Youtube videosu aşağıda. Bu videoları beğeniyorsanız, daha fazla kişiye ulaşması ve daha fazla yapılması için Erkek Adam Youtube kanalına kaydolmayı ve notifikasyonları açmayı unutmayın.
01:45 Evlilik, bütün bu aldığımız risk ve sorumluluklara değer mi?
02:40 NLP’deki alfa moda geçiş taktiğini doğru buluyor musun?
03:23 Bu yıl üniversiteden mezun olacağım ama iş bulamıyorum. İş bulunca her şey düzelecek mi?
06:34 İyi insan zararsız tavşan olmazsa nasıl iyi olacak?
09:52 Sınav döneminde tek odağım sınav mı olmalı yoksa kızlarla da konuşsam mı?
11:04 Yürürken PUA, ilişkide kırmızı hap uygulasak nasıl olur?
13:02 Kovid korku atmosferinin nedeni ne ve dünyanın kovidden sonraki durumunu nasıl görüyorsun?
21:33 Buluşmalara gelen ama ileri gitme hamlelerimden kaçan kız beni friendzone’a mı atmaya çalışıyor?
22:55 Bizi ağır oneitis yapan kızdan nasıl kurtuluruz?
23:43 Uzun süreli ilişkide kız arkadaş bir iş yaparken bize danışmalı mı? Mesela bir kız arkadaşıyla buluşurken.
24:32 Dışarda güzel kızlar görüp bunlar neden benim ortamında yok diyorum? Düşünce yapım mı yanlış?
25:26 İş ortamındaki arkadaş, kadın erkek ilişkileri nasıl olmalı?
26:20 Boşandıktan sonra çocuk varsa eski eski eşinizle konuşmak zorundasınız. Bu da çerçeveyi sarsıyor. Nasıl olacak bu iş?
28:08 Sayı / skor üzerine bir oyunum var ve direkt oynuyorum. Bu da bazı kızların rahatsız olmasına nedne oluyor? Onlara nasıl güven verebilirim?
29:37 Jordan Peterson ampirik değil diyorlar. Sence?
31:22 Hafif düzeyde kekemelik problemim var. Oyunu, tanışmayı nasıl yapacağım?
34:30 1.5 aydır tabak yok, oyun yok. Tabak illa ki olması gereken bir şey mi?
35:30 İş görüşmelerinde fazla istekli görünmek ters teper mi?
36:17 Salgının etkisi azalınca reel buluşmalar olacak mı?
37:00 Son zamanlarda gram enerjim yok ama kızlara yürüyesim yok. İlgi göstergesi var ama gidip konuşasım yok, neden böyle?
39:53 30 – 40 set açtım 4 tane başarılı setim oldu. Ama reddedileceğim korkusu var. Bu normal mi?
“İlişkilerin uzun ömürlü olması konusunda, 1970’lerde yapılmış harika bir araştırma var. Dr. Robert Levenson ve Dr. John Gottman çiftlerden 15 dakika boyunca bir problem üzerinde tartışmalarını istemişler ve daha sonra kaydettikleri bu tartışmadaki etkileşimlerin kaçının pozitif, kaçının negatif olduğunu saymışlar. 9 sene sonra da çiftleri kontrol ederek hangilerinin beraberliğe devam ettiklerine ve hangilerinin boşanmış olduklarına bakmışlar ve bu şekilde ilişkilerin bitip bitmeyeceğini %90 oranında doğru tahmin eden bir sonuç bulmuşlar.
Soru şu: “İlişkinin istikrarlı kalması için partnerinizle aranızdaki etkileşimde her bir negatif etkileşime karşı kaç pozitif etkileşim olmalı?”
Bu oran bire bir de olabilir, bir negatife karşı yüz pozitif etkileşimde olabilir. Ve bu oranı kullanarak ilişkinin tatminkar ve uzun süreli olup olmadığını tahmin etmeye çalışabilirsiniz.
Aklınızdan ilk geçen şey oranın bir negatife yüz pozitif gibi bir şey olması gerektiği ve bu tür neredeyse sadece iltifat ve saadet dolu ilişkilerin daha uzun ömürlü olacağıdır. Ama gerçek bu değil. Araştırma sonucu ortaya çıkan şu ki optimal bir oran var.
İlişki, üç pozitife bir negatif oranının altına düşerse darmadağın oluyor. Bu çok negatif zira insanlar negatif duyguları pozitif duygulara göre çok daha yoğun hissederler ve bir hareketinizle vereceğiniz acı, mutluluktan çok daha fazladır. Yani 3’e bir ilişki oldukça yorucudur ve insanlar bu ilişkiler içinde kalmazlar.
Altın oran 5’e 1. Ama eğer on bir pozitife bir negatif oranının üstüne çıkarsanız, ilişki yeterince yorucu değildir.
Yeterince yorucu değil ne demek? Şöyle soralım, bir ilişkiden beklentiniz nedir?
Tamamen saadet beklediğinizi düşünebilirsiniz. Ama görünen o ki gerçekten istediğiniz şey bu değil. Daha çok uğraşabileceğiniz, çekişebileceğiniz birini istiyorsunuz. İstediğinizi yaptırabileceğiniz bir ayak paspası istemiyorsunuz. Her şeyin çok kolay olmasını istemiyorsunuz.
Bu, filozof Kierkegaard şeyleri insanlar için daha zor yapmak gerektiğinden ve insanların buna ihtiyaç duyduğundan bahsederken anlattığı fenomene benziyor. Bunu siz de çok iyi biliyorsunuz. Eğer size tapan, her dediğinizi onaylayan, size sadece pozitif geri bildirim veren biriyle birlikteyseniz, bu kişiye olan saygınızı neredeyse anında kaybedersiniz ve daha ilginç birini bulmak üzere bu kişiden kaçarsınız. Bunun nedeni bence kısmen şu:
Beraber olduğunuz insanın sizi zorlamasını istersiniz. Böylece görece iyi bir gündelik hayata ve beraberce yeterince barışçıl bir ortama sahip olmakla kalmazsınız, aynı zamanda da karşılıklı dönüşüm sürecinden kopmamak için yeterince gerilime de sahip olursunuz.
Bu aynı zamanda insanların negatif ilişkilerde kalmaya devam etmesini de açıklıyor. İki sene önce “zamanın yarısında acınası durumda olacağım biriyle olmak istiyorum” demezdiniz yani bunu asla böyle söylemezdiniz ama aslına bakarsanız gerçekten istediğiniz şey bu olabilir.”
Ekşi sözlük entrisindeki adama gelelim: Tek numarası kendini feda etmek olan, hep iyi olalım diye her çatışmada teslim olan, karşısındaki ne yaparsa yapsın iyi olmazsam onu kaybederim kaygısıyla yaşayan korkak, zayıf ve omurgasız biriyle olacaktı. Aklı varmış sevmemiş. Kimse de sevmez. Kendisine biri böyle davransaydı, kendisi de onu sevmeyecekti.
Bu yazıyı, bir dediğini iki etmedim, hep sevdim, hiç kavga etmedim, hep kendimden verdim ama neden bitti diye düşünenlere armağan ediyorum.
Uyumsuz(*) bir insana ne istediğini sorarsanız size direk söyler. “İstediğim bu ve bunu bu şekilde elde edeceğim!” Ama uyumlu insanlar özellikle de fazla uyumlu insanlar, genellikle ne istediklerini bile bilmiyorlar. Çünkü başkaları için yaşamaya, onları mutlu etmeye o kadar alışkınlardır ki bu yüzden kendi istekleri doğrultusunda yollarını çizmeleri onlar için çok zordur. Bakın, bunun avantajlı olduğu durumlar vardır, ancak kendinize bir kariyer yapmaya çalışacaksanız kesinlikle avantajlı değildir. Hiçbir işe yaramaz.
Ortalama bir erkek ve kadın grup bazında uyumluluk açısından çok farklılıkları olmasa da, dışarıdaki uç örneklere baktığınızda bir çok farklılık vardır. Bu yüzden uyumlu insanların çoğu kadın,uyumsuz insanların çoğu erkekdir. Sıklıkla oluşan uç örnekler genel oluşan durumdan daha önemlidir.
Dolayısıyla toplumuza yansıyan şeylerden biri de hapishanelerde erkeklerin daha çok olması. Hapsedilmenin en iyi kişilik belirleyicisi uyumsuz olmaktır ve bu seni duygusuz, kaskatı biri yapar.
