Suçlusu sen olmasan da sorumluluk sende

Stilo şöyle bir soru sormuş :

mahmut abi sana bir sorum var. herhangi kötü bir durumda olduğumuzun sorumlusu sadece biziz diyorsun ya, ben red pill’den sonra çok fazla anneme ve babama suç yükler oldum. evet çoğu şey benim sorumluluğum ama anne ve babaya düşen çocuğu doğru tarafa yönlendirmek olduğunu düşünüyorum. bu imkanı ve gücü kendilerinde görmeme rağmen misal çeşitli
doğru alışkanlıklar erken saatte kalkma, sigara içmeme, diş fırçalama gibi. genelde ebeveynler çocuklarını kıyaslarlar ve bunun ben tam tersini yapmaya ve ikisinden de nefret etmeye başladım. hakikaten bütün sorumluluk bizde mi? çünkü bir çıkmaza girdim. ben biraz geç mi akıl mertebesinde yükselme yaşadım yoksa doğru yönlendirilmediğimden ötürü mü?

eskiden sevmediğim ama red pill’den sonra tam bir alfa olduğunu anladığım eniştem ile babamı kıyasladım ve durum tam tersine döndü. sanırım depresyon aşamasından daha çıkamadım. senin yorumun nedir?

herhangi kötü bir durumda olduğumuzun sorumlusu sadece biziz diyorsun ya, ben red pill’den sonra çok fazla anneme ve babama suç yükler oldum.

Sorumlusu biziz derken demeye çalıştığım şu : içinde bulunduğun durumun suçlusu sen olmayabilirsin ama ondan çıkma sorumluluğu sende. Bir erkek olduğun için, senin düşmüş olman, zor durumda olman, bunalımda olman, vs … toplumun umrunda değil. Benim düşmemin ya da başka bir erkeğin düşmesinin toplumun umrunda olmadığı gibi.

Kırmızı hap romantik bir akım değil. İçinde bulunduğun dünyayı veri kabul edip burada nasıl yukarı çıkarım diye bir yol planı yapma akımı. Çoğu insan tam tersi gücünün yetmeyeceği şeyleri değiştirmeye zihin enerjisi harcar. Bu da çoğu durumda aslında kendini değiştirmek zor geldiği içindir. Kırmızı hap bu açıdan zor ama daha etkili yoldur.

Örneğin askerlik yazısında ben askerliğin zorunlu olmasını veri alırken biri gelip “askerlik zorunlu olmamalı neden bunu tartışmıyoruz?” diyebiliyor. Bu adam “askerlik zorunlu iken nasıl en iyi planı yaparım” diye düşünmek yerine “ama zorunlu askerlik kaldırılsın” diyerek bireysel plan yapmamaya kılıf uydurabiliyor.

Kısacası, ailen bir veri. İçinde doğduğun ülke ya da şehir de veri. Çoğu insanın ailesi tarafından çeşitli seviyelerde kötü yetiştirildiği, çoğu yerleşkenin doğmak için boktan bir yer olduğu da bir veri.

Senin enerjin ve zamanın sınırlı. Sen bir yandan ailenden nefret ederken bir yandan “durum bu burdan yukarı nasıl çıkarım” diye plan yapamazsın. Birinden birini bırakman lazım. Hayatın boyunca ailenden nefret edebilirsin ama bu seni içinde bulunduğun durumdan çıkarmaz. Tam tersine, enerjini nefrete harcsdığın için bu arada sokaklara bile düşebilirsin. Annen baban göçüp gittikten sonra kimse seni takmaz. Sorumluluk sende derken bunu diyoruz.

Depresyondan çıkmanın bizim bildiğimiz en iyi yolu, dünyanın gerçekte varolmayan ve hiç olmamış masalsı yorumundan kurtulman. Aileni, gerçekte varolmayan bir ütopyayla değil, ortalama Türk ailesi ile kıyaslaman lazım. Herkesin mükemmel ailelere doğmadığı gerçeğini görmen lazım. Reklamlarda izlediğimiz mükemmel ailelelerin gerçekte varolmadığını görmen lazım.

Hayat adil değil. Sadece senden çok daha iyi çöpleri çekmiş ya da sosyal medyada çektikleri çöp çok daha iyiymiş gibi davranan insanlara odaklanma. Çok daha kötü çöpleri çekmiş insanları da görmen lazım (örneğin aile bireyi tarafından tecavüze uğrayan, terk edilen, sakat bırakılan, doğar doğmaz cami avlusuna bırakılan, vs …). Bu durumlardan bile hayatlarının sorumluluğunu alıp çıkan insanları görmen lazım.

Bu dünyanın o ya da bu şekilde ızdırap dolu olduğunu ve adil olmadığını kabul edersen, ütopya ile gerçeği karşılaştırmanın verdiği depresyondan da kurtulursun. Tıpkı kadının ve ilişkilerin gerçek doğasını görünce bunalıma girip kadınlardan nefret eden adamın o doğayı veri kabul edip kafasındaki masalsı, kerevetine çıktığımız ilişkilerin çocukçalığını anlayarak bunalımdan ve öfkeden kurtulacağı gibi.

Erkeği parmağında oynatan kadın – 3 aşamalı kadın manipülasyonu

 

Kadınlar erkekleri parmaklarında oynatmak için 3 aşamalı bir manipülasyon stratejisi takip ederler. Bu aşamalardan bir sonraki, sadece bir önceki işe yaramadığında ortaya çıkar. Bu aşamaları bilmek ve onları aşmak, mavi haptan kırmızı hapa geçmek için oldukça önemlidir.

Birinci Aşama : İnkar

Bir erkek kadının yalanını / oyununu yüzüne vurduğunda, kadın HER ZAMAN inkar ile manüpilasyon serisine başlayacaktır. Erkekler, kadınlarının kendileri üzerinde oyun oynadığına ya da kendilerine yalan söylediğini inanmak istemedikleri için, maalesef çoğu erkeği manipüle etmek için inkar yeterlidir ve çoğu durumda kadının ikinci aşamaya geçmesine gerek kalmaz. Çoğu erkek, yılların açlığından sonra buldukları nadide “çiçeklerini” kaybetmekten o kadar çok korkar ki, hatunlarının kendilerine yedirdiği her türlü saçmalığı mideye indirmeye dünden razıdır. Fakat bir erkek daha kırmızı haplı olduğundan ya da eldeki delil inkar edilemeyecek olduğundan inkar işe yaramazsa, ikinci aşamaya geçilir.

İkinci Aşama : Kurbanı Oynamak

Bu aşamaya geçmek zorunda kalan kadın genelde ağlamaya ve başkalarını ya da hayatın koşullarını suçlamaya başlar. Burada kadınlar erkeğin koruma içgüdüsüne oynamaktadır ve genelde de başarılı olurlar. Bu yalana inanan mavi haplı erkekler inanılmaz saçmalıklar yapabilirler. Örneğin hatunun aldattığı sevgilisi, hatunun “beni kullandı” yalanına inandığı için, kızın erkek arkadaşı olduğunu bile bilmeyen diğer erkeğe saldırabilir. Ya da evliliği cehenneme çeviren bir kadın, tüm suçu “kendisi ile yeterince ilgilenmeyen” erkeğe yıkabilir, erkeğin suçu olmasa da. Bu aşama, erkeklerin ezici çoğunun görüp görebildiği son aşamadır.

Kurban kartının güçlü olmasının nedeni de, kadını varsayılan kurban olarak gören kültürdür.

Üçüncü Aşama : Suçlama / Karşı Saldırı

Kırmızı hapa bir sevgili / eş tarafından itilen erkeklerin çoğunun geldiği bu aşamayı, genel toplumdaki erkeklerin çoğu bilmez. Üçüncü aşamada bir kadının bir erkek kadar hatta daha fazla şiddete meyilli olduğu açığa çıkar. Kadın bir öfke ile erkeği suçlamaya başlar. Bu aşamaya gelen kadının suçu mahelle esnafıyla grup yapıp erkeğin hesabını boşaltmak gibi ağır bir suç olsa bile, öfke ile erkeği yeterince evde olmamakla, kendisini arzulanır hissettirmemekle suçlar. Bu aşamada kadın umarsızca yıkıcı olacaktır. Bağıracaktır, fiziksel şiddete başvuracaktır ve eşyalara zarar verebilir. İşin kötüsü size vururken parmağını kırsa, hatuna şiddet uyguladığınız için sizi mahvedecek yargıya rahat rahat “parmağımı kırdı” diye yalan söyleyecektir (Red Pill belgeselinde bir polis elemana böyle demişti : “Eğer hatun sana vurmaya başlarsa hemen evden kaç zira sana vururken tırnağı kırılsa suçlusu sen olursun”).

