Saha Raporu Değerlendirmesi; 39’luk Zengin Milf

Selam millet, ben MrDeer. Bir süredir siteye yazı paylaşmıyorum (önceki yazılarım / saha raporlarım), aslında Youtube kanalıma da içerik atmıyorum :). İstanbul ‘da yaşamaya başladığım 5 senedir, eğitimlerle vs uğraşmak ve hayat koşturmasından ötürü içerik üretmeyi istikrarlı devam ettiremedim. 8 aylık ilişkim 1 ay önce bitti, pek olgunlaşamamış kız arkadaşım ile trilyonluk babasının iç güveysi beklentisinden kurtuldum. Geçen Ekim ayında trafik kazası ile  annemi kaybettim. Anlayacağınız mükemmel bir sıfırlanma sürecindeyim, biraz da yas.. Acı önce zorluyor mücadele ettikçe güçlendiriyor. Ama şimdiler de İyiyim. Özellikle ilişkimin son aylarında Mahmut Abi ile yaptığımız online görüşmeler de yardımcı oldu, kaos içinde kararlar almak çok zordu. İçerik üretmeye daha fazla zaman harcamaya başladım. Daha çok yazı, daha çok video, daha çok proje vs. Bir süredir tembelliğimden yüklemediğim, bir öğrencimin, bir dostumun ikonik saha raporu ile karşınızdayım.

Not; yazı Hermes ‘in attığı haliyle yayımlanıyor. En altta değerlendirmem de mevcut.

Saha Raporu : 39’luk Zengin Milf

Selam dostlar, ben Hermes. Dört seneden fazla süredir Mr. Deer’ın öğrencisiyim ve ondan çeşitli eğitimler aldım. Birçok dersine katılmış biri olarak bana öğrettiği rutinler, soğuk okumalar, yaşam felsefesi sayesinde hayal bile edemediğim şeyleri başarmamı sağladı. Öncelikle anksiyetemi yenmemi sağladığı için ve hayatıma kattıkları için ona teşekkür ederim.

Yakınlarda açtığım bir seti ve sonrasında yaşadığım şeyleri sizlerle paylaşmak istedim. Açıkçası açtığım en iyi set değildi ancak sonrasında iyi ve ikonik geçti. O gün Deer sayesinde tanıştığım başka bir öğrencisiyle Kadıköy’de 3-4 set açmıştık. Akşam saatlerinde Bahariye’de Deer ile karşılaştık ve biraz muhabbet ettik. Daha sonra dersinin olduğunu söyledi ve gitmeden geçen bir kadına set açmamı söyledi. Ben de biraz tereddütte kalıp sete gitmeye karar verdim.(Çünkü benden bayağı büyük gözüküyordu, daha sonradan kadın 39 yaşında olduğunu söyledi :D)

Hermes: Merhaba

(X) Kadın: (Şaşırarak) Merhaba

H:  Seni fark ettim, tarzın hoşuma gitti. Merhaba demek istedim.

(X) : Teşekkür ederim, çok ilginç bir tanışma oldu 🙂

H: Evet. İlginç biriyim. Ben Hermes.

(X): Ben de X.

Bir bankayı arıyordu ve daha sonra arkadaşlarıyla buluşacağını söyledi. Biraz sohbet ettik ve aynı sektörde çalıştığımızı fark ettik(Müdürmüş bir firmada). Aynı sektörde çalıştığımızı ve numaralaşıp kahve içebileceğimizi söyledi. Ben de numaramı verdim ve ayrıldık.

Aradan 2-3 gün geçmişti ve hafta başı yazdım. Normal şartlarda aynı gün için yazmayı tercih ederim ancak çok uzun bir set olmadığı için önemsememiştim.

H: Selam X, seninle tanışmak keyifliydi. Enerjin hoşuma gitti 🙂

(X): Ben de aynı şekilde memnun oldum.

(X): Profil fotoğrafın neden yok ?

H: Seksi yüz hatlarımı dünyayla paylaşmaya hazır değilim 😉

(X): Anladım. Müsait olduğunda bir kahve içmek isterim aynı sektörde çalışıyoruz sonuçta.

(X): Linkedin profil linki.. (Hatunun)

H: Sıkıcı bir iş görüşmesi vaat etmiyorsan kabul edebilirim

(X): Kendimden böyle bir şey beklemiyorum

H: Buna sevindim. O zaman cumartesi saat 7 Kadıköy ?

(X): Anlaştık

Linkedinden bağlantı kurmadım. İş görüşmesi gibi değerlendirmek istemedim. Aradan birkaç gün geçti ve Kadıköy yerine otopark yerinin daha müsait olduğu bir yerde buluşmanın daha mantıklı olacağını söyledi. (Seti açtığım gün park yeri bulamamış ve kavga etmiş). Ben de o gün maç olduğu için öyle olduğunu, her zaman park yeri bulduğumu söyledim. Peki dedi ve bir terslik olduğunu anladım. Kadıköyde buluşmaya çekindiğini düşündüm(Avrupa yakasında oturduğunu bu tarafı pek bilmediğini söylemişti). Buluşmamızda gerçekten de böyle olduğunu söyledi ve bir arkadaşının bilmediğin yere gidiyorsun adam seni sokağa falan çeker demiş. “O zaman bu seferlik senin istediğin bir yer olsun ama kahveler senden ;)” dedim. Tabi ki dedi ve Bebek’te bir mekan önerdi. O mekanda buluşmak için anlaştık. Saat içinse akşam 9 gibi arkadaşının doğum günü olduğunu daha erken müsait olup olmadığımı sordu. Akşam saat 5’e aldık. Bu durum da daha önceden karşılaştığım bir durum. Kadınlar yeterince tanımadığı erkeklerle çıktığı datelerde sıkıcı geçmesi ihtimaline karşı kaçış planı yapıyorlar 😀

Buluşma gününe kadar konuşmamıştık. Bana mesaj attı durumumu öğrenmek için. Buluşacağımızı söyledim. O yazmasaydı bir miktar geç kalacağımı söyleyip durumu kontrol edecektim 😀 Mekana daha önce gitmemiştim. Buluşacağımız saatten biraz daha erken buluşacağımız mekana gittim. Böylece oturacağımız masayı seçme fırsatım oldu. Mülakat pozisyonunda oturmayacağımız yuvarlak bir masa seçtim (Kino yapma fırsatım olmalı 🙂 ). Daha sonradan masayı sevdiğini söyledi 😉

Yaklaşık 15 dakika sonra mekana geldi. Biraz sohbet ettik ve tabi ki shit testler gelmeye başladı. Kaç yaşında olduğunu tahmin etmemi söyledi. 40 dedim. Hemen sonrasında “Kaç yaşında olduğunu biliyorum ve buradayım” dedim. Flört edebileceğimizi ancak başka bir şey olmayacağını söyledi (shit test). Ne güzel dedim ve yüzük rutinine başladım. Yüzük rutini Kino yapmak için güzel bir fırsattır dostlarım 😀 Yüzük rutinini yaparken biraz şakalaştık ve gülerken kolumu sıktı. Kolumu sıkınca X’cim bu işler bedavaya olmaz ödeme yapmalısın dedim. 2 kat gülmeye başladı.  Daha sonra mekandan kalktık ve biraz yürüdük sahil tarafında kadın-erkek ilişkileri, toplum vs muhabbet ettik. Bu arada o tarafta çok mekan bilmediğimi söyledim(gerçektende bilmiyordum.) Bugün kontrol sende dedim. Tabi ki bulamadı mekan. “Ben sana bulucam şimdi mekan tut elimi” diyip elimi uzattım. Kahkaha attı ama elim de hava kaldı. Hiçbir şey olamamış gibi konuyu değiştirdim. Bir mekan seçtim ve oraya geçtik. Mekanda hep karşılık oturuluyordu 4’lü masa şeklinde. Mülakat pozisyonu sevmiyorum ben diyip yanına oturdum güldü. Muhabbet ettik ve ederken ara ara kino yaptım. Her hangi bir kötü tepki yoktu beden dilinde, göz kısması vs. Sırtına dokunurken gülümseyerek “Hayırdır noluyor” dedi. Biraz doğrulup “Bir şey olduğu yok arkadaşımın sırtına dokunuyorum” kolunu sıkıp “şimdi de kolunu sıkıyorum” dedim. Gülümsedi. Daha sonra fanteziler hakkında konuştuk. Laf arasında iyi masaj yaptığımı söyleştim(Deer ‘ın eğitimini almıştım bir ara). Önceden vaktinin olmadığını söylemişti. O kalkalım demeden ben kalkalım dedim. Ben arabayla gelmiştim seni bırakayım dedim ancak kabul etmedi. Üstelemedim ve ayrıldık.

Akşam ayrıldıktan sonra bana mesaj attı ve benimle tanıştırmak istediği bir arkadaşının olduğunu söyledi.

(X): Seninle bir arkadaşımı tanıştırmak istiyorum

H: Ne için tanıştırmak istiyorsun

(X): Tanışır konuşursunuz 🙂

(Numarasını attı ve benim yaşlarımda olduğunu söyledi biraz bilgi verdi kız hakkında)

H: Olur üçümüz takılırız bi ara 😉

(X): İyi şakaydı 😀

Aradan 1-2 gün geçti aradım ve konuştuk. Yüzüklerin (yüzük rutini) çok etkili olduğunu söyledi. Etkili olduğunu biliyorum dedim. Muhabbet ettikten sonra bir sonraki Cumartesi için buluşmaya karar verdik. Daha sonra ekildim 😀 buluşacağımız gün mesaj attı.

(X): Bu şekilde buluşmamız hiç rasyonel değil

H: Hangi şekilde

(X): Flirt şeklinde 🙂

H: Resmen kandırıldım bana arkadaş olduğumuzu söylemiştin

Bu mesajlaşmadan cumartesi günü geçmişti. Üstüne bir şey yazmadım. Pazar günü bana mesaj attı.

(X): Arkadaş olup olmadığımıza karar vermek için ne zaman buluşuyoruz.

H: 3 saat sonra, hazırlanmak için çok vaktin yok acele et 🙂

(X): (Yine mekan attı)

(X): Buranın birası çok başarılı. Üşürsek de bana geçeriz

H: Olur ama çok zamanım yok yarın iş var

(X): Tabi ki benim de öyle

Yine mekana biraz erken gittim. Kadın geldi bira aldık ve bana bir şey sormak istediğini söyledi. Ben de istediğini sorabileceğini söyledim. Biraz anlatmakta güçlük çekti rahat ol dedim. “Bir arkadaşımın başına gelmiş biraz farklı bir masaj yaptırmış ve daha sonra para istenmiş böyle bir şey gerekiyor mu” dedi. Beni bir gülme aldı 😀  Şakayla “biraz alındım ben kendi ayakları üzerinde durabilen bir erkeğim” dedim. Sonra evine geçtik. İyi bir konumda lüks bir sitede oturuyordu. Eve girerken bana daha önce tanımadığın birinin evinde kaldın mı dedi.  Gülümseyerek “Cevabını bildiğin soruları sorma” dedim. Evini dolaştırdı. İçki hazırladı ve muhabbet ederken öpüşmeye başladık. Masaj yapacak mısın bana diyordu öpüşürken. Ben de önce hak etmen gerekiyor diyordum. Gerçekten hak etti masajı, (Güzel bir seks ile 🙂 ) Daha sonra yemek hazırladı ve beni metroya bıraktı.

Biraz ilginç bir saha raporu oldu değerli erkekadam üyeleri. Umarım verimli olmuştur. Kalın sağlıcakla..

Mr. Deer dan Değerlendirme;

Genel hatları ile güzel ve etkili buldum.. Hermes çok uzun süredir öğrencim, wingmanım ve daha önemlisi dostum. Saha eğitimi sonrası artık kendi oyununu oluşturdu. O yüzden oynunlarımız temel ahlaki ve sosyal prensipler olarak aynı ama kendimize özel bir çok farklılık içeriyor.

... bir kadına set açmamı söyledi. Ben de biraz tereddütte kalıp sete gitmeye karar verdim.(Çünkü benden bayağı büyük gözüküyordu, daha sonradan kadın 39 yaşında olduğunu söyledi :D)

Bu kısım bir çok arkadaştan soru aldığım bir  konu; hatunu beğendim ama yaşı büyük, ya bana bakmazsa. Bu o kadar kafaya takılacak bir şey değil bence, dene gör diyorum. (Eğer 16 yaşıda göstermiyorsan!) Ben ilk set açmaya başladımda 19-20 yaşlarında falandım. Özellikle 25-35 arası kadınlar daha çok dikkatimi çekiyordu ve onlara daha çok yüremeye çalışıyordum. Aslında arzu duymamın yanında birazda uyanıklık yapıyordum, çünkü o yaşlardaki hatunlar cinselliğinin farkında olduğu için daha kolay yakınlık kurabiliyordum. Ve kadınlar için genç ve dinamik bir erkeğin dikkatini çekebilmek, yaş ilerledikçe zordur;. Erkekler genelde daha doğurgan olmaları ile alakalı genç kızları tercih ederler. Özellikle 30+kadınlar, genç ve toy erkeklere ( 25 yaş altı ) cinsellik öğretme arzusu duyabiliyorlar. Bunu yaşadım bu arada, az önce bahsettiğim ilk zamanlarımda yaşadağım bölgede bir kozmetik dükkanı vardı. Orada çalışan olgun bir kadın benim sosyal yaklaşıma fazla flörtöz yaklaşıyordu. Çalışanlarla daha yumuşak bir flört etmeyi tercih ederdim hep çünkü hatun toplumsal baskı hissedebilir. Neyse gele gide bu hatunla sohbetimiz artmıştı, 39 yaşındaydı (minyondu ve max 32 derdim) ve sana herşeyi ben öğretmek istiyorum diyordu. Ben de çok ses çıkarmadım. Öyle de olmuştu, allah razı olsun ablamızdan. Sayesinde klitoris, G noktası vs baya öğrenmiştim :D.  Ama bu her zaman okey olacakları anlamına gelmiyor. Aynı zamanlarda Adana da 35 yaşlarında olduğunu düşündüğüm bir hatuna yaklaşmıştım ve daha açılışı yaparken biraz dinleyip bana ” yalnız ben senin annen yaşındayım” kahkaha atarak. Ben de o anlık küçük bir mavi ekran verdikten sonra hemen ”annem 40 yaşında” demiştim ama çoktan gidiyordu. Artık 28 yaşındayım ve 18-25 yaş daha cazip benim için 😀

Hermes: Merhaba

(X) Kadın: (Şaşırarak) Merhaba

H:  Seni fark ettim, tarzın hoşuma gitti. Merhaba demek istedim.

