Saha raporu – Çay 1.5 lira, gündüz oyunu paha biçilmez.

Yeni bir üniversite dönemi başlamıştı. 3 aylık bir yaz tatilinden sonra okuduğum şehre geldiğim de burada hiç takılacağım bir kız yoktu, 4 – 5 tane kadınla iletişim halindeydim fakat hepsi 600 km lik mesafede olan memleketimde kalmışlardı. Ben de saatin akşam 10 buçuk olmasına aldırmadan sokağa cıkıp set açmaya karar verdim.

Direk konuya girmek gerekirse 15 – 20 dakika boş boş dolandıktan sonra yanımdan 1.70 boylarında mini şortlu ve aşırı göğüs dekolteli 19 – 20 yaşlarında bir kız telefonla konuşurak geçti. Onu durdurup onunla sohbet başlatmak beni deli gibi heyecanlandırıyordu. Ama öylece gitmesine izin vermek tamamen salaklık olurdu, şansımı denemeliydim. Ve peşine takılıp takip etmeye başladım. ( daygame de yeterince tecrübeli olmayan arkadaşlara kesinlikle önermiyorum. 3 saniye kuralına uyun , zaman uzadıkça kendinizi manupule edip başarısız olma ihtimaliniz aşırı artıyor ) telefonu kapatmasını bekliyordum fakat kapatmıyordu. Yaklaşik 5 – 6 dakikalık takipten sonra tüm cesaretimi toplayarak açılışımı yaptım. Harika oynamalıydım, bu kızı kesinlikle kaçırmak istemiyordum.

Arkasından gelerek 45 derecelik açıyla bir anda önüne çıkıverdim. O anda yan tarafta bağlı bir köpek vardı. O havlamaya başlayınca ikimiz de çok korkmuştuk.

Ben: Korkma korkma bağlıymış.

Kız: Şaşkın bir ifadeyle yüzüme bakıyor. Telefondaki arkadaşına biraz bekle diyerek beni dinlemeye başlıyor.

Ben: Sen kesin sporla falan uğraşıyorsun bu ne hız cok hızlı yürüyorsun sana yetişmek için nefes nefese kaldım.

Kız: Evet besyoya hazırlanıyordum fakat kazanamadım. Neden bana yetişmeye çalışıyorsun?

Ben: Az önce yanımdan geçtin ve gözlerin bakışların o kadar anlamlıydı ki 2 saniyelik göz göze gelmemize ragmen beni etkilemeyi basardın.

Bütün bunlar calışılmış cümleler değil tamamen doğal, spontane o anda aklıma gelen seyler (ve tamamen yalan aslında göz göze falan gelmedik ehehe). Etkilenmiş gözüküyordu. 2 – 3 dakikalık sıradan ne okuyorsun, nerelisin tarzında konuşmadan sonra işi yoksa benimle bir kafeye gelmesini söyledim ( buradaki önemli nokta “gelir misin?” tarzında evet ya da hayır cevabı alabileceğiniz şekilde sorarak degil çünkü kadınlar insiyatif almayı bilmezler coğunlukla böyle sorular hayır cevabı ile sonuçlanır ).

Kafeye geldiğimizde 15 dakikalık bitmek bilmeyen shit testlere maruz kaldım. Bunlardan hatırladıklarım :

– özgüvenimi sorgulaması

– sokak ortasında bütün kadınlara aynı şekilde yaklaştığımı sorgulayan imalar

-ve en önemlisi koca göğüslerini masaya dayayarak aşırı derecede frikik veriyordu göğüsleri dekolteden fırlayacak gibiydi. Bu kesinlikle bir testtir. Asla ama asla gözünüz kaymamalıdır. Onun goğüslerine baktığınızı fark ederse oyun biter. Bütün çekiciliginiz yerle bir olur, Game over olursunuz .

Yarim saatlik instant date den sonra telefon numarasını alarak gece bitti. Ben de cok seksi bir kızı etkileyip numarasını almanın sevinciyle evime gitmiş oldum hem de sadece 1.5 tl cay parasi odeyerek.

Kadınların anlaşılmazlığı

Kadınların yüzyıllardır ellerinde olan en büyük silahlardan biri muhtemelen bilinmezlikleri. Bu kelimeyi ben uydurdum(*) ama burada kullanılabilir; kadınlar yüzyıllardır, nesiller boyunca, bilinmez, rastgele hatta en kötü halinde kaypak ve muğlak oldukları  algısını yeşerttiler. Bu “kadınların anlaşılmazlığıdır” (feminen gizem) – ve (mitolojik) feminen sezgi – “bir kadın bilir işte”. Bir erkek eğer açıksözlü ve kararlı olmadığı zaman saygı görmezken – ne demek istediğini söyle, söylediğini yap – kadınların anlaşılması zor ve görünürde irrasyonel olmaları toplum tarafından ödüllendirilir ve cesaretlendirilir. Aslında, doğru bir sanatsallıkla yapıldığında, tam olarak da bu anlaşılmazlık kadını hem arzu edilir hem de çekilmez yapar. Fakat, bu etkiyi yaratmak için kadın bilinmez olmalıdır (ya da en azından görünmelidir) ve tüm erkek milletini de buna inandırmalıdır.

“Kadınların anlaşılmazlığı”, kadın ruhuna “chick crack”‘in (**) PUA tekniği olarak başarısıyla aynı nedenden hitap eder. İkisi de metafizik bağlantıları (din, batıl inanç, altıncı his, vs) bu kadar çekici kılan “gizli güce” hitap eder. Sadece kadınların dedikodudan bu kadar haz almalarına bakmanız yeterlidir. Kadınlar için “gizemli” şeylerde güç vardır. Cadılık ile ilgili şeylerin feminene bağlanmasına şaşmamak lazım. Tarihi olarak erkek egemen olan kültürde mantık, gizemin ve mistisizmin gücü feminin tarafından geliştirilip, gücü elinde bulunduran erkeği manipule etmek için kullanmasıdır. Bu bazen kadının meydanlarda yakılması ile sonuçlansa da, çoğunlukla kadının büyülediği erkeğin statüsüne göre çeşitli seviyelerde “tahtın arkasındaki güç” olmak anlamına gelir.

Bu gizemi cinsellikle birleştirin, optimal hipergami için feminen buyruğun elinde bulunan en güçlü silah olan “kadınların anlaşılmazlığını” elde edersiniz.