Şimdi nezaket ve merhametin tersinin ne olduğunu düşünebilirsiniz. Cevap ise bence zihinde belirlenen bir tür ticari alışverişdir. Mesela diyelim ki beraber tekrarlanan ufak bi ticarete gireceğiz ve eğer sen çok uyumlu biriysen hem benim adıma hem de kendi adına pazarlık yapacaksındır. Eğer uyumsuz biriysen tam tersini yapacaksındır, kendin için bu ticaretinin içinde olduğunu düşünceksin ve sadece kendi payınla ilgileneceksin.
Uyumlu insan ise şöyle düşünecek; en azından yarı yarıya olmalı ama yine de elimden geldiği şekilde sana yardım edeceğim. Eğer uyumlu biriyseniz dikkatli olmanız gereken şeylerden biride kullanılmamaktır. Çünkü kullanılmak için sıraya giriyorsunuz. Bence bunun sebebi ise (beyninizin), bebeklikten itibaren sömürülmeye müsait olacak şeklinde kablolanmış olması.
Bu gerçek dünyada hiçbir işe yaramaz. Psikoterapide sıklıkla olan şeylerden biri de … İnsanlar psikoterapiye bir çok sebepden gelebiliyor, ve bu sebeplerden biri de fazlasıyla uyumlu olmaları. Aldıkları özgüven eğitimi olarak adanladırılan şey de aslında özgüven eğitimi değil, sadece kendi adına nasıl pazarlık edebilceklerini öğeniyorlar.
Uyumlu insanlara söylediğim şeylerden biri de özellikle vazifeşinazlarsa(**), “düşündüğün şeyi söyle, düşündüğün şey hakkında doğruyu söyle. Düşündüğün şeyler muhtemelen ağır ve sert olacaktır. Ama aynı şekilde doğru da olacaktır. Bu durumu ön plana çıkarmalı ve mesajı iletmelisin.”
Bu ve kolay bir şey değil. Çünkü uyumlu insanlar çatışmayı sevmezler. Hem de hiç sevmezler. Suların durgun olmasını isterler ve bunun ileri sürdüğüm hipoteze neden uygun olduğunu anlayabilirsiniz. Çocuğun etrafında çatışma yada kavganın patlak vermesini istemezsiniz. Çok tehlikelidir. Akranları ile arası bozulsun istemezsiniz. Fiziksel ve belki de duygusal olarak incinmeye daha yatkınsanız, kısa vadede sorunları çözecek türden yüksek yoğunluklu çatışmalara girmeye de isteksiz olabilirsiniz. Çünkü sorunları kısa vadede çözmek çok fazla çatışma gerektirir. Eğer bu durum kontrolsüz ve tehlikeli bir hale gelirse, ki gelebilir,kısa vadede konuyu didiklemek yerine suları durgun hale getirmek daha güvenli olabilir.
Ama burada problem şu ki, bu durum uzun bir vadede iyi bir strateji olmayacaktır. Çünkü çoğu zaman konuşman gerekir, çünkü çekip gitmeyeceklerdir. Uyumsuz bir kişiliğe sahip olmanın avantajı kimsenin yoluna çıkmasına izin vermemektir. Yani hem uyumsuz (ısrarcı, mücadeleci) hem de sosyalleşebilen bir çocuğunuz olursa güçlü bir birey olacaktır. Çünkü yapılarında sürekli ilerlemek vardır ve durdurulmaları zordur.
Ama onları başarılı bir şekilde yönetemezsen, 4 yaşına geldiklerinde akranları onu istemeyecekdir. ve bu büyük bir sorun. Çünkü, ebeveyn olarak sizin işiniz 4 yaşına kadar çocuğunuzu sosyalleştirmektir. Bunu aklınızın bir köşesine yazmalısınız. Çünkü insanlar bunu bilmiyor. Sizin işiniz bu. Sebebi ise basit, dikkatlice düşünürseniz.
İlk sosyalleşme döneminin yarısında olan, 3 yaşında bir çocuğunuzun olduğunu farz edin. Çocuğu dışarı çıkarıyorsun. Çocuk için ne istiyorsun? Sizi düşünmüyoruz. Çocuk için ne istiyorsun ?
Çocuğun diğer çocuklar ve yetişkinlerle etkileşime girebilmesini istersiniz, böylece çocuklar sizi karşılar, gülümser ve onunla oynamak isterler ve böylece yetişkinler çocuğu görmekten ve ona uygun şekilde davranmaktan mutlu olurlar.
Eğer çocuğunuz küçük bir canavarsa ve siz onları nasıl uygun bir şekilde disipline edeceğinizi bilmiyorsanız. Çocuğun başına gelecekler şudur:
Yaşıtları tarafından reddedilecek, başka ebeveynler ve yetişkinler tarafından yalan bir gülümsemeden başka bir deneyim elde edemeyecek. Böyle olunca da çocuğu, her gördüğü yüzün düşman ya da yalan olduğu bir dünyanın içine atmış oluyorsun. ve bu özellikle zihinsel sağlığa veya çocuğunuzun iyiliğine yardımcı olacak bir şey değil.
Çocuğunuz, yetişkinlerle konuşurken sözünü kesmemesi ve dikkatli olması ve başka çocuklara zorunda kalmadıkça vurmamaya çalışmak gibi birkaç basit davranış kuralı öğrenebilirse ya da paylaş ve güzel bir şekilde oyna gibi şeyleri öğrense. Ve diğer çocuklarla buluştuğunda,bir kaç rutin oyun oynamayı deneyecekler ve bu durum iyi gidince de geri kalan hayatlarında da birbirleriyle sosyalleşmiş olacaklardır.
Çünkü dört yaşından itibaren olan şey bu. Çocukların ilk, temel sosyalleşmesi diğer çocuklar arasında yer edinebilmesidir, eğer çocuklar bu sosyalleşmeye zamanında katılamazlarsa, gelişimsel süreçde ilerleyemezler ve geride kalırlar.
Bunun ne kadar kötü olduğunu düşünün. Çünkü 4 yaşındaki çocuk, 4 yaşında olan ve 2 yaşındaymış gibi davranan çocukla oynamayacaktır. Aynı şekilde, 5 yaşındaki çocuk, 5 yaşında olan ve 2 yaşındaymış gibi davranan çocukla oynamayacaktır. Çünkü aradaki fark inanılmaz bir şekilde büyüyecektir.
Bu olursa çocuklar geriden başlar ve yaşıtlarının gerisinde kalırlar, yabancılaşırlar ve geri kalan hayatları boyunca akranlarının olduğu grubun dışarısında kalırlar. Bu çocuklar uzun vadede anti-sosyal bir birey olmak için büyüyenlerdir. Onlar zaten agresiflerdir ve bu durum agresif yanlarını daha da yükselecektir.
Normal çocuklara olan şey ise, 2 yaşındaki ki çocuğun düşün, zamanında sosyalleştiğinde agresiflik seviyesi düşecektir. Sonra ergenliğe geçtiklerinde ise bi testosteron patlamasıyla agresiflik seviyeleri yeniden yükselecekdir. Bu yüzden erkek suçlaların çoğu 16 ile 25 yaş arasındadır.
Bu arada (testosteron) yaratıcılık eğrisiyle eşleştiğinde harika olur. 16 ila 25 yaş arasındaki erkekler arasındaki yaratıcılığın zirvesine bakarsanız, suçluluk eşleşmeleri düşmeye başlar. Epeyce güzel bir şey bu. Testosteron seviyesi oranı, erkekler arasında ortalama agresiflik seviyesini yükseltti, aslında agresiflikten daha baskın bir şey bu, testesteron tamamen kötü bir şey değildir.
Erkeklerin genellikle geç saatlere kadar uyanık kalmayı, içmeyi bıraktığı,kariyerini geliştirdiği veya yüklerini ve sorumluluklarını alıp ciddi bir ilişki ve ailesiyle birleştiği 25 -26 yaşlarında azalmaya başlar bu durum.
Ben bunu istilacı bir saldırganlık olarak adlandırıyorum. Çünkü uyumluluğun dağılımı, yırtıcı saldırganlık karşısında anaç sempati gibi. Diğer memelilerede bakarsanız yırıtcı olduklarını görürsünüz. Çünkü biz de avcı hayvanlar kadar yırtıcıyız ama aynı zamanda av hayvanıyız. Diğer hayvanlara baktığınızda, ayı gibi mesela, erkek ayının çocuğun büyütülmesiyle kesinlikle bir alakası yoktur. Hatta dişi ayı, bebek ayıyı ondan uzakta tutacaktır çünkü erkek ayı bebekleri öldürmeyi ve hatta yemeyi sever. Yani yalnız yaşayan erkek memeli yırtıcılarda anaçlık kesinilikle yoktur.