Bu aşamaya şahit olup da hala olayın kendi hatası olduğu sonucunu çıkaracak bir sürü erkek var. Zaten hatunlar da bu aşamayı bu nedenle uyguluyor.

Eğer bu üç aşamaya da şahit olup, hatunun kıçına tekmeyi basan azınlıktaki erkeklerden iseniz, hayatınızda yeni bir belalınız olacaktır. Hatun, sizi zerre kadar siklememesine rağmen, erkeği manüpile edememek bir kadında ağır travma yaratır. Ve sizi manüpile edemeyen kadın genellikle ailenizi, arkadaşlarınızı, kadına inanmaya dünden razı toplumu ve yargı sistemini manüpile etmeye başlar.

Fakat aynı zamanda bu aşamaları bilen ve bunlara pabuç bırakmayan erkek, arzu edilir bir erkektir. Eğer herhangi bir aşamada hatunun oyununu yüzüne vurup kapıyı göstermeye hazır bir ruh halinde iseniz, kadın manüpilasyonuna maruz kalma ihtimaliniz astronomik olarak azalır.

Kaynak : The Manipulated Men

Maskülenitenin evrimi

İnsanlar karşılarına çıktığında, masküleniteyi bilirler ve onu hissederler. Ona tepki gösterir ve onu ölçerler. Buna rağmen çoğu erkeğe masküleniteyi tarif etmelerini söylediğinizde, bir sürü karışık ve çelişkili cevap alırsınız.

Çoğunlukla, maskülenite tanımı diye ahlak ve “gerçek bir erkeğin” ne yapması, ne yapmaması, ne giymesi ve ne giymemesi gerektiği ile ilgili bir ders dinlersiniz. Cevaplar da, sosyal sınıftan sınıfa ve kültürden kültüre değişir. O kadar ki çoğu insan, maskülenitenin hiçbir anlam ifade etmediğini bile düşünür. Onlara göre maskülenite, toplumsal bir yapılandırmadır. Kendi görüşlerini doğrulamak için de değişik erkek gruplarının maskülenite hakkındaki değişik fikirlerini öne sürerler.

Fakat bu çeşitli gibi görünen maskülenite tanımlarında, erkekler için oldukça önemli olan ortak değerler vardır. Tarih boyunca ve dünyanın çeşitli yerlerinde yaşamış ve yaşayan erkeklerin maskülenite ile ilişkilendirdikleri değerleri listelediğinizde, çoğu erkeğin şu noktalarda hem fikir olduğunu görürsünüz :

  • Erkek güçlü olmalıdır.
  • Erkek cesur olmalıdır.
  • Erkek yetkin olmalıdır.
  • Erkek onurlu olmalıdır.

Bunlar taktik erdemlerdir :

  • Güç
  • Cesaret
  • Ustalık
  • Onur

Bunlar, erkeklerin bir ölüm – kalım senaryosunda birbirlerinden isteyecekleri, ihtiyaç duyacakları, talep edecekleri özelliklerdir.

İçinde bulunduğunuz binanın birdenbire zombilerce çevrelendiğini düşünün. Bu değerler, bir anda sizin yanınızdaki erkeklerde olmasını isteyeceğiniz değerler olacaktır.

Güç, cesaret, ustalık ve onur sadece erkeklerin tekelinde değil. Ama tarih boyunca bir erkeğin bu değerlere sahip olması daha önemli olmuştur.

İnsanoğlu, yüzbinlerce yıllık bir süreçte, bugün içinde yaşadığımızdan çok çok daha tehlikeli bir çevrede evrimleşti. Bu uzun süreçte erkeklerin birinci görevi, grubu doğadan, dış dünyadan, tehlikelerden ve diğer erkeklerden korumaktı. Kabilenin sınırlarını korumak ve gerektiğinde tehlikeyi göze alarak o sınırların dışına çıkıp kabilenin ihtiyaçlarını bulup ele geçirmekti.

Eşeysel seçilim (kadınların erkekleri ve erkeklerin kadınları nasıl seçtiği), Darwin’in kuramında doğal seçilimle beraber, türlerin değişimini yöneten-açıklayan temel bir prensip olarak üzerinde çok yazılan ve çizilen bir teori. Ama maskülenite, kadınların erkekleri nasıl elediği kadar erkeklerin birbirlerini nasıl elediği ile de alakalı. Maskülenite, erkeklerin kendilerini diğer erkeklere ispat etmesi ile de alakalı. Maskülenite, erkeklerin kendilerinin takımın vazgeçilmez bir parçası olduğunu ispat etme çabası ile de alakalı.

İnsanoğlu her zaman sosyal bir hayvan olmuştur ve açık seçik cinsel rollerin olduğu gruplarda evrimleşip hayatta kalmışlardır. Ortak atadan 6 milyon yıl önce ayrıldığımız şempanzeler de sosyaldir ve açık seçik cinsel rollerin olduğu gruplarda yaşarlar, ürerler, mücadele ederler ve hatta savaşırlar.

Avlanmak, savaşmak ve kabilenin sınırlarını korumak tarih boyunca erkeğin işi olmuştur. Yeterince güçlü, cesur ve yetkin olmayan erkekler, diğer erkeklerin kendileri hakkındaki görüşlerine dikkat etmeyen erkekler, herhangi bir nedenden dolayı kendi yüklerini taşıyamayan ya da taşımaya gönüllü olmayan erkekler; basitçe takımın bir parçası olmayan erkekler ya kadınlar ve çocuklarla beraber diğer erkeklerin bakmaları gereken insanlar oldular ya da kabileden şutlandılar. Bir insanı öldürmek ve yemek üzere tasarlanmış, çok tehlikeli bir dünyada yapayalnız ve tek başlarına kaldılar. Bu erkeklerin büyük çoğunluğu, muhtemelen hayatta kalamadı ve genlerini geleceğe geçiremediler.

Birbirlerine güçlü, cesur, yetkin ve onurlu oduklarını ispat eden, takımın değerli bir parçası olan erkeklerin ise genlerini gelecek nesillere geçirme şansları muhtemelen çok daha fazla idi. Bugün dünyada yaşayan her erkek, kesintisiz bir şekilde on binlerce nesilde hayatta kalan ve genlerini gelecek nesillere geçirebilen bu başarılı takım oyuncularının oğulları.

Bugün çok azımız avlanmak, savaşmak ya da sınırları korumak zorundayız. Önemli bir kısmımız yataktan, sandalyeye, sandalyeden koltuğa, koltuktan yatağa bir hayat yaşıyoruz. Yaşadığımız çevre tarihte hiç görülmediği kadar güvenli. Bugün yaşayan bir erkeğin şişmanlıktan ölme ihtimali, savaş, cinayet, açlık ya da hastalıktan ölme ihtimallerinin toplamının kat be kat üstünde. Fakat bu yüzbinlerce yıllık evrimsel geçmişi bir kalemde silip atamıyor. Bu çevre bizim güçlü, cesur, yetkin ve onurlu bir erkek olma arzumuzu bir kalemde silip atamıyor. İnsanlığın artık hayatta kalmak için bolca çocuk yapma ihtiyacının olmamasının bizim içimizdeki seks arzunu zerre kadar silip atmadığı gibi.

….

Evet, günümüz toplumunun, sizin maskülenitenize ihtiyacı yok ya da toplum öyle sanıyor. Günümüz toplumunda, maskülenite opsiyonel, ya da çoğu erkek öyle sanıyor. İnsanlığın uzun geçmişinin %99u boyunca büyük bir ihtiyaç olan maskülenite, artık %90ımız için ihtiyaç değil. Erkeklerin tarih boyunca bizzat oynadığı roller, bugün az sayıda erkeğe ve teknolojiye havale edilmiş durumda.

Günümüz toplumunda hayat çok kolay. Maskülen olmak ise zorluk gerektiren bir şey. Maskülen olmak için hayatınızı zorlaştırmanız lazım. Bir kasın gelişmesi için nasıl ağırlığa ihtiyacı varsa, maskülinitenin gelişmesi için de “dirence” ve “baskıya” ihtiyacı var. Aynı şekilde hiçbir ağırlığa maruz kalmayan bir kasın erimesi gibi, tamamen kolay ve zorluktan arınmış bir ortamda maskülinite de erir.

İyi haber şu ki, bir erkek hiç kullanmadığı için erimeye bıraktığı maskülenitesini, kas geliştirir gibi geliştirebilir. Başlangıçta hafif ağırlıklarla başlayıp, ağırlığı zamanla arttırarak, maskülenitesini güçlendirebilir.