Kadınların anlaşılmazlığı

Kadınların anlaşılmazlığı, kadın – erkek ilişkilerine nüfus eder. Tüm forum yorumlarında, Facebook girişlerinde ve kadınlar tarafından kişisel ya da feminen yatırım ile yazılmış her makalede, kadınların anlaşılmazlığının eser oranda da olsa kabulü vardır. Bir kadın feminen amaca ihanet eden bir kadın davranışı gözlemleyip sertçe eleştirdiğinde, standard yanlış yönlendirme HER ZAMAN tahmin edilemez, kaprisli ve bilinmez feminen gizemdedir. Feminen Buyruk için Dövüş Klübünün ilk ve ikinci kuralı kadının gizemliliğini korumaktır ve “kızkardeşliğin” buna ihanet edenlere karşı zerre kadar merhameti yoktur. Roissy’den alıntı yapacak olursak, gerçeğe ne kadar yaklaşırsanız, kadınlar o kadar yüksek sesle feryat edeceklerdir.

Davranışları gözlemleyerek, kafa karışıklığını ve yaygın problemleri kırmak için yıllardır çaba gösteriyorum. Muhakeme ve metodolojideki farklar bir yana, kadınlar da erkekler gibi temel motivasyonlarla hareket eden insanlardır. Burada önemli fark şu : kadınlar da erkekler kadar sıradan veya olağanüstü olabilirler ama erkeklerin kullanabilecekleri bir maskülin gizem diye birşey yok. Bazı istisnalar dışında, biz böyle bir gizemi geliştirmiyoruz zira böyle birşey için toplum tarafından kadınlar kadar teşvik edilmiyoruz ve doğrusunu söylemek gerekirse böyle bir şeye ihtiyacımız da yok. Ama bir kadın bu gizemi yeşertebilirse, kadının ilgisi bile tek başına, kadını dize getiren erkek için “şanslı” olmak anlamına gelir. Bir kadın deli diye düşündüğünüzde, kadın tilki gibi delidir – bu ardında bir mantık olan deliliktir. Kadınlar erkekler kadar kurnazdır, hatta ardına saklanabilecekleri bir gizem maskesi olduğundan kadınların erkeklerden daha kurnaz olduklarını söyleyeceğim. Kadınlar irrasyonel değildir, kurnazdırlar. Sadece sizin kadınların hareketlerini ve davranışlarını okuma ve bunların ardındaki amacı anlama yeteneği geliştirmeniz gereklidir.

Günümüzde erkekler kadınları irrasyonel diye yaftalayıp geçmeye çok meyilliler. Freud bile kadınların tepkilerindeki histeri yüzünden yanılmıştır ve onları genel olarak aciz, rastgele ve ikiyüzlü diye tanımlar. Yaşlı bir adamın “kadınlar, sanırım onları hiçbir zaman anlayamayacağım” demesinin ne kadar sinir bozucu birşey olduğunu anlatamam.  “Dün gece Kristy ile şansın yaver gitti mi ;)?” lafını kaç kere duydunuz. (***)  Bu soru hakkında pek düşünmesek de, bu kadın gizemini destekler şekilde kurulmuş bir soru.  Sizin hatunla seks yapmanızın sebebi şansınız değil. Tamam, doğru zamanda, doğru yerde, doğru erkek olmak da bu konuda rol oynar ama burada sizi yatağa götüren bu değil. Ama eğer biz (kadınla yattık diye) kendimizi şanslı hissedersek, piyango kazanmış gibi, ya da az bulunur ve değerli bir ÖDÜL almış gibi, bu kadınla yatmak için bu durumda neleri doğru yaptığımızı anlamamız mümkün olmaz. Bunun yanında da kadın gizemli bir ödül verici halini alır ve dolaylı olarak ödülü elinizden alabileceği için de asıl gücü elinde tutan kişi haline gelir. Bu gizemli kadın ile seks yapma şansına sahip erkekseniz, bu kadın ile seks az bulunur ve değerli olmalıdır.

“Kadınların anlaşılmazlığı”, kadın – erkek ilişkilerindeki süreçleri ve motivasyonları anlamanıza engel olur; erkekler fazla düşünmeden, anlaşılmaz olan kadınları ile birlikte olmaktan mutluluk duymalıdır. Bunu bir de cinsel açlıkla birleştirin, şans / kader unsuru seksi daha da içine çekici bir hale getirir. Bu “şans” koşullaması ve kadınların bu koşullamayı desteklemesi, yokluk zihniyetini besleyen şeydir. Ve çoğunlukla ONEitis‘in kaynaklarından biridir. “Kadınların anlaşılmazlığı” masalına inanan erkekler, kadınların ilişkide gücü elinde bulundurmasına hizmet ederler. Cinsellik kadınların ellerindeki en iyi silahtır ve bu silahı daha da etkili hale getiren her sosyal koşullama, kadınlarca desteklenir.

Çeviri : Feminine Mystique

Rollo Tomassi : Kırmızı Hap camiasının en önemli figürlerinden biri olan Rollo Tomassi'nin The Rational Male kitabı her erkeğin okuması gereken başucu eseri. Oldukça popüler olan The Rational Male bloğunun da sahibi de olan Rollo, The Rational Male - Preventive Medicine (Volume 2) ve The Rational Male - Positive Masculinity: Positive Masculinity (Volume 3) adlı kitapları ile ilk kitabındaki fikirleri daha da geliştirdi. Rollo Tomassi'yi burada Rollo Tomassi etiketinde de takip edebilirsiniz.

(*) Anlaşılmazlıkları dese daha iyi imiş.

(**) Konuşulan kadında duygusal reaksiyonlar yaratmaya yönelik bir PUA tekniği

(***) Biz de işler hala bu kadar kötü değil. Biz “dün gece hatunu yedin mi?” falan diyoruz ama Amerika’da bu “have you been lucky” (şansın yaver gitti mi) çok kullanılan bir soru. Yine de bizde bir kadınla yattı diye kendini şanslı sayan ya da kadının kendine bir lütufta bulunduğunu düşünen erkek sayısı da az değil.

Kadın perspektifinden feminizm ve red pill

Bugün ilginç bir konuk yazı var. Tartışma yaratacak cinsten. Sitenin ziyaret verilerinden tahmin ettiğim kadarıyla toplam 6 bin kadar düzenli ziyaretçinin 500 kadarı kadın. Eğer toplamdaki oranı kadınlara uygularsak yarısının 25 yaş altı olması lazım. Bu ziyaretçilerden feminist olmayanlardan ve benimle iletişime geçenlerden, kırmızı hapı nasıl gördüklerini yazmalarını istiyorum. Freudyen böyle bir yazı gönderdi. Yazar çoğunuz gibi 25 yaş altında (23) ve üniversite öğrencisi.