Sizin düşüncenize karşıt bir düşünce ortaya koyan insanları araştırmak çok yararlı bir durumdur. Çünkü sadece size bilmediklerinizi söylemekle kalmazlar. Sizin görmediğiniz bir şekilde dünyayı görmenizi de sağlar. Ayrıca sizi geliştirecek, sizde olmayan yetenekleri de vardır.
Örneğin içine kapanık bir insansanız, dışa dönük insanları izlemek çok yararlı bir şeydir. Çünkü dışa dönük insanların sosyal dünyada var olma yöntemleri vardır. Size sıradışı gelecek olan yöntemler. Siz bu insanları gözlemleyerek çözüm yöntemlerinizi geliştirebilirsiniz.
Uyumsuz bir insansanız, özelliklede başkaları tarafından soyutlanmış bir uyumsuz insansanız, yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri … Uyumsuz insanlar gerçekten soyutlanabilirler ve insanlar size kibirli bencil bir o.ç. gibi davranır. Belki de bu dereceye kadar gelmişindir.
O zaman bu konuda ne yapabilirsiniz?
Bu konudaki en gelecek vaad eden davranış, bir gün başkaları için bir şeyler yapmaktır. Sadece biraz pratik yapın ve nasıl yapacağınızı öğrenin. Belki bu içinde bir yerde bir köşede olduğunu düşündüğünüz ve alevlenmeyi bekleyen bir kıvılcım olabilir, ki aslında öyle de.
Bence içimizde çok geniş bir eğilim çeşitliliği var ve bazıları genetik yatkınlıkla açılır durumda. Ama bence kendini doğru bir yerde konumlandırırsan ya da düzenli olarak alıştırma yaparsan bu gibi şeyleri değiştirebilirsin. Ama bu, disiplin çalışma ve özveri gerektirir.
Genel olarak şunu söyleyebilirim, kendinizi hayata uygun şekilde adapte etmek istiyorsanız, mizacınıza uygun bir çevre bulmalısınız. Mizacınıza ters amaçlar için çabalamamalısınız çünkü bu acayip zordur. Ama bunu yapabilirseniz, işte o zaman kişiliğinizin tersi bir alanda var olan becerileri ve bakış açılarını geliştirmek için çabalayabilirsiniz. Çünkü temelde az gelişmiş olduğunuz birşey bu.
Bu şekilde, mizaçsal kapasitenizi daha geniş bir yelpazeye yayabileceğinizi düşünüyorum. Bana göre bunu yapmak her türlü duruma daha zengin bir çözümleme getirmektir.
Yani aşırı dışa dönükseniz, topluluk içinde susmayı öğrenmeli ve neler olup bittiğini görmek için dinlemelisiniz. Eğer içe kapanık bir insansanız, topluluğun içine dalıp kimseye bir söylemeden bir yerlerde saklanmamak için, toplum içinde nasıl konuşacağınızı öğrenmelisiniz. Yani kısaca uysal biriyseniz nasıl uyumsuz olacağınızı öğrenmeniz lazım ki insanlar sizi itip kakmasınlar. Uyumsuz biriyseniz de uyumlu olmayı öğrenmelisiniz ki aksi bi oç olmayasınız.
Vazifeşinazlıkda da aynı şey geçerli eğer fazla vazifeşinazsan, sakinleşmeyi ve biraz gevşemeyi öğrenmelisiniz. Eğer vazifeşinaz değilseniz de, Google takviminini kullanmaya ve gününüzü programlamaya başlayın. Kendinizi yeterince disiplinle edene kadar kendinizi buna odaklayın. Böylece bir şeye uzun bir süre bağlı kalabilirsiniz ve sefalet içinde yaşamazsınız.
Bu düzensiz birini karekterize eden bir şeydir mesela. Çünkü farkında değiller ki onları rahatsız etmiyor bu düzensizlik durumu. Belki farkına varabilirler ama duygusal bir değerleri olmadığı için anlamlı bir motivasyonları da yok.
Eğer bir partner seçiyorsanız hakkında düşünmek istediğiniz bir diğer şey ise, mizaçsal olarak sizden çok farklı olacak birini seçmemeye çalışın çünkü aradaki boşluğu kapatmak çok zor olacaktır. Çünkü içe dönük ve dışa dönük iki insanın beraber olması gerçekten zordur. Aynı şekilde düzenli ve düzensiz birininde birlikte olması çok zordur. Çünkü birbirlerine katlanamayacaklardır. “Neden bir tane seçmiyorsun işte ! Neden bu kadar takıntılısın !” Temel kavgalar bunlar olacaktır.
Mizacını bilmek bu yüzden çok yararlıdır. Böylelikle gerektiğinde partnerinizle anlaşabilirsiniz. Kendinizle tamamen aynı birini bulun demiyorum. Zira, alternatif bakış açısınına sahip olamazsınız. Ama dikkatli olmalısınız zira hiçbir şekilde bir araya gelemeyecek mizaçta biriyle birlikte olabilirsiniz. Bu durumu özellikle yüksek ve düşük derecede açık sözlü olan ve (bu en kötüsü) ayrıca yüksek ve düşük derecede vazifeşinaz olan çiftlerde gördüm (buda diğer bir en kötüsü).
Çünkü,dünyayı başka insanların gördüğü bir şekilde göremiyorlar.
Çeviri-Enes Kutlubay Albayrak
(*)“Uyumluluk”: (agreeableness) Psikolojide büyük beşli (“big five”) olarak adlandırılan beş temel kişilik özelliğinden biri. Uyumluluk – şüpheli ve zıt olmaktan çok merhametli ve yardıma hazır olmaya eğilim.
(**)“Vazifeşinas”: “conscientiousness” Sorumluluk – öz disiplin göstermeye yönelim, sorumluluk sahibi olarak hareket etme ve başarı için azimli olma; kendiliğinden olan yerine planlı hareket etme.
Ailelerdeki oedipal durum hakkında, Carl Jung’un söylediği bir şey var. Ama önce kabaca klasik oedipal durumu anlatayım. Oedipal durum, bir çocuk aşırı korunduğunda olur. Genellikle oğlan çocuğunun annesi tarafından aşırı korunma. Tersi de olabilir. Annesi tarafından aşırı korunan kız çocuğu ya da tüm o kombinasyonlar. Başlangıç açısından klasik durumu konuşacağım.
Freud böyle ailelerde genellikle iyi sınırların olmadığını gözlemledi. Karı koca arasındaki ilişki genelde gerilimli ya da hiç yok. Kadın da genellikle kocadan alamadığını almak üzere çocuğa dönüyor.
Bununla ilgili harika bir South Park bölümü var. Cartman’ın annesi, kontrolden çıkan Cartman’ı eğitmesi için Köpeklere Fısıldayan Adamı (Dog Whisperer) çağırıyordu. Eğer Freudcu Oedipal durumu öğrenmek istiyorsanız, bu bölümü izleyin zira olayı iyi işliyor.
Anne, sonra ilişki yaşamak istediği (sınır sorunu) bu uzmanı getiriyor. Uzman oğlunu ondan ayırıyor. Ve sonra oğlana, kötü huylu bir köpeğe uyguladığı disiplini uyguluyor. Ama aynı zamanda her gittiği yerde, köpeğin sahiplerini de eğitiyor. Belki sorun köpekte değil de sahibinde.
Orjinal Atlara Fısıldayan ile ilgili de çok iyi bir film var. O da aynı şekilde atlardaki davranış problemlerini düzeltiyor ve atın sahibindeki psikopatolojiyi teşhis etmekte inanılmaz iyi. Bunun için doğuştan gelen bir yeteneği var.
South Park bölümünde olan şu. Köpeklere Fısıldayan Cartman’ı düzeltir. Cartman uygun giyinmeye, ödevlerini yapmaya, vs. başlar. Annesi Köpeklere Fısıldayan ile ilişki yaşamak istiyor ama adam mesafeyi koruyor. Sınırlarını çizip koruyor. Uzman gidince annenin Cartman’a ilk yaptığı şey, Cartman’a ödev yapmak yerine kendisi ile hamburgerciye gelmesi için rüşvet vermek. Bunu yapma nedeni ise çok yalnız olması. Etrafında başka kimse yok. Belki de derin ama çok derin bir şekilde eğer bu çocuğun büyümesine yardım ederse, çocuk evden ayrılacak ve kendisinin geriye bir şeyi kalmayacak diye korkuyor. Bebekleri dışında bir şeyleri olmayan anneler bunu yapma riski daha yüksek olan anneler.
