“Abi merhaba. Ben 24 yaşında bir takipçinim. Yaklaşık 1.5 yıllık bir ilişkim var. Kız arkadaşım 23 yaşında.
İlişki başında çok güzeldi. Ama geriye dönüp baktığımda bazı alarmlar görmedim de değil. Kız arkadaşımın öfke kontrol sorunu var. Bunu çok az da olsa ilişkinin başlarında da görmüştüm.”
İlişkilerin başında yaklaşık 3 ya da 5 ay süren bir “balayı evresi” olur. Bu evrede insanlar hem gerçekte olduklarından daha iyi bir versiyonlarını sergileyebilirler hem de duygular şelale olduğu için karşılarındaki kişinin kırmızı alarmlarını göremezler ya da görmezden gelmeye çalışırlar. Bu nedenle ben ilk 4-6 ay arasında bu balayı evresine fazla kapılmamayı, ilişkiden zevk alıp karşılıklı birbirini tanımaya ve birbirine kalibre olmaya başlarken, kötü işaretlere karşı radarları açmayı tavsiye ediyorum.
“İlişki son 1 senedir hızla kötüye gidiyor. Kız arkadaşım sürekli kavga çıkarıyor ve kavga esnasında kendisini kaybedip bana hakarete varan şeyler söylüyor.”
İlişkinin başında bazı sınırları çekip, umulan o ki sağlıklı olan bu sınırları korumanız gerekiyor. Burada birkaç problem var.
Birincisi, uzun süreli ilişki için drama ve kaosa meraklı olmayan, anlaşması kolay, sorunları sakin ve konuşarak çözmeye eğilimli bir kızla beraber olmalısınız. Tabii bunu istiyorsanız öncelikle sizin de böyle biri olmanız lazım.
Bazı insanlar maalesef drama ve kaos dolu ailelerde büyüyorlar ve ilişki normları drama ve kaos oluyor. Bazı kadınlar babanın ayak paspası olduğu, annenin babayı sürekli ezdiği ailelerde büyüyorlar. Bu kızlar için erkek, ezmek ve üstüne çıkmak için var ve başka türlü ilişkiyi de bilmiyorlar. Bazı kadınlar da babanın anneyi ezdiği evlerde büyüyorlar ve erkek otoritesine tahammül edemiyorlar. Eğer böyle bir evde büyümüş kız isyankar ise, erkek arkadaşına ve genel olarak erkek figürüne karşı çatışmacı olabiliyor.
Kızın sorunu ne olursa olsun, siz onun terapisti değil erkek arkadaşısınız. Yetişkin bir insan, sağlıklı sınırlara uymak zorunda. Kız arkadaşın kavgacı ve drama çıkaran biri ise birkaç kez uyarabilirsin. İlişkide kavga, bağırma, hakaret ve aşağılama gibi şeylere toleransının olmadığını, bunları kabul etmeyeceğini söylersin. Kendini o ortamdan azad edersin ve sakinleştiği zaman seninle konuşmasını söylersin.
Özellikle hakarete ve aşağılamaya tolerans göstermeyin. Birçok durumda bir veya iki ke uyarmak uygun olabilir ama ağır küfür ve aşağılama olduğunda, ne kadar özür dilerse dilesin, geri dönüşsüz terk edin. Bazen erkekler o kadar betalaşıyorlar ki, kız arkadaşının kendisine “orospu çocuğu” seviyesinde hakaret ettiğini ve ne yapması gerektiğini soran adamlarla karşılaşıyorum. Benim buna tepkim “neden hala kız arkadaşın?” diye sormak oluyor tabii ki. Böyle küfürlere tolerans gösteremezsiniz.
Her neyse, diyelim ki hakaret ve aşağılama daha ince yani büyük değil ama rahatsız edici. Ya da kavga çıkarma ve bağırma gibi huylar var. Bir iki kere uyardınız, kendinizi geri çektiniz ve bir şey düzelmedi. Ne yapabilirsiniz?
Bir şey yapamazsınız. Eğer sürekli bir uyar – kendini çek – sakinleşme – yine hır çıkarma – uyar – kendini çek döngüsüne girerseniz, sizin çizdiğiniz sınırın da, ağzınızdan çıkan sözün de, kendinizi çekmenizin de hiçbir hükmü kalmaz. Lafta tolerans göstermiyorsunuz ama davranışlarınız “ben biraz kendimi çekerim sonra kaç kere hır çıkarsan da seninle devam ederim, endişelenmeden hır çıkarabilirsin” diyorsunuz. Yani bu çizgiyi iki üç kereden fazla ihlal eden kızla iki seçeneğiniz var: Ya yalnız kalmamak için onurunu çöpe atmış bir beta erkek olarak devam ettiğinizi kabul edip gıkınızı çıkarmadan acı çekeceksiniz ya da kızı terk edeceksiniz. Hem sürekli kavga çıkmasına, hakarete, vs. rağmen ilişki devam etsin hem de benim çerçevem kırılmasın, sınırlarımı karşı tarafa kabul ettireyim diye bir dünya yok.
“Sürekli uyardım. Sorun şu ki, uyardıktan sonra kendimi geri çektiğimde hep bana geliyor, özür diliyor ve bir daha olmayacak diyor. Bu aylardır böyle.”
Bu iş kızda refleks olmuş, psikolojisine işlemiş demek ki. Öfke gibi negatif duygulara kapıldı mı mantığı devre dışı kalıyor ve mantığı ancak, yaptıkları yüzünden terk edilme ihtimali iki üç tokat indirince yerine geliyor. Ama sonra yine aynı şeyi yapmaya devam ediyor.
“Çok güzel bir kız, benimle evlenmek istediğini sürekli ifade ediyor.”
Bu kızla evlenmek istemezsin! Sana böyle davranan bir kızla evlendiğinde “daha fazla kaos, daha fazla drama, daha fazla hakaret, daha fazla aşağılama istiyorum, bunu o kadar istiyorum ki bak devlet beni bu cehenneme resmi olarak bağlasın diye imza atıyorum” diyorsun. Kıza söylediğin bu. Sana bu şekilde davranan kızla evlendin mi, kız değişir. Sana daha kötü davranacak şekilde değişir.
Böyle bir kadınla çocuk yaptığını düşünsene. Erkek çocuk olsa, kadın tarafından ezilmeyi normalleştiren bir ezik yetişir. Kız olsa, erkeği ezmeyi normal sayan ve bu nedenle nitelikli erkekler tarafından dışlana dışlana hiç sevmediği ve eziyet ettiği bir adamla yaşamını birleştiren mutsuz bir kadın yetişir.
“Abi vereceğin cevabı tahmin edebiliyorum ama bu ilişkiyi kurtarmanın bir yolu var mı?”
Bu ilişkiyi kurtarmak için nedenin yokken, kurtarmak için neden yol ararsın? Belki sen de kadın tarafından ayak paspası olmayı normalleştirdiğin bir geçmişe sahipsin ve bunu göremiyorsun ama, en azından senin bu ilişkiyi şimdi hemen bitirmemek için bir nedenin yok.
Kıza aylardır kaç kere şans vermişsin. Bu “şansın” “bana ne yaparsan yap seni bırakmam” anlamına geldiğini, bu kızın sana karşı davranışlarının değişmeyeceğini anlaman için kaç kere “şans” vermen gerekecek?
“Daha maskülen bir erkek olsam, bana saygı duymaya başlar mı?”
Daha maskülen bir erkek olsan, onurunu çöpe atıp bu ilişkide kalmaya çalışmazsın. Aslında onurunu çöpe atmana ve bu ilişkiye yapışmana neden olan muhtaçlığına orta parmağını gösterip bu ilişkiyi bırakmak, senin daha maskülen biri olmanı sağlar.
“Kız arkadaşlarım da dahil, tüm arkadaşlarım, kuzenlerim bu kızı hemen bırakmam gerektiğini söylüyorlar. Birkaç kez arkadaşlarımın önünde bana bağırdığı için benim çevremde pek seveni yok.”
Aferin sana, arkadaşlarının önünde seni küçük düşürmesine rağmen bu kız hala kız arkadaşın olmaya devam ediyor ve burada gelip daha nasıl devam ederim diye soruyorsun!
Arkadaşların doğru söylüyor.
“Kızı terk etmek çok zor, özellikle ona bu kötülüğü yapmaktan çok korkuyorum.”
Bu kızın azgınlığı, kontrolsüzlüğü yüzünden iyi bir erkeği kaybetmesi, kızın iyiliğine, bu azgınlığı ve kontrolsüzlüğüne rağmen hala ilişkide olması, evlenebilmesi ise kötülüğüne. Birincisinde kız belki bir iki iyi erkeği kaybederse değişmek zorunda kalabilir. İkincisinde ise daha da dejenere olarak kendisi için de oldukça acınası ilişkilere saplanıp kalır.
Normalde erkekler erkek olsalar, bu kız ailesinden ne görmüş olursa olsun sağlam kaybedeceği, sürekli terk edileceği ya da istenmeyeceği için dayak yiye yiye değişmek zorunda kalır. Ama sen de dahil birçok amsalak (ecnebicesi SIMP) erkek maalesef bu tür davranışlara tolerans gösterip durduğundan, böyle bir kız daha da dejenere oluyor. Azıcık erkek adam ol, kendine ve kıza bir iyilik yap ve bu kızı bırak.
“Dün yine yok yere kavga çıkardı. Artık yeter dedim ve ayrılmak istediğimi söyledim. Kavganın ateşi ile “keyfin bilir” dedi ve telefonu suratıma kapadı. Ama sabahtan beridir ayrılmamız için yalvarıyor. Ne yapacağımı bilmiyorum.”
Bu ilişkiyi bitirmekten başka çaren yok. Ha bitirmiyor musun, gıkını çıkarmayacaksın. Bu kız sana saygısızlık yapmaya devam edecek, sen de bunu kabul ettiğine göre, gıkını çıkarmayacaksın.
Senin durumundaki çoğu erkek eninde sonunda terk ediliyor. Dua et durum bu olur. Senin gibi devam edip evlenen, Allah korusun çocuk yapan çok da adam var. Sana acımam, sana müstehak ama çocuklara üzülürüm.
Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.