Kendisine teşekkür ediyorum ve sizi kadın gözünden feminizm kırmızı hap yazısı ile başbaşa bırakıyorum:

Merhabalar, ben Kırmızı Hap öğretilerinden yaklaşık bir senedir haberdar olan ve bu konsepti konu edinmiş blogları/sayfaları takip eden bir bayanım (evet bayan diyorum çünkü kulağıma daha kibar geliyor ve dildeki zorlama feminist düzeltmeler bana saçma geliyor.). Öncelikle şunu söylemeliyim, ilişkiler konusunda hep sorunlar yaşadım ve çevremdeki insanlar da ilişkilerinde mutlu değillerdi. İlişkiler insanlar için mutluluk kaynağı olmaktan çok bir zorunluluk, devasa bir yük haline gelmeye başlamıştı. Bu sorunu irdelemeye başladığımda, özellikle Türkiye’de cinsiyetlerin birbirine düşmanca yaklaştığını gördüm. Maskülen hareket sayfalarını da, feminist bloglarını da okudum. Maskülen hareket sayfalarında erkekler Türk kadınının kezbanlığından, yetersiz cinsellikten, cinsel etkileşim için çok çaba sarf etmeleri gerektiğinden, yurtdışında bu işlerin çok daha kolay/rahat olduğundan, kadın problemlerinin feministler tarafından abartılarak erkek problemlerinin üstünü örttüğünden şikayetçiydiler. Maskülen formun en üst level’ı da tamamen kadın düşmanı olan ve asla evlenilmemesi gerektiğini savunan, kadınların şeytan olduğundan bahseden insanlardı. Bu insanlar muhtemelen bir iki sorunlu kadınla yaşadıkları ilişkilerini genelleyerek ‘Kadınlar kötüdür’ algısı oluşturup çevresindeki insanları da etkileyerek kadın düşmanlığını yaydılar.

Feminist sayfalara baktığımda da şunları gördüm: taciz olaylarına gereken cezalar verilmiyordu, toplumda kadın güçsüz olarak görülüyordu ve kadınlar çoğu yerde negatif ayrımcılığa maruz kalıyordu. Kadınlar erkeklerin onları sadece seks objesi olarak gördüğünü söylüyor, kezban/kaşar kadın ayrımına kızıyor, nasıl davranacağına karar veremiyor, toplumdaki ‘namus’ kavramından dolayı eğlenilecek kadın olarak görülmemek için cinsellikten çekiniyorlardı. Feminist dalganın da düşmancıl üst level’ı erkeklerin her hareketini düşmanca değerlendirerek davranışı ‘cinsellik/kadını aşağılama’ bazlı görenlerdi. Nasıl olur da bir erkek onlara ‘bayan’ diyebiliyor, ‘Kadınlar çiçektir’ diyerek onları güçsüz/narin olarak görüp aşağılıyordu? Mutlaka her sözün ardında bir art niyet olmalıydı. Ya da bir erkeğin amacı her zaman kadınları yatağa atmaktı ve erkekler kadınları sadece seks objesi olarak görürdü (Çünkü muhtemelen bunu iddia eden kişi erkeklerle kötü deneyimler yaşamıştı ve deneyimini genelleyip erkek düşmanlığını yaymaya çalışıyordu). Bu yüzden erkekler kötü varlıklardı ve erkeklerden uzak durulmalıydı.

Her iki tarafı da okuyup anlamaya çalıştıktan sonra şunu fark ettim: bu iki cinsiyetin birbirlerini düşman olarak görüp aldığı tavırlar, toplum olarak düzgün ilişkilerin kurulmasını engelliyor ama aslında iki tarafın da şikayetleri birbirlerini tamamlayıcı cinsten. Kadınlar ve erkekler geçmişte yaşadıkları sorunları genellemek yerine, kendi sorunlarını çözmeye ve karşı cinsi anlamaya yönelik hareket etse, her iki taraf adına da mutluluğu baz alarak davranışlarına yön verse sorunların yavaş yavaş azalacağını düşünüyorum. Çünkü negatif duygular çoğu zaman kişinin kendisine olan özsaygısındaki eksiklikten gelir ve bu negatif duygular bir süre sonra karşılıklı olur, bulaşıcıdır; tıpkı pozitif yaklaşımların da karşılıklı/bulaşıcı olduğu gibi. Özetle Red Pill bazlı gidersek, karşı cinse düşmanca yaklaşmak ve bu düşmanlığı genelleyerek yaymak yerine; herkes öncelikle kendini geliştirmeye ve özgüvenini yükseltmeye adasa, hobiler edinse, kitaplar okusa, statüsünü yükseltmeye çalışsa, spora başlayıp kilo vererek düzgün bir fiziğe sahip olsa, özsaygısını ve sınırlarını farkında olsa, karşı cinsle ilişkilerini düzeltse ve karşı cinsi anlamaya çalışsa sorunlar büyük ölçüde azalır. Kendisine saygı duymayan insan ne başkasını sevebilir ne de ilişkilerinde mutlu olabilir. Kendisine saygı duyan ve kendisini seven insan ise etrafına pozitif enerji verir, pozitif ilişkiler kurar. Bu döngünün devamlılığı için ilk önce kendimize odaklanmalı ve daha sonra diğer insanları anlamaya çalışmalıyız. Herkesin birbirine pozitif yaklaştığı bir toplumda ilişki sorunlarının da minimumda olacağını düşünüyorum.

Konuk Yazar : Freudyen

Hipergamiyi lehine kullanmak

Bolluk zihniyetinin dorukları  yazısında dreex şu yorumu bırakmış :

hocam selam, ben bu bolluk zıhnıyetını kendıme asılamak ıcın suan kendı sevıyemın altında gordugum 3 farklı kızla takılıyorum. 3 ude 10 uzerınden gozumde 4-5 lık kızlar. Bunlardan ıkısı ile fbyım istediğim zaman sevisebılıyorum …

Orada yazdım ama yorumlarda kalmasın diye buraya aktarıyorum zira bu önemli. Hipergami hakkında o kadar yazıp çizdik ve bunu da genelde erkeklere uyarı olarak yaptık. Dedik ki, kızlar statü olarak kendilerinden aşağıda erkeklere ilgi duyamazlar o nedenle ilişkiye girince salıp kendi statünü düşürme, hipergaminin farkında ol, riskleri bil, alfa siker beta öder denkleminin sağ tarafı olma, vs … Oysa hipergamiyi bilmenin bir yararı da, nasıl çalıştığını bilirsen, yararına kullanabilecek olman.