Bu şaşırtıcı değil. Bunu etraflıca düşünmelisiniz. Birçok kadın … çoğu kadın … bebeklerine aşık olurlar. Bebekler daha büyük çocuk haline geldiklerinde, bu onlar için tehditkar bir durum olabilir çünkü bebek çocuk olduğunda, bebek “ölür” ve onun yerine artık çocuk vardır. Bir ebeveyn bu sürece radikal bir şekilde müdahale edip süreci durdurabilir. Bu her zaman olur ve klasik Freudcu Oedipal kabustur. Bazılarınız benim Kişilik sınıfımı aldı ve Crumb belgeselini seyretti. Crumb ailesi, bu hastalığın inanılmaz bir örneği.
Annesi bu hileyi deneyen bir adam tanıyordum. Çok zeki ve birçok hileye sahip bir kadındı. Ama adamın buna boyun eğeceği yoktu. Her dakikasında isyan edip baş kaldırdı. Sonunda kabaca hipermaskülen diyeceğim birine dönüştü. Bekar anneler tarafından yetiştirilen adamların sıklıkla kazandıkları hipermaskülenite ile ilgili ilginç bir ders. Zira iki yoldan birine giderler (ya hipermaskülen ya da hiper efendi çocuk). Bu bahsettiğim adam annesiyle her adımda savaştı.
Jung’un dediği ve çok hoşuma giden şey şu: Oedipal anne çocuğu ayartır. “Bak” der. “Anlaşma şu. Hiçbir şey yapmak zorunda değilsin. Ama beni terk etmeyeceksin. Gitmezsen ve bu zor şeyleri yapmazsan ben sana bakacağım.”
Çocuğun sürekli seçim şansı var. Tamam güç dengesi aleyhine ama bu sandığınız kadar kesin değil. Küçük çocuklar sağlamdırlar ve sürekli seçim yapıp dururlar. Jung bunun çocuğa anne tarafından dayatılan bir şeyden çok bir komplo olduğunu düşündü. slında bu anne, baba ve çocuk arasında bir komplo.
Her ne kadar zor olsa da bence bu iyi bir bakış açısı. Çocuğu sorumlu tutmalı mısınız?
Evet ama sağduyulu bir şekilde ve tamamen değil.
Bu durumda olan bir yetişkinle uğraşıyorsanız ve o bundan kaçmaya çalışıyorsa. En başa dönüp bu lanet şey nasıl oldu bilmeniz gerekiyor. Kapıyı nerede açtıklarını bulmaları gerekiyor. Vampir gibi. Siz çağırmadan içeri giremezler. Onları içeri davet etmeyin. Birkez içeri geldiler mi kurtulmak zordur ve tüm kanınızı emerler.
Bu ibretlik bir hikaye. Pinokyo da daha iyisini bilmiyor ve aklı bir karış havada. Tilkinin tam olarak anlattığı, başarıya giden kolay yol ona öneriliyor. Ve beraber Stromboli’yi görmeye gidiyorlar. Şarkı şu. Hepsini okumayacağım.
“Ünlü ve oyuncu hayatı benim için harika.”
“Öğlen 2’ye kadar uyursun, puro içersin ve dünyayı gezersin.”
“Havyar ve tavuk yersin. Aktör yaşamı güzeldir.”
Sadece servet, insanların ilgisi ve sorumluluğa, disipline ve öğrenmeye kesinlikle dikkat etmeme lüksü. İki kat çekicilik değil mi? İstediğin her şeyi alacaksın ama bir şey yapman gerekmeyecek. Harika bir anlaşma.
Aktör bunu temsil ediyor. Bir yalancı ve bir aldatmayı oynuyor. Jungcu açıdan bir persona.
Persona sizin insanların içinde taktığınız maskedir. Hatta siz kendinizi personadan ibaret sanabilirsiniz. Ama değilsiniz. Persona sadece bir maske.
Tilki ile kedi, kuklayı (Pinokyo) sadece personadan ibaret olmaya çağırıyorlar.
Jung’a göre persona olarak başlarsınız. Sonra personaya uymayan taraflarınızı incelemeye başlarsınız ki bunlar gölge olacaktır. Sonra kim olduğunuzu anlarsınız ki bu şok edicidir.
Persona sizin ve belki de yakın kültürünüzün iyi olduğunu düşündüğü her şeyi içerir. Gölge de bunların dışında kalan her şeyi içerir ki bunların bazılar gerçekten çok kötüdür. Ama bazıları da kötü kılığında iyi şeylerdir.
Ve siz gölgedekilerin birçoğunu entegre etmeden personadan kurtulup, personayı aşamazsınız. Mesela olağanüstü merhametli biriyseniz diyeliö %98 yüzdelikteyseniz, kendinizi sürekli olarak başkaları için feda ediyor olacaksınız.
Bunun çok iyi bir şey olduğunu düşünen insanlar var ve evet bu bazı durumlarda iyidir. Ama problem şu ki kendinizi feda edersiniz.
Bu mesela yetişkin erkeklere karşı çok kötü bir duruş. Bebekler için harika ama yetişkin erkekler için yanlış.
Biraz diş gösterene kadar sürekli olarak sizin gibi birini arayan kişiler tarafından kullanılırsınız.
“Ama hayır, ısırabilmek merhametli olmanın tam tersi” diyebilirsiniz.
Merhametin tam karşıtı, evet öyle. Siz bunu yırtıcı kategorisine atmışsınız.
Siz onu derinliklerden çıkarıp üzerinize geçirip kullanmadığınız sürece başınız belada. Bu iyi ve kötünün yeniden değerlendirilmesi hakkında Nietzsche’nin fikri gibi. Sizin bilincinizde, neyin iyi neyin de kötü olduğuna dair bir algınız var. Ama bu çok zekice değil ve şeyleri yanlış kutulara koyuyor.
Sizin sorgulanmaz şekilde iyi kabul ettiğiniz şeylerin birçoğunun, örneğin merhamet gibi, her şeyden önce çok karanlık tarafları var. Ve ikincisi bunlar sizi hayat yolunda yürütmeye yeterli değiller. Tersi erdemlere de ihtiyacınız var. Bunları geliştirmelisiniz. Ve bunu yapabilmek için personanın dışına çıkmalısınız.
Disiplin sağlayamıyorum diye bana ulaşan çok sayıda insan var. Bana ulaştıklarında kafalarında disiplinli olup yapmak istedikleri birçok şey var. Aynı zamanda neden disiplinli olmadıklarına dair birkaç fikirleri de var.
Bana disiplinsiz ve darmadağın bir hayatım var ve bu konuda ne yapacağımı bilemiyorum diyenlerin hemen hemen tamamıyla aramda şuna benzer bir diyalog geçiyor:
“Disiplinsizim, ders çalışamıyorum / işe geç gidiyorum / dükkanı zamanında açamıyorum, vs. vs.”
“Peki yataktan kaçta kalkıyorsun?”
“Evet çok geç kalkıyorum. 10 – 12 arası. Geç kalkmam büyük sorun değil mi?”
“Kaçta yatıyorsun?”
“Sabaha karşı 2 – 4 gibi.”
“Senin büyük sorunun geç kalkmamak değil geç yatmak.”
Gece 2 – 4 arası yatıp sabah erkenden nasıl kalkacaksın ki? Asıl sorun gece yatmamak. Şimdi “ben gece çok daha verimliyim” diye çıkışacak arkadaş, tamam sen azınlıksın ve bundan sonrasını okumana gerek yok. Ama insanların büyük çoğunluğu saatlerce çalışıp gece 2 – 4 gibi yatmıyorlar. Gördüğüm kadarıyla özellikle 23:00 – 03:00 arası tek yaptıkları şey internet, sosyal medya, boş youtube videoları, vs. Belki kitap da okuyorlar ama bu 4 saatlik dilimin %90’u çöpe gidiyor.
