Feminizmin evlenilecek kadın düşmanlığı

Madem Erkek Adam evlenilecek kadınların özelliklerini anlattı, ben de size bu tarz kadınların niye feministler tarafından sevilmediğini anlatayım. Hem de ekşi sözlük üzerindeki ibretlik bir entry ve tartışma üzerinden.

Sözlükte “gokkusagindaki ruh” nickli kadın yazar, çalışmayı bıraktıktan sonra evliğinde mutluluğu nasıl yakaladığını şöyle anlatmış:

calistigim zamanlar esimle aramizda tartismalar olurdu. bunlar genelde utusuz gomlekleri, yikanamamis camasirlari, yine dunden kalan yemekler vb. konularda olurdu. esim asla ev isi ve yemek yapmazdi. ben de ondan sonra eve geldigim halde bunlarla ugrastigim, o uyurken utu ve temizlik yaptigim icin gergin ve kizgin olurdum. gel zaman git zaman ev kredimiz bitip maddi olarak duzluge cikinca cocuk planlari devreye girdi ve bebegim icin isten ayrildim zira aldigim maas cocuk bakicisi masrafini ancak karsiliyordu. esim de benim maasimin yaklasik 4 katini aldigi icin isten benim ayrilmam ve cocuga bakmam finansal acidan daha dogruydu.

simdi gercekten hersey cok yolunda. utulu gomlegi gectim, utulu donlar, her aksam iki cesit yemek, salatasina kadar hersey ve mutlu bir cocuk var… ve her aksam eve yorgun argin ve gergin gelmedigim icin ayiptir soylemesi gelsin cowgirller gitsin blowjoblar … yorgun kadin (ve erkek) maalesef cinsel hayatina herkes gibi ozen gosteremez. en azindan ben o kadar yorgunlugun uzerine uyumayi tercih ederdim.

isi birakmam maddi olarak olmasa da manevi olarak evimizdeki huzuru fazlasiyla arttirdi. ha ama benim gelirim yuksek degildi. maasim 5-6 bin olsaydi 2 bin bakiciya verip uzerine hala para kalsaydi bu karari bu kadar kolay alamazdim herhalde.

edit: 3 dil biliyorum universite mezunuyum ve cocugumun en iyi okullarda okumasini istiyorum. bunu eve 500 tl fazla girip, bakici kadinlarin elinde buyuyup, anne babasini mutsuz gorerek basaramaz. daha 2 yasinda bile degil ingilizce kelime dagarcigi turkcesi kadar. her gun ozenle ogretiyorum herseyi ilmek ilmek. oyun gruplarina katiliyoruz, muzeleri, cocuk parklarini geziyoruz. haftada bir kelime turkce ve ingilizce harici baska dillerden bir sozcuk ogreniyoruz. bu hafta “hola” ogrendik mesela. ona gonlunce vakit harciyorum. ben eminim ki cok basarili ve guclu bir kadin olacak.

Hanımefendi gayet mantıklı bir açıklamayla dışarıdaki iş yükü bittiği için ev işlerini daha kolay yaptığını, çocuğuyla daha iyi ilgilendiğini ve onun da eğitimine katkı sağladığını, ve cinsel hayatlarının da gözle görülür ölçüde iyileştiğini söylemiş. Kısacası anne mutlu, baba mutlu, çocuk mutlu. Buraya kadar bir sorun görebiliyor musunuz? Ben de göremiyorum. Hatta şu tarz bir evlilik eminim genç arkadaşlarımızın da, ileride evlenmeyi düşünen benim de hayalim.

Ama bunu gören feminikler boş durur mu? Kadının ne erkekten para dilenmesi kalmış, ne ataerkil düzene boyun eğmesi, ne de geri kafalılığı … ilgili yazının devamında hakaretler gırla (üçüncü sayfa sonunda başlıyor). Hepsini buraya tek tek yazmam imkansız, ancak özet geçersem klasik  feminik utandırma taktikleri ile kadını yerden yere vurmuşlar.