Açılış konusudan da çok aldığım bir soru; ne diyeceğim? Girişte sade ve anlaşılır olmak daha önemli, zaten ilk bir kaç dk ne dediğini anlamayacak ve hatırlamayacak. Tanışıp hemen arkasına kahve içtiğim hatunlardan da, günler sonra buluştuğum hatunlardan da ”sen bana ilk ne demiştin” vs gibi soruları çokça aldım. Girişte sade ve anlaşılır olup gelişme kısmına süsleme ve farklılık katmak daha mantıklı olacaktır.

Aradan 2-3 gün geçmişti ve hafta başı yazdım. Normal şartlarda aynı gün için yazmayı tercih ederim ancak çok uzun bir set olmadığı için önemsememiştim.

Bu da çok sorulan bir konu, ne zaman yazayım. İlk zamanlarımda saha raporlarımda bahsettiğim gibi numaramı vermez, 2 gün bekler ve pat diye arardım. Artık tanışıp ayrıldıktan sonra, numara mı kaydetsin diye 3-4 saat arasında ya yazar yada ararım. Eğer çok çabuk cinsel yakınlık kurduysam ve o anki duruma bağlı olarak, hatun biraz yürür ve yaklaşık 100 metre sonra görüş açımız varsa ararım ve ”ben Deer ve buradan popon harika gözüküyor” derim. Ama bunun için mutlaka kalçası ve fizigi için bir neg atmış olurum öncesinde..

(X): Profil fotoğrafın neden yok ?

H: Seksi yüz hatlarımı dünyayla paylaşmaya hazır değilim ;)

Bu tarz kasıntı ve ezbere cümlelere normalde hep karşıydım. Hermeste bu zamanla gelişti ve kendi sözleri olduğu için ona gidiyor ve kendisi anlık üretebiliyor. İlk zamanlarımda bende ezberlemeye çalışırdım ve mutlaka kullanmalıyım derdim. Doğal olmayınca mal (cool oduğunu sanan kasıntı) gibi gözüküyordum ve kadını kafada fazla büyütmüş oluyordum. Sonra zamanla alıştım ama ezber yapmaya çalışmanın yanlış olduğunu anlayınca ve bırakınca gelişti. Bu hataya düşen çok gördüm. GEREK YOK, DOĞALLIK DAHA İYİ. Kasıntı gözükmektense ”hoşuma gitmiyor” deyip geçmek daha okey bir durum. Yada ”biraz utagacım” de gül.. Yoo baya arsız gözüküyorsun derse, mavi ekran verme ama 😀

Kadınlar yeterince tanımadığı erkeklerle çıktığı datelerde sıkıcı geçmesi ihtimaline karşı kaçış planı yapıyorlar :D

Bu çokca denk geldiğim ve soru aldığım bir konu, burada erkekler korkuya kapılmaya musait. Beni beğenmedim mi? Neden böyle yapıyor? Acaba benden ilgi alıp akşam tokmakcısı olan kötü çocuğa mı gidecek? vs. Bu hiçbir şey demek değil, gidip buluş ve sonrasında çoğu zaman gitmiyorlar yada gerçekten işi oluyor ve sonra tekrar buluşuluyor. Ha her seferinde gidiyorlar ve gelmiyorlarsa o zaman problem sende, neyi yanlış yaptığını bulmalısın. Sakın ”abi bir kere buluştu sonra kayboldu neden” gibi genel bir soru sormakla kendini yorma, nedenini nerden bilebilirim ki ben orada değildim. Şu net ama, seninle görüşmek istememiş ama neden? Onu ben net tahmin edemem. Büyücü değilim :D.

Flört edebileceğimizi ancak başka bir şey olmayacağını söyledi (shit test).

Bunun benzeri ”arkadaş olarak buluşuyoruz değil mi?” Bu tarz shit testlerden geçmek için yapılması gereken ilk şey, daha hatunla buluşurken hayallere girip, daha tanımadan kesin almalıyım bu hatunu kafasına girmemek. İster bolluk zihniyeti de ister çerceve.. Termoloji mastürbasyonuna gerek yok. Kendine saygı duy, nefes alsın yeter deme! Zaten zamanla neyi isteyip neyi istemediğini anlar tartar biçersin hatunu. He de geç, ne dediğine değil nasıl davranığına bak, oynunu oyna. En fazla hatun, öpmeye yaklaştığında ”aa ben bu yüzden gelmedim” der. Sende ”ne var arkadaş arkadaşı öpemez mi, ne bu hanzoluk” der ve kahkaha atarsın. Şu da var bunu diyebilmen için önce efendi erkekliği bırakman lazım, onun içinde başta cevap vermeye çalış 4-5 ezilirsin sonra alışırsın.

Benden değerlendirme bu kadar, daha çok değinilebilir kısım var ama onlarıda Mahmut abi ile değerli okuyuculara bırakmak istiyorum. Tekrardan en başta anlattığım destekleri ve bugüne kadar ki emeği için de Mahmut abiye gönülden teşekkür ederim. Erkek adam blogu sakinleri başka bir içerikte görüşmek üzere..

 

Ayrılık acısı ne kadar sürer?

Bir ilişkiniz terk edilmeniz ile sona erdiğinde, ayrılık açısının iyileştirmesi aşama aşama olur ve belli bir süre gerektirir. 6 aydan uzun ilişkilerde, bu süre yaklaşık olarak ilişki süresinin üçte biri kadardır ama idealinde ilişki süresi ne olursa olsun en fazla 6 ay kadardır (yani 6 senelik ilişkinin ayrılık acısı 2 sene sürmemeli).

Fakat ayrılık acısı süresi belli özel durumlarda 3-5 ay daha uzun sürebilir. Bu özel durumlara kısaca değinmek istiyorum.

Birinci özel durum, ilişkinin ilk uzun süreli (min 3-4 ay) ilişkiniz olması. Biten ilişki ilk uzun süreli ilişkiniz ise,  daha önceden ayrılık ve unutma deneyiminiz olmadığı için, acı hiç geçmeyecek, hiç unutamayacaksınız gibi hissedebilirsiniz. İçinizde size “daha önce Merve’den ayrıldın, hiç unutamaz gibi hissettin ama sonra unuttun” diyecek deneyimin sesi olmadığından, o ses size ara ara “birader Merve için de ölüp bitiyordun güya sonra ne oldu?” demediğinden, süreç uzayabilir.

İkinci özel durum ise, ilişkinin toksik olması. Toksik ilişki genellikle sevgi ve bağlılık üzerinden değil, manipülasyon ve bağımlılık üzerinden yürüdüğü için, suçluluk ve kaygı gibi duygusal manipülasyon dolu olduğu için, toksik davranışlara maruz kalanın unutma süresi uzar. Onca toksik davranışa karşı verdiği emeğin birgün iyi bir ilişkiye dönüşeceğini sanan taraf, yaptığı devasa ve genelde karşılıksız duygusal yatırımın sonucu olarak ayrılık acısını daha yoğun ve uzun hissedebilir.

Üçüncü özel durum ise kişinin kaygılı bağlanan biri olmasıdır. Kaygılı bağlanan kişiler, beraber oldukları ya da kendilerini terk eden partnerlerinin iyi özelliklerini abartıp kötü özelliklerini görmezden gelmeye, kendileri için daha uygun olsalar bile başka adayların iyi özelliklerini görmezden gelip, kötü özelliklerini abartmaya meyillidirler. Bu nedenle de “onun gibisini bir daha bulamam” inancı, kaygılı bağlanan insanlarda çok daha fazla görülür. Kaygılı bağlanan insanlar aynı zamanda,  beraber oldukları partnerlerinin iyi özelliklerini abartıp kötü özelliklerini görmezden geldikleri için, terk edilene kadar ilişkide kalmaya da meyillidirler.

(Not: Kaçıngan bağlanan insanlarda ise durum tam tersidir. Bu insanlar beraber oldukları partnerlerinin iyi özelliklerini daha az, kötü özelliklerini daha abartarak görürken, dışarıdaki adayların iyi özelliklerini abartıp, kötü özelliklerini görmezden gelmeye meyillidirler).

Şimdi gelelim acının geçme aşamalarına. Burada 3 aşama var. Birinci aşama, ayrılık sonrası ilk 3-4 hafta. Bu aşamada sürekli olarak terk edeni düşünmeniz, hayatınızın sekteye uğraması, başkasını gözünüzün görmemesi ve bu duygu hiç geçmeyecekmiş gibi hissetmeniz doğal.

3 ayağıyla iletişimi kes kuralı uygulasanız bile ilk aşamada yoğun acı çekmeniz maalesef normal. Beni arayıp “Mahmut Abi iki hafta oldu, çok kötüyüm” diyenlere “ben olsam ben de çok kötü olurdum” diyorum. Kötü hissetme konusunda, terk edeni düşünmeyi durdurma konusunda yapabileceğiniz pek bir şey yok. Duygusal acı, psikopat değilseniz herkes için aynı. Ama tabii ki acıya dayanıklılık herkes için aynı değil.

İkinci aşama ayrılık sonrası ikinci ve üçüncü ay. Bu aşamada hala acı çekseniz ve sıklıkla terk edeni düşünseniz bile ilk aya göre daha iyi oluyorsunuz. Bu aşamada da ilk aşama gibi terk edene ulaşma krizi gelecek ve bazı günler çok kötü olacaksınız ama bu kriz dalgalarına dayanırsanız, üçüncü aşamaya geçebilirsiniz.

Üçüncü 1 seneyi aşmayan ilişkilerde hiç olmayabilir. Bu aşama genelde birkaç ay sürer ve artık eski sevgili aklınıza arada bir gelir. Oldukça rahat hissedersiniz ve hayatınıza devam edersiniz ama, ara sıra kötü olabilirsiniz.

İlk 2 aşamayı oluşturan 3 aylık süreyi kısaltmanın bir yolu yok. Ama iletişimi kes kuralını 3 ayağıyla da uygularsanız, bu sürenin uzamasını engelleyebilirsiniz. Sorun şu ki, eski sevgiliye ulaşmak ve onu gizlice takip etmek (stalklamak) ayrılık acısını uzatsa ve ileride daha kötü yapsa bile, sizi geçici rahatlatan şeyler. Bu nedenle iletişimi kes kuralını uygulamanız, ilk bir ay belki biraz daha fazla bir süre, ayrılık acısını artırır. Buna dayanmanız lazım.

Eski sevgiliye ulaşmadığınızda, onu stalklamadığınızda ve içinizden gelmese bile hayatınıza odaklandığınızda, ayrılık acısı ilk başta şiddetlense de, kısa sürede azalır.

Benim gördüğüm, insanların stalklamama kuralının ne kadar önemli olduğunu, stalklamanın ne kadar yıkıcı olduğunu pek anlamadıkları. Stalklamak, girip bakamadığınız instagram hesabının profil fotoğrafı değişmiş mi, takipçi sayısı artmış mı diye kontrol etmek, whatsapp üzerinde online mı diye bakmak gibi basit şeyler olsa bile adamı maymun eden bir şey.

Eskiden gizli takip (stalklama) fiziki olarak gidip takip etmeyi gerektirirdi. Şimdi gizli takibin önünde hiçbir engel yok, bir telefon ekranı uzaklığında olduğu için, birçok insan ayrılık acısını, 20 sene önce aynı yaşta olan insanlara göre çok daha uzun süre yaşıyor. Bence bu konuda teknolojinin en büyük kazığı, eski sevgiliye irademizin en güçsüz olduğu geç gece saatlerinde bile ulaşabilme olanağı sağlaması. Eskiden gece “bana feleğin ayırdığı nazlı yari bulun, nazlı yare ulaşmam lazım” krizi geldiğinde, eski sevgiliye ulaşma imkanınız yoktu. 20 sene önce cep vardı ama iletişim bu kadar kolaylaşmamış, gecenin yarısı mesaj atma normalleşmemişti. Şimdi ise gece yarısı mesaj döşeyip atabiliyorsunuz ve günümüzde maalesef gizlice takip etmemek, haber almamak için gerekli iradeyi sizin bulmanız gerekiyor.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.

Sınırda kişilik bozukluğu olan kadınları kendinize çekmenize neden olan 7 kişilik özelliği

Başlangıçta mükemmel olduğunu hissettiğiniz, ama daha sonra duygusal olarak tüketici ve kaotik olduğunu anladığınız bir ilişkinin içine çekildiğiniz oldu mu? Bunu yaşadıysanız, bunu yaşayan tek kişi siz değilsiniz. Birçok merhametli, mantıklı ve dengeli insan, belli karakter özelliklerinden dolayı, kendilerine sınırda kişilik bozukluğu (borderline personality disorder), SKB, olan partner çekiyorlar.

Bu bölümde, sınırda kişilik bozukluğu olan kadınları mıknatıs gibi kendinize çekmenize neden olan 7 kişisel özellikten bahsedeceğiz. Bölümün sonunda ise, bu özellikleri kendinizde görüyorsanız, yapabileceğiniz en güçlü şeyi konuşacağız.

Bu yazı bilgilendirme amaçlı olup, profesyonel yardım yerine geçmez. Eğer bu yazıdaki durumu yaşıyorsanız, yardım için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanızı tavsiye ederim.