Eskiden bu çoğunlukle erken kalkmama lüksleri olduğunu sanan üniversite öğrencilerinin ya da liseyi bitirip üniversiteye ilk sene kazanamamış öğrencilerin sorunuydu. Ama şimdi eve kapanan ve evden çalışan büyük bir beyaz yaka nüfusu da bu problemle karşı karşıya. Bana bazen evde çalışan kimse 10:30’dan önce işe başlamıyor gibi geliyor.
Hayatınızda disiplin istiyorsanız ve böyle bir uyku düzeniniz varsa size açıkça söyleyeyim: bu problemi çözmediğiniz sürece disiplini unutun. Birkaç bohem sanatçı dışında geceleri bu şekilde yaşayıp geç kalkan ve buna rağmen başarılı olan insan sayısı yok denecek kadar azdır. Yahu bunu bilmeyen mi var diyeceksiniz ama maalesef çok var. Benim görüştüğüm çoğu insan, asıl sorunun bu olduğunu öğrenince çok şaşırıyor zira bunu o kadar önemsemiyorlar.
Burada asıl sorun geç yatmak. Bunu erken yatmaya ve hep aynı saatte yatmaya çevirmeniz gerekli. Hep aynı saatte zira hayatınızdan depresyonu uzak tutmak ve diğer şeyleri disiplin altına almak için böyle bir sabite ihtiyacınız var.
Depresyonla mücadele eden insanlarda sıklıkla gördüğünüz birşey, ve depresyonun nedeni konusunda çok genel bir önerme ortaya koymuyorum zira depresyonun bir sürü nedeni var, hayatlarında yeterince düzen olmayan insanlar, hayatın ağırlığı altında ezilmeye meyillidirler.
Örneğin birileri bana gelip depresyonda olduğunu söylerlerse, onlara her zaman standart bir soru setini sorarım.
İşin var mı? Eğer bir işin yoksa, toplumumuzda cidden başın beladadır. Öncelikle biyolojik ritminiz sapıtır zira akşam belli bir saatte yatmak ve sabah belli bir saatte kalkmak için bir nedeniniz yoktur. Çoğu insanın hergün aynı saatte uyanmamaları, günlük ritimlerinin (circadian rythm) çalışmasını takip ettiklerinden, yataktan kalkar kalkmaz depresyona girmeleri için tek başına yeterlidir. Özellikle de öğleden sonra uyuklamaya başlarlarsa.
İdeal zaman 11:00 ama 10:30 da olabilir. Eğer 11’de yatıp 7 saat uyursanız sabah 6’da kalkabilirsiniz. Sabah 6’da kalktıktan sonra 12:30 gibi 30 dakika – 1 saat öyle uykusu da yapabilirseniz süper.
Sabah bilinciniz yeni açılırken özellikle de gece geç yatmışsanız, kendinizi yataktan çekip çıkaramayabilirsiniz. Gece erken yatma konusunda daha fazla kontrolünüz var. Ama hemen heveslenmeyin, daha fazla kontrolünüz var ama bu birçoğunuz için kolay değil. Çoğunuz gece sosyal medya, netflix, mesajlaşma gibi artık bağımlılık olan alışkanlıklar geliştirmiş vaziyettesiniz. Bunların varlığında erken yatmanız çok zor olacaktır. Bunun için genellikle şunu tavsiye ediyorum:
1 – 23:00’de yatacaksanız 22:00’de bilgisayarı ve cep telefonunu bırakın.
2 – 23:00’de ışıkları söndürün, cep telefonunu uzağa koyun ve yatağa girin. Cep telefonunuzun hiçbir notifikasyonu açık olmasın. Airplane mode’a alıp yatabilirsiniz mesela.
3 – Uykuya dalmasanız bile yataktan çıkmayın! Biraz televizyon izleyeyim, instagram bakayım, vs. uykum gelir diye düşünmeyin. Tavana bakın, pencereden dışarıya bakın, gözlerinizi kapayıp koyun sayın, vs. 23:00’de yatağa girip 01:00’de uykuya dalabilirsiniz ama yataktan çıkmayın ve ekran açmayın. Işık açıp kitap da okumayın.
Birçoğunuz bir sıkıntıdan dolayı gece ayakta o nedenle bu dediğimi yaparken çok zorlanacaklar. Zira bu kişilerin temel motivasyonlarından biri de canlarını sıkan şeyi düşünmekten kaçmak.
5 – Günde 15-30 dakika meditasyon yapmanızı şiddetle tavsiye ederim. Bunu yatmadan önceki 4 saatte yapmayın.
Tekrar ediyorum, gece çalışan biri değilseniz, hergün aynı saatte erken yatıp erken kalkmadan (arada bir bir şeyi yetiştirmek için 3 – 4 gün arka arkaya sabahlamanız gerekebilir ama biz burada normalinizden bahsediyoruz) başarılı olma şansınız çok düşük. Disiplinli olmanız neredeyse imkansız. Disiplinsiz biriyseniz ve uyku düzeniniz kötüyse ilk uğraşmanız gereken şey o.
Jordan Peterson’un Kişilik ve Dönüşümleri derslerinde sıklıkla referans verdiği primatolog Frans de Waal’ın Ted Talk konuşmasının metni. Oldukça ilginç gözlemler. Videonun Türkçe altyazısı da var.
Hayatım boyunca pek çok alfa erkek tanıdım; alfa erkek şempanzeler. Bugün alfa erkeğin ne olduğu hakkında konuşacağım. Çünkü bence hepimiz, alfa erkeklere sahip yakın akrabalarımızdan bu konuda çok şey öğrenebiliriz.
Tanıdığım bir alfa erkek olan Amos’ı örnek vereyim. Bu genç alfa erkek oldukça popülerdi, ama birgün hastalandı ve konumunu kaybetti. Erkek şempanzeler zayıf düştüğünüzü bir 1 km öteden anlarlar. Dolayısıyla üzerine geldiler ve o da konumunu kaybetti. Sonra gitgide daha da hastalandı, ve biz de onu izole etmek zorunda kaldık.
Bu grup çok yeşil bir adada yaşıyordu. Amos’u bir kafesin içine almak zorunda kaldık ama kafesin bir yanını açık bıraktık ki diğer şempanzeler ona ulaşabilsin.
Sonra yaşananlar çok etkileyiciydi. Diğer şempanzeler ona yiyecek, ahşap korunak getiriyorlardı. Üzerinde uyumak ve yuva yapmak için kullandıkları şeylerden. Dişiler de bu korunakları arkasına yerleştiriyordu. Sıkı bir şekilde duvara dayanıyordu ve dişiler de tıpkı bizim yatan bir hastamıza yastıklarla yaptığımız gibi bu şeylerle sırtını besliyorlardı.
İşte bir alfa erkeğe bu şekilde muamele edilir, diye düşündüm. Seviliyor ve saygı duyuluyordu ve herkes de onunla ilgileniyordu. Ancak her zaman böyle olmuyor. Çünkü alfa erkekler konumlarını kaybettiklerinde iyi tepki vermiyorlar. Amos liderken sevilen bir alfa örneğiydi.
Alfa erkek terimine internetten baktığınızda, alfa erkek nasıl olunur diye anlatan işletme kitaplarıyla karşılaşırsınız ve bunlar genelde başkalarını
yenmek üzerinedirler. Başkalarını yenip onlara patron olduğunuzu nasıl gösterirsiniz, benimle uğraşmaya kalkma gibi. Yani temel olarak alfa erkeği
bir zorba olarak tanımlıyorlar.
Ben bu tanımlamayı hiç sevmiyorum çünkü ”alfa erkek” teriminden
kısmen ben sorumluyum. ”Chimpanzee Politics” kitabını ben yazdım ve kitap, Newt Gingrich tarafından yeni meclis üyelerine tavsiye edildi. Ne işe yaradı bilmiyorum ama onlara bu kitabı tavsiye etti. ”Alfa erkek” teriminin popülerlik kazanması da böyle oldu.
Fakat ben yanlış bir sınıflandırmada kullanıldığı kanısındayım. Alfa erkek terimi üstünkörü bir şekilde kullanılıyor ve ne gerçek bir alfanın ne anlama geldiğini gösteriyor ne de alfa erkek nasıl olunur konusunda doğru bir bilgi veriyor. Ben size alfa erkek me demek onu anlatmak için buradayım.
Alfa erkek teriminin kendisi çok daha eskiye dayanıyor. 40’lı ve 50’li yıllarda kurtlar üzerinde yapılan araştırmalara dayanıyor ve aslında tanım çok basit. En yüksek kıdeme sahip erkeğe alfa erkek deniyor. En yüksek kıdeme sahip dişi de alfa dişisi. Her primat grubunda bir alfa erkeği, bir de alfa dişisi olur, bir taneden fazla olmaz. Bunun nasıl olduğunu açıklayacağım.
Öncelikle beden dili. Burada aynı boyutlarda iki erkek şempanze görüyorsunuz, biri dik pozisyonda yürüyor, tüyleri havaya kalkmış, elinde büyük bir taş var ve alfa erkek kendisi. Diğer erkek onu selamlayan bir ses çıkarıyor, otoritesini kabul ediyor ve onun önünde eğiliyor.
Dengeli bir ilişki yürütebilmek için bu ritüeli her gün birkaç kez tekrarlamaları gerek. Size ortamlarından bir video göstereyim. Burada bir dişinin bir alfa erkeğini nasıl selamladığını göreceksiniz. Erkek ona doğru yaklaşıyor, dişi onu selamlıyor. Tüm tüyleri kalkmış durumda ve kendini gösteriyor. Aslında burada ben aşırı yakın duruyorum. Şempanzeler benden çok daha güçlü o nedenle bu videoyu çekerken çok ihtiyatlı olduğum söylenemez.
Erkeğin yaptığını, iki ayağı üzerinde durarak kendini daha uzun göstermek ve kollarını yana açmak. Buna iki ayaklı gösteriş deniyor. Kıdemli erkekler arasında oldukça yaygın bir duruş ve çok da bilinen bir şey çünkü insanlar da benzerini yapıyor. İnsanlar bunu her zaman yapıyor. Bu resimde gerçekten sevdiğim şey yan taraftaki iki olgun adam 🙂
Şempanzeler de böyle. Şempanzelerde genellikle yaşlı erkekler olur. Kendileri artık alfa olamayacaklardır ama oyunlar oynayarak başkalarının sırtından koalisyon kurarlar. Sonra inanılmaz etkili hâle gelirler. bizim dünyamızda da alfanın kendisinden daha etkili olan olgun erkeklerimiz var.
Bir örnek vereyim. Birlikte en çok çalıştığım üç erkek, uzun zaman önce çalıştığım Hollanda hayvanat bahçesinde, ortadaki erkek 17 yaşında bir alfa.Yan tarafta tüylerini düzelten erkek ondan iki kat daha büyük ve bu yaşlı erkek onu lider yaptı. Anlayacağınız üzere yaşlı erkeğin inanılmaz bir gücü var, çünkü alfayı o alfa yaptı. Sağ taraftaki erkek ise tek başına en güçlü erkek. Doğada olmadıklarında bunu test edebiliyorsunuz. Bu erkeğin diğer ikisiyle hiçbir sorun yaşamadığını görebilirsiniz. Yalnızca diğer ikisi birlikteyken onlarla sorun yaşıyor. Yani şempanze topluluğundaki koalisyonun oluşması da sandığınızdan çok daha karmaşık.
Bir örnek vereyim. Bir gruptaki en küçük erkek alfa erkek olabilir. En büyük ve en güçlü olmanıza gerek yok. En küçük erkeğin doğru arkadaşları varsa
ve onları memnun ediyorsa ya da dişi desteği varsa alfa erkeği olmasında bir engel yok. Bu koalisyon sistemi her şeyi karıştırıyor. Ben de ABD’de her zaman seçimlerin sona ermesini merakla bekliyorum, çünkü birliktelik göstermeniz gereken bir an oluyor. Şempanzelerin nasıl birliktelik
gösterdiğini size göstereyim.
Burada sol tarafta birlikte duran iki erkek görüyorsunuz. Hatta büyük köpek
dişlerini de görebilirsiniz. Birlikte duruyorlar ve grubun geri kalanını temsil ediyorlar:
”Birlikteyiz. Hep beraberiz.”
Sağ taraftaki erkekler senkron içinde yürüyorlar. Birlikte olduğunuzu göstermenin başka bir yolu daha var. Bir koalisyon sisteminde birliktelik göstermek aşırı derecede önemli. Dediğim gibi, seçimlerde de her zaman o anu bekliyorum çünkü aynı partiden olup birbiriyle tartışan iki kişi oluyor ve bir noktada birliktelik göstermeleri gerek.
Tabii bu da sıkıntılı durumlara yol açıyor. Birbirini sevmeyen insanlar birbirlerine kucak açıyor ve birlikte hareket ediyorlar. Bir partinin bütünlüğü için çok önemli bir etken ve eğer bunu yapmazsanız parti yıkılabilir. Burada olduğu gibi eğer işler yolunda gitmezse o zaman partinin işi bitti demektir çünkü bütünlük göstermediler. Yani koalisyon sisteminde bu çok önemli ve insanlar ve şempanzelerde bu durum benzer.
Peki nasıl alfa olunur?
Etkileyici ve taviz vermiyor olmanız lazım, ara sıra kudretinizi göstereceksiniz ve güçlü olduğunuz görünecek. Bunu yapmanın pek çok yolu var. Ancak bunun yanında cömert olmanız da gerek.
Lideri yerinden etmek için karar kılmış erkekleri örnek verelim, bunu yapmak iki üç ay sürebilir çünkü grutaki tüm koalisyonları test ediyor olacaklar, ayrıca çok cömert olmaları da lazım. Bu süreçte herkesle yiyecek paylaşırlar. Dişilerin bebekleriyle oynarlar. Erkek şempanzeler genellikle
yavrulara pek ilgili olmaz ama konu siyaset yapmaya geldiğinde yavrulara çok ilgili olur, onlarla oyun oynarlar ve dişilere yalakalık yaparlar.
Biz insanlarda da başkanlığa aday olup bebekleri kucaklayan erkekler her zaman ilgimi çekmiştir. Bu, bebeklerin sevdiği bir şey değil. Ama dünyanın geri kalanına mesaj vermek için onları böyle havaya kaldırmaları gerek. Bu benim gerçekten ilgimi çekiyordu, son seçimlerde bir kadın adayımız vardı ve bebeği tutuş şekli daha çok böyleydi, böyle tutunca hoşlarına gidiyor. Ama kadının amacı dünyaya mesaj verip bebeği düşürmeden tutabileceğini göstermek değildi, adam tam da bunu yapıyordu. Bu çok yaygın bir taktik, erkek şempanzeler de siyaset yaptıklarında her tür grupla vakit geçirerek yalakalık yapıyorlar.
Peki bir alfa erkek olmanın imtiyazları ve sonuçları ne? En büyük imtiyaz dişiler. Yiyecek pek önemli değil. Çiftleşme döneminde ve ilgilendikleri bir dişi olduğunda erkek şempanzeler yemek yemeden bir hafta geçirebilir. Erkek şempanzeler de seks, yiyecekten daha ağır basıyor. Tabii ki biz evrimsel biyologların buna dair açıklaması var. Seks üreme için gereklidir, üremedeki evrimsel başarının ölçüsüdür. Her şey bu şekilde evrilir.
Yani erkekler kıdemleri sayesinde üreme başarısını artırıyorlarsa otomatik olarak erkekler arasındaki kıdem hırsına kapılıyorlar. İşte imtiyaz bu. Sonuçlarına gelince…
Biri tabii ki partnerlerinizi memnun tutmak. Yaşlı bir erkeğin desteğiyle
bu güce sahip olursanız o yaşlı erkeğin dişilerle çiftleşmesini sağlamanız gerek. Bunu yapmazsanız o yaşlı erkek size kızacak ve partner olarak onu kaybedeceksiniz. Yani ortada bir anlaşma var. Bu şekilde alfa olursanız
ortaklarınızı memnun etmeniz lazım. İşte sonuçlardan biri bu.
İkinci bir sonuç da herkesin konumunuzda gözü olması. Alfa erkek pozisyonu çok önemli bir pozisyon ve herkes bunu elinizden almak ister. O yüzden sürekli arkanızı kollamanız gerek. Aşırı dikkatli olmanız lazım. Örneğin başkalarının koalisyonlarını bozmanız lazım ve erkek şempanzeler
bunu oldukça sık yapıyor. Stratejilerini bozarak onları bölüyor. Yani oldukça stresli bir durum, bu konuda verilerimiz var. Vahşi doğadan edinilen veriler, şempanzeler değil ama babunlardan. Babunlardan dışkı örneği topluyorlar ve glukokortikoid olup olmadığına bakıyorlar. Buradaki grafikte gördüğünüz erkek babunun kıdemi ne kadar düşükse, dışkıdaki kortizol seviyesi o derecede yüksek. Bir de alfa erkeğe bir bakalım. Düşük kıdemli erkeklerle aynı seviyede, yani alfa olmanın harika bir şey olduğunu düşünebilirsiniz, ama aslında oldukça stresli bir konum ve bunu fizyolojik
olarak da gösterebiliyoruz.