Peki bu evlenilecek kadının harika bir örneği olan ablanın evine ve kocasına olan bu bağlılığı ve bu hayat enerjisi feminikleri niye kızdırıyor? Bana kalırsa iki temel sebep var:

  1. Alfa dul sendromu. Belirli bir yaşa kadar erkeklerle gününü gün edip daha sonra evlenecek erkek bulamayan, alfa erkek eşiği yüksek olduğu için bulduğunu da beğenemeyen hatunlar evliliğe bok atar. Bunun sebebi, kadınların her zaman yaptığı gibi hatayı kendinde aramadan birilerine bok atma yani evde kalma sebeplerini rasyonalize etme çabası. “Ben evlenilecek kadın olamadım” demek yerine “evlenip kocasına yemek yapan kadınlar köledir” diyerek üstlerindeki sorumluluğu kaldırmış oluyorlar.
  2. Ego yatırımı. Bir düşünceye ne kadar uzun süre inanırsanız o düşüncenin aksi ispatlandığı zaman karşı çıkışınız o kadar sert olur. Mesela kırmızı hapla tanışan meriçlerin can siperane bir şekilde yaptıklarını savunması gibi. Mesela Orta Çağ kilisesinin dünya dönüyor denince bunu diyen bilim insanlarını aforoz etmesi gibi. Çünkü onlar bu düşünceye yatırım yapmışlardı, aksini öyle hemen kolayca kabul etmek yıllarca inandırdıkları egolarına bir darbe olacaktı.
  3. İşte bu ablamıza karşı feminiklerin saldırıları da ego yatırımının birer örneği. Okumuş ama ev hanımı olarak hayatına devam kadınların mutsuz olacağına dair feminik propagandaya kendilerini öyle kaptırmışlar ki bunun aksi tek bir örnek bile saldırıya geçmelerine neden oluyor. İşin komiği, kadın altını çizerek mutlu olduğunu söylediği halde devamında gelen entryler “hayır sen mutsuzsun! mutlu olamazsın! kocan seni kandırıyor! aslında sen zincire bağlı çalıştırılan kölesin!” diye ağzından salyalarak saçarak bu durumu inkar etmeye çalışıyor. Kadının nasıl hissettiğini kadından iyi biliyorlar amk, komediye gel. Götü boklu bir aile şirketinde 2000 tl için eşek gibi çalışmak özgürlük; ama evde kocana ve çocuklarına yemek yapmak, hem kendinin hem onun yüklerini hafifletmek kölelik.

Her daim kadınların özgürlüğünü ve tercih haklarını savunduğunu söyleyen feminikler, “kendi özgür iradesiyle” işini bırakıp ev hanımlığa geçen bir kadına fütursuzca saldırıyor. Çünkü feminizme göre özgürlük ancak erkeklere hayatı zindan edip, ardından 40lı yaşlarda 32832 tane kediyle aynı evde yaşayarak elde edilebilir. Mutluluk gibi tanımı çok geniş bir kavramın kocaya iki kap yemek yapmakla biteceğini iddia eden bir güruh var karşınızda. O yüzden size daha ikinci buluşmada “kadın erkek eşitliğine inanıyorum” (hukuki eşitliği kastetmiyorum tabi ev işlerini paylaşma anlamında eşitlik), “ev işi yapmam”, “ay çocuk ayak bağı” ne diyen kızlardan ayaklarınızı götünüze vura vura kaçın, o kadar diyorum.

Hatta iyi gelirli bir kariyeri olup da 29-30 yaşına geldiğinde hala evlenmemiş bir hatun da bunun lacivertidir, onlardan da kaçın. Ben kaçtım, hiç pişman olduğumu hatırlamıyorum.

Ha az kalsın unutuyordum, bu ablamız gibi geleneksel kadın erkek rollerinden gocunmayan bir hatun bulursanız evlilik vaktiniz geldi demektir.