Skeptico Kızlarla Özgüvensizlik Problemi Nasıl Aşılır? yazısında yazmıştı :

Erkekler için reddedilmeleri azaltmak içinse sürekli söylediğimiz Hipergamiyi tatmin etme hadisesi var. Yani yazdığınız kızın hipergamisini ne oranda tatmin ediyorsanız o kadar az reddedilirsiniz. Maslak plazalarda beyaz yakalı olarak çalışan hafif kilolu 170lik erkek Levent Zorlu center’da gezinen manken kızlara yazdığı zaman reddedilecektir, ama Bağcılarda kafede kızlara yazsa daha az reddedilecektir. Hipergamiyi kendi avantajınıza çevirin – kendinizi her açıdan geliştirerek hiyerarşide yukarı tırmanmaya böylece reddedilmeyeceğiniz karşı cins havuzunu mümkün mertebe büyütmeye çalışın.

Katılıyorum.  Hipergamiyi kullanmanın bir yolu, kendini geliştirerek erkek egemenlik hiyerarşisinde daha yukarı çıkmak. Böyle yaparak, kendinize daha geniş bir avsahası yaratırsınız.

Hipergamiyi kullanmanın bir başka yolu da, kendi rahat alanından, sosyal çevrenden çıkarak, statünün daha yüksek olduğu alanlarda avlanmaktır. Bize mesaj atan arkadaşların çoğu kendi sosyal çevresinde avlanıyor. Bu çok kısıtlı bir av sahası ve eğer kızlarla başarılı değilseniz, sosyal statünüzün lehinize çalışacağı ortamlarda avlanın. Üniversite öğrencisi iseniz üniversite mezunu olmayan ve o yaşlarda çalışan kızlara yürüyün. Ya da örneğin 25 yaşında işi, arabası olan bir adamsanız ve Maslak’da Plaza hatunlarına hitap edemiyorsanız, gidin 20 yaşında, aynı yaşta akranları ev, araba ve maaşın getirdiği rahatlıklar sağlayamayacak üniversite öğrencilerine yürüyün.

The Last Samurai şöyle bir yorum yapmış :

Benim tavsiyem; ligini yükseltmeye başla. Rahibelerle de uğraşma (eğer çok sıradışı bir fantazin yoksa). Bir erkeğin zamanı değerlidir.
Rastgele “Day game” olayına gir. Tinder kullan. Daha üst seviyelerde yeni tabaklar edin.

Katılıyorum ama 2 tane uyarı koyacağım :

1) Ligi hemen başında yukarda tutmak ama elinde tabak yokken geleni HB7 değil diye reddetmemek lazım. Yani hedefi başından yukarda tutun ama HB 5 – 9 arasına yürüyün, 5 – 6 değil.

2) Burada dreex’in bahsettiği spesifik kızları bilemem ama özellikle kızlarla başarı geçmişi olmayan erkekler HB seviyelerini çok karıştırıyor. Tamam HB görece bir kavram, özellikle erkeğin kendi CPD‘sine göre göreceli değerlendirilen birşey.  Ortalama bir erkek HB7 ve üstü olmayan kızlara bakmama ve HB 6.5 görse HB 4.5 görme eğiliminde. Öyle adamlar var ki, İrina Shayk’dan aşağı olmaz diye diye yıllarca ellerine kadın eli değmez. Benden söylemesi, kriterleriniz olmasın demiyorum hatta olsun. Ama yıllarca yalnız gezip, ellerinizde nasırlar, gözünüzde yaşlar denize doğru sigara tüttürmek size ne kadar çekici gelirse gelsin, biraz büyük de olsa çıplak kalçalara yaslanıp uyumak, çok daha iyidir.

Yörüngeye kameralar önünde fırlatılan uydu erkek

Bir kadının erkek arkadaşı ve kız arkadaşları vardır. Bir kadının erkek arkadaşı değilseniz, kız arkadaşısınız.

Uydu erkek (ya da Umut Sarıkaya’nın Türkçeye kazandırdığı ismi ile meriç), erkek dünyasında en çok yerilen ama ezici çoğunluğun yine de içine düştüğü bir durum. Bu konuya biz de çok değindik ve mekanizmasını az çok anlatmaya çalıştık. Meriç, sadece kendisine değil, kadınları karşılıksız ilgiye boğarak kadın milletinin ruhunu, kişiliğini bozduğu için tüm erkek milletine kötülük eden bir mahlukattır.

Dün kiss cam’de alfa kurtların nasıl davrandığını göstererek, alfa erkeklere örnek vermiştik. Şimdi de kiss cam’de koca bir ülkenin gözü önünde yörüngeye fırlatılan şu aşağıdaki merice bakalım.

 

3 … 2 … 1 … and lift off! 😀

Kimsenin görmediği bir yerde uydu erkek yörüngesine fırlatılmak zaten taşaklara iyi bir tekme etkisi yaratır, ama böylesi … erkeğin ruhundaki masküliniteyi söker atar 🙁

Bu elemanın vücut diline ve özellikle de suratındaki gülüşe bakın. Bu sahibinden bir dal muz almış sirk şempanzesi sırıtışı, iyi çocukların güzel kadının yanında olmakla bile sergiledikleri bir kepazeliktir. Vücut dili ile ilgili biz yazmayalım. Size bolluk zihniyetinin doruğundaki alfa kurtlarla karşılaştırın. Alfa vücut dilinin ve oturuşunun önemini daha önce anlatmıştık. Bu vücut dilinin tek başına testosteron salgılatacağna değinmiştik. Bu elemanın düşük omuzlarla oturuşu beta vücut dilinin en önemli öğelerinden ve bol bol kadınlık hormonu salgılatıyordur.

Kıssadan hisse : Bir kızla beraberken her hareketiniz sanki televizyondan canlı yayınlanıyormuş gibi hareket edin. Sokaktaki sade vatandaş seyredince sizin için utanacağı hareketler yapmayın.

 

 

Kadınları para ile elde etmek

Erkeklerin çoğunun yüzde 100 inandığı birşey var. Kadınlarla başarılı olmanın anahtarı çok paranın olmasıdır, özellikle de tipin iyi değil ise.

Yanlış.

Neden peşinen yanlış dedim anlatayım. Evet, kadınlar bilinçaltında gücün her şeklini çekici bulurlar ve para da gücün bir şeklidir.

Ama gücün her şekli aynı şiddette arzu yaratmaz. Aslına bakarsanız para, nasıl kullanıldığına da bağlı olarak erkeği kadınlar konusunda diğer erkeklere göre avantajsız konuma bile getirebilir.

Kadınlarla başarılı olmanın anahtarının para veya tip değil dominant ve maskülin davranışlar olduğunu, maskülin davranışlar ile sadece para veya tipe yaslanan erkeklere göre çok daha avantajlı durumda olacağınızı iddia edeceğim.

Peki dominant, maskülin ve özgüven sahibi olmak neden paraya göre daha avantajlı?

Zira karar verici, dominant, maskülin ve özgüven sahibi olmak dolaysız yoldan kadının bilinçaltında ham arzu yaratırken, para dolaylı olarak bilinçaltına etki eder. Bu çok da anlaşılmaz birşey değil. Sonuçta insanlık tarihinin yüzbinlerce yıllık geçmişinde, acımasız doğa koşullarında, kimse kimseden daha zengin değilken, erkekler arasındaki rekabette belirleyici olan şey karar verici, dominant, maskülin ve özgüven sahibi olmak idi.

(Bazılarınız “hayır efendim, daha adeleli ve güçlü olan kazanır” diye düşünebilir ama bilimsel araştırmalar öyle göstermiyor. İnsanların en yakın akrabası şempanzelerde mesela grubun alfası en güçlü şempanze değil, en lider özellikli, özgüven sahibi, politik şempanze. Siz istediğiniz kadar güçlü olun, sosyal gruplaşmanın olduğu bir toplulukta ufak tefek ama lider olan biri 4 – 5 elemanın aklını çeldi mi sizi toprağa gömer.)

Şimdi yüzbinlerce yıldır bu maskülin özellikleri güç olarak algılayıp evrimleşmiş bir devre var. Bu devrenin parayı tanıması birkaç bin yıllık tarihi olan birşey. O kadar kısa sürede dolaysız olarak paraya bakan bir devre evrimleşemez. Yani para dolaylı bir güç simgesi. Dolaysız güç simgesi de maskülin özellikler.

Kadında HAM CİNSEL ARZUYU doğrudan yaratan en önemli güç, bir erkeğin kontrolü elinde tutan, duygusal olarak güçlü ve dominant bir ERKEK olmasıdır. Ham cinsel arzu ise para ile oluşan çekimden kat be kat daha güçlüdür. Hatta yukarıda bahsettiğimiz ve duygusal gücün ve sağlamlığın dışa vurumu olan simgeler bana sorarsanız iyi genlerden bile daha güçlü arzu coşturucuları.

İyi genler araştırma ardı araştırma sonucunda erkeklerin bağışıklık sisteminin gücüne işaret ettiğinden kadınlar tarafından çekici bulunuyor. Dünyada tarih boyunca en çok insanı, özellikle de çocuk yaşlarda öldüren yaratıkların Barbar Konanlar değil virüs ve bakteriler olduğunu düşünürseniz bunun önemli bir eş seçme kriteri olduğunu görebilirsiniz. Fakat bence kadınların dominant ama tipsiz erkekleri, iyi fizikli ve yapılı ama dominant olmayan erkeklere tercih etmesi bize birşey anlatıyor.

Daha önce bahsetmişimdir, 20li yaşlarımda kadınlar konusunda en çok gözüme çarpan çelişki bana ilişkilerde genç kadınlar için dominant ve maskülin olmanın daha önemli olduğunu gösterdi. Örneğin bir keresinde fiziksel olarak gayet iyi ve iyi para kazanan tipik bir yazılımcı arkadaş ile bir bara gitmiştik. Bu arkadaşın tipi de fena değil. Yine de bu arkadaş kızlar için görünmez iken, arkadaşlarının salon koltuklarında yatan çulsuz ve tipsiz bir herif o gece tanıştığı ve kendisine vermeye hazır hatunlardan hangisini götürsem, grup yapsam mı diye düşünüyordu. Sonra iki kızla çıktı gitti ama ondan sonra ne yaptı bilmem (ya da hatırlamıyorum).

Yazılımcı arkadaşım tipik bir Clark Kent sendromu yaşıyordu. Yani süperman fiziğine sahip olmasına rağmen Clark Kent gibi ürkek ve kararsız davrandığından (en azından kızların yanında), Süperman için eriyip bitecek bir Lois Lane ile yan yana gelse, hatun kendisinin yakında olduğunu bile fark etmiyordu. İş paraya, tipe ve genlere kalsa, benim arkadaşın kızları götürmesi lazımdı ama durum öyle değildi.

Bu dinamiğe sonra sıklıkla şahit oldum. Bunu Reddit’in meşhur Michael’in Hikayesi yazısındaki sünepe Michael de anlatır. Michael bugün 32 yaşında ve Miami’de deniz kıyısında kondoda kalan, iyi para kazanan bir genç ve üniversite yıllarını hatırlarken şöyle bir hikaye anlatır :

“Hatırlıyorum da bir keresinde bir kız tarafından reddedilmem kalbimde derin bir yara açmıştı … Çok ortak noktamız vardı. Ona tam bir centilmen gibi yürüdüm ama sonunda kız beni reddetti. Beni reddettiği haftasonu ise onun yurtta yan odada hayvan gibi sikilirken bağırışlarını dinlemek zorunda kaldım. O odada yaşayan çocuk, inanılmaz tipsiz ve uyuşturucu bağımlısı, baştan aşağı dövme kaplı bir “müzik çalışmaları”öğrencisi idi. Bu kız güzel, ince ve hayatının baharında bir taze idi. Hiçbir şey demedim ama böyle bir herifle tek gecelik ilişkiyi bana tercih etmesi beni yıktı. Bu adam kızla yaptıklarını sonradan bana anlattı ve fazla üzülmememi zira bildiği hemen her erkeğin bu hatunun üstünden geçtiğini söyledi.”

Hikayesinden görebildiğimiz kadarıyla Michael iyi tipli, avukatlık okuyan ve gelecek vaadeden bir çocuk ama karakteri dominant ve maskülin olmanın tam tersi bir yerde. Bu nedenle de, dominant ve maskülin ama ne bir gelecek vaadeden ne de tipi olan bir erkeklere 20li yaşları boyunca yenilmiş durmuş.

Yazının başında para, nasıl kullanıldığına da bağlı olarak erkeği kadınlar konusunda diğer erkeklere göre avantajsız konuma bile getirebilir dedik. Eğer bir erkek kendi maskülin benliğini geliştirmek yerine kadın stratejisini paraya dayandırırsa, IQsu yüksek bir gold diggerın ATMsi olmaktan öteye geçemeyebilir. Ya da Michael gibi o kadar paranın ve lüksün içinde yalnız ve öfkeli bir erkek olarak kalabilir.

Aslında bu doğal dinamik bence pozitif birşey. Tamam kadınların ilkel dürtüler yüzünden efendi adamlarla nezih nezih koklaşacağına piç erkeklerin peşinde heba olmaları kötü ama maskülin olmak sadece zengin bebelere değil daha geniş bir kesime açık. Yanlış anlamayın. Duygularını kontrol altında tutabilen, en stresli durumlarda bile soğukkanlığını koruyabilen birine evrilmek, zengin olmaktan daha zor birşey. Ama en azından herkese daha açık birşey.

Jordan Peterson – Göz Teması

Jordan Peterson’ın bir dersinde kaydedilmiş bu ilginç videodaki erkeklere güzel kadın yüzlerini gösterdikleri çalışmadan bahsettiği bölüm özellikle dikkatimi çekti. Erkek deneklere gözleri sağa, sola ve direk erkeklerin gözlerinin içine bakan güzel kadın yüzleri gösteriyorlar. Araştırmacılar bunu yaparken de deneklerin beyinlerindeki dopamin merkezlerindeki aktiviteyi gözlüyorlar.

Kadınların gözlerinin içine baktıkları fotoğraflarda bu merkezler ışıl ışıl oluyor. Ve bu merkezler, kadın kırmızı elbise giyiyor ise daha da ışıldıyor. Daha da komiği, erkeklere biçimli hatları olan spor arabaları gösterdiğinizde de aynı ışıldamayı yaratabiliyorsunuz 🙂

 

Dopaminle ilgili daha önce yazmıştık :

Dopamin beynin ödül devresi (reward circuit) ismi verilen bir kısmını ateşleyen bir kimyasal. Bu devre sizin arzu ve zevk hissettiğiniz ve aynı zamanda bir şeye bağımlı olduğunuz bölge.

Dopamin’in evrimsel görevi sizi genleriniz için iyi olan şeyi yapmaya itmek. Ne kadar çok dopamin salgılarsanız isteğiniz de o kadar şiddetli oluyor. Hiç dopamin yoksa, karşınızdaki şeyi / kişiyi tamamen es geçiyorsunuz. Çikolata, kremalı kek ve dondurma ile dopamin seviyesi tavan yaparen kereviz dopamin salgılatmayacaktır bile. Cinsel uyarı ise ödül devrenizde en çok dopamin salgılanması sağlayan doğal uyaran.

Dopamin’in göbek adı “bağımlılık molekülü” zira bağımlılık konusunda merkezi bir rolü var. Dopamin “zevk molekülü” olarak da bilinse de bu isim teknik olarak pek uygun değil aslında. Dopamin aslında tamamen ödül arama, tahmin ve isteme ile alakalı bir kimyasal. Dopamin uzun dönemli hedefler için potansiyel ödülü arama istek ve motivasyonu sağlıyor sadece. Bu konu tartışmalı olsa da, ödül ve zevk ise opioid denilen kimyasallar sayesinde.

Göz teması önemli. Göz teması ilgi göstergesidir ve prensipte yaklaşabilme ihtimalini gösterir. Yaklaşma ise dopamin tarafından düzenlenen pozitif bir duygusal durum yani. Hatunun bakışları bir şekilde sizi buluyorsa, beyniniz motivasyon hormonunu salgılayıp sizi yaklaşmaya itiyor bir şekilde.

Toronto Üniversitesi Psikoloji Profesörü Jordan Peterson,  ilkin Social Justice Warrior‘larla (SJW) girdiği başarılı mücadele ile gündeme gelse de, genç erkeklerin hiç duymadıkları, ama eksikliğini derinden hissettikleri sorumluluk ve hayatına yön verme mesajları ile kısa zamanda erkek popülasyonu tarafından yoğun takip edilen biri haline geldi. Peterson’u erkekler arasında bu kadar meşhur eden şey, erkeklerin babalarından duymaları gereken ama artık hiç duymadıkları mesajları veriyor olması. 12 Rules for Life: An Antidote to Chaos adlı kitabı Ocak 2018'de piyasaya çıkacak olan Peterson'un Maps of Meaning: The Architecture of Belief  adlı bir kitabı da mevcut. Jordan Peterson'un Türkçe çevirilerini burada Jordan Peterson Türkçe etiketinden takip edebilirsiniz.

Oyun adı üstünde bir oyundur

Kızlara yürürken ve Oyunu icra ederken güvenli ve rahat olmak için takınacağınız en iyi perspektif bu olaya oyun olarak bakmaktır. Neden? Bütün bu olay gerçekten de bir oyun olduğu ve aslına bakarsanız stresi bırakırsanız oldukça eğlenceli olabileceği için.

Bu oyunda kadınlar ve erkekler karşı cinsten ilgisini çekebilecekleri en iyi erkek veya kadınları etkilemeye çalışırlar. Bir erkek için bu oyunda iki tip oyuncu vardır – rakipler (diğer erkekler) ve hedefler (kadınlar).

Bu oyunda birden fazla kazanan olabilir. Bu oyun da diğerleri gibi şanstan ziyade yeteneğe, pratikle kazanabileceğiniz bir yeteneğe bağlıdır.

Oyun yeteneğinizi hergün aşamalı olarak küçük basamaklar tırmanarak arttırın. Bu, başarı için önünde durulamaz bir momentum yaratmanın tek yoludur. Başlarda telefon numarasını sormadan güzel ya de değil her kadına takılın. Bir kez bunda başarılı olduktan sonra sadece güzel kadınlara takılın ama yine telefon numarası istemeyin. Bu aşamada da rahatlık sağladıktan sonra da telefon numarası sormaya başlayın. Bu konuya daha ayrıntılı olarak Kızlar konusunda çekingenliği ve utangaçlığı aşmak için ne yapmalı? yazımızda değinmiştik.

Maalesef güzel bir kızın yanında özgüven problem yaşayan birçok erkek, kızlarla tanışma konusunu aşırı ciddiye alır. Konuya oyun olarak değil tatsız bir deneyim olarak bakar. Bu ciddiyet kendi başına büyük problemdir. Bu ciddiyet, kadın ve erkek arasındaki elektriği ateşleyen doğal oyunculuk / şakalaşma atmosferini öldürür.

Güzel bir kadını kim istemez, bu konuyu ciddiye almak neden kötü olsun diyebilirsiniz. Bu konuyu aşırı ciddiye aldığınızda, bu “ciddiyet” titreşimleri kadın tarafından algılanacak ve anında “çaresizlik” ve “yokluk içinde olmak” olarak algılanacaktır. Neden? Çünkü bu ciddiyet gerçekten de çaresizlikten, daha doğrusu erkeğin kendisini kadınlar konusunda çaresiz hissetmesinden kaynaklanır. Dünya üzerinde yüzbinlerce güzel kadın varken bir erkeğe tek bir kadına yürümeyi aşırı ciddiye aldırabilecek tek şey, erkeğin kadınlar konusunda kendisini çaresiz hissetmesidir.

Bunu oyun olarak görmenize çok yardımcı olacak bu gerçeği hemen kavrayın ve hiç aklınızdan çıkarmayın. Şu an sizinle beraber olabilecek ve bekar yüzbinlerce kadın var ve daha da iyisi hergün onbinlercesi 18, 19, 20 ve 21 yaşına giriyor ve yine hergün onbinlercesi bir ilişkiden çıkıp bekar hale geliyor.

Güzel bir kadına yürürken bu kadının tek, özel veya alternatifsiz olmadığını aklınızdan çıkarmamanız, sizin bu yürümeyi aşırı ciddiye almanızı engelleyecektir. Tek yapmanız gereken oyunu öğrenmek, bir kadında uygulamak ve o kadında sonuç vermiyorsa hemen o kadını geride bırakıp bir sonraki “hedefe” odaklanmak.

Daha da güzeli, bir erkeğin tek bir kadına yaklaşmayı aşırı ciddiye alması nasıl “çaresizlik” belirtisi ise, bu yaklaşmayı çok kafaya takmamak ve bundan zevk almak da “bol seçeneğe sahip olmanın” belirtisidir.
Bu önemlidir zira kadınlar birbirlerinin fikirlerine çok önem verirler ve birbirlerinin seçimlerinden ister istemez etkilenirler. Önseçim, yani bir erkeğin başka kadınlar tarafından çekici bulunuyor olması, o erkeği bir kadının gözünde tek başına çekici yapabilir. Kadınlar, seçenekleri olan erkekleri seksi bulurlar. Bu etkiyi yaratmak için en iyi yöntem birden fazla aday hedefinizin olmasıdır. Fakat yukarıda bahsettiğimiz binlerce alternatifi aklınızın bir köşesinde tutarak flörte zevk alacağınız bir oyun gibi bakmanız da, bu etkiyi yaratacaktır.

Kızlara yürüme sürecine neşe ile bakıp zevk alın derken palyaçoya dönün demek istemiyorum. Kıza yürürken sürekli gülümsemenizi de tavsiye etmiyorum. Bu aslında kötü bir strateji zira sürekli gülümsemeniz kızı sürekli memnun etmeye çalışıyorsunuz ya da kıçını yalıyorsunuz izlenimi verebilir. Ben kontrolün sizde olduğu ve sizin de rahat olduğunuz bir yaklaşmadan bahsediyorum. Kontrollü ve rahatsınız zira bu bir oyun ve siz de oyunu çok iyi oynayan birisiniz 🙂

Türk Kızı çok rererö

Red Pill‘i keşfetmeden önce kadınlara öfke duyuyordum. Hatta sık sık, Türk kızı başlığını okuyup öfkemi pekiştiren entryleri beğeniyordum. düşüncelerimin aksini yazanlara da sinir oluyordum. Türk kızı masum olamazdı. Kendini beğenmiş, kokoş bir kezban olmalıydı ve biz çok şanssız olmalıydık. Tabi ki param olmadığı için tercih edilmediğimi düşünüyordum. İlişkilerim kısa sürüyordu ve çoğu, sevgili olma aşamasına gelmeden bitiyordu. Uzun zaman bunun sebebini düşündüm. Bir yerlerde yanlış yapıyordum ama nerede yanlış yaptığımı bir türlü bulamıyordum. Bu konuyu genç, yaşlı bir sürü kadınla konuştum. Söyledikleri şey, doğru zaman geldiğinde doğru insanın beni bulacağıydı.

Üniversite hayatım boyunca doğru zaman bir türlü gelmedi. Doğru kadın da öyle… Bir süre sonra, gerek zeka, gerekse entelektüel açıdan diğer insanlardan üstün olduğumu düşünmeye başladım. Kadınlar cahil ve geri kafalıydı. İşleri güçleri evlilikti. Kendilerini ilişkileri üzerinden tanımlıyorlardı ve ilişkiler dışında konuşacak şeyleri yoktu. Bense o zamanlar Alfred Adler, Jung, Freud, Nietzsche okuyup Dünya Sinemasının sanatsal filmleriyle kafayı bozmuştum. Kadınlardan da umudumu kesmiştim. Belki abartı gelecek ama kadınları ölene kadar hayatıma dahil etmemeyi bile düşündüm. O zamanlar MGTOW ya da Red Pill’den haberim yoktu. Meğer MGTOW kafasıyla düşünüyormuşum.

Red Pill’le tanışmam Skeptico sayesinde oldu. Uzun zaman söylediklerine inanmadım. Aşırı abartı geliyordu fakat tecrübelerim Skeptico’yu haklı çıkarıyordu. Onun perspektifinden bakınca nerede, ne hata yaptığımı anlayabiliyordum. Beni Red Pill’e bağlayan esas şey, Red Pill’e yönelik hakaretler ve aşağılamalar oldu. Hiçbiri tutarlı değildi. Öfke ve nefret dolu feminaziler ve meriçler adeta Red Pill’den ve erkeklerin uyanışından rahatsız oluyorlardı. Bunun başka bir izahı olamaz. Bir şeye sürekli hakaret edip o şeyi savunanları aşağılıyorsanız bu öfkenizin sebebi o şeyin gerçek olabilme ihtimalinden rahatsız olmanızdır. Karşıt fikirleri Red Pill’den daha çok okudum ama bu mantıksız, tutarsız eleştiriler beni Red Pill’in içine çekti. Bu aşamadan sonra Türk kızına dair hiçbir öfke ve kızgınlık duymamaya başladım. Evlilik ve çocuk yapma arzusunu anlayabiliyordum. Kadın doğası buydu. Bunu inkar etmek, doğayı ve milyonlarca yıllık evrimi inkar etmekti. Çocuk doğurmak isteyecekti, çocuğunu emzirdiğini, büyüttüğünü hayal edecekti. Topluma ve aileye şekil veren geleneklerini benimseyecekti. Çalışmak yerine evde durup kendi çocuğuna bakmak isteyecekti. Bundan doğal ne olabilir ki?

Kadın vücuduna bakın. Narin ve zayıf. Kastan ziyade yağdan oluşuyor. Kemikleri ince. Kadının zihnine ve düşünce yapısına bakın. Duygusal, hassas, ürkek, kararsız. Bir kadın, yorucu ve uzun mesai saatlerine, iş yüküne, iş yerindeki psikolojik baskıya ve katı kurallara nasıl dayansın? Böyle bir ortama kadınlığından ödün vermeden nasıl adapte olsun? Emekli erkeklerin evde durmak istememesi, çabucak sıkılıp kendilerini dışarıya atmaları da yine bu sebepten. Erkek, doğası gereği mücadeleci ve savaşçı. Kadın, doğası gereği edilgen ve stabil. Dahası; Türk kızı, ailesine ve evine düşkün. Diğer milletten kadınlara göre daha anlayışlı ve sadık. Türkiye’deki boşanma oranları Avrupa ile kıyaslanınca devede kulak gibi kalıyor. Yine Türk kızı, hipergamisini baskılamakta diğer ülkelerin kadınlarına nazaran daha başarılı çünkü Türkiye’de hala gelenekler, din, örf ve adetler önemli bir yer tutuyor. Aldatan kadın orospu ile eş tutuluyor.

Peki Türk erkekleri bu kadınlardan neden bu kadar şikayetçi? Aslında bu şikayetler, tipik yetersiz, tercih edilmeyen erkek şikayetlerinden pek farklı değil. Hatta birkaç istisna dışında neredeyse diğer ülkelerdeki erkeklerin şikayetleriyle aynı. Bunlardan en çarpıcı olanı, sekse ulaşımın zor ve aşırı maliyetli olması ki, bu bence 10 sene önce tarih oldu. Artık Türkiye’de sekse ulaşım, toplumun her kesimi için neredeyse Avrupa ile aynı seviyede. Sekse ulaşamayan ya da çok zor ulaşan biri, bu noktada kendi değerini ve yeterliliğini sorgulamalı.

Sorun sende değil hormonlarımda – Testosteronun Etkileri

Vücuttaki hormon seviyelerindeki dalgalanmaların insanların davranışları ve ruhsal durumları üzerindeki etkileri daha yeni yeni anlaşılmaya ve araştırılmaya başlanan bir konu. Bu aşağıdaki videoda Lisa Welling, testosteron seviyesinin, kadın ve erkeklerde karşı cinste çekicilik konusunda nasıl etkili olduğu konusunda örnekler veriyor.

İnsan çekiciliğinde 3 çeşit steroid hormon öne çıkıyor : Progestinler ki anahtar hormonu progesterondur, temel olarak hamilelik sürecinde yer alırlar. Estrogenler ki anahtar hormonu estradioldür, temel olarak kadınların ikincil cinsel karakteristiklerinin gelişiminde rol oynarlar. e son olarak androgenler ki anahtar hormonu testosterondur, çoğunlukla erkek ikincil cinsel karakteristiklerinin gelişiminde rol oynarlar. Farkedilen ana fonsiyonlarına rağmen bu üç sınıf hormon da hem kadınlarda hem de erkeklerde bulunur (fakat çok farklı oranlarda).

Welling’in bahsettiği örnek, hemen her erkeğin kadının koruyup kollama konusunda bilmesi gereken birşey : adet döngüsü. 28 günlük ortalama adet döneminde, adet birinci günde foliküler denilen evre ile başlar. Adet 5 gün sürerken, folliküler evre yumurtlamaya kadar devam eder ki bu aşamada yumurtlanır ve döllenme olabilir. Yumurtlamadan sonra luteal diye bilinen evre vardır ki bu evrede döllenmiş yumurta uterus duvarına yapışabilir ve hamilelik olabilir. Hamilelik olmazsa, hormon seviyeleri düşer ve döngü yeniden başlar.

Aşağıdaki grafikte gördüğünüz gibi estrogen, testosteron ve progesteron, adet döngüsü boyunca tahmin edilir oranlarda salgılanırlar.

Geç Foliküler Evre – Alfa siker günleri 

Adet döneminin değişik evrelerinin değişik hormon profilleri var. Örneğin cinsel ilişkinin döllenme sonuçlanabileceği geç foliküler evrede estrojen ve testosteron seviyeleri yüksek iken, progesteron seviyesi çok düşük. Ama döllenmenin olmayacağı luteal fazın ortasında ise yüksek estrogen seviyesi var (ama yine de daha az), düşük testosteron ve çok yüksek progesteron seviyeleri var.

Araştırmalar gösteriyor ki kadınlar, yumurtlamaya yakın dönemde erkeklerde maskülin karakteristikleri daha çekici bulduklarını söylüyorlar. Yani kadınların bu genetik sağlık göstergelerini olan çekimi, döllenme ihtimallerinin en çok olduğu dönemde daha artıyor.

Bu tercihleri hormonlar yönetiyor. Unutmayın, yumurtlamaya yakın testosteron seviyesi yüksek, estrogen seviyesi yüksek ve pregesteron seviyesi düşük.  Süslü bir matematiğin de yardımı ile her bir hormonun tek tek katkısını hesaplamışlar ve görünen o ki testosteron bu maskülin erkek seçme etkisini yaratıyor. Kadınların testosteron seviyesi yumurtlamaya yakın yüksek iken maskülin erkek tercihi aynı kadının testosteron seviyesi daha düşük olduğu zamana göre daha fazla.

Evet sevgili dostlar, alfa siker, beta öder hipergamisi, hormonların da etkisi ile 28 günlük periyotlar halinde sürekli tekrarlanıyor. Bu nedenle hatununuzun adet döngüsünün bilmeniz çok önemli. Hatununuzun adet döngüsünü bilin ve bu yumurtlama penceresinde kıskançlık seviyenizi arttırın. Bırakın kızlarla dışarı çıkıp kız kıza başka bir zamanda eğlensinler. Hem bu döngüyü bilirseniz sürekli kıskançlığa da gerek yok. Sadece o alfaya meyilli dönemde gözünüz açık olsun yeter :))

Ve toy, alfa özellikleri gelişme aşamasında erkeklere tavsiyemiz ise hedefteki kadının adet dönemini bilebilirlerse bu beta öder kısmında yatağa atlayabilirler. Şimdi bulamadım ama beta erkeklerin en çok bu dönemde seks bulabildiğini (hamilelik olmayacak bu dönemde) gösteren bir araştırma okumuştum.

Erkeklerde Testosteron ve kadın çekiciliği

Son dönemlerde erkeklerin hiç de kadınsı olmayan kadınlara çekilebilmesini açıklayan bir bölümde var videoda. Erkeklerin testosteron seviyesi arttıkça, feminen kadınlara yöneliyorlar. Ama gençlerin testosteron seviyesi tabanda olduğu için, tam tersi geçerli.

Erkeklerde başarı ve testosteron

Videonun en son bölümü ise bence çok önemli bir bilgi içeriyor. Testosteron seviyesi, erkek rekabete dayalı bir oyunda kazandı mı tavan yapıyor ama kaybetti mi yerlerde sürünüyor. Bu önemli ve gerçekten de yaptığınız işin rekabetçi olması ve bunda çok iyi olacak şekilde kendinizi geliştirmeniz, testosteron seviyenizi tavanlara çıkaracaktır.