Zorunluluklar neler? Bu aşamayı hep ilginç bulmuşumdur, aklınıza yerleşmiş klasik alfa algısından o kadar çok farklılık gösteriyor ki.
Alfa erkeğin iki zorunluluğu var. Birincisi grupta barışı sağlamak. Buna kontrol görevi diyoruz. Gruptaki kavgalar kontrol ediliyor. İkincisi de empati kurmak. Tıpkı bir milletin barış elçisi gibi. Öncelikle barışı sağlamak.
İki dişi arasındaki kavgayı durduran bir erkek. Sağ ve sol taraftaki iki dişi yiyecek yüzünden birbirlerine bağırıp çağırıyorlar, çünkü yiyecek dişiler için çok önemli. Alfa erkek kavgayı durdurup aralarında bu şekilde duruyor. Aslında çok ilginç, alfa erkekleri bunu yaptıklarında tarafsız oluyorlar. Annelerini veya en iyi arkadaşlarını savunmuyorlar. Kavgaları durduruyorlar ve genelde zayıf olanlara destek çıkıyorlar. Bu da onları grupta oldukça popüler yapıyor. Çünkü grubun en düşük kıdemli üyeleri için güvence sağlıyorlar.
Tarafsız olduklarından bahsettim. Tarafsızlık, şempanzeler için pek de
alışılmış bir durum değil, çünkü arkadaşlarına çok düşkün olurlar. Bu konuda iyi olan alfa erkekler, gruptaki barışı sağlamakta da çok etkili olabiliyorlar.
Yaptıkları ikinci şey de diğerlerin için empati kurmak. Empati üzerine inanılmaz çok araştırma yapıyorum ve bunun derinine inecek zamanımız yok ama empati bugünlerde kemirgenlerde, köpeklerde, fillerde, primatlarda ve daha birçok hayvan türünde üzerinde çalıştığımız bir konu oldu.
Burada iki bonobo görüyorsunuz. Ön taraftaki bir kavgada yenilmiş. Arkada duran da kollarını ona sarmış, onu teselli ediyor. Çocuklarda da empatiyi
bu şekilde ölçüyoruz. Sıkıntılı bireylere nasıl tepki verdiklerini inceleyerek. Kıdemli erkekler bunu çok sık yapıyor. Kıdemli erkekler grupta inanılmaz
seviyede teselli sağlıyorlar, deprem, fırtına gibi afetlerin yaşandığı yerlere gidiyorlar ve tesellide bulunuyorlar. Papa da aynını yapıyor. Devlet başkanları da. Dünyadaki tüm liderler bu işi yapmak zorunda. Kraliçe de yapıyor. Bu işten hepsi sorumlu, yani tesellide bulunmak çok önemli bir görev.
Bu iki konuda iyi olan erkekler, barış ve teselli konusunda, inanılmaz popüler liderlere dönüşüyorlar. İşin içinde bireysel çıkar da var. Bunu yalnızca grup için yapmıyorlar, bunu yapmak konumlarını sağlamlaştırıyor. Bir erkek, alfa olarak ne kadar popüler olursa geri kalanlar da o derece ona saygı duyuyor ve imreniyor. Konumları o derece savunma kazanıyor, çünkü başka bir tanesi tarafından meydan okunabilir ve böyle bir durumda tüm grup o erkeği savunur. Çünkü kendileri için iyi olan bir lider isterler. Yani grup iyi lider olan erkeklere genellikle destek çıkıyor ve zorbalara kesinlikle arka çıkmıyor.
Zorbalar konumlarını kaybettiklerinde kendilerini çok kötü bir durumun içinde bulabilirler. Bu verilerde teselli davranışını görüyorsunuz. Şempanzeler arasındaki teselli, orta ve düşük kıdemli olanlara bir bakın, dişiler bunu erkeklerden daha çok yapıyor. Aslında tüm topluluğu kapsıyor. Bu durum memelilerde empati üzerine yapılan tüm araştırmalarda geçerli, dişiler erkeklerden daha çok empati sahibi. Ancak alfa erkeğe bir bakın. Alfa erkek diğer herkesten daha çok empati kuruyor. Yani temelde barış elçisi görevindeki alfa erkeklere ait veriler.
Bahsetmek istediğim son şey alfa dişiler hakkında. Mama’nın bir resmi,
Arnhem Hayvanat Bahçesi’nde alfa dişi. Orada çalışıyordum. Şimdi internette çok izleniyor, 59 yaşında hayatını kaybederken çekilmiş videosu sanırım şu an 100 bin kez izlendi. Bu geçen seneydi.
Mama kesinlikle grubun merkeziydi. Erkekleri domine edecek fiziksel kapasitede değildi. Erkeklerden kıdemde aşağıdaydı ama yine de yopluluğun merkeziydi ve toplulukta bir sorun olduğunda herkes soluğu Mama’nın kollarında alırdı. Oldukça önemli bir figürdü. Bu yüzden şempanze gruplarında alfa dişilerin konumunu minimize etmek istemiyorum.
Bir de bize eşit derecede yakın bir tür var, şempanze, bonobo örneği. Bonoboları unutuyoruz ama ana erkil bir topluluk yapılar var ve genellikle dişiler alfa oluyor. Genelde topluluğun başında bir dişi var ve bunu nasıl yaptıkları, o konuma nasıl geldikleri ve işi nasıl yürüttükleri hakkında
çok daha az şey biliyoruz. Çünkü bonobolar hakkında çok az şey biliyoruz.
Ama şunu vurgulamak istiyorum, bir gruptaki alfa erkek olmak zorunda değil ve en yakın akrabalarımızdan birinde alfa bir dişi. Yani vermek istediğim mesaj şu, toplumumuzdaki erkeklere baktığınız zaman diyelim ki bir ailenin veya bir şirketin, hatta Washington’ın lideri diyelim. Onu alfa olarak görüyorsunuz, yanlış etiket kullanarak. Şempanzelere hakaret etmeyin.
Bir zorbayı alfa kabul edemezsiniz. Büyük ve güçlü olan ve herkesi korkutan ve inciten bir kişi alfa demek değildir. Bir alfa erkeğin pek çok niteliği var, şempanzelere arasında da zorbalar gördüm. Ama rastladığım alfa erkeklerin çoğu liderlik yetilerine sahip ve toplulukla bütünleşmiş erkekler. İşin sonunda Amos gibi saygı duyuluyor ve seviliyorlar. Yani sandığınızdan çok farklı bir durum.
İnsan olmanın temel motiflerinden biri, “bir engel ile karşılaştığımda, kendimi dönüştürebilirim ve böylece bu engeli aşacak bir yol bulabilirim” motifidir. “Kişilik ve Kişiliğin Dönüşümleri”, sizin sadece olduğunuz kişi olmamanız ve sürekli değişen bir varlık olmanızdan hareketle, sizi nelerin oluşturduğunu, bunların istaediğiniz yönde nasıl dönüşebileceğini ve dönüşüm potansiyelinizi işliyor.
Toronto Üniversitesi Psikoloji Profesörü Jordan Peterson, Kişilik ve Dönüşümleri dersi, bu konuyu tarihsel, felsefi, evrimsel ve biyolojik temellerine oturtarak size kişisel serüveninizde kullanabileceğiniz güçlü bilgiler sağlıyor.
Bu kitap, Jordan Peterson’ın kamuya açık psikoloji derslerinden derlendi ve bildiğim kadarıyla kendisi ile ilgili Türkçe’deki ilk kitap. Jordan Peterson’ın bu popüler derslerinin Youtube’da milyonlarca kez izlenmesinin bir nedeni var: Dersler arada teknikleşse de psikoloji derslerinden ziyade bir hayat dersleri. Ayrıca sürekli olarak kendinizle, başkaları ile ve başkaları ile etkileşiminiz ile ilgili bir şeyler öğrendiğiniz inanılmaz bir deneyim.
Her şeyden önce bakmanız gereken şey, kadınlara güvenme ihtiyacınızın yaşınıza, ilişki durumunuza ve aslında gerçek dünyaya uygun olup olmadığı. Çoğu erkeğin maalesef kadına güven ihtiyacı, yetişkin bir erkeğin olması gereken ihtiyacının çok üstünde. Bir yatırım tavsiyesi olarak kırmızı hap yazısında bu işlere biraz yatırım gibi bakmanızı ve böyle bakarak kırmızı hapın ne olduğunu daha iyi anlayacağınızı söylemiştik:
Toplumda erkeklere pompalanan yaygın yatırım danışmanlığı şu. Senin yatırımını yapacağın tek bir şirket var ve bu şirketi buldun mu tüm paranı ona yatıracaksın. Böyle yaparsan zengin ve mutlu olacaksın. Eğer 20lerinde şirketler yüzüne bakmıyorsa ve senin yatırımlarını kabul etmiyorsa üzülme. Sabredersen kötü yatırımcılarla iş yapmaya hevesli şirketler sonra senin değerini anlayacak ve senin değerini anlayarak senin ona yatırım yapmanı isteyen o özel şirkete tüm yatımını yapacaksın.
Birçok erkeğin bir kadınla birlikteliği, varını yoğunu satıp borca girip tek bir şirkete gömen yatırımcı ile o şirket arasındaki ilişki gibi. Siz bir kadına sağlıklı bir ilişkide olması gerekenden çok daha fazla duygusal yatırım yaparsanız, onu hayatınızın merkezi yaparsanız, her şeyiniz o olursa, büyük bir güven ihtiyacı hissedersiniz. Sonra o kadın bu güveninizi sarsarsa, büyük bir travma geçirirsiniz.
Kadınlara güvenme ihtiyacı mı muhtaçlığı mı?
Kadınlara nasıl güveneceğim diyen adamın altta yatan motivasyonunu kontrol etmesini şiddetle tavsiye ederim. Bu soruyu güveneceğim bir kadın bulayım ve tüm duygusal yatırımımı ona boca edeyim hayaliyle mi soruyorlar analiz etmeliler.
Bana bu soruyu 20 yaşında çocuklar soruyor. Ben de soruyla cevap veriyorum. Bu yaşta bir kadına neden güvenmen gerekiyor? Boşayıp nafaka mı takacak, başkasının çocuğunu sana mı kakalayacak, 20 yıllık evlilikten sonra onu manav Mahmut’la mı yakalayacaksın? Yavaş!
O yaşta bir hatunun size yapabileceği en kötü şey … başkasından size hastalık taşımak olur. Tamam sizi aldatabilir, birden terk edebilir ama bunlar çok can sıkıcı olsa da size siz istemezseniz zarar veremez.
Daha 20 yaşındayken hayatını %90’ına masallara dalmak dışında ihtiyacın olmayan güvene neden bu kadar önem verirsin. Bakın boşverin kız arkadaşınız içerde uydusuyla vuruşurken siz takmayın televizyon izleyin gibi bir genişlikten bahsetmiyorum. Siz erkek olun, biraz uyanık olun ama sonra elinizde bir şey yokken arkamdan iş mi çeviriyor diye kendinize işkence etmeyin. Çevirse size ne yapabilir ki?
Tamam, bundan başka yapmanız gereken şeyler de var:
(1) Erkek adam olmalısınız ki kadının hipergamisini azdırıp başınıza bir iş gelme ihtimalini azaltasınız.
(2) Uzun süreli ilişkiye gireceğiniz kadınla ilgili kriterleriniz olmalı ve kadını bu konuda 120 gün gözlemlemeli ve sonra tamam mı devam mı diyebilmelisiniz. 120 gün hiç yatırım yapmayın demiyorum ama onsuz yaşayamam moduna da girmeyin.
Ama güven ihtiyacınızın güvene muhtaçlık seviyesinde olup olmadığını bilmeniz ve eğer muhtaçlık seviyesinde ise bu konuya eğilmeniz çok önemli. Çoğu erkeğin ilişkideki güven ihtiyacı onun ölümsüzlük gibi bir beklentiye girmesine neden oluyor. Riski hiçbir zaman sıfıra indiremezsiniz. Yapabileceğiniz tek şey riski en aza indirmek ve bu en aza inmiş riske hayatınızı bağlamamak. Dar bir tahtanın üstünde yürürken düşme ihtimalini %5’e indirmeniz yetmeyebilir zira o %5 ihtimal tahta yerden 2 metre yukarıdayken çok mühim değildir ama yerden 200 metre yüksekteyse çoğu insan o tehlikeyi göze alamaz. Tahtayı aşırı yükseltmemek de lazım.
İstediğiniz kadar alfa erkek olun, erkek adam olun, ihtimali çok daha az olsa da aldatılabilirsiniz veya terk edilebilirsiniz. Erkek adam terk edilmeyen bir süpermen değil terk edilirse yıkılmayan ve hayatına devam eden yetişkin bir erkektir.
Kadınlara güven ihtiyacı abartı olan erkek, terk edilirse veya aldatılırsa yıkılıp yıllarca kendine gelemeyeceği için güvene ihtiyaç duyuyor. Hayatta hiçbir şey risksiz veya sonsuz değil. İlişkinizi bırakın siz kendiniz, çocuklarınız, onların çocukları ve onların da çocukları bile birgün ölecek iken ilişkiler nasıl “sonsuza kadar mutlu yaşadılar” şeklinde olsun!
Eskilerin kadınlara güven olmaz lafının içinde kadınlara güvenmeye ihtiyacın olmayacak uyarısı da olduğunu düşünüyorum.
Kendi kendini gerçekleştiren kehanet
İşin kötü tarafı, aşırı güven ihtiyacına neden olan zihin yapısı, bir ilişkinin kısa süreli olmasının ya da aslında başlayamamasının da en önemli sebeplerinden birisi. Aşırı duygusal yatırım yapan, kadını hayatının merkezine alan, kadını kafaslemeye çalışan adam dışarıya muhtaçlık, zayıflık ve korkaklık sinyalleri yaydığı için, kadını erkeğe bağlayan en sağlam tutkal olan “muhtaç olmayan, güçlü ve cesur bir erkeğe duyulan arzu” uçup gidiyor ve en çok güvene ihtiyaç duyan, ayrılmaktan en çok korkan adam en çok terk edilen adam oluyor.
Anima Projeksiyonu
Burada fonksiyonel olan bir mekanizmadan daha bahsetmek istiyorum. Güven ihtiyacının sağlıksız seviyelerde olmasının sebeplerinden biri.
“Çünkü öncelikle karşılarında hoşlandıkları kadını görmüyorlar. Zaten onun hakkında ne biliyorlar ki? Kadını bir kişi olarak görmüyorlar … Gördükleri, ideallerindeki kadının tezahüratı.
Ancak kadınla iletişime geçtikten sonra karşılarındaki kadın ile kafalarındaki ideal kadın arasındaki ayrımı kavramaya başlıyorlar. Bu da fedakarlık gerektiren bir iş. Fedakarlık şu : hiçbir zaman ideal bir kadın bulamazsınız.
Yani gerçek bir kadınla ilişki yaşamak için kafanızdaki ideal kadını feda etmeniz lazım.
Etten kemikten kadını görmen lazım ve onu kafandaki ideal kadından ayırman gerekli.”
Jordan Peterson burada açık açık söylemese de, Carl Jung’un anima yansıtmasından bahsediyor. Erkeğin içindeki ideal kadın arketipini (anima) karşısındaki kadına yansıtması. Bana göre birçok erkeğin masalsı derecede güvene ihtiyaç duymasının nedeni, bu anima yansıtması.
Jung’a göre başlangıçta anima kişinin annesinden ayırt edilemez zira erkek çocuk, annesiyle çok sıkı bir bağlantı içinde olmadan fonksiyonel olamaz. (Havva aşaması) İkinci aşama ise, anima kollektif ve ideal cinsel imgedir. Truvalı Helen. Erkeklerde bu geçişin başarılamamasının nasıl bir problem yarattığına aşk hiyerarşisi yazısında değinmiştik.
Bir erkeğin hayatının ilk yarısındaki psikolojik önceliği, anneye olan anima hayranlığından kendisini kurtarmasıdır.
Birlikte olduğunuz partnerinizin bir peri / melek / prenses (anima) değil bir insan kadını olduğunu kabul etmeniz, bu tür bir aşırı güven ihtiyacını olması gereken boyutlara çekecektir.