 

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Çeviri Manyağı

Sitenin anti-feminist ve gözlemci abisi, kardeşi.

27 thoughts on “Feminizmin evlenilecek kadın düşmanlığı”

  1. Konunun içinde ciddi miktarda da politika var. The National Organization for Women (NOW) kurucusu feminist Sheila Cronin bunu çok güzel itiraf ediyor :

    “Evlilik, kadınlar için kölelik teşkil ettiğinden kadın hareketinin bu kuruma saldırmak üzerinde yoğunlaşması gerektiği açıktır. Kadınlar için özgürlük, evliliğin feshi olmadan kazanılamaz.”

    Önemli feministlerden Linda Gordon ise şöyle diyor :

    “Çekirdek aile yıkılmalıdır… Nihai anlamı ne olursa olsun, şimdi ailelerin dağılması nesnel olarak devrimci bir süreçtir.”

    Evlenilecek kadını sevmiyorlar zira bu kadınlar onların gözünde, ataerkil sistemi yıkacak devrimin önünde engeller.

  2. Hayatın ve bizim dahi bilemediğimiz zamanlardan kalan yaşanmışlıkların getirdiği bazı kalıplar insanların hayatlarını daha kolaylaştırdığını ve her iki cinsi mutlu ettiğini düşünüyorum

  3. Sanki şöyle bir durum var.
    Tez: Feminizm
    Antitez: Trp
    Sentez ne olur bilmem ama dünya alıştığımızdan farklı bir yere doğru gidecek.

    1. TRPnin 3 dalga feminizmin en doludizgin olduğu 1995 – 2005 sonrası ortaya çıkması tesadüfi değil. Daha önce çıkmaması muhtemelen teknoloji eksikliği, sosyal medya yoktu.

      1. İlk dalga feminizm faydalı idi deniyor da, o dönemlere bakacak olursak 1. dünya savaşı ve sonucunda imparatorluklar yıkılarak sosyalizm ve çift kutuplu dünya ortaya çıktı. 2.dünya savaşı ardından abd ve sscb en güçlü iki devlet haline geldi, soğuk savaş dönemi başladı. Kısa süre sonra gelen 2.dalga feminizm daha radikaldi (kültüre de yansıdı). Demek istediğim değişen dünya siyaseti ile birlikte sosyal yapı da değişiyor. Albert Pike’nin G.Mazzini’ye yolladığı mektup var 1871 de yazılmış. 3 adet dünya savaşı ve nasıl planlanması gerektiği ile ilgili. İlk ikisi mektupta bahsedildiği şekilde hayata geçmiş. 3ncüsü ile ilgili şöyle bir bölüm var “Bu arada diğer uluslar, fiziki, ahlaki, ruhsal, ekonomik yıkımlara sürüklenerek bölünmeli”. Uydurma bir komplo teorisi mi değil mi belki konuya vakıf bir arkadaş varsa yorumlayabilir. Ancak feminizm, tıpkı marksizm gibi siyasal amaçlar uğruna toplumsal yapıyı değiştirmek üzere icat edilmiş ve yavaş yavaş yedirilmiş gibi. Sonuçta kadınların erkekleşmesi, erkeklerin kadınlaşması durumu bariz ortada.

  4. Feminizmin içerisinde elbette bolca politika var. Feminizmin içerisinde benim katılmadığım çok şey var. Kimsenin çalışmayan kadınlara hakaret etme hakkı yok. Bu sadece o çifti ilgilendiren bir olay. Ancak…

    1/Kimse çalışmak istemiyor. ancak çalışmanın kölesi olmadan başarının efendisi olma şansımız yok. bu erkekler için de kadınlar için de böyle. Şimdi “kadınların çalışması o kadar şart değil” diyen insanların bu durumda nafaka gibi erkeklere haksızlık yapan bir şeye itiraz etmesi komik kaçıyor. (Benim gördüğüm the red pill destekçilerinin çoğu nafaka uygulamasına karşıydı) Kadınların ekonomik özgürlüğünü eline alması kadınları daha güvende hissettireceği gibi ev geçindirme yükünün tamamının erkeğe kalmamasını sağlar. Bir söyleminde zengin koca avcısı kadınlardan (haklı olarak) şikayet edip öbür tanımında çalışan kadınları kapitalist sistemin kölesi diye nitelemek tuhaf oluyor.

