yapmayı planlıyorum. Bakalım neler olacak. Skor olduğunda yazarım yine.



