Karımı aldattım, hani yüksek değerli olduğum için affederdi?

Son 2 senedir bizim Aldatan adam yazısı gibi yazıların altına, yeni tip bir sorun düşmeye başladı.

Abi karımı aldatıyordum ama kısa süreli, “dert olmayan” şeyler.
Benim aldattığımı öğrendi.
Şimdi evliliğimiz çok kötü. Benimle konuşmuyor, boşanma davası açıyor.
Bakın buraya dikkat:
Abi alt tarafı elimin kiri olan bir iki kadın için evliliği çöpe atıyor abi.
Abi ona da söyledim, dedim alt tarafı bir gecelik, yapma böyle.

Şimdi ise can alıcı ve daha önce çok karşılaşmadığım ama son 2 yıldır çok gördüğüm problem:

Abi hani kadınlar yüksek değerli erkekleri paylaşmaya ses çıkarmazdı, yüksek değerli erkek aldatsa da affederlerdi.

Bu okur sorularından birini feministin biri alıntılayıp tweet atınca bu kafa yapısı viral olmuştu. Orada benim verdiğim yanıtlara da itirazlar oldu.

“Sen bilmiyon, yüksek değerli erkeği kadın affeder.”

“Sen bilmiyorsun ama erkeğin aldatması aldatma sayılmaz.”

“Erkek evine baktığı sürece arada aldatsa sorun olmaz.”

Bu saçmasapan kafa yapısının nereden geldiği konusunda benim teorim, son 2 senede meşhur olan Congo Dandy kılıklı Kevin Samuels ve online pezevenklikten Kayıp Oğlanların Kralı rolüne oynamaya çalışan Andrew Tate. Ondan önce de babasının Wall Streetten çaldığı milyonları pokerden kazandım diyerek kiraladığı yatlarla, kadınlarla, evlerle ve arabalarla hava atan erkek Kardashian Dan Bilzarian vardı ama  o sadece hava atıyordu. Tate hem hava atıyor hem de Neverland’in maskülen kanaat önderliğine oynuyor. Gerçi çoğu davranışı toksik maskülenden ziyade toksik feminen – adam Flesh & Filth programında kız arkadaşınızı disiplin altına almak için seksten mahrum bırakın dedi yahu! Neyse konu o değil.

Şimdi “yüksek değerli erkeksen kadınlar seni seslerini çıkarmadan paylaşır” argümanı özellikle evlilikte çok yıkıcı.

Biliyorsunuz erkeğin aldatma konusunda toleransı çok azdır. Zira aldatma, erkeğin başka bir erkeğin çocuğunu yetiştirmesi ile sonuçlanabilir.

Eğer kadınların aldatmayı affetme ihtimali, erkeğe göre daha fazladır deseler belki.

Ama aldattım affeder ne olacak. Bak eskinin kadınları affediyordu diye bir kafa var.

Bunun ardından da yahu erkek ailesine baktıktan sonra arada bir Zikinin Götürdüğü Yere Gitmiş ne olacak? diyen var.

Bu çok sığ bir bakış.

Ne olacağını bir düşünün, ama tarihsel ve evrimsel perspektifte.

Şimdi şu araştırmaya bakalım:

“Individuals who commit an infidelity are attempting to increase their own reproductive success at the expense of that of their partners.

Aldatan bireyler kendi üreme başarılarını, partnerleri aleyhine arttırmaya çalışıyorlar.

“Evolutionary psychological meta-theory, therefore, predicts that infidelity will have produced evolutionary selection pressures for individuals to evolve adaptations by which to reduce the likelihood of their partners committing an infidelity.”

Bu nedenle evrimsel psikoloji meta teorisine göre, aldatma, bireylerin partnerlerinin aldatma ihtimalini azaltacak adaptasyonlar geliştirmesi için evrimsel seçilim baskısı oluşturur.

“Romantic jealousy is hypothesized to be such an adaptation.”

Romantik kıskançlığın böyle bir adaptasyon olduğu hipotezi ortaya atıldı.

“Thus, in response to a partner’s suspected or actual infidelity, individuals’ psychological mechanism for jealousy is expected to be activated, causing them to be motivated to enact behaviors that either restrict their mate’s interactions with individuals of the opposite-sex or avoid the reproductive costs they might suffer as a result of an infidelity.”

Bu nedenle patnerin şüphelenilen veya gerçek aldatmasına karşı, kişinin psikolojik kıskançlık mekanizmalarının harekete geçmesi beklenir ve böylece partnerinin karşı cinsle etkileşimini azaltma ya da aldatma sonucu ortaya çıkacak üreme maliyetinden kaçma sonucu ortaya çıkabilir.

Yani bununla beraberlik benim gelecek nesillere kalmam açısından tehlikeli diyerek partneri bırakıp gidebilir arkadaşlar.

Bu makalede daha sonra kadınların çocuk doğurma ve çocuğun kendi başına hayatta kalma yaşına gelene kadar hayatta kalması amacıyla girdiği ilişkide en büyük tehdidin, partnerinin ilişkiden çekilmesi ile çocuğun o yaşa gelmeden ölmesi olduğunu söylüyor.

 Arada bir dışarıda yatan erkeğin, başka bir kadını hamile bırakma ve kaynaklarını ona yöneltme ihtimalini düşünün. 1900’lere kadar arka arkaya 2-3 kötü hasadın çocukların açlıktan ölmesine neden olduğu dünyada, bunun çocukların ve kadının hayatını nasıl tehlikeye düşürdüğünü düşünün. Ne olacak değil mi? Elini kiri.

Arada bir dışarıda yatan erkeğin, ailesini tamamen terk edip gitmesi ihtimaline bile gelmedik.

Abi ben yapmam öyle şey karımı seviyorum?

Birincisi, yapıp yapmayacağını sen bile bilmiyorsun. Kaçamak diye başlayıp başka bir kadının etkisine kapılan erkek sayısı az değil. İkincisi, evrimsel olarak ortaya çıkan mekanizma, senin bireysel durumunla ilgilenmiyor.

Her neyse.

Arada bir dışarıda yatan erkeğin, cinsel yolla bulaşan tehlikeli bir hastalık kapıp karısına ve hatta doğmamış çocuğuna bırakma ihtimalini düşünün. 1900’lere bu hastalıkların önemli bir kısmı ölüm fermanıydı mesela. Bunun kadın içgüdülerine büyük bir iğrenme olarak işlenmediğini düşünmek için saf olmanız lazım.

Arada bir dışarıda yatan erkeğin, çiftlerin çocuk yetiştirmek için kurdukları eş bağının sağlamlığını sarsmasının, kadın için sarsıcı olduğunu görmemek çok saçma.

Eskinin kadınları affetmiyordu belki de. Hiç düşündünüz mü? Belki de başka çareleri yoktu. Eskiden öyle 1-2 çocuk, çalışan kadın ve nafaka falan yoktu. 8-9 çocuk, aileye ait toprakta çalışan kadın vardı sadece.

Bunları anlatma sebebim, aldatmanın kadın için gerçek yıkıma neden olacak bir sürü sonuca sahip olması ve bu nedenle de aldatmanın erkeklerdeki gibi ilişki bitirici olması.

Hele günümüzde, kadınların ekonomik özgürlüğü varken.

Ama kadın terk etmese de genelde hiçbir şey eskiye dönmüyor.

Abi ben eskiye dönelim istiyorum diyen adamlara da söylüyorum. Beraberliğiniz devam edebilir ama eskiye dönme ihtimaliniz artık çok az.

Kırmızı Hap kanallarında gördüğüm en yıkıcı yalan bu.

Şimdi bazılarınız bu söylediklerim olmasını istediğiniz dünyaya uymadığı için beni betalıkla, mor haplı olmakla falan suçlayacak.

Birileri kesin, “gerçekler acıdır” bla bla diyecek.

Gerçek acı evet ama gerçek ne bilmek istiyorsanız, erkekadam.org aldatan adam yazısı altındaki birkaç hikayeyi okuyun. Boşanmış ve ailesinden olmuş erkekler gerçek birader.

Bakın affeden kadın da var ama ben yüksek değerliyim kesin affeder diye girip yanan daha çok.

Bazıları da bu adamlar yeterince yüksek değerli değil ondan kadınları terk ediyor diyebiliyorlar.

Ama bu adamlar tam tersi yüksek değerli adamlar.

Şimdi arkadaşlar bu tavsiyeleri veren insanların hayatları, %99’unuzun yaşadığı hayatlar değiller.

Kevin Samuels’in ne olduğu belli değil, onu geçelim.

Andrew Tate, net değeri milyon dolarlar olan biri. Adamın sanal pezevenk olmadan önceki sevgililerinin hepsi, kendi anlatımına göre ring bebekleri. Sana pezevenk olduktan sonra “yok abi o sanal fahişelerle poz veriyor ama uzun süreli beraberlikleri normal kızlar” diyenler var ama ben Tate’in “kadınımın onlyfans hesabı var, %20 komisyon almazsam gavat gibi hissedeceğim” dediğini, hep şeker bebek ya da yüksek sosyete modeli tadında kadınlarla çıktığını gördüm. Ki Tate ünlü olmadan öncesinden takip ediyordum.

Şimdi o adam tamamen kendi tecrübesinden konuşuyor.

Çok paranız varsa ve yahu cebime paramı koysun gözümü kapayayım tarzı insta modelleri ile sevgili olacaksanız, evet elinizin kiri der sıyırırsınız.

Ama çoğunuzun paranız olsa da o kadınlarla evleneceğinizi sanmam.

Kaldı ki Tate’in evlilik tecrübesi de yok. Çocukları bildiğim kadarıyla farklı kadınlardan ve hiçbirisi ile aile kurmamış. Abu Amerika gibi 4 karısı ile aile şeklinde yaşamıyor.

Bir de ölü aylarda yüzbinler kazanan insanlar var, onların çevresinde de zengin adamın karısı protatipini bilirsiniz. Çok da hoşlanmadığı kocası rahat bıraksın, konken partilerini, alışveriş turlarını karşılasın, metreslerine gözümü kaparım kadını.

Bu çevrenin de deneyimi bu olabilir.

Ama normal aile kuran %99 için, özellikle de sizi seven normal bir karınız varsa, aldatma büyük ihtimalle ailenizin yıkımına gider.

Yani bu tavsiyeyi dinleyip ilişkisinden olan adamlar hadi neyse, acı bir tecrübe ile burunları sürtülüyor.

Ama evli adamlar? Kendileri, çocukları ve karıları acı çekiyor.

Aileleri yıkılıyor.

Yani bize yazanlar, aldattım, yakaladı, mühim değil boşadım diyen vurdumduymaz adamlar da değiller.

Karıları ile eski hallerinin özlemiyle yanan, boşanmış olmanın acısını çeken insanlar.

Yapmayın arkadaşlar.

Bu tavsiyeleri dinlemeyin.

Bu tavsiyeler evrimsel psikolojiye, toplum değerleri, vs. her aklı başında teoriye göre saçmalık.

Sonunda olan size olur, size bu tavsiyeleri verenlere değil.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Sorularınıza Patreon chat alanında daha hızlı cevap verebiliyorum.

 

20’li Yaş Kadın 40’lı Yaş Erkek Evliliği

Kadın bir takipçimiz 20’li Yaş Kadın 40’lı Yaş Erkek Evliliği Yapmak başlıklı bir yazıyı yorumlamamı istemiş:

mahmut bey bu yazıda haklilik payı var mi?herkes cok farklı şeyler söylüyor bu konuda ve oldukça kafam karıştı.rica etsem bi artilarini eksilerini yorumlar misiniz?

Şimdi yazar kadının bahsettiği dar bir erkek çerçevesi var:

Seksüel pazar değeri grafiği erkeklerin bir kısmının başını döndürdü. Gördüler ki, bir erkeğin partner olarak en istendiği yaşlar 30 ve üstü. Özellikle, 20’lerinde kızlar tarafından reddedilen ve örselenen erkekler, 30’lu yaşlara geldiklerinde kaba tabirle “am içinde yüzeceklerini” vaat eden bu tabloya bayıldı ve gelecek planlarını şekillendirdiler bile: 40 yaşına kadar yatabildikleri tüm kadınlarla yatıp, çocuk ve aile isteyince de 20’lik bir çıtırla evlenmek.

Şimdi 30’lu yaşlarda am içinde yüzecekleri vaadiyle olayı abartmış ve “40 yaşına kadar yatabildikleri tüm kadınlarla yatıp, çocuk ve aile isteyince de 20’lik bir çıtırla evlenmek” dediği şey bütün yazıda bahsettiği erkek tipi olduğu için yazıda haklılık payı var. Ben burada bu senaryoyu tavsiye etmiyorum, dışarıda edeni de pek görmedim.  Dikkat edin, erkekler için ideal evlilik yaşı 33’tür diyorum ve aynı zamanda evlenmeden 2 sene çıkın diyorum. Yani bu ne demek? Son uzun ilişkinizle 30 yaşında olacaksınız. Ayrıca benim tavsiyem en geç 26 yaşından itibaren uzun süreli ilişkilere geçmeleri yani uzun süreli ilişkilerden kaçınma 24-25 yaşına kadar tavsiye edilen bir şey.

40’ına kadar evlenmeyin tavsiyesi görüyorum ama 40’ına kadar yatabildiğiniz tüm kadınlarla yatın sonra da çıkın evlilik arayın tavsiyesi veren var mı? Varsa yanlış bir tavsiye. O kadar kısa süreli ilişkiden sonra uzun süreli ilişki moduna geçmeniz çok zor olur.

Şimdi bu ablanın dediği gibi 40larına kadar sadece kısa süreli ilişki yaşayan adamlar ilk ilişkilerinde genellikle 18 yaşındaki gibi tecrübesiz oluyorlar ve fena oneitis yapıyorlar. Bu adamlarla arada bir konuşuyorum. Ama 40lık bekarların ezici çoğunluğu ya boşanmış ya da uzun süreli ilişkisi bitmiş adamlar yani uzun süreli ilişki tecrübeleri var, 40’ına kadar yatabilecekleri kadar kadınla yatma peşinde koşup bu tecrübeye sahip olmayan adamlar değiller.

Ayrıca 40’ında evlenmeyi 20’lik çıtırla sınırlamak da kendi pazarını fazla kısıtlamak olur. 26 – 33 bandı uygun. Ama evet 40’ına kadar hatundan hatuna atlayın sonra 20lerinde kız bulun evlenin tavsiyesi ve kafası riskli. Hani 40’ında çeşitli nedenlerle bekar kalmış bir erkeksen tamam ama 40’ına kadar özellikle bekar kaldıysan riskli.

Bu arada abla burada bir de cinsel pazar grafiğini yanlış anlıyor. Bu yanlış anlama çok yaygın ve bana  kadınlar özellikle bunu çok soruyorlar. Cinsel pazar değeri grafiği kadınların CPD tepe noktası 23, erkeklerin 38 der. Bu kadar. Bunu Rollo birçok kere açıklamak zorunda kaldı yahu, bu grafik 23’lük kızlar 38’lik abi ararlar, en iyi bu iki yaş grubu eşleşir, 38’lik abiler “tepedeyim o zaman 23’lük kız arayayım” demek değil! Bir erkeğin 38 yaşına doğru tepede olması, hayatı boyunca en yüksek kadın ilgisi alacağı zaman demek, başka bir anlamı yok. Bu ilginin çoğu yine 28-30 üstünden gelecek. 23 yaşında kızla olamaz mı, olur tabii ama sadece o olur ya da 23’lük kızlar peşinizde koşacak sanıyorsanız feci yanılıyorsunuz. Aynı şekilde 30 yaşında bir kadınım, 38lik abiler hep 20lik isteyecek benden geçti diye anlıyorsanız da çok fena yanılıyorsunuz.

Yaşayacağınız ilk risk, tüm bu yıllar içinde hayatınıza kattığınız kısa süreli partnerlerinizin kadının ne olduğu konusunda algınızı bozmasıdır.

40’ına kadar sadece kısa süreli ilişki peşinde koşan erkek için yüksek ihtimalle doğru olacaktır. Ama risk kadın algınızın bozulmasından daha çok, uzun süreli ilişki kabiliyetinizin olmaması.

Düzgün kadınlar büyük ihtimalle sizinle kısa süreli takılmak yerine düzgün ilişkileri veya evliliği tercih edeceklerdir, malum dünyadaki tek erkek siz olmayacaksınız.

Çok kadınca bir yorum ya da AFC kafasına göre bir yorum 🙂 AFC de bir çeşit kadın olduğundan normal. Düzgün kadınlar da sizinle takılacaklar, sizinle uzun süreli ilişki tercih etmeyebilirler. Ederlerse de siz beceremeyebilirsiniz, bunun ihtimali yüksek.

Kişiyi tüm yönleriyle gözlemleyebileceğiniz sağlıklı ortak ortamlar yerine sadece bar, spor salonu veya applere kalma riskinizin bu kadar bir yaş farkında arşa çıkacağını söyleyebiliriz sanırım.

Yazan kadın nereye, kimin tavsiyelerine bakıyor hiçbir fikrim yok. Sırf gece oyunu PUA tipi şeylere bakıyor sanırım ama bizim burada mesela bardır, şudur tavsiyesi pek vermiyoruz. Hayat oyunu oynayın diyoruz. Gündüz oyunu var. Tamam biliyorum, yazan bizi eleştirmek için yazmamış ama merak ettim. Zira cinsel pazar değeri dediğine göre kırmızı hap konusunu biliyor ve bizim camiada bar oyunu çok tavsiye edilen bir şey değil.

Beğendiğiniz bir kızın sizi yaşlı bulması ihtimali hiç düşük değil.

Çok doğru ama ee? Yani aksini düşünen veya iddia eden var mı acaba?

Ben daddy issuesdan muzdarip olmayan bir kadın olarak kendimden 5-10 yaş ve daha büyük erkeklerden hoşlanmıyordum.

Senin gibi kadınlar var evet. Az da değiller. Ama yaşça daha olgun erkeklere bakan kadınların çoğu daddy issues yüzünden böyle sanıyorsan o konuda yanılıyorsun.

Kız arkadaşlarımdan da biliyorum ki sıradan bir genç kız için yaş farkı göz korkutucu ve hatta itici olabiliyor. Bakın kadınların çoğu yaş farkından rahatsız oluyor.

Hah işte burada kadınların pek bilmediği ve bilemeyeceği bir konuya geliyoruz. Benim gözlemim ve yine birkaç yerde hemen hemen aynı rakamlara rastladım, kadınların %20 kadarı kendinden 5-10 yaş ve üstü büyük adamın yüzüne bakmaz, ne kadar süper olursanız olsun. O nedenle 40’lık bir abi olarak, 20’lik spesifik bir kıza takılıp kalırsanız, fena çuvallayabilirsiniz.

Kadınların %20 kadarı, büyük yaş farkından alanen hoşlanır hatta çoğu zaman kendinden 5-10 yaş büyük değilse erkeğin yüzüne bakmaz.

Burada yazarın bilmediği şu: Geri kalan %60 ise sorsan asla der ve bunu da inanarak söyler. Ama bu kadınlar doğru adam yürüdü mü “birden nasıl olduğunu anlayamazlar”. O nedenle kadın meclisinde bir muhabbette %80 asla olmaz diyecektir.

20’lerinde bir kıza da orta yaş, orta yaşlı bir kadına olgunluğun göründüğünden daha uzak, itici görünecektir, bu hiç ufak bir ihtimal değil. 

Evet bu ufak bir ihtimal değil. Ama kadınların birbirlerinden bildikleri kadar da yüksek bir ihtimal değil.

Ki, güzel yaşlanacağınızı varsayıyorsunuz. Böyle yakışıklı, kır saçlı, fit vücutlu hayal ediyorsunuz gelecekteki kendinizi.

Doğru. Ey erkekler, 23 yaşında plaj topuna dönmüş bir kadın nasıl cinsel pazar değerinin doruklarında değilse, 30larında koltuk patatesine dönmüş bir adam da sırf yaştan dolayı büyük bir cinsel pazar değerine ulaşamaz. Tam tersi 20lerinden daha düşük değere gelebilir. O nedenle kendinize bakmak zorundasınız. Yunan Tanrısı gibi bir vücuttan bahsetmiyorum, normal kilo, iyi bakım vs. yeterli.

Ancak erkeklerin azımsanmayacak kısmı, aynı kadınlar gibi hiç de güzel yaşlanmıyor.

Evet ama güzel yaşlanmamak için kasıyorlar resmen. Azıcık spor, güneşten, sigaradan ve fazla içkiden uzak durmak, iyi beslenme ve uyku ile iyi yaşlanabilirsiniz. Ama erkeklerin önemli bir kısmı böyle yaşlanmıyor maalesef.

Yaşı kendinden çok büyük erkeklerle ilgilenen bir kızın daddy issues yaşama ya da erkek üzerinden bir an önce sınıf atlamak isteyen biri olma ihtimali küçük değil.

Bu da doğru ama genel kanının aksine bunlar çoğunlukta değiller.

Yazının başında da dediğim gibi birini mutlaka bulursunuz. Ama evleneceğiniz profil iyi huylu, sağlıklı biri olmalı değil mi?

Onu da bulursunuz ama 40ına kadar kısa süreli ilişkide koşan erkek bulunca nasıl uzun süreli ilişki yapacak? Sıfırdan öğrenmesi lazım.

Ancak 40 yaşına yaklaştığınızda sizin 20’li yaşlarındaki bir kızı küçük bulacak olma ihtimaliniz de var.

23 yaş ve altını belki, 24-25 ve yaş üstünü küçük bulacak erkek azdır.

Genç kızlar size hayat arkadaşı olacak gibi değil kaprisli bir çocuk gibi gelebilir, seksin ötesinde bir yönelim hissedemeyebilirsiniz pekala böyle bir insana.

Maalesef, kadınlar erkeklere göre daha erken olgunlaşıyorlar ve sonra da çok büyük bir değişim geçirmiyorlar. 24 yaşında, 34 yaşındaki gibi kişilik olarak olgun çok kız var.

Zaten çocuk büyütmemiş bir insan olacaksınız, o yüzden çocuk gibi bir partneri büyütmeye dair sabrınız da az olacaktır.

Bu da 30 yaşlarında kadının 30 ve üstü erkeklerin 20lik kızlarla birlikte olma konusundaki desteksiz fantezilerinden biri. 20li yaşlarında kadın yetişkin bir kadın, ergen kızlardan bahsetmiyoruz.

Dolayısıyla, sizin partnerinizden her anlamda çok tecrübeli olmanız göz korkutucu ve aşırı bir yük gibi gelebilir ona.

Bu çoğu kadına çekici gelir.

Partneriniz, aradaki 20 yılın farkıyla baş etmeye uğraşmak yerine sizden uzaklaşabilir.

Bu arada söyleyeyim 20 yaş çok bir yaş farkı, tercih edilecek bir şey değil.

Geri kalanında 40ına kadar kısa süreli ilişki adamı varsaymış. Bir tek şu var:

Kadınların ileri yaş gebeliklerinde risk olduğu gibi, erkeklerin de spermleri ileri yaşlarda deforme olmaya başlar ve dölleme başarısı açısından da, bebeğin sağlıklı olması açısından da riskler giderek artar. Mesela otizm için en büyük risk faktörlerinden birinin babanın 40+ yaşta olması olduğu biliniyor artık.

Bu doğru ama özellikle otizm konusundaki sayılar abartılıyor. Ama erkekte de 45 yaş üstünde riskler artıyor hep aynı kalacağız diye bir şey yok. Yani erkek olarak bu durumu da göz önünde bulundurmalısınız. Tabii bir de 50 yaşında küçük çocuk yetiştiriyor, 60’larında liseli okutuyor olma durumunuz olacak ki o yaşlarda bunu ister misiniz düşünmeniz lazım.

The researchers in the 2017 study calculated that about 1.5 percent of children born to parents in their 20s will have autism, compared with about 1.58 percent of children born to parents in their 40s.”

Son olarak tekrar ediyorum, burada 40’lı yaşlarınızda 20’li yaşlarında olan bir kızla evlenemezsiniz demiyorum (kaldı ki 40’lı yaşlarının başında 20’li yaşlarının sonunda bir kadınla evlenmek üzere olan biri olarak yazıyorum) ama evlenmeye niyetiniz varsa bu işi 40’lara hatta 35 sonrasına bırakmayın.

Erkekler 30 yaş üstü bekar kadınlardan nefret mi ediyorlar?

Bir kadın takipçimiz sormuş:

Mahmut Abi şu twite gelen mentionlardan anladığım kadarıyla erkekler +30 bekar kadından ciddi derecede nefret ediyor ve açıkçası bunun sebebini anlayamıyorum.

Şimdi o tweete provokatif bir öfke yemi ve yorumlara çok bakmasam da ne yazıldığını tahmin edebiliyorum. Twitter gerçek dünyayı yansıtan bir yer değil daha çok bir grubun en antisosyal eğilimleri olan bireylerinin seslerinin yüksek çıkmasına neden olan bir yer. Twitter’a baksan örneğin kadınlar da 185 boyun altındaki erkeklerden nefret ediyorlar. Twitter’ı herhangi bir konuda gösterge olarak kullanmaya kalkmayın. Gerçek dünyada erkeklerin 30luk kızlardan nefret etmesi gibi bir durum yok.

benim gözlemlerime göre bu kadinlar kucaktan kucağa koşanlardan çok; fazla ortamı, bağlantıları olmayan, içe dönük,akademi kadınları. dolayisiyla eş bulmakta zorlaniyorlar.

Kadınların kariyer adına bu konuda geç kalmalarını çok yanlış bir adım olarak görsem de gözlemine katılıyorum. Sayıları artsa da kucaktan kucağa yaşamak için 30una kadar bekleyen kadın oranı hala daha az. 30’unda bekar kadınların çoğunun kucaktan kucağa olduğunu iddia edenlerin fazla sayıda 30 yaşında kadın görmemiş olan 20likler ya da çevresinde gözlemleyecek kadın bile olmayan antisosyal erkekler olduğunu tahmin ediyorum.

27 yaşında evlenmenin özellikle de kariyer yapmayı planlayan kadınların ezici çoğunluğu için, bu planını etkileyecek ekstra bir yükü yok. Sonuçta ayrılması çok daha zor olsa da, çocuk olmadığı sürece evlilik ile uzun süreli ilişki arasında çok büyük bir fark yok.

Çocuk olsa bile 27-28 yaşında bebek sahibi olan kadının yükü, 32-33 yaşında olandan neden daha kötü onu anlayamıyorum. 32-33 yaşında da yoğun çalışacaksınız ve yükseliyorsanız daha yoğun çalışacaksınız. Bu sanırım yönetim kademesinde yükseldikçe daha az çalışırsın gibi bir yanlış anlamadan, piyasadaki yönetici imajından kaynaklanıyor. Ayrıce yukarıda belirttiğim gibi 30 yaşına kadar çocuk yapmayı ertelemek 27-28 bandında evlenmemek için bahane değil. Aslında 30 öncesinde evlenip 30 sonrasında çocuk yapmak, bence ideal olmasa da, 30 yaşından sonra hem evlenme hem de çocuk yapma derdine düşmekten daha mantıklı.

30luk adamlarin cpd’si yüksek çoğu sizi kullanır demiş.yani o yaştaki adamlarla da mı evlilik dusunulmemeli +40a bakılmalı?

Birincisi 30’luk adamlarının çoğunun cinsel pazar değeri yüksek değil. Çoğu kendine bakmayan birer anti sosyal, sıkıcı patates oluyorlar. Erkeğin cinsel pazar değeri öyle kendiliğinden sırf yaşı ilerliyor diye artmaz. Erkeğin fiziksel, zihinsel, ruhsal ve statüsel açıdan çaba harcaması lazım.

Evet kadınlara tavsiyem kendi yaşınızın 3-4 yaş üstünden itibaren bakın (20’lerindeyseniz 4-6), kendinizi kısıtlamayın. Bazı 32 yaşında kadınlarla konuşuyorum, 35 yaş üstü erkeğe burun kıvırıyorlar ve kendilerini hala 20’lerinde gösteriyor sanıyorlar. Bu kadınlar kendilerini yalnız bir gelecek riskine kısıtlıyorlar. Ama tersini de yapmayın yani 30 yaşındaysanız bana sadece 38 yaş üstü bakar diye de kısıtlamayın. Çevrenize bakarsanız çoğu çift arasında büyük bir yaş farkı yok. Çoğu erkeğin araya yaş farkı koyma gibi bir derdi ya da bilgisi de yok.

Şimdi burada bir parantez açıp cinsel pazar değeri ile ilgili fena halde yanlış anlaşılan bir şeye değineyim. Bunu CPD grafiğinin mucidi Rollo Tomassi de söylüyor. İyi dinleyin:

Bir erkeğin CPD’sinin 36-38 yaşlarında, kadının 22-24 yaşlarında tepeye çıkıyor olması, 38’lik abiler 23’lük kızlarla takılır, 23’lük kızlar “ben zirvemdeyim o zaman zirvedeki 38 lik abilere bakarım” der, 38’lik abiler “23 benim için ideal” der ya da 38lik abiler 25 yaş üstüne bakmasın anlamına gelmiyor! Bunun çok basit bir anlamı var. Bir erkeğin en çok kadın ilgisi gördüğü yaş 36-38 demek, o kadınların çoğu yine 28-30 üstü kadınlar. Ha erkek olarak avantaj, o yaşta bile 23 yaşında bir kızla birlikte olabilmek ama bu norm değil.

istediginiz kadar yaş farkı olsun her türlü aldatilirsiniz,erkekler genç güzel kadınları her zaman ister diyenler bile var cidden insani evlilikten sogutuyolar.

Bu ilginç oldu zira geçenlerde kendisi 23 yaşındayken ben de 36 yaşındayken tanıştığım kız arkadaşımla bunu konuşuyorduk. Şaka yollu ben 35 yaşındayken sen de 48 yaşında olacaksın yani ben yine sana göre çok genç olacağım diyordu. Doğru. Araya o kadar yaş farkı koymaya gerek yok ama erkeklere tavsiyem kadınlar daha hızlı yaşlandığı için bir 6 yaş ve üstü fark koymanın ideal olacağı. Fakat şunu da söyleyeyim, beni arayan ya da burada soru soran 30’lu 40’lı yaşlardaki erkeklerin büyük çoğunluğu yine aynı yaşlarda kadınlarla birliktelik içinde oluyorlar yani 30’u geçtim, 40’ı geçtim bana kimse bakmaz demeyin. Bakan sayısı azalacak ve belli yaştan sonra hızla azalacak ama çok nadir olacak diye bir şey yok.

Twitter, Ekşi Sözlük gibi sosyal medya mecralarında antisosyal azınlığın çok çıkardığı pis gürültü insanı hayattan soğutur. Bu ortamlardan mümkün olduğunca uzak durun, hatta hiç girmeyin çok daha iyi. Oralarda bunları en çok bağıran adamlar 30 yaşında olmayı bırak 25 yaşında bir erkek olmayı bile bilmeyen çok genç ve genelde kadınlarla aşırı başarısız erkekler. Bazıları da ciddi ciddi 14-15 yaşında çocuk ve bu konularda yorum yapıyorlar. Bu kadar negatif olma sebepleri bir dereceye kadar öfke. Birçoğu “siz 20lerinizde bize bakmıyorsunuz ama 30larında güç bizde artık” gibi intikam karışık bir haset akıtıyorlar.

Birincisi, erkek yaşlandıkça gözüne güzel görünen kadın yaşı da artıyor. Evet bunun bir sınırı var ama mesela ben 20’li yaşlarımdayken 30-32 yaşında bir kadın güzel de olsa bana yaşlı görünürdü, şimdi gayet güzel görünüyor.

İkincisi, evlilik çocuk yetiştirmek için yapılır ve bunun farkında bir erkek bulursanız öyle gözü dışarda olmaz. Zira dışarda çapkınlık yapan adamın yuvası çocuk yetiştirmek için gerekli huzurdan yoksun olur.

Bakın biyolojik olarak yaşı 50’yi geçen erkekler bile 23 – 25 yaşında kadını arzular, özellikle yalnızken böyle genç bir kadına gözü kayar. Bu biyoloji ve bu erkeğin suçu değil. Ama bu tür bir biyoloji erkekte tek işleyen güç değil. Hipergami gibi düşünün. Kadının daha üst özelliklere sahip erkekleri arzulaması demek, karşısına çıkan her daha üst özellikte erkeğe gider demek değil ama kırmızı hap camiasında olayı böyle sanan birçok erkek var. Tersi de şimdi kadınlarda bir korku oldu.

Yalnız bayanlar, erkeklere hiçbir zaman erkek adamlığı elden bırakmayın diyorum size de hiçbir zaman bakımı, fiziksel olarak kara balinasına dönmeme çabasını ve feminen özellikleri bırakmayın diyeceğim. Kendinizi koyverirseniz aldatılma riskiniz artar, aldatılmasanız bile mutsuz bir partneriniz olur.

21 yasindayim ve bana şuan ne tavsiye edersin?

Özellikle Twitter ve Ekşi Sözlük mecralarını fazla okumamanı ve bu konularda 24 yaşına kadar düşünmemeni tavsiye ederim. Evlilik için üniversite okuyorsan 25-28 bandını, lise mezunuysan 23-26 bandını hedeflemeni, stabilite ve doymuşluk açısından senden 6 yaş ve üstü biriyle evlenmeni tavsiye ederim.

Aile ve evlilik üzerine

Mahmut Abi evlilik konusunda düşüncelerin nedir? Kırmızı hapta gerek Türkçe gerek İngilizce içerik üretenlerin hemen hepsi erkeklerin evlilikten uzak durması gerektiğini söylüyor. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?

Ben diğerlerinden farklı olarak erkeklere evlilikten uzak durma tavsiyesi vermiyorum. Çocuk yapma veya gelecek nesilleri yetiştirme ihtiyacınızı, feministler evlilik kurumunu erkekler için zor ve tehlikeli hale getirdi diye bırakmanızı tavsiye etmem. Evlenmeden çocuk yapabiliyor musunuz bilmem ama bu hala pek mümkün değil. Geçenlerde Avrupa’da oldukça liberal bir ülkede yaşayan bir arkadaşım, 6 yıldır resmi olarak evlenmeden karı – koca hayatı yaşadığı kadınla evlendi zira kadın hamile kaldı. Nedenini sorduğumda o ülkede bile anne ve babanın resmi olarak evli olmamasının, çocuğun resmi evrak gerektiren işleri ile ilgili büyük külfet yarattığını söyledi. Türkiye’de durumun daha iyi olduğunu sanmam. Belki ABD’de bazı aşırı liberal eyaletlerde bu iş rahattır ama orada da öyle olduğunu pek sanmam.

Yani benim bildiğim 2020’li yıllarda bile çocuk yapmak için evlenmeniz gerekiyor.

Tamam biliyorum, evlilik riskli ki bu riskleri burada yazıp duruyoruz. Evleneceğiniz kadını çok dikkatli seçmelisiniz ama çok dikkatli seçseniz bile devletin evli kadına verdiği silahların eşinizin elinde olmasını istemezsiniz. Yani biraz abartı olacak ama şöyle düşünün. Devlet evlilikte erkeğe istediği zaman karısıyla cinsel ilişkiye girme hakkı verse ve kadın istemese bile cinsel ilişkiye girmesini tecavüzden saymasa, erkeklerin büyük çoğunluğu bu durumda da karısı istemiyorsa onunla zorla ilişkiye girmez. Ama bu, böyle bir yasanın saçma ve insanlık dışı olduğu gerçeğini değiştirmez. Bir kadının, bunu yapmayacak bir adamla evli olduğunu bilmesine rağmen kocasının elinde böyle bir “hakkın” olmasını isteyeceğini sanmam.

Her neyse, çoğunuz hala çocuk yapmak ve yetiştirmek isteyeceksiniz ve bunun için evlenmeniz gerekecek. Şu an 25 yaş altındaysanız bu konuda yorum yapmayın zira şu an çocuk yapmam diyenlerinizin çoğu 30 yaşında böyle düşünmeyecek. Gerçekten bu isteğe sahip değilseniz, sahip değilsiniz ve toplum baskısına boyun eğmeden çocuk yapmaktan uzak duruyorsanız size ne mutlu. Ama çoğu erkek çocuk yapmak, aile babası olmak istiyor ve bu istek oldukça güçlü, oldukça temel bir istek ve normal bir istek.

Kendi ideolojik çıkarları ya da düz aptallıkları nedeniyle, aile kurumunu yıkmaya and içmiş feministlerin, iklim felaketçilerinin ve benzeri ideolojilere bulanmış aşırı solcuların istediği de bu erkeklerin evlilik kurumuna ya birer tasmalı köpek olarak girmeleri ya da evliliği göze alamayıp hiç girmemeleri. İkisi de onlar için iyi birer sonuç. Ama ben bu şer odaklarına meydan okuma adına ve onlara inat olabildiğince iyi aile kurma taraftarıyım. Birçok erkek için de, toplum için de iyi olan bu. Siz önce tabii kendinizi düşünün ama dediğim gibi erkeklerin büyük çoğunluğunun içinden gelen istek de bu zaten.

Bugün boşanma erkek için büyük külfet ama riskini bilerek girerseniz hem riskini azaltırsınız hem de gerçekleşmesi durumunda alacağınız hasarı. Ben dünya savaşı, kıtlık, vs. gibi zor koşullarda bile bunları göze alabilmiş nesillerin torunları olarak bizim içinde bulunduğumuz durumun onlara göre hala çok daha rahat olduğunu düşünüyorum.

Bir erkek hangi yaşta evlenmeli?

Ben bu konuya erkekler için ideal evlilik yaşı yazısında değindim ve orada bunun 33 olduğunu söyledim. Yine Rollo Tomassi başta olmak üzere bunun daha yüksek olması gerektiğini söylediklerini biliyorum ama ben şahsen oldukça geç bir rakam verdim. Aslına bakarsanız 31-32 yaş ideal olanı. Daha öncesinde erkek yeterince olgunlaşmıyor, keşke olgunlaşabilse. Eskiden erkeklerin 22-23 yaşında geldiği olgunluğa bugün erkekler 32-33 yaşında geliyor. Bu sistematik ve teknolojik bir şey, eskiye göre eğitim süresi çok daha uzun ve hayat daha kolay ve bu da erkekleri daha uzun süreler çocuk tutuyor. Ayrıca bunların üstüne bir de erkekleri daha da bebekleştiren popüler sinema başta olmak üzere her yerden akan mavi hap propagandası var.  Belki bizi takip edenler ya da başka şekilde uyananlar erkenden olgunlaşmak için çaba harcayıp daha erken olgunlaşabilirler. Ama uzun süreli kadın erkek ilişkisinde yetişkin erkek olmanın, evin reisi olmanın bilincine ulaşmanız için bugün bilgi yanında zaman da gerekiyor.

Bu arada bir parantez açayım ve şunu söyleyeyim zira önemli bir kısmınızın bunu duymaya ihtiyacı var: 32 yaş erkekler için geç değil. 30’unu geçtim ve geç kalmış hissediyorum diyen erkeklerle konuşuyorum. Hayır, siz kadın değilsiniz ve sizin geç kalmaya başladığınız yaş sınırı 30 değil. Kadınların bazı biyolojik avantajları var ama sizin de erkek olarak biyolojik olarak avantajlarınız var ve onlardan biri de bu. 35 yaşında bile geç kalmadığınızı söylemek isterim. Ama burada ideal yaşı konuşuyoruz, ne zaman geç kalmaya başladığınızı değil.

Burada sizin evlilik öncesi cinsel ilişkiye girebildiğinizi varsayarak tavsiye veriyorum. Ama okuyucularımın büyük bir kısmı dini nedenlerle evlilik öncesi cinsel ilişkiden uzak duran insanlar. Eğer evlilik öncesi cinsel ilişkiden uzak duran biriyseniz, 30’lu yaşlara kadar cinsellik olmadan beklemeniz hiç doğal değil ve kendinize işkence etmeniz demek. Ben evlilik öncesi cinsellik kısıtı olan arkadaşlara 25-27 bandında evlenmelerini tavsiye ediyorum. Burada dezavantajınız tabii ki yeterince büyümeden böylesine önemli bir tercih yapmak ama bu riski göze alacaksınız artık.

Peki hangi yaşta geç kalmış sayılabiliriz?

Benim bu konuda temel kriterim, çocuklar büyüdükten sonra kendi başınıza kalma zamanınız. Erken yaşta çocuk yapmanın avantajı, görece genç olduğunuz bir dönemde çocukları büyütüp yine görece genç bir yaşta çocukları yuvadan gönderip kendi başınıza kalabilmeniz. Eskilere bakarsanız 20’lerinin ortalarında çocuk yapıp 40’larının ortaları gibi görece genç bir yaşta rahata eriyorlardı. Şimdi 40 yaşından sonra da çocuk yapabilirsiniz ama 40’ından sonra yaptığınız çocuğa 60’ınıza kadar bakacaksınız ya da 50 yaşında çocuk yaptığınızda 70 yaşına kadar bakacaksınız. O yüzden mümkünde çocuk yapma işini 30’larınızda bitirin derim.

Not: 23 yaş ve altı arkadaşlar bu yazıyı pas geçin ve yorum da yapmayın. Sizin bu işe kafa yormanız ve sizinle bu işi tartışmak, ilköğretim talebesinin üniversiteye girip girmeme konusunda kafa yormasına ve tercih tartışmasına girmesine benzer. Sizin önünüzde savaşacağınız yeterince canavar var zaten, uzaktaki canavarı sonraya bırakın. Ben şu an 20 yaşında bir genç olsam, kendi evlilik öncesi cinsel rahatlığıma göre 26 yaşına kadar evlilik konusunda bir şey okumayı bile düşünmezdim. Siz de kafanızı bunlara yormayın.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Erkeklerin ilişkilerini stresli ve yıldırıcı hale getirmelerine neden olan 5 hata

Bir kadınla ilişkinize yaklaşım şekliniz, o kadınla ilişkinizin stresli ve hüsran dolu bir deneyim olmasına da neden olabilir, ya da kolay ve zevkli bir deneyim olmasına da neden olabilir.  Bu yazıda, erkeklerin yaptığı ve ilişkilerinin stresli ve hüsran dolu bir deneyim olmasına neden olan hatalardan bahsedeceğim. Aynı zamanda bu hatalar yerine, ilişkinizi kolay ve zevkli bir deneyim haline getirmek için ne yapmanız gerektiğini de yazacağım.

#1 – Terk edilme ve/veya aldatılma korkusu üzerine inşaa edilen bir ilişki dinamiği, genellikle terk edilmeniz ya da aldatılmanız ile sonuçlanır.

Örneğin bir erkek, eğer kadının istediğini yapmasına izin vermezse terk edileceği korkusu ile, kadınına ilişkide çok fazla güç verebilir. Kadının kendisini ayak paspası haline getirmesine izin verebilir. Ya da diğer aşırı uçta bir erkek, bir erkek kadınına ilişkide hiç güç ve söz hakkı vermez. Kadınını sürekli olarak kontrol altında tutmazsa, aldatılacağından ya da terk edileceğinden korkar.

Bu iki durumdaki erkek de, korku temelli davranışlar gösteriyor. Bunlar maalesef kolay ve zevkli bir ilişki kurmayı imkansız kılan davranış şekilleri.  Tam tersi, bu şekilde stres ve hüsran dolu ilişkiler yaratırsınız.

Kadının kendisini ayak paspasına çevirmesine izin veren ve kadın ne isterse yapan erkek örneğinde ilişki, erkek için kısa sürede stresli ve hüsran dolu olacaktır. Zira bu erkek ne yaparsa yapsın, yaptıkları kadın için yeterli olmayacaktır.  Kadın bu omurgasız erkeğe hiçbir zaman saygı ve çekim duymayacak ya da aşık olmayacaktır. Tam tersine kadın bu erkeği bir sinir bozucu bir yük olarak görecektir. Bu erkekle birlikte olmasına rağmen, bu erkekle birlikte olmak isteyip istemediğine emin olamayacak, aynı şekilde hüsran içinde olacaktır. Kadın genellikle bunun nedenini tam olarak bilmeyecektir.

Böyle durumlarda bir erkeğin en büyük korkusu terk edilmek ya da aldatılmaktır. Ve bu korkusu da genellikle başına gelir zira kadını kendisine aşık değildir, ona karşı saygı ve çekim duymamaktadır.

Yukarıda da belirttiğim gibi, bazı erkekler de aynı korkular ile diğer aşırı uçta davranırlar. Korkularının esiri olarak kadınlarına hiç güç ve söz hakkı vermezler. Kontrol manyağı, aşırı “korumacı” ve aşırı kıskanç şekilde davranırlar. Bu erkekler de, kadınlarını sürekli kontrol altında tutmazlarsa, terk edileceklerinden ya da ihanete uğrayacaklarından korkarak yaşarlar.  Bu gibi durumlarda da kadın, erkeğin muhtaçlığını hisseder ve bu muhtaçlık kadını boğar. Erkeğin kendine güvensizliği, kadının ona saygı ve çekim duymasını engeller. Bu durumda da kadın erkeğe aşık olamaz ya da aşık kalamaz.

Kısacası, bir kadınla olan ilişkinizi kolay ve zevkli hale getirmek için yapmanız gereken şey, korkularınızın esiri olmayı bırakmaktır. Potansiyel olarak terk edileceğinize veya aldatılacağınıza odaklanmayı bırakmanız gerekiyor. Zira bu korkuya odaklanırsanız, bu korku odaklı zihin yapısı, davranışlarınızı da şekillendirir ve aslında kaygılanmanızı gerektirmeyecek şeylerden kaygı ve korku duymaya başlarsınız. Korkularınız sizi aşırı kıskanç, kontrol manyağı veya muhtaç yapabilir. Bu davranışlar, çekici değil davranışlardır. Her ne kadar kafanızı da kuma gömmemeniz gerekse de, kendinizin yeterince değerli ve onun için iyi olduğunuzu, aranızdaki ilişkinin her geçen gün daha iyiye gittiğini bilip, buna göre davranmanız gerekiyor.

Peki aranızdaki ilişkinin her geçen gün daha iyiye gitmesi, daha çekici olmanız ve partnerinizin sizi kaybetmek istememesi için ne yapmanız lazım? Bunu sağlamanın yolu, onun için her geçen gün daha da fazla şey yapmak ve ilişki için çok fazla çaba harcamak değil. Bunlar ilişkiyi sizin için zor ve yıldırıcı bir şeye çevirirler. Bunları yapmanıza gerek yok. Buradan ikinci hataya geçelim.

#2 Bir ilişkiye kadından daha fazla emek harcamak, kadının sizi daha fazla sevmesine neden olmaz.

İlişkinin başında çift yakınlık, seks ve birlikte iyi vakit geçirme döneminde iken bir erkek genellikle, kadının hayatı içindeki konumundan emindir. Erkek kadının kendisi ile beraber olmak istediğini görür, kendine güvenir ve ilişkiden zevk alır. Ama ilişki sürecinde bir yerde kadın, ilgisini bir miktar geri çekerek erkeği test edecektir. Erkek bu ilgi çekilmesi sonrasında kendine güven problemi yaşayacak mı, kendisine yaltaklanacak mı, ya da o eskiye dönsün diye onun için daha fazla şey yapmak zorunda hissedecek mi diye (erkeğin duygusal gücünü ve özgüvenini) test edecektir. Erkek bu ufak tuzağa bile düşecek kadar zayıf ve tecrübesiz mi, yoksa bir kadının kendisini daha fazla sevmesinin yolunun, kadın için artan oranda daha fazlasını yapmak demek olmadığını bilecek kadar tecrübeli ve bunu uygulayacak kadar cesur mu diye test edecektir.

Bir erkeğin yapması gereken, bu tuzağa düşmeyerek, her ne olursa olsun, kadının kendisinden bir tık daha fazla duygusal yatırım yapmasına izin vermek, gerekirse kendi yatırımını bir miktar aşağı çekmektir. Kendisini değerli hisseden, kendine güvenen bir erkek bunu yaptığında, sağlıklı bir kadın erkeğe daha fazla bağlanacaktır.  Kadınlarla başarılı ya da başarısız çoğu erkek, ilişkinin başında kadının bu şekilde olmasını sağlayabilir ama uzun süreli ilişkilerde başarılı olmak istiyorsanız asıl önemli olan, ilişkinin başındaki bu durumu aylar ve yıllar boyunca koruyacak kadar duygusal güce ve bilgiye sahip olmanız ve kadının size olan bağlılığının onun için ne kadar çok şey yaptığınıza değil, onun sizin için ne kadar çok şey yaptığına bağlı olduğunu anlamanızdır.

#3 İlişkiler çok emek isteyen şeyler değillerdir.

Birçok insan kendi ilişkilerinden ve bu ilişkilerini nasıl ayakta tuttuklarından  bahsederken, ilişkilerin çok emek istediğinden bahsederler. Bu insanlar size yalan söylemiyorlar. Maalesef onlar için bu doğru yani ilişkileri için büyük emek harcamak zorunda kalıyorlar. Çünkü bu erkekler, ilişkilere çok kötü bir bakış açısından bakıyorlar. Mesela kız arkadaşının sinir patlamalarını veya testlerini fazlaca ciddiye alan bir erkek,  örneğin küçük ilgi geri çekilmelerine aşırı kaygılı, sinirli ve kişisel bir şekilde tepki verir ve kız arkadaşıyla tartışmaya başlayabilir. Bu da ilişkileri stresli ve sürekli emek isteyen bir hale getirebilir. Oysa kadının testlerini o kadar da ciddiye almamanız, hemen kaygıya kapılmamanız ve testleri kişisel algılamamanız, ilişkilerinizi daha stressiz ve kolay yapacaktır.

Bu tabii ki bir erkeğin, beraber olduğu kadının dediği hiçbir şeyi ciddiye almaması gerektiği anlamına gelmez. Fakat bir kadın normalden farklı bir şekilde karın ağrısı davranışlar sergiliyorsa (dalga geçiyor, erkeğin kendine güvenini zedelemeye çalışıyor, onu aşağı çekmeye çalışıyor gibi), erkek bu davranışları kişisel algılamamalı ve ciddiye almamalıdır. Kadının yaratmaya çalışıyor gibi göründüğü dramaya katılmamalıdır. Genelde çalışır yöntem, bu tür davranışları eğlenen ustalık ile karşılayıp, pozitif cinsel gerilim oluşturacak şekilde  kullanmaktır. Espri yeteneği burada oldukça kullanışlı bir araçtır.

İlişkide kendi yerine güvenen erkek, kadının ara ara test için savurduğu saçmalıkları çok ciddiye almaz. Tekrar ediyorum, bu kadını hiçbir zaman ciddiye almayın, onu aşağılayın, onunla dalga geçin ya da ona sinirlenin demek değil. Sadece kadınların da erkeklerinden, onların bu saçma davranışları karşısında ezilip büzülmemelerini istediklerini bilin. Bir erkek olarak kadının yarattığı dramaları her zaman ciddiye almamanız gerekli. Dramanın içine çekilmek yerine onun drama kraliçesi olmasına gülmeli, bunu her zaman kişisel bir saldırı olarak algılamamalı. Dramaya katılıp duygusallaşmamalı veya ilişki için daha fazla çaba harcaması gerektiği fikrine kapılmamalı. Tabii ki “aman ağzımızın tadı kaçmasın” diye korku ile sinip, kadın drama yaratmasın diye sessizce bu davranışları sineye çekerek, kendi davranışlarına ket vurmamalı.

Mesela diyelim bu gece Çin yemeği yemek istediniz ve bu fikrinize karşı kız arkadaşınız, “Yine Çin yemeği mi? Nereden buluyorsun böyle aptalca yemekleri” diye tepki verdi. Burada bunu hemen kişisel algılamak yerine, ona şu tepkileri verebilirsin (gülerek):

“Aptalca mı? O zaman kaldır o küçük poponu da bu akşam bize aptalca olmayan bir yemek yap bakalım.”

“1 milyar kişi yanılıyor olamaz bebeğim, bence senin köyünün yerel tatlarından dünyaya açılma vaktin geldi de geçti.”

“Ne oldu Kezbanım, canın bugün işkembe çekti de açık açık söyleyemezsin mi?”

Böyle şeyleri gülerek, dalga geçerek söylüyorsunuz, sinirli bir şekilde değil (gir mutfağa yemek yap lan kadın şeklinde değil).

Bir ilişkide ara ara gerçekten ciddi olmanız gereken dramalar olabilir. Bazen gerçekten de ciddi bir konuşma gerektiren bir hata yapmış olabilirsiniz ya da ciddi konuşmanız gereken bir olay olabilir. Böyle durumlarda kendinizi değiştirip adapte olmanız gerekir ya da bazı durumlarda üzgün olduğunuzu belirtmeniz gerekebilir.  Ama gereksiz drama ile gerçek dramayı birbirinden ayırmayı da bilmeniz ve gereksiz dramaya girmemeniz gerekli. Yoksa ilişkiniz hızlıca kaygı dolu ve çok fazla emek harcamnız gereken bir noktaya gelebilir. Kısa süre içerisinde, kadını sinirlendirmemek için parmak uçlarında yürüyen, sürekli yanlış şeyleri söylememek, yanlış şeyler yapmamak için kendine dikkat etmek zorunda hisseden bir zavallıya dönüşebilirsiniz. Bunun sonucu da tam tersine dramanın şiddetini ve mantıksızlığını arttırması ve kadının omurgasız bir erkekle birlikte olmaktan duyduğu rahatsızlık sonucunda erkeğe daha da yüklenip onu ayak paspasına çevirmesidir.

#4 Seksi kadından aldığınız bir şeye çevirmek, kadının sizinle seks yapmaktan kaçınmaya başlamasına neden olur.

Bir erkek kadın seks başlattığında bile, kadın kendisine bir iyilik yapıyormuş gibi davranarak, fazlaca heyecanlanarak tepki verirse, kadın yavaş yavaş sekse olan ilgisini kaybedecektir. Sekse, kadının başlattığı durumlar da dahil, maskülen ve beraberce yaptığınız bir şey olarak bakmanız gerekli. Birçok kadın ilişkinin başında sekse oldukça istekli iken, zaman içinde seks isteği azalıyor ve bazen ya seks başlatmayı ya da seks yapmayı tamamen bırakıyor. Bu genellikle erkeğin sekse, kendisinin kadından aldığı, kadının kendisine verdiği bir şey olarak bakmasından kaynaklanır. Bu şekilde hisseden erkekler, sekse sadece kadından istedikleri bir şey olarak bakarlar ve kendilerinin kadına verdikleri bir şey olarak bakmazlar.

Bir kadına ilk defa yürürken tüm yürümeyi sizin kadına kendinizi beğendirmeniz, kadının sizden hoşlanmasını sağlamanız ve kadının sizi onaylaması olayına çevirirseniz, yürümenin başarısız olacağını görebilirsiniz. Kadın kendisinin daha değerli olduğunu hisseder ve size bir şans verirse, size bir iyilik yapacağını hisseder. Erkeğin daha değerli olduğunu ve bu erkekle birlikte olmak istediğini hissetmez.

Aynı temel prensip ilişkilerde de çalışan bir dinamiktir. Seks konusundaki en iyi yaklaşım, seksin, kadının erkekten istediği ve almak için bir şeyler yaptığı bir şey olacağı ortamı yaratmaktır. Seks onun sizden istediği, kendini iyi hissetmek ve size bağlı hissetmek için sizden aldığı bir şey olmalıdır. Bunun tam tersine erkek seksi, onun kadından aldığı ve almak için bir şeyler yapması gereken bir şeye çevirirse, bu kadının sekse soğumasına neden olacaktır.

#5 Bir ilişkide duygusal olarak cesur olmak, duygusal olarak korkak olmaktan çok daha fazla doyurucu ve ödüllendiricidir.

Bir önceki ilişkisinde terk edildiği için kalbi kırık bir erkek düşünün. Bu erkek yeni ilişkisine başladığında, eski ilişkisinin yükünü yeni ilişkiye taşıyabilir ve yeni kadınına karşı duygusal olarak mesafeli, kalbi kırılır korkusu ile yeterince yakınlaşmaktan korkar bir şekilde davranabilir. Bu nedenle de yeni ilişkisinde kadını ile arasında derin bir bağ kurulmasına engel olur ve ilişki tatsız tutsuz bir hal alır.  Erkek bu şekilde davrandığında sıklıkla terk edilir ve bu kadını gerçekten istiyor ama yara almaktan korktuğu için böyle davranıyorsa, bir daha yaralanır ve böyle davrandığına pişman olur. Ya da daha beteri, “bak yine aynı şey oldu, yaralandım” diyerek bir sonraki ilişkisinde daha fazla korkak davranır ve dibe doğru yuvarlanmaya başlar.

Burada çözüm bir erkeğin bir kadın gibi duygusal olarak bir yukarı çıkması bir aşağı inmesi değil tabii ki. Erkeğin yapması gereken duygusal olarak korkusuz olmasıdır. Bir kadını sevmenin sonuçlarından, aşamalı olarak bağlanmaktan korkmamasıdır.

Duygusal olarak korkusuz olmak, bir kadına sürekli onu ne kadar sevdiğinizi söylemesi, “sensiz olamam, sen hayatımın aşkısın” gibi şeyler saçmalaması demek değil. Bir ilişkiye yatırım yapmanın, sevmenin potansiyel kötü sonuçlarından korkmamaktan bahsediyorum.

Çeviri: Relationship advise for men

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Erkek Adam Türkçe Podcast – Evlilik, boşanma ve hukuk

Avukat Cem Gonceli ile evlilik, boşanma, aldatma, nafaka, evlilik sözleşmesi gibi konuları ve bu konulardaki güncel hukuku konuştuk.

Yayınları Odysee ve Spotify kanallarından da izleyebilirsiniz.

Aşağıda Youtube linki var. Youtube kanalımıza henüz üye değilseniz, kayıt olmayı ve uyarıları (çan işareti) açmayı unutmayın.

Erkek Adam Türkçe Podcast – Karım benimle ilişkiye girmek istemiyor, ne yapmalıyım?

Karısı kendisi ile ilişkiye girmek istemediği için ne yapacağını bilemeyen üç adamın hikayelerini işleyeceğiz. Hem bu sorunun nedenlerine bakacağız, hem de kadınların bu sorun hakkında verdiği tavsiyelerin üzerinden, bir erkeğin, neden kadınlardan ilişki tavsiyesi almaması gerektiğini vurgulayacağız.

Yayınları sitemizin Odysee kanalından ya da  spotify kanalından da izleyebilirsiniz.

Youtube yayını aşağıda. Bu yayını beğenerek ve youtube kanalına üye olarak yayınların daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. İyi izlemeler.

Erkek Adam Türkçe Podcast: Mutsuz, pırlanta gibi erkekler, piç gibi it gibi mutlu herifler

Bu hafta sitede yayınlanmış olan 3 yazı üzerinden, ortak temalı bir podcast yaptım:

  1. Duygusal anlamda birşey hissetmemiş olması dış görünüşle mi alakalı?
  2. Anneciğim gibi olmazsa olmasın (a.k.a Dar Paçalı Go Cadde!)
  3. Mutsuz, pırlanta gibi erkekler, piç gibi it gibi mutlu herifler

Yayınları sitemizin Odysee kanalından ya da  spotify kanalından da izleyebilirsiniz.

Youtube yayını aşağıda. Bu yayını beğenerek ve youtube kanalına üye olarak yayınların daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

Pırlanta gibi mutsuz erkekler, piç gibi it gibi mutlu herifler

33 yaşında biri şöyle yazmış:

Kendimden ve çevremden gördüğüm kadarıyla hep paralı ya da karaktersiz erkekler evliliklerinde mutlular. Tabi istisnalar kaideyi bozmaz. Parasız erkeği yalnızca annesi sever misali … Adam zengin, itin teki ama karısı kocasından başkasını görmüyor. Ya da adam şerefsizin teki zengin değil ama bu tip te hep mutlu tapılıyor adeta bu tiplere. Hadi parası olanı anladık karşı taraf kullanıyor bu durumu peki ya şerefsiz itlik yapan insana neden tapılıyor anlamış değilim. Ciddi anlamda pırlanta gibi insanlar (erkekler) tanıyorum ya mutsuzlar ya boşanma aşamasına gelmişler ya da boşanmışlar. Karılarına lüks hayat sunamayan çoğu erkek, evliliğinde mutsuzlar, sevilmiyorlar ve sayılmıyorlar.

Bunu yazanın, kadınlarla başarılı erkeklere karşı hıncını ve kıskançlığını hissedebiliyor musunuz? Kullandığı kelimeler, “karaktersiz”, “it”, “şerefsiz”, vs. Bunun efendi çocukların geliştirdiği bir savunma mekanizması olduğundan daha önce bahsetmiştik. Kendileri gibi “iyi çocuk” (pırlanta gibi erkek) olmayan erkeklere bu çamurları atarak üste çıkmaya çalılıyor. Aslında “ben bu kadar iyiyim, farklı olmak için en efendi benim ama neden onlar kazanıyor?” diyor.

Şimdi pırlanta gibi çocukların erkekliklerinden utanır hale gelmeleri ve erkekliklerinden başarı ile kurtulmaları sonucunda, meydanın erkekliklerinden utanmayan piçlere kaldığından da daha önce bahsetmiştik. Piçi çekici yapan kötülükleri değil, erkekliklerinden utanmamaları. Koca bir Pook’un Kitabı bu konu etrafında dönüyor:

İyi çocuklar mı piçler mi olayına bir şey ekleyeyim: piçler kazanıyorlar zira kendini beğenmiş duyarsızlıklarında, ham cinselliklerini hiçbir zaman saklamıyorlar. İyi çocuklar ise duyarlılıklarında cinselliklerini saklıyorlar zira bunun kadınları ezdiğini düşünüyorlar.

Fakat iyi çocuk bunu göremez, görse zaten “iyi” kalamaz. İyi çocuk kendisini erkeklikten arındırdığını kabul edemeyeceği için, karşısındaki adamlarda çekici olanın kötülükleri olduğunu, kötülük “sevici” oldukları için de kadınların kötü olduğunu düşünürler.

Karılarına lüks hayat sunamayan çoğu erkek, evliliğinde mutsuzlar, sevilmiyorlar ve sayılmıyorlar.

Bu erkeklerin mutsuz olma sebepleri lüks hayat sağlayamamaları değil, sağlayıcılıkları hariç çekici bir taraflarının olmaması. Olmayan çekicilik yerine ödemeleri talep ediliyor ve bu talebe de boyun eğdikleri için daha da yeriliyorlar. Daha önce de belirtmiştik: Özellikle evlilikte, bir kadını mutsuz etmenin en kolay yolu, onun her istediğini yapmaktır. Özellikle de bu istekler sizin gücünüzü aşıyorlarsa.

Yanlış anlamayın. Bir evlilikte seks ve finans en önemli şeylerden ikisi. Bu ikisi kötü ise o evlilik kötüye gider. Ama bu arkadaşın bahsettiği sorunu yaşayan insanların büyük kısmı normalde orta ve ortanın üstü insanlar. Yani görece olarak paraları yok değil. Bu adamlar, omurgalı olmadıkları için sevilip sayılmıyorlar. Güçlerini aşan bir lüksü sağlayamadıkları için değil.

Haldun Abi bu pırlanta gibi mutsuz erkekler ile onların mutsuz karıları konusunu, 20 sene önce Magandalar Kadınları Daha Çok Mutlu Ediyor yazısında anlatmıştı:

Örneğin izlediğim ailelerin en mutlusu, en çok para kazanını olsaydı ve mutsuzu da en fakiri çıksaydı, bilimsel açıdan iş çok kolaylaşacaktı. Bana yıllık maaşını göster, sana ne kadar mutlu olduğunu söyleyeyim deyiverecektik. Ama bu kadar kolay olmadığını biliyoruz.

Sonunda aşağıda anlatacağım noktaya geldim ve en azından, bizim “maganda” diye adlandırdığımız türden bazı insanların, kadınlarına “aydın” diye adlandırdığımız kişilerden daha doğru davrandıklarına inanmaya başladım.

Hayır maganda olmamız gerekmiyor. Ama magandaların her şeyi yanlış yaptıkları saplantısından kurtulup, onları incelememizde hatta bazı davranışlarından ders almamızda hiç bir sakınca yok.

Öncelike bir kadınla evli ya da uzun bir ilişki içindeyseniz vereceklerinizin sınırını çok iyi çizin ve bu sınır aşıldığında ölümü bile göze aldığınızı çok ama çok açık bir dille belirtin (ve gerektiğinde uygulayın).

Bir aldatılma ve boşanma hikayesi

Öncelikle merhabalar uzun zamandan beri siteye girmemiştim. Karımın cinsel isteğini nasıl arttırabilirim? yazısını görünce yazmadan da, yapamadım.

Genelde ilk çocuktan sonra ya da evliliğin 10. Yılından sonra kadınlarda böyle arızalar olabiliyorlar. “Ben sevişmeyi sevmiyorum”, “ben cinsellikten eskisi kadar zevk almıyorum”, “ben zaten sekse düşkün bir insan değilim”, “Başım ağrıyor” vs… Ben kendi tecrübelerimden ve Mahmut Abi’nin yüzlerce tecrübesinden yola çıkarak söyleyebilirim ki, yazıdaki teşhis doğru. Eşiniz artık kendi çerçevesinde yaşıyor ve sizi sadece elde tutuyor. Emin olun, eşinizi kendi çerçevenize yani eşinizin sizin ve onunla birlikte kurduğunuz ailenin çerçevesinde yaşaması gerekiyor. Yoksa sizi hayat arkadaşı olarak kabul eder fakat koca olarak kabul etmez. Bunun sağlamanın tek yolu da, kendiniz için yaşamanız, kendinize dikkat ve özen göstermeniz. Kendinizle ilgili kararlar alın ve uygulayın. Ani değişimler merak, merak başka istekler yaratır bayanlarda.

Ben şimdi 42 yaşındayım. 7 ay önce eşimden boşandım. Mahmut Bey’le de skype üzerinde o dönem değerlendirme yapmıştık. Eşiminle cinsellik yönünden aynı şeyleri yaşamış ve whatsapp üzerinden başka bir adamla konuşmalarını yakalamıştım. Sonrasında barışmak gibi aptalık gösterip tekrar eve döndükten bir süre sonra bu sefer benden habersiz bir cep telefonunu yakalamıştım. Bu telefonun içinde başka bir adamla bir sürü mesaj ve aramalar vardı.

O dönemde bana yukarıdaki maddeleri bahaneleri seks yapmamak için eşim bana sürekli sıralıyordu. Hatun kişi, beni onu tatmin edememekle, şunla bunla her şeyle suçladı. İnsellikten kaynaklı, evimin mükemmel babası olmam istememden dolayı ne dediyse boynumu büktüm ve kabul ettim. Ama kendimde bir dönüşüme başladım. Spor salonu, yüzme, krav maga son olarak askeri pentathlon gibi sporlardan sonra vücudumu bir şekle soktum. Bütün gardrobumu yeniledim saç ektirdim, arabamı daha üst düzey yaptım ( sen kendi paranı yemezsen yiyen çıkıyor a.k.a alfa öder beta siker).

Bu süreçte, biri 27 diğeri 38 yaşında2 tane tabak yaptım.  Bu sayede cinsellik konusunda şunu anladım ki ben aslında zevk verebiliyor muşum. 40 yaşından sonra, elektro gitar çalmayı öğrendim. Hepsi bu sitenin rehberliği ve yol haritası sayesinde. Şu an yaşadığım mükemmel bir hayat mı? Değil. Kızımla aynı evde yaşamak için sağ kolumu verirdim. Ama en son 2 ay önce eski eşim benimle birlikte olmak istedi cinsel yönden kaç seneden beri ağzından çıkmayan sözleri duydum. Artık umrumda da değil ama gurur vericiydi. Yani sen kendinde önemli ve olumlu yönde bir değişimler yaparsan, işine ve hayatına odaklanırsan kendi hayatının lideri olursan seni takip edenler oluyor bu hayata…

40 yaşında dedektifçilik oynadım, erkekliğimden şüphe ettim, aldatıldığım için hüngür ağladım, çok kırıldım inanın. Kendini karısının çocuğunun mutluluğuna adamış adam gibi adam denilen bir adamdım. Şimdi ise kötü değilim fakat kendim için yaşadığım için dışarıdan bencil olarak değerlendiriliyorum. Fakat bazı şeyler sondan öte bir başlangıç oluyor… Hayat bazen insana bambaşka şeyler ve farklı bir hayat tarzı getiriyor. Siz yeter ki o isteği ve disiplini kendiniz de bulun. Gerisi mucize gibi kendi kendine oluyor.

Boşanma olayına da bir kaç not düşmek istiyorum. Erkekler boşanma olayında maça 5-0 yenik, deplasmansda ve seyircisiz, sahaya 9 kişi ve hakemde direkt satılmış olarak çıkıyor. Aldatma davası ikiye ayrılıyor: aldatma ve zina. Zinayı kanıtlamanız çok zor. Kanıtlasanız bile elinize düşük bir mevla tazminat bile vermiyorlar. Bırakın çocuğunuz varsa velayet almanız bile çok zor. Arkadaşlar aldatılma, aldatanı yakalama, boşanma ve hayatta bakış açısı konusunda uzman olmassam da çok büyük tecrübeler geçirdim. İsteyen admin mail adresimi alıp danışabilir. Elimden geldiğince yardımcı olurum. Mahmut bey iyi bir insan tek kusuru şu %90 olayı çözümlemesine rağmen %10 üzerinden konuşup mümkün olduğunca kırmadan üzmeden birşeyleri kibarca ifade ediyor.

Her şey için teşekkürler.

Bu arada telefon daki mesajlar boşanma davalarında ne kadar etkili ona da değineyim.

Aynı gün içinde atılmış altı karşılıklı mesaj boşanmada sadece tarafın kusurunu belirtir. 5-10 bin gibi bir tazminat alırsın. Davanın ilerleyen dönemlerinde nafaka ödeme ihtimalin bile var.

Tabi ki mesajın nasıl ele geçirildiği, bu yöntemin yasal olup olmadığı da önemli. Bunlar halen Yargıtay da tartışılan konular ve farklı kararlara bağlanan hükümler var. Kimi kararlar aldatan eşin kişisel verilerinin onun rızası ve haberi olmadan hukuksuzca elde edildiği için, delil sayılmayacağını ve bu yüzden aldatılana hapis cezası veren hükümler var. Bir başka davada ise, eşin aldatmayı ispatlamasının tek yolunun bu olduğunu ve casus yazılım ile ele geçirdiği kanıtların hukuksuz yollarla ele geçirilmesine rağmen kanıt olarak sayılmasına karar veren hükümler var.

Bir de burada mesajlaşmanın ne zaman öğrenildiği önemli. 6 ayı geçtiyse, ve hala bir dava yoksa affetmiş sayılıyorsunuz. Ancak aldatılma hala devam ediyorsa ki bu sefer hala devam ettiğini kanıtlamaya çalışıyorsunuz ve delil olarak sayılıyor. Sitedeki evli kardeşlerime yada hasbel kader yolu düşmüş bu yazıyı okuyan arkadaşlarıms hitaben de bu kadar hukuksal ıvır zıvır içinde şunu belirtmek isterim. Aldatılmak insanın çok canını yakar, çok üzülürsünüz. Bu konuda her detayı öğrenmek istersiniz öğrendikçe daha da üzülürsünüz. Böyle bir durumla karşılaştığınızda;

1.Sakın affetmeyin anen sitede yazdığı gibi… Çünkü aldatan yine aldatır. Sen onun hipergamik duygularında sadece sağlayıcısın, koca değil. Hatta yakaladığınız zaman öyle yüklenin ki hipergamisi tuzla buz olacak. Hipergaminin paramparça olduğu bu dönem anlaşmalı boşanma kağıtlarına imza atmak için uygun bir dönem ve oldukça kısa bir dönemdir.

2. Artık aldatmayla ilişkili hiçbir şey araştırmayın. Öğreneceğiniz her detay, canınızı daha da yakacaktır.

3. Hayatta başka şeylere konsantre olun ve günününüzü programlayın. Kendinize görevler koyun ve disiplinize olun.  Mesala ben her sabah yatağımı askerdeki gibi topluyorum. Böylece günün ilk görevini başarıyorum. İkinci, üçüncü görev derken basit olsa da bu görevler sizin hem disiplinize olmanıza hem de başarı duygusu birikerek sizin kendinize güveninizi kazanmanıza yardımcı oluyor.

Dediğim gibi zor bir durum, ben bile hala yaralarımu saramadım. Kırmızı hapı tam olarak sindiremedim ki hala buraya bu kadar uzun yazabiliyorum. Affedin arkadaşlar 40 yaşından sonra kırmızı hap bu kadar oluyor.

Konuk Yazar: Certixisgod