    Nafaka mağduru erkek sayısız. Korkunç mağduriyetler var. Buna itirazım yok ki bu yüzden Manosphere’de en fazla erkek hakları aktivistleriyle hemfikir oluyorum. Ama şimdi kadın ve “doğasına uygun davranan” erkek açısından düşünelim ve red pill terimleriyle evlendikten sonra işini bırakan kadınların olduğu evliliklere bakalım: Kadın kariyerine ara vererek savunmasız duruma geçiyor (vulnerability=feminen ve çekici olduğu söylenen bir özellik) Erkek ise yaşı ilerlemiş bir kadınla beraber. Alfa siker beta hesabı öder. Erkek beta gibi evi geçindiriyor. Hem de SMVsi düşük bir kadınla. O zaman tam bir meriç olmuş durumda. (Meriç=kadınlara daha çok şey verip daha az şey alan) Bu adam red pillci gözüyle baktığımızda ezik. “Ohooo daha ne meriçler var” diyebilirsiniz ama az ya da çok meriç. Bir kere evli kalması bile kadını üç delikten ibaret görmediğini gösteriyor.

    2/”eşim asla ev işlerine yardım etmezdi”.

    Ev işlerine yardım eden erkekler red pillci deyimiyle “amına kodumun kılıbıkları” (sözlükte böyle yazan ünlü bir trp savunucusu vardı). Bu olmasa kadın muhtemelen işi bırakmayacak.

    Nafaka uygulamasını savunanlar da benzer şeylerden bahsediyorlar işte. Kadınlar işi bırakmaya zorlanıyor gibi argümanlar öne sürülüyor.

    Şimdi başka bir senaryoya göz atalım: “Hem evde oturan hem ev işlerini düzgün yapmayan hem de çocuklara iyi bakmayan bir kadın. Karısına düzgün davranan ve ailesi için çalışan adam. Kadın da dominant bir erkek istediğinden bu adamı ezik görüyor. Evlilikleri berbat bir hale geldiğinden en sonunda boşanıyorlar ve adam yüklü bir nafakaya mahkum ediliyor”.

    Şimdi bu adamın mağduriyetinin suçlusu kimler? Elbette en başta “efendi adam istemeyen kadın”. Ama dolaylı yoldan suçlusu da nafaka uygulamasının hala yürürlükte kalmasına az da olsa katkısı olan “erkek adam ev işine yardım etmez” diyen tipler de değil mi?

    İnatla görmemeye çalıştığınız nokta şu: Erkeklerin mağduriyetlerinin çoğunun sebebi (basit bir tanım ama yine de kullanacağım) ataerkil sistem. Cinsiyet rollerinin sadece erkeklerin ya da kadınların işine gelecek şekilde yıkmanın bir yolu yok.

    Şöyle hayal edin: Nafaka kaldırıldı. Erkekler yine kılıbık olmamak için ev işlerine yardımcı olmuyorlar. “bana ne lan işi bırakırsan bırak light erkek miyim ben?” tavrındalar. Bu sefer kadınlar bu kadar rahat işi bırakabilecekler mi? Ya da dahasını söyleyeyim: Bu kadınları evlilikten soğutan bir sebep olmayacak mı?

    Denklemin bir kısmında değişiklik yaptığınızda mecburen öbür kısımda da bir değişme oluyor. Maşallah sistem öyle güzel ki pislik erkeklerin yaptıkları düzgün erkeklere pislik kadınların yaptıkları da düzgün kadınlara yükleniyor. Alfa siker beta hesabı öder sözünü seviyorum gerçekten.