Sınırda kişilik bozukluğu olan bir kadını çeken en ilk özellik, duygusal olarak hassas ve duyarlı, yani gerçekten dinleyen ve karşısındakinin duygularına dikkat eden, onları önemseyen ya da en azından önemsiyor gibi görünen biri olmaktır.

Herkes duyulmak ve önemsenmek ister ama SKB’li bir insan için, duygusal olarak duyarlı ve ulaşılır biri, anında güvenli bir liman olarak hissedilir. SKB’li kadın, bu tür bir duygusal onaylanma, istikrar ve güvenliğe açtır.

Siz sınırda kişilik bozukluğu olan kadının duygularına ve ihtiyaçlarına merhametli ve önemseyen bir şekilde yaklaştığınızda, onu rahatlatan şeyler söylediğinizde, onu önemsediğinizi gösterdiğinizde, her zaman yanında olacağınız gibi sözler verdiğinizde, SKB’lide hızlı bir şekilde güven ve bağ hissi yaratır. SKB’li, kendisini gerçekten anlayan, ne olursa olsun yanında olacak birini bulmuş gibi hisseder.

Sınırda kişilik bozukluğu olan kadınları çeken ikinci özellik ise, sınırlar koyma ve uygulama güçlüğü çekmektir. İnsanın ayaklarını yerden kesen, sınırsız bir aşk hissi size büyük zevk verebilir ve belki ilk başlarda tüm enerjinizi ve dikkatinizi ilişkiye verebilirsiniz ama bu, sürdürülebilir bir durum değildir.

Sınırda kişilik bozukluğu olan kadın, tüm idealizasyonu sorgusuz sualsiz yutacak, göklere çıkarılmaya açık, hayır demeyen ya da direnmeyen bir erkek arar. Bu dirençsizlik ve sınır koyamama durumu, sınırda kişilik bozukluğu olan kadın tarafından, koşulsuz sevgi gibi hissedilir. SKB’li kadın sınırlar koyamayan veya hayır diyemeyen erkeğin, kendisini tamamen kabul ettiğini ve o erkekle güvende olduğunu hisseder. Bu da, ebeveynlerimizden alma ihtiyacı duyduğumuz ama çoğumuzun alamadığı koşulsuz sevgiyi ve kabul görmeyi, sonunda bulmuş gibi hissettirir.

Sorun şu ki, ilişki ilerledikçe, sınırda kişilik bozukluğu olan kadın, aynı seviyede dikkat, enerji, yoğunluk ve teminat bekler. Ama erkeğin geri kalan hayatı, erkek ilişkide diye sonsuza kadar duracak değildir. Erkeğin işi vardır, ailesi vardır, arkadaşları vardır ve birçok başka sorumluluğu vardır.

Erkeğin hayatın normal akışındaki sorumluluklarına dikkat ve enerji vermesi, SKB’li tarafından terk edilme gibi hissedilir. Erkek ilişkinin başındaki sürekli ilgi ve dikkati veremediğinde, SKB’li reddedilmiş, hatta ihanete uğramış gibi hisseder. Büyülü bir rüya gibi başlayan ilişki, maalesef duygusal bir lunapark trenine döner, kişi duygular zirvelere çıkar ve çok hızlı bir şekilde duygusal diplere çakılır. Erkek 5 dakika önce kadının her şeyi iken, 5 dakika sonra iliklerine kadar nefret ettiği, hayatında kesinlikle istemediği birine döner.

Sınırda kişilik bozukluğu olan kadınla ilişkide idealizasyondan, değersizleştirmeye, yoğun bağ uzaklığa, ayakların yerden kesilmesi ise yoğun kaygı ve öfkeye dönüşür. Erkek partnerinin duygusal güvensizliklerini yatıştırmaya, genellikle erke[‘ hedef alan duygusal dalgalanmalarını dengelemeye her geçen gün daha fazla zaman ve enerji harcarken, duygusal olarak bitik ve dengesiz bir hale evrilir.

Bu arada sınırda kişilik bozukluğu nedir bilmiyorsanız, SKB, bir insanın duygularını nasıl hissettiğini, nasıl düşündüklerini ve başka insanlarla nasıl ilişki kurduklarını etkileyen ciddi bir ruhsal durum. SKB aynı zamanda bu insanların kendilerini nasıl gördüklerini de ciddi ölçüde etkileyen bir durum.

SKB’li bir insan duygularını çok ama çok yoğun hisseder. Duygusal durumu çok hızlı değişir, özellikle de tehdit altında hissettiğinde ya da duygusal olarak tetiklendiğinde. Çok yoğun bir terk edilme korkusuna sahiptir ve bu da SKB’linin sürekli olarak teminat aramasına neden olur. SKB’li, duygusal hassasiyetinden dolayı, reddedilme ya da terk edilme işaretlerine karşı aşırı duyarlıdır.

SKB’li, karşılaştığı durumlara çok güçlü tepkiler verir ve bazen tamamen dürtüsel olarak ya da kendisine zarar verecek şekilde tepki verir. Ama narsist ya da sosyopatların aksine, SKB’linin davranışları kontrol ya da kişisel çıkar arzusundan kaynaklanmaz, duygusal acı, güvensizlik ve yoğun duyguları düzenleme kabiliyetine sahip olmamaktan kaynaklanır. Yine de eğer SKB’li narsist ya da antisosyal özellikler gösteriyorsa, davranışları bazen çok fazla manipülatif, zararlı ve hatta planlı olabilir.

SKB’liyi mıknatıs gibi çeken üçüncü özellik, parnerinin SKB’linin duygusal ihtiyaçlarını her şeyden yukarı koyma istekliliğidir. SKB’li biri duygusal olarak çok masraflıdır çünkü kendisi çok yoğun duygular hisseder ve diğer insanlar ise bu duygu yoğunluğunu anlayamazlar. Bu yoğun duygular sonucunda, SKB’linin duygu durumu çok hızlı ve radikal bir şekilde değişir ve SKB’li güvende ve stabil hissedebilmek için, sıklıkla ilgi ve onaya ihtiyaç duyar.

Bütün bunların sonucu olarak SKB’li biri, kendisine duygusal destek vermek için her şeyi bir kenara bırakabilecek, sürekli ulaşılır olan, özellikle duygusal fırtına sırasında kesintisiz ilgi vermeye istekli ve partnerinin dünyasında merkezi konumda kalmak için bilinçsiz bir şekilde çıkardıkları yangınları söndürmeye koşa koşa gelmeye meyilli insanlara çekilirler.

SKB’li, partnerini sürekli olarak test eder. Partnerinin ilgisinde en ufak bir kayma hissetse, terk edilmiş, sevilmiyor hisseder. Böyle hissettiğinde de yeni bir kriz çıkarır ya da tam tersine soğuk ve sessiz davranır, partnerinden uzaklaşarak onun kendisinin peşinde koşup koşmadığına, her şeyi onun için bırakıp bırakmadığına bakar. Hem kendisi hem de partneri için duygusal acı ve gerilim yaratsa bile, partneri için önemli olduğunun kanıtlarını arar durur.

SKB’linin partnerinde aradığı dördüncü özellik ise, derin ve hızlı bağlanmaya açık olmaktır. Düşünmeye, ilişkinin zaman içinde gelişmesine, nefes almaya zamanı yoktur. Partnerbunu başlangıçta, bağımlılık yapıcı bir aşk gibi hissedilebilir. Partner SKB’linin hızına, yoğunluğuna ve duygusal alevine ayak uydurmaya istekli ise, SKB’liye geçici bir süre olsa da rahatlık ve güven hissettirebilir. Ama maalesef bu güven ve rahatlık hissi kalıcı değildir çünkü bu kadar hızlı bağlanma, ilişkiyi gerçekten sağlam yapan ve daha yavaş ilerleyen, güven inşaa etme, iletişim, birbirini tanıma, anlaşmazlıkların çözümü, gerçekçi beklentiler gibi şeylerin atlanmasına neden olur.

Beşinci özellik, kurtarıcı ve bakıcı rolünü üstlenmek. SKB’li biri, ilişkinin başında duyarlı, inanılmaz derecede ilgili biri gibi görünür. İlişkinin başında başında sanki SKB’li partnerine çok iyi bakıyor gibi görünür. Ama bu roller çok hızlı bir şekilde değişir ve partner, SKB’linin duygusal bakıcısı ve kurtarıcısı olur. Sevgi ve ilgi gibi başlayan şey, kısa sürede duygusal köleliğe evrilir. Partner, bir yandan gündelik hayat ile uğraşırken bir yandan da  SKB’linin duygularını yatıştırmak ve dengelemek için çok çalışmak zorunda kalır. SKB’li ile ilişki kısa süre içerisinde tek taraflı olmaya başlar. Partner, sevgiliden çok terapist ve kriz yöneticisi gibi hissetmeye başlar.

Altıncı özellik, sarsılmaz ve derin bir sadakat. SKB’linin güçlü terk edilme korkusu, bu özelliği zorunlu hale getirir. SKB’li, işler ne kadar kötüye giderse gitsin ilişkiye sadık kalacak, duygusal patlamalara rağmen gitmeyecek birine ihtiyaç duyar. SKB’li için bu tip bir bağlılık, güvenlik ve seviliyor hissetmek için şarttır.

Bu tip bir sadakat zaman içinde, iki ucu sivri kılıca döner. Sınırda kişilik bozukluğuna sahip kadın, partnerini test etmek ve ne olursa olsun gitmeyeceğini görmek için sürekli olarak onun sınırlarını zorlar. Sizi istismar etmesine, size kötü davranmasına rağmen ilişkide kalıyorsanız, SKB’linin “aşk ne olursa olsun katlanmak demek” inancı güçlenir.

Yedinci özellik, duygusal yoğunluğa yüksek tolerans. SKB’li ile ilişkinin en zor tarafı, ekstrem duygusal zirveler ve dipsiz duygusal çöküşlerdir. Her duygu en yüksek seviyesinde hissedilir. Bir dakika önce mutluluktan havaya uçarken, bir dakika sonra karanlık duyguların dipsiz kuyularına dalarsınız.

SKB’li, kendi yarattıkları duygusal lunapark treninden atlamayacak, duygusal olarak düzenli ve stabil birini arar.

Şunu açıkça belirteyim: bir insana duygusal olarak destek olayım diye, istismarı, manipülasyonu ve sürekli olarak diken üstünde olmayı asla kabul etmeyin.

Şimdi, bu özelliklerden bazılarını kendinizde görüyorsanız, kendinizi böyle bir insandan korumak için yapabileceğiniz en önemli şeye gelelim: ilişkinin en başından itibaren sınırlarınız konusunda çok açık olun ve bu sınırların ihlal edilmesine izin vermeyin.

Bunun teoride basit, ama sınırda kişilik bozukluğuna sahip biri ile ilişki içerisindeyken, uygulaması çok zor bir şey olduğunu biliyorum. Sınırda kişilik bozukluğu olan kadının duygusal fırtınalarının içindeyken, daha fazla kriz çıkarmamak için sınırlarınızı boş vermek daha kolay görünebilir ya da karşınızdakinin terk edilme korkusunu yatıştırmak için sınırlarınızı esnetmek isteyebilirsiniz. Ama bunu yaparsanız, zaman içinde sürekli olarak parmak uçlarınızda yürümek zorunda kaldığınızı, sürekli olarak karşınızdakini tetiklememeye çalıştığınızı görürsünüz.

SKB’linin duygularının sorumluluğunu üzerinize almanız, ne yaparsanız yapın yeterli olmayacağı için kendinizi suçlu, sorumlu ya da başarısız hissetmenize neden olacak.

Eğer hayır demekte, kendi ihtiyaçlarınız için omurgalı durmakta ya da sınırlar koymakta zorlanan biriyseniz, SKB’li kadının duygusal lunapark trenine zorla zincirlenmiş bir hayat yaşarsınız. Onun duygusal dengesini sağlamayı, onun ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarınızın önüne koymayı kendi görevinizmiş gibi hissedebilirsiniz. Bunu yaparsanız, zaman içinde kendini kullanılmış hisseden öfke dolu birisine dönüşürsünüz.

SKB’li partnerinizin ihtiyaçlarını karşılamak ve duygusal düzenlemesini sağlamak için eğilip büküleceğinize, sınırlarınızı çizin ve aşılmasına izin vermeyin. Sınırlarınızı çizmek ve korumak sizi rahatsız, suçlu ya da kötü bir insan gibi hissettiriyorsa, bu negatif ve rahatsız edici duygularla başka şekilde başa çıkmayı öğrenin.

Sizin sınırlarınızın olması ve bu sınırlarınızı korumanız sizi suçlu yapmaz, kötü bir insan yapmaz ve ilişkiye ihanet değildir. Aslında tam tersine sizin sınırlarınızın olması ve bunları korumanız, aşkın bir çeşididir ve uzun vadede hem partneriniz için hem de sizin için iyi bir şeydir.

Kaynak: 7 Traits That Attract Borderline Partners to You

Uluslararası ilişkiler – Uzak mesafe ilişkilerinin aşmış versiyonları

Göçtükleri ülkede sosyal hayata adapte olamayan ya da kadınlar konusunda başarısız olan birçok erkeğin, ne kadar uzak olursa olsun, Türkiye’den yanına getirmek umuduyla sanal ilişki bulduğunu, sanal ya da sanala yakın ilişki yürütmeye çalıştığını ve hüsrana doğru yol aldığını görüyorum. Bu nedenle, Türkiye’den göçmüş veya göçmeyi düşünen arkadaşlara şunu hatırlatmam ya da göstermem gerekiyor: siz hangi ülkeye göçerseniz göçün, Türkiye’yi kadınları ile beraber geride bıraktınız ve artık gittiğiniz yerde birini bulup ilerde onunla evlenmenin altına imza attınız. Bunu söylüyorum zira bazı adamlar, ABD, Kanada ya da Avustralya gibi ülkelere göçseler bile, hala Türkiye’den kız bulmaya ya da Türkiye’de bıraktıkları kız arkadaşları ile ilişki yürütmeye çalışıyorlar.

Bu tür uzak mesafeyi bırakın uluslararası ilişkilerin en kötü versiyonu, online olarak ya da Türkiye’de oldukları kısa süre içerisinde bir kızla tanışıp, onunla yılda bir iki gerçek, hergün sanal görüşerek ilişki yürütmeye çalışmak. Bu sanal ilişkilerin yani aslında ilişki olmayan iletişimlerin çoğu, kızın gelememesi ya da artık gelmek istememesi ile sonuçlanıyor. Geriye kalan iletişimlerde ise çoğu kadın, bir gaz ile ailesinden, arkadaşlarından, sosyal çevresinden uzakta bir ülkeye gidiyor ve orada bu zorluklarla boğuşurken ilişki bitiyor. Burada çift gerçekten belli bir sosyalliği olmayan insanlar olduklarından, bir arada iki sosyal özürlü insan olarak kötü bir ilişki yaşyorlar.

Bir de tabii pasaport avcısı kızlar var. Bu kızlar pasaportun aşkı ile gerçekten çok “sevebiliyorlar” ama pasaportu alınca çok sevmelerine gerek kalmıyor ve işi biten arkadaşı terk edip yeni dünyalara yelken açıyorlar.

Benim çoğu arkadaşım Türkiye’den evli göç etti, bekar göç edenler de yerleştikleri ülkede yaşayan kadınlarla sevgili olup evlendiler. Gerçek dünyada Türkiye’den gurbete kız getirme konusunda başarılı tek grup, gurbete genellikle vasıfsız işçi olarak giden ve görücü usulü ile köyden, kasabadan kız alan adamlar. Daha vasıflı işçi olarak göçen kesimde başarı hikayeleri elbet vardır ama ben görmedim, çok da yok gibi.

Tekrar ediyorum, Türkiye’den göç ettiğinizde, Türkiye ilişkiler piyasasından da büyük ihtimalle bir daha dönmemek üzere çıktınız. Memleketten kız getiririm, mutlu oluruz gibi hayaller genelde hüsran oluyorlar. “Burada düzgün kız yok” gibi bahanelerin de hiçbir anlamı yok. Sen kendin o piyasaya gittin, o piyasa iyi ya da kötü önemli değil, senin piyasan artık orası.

Bir de sevgilisi olan ve yurt dışına giden erkekler var. Bu erkeklerin önemli bir kısmı, önce yurt dışına çıkıyorlar, sonra evli olmadıkları sevgililerini yurt dışına götürmeye çalışıyorlar ve sonuçta, bunda başarısız oluyorlar. Bu erkeklere tavsiyem, eğer çıktıktan sonra kızı götürüp evlenme yoluna girecekseniz, Türkiye’den çıkmadan evlenin ve kızı da yanınızda çıkarın. “Ne evliliği abi daha 1 senedir çıkıyorduk” diyorsanız da kızı bırakın.

Yeri gelmişken, Türkiye’de prtamın kötü olmasını sosyal medyanın ve kendi mahellelerinin gazı ile abartıp, aslında vasıflı iken ya da üniversite okurken, ABD gibi ülkelere work & travel ile ya da bildiğin sınırdan Meksikalı çakallar aracılığı ile geçen takipçilerle rastlıyorum. Türkiye’de sosyo ekonomik ortamın birçok sorunu olduğunu inkar etmiyorum ama bunu, ABD’ye Meksika’dan kaçak girip, yıllarca vasıfsız işlerde sürüneceğiniz hayattan kötü olduğuna emin misiniz? Ya da her şeyi geride bırakıp sıfırdan ve alt seviyelerden başlamak için göç ederek, kendi hayatınızı gelecek nesilleriniz için feda etttiğinizin, çocukları iyi hayatlara sahip olsun diye günde 12-15 saat çalışan kuru temizlemeci Koreli çiftlerden pek de daha iyi hayatlar yaşamayacağınızın farkında mısınız?

Bir de göç ettiğiniz ülke Türkiye’den daha gelişmiş ve daha fazla imkanlara sahip olsa bile, yaşayacağınız şehir ya da kasabada hayatınızın nasıl olacağını düşünün de gidin. Örneğin Türkiye’de büyük şehirlerde yaşarken, Norveç’in, İsveç’in birkaç bin nüfuslu şehirlerine göçen ve buralarda bu şekilde sosyal hayatsız, piyasasız, partnersiz yaşlanıp gideceklerini sonradan gören insanlarla çok karşılaşıyorum.

Türkiye’den en ideal göç şekli, evli, vasıflı bir şekilde, vasıflı işler yapacağınız, görece kozmopolit şehirlere göçmek. vasıf derken üniversiteden bahsetmiyorum, kaynak ustası gibi aranan ve vasıf gerektiren işçiliklerden de bahsediyorum. 22 yaşında “bu ülke batacak” korkusu ile üniversiteyi bırakıp, yapayalnız bir şekilde ABD’nin 5000 nüfuslu bir şehrinde garsonluk yapmaya giderken nasıl bir hayata gittiğinizi iyice bir düşünerek ve araştırarak gidin. Dünyanın hemen her ülkesinin sosyo ekonomik olarak düşüşte olduğunu, fırsatların eskisi kadar çok olmadığını bilerek gidin.

Sitem sanma ey Allahım, nedir sevenin günahıMutlulukla kucaklayaşıp tez dönsün gurbet kuşları.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.

Uzun süreli ilişkiden “sıkılan” erkek – ıssız adam

Abi selam, benim sorunum biraz farklı. 28 yaşındayım ve İstanbul’da iyi bir maaş ile çalışıyorum. Fiziğim iyi, sosyal bir insanım ve işimde başarılıyım. Benim kısa ya da uzun süreli ilişki bulmakta bir sorunum yok. Fakat uzun süreli ilişkiye girdikten sonra, başlangıçta çok heyecanlı olsam da, 2-3 ay içerisinde ilişkiden sıkılıyorum, kızın düzenli olarak hayatımda olması bana batmaya başlıyor ve kızdan ayrılıyorum. Bir iki kere değil, bugüne kadar bu yüzden 5 ayı geçen ilişkim olmadı, hep kısa süreli ilişkiler ya da uzun süreli situationship denilen ilişkilerden yaşadım. Eskiden bu durumu takmazdım hatta kariyerime odaklanıyorum, uzun süreli ilişkiye vaktim yok derdim. Ama bu durum artık canımı sıkmaya başladı. Kendimi sürekli bir arayışta hissediyorum ve bu durum beni yoruyor. Ne yapmamı önerirsin?

Sen muhtemelen “sıkılmıyorsun” ama korkuyorsun. İlişkilerde ilk 2-3 ay balayı aylarıdır, hafiftir, çok ciddi değildir ama sonrasında yakınlaşma artık iyice artar. Sen yakınlaşma belli bir seviyeye geldiğinde korkmaya başlıyorsun muhtemelen. Neyden korkuyorsun?

Popüler kültürde senin gibi bir ıssız adamın (bu tip erkeğin filmidir) sorumluluk almaktan, karşısındakine söz verip tutamamaktan, büyümekten, olgunlaşmaktan korktuğu söylenir. Benim literatürde ve kendi konuşmalarımda gördüğüm şey, korkunun temeli, yakınlaşınca acı çekmek, duygusal olarak yaralanmak.

Literatürde buna kaçıngan bağlanma diyorlar ve burada birkaç yerde bahsi geçiyor. Ben zamanında kırmızı hapın temel probleminin, kaygılı bağlanan ve bu nedenle büyük bir ilişki travması yaşayan efendi erkekleri, başka bir sağlıksız bağlanma stili olan kaçıngan bağlanmaya çekmek olduğunu yazmıştım ama kaygılı bağlanma genellikle çocukluktaki olaylardan gelir.

Kaçıngan bağlanan bir insan, uzun süreli ve duygusal olarak yakın bir ilişki ister ve hatta buna açtır. Ama girdiği ilişkide yakınlaşma arttığında, geçmişte çok yakın ilişkilerde ya da bir ilişkide acı çektiği için (dediğim gibi ilişki travması değil de anne ve baba ile ilişki de olabilir), korkar ve ilişkiden kaçar.

Eskiden bu durumu takmazdım hatta kariyerime odaklanıyorum, uzun süreli ilişkiye vaktim yok derdim.

Çok fazla iş odaklı yaşamak, bildiğim kadarıyla bu bağlanma stiline sahip insanlarda sık rastlanan bir durum. Dr. K. bağlanma stilleri yayınında şunu diyordu:

Örneğin 20’lerinde, “şu an kariyerime odaklanıyorum, ilişkiler benim için öncelik değil” derler. Aslında bu, 20’lerinde bir insan için oldukça makul bir zihin yapısı olabilir. Zaten bağlanma stilleri ile ilgili zorluk da budur. Birçok sağlıksız bağlanma davranışı kulağa mantıklı ve makul gelir ama geri planda, sağlıksız bir bağlanma stili vardır. “20’lerimde kariyerime odaklanacağım, ilişkiler öncelik değil” diyen insanların %20’si, bunu karşı cinsle yakın ilişki kurmaktan kaçmak için bir bahane olarak kullanırlar.

Sende muhtemelen bu durum var ama her kariyere odaklı adam tabii ki sağlıksız bağlanma stili nedeniyle kariyerine odaklanmıyor. Dr. K. şöyle devam ediyor:

İnsanlar kariyer odaklı olamazlar demeye çalışmıyorum, insanlar tabii ki kariyer odaklı olabilirler. Bazı insanlar bu oldukça geçerli nedeni, bilinçsiz bir şekilde de olsa romantik, yakın bir bağ kurmamak için bahane olarak kullanıyorlar diyorum. Yani kariyer odaklı biri olmanız ve kariyer için ilişkilere öncelik vermemeniz, sizi otomatik olarak kaçıngan bağlanan biri yapmaz. Bir insan kaçıngan bağlanan biriyse, bu gibi özelliklerden daha fazlasına sahip olur ve tek bir özelliğe bakarak değil de, sergiledikleri tüm bu özelliklere bakarak kaçıngan bağlanma var diyebiliriz.

Kendimi sürekli bir arayışta hissediyorum ve bu durum beni yoruyor.

Bu da bildiğim kadarıyla ıssız adamların ortak özelliklerinden birisi. Bilinçaltında bir mükemmel, ideal partner var. Bunu mesela dolaylı olarak kırmızı hap camiasında çok görüyorum. Bu insanlar söylemlerinde, uzun süreli ilişkiye ve evliliğe ancak her sözlerini dinleyecek, %100 feminen, %100 itaatkar, %100 boşamayacak kadın bulurlarsa girebileceklerini ama böyle bir kadını henüz bulmadıkları için giremediklerini ima ediyorlar. Kadınlarla ilgili bir sürü kötü şeyi sıraladıktan sonra, tabii ki tüm kadınlar böyle değil (bunu kadınların %0.1’i böyle değil anlamına gelecek şekilde) diyorlar. Ya da sürekli bir en iyisini arama, bekleme var.

Oysa burada da temel problem, bu bağlanma stiline sahip insanın, gerçek kadınlarla yakınlaşmada acı çekmekten korkması ve bu yakınlaşmadan kaçmak için ideal kadın fantezisine sarılması.

Bu arada genellikle kaygılı bağlanan adamların içine düştüğü oneitis ile kaçıngan bağlanan adamların içine düştüğü idealitis mi desek ideal kadın fantezisi aynı şey değiller. Oneitis, beta / kaygılı bağlanan erkeğin ruh ikizidir, kimse onun gibi değildir ama kusurları olan bir kadındır, erkek genellikle onun idealden uzak olduğunu bilir. İdealitis durumunda ise gerçekte olmayan kusursuz bir kadındır. Kısa bir süre önce bir yorumda bunu söylemiştim:

Kaçıngan bağlanan mükemmel eşi, gerçek insan partnerlerden kaçmak için bahane olarak kullanır. Kaygılı bağlanan oneitisi gerçek insan partnere sülük gibi yapışmak için.

Kaçıngan bağlanan insan, geçmişinde kurmaya çalıştığı yakın insani bağlardan ve hüsrandan gelen büyük bir hayal kırıklığına sahip. Bu bağlar geçmişte canını yaktığı için, bir insanla yakınlaştığında kendisini korumak için, hissiz olmaya, dikkatini dağıtmaya ve duygularından kaçmaya çalışır. Bunun en kestirme yolu ise, insanlarla hiç yakınlaşmamaktır.

Kaçıngan bağlanan biri eninde sonunda gerçek bir insanla ilişkiye girer ve gerçek bir insanla ilişkinin hem pozitif, hem de negatif tarafları vardır. Bu negatif taraflar nedeniyle, kaçıngan bağlanan biri, gerçek insanlarla gerçek ilişkilerden korkarlar. “Bu insanın kusurları var ama kusursuz bir insan bulursam, duygusal olarak mükemmel hissedebilirim” derler. Fakat kimi bulurlarsa bulsun, kendi içsel sağlıksız bağlanması değişmediği için, mükemmel hissedemez. Bunun sonucunda ise, mükemmeli arar durur, bir partnerden diğerine atlar.

Ne yapmamı önerirsin?

Şimdi ben ne psikoloğum ne de seninle konuştum. Bunları bilgi amaçlı paylaşıyorum. İlk yapman gereken şey eğer imkanın varsa bu alanda uzman bir terapistle çalışmaya başlamak. Sağlıksız bağlanma stilini, sağlıklı bağlanma stiline çevirmek. Bu zor ama gayet mümkün.

Kendi başına yapabileceğin en önemli şey, bu işin de üçte biri, öncelikle sorunun buysa bunu anlamak zira kaçıngan bağlanan biriysen bunu bilmek, işin önemli bir kısmını kendiliğinden hallediyor.

Örneğin “sıkılıyorum” dediğin şeyin “korku” olduğunu anlamak ve kabul etmek çok önemli. Sıkılıyorum dediğinde olayı narsist bir bakıştan tanımlıyorsun, güç sende gibi hissediyorsun. Sen partnerinden sıkıldığında, gücü daha fazla elinde tutan taraf gibi hissediyorsun. Egon rahat hissediyor ama egon kırılmayacak diye problemi doğru tanımlamadığın için, problemini çözemiyorsun.

Ayrıca insan sıkıldım dedi mi, çözüm ne olabilir? Oysa korktuğunu görürsen onun çözümü hemen akla geliyor, korkuna meydan oku, korkundan güçlü ol, vs. Neden kaçıyorsun, neden korkuyorsun? Korkunun işlevi ne? Bunları düşünmen lazım.

Benim gördüğüm, bireysel olarak yapabileceğin en önemli şey, cesaret gösterip, duygusal acı çekmeyi göze alıp yakınlaşmaya devam etmen ve “sıkıntı” dediğin şeyin geçtiği yere kadar gitmeye çalışman. Belki 3-4 ayda kaçmasan, 5-6 ay beklesen, 1 sene beklesen, bu korku geçecek.

Bunu söyleme sebebim, sen yazmamışsın ama, senin durumundaki birçok erkeğin beni “ayrıldım ama sonra onu özlemeye başladım ve onu düşünüyorum” diye araması. Kaçıngan bağlanmada en acı şey, hiç istemesen, hiç umrunda olmasa neyse ama kaçtığın şeye aç oluyorsun. Sürekli olarak açsın, yemek masasına büyük bir heyecan ile oturuyorsun, ilk birkaç lokmada büyük tad alıyorsun ama sonra birden miden bulanıyor ve kusuyorsun, masadan kalkıyorsun gibi. Aç olmasan neyse ama hala açsın.

Bu sorunlarını doğru teşhis edip hızlıca çözsen iyi olur. Dünya seni beklemiyor.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de İlişkilerde Bağlanma Stilleri kitabımıza bakabilirsiniz.

Kadınlara Çekici Gelmenin Anahtarı: Onay Aramayı Bırakmak

Kadınlara çekici gelmek için kaba veya acımasız davranmanız gerekmez. Fakat hoşlandığınız kadının onayını kazanmaya çalışmak, kendinize güvenmediğiniz izlenimi yaratabilir. Bu yazıda kadın onayı aramanın çekiciliği neden azalttığını ve bu alışkanlığı nasıl bırakabileceğinizi anlatacağım.

Bunlar size ilk başta kadınlara karşı acımasız davranmak gibi gelebilir. Ama kadınlar bunu size yapıyorlar ve bu, aranızdaki dinamikte gücü kadınlara veriyor. Bu, birçok durumda kadından daha fazla hoşlanmanıza neden oluyor. Ve en önemlisi, bir kadının size bunu yaptığında, bunun acımasız bir şey olduğunu düşünmüyorsunuz. Bunları anladıktan sonra umarım bahsedeceğim şeyi siz de kadınlara yapabileceksiniz.

Bunu uyguladığınızda kadın bir miktar rahatsız hissedebilir, kendinden emin hissetmeyebilir ama sonuçta size karşı daha fazla saygı ve çekim hisseder. Bu şey çoğu durumda da, kadın – erkek ilişkileri dinamiğinde gücü elinize almanızı sağlar.

Şimdi öncelikle birçok erkeğin, hoşuna giden, aradığı gibi bir kadınla etkileşime girdiğinde ne yaptığına bakalım. Bu kadını güzel, tatlı veya feminen bulur, “bu kızdan gerçekten hoşlandım, tam aradığım sevgili, tam seks yapmak istediğim kadın tipi” der.

Peki bundan sonra çoğu erkek ne yapar? O kadar video izlemesine, yazı okumasına, “efendi erkek / iyi çocuk olma, muhtaç olma, şunu yapma, bunu yapma” diye öğrenmesine rağmen, çekici bulduğu bir kadınla etkileşime girdiğinde, klasik hatayı yapar.

Ben size bu klasik hata yerine ne yapmanız gerekeceğini anlatacağım. Benim size anlatacağım şey, kadınların size karşı daha fazla çekim ve saygı duymasını sağlayacak. Bu size acımasız gibi görünen ama çalışır bir yöntem.

Çoğu erkeğin, onca içerik tüketse bile yaptığı klasik hata, kadının onayını kazanmaya çalışmaktır. Hoşuna giden kadının kendisinden hoşlanmasını sağlamaya çalışmak, gücü kadının eline verdiği bir pozisyona düşmektir.

Beğendiği kadının onayını almaya çalışan erkek, beğendiği kadın için “o bir kadın, kırılgan, narin bir varlık” diye düşünür. “Onu rahatsız edecek hiçbir şey yapmamalıyım, ona tamamen nazik davranmalıyım” der.

Bu tip bir erkek için güç kadınlardadır, her şey kadınların kararına bağlıdır. Kadına karşı nazik davranırsa, yeterince iyi çocuk gibi görünürse, beğendiği kadının ona bir şans vereceğini umar. Çünkü böyle bir erkeğe göre, şans verme gücü kadınlardadır.

Bir erkek, beğendiği bir kadına böyle davrandığında, kadın bundan hoşlanmaz. Çünkü zaten koca bir erkek sürüsü kendisine böyle davranıp durmaktadır. Kendisine yaklaşan hemen her erkeğin otomatik davranışı, onun onayını almaya çabalamaktır.

Başka bir erkek tipi daha var. Bu erkek tipinin yaptığı şey, bunu daha önce yapmayan bir erkeğe kaba, küstah ya da acımasız gelecektir. Ama bunu bir kadın yaptığında, aynı erkek kadına saygı ve daha fazla çekim duyar, onun onayını kazanmaya çalışır.

Çoğu erkek, kadınların, özellikle de güzel kadınların kendileri gibi karşı cinsin onayına ihtiyaç duymadıklarını, kendi kendilerini onayladıklarını düşünür. Sonuç olarak da çoğu erkek beğendikleri bir kadınla etkileşime girdiklerinde, o kadının kendi onaylarını aramadığını, erkeğin kendisinden hoşlanmasını sağlamaya çalışmadığını hisseder. Arka planda kadın, erkeğin etkileşim ile başa çıkmaya yetecek kadar kendine güvene sahip olduğunu ve erkeğin çekici davranacağını umsa bile, bunu göstermez.

Çoğu kadın, güzel bir kadın olmasa bile, erkek nüfusunun çoğunun onay peşinde koşmasına şahit olur, onay peşinde koşmayan, kendi onayını kendi içsel dünyasından alan bir erkekle nadir olarak karşılaşır.

Kadın onayı arayan bir erkek, kadınla konuşurken doğru şeyleri söylemek için uğraşır. Sözlerini filtreden geçirir ve otosansür uygular. Söyleyeceği şeylerin, kadının onayını kazanması açısından “doğru” şeyler olması için uğraşır.

Kadın onayına ihtiyaç duymayan bir erkek ise, ne isterse onu, kendine güvenli ve rahat bir şekilde söyler. Etkileşime girdiği kadınlar, bu davranışlarını okuyarak, erkeğin kadın onayına ihtiyaç duymayan, içsel olarak kendisini onaylayabilen biri olduğunu hissederler ve bu, çoğu kadın için çekici bir şeydir.

Fakat kadın onayı aramayan erkek, söyleyeceklerini ve davranışlarını yumuşatmadığı için, kadın bir miktar rahatsız, kaygılı hissedebilir, kendinden emin olmamaya başlayabilir.

Bir kadına bunları hissettirmek size acımasızca görünebilir ama aslına bakarsanız bu şekilde davranmak acımasızca değil. Az miktarda hissettirdiğiniz negatif duyguların yanında, size karşı yüksek miktarda saygı ve çekim hissetmesi acımasızca değil.

Kendini onaylayabilen, kadın onayına ihtiyaç duymayan bir erkeğin, davranış ve sözlerini, kadın tarafından kabul görmek adına yumuşatmaması, onun kadına kaba davranması, onu küçümsemesi ya da aşağılaması anlamına gelmez. Fakat karşısındakine kaba ve küçümseyici davranmadığı sürece nasıl isterse öyle konuşur.

Bazı erkeklerin, erkeğin nasıl isterse öyle konuşmasını, kadınları narin, kırılgan yaratıklar olarak düşündükleri için rahatsız edici bulurlar. Kadınlara karşı son derece yumuşak, temkinli ve nazik davranılması gerektiğini düşünürler. Ama kadınlar bu erkeklere çekim duymazlar zira bu erkeklerin aslında kadının vereceği reaksiyondan korktukları için böyle davrandıklarını hissederler. Ve daha önce birçok kez söylediğim gibi:

“Bir kadının size vereceği tepkiden korkuyorsanız, o kadın size karşı çekim hissedemez.”

Kadınlar korkuya, kendinden şüphe etmeye çekim duymazlar. Eğer korkmadan ve kendinden şüphe etmeden konuşursanız, kadınlar bunu kendini onaylamak, onay peşinde koşmamak olarak algılarlar.

Peki bir erkek, bunları duyduktan sonra, hoşuna giden bir kadınla etkileşime girdiğinde, onun onayını aramadan, kendine güvenli, rahat ve kendinden emin bir şekilde konuşabilir değil mi? Maalesef. Çoğu erkek bunu yapamaz ama bunları duyan bazı erkekler “bunu yapabilirim” der.

Sorun şu ki, bir şekilde özdeğerli, “ben yeterliyim” zihin yapısı ile davranmayı becerirseniz, kadın sizi denemek için, sıklıkla size karşı ilgisini kaybediyor gibi davranabilir. Birçok erkek maalesef, bu tür fitness (shit) testler karşısında, baskı karşısında, kaygılarına yenilerek hemen otomatik modları olan kadın onayı peşinde koşma moduna dönerler.

Bir kadın bunu yaptığında, erkeğin üzerine baskı koyar, erkeğin kendisini bir miktar rahatsız hissetmesine neden olur. Bu olduğunda, erkek o kadını daha az çekici bulur mu? Hayır. Çoğu durumda, bu baskı karşısında erkek kadını daha çekici bile bulur.

Peki bu testlere maruz kalan erkek, kadının kendisine acımasız davrandığını düşünür mü? Bazı erkekler bu soruya evet cevabı verirler. Çoğu erkek, nazik, arkadaş canlısı ve uyumlu bir kadın ister. Ama kadınlar ne isterler?

Bir kadın, erkeğin onay peşinde koşma noktasına gelecek kadar itaatkar ve uyumlu olmasını mı ister? Ya da daha kendine güvenli, daha az onay arayan biri olmasını mı?

Kadınlar gerçekte ne istediklerini size söylemezler zira bunu bir erkeğe söylediğinizde, o erkek büyük ihtimalle kadınlara kaba, küçümser ve küstahça davranmaya başlayabilir.

Kadınlara iyi ve nazik davranın ama onların onayı peşinde koşmayın. Kibar olun ama kadının tepkilerinden korkmayın.

Çeviri: It May Feel Cruel, But it Attracts Women Like Crazy

Dan Bacon yayının geri kalanında olayı, kitabımı ve programımı alın, bunları uygulamayı öğrenin demiş. Siz benim kitaplarımı alın öğrenin ?

Şaka bir yana, ben size bunu nasıl yapabileceğinizi madde madde yazacağım.

Bir meziyet nasıl öğrenilir yazısında belirtildiği gibi, önce bir teoriye ihtiyacınız var. Efendi adamın toksik kırılganlığı, efendi adam – piç erkek zıtlığı, kaygılı bağlanma stili gibi şeyleri ve bunlardan kurtulmak için yapılacakları okuyup öğrenin.

Sonra da pratiğe ihtiyacınız var. Çoğumuz bir müzik aletiyle pratik yapmanın ne demek olduğunu anlayabiliyorken, özdeğerini ve onayını kendinden alma gibi zihinsel – davranışsal kabiliyetin pratiğinin nasıl olacağını düşünmekte zorlanıyoruz.

Öncelikle, hoşunuza giden bir kadın ile etkileşim halindeyken, onun onayını kazanmak için yaptığınız şeyleri bir listeliyorsunuz. Aynı şekilde bu listeye, onay dilencisi davranışın yerine, onayı kendinden alan adamın ne yapacağını da her madde için listeliyorsunuz.

Hoşunuza giden bir kadınla etkileşime girmeden önce bu listeyi okuyorsunuz. Bu listedeki şeyleri yapabileceğinizi ve önemli olanın bunları yakalamak ve yapmamak olduğunu kendinize hatırlatıyorsunuz. Sonra, bu davranışları yakaladığınızda, idealinde hiç başlamadan ya da hemen farkına vardığınız yerde, bu davranışı kesiyorsunuz. Onun yerine, listede alternatif olarak yaptığınız davranışı yapıyorsunuz. Bir meziyet nasıl öğrenilir yazısında belirtildiği gibi, bir duruma farkındalık ile girerseniz yani ne olabileceğini bilip nasıl davranacağınızı daha önceden planlarsanız, nefsinize hakim olma ihtimaliniz çok daha yüksek.

Bu tür güzel ya da hoşlandığınız kadından onay bekleyen davranışları yapmadığınızda, ciddi bir kaygı hissedeceksiniz. Bu süreçten erkek adam zihniyeti nasıl içselleştirilir yazısında bahsetmiştim. Onay dilenen davranışınız, sizin kaygınızı geçici rahatlatır (ama sonra sizi daha fazla kaygılı biri yapar). Bu geçici rahatlamaları bıraktığınızda, kısa süreliğine (birkaç haftalık sürelerde) kaygınız artar. Dürtü sörfü ile bu sürecin içinden geçmeniz gerekecek.

Kadın onayı peşinde koşmak gibi maladaptif davranışlardan kurtulmanın zorluğu, bunların bir işlevi (geçici kaygı azalması) olduğu kadar, otomatik olmaları. Yukarıdaki tekniklerle, hoşunuza giden kadın ile etkileşime girdiğinizde, otomatik davranışlarınızı engelleyip, otomatik olmayan davranışları dikkatinizi vererek tekrarladığınızda, bir yerde beyin pes ediyor ve bu maladaptif otomatik davranış devreleri kullanılmıyor diye o devreleri yok edip, sizin zorlayarak yaptığınız şeyi otomatik hale getiriyor.

Bkz, içsel oyunun evrimi.

İki parmak piyano çalmayı öğrenmiş birinin, 10 parmak öğrenirken beyninin yaptığı gibi. Böyle biri, 2 parmak piyano çalmayı doğal, 10 parmak çalmak yapay gibi hisseder. 2 parmak çalarken otomatik pilottadır, 10 parmak çalarken, özellikle başlarda parmaklarına sürekli dikkat vermek, komut vermek zorunda kalır. Yeterince tekrarla, beyin 2 parmak piyano çalma devrelerini bozar ve 10 parmak devreleri kurar.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.

Mahmut Abi ve ‪Centilmen Kulübü‬ söyleşisi – Türkçe Podcast

Uzun bir aradan sonra Secret (Centilmen Kulübü) ile söyleştik. İlişkilerden girdik, yapay zekaya daldık, kadınların tercihlerinden geçtik ve dil öğreniminden çıktık.

Görüşmenin YouTube yayını aşağıda. Bizi YouTube kanalından da takip edebilirsiniz. Yayını Spotify kanalımızdan da izleyebilirsiniz.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.

00:00 Giriş
00:40 Mahmut Abi’nin ilişkiler konusunda daha fazla diyecek bir şeyi kaldı mı?
02:25
Asosyal medyanın ilişkilerle ilgili temel inançları bozması
12:44
Kırmızı hap (redpill) bozdu mu? Sorun takipçilerinde mi kırmızı hapta mı?
16:42
Rollo Tomassi hakkında muhabbet
22:07
Kırmızı hapın erkekler için feminizme dönmesi, evlilik karşıtlığı
24:01
Kırmızı hapın efendi adamları ıssız adama çevirmesi
39:14 Kırmızı hapın online dating verilerinden yaptığı yanlış çıkarımlar
46:18 Telegoni gerçek mi? Kadınların önceki partnerlerinin DNA’sı çocuklara geçer mi?
48:40 Ortalama tuzağı mı manevi ihtiyaçların artması mı?
52:43
Sylvester Stallone’un berbat babası
57:40
Yapay Zeka meslekleri etkileyecek mi? Patlayan bilişim sektörü finansal balonu
01:13:43
Feminist oğlan çocuğu yetiştiren anneler
01:19:03
Kadınların seksi ertelemesi ile erkeklerin en kısada yapmak istemesi 01:25:03 Kısa süreli cinsel pazar ile uzun süreli cinsel pazarın aynı olmaması 01:29:33 Türkiye’de yaşayan biri ileri derecede dil öğrenmek için ne yapmalı? 01:33:30 “poliglot” veya “çokdilli” insanlar

Zor, saygısız ve istismarcı kız arkadaşım – vaka çalışması

Corey Wayne’in Zor, Kaba ve İstismar Edici Kız Arkadaşım yayınının çevirisidir.

Bugün konumuz “zor, kaba ve istismar eden kız arkadaş”.

Bunca yıl boyunca, rahat, kolay anlaştığınız ve size nazik davranan bir kız arkadaş bulun tavsiyemi defalarca duymuşsunuzdur. Şimdi ele alacağımız vakadaki erkek ise, böyle olmadığı bariz bir kız arkadaşa sahip.

Kendisine insaflı davranmak adına, benim çalışmalarımla, bu kadınlar birlikteliğe başladıktan çok sonra tanışmış. Kendisinin de itiraf ettiği gibi son derece muhtaç biriymiş ve kadının peşinden çok fazla koşmuş. Yani temel olarak, kız arkadaşını kendisine bir beta erkek, üstünde tepinebileceği bir ayak paspası ve korkutup sindirebileceği gibi davranması yönünde eğitmiş.

Vakayı okurken göreceğiniz gibi, kadın sinirlendiğinde “çok özür dilerim majesteleri” moduna geçiyor. Yani tüm gücü kadına verdiği gibi, kadını ufak çaplı bir despot olacak şekilde eğitmiş ama aynı zamanda kadın da fabrika ayarından arızalı bir tip gibi görünüyor. Birazdan duyacaklarınız, sınırlar çizip bu sınırları korumazsanız, bir kadının size ayak paspası gibi davranmasına izin vermeniz durumunda neler olacağını göstermesi açısından iyi bir vaka.

Bu ikili yaklaşık 2 yıldır beraberler. Yani birkaç haftadır beraber olduğu bir kadından bahsetmiyor, bu sağlıksız ilişki dinamiği uzun süredir devam ediyor. 2 senedir bu şekilde devam eden ilişkiyi düzeltecek adımlar atmak ve bu adımların işe yaraması, yeni başlamış bir ilişkide bu adımları atmaktan ve bu adımların işe yaramasından çok daha zor.

Şimdi vaka çalışmasına geçelim.

“Merhaba, ismim Bob. 40’lı yaşların başındayım ve eşim vefat ettiğinden beridir, 2 erkek çocuğa tek başına babalık yapıyorum. Sizi bir buçuk yıldır takip ediyorum ve “3% Man” kitabını 10 kez okudum. İki çocuklu, boşanmış bir kadınla yaklaşık 2 senedir beraberim.

İlişkinin başlarında fazla peşinde koşmak, fazla muhtaç davranmak gibi birçok hata yaptım ve bunun sonucunda sürekli olarak bir sıcak bir soğuk davrandı. 

Bu genellikle erkek, bir maskülen, bir feminen davrandığı zaman olur. Maskülen davrandığında, sana ilgisi artar, beta ve feminen davrandığında sana ilgisi azalır ve senden uzaklaşmak ister. İlgisi azaldığında ve uzaklaşmak istediğinde, daha cadaloz, daha huysuz ve daha kaba davranır çünkü erkeğe saygı duymamaya başlar. Erkek kancık gibi davranmaya başladığında saygısı azalır. Siz kancık gibi davranırsanız, o da size kancıkmışsınız gibi davranır.

Tam bu sırada sizin yayınlarınızla karşılaştım. Davranışlarımı büyük oranda düzelttim ama ilişkimiz düzelmeye başladığında, soğuk, uzak davranmaya başlıyor ve bana ilgisini tamamen kaybetmiş gibi görünüyor.

Kitapta “Kadınlar kedi gibidir” adlı bir bölüm var. Bir kadınla uzun süreli beraber olduğunuzda, bazen bir miktar soğuk ve mesafeli olabilir ve erkeğin bundan etkilenmemesi gerekli. Erkek kadını kendi haline bırakırsa, kadın birkaç gün sonra geri (eski haline) döner. Ama erkeğin muhtaç ve fazlaca kadın peşinde koşan bir geçmişi varsa, kadının en ufak bir sessizliğinde ya da ufacık bir coşku azalmasında, erkek korkuya ve kaygıya kapılır. Kadının duygularının hava durumu gibi rastgele değişebileceğini anlamak yerine, otomatik olarak, “bir şeyler yanlış gidiyor, bunu hemen düzeltmem lazım” diye düşünmeye başlar.

Oysa erkeğin, kadının inip çıkan duyguları ile dalgalanmaması, kısa süreli inişlerde kuyruk acısı hissetmemesi, kadını o süre boyunca kendi haline bırakması lazım. Ama eğer kadın çizgiyi aşmaya başlarsa, istismarcı ve kaba davranmaya başlarsa, erkeğin bunu suratına vurması gerekir.

Eğer partneriniz size iyi davranıyorsa, ödül olarak sizin zamanınızı ve ilginizi almalı. Eğer size kötü ve kaba davranıyorsa, bu davranışı ise sizi özlemek ile ödüllendirilmeli. Partneriniz size kaba davranıyorsa, size kötü davranıyorsa, sizinle zaman geçiremeyeceğini öğrenmeli. Bu kadar basit. Çünkü neye tolerans gösteriyorsanız, o şeyin daha fazlasını davet edersiniz. Kimse, size yapılmasını teşvik etmediğiniz bir şeyi size yapamaz. Eğer bu şeyleri kabul ederseniz, karşınızdakine “bana bunları yapabilirsin, problem değil” dersiniz.

Bana yeniden nazik davranmaya karar verdiği zamanlarda, bu şeyleri defalarca konuştuk. Bana, hiçbir duygu hissetmediği, donuk, en ufak şeylerin bile kendini boğduğu bir moda girdiğini söyledi.

İşte bu nedenle de, bu duygusal donukluk zamanlarına karşı umursamaz olmalısın, bunları kişisel ya da seni reddetme olarak algılamamalısın. Sabah, uyumadan öncekinden değişik bir ruh haliyle uyanması, senin düzeltmen gereken bir şeylerin yanlış olduğu anlamına gelmez.

Sürekli olarak partnerinin gözündeki yerini merak edip duramazsın, bu çok muhtaç bir davranış. Bu muhtaç mod, çocukken genellikle annenden ve babandan yeterince ilgi ve takdir görmediğin için, yeterince sevildiğini hissetmediğin için olur. Böyle bir geçmişin sonucu, senin yetişkin hayatında yeterince sevilmeyeceğini var sayıp durman olur. Yeterince sevilmeyeceğine inandığında da, bu tahmini sevgi eksikliğini, karşındaki insandan sevgi dilenecek şekilde ona yapışarak kapatmaya çalışırsın. Partnerin üzgün, kızgın ya da kötü bir ruh halinde olduğunda, bunun senin suçun olduğunu var sayarsın. Partnerinin kötü ruh halinin sorumluluğunu ve suçunu üstüne alırsın.

Oysa partnerin huysuz olduğunda, “sakinleştiğinde bana ulaşabilir” de diyebilirdin. “Kaba olduğu zaman ona yakın olmak istemiyorum” diyebilirsin. Partnerin sana nazik davranmak zorunda. Bir kadının sana kötü davranmasına, gıkını çıkarmadan katlanmamalısın.

Bir kadının sana kötü davranmasına, gıkını çıkarmadan katlanırsan, daha fazla kötü davranmasına davetiye çıkarırsın ama bununla da kalmaz, partnerin tarafından kötü davranılmaya ses çıkarmadığını gören başka kadınlar da sana kötü davranmaya başlarlar. Örneğin kız çocuğun varsa, o da sana kötü davranmaya başlar çünkü sen çevrene, “bana kötü davranabilirsiniz, bu hiç sorun değil” mesajı veriyorsun.

Sevgilimin, bu yaşında bile devam eden, bir sürü anne ve baba problemi olduğunu biliyorum. 

Yetişkin bir kadını düzeltmek ve kurtarmak, senin işin ya da görevin değil. Eğer anne problemleri, baba problemleri varsa, bunu kendi başına düzeltmeli.

Anne ve babasının, erkek kardeşlerini ve küçük kız kardeşini kayırdıklarını düşünüyor.

Bu düşünce onu nasıl etkilemiştir? Tabii ki mağdur olduğunu düşünmesine neden olmuştur. “Başka herkes kendisinden daha fazla ilgi ve sevgi görüyor” diye düşünüyor. Bu nedenle de otomatik olarak “zavallı ben, ben mağdur edildim. Kimse beni sevmiyor. Kimse beni önemsemiyor” diye düşünüyor. En ufak şeyleri bile kendisine karşı yapılmış olarak algılıyor ki vakanın ilerleyen bölümlerinde bunun nasıl ortaya çıktığını göreceğiz. Erkekten, erkeğe söylemeden anlamasını beklediği, mantıksız beklentileri var. Erkek, kendisinden direkt istenmeyen bu şeyleri yapmadığında, kadın öfke nöbetine kapılıyor. Göreceğiniz gibi bu mantıksız beklentilerin bazıları son derece gülünç şeyler.

Uzun, mutsuz ve istismar içeren bir evlilik yapmış. Çocuklarından biri otizm spektrumunda olduğu için oldukça zor bir çocuk ve sevgilimin dediğine göre çok fazla strese yol açıyor.

Neden böyle biri olduğunu anlamak için terapiye başladı ama daha sonra terapide konuşulan konulardan hoşlanmadığı için terapiyi bıraktı.

Başka bir terapist bulabilirdi. Kadının bir sorunu var, sorunu olduğunu biliyor ve terapiye başlıyor. Terapist kaba ya da kendisini rahatsız eden şeyler söyleyince de terapiden kaçıyor.

Jim Ran’ın zamanında dediği gibi “ben senin için kendime iyi bakacağım, sen de benim için kendine iyi bak.” Kız arkadaşının kendine iyi bakması lazım. Eğer problemleri varsa, bunları çözmesi lazım. “Ay bu çok zor”, “ay terapist kaba şeyler söyledi” ya da “terapist kendimi kötü hissetmeme neden oldu” …

Terapinin amacı ne? Tüm terapistlerin iyi olduğunu iddia etmiyorum, eğer birinden hoşlanmadıysan başkasını bulursun. Başka terapistlerle görüşüp, kendisine yardım edebileceğini düşündüğü birini seçmesi iyi olur.

Geçen Noel Bayramında, eski kocası çocukları aldı ve o da benim evimde kalmaya geldi. Her şey çok güzel gidiyordu ve beraber vakit geçirmekten zevk alıyorduk. Sonlara doğru, sarılarak televizyon izleyip sakin sakin otururken, birdenbire bana döndü ve, iyi tarafının tükenmek üzere olduğunu söyledi.

Yani “önümüzdeki günlerde biraz manyaklaşabilirim, sana pek de nazik davranmayabilirim. Bu konudaki fikrin nedir?”

Burada izleyici doğru şeyi yapıyor ve “ne demek istiyorsun?” diye soruyor.

Bana, duygusal olarak donuk hissettiğini, bana kaba davranmak istediğini hissettiğini söyledi.

İzleyiciye kaba davranmanın sorun olmadığını düşünmesinin nedeni ne? Çünkü geçmişte defalarca kaba davrandı ve tüm bu davranışları yanına kaldı.

Kabalaşacaksa onu evine bırakacağımı, kendisi ile nazik biri olduğunda görüşmeyi tercih edeceğimi söyledim.

Sana karşı kabalaşacağını söylediğinde, sen ona karşı kabalaşmaya başlarsın. “Sana bir taksi çağırayım” dersin. “Tatildeyiz ve iyi vakit geçirmek istiyorum. Çocuklarım burada ve senin bana çocuklarımın önünde kötü davranmana izin vermeyeceğim” dersin. “Eğer kabalaşmaya başlayacaksan, evine gidiyorsun, senin kabalığınla uğraşamam” dersin. Bazen tek yapman gereken budur. Bunu yaparsan, muhtemelen özür diler.

Kadının erkeğe böyle bir şey söylemesi, erkeğin bunu onun yanına bırakıp bırakmayacağını görmek için. Çünkü erkek bir şey söylemezse, bir şeyler yapmazsa, omurgalı davranmazsa, erkeğe kötü davranmaya başlayacak. Kötü davranmaya başlayacak ve erkeğin kendisine haddini ve yerini bildirmesini bekleyecek. Bazen kadınınızı kucağınıza yatırıp kıçına şaplağı basmanız gerekir.

Tatilin kalanında normal davrandı.

Evet, çünkü sen kendisine tolerans göstermeyeceğini söyledin ve yapman gereken de buydu. Burada iyi iş çıkardın.

Tatilden sonraki 3 ay boyunca, oldukça uzak davranmaya başladı. Birkaç hafta önce de, benim yüzümden böyle davrandığını söyledi.

Söylediklerinde gerçeklik payı var zira onun böyle davranmasına izin verip durdun. Yani bu davranışa sen davetiye çıkardın.

İlk buluşmamızda bir içki aldığını ve tüm içkileri benim ödemem gerektiğini söylemek zorunda kaldığını, bu olayı kafasından atamadığını söyledi.

Para, bu çiftin ilişkisinde çokça sorun olan bir durum. Görünen o ki kadın, erkeğin daha fazla şeyin ödemesini yapmasını istiyor.

Bana soğuk davrandığı zamanlarda, bu konu tekrar gündeme gelip duruyor. “Eğer o içkiyi kendisi almamış olsaydı, her şeyin çok daha farklı olacağını söyleyip duruyor. Bunu inandırıcı bulmuyorum.

Kadınlar abartarak konuşurlar. Gerçekte söylemek istediği, ki bu vakadaki kadının iletişim becerileri berbat gibi, daha fazla şeyin masrafını karşılamanı istediği. Muhtemelen kazandığı para yeterli gelmiyor.

Benim cimri olduğumu söyledi ki bu doğru değil.

Cimri olan muhtemelen kendisi.

Birkaç hafta önce doğum günümdü. Beni ve çocukları yemeğe çıkaracağını söyledi. Doğum günümde ise, yeterince parası olmadığı, beni iyi bir yere götürmeye yetecek parası olmadığı için umutsuz hissettiğini söyledi.

Sana para konusunda zorluk çıkarmasının nedeni, kendisinin para konusunda zorluk yaşaması.Ama bunun suçunu sana atmaya çalışıyor. Bu kadının kendini aklama yöntemi bu. Kadının nasıl yetiştirildiğini, bir “mağdur” olarak büyüdüğünü unutma. “Yeterince sevgi görmüyor”. “Yeterince para almıyor”. “Zavallı ben” modunda yaşıyor.

Sevgi ve bağ ihtiyacını karşılamak için kullandığı sağlıksız yöntemlerden birisi, mağduru oynamak. “Annecik ve babacık bana yeterince sevgi vermedi. Abilerimi ve küçük kız kardeşimi daha çok sevdiler, onları daha fazla kayırdılar. Sahip olmadığın parayı harcamam gerekiyor. Sen çok kötüsün. Tüm paramı sana harcamama neden oluyorsun. Ay ben çok mağdurum. Zavallı ben. Benim için üzül.”

Pahalı bir yere ihtiyacım olmadığını, aslında dışarı çıkıp yemek yememize bile gerek olmadığını söyledim. Ama dışarı çıkma konusunda kendisi ısrarcı oldu.

Yemekte bana çok soğuk davrandı ve kızgın görünüyordu. Kendi doğum günümde çok rahatsız hissetmeme neden oldu.

Onu kenara çekip, “bugün benim doğum günüm ve sen herkesin önünde bana berbat davranıyorsun. Ya kendine çeki düzen ver, ya da neyin var neyin yoksa toplayıp git” demen gerekiyordu. Bazen kadınına bunu demen gerekir. Özellikle de seni ailenin önünde rezil ediyorsa. Onu kenara çekip “buna bir son vermen gerekiyor. Eğer böyle davranmaya bir son veremiyorsan, hayatımdan çıkıp gitmen gerekiyor. Seni daha fazla tolere etmeyeceğim” demen gerekiyor.

Sorun şu ki, sen fazla “naziksin”. Fazla yumuşaksın ve kadın sana ne yaparsa yapsın katlanıyorsun. Yani bu tür istismar edici davranışların daha fazlasına davetiye çıkarıyorsun.

Birkaç gün sonra buluştuğumuzda, doğum günümdeki davranışlarından dolayı özür diledi ama benim yüzümden öyle davrandığını da ekledi. Tırnaklarını ve saçını yaptırması için ona para vermeliymişim.

Senin yerinde olsam, “hayır, bu senin sorumluluğun” derdim. “Sen bir yetişkinsin ve ben bir yetişkin ile ilişki yaşıyorum. Bir çocukla değil” derdim. “Bir yetişkin gibi davranman lazım. Benimle bir daha bu şekilde konuşmayacaksın. Çok gülünç davranıyorsun.”

Eğer ona para verseymişim, güzellik için harcadığı parayı benim için harcayabilirmiş. Bu beni çok kötü hissettirdi.

Tekrar ediyorum, senin sorunun tam olarak bu. Onun sorunlarını kendi üstüne alıyorsun. Yani tam bir kancık, ayak paspası gibi davranıyorsun ve bu kötü davranışların daha fazlasına davetiye çıkarıyorsun.

Geçen hafta onu mangal yapmaya davet ettim. Bana geldiğinde aç olmadığını söyledi ve bu nedenle de mangal yapmayı bıraktım.

Şimdi bu aşırı bariz bir hata. Yaptığın hata bariz olmalı. Mangala çağırıyorsun, geliyor ve “aç değilim” diyor. Sen de mangal yapmayı bırakıyorsun. Bir şey yapıyorsun ve sırf onun için yaptığın şeyi bırakıyorsun. Bu bariz bir zayıflık.

“Ben kırmızı arabaları seviyorum” diyorsun ama kız “kırmızı arabalardan nefret ederim, ben mavi arabaları seviyorum” diyor. Bunun üzerine sen de “ya aslında kırmızı arabalar beni bazen gıcık etmiyor değiller, bu arada mavi benim favori rengim demiş miydim?” diyorsun. Kendi fikrini, ona uyumlu olmak için değiştiriyorsun.

Mangal yapmak istiyorsan, mangal yaparsın. Seninle kalabilir ya da isterse gidebilir. Sen zevk için gezintiye çıkmışsın, nereye gideceğini söylüyorsun. Önce geleceğim diyor sonra arabaya binince “ben oraya gitmek istemiyorum” diyor. Yapman gereken “tamam o zaman, eğer oraya gitmek istemiyorsan seni evine bırakayım” demek.

Birdenbire, hiçbir sebep yokken kızgın davranmaya başladı. “Ben eve gidiyorum” dedi. “İyi misin?” diye sordum. “İyiyim” dedi. “Geç oldu, çocukları uyutmam lazım”.

Bir kadın “iyiyim” dediğinde, genellikle iyi değildir, kızgındır. Kızgın olmasının nedeni, bir kancık gibi davranman. Sırf o aç değilim dedi diye, mangal yapmaktan vazgeçtin. Tahmin ediyorum ki mangal partisine sadece o gelmedi.

Acele ile evden ayrıldı. Saat 6:30’du ve çocukları saat 9’da uyurlar. İki oğlum da, olanları fark ettiler. 12 yaşındaki oğlum, “bütün bunlara neden katlanıyorsun hiçbir fikrim yok” dedi.

12 yaşındaki oğlunu dinlemen lazım. Bir kancık gibi davrandığını, 12 yaşındaki oğlun bile fark etmiş. Bütün bunlara tolerans göstermeye devam edersen ne olacak biliyor musun? 12 yaşındaki oğlun da sana bir kancıkmışsın gibi davranmaya başlayacak.

Birader, kendine biraz saygı göstermen lazım. Kimse sana, senin davet çıkarmadığın bir şey söylemez ya da yapmaz.

Gece beni aradı ve bana çok öfkeli olduğunu söyledi. Mangalda yeterince et pişirmediğimi ve evde yemek yapmak zorunda kaldığını söyledi.

Problem şu ki sen bir o yana, bir bu yana sallanıyorsun. Yapmak istediğin şeyi yapmıyorsun çünkü sürekli olarak onun onayını arıyorsun. Kadını, ilişkinin erkeği yapmaya çalışıyorsun. Bu oldukça mide bulandırıcı ve itici bir şey. Böyle davranmayı acilen bırakman lazım.

Kendisine, aç olmadığını ve bir şeyler yemek istemediğini söylediğini hatırlattım. “Sen yine de mangal yapmaya devam etmeliydin, mangal yapmaya devam etsen yerdim” dedi.

Mangal sırasında “ben mangal yapıyorum ve sen et yemek istemiyorsan, kapı orada” demeliydin. Çocukların orada ve sen sırf o aç değil diye mangal yapmayı bırakıyorsun.

Bu kadının ne düşündüğü konusunda aşırı endişe gösteriyorsun.”Mangal yapıyordum ama kadınım mangal istemiyor. Ben de onun bana kızmasını istemiyorum. O zaman mangal yok.”

Benimle güvende hissetmediğini söyledi.

Birçok kadının bacaklarını kapatan ve erkekleri neden seks yapmayı bıraktık diye merak içinde bırakan şey bu. Kancık gibi davranıyorsun, kız arkadaşın sana kızacak, bir şeyi beğenmediğini söyleyecek diye ödün kopuyor.

Maç izlemek için arkadaşlarını çağırmışsın, kız arkadaşını da çağırıyorsun. Kız geliyor ve “maç izlemekten nefret ederim” diyor. Sen de “herkes evlere, kız arkadaşım maç izlemek istemiyor” diyorsun. Bütün arkadaşların senin tam bir kancık olduğunu düşünüyorlar ve bir daha seninle maç izlemeye gelmeyecekler. Senin burada yaptığın şey bu. Seninle güvende hissetmediğini söyleme sebebi de bu. Çünkü, onun hoşuna gidip gitmediğine bakmaksızın, yapmak istediğin şeyi yapacak kadar erkek değilsin.

Ondan ayrılmayı çok düşündüm, ondan ayrılmaya çok karar verdim. Ama onunla iletişimi kestiğimde, bana gelip bu yaptığımın hiç hoşuna gitmediğini söylüyor.

Sen de bunun üzerine muhtemelen diz çöküp özür diliyorsun, belki ayaklarını öpüyorsun.

Ona karşı hislerim olduğu için, onu bırakamıyorum.

Senin muhtaçlığın ve yapışkanlığın bariz zaten. Kadının kancık davranmasının önemli bir nedeni de bu. Senin korkudan altına yapman, planlarını değiştirmen, onu memnun edeyim diye taklalar atman için, sinirlenmesi yeterli. Sen insanları hoş tutmak için her şeyi yapmaya hazır birisin ve bu da oldukça itici bir özellik.

Geçen gün ona, bensiz daha mutlu olacaksa, neden bana dönüp durduğunu sordum.

Kitabı 10 kere okudum diyorsun ama sonra kadına “beni neden seviyorsun?” diye soruyorsun. Bu aşırı zayıf bir hareket.

Bensiz tek başına yaşamaktan korktuğunu söyledi.

Böyle davrandığında, düzgün bir cevap alabileceğini düşünmüyorsun değil mi? Onun yanında kancık gibi davranıyorsun ve kadını ilişkinin erkeği yapmaya çalışıyorsun. “Ben aç değilim” diyor ve sen de “beni affet kraliçem, mangalı hemen bırakıyorum” diyorsun. Bu davranışların yüzünden senden tiksiniyor ve erkenden çekip gidiyor.

Buraya kadar anlattıklarımdan, bu kadının narsist olduğunu söyleyebilir miyiz?

Bu olası ama kadını yeterince bilmiyorum ve uzaktan teşhis konulamaz. Zaten ben psikiyatrist değilim. Ama yazdıklarına bakarak, problemin önemli bir kısmının senden kaynaklandığını söyleyebilirim. Kancık gibi davranman büyük problem. Bunu çocukların bile fark ediyorlar. Kadının seni, çocuklarının önünde istismar etmesine izin veriyorsun. Kendine gel birader!

Bensiz daha iyi olacağını söylüyor ve ben de onun gitmesine izin veriyorum. Ama sonra neden bana geri geliyor?

Kitabı okuduğuna emin misin? 10 defa okuduğunu söylemiştin. Kitabı 10 kere okuyan birinin sormayacağı bir soruyu soruyorsun. Geri gelmesinin sebebi, gittiğinde peşinden gitmemen, gitmesini umursamaman.

Kitapta yazılan şeyleri bazen uyguluyorsun, bazen uygulamıyorsun. Omurga kazanman ve kadınına yerini bildirmen lazım.

Rahmetli eşimle böyle problemler yaşamamıştım. Beni haşlayacağını biliyorum ama tavsiyelerin benim için çok değerli.

Probleminin önemli bir parçası, onu memnun etmek için taklalar atmak. Onun seni herkesin önünde istismar etmesine izin veriyorsun. Bu gerçekten çok kötü. Omurgasız olduğun için sana saygısı yok. Sen bir erkek olarak omurga göstermediğinde, kadın senin yanında güvende hissetmez. Sen aşırı omurgasız olduğundan o da aşırı saygısız ve gülünç davranıyor. Senin maskülen özüne güveni yok. Böyle davranman onu kurutur, senin etrafında olmak istememesine neden olur.

Sen ise erkek ile kancık arasında gidip geliyorsun. İstikrarlı bir şekilde erkek gibi davranmaman senin probleminin çok önemli bir öğesi. Bazen erkeksin, bazen küçük, yaralı bir çocuk.

Kontrol edebileceğin şeyleri kontrol etmeye başlaman lazım. İstikrarlı bir şekilde omurgalı, maskülen olman lazım. Kadının kıçını öpmek için taklalar atmayı bırakman lazım. Bu şekilde davranman seni kötü duruma sokuyor ve çocuklarına da berbat bir örnek oluyorsun. Çocukların bile sana “baba sana böyle davranmasına neden izin veriyorsun? Ona haddini bildir, erkek ol” diyorlar.

Davranışlarını düzeltmezsen, bir sonraki kadınla da sorunlar yaşayacaksın.

Tabii senin kız arkadaşının da sorunlu biri olduğu çok bariz. Kendini düzeltmesi lazım ama bu konuda hiçbir şey yapmıyor. Ama sen de sürekli zayıf ve beta davranarak, bu davranışları besliyorsun.

Mahmut Abi’nin notu: Corey Wayne’in tavsiyelerine katılmakla beraber, kadının erkek ne yaparsa yapsın aşırı sorunlu ve arıza biri olduğu çok açık. Erkek davranışlarını mutlaka düzeltmeli ama bu kadını hayatından geri dönüşsüz olarak atması gerekecek.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.

Suçluluk hissettirme (guilt trip) nedir?

Birçok insanın toksik bir ilişkiyi bırakamama sebebi sevgi ya da korku değil, suçluluk duygusu. Bu suçluluk duygusu da hemen hemen her zaman, gerçek bir suçluluğa değil, ilişkide manipülatif ve toksik olan partnerin karşısındakinde aktif bir şekilde ortaya çıkarmasına dayanıyor.

Evet bu bölümde, suçluluk hissetirme (ingilizce’de guilt trip) denilen ve birçok insanın farkında olmadan içine düştüğü bir manipülasyona değineceğiz.

Suçluluk hissetirme tuzağına düşen birçok insan, bu manipülasyonun farkında değil. Eğer bu manipülasyona uğrayan biriyseniz, bu manipülasyonun farkına varmanız, daha doğrusu hissettiğiniz suçluluğun sizde özel olarak yaratıldığının farkına varmanız önemli. Manipülatif partnerin sizin aleyhinize olacak şekilde kullandığı bu silah, sizin kendi duygularınız olduğu için, bunun farkına vardığınızda, aslında kontrolü elinize alıp bu silahı etkisiz hale getirebileceğinizin de farkına varacaksınız. Çünkü siz suçluluk duymanız gerektiğine inanmadığınız sürece, kimsenin size suçluluk duyduramayacağının farkına varacaksınız.

Duygusal olarak dengeli ve dayanıklı bir insan, toksik partnerin ihtiyaç ve isteklerini onun yerine kendi sırtında taşımaz, taşıması gerektiğine inanmaz ve inandırılamaz. Toksik ve manipülatif insanın dışardan baktığınızda zeka yoksunu bir aptallıkla, çocukça bir inatla ve gülünç bir şekilde tekrarladığı bu talep ve söylemler, karşısında duygusal olarak dengeli ve dayanıklı bir insan olduğunda, toksik ve manipülatif insanın kıçına tekmeyi yiyip kapının önüne konulması ile, aşamayacağı şekilde ghostlanması ile sonuçlanır.

Duygusal olarak dengeli ve dayanıklı olmayan, çocukluklarından itibaren sevilmek ve değer verilmek için böyle şeyleri kabul etmeleri gerektiğine inanmış, kabul edilmek için sorumluluk ve suç kendinde olmasa bile bir şeyler yapması gerekenin kendisi olduğuna inanmış, duygularını yönetemeyen ebeveynlerinin gazabını üzerlerine çekmemek ya da onlar tarafından ihmal edilmemek için sürekli onların duygularının sorumluluğunu yüklenmiş insanlarsa, sevilmek ve değer verilmek için başka çareleri olmadığını düşünerek, bu talepleri sırtlarına alırlar. Kendilerini kullanan ve manipüle eden toksik partner için üzülürler, ona yardım etmeye çalışırlar ve bunun için bizzat bu insanın üzerlerinde uyguladığı istismara boyun eğerler.

Bu zihin yapısındaki birçok manipülasyon kurbanı, bunu bir güç olarak bile görür.  Birçoğu bütün bu istismara dayanarak, yeterince acı çekerek, toksik partnere onu ne kadar sevdiklerini ispatlayabileceğini ve birgün onun tarafından istismarsız ve acısız bir şekilde sevileceğini umar. Ama maalesef toksik partnerin elinde istismar edilen patner ne yaparsa yapsın ve ne kadar uzun süre yaparsa yapsın, hiçbir zaman, toksik partnerin umrunda olmayacaktır. Toksik partner bir ihtimal karşısındakini istismar ettiğini kabul etse bile, unutmayın bu düşük bir ihtimal, partnerin bu istismarı sonuna kadar hak ettiğini, ona onun yüzünden böyle davrandığını söyleyecektir.

Bu yolun sonunda mutluluk yok. Birgün birdenbire ya da zaman içinde, artık mutlu bir ilişki yaşamanızı sağlayacak bir dönüşüm asla olmayacak. Böyle bir ilişkideyseniz tüm emeğiniz ve zamanınız, dipsiz bir kuyuya akıyor ve emeğinizin karşılığını asla alamayacaksınız.

Narsist bir kadın ya da erkekle ilişkilerde çok görülen suçluluk hissettirme, istisnaları olsa da, çoğu zaman diğer partnerde zaten varolan bir zayıflığın kullanılmasına dayanır. Burada istismar edilen partnerin, çocukluktan öğrendiği bir başkalarının sorunlarını kendi sorunu yapma, kendi sırtına alma, kendi sorumluluğu haline getirme problemi vardır. Böyle bir zaafı olmayan insan, narsistin suçluluk manipülasyonuna “mal mıdır nedir?” diye tepki verirken, böyle bir zaafı olan insan, narsistin suçluluk hissetirmek için dediklerine dünden razıymış gibi inanır.

İyi olan şu ki, böyle sağlıksız bağlanma stilleri çok erken çocukluktan gelseler bile, sebepleri ve neden olduğu yaralar bilinç seviyesine çıkarılarak iyileştirilebilirler. Bu, söylemesi kolay yapması oldukça zor bir şey olsa da, ilişkilerde istismara dünden razı bir şekilde girmemek için, içinden geçmeniz gereken bir süreç.

Fakat bazı insanlar, başka insanların duygu yönetimini yüklenmeyi bırakmak istemez çünkü öz değerlerinin, oynadıkları bu role bağlı olduğunu düşünürler. Böyle bir insan, partneri tarafından istismar edilmeyi istemez ama öz değerini karşısındakinin tüm duygularının sorumluluğunu almaya endekslemenin, hemen hemen her zaman duygusal istismara gittiğini anlamaz.

Bir insan diğerinin duygularının sorumluluğunu sırtına aldığında, diğer insan her kötü veya üzgün hissettiğinde, bunun suçunu da yüklenir. Durumun doğası gereği, suçu üstüne almaktan kaçış yoktur. “Bu insanı mutlu etmek benim görevim ama bu insan mutsuz ise bu benim suçum değil” diyemezsiniz. Eğer bir insanın mutluluğu sizin göreviniz ise, mutsuzluğu sizin suçunuzdur.

Tabii ki gerçekte, bir insanın mutlu olması sizin göreviniz değil. Her yetişkin insanın mutluluğu, o yetişkin insanın kendi görevidir, mutsuzluğu ise kendi suçudur. Hiçbir yetişkinin, başka bir yetişkini, mutluluğunu görev edinmeye zorlamaya hakkı yoktur.  Başka bir yetişkinin mutluluğunu üzerinize almamak, istismar ya da kötülük değildir.

Örneğin bir romantik ilişkiye devam etmek istemiyorsanız, karşınızdaki insanı, o üzülecek ya da üzülüyor diye terk edemediğinizde, karşınızdaki kişinin mutluluğunu göreviniz haline getiriyorsunuz. Kendi ihtiyaçlarınızı ve geleceğinizi düşünmeniz ise otomatik olarak suç, suçluluk duymanız gereken bir şey oluyor. Oysa her yetişkin insan, reddedilme ve terk edilme ile kendi başına, kendi duygularını yöneterek başa çıkma ile görevlidir. Bu görevi üstlenmeyip, ayrılmak istediniz diye suçlu veya kötü bir insan değilsiniz.

Aslına bakarsanız bir insanın sizi koltuk değneği gibi kullanmasına izin vermemeniz, o insanın ruhsal ve duygusal olarak gelişimine katkı sağlar ve o insana yaptığınız bir iyiliktir. Bu insanın kendi duygusa gücünü yönetmesi için onun duygu yönetimini üstlenmemek, o insana verebileceğiniz en iyi hediyelerden biridir.

Toksik ve istimara uğranan bir ilişkiden, suçluluk hissi nedeniyle çıkamamak, hemen her zaman, ilişki sırasında karşı tarafın duygularını çok fazla ve sağlıksız bir oranda görev edinmekten kaynaklanır. Bu da hemen her zaman kişinin özdeğer eksikliğini, partneri tarafından kullanım değeri ile karşılamaya çalışmasından kaynaklanır.

Toksik ve istimara uğradığınız bir ilişkiyi bitirmek istediğinizde, istismarcı partneri çok üzdüğünüzü ya da onun hayatını mahvettiğinizi duyabilirsiniz. Tüm bu melodram içerikli suçlamalar, sizin kendinizi düşünme cüreti gösterdiğiniz için yoğun bir suçluluk hissetmeniz için tasarlanmış manipülasyonlardır.

Burada ilk yapmanız gereken şey, şunu ortaya çıkarmak: Gerçekten suçluluk mu duyuyorsunuz yoksa suçluluk hissini, bu kişinin birgün size istediğiniz değeri vereceği fantezinize sarılmak için mi kullanıyorsunuz? Bunu yaparken, bu kişinin size istediğiniz değeri asla vermeyeceğini aklınızdan çıkarmayın.

Eğer gerçekten suçluluk duyduğunuza karar verirseniz, kendinize şu soruları sorun:

“Yetişkin bir insan, kendi davranışlarının sonuçlarını yaşamak istemiyor diye, neden siz suçluluk duyuyorsunuz?”

Eğer kendi davranışları yüzünden mutsuz olduysa, öyle davranmamalıydı.

“Neden, daha iyi davranılmayı hak ettiğinizi düşünüyorsunuz diye suçluluk duyacaksınız?”

Eğer daha iyisini hak ettiğinizi düşünmüyorsa, sizi çok da umursamıyor demektir.

İlişkinize dışardan bakarak bu soruları tekrar sorun.

“Ahmet, Selin’e kötü davranıyor, bağırıyor, küfrediyor, sürekli kavga çıkarıyor. Bu durumda Selin, Ahmet’i terk ederse, bu Ahmet’in suçu mu, Selin’in mi?”

“Selin, kendisine daha iyi davranılmasını istediği için suçlu mu?

Selin’in kendisini düşünerek Ahmet’i terk etmesi suç değil. Ahmet ne kadar üzülürse üzülsün suç değil. Bunu iddia edenler, Ahmet ya da Ahmet’in arkadaşı, Selin’in hayatından hemen atması gereken toksik insanlar.

İlişkide neyin sizin suçunuz, neyin onun suçu olduğunu yazın. Eğer sizin suçunuz olan şeylerin listesi çok kısa ise, neden tüm suçu üstünüze almanız gerektiğini hissediyorsunuz? Bunu düşünün çünkü sorununuzun kaynağı tam olarak bu temel inanç.

Neden böyle davranılmayı hak ettiğinizi düşünüyorsunuz?

Böyle davranılmayı hak etmiyorsanız, neden size böyle davranılmasına izin veriyorsunuz?

Bunları düşünmeye başladığınızda, asıl şeytanın karşınızda değil içinizde olduğunu, içinizdeki bu şeytanı sizi kullanmak üzere karşınızdaki hastalıklı insana yönelttiğini göreceksiniz. O kişiyi hayatınızdan atmak tabii ki içinizdeki şeytana büyük bir darbe vuracak ama asıl savaş içinizde, dışarıda değil.

Bu arada önemli bir suçluluk hissettirme manipülasyon aracı da göstere göstere, bak beni ne kadar üzdün, yıprattın diye ağlamaktır.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.

Üniversitede ilk yılımın yarısı bitti ve bir türlü kız arkadaş bulamadım. – Vaka çalışması

Bu vaka çalışmasını, Patreon’da yayınlamıştım. Her 3-4 ayda bir oradaki yayınlardan bir tanesini, ücretsiz üyelere açıyorum. Ücretsiz üye olarak oradaki ücretsiz üyeler için açık yayınlara da erişebilirsiniz.

Üniversiteye yeni başlamış bir takipçi, ilk senesini yarılamasına rağmen kız arkadaş bulamadığını ve bunun ne kadar kötü bir durum olduğunu soruyor ve ben de cevaplıyorum. Sonra da kadınların kıçı, onların kıçını kaldıran bir beta sürüsü yüzünden kalkık sanan bir elemanı, siteden atmak yerine cevaplamışım nedense.

Vaka çalışmasını dinlemek için:

Üniversitede ilk yılımın yarısı bitti ve bir türlü kız arkadaş bulamadım. – Vaka çalışması