İyi de bunu neden yapsın ki? Hayatta kalmak için buna ihtiyacı yok. Genlerini gelecek nesillere aktarmak için bile masküleniteye ihtiyacı yok. 30larına kadar sabrederse, güvenlik ve kaynak ihtiyacı, maskülenite ihtiyacını geçmiş bir kadınla üreyebilir.

Fakat bir erkek için, maskülen olmak, doğanın içine kodladığı ve gerçekleştirerek en doğal ve doyumlu halini bulabileceği durumdur. Bir erkek için, içindeki maskülenitenin yükselişine şahit olmasından daha güzel bir deneyim yoktur. Güçlükleri aştığını görmesi, yapabileceğini bilmediği bir şeyi yapabilmesi, kahramanca davranması, içindeki ateşten ve iradeden başka bir şey kalmasa dahi “dayan” diyerek meydan okuması kadar güzel bir deneyim yoktur. Bu neredeyse manevi bir deneyimdir. Maskülenite bir seçim ve bir erkeğin hayattan gerçekten tatmin olabilmesi, kendi potansiyelini gerçekleştirebilmesi için neredeyse tek yol.

Bir erkeğin bu deneyimi yaşaması, toplumun umrunda değil. Çoğu insan için bir erkeğin rahat ortamında, kendisini olduğu gibi kabul edip sevmesi daha kabul edilir bir davranış. Bu nedenle, masküleniteyi geliştirmek için gerekli zorluğu, erkeğin kendisinin arayıp bulması gerekli.

Ağırlık kaldırmak ve gym, sadece kasları geliştiren değil, maskülenite için gerekli zorluk olarak da faydalı olan bir aktivite. Ve bu sitede gerekliliğini defalarca dile getirdik. Ama daha etkili bir zorluk erkeğin kendisine, sadece  erkeklerden oluşan ve kendisinden güç, cesaret, yetkinlik ve onur talep eden ve bu konuda da erkeğe karşı acımasız olan bir takım bulması. Bu bir spor takımı da olabilir, bir av takımı da. Ama bu takımın karşısında erkeğin olduğu takımın cesaret, güç (fiziksel ve duygusal) ve yetkinlik ile yenebileceği başka erkek takımları ya da doğa olmalı. Bu nedenle örneğin ipli zirve tırmanışı yapan bir dağcılık takımı maskülenite için gerekli zorluğu yaratacaktır ama Counter Strike takımı bir boka yaramayacaktır.

Eğer gerçekten maskülin olmak istiyorsanız, gidip bu takımı bulun. Bulamazsanız ise kendiniz yaratmaya çalışın. Sizin içinizdeki masküleniteyi bu takım ile beraber mücadeleden daha hızlı geliştirecek bir şey yoktur.

Pozitif maskülinite mi hanzoluk mu?

Kırmızı Hap size pozitif maskülenliğe giden yolu gösterir. Agresif kaba hanzo etkafa olmanın yolunu değil. – Skeptico

Starker’ın bolca aşağılama, patronun kim olduğunu gösterme içeren saha raporuna yazdığım eleştiriden sonra AntiWorrior şöyle bir yorum yazmıştı :

Son zamanlarda (sadece bana mı öyle geldi bilmiyorum) bu sitede red pill felsefesi yavaştan yumuşatılmaya başlanmış gibi geldi.Yukarıdaki arkadaşın saha raporu kötü sonuçlansada bence davranışları dark triad a uyuyor.Yani götlük yapıyorsa yapıyordur önemli olan sonuca ulaşması,nasıl ulaştığı değil.Tabiki bu sadece benim görüşüm elbette katılmayanlar olucaktır.

Aslına bakarsan sitenin çizgisinde değişen bir şey yok. Kasım 2017’de yazılan oyunun bokunu çıkarmak yazısında da bu konulara değindik. Ben de şöyle yazdım :

Adam yukarida anlattigi seyi defalarca yaparak sifir cektiginden bahsediyor sen de gelmis onemli olan sonuca ulasmaktir diyorsun ? Istediginiz sonuc istikrarli olarak reddedilmek ise buyrun devam edin sert erkekler. Fakat nedense biz sonuc aliyoruz, bu tur sert trpciler hava.

Bu yazıyı ise AntiWorrior’un şu sorusuna cevaben yazıyorum :

Peki nasıl bir yol izlemeliyiz mahmut abi.Dark triad özelliklerini göstererek daha manipülatif bir şekilde mi olaya yaklaşmalıyız ? Demeye çalıştığım yeri geldiğinde göt gibi davranmamalı mıyız ? Kırmızı hapı aldıktan sonra iyi çocuk gibi davranmayacağımı biliyorum,kendimiz en değerli olanız karşımızdaki kadın bizim için ne kadar önemli olabilir ki ? Bu dediklerim tabi uzun süreli ilişki için değil kısa süreli ilişkiler için geçerli.

Nasıl bir yol izlemeliyiz?

Dominant olacaksın, maskülin olacaksın, bolluk zihniyetin olacak, önceliğin kendin olacak, vs … Ve oyunun bokunu çıkarmayacaksın :

Oyun (The Game)nun bilinmesi gereken ama çoğunlukla es geçilen oldukça önemli taraflarından biri, oyunun yolunun iki aşırı uç arasında bir denge çizgisinde devam ettiğidir. Örneğin genelde aşırı bir iyi çocuk geçmişi olan beta, eskiden bir kıza hiçbir sonuç almadan çok yatırım yaptığından, oyuna ilk başladığında tamamen öbür uca atlayarak bir sürü kıza yürürken, hepsine yetersiz yatırım yaparak yine havasını alır. Eskiden bir kadını çok takarken ve ona entellektüelliğin tepesinde muhabbetle yaklaşırken, kırmızı hap sonrası oyunu oynarken yürüdüğü hatuna aşırıya kaçmış bir “sikimde değilsin Nalan” zihniyeti ve çok havadan sudan bir muhabbet ile yanaşır.

Oyun her ne kadar erkeklerin her türlü erkeksi (maskülin) hareketinin zehirli ve zararlı olduğunu öğreten feminen doğmaya karşı olsa da oyun sağduyu dışında değil. Eskiden hatun sizinle ilk buluştuğunda tamamen rahat hissetsin diye tavşan gibi davranmanızın panzehiri, ilk buluşmada tecavüzcü Coşkun’a dönüşmek değil. Eskiden bir kadına çok çok zaman ve ilgi harcayıp da havanızı almanızın panzehiri, şimdi bir kadına öylesine, laf olsun diye yürümek değil. Eskiden muhallebicilerde sevdiceğinizle defalarca buluşurken ağzınızdan kaka ve cinsellik çağrıştırıcı kelimeler çıkmaması için özel çaba harcayıp yanlız gecelerinize yanlız geceler eklemenizin panzehiri porno filmlerinde izlediğiniz sikiş öncesi replikler hiç değil.

Erkeğin sadece alfa siker (ve atar) kısmına odaklanması tehlikeli :

Erkeğin kendisini tamamen Alfa siker tarafına odaklaması, erkek için, yaşınız ilerledikçe anlayacağınız bazı sebeplerden tehlikeli. Örneğin “kadının kafasına yumruğu vurup sikecen, işin bitince hemen kapıya koyacan ve arkanı dönüp yatacan dostum” tadında yazan bir sürü kırmızı hap yazarı var piyasada. Bunların bazıları ileri gidip “sabıkan olacak, tehlikeli olacan hacı, gökten başına am yağar” bile diyebiliyorlar. Evet, şu yazıdaki Corey oğlumuz gibi saf alfa siker modunda takılırsanız gökten başınıza am yağabilir ama bu moda kapılıp da 30larında ser sefil ya da en azından evine yeterince ekmek götüremeyecek bir işte, hayatın başka zevklerini yaşayamayacak gelir grubunda kendini bulan adamlar biliyorum. Tehlikeli, heyecanlı, dolu dolu yaşayacağım derken 20lerinde geberip giden ya da sabıka kazanıp hiçbir eli yüzü düzgün işi olamayan adamları saymıyorum bile.

Corey’e bakınca hemen iki şey aklınızdan geçiyor : Birincisi, bu çocuğa am yağıyordur. İkincisi ise, bu çocuk büyüyünce kendinin bile işine yaramayacak bir adam olacak. Evet, Corey tarzı alfalıkla bolca kadın sikmek zevkli bir olay ama kırmızı hap bu değil. Dahası, kırmızı hapı böyle yaşamak sizi başka ve çok güzel zevklerden de mahrum bırakabilir. Örneğin baba olmak, çocuklarına iyi bir hayat sağlayabilen ve iyi örnek olabilen bir baba olmak. Ya da erkeklerin saygı duyduğu, erdemli bir alfa olup, gecenin ışıklarını lüks bir penthouse apartman dairesinin balkonundan içki içerek izlemek. Yarın dünyanın öbür ucuna uçup, tropik bir adada güzel bir villada yıldızları izlemek. Ne bileyim, bol kaynağı olan, kendi hayatını egemenliği altına almış, erdemli bir erkek olmak işte.

Dark triad ile ilgili Skeptico’nun şu tweet serisini okumanızı tavsiye ederim :

“Alfa erkek” diye söze başlayan kişi Kırmızı hap’ı anlamamıştır. KH size alfa erkek olmayı öğretmez. Çünkü alfa erkek antisosyal kişilik bozukluğundan muzdariptir. Hayvanlarda görülen alfa erkeklere en yakın insanların çoğu hapistedir.

Alfa erkek dark triad adı verilen kişilik özeliklerini sergiler: narsisizm, psikopati ve Makyavellizm. Hapisteyken aşk mektubu alan katiller: alfa erkek.

Putin, Stalin, Hitler, RTE, Cengiz Han, Ted Bundy, Charles Manson, bunlar alfa erkek. Olmak, benzemek isteyeceğiniz karakterler değil. KH size alfa olun, alfaları taklit edin demez. Diyen adam ya başka şeyi kastediyor, ya da yanlış anlamıştır.

KH size maskülen olun der. Medyanın toplumun iğdiş ettiği erkek modelini terk edin, doğanızla daha uyumlu maskülen bir erkek olun der.

Maskülen erkek hanzo, baskıcı, agresif değildir.

Meriçlerin karikatürize ettiği etkafa kaslı kavgacı mahalle kırosu değildir. KH erkeği maskülenliğini ispatlamak zorunda kalmaz. Ben kralım demek zorunda kalan kişi nasıl gerçek bir kral değilse, erkekliğin göstermek, baskın çıkmak, agresif olmak zorunda kalan adam gerçek bir erkek değil, mızmız oğlan çocuğudur.

Konuşması, yürüyüşü, bakışı, hareketleri 7/24 nasıl bir erkek olduğuna dair sinyaller verir. Sürekli”şöyle yapayım şunu diyeyim” diye düşünmez. Söylediği her söz, yaptığı her hareket sünepelerden ayrılır.

Atatürk- maskülen bir erkektir. Makyavellist olabilir ama psikopat ya da narsisist değildir. İnsanlar”Atam’a bak be nasıl duruyor konuşuyor” dediğinde beğendiği şey pozitif maskülen kişiliğidir.

Alfa tanımını karikatürize edip alakasız bir şeyi ezmek çok kolay. Saman adamı argümanı KH size pozitif maskülenliğe giden yolu gösterir. Agresif kaba hanzo etkafa olmanın yolunu değil.

Skeptico’nun alfa erkekle ilgili yazdıklarına 100% katılmıyorum. Alfa dark triadların tekelinde değil, Rollo’nun alfa yazısında dediği gibi erdemli yöneticilerin tekelinde de değil. Ve kendi siyasi görüşünün etkisi ile RTE ve Putin’i Ted Bundy ile aynı kategoriye atarken, Atatürk gibi gayet RTE ve Putin klasmanında birini ayrı bir kişilikmiş gibi almış.

Fakat, alfa – beta kavramlarını referans arketipler olarak kullansak da, Skeptico’nun dediği gibi “Kırmızı Hap size maskülen olun der”. Aslolan budur :

Kırmızı Hap size pozitif maskülenliğe giden yolu gösterir. Agresif kaba hanzo etkafa olmanın yolunu değil.

 

Eric Thomas – Kendine borcun var

Kendine bir açıklama borçlusun!

Kendine aynada bakıp şöyle söylemelisin : “Neden sadece %50ni veriyorsun? Senin sorunun ne?”

Kendini cezalandırman lazım.

Kendine şunu söylemelisin :

“Artık televizyon izlemek yok”

“Artık abur – cubur yok, tatlı yok”

Artık ‘hayır şimdi olmaz’ yok.”

“Şimdi gidip ağırlık kaldırıyoruz.”

“Artık alkol yok, şimdi olmaz, HAYIR,  bununla şimdi başa çıkamam.”

Kendine şunu söylemelisin : “Kendime borcum var.”

Bir kere bile aynada kendi gözlerinin içine bakıp, “beni yarı yolda bırakan kişi BENİM” demedin!

O noktaya gelene kadar, sana ihanet eden sensin.

Hiçbir zaman denemedin. Yeterince cesur değilsin. Başkasını suçlamaya çalışıyorsun.

“Başarılı olmama sebebim patronum”.

Kendine aynada bakıp şöyle söyledin mi hiç :

“Zamanında yataktan kalkmıyorum.”

“İşe zamanında gitmiyorum.”

“İşte iken kendimi işe %120 vermiyorum.”

“Beni yarı yolda bırakan yine benim!”

Değişen ne? Ben değiştim. Mağduru oynamayı bıraktım.

“Başıma güzel şeyler gelmesini bekliyorum” demeyi bıraktım.

“Gidip savaşacağım.”

“Gidip çalışacağım.”

“Gidip bastıracağım.”

“Gidip öğreneceğim.”

“Gücümün sınırlarına dayanıp gereken ne ise yapacağım”.

Hergün, ama hergün, gücümün son damlasına kadar kaybeden değil kazanan olmak için çalışacağım.

Evliliğin nasıl olsun istiyorsun?

Oğlun nasıl olsun, kızın nasıl olsun istiyorsun?

Sağlığın nasıl olsun istiyorsun?

Finansal olarak ne istiyorsun?

Mesela, yılda ne kadar para kazanmak istiyorsun?

Nasıl bir araba kullanmak istiyorsun?

Nasıl bir hayat yaşamak istiyorsun?

Her sabah kazara oradaymış gibi uyanma. NE ISTIYORSUN?

Ve ne yapmak istediğini bulunca, doğal hayatının geri kalanını, yataktan kalkıp o istediğin şeyin peşinde koşmak için harca.

Tam potansiyeline ulaşmadan yaşamanın bir bahanesi yok.

Bahane yok.

“İşleri yarına bırakma” kavramına inanmıyorum.

O kavrama gerçekten inanmıyorum.

Avustralya’da iken, “işleri erteleyen ve yarına bırakan biri olduğunu söyleyen genç bir kadına sordum :

Bak, eğer sana “yarın sabah saat 5:00’te benimle buluşursan, sana 3 milyon Dolar vereceğim” desem. Ne yapardın?

Bana dedi ki “yarın sabah 4:59’da burada olurdum!”

“O 3 milyon doları almak için hazır olarak.”

Ben de dedim ki “bak, işleri yarına bırakmak diye birşey yok.”

Olay şu ki senin yaptıklarının senin için bir önemi yok.

Doğru mu? Senin için anlamlı değil.

Senin için önceliği veya acelesi yok.

Bir şeyin aciliyeti yoksa, onu sonra yaparsın.

Eğer senin için bir anlamı ve önemi yoksa, senin için bir önceliği de yok.

Yani senin yapman gereken, hayatını nasıl anlamlı ve önemli yaparsın, nasıl bir amaç bulursun?

Eğer bunları cevaplayabilirsen, sana söz veriyorum, erken kalkacaksın, erkenden orda olmak için koşacaksın ve o hedefini gerçekleştirmek için ne gerekiyorsa yapacaksın.

Miskinlik diye bir şey yok, senin amacsiz ve anlamsiz hayatin senin için önemli değil. Olay bu.

Eric Thomas

 

 

 

 

Jocko Willink – Fiziksel Eğitim ve Stres

Fiziksel Eğitim
Fiziksel eğitimin her türden faydası vardır.
Daha sağlıklı olacaksın.
Bu bir gerçek.
Antreman yaparak vücüdundaki endorfini, testosteronu, büyüme hormonunu, kalp hacmini,insülin hassasiyetini ve doğal katil hücreleri arttıracaksın.
Bu değişiklikler aşağıdaki sağlık sorunlarını önlemeye veya tedavi etmeye yardımcı olacaktır: Yüksek tansiyon, obezite, kalp hastalıkları, tip 2 diabet,uykusuzluk ve depresyon.
BOOM
Hala ikna olmadın mı?
Antreman yapmak seni daha zeki yapacaktır. Evet,zeki.
Beyne giden kan akışını arttırır.
Büyüme hormonunu arttırır,bu da yeni sinir hücrelerinin gelişmesini destekler.
Sinaptik plastisiteyi geliştirir, nöronların mesaj gönderip almasını sağlar.
Aşağıdaki gibi bilişe yardımcı olan beyin kimyasallarnı serbest bırakır: dopamin,glutamat,nörepinefrin ve serotonin.
Ayrıca zihinsel süreçlere yardımcı olan bir protein plan beyin kaynaklı norotrofik faktörü(BDNF) üretimini arttırır.
Ama,sadece bunun için sözümü tutmayın.
Git. Yap.
Biraz egzersiz yap ve zihninsel durumuna dikkat et.Daha bilinçli,daha keskin ve daha zeki hissedeceksin.
Bu gerçek.
Stress:İyi ve Kötü
Gelişmek için stresse ihtiyacımız var.
İyileşmek için bedenimizi ve zihnimizi zorlamamız gerekir.
Strese karşı ana fiziksel reaksiyonlarımızdan biri kortizol hormonunun vücuda salınmasıdır. Beyinde glikozun yapılabilmesi, depolanmış rezervlerden enerji üretilmesi ve enerjinin daha az acil ihtiyaçtan ziyade acil tehditlere odaklanması gibi birçok etkisi vardır. Ayrıca vücut boyunca kan akışını optimize etmek için kan basıncını arttırır.
Ama stres kötüdür de.
Çok fazla stres altındaysak ve kortizol vücutta sık sık salınırsa olumsuz etkileri başlar. Aynı uzun süre “kırmızı”da çalışan bir araba gibi.
Kortizol düzeyleri sürekli olarak yüksek kaldığında,bağışıklık sistemi baskı altına alınabilir, kan basıncını arttırır ve hipertansiyona neden olabilir,sürekli yüksek tansiyon kalbe ve damarlara zarar verir.
Aynı zamanda yağ birikimini teşvik edebilir ve hatta bazı seviyelerde kemil kaybına sebep olabilir.
Egzersiz bir stres şeklidir ve kortizolün salınmasına neden olur. Her nasılsa, egzersiz koşulları kaslar ve kalbi eğittiği gibi,vücuda da kortizolü uygun tepkide serbest bırakması ve kortizolü dengede tutması için eğitir.
Kortizolün aşırı düzeyde düzenli salınımı da overtraining için önemli bir faktör olabilir:bedeni çok zorladığımızsa aşırı kortizol yorgunluğa ve performans düşüklüğüne yol açar.
Bu yüzden bedeni ve zihmi çok fazla streslendirmemelisinizdir.Ama yine de zihnen ve bedenen gelişmek iççin streslenmelisiniz.
Konuk Yazar : Kaan

Genç Erkeklerin Yaptığı Hatalar

Red Pill üzerine yazılar yazdığımdan beri yaşları 18- 30 arasında değişen erkeklerden mesajlar alıyor, onlarla konuşuyorum. Bu erkeklerin büyük bir kısmı 18- 22 yaşlarında genç ve tecrübesiz erkekler. Bu yazıda, söz konusu erkeklerle olan sohbetlerimden edindiğim bilgilerle erkeklerin yaptığı yaygın hatalar üzerinde duracağım.

1- Hatun kişiyi özel zannetme: Neredeyse her erkek, hoşlandığı ya da birlikte olduğu kadını hayatında çok özel bir yere koymuş, ona olduğundan kat be kat daha fazla değer vermiştir. Bu, bize küçüklüğümüzden beri öğretilen ” kadınlar çiçektir” mitinin gelecekteki yansıması. Kadınlar masumdur, iyi kalplidir, aşık olunan kadın el üstünde tutulmalıdır inancı, medya ve popüper kültür tarafından sürekli zihinlerimize işlenen fakat gerçeklerle alakası olmayan saçma düşüncelerdir. Bunu bizzat kendiniz tecrübe etseniz de, bir sonraki kadının farklı olacağını, sadece yanlış kişiyle birlikte olduğunuzu düşünmeye aşırı meyillisiniz.

2- Seksi memleket meselesi haline getirme: Bu da yine erkeklerin çok takıldığı bir mevzu. Tamam, cinsellik önemli. Her sağlıklı erkeğin normal olarak yapması gereken bir şey fakat evli olmayan bir erkeğin düzenli seks hayatının olması zor. Sevgilisi olsa bile erkek, istediği her an, her yerde sekse ulaşamıyor. Çoğu erkek, sevgilisi varken bile düzenli seks yapamıyor. Yani sizin sandığınız gibi herkes tavşanlar gibi sevişirken siz 31’e mahkum değilsiniz. Ayrıca bu iş, yemek yemek, duş almak, uyumak kadar doğal bir şey. Hepiniz ilk cinsel deneyiminizi yaşadıktan sonra aslında seksin hiç de abartılacak bir şey olmadığını göreceksiniz.

3- Oyun korkusu ve çekinme: Bu da yine tecrübesiz erkeklerin çok sık yaptığı hatalardan biri. Sebebi ise çok basit: Karşınızdaki kadını ulaşılmaz, aşırı değerli görme ve kendini onun karşısında ezik hissetme. Buna hiç gerek yok. Karşınızdaki kadın dünya güzeli de olsa evde yalnızken pembe eşofmanları çekip dizi izleyen, sikindirik pop şarkılar dinleyen, kız kankalarıyla ayakkabı, çanta, survivor muhabbeti yapan ya da diğer kızları çekiştiren, tek derdi adam akıllı bir erkek bulup sevişmek olan, makyajsız haliyle sizde belki de hiçbir çekim oluşturmayacak basit bir hatun. Tabi ona sorsanız size ne kadar özel olduğundan bahsedecek, diğer hatunlardan üstün yanlarını sıralayacak. Sadece gülün ve geçin.

4- Her şeyi shit test sanma: Bu en çok karşılaştığım hatalardan biri. Erkekler, Red Pill’i alır almaz, reddedilemeyen, her kızın anında çekimine kapılacağı bir erkek olup çıkacağını sanıyor. Böyle bir şey yok, gençler. Okumak tek başına yetmez. Bolca tecrübe edeceksiniz. Sürekli diyorum: Hata yapacaksınız ve ders alacaksınız. Malesef işin kolayına kaçma insan doğasının en kötü özelliklerinden biri. Bu sebeple burayı okuduktan sonra %100 başarı yakalayacağını sanan erkekler, reddedilmeyi sıklıkla shit testle karıştırıyorlar. Bana yüz vermedi mi? Shit test. “Ya bi gider misin” mi dedi? Shit test. “Numarasını vermedi mi?” Shit test. Yok öyle bir şey. Her şey shit test değildir. Bazen reddedilirsiniz ve hatun tarafından istenmezsiniz. Bu da oyunun bir parçası. Bunu kabullenin ve bundan dolayı kendinizi ezmeyin. Her zaman oyunu kazanacaksınız diye bir şey yok. Bazen de kaybedeceksiniz ve başka biriyle yeniden başlayacaksınız.

Küçük Porno Deneyi

Selam yoldaşlar. Bugün sizlere pornoyu bırakma sürecimi anlatacağım umarım sizlere de tecrübelerimin faydası dokunur (Tabii ki hiçbirimiz porno izlemiyoruz olm manyak mısınız?)

Öncelikle belirmeliyim ki bu süreç benim için çok da ideal geçmedi. Defalarca kez döndüm bu konuda kendime verdiğim sözlerden ama sonunda çözdüm. Defalarca kez bu son diye kalktım bilgisayarın başından ve sonra kendimi yine hunharca porno izlerken buldum.

Bağımlılık sürecim tam bir bataklıktı. Kesinlikle aşırı yoğun şekilde pornolar izledim hatta aranızda en extreme pornoları ben izlemişimdir. Compilationlar, throat bulge fuckingler,  bimbo abuselar … pornhub da subscribe ettiğim kanallar vardı mesela (link verebilirim 😀 )

Neyse efendim gelelim bırakma sürecime. Bu kısım biraz karışık o yüzden yanlış, gedik varsa affola. Bırakmaya karar vermem bir travma üzerine oldu. Bir keresinden penisime neredeyse dokunmadan porno izleyerek boşaldığımı farkettim. Partnerimle olan seks sürem komik boyutlara inmişti. Bırakmak için zaman geldi de geçiyordu bile…

Noluyordu lan ? Dokunmadan boşalmak da ne ? Ararştırdıkça öğrendim ki artık beynim neredeyse tamamen görüntü odaklı çalışmaya başlamıştı, aşağıda olanlar onu bağlamıyordu. Mahvolmuştu adeta. Neyse ki öğrendim ki tedavi edilebilirmiş. Bunu da süreci parçalara bölerek yaptım.

İlk etapta izlediğim pornoların içeriğini kıstım. Rough porn içeriklerini yasakladım ama compilation vs vs soft pornoları iki hafta kadar izlemeye devam ettim. Sonraki adım ise compilation izlemeyi bırakmak oldu. Artık sadece içinde aynı kadının ve erkeğin bulunduğu pornoları izlemek vardı. Bu kısımlarda hiçbir zorluk yaşamadım çünkü beyin küçük değişikliklere alışıyordu hemen.

Bir buçuk ay kadar bu şekilde ilerledikten sonra haftada ayırdığım zamanı azalttım ilk etapta hafta da 8 saate yakın bir zaman harcadığımı hesapladım bunu aniden yarıya düşürdüm. Bu zaman kotasına uymak koşulu ile izlemeye devam ettim haftaların devamında bu süreyi de kıstım ve yarım saate düştü. Artık kendiliğinden daha az porno izler oldum günlerce izlemeyince çıldırmıyordum. Halbuki önceki zamanlarımda iki gün zor dururdum.

Ancak her şey çok düzgün değildi halen dördüncü günün sonunda çok fena izleyesim geliyor libidom tavan yapıyordu ders çalışırken falan. Aslında beynin aradığı şey dopamindi. Ben de kötü alışkanlıklarım arasında bir şeçim yapıp canım her porno istediğinde biraz olsun bilgisayarda oyun oynadım (maks 20 dk). Dopamin dopamindi ve bilgisayar oynamayı çok daha rahat bırakabiliyordum. Beynim de buna olumlu yanıt verdi. Oyun sonrasında porno izleyesim gelmiyordu. Bu şekilde haftalarca izlemeden idare ettim ve porno izlemek nüksettiğinde bilgisayar oynuyordum.

Son darbe olarak ise “nüksetme” olayını araştırdım ve öğrendiğim kadarı ile bir bağımlılık size nüksettiğinde bulunduğunuz ortamı değiştirmek, yürümek vs vs size iyi geliyormuş daha sonra her nüksetmede bunu denedim ve geçti. Emin olun çok sürmüyor bu tarz nöbetler atlatıyorsunuz sadece size bunu çağrıştıran şeylerden uzak durun mesela ben bilgisayarımın olduğu odada ders çalışmıyordum gibi gibi… size bunları çağrıştıran nesneleri falan bulun ve onlardan uzak kalın faydasını görürsünüz…

Sonra tabi yine bilgisayar oynamayı da bıraktım yerine hobileri koydum modelcilik ve gitar çalmak. Nöbet çok şiddetli ise spor salonunda makinelere kafa atmak. Testosteron fazla olunca gözünüzü o ağırlıklar korkutmuyor.

Şu an 57 gündür porno izlemiyorum ve mastürbasyon yapmıyorum. Birkaç kere fuckbuddy ‘im ile seks yaptım o kadar kendisi de bir değişiklikler olduğunu onayladı (ben demeden).

Süreç öncesi depresif duygularım yoğunluktaydı. Bazen red pill’i yutarak kötü mü yaptım nile diyordum. Şimdi geçti sayılır neredeyse o duygular. Gayet pozitifim, hayatımın zor bir evresinde olmama rağmen. Sadece bunun için bile nofap önerilir.

Sporda ağırlıklarda yüzde yirmi civarında artış var ve vücudum daha az yoruluyor. Birçok işe koşabiliyorum eskiye oranla müthiş derecede ilerleme var. Ses tonumda kalınlaşma var ailem ve arkadaşlarım da söyledi bunu. Sosyal anksiyete daha az. Kızların gözünün içine bakabiliyorum artık konuşurken ve gerilmiyorum. Sonuç daha olumlu eskiye oranla. Bakışlarım daha sert olmaya başladı fark edilir derecede.

Benim tavsiyem şöyle alfa böyle sigma olurum diye sorular sormak yerine ciddi ciddi nofap e uyun çoğu şey kendiliğinden toparlanıyor zaten. Maskülenizm doğamızda var yüksek testosteron bir çok sorunu çözüyor.

Bir de sürece odaklanmayı öğrenin dostlar…

Ayrıca bkz. Pornoyu bırakmanın çok kolay yolu kitabı.

Konuk Yazar : Jagdpanzer

Saha raporu – Tinder eşleşmesi ve unmatch’e giden mesajlaşma

Erkek Adam kitapları serisinden Erkekler İçin Tinder Rehberi kitabı için tıklayınız.

Zencimsiadam, Tinder’da ilk eşleşmesini ve ışık hızıyla eşleşmeden çıkışını yazmış ve tavsiye istemiş:

Merhabalar Mahmut Abi,

Ben Tinderda bir eşleşme yakaladım ve aramızda şöyle bir diyalog geçti.

(Kızda ağırlıklı squat yaparken bir fotoğrafı vardı) B:Ben, K:Kız

B: Doğru söyle,o squattan kalkamadın ve yere çakıldın dimi? 😀
K: Hayır …
B: Hayatının yarısını spora adamış biri olsan bile böyle durumlar olabilir naparsın 🙂 (burda biyosunda hayatının yarısını spora yarısını sanata adamış biri yazıyordu).
K: Hayır dedim ya …
B: Hadi ama daha 2. fotoğrafındaki fiyaskoya değinmedim bile 😀
K: Kardeşim şaka mısın sen (evet aynen böyle dedi ve ben bunu shit test saydım).
B: Evet,en büyük hobimde Tinder’da eşleştiğim kızlarla dalga geçmek 😀
K: (kız burda 7 tane mesaj attı.) Hatırladığım kadarıyla şöyle: -Bir insanın başarıları üzerinden dalga geçilmez. -Daha kendine saygın yok bana nasıl olsun. -İçler acısı bir halin var. vb. şeyler yazdı.
B: Ohoo senle her şakalaşıcak birine böyle köpürüyosan işimiz var.
B: Ayrıca iltifatlar için teşekkür ederim 🙂
K: (kız burda hakarete devam etti)
B: Eğer kaldıramayacaksan eşleşmeyi kaldır çünkü ben böyleyim
K: Seve seve(ve birkaç hakaret daha ettikten sonra eşleşmeyi kaldırdı)

Benim sorum şu: Bu benim Tinder’da ilk eşleşmemdi. Şahsen çerçevemi bozmadığıma inanıyorum,o attığı 7 tane saldırgan içerikli mesajları ilk başta shit test olarak düşündüm ama sonradan hakaret olduğuna karar verdim. Sence oyunum iyi mi yoksa değiştirmem gereken yerler var mı? Cevaplarsanız çok memnun olurum ve Mahmut Abi sitede çevirdiğin ve kendin emek vererek yazdığın yazılar için çok minnettarım hiç olmamış abim olarak görüyorum seni 🙂

Öncelikle

Kızda ağırlıklı squat yaparken bir fotoğrafı vardı …

Tinder’dan götünün görüntüsünü pazarlayarak ilgi ve alfa avlamaya çalışan bir ilgi orospusunun kibar ve normal bir kız olmasını bekleyemezsin. Senin profil fotosundan ya da yazandan girmen (o göte övgü düzmek yerine) çok kötü değil ama çok yapılan bir hayatı yapmışsın, shit test varsayımının doğrulanmadığının farkına varamamışsın.

Shit testin yaygın bilinen bir şey olmasından beridir bu kavram, hayırdan anlamama niyetine bahane olmaya başladı. Yorumlarda kızın suratuna tükürmesini “yarabbi şükür shit test” algılayan erkeklere rastlıyorum.

Tamam ilk başta bir şeyi shit test saymak red saymaktan daha faydalıdır ama temel kural eğer o şey tekrarlanıyorsa shit test değil reddir. Örneğin kız “erkek arkadaşım var” derse bunu shit test kabul edip bir atak daha yapabilirsiniz ama kız bunu tekrarlıyorsa red sayacaksınız. Kız başta soğuk ise shit test olabilir ama 2 – 3 dakika konuşmaya çalıştıysanız ve kız hala soğuksa kız size “gidin” diyor.

İkincisi, shit testler soru ya da ifadedir ve yürüdüğünüz kadınla diyaloğunuzda gelir. (*) “Hayır” diye kestirip atması shit test olmadığına delil. Eğer “hadi ya, nerden çıkardın?” ya da “sen her squad fotosuna bu mesajımı kopyalıyorsun?” soruları shit test olabilir ama kuru bir “hayır” bariz shit test değil.

Ama diyelim ki bunu shit test kabul ettin, ikinci hayırda anlaman gerek ki burada kız sana shit test atmıyor (= aklında seninle flört etmek yok).

Shit test olmadığı bir öncekinde belli idi ama burda tam ayyuka çıkmış. Şimdi bu kızla arandaki cold approach (soğuk yürüme) değil. Warm approach (sıcak yürüme) zira kız seni match ediyor. Instagramdaki gibi soğuk yürüme mesajı atmıyorsun. Yani mesaj attığın kızın seninle flört etmeye niyeti var. En azından başında. Fakat 2 hayır almışsın ve ısrarla şu mesaj gelmiş arkasından …

Hadi ama daha 2. fotoğrafındaki fiyaskoya değinmedim bile 😀

Buradan sonraki kısımlar tamamen gereksiz. Yürüme başarısız oldu. Orada bırakman lazımdı. Ama sen muhtemelen elinde başkası olmadığından veya kıçın güzelliğinden devam etmek istedin. Elinizde bolluk yoksa bile yürümenin başarısız olduğunu kabul edip geri çekilecek olgunluğu koruyun.

Kardeşim şaka mısın sen (evet aynen böyle dedi ve ben bunu shit test saydım).

Kız hayırdan anlamadığın için burada kabalaşıyor. Ve aynı zamanda tepkisinin sana söylediği karşında kadının öküzü olduğu. Normal bir hatun burada seni unmatch ederdi ama bu işte normal bir hatun değil. Muhtemelen özbeğenisi bin kilometre geniş, 1 cm derin bir hatun. Tinder’da çok görüyorum bunları. Genelde “götüm ne güzel değil mi, götümün çok güzel olduğunu görmüş müydünüz” şeklinde squad, bikinili popo, ana konusu popo foto atmış” hatunlar. Bir de tabii çorabını göstermek için bile tepeden dekoltesini kapsayan foto çeken tipler.

Türkiye’de erkek nüfustaki öküz oranının aynen kadın nüfusunda da var olduğunun farkında olun. Ve bir kadın güzelse öküz değil melektir diye bir şey yok. Bak, bu öküz çıktı.

Şahsen çerçevemi bozmadığıma inanıyorum,o attığı 7 tane saldırgan içerikli mesajları ilk başta shit test olarak düşündüm ama sonradan hakaret olduğuna karar verdim.

Sen çerçeveyi kardeşim şaka mısın mesajından itibaren bozmuşsun ve sonra 7 tane hakareti ettikten sonra hala kızla flört etmeye çalışarak darmadağın etmişsin.

Peki ne yapmalıydın? Burada zevkler ve renkler de devreye giriyor. Ben şahsen böyle götüyle varolmaya çalışan hatunları sağa atmanızı tavsiye etmem. Bu hatunların meziyeti az – draması bol olma ihtimali çok yüksek. Kısa süreliden fazlasını düşünmeyin. Ama zaten Tinder vur – kaç yeri niye düşünmeyelim derseniz de örneğin Hank Moody “deli misin abi böyle hoş ve boş hatunlar deli oluyor, yatakta çok sağlam” diye yürüyor. Seçim sizin. Hank zevkine bakıyor, ben “bunu sikip niye ödüllendiriyim amk” kafasındayım. (**)

Diyelim eşleştin ve yürüdün, her boku shit test algılamayın. Tekrar ediyorsa shit test değildir (istisnası “kaç kadınla yattın” gibi sorulardır). İkinci hayır geldiğinde kızı ya orada bırakmalıydın (benim Tinder böyle bir yere gitmemiş mesajlaşma dolu) ya da devam etmek istiyorsan konu değiştirmeliydin.

Fakat senin ölümcül hatan ve çerçeveyi dağıtman Kardeşim şaka mısın sen mesajına tepkin. Burada kızı hemen, bir şey söylemeden UNMATCH etmen lazımdı. Çerçeveyi de burada bırakmışsın ve üstelik arka arkaya giydiren hatuna hala yürümeye çalışmışsın. Bunu muhtemelen sen de hissettin ama işte o götün uyandırdığı betalık, çerçeveye galip geldi.

Orda unmatch etsen, kızın birkaç saat ağzına sıçarsın zira bu tip götüyle varolan kadınlar Türkiye gibi abazan diyarında böyle bir erkeklikle hiç karşılaşmazlar.

Eğer kaldıramayacaksan eşleşmeyi kaldır çünkü ben böyleyim

Bu da yanlış. Kıza o zevki vermişsin maalesef.

Tekrar edeyim, shit test çok yanlış anlaşılıyor, hatun suratına tükürse “yarabbi şükür shit test” değildir. İlk hayırı shit test sayabilirsin ama bir şey ikinci kez tekrarlanıyorsa shit test değildir. Sende 3. olmuş ki orada kabalık var. Bir kızın tepkisini shit test sayabilirsin ama tekrar ediyorsa gerçek bir tepki say ve konuyu değiştir. Ya da yürümeye başarısız başladığını kabul et ve çekil git.

Eğer bir saygısızlıkla karşılaşırsan (Türkiye’de kadının öküzü de bol olduğundan karşılaşırsın) hiçbir şey demeden UNMATCH et. Burada hiçbir şey dememen önemli. Eğer hatuna giydirirsen, kıza göstereceğin tek şey, küçük bir kabalığı ile senin duygusal durumunu hızlıca değiştirebildiği ki ondan sonra UNMATCH etsen kızın sikinde olmaz. Tanımadığı bir kadının tek lafıyla bozulan bir sünepe isterse 1,000 kere unmatch etsin. Ama bir şey demeden unmatch edersen, “lan yoksa kaçan balık büyük müydü” diye hatunun hipergamisine kafayı yedirirsin.

Böyle yaparsan çok güzel hissediyorsun, bolluk zihniyetine katkısı büyük ve o hatunun egosuna nükleer bomba atıp çıkıyorsun. Belki o da ders alır. Reddedilene kadar aynı kapıya kafa atmak, mavi haplı bir davranıştır. Fişi çekenin sen olman daha önemli.

Sen belki böyle bir durumda o kıça ulaşmanı garantileyecek sihirli bir hap umudu ile yazdın ama dünya ve kırmızı hap böyle çalışmıyor. O göte rağmen mavi haplı sünepeler gibi değil de çerçevesi olan bir erkek gibi davrandım ve hatunu siktir ettim deneyimi, o götten daha değerlidir.

(*) – Bu nedenle de uzaktan bakışmalarda kızın yaptığı / yapmadığı şeyler, bakışma şekilleri, vs … shit test değildir. Shit test %99 yürüme esnasında konuşurken olur. Bunun zaten yürüdüğünüz ya da çıktığınız kızın sizi kıskandırmaya çalışması gibi istisnaları var ama hiç yürümediğiniz kız size uzaktan shit test atamaz.

(**) – Bu TagTheSponsor sitesinden sonra, o götü Dubai’de havuzda, yatta, plajda sergileyen hatunları “lan ya bunun üstüne Şeyh sıçmışsa” diye refleks olarak sola atıyorum :))

Para – statü – görünüş

– sa beyler, siktim ortalığı. Nezaket paradoksu yazısındaki hatalı bir kısıma cevap vereceğim diye başladım bilmem kimin ebesine kadar uzadı konu. Okuyanlar para-statü-görünüş’ün KADINLARDA CİNSEL ÇEKİM UYANDIRMA İLE KESİNLİKLE BİR ÂLAKASI OLMADIĞINI FARK EDECEKLER

BÖLÜM 1

“sonsuzluk ve bir gun”, şöyle demişsin:

– “eğer yürümek istediğin hatunun senle birlikte olma ihtimali düşükse o hatunla hiç vakit kaybetme. Bu ihtimali nereden anlayacaksın? Çok basit, bir hatundan görünüş, para ve statü bakımından aşağıdaysan o hatun seni çekici bulmayacak ve seninle birlikte olmak istemeyecektir. Bunu, hatunun sana olan tavrından, hareketlerinden rahatlıkla anlayabilirsin.”

BU KISIM YANLIŞ. Madde madde ele alayım:

1-) “eğer yürümek istediğin hatunun senle birlikte olma ihtimali düşükse o hatunla hiç vakit kaybetme. Bu ihtimali nereden anlayacaksın?”

Bir hatunun senle yatma ihtimalinin düşük olması SENİ İLGİLENDİRMEMELİ, BUNU HESAPLAMAYA ÇALIŞMAMALISIN.

– “Tomassi’nin 8 Numaralı Demirden Kanunu

Bir kadının seninle niye yatmayacağını anlamasını HER ZAMAN kadına bırak, asla bunu onun için yapma.”

Seninle neden yatmaması gerektiğini ANLAMAYA ÇALIŞIRSAN, kızla aynı tarafta kendine karşı savaşırsın. Çünkü o kız da neden senle yatıp/yatmaması gerektiğini aklında hesap ediyor ona yürüdüğün an da. Bunu senin yapmana gerek yok. Ayrıca yaparsan özgüvensiz davranmana yol açabilir, veya yatma ihtimalin olduğu hâlde KENDİ KENDİNE “bu benle yatmaz” diyerek kızı KENDİNE LAYIK görmeyebilirsin.. YANLIŞ.

Ayrıca bu düşünce oyunun en önemli kavramı olan İÇSEL OYUNA zarar verir.

Senin düşünce yapın, çerçeven; “BEN YETERLİYİM” çerçevesi olmak zorunda.

Nedir “ben yeterliyim çerçevesi?”

Post: Savaş Lordu Gibi Hatun Kaldırmak – İÇSEL OYUN

– Madde 13: “Ben Yeterliyim” Çerçevesi = 9 ve 10’luk hatunlara götüren altın anahtar.

İçsel oyunuzun temeli “ben yeterliyim” düşüncesi olmalıdır. Diğer bir deyişle, sırf erkek olduğunuzdan ötürü kadınlar için değerlisiniz. Her şey bu temel düşünce üzerine kuruludur. Bir kadının ilgisini çekmek için hiçbir şey “yapmak” zorunda değilsiniz. Zaten siz ondan daha rahat davrandığınız için kadın size ilgi duyar. Hiçbir şeyi değiştirmenize gerek yok. Şu andaki “oyununuzu” geliştirmenize gerek yok. Daha yakışıklı olmanıza gerek yok. Bunları onlar isterse ve size yardım ederlerse zaten YAPABİLİRSİNİZ. Ama yapmak zorunda değilsiniz. Zaten erkek olduğunuz için “yeterince iyi” bir adamsınız. Çünkü testosteronunuz ve bir sikiniz var. Kadınlar da buna değer veriyor.”

Düşünce yapısı bu olmak ZORUNDA. SEN SADECE ERKEK OLDUĞUN İÇİN DÜNYADAKİ BÜTÜN KADINLAR İLE YATABİLİRSİN. Çünkü seks için gereken şeyler: testosteron-sik ve östrojen vajina. Nike ayakkabı-Lacoste T-shirt falan değil. Ve Bunlar birbirini mıknatıs gibi çekiyor ve bunlar seks yapmak için yeterli, ikinizde de var. O hâlde istediğin bütün kadınlara yürüyebilirsin.

İşte böyle düşünerek kıza yaklaşmak gerekiyor. Yatmak istediğin bir hatuna yaklaşırken onun dış görünüşüne bakıp güzelliğini düşünürsen, ayakkabı markasına bakıp statüsünü-parasını düşünürsen ve BUNLARI KENDİNİNKİLER ile kıyaslayıp ona göre o hatunla yatıp-yatmama ihtimalini düşünüp-hesaplamaya çalışırsan içsel oyunun “şu açılardan yetersizim, o yüzden bu hatun beni çekici bulmaz. Zaman kaybetmeyeyim en iyisi ben, gidip benden daha fakir,daha çirkin kızlara yürüyeyim” gibi sağlıksız bir hâl alır. Bu sağlıksız hâl SENİN özgüvensiz-korkak-kaybetmeye meyilli bir şekilde kıza yaklaşmana ve neredeyse kıza seni reddettiği için HAK VERMENE, ezik psikolojisi yaşamana sebep olur.

Senin düşünce yapın= BEN O KADINI Arzuluyorum, o kadınla birlikte olmak için gereken şeylere ise (testosteron+sik) SAHİBİM. Erkek olmamdan ötürü yeterliyim. Benden erkek olduğum için etkileniyor.

Düşünce yapısı bu olmayan erkek ÖZGÜVENLİ falan DAVRANAMAZ. Sürekli bir dış faktöre “yeterli” olmanı bağlarsan, asla TAM YETERLİ hissedemezsin. İÇSEL OYUN HER ŞEYDİR. “Savaş başlamadan önce içeride kaybedilip kazanılır.”

Abi şu Savaş Lordu Gibi hatun kaldırmak yazısını yazan herifin daha ÇOK yazısını çevirin lütfen. İbnenin dediği her harf altın kural diye yazılır buraya. O yazıyı okumayan ben “kız tavlamayı biliyorum” demesin bana amına koyim.

Her neyse, yüksek ihtimalle Mahmut Abi’nin falan bu dediğine karşı bir şey yazacağını tahmin etmiştim ki, “de bruyne” güzel bir yorum atmış, Mahmut Abi’de katılmış, ve sonra sonsuza kadar mutlu… Pardon. De bruyne demiş ki:

– “yanlış. sen oyununu oynarsın,o seninle yatacak mı yatmayacak mı karar verir. söylediğine kalsa 9’luk hatunlar 9’luk berkecanlarla takılırlardı. daha aşağısına bakmazlardı. bunun dışında iyi bir yazı,teşekkürler.”

Kesinlikle, SEN HER ZAMAN OYUNUNA ODAKLANMALISIN. “Beni neden kabül etmez bir düşüneyim?” şeklinde ki boş sorulara değil. Bunları “zaman kaybetmemek” için düşünmene gerek yok. Kız fiziksel anlamda sana karşılık vermiyorsa, kendi çerçevesini dayatmaya çalışıyorsa zaten etkilenmemiştir. Olup olmadığını karşıdan “aldığımız ÇIKARA” bakarak yorumlamalıyız. Muhabbet sizi sarıyor, eğleniyorsanız bu bir ÇIKAR. Meriç konuşunca genelde kız tarafı eğlenir. Fiziksel temas varsa on numara çıkar..

Neyse ikinci maddeyle devam edelim.

2- “bir hatundan görünüş, para ve statü bakımından aşağıdaysan o hatun seni çekici bulmayacak ve seninle birlikte olmak istemeyecektir. Bunu, hatunun sana olan tavrından, hareketlerinden rahatlıkla anlayabilirsin.” (????)

Hocam kusura bakma ama burada AĞIR SAÇMALAMIŞSIN. Kadını etkileyen asıl şeyin para-statü-tip’den çok maskulin beden dili, duygusal güç, çerçevenizin sağlam olması, testlerini geçebilmemiz olduğunu BU KADAR VURGULAYARAK anlatan bu site de sen tutup “para-statü-görünüş” bakımından senden aşağıdaysa; “seni çekici bulmayacak” demişsin.

Tivıtırına da göz attım, MGTOW reetwetleri falan yapmışsın. Muhtemelen o yöne biraz kaymış bi erkeksin.

Çünkü özellikle şu MGTOW kanserleri kadınlarla olan ilişkiyi sadece MADDESEL ÇIKARLARA dayandırıyor, ÇEKİMİN ASIL NEYİ OLUŞTURDUĞUNU BİLMEDİĞİ İÇİN; Bunu paraya-statüye bağlıyor ve kadınları duygusuz,seksten keyif almayan,seks yapmak istemeyen; AMCIĞINI SADECE iyi imkânlara erişim amaçlı kullanan ŞEYTAN ORDUSU GİBİ YORUMLUYOR.

Senin yazdığın üzere sana göre ÇEKİCİLİĞİN KARŞITI ŞUNLAR:

1) para
2) statü
3) görünüş

Kadından bu konularda altta isek bize arzu duymayacağını, bize çekim hissetmeyeceğini söylemişsin. Altta vereceğim yazıları acilen gözden geçirmen gerekiyor. Yazar olup sitede makale yayınlıyorsun fakat yayınladığın makale, sitede diğer yayınlanan eski makaleler ile ÇELİŞİYOR. Hangi makaleler mi?

1- Arzunun Dinamiği
2- Kızların Zengin Erkek Tercihi

Şuan aklıma bu ikisi geldi, özellikle ikinci makale olan “kızların zengin erkek tercihi” MAHMUT ABİ TEK KELİMEYLE KUSURSUZ yazmış diyebilirim. Yalan-yalakalık yok. Harbiden ÇOK SAĞLAM yazmış. Para konusunun kadınlarla ilişkileri nasıl etkilediğini ordan gayet iyi öğrenebilir herkes. Seninde göz atman gerekiyor.

(BÖLÜM 2 ALTTA, CİNSEL ÇEKİM VE KAYNAKLARI İŞLENİYOR)

Konuk Yazar : Neym