    Bu saçma ortamda yapmamız gereken ne? sisteme ayak uydurmak mı? peki sistem ne kadar doğru? bugünkü sistem kötüyse eski sistem tıkır tıkır mı işliyordu?

    3/Ortada tüyler ürpertici bir gerçek var: Kadınların gerçekten de bilim ve teknolojinin gelişimine yaptığı katkılar sınırlı düzeyde. Lamı cimi yok. Terazi Marie Curie ile dengelenmiyor. Bunun sebeplerini irdelemek zorundayız. Neden böyle? Kadınların başarısızlığının sebebi doğuştan gelen yetersizlikleri mi, tembellikleri mi, yoksa toplum normları mı yoksa hepsi birden mi var? Elbette bunda hepsinin payı var. O zaman cinsiyet rollerini sorgulamak gerekir. Kimse doğmadan önce cinsiyetini seçmiyorsa cinsiyetine göre hak veya özgürlük vermek niye? Buradaki ahlaksızlığı geçtim bu cinsiyet rollerinin bizi ne hale getirdiğine bakmamız lazım.

    Eğer ki kadınların başarısızlığında cinsiyet rollerinin payı %1 dahi olsa bunla mücadele etmemiz gerekir. Bu kadın kotalarıyla falan olacak bir iş değil. Bu ayrı bir haksızlık. Kültürü baştan aşağı değiştirmek zorundayız.

    Dünyadaki en kötü şeylerden biri de zaman ve efor israfıdır. Bunları faydalı şeylerde kullanmazsak yaşadığımız hayata ihanet etmiş oluruz. Aptal cinsiyet rollerinin şekillendirdiği dünyada bir sürü kadın beynini geliştirmeye harcayacağı eforu, zamanı ve parayı estetik ameliyatlara, makyaja, erkek arkadaşına karşı nasıl edilgen gözükeceğine harcıyorsa bu içler acısı bir durum. O kadın için değil. İnsanlık için. Çünkü güzel gözüken bir kadının insanlığa hiçbir faydası yok. O salak kadının kendisine de bir faydası yok; hatta red pill bile istemeden bunu söylüyor. Rollo Tomassi’nin SMV grafiğine göre o kadının görünüşüne yaptığı yatırımın 30undan sonra bir anlamı kalmayacak.

    Çok uzattım sadede gelemedim belki ama: Mevcut cinsiyet rolleri ile çok fazla ilerleyemiyoruz. Evliliği sebebi ile kariyerine ara veren kadınlar olmasa belki bugün tüm kanser türlerinin tedavisi bulunmuş olacaktı. Belki kullandığım akıllı telefonun işlem gücü şu anda kullandığım masaüstü bilgisayarla eşit olacaktı.

    O işi bırakan kadının bana hiçbir faydası olmayacak. Her kadın bilim insanı olacak diye bir şey yok. Çalışan her insanın dolayısıyla her kadının insanlığa bir katkısı var. Ben bu yüzden cinsiyet rollerinden kurtulduğumuz ölçüde ilerleyeceğimizi düşünüyorum.

    1. Hocam yanlış anladığın bir nokta var. Postu tek taraflı yazdığım için galiba evli kadınlar asla çalışmasın gibi bir anlam çıkardın. Biz kadınlar çalışmasın demiyoruz, kadın tabii ki çalışıp eve maddi katkı sağlayarak kocasına destek olabilir. Benim anlatmak istediğim şey, feminizmin kadın tercihlerini ancak kendi ajandasına uyarsa savunması. Yoksa isteyen çalışsın, isteyen evde yatsın ama çalışmayıp çocuğuma bakarım diyen evli kadına saldırmak komik. Biz burada çalışmaması doğrudur demiyoruz, çalışmak istemeyen evli kadın da mutlu olur bunu kabullenin diyoruz.

      O yüzden nafaka dediğin olay bu dediğimizin dışında, çünkü o zaman evlilik bitmiş ve kadın tek başına. O zaman tabii ki nafakayla adama yük olmayacak. Sonuçta kocanın evin maddi yükünü üstlenmesi evlilik içerisinde makul görülecek bir şey.

      Ev işlerine gelince de aynı şeyi söyleyeceğim, tamamen tercih. Kimi gider eşine yardım eder, kimi kadın evde oturur ev işi yapar, kimi de çalışır ikisini bir arada yürütür. Yine bizim karşı çıktığımız evde oturanın yerin dibine sokulması.

      Son olarak bilimsel gelişimin cinsiyet rolüyle alakası yok. Bunu kadınlar yapamıyor değil, YAPMAK İSTEMİYOR. Çünkü zor ve meşakkatli bir süreç. Ataerkil düzenin tamamen yıkıldığı ABD’den kaç tane bilim kadını çıktı? Nadir. Nobel alan kaç tane Batılı bilim kadını var? Yok denecek kadar az. Demek ki mesele cinsiyet rolü değil, erkekler kıçını sıkıp çalışırken kadınların bunu yapamamasında.

    2. Düzgün argümanlarla yazmışsın o nedenle cevaplamak isterim ama yorum çok uzun 🙂 Birkaç nokta ile başlayayım.

      Ben tam tersi çalışan bir kadınla evlenilmesi ve kadının çalışması taraftarıyım. Ama femizmin karşı çıktığım yanı 20lerinde evlenip çocuk yapmayı, ev kadını olmayı hatta evlenilecek kadın olmayı neredeyse başarısızlık gibi sunması. Benim şahsi fikrim kadının çalışmama hakkı var ve bu yenilgi değil.

      İkincisi, kadın çalışıyorsa erkek de biraz ev işi yapacak kardeşim. Tamam ev işini aşırıya kaçırmak bir erkeği kendi kadını gözünde beta yapıyor ama hiç iş yapmamak da adil değil. Çocuk varsa akşam tamamen çocuk erkekte olur o zaman bahaneniz var ama çocuk yoksa ev işine gireceksin. Girmiyorsan da hizmetçi tutacaksın. Ha kadın çalışmıyorsa hiç ev işine bulaşma.

      Ben nafakaya karşı değilim. Çoğu erkek de değil. Problem süresiz nafaka ve yüksek rakamlar. İkinci problem de nafaka ödeyememenin hapis ile cezalandırılması.

      1. Erkek Adam’ın yorumuna cevap olarak görünüyor ama aynı zamanda çeviri manyağı’nın yorumuna da cevap niteliği taşıyor.

        Nafaka olayı karışık. Nafakayı hak eden var, hak etmeyen var ama alan da genelde hak etmeyen alıyor. Bir kadın “gerçekten” ev işleri ve çocuk bakımı sebebiyle kariyerine ara veriyor ya da kariyerini bir şekilde feda ediyorsa(işi bırakmak değil sadece daha iyi olabilecekken olmuyorsa) nafakayı hak ediyor. Ama zengin koca ara, zengin kocaya kapağı at, sana insan gibi davrandığı için erkek olarak görmemen sonucu hayatı zindan et, çocuğuna berbat bir anne ol, boşan, elin kolun tutar halde eşek yüküyle para al. Bunu yapan da çok var. Bu gibi mağduriyetlerle hayatı kararan erkek sayısı inanılmaz. Bu sebeple erkek hakları hareketine ihtiyacımız var.

        İdeal bir dünya nafaka gibi uygulamanın olmadığı ve boşanmalarda çocuğun velayetinin %50sinde erkeğin %50sinde kadının kazandığı bir dünya. Çocuk velayeti konusu bence nafakadan önemli. Anne çocuğa daha iyi bakar önyargısı ile hareket edilip çocuk anneye veriliyor çoğu zaman. E her kadının iyi bir anne olacağının tapusu yok ki. Çoğu kadının çocuk yetiştirme konusundaki bilgisi sıfır; tıpkı çoğu erkek gibi.

        Ama bu sorunun kökeninkine indiğimizde olayın yine cinsiyet stereotipilerinden çıktığını görüyoruz. Şu feminist-antifeminist tartışmalarındaki “erkekler mi daha mağdur kadınlar mı?” kavgası trajikomik. Şu salak sistemin dayattığı anlamsız cinsiyet rollerini reddedersen mağdursun. Onursuzca üstüne biçilen “rol”ü oynar ve sisteme entegre olursan kazanıyorsun. Bu red pill’e de o yüzden karşıyım. Yine “erkek dediğin…”, “kadın dediğin…” ile başlayan yargılar, aşırı genellemeler var. Sorunu çözmüyor yani.

        Cinsiyet rollerinin gelişmeyişimizde hiçbir etkisi yok iddianda nasıl emin olduğunu anlamıyorum. Bir örnek:

        http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0022103198913737

        https://www.cambridge.org/core/journals/du-bois-review-social-science-research-on-race/article/div-classtitlestereotype-threat-and-academic-performance-new-findings-from-a-racially-diverse-sample-of-college-freshmendiv/C37B77B5412F0E72EBC2FB4F23103685

    1. Selam. Benim draft listemde şu an yazım aşamasında.

      Bireyleşme, persona, gölge (shadow) ve özbenlik (self) hakkında bilmek istediğiniz herşey pek yakında Erkek Adam’da 🙂

  5. Tersi durumu ben yaşadım; çocuk yaptık ve sonrasında ev işlerine ve çocuk bakımına yardım ettim elimden geldiğince ancak sonuç olarak eşim başka adama aşık oldu ve ilişkimiz bitti tam tamına buradaki tezlerle örtüşen bir süreç yaşadım bugün feminizm adı altında yürütülen davranışlar boşanmış çiftler ve annesi babası ayrı çocuklar yaratıyor en mağduru çocuklar maalesef. Kadınlar özgürlüğü baya yanlış anlamışlar burası kesin evlendiysen ona göre sorumluluk alacaksın yoksa evlenmeyeceksin kardeşim bu kadar basit 3 yaşındaki çocupu bırakıp kafana göre gezmeleee tozmalara gitme özgürlüğü olamaz erkek için de kadın içinde geçerli bu çocuk demek sorumluluk demektir bencillikleri ve sorumsuzluklarını feministlikle maskeleme işi bu işlerine gelmediğinde de musluğu tamir et diyen zihniyet bu niye derseniz erkek işi derler.

    1. Biraz ev işi yapın derken unuttum. Kadınlar ne derse desin hiç ev işi yapmamanız, bugün erkekten beklenen kadar iş yapmanızdan çok daha hayrınıza görünüyor. Keşke böyle olmasa ama hatunların çoğu ev işi yapan adamı beta görüyor. Bunu kendilerine bile itiraf etmeseler de. Pratik tepkileri böyle maalesef.

    2. Böyle sorumsuz kadınlardan yanmış adamlara hep sorarım. Önceden böyle bir kadın olacağını gösteren sinyaller var mıydı? Çoğunda oluyor ama erkek es geçiyor.

      1. Çocuk işin içine girince betalaştım ve göremedim maalesef. Herşeye alfa başlayıp tamamen beta olarak bitirdim. İşin garip tarafı bana hep eskiyi özlüyorum diyip durdu ama eski ben için de öküzdün derdi hep. Betalık içimiz de olmasa da ağır sosyal baskı var diğer beta erkek davranışları ve bunu sağa sola reklam eden kadınlarla ortamda ciddi beta baskısına maruz kalıyoruz. Vesselam alfa özüme dönüş sürecim başladı bu arada alfalığun kriteri olarak seks skorunun parametre yapılması uzun vadede betalaşma tehlikesi yaşatır diye düşünüyorum zira skor baskısı ile taviz verme başlayabilir

        1. Çocuk işin içine girince betalaştım ve göremedim maalesef. Herşeye alfa başlayıp tamamen beta olarak bitirdim.

          Sanırım çocuk hepimizin yumuşak karnı. Alfa evlenen, çocukla betalaşan erkek çok. Çocuk yokken kadın pislik yapmaya kalkınca sessizce anahtarı alıp çıkıyorsun evden ertesi gün kediye dönüyor ama çocuk varken kadın çocuğu sana karşı kullanıyor. Ağlayan çocuğu telefonda dinlettiyor mesela.

          Daha önce alfa girdiğim ilişkide çocuk ile betalaşmak benim de başıma geldi bir süre. Ben bildiğim kadarıyla aldatılmadım ama dırdır, kıskançlık, bağır çağır yapan hatuna (bunların benim betalaştığıma işaret ettiğini daha önceden bildiğim için muhtemelen) yeniden alfalaşınca “arkadaşlarımın tavsiyesine uyup avukatla konuşuyorum ben, düzelmezsen nafaka ve iştirak nafakası ile o kazak erkekliğini götüne sokarım” diye tehdit edildim ve blöfü görüp karıyı boşadım. Zaten hatuna sevgim saygım sıfırdı, tehditle negatife indi.

          Ha çocuk varken biraz girdi tabii yapacak birşey yok ama evlilikten iyi ve iyi bir avukat ve tamamen beton duygusuzluğu ile o kadar kötü girmiyor.

          1. Hocam aslında mesele ev işi vb. gibi spesifik noktalar değil. Onlar sadece birer örnek.

            Esas mesele kadının her yap dediğini yapmak. Yani shit test dediğimiz olay. Kadın sürekli erkeklerden bir şeyler talep ederek acaba bu adam seks veya kadın ilgisi devam etsin diye bana boyun eğecek mi testi yapıyor. Ev işlerine yardım etmeyen kocadan şikayet de böyle bir şey. Sen kadın memnun olsun diye yapıyorsun ama o bunu psikolojik yapısı gereği “boyun eğme” olarak görüyor maalesef.

            Bahsettiğim olay skepticonun şu yazısında var, örnek de ev işleri üzerinden verilmiş. https://kirmizihap.org/dirdir-1-bolum/

          2. KH bu durumlarda hayat kurtarıyor. Çoğu erkek boşanma tecavüzüne duygusallığından, mavi hap ideallerinden ve kadın doğasını bilmemekten de yakalanır.

  6. Aslında ataerkil düzenin, en çok feminiklerin işine gelmesi gerekiyorken ne skime bık bık ötüp kafa skerler, hiç anlamam. Ablamız da tartışmasız her erkeğin hayali olan evliliği ve aile yaşantısını yazmış. Böyle hatunlarla nasip olur da hepiniz yuva kurarsınız gençler:)

    1. Hocam feminizmin en dolu dizgin olduğu ABD ve İngiltere gibi ülkelerde bile “feminist misiniz?” sorusuna evet diyen kadın oranı yüzde 10 değil. Feministler çok örgütlü ve sesleri çok çıkan bir azınlık.

      1. Ataerkil düzende tüm ihaleyi erkeğe kitlemek ve üzerine erkeğin yeterliliğini sorgulayıp yine erkeği suçlayıp, zeytinyağı gibi tepeye çıkmak gibi zahmetsiz ve sıfır hasarlı bir opsiyonu sağlayan düzene ne diye çemkirir bi kadın hiç anlamam.

        “Salağa yatsanıza, hem de çok zahmetsiz” muhabbeti yani. Ataerkil düzen en çok bunlara yarıyor.

  7. Hocam konuyla ilgisi yok ama edisin onedioda bir videosu var kızlar gülmemeye çalışıyor diye. Edis sanki red pill almış, tavırları